Anger Hakkinda Hadisler

342 sahih hadis bulundu

Sünen Nesâî : 181
Hz. Ali (r.a.)
Sahih
أَخْبَرَنَا ‌إِسْحَاقُ ‌بْنُ ​إِبْرَاهِيمَ، ‌قَالَ أَنْبَأَنَا النَّضْرُ، وَأَبُو عَامِرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي عَوْنٍ الثَّقَفِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا صَالِحٍ الْحَنَفِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَلِيًّا، يَقُولُ أُهْدِيَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حُلَّةُ سِيَرَاءَ فَبَعَثَ بِهَا إِلَىَّ فَلَبِسْتُهَا فَعَرَفْتُ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ أَمَا إِنِّي لَمْ أُعْطِكَهَا لِتَلْبَسَهَا ‏"‏ ‏.‏ فَأَمَرَنِي فَأَطَرْتُهَا بَيْنَ نِسَائِي ‏.‏
Ali ‌şöyle ‌dedi: ​"Resûlullah'a ‌(s.a.v.) bir sira hullası verildi, o da onu bana gönderdi. Ben onu giydim, sonra yüzünde öfke gördüm. O da şöyle dedi: 'Ben onu giymen için sana vermedim.' Sonra bana bunu kadınlarım arasında paylaştırmamı söyledi.
Hz. Ali (r.a.) Sünen Nesâî #5298 Sahih
Sünen Nesâî : 182
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا ‌يَعْقُوبُ ‌بْنُ ‌إِبْرَاهِيمَ، ​عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، قَالَ قَالَ أَبُو رِفَاعَةَ انْتَهَيْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَخْطُبُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَجُلٌ غَرِيبٌ جَاءَ يَسْأَلُ عَنْ دِينِهِ لاَ يَدْرِي مَا دِينُهُ فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَرَكَ خُطْبَتَهُ حَتَّى انْتَهَى إِلَىَّ فَأُتِيَ بِكُرْسِيٍّ خِلْتُ قَوَائِمَهُ حَدِيدًا فَقَعَدَ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلَ يُعَلِّمُنِي مِمَّا عَلَّمَهُ اللَّهُ ثُمَّ أَتَى خُطْبَتَهُ فَأَتَمَّهَا ‏.‏
Humaid ‌bin ‌Hilal ‌şöyle ​demiştir: "Ebu Rifa'a şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) hutbe okurken yanına geldim ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, dininin ne olduğunu bilmeyen bir yabancı geldi, dinini sordu." Resûlullah (s.a.v.) hutbe vermeyi bıraktı ve bana döndü. Bir sandalye getirildi, sanırım ayakları demirdendi. Resûlullah (s.a.v) onun üzerine oturdu. Allah'ın kendisine öğrettiği şeyleri bana öğretmeye başladı, sonra gidip hutbesini tamamladı.
It Was Sünen Nesâî #5377 Sahih
Sünen Nesâî : 183
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا ​يُونُسُ ​بْنُ ​عَبْدِ ​الأَعْلَى، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، وَاللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، حَدَّثَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ، أَنَّهُ خَاصَمَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ قَدْ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شِرَاجِ الْحَرَّةِ كَانَا يَسْقِيَانِ بِهِ كِلاَهُمَا النَّخْلَ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ سَرِّحِ الْمَاءَ يَمُرَّ عَلَيْهِ ‏.‏ فَأَبَى عَلَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ ثُمَّ أَرْسِلِ الْمَاءَ إِلَى جَارِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَغَضِبَ الأَنْصَارِيُّ وَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ كَانَ ابْنَ عَمَّتِكَ فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا زُبَيْرُ اسْقِ ثُمَّ احْبِسِ الْمَاءَ حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى الْجَدْرِ ‏"‏ ‏.‏ فَاسْتَوْفَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلزُّبَيْرِ حَقَّهُ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ ذَلِكَ أَشَارَ عَلَى الزُّبَيْرِ بِرَأْىٍ فِيهِ السَّعَةُ لَهُ وَلِلأَنْصَارِيِّ فَلَمَّا أَحْفَظَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الأَنْصَارِيُّ اسْتَوْفَى لِلزُّبَيْرِ حَقَّهُ فِي صَرِيحِ الْحُكْمِ ‏.‏ قَالَ الزُّبَيْرُ لاَ أَحْسَبُ هَذِهِ الآيَةَ أُنْزِلَتْ إِلاَّ فِي ذَلِكَ ‏{‏ فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ‏}‏ وَأَحَدُهُمَا يَزِيدُ عَلَى صَاحِبِهِ فِي الْقِصَّةِ ‏.‏
Ez-Zübeyr ​bin ​Avvam'dan ​rivayet ​edilmiştir: O, Bedir'de Rasulullah (s.a.v.) ile birlikte bulunan Ensar'dan bir adamla, Harre'de hurma ağaçlarını suladıkları bir dere hakkında tartışıyordu. Ensari, "Suyun akmasına izin verin" dedi. Fakat o (Az-Zübeyr) reddetti. Allah Resulü (SAV) şöyle buyurdu: "(Topraklarını) sula ey Zübeyr! Sonra suyu komşuna aksın." Ensari öfkelendi ve şöyle dedi: "Yâ Resûlallah, kuzenin olduğu için mi?" Resûlullah'ın (s.a.v.) yüzü (öfkeden) renk değiştirdi ve şöyle dedi: "Ey Zübeyr! Sula (toprağını) sonra suyu duvarlara akana kadar kapat." Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v), daha önce Zübeyr'e ​​hem kendisinin hem de Ensar'ın menfaatine olan bir orta yol önermiş olmasına rağmen, Zübeyr'in haklarını tam olarak almasına izin verdi. Fakat Ensari, Resûlullah'ı (s.a.v.) kızdırınca, kararında açıkça belirtildiği gibi, Zübeyr'e ​​haklarını tam olarak verdi. Zübeyr şöyle demiştir: "Sanırım bu konuyla ilgili şu âyet nazil oldu: 'Fakat hayır, Rabbine yemin ederim ki, aralarında çıkan bütün ihtilaflarda seni hakem kılmadıkça iman etmiş olamazlar.
It Was Sünen Nesâî #5407 Sahih
Sünen Nesâî : 184
Urve (RA)
Sahih
أَخْبَرَنَا ​قُتَيْبَةُ، ‌قَالَ ‌حَدَّثَنَا ‌اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ خَاصَمَ الزُّبَيْرَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شِرَاجِ الْحَرَّةِ الَّتِي يَسْقُونَ بِهَا النَّخْلَ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ سَرِّحِ الْمَاءَ يَمُرَّ ‏.‏ فَأَبَى عَلَيْهِ فَاخْتَصَمُوا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ ثُمَّ أَرْسِلِ الْمَاءَ إِلَى جَارِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَغَضِبَ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ كَانَ ابْنَ عَمَّتِكَ فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا زُبَيْرُ اسْقِ ثُمَّ احْبِسِ الْمَاءَ حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى الْجَدْرِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الزُّبَيْرُ إِنِّي أَحْسَبُ أَنَّ هَذِهِ الآيَةَ نَزَلَتْ فِي ذَلِكَ ‏{‏ فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ ‏}‏ الآيَةَ ‏.‏
Urve'den, ​Abdullah ‌bin ‌Ez-Zübeyr'in ‌ona şöyle anlattığı rivayet edilmiştir: Ensardan bir adam, Harre'de hurma ağaçlarını suladıkları bir dere hakkında Ez-Zübeyr ile tartıştı. Ensari: "Suyun akmasına izin verin" dedi ama o (Zübeyr) reddetti. Aralarındaki ihtilafı Resûlullah'a (s.a.v.) getirdiler. Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu: "Ey Zübeyr, (toprağını) sula, sonra da suyu komşuna aksın." Ensari öfkelendi ve şöyle dedi: "Yâ Resûlallah, o senin kuzenin olduğu için mi?" Resûlullah'ın (s.a.v.) yüzü (öfkeden) renk değiştirdi ve şöyle dedi: "Ey Zübeyr, (toprağını) sula, sonra suyu duvarlara akana kadar kapat." Ez-Zübeyr dedi ki: "Sanırım bu konuyla ilgili şu ayet nazil oldu: 'Fakat hayır, Rabbine yemin ederim ki onlar iman edemezler.
Urve (RA) Sünen Nesâî #5416 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 185
Hz. Âişe (r.anha)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌مُحَمَّدُ ​بْنُ ‌إِسْمَاعِيلَ، ​حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ بْنِ يُونُسَ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا خَرَجَ مِنَ الْخَلاَءِ قَالَ ‏ "‏ غُفْرَانَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ إِسْرَائِيلَ عَنْ يُوسُفَ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ ‏.‏ وَأَبُو بُرْدَةَ بْنُ أَبِي مُوسَى اسْمُهُ عَامِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ الأَشْعَرِيُّ ‏.‏ وَلاَ نَعْرِفُ فِي هَذَا الْبَابِ إِلاَّ حَدِيثَ عَائِشَةَ رضى الله عنها عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏
Muhammed ‌bin ​İsmail ‌bize ​anlattı, Malik bin İsmail bize İsrail bin Yunus'tan, Yusuf bin Ebi Burda'dan, babasından, Aişe'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tuvaletten çıktığında "Affın olsun" dediğini söyledi. Ebu İsa bunun güzel bir hadis olduğunu söyledi. O bir gariptir ve onu, Yusuf bin Ebu Burda'nın rivayet ettiği İsrail hadisi dışında tanımıyoruz. Ebu Burdah bin Ebu Musa'nın adı da Amer bin Abdullah bin Kays el-Eş'ari'dir. Bu konuyu Aişe (Allah ondan razı olsun)'in Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) rivayet ettiği hadisi dışında bilmiyoruz, Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin.
Hz. Âişe (r.anha) Câmiut-Tirmizî #7 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 186
Cabir (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌نَصْرُ ​بْنُ ‌عَلِيٍّ، ​وَأَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَبِيعُ حَاضِرٌ لِبَادٍ دَعُوا النَّاسَ يَرْزُقُ اللَّهُ بَعْضَهُمْ مِنْ بَعْضٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَحَدِيثُ جَابِرٍ فِي هَذَا هُوَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ أَيْضًا ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ كَرِهُوا أَنْ يَبِيعَ حَاضِرٌ لِبَادٍ ‏.‏ وَرَخَّصَ بَعْضُهُمْ فِي أَنْ يَشْتَرِيَ حَاضِرٌ لِبَادٍ ‏.‏ وَقَالَ الشَّافِعِيُّ يُكْرَهُ أَنْ يَبِيعَ حَاضِرٌ لِبَادٍ وَإِنْ بَاعَ فَالْبَيْعُ جَائِزٌ ‏.‏
Nasr ‌bin ​Ali ‌ve ​Ahmed bin Mani' bize anlattılar, dediler, Süfyan bin Uyeyne bize Ebu'z-Zübeyr'den, Cabir'den rivayet etti, o da şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: O dedi ki: "Hiçbir kimse bir başkasına satmaz. İnsanları bırakın. Allah onların bir kısmını diğerlerinden rızıklandırır." Ebu İssa şöyle dedi: Ebu Hureyre'nin hadisi. Hadis. Hasan Sahih. Cabir'in bu konudaki hadisi de hasen sahih hadistir. Bu hadisle amel edilen bazı alimler vardır: Ashab-ı kiram -sallallâhu aleyhi ve sellem- ve diğerleri diri bir insanı yabancıya satmaktan hoşlanmazlardı. Bazıları yaşayan bir kişinin bir yabancıyı satın almasına izin verdi. Ve Şafii de şöyle dedi. Hazır bulunanın yabancıya satış yapması mekruhtur, satarsa ​​satış caizdir.
Cabir (RA) Câmiut-Tirmizî #1223 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 187
Ibn Abbas (RA)
Daif Isnaad
حَدَّثَنَا ​أَبُو ‌كُرَيْبٍ، ​حَدَّثَنَا ‌يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي سَعْدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَدَى الْعَامِرِيَّيْنِ بِدِيَةِ الْمُسْلِمِينَ وَكَانَ لَهُمَا عَهْدٌ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو سَعْدٍ الْبَقَّالُ اسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ الْمَرْزُبَانِ ‏.‏
Ebu ​Kurayb ‌bize, ​Yahya ‌bin Adem, Ebu Bekir bin Ayyaş'tan, Ebu Sa'd'dan, İkrime'den, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Müslümanlar için fidye olarak Emirîlere kan parası ödedi ve Allah Resulü'nden (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) bir antlaşma yaptırdılar. Ebu İsa bu hadisi söylemiştir. Kendisi yabancıdır ve onu bu yönü dışında tanımıyoruz. Bakkal Ebu Saad'ın adı Sa'id ibn el-Marzban'dır.
Ibn Abbas (RA) Câmiut-Tirmizî #1404 Daif Isnaad
Câmiut-Tirmizî : 188
Abdülrahman bin Auf (RA)
Daif Isnaad
حَدَّثَنَا ​مُحَمَّدُ ‌بْنُ ​حُمَيْدٍ ​الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ الْفَضْلِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، قَالَ عَبَّأَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِبَدْرٍ لَيْلاً ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمْ يَعْرِفْهُ وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ سَمِعَ مِنْ عِكْرِمَةَ ‏.‏ وَحِينَ رَأَيْتُهُ كَانَ حَسَنَ الرَّأْىِ فِي مُحَمَّدِ بْنِ حُمَيْدٍ الرَّازِيِّ ثُمَّ ضَعَّفَهُ بَعْدُ ‏.‏
Muhammed ​bin ‌Humeyd ​er-Razi ​bize anlattı, Seleme bin el-Fadl, Muhammed bin İshak'tan, İkrime'den, İbn Abbas'tan, Abdurrahman bin Avf'tan rivayetle şöyle dedi: Peygamber, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Bedir'de gece bize saldırdı. Ebu İsa dedi ve Ebu Eyyub'un otoritesi ile ilgili bölümde. Ve bu bir hadis. O bir yabancı ve biz onu bu bakış açısı dışında tanımıyoruz. Muhammed bin İsmail'e bu hadisi sordum ama bilmiyordu. Muhammed bin İshak şöyle dedi: İkrime'den haber aldı. Ve onu gördüğümde Muhammed bin Humeyd er-Razi hakkında olumlu bir kanaati vardı, ancak daha sonra bu kanaatini zayıflattı.
Abdülrahman bin Auf (RA) Câmiut-Tirmizî #1677 Daif Isnaad
Câmiut-Tirmizî : 189
Ebû Hüreyre (r.a.)
Hasan
حَدَّثَنَا ‌مُحَمَّدُ ​بْنُ ​بَشَّارٍ، ‌وَالْحُسَيْنُ بْنُ أَبِي كَبْشَةَ الْبَصْرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ يَعْقُوبَ السَّدُوسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو سِنَانٍ الْقَسْمَلِيُّ، هُوَ الشَّامِيُّ عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي سَوْدَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ عَادَ مَرِيضًا أَوْ زَارَ أَخًا لَهُ فِي اللَّهِ نَادَاهُ مُنَادٍ أَنْ طِبْتَ وَطَابَ مَمْشَاكَ وَتَبَوَّأْتَ مِنَ الْجَنَّةِ مَنْزِلاً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو سِنَانٍ اسْمُهُ عِيسَى بْنُ سِنَانٍ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَبِي رَافِعٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا مِنْ هَذَا ‏.‏
Muhammed ‌bin ​Beşar ​ve ‌el-Hüseyin bin Ebi Kebşe El-Basri bize şöyle dedi: Yusuf bin Yakup El-Sadusi bize anlattı, Ebu Sinan el-Kısmali bize şöyle dedi: O, Şami'dir, Osman ibn Ebi Sevda'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle o da şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi, Allah'ın duası ve selamı ona olsun, şöyle buyurmuştur: "Kim bir hastayı ziyaret ederse veya... Allah'tan bir kardeşini ziyaret etti ve bir davetçi ona şöyle seslendi: "Mesut ol, mesut yürü, cennette huzur içinde yat." Ebu İsa bunun güzel bir hadis olduğunu söyledi. Bir yabancı. Ebu Sinan'ın adı da İsa bin Sinan'dır. Hammad bin Seleme, Sâbit'ten, Ebu Rafi'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayet etti. Bundan bir şey, barış ve bereket onun üzerine olsun
Ebû Hüreyre (r.a.) Câmiut-Tirmizî #2008 Hasan
Câmiut-Tirmizî : 190
Sehl Bim Muaz bin Enes el-Cuhani (RA)
Hasan
حَدَّثَنَا ‌عَبَّاسٌ ‌الدُّورِيُّ، ​وَغَيْرُ، ​وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، حَدَّثَنِي أَبُو مَرْحُومٍ عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ كَظَمَ غَيْظًا وَهُوَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يُنَفِّذَهُ دَعَاهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رُءُوسِ الْخَلاَئِقِ حَتَّى يُخَيِّرَهُ فِي أَىِّ الْحُورِ شَاءَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏
Abbas ‌Al-Duri ‌ve ​birden ​fazla kişi bize anlattı. Abdullah bin Yezid el-Mukri bize anlattı, Saeed bin Ebi Eyyub bize anlattı, Ebu Merhum bana anlattı dediler. Abdurrahim ibn Meymun, Sehl ibn Muaz ibn Enes el-Cuhani'den, babasından, Peygamber'den rivayetle, Allah'ın duası ve selamı onun üzerine olsun, şöyle buyurmuştur: "Kim gizlerse Öfkesinden kurtulabilen Tanrı, Kıyamet Günü onu yaratıkların başlarının huzuruna çağıracak ve ona dilediği bakirelerden birini seçme hakkını verecektir. "Bunu söyledi." Güzel ve garip bir hadis...
Sehl Bim Muaz bin Enes el-Cuhani (RA) Câmiut-Tirmizî #2021 Hasan
Câmiut-Tirmizî : 191
Ebû Hüreyre (r.a.)
Daif
حَدَّثَنَا ‌أَزْهَرُ ‌بْنُ ‌مَرْوَانَ ‌الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَوَاءٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَعْشَرٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُذْهِبُ وَحَرَ الصَّدْرِ وَلاَ تَحْقِرَنَّ جَارَةٌ لِجَارَتِهَا وَلَوْ شِقَّ فِرْسِنِ شَاةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو مَعْشَرٍ اسْمُهُ نَجِيحٌ مَوْلَى بَنِي هَاشِمٍ وَقَدْ تَكَلَّمَ فِيهِ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ ‏.‏
Ezher ‌bin ‌Mervan ‌el-Basri ‌bize anlattı, Muhammed bin Seva bize anlattı, Ebu Ma'şer bize Saeed'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayet etti. Şöyle dedi: "Sakin olun, çünkü hediye öfkeyi giderir ve komşuyu, koyunu parçalasa bile komşusuna küçümsemeyin." Ebu İsa, bu açıdan garip bir hadis. Banu Haşim'in müşterisi olan adı Necih olan Ebu Ma'şer ve Beni Haşim halkından bir kısmı onun hakkında konuşuyordu. Bilgiyi koruyarak
Ebû Hüreyre (r.a.) Câmiut-Tirmizî #2130 Daif
Câmiut-Tirmizî : 192
Sad
Daif
حَدَّثَنَا ‌مُحَمَّدُ ​بْنُ ‌بَشَّارٍ، ​قال: حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي حُمَيْدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مِنْ سَعَادَةِ ابْنِ آدَمَ رِضَاهُ بِمَا قَضَى اللَّهُ لَهُ وَمِنْ شَقَاوَةِ ابْنِ آدَمَ تَرْكُهُ اسْتِخَارَةَ اللَّهِ وَمِنْ شَقَاوَةِ ابْنِ آدَمَ سَخَطُهُ بِمَا قَضَى اللَّهُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي حُمَيْدٍ ‏.‏ وَيُقَالُ لَهُ أَيْضًا حَمَّادُ بْنُ أَبِي حُمَيْدٍ وَهُوَ أَبُو إِبْرَاهِيمَ الْمَدَنِيُّ وَلَيْسَ هُوَ بِالْقَوِيِّ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ ‏.‏
Muhammed ‌bin ​Beşar ‌bize ​şöyle dedi: Ebu Amer, Muhammed bin Ebi Humaid'den, İsmail bin Muhammed bin Sa'd bin Ebi Vakkas'tan, babasından, Sa'd'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: "Ademoğlunun mutluluğunun bir kısmı, Allah'ın kendisi için yazdığı şeye razı olmasıdır, ve Ademoğlunun bedbahtlığının bir kısmı da." Allah'ın tavsiyesini aramayı terk etmesi ve Ademoğlu'nun bedbahtlığı arasında Allah'ın kendisi için yazdığına öfkelenmesi de vardır." Ebu İsa, "Bu sadece bizim bildiğimiz garip bir hadistir" dedi. Muhammed bin Ebu Humaid'in hadisinden. Hammad bin Ebi Humaid olarak da anılır ve Ebu İbrahim el-Medeni'dir ve o, rivayete göre güçlü değildir. Hadis ehli.
Sad Câmiut-Tirmizî #2151 Daif
Câmiut-Tirmizî : 193
Ebu Sa'id El Hudri (RA)
Daif
حَدَّثَنَا ​عِمْرَانُ ​بْنُ ‌مُوسَى ​الْقَزَّازُ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ الْقُرَشِيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا صَلاَةَ الْعَصْرِ بِنَهَارٍ ثُمَّ قَامَ خَطِيبًا فَلَمْ يَدَعْ شَيْئًا يَكُونُ إِلَى قِيَامِ السَّاعَةِ إِلاَّ أَخْبَرَنَا بِهِ حَفِظَهُ مَنْ حَفِظَهُ وَنَسِيَهُ مَنْ نَسِيَهُ وَكَانَ فِيمَا قَالَ ‏"‏ إِنَّ الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ وَإِنَّ اللَّهَ مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا فَنَاظِرٌ كَيْفَ تَعْمَلُونَ أَلاَ فَاتَّقُوا الدُّنْيَا وَاتَّقُوا النِّسَاءَ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ فِيمَا قَالَ ‏"‏ أَلاَ لاَ يَمْنَعَنَّ رَجُلاً هَيْبَةُ النَّاسِ أَنْ يَقُولَ بِحَقٍّ إِذَا عَلِمَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَبَكَى أَبُو سَعِيدٍ فَقَالَ قَدْ وَاللَّهِ رَأَيْنَا أَشْيَاءَ فَهِبْنَا ‏.‏ وَكَانَ فِيمَا قَالَ ‏"‏ أَلاَ إِنَّهُ يُنْصَبُ لِكُلِّ غَادِرٍ لِوَاءٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِقَدْرِ غَدْرَتِهِ وَلاَ غَدْرَةَ أَعْظَمَ مِنْ غَدْرَةِ إِمَامِ عَامَّةٍ يُرْكَزُ لِوَاؤُهُ عِنْدَ اسْتِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ فِيمَا حَفِظْنَا يَوْمَئِذٍ ‏"‏ أَلاَ إِنَّ بَنِي آدَمَ خُلِقُوا عَلَى طَبَقَاتٍ شَتَّى فَمِنْهُمْ مَنْ يُولَدُ مُؤْمِنًا وَيَحْيَا مُؤْمِنًا وَيَمُوتُ مُؤْمِنًا وَمِنْهُمْ مَنْ يُولَدُ كَافِرًا وَيَحْيَا كَافِرًا وَيَمُوتُ كَافِرًا وَمِنْهُمْ مَنْ يُولَدُ مُؤْمِنًا وَيَحْيَا مُؤْمِنًا وَيَمُوتُ كَافِرًا وَمِنْهُمْ مَنْ يُولَدُ كَافِرًا وَيَحْيَا كَافِرًا وَيَمُوتُ مُؤْمِنًا أَلاَ وَإِنَّ مِنْهُمُ الْبَطِيءَ الْغَضَبِ سَرِيعَ الْفَىْءِ وَمِنْهُمْ سَرِيعُ الْغَضَبِ سَرِيعُ الْفَىْءِ فَتِلْكَ بِتِلْكَ أَلاَ وَإِنَّ مِنْهُمْ سَرِيعَ الْغَضَبِ بَطِيءَ الْفَىْءِ أَلاَ وَخَيْرُهُمْ بَطِيءُ الْغَضَبِ سَرِيعُ الْفَىْءِ أَلاَ وَشَرُّهُمْ سَرِيعُ الْغَضَبِ بَطِيءُ الْفَىْءِ أَلاَ وَإِنَّ مِنْهُمْ حَسَنَ الْقَضَاءِ حَسَنَ الطَّلَبِ وَمِنْهُمْ سَيِّئُ الْقَضَاءِ حَسَنُ الطَّلَبِ وَمِنْهُمْ حَسَنُ الْقَضَاءِ سَيِّئُ الطَّلَبِ فَتِلْكَ بِتِلْكَ أَلاَ وَإِنَّ مِنْهُمُ السَّيِّئَ الْقَضَاءِ السَّيِّئَ الطَّلَبِ أَلاَ وَخَيْرُهُمُ الْحَسَنُ الْقَضَاءِ الْحَسَنُ الطَّلَبِ أَلاَ وَشَرُّهُمْ سَيِّئُ الْقَضَاءِ سَيِّئُ الطَّلَبِ أَلاَ وَإِنَّ الْغَضَبَ جَمْرَةٌ فِي قَلْبِ ابْنِ آدَمَ أَمَا رَأَيْتُمْ إِلَى حُمْرَةِ عَيْنَيْهِ وَانْتِفَاخِ أَوْدَاجِهِ فَمَنْ أَحَسَّ بِشَيْءٍ مِنْ ذَلِكَ فَلْيَلْصَقْ بِالأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَجَعَلْنَا نَلْتَفِتُ إِلَى الشَّمْسِ هَلْ بَقِيَ مِنْهَا شَيْءٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلاَ إِنَّهُ لَمْ يَبْقَ مِنَ الدُّنْيَا فِيمَا مَضَى مِنْهَا إِلاَّ كَمَا بَقِيَ مِنْ يَوْمِكُمْ هَذَا فِيمَا مَضَى مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ حُذَيْفَةَ وَأَبِي مَرْيَمَ وَأَبِي زَيْدِ بْنِ أَخْطَبَ وَالْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ وَذَكَرُوا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَهُمَ بِمَا هُوَ كَائِنٌ إِلَى أَنْ تَقُومَ السَّاعَةُ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏
İmran ​bin ​Musa ‌el-Kazzaz ​el-Basri bize anlattı, Hammad bin Zeyd bize anlattı, Ali bin Zeyd bin Cud'an el-Kuraşi bize Ebu Nadra'dan rivayet etti, Ebu Saeed el-Hudri'den rivayet etti: "Bir gün Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, gündüz bizimle ikindi namazını kıldırdı, sonra hutbe vermek için ayağa kalktı ama durmadı." O bize bildirmedikçe, kıyamete kadar hiçbir şey olmayacaktır. Kim ezberlediyse onu korudu, kim unuttuysa unuttu ve "Gerçekten dünya tatlıdır" diyecek oldu. Yemyeşil bir yeşillik; şüphesiz Allah, seni orada halef olarak kılacaktır ve O, ne yaptığınızı görmektedir. O halde dünyadan korkun ve kadınlardan korkun.” Ve söylediği şuydu: "Hayır İnsanların korkusu, kişinin bildiği gerçeği söylemesine engel değildir." Dedi ki: "Ebu Sa'id ağladı ve 'Vallahi gördük ve korktuk' dedi." Ve şöyle dedi: "Şüphesiz ki, her hain için kıyamet gününde ihaneti oranında bir sancak dikilir ve hiçbir hainlik bir imamın ihanetinden daha büyük değildir." Genel olarak sancağı üssünde ortalanacak. "Ve öyle oldu ki, o gün koruduğumuz gibi" Adem'in çocukları çeşitli sınıflara ayrılmışlardı ve onlardan bazıları mümin olarak doğar, mümin olarak yaşar ve mümin olarak ölür. Onlardan kimi kâfir olarak doğar, kâfir olarak yaşar, kâfir olarak ölür, kimi de mümin olarak doğar. Mümin olarak yaşar, kâfir olarak ölür; onlardan kimi kâfir olarak doğar, kâfir olarak yaşar ve mümin olarak ölür. Şüphesiz onlardan öylesi vardır ki, geç öfkelenir ve çabuk yanar. Ve onlardan çabuk öfkelenen ve çabuk toparlananlar vardır ve bunlar böyledir. Gerçekten onların arasında çabuk öfkelenen, geç toparlanan vardır ve en iyileri de yavaş olandır. Öfke çabuk sonuç verir, kötülükleri çabuk öfkelenir, yavaş da olsa karşılığını verir. Şüphesiz onların arasında iyi istekleri iyi değerlendiren hakimler de vardır, kötü hakimler de vardır. İyi talep ve bunların arasında kötü muhakeme, kötü talep de vardır, yani bu aynı şeydir. Şüphesiz bunların arasında kötü hüküm, kötü talep vardır. Bunların en iyisi iyi hüküm ve iyi istektir, en kötüsü ise kötü hüküm ve kötü istektir ve öfke, Ademoğlu'nun kalbinde bir kordur. Gözlerinin kızardığını ve yanaklarının şiştiğini gördün; bunlardan herhangi birini hisseden kişi yere yapışsın." Dedi ve geri dönmemizi sağladı. Güneşe, ondan geriye bir şey kaldı mı? Sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Geçmişte dünyadan geriye kalandan başka hiçbir şey kalmamıştır." Bu gününüz ve ondan geçenler.” Ebu İssa şöyle dedi ve Hudhayfah, Ebu Meryem, Ebu Zeyd bin Akhtab ve El-Muğirah'ın yetkisiyle ilgili bölümde. Yapı Şu'be ve onlar, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kıyamete kadar olacakları onlara anlattığını anlattılar. Bu güzel bir hadis.
Ebu Sa'id El Hudri (RA) Câmiut-Tirmizî #2191 Daif
Câmiut-Tirmizî : 194
Ebû Hüreyre (r.a.)
Daif
حَدَّثَنَا ​أَحْمَدُ ‌بْنُ ‌سَعِيدٍ ‌الأَشْقَرُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَهَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، قَالاَ حَدَّثَنَا صَالِحٌ الْمُرِّيُّ، عَنْ سَعِيدٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ أُمَرَاؤُكُمْ خِيَارَكُمْ وَأَغْنِيَاؤُكُمْ سُمَحَاءَكُمْ وَأُمُورُكُمْ شُورَى بَيْنَكُمْ فَظَهْرُ الأَرْضِ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ بَطْنِهَا وَإِذَا كَانَ أُمَرَاؤُكُمْ شِرَارَكُمْ وَأَغْنِيَاؤُكُمْ بُخَلاَءَكُمْ وَأُمُورُكُمْ إِلَى نِسَائِكُمْ فَبَطْنُ الأَرْضِ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ ظَهْرِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ صَالِحٍ الْمُرِّيِّ ‏.‏ وَصَالِحٌ الْمُرِّيُّ فِي حَدِيثِهِ غَرَائِبُ يَنْفَرِدُ بِهَا لاَ يُتَابَعُ عَلَيْهَا وَهُوَ رَجُلٌ صَالِحٌ ‏.‏
Ahmed ​bin ‌Saeed ‌Al-Ashqar ‌bize anlattı, Yunus bin Muhammed ve Haşim bin El Kasım anlattı, onlar dediler ki, Saleh Al-Marri bize Saeed Al-Jariri'den, Ebu Osman el-Nahdi'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, dedi ki: "Eğer yöneticileriniz sizin seçiminizse... Zenginleriniz hoşgörülüdür ve işleriniz aranızda istişare yoluyladır. Yeryüzünün yüzeyi sizin için karnından daha hayırlıdır ve eğer önderleriniz sizin en şerlilerinizse. En zengininiz cimridir, işleriniz eşlerinize aittir, dolayısıyla yerin içi sizin için yüzeyinden daha hayırlıdır.” Ebu İsa bu hadisi söylemiştir. Tanımadığımız bir yabancı Salih el-Marri'nin hadisi hariç. Ve Salih el-Marri'nin hadislerinde kendisine has ve takip edilemeyecek tuhaflıklar vardır ve o salih bir insandır.
Ebû Hüreyre (r.a.) Câmiut-Tirmizî #2266 Daif
Câmiut-Tirmizî : 195
Muhammed bin Amr (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ​هَنَّادٌ، ​حَدَّثَنَا ‌عَبْدَةُ، ​عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ سَمِعْتُ بِلاَلَ بْنَ الْحَارِثِ الْمُزَنِيَّ، صَاحِبَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ رِضْوَانِ اللَّهِ مَا يَظُنُّ أَنْ تَبْلُغَ مَا بَلَغَتْ فَيَكْتُبُ اللَّهُ لَهُ بِهَا رِضْوَانَهُ إِلَى يَوْمِ يَلْقَاهُ وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ سَخَطِ اللَّهِ مَا يَظُنُّ أَنْ تَبْلُغَ مَا بَلَغَتْ فَيَكْتُبُ اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا سَخَطَهُ إِلَى يَوْمِ يَلْقَاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهَكَذَا رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو نَحْوَ هَذَا قَالُوا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ عَنْ بِلاَلِ بْنِ الْحَارِثِ ‏.‏ وَرَوَى هَذَا الْحَدِيثَ مَالِكٌ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ أَبِيهِ عَنْ بِلاَلِ بْنِ الْحَارِثِ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ جَدِّهِ ‏.‏
Haned ​bize ​anlattı, ‌Abdah ​bize anlattı, Muhammed bin Amr'dan rivayet etti, babam bana dedemden haber verdi, şöyle dedi: Resûlullah'ın sahabesi Bilal bin el-Hâris el-Müzeni'yi duydum. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, şöyle derken: Allah'ın Resulü'nü (Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun) şöyle derken işittim: "Sizden biriniz Allah'ı razı edecek bir söz söylüyor. O, kendisinin elde ettiğine kavuşacağını zanneder ve Allah, kendisiyle karşılaşacağı güne kadar ondan razı olduğunu ona kaydeder. Doğrusu sizden biriniz öfkeyle bir söz söyler. Allah, onun kazandığını elde edeceğini zannetmezse, o zaman Allah, onunla karşılaşacağı güne kadar onun üzerine gazabını yazar.” Dedi ve Ümmü Habibe'nin yetkisi üzerine şöyle dedi: Bu hasen ve sahih bir hadistir. Ve birden fazla kişi bunu Muhammed ibn Amr'dan rivayet etti. Bunun gibi Muhammed ibni Amr'ın babasından, dedesinden, Bilal ibni Hâris'ten rivayetle demişlerdir. Bu hadisi Malik, Muhammed bin Amr'dan, babasından, Bilal bin el-Hâris'ten rivayet etmiştir. Bul onu...
Muhammed bin Amr (RA) Câmiut-Tirmizî #2319 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 196
Mücahid (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ​مَحْمُودُ ‌بْنُ ​غَيْلاَنَ، ​حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِنْكَبِي فَقَالَ ‏"‏ كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ وَعُدَّ نَفْسَكَ فِي أَهْلِ الْقُبُورِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لِي ابْنُ عُمَرَ إِذَا أَصْبَحْتَ فَلاَ تُحَدِّثْ نَفْسَكَ بِالْمَسَاءِ وَإِذَا أَمْسَيْتَ فَلاَ تُحَدِّثْ نَفْسَكَ بِالصَّبَاحِ وَخُذْ مِنْ صِحَّتِكَ قَبْلَ سَقَمِكَ وَمِنْ حَيَاتِكَ قَبْلَ مَوْتِكَ فَإِنَّكَ لاَ تَدْرِي يَا عَبْدَ اللَّهِ مَا اسْمُكَ غَدًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ الأَعْمَشُ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ نَحْوَهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏
Bize ​Mahmud ‌bin ​Geylan ​anlattı, Ebu Ahmed anlattı, Süfyan bize Lais'ten, Mücahid'den, İbni Ömer'den rivayetle, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi, Allah ona salat ve selam versin, beni omuzumdan tuttu ve şöyle dedi: "Bu dünyada sanki bir garip veya yolcu gibi ol ve kendini kabir ehli arasında say." Sonra İbn Ömer bana şöyle dedi: Uyandığında akşam kendi kendine konuşma, akşam geldiğinde sabah kendi kendine konuşma, hastalanmadan önce ve ölmeden önceki hayatından sağlığına dikkat et, çünkü sen bilmiyorsun ey Abdullah, yarın isminin ne olacağını bilmiyorsun.” Ebu İsa dedi ve bu hadisi Mücahid'den, İbni'den rivayet etti. Ömer de ona benzer. Ahmed bin Abdah el-Zabi el-Basri bize anlattı, Hammad bin Zeyd bize Lais'ten, Mücahid'den, İbn Ömer'den, Peygamber'den, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, rivayet etti, aynısını yaptı
Mücahid (RA) Câmiut-Tirmizî #2333 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 197
Ebû Hüreyre (r.a.)
Sahih
أَخْبَرَنَا ‌سُوَيْدُ ‌بْنُ ‌نَصْرٍ، ‌أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا أَبُو حَيَّانَ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِلَحْمٍ فَرُفِعَ إِلَيْهِ الذِّرَاعُ فَأَكَلَهُ وَكَانَتْ تُعْجِبُهُ فَنَهَسَ مِنْهَا نَهْسَةً ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ أَنَا سَيِّدُ النَّاسِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ هَلْ تَدْرُونَ لِمَ ذَاكَ يَجْمَعُ اللَّهُ النَّاسَ الأَوَّلِينَ وَالآخِرِينَ فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ فَيُسْمِعُهُمُ الدَّاعِي وَيَنْفُذُهُمُ الْبَصَرُ وَتَدْنُو الشَّمْسُ مِنْهُمْ فَيَبْلُغُ النَّاسُ مِنَ الْغَمِّ وَالْكَرْبِ مَا لاَ يُطِيقُونَ وَلاَ يَحْتَمِلُونَ فَيَقُولُ النَّاسُ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ أَلاَ تَرَوْنَ مَا قَدْ بَلَغَكُمْ أَلاَ تَنْظُرُونَ مَنْ يَشْفَعُ لَكُمْ إِلَى رَبِّكُمْ فَيَقُولُ النَّاسُ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَلَيْكُمْ بِآدَمَ ‏.‏ فَيَأْتُونَ آدَمَ فَيَقُولُونَ أَنْتَ أَبُو الْبَشَرِ خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ وَأَمَرَ الْمَلاَئِكَةَ فَسَجَدُوا لَكَ اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ أَلاَ تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ أَلاَ تَرَى مَا قَدْ بَلَغَنَا فَيَقُولُ لَهُمْ آدَمُ إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ وَإِنَّهُ قَدْ نَهَانِي عَنِ الشَّجَرَةِ فَعَصَيْتُ نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي اذْهَبُوا إِلَى نُوحٍ ‏.‏ فَيَأْتُونَ نُوحًا فَيَقُولُونَ يَا نُوحُ أَنْتَ أَوَّلُ الرُّسُلِ إِلَى أَهْلِ الأَرْضِ وَقَدْ سَمَّاكَ اللَّهُ عَبْدًا شَكُورًا اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ أَلاَ تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ أَلاَ تَرَى مَا قَدْ بَلَغَنَا فَيَقُولُ لَهُمْ نُوحٌ إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ وَإِنَّهُ قَدْ كَانَ لِي دَعْوَةٌ دَعَوْتُهَا عَلَى قَوْمِي نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي اذْهَبُوا إِلَى إِبْرَاهِيمَ ‏.‏ فَيَأْتُونَ إِبْرَاهِيمَ فَيَقُولُونَ يَا إِبْرَاهِيمُ أَنْتَ نَبِيُّ اللَّهِ وَخَلِيلُهُ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ أَلاَ تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ فَيَقُولُ إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ وَإِنِّي قَدْ كَذَبْتُ ثَلاَثَ كَذَبَاتٍ فَذَكَرَهُنَّ أَبُو حَيَّانَ فِي الْحَدِيثِ نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي اذْهَبُوا إِلَى مُوسَى ‏.‏ فَيَأْتُونَ مُوسَى فَيَقُولُونَ يَا مُوسَى أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ فَضَّلَكَ اللَّهُ بِرِسَالَتِهِ وَبِكَلاَمِهِ عَلَى الْبَشَرِ اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ أَلاَ تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ فَيَقُولُ إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ وَإِنِّي قَدْ قَتَلْتُ نَفْسًا لَمْ أُومَرْ بِقَتْلِهَا نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي اذْهَبُوا إِلَى عِيسَى ‏.‏ فَيَأْتُونَ عِيسَى فَيَقُولُونَ يَا عِيسَى أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ وَكَلَّمْتَ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ أَلاَ تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ فَيَقُولُ عِيسَى إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ ذَنْبًا نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي اذْهَبُوا إِلَى مُحَمَّدٍ ‏.‏ قَالَ فَيَأْتُونَ مُحَمَّدًا فَيَقُولُونَ يَا مُحَمَّدُ أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ وَخَاتَمُ الأَنْبِيَاءِ وَقَدْ غُفِرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ أَلاَ تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ فَأَنْطَلِقُ فَآتِي تَحْتَ الْعَرْشِ فَأَخِرُّ سَاجِدًا لِرَبِّي ثُمَّ يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَىَّ مِنْ مَحَامِدِهِ وَحُسْنِ الثَّنَاءِ عَلَيْهِ شَيْئًا لَمْ يَفْتَحْهُ عَلَى أَحَدٍ قَبْلِي ثُمَّ يُقَالُ يَا مُحَمَّدُ ارْفَعْ رَأْسَكَ سَلْ تُعْطَهُ وَاشْفَعْ تُشَفَّعْ ‏.‏ فَأَرْفَعُ رَأْسِي فَأَقُولُ يَا رَبِّ أُمَّتِي يَا رَبِّ أُمَّتِي يَا رَبِّ أُمَّتِي ‏.‏ فَيَقُولُ يَا مُحَمَّدُ أَدْخِلْ مِنْ أُمَّتِكَ مَنْ لاَ حِسَابَ عَلَيْهِ مِنَ الْبَابِ الأَيْمَنِ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ وَهُمْ شُرَكَاءُ النَّاسِ فِيمَا سِوَى ذَلِكَ مِنَ الأَبْوَابِ ثُمَّ قَالَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ مَا بَيْنَ الْمِصْرَاعَيْنِ مِنْ مَصَارِيعِ الْجَنَّةِ كَمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَهَجَرَ وَكَمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَبُصْرَى ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ وَأَنَسٍ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَبِي سَعِيدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو حَيَّانَ التَّيْمِيُّ اسْمُهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدِ بْنِ حَيَّانَ كُوفِيٌّ وَهُوَ ثِقَةٌ وَأَبُو زُرْعَةَ بْنُ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ اسْمُهُ هَرِمٌ ‏.‏
Bize ‌Süveyd ‌bin ‌Nasr ‌anlattı, Abdullah bin Mübarek anlattı, Ebu Hayyan et-Teymi bize Ebu Zur'ah bin Amr bin Cerir'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'a et getirildi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, kolunu ona kaldırdı ve o da onu yedi. Çok beğendi ve bir kısmını yedi. Biraz durdu, sonra şöyle dedi: "Ben kıyamet gününde insanların efendisiyim. Allah'ın neden ilkleri ve sonuncuları bir mertebede topladığını ve onlara işittirdiğini biliyor musun?" Davetçi ve gözleri onları şaşkına çevirecek, güneş onlara yaklaşacak ve insanlar dayanamayacakları ve dayanamayacakları bir keder ve sıkıntı içinde olacaklar. Bunun üzerine insanlar birbirlerine, "Size ulaşanı görmüyor musunuz? Rabbinizin katında size şefaat edecek birini aramıyor musunuz?" Daha sonra insanlar birbirlerine şunu söylüyorlar. Adem'le alakan var. Sonra Adem'e gelip şöyle diyecekler: Sen insanlığın babasısın. Allah, sizi eliyle yarattı, size ruhundan üfledi ve meleklere emretti. Bunun üzerine sana secde ettiler. Rabbin katında bize şefaat et. Ne durumda olduğumuzu görmüyor musun? Nelere ulaştığımızı görmüyor musun? Bunun üzerine Adem onlara şöyle derdi: "Rabbim bugün çok öfkelendi." Böyle bir öfke, daha önce hiç kızmadığı ve ondan sonra da asla kızmayacağı ve beni ağaçtan men ettiği için kendime, kendime, kendime isyan ettim. Başka birine git Noah'a git. Sonra Nuh'a gelip şöyle derler: "Ey Nuh, sen yeryüzüne gönderilen elçilerin ilkisin ve Allah seni şükreden bir kul olarak adlandırdı. Bize şefaat et." Rabbin, içinde bulunduğumuz durumu görmüyor musun? Nelere ulaştığımızı görmüyor musun? Bunun üzerine Nuh onlara şöyle derdi: "Rabbim bugün, daha önce hiç öfkelenmediği bir öfkeyle öfkelendi." Onun gibisi ve ondan sonra asla onun gibi kızmaz. And olsun ki, benim ümmetim için yaptığım bir dua var. Kendim, kendim, kendim, başkasına gidiyorum. İbrahim'e git. Sonra İbrahim'e gelip, "Ey İbrahim, sen Allah'ın peygamberisin ve onun yeryüzündekilerden bir dostusun. Rabbin katında bize şefaat et" derler. HAYIR Görüyorsunuz ne durumdayız. Şöyle diyor: "Şüphesiz ki Rabbim, daha önce hiç gazaplanmadığı bir gazapla gazaplandı ve O'ndan sonra asla O'nun gibi gazaplanmayacaktır. Gerçekten ben üç yalan söyledim ve Ebu Hayyan hadiste bunlardan bahsetmiş: Ben, kendim, kendim, başkasına gidin, Musa'ya gidin. Onlar da gelecekler. Musa diyorlar." Ey Musa, sen Allah'ın Resulüsün; dolayısıyla Allah, mesajıyla ve insanlara olan sözleriyle seni nimetlendirdi. Rabbin katında bize şefaat et. Ne durumda olduğumuzu görmüyor musun? Şöyle buyuruyor: Rabbim, bugün, daha önce hiç öfkelenmediği ve bundan sonra da öfkelenmeyeceği bir öfkeyle öfkelendi. Gerçekten ben, emredilmeden bir canı öldürdüm. Kendimi öldürerek Kendim, kendim, başka birine gidiyorum, İsa'ya gidiyorum. Sonra İsa'ya gelip şöyle derler: "Ey İsa, sen Allah'ın elçisisin, Meryem'e sözünü ve Kendisinden bir ruhu ulaştırdı ve sen beşikteyken insanlarla konuştun. Rabbin katında bize şefaat et. Ne halde olduğumuzu görmüyor musun? O zaman İsa diyecek ki: "Rabbim bugün öfkelendi." Daha önce hiç kızmadığı, bundan sonra da bu kadar kızmayacağı bir öfke ve bir günahtan bahsetmedi. Kendim, Kendim, Kendim, başkalarına giderim. Muhammed'e git. Dedi ve onlar Muhammed'e gelip şöyle diyecekler: "Ey Muhammed, sen Allah'ın Resulü ve Peygamberlerin sonuncususun ve geçmiş günahların affedildi." Senin günahın ve hepsi Gecikti, Rabbinin katında bize şefaat et. Ne halde olduğumuzu görmüyor musun? O halde git, tahtın altına gel ve Rabbime secde et. O zaman Allah bana zafer verecektir. Onun övgüsü ve güzel övgüsü, benden önce hiç kimseye yapılmamış bir şeydir. Sonra: Ya Muhammed, başını kaldır denilecek. Dileyin, size verilecektir, şefaat edin, size şefaat verilecektir. Bunun üzerine başımı kaldırıp şöyle derim: Ey ümmetimin Rabbi, Ey ümmetimin Rabbi, Ey ümmetimin Rabbi. Bunun üzerine Allah şöyle buyuruyor: Ey Muhammed, ümmetinden kendisine hesap verilmeyen kimse kapıdan gir. Sağ taraf, Cennetin kapılarından biridir ve diğer kapılarda da insanlarla ortaktırlar. Sonra şöyle dedi: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ikisi arasında “Cennetin iki kapısı Mekke ile Hicret arası ve Mekke ile Busra arası gibidir.” Ve Ebu Bekir es-Sıddık ve Enes'in yetkisi üzerine. Ukbe bin Amir ve Ebu Saeed. Ebu İsa, bunun hasen ve sahih bir hadis olduğunu söyledi. Ebu Hayyan et-Teymi'nin adı Yahya bin Saeed bin Güvenilir olan Hayyan Kufi ve ismi Haram olan Ebu Zur'ah bin Amr bin Cerir.
Ebû Hüreyre (r.a.) Câmiut-Tirmizî #2434 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 198
Sahl bin Mu'ad bin Anas (RA)
Hasan
حَدَّثَنَا ​عَبْدُ ‌بْنُ ​حُمَيْدٍ، ​وَعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، حَدَّثَنِي أَبُو مَرْحُومٍ عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ كَظَمَ غَيْظًا وَهُوَ يَقْدِرُ عَلَى أَنْ يُنَفِّذَهُ دَعَاهُ اللَّهُ عَلَى رُءُوسِ الْخَلاَئِقِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُخَيِّرَهُ فِي أَىِّ الْحُورِ شَاءَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏
Abd ​bin ‌Humaid ​ve ​Abbas bin Muhammed ed-Duri bize şöyle dedi: Abdullah bin Yezid el-Mukri bize anlattı, Saeed bin Ebu Eyyub bize anlattı, Ebu Merhum Abdurrahim ibn Meymun bana Sehl ibn Muaz ibn Enes'ten, babasından rivayet etti ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: Öfkesini bastırdı ama harekete geçmeyi başardı. Allah, kıyamet günü onu mahlûkatın başlarının huzuruna çağıracak ve ona dilediği saati seçme hakkını verecektir." dedi. Bu güzel ve garip bir hadis
Sahl bin Mu'ad bin Anas (RA) Câmiut-Tirmizî #2493 Hasan
Câmiut-Tirmizî : 199
Abdullah Bin Mas'ud
Sahih
حَدَّثَنَا ‌أَبُو ‌كُرَيْبٍ، ​حَدَّثَنَا ​حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الإِسْلاَمَ بَدَأَ غَرِيبًا وَسَيَعُودُ غَرِيبًا كَمَا بَدَأَ فَطُوبَى لِلْغُرَبَاءِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَعْدٍ وَابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ وَأَنَسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ مَسْعُودٍ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ عَنِ الأَعْمَشِ وَأَبُو الأَحْوَصِ اسْمُهُ عَوْفُ بْنُ مَالِكِ بْنِ نَضْلَةَ الْجُشَمِيُّ تَفَرَّدَ بِهِ حَفْصٌ ‏.‏
Ebu ‌Kurayb ‌bize ​anlattı, ​Hafs bin Gayâs, Amaş'tan, Ebu İshak'tan, Ebu'l-Ahvas'tan, Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İslam garip başladı ve başladığı gibi garip olmaya dönecektir, gariplere ne mutlu." Ve Saad'ın yetkisi üzerine Ve İbn Ömer, Cabir, Enes ve Abdullah bin Amr. Ebu İsa şöyle dedi: Bu, İbn Mesud'un hadisinden güzel, sahih ve tuhaf bir hadistir. Onu Hafs bin Gayâs'ın Amaş ve Ebu'l-Ahvas'tan rivayet ettiği hadisten tanıyoruz. Adı Avf bin Malik bin Nadlah Al-Ceşmi'dir ve Hafs, isminde eşsizdir.
Abdullah Bin Mas'ud Câmiut-Tirmizî #2629 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 200
Kesir Bin Abdullah Bin Amr Bin Avf Bin Zaid Bin Milhah
Very Daif
حَدَّثَنَا ‌عَبْدُ ​اللَّهِ ‌بْنُ ‌عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، حَدَّثَنِي كَثِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَوْفِ بْنِ زَيْدِ بْنِ مِلْحَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الدِّينَ لَيَأْرِزُ إِلَى الْحِجَازِ كَمَا تَأْرِزُ الْحَيَّةُ إِلَى جُحْرِهَا وَلَيَعْقِلَنَّ الدِّينُ مِنَ الْحِجَازِ مَعْقِلَ الأُرْوِيَّةِ مِنْ رَأْسِ الْجَبَلِ إِنَّ الدِّينَ بَدَأَ غَرِيبًا وَيَرْجِعُ غَرِيبًا فَطُوبَى لِلْغُرَبَاءِ الَّذِينَ يُصْلِحُونَ مَا أَفْسَدَ النَّاسُ مِنْ بَعْدِي مِنْ سُنَّتِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏
Abdullah ‌bin ​Abdul ‌Rahman ‌bize anlattı, İsmail bin Ebu Uveys bize anlattı, Kesir bin Abdullah bin Amr bin Avf bin bana anlattı. Zeyd bin Milha, babasından, dedesinden, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayetle şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz din, yılanın götürdüğü gibi Hicaz'a çıkar. Çukuruna git ve dini Erviye'nin kalesi Hicaz'dan, dağın tepesinden anlasınlar. Aslında din garip bir şey olarak başladı ve garip bir şey olarak geri dönecek, ne mutlu gariplere. “Benden sonra insanların benim sünnetimde bozduklarını düzeltecek olanlardır.” Ebu İsa şöyle dedi: Bu, güzel ve sahih bir hadistir.
Kesir Bin Abdullah Bin Amr Bin Avf Bin Zaid Bin Milhah Câmiut-Tirmizî #2630 Very Daif