63 Hadis
01
Sünen Nesâî # 39/4149
It Was
أَخْبَرَنَا الإِمَامُ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ النَّسَائِيُّ، مِنْ لَفْظِهِ قَالَ أَنْبَأَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْيُسْرِ وَالْعُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَأَنْ نَقُومَ بِالْحَقِّ حَيْثُ كُنَّا لاَ نَخَافُ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ‏.‏
Ubâde bin es-Samit şöyle demiştir: "Biz, kolaylıkta da, darlıkta da, canımız sıkıldığında da, yorulduğumuzda da işitip itaat edeceğimize, bize emanet edilenin emirlerine karşı gelmeyeceğimize, bize emanet edilenin emrine uyacağımıza, nerede olursak olalım hak yolunda dik duracağımıza ve kınayıcıların kınamasından korkmayacağımıza dair Resûlullah'a ahd verdik."
02
Sünen Nesâî # 39/4150
It Was
أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ ‏.‏ وَذَكَرَ مِثْلَهُ ‏.‏
Ubâde bin es-Sâmit'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Biz, Resûlullah'a, sıkıntıda da, kolaylıkta da işitip itaat edeceğimize söz verdik." Ve aynı şekilde bahsetti
03
Sünen Nesâî # 39/4151
It Was
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَادَةُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عُبَادَةَ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْيُسْرِ وَالْعُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَأَنْ نَقُولَ - أَوْ نَقُومَ - بِالْحَقِّ حَيْثُمَا كُنَّا لاَ نَخَافُ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ‏.‏
Ubâde şöyle demiştir: "Biz, sıkıntıda da, rahatlıkta da, enerjik olduğumuzda da, yorulduğumuzda da işitip itaat edeceğimize, kendisine emanet edilenin emirlerine karşı gelmeyeceğimize, nerede olursak olalım hakkı söyleyeceğimize veya hak yolunda dik duracağımıza ve kınayıcıların kınamasından korkmayacağımıza dair Resûlullah'a ahd verdik."
04
Sünen Nesâî # 39/4152
It Was
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، وَيَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَعَلَى أَنْ نَقُولَ بِالْحَقِّ حَيْثُ كُنَّا ‏.‏
Bu babadan Ubâde bin Velid bin Ubâde bin es-Samit'ten rivayet edildiğine göre dedesi şöyle demiştir: "Biz, sıkıntılı ve rahat zamanlarımızda, enerjik olduğumuzda, yorgun olduğumuzda ve başkaları bize tercih edildiği zaman, bize emanet edilenin emirlerine karşı çıkmayacağımıza ve nerede olursak olalım hakkı konuşacağımıza dair Resûlullah'a söz verdik.
05
Sünen Nesâî # 39/4153
It Was
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُبَادَةُ بْنُ الْوَلِيدِ، أَنَّ أَبَاهُ الْوَلِيدَ، حَدَّثَهُ عَنْ جَدِّهِ، عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي عُسْرِنَا وَيُسْرِنَا وَمَنْشَطِنَا وَمَكَارِهِنَا وَعَلَى أَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَعَلَى أَنْ نَقُولَ بِالْعَدْلِ أَيْنَ كُنَّا لاَ نَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ‏.‏
Ubâde bin es-Samit şöyle demiştir: "Biz, sıkıntımızda ve rahatımızda, enerjik olduğumuzda ve yorulduğumuzda işitip itaat edeceğimize, kendisine emanet edilenin emirlerine karşı gelmeyeceğimize, nerede olursak olalım adaletten yana duracağımıza ve Allah rızası için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza dair Resûlullah'a ahd verdik."
06
Sünen Nesâî # 39/4154
It Was
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَيَّارٍ، وَيَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُمَا سَمِعَا عُبَادَةَ بْنَ الْوَلِيدِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، - أَمَّا سَيَّارٌ فَقَالَ عَنْ أَبِيهِ، وَأَمَّا، يَحْيَى فَقَالَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، - قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي عُسْرِنَا وَيُسْرِنَا وَمَنْشَطِنَا وَمَكْرَهِنَا وَأَثَرَةٍ عَلَيْنَا وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَأَنْ نَقُومَ بِالْحَقِّ حَيْثُمَا كَانَ لاَ نَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ سَيَّارٌ لَمْ يَذْكُرْ هَذَا الْحَرْفَ حَيْثُمَا كَانَ وَذَكَرَهُ يَحْيَى ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ إِنْ كُنْتُ زِدْتُ فِيهِ شَيْئًا فَهُوَ عَنْ سَيَّارٍ أَوْ عَنْ يَحْيَى ‏.‏
Şu'be'den, Sayyar'dan ve Yahya bin Sa'id'den, Ubâde bin Velid'in babasından rivayet ettiğini işittikleri rivayet edilmiştir. Sayyar şöyle dedi: "Babasından", Yahya da "Babasından" dedi, dedesinden: "Biz, sıkıntımızda, rahatımızda, enerjik olduğumuzda, yorulduğumuzda ve başkaları bize tercih edildiğinde Allah Resulü'ne işiteceğimize ve itaat edeceğimize, bize emanet edilenin emirlerine karşı çıkmayacağımıza, nerede olursa olsun haktan yana duracağımıza ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza dair söz verdik." Allah rızası için." (Sahih) Şu'be şöyle dedi: "Sayyar, 'Nerede olursa olsun' sözünü söylemedi, oysa Yahya bundan söz etti." Şu'be şöyle dedi: "Eğer ben ona bir şey eklediysem o da Seyyar'dan veya Yahya'dandır."
07
Sünen Nesâî # 39/4155
Ebû Hüreyre (r.a.)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏
"‏ عَلَيْكَ بِالطَّاعَةِ فِي مَنْشَطِكَ وَمَكْرَهِكَ وَعُسْرِكَ وَيُسْرِكَ وَأَثَرَةٍ عَلَيْكَ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kendinizi enerjik hissettiğinizde, yorgun olduğunuzda, rahatınızda, darlığınızda ve başkaları size tercih edildiğinde itaat etmelisiniz."
08
Sünen Nesâî # 39/4156
It Was
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى النُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏.‏
Cerir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Müslümanlara karşı samimi olacağıma dair Resûlullah'a söz verdim.
09
Sünen Nesâî # 39/4157
Jarir (RA)
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ يُونُسَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، قَالَ جَرِيرٌ بَايَعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَأَنْ أَنْصَحَ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏.‏
Cerir şunları söyledi: "Ben Peygamber'e işiteceğime, itaat edeceğime ve her Müslümana karşı samimi olacağıma dair söz verdim.
10
Sünen Nesâî # 39/4158
Cabir (RA)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، سَمِعَ جَابِرًا، يَقُولُ لَمْ نُبَايِعْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمَوْتِ إِنَّمَا بَايَعْنَاهُ عَلَى أَنْ لاَ نَفِرَّ ‏.‏
Cabir şöyle dedi: "Biz, Resûlullah'a ölüm konusunda biat etmedik, aksine (savaştan) kaçmayacağımıza söz verdik."
11
Sünen Nesâî # 39/4159
It Was
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، قَالَ قُلْتُ لِسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ عَلَى أَىِّ شَىْءٍ بَايَعْتُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ قَالَ عَلَى الْمَوْتِ ‏.‏
Yezid bin Ebu Ubeyd'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Seleme bin El-Ekva'ya dedim ki: 'Hudeybiye gününde Peygamber'e ne gibi bir söz vermiştin?' Şöyle dedi: 'Ölüm için
12
Sünen Nesâî # 39/4160
It Was
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أُمَيَّةَ بْنِ أَخِي، يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَاهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ يَعْلَى بْنَ أُمَيَّةَ قَالَ جِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِأَبِي أُمَيَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْ أَبِي عَلَى الْهِجْرَةِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏
"‏ أُبَايِعُهُ عَلَى الْجِهَادِ وَقَدِ انْقَطَعَتِ الْهِجْرَةُ ‏"‏ ‏.‏
Ya'la bin Ümeyye'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "(Mekke'nin) fethi gününde babam Ümeyye ile birlikte Allah'ın Resulü'ne geldim ve şöyle dedim: 'Ey Allah'ın Resulü, babamın hicret biatını kabul et.' Allah Resulü şöyle buyurdu: 'Ben onun cihad biatını kabul edeceğim, zira hicret sona ermiştir.
13
Sünen Nesâî # 39/4161
It Was
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَحَوْلَهُ عِصَابَةٌ مِنْ أَصْحَابِهِ ‏
"‏ تُبَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا وَلاَ تَقْتُلُوا أَوْلاَدَكُمْ وَلاَ تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ وَلاَ تَعْصُونِي فِي مَعْرُوفٍ فَمَنْ وَفَّى فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْكُمْ شَيْئًا فَعُوقِبَ بِهِ فَهُوَ لَهُ كَفَّارَةٌ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا ثُمَّ سَتَرَهُ اللَّهُ فَأَمْرُهُ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ عَفَا عَنْهُ وَإِنْ شَاءَ عَاقَبَهُ ‏"‏ ‏.‏ خَالَفَهُ أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ ‏.‏
Ubâde bin es-Samit'ten rivayet edildiğine göre: "Etrafında ashabından bir grup varken, Resûlullah şöyle buyurdu: 'Bana söz ver ki, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksın, hırsızlık yapmayacaksın, harama girmeyeceksin, çocuklarını öldürmeyeceksin, ellerin ve ayakların arasında iftira atmayacaksın, iyilikte bana karşı gelmeyeceksin (Ma'ruf). Kim bu sözü yerine getirirse, onun mükâfatı kendisine olacaktır. Allah, kim bu fiillerden herhangi birini işler ve bundan dolayı cezalandırılırsa, bu onun için kefaret olur. Kim bu fiillerden birini işlerse Allah onu gizler, artık onun işi Allah'a kalmıştır; dilerse onu affeder, dilerse ona azap eder." (Sahih) Ahmed bin Sa'id onunla çelişti.
14
Sünen Nesâî # 39/4162
It Was
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ فُضَيْلٍ، أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، حَدَّثَهُ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَلاَ تُبَايِعُونِي عَلَى مَا بَايَعَ عَلَيْهِ النِّسَاءُ أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا وَلاَ تَقْتُلُوا أَوْلاَدَكُمْ وَلاَ تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ وَلاَ تَعْصُونِي فِي مَعْرُوفٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ فَبَايَعْنَاهُ عَلَى ذَلِكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَمَنْ أَصَابَ بَعْدَ ذَلِكَ شَيْئًا فَنَالَتْهُ عُقُوبَةٌ فَهُوَ كَفَّارَةٌ وَمَنْ لَمْ تَنَلْهُ عُقُوبَةٌ فَأَمْرُهُ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ وَإِنْ شَاءَ عَاقَبَهُ ‏"‏ ‏.‏
Ubâde bin es-Samit'ten rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Neden sen de kadınların ahdi üzerine bana söz vermiyorsun: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksın, hırsızlık yapmayacaksın, haram cinsel ilişkiye girmeyeceksin, ellerinle ayakların arasında iftira atmayacaksın, iyilik konusunda bana karşı gelmeyeceksin?" Biz de: "Evet ya Resulullah" dedik. Biz de ona bu temelde söz verdik. Allah Resulü buyurdu ki: "Kim bundan sonra bu fiillerden birini işler de cezaya çarptırılırsa, bu da kefaret olur. Kime azap edilmezse onun işi Allah'a kalmıştır; dilerse onu affeder, dilerse ona azap eder."
15
Sünen Nesâî # 39/4163
It Was
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي جِئْتُ أُبَايِعُكَ عَلَى الْهِجْرَةِ وَلَقَدْ تَرَكْتُ أَبَوَىَّ يَبْكِيَانِ ‏.‏ قَالَ ‏
"‏ ارْجِعْ إِلَيْهِمَا فَأَضْحِكْهُمَا كَمَا أَبْكَيْتَهُمَا ‏"‏ ‏.‏
Abdullah bin Amr'dan rivayet edildiğine göre, bir adam Peygamber Efendimiz'e gelerek şöyle dedi: "Ben hicret etmeye (hicret etmeye) yemin ederek geldim ve anne-babamı ağlarken bıraktım." Şöyle buyurdu: "Onların yanına dön ve onları ağlattığın gibi gülümset de.
16
Sünen Nesâî # 39/4164
Abu Sa'eed
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْهِجْرَةِ فَقَالَ ‏"‏ وَيْحَكَ إِنَّ شَأْنَ الْهِجْرَةِ شَدِيدٌ فَهَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ تُؤَدِّي صَدَقَتَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاعْمَلْ مِنْ وَرَاءِ الْبِحَارِ فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَنْ يَتِرَكَ مِنْ عَمَلِكَ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏
Ebu Sa'id'den rivayet edildiğine göre: Bir Bedevi, Resulullah'a hicret hakkında soru sordu. "Yazıklar olsun sana, hicret çok önemli. Develerin var mı?" "Evet" dedi. "Onlara sadaka veriyor musunuz?" Dedi: "Evet." Dedi ki: "Müslümanlardan ne kadar uzak olursanız olun, salih amellerde bulunun. Çünkü Allah Azze ve Celle, sizin hiçbir amelinizi zayi etmez.
17
Sünen Nesâî # 39/4165
It Was
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الْهِجْرَةِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَهْجُرَ مَا كَرِهَ رَبُّكَ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْهِجْرَةُ هِجْرَتَانِ هِجْرَةُ الْحَاضِرِ وَهِجْرَةُ الْبَادِي فَأَمَّا الْبَادِي فَيُجِيبُ إِذَا دُعِيَ وَيُطِيعُ إِذَا أُمِرَ وَأَمَّا الْحَاضِرُ فَهُوَ أَعْظَمُهُمَا بَلِيَّةً وَأَعْظَمُهُمَا أَجْرًا ‏"‏ ‏.‏
Abdullah bin Amr'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir adam şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü! Hangi hicret (hicret) daha hayırlıdır?' Dedi ki: 'Aziz ve Yüce Rabbinin hoşlanmadığı şeyi bırakmaktır.' Şöyle dedi: 'İki türlü hicret vardır; şehirlinin hicreti ve Bedevilerin hicreti. Bedevi ise, (cihad için) çağrıldığı zaman cevap vermeli, emredildiğinde itaat etmelidir; şehir sakinine gelince, o, daha şiddetli imtihan edilen ve daha büyük mükâfata sahip olandır.
18
Sünen Nesâî # 39/4166
It Was
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُبَشِّرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ يَعْلَى بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ كَانُوا مِنَ الْمُهَاجِرِينَ لأَنَّهُمْ هَجَرُوا الْمُشْرِكِينَ وَكَانَ مِنَ الأَنْصَارِ مُهَاجِرُونَ لأَنَّ الْمَدِينَةَ كَانَتْ دَارَ شِرْكٍ فَجَاءُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةَ الْعَقَبَةِ ‏.‏
Cabir bin Zeyd'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İbn Abbas şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.), Ebu Bekir ve Ömer, müşrikleri terk ettikleri için muhacirler arasındaydılar. Ensar'dan bir kısmı da Medine'nin şirk yurdu olması nedeniyle muhacirlerdi ve Akabe gecesinde Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına geldiler.
19
Sünen Nesâî # 39/4167
Kathir bin Murrah (RA)
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بَكَّارِ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ ابْنُ عِيسَى بْنِ سُمَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ، أَنَّ أَبَا فَاطِمَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ حَدِّثْنِي بِعَمَلٍ، أَسْتَقِيمُ عَلَيْهِ وَأَعْمَلُهُ ‏.‏ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏
"‏ عَلَيْكَ بِالْهِجْرَةِ فَإِنَّهُ لاَ مِثْلَ لَهَا ‏"‏ ‏.‏
Kesir bin Mürre'den, Ebu Fatıma'nın kendisine şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ya Rasulallah, bana yapabileceğim ve o konuda ısrar edeceğim bir amel söyle." Allah Resulü ona şöyle buyurdu: "Sen hicret et, çünkü onun gibisi yoktur.
20
Sünen Nesâî # 39/4168
Amr bin Abdurrahman bin Ümeyye (RA)
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ أَنَّ يَعْلَى قَالَ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِأَبِي يَوْمَ الْفَتْحِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْ أَبِي عَلَى الْهِجْرَةِ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏
"‏ أُبَايِعُهُ عَلَى الْجِهَادِ وَقَدِ انْقَطَعَتِ الْهِجْرَةُ ‏"‏ ‏.‏
Amr bin Abdurrahman bin Ümeyye'den rivayet edildiğine göre, babası ona Ya'la şöyle demiştir: "Mekke'nin fethi günü babamla birlikte Resûlullah'ın yanına geldim ve şöyle dedim: 'Ey Allah'ın Resulü, babamın hicret etme biatını kabul et.' Allah Resulü şöyle buyurdu: 'Ben onun cihad biatını kabul edeceğim, zira hicret sona ermiştir.
21
Sünen Nesâî # 39/4169
It Was
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّ الْجَنَّةَ لاَ يَدْخُلُهَا إِلاَّ مُهَاجِرٌ ‏.‏ قَالَ ‏
"‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ فَتْحِ مَكَّةَ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ فَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏ ‏.‏
Safvan bin Ümeyye şöyle demiştir: "Ben dedim ki: 'Ey Allah'ın Resulü, Muhacirden başkası cennete giremez diyorlar.'' Dedi ki: "Mekke'nin fethinden sonra artık hicret yoktur, cihad ve niyet vardır. Seferberliğe çağrıldığınız zaman bunu yapın."
22
Sünen Nesâî # 39/4170
It Was
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْفَتْحِ ‏
"‏ لاَ هِجْرَةَ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ فَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏ ‏.‏
İbni Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) Mekke'nin fethedildiği gün şöyle buyurdu: "Artık hicret yoktur, cihad ve niyet vardır. (Cihad için) seferberliğe çağrıldığınız zaman bunu yapın.
23
Sünen Nesâî # 39/4171
It Was
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ هَانِئٍ، عَنْ نُعَيْمِ بْنِ دِجَاجَةَ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏
Nu'aym bin Dicace'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ömer bin el-Hattab'ı şöyle derken işittim: 'Resulullah'ın vefatından sonra artık hicret yoktur.
24
Sünen Nesâî # 39/4172
It Was
أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ مُسَاوِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْعَلاَءِ بْنِ زَبْرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَاقِدٍ السَّعْدِيِّ، قَالَ وَفَدْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَفْدٍ كُلُّنَا يَطْلُبُ حَاجَةً وَكُنْتُ آخِرَهُمْ دُخُولاً عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي تَرَكْتُ مَنْ خَلْفِي وَهُمْ يَزْعُمُونَ أَنَّ الْهِجْرَةَ قَدِ انْقَطَعَتْ ‏.‏ قَالَ ‏
"‏ لاَ تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ مَا قُوتِلَ الْكُفَّارُ ‏"‏ ‏.‏
Abdullah bin Vakdan Es-Sa'di'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Biz bir heyet halinde Allah'ın elçisine geldik, her birimiz ona soracak birer soruyla. Ben onlardan Resulullah'ın yanına en son gelenlerdendim ve şöyle dedim: 'Ey Allah'ın Resulü, insanları arkamda bıraktım ve onlar hicretin (hicretin) sona erdiğini söylüyorlar.' Şöyle buyurdu: 'Kâfirlerle savaşıldığı sürece hicret durmayacaktır.
25
Sünen Nesâî # 39/4173
It Was
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ زَبْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ حَسَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الضَّمْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّعْدِيِّ، قَالَ وَفَدْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ أَصْحَابِي فَقَضَى حَاجَتَهُمْ وَكُنْتُ آخِرَهُمْ دُخُولاً فَقَالَ ‏"‏ حَاجَتُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَتَى تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ مَا قُوتِلَ الْكُفَّارُ ‏"‏ ‏.‏
Abdullah bin Es-Sa'di'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir heyet halinde Resûlullah'ın yanına geldik ve sahabelerim içeri girip sorularını sordular. Ben de içeri girenlerin sonuncusuydum ve o da şöyle dedi: 'Ne soruyorsunuz?' Ben: 'Ya Rasulallah, hicret ne zaman bitecek?' dedim. Allah Resulü şöyle buyurmuştur: 'Kâfirlerle savaş oldukça hicret durmayacaktır.
26
Sünen Nesâî # 39/4174
Jarir (RA)
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، وَالشَّعْبِيِّ، قَالاَ قَالَ جَرِيرٌ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ أُبَايِعُكَ عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِيمَا أَحْبَبْتُ وَفِيمَا كَرِهْتُ ‏.‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوَتَسْتَطِيعُ ذَلِكَ يَا جَرِيرُ أَوَتُطِيقُ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ قُلْ فِيمَا اسْتَطَعْتُ ‏"‏ ‏.‏ فَبَايَعَنِي وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏.‏
Cerir şöyle dedi: "Peygamber'e geldim ve ona şöyle dedim: 'Sevdiğim ve sevmediğim şeyleri işiteceğine ve itaat edeceğine sana söz veriyorum.' Peygamber: 'Bunu yapabilir misin ey Cerir' veya 'Buna gücün var mı?' dedi. Dedi ki: De ki: Gücümün yettiği kadar.' Bunun üzerine o da benim her Müslümana karşı samimi olmam konusunda ahdimi kabul etti.
27
Sünen Nesâî # 39/4175
It Was
أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى إِقَامِ الصَّلاَةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ وَعَلَى فِرَاقِ الْمُشْرِكِ ‏.‏
Cerir şöyle demiştir: Ben Resulullah'a (s.a.v.) namaz kılmayı, zekatı vermeyi, her Müslümana karşı samimi olmayı ve müşriklerden uzak durmayı adadım.
28
Sünen Nesâî # 39/4176
It Was
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي نُخَيْلَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏
Cerir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah'ın yanına geldim" ve o da buna benzer bir şeyden söz etti.
29
Sünen Nesâî # 39/4177
Jarir (RA)
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي نُخَيْلَةَ الْبَجَلِيِّ، قَالَ قَالَ جَرِيرٌ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُبَايِعُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْسُطْ يَدَكَ حَتَّى أُبَايِعَكَ وَاشْتَرِطْ عَلَىَّ فَأَنْتَ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏
"‏ أُبَايِعُكَ عَلَى أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ وَتُقِيمَ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ وَتُنَاصِحَ الْمُسْلِمِينَ وَتُفَارِقَ الْمُشْرِكِينَ ‏"‏ ‏.‏
Cerir şöyle dedi: "Peygamber Efendimiz (halkın) biatını kabul ederken ona geldim ve şöyle dedim: 'Ey Allah'ın Resulü, elini uzat ki sana biatımı vereyim ve şartlarını bildireyim, çünkü sen daha iyi bilirsin.' Şöyle buyurdu: 'Allah'a ibadet edeceğinize, namazı dosdoğru kılacağınıza, zekatı vereceğinize, Müslümanlara karşı samimi davranacağınıza ve müşriklerden uzak duracağınıza dair ahdinizi kabul ediyorum.
30
Sünen Nesâî # 39/4178
It Was
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ فَقَالَ ‏
"‏ أُبَايِعُكُمْ عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا وَلاَ تَقْتُلُوا أَوْلاَدَكُمْ وَلاَ تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ وَلاَ تَعْصُونِي فِي مَعْرُوفٍ فَمَنْ وَفَّى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ فِيهِ فَهُوَ طَهُورُهُ وَمَنْ سَتَرَهُ اللَّهُ فَذَاكَ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏
Ebu İdris el-Hawlani'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ubâde bin es-Samit'in şöyle dediğini duydum: 'Bir grup insan arasında Resûlullah'a biat ettim ve şöyle dedi: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınız, hırsızlık yapmayacağınız, haram cinsel ilişkide bulunmayacağınız, çocuklarınızı öldürmeyeceğiniz, elleriniz ve ayaklarınız arasında iftira atmayacağınız, iftira atmayacağınız ve emir verildiğinde bana itaat etmeyeceğiniz konusunda ahdinizi kabul ediyorum. Kim bu sözü yerine getirirse, onun mükafatı Allah'a aittir ve kim bu fiillerden herhangi birini işler ve bundan dolayı ceza görürse, bu onun için bir temizlenme olur. Kim (bu fiillerden herhangi birini yaparsa) Allah onu dilerse affeder, dilerse ona azap eder.
31
Sünen Nesâî # 39/4179
It Was
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ لَمَّا أَرَدْتُ أَنْ أُبَايِعَ، رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَةً أَسْعَدَتْنِي فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَأَذْهَبُ فَأُسْعِدُهَا ثُمَّ أَجِيئُكَ فَأُبَايِعُكَ ‏.‏ قَالَ ‏
"‏ اذْهَبِي فَأَسْعِدِيهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَذَهَبْتُ فَسَاعَدْتُهَا ثُمَّ جِئْتُ فَبَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏
Ümmü Atiyye'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah'a biat etmek istediğimde şöyle dedim: 'Ey Allah'ın Resulü, Cahiliye döneminde kadınlar bana (ölü için feryat etmede) yardım ettiler; ben de gidip ona (ağlamada) yardım edeyim, sonra sana gelip sana biat mı vereyim?' 'Git ve ona yardım et' dedi. Ben de gidip ona yardım ettim, sonra geldim ve Resûlullah'a biat ettim.
32
Sünen Nesâî # 39/4180
It Was
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَحْمَدَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ أَخَذَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْبَيْعَةَ عَلَى أَنْ لاَ نَنُوحَ ‏.‏
Ümmü Atiyye'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah, (ölüler için) feryat etmeyeceğimize dair sözümüzü kabul etti.
33
Sünen Nesâî # 39/4181
It Was
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ أُمَيْمَةَ بِنْتِ رُقَيْقَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي نِسْوَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ نُبَايِعُهُ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ نُبَايِعُكَ عَلَى أَنْ لاَ نُشْرِكَ بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ نَسْرِقَ وَلاَ نَزْنِيَ وَلاَ نَأْتِيَ بِبُهْتَانٍ نَفْتَرِيهِ بَيْنَ أَيْدِينَا وَأَرْجُلِنَا وَلاَ نَعْصِيَكَ فِي مَعْرُوفٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتُنَّ وَأَطَقْتُنَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَرْحَمُ بِنَا هَلُمَّ نُبَايِعْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي لاَ أُصَافِحُ النِّسَاءَ إِنَّمَا قَوْلِي لِمِائَةِ امْرَأَةٍ كَقَوْلِي لاِمْرَأَةٍ وَاحِدَةٍ أَوْ مِثْلِ قَوْلِي لاِمْرَأَةٍ وَاحِدَةٍ ‏"‏ ‏.‏
Umeyme bint Rukayka'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Peygamber'e bazı Ensari kadınlarla birlikte biat etmek için geldim. Biz dedik ki: 'Ey Allah'ın Resulü, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacağımız, hırsızlık yapmayacağımız, haram cinsel ilişkiye girmeyeceğimiz, ellerimiz ve ayaklarımız arasında iftira atmayacağımız ve sana iyilik konusunda isyan etmeyeceğimiz konusunda sana söz veriyoruz.' 'Elinizden geldiği ve gücünüz yettiği kadar' dedi. Biz şöyle dedik: 'Allah ve Resulü bize karşı daha merhametlidir. Haydi sana biat edelim ey Allah'ın Resulü! Allah Resulü şöyle buyurdu: 'Ben kadınlarla tokalaşmam. Yüz kadına sözüm bir kadına sözüm gibidir
34
Sünen Nesâî # 39/4182
It Was Narrted From A Man
أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ آلِ الشَّرِيدِ يُقَالُ لَهُ عَمْرٌو عَنْ أَبِيهِ قَالَ كَانَ فِي وَفْدِ ثَقِيفٍ رَجُلٌ مَجْذُومٌ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏
"‏ ارْجِعْ فَقَدْ بَايَعْتُكَ ‏"‏ ‏.‏
Eş-Şerid'den Amr denilen bir adamdan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sakif heyeti arasında cüzamlı bir adam vardı. Peygamber ona şöyle haber gönderdi: 'Geri dön, çünkü ben senin biatını kabul ettim.
35
Sünen Nesâî # 39/4183
It Was
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنِ الْهِرْمَاسِ بْنِ زِيَادٍ، قَالَ مَدَدْتُ يَدِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا غُلاَمٌ لِيُبَايِعَنِي فَلَمْ يُبَايِعْنِي ‏.‏
Hirmas bin Ziyad'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Çocukluğumda biatımı kabul etmesi için Peygamber Efendimiz'e elimi uzatmıştım ama o, biatımı kabul etmemişti.
36
Sünen Nesâî # 39/4184
It Was
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ جَاءَ عَبْدٌ فَبَايَعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْهِجْرَةِ وَلاَ يَشْعُرُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ عَبْدٌ فَجَاءَ سَيِّدُهُ يُرِيدُهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏
"‏ بِعْنِيهِ ‏"‏ ‏.‏ فَاشْتَرَاهُ بِعَبْدَيْنِ أَسْوَدَيْنِ ثُمَّ لَمْ يُبَايِعْ أَحَدًا حَتَّى يَسْأَلَهُ أَعَبْدٌ هُوَ
Cabir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir köle geldi ve Peygamber'e hicret etme sözü verdi, Peygamberimiz onun köle olduğunu anlamadı. Sonra efendisi onu aramaya geldi. Peygamber: 'Onu bana sat' dedi ve onu iki siyah köle karşılığında satın aldı. Sonra 'Köle mi?' diye sorana kadar kimsenin biatını kabul etmedi.
37
Sünen Nesâî # 39/4185
Câbir b. Abdullah (r.a.)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، بَايَعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الإِسْلاَمِ فَأَصَابَ الأَعْرَابِيَّ وَعَكٌ بِالْمَدِينَةِ فَجَاءَ الأَعْرَابِيُّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقِلْنِي بَيْعَتِي ‏.‏ فَأَبَى ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي ‏.‏ فَأَبَى فَخَرَجَ الأَعْرَابِيُّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏
"‏ إِنَّمَا الْمَدِينَةُ كَالْكِيرِ تَنْفِي خَبَثَهَا وَتَنْصَعُ طَيِّبَهَا ‏"‏ ‏.‏
Cabir bin Abdullah'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir Bedevi, Resûlullah'a İslam'ı adadı, sonra Bedevi Medine'de ateşe yakalandı. Bunun üzerine o, Resûlullah'a gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü, ahdimi iptal et" dedi, fakat o reddetti. Daha sonra tekrar yanına gelerek: "Ahidimi iptal et" dedi, fakat o reddetti. Daha sonra tekrar yanına gelerek: "Ahidimi iptal et" dedi, fakat o reddetti. Bunun üzerine bedevi Medine'den ayrıldı ve Resûlullah Sadi şöyle dedi: "Medine körük gibidir; cürufunu atar, güzelliğini parlatır."
38
Sünen Nesâî # 39/4186
Salamah bin al-Akwa' (RA)
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى الْحَجَّاجِ فَقَالَ يَا ابْنَ الأَكْوَعِ ارْتَدَدْتَ عَلَى عَقِبَيْكَ وَذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا وَبَدَوْتَ ‏.‏ قَالَ لاَ وَلَكِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَذِنَ لِي فِي الْبُدُوِّ ‏.‏
Seleme bin Ekva'dan rivayet edildiğine göre Haccac'a girmiş ve şöyle demiştir: Ey Ekva'nın oğlu, çölde Bedevilerle birlikte kalarak geri döndün (yani İslam'ı terk ettin). Resûlullah bana çölde bedevilerle kalmam için izin verdi.
39
Sünen Nesâî # 39/4187
It Was
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، ح وَأَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا نُبَايِعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ عَلِيٌّ ‏"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتُمْ ‏"‏ ‏.‏
İbni Ömer'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Biz, Resûlullah'a işitip itaat edeceğimize dair söz verirdik; o da şöyle buyurdu: 'Gücünüz yettiğince.
40
Sünen Nesâî # 39/4188
Abdullah ibn Umar (RA)
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا حِينَ نُبَايِعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ يَقُولُ لَنَا ‏
"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتُمْ ‏"‏ ‏.‏
İbn Ömer şöyle demiştir: "Resûlullah'a işitip itaat edeceğimize dair biat ettiğimizde o bize şöyle derdi: 'Gücünüz yettiği kadar.
41
Sünen Nesâî # 39/4189
It Was
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَيَّارٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَايَعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فَلَقَّنَنِي ‏
"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتَ وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏"‏ ‏.‏
Cerir bin Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben Peygamber'e işitip itaat edeceğime dair söz verdim, o da bana bu sözleri eklememi söyledi." Gücünüz yettiğince ve bundan sonra her Müslümana karşı olun''. (Sahih)
42
Sünen Nesâî # 39/4190
It Was
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ أُمَيْمَةَ بِنْتِ رُقَيْقَةَ، قَالَتْ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نِسْوَةٍ فَقَالَ لَنَا ‏
"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتُنَّ وَأَطَقْتُنَّ ‏"‏ ‏.‏
Umeyme bin Rukayka'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir grup kadın arasında Resûlullah'a biat ettik ve o bize şöyle dedi: 'Gücünüz yettiğince ve gücünüz yettiğince.
43
Sünen Nesâî # 39/4191
It Was
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ رَبِّ الْكَعْبَةِ، قَالَ انْتَهَيْتُ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَهُوَ جَالِسٌ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ وَالنَّاسُ عَلَيْهِ مُجْتَمِعُونَ قَالَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ بَيْنَا نَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ إِذْ نَزَلْنَا مَنْزِلاً فَمِنَّا مَنْ يَضْرِبُ خِبَاءَهُ وَمِنَّا مَنْ يَنْتَضِلُ وَمِنَّا مَنْ هُوَ فِي جَشْرَتِهِ إِذْ نَادَى مُنَادِي النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ جَامِعَةً فَاجْتَمَعْنَا فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَخَطَبَنَا فَقَالَ ‏
"‏ إِنَّهُ لَمْ يَكُنْ نَبِيٌّ قَبْلِي إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ يَدُلَّ أُمَّتَهُ عَلَى مَا يَعْلَمُهُ خَيْرًا لَهُمْ وَيُنْذِرَهُمْ مَا يَعْلَمُهُ شَرًّا لَهُمْ وَإِنَّ أُمَّتَكُمْ هَذِهِ جُعِلَتْ عَافِيَتُهَا فِي أَوَّلِهَا وَإِنَّ آخِرَهَا سَيُصِيبُهُمْ بَلاَءٌ وَأُمُورٌ يُنْكِرُونَهَا تَجِيءُ فِتَنٌ فَيُدَقِّقُ بَعْضُهَا لِبَعْضٍ فَتَجِيءُ الْفِتْنَةُ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ هَذِهِ مُهْلِكَتِي ثُمَّ تَنْكَشِفُ ثُمَّ تَجِيءُ فَيَقُولُ هَذِهِ مُهْلِكَتِي ثُمَّ تَنْكَشِفُ فَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يُزَحْزَحَ عَنِ النَّارِ وَيُدْخَلَ الْجَنَّةَ فَلْتُدْرِكْهُ مَوْتَتُهُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَلْيَأْتِ إِلَى النَّاسِ مَا يُحِبُّ أَنْ يُؤْتَى إِلَيْهِ وَمَنْ بَايَعَ إِمَامًا فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ مَا اسْتَطَاعَ فَإِنْ جَاءَ أَحَدٌ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا رَقَبَةَ الآخَرِ ‏"‏ ‏.‏ فَدَنَوْتُ مِنْهُ فَقُلْتُ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ هَذَا قَالَ نَعَمْ ‏.‏ وَذَكَرَ الْحَدِيثَ ‏.‏
Abdurrahman bin Abd Rabb El-Kaba şöyle dedi: "Abdullah bin Amr bin El-As, Kabe'nin gölgesinde otururken yanına geldim ve insanlar onun etrafında toplanmıştı ve onun şöyle dediğini duydum: 'Biz Resûlullah'la birlikte bir yolculukta konakladık, bir kısmımız çadır kuruyordu, bir kısmı ok atma yarışı yapıyordu, bir kısmı da hayvanları yarıştırmak için dışarı çıkarıyordu. Peygamber Efendimiz şöyle seslendi: Es-Salatu Camia (namaz başlamak üzere).Bunun üzerine Allah Resulü ayağa kalktı ve bize şöyle dedi: Benden önce, ümmetine kendileri için hayırlı olduğunu bildiği şeyleri söylemek ve onlar için kötü olduğunu bildiği şeyler konusunda uyarıda bulunmakla yükümlü olmayan hiçbir peygamber yoktur. Sonra öncekileri soluklaştıracak musibetler gelecek ve mümin diyecek ki: Bu benim sonum olacak, sonra (daha) belalar gelecek ve mümin şöyle diyecek: Bu benim sonum olacak, sonra da kurtuluş gelecektir. Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete girmek isterse, Allah'a ve ahiret gününe inanarak ölsün ve insanlara nasıl davranılmasını istiyorsa öyle davransın. Bir hükümdara elini uzatsın, kalbinden ihlas versin, gücü yettiğince ona itaat etsin, başkası gelip ona meydan okursa ikincinin boynunu vursunlar (yani öldürsünler). Bunu Allah Resulü mü söylüyor? O, 'Evet ve hadisi kesintisiz olarak aktardı (senedinde)
44
Sünen Nesâî # 39/4192
It Was
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَدَّتِي، تَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ ‏
"‏ وَلَوِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ يَقُودُكُمْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَاسْمَعُوا لَهُ وَأَطِيعُوا ‏"‏ ‏.‏
Yahya bin Hüseyin şöyle demiştir: "Büyükannemin şöyle dediğini işittim: 'Resûlullah'ı Veda Haccı sırasında şöyle derken işittim: Eğer üzerinize Allah'ın Kitabı ile hükmeden Habeşli bir köle görevlendirilirse onu dinleyin ve itaat edin.
45
Sünen Nesâî # 39/4193
Ebû Hüreyre (r.a.)
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَنَّ زِيَادَ بْنَ سَعْدٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏
"‏ مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَمَنْ أَطَاعَ أَمِيرِي فَقَدْ أَطَاعَنِي وَمَنْ عَصَى أَمِيرِي فَقَدْ عَصَانِي ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre şöyle dedi: "Resûlullah şöyle buyurdu: 'Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur, kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiş olur. Kim emirime itaat ederse bana itaat etmiş olur, kim de valime isyan ederse bana isyan etmiş olur.
46
Sünen Nesâî # 39/4194
Ibn Abbas (RA)
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي يَعْلَى بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ ‏}‏ قَالَ نَزَلَتْ فِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُذَافَةَ بْنِ قَيْسِ بْنِ عَدِيٍّ بَعَثَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَرِيَّةٍ ‏.‏
İbni Abbas'tan (ayet ile ilgili olarak) şöyle rivayet edilmiştir: "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin ve Resûl'e (Muhammed'e) itaat edin. O şöyle dedi: Bu, Resûlullah'ın bir sefer için görevlendirdiği Abdullah bin Huzeyfe bin Kays bin Adiyy hakkında nazil oldu.
47
Sünen Nesâî # 39/4195
Muadah bin Jabal (RA)
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا بَحِيرٌ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ أَبِي بَحْرِيَّةَ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏
"‏ الْغَزْوُ غَزْوَانِ فَأَمَّا مَنِ ابْتَغَى وَجْهَ اللَّهِ وَأَطَاعَ الإِمَامَ وَأَنْفَقَ الْكَرِيمَةَ وَاجْتَنَبَ الْفَسَادَ فَإِنَّ نَوْمَهُ وَنُبْهَتَهُ أَجْرٌ كُلُّهُ وَأَمَّا مَنْ غَزَا رِيَاءً وَسُمْعَةً وَعَصَى الإِمَامَ وَأَفْسَدَ فِي الأَرْضِ فَإِنَّهُ لاَ يَرْجِعُ بِالْكَفَافِ ‏"‏ ‏.‏
Muâde bin Cebel'den, Resûlullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Askeri seferler iki kısımdır: Allah'ın yüzünü araştıran, imama itaat eden, kıymetli olanı harcayan ve fitneden kaçınan, uykuda ve uyanıkken sevap kazanır. Gösteriş ve itibar kazanmak için savaşan, imama isyan eden ve yeryüzünde fesat çıkaran kimse ise eli boş döner." (Da'eğer)
48
Sünen Nesâî # 39/4196
Ebû Hüreyre (r.a.)
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الزِّنَادِ، مِمَّا حَدَّثَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، مِمَّا ذَكَرَ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏
"‏ إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ فَإِنْ أَمَرَ بِتَقْوَى اللَّهِ وَعَدَلَ فَإِنَّ لَهُ بِذَلِكَ أَجْرًا وَإِنْ أَمَرَ بِغَيْرِهِ فَإِنَّ عَلَيْهِ وِزْرًا ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah şöyle buyurmuştur: "İmam, (Müslümanların) savaşırken ve sığınacakları yerde emirlerine uyulması gereken bir kalkan gibidir. Allah'tan sakınmayı emreder ve adaletli davranırsa sevap kazanır, aksini emrederse bu ona bir yük olur.
49
Sünen Nesâî # 39/4197
It Was
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَأَلْتُ سُهَيْلَ بْنَ أَبِي صَالِحٍ قُلْتُ حَدَّثَنَا عَمْرٌو، عَنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِيكَ، قَالَ أَنَا سَمِعْتُهُ مِنَ الَّذِي، حَدَّثَ أَبِي، حَدَّثَهُ رَجُلٌ، مِنْ أَهْلِ الشَّامِ يُقَالُ لَهُ عَطَاءُ بْنُ يَزِيدَ عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا الدِّينُ النَّصِيحَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لِمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏
Temim Ed-Dari'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah şöyle buyurdu: 'Din, ihlâstır (Nâsihah).' "Kime ey Allah'ın Resulü?" dediler. "Allah'a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların imamlarına ve onların halklarına" dedi.
50
Sünen Nesâî # 39/4198
It Was
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا الدِّينُ النَّصِيحَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لِمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏
Temim Ed-Dari'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah şöyle buyurdu: 'Din, ihlâstır (Nâsihah).' Dediler ki: 'Kime ey Allah'ın Resulü? Şöyle buyurdu: 'Allah'a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların imamlarına ve onların halklarına.