150 Hadis
01
Sünen Nesâî # 12/1029
Alqamah ve al-Aswad (RA)
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَلْقَمَةَ، وَالأَسْوَدِ، أَنَّهُمَا كَانَا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ فِي بَيْتِهِ فَقَالَ أَصَلَّى هَؤُلاَءِ قُلْنَا نَعَمْ ‏.‏ فَأَمَّهُمَا وَقَامَ بَيْنَهُمَا بِغَيْرِ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ‏.‏ قَالَ إِذَا كُنْتُمْ ثَلاَثَةً فَاصْنَعُوا هَكَذَا وَإِذَا كُنْتُمْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ فَلْيَؤُمَّكُمْ أَحَدُكُمْ وَلْيَفْرِشْ كَفَّيْهِ عَلَى فَخِذَيْهِ فَكَأَنَّمَا أَنْظُرُ إِلَى اخْتِلاَفِ أَصَابِعِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏
Alkame ve Esved'den rivayet edildiğine göre: Onlar Abdullah'ın evindeydiler ve o şöyle dedi: "Bunlar namaz kıldılar mı?" "Evet" dedik. O da onlara namaz kıldırdı, ezansız ve kametsiz olarak aralarında durdu ve şöyle dedi: "Eğer üç iseniz o zaman şunu yapın, eğer daha fazlası iseniz o zaman biriniz diğerinize namaz kıldırsın ve ellerini uylukları üzerine koysun. Sanki Resûlullah'ın (ﷺ) parmaklarını birbirine geçmiş olduğunu görüyorum."
02
Sünen Nesâî # 12/1030
Alqamah ve al-Aswad (RA)
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الرِّبَاطِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَمْرٌو، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي قَيْسٍ - عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَعَلْقَمَةَ، قَالاَ صَلَّيْنَا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ فِي بَيْتِهِ فَقَامَ بَيْنَنَا فَوَضَعْنَا أَيْدِيَنَا عَلَى رُكَبِنَا فَنَزَعَهَا فَخَالَفَ بَيْنَ أَصَابِعِنَا وَقَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُهُ ‏.‏
Alkame ve Esved'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Abdullah bin Mes'ud ile evinde namaz kıldık. O, aramızda durdu, ellerimizi dizlerimizin üzerine koyduk, o da onları çıkardı ve parmaklarımızı birbirine kenetlettirdi ve şöyle dedi: "Resulullah (a.s.)'ın bunu yaptığını gördüm.
03
Sünen Nesâî # 12/1031
Abdullah (r.a.)
أَخْبَرَنَا نُوحُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ عَلَّمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ فَقَامَ فَكَبَّرَ فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ طَبَّقَ يَدَيْهِ بَيْنَ رُكْبَتَيْهِ وَرَكَعَ فَبَلَغَ ذَلِكَ سَعْدًا فَقَالَ صَدَقَ أَخِي قَدْ كُنَّا نَفْعَلُ هَذَا ثُمَّ أُمِرْنَا بِهَذَا يَعْنِي الإِمْسَاكَ بِالرُّكَبِ ‏.‏
Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (a.s.) bize namazı öğretti. Ayağa kalkıp tekbir getirdi, rükû etmek istediğinde ellerini bir araya getirerek dizlerinin arasına koyarak rükû yaptı." Bunun haberi Sa'd'a ulaştı ve şöyle dedi: "Kardeşim doğru söyledi. Biz öyle yapardık, sonra bize şunu yapmamız emredildi." Yani diz çökmek demekti.
04
Sünen Nesâî # 12/1032
Musab Bin Sad (RA)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ أَبِي وَجَعَلْتُ يَدَىَّ بَيْنَ رُكْبَتَىَّ فَقَالَ لِي اضْرِبْ بِكَفَّيْكَ عَلَى رُكْبَتَيْكَ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ فَعَلْتُ ذَلِكَ مَرَّةً أُخْرَى فَضَرَبَ يَدِي وَقَالَ إِنَّا قَدْ نُهِينَا عَنْ هَذَا وَأُمِرْنَا أَنْ نَضْرِبَ بِالأَكُفِّ عَلَى الرُّكَبِ ‏.‏
Mus'ab bin Sa'd'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Babamın yanında namaz kıldım ve ellerimi dizlerimin arasına koydum, o da bana: 'Ellerini dizlerinin üzerine koy.' dedi. Sonra aynısını tekrar yaptım ve o da ellerime vurdu ve şöyle dedi: 'Bize bunu yapmamız yasaklandı ve ellerimizi dizlerimizin üzerine koymamız emrolundu.
05
Sünen Nesâî # 12/1033
Musab Bin Sad (RA)
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ رَكَعْتُ فَطَبَّقْتُ فَقَالَ أَبِي إِنَّ هَذَا شَىْءٌ كُنَّا نَفْعَلُهُ ثُمَّ ارْتَفَعْنَا إِلَى الرُّكَبِ ‏.‏
Mus'ab bin Sa'd'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rükû ettim ve ellerimi birleştirdi, babam şöyle dedi: 'Bu bizim de yaptığımız bir şeydi, sonra onları dizlerimizin üzerine çöktürdük.
06
Sünen Nesâî # 12/1034
Hz. Ömer (r.a.)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ سُنَّتْ لَكُمُ الرُّكَبُ فَأَمْسِكُوا بِالرُّكَبِ ‏.‏
Ömer'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Dizlerinizi tutmanız farz kılındı; o halde dizlerinizi tutun.
07
Sünen Nesâî # 12/1035
Abdülrahman el-Sulami (RA)
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، قَالَ قَالَ عُمَرُ إِنَّمَا السُّنَّةُ الأَخْذُ بِالرُّكَبِ ‏.‏
Abdurrahman es-Sulemi'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ömer şöyle dedi: 'Dizleri tutmak sünnettir.
08
Sünen Nesâî # 12/1036
Salim (RA)
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، فِي حَدِيثِهِ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَالِمٍ، قَالَ أَتَيْنَا أَبَا مَسْعُودٍ فَقُلْنَا لَهُ حَدِّثْنَا عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَامَ بَيْنَ أَيْدِينَا وَكَبَّرَ فَلَمَّا رَكَعَ وَضَعَ رَاحَتَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَجَعَلَ أَصَابِعَهُ أَسْفَلَ مِنْ ذَلِكَ وَجَافَى بِمِرْفَقَيْهِ حَتَّى اسْتَوَى كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقَامَ حَتَّى اسْتَوَى كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ‏.‏
Salim'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebu Mes'ud'a geldik ve ona: 'Bize Resulullah'ın (ﷺ) duasını anlat' dedik.' Önümüzde durup tekbir getirdi, sonra rükû edince avuçlarını dizlerinin üzerine koydu ve parmaklarını daha aşağı indirdi, dirseklerini her yeri yerleşinceye kadar yanlarından dışarı çıkardı. Sonra: "Semi'allahu limen hamideh, rabbenâ ve leke'l-hamd" (Allah, kendisine hamd edenleri işitir, Rabbimiz, hamd sana mahsustur) buyurdu ve her yeri yerleşinceye kadar ayağa kalktı.
09
Sünen Nesâî # 12/1037
Ukbe bin Amir (RA)
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الرَّهَاوِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَلاَ أُصَلِّي لَكُمْ كَمَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فَقُلْنَا بَلَى ‏.‏ فَقَامَ فَلَمَّا رَكَعَ وَضَعَ رَاحَتَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَجَعَلَ أَصَابِعَهُ مِنْ وَرَاءِ رُكْبَتَيْهِ وَجَافَى إِبْطَيْهِ حَتَّى اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَقَامَ حَتَّى اسْتَوَى كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ سَجَدَ فَجَافَى إِبْطَيْهِ حَتَّى اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ قَعَدَ حَتَّى اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ سَجَدَ حَتَّى اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ صَنَعَ كَذَلِكَ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي وَهَكَذَا كَانَ يُصَلِّي بِنَا ‏.‏
Ukbe bin Amir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah'ı (s.a.v.) nasıl namaz kıldığını gördüğümü size göstereyim mi?" "Evet" dedik. Böylece ayağa kalktı ve rükû ettiğinde avuçlarını dizlerinin üzerine koydu, parmaklarını dizlerinin arkasına koydu ve her yeri yerleşene kadar kollarını yanlarından dışarı çıkardı. Sonra başını kaldırdı ve her yeri yerleşene kadar ayağa kalktı. Sonra secdeye kapandı ve her tarafı yerine oturuncaya kadar kollarını iki yanından açtı. Sonra her yeri yerleşene kadar oturdu. Sonra her tarafı yerleşinceye kadar tekrar secdeye kapandı. Sonra bu şekilde dört rekat kıldı. Sonra şöyle dedi: "Resûlullah'ı (s.a.v.) böyle namaz kıldırırken gördüm ve bize namazı böyle kıldırırdı."
10
Sünen Nesâî # 12/1038
Salim Al Barrad (RA)
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَالِمٍ الْبَرَّادِ، قَالَ قَالَ أَبُو مَسْعُودٍ أَلاَ أُرِيكُمْ كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي قُلْنَا بَلَى ‏.‏ فَقَامَ فَكَبَّرَ فَلَمَّا رَكَعَ جَافَى بَيْنَ إِبْطَيْهِ حَتَّى لَمَّا اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ رَفَعَ رَأْسَهُ فَصَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ هَكَذَا وَقَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي ‏.‏
Salim el-Berrad'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebu Mus'ad şöyle dedi: 'Sana Resulullah'ın (ﷺ) nasıl dua ettiğini göstereyim mi?' Biz de 'Evet' dedik. Bunun üzerine ayağa kalktı ve tekbir getirdi, rükû ettiğinde kollarını iki yanından açtı, her yeri yerine oturuncaya kadar başını kaldırdı. Bu şekilde dört rekat namaz kıldı ve şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.)'i böyle namaz kılarken gördüm."
11
Sünen Nesâî # 12/1039
Ebu Humaid el-Sa'idi (RA)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَكَعَ اعْتَدَلَ فَلَمْ يَنْصِبْ رَأْسَهُ وَلَمْ يُقْنِعْهُ وَوَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ ‏.‏
Ebu Humeyd es-Sa'idi'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) rüku yaptığında dengeliydi, başını sırtından yukarı veya aşağı kaldırmazdı ve ellerini dizlerinin üzerine koyardı.
12
Sünen Nesâî # 12/1040
Hz. Ali (r.a.)
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْقَسِّيِّ وَالْحَرِيرِ وَخَاتَمِ الذَّهَبِ وَأَنْ أَقْرَأَ وَأَنَا رَاكِعٌ وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى وَأَنْ أَقْرَأَ رَاكِعًا ‏.‏
Ali'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) beni Kassi, ipek, altın yüzük takmaktan ve rüku halinde Kur'an okumaktan men etti."
13
Sünen Nesâî # 12/1041
Hz. Ali (r.a.)
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ وَعَنِ الْقِرَاءَةِ رَاكِعًا وَعَنِ الْقَسِّيِّ وَالْمُعَصْفَرِ ‏.‏
Ali'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) beni altın yüzük takmaktan, rükûda Kur'an okumaktan, Kassi giymekten ve aspirle boyalı elbise giymekten nehyetti."
14
Sünen Nesâî # 12/1042
Hz. Ali (r.a.)
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ دَاوُدَ الْمُنْكَدِرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ أَقُولُ نَهَاكُمْ عَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ وَعَنْ لُبْسِ الْقَسِّيِّ وَعَنْ لُبْسِ الْمُفَدَّمِ وَالْمُعَصْفَرِ وَعَنِ الْقِرَاءَةِ فِي الرُّكُوعِ ‏.‏
Ali'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) beni -kassi- altın yüzük takmaktan, Mufaddam giymekten, aspirle boyanmış elbise giymekten ve rükûda Kur'an okumaktan men etti -fakat seni yasakladığını söylemiyorum."
15
Sünen Nesâî # 12/1043
Hz. Ali (r.a.)
أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، زُغْبَةُ عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ إِبْرَاهِيمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَاهُ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَلِيًّا، يَقُولُ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ وَعَنْ لَبُوسِ الْقِسِّيِّ وَالْمُعَصْفَرِ وَقِرَاءَةِ الْقُرْآنِ وَأَنَا رَاكِعٌ ‏.‏
Ali'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) beni altın yüzükler, el-Kassi ve aspirle boyalı elbiseler giymekten ve rükû halindeyken Kur'an okumaktan men etti."
16
Sünen Nesâî # 12/1044
Hz. Ali (r.a.)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ لُبْسِ الْقَسِّيِّ وَالْمُعَصْفَرِ وَعَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ وَعَنِ الْقِرَاءَةِ فِي الرُّكُوعِ ‏.‏
Ali'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) beni Kassi giymekten, aspirden boyalı elbise giymekten, altın yüzük takmaktan ve rükûda Kur'an okumaktan nehyetti."
17
Sünen Nesâî # 12/1045
Ibn Abbas (RA)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ سُحَيْمٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَشَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم السِّتَارَةَ وَالنَّاسُ صُفُوفٌ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ - رضى الله عنه - فَقَالَ ‏
"‏ أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ لَمْ يَبْقَ مِنْ مُبَشِّرَاتِ النُّبُوَّةِ إِلاَّ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ يَرَاهَا الْمُسْلِمُ أَوْ تُرَى لَهُ - ثُمَّ قَالَ - أَلاَ إِنِّي نُهِيتُ أَنْ أَقْرَأَ رَاكِعًا أَوْ سَاجِدًا فَأَمَّا الرُّكُوعُ فَعَظِّمُوا فِيهِ الرَّبَّ وَأَمَّا السُّجُودُ فَاجْتَهِدُوا فِي الدُّعَاءِ قَمِنٌ أَنْ يُسْتَجَابَ لَكُمْ ‏"‏ ‏.‏
İbni Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İnsanlar Ebu Bekir'in (Allah ondan razı olsun) arkasında saflar halindeyken Peygamber (sav) perdeyi açtı ve şöyle buyurdu: 'Ey insanlar, bir Müslümanın gördüğü veya başkaları tarafından kendisi için görülen güzel bir rüyadan başka peygamberlik sıfatlarından geriye hiçbir şey kalmamıştır.' Sonra şöyle dedi: 'Şüphesiz ben rükû ve secdede Kur'an okumaktan men edildim. Rükuda Rabbini tesbih et, secdede ise çok çabala, çünkü o, kabule daha layıktır.
18
Sünen Nesâî # 12/1046
Hudhaifah (RA)
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنِ الْمُسْتَوْرِدِ بْنِ الأَحْنَفِ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَكَعَ فَقَالَ فِي رُكُوعِهِ ‏"‏ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي سُجُودِهِ ‏"‏ سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ‏"‏ ‏.‏
Huzeyfe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte dua ettim, o da rükûya vardı ve rükûda şöyle dedi: 'Sübhane Rabbiyel-azim (Yüce Rabbim'i tesbih ederim).' Secdede bulunurken: 'Sübhane Rabbial-'Ala (Rabbim yücedir)
19
Sünen Nesâî # 12/1047
Hz. Âişe (r.anha)
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، وَيَزِيدُ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ ‏
"‏ سُبْحَانَكَ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ‏"‏ ‏.‏
Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) rükû ve secdede sık sık şöyle derdi: 'Sübhaneke rabbenâ ve bi hamdike, Allahumm ağfirli (Seni tesbih ve hamd sana mahsustur, Rabbimiz. Allah'ım, beni affet)
20
Sünen Nesâî # 12/1048
Hz. Âişe (r.anha)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَنْبَأَنِي قَتَادَةُ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ ‏
"‏ سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ ‏"‏ ‏.‏
Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) rükûda şöyle derdi: 'Subbuhun Kuddusun Rabbul-mela'ikati ver-ruh (Kusursuz, çok kutsal, meleklerin ve ruhların Rabbidir)
21
Sünen Nesâî # 12/1049
Asim bin Humaid (RA)
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، - يَعْنِي النَّسَائِيَّ - قَالَ حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ، - يَعْنِي ابْنَ صَالِحٍ - عَنْ أَبِي قَيْسٍ الْكِنْدِيِّ، - وَهُوَ عَمْرُو بْنُ قَيْسٍ - قَالَ سَمِعْتُ عَاصِمَ بْنَ حُمَيْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قُمْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً فَلَمَّا رَكَعَ مَكَثَ قَدْرَ سُورَةِ الْبَقَرَةِ يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ ‏
"‏ سُبْحَانَ ذِي الْجَبَرُوتِ وَالْمَلَكُوتِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْعَظَمَةِ ‏"‏ ‏.‏
Asım bin Humaid şöyle demiştir: "Avf bin Malik'i şöyle derken işittim: 'Bir gece Resulullah (s.a.v.) ile birlikte kıyam namazı kıldım, o da rükû edince Bakara sûresini okuyana kadar orada kaldı ve şöyle dedi: "Sübhane Zil-ceberuti ve'l-melekuti ve'l-kibriya' ve'l-azamah" ve olabilir)
22
Sünen Nesâî # 12/1050
Hz. Ali (r.a.)
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي الْمَاجِشُونُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا رَكَعَ قَالَ ‏
"‏ اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَعِظَامِي وَمُخِّي وَعَصَبِي ‏"‏ ‏.‏
Ali bin Ebi Talib'den rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) rükû ettiğinde şöyle buyurdu: "Allahumme leke rak'atu ve leke eslamtu ve bike amentu, khasha'a leka sem'i ve basri ve izami ve muhhi ve asabi (Ya Allah, sana boyun eğdim, sana teslim oldum ve sana inandım. İşitmem, görmem, kemiklerim, beynim ve sinirlerim Senden önce alçakgönüllüydüm)
23
Sünen Nesâî # 12/1051
Câbir b. Abdullah (r.a.)
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو حَيْوَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا رَكَعَ قَالَ ‏
"‏ اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ أَنْتَ رَبِّي خَشَعَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَدَمِي وَلَحْمِي وَعَظْمِي وَعَصَبِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ‏"‏ ‏.‏
Cabir bin Abdullah'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) rükû ettiğinde şöyle buyurmuştur: "Allahümme leke rak'atu ve bisiklete amantu ve leke eslamtu ve alayke tevvekeltu, ente Rabbi, hasa'a sem'i ve basri ve dammi ve lehmi ve azmi ve asabi lillahi rabbil-alemin." Sana teslim oldum ve sana tevekkül ettim, sen benim Rabbimsin, kulağım, gözüm, kanım, etim, kemiklerim ve sinirlerim alemlerin Rabbi olan Allah'ın huzurunda boyun eğmiştir.
24
Sünen Nesâî # 12/1052
Muhammed bin Maslamah (RA)
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ حِمْيَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَبْلَهُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مَسْلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَامَ يُصَلِّي تَطَوُّعًا يَقُولُ إِذَا رَكَعَ ‏
"‏ اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ أَنْتَ رَبِّي خَشَعَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَلَحْمِي وَدَمِي وَمُخِّي وَعَصَبِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ‏"‏ ‏.‏
Muhammed bin Mesleme'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) nafile namaza durduğunda rükû ettiğinde şöyle derdi: "Allahumme leke rek'atu ve bisiklete amantu ve leke eslamtu ve alayke tevvekaltu, ente Rabbi, hasa'a sem'i ve basri ve lehmi ve dammi ve muhhi ve asabi lillâhi Rabbil-alemin." Sana boyun eğdim, sana iman ettim, sana teslim oldum ve sana tevekkül ettim. Sen benim Rabbimsin, kulağım, gözüm, etim, kanım, beynim ve sinirlerim alemlerin Rabbi olan Allah'ın huzurunda alçakgönüllüdür.
25
Sünen Nesâî # 12/1053
Rifa'ah bin Rafi' (RA)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ مُضَرَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَحْيَى الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمِّهِ، رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ وَكَانَ بَدْرِيًّا قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ دَخَلَ رَجُلٌ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْمُقُهُ وَلاَ يَشْعُرُ ثُمَّ انْصَرَفَ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَرَدَّ عَلَيْهِ السَّلاَمَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ أَدْرِي فِي الثَّانِيَةِ أَوْ فِي الثَّالِثَةِ قَالَ وَالَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ لَقَدْ جَهِدْتُ فَعَلِّمْنِي وَأَرِنِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِذَا أَرَدْتَ الصَّلاَةَ فَتَوَضَّأْ فَأَحْسِنِ الْوُضُوءَ ثُمَّ قُمْ فَاسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ ثُمَّ كَبِّرْ ثُمَّ اقْرَأْ ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ حَتَّى تَطْمَئِنَّ قَاعِدًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا فَإِذَا صَنَعْتَ ذَلِكَ فَقَدْ قَضَيْتَ صَلاَتَكَ وَمَا انْتَقَصْتَ مِنْ ذَلِكَ فَإِنَّمَا تَنْقُصُهُ مِنْ صَلاَتِكَ ‏"‏ ‏.‏
Bedir'de hazır bulunan Rifa'ah bin Rafi'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) ile birlikteydik ki, bir adam mescide girip namaz kıldı. Resûlullah (s.a.v.) farkına bile varmadan onu izledi, sonra bitirdi, Resûlullah'ın (ﷺ) yanına geldi ve ona selam verdi. O da selamına karşılık verdi ve şöyle dedi: "Geri dön ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın." dedi ki: "İkinci mi, üçüncü mü oldu bilmiyorum." (Adam) dedi ki: 'Sana Kitabı indiren Allah'a yemin ederim ki, bana öğret ve bana göster.' Şöyle buyurdu: 'Namaz kılmak istediğin zaman abdest al ve güzelce yap, sonra ayağa kalk ve kıbleye dön. Sonra tekbir alın, okuyun, sonra rükûda rahat oluncaya kadar rükû edin. Daha sonra dik duruncaya kadar ayağa kalkın. Sonra secdede rahat oluncaya kadar secde edin, sonra oturuşta rahat oluncaya kadar başınızı kaldırın, sonra secdede rahat oluncaya kadar secde edin. Eğer bunu yaparsanız, namazınızı hakkıyla yapmış olursunuz ve gereği gibi yapmadığınız her şey, namazınızı olumsuz etkiler.
26
Sünen Nesâî # 12/1054
Katade (RA)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏
"‏ أَتِمُّوا الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ إِذَا رَكَعْتُمْ وَسَجَدْتُمْ ‏"‏ ‏.‏
Katade'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Enes'in, Peygamber Efendimiz (sav)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Rükû ve secde ettiğinizde, rükû ve secdeyi doğru yapın.
27
Sünen Nesâî # 12/1055
Alqamah bin Wa'il (RA)
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ قَيْسِ بْنِ سُلَيْمٍ الْعَنْبَرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَلْقَمَةُ بْنُ وَائِلٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُهُ يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ وَإِذَا رَكَعَ وَإِذَا قَالَ ‏
"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ هَكَذَا وَأَشَارَ قَيْسٌ إِلَى نَحْوِ الأُذُنَيْنِ ‏.‏
Alkame bin Va'il şöyle dedi: "Babam bana şöyle dedi: 'Resûlullah (s.a.v.)'in arkasında namaz kıldım ve onun, namaza başlayınca ellerini kaldırdığını, rükû ettiği zaman ve şöyle dediğini gördüm: Semi'allahu limen hamideh (Allah hamd edeni işitir)." Kays da onun kulaklarına doğru işaret etti.
28
Sünen Nesâî # 12/1056
Malik bin el-Huveyrith (RA)
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، أَنَّهُ حَدَّثَهُمْ عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، أَنَّهُ رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا رَكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا فُرُوعَ أُذُنَيْهِ ‏"‏ ‏.‏
Malik ibn el-Huveyris'ten rivayet edildiğine göre: Peygamber (s.a.v.)'in rükûda ellerini kaldırdığını, rükûdan başını kaldırdığında ise kulaklarının en yüksek yeri hizasına kadar ellerini kaldırdığını gördü.
29
Sünen Nesâî # 12/1057
Salim (RA)
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَإِذَا قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ لاَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ ‏.‏
Salim'den, babasından şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) namaza başladığında ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı, rükûdan başını kaldırdığında da aynısını yapardı ve "Semi'allahu limen hamideh" (Allah hamd edeni işitir) derken "Rabbena ve leke'l-hamd" derdi ve ikisinin arasında ellerini kaldırmazdı. secdeler
30
Sünen Nesâî # 12/1058
Abdullah (r.a.)
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ قَالَ أَلاَ أُصَلِّي بِكُمْ صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى فَلَمْ يَرْفَعْ يَدَيْهِ إِلاَّ مَرَّةً وَاحِدَةً ‏.‏
Abdullah'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah'ın (s.a.v.) nasıl namaz kıldığını sana göstereyim mi?" O da dua etti ve ellerini yalnızca bir kez kaldırdı
31
Sünen Nesâî # 12/1059
Abdullah ibn Umar (RA)
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَهُمَا كَذَلِكَ أَيْضًا وَقَالَ ‏
"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ لاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ ‏.‏
İbni Ömer'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) namaza başlayınca ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı, rükûdan önce tekbir getirirdi, rükûdan başını kaldırdığında da aynı şekilde ellerini kaldırırdı ve şöyle derdi: "Semi Allahü limen hamideh Rabbenâ ve leke'l-hamd (Allah kendisine hamd edeni işitir; Rabbimiz ve hamd sana mahsustur)." secde etmek
32
Sünen Nesâî # 12/1060
Ebû Hüreyre (r.a.)
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَالَ ‏
"‏ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) rükûdan başını kaldırdığında şöyle buyurdu: 'Allahümme Rabbenâ ve leke'l-hamd (Ya Allah, Rabbimiz ve hamd sana mahsustur)
33
Sünen Nesâî # 12/1061
Enes b. Mâlik (r.a.)
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَقَطَ مِنْ فَرَسٍ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ فَدَخَلُوا عَلَيْهِ يَعُودُونَهُ فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَالَ ‏
"‏ إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏
Enes'ten şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.) attan sağ yanına düştü ve onu ziyaret etmek için yanına girdiler. Namaz vakti geldi ve namazı bitirince şöyle dedi: "İmam kendisine uyulmak üzere görevlendirilmiştir; o rüku ettiğinde rükû et, kalktığı zaman kalk ve "Semi'allahu limen hamideh" (Allah hamd edeni işitir) deyince "Rabbena ve leke'l-hamd" de.
34
Sünen Nesâî # 12/1062
Rifa'ah bin Rafi' (RA)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي نُعَيْمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَحْيَى الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، قَالَ كُنَّا يَوْمًا نُصَلِّي وَرَاءَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرَّكْعَةِ قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَجُلٌ وَرَاءَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ ‏.‏ فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنِ الْمُتَكَلِّمُ آنِفًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَقَدْ رَأَيْتُ بِضْعَةً وَثَلاَثِينَ مَلَكًا يَبْتَدِرُونَهَا أَيُّهُمْ يَكْتُبُهَا أَوَّلاً ‏"‏ ‏.‏
Rifa'ah bin Rafi'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir gün Resulullah (s.a.v.)'in arkasında namaz kılıyorduk ve o, başını rükûdan kaldırdığında şöyle dedi: 'Semi Allahu limen hamideh (Allah, kendisine hamd edeni işitir).' Arkasından bir adam şöyle dedi: 'Rabbana ve lekel-hamd, hamdan keshiran tayyiban mübareken fih. (Ey Rabbimiz, hamd sana olsun, çok mübarek ve saf hamd olsun.)' Allah Resulü (ﷺ) sözünü bitirince şöyle dedi: "Az önce konuşan kimdi?" Adam: 'Ben yaptım yâ Resûlallah' dedi. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Otuz kadar meleğin, hangisinin önce onu yazacağını görmek için koşuştuklarını gördüm.
35
Sünen Nesâî # 12/1063
Ebû Hüreyre (r.a.)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏
"‏ إِذَا قَالَ الإِمَامُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ فَإِنَّ مَنْ وَافَقَ قَوْلُهُ قَوْلَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İmam: 'Semi Allahü limen hamideh (Allah, hamd edeni işitir) dediğinde, 'Rabbena ve lekel-hamd' (Rabbimiz ve hamd sana mahsustur) deyin." Kim bunu söylerse ve meleklerin söylediğine denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır.
36
Sünen Nesâî # 12/1064
Hittan bin Abdullah (RA)
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا مُوسَى، قَالَ إِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَنَا وَبَيَّنَ لَنَا سُنَّتَنَا وَعَلَّمَنَا صَلاَتَنَا فَقَالَ ‏"‏ إِذَا صَلَّيْتُمْ فَأَقِيمُوا صُفُوفَكُمْ ثُمَّ لْيَؤُمَّكُمْ أَحَدُكُمْ فَإِذَا كَبَّرَ الإِمَامُ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ ‏{‏ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ ‏}‏ فَقُولُوا آمِينَ يُجِبْكُمُ اللَّهُ وَإِذَا كَبَّرَ وَرَكَعَ فَكَبِّرُوا وَارْكَعُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَرْكَعُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَتِلْكَ بِتِلْكَ وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ يَسْمَعِ اللَّهُ لَكُمْ فَإِنَّ اللَّهَ قَالَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَإِذَا كَبَّرَ وَسَجَدَ فَكَبِّرُو وَاسْجُدُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَسْجُدُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ قَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَتِلْكَ بِتِلْكَ فَإِذَا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ فَلْيَكُنْ مِنْ أَوَّلِ قَوْلِ أَحَدِكُمُ التَّحِيَّاتُ الطَّيِّبَاتُ الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ سَلاَمٌ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ سَلاَمٌ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ سَبْعَ كَلِمَاتٍ وَهِيَ تَحِيَّةُ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏
Allah'tan başka ve ben şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir)- namazın selamı olan yedi cümle
37
Sünen Nesâî # 12/1065
It was narrated from Al-Bara' bin 'Azib that
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ رُكُوعُهُ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَسُجُودُهُ وَمَا بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ قَرِيبًا مِنَ السَّوَاءِ ‏.‏
Bera bin Azib'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah'ın (s.a.v.) rükûsu, rükûdan başını kaldırdığı zaman, secdesi ve iki secde arasındaki vakitler hemen hemen eşit uzunluktaydı.
38
Sünen Nesâî # 12/1066
Ibn Abbas (RA)
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ سَيْفٍ الْحَرَّانِيُّ قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ قَيْسِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ ‏"‏ ‏.‏
İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.): "Semi Allahü limen hamideh (Allah kendisine hamd edeni işitir)" buyurduğunda şöyle buyurdu: "Allahümme Rabbenâ ve leke'l-hamd, mil'es-semevâti ve mil'el-ardi ve mil'âme şi'te min şey'in ba'd (Ey Allah'ım, Rabbimiz, hamd sana mahsustur, gökleri dolduran, yeri dolduran ve dilediğin her şeyi dolduran) olacak)
39
Sünen Nesâî # 12/1067
Ibn Abbas (RA)
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ مِينَاسٍ الْعَدَنِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَرَادَ السُّجُودَ بَعْدَ الرَّكْعَةِ يَقُولُ ‏
"‏ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ ‏"‏ ‏.‏
İbni Abbas'tan rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.) rükûdan sonra secde etmek istediğinde şöyle derdi: "Allahümme, Rabbenâ ve leke'l-hamd, mil'es-semevâti ve mil'el-ardi ve mil'âme şi'te min şey'in ba'd (Ey Allah'ım, Rabbimiz, gökleri dolduran, yeri dolduran ve dilediğin her şeyi dolduran hamd sana mahsustur)
40
Sünen Nesâî # 12/1068
Ebu Said
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ هِشَامٍ أَبُو أُمَيَّةَ الْحَرَّانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَطِيَّةَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ قَزَعَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ حِينَ يَقُولُ ‏
"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ أَهْلَ الثَّنَاءِ وَالْمَجْدِ خَيْرُ مَا قَالَ الْعَبْدُ وَكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Sa'id'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyururdu: "Semi Allahu limen hamideh, Rabbenâ ve lekel-hamd, mil'es-semevâti ve mil'el-ardi ve mil'âme şi'te min şey'in ba'd. Es-sena'i ve'l-mecdi hayru ma kalel-'abdu ve kulluna leke abdun la mani'a lima a'taita ve la yenfe'u zhal-ceddi minkel-cedd (Allah hamd edeni işitir; Rabbimiz, gökleri dolduran, yeri dolduran ve dilediğin her şeyi dolduran hamd sana mahsustur, izzet ve celâl sahibi, bir kulun söylediği en doğru sözdür ve hepimiz sana kuluz. Senin verdiğin şeyi kimse engelleyemez ve Senden önce bir malik sahibi olmak ona fayda veremez)
41
Sünen Nesâî # 12/1069
Hudhaifah (RA)
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي عَبْسٍ عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّهُ صَلَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَسَمِعَهُ حِينَ كَبَّرَ قَالَ ‏"‏ اللَّهُ أَكْبَرُ ذَا الْجَبَرُوتِ وَالْمَلَكُوتِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْعَظَمَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ ‏"‏ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ‏"‏ ‏.‏ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَالَ ‏"‏ لِرَبِّي الْحَمْدُ لِرَبِّي الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي سُجُودِهِ ‏"‏ سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ‏"‏ ‏.‏ وَبَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ ‏"‏ رَبِّ اغْفِرْ لِي رَبِّ اغْفِرْ لِي ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ قِيَامُهُ وَرُكُوعُهُ ‏.‏ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَسُجُودُهُ وَمَا بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ قَرِيبًا مِنَ السَّوَاءِ ‏.‏
Huzeyfe'den rivayet edilmiştir: Bir gece Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte dua etmişti ve onun tekbir alırken şöyle dediğini işitmişti: "Allahu ekbere z-ceberuti ve'l-melekuti ve'l-kibriya'i ve'l-azamah (Allah en büyüktür, kudret, saltanat, azamet ve kudret sahibidir.)" Rükûda iken şöyle derdi: "Sübhane Rabbial-'Azim" (Yüce Rabbim'i tesbih ederim)." Rükûdan başını kaldırdığında şöyle derdi: "Lirabbil-hamd, Lirabbil-hamd (Rabbime hamd olsun, Rabbime hamd olsun)." Secdeye varınca şöyle dedi: "Sübhane Rabbial-A'la (Rabbim yücedir)." Ve iki secde arasında (dedi): "Rabbighfirli, Rabbighfirli (Rabbim beni affet, Rabbim beni affet)." Kıyamı, rükûsu, rükûdan başını kaldırdığı zamanki hali, secdesi ve iki secde arasındaki vakit hemen hemen aynı idi.
42
Sünen Nesâî # 12/1070
Enes b. Mâlik (r.a.)
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَنَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَهْرًا بَعْدَ الرُّكُوعِ يَدْعُو عَلَى رِعْلٍ وَذَكْوَانَ وَعُصَيَّةَ عَصَتِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ ‏.‏
Enes bin Malik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.), Allah'a ve Resulüne isyan eden Ri'l, Zekvan ve Usayye'ye karşı bir ay rükûdan sonra kunut namazı kıldı." (Sahih)
43
Sünen Nesâî # 12/1071
It was narrated that Anas bin Malik was asked
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، سُئِلَ هَلْ قَنَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَقِيلَ لَهُ قَبْلَ الرُّكُوعِ أَوْ بَعْدَهُ قَالَ بَعْدَ الرُّكُوعِ ‏.‏
Enes bin Malik'e şöyle sorulduğu rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) sabah namazında kunut okudu mu?" "Evet" dedi. Kendisine: "Bu, rükûdan önce miydi, sonra mıydı?" diye soruldu. Şöyle dedi: "Rükûdan sonra
44
Sünen Nesâî # 12/1072
Muhammed ibn Sirin (RA)
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، قَالَ حَدَّثَنِي بَعْضُ، مَنْ صَلَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الصُّبْحِ فَلَمَّا قَالَ ‏
"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ فِي الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ قَامَ هُنَيْهَةً ‏.‏
İbn-i Sirin şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte sabah namazını kılanlardan bazıları bana şöyle dediler: O, ikinci rek'atte: "Semi'Allahu limen hamideh" (Allah kendisine hamd edenleri işitir) deyince bir süre ayakta durdu.
45
Sünen Nesâî # 12/1073
Ebû Hüreyre (r.a.)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنَ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا رَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ مِنَ الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ قَالَ ‏
"‏ اللَّهُمَّ أَنْجِ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ وَسَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ وَعَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ بِمَكَّةَ اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ وَاجْعَلْهَا عَلَيْهِمْ سِنِينَ كَسِنِي يُوسُفَ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: "Resûlullah (s.a.v.) sabah namazının ikinci rek'atında başını kaldırdığında şöyle buyurdu: 'Allah'ım, Velid bin Velid, Seleme bin Hişam, Ayyşah bin Ebî Rabia'yı ve Mekke'deki zayıf ve mazlumları kurtar. Allah'ım, Mudar'daki azabını yoğunlaştır ve onlara Yusuf'un yılları gibi (kıtlık) yıllar ver.
46
Sünen Nesâî # 12/1074
Ebû Hüreyre (r.a.)
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي حَمْزَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْعُو فِي الصَّلاَةِ حِينَ يَقُولُ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ وَهُوَ قَائِمٌ قَبْلَ أَنْ يَسْجُدَ ‏"‏ اللَّهُمَّ أَنْجِ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ وَسَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ وَعَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ وَاجْعَلْهَا عَلَيْهِمْ كَسِنِي يُوسُفَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ اللَّهُ أَكْبَرُ ‏"‏ ‏.‏ فَيَسْجُدُ وَضَاحِيَةُ مُضَرَ يَوْمَئِذٍ مُخَالِفُونَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏
Ebu Hureyre anlatıyor: "Resûlullah (s.a.v.) namazda dua ederdi: "Semi'Allahu limen hamideh, Rabbenâ ve leke'l-hamd (Allah, kendisine hamd edenleri işitir; ey Rabbimiz, hamd sana mahsustur)" derdi, sonra secdeye varmadan önce ayakta şöyle derdi: "Allah'ım, Velid bin Velid'i, Seleme bin Hişam'ı ve Ayyşah bin Ebu Rabia'yı kurtar. Allah'ım, Mekke'de zayıf ve mazlumlara Mudar'daki azabını yoğunlaştır ve onlara Yusuf'un yılları gibi kıtlık yılları ver." Sonra: "Allah en büyüktür" der ve secdeye kapanırdı. O dönemde Mudar halkı ve çevresi Resûlullah (s.a.v.)'e karşıydı.
47
Sünen Nesâî # 12/1075
Ebu Seleme (RA)
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ سَلْمٍ الْبَلْخِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ، قَالَ أَنْبَأَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لأُقَرِّبَنَّ لَكُمْ صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ فَكَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يَقْنُتُ فِي الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ مِنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ ‏.‏ وَصَلاَةِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ وَصَلاَةِ الصُّبْحِ بَعْدَ مَا يَقُولُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَيَدْعُو لِلْمُؤْمِنِينَ وَيَلْعَنُ الْكَفَرَةَ ‏.‏
Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sana Resulullah'ın (ﷺ) duasını açıklayacağım." Şöyle dedi: "Ebu Hureyre, öğle namazının son rek'atında, yatsı namazının son rekatında ve 'Semi Allahu limen hamideh' dedikten sonra sabah namazını okurdu. Müminler için dua eder, kâfirlere lanet okurdu.
48
Sünen Nesâî # 12/1076
It was narrated from Al-Bara' bin 'Azib that
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، وَشُعْبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، ح وَأَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، وَسُفْيَانَ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْنُتُ فِي الصُّبْحِ وَالْمَغْرِبِ ‏.‏ وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏
Bera bin Azib'den şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.) sabah ve akşam saatlerinde kunut okurdu. (Rivayet edenlerden biri) Ubeydullah şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.)
49
Sünen Nesâî # 12/1077
Enes b. Mâlik (r.a.)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، وَهِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَنَتَ شَهْرًا - قَالَ شُعْبَةُ لَعَنَ رِجَالاً وَقَالَ هِشَامٌ يَدْعُو عَلَى أَحْيَاءٍ مِنْ أَحْيَاءِ الْعَرَبِ - ثُمَّ تَرَكَهُ بَعْدَ الرُّكُوعِ ‏.‏ هَذَا قَوْلُ هِشَامٍ وَقَالَ شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَنَتَ شَهْرًا يَلْعَنُ رِعْلاً وَذَكْوَانَ وَلِحْيَانَ ‏.‏
Enes'ten rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) bir ay boyunca kunut okudu." (Ravilerden biri) Şu'be şöyle dedi: "Bazı adamlara lanet etti." Hişam şöyle dedi: "Arapların bazı kabilelerine karşı dua etti." -"Sonra rükûdan sonra bunu yapmayı bıraktı." Hisham'ın söylediği buydu. Şu'be, Katade'den, Enes'ten rivayetle, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bir ay boyunca Ri'l, Dhawkan ve Lihyan'a lanet okuyarak kunut okuduğunu rivayet etmiştir.
50
Sünen Nesâî # 12/1078
Salim (RA)
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حِينَ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ مِنَ الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ الْعَنْ فُلاَنًا وَفُلاَنًا ‏"‏ ‏.‏ يَدْعُو عَلَى أُنَاسٍ مِنَ الْمُنَافِقِينَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَالِمُونَ ‏}‏ ‏.‏
Salim'den, babasından, şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sabah namazının son rek'atında başını kaldırdığında, münafıklardan bazılarına karşı dua ederken: "Allah'ım, falancaya ve filancaya lanet et" dediğini duydu. Daha sonra Allah şu ayeti indirdi: "Onlara merhamet etsin mi, yoksa onlara azap mı etsin, karar sana ait değil; şüphesiz onlar zalimlerin ta kendileridir."