Namaza Başlamak
Bölümlere Dön
01
Sünen Nesâî # 11/876
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ، ح وَأَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، - هُوَ ابْنُ سَعِيدٍ - عَنْ شُعَيْبٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ الزُّهْرِيُّ - قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ التَّكْبِيرَ فِي الصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ يُكَبِّرُ حَتَّى يَجْعَلَهُمَا حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ إِذَا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَقَالَ " رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " . وَلاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ حِينَ يَسْجُدُ وَلاَ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ .
İbn Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.)'in namazın açılış tekbirini aldığında ellerini omuz hizasına kadar kaldırdığını gördüm. Rükûdan önce tekbir getirdiğinde de aynısını yaptı ve "Semi Allahü limen hamideh (Allah kendisine hamd edenleri işitir)" dediği zaman da aynısını yaptı ve sonra "Rabbena ve leke'l-hamd (Rabbimiz, hamd sana mahsustur)" dedi. Fakat secde ederken veya secdeden başını kaldırdığında bunu yapmadı.
02
Sünen Nesâî # 11/877
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى تَكُونَا حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ يُكَبِّرُ - قَالَ - وَكَانَ يَفْعَلُ ذَلِكَ حِينَ يُكَبِّرُ لِلرُّكُوعِ وَيَفْعَلُ ذَلِكَ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَيَقُولُ
" سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . وَلاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ .
" سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . وَلاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ .
İbni Ömer şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.)'in namaza durduğunda ellerini omuz hizasına kadar kaldırdığını, sonra tekbir getirdiğini gördüm. Rükûdan önce tekbir getirdiğinde de aynısını yaptı ve rükûdan başını kaldırdığında da şöyle dedi: 'Semi Allahu limen hamideh (Allah kendisine hamd edenleri işitir).' Fakat bunu secdede yapmadı.
03
Sünen Nesâî # 11/878
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا رَكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَهُمَا كَذَلِكَ وَقَالَ
" سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " . وَكَانَ لاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ .
" سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " . وَكَانَ لاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ .
Abdullah bin Ömer'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) namaza başlayınca ellerini omuzları hizasında kaldırır, rükû ettiğinde ve başını rükûdan kaldırdığında da aynı şekilde kaldırır ve "Semi Allahu limen hamideh, Rabbenâ ve leke'l-hamd (Allah, kendisine hamd edenleri işitir, Rabbimiz, hamd sana olsun." derdi) Ve secdedeyken bunu yapmadı.
04
Sünen Nesâî # 11/879
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ كَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى حَاذَتَا أُذُنَيْهِ ثُمَّ يَقْرَأُ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَلَمَّا فَرَغَ مِنْهَا قَالَ
" آمِينَ " . يَرْفَعُ بِهَا صَوْتَهُ .
" آمِينَ " . يَرْفَعُ بِهَا صَوْتَهُ .
Abdülcebbar bin Vail'den rivayet edildiğine göre babası şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.)'in arkasında namaz kıldım, o namaza başlayınca tekbir getirdi ve ellerini kulak hizasına kadar kaldırdı. Sonra kitabın açılışını okudu ve bitirince 'Âmin' dedi ve onunla sesini yükseltti."
05
Sünen Nesâî # 11/880
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ نَصْرَ بْنَ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا صَلَّى رَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ يُكَبِّرُ حِيَالَ أُذُنَيْهِ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ .
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in ashabından Malik bin Huveyris'ten rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) namaz kıldığı zaman -tekbir aldığı zaman- ellerini kulaklarına paralel olacak şekilde kaldırırdı, rükû etmek istediğinde ve rükûdan başını kaldırdığında ellerini kaldırırdı.
06
Sünen Nesâî # 11/881
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ وَحِينَ رَكَعَ وَحِينَ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ حَتَّى حَاذَتَا فُرُوعَ أُذُنَيْهِ .
Malik ibn el-Huveyris'ten rivayet edildiğine göre: "Resûlullah'ı (s.a.v.) namaza başladığında ellerini kaldırdığını, rükû ettiğinde ve başını rükûdan kaldırdığında kulaklarının tepesine paralel olduğunu gördüm.
07
Sünen Nesâî # 11/882
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا فِطْرُ بْنُ خَلِيفَةَ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى تَكَادَ إِبْهَامَاهُ تُحَاذِي شَحْمَةَ أُذُنَيْهِ .
Abdülcebbar bin Vail'den, babasından şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in namaza başladığı zaman, başparmakları neredeyse kulak memeleri hizasına gelinceye kadar ellerini kaldırdığını gördü.
08
Sünen Nesâî # 11/883
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سَمْعَانَ، قَالَ جَاءَ أَبُو هُرَيْرَةَ إِلَى مَسْجِدِ بَنِي زُرَيْقٍ فَقَالَ ثَلاَثٌ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْمَلُ بِهِنَّ تَرَكَهُنَّ النَّاسُ كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ فِي الصَّلاَةِ مَدًّا وَيَسْكُتُ هُنَيْهَةً وَيُكَبِّرُ إِذَا سَجَدَ وَإِذَا رَفَعَ .
Said bin Sem'an, Ebu Hureyre'nin Benî Züreyk Mescidi'ne geldiğini ve şöyle dediğini söyledi: "Resûlullah (s.a.v.)'in yaptığı ve insanların terk ettiği üç şey vardır; namaz kılarken ellerini uzatırdı, kısa bir süre susardı ve secdede ve oturduğunda tekbir getirirdi.
09
Sünen Nesâî # 11/884
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَدَخَلَ رَجُلٌ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَدَّ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَرَجَعَ فَصَلَّى كَمَا صَلَّى ثُمَّ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَقَالَ الرَّجُلُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أُحْسِنُ غَيْرَ هَذَا فَعَلِّمْنِي . قَالَ " إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَكَبِّرْ ثُمَّ اقْرَأْ مَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا ثُمَّ افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا " .
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre: Rasûlullah (s.a.v.) mescide girdi, sonra bir adam içeri girip namaz kıldı, sonra gelip Resûlullah'a (s.a.v.) selam verdi. Resûlullah (s.a.v.) onun selamına karşılık verdi ve şöyle buyurdu: "Geri dön ve namaz kıl, çünkü sen kılmadın." Bunun üzerine geri döndü ve daha önce yaptığı gibi namaz kıldı, sonra Peygamber (s.a.v)'in yanına gelerek ona selam verdi. Geri dön ve dua et, çünkü sen namaz kılmadın." Bunu üç defa yaptı ve sonra adam şöyle dedi: "Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, ben bundan daha iyisini yapamam; Bana öğret." Şöyle buyurdu: "Namaza kalktığın zaman tekbir getir, sonra Kur'an'dan sana kolay geleni oku. Sonra rükûda huzur buluncaya kadar rükû edin, sonra dik duruna kadar kalkın. Sonra secdede sükun bulununcaya kadar secde edin, sonra oturuşunuzda sükûnet bulununcaya kadar oturun. Sonra bunu tüm duanız boyunca yapın.
10
Sünen Nesâî # 11/885
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدٌ، - هُوَ ابْنُ أَبِي أُنَيْسَةَ - عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَامَ رَجُلٌ خَلْفَ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً . فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَاحِبُ الْكَلِمَةِ " فَقَالَ رَجُلٌ أَنَا يَا نَبِيَّ اللَّهِ . فَقَالَ " لَقَدِ ابْتَدَرَهَا اثْنَا عَشَرَ مَلَكًا " .
Abdullah bin Ömer'den rivayet edildiğine göre: Bir adam Resûlullah (s.a.v.)'in arkasında durdu ve şöyle dedi: "Allahu ekberu kebire vel-hamdü lillâhi kathira, ve sübhanallahi bukraten ve asile (Allah en büyüktür, Allah'a çok hamd olsun ve günün başında ve sonunda Allah'ı tesbih ederim)." Allah Resulü (ﷺ) şöyle buyurdu: "Bu sözleri kim söyledi?" Bir adam: "Ben yaptım ey Allah'ın Resulü" dedi. Dedi ki: "On iki melek (onları almak için) koştular.
11
Sünen Nesâî # 11/886
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُجَاعٍ الْمَرُّوذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا " . فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " عَجِبْتُ لَهَا " . وَذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا " فُتِحَتْ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ " . قَالَ ابْنُ عُمَرَ مَا تَرَكْتُهُ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُهُ .
İbni Ömer şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte namaz kılarken, insanlardan bir adam şöyle dedi: 'Allahu ekberu kebira, vel-hamdu lillâhi kesire, ve sübhanallahi bukraten ve asile (Allah en büyüktür, Allah'a çok hamd olsun ve günün başında ve sonunda Allah'ı tesbih ederiz).' Allah Resulü (ﷺ) şöyle buyurdu: 'Şöyle şöyle diyen kimdir?' Halktan bir adam: 'Ben yaptım ya Resulallah' dedi. "Beğendim" dedi ve ona gök kapılarının açıldığını gösteren sözler söyledi." İbn Ömer şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle söylediğini duyduğumdan beri bunu söylemekten vazgeçmedim.
12
Sünen Nesâî # 11/887
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُمَيْرٍ الْعَنْبَرِيِّ، وَقَيْسِ بْنِ سُلَيْمٍ الْعَنْبَرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَلْقَمَةُ بْنُ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَ قَائِمًا فِي الصَّلاَةِ قَبَضَ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ .
Musa bin Umeyr El-Anbari ve Kays bin Süleym El-Anbari'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Alkame bin Va'il bize babasının şöyle dediğini anlattı: "Resûlullah'ı (s.a.v.) namazda dururken sağ eli ile sol elini tutarken gördüm.
13
Sünen Nesâî # 11/888
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَبِي زَيْنَبَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا عُثْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ رَآنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ وَضَعْتُ شِمَالِي عَلَى يَمِينِي فِي الصَّلاَةِ فَأَخَذَ بِيَمِينِي فَوَضَعَهَا عَلَى شِمَالِي .
Haccac bin Ebu Zeyneb'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebu Osman'ın, İbni Mes'ud'un şöyle dediğini işittim: 'Namazda sol elimi sağ elimin üzerine koyduğumda Peygamber (s.a.v.) beni gördü. Sağ elimi tuttu ve sol yanıma koydu.
14
Sünen Nesâî # 11/889
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ زَائِدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ كُلَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّ وَائِلَ بْنَ حُجْرٍ، أَخْبَرَهُ قَالَ قُلْتُ لأَنْظُرَنَّ إِلَى صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ يُصَلِّي فَنَظَرْتُ إِلَيْهِ فَقَامَ فَكَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى حَاذَتَا بِأُذُنَيْهِ ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى كَفِّهِ الْيُسْرَى وَالرُّسْغِ وَالسَّاعِدِ فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ رَفَعَ يَدَيْهِ مِثْلَهَا - قَالَ - وَوَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ ثُمَّ لَمَّا رَفَعَ رَأْسَهُ رَفَعَ يَدَيْهِ مِثْلَهَا ثُمَّ سَجَدَ فَجَعَلَ كَفَّيْهِ بِحِذَاءِ أُذُنَيْهِ ثُمَّ قَعَدَ وَافْتَرَشَ رِجْلَهُ الْيُسْرَى وَوَضَعَ كَفَّهُ الْيُسْرَى عَلَى فَخِذِهِ وَرُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَجَعَلَ حَدَّ مِرْفَقِهِ الأَيْمَنِ عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى ثُمَّ قَبَضَ اثْنَتَيْنِ مِنْ أَصَابِعِهِ وَحَلَّقَ حَلْقَةً ثُمَّ رَفَعَ إِصْبَعَهُ فَرَأَيْتُهُ يُحَرِّكُهَا يَدْعُو بِهَا .
Wa'il bin Hujr şöyle dedi: "Ben, 'Resûlullah'ın (ﷺ) nasıl namaz kıldığına bakacağım' dedim.' Ben de onu izledim, ayağa kalkıp tekbir getirdi, ellerini kulak hizasına kadar kaldırdı, sonra sağ elini sol elinin, bileğinin ve alt kolunun üzerine koydu. Rükû etmek istediğinde ellerini de kaldırırdı. Daha sonra secdeye kapandı ve ellerini kulak hizasına koydu. Sonra doğrulup sol bacağını altına koydu; sol elini sol uyluğunun ve dizinin üzerine koydu, sağ dirseğinin kenarını sağ uyluğunun üzerine koydu, sonra iki parmağını bir araya getirip daire çizdi ve işaret parmağını kaldırdı, onu hareket ettirdiğini ve onunla dua ettiğini gördüm.
15
Sünen Nesâî # 11/890
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ هِشَامٍ، ح وَأَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ هِشَامٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُصَلِّيَ الرَّجُلُ مُخْتَصِرًا .
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre: Peygamber (s.a.v.) elleri belinde tutarak namaz kılmayı yasaklamıştır.
16
Sünen Nesâî # 11/891
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ حَبِيبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ صُبَيْحٍ، قَالَ صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ فَوَضَعْتُ يَدِي عَلَى خَصْرِي فَقَالَ لِي هَكَذَا ضَرْبَةً بِيَدِهِ فَلَمَّا صَلَّيْتُ قُلْتُ لِرَجُلٍ مَنْ هَذَا قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ . قُلْتُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ مَا رَابَكَ مِنِّي قَالَ إِنَّ هَذَا الصَّلْبُ وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا عَنْهُ .
Ziyad bin Subaih'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İbn Ömer'in yanında namaz kıldım ve elimi belime koydum, o da bana bunu yaptı - eliyle vurdu. Namazı bitirdiğimde bir adama: 'Bu kim?' dedim. Şöyle dedi: "Abdullah bin Ömer." Dedim ki: 'Ey Ebu Abdurrahman, bana neden kızgınsın?' Dedi ki: 'Bu, çarmıha gerilme duruşudur ve Allah Resulü (ﷺ) bunu yapmamızı yasakladı.
17
Sünen Nesâî # 11/892
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ سَعِيدٍ الثَّوْرِيِّ، عَنْ مَيْسَرَةَ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، رَأَى رَجُلاً يُصَلِّي قَدْ صَفَّ بَيْنَ قَدَمَيْهِ فَقَالَ خَالَفَ السُّنَّةَ وَلَوْ رَاوَحَ بَيْنَهُمَا كَانَ أَفْضَلَ .
Ebu Ubeyde'den rivayet edilmiştir: Abdullah, ayakları bitişik namaz kılan bir adam gördü. Şöyle dedi: "Sünnete aykırıdır; ağırlığını birinden diğerine kaydırsa bu daha iyi olur."
18
Sünen Nesâî # 11/893
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَيْسَرَةُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْمِنْهَالَ بْنَ عَمْرٍو، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ رَأَى رَجُلاً يُصَلِّي قَدْ صَفَّ بَيْنَ قَدَمَيْهِ فَقَالَ أَخْطَأَ السُّنَّةَ وَلَوْ رَاوَحَ بَيْنَهُمَا كَانَ أَعْجَبَ إِلَىَّ .
Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: Bir adamın ayaklarını birleştirerek namaz kıldığını gördü. Dedi ki: "O sünnete uymuyor. Eğer ağırlığını birinden diğerine kaydırsa bunu daha çok isterim."
19
Sünen Nesâî # 11/894
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ لَهُ سَكْتَةٌ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ .
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre: Rasûlullah (s.a.v.) namaza başlayınca kısa bir süre duraklardı.
20
Sünen Nesâî # 11/895
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ سَكَتَ هُنَيْهَةً فَقُلْتُ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَقُولُ فِي سُكُوتِكَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ قَالَ
" أَقُولُ اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَاىَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ اللَّهُمَّ اغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَاىَ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ " .
" أَقُولُ اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَاىَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ اللَّهُمَّ اغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَاىَ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ " .
Ebu Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) namaza başlayınca kısa bir süre dururdu. Ben şöyle dedim: 'Annem ve babam sana fidye versin, ey Allah'ın Resulü, tekbir ile kıraat arasında kısa bir süre durduğunda ne dersin?' Şöyle dedi: 'Ben diyorum ki: Allahuma ba'id beyni ve beyne khatayaya kama ba'adta beyna al-meşriki vel-mağrib; Allahumme nakqini min khatayaya kama yunaqqa es-sevb el-ebyad min ed-danas; Allahumme ighsilni min khatayaya bil ma'i wa es-thalci vel-berad. (Allah'ım, benimle günahlarım arasına, doğu ile batının arasını ettiğin mesafe kadar mesafe koy; Allah'ım, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi beni de günahlarımdan temizle; Allah'ım, günahlarımı su, kar ve dolu ile yıka)
21
Sünen Nesâî # 11/896
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُرَيْحُ بْنُ يَزِيدَ الْحَضْرَمِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنِي شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا اسْتَفْتَحَ الصَّلاَةَ كَبَّرَ ثُمَّ قَالَ
" إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ اهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَعْمَالِ وَأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إِلاَّ أَنْتَ وَقِنِي سَيِّئَ الأَعْمَالِ وَسَيِّئَ الأَخْلاَقِ لاَ يَقِي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ " .
" إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ اهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَعْمَالِ وَأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إِلاَّ أَنْتَ وَقِنِي سَيِّئَ الأَعْمَالِ وَسَيِّئَ الأَخْلاَقِ لاَ يَقِي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ " .
Câbir bin Abdullah şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.) namaza başlayınca tekbir getirir ve şöyle derdi: 'İnne salati ve nusuki ve mahyaye ve mamati lillahi rabbil-alemin, la şerike lehu, ve bidhalika umirtu ve en min el-müslimin. Ahsaniha illa ente ve qini sey'al-a'mali ve sey'el-ahaki lâ yaki seyy'aha illa ant. (Şüphesiz ki benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardan biriyim. Allah'ım, beni amellerin en güzeline ve ahlakın en güzeline ulaştır, çünkü kimse yol gösteremez. Senden başkasının en hayırlısına ve beni kötülüklerden ve kötü huylardan koru; çünkü bunlara karşı Senden başkası koruyucu olamaz.
22
Sünen Nesâî # 11/897
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمِّي الْمَاجِشُونُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيٍّ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا اسْتَفْتَحَ الصَّلاَةَ كَبَّرَ ثُمَّ قَالَ
" وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَنَا عَبْدُكَ ظَلَمْتُ نَفْسِي وَاعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي جَمِيعًا لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ وَاهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إِلاَّ أَنْتَ وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا لاَ يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ فِي يَدَيْكَ وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ " .
" وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَنَا عَبْدُكَ ظَلَمْتُ نَفْسِي وَاعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي جَمِيعًا لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ وَاهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إِلاَّ أَنْتَ وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا لاَ يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ فِي يَدَيْكَ وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ " .
Ali (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edilmiştir: Rasulullah (s) namaza başlayınca tekbir getirir ve sonra şöyle derdi: "Vecehtu vechi lillazi fetaras-semevâtivel-arda hanifan ve ma ene mine'l-müşrikin. İnna salati ve nusuki ve mahyaya ve mameti lillahi rabbil-alamin, lâ şerike lehu, ve bidhalika ümirtu. ve ene min el-müslimin Allahümme! Ente'l-maliku la ilahe illa ante, ene abduka zalamtu nefsi ve'teraftu bidhanbi fağfirli zünubi cami'an, la yağfirüdhunuba illa ente, vahdini li hasenil-ahklaki, la yahdi li ahsaniha illa ente verif anni sayy'aha la yasrifu anni. seyy'eha illa ente, lebeyke ve sa'deyke, vel-hayru kulluhu fi yadaika ves-şerru leisa ileyke ana bisiklete ve ileyke ana bisiklete ve ileyke teberkte ve ta'alaita estağfiruke ve atubü ileyik. Muhakkak ki benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allah'ım, Sen mülk sahibisin ve senden başka ibadete layık olan yoktur. Ben senin kulunum, bütün günahlarımı bağışla. Sen, onların en iyisine ulaştırırsın, beni kötü huylardan koru, çünkü onlara karşı Senden başkası koruyucu olamaz, bütün iyilikler Senin elindedir, kötülükler Sana isnat edilmez, Sen mübarek ve yücesin, Senden af dilerim ve sana tövbe ederim.
23
Sünen Nesâî # 11/898
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ حِمْيَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَبْلَهُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ الأَعْرَجِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مَسْلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَامَ يُصَلِّي تَطَوُّعًا قَالَ
" اللَّهُ أَكْبَرُ وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ " . ثُمَّ يَقْرَأُ .
" اللَّهُ أَكْبَرُ وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ " . ثُمَّ يَقْرَأُ .
Muhammed bin Mesleme'den rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) nafile namaza durduğunda şöyle derdi: "Allahu Ekber Vecehtü vechhi lillazi fataras-semevâtival-arda hanifan müslimen ve ma ana min'al-müşrikin. İnna salati ve nusuki ve mahyaya ve mamati lillahi rabbil-alamin, la şerike lehu, ve bidhalika." ümirtu ve ene evvelül-müslimin. Allahumme entel-maliku lâ ilahe illa ente sübhaneke ve bihamdik (Allah çok büyüktür. Ben bir Müslüman olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratan hanifeye çevirdim ve ben müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim. Allah'ım, mülk Sen'dir ve Sen'den başka ibadete layık yoktur.)" Sonra şu ayeti okurdu:
24
Sünen Nesâî # 11/899
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ فَضَالَةَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ قَالَ
" سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ تَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " .
" سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ تَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " .
Ebu Said'den rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.) namaza başladığında şöyle derdi: "Sübhanekallahumme ve bihamdike tabarakasmuke ve ta'ala cedduke ve la ilaha ghairuk (Seni tesbih ve hamd olsun Allah'ım. Adın mübarek ve celalin yüce olsun, senden başka ibadete layık yoktur)."
25
Sünen Nesâî # 11/900
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، قَالَ حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ قَالَ
" سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " .
" سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " .
Ebu Said'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) namaza başlayınca şöyle derdi: 'Sübhanekallahumme ve bihamdike tabarakasmuke ve ta'ala cedduke ve la ilaha ghairuk (Seni tesbih ve hamd olsun Allah'ım. Adın mübarek ve celalin yüce olsun, Senden başka ibadete layık ilah yoktur)'
26
Sünen Nesâî # 11/901
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، وَقَتَادَةَ، وَحُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بِنَا إِذْ جَاءَ رَجُلٌ فَدَخَلَ الْمَسْجِدَ وَقَدْ حَفَزَهُ النَّفَسُ فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ . فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ قَالَ " أَيُّكُمُ الَّذِي تَكَلَّمَ بِكَلِمَاتٍ " فَأَرَمَّ الْقَوْمُ قَالَ " إِنَّهُ لَمْ يَقُلْ بَأْسًا " . قَالَ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ وَقَدْ حَفَزَنِي النَّفَسُ فَقُلْتُهَا . قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَقَدْ رَأَيْتُ اثْنَىْ عَشَرَ مَلَكًا يَبْتَدِرُونَهَا أَيُّهُمْ يَرْفَعُهَا " .
Enes (r.a) şöyle demiştir: "Resulullah (a.s.) bize namaz kıldırırken bir adam gelip mescide girdi ve nefes nefese şöyle dedi: "Allahu ekber, el-hamdülillahi hemden kesiren tayiben mübareken fih. (Allah en büyüktür, Allah'a hamdolsun, çok hayırlı ve mübarek hamd olsun.)" Resulullah (s.a.v.) namazını bitirince şöyle buyurdu: "Hanginiz kimsiniz?" Bu sözleri kim söyledi?' Halk sessizliğini korudu. Şöyle dedi: 'Kötü bir şey söylemedi.' Adam dedi ki: 'Ben yaptım ya Resulallah. Geldim, nefesim kesildi ve bunu söyledim.' Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "On iki meleğin, hangisinin bu görevi üstleneceğini görmek için koşuştuklarını gördüm.
27
Sünen Nesâî # 11/902
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ - رضى الله عنهما - يَسْتَفْتِحُونَ الْقِرَاءَةَ بِـ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ }
Enes'ten rivayet edildiğine göre: Peygamber (s.a.v), Ebu Bekir ve Ömer -Allah her ikisinden de râzı olsun- okumaya şöyle başlarlardı: "Bütün hamd ve şükür, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
28
Sünen Nesâî # 11/903
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ - رضى الله عنهما - فَافْتَتَحُوا بِـ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ }
Enes'ten rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v) ve Ebu Bekir ve Ömer (Allah her ikisinden de razı olsun) ile birlikte dua ettim ve onlar şöyle başladılar: "Bütün hamd ve şükürler, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur."
29
Sünen Nesâî # 11/904
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الْمُخْتَارِ بْنِ فُلْفُلٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ بَيْنَمَا ذَاتَ يَوْمٍ بَيْنَ أَظْهُرِنَا - يُرِيدُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم - إِذْ أَغْفَى إِغْفَاءَةً ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ مُتَبَسِّمًا فَقُلْنَا لَهُ مَا أَضْحَكَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " نَزَلَتْ عَلَىَّ آنِفًا سُورَةُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ { إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ * فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ * إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الأَبْتَرُ } " . ثُمَّ قَالَ " هَلْ تَدْرُونَ مَا الْكَوْثَرُ " . قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ " فَإِنَّهُ نَهْرٌ وَعَدَنِيهِ رَبِّي فِي الْجَنَّةِ آنِيَتُهُ أَكْثَرُ مِنْ عَدَدِ الْكَوَاكِبِ تَرِدُهُ عَلَىَّ أُمَّتِي فَيُخْتَلَجُ الْعَبْدُ مِنْهُمْ فَأَقُولُ يَا رَبِّ إِنَّهُ مِنْ أُمَّتِي . فَيَقُولُ لِي إِنَّكَ لاَ تَدْرِي مَا أَحْدَثَ بَعْدَكَ " .
Enes'in Malik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hâlâ aramızdayken biraz kestirdi, sonra gülümseyerek başını kaldırdı. Biz de ona: 'Neden gülüyorsun ey Allah'ın Resulü?' dedik. Dedi ki: 'Bana şu sure nazil oldu: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Muhakkak ki Biz sana (ey Muhammed) Kevser'i lütfettik. O halde Rabbinize dua edin ve kurbanlarınızı (yalnız O'na) verin. Senden nefret edenin yolu kesilecek.' Sonra şöyle dedi: 'Kevser'in ne olduğunu biliyor musun?' Biz de: 'Allah ve Resulü daha iyi bilir' dedik. Dedi ki: 'Bu, Rabbimin bana cennette vaat ettiği bir nehirdir. Kapları yıldızların sayısından fazladır. Ümmetim bana gelecek, sonra içlerinden bir adam çekilecek ve ben: "Rabbim, o benim ümmetimdendir" diyeceğim, O da bana şöyle diyecek: "Onun sen gittikten sonra ne yaptığını bilmiyorsun."
30
Sünen Nesâî # 11/905
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ نُعَيْمٍ الْمُجْمِرِ، قَالَ صَلَّيْتُ وَرَاءَ أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَرَأَ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ } الرَّحِيمِ ثُمَّ قَرَأَ بِأُمِّ الْقُرْآنِ حَتَّى إِذَا بَلَغَ { غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } فَقَالَ آمِينَ . فَقَالَ النَّاسُ آمِينَ . وَيَقُولُ كُلَّمَا سَجَدَ اللَّهُ أَكْبَرُ وَإِذَا قَامَ مِنَ الْجُلُوسِ فِي الاِثْنَيْنِ قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ وَإِذَا سَلَّمَ قَالَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لأَشْبَهُكُمْ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Nu'aym el-Mücmir şöyle demiştir: "Ebu Hureyre'nin arkasında namaz kıldım ve o şöyle okudu: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, sonra Ümmü'l-Kur'an'ı (Fatiha) okudu ve sana gazaplananların ve sapıkların yoluna değil, "Amin ve insanlar 'Amin' dedi. Ve her secde ettiğinde şöyle dedi: 'Allahu Ekber ve iki rek'attan sonra oturduğu yerden kalkınca 'Allahu Ekber' dedi ve selam verdikten sonra şöyle dedi: 'Nefsim elinde olana yemin ederim ki benim namazım, Resulullah'ın duasını en yakından hatırlatır.
31
Sünen Nesâî # 11/906
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، أَنْبَأَنَا أَبُو حَمْزَةَ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ زَاذَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُسْمِعْنَا قِرَاءَةَ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ } وَصَلَّى بِنَا أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فَلَمْ نَسْمَعْهَا مِنْهُمَا .
Enes bin Malik şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.) bize namaz kıldırdı ve biz onun şöyle okuduğunu duymadık: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Ebu Bekir ve Ömer de bize namaz kıldırdı ve biz onlardan da duymadık.
32
Sünen Nesâî # 11/907
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، وَابْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ - رضى الله عنهم - فَلَمْ أَسْمَعْ أَحَدًا مِنْهُمْ يَجْهَرُ بِـ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ } .
Enes'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.), Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ın arkasında namaz kıldım ve hiçbirinin yüksek sesle şöyle dediğini duymadım: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla."
33
Sünen Nesâî # 11/908
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ غِيَاثٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو نُعَامَةَ الْحَنَفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُغَفَّلٍ إِذَا سَمِعَ أَحَدَنَا، يَقْرَأُ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ } يَقُولُ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَخَلْفَ أَبِي بَكْرٍ وَخَلْفَ عُمَرَ رضى الله عنهما فَمَا سَمِعْتُ أَحَدًا مِنْهُمْ قَرَأَ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ .
İbn Abdullah bin Muğaffal şöyle demiştir: "Eğer birimiz Abdullah bin Muğaffal, 'Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla' okuduğunu duysaydı, şöyle derdi: 'Resûlullah (s.a.v.)'in arkasında, Ebu Bekir'in ve Ömer'in (Allah her ikisinden de razı olsun) arkasında namaz kıldım ve hiçbirinin şöyle okuduğunu duymadım: 'Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla'.
34
Sünen Nesâî # 11/909
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا السَّائِبِ، مَوْلَى هِشَامِ بْنِ زُهْرَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى صَلاَةً لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ فَهِيَ خِدَاجٌ هِيَ خِدَاجٌ هِيَ خِدَاجٌ " . غَيْرُ تَمَامٍ . فَقُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ إِنِّي أَحْيَانًا أَكُونُ وَرَاءَ الإِمَامِ . فَغَمَزَ ذِرَاعِي وَقَالَ اقْرَأْ بِهَا يَا فَارِسِيُّ فِي نَفْسِكَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ قَسَمْتُ الصَّلاَةَ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي نِصْفَيْنِ فَنِصْفُهَا لِي وَنِصْفُهَا لِعَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَءُوا يَقُولُ الْعَبْدُ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ } يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ حَمِدَنِي عَبْدِي . يَقُولُ الْعَبْدُ { الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ } يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَثْنَى عَلَىَّ عَبْدِي . يَقُولُ الْعَبْدُ { مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ } يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مَجَّدَنِي عَبْدِي . يَقُولُ الْعَبْدُ { إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ } فَهَذِهِ الآيَةُ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ . يَقُولُ الْعَبْدُ { اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ * صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } فَهَؤُلاَءِ لِعَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " .
Hişam bin Zühre'nin azatlı kölesi Ebu es-Sa'ib şöyle dedi: "Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittim: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim, Ümmü'l-Kur'an'ı (Fatiha) okumaksızın namaz kılarsa, o eksiktir, eksiktir, noksandır, eksiktir." Ben (Ebu's-Sa'ib) şöyle dedim: 'Ey Ebu Hureyre, ben bazen imamın arkasındayım.' Beni kolumdan dürttü ve şöyle dedi: 'Bunu kendi kendine oku ey İranlı! Çünkü Resûlullah'ın (ﷺ) şöyle dediğini işittim: "Allah şöyle buyuruyor: "Namazı kendimle kulum arasında ikiye böldüm ve kuluma dilediği verilecektir." Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Oku, çünkü kul: Bütün hamd ve şükür, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur dediğinde, Allah şöyle der: 'Kulum bana hamd etti.' Ve o: Rahman ve Rahim deyince Allah şöyle der: 'Kulum beni övdü.' Ve o, "Hesap gününün (yani kıyamet gününün) tek sahibi (ve tek hakimi)" deyince Allah: "Kulum beni tesbih etti" buyurur. Ve: "Yalnız sana ibadet ederiz ve (yalnız) senden yardım dileriz" deyince: "Bu, benimle kulum arasındadır ve kulumun istediği olacaktır." der. Ve o, "Bizi doğru yola ilet, gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil, kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet" deyince şöyle der: "Bu benim kulum içindir ve kulumun istediği olacaktır."
35
Sünen Nesâî # 11/910
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ
" لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ " .
" لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ " .
Ubâde bin es-Sâmit'ten rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Fatihati'l-Kitab'ı okumayanın namazı yoktur."
36
Sünen Nesâî # 11/911
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
" لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَصَاعِدًا " .
" لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَصَاعِدًا " .
Ubâde bin es-Samit'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Fatiha'l-Kitab'ı veya daha fazlasını okumayanın namazı yoktur."
37
Sünen Nesâî # 11/912
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ الْمُخَرِّمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ رُزَيْقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ إِذْ سَمِعَ نَقِيضًا فَوْقَهُ فَرَفَعَ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ بَصَرَهُ إِلَى السَّمَاءِ فَقَالَ هَذَا بَابٌ قَدْ فُتِحَ مِنَ السَّمَاءِ مَا فُتِحَ قَطُّ . قَالَ فَنَزَلَ مِنْهُ مَلَكٌ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَبْشِرْ بِنُورَيْنِ أُوتِيتَهُمَا لَمْ يُؤْتَهُمَا نَبِيٌّ قَبْلَكَ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَخَوَاتِيمِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ لَمْ تَقْرَأْ حَرْفًا مِنْهُمَا إِلاَّ أُعْطِيتَهُ .
İbni Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Cebrail, Resûlullah (s.a.v.)'in yanında iken, yukarıdan, kapı açılmasına benzer bir ses işitti. Cibril (a.s.), göğe baktı ve şöyle dedi: 'Bu, Cennette açılmış bir kapıdır, fakat daha önce hiç açılmamıştır." Dedi ki: "Oradan bir melek indi ve Peygamber Efendimiz (sav)'e geldi ve şöyle dedi: 'Sana verilen ve senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nurla müjdele: Fatiha'nın açılışı ve Bakara Suresi'nin son ayetleri. Onlardan tek bir harfini bile okumayacaksın ama o sana verilecek.
38
Sünen Nesâî # 11/913
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ حَفْصَ بْنَ عَاصِمٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي سَعِيدِ بْنِ الْمُعَلَّى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِهِ وَهُوَ يُصَلِّي فَدَعَاهُ - قَالَ - فَصَلَّيْتُ ثُمَّ أَتَيْتُهُ فَقَالَ " مَا مَنَعَكَ أَنْ تُجِيبَنِي " قَالَ كُنْتُ أُصَلِّي . قَالَ " أَلَمْ يَقُلِ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ } أَلاَ أُعَلِّمُكَ أَعْظَمَ سُورَةٍ قَبْلَ أَنْ أَخْرُجَ مِنَ الْمَسْجِدِ " . قَالَ فَذَهَبَ لِيَخْرُجَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَوْلَكَ . قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ هِيَ السَّبْعُ الْمَثَانِي الَّذِي أُوتِيتُ وَالْقُرْآنُ الْعَظِيمُ " .
Ebu Sa'id bin Mu'alla'dan şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.) namaz kılarken yanından geçti ve ona seslendi. Dedi ki: "Namazı bitirdim, sonra yanına vardım ve şöyle dedi: 'Seni bana cevap vermekten alıkoyan neydi?' Dedi ki: 'Dua ediyordum.' Şöyle dedi: 'Allah şöyle demiyor mu: Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlüne itaat ederek icabet edin? Mescidden çıkmadan önce sana en büyük sureyi öğretmeyeyim mi?' Sonra o gitti, ben de şöyle dedim: 'Ya Resulullah, ne dedin?' Şöyle buyurdu: "Bütün hamd ve şükürler, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Bunlar bana verilen yedi Kur'an ve Kur'an-ı Kerim'dir.
39
Sünen Nesâî # 11/914
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
" مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي التَّوْرَاةِ وَلاَ فِي الإِنْجِيلِ مِثْلَ أُمِّ الْقُرْآنِ وَهِيَ السَّبْعُ الْمَثَانِي وَهِيَ مَقْسُومَةٌ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " .
" مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي التَّوْرَاةِ وَلاَ فِي الإِنْجِيلِ مِثْلَ أُمِّ الْقُرْآنِ وَهِيَ السَّبْعُ الْمَثَانِي وَهِيَ مَقْسُومَةٌ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " .
Ubey bin Ka'b'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Aziz ve Yüce Allah, Tevrat'ta ve İncil'de, çok okunan yedi Kur'an olan Ümmü'l-Kur'an (Fatiha) gibi bir şey indirmedi ve (Allah dedi ki) o Benimle kulumun arasında paylaştırılmıştır, onun istediği şey olacaktır.
40
Sünen Nesâî # 11/915
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُوتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي السَّبْعَ الطُّوَلَ .
İbni Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Peygamber'e (s.a.v.) yedi defa okunan yedi tane verildi; yedisi uzun olan.
41
Sünen Nesâî # 11/916
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ { سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي } قَالَ السَّبْعُ الطُّوَلُ .
İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Azîz ve Yüce Allah'ın şu sözleri hakkında: "Mesânî'nin yedisi (yedisi defalarca okunmuştur): "Yedi uzun
42
Sünen Nesâî # 11/917
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فَقَرَأَ رَجُلٌ خَلْفَهُ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } فَلَمَّا صَلَّى قَالَ مَنْ قَرَأَ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } . قَالَ رَجُلٌ أَنَا . قَالَ " قَدْ عَلِمْتُ أَنَّ بَعْضَكُمْ قَدْ خَالَجَنِيهَا " .
İmran bin Hüseyin'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Peygamber (ﷺ) öğle namazını kıldı ve arkasında bir adam şunu okudu: Yüce Rabbinin İsmini tesbih et. Duayı bitirince şöyle dedi: 'Allah'ın Yüce İsmini tesbih et' diye okuyan kim?" Bir adam şöyle dedi: 'Ben yaptım.' Dedi ki: 'Bazılarınızın bu konuda benimle tartıştığını anladım.
43
Sünen Nesâî # 11/918
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى صَلاَةَ الظُّهْرِ أَوِ الْعَصْرِ وَرَجُلٌ يَقْرَأُ خَلْفَهُ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ " أَيُّكُمْ قَرَأَ بِـ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا وَلَمْ أُرِدْ بِهَا إِلاَّ الْخَيْرَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قَدْ عَرَفْتُ أَنَّ بَعْضَكُمْ قَدْ خَالَجَنِيهَا " .
İmran bin Hüseyin'den rivayet edildiğine göre: Peygamber (s.a.v.) öğle veya ikindi namazını kılıyordu ve arkasında bir adam okuyordu. Bitirince şöyle dedi: "Hanginiz: Yüce Rabbinizin ismini tesbih ettiniz?" Halktan bir adam şöyle dedi: "Yaptım ama hayırdan başka bir şey istemedim." Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden bazılarınızın bu konuda benimle tartıştığını anladım.
44
Sünen Nesâî # 11/919
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنْ صَلاَةٍ جَهَرَ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ فَقَالَ " هَلْ قَرَأَ مَعِي أَحَدٌ مِنْكُمْ آنِفًا " . قَالَ رَجُلٌ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ " . قَالَ فَانْتَهَى النَّاسُ عَنِ الْقِرَاءَةِ فِيمَا جَهَرَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْقِرَاءَةِ مِنَ الصَّلاَةِ حِينَ سَمِعُوا ذَلِكَ .
Ebu Hureyre'den rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) yüksek sesle okuduğu namazı bitirdikten sonra şöyle buyurdu: 'Az önce sizden herhangi biri benimle birlikte okudu mu?' Bir adam: 'Evet, ya Resulallah' dedi. Dedi ki: 'Kuran okurken beni neyin rahatsız ettiğini merak ediyordum.'" Bunun üzerine insanlar, Resûlullah'ın (ﷺ) yüksek sesle okuduğu namazlarda, bunu duyunca okumayı bıraktılar.
45
Sünen Nesâî # 11/920
أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، عَنْ صَدَقَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ حَرَامِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ نَافِعِ بْنِ مَحْمُودِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْضَ الصَّلَوَاتِ الَّتِي يُجْهَرُ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ فَقَالَ
" لاَ يَقْرَأَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمْ إِذَا جَهَرْتُ بِالْقِرَاءَةِ إِلاَّ بِأُمِّ الْقُرْآنِ " .
" لاَ يَقْرَأَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمْ إِذَا جَهَرْتُ بِالْقِرَاءَةِ إِلاَّ بِأُمِّ الْقُرْآنِ " .
Ubâde bin es-Samit'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) bize açıktan okunan namazlardan birini kıldırdı ve şöyle buyurdu: 'Ben açıktan okuduğumda hiçbiriniz Ümmü'l-Kur'an'dan başkasını okumasın.
46
Sünen Nesâî # 11/921
أَخْبَرَنَا الْجَارُودُ بْنُ مُعَاذٍ التِّرْمِذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
" إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ " .
" إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İmam kendisine uyulmak üzere görevlendirilmiştir, o tekbir getirdiğinde siz tekbir alın, okuduğunda susun ve "Semi'allahu limen hamideh" (Allah kendisine hamd edenleri işitir) dediğinde şöyle deyin: "Allahumme rabbenâ leke'l-hamd" (Rabbimiz, hamd sana mahsustur)
47
Sünen Nesâî # 11/922
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَعْدٍ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
" إِنَّمَا الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ كَانَ الْمُخَرِّمِيُّ يَقُولُ هُوَ ثِقَةٌ يَعْنِي مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدٍ الأَنْصَارِيَّ .
" إِنَّمَا الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ كَانَ الْمُخَرِّمِيُّ يَقُولُ هُوَ ثِقَةٌ يَعْنِي مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدٍ الأَنْصَارِيَّ .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İmam kendisine uyulmak üzere görevlendirilmiştir, o tekbir getirdiğinde siz de tekbir getirin, okuduğunda ise susun.
48
Sünen Nesâî # 11/923
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الزَّاهِرِيَّةِ، قَالَ حَدَّثَنِي كَثِيرُ بْنُ مُرَّةَ الْحَضْرَمِيُّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، سَمِعَهُ يَقُولُ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَفِي كُلِّ صَلاَةٍ قِرَاءَةٌ قَالَ
" نَعَمْ " . قَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ وَجَبَتْ هَذِهِ . فَالْتَفَتَ إِلَىَّ وَكُنْتُ أَقْرَبَ الْقَوْمِ مِنْهُ فَقَالَ مَا أَرَى الإِمَامَ إِذَا أَمَّ الْقَوْمَ إِلاَّ قَدْ كَفَاهُمْ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَأٌ إِنَّمَا هُوَ قَوْلُ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَلَمْ يُقْرَأْ هَذَا مَعَ الْكِتَابِ .
" نَعَمْ " . قَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ وَجَبَتْ هَذِهِ . فَالْتَفَتَ إِلَىَّ وَكُنْتُ أَقْرَبَ الْقَوْمِ مِنْهُ فَقَالَ مَا أَرَى الإِمَامَ إِذَا أَمَّ الْقَوْمَ إِلاَّ قَدْ كَفَاهُمْ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَأٌ إِنَّمَا هُوَ قَوْلُ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَلَمْ يُقْرَأْ هَذَا مَعَ الْكِتَابِ .
Kesir bin Murrah el-Hadrami anlatıyor: Ebu'd-Derdâ'yı şöyle derken duydu: "Resulullah (a.s)'a şöyle soruldu: 'Her namazda kıraat var mıdır?' "Evet" dedi. Ensar'dan bir adam şöyle dedi: 'Bu farz mıdır?' O (Ebu'd-Derda), ben halkın kendisine en yakını olduğum için bana (Kasir) döndü ve şöyle dedi: 'İmamın halka önderlik etmesi onlara yeter.
49
Sünen Nesâî # 11/924
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ السَّكْسَكِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي لاَ أَسْتَطِيعُ أَنْ آخُذَ شَيْئًا مِنَ الْقُرْآنِ فَعَلِّمْنِي شَيْئًا يُجْزِئْنِي مِنَ الْقُرْآنِ . فَقَالَ
" قُلْ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ " .
" قُلْ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ " .
İbn Ebi Evfa'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir adam Peygamber Efendimiz (sav)'e geldi ve şöyle dedi: 'Ben Kur'an'dan hiçbir şey öğrenemiyorum; bana Kur'an okumak yerine söyleyebileceğim bir şey öğret.' Şöyle buyurdu: "De ki: SübhanAllah ve'l-hamdülillah, ve la ilahe illallah, ve Allahu ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil-aliy el-azim (Allah'ı tesbih ederim, hamd Allah'a mahsustur, Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur, Allah en büyüktür ve Allah Azze ve Celle'den başka güç ve kuvvet yoktur)
50
Sünen Nesâî # 11/925
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
" إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
" إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kâfir âmin dediği zaman sen de "Âmin" de. Çünkü melekler Âmin derler ve eğer kişinin Âmin'i meleklerin Âmin'ine denk gelirse Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar.