3 Hadis
01
Ash-Shama'il Al-Muhammadiyah # 33/222
Hz. Âişe (r.anha)
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ الْبَصْرِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ الأَسْوَدِ، عَنِ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ‏:‏ مَا كَانَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَسْرُدُ سرْدَكُمْ هَذَا، وَلَكِنَّهُ كَانَ يَتَكَلَّمُ بِكَلامٍ بَيِّنٍ فَصْلٍ، يَحْفَظُهُ مَنْ جَلَسَ إِلَيْهِ‏.‏
Humaid bin Mas'ade el-Basri bize şöyle anlattı: Humaid bin el-Aswad, Usame bin Zeyd'den, o da el-Zuhri'den, o da Urve'den, o da Aişe'den rivayetle bize şöyle dedi: Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sallam), sizin gibi hızlı konuşmazdı; fakat yanında oturanların ezberleyebileceği, açık ve net sözler söylerdi.
02
Ash-Shama'il Al-Muhammadiyah # 33/223
Enes b. Mâlik (r.a.)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ الْمُثَنَّى، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ‏:‏ كَانَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم، يُعِيدُ الْكَلِمَةَ ثَلاثًا لِتُعْقَلَ عَنْهُ‏.‏
Muhammed ibn Yahya bize şöyle dedi: Ebu Kuteybe Salm ibn Kuteybe, Abdullah ibn el-Muthanna'dan, o da Thumame'den, o da Enes ibn Malik'ten rivayetle bize şöyle dedi: Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sallam), bir sözün anlaşılması için üç defa tekrar ederdi.
03
Ash-Shama'il Al-Muhammadiyah # 33/224
el-Hasan bin Ali (RA)
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا جُمَيْعُ بْنُ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْعِجْلِيُّ، قَالَ‏:‏ حدَّثنِي رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ مِنْ وَلَدِ أَبِي هَالَةَ زَوْجِ خَدِيجَةَ يُكْنَى أَبَا عَبْدِ اللهِ، عَنِ ابْنٍ لأَبِي هَالَةَ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ، قَالَ‏:‏ سَأَلْتُ خَالِي هِنْدُ بْنُ أَبِي هَالَةَ، وَكَانَ وَصَّافًا، فَقُلْتُ‏:‏ صِفْ لِي مَنْطِقَ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم، قَالَ‏:‏ كَانَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم مُتَوَاصِلَ الأَحْزَانِ، دَائِمَ الْفِكْرَةِ، لَيْسَتْ لَهُ رَاحَةٌ، طَوِيلُ السَّكْتِ، لا يَتَكَلَّمُ فِي غَيْرِ حَاجَةٍ، يَفْتَتِحُ الْكَلامَ، وَيَخْتِمُهُ بِاسْمِ اللهِ تَعَالَى، وَيَتَكَلَّمُ بِجَوَامِعِ الْكَلِمِ، كَلامُهُ فَصْلٌ، لا فُضُولَ، وَلا تَقْصِيرَ، لَيْسَ بِالْجَافِي، وَلا الْمُهِينِ، يُعَظِّمُ النِّعْمَةَ وَإِنْ دَقَّتْ لا يَذُمُّ مِنْهَا شَيْئًا، غَيْرَ أَنَّهُ لَمْ يَكُنْ يَذُمُّ ذَوَّاقًا وَلا يَمْدَحُهُ، وَلا تُغْضِبُهُ الدُّنْيَا، وَلا مَا كَانَ لَهَا، فَإِذَا تُعُدِّيَ الْحَقُّ، لَمْ يَقُمْ لِغَضَبِهِ شَيْءٌ، حَتَّى يَنْتَصِرَ لَهُ، وَلا يَغْضَبُ لِنَفْسِهِ، وَلا يَنْتَصِرُ لَهَا، إِذَا أَشَارَ بِكَفِّهِ كُلِّهَا، وَإِذَا تَعَجَّبَ قَلَبَهَا، وَإِذَا تَحَدَّثَ اتَّصَلَ بِهَا، وَضَرَبَ بِرَاحَتِهِ الْيُمْنَى بَطْنَ إِبْهَامِهِ الْيُسْرَى، وَإِذَا غَضِبَ أَعْرَضَ وَأَشَاحَ، وَإِذَا فَرِحَ غَضَّ طَرْفَهُ، جُلُّ ضَحِكِهِ التَّبَسُّمُ، يَفْتَرُّ عَنْ مِثْلِ حَبِّ الْغَمَامِ‏.‏
Sufyan ibn Waki’ bize şöyle anlattı: Cami’ ibn ‘Umar ibn ‘Abd al-Rahman al-‘Ijli bize şöyle anlattı: Beni Tamim kabilesinden, Hatice’nin kocası Ebu Hala’nın soyundan Ebu Abdullah olarak bilinen bir adam, Ebu Hala’nın bir oğlundan, Hasan ibn Ali’den rivayetle bana şöyle anlattı: “Anne tarafımdan amcam Hind ibn Abi Hala’ya sordum, o bir anlatıcıydı ve dedim ki: Bana anlat…” Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sallam) mantığı şudur ki, o sürekli kederliydi, her zaman derin düşüncelere dalmış, asla dinlenmemiş, sık sık sessiz kalmış, gerekli olmadıkça konuşmamıştır. Konuşmasına Allah’ın adıyla başlayıp bitirir, özlü ve kapsamlı konuşurdu. Konuşması açık ve netti, ne aşırı ne de eksikti. Ne sert ne de saygısızdı ve küçük bile olsa nimetleri takdir ederdi. Titizdi, hiçbir şeyde kusur bulmazdı, tek istisna bir sanatseveri ne eleştirir ne de överdi. Dünya ve ona ait her şey onu kızdırmazdı. Adalet ihlal edilirse, onu haklı çıkarana kadar hiçbir şey öfkesine dayanamazdı. Kendi çıkarı için öfkelenmez, zafer de aramazdı. İşaret ederken tüm elini kullanırdı; şaşırdığında elini çevirirdi; konuşurken ise sağ elinin avucunu başının içine vurarak, sol başparmağını da kullanarak konuşurdu. Kızgınken yüzünü çevirir, bakışlarını kaçırırdı; mutlu olduğunda ise gözlerini aşağı indirirdi. Kahkahalarının çoğu, bir bulutun taneciği gibi bir şeyi ortaya çıkaran bir gülümsemeydi.