17 Hadis
01
Sünen Nesâî # 29/3594
Amr bin el-Harith (RA)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِينَارًا وَلاَ دِرْهَمًا وَلاَ عَبْدًا وَلاَ أَمَةً إِلاَّ بَغْلَتَهُ الشَّهْبَاءَ الَّتِي كَانَ يَرْكَبُهَا وَسِلاَحَهُ وَأَرْضًا جَعَلَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏.‏ وَقَالَ قُتَيْبَةُ مَرَّةً أُخْرَى صَدَقَةً ‏.‏
Amr ibn el-Hâris'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah, bindiği beyaz katırı, silahı ve Allah yolunda kullanmak üzere bıraktığı bir miktar arazi dışında arkasında ne bir dinar, ne bir dirhem, ne de erkek ve kadın köle bırakmadı." (Ravilerden biri) Kuteybe bir keresinde şöyle demiştir: "Sadaka olarak
02
Sünen Nesâî # 29/3595
Abu Ishaq narrated
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ الْحَارِثِ، يَقُولُ مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ بَغْلَتَهُ الْبَيْضَاءَ وَسِلاَحَهُ وَأَرْضًا تَرَكَهَا صَدَقَةً ‏.‏
Ebu İshak anlatıyor: "Amr bin el-Hâris'in şöyle dediğini işittim: 'Resûlullah arkasında beyaz katırından, silahından ve sadaka olarak bıraktığı bir miktar araziden başka bir şey bırakmadı.
03
Sünen Nesâî # 29/3596
Yunus bin Abi İshak (RA)
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ الْحَارِثِ، يَقُولُ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا تَرَكَ إِلاَّ بَغْلَتَهُ الشَّهْبَاءَ وَسِلاَحَهُ وَأَرْضًا تَرَكَهَا صَدَقَةً ‏.‏
Yunus bin Ebî İshak, babasının şöyle dediğini rivayet ediyor: "Amr bin el-Hâris'in şöyle dediğini işittim: 'Resûlullah'ı gördüm; arkasında beyaz katırından, silahından ve sadaka olarak bıraktığı bir miktar araziden başka hiçbir şey bırakmamıştı.
04
Sünen Nesâî # 29/3597
It was narrated from Sufyan Ath-Thawri, from Ibn 'Awn, from Nafi', from Ibn 'Umar, from 'Umar, that he said
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عُمَرُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ أَصَبْتُ أَرْضًا مِنْ أَرْضِ خَيْبَرَ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ أَصَبْتُ أَرْضًا لَمْ أُصِبْ مَالاً أَحَبَّ إِلَىَّ وَلاَ أَنْفَسَ عِنْدِي مِنْهَا ‏.‏ قَالَ ‏
"‏ إِنْ شِئْتَ تَصَدَّقْتَ بِهَا ‏"‏ ‏.‏ فَتَصَدَّقَ بِهَا - عَلَى أَنْ لاَ تُبَاعَ وَلاَ تُوهَبَ - فِي الْفُقَرَاءِ وَذِي الْقُرْبَى وَالرِّقَابِ وَالضَّيْفِ وَابْنِ السَّبِيلِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ بِالْمَعْرُوفِ غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ مَالاً وَيُطْعِمَ ‏.‏
Süfyân es-Sevri, İbn Avn, Nafi', İbn Ömer, Ömer'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bana Hayber'den bir arazi tahsis edildi. Resûlullah'a gelip şöyle dedim: 'Bir miktar arazi edindim ve benim için bundan daha sevimli ve daha kıymetli hiçbir mal elde etmedim.' "İstersen sadaka olarak da verebilirsin" buyurdu." Bunun üzerine onu, satın alınmaması ve dağıtılmaması şartıyla fakirlere, akrabalara, kölelere, misafirlere ve yolculara sadaka olarak verdi. Yöneticinin, zengin olmak niyetinde olmaksızın, makul ölçülerde ondan yemesi veya başkalarını doyurması halinde kendisine bir günah yoktur.
05
Sünen Nesâî # 29/3598
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الْفَزَارِيِّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، رضى الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏
Benzer bir rivayet Ebu İshak el-Fazari'den, Eyyub bin Avn'dan, Nafi'den, İbn Ömer'den, Ömer'den (Allah ondan razı olsun), Peygamber'den de rivayet edilmiştir.
06
Sünen Nesâî # 29/3599
Yazid -ibn Ruzaiq- (RA)
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، قَالَ أَصَابَ عُمَرُ أَرْضًا بِخَيْبَرَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَصَبْتُ أَرْضًا لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ أَنْفَسَ عِنْدِي فَكَيْفَ تَأْمُرُ بِهِ قَالَ ‏
"‏ إِنْ شِئْتَ حَبَّسْتَ أَصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا ‏"‏ ‏.‏ فَتَصَدَّقَ بِهَا - عَلَى أَنْ لاَ تُبَاعَ وَلاَ تُوهَبَ وَلاَ تُورَثَ - فِي الْفُقَرَاءِ وَالْقُرْبَى وَالرِّقَابِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالضَّيْفِ وَابْنِ السَّبِيلِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا بِالْمَعْرُوفِ وَيُطْعِمَ صَدِيقًا غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ فِيهِ ‏.‏
Yezid -İbn Ruzaik- şöyle demiştir: "İbn Avn bize Nafi'den, İbn Ömer'den, o da şöyle dedi: 'Hayber'de bir arazi satın aldım. Peygamber'e geldi ve şöyle dedi: Bana Hayber'de bir arazi edindim ve bana bundan daha kıymetli bir mal verilmedi. Onunla ne yapmamı bana emrediyorsun? Dedi ki: 'İstersen dondurabilirsin'. O da onu, Allah yolunda fakirlere, akrabalara, kölelere, misafirlere ve yolculara satılmaması, dağıtılmaması ve miras olarak kalmaması şartıyla sadaka olarak verdi.
07
Sünen Nesâî # 29/3600
Bişr, İbn Awn'dan, o da Nafi'den, o da İbn Umar'dan (RA) gelmektedir.
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، قَالَ وَأَنْبَأَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَصَابَ عُمَرُ أَرْضًا بِخَيْبَرَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَأْمَرَهُ فِيهَا فَقَالَ إِنِّي أَصَبْتُ أَرْضًا كَثِيرًا لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ أَنْفَسَ عِنْدِي مِنْهُ فَمَا تَأْمُرُ فِيهَا قَالَ ‏
"‏ إِنْ شِئْتَ حَبَّسْتَ أَصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا ‏"‏ ‏.‏ فَتَصَدَّقَ بِهَا - عَلَى أَنَّهُ لاَ تُبَاعُ وَلاَ تُوهَبُ - فَتَصَدَّقَ بِهَا فِي الْفُقَرَاءِ وَالْقُرْبَى وَفِي الرِّقَابِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَالضَّيْفِ لاَ جُنَاحَ - يَعْنِي - عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ أَوْ يُطْعِمَ صَدِيقًا غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ اللَّفْظُ لإِسْمَاعِيلَ ‏.‏
Bişr'den, İbn Avn'dan, Nafi'den, İbn Ömer'den rivayet edilmiştir: "Ömer, Hayber'de bir arazi satın aldı. Peygamber'e geldi ve bu konuda onunla istişarede bulundu. O şöyle dedi: 'Ben çok miktarda arazi edindim ve benim için bundan daha kıymetli olan hiçbir mal elde etmedim. Onunla ne yapmamı bana emrediyorsun?' He said: 'If you wish, you may freeze it and give it in charity.' O da onu satılmamak ve dağıtılmamak şartıyla sadaka olarak verdi ve onu Allah yolunda köle azadına, yolculara ve misafirlere sadaka olarak fakirlere, akrabalara dağıttı. Yöneticiye, zengin olmak niyetinde olmaksızın (bundan) yerse veya bir arkadaşına yedirirse, ona bir günah yoktur.'" Bunlar İsmail'in sözleridir.
08
Sünen Nesâî # 29/3601
It was narrated from Azhar As-Samman, from Ibn 'Awn, from Nafi', from Ibn 'Umar, that 'Umar acquired some land at Khaibar. He came to the Prophet and consulted him about that. He said
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَزْهَرُ السَّمَّانُ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، أَصَابَ أَرْضًا بِخَيْبَرَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَأْمِرُهُ فِي ذَلِكَ فَقَالَ ‏
"‏ إِنْ شِئْتَ حَبَّسْتَ أَصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا ‏"‏ ‏.‏ فَحَبَّسَ أَصْلَهَا أَنْ لاَ تُبَاعَ وَ لاَ تُوهَبَ وَلاَ تُورَثَ فَتَصَدَّقَ بِهَا عَلَى الْفُقَرَاءِ وَالْقُرْبَى وَالرِّقَابِ وَفِي الْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَالضَّيْفِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا بِالْمَعْرُوفِ أَوْ يُطْعِمَ صَدِيقَهُ غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ فِيهِ ‏.‏
Ezher es-Semman'dan, İbn Avn'dan, Nafi'den, İbn Ömer'den, Ömer'in Hayber'de bir arazi edindiğini rivayet etmiştir. Peygamber'e gelerek bu konuyu onunla istişarede bulundu. "Dilersen onu dondurup sadaka olarak verebilirsin" buyurdu. Bunun üzerine satılmamasını, hediye edilmemesini, miras olarak verilmemesini şart koşarak onu 'dondurdu' ve onu fakirlere, akrabalara, kölelere, muhtaçlara, yolculara ve misafirlere sadaka olarak verdi. Yöneticinin makul bir şekilde ondan yemesi veya zengin olmak niyetinde olmadığı bir arkadaşına yemek yemesinde kendisine bir günah yoktur.
09
Sünen Nesâî # 29/3602
Enes b. Mâlik (r.a.)
أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ ‏}‏ قَالَ أَبُو طَلْحَةَ إِنَّ رَبَّنَا لَيَسْأَلُنَا عَنْ أَمْوَالِنَا فَأُشْهِدُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنِّي قَدْ جَعَلْتُ أَرْضِي لِلَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اجْعَلْهَا فِي قَرَابَتِكَ فِي حَسَّانَ بْنِ ثَابِتٍ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ ‏"‏ ‏.‏
Enes'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "'Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadığınız sürece, asla El Birr'e (takva, salihlik - burada Allah'ın mükâfatı, yani cennet anlamına gelir) ulaşamazsınız' âyeti nazil olduğunda Ebu Talha şöyle dedi: 'Rabbimiz bize mallarımızı soracaktır. Sana yemin ederim ey Allah'ın Resulü! Ben topraklarımı Allah'a veriyorum.' Allah Resulü şöyle buyurdu: 'Akrabalarınız Hasan bin Sâbit ve Ubeyy bin Ka'b için yapın.
10
Sünen Nesâî # 29/3603
Abdullah ibn Umar (RA)
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ عُمَرُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ الْمِائَةَ سَهْمٍ الَّتِي لِي بِخَيْبَرَ لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ أَعْجَبَ إِلَىَّ مِنْهَا قَدْ أَرَدْتُ أَنْ أَتَصَدَّقَ بِهَا ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏
"‏ احْبِسْ أَصْلَهَا وَسَبِّلْ ثَمَرَتَهَا ‏"‏ ‏.‏
İbni Ömer'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ömer, Peygamber Efendimiz'e şöyle dedi: 'Hayber'de edindiğim yüz hisseden, bundan daha çok hoşuma giden hiçbir mal elde etmedim ve onu sadaka olarak vermek istiyorum.' Peygamber şöyle buyurdu: Onu dondurun ve meyvelerini bağışlayın.
11
Sünen Nesâî # 29/3604
Hz. Ömer (r.a.)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخَلَنْجِيُّ، بِبَيْتِ الْمَقْدِسِ قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، رضى الله عنه قَالَ جَاءَ عُمَرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ مَالاً لَمْ أُصِبْ مِثْلَهُ قَطُّ كَانَ لِي مِائَةُ رَأْسٍ فَاشْتَرَيْتُ بِهَا مِائَةَ سَهْمٍ مِنْ خَيْبَرَ مِنْ أَهْلِهَا وَإِنِّي قَدْ أَرَدْتُ أَنْ أَتَقَرَّبَ بِهَا إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏.‏ قَالَ ‏
"‏ فَاحْبِسْ أَصْلَهَا وَسَبِّلِ الثَّمَرَةَ ‏"‏ ‏.‏
Ömer (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ömer, Resûlullah'a geldi ve şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü, daha önce hiç elde etmediğim bir zenginlik elde ettim. Yüz baş (hayvanım) vardı ve onunla Hayber'in yüz hissesini halkından satın aldım. Bununla Azîz ve Celil olan Allah'a yaklaşmak istedim.' 'Onu dondurun ve meyvelerini bağışlayın' dedi.
12
Sünen Nesâî # 29/3605
Hz. Ömer (r.a.)
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصَفَّى بْنِ بُهْلُولٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سَالِمٍ الْمَكِّيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَرْضٍ لِي بِثَمْغٍ قَالَ ‏
"‏ احْبِسْ أَصْلَهَا وَسَبِّلْ ثَمَرَتَهَا ‏"‏ ‏.‏
Ömer'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah'a Semğ'deki bir arazimi sordum. O da şöyle dedi: 'Onu dondurun ve meyvelerini bağışlayın.
13
Sünen Nesâî # 29/3606
el-Ahnaf (RA)
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ حُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ جَاوَانَ، - رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ - وَذَاكَ أَنِّي قُلْتُ لَهُ أَرَأَيْتَ اعْتِزَالَ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ مَا كَانَ قَالَ سَمِعْتُ الأَحْنَفَ يَقُولُ أَتَيْتُ الْمَدِينَةَ وَأَنَا حَاجٌّ فَبَيْنَا نَحْنُ فِي مَنَازِلِنَا نَضَعُ رِحَالَنَا إِذْ أَتَى آتٍ فَقَالَ قَدِ اجْتَمَعَ النَّاسُ فِي الْمَسْجِدِ فَاطَّلَعْتُ فَإِذَا يَعْنِي النَّاسَ مُجْتَمِعُونَ وَإِذَا بَيْنَ أَظْهُرِهِمْ نَفَرٌ قُعُودٌ فَإِذَا هُوَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ وَالزُّبَيْرُ وَطَلْحَةُ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ رَحْمَةُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ فَلَمَّا قُمْتُ عَلَيْهِمْ قِيلَ هَذَا عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ قَدْ جَاءَ - قَالَ - فَجَاءَ وَعَلَيْهِ مُلَيَّةٌ صَفْرَاءُ فَقُلْتُ لِصَاحِبِي كَمَا أَنْتَ حَتَّى أَنْظُرَ مَا جَاءَ بِهِ ‏.‏ فَقَالَ عُثْمَانُ أَهَا هُنَا عَلِيٌّ أَهَا هُنَا الزُّبَيْرُ أَهَا هُنَا طَلْحَةُ أَهَا هُنَا سَعْدٌ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ يَبْتَاعُ مِرْبَدَ بَنِي فُلاَنٍ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَابْتَعْتُهُ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنِّي ابْتَعْتُ مِرْبَدَ بَنِي فُلاَنٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاجْعَلْهُ فِي مَسْجِدِنَا وَأَجْرُهُ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ يَبْتَاعُ بِئْرَ رُومَةَ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ قَدِ ابْتَعْتُ بِئْرَ رُومَةَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاجْعَلْهَا سِقَايَةً لِلْمُسْلِمِينَ وَأَجْرُهَا لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ يُجَهِّزْ جَيْشَ الْعُسْرَةِ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَجَهَّزْتُهُمْ حَتَّى مَا يَفْقِدُونَ عِقَالاً وَلاَ خِطَامًا ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدْ ‏.‏
El-Ahnaf şunları söyledi: "Medine'ye geldim, Hac yapıyordum ve kamp yerimizde bineklerimizi indirirken birisi yanımıza geldi ve şöyle dedi: 'İnsanlar mescidde toplandılar.' Baktım ve insanların toplanmış olduğunu gördüm; onların ortasında bir grup vardı; orada Ali bin Ebi Talib, Ez-Zübeyr, Talha ve Sa'd bin Ebi Vakkas'ı (Allah onlara rahmet etsin) gördüm. Oraya vardığımda Osman bin Affan'ın geldiği söylendi. Sarımsı bir pelerin giyerek geldi. Arkadaşıma dedim ki: Ben ne olduğunu öğrenene kadar olduğun yerde kal. Osman dedi ki: Ali burada mı? Az-Zübeyr burada mı? Talha burada mı? Sa'd burada mı? Dediler ki: Evet. Dedi ki: "Kendisinden başka ibadete layık olmayan Allah'a yemin ederim ki, Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu biliyor musun: Kim Banu'nun mirbadını satın alırsa, Allah onu bağışlar, ben de onu satın aldım, sonra Resûlullah'a gelip ona söyledim, o da şöyle dedi: Bunu mescidimize ekle, bunun sevabı senin olur." Dediler ki: Evet. Dedi ki: "Kendisinden başka ibadete layık olmayan Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu biliyor musun: Kim Rumah kuyusunu satın alırsa, Allah onu bağışlar." Ben de Resûlullah'a gelip şöyle dedim: Rumah kuyusunu satın aldım. "Onu Müslümanlara su sağlamak için ver, bunun sevabı da sana mı olur?" dedi. Dediler ki: Evet. Dedi ki: "Kendisinden başka ibadete layık hiçbir ilah bulunmayan Allah adına sana yemin ederim ki, Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu biliyor musun: Kim Usre (yani Tebük) ordusunu donatırsa, Allah onu bağışlar, ben de onları bir ip veya dizginden bile eksik kalmayacak kadar donattım." Dediler ki: Evet. Şöyle dedi: Ey Allah'ım şahit ol Allah'ım şahit ol Allah'ım şahit ol
14
Sünen Nesâî # 29/3607
el-Ahnaf bin Kays (RA)
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ سَمِعْتُ حُصَيْنَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يُحَدِّثُ عَنْ عَمْرِو بْنِ جَاوَانَ، عَنِ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ خَرَجْنَا حُجَّاجًا فَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ وَنَحْنُ نُرِيدُ الْحَجَّ فَبَيْنَا نَحْنُ فِي مَنَازِلِنَا نَضَعُ رِحَالَنَا إِذْ أَتَانَا آتٍ فَقَالَ إِنَّ النَّاسَ قَدِ اجْتَمَعُوا فِي الْمَسْجِدِ وَفَزِعُوا ‏.‏ فَانْطَلَقْنَا فَإِذَا النَّاسُ مُجْتَمِعُونَ عَلَى نَفَرٍ فِي وَسَطِ الْمَسْجِدِ وَإِذَا عَلِيٌّ وَالزُّبَيْرُ وَطَلْحَةُ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ فَإِنَّا لَكَذَلِكَ إِذْ جَاءَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ عَلَيْهِ مُلاَءَةٌ صَفْرَاءُ قَدْ قَنَّعَ بِهَا رَأْسَهُ فَقَالَ أَهَا هُنَا عَلِيٌّ أَهَا هُنَا طَلْحَةُ أَهَا هُنَا الزُّبَيْرُ أَهَا هُنَا سَعْدٌ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَإِنِّي أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ يَبْتَاعُ مِرْبَدَ بَنِي فُلاَنٍ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَابْتَعْتُهُ بِعِشْرِينَ أَلْفًا أَوْ بِخَمْسَةٍ وَعِشْرِينَ أَلْفًا فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ ‏"‏ اجْعَلْهَا فِي مَسْجِدِنَا وَأَجْرُهُ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ يَبْتَاعُ بِئْرَ رُومَةَ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَابْتَعْتُهُ بِكَذَا وَكَذَا فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ قَدِ ابْتَعْتُهَا بِكَذَا وَكَذَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اجْعَلْهَا سِقَايَةً لِلْمُسْلِمِينَ وَأَجْرُهَا لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَظَرَ فِي وُجُوهِ الْقَوْمِ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ جَهَّزَ هَؤُلاَءِ اللَّهُ غَفَرَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي جَيْشَ الْعُسْرَةِ فَجَهَّزْتُهُمْ حَتَّى مَا يَفْقِدُونَ عِقَالاً وَلاَ خِطَامًا ‏.‏ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدْ ‏.‏
El-Ahnaf bin Kays'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hac için yola çıktık ve Hac yapmak niyetiyle Medine'ye geldik. Kamp yerimizde bineklerimizi indirirken biri yanımıza geldi ve şöyle dedi: 'İnsanlar mescidde toplandı ve panik var.' Bunun üzerine yola çıktık ve mescidin ortasında, aralarında Ali, Ez-Zübeyr, Talha ve Sa'd bin Ebi Vakkas'ın da bulunduğu bir grubun etrafında toplanmış insanları bulduk. Biz böyleyken Osman, başını örttüğü sarımsı bir pelerinle geldi. Dedi ki: 'Ali burada mı? Talha burada mı? Az-Zübeyr burada mı? Sa'd burada mı? Dediler ki: Evet. Dedi ki: "Kendisinden başka ibadete layık olmayan Allah'a yemin ederim ki, Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu biliyor musun: Kim Banu'nun mirbadını falan satın alırsa, Allah onu bağışlar ve ben bunu yirmi veya yirmi beş bine satın aldım, sonra Resûlullah'a gelip ona söyledim ve o şöyle dedi: Bunu mescidimize ekle, bunun sevabı senin olur." Onlar: Vallahi evet dediler. Dedi ki: "Kendisinden başka ibadete layık hiçbir şey bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu biliyor musun: Rumah kuyusunu kim satın alırsa, Allah onu bağışlar, ben de onu şu şu meblağ karşılığında satın aldım, sonra Resûlullah'a gelip ona söyledim ve o da: Bunu Müslümanlara su sağlamak için ver, bunun sevabı da senin olur?" dedi. Onlar: Vallahi evet dediler. Dedi ki: 'Kendisinden başka ibadete layık hiçbir ilah bulunmayan Allah adına size yemin ederim ki, Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu biliyor musunuz: Kim bu (erkekleri) donatırsa, Allah onu -yani Usre (yani Tebük) ordusunu- donatır, ben de onları bir ipleri bile eksik kalmayacak şekilde donattım. yoksa dizgin mi?' Onlar: Vallahi evet dediler. Şöyle dedi: Allah'ım, şahit ol, Allah'ım, şahit ol.
15
Sünen Nesâî # 29/3608
Sümeme bin Hazn el-Kuşeyri (RA)
أَخْبَرَنِي زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي الْحَجَّاجِ، عَنْ سَعِيدٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ حَزْنٍ الْقُشَيْرِيِّ، قَالَ شَهِدْتُ الدَّارَ حِينَ أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ عُثْمَانُ فَقَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ وَبِالإِسْلاَمِ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدِمَ الْمَدِينَةَ وَلَيْسَ بِهَا مَاءٌ يُسْتَعْذَبُ غَيْرَ بِئْرِ رُومَةَ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ يَشْتَرِي بِئْرَ رُومَةَ فَيَجْعَلُ فِيهَا دَلْوَهُ مَعَ دِلاَءِ الْمُسْلِمِينَ بِخَيْرٍ لَهُ مِنْهَا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَاشْتَرَيْتُهَا مِنْ صُلْبِ مَالِي فَجَعَلْتُ دَلْوِي فِيهَا مَعَ دِلاَءِ الْمُسْلِمِينَ وَأَنْتُمُ الْيَوْمَ تَمْنَعُونِي مِنَ الشُّرْبِ مِنْهَا حَتَّى أَشْرَبَ مِنْ مَاءِ الْبَحْرِ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ وَالإِسْلاَمِ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنِّي جَهَّزْتُ جَيْشَ الْعُسْرَةِ مِنْ مَالِي قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ وَالإِسْلاَمِ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ الْمَسْجِدَ ضَاقَ بِأَهْلِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ يَشْتَرِي بُقْعَةَ آلِ فُلاَنٍ فَيَزِيدُهَا فِي الْمَسْجِدِ بِخَيْرٍ لَهُ مِنْهَا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَاشْتَرَيْتُهَا مِنْ صُلْبِ مَالِي فَزِدْتُهَا فِي الْمَسْجِدِ وَأَنْتُمْ تَمْنَعُونِي أَنْ أُصَلِّيَ فِيهِ رَكْعَتَيْنِ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ وَالإِسْلاَمِ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَلَى ثَبِيرٍ ثَبِيرِ مَكَّةَ وَمَعَهُ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَأَنَا فَتَحَرَّكَ الْجَبَلُ فَرَكَضَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِرِجْلِهِ وَقَالَ ‏"‏ اسْكُنْ ثَبِيرُ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ نَبِيٌّ وَصِدِّيقٌ وَشَهِيدَانِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ شَهِدُوا لِي وَرَبِّ الْكَعْبَةِ ‏.‏ يَعْنِي أَنِّي شَهِيدٌ ‏.‏
Sümame bin Hazn el-Kuşeyri şöyle demiştir: "Osman onlara baktığında ben evdeydim ve şöyle dedi: 'Allah'a ve İslam'a yemin ederim ki, Allah'ın Resulü Medine'ye geldiğinde ve orada Rumah kuyusundan başka tatlı kabul edilen su bulunmadığında şöyle dedi: 'Kim Rumah kuyusunu satın alır ve Müslümanların kovalarıyla birlikte kovasını da oraya batırır? Ben de onu sermayemle aldım ve kovamı Müslümanların kovalarının yanına batırdım. Ama bugün sen beni ondan içmeme engel oluyorsun ki, tuzlu su içmek zorunda kalayım.' 'Vallahi evet' dediler. Dedi ki: "Sana Allah ve İslam adına yemin ederim ki, Üsre (Tebük) ordusunu kendi malımla donattığımın farkında mısın?" 'Vallahi evet' dediler. Şöyle dedi: "Allah'a ve İslam'a yemin ederim ki, mescid insanlara dar geldiğinde ve Resûlullah'ın şöyle dediğini biliyor musun: Cennette daha güzel bir yer karşılığında falanca ailenin arsasını kim satın alıp mescide katacak?" Sermayemle alıp mescide mi kattım? Şimdi de sen beni orada iki rekât namaz kılmaktan alıkoyuyorsun.' 'Vallahi evet' dediler. Şöyle dedi: "Sana Allah'a ve İslam'a yemin ederim ki, Allah Resulü Mekke'deki Sebir'in tepesindeyken ve yanında Ebu Bekir, Ömer ve ben bulunduğumda dağın sarsıldığını ve Resûlullah'ın ayağıyla onu tekmeleyerek şöyle dediğini biliyor musun: Sakin ol Sebir, çünkü senin üzerinde bir Peygamber, bir Sıddık ve iki şehit var." 'Vallahi evet' dediler. Şöyle dedi: 'Allahu Ekber! Onlar adına ifade verdiler Kâbe'nin Rabbine yemin ederim ki ben bir şehidim
16
Sünen Nesâî # 29/3609
Ebu Seleme bin Abdurrahman (RA)
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ رَاشِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَطَّابُ بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عُثْمَانَ، أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ حِينَ حَصَرُوهُ فَقَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً سَمِعَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ يَوْمَ الْجَبَلِ حِينَ اهْتَزَّ فَرَكَلَهُ بِرِجْلِهِ وَقَالَ ‏"‏ اسْكُنْ فَإِنَّهُ لَيْسَ عَلَيْكَ إِلاَّ نَبِيٌّ أَوْ صِدِّيقٌ أَوْ شَهِيدَانِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَنَا مَعَهُ فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ثُمَّ قَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً شَهِدَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ بَيْعَةِ الرِّضْوَانِ يَقُولُ ‏"‏ هَذِهِ يَدُ اللَّهِ وَهَذِهِ يَدُ عُثْمَانَ ‏"‏ ‏.‏ فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ثُمَّ قَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ جَيْشِ الْعُسْرَةِ يَقُولُ ‏"‏ مَنْ يُنْفِقُ نَفَقَةً مُتَقَبَّلَةً ‏"‏ ‏.‏ فَجَهَّزْتُ نِصْفَ الْجَيْشِ مِنْ مَالِي فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ثُمَّ قَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ يَزِيدُ فِي هَذَا الْمَسْجِدِ بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَاشْتَرَيْتُهُ مِنْ مَالِي فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ثُمَّ قَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً شَهِدَ رُومَةَ تُبَاعُ فَاشْتَرَيْتُهَا مِنْ مَالِي فَأَبَحْتُهَا لاِبْنِ السَّبِيلِ فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ‏.‏
Ebu Seleme bin Abdurrahman'dan rivayet edildiğine göre Osman, kendisini kuşattıklarında onlara baktı ve şöyle dedi: "Vallahi, dağın kendisini sarstığı gün Resûlullah'ı işiten ve ayağıyla tekme attığı ve 'Sessiz ol, çünkü senin üzerinde bir Peygamber veya bir Sıddık veya iki şehidden başka kimse yok' diyen bir adama yemin ederim ki ben de onunla birlikteydim." Bazı erkekler de bunu yanıtladı ve onayladı. Sonra şöyle dedi: "Vallahi, Resûlullah'ın Bayat er-Rıdvan gününde şöyle demesine şahit olan bir adama şunu emrediyorum: 'Bu, Allah'ın elidir ve bu, 'Osman'ın elidir." Bazıları cevap verdi ve bunu tasdik etti. Dedi ki: "Vallahi, Usre (Tebük) ordusunun geldiği gün Resûlullah'ın şöyle dediğini işiten bir adama soruyorum: 'Kim infak edecek ve bu kabul edilecektir?' Ve ordunun yarısını kendi servetimden donattım." Bazı erkekler de bunu yanıtladı ve onayladı. Sonra şöyle dedi: "Vallahi, Resûlullah'ın: 'Cennette bir ev karşılığında bu mescidi kim artıracak' dediğini duyan bir adama yalvarıyorum ve onu kendi servetimle satın aldım." Bazı erkekler de bunu yanıtladı ve onayladı. Sonra şöyle dedi: "Vallahi, Rumah'ın satıldığına şahit olan bir adama yemin ederim ki, onu kendi malımdan satın aldım ve onu yolculara kullandırdım." Bazı erkekler cevap verdi ve bunu doğruladılar
17
Sünen Nesâî # 29/3610
Abdülrahman el-Sulami (RA)
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، قَالَ لَمَّا حُصِرَ عُثْمَانُ فِي دَارِهِ اجْتَمَعَ النَّاسُ حَوْلَ دَارِهِ - قَالَ - فَأَشْرَفَ عَلَيْهِمْ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ ‏.‏
Abdurrahman es-Sulemi'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Osman evinde kuşatıldığında insanlar evinin etrafında toplanırdı ve o da onlara bakardı" ve aynı hadisi nakletmiştir.