Hellfire Hakkinda Hadisler
42 sahih hadis bulundu
Mişkâtü'l-Mesâbîh : 21
Abdullah Bin Mas'ud
Sahih
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من مات له ثلاثة من أولاده الصغار في حياته كانوا له ستراً شديداً من النار. (سماع هذا) قال أبو ذر (رضي الله عنه): لقد فقدت طفلين. قال (صلى الله عليه وسلم): اثنان على الأقل. قال الإمام أبي بن كعب الكراني الملقب بأبي المنذر. لقد أرسلت واحدة أيضا. أي أن أحد أبنائي مات. قال (عليه السلام): على الأقل مثل هذا الموقف. (الترمذي، ابن ماجه؛ قال الإمام الترمذي، الحديث ضعيف) [1]
Dedi ki, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: Hayatı boyunca üç küçük çocuğu ölen kimsenin, bunlar onu Cehennem ateşinden kurtarmak için çok kuvvetli bir sığınak olur. (Bunu duyunca) Ebu Zerr (RA) şöyle dedi: Ben iki çocuğumu kaybettim. O (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle dedi: En az iki. 'Ebul Mundhir' lakaplı Karanlı İmam Ubeyy ibn Ka'b şöyle dedi: Ben de bir tane gönderdim. Yani çocuklarımdan biri öldü. (Aleyhisselâm) şöyle buyurdu: En azından böyle bir durum. (Tirmizi, İbn Mâce; İmam Tirmizi şöyle demiştir: Hadis fakirdir)[1]
Musnad Ahmad : 22
It Was
Sahih
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ، ح وَسُرَيْجٌ وَحُسَيْنٌ قَالَا حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حُسَيْنُ ابْنُ أَبِي وَقَّاصٍ قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ يَقُولُ مَا يَمْنَعُنِي أَنْ أُحَدِّثَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ لَا أَكُونَ أَوْعَى أَصْحَابِهِ عَنْهُ وَلَكِنِّي أَشْهَدُ لَسَمِعْتُهُ يَقُولُ مَنْ قَالَ عَلَيَّ مَا لَمْ أَقُلْ فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنْ النَّارِ وَقَالَ حُسَيْنٌ أَوْعَى صَحَابَتِهِ عَنْهُ.
İshak bin İssa bize anlattı, Abdurrahman bin Ebu'z-Zinad bize anlattı, H, Süreyc ve Hüseyin bize anlattı, onlar şöyle dediler: İbn Ebu'z-Zinad bize babasından rivayet etti, Amer bin Saad'dan rivayet etti, Hüseyin bin Ebi Vakkas dedi ki: Osman bin Affan'ı Allah ondan razı olsun şöyle derken işittim: Beni Resul hakkında konuşmaktan alıkoyan şey nedir? Allah'tan, Allah ona bereket ve selamet versin ki, ashabını ondan daha fazla tanımayayım, fakat şahitlik ederim ki, benim söylemediğim şeyleri bana karşı söyleyene söylerken işittim. Cehennemdeki yerine otursun, Hüseyin şöyle dedi: "Ashabının durumu ondan daha iyidir."
Musnad Ahmad : 23
It Was
Sahih
حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ زَاذَانَ، عَنْ عَلِيٍّ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ مَنْ تَرَكَ مَوْضِعَ شَعَرَةٍ مِنْ جَنَابَةٍ لَمْ يُصِبْهَا مَاءٌ فَعَلَ اللَّهُ تَعَالَى بِهِ كَذَا وَكَذَا مِنْ النَّارِ قَالَ عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَمِنْ ثَمَّ عَادَيْتُ شَعْرِي.
Hasan bin Musa anlattı, Hammad bin Seleme Ata' bin es-Sa'ib'den, Zazan'dan, Ali -Allah ondan razı olsun-'dan rivayetle şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz (sav)'i işittim, Allah'ın salat ve selamı ona olsun, Cenab-ı Allah (s.a.v.) şöyle buyurur: Kim bir saçın yerini su değmeden kirlilikten dolayı terk ederse, Cenab-ı Hak ona şöyle şöyle yapar. Cehennem ateşi, dedi Ali, Allah ondan razı olsun, sonra saçlarıma düşman oldum.
Riyazus Salihin : 24
Ebû Hüreyre (r.a.)
Sahih
وعن أبي هريرة رضي الله عنه أنه سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقول: “إن العبد ليتكلم بالكلمة ما يتبين فيها يزل بها إلى النار أبعد مما بين المشرق والمغرب" ((متفق عليه)).
ومعني: يتبين يتفكر أنها خير أم لا.
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, o, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle dediğini işitmiştir: "Bir kul, içinde açık olan bir kelime söylediğinde, onunla birlikte Doğu ile Batı arasındaki mesafeden daha uzak olan Cehennem ateşine indirilir."
Anlamı: İyi olup olmadığı belli oluyor
El-Edebul Mufred : 25
Sahih
حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ قَالَ: سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ يَقُولُ إِذَا شُمِّتَ: عَافَانَا اللَّهُ وَإِيَّاكُمْ مِنَ النَّارِ، يَرْحَمُكُمُ اللَّهُ.
Hamid bin Ömer bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Awanah bize Ebu Cemre'den rivayetle şöyle dedi: İbni Abbas'ın şöyle dediğini duydum: Kokarsan: Allah bizi korusun. Cehennem ateşinden sakının, Allah size merhamet etsin.
Mişkat el-Masabih : 26
Sahih
عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ قَالَتْ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ حَافَظَ عَلَى أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ قَبْلَ الظُّهْرِ وَأَرْبَعٍ بَعْدَهَا حَرَّمَهُ اللَّهُ عَلَى النَّارِ» . رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِيُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَالنَّسَائِيُّ وَابْنُ مَاجَه
Ümmü Habibe'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Kim öğleden önce dört, sonra da dört rekat namaz kılarsa, Allah onu cehennem ateşinden men eder." Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Nesa'i ve İbn Mâce rivayet etmiştir.
Mişkat el-Masabih : 27
Hz. Âişe (r.anha)
Sahih
وَعَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: فَقَدْتُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيْلَةً فَإِذَا هُوَ بِالْبَقِيعِ فَقَالَ
" أَكُنْتِ تَخَافِينَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ؟ قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي ظَنَنْتُ أَنَّكَ أَتَيْتَ بَعْضَ نِسَائِكَ فَقَالَ: إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَنْزِلُ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَيَغْفِرُ لِأَكْثَرَ مِنْ عَدَدِ شَعْرِ غَنَمِ كَلْبٍ " رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَابْنُ مَاجَهْ وَزَادَ رَزِينٌ: «مِمَّنِ اسْتَحَقَّ النَّارَ» وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَعْنِي البُخَارِيّ يضعف هَذَا الحَدِيث
Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Bir gece Resûlullah (s.a.v.)'i ziyaret ettim, birdenbire Baki'deydi ve şöyle dedi: "Allah'ın adaletsizlik yapmasından mı korkuyorsun?" senin ve Resulünün üzerine mi? Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, eşlerinden bazılarıyla cinsel ilişkiye girdiğini sanıyordum. Şöyle buyurdu: Cenâb-ı Hak gece yarısı iner. Şaban'ı en alt semaya koy ve köpeğin koyununun kılı sayısından fazlasını bağışlasın." Tirmizî ve İbn Mâce'nin rivayet ettiğine göre Razin şunu eklemiştir: "Cehennem ateşini hak edenlerdendir." Tirmizi şöyle dedi: Muhammed'in, yani Buhari'nin bu hadisi zayıf bulduğunu duydum.
Mişkat el-Masabih : 28
L-gharif b. 'Ayyash el-Deylami 1 (RA)
Sahih
عَن الغريف بن عَيَّاش الديلمي قَالَ: أَتَيْنَا وَاثِلَة بن الْأَسْقَع فَقُلْنَا: حَدِّثْنَا حَدِيثًا لَيْسَ فِيهِ زِيَادَةٌ وَلَا نُقْصَانٌ فَغَضِبَ وَقَالَ: إِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَقْرَأُ وَمُصْحَفُهُ مُعَلَّقٌ فِي بَيْتِهِ فَيَزِيدُ وَيَنْقُصُ فَقُلْنَا: إِنَّمَا أَرَدْنَا حَدِيثًا سَمِعْتَهُ مِنَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم فَقَالَ: أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي صَاحِبٍ لَنَا أَوْجَبَ يَعْنِي النَّارَ بِالْقَتْلِ فَقَالَ: «أعتقوا عَنهُ بِعِتْق الله بِكُل عُضْو مِنْهُ عُضْو أَمنه من النَّار» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ
El-Garif bin Ayyaş el-Deylami'den rivayetle şöyle dedi: Vasile bin el-Aska'ya geldik ve şöyle dedik: Bize içinde ekleme ve çıkarma olmayan bir hadis söyle. O da sinirlendi ve dedi ki: Biriniz evinde Kur'an'ı asılıyken okusun, çoğalır ve azalır, biz de şöyle dedik: Biz sadece Peygamber Efendimiz'den işittiğim bir hadisi zikrettik, Allah ona salat ve selam versin. Dedi ki: Öldürmeyi yani cehennem ateşini farz kılan bir sahabemiz hakkında Resûlullah (s.a.v.)'e geldik ve o şöyle dedi: "Allah'ın onun her uzvunu azat ettiği gibi onu da serbest bırak." Cehennem ateşinden korunan bir üye.” Ebu Davud ve Nesa'i'nin rivayet ettiği
Mişkat el-Masabih : 29
Sahih
وَعَنْ أَبِي ذَرٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنِ ادَّعَى مَا لَيْسَ لَهُ فَلَيْسَ مِنَّا وَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ» . رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ebu Zer (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre o, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle dediğini işitmiştir: "Sahip olmadığı bir şeyi iddia eden bizden değildir ve tövbe etsin." Onun yurdu Cehennem ateşidir.” Müslim'in anlattığı
Mişkat el-Masabih : 30
Hz. Âişe (r.anha)
Sahih
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَن وَرَقَةَ. فَقَالَتْ لَهُ خَدِيجَةُ: إِنَّهُ كَانَ قَدْ صَدَّقَكَ وَلَكِنْ مَاتَ قَبْلَ أَنْ تَظْهَرَ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أُرِيتُهُ فِي الْمَنَامِ وَعَلَيْهِ ثِيَابٌ بِيضٌ وَلَوْ كَانَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ لَكَانَ عَلَيْهِ لِبَاسٌ غَيْرُ ذَلِك» . رَوَاهُ أَحْمد وَالتِّرْمِذِيّ
Aişe (Allah ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem)'e bir kağıt soruldu. Hatice ona şöyle dedi: Sana inanmıştı ama sen ortaya çıkmadan öldü. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Rüyamda onu beyaz elbise giymiş olarak gördüm. Cehennemliklerden biri bunun dışında bir elbise giyerse.” Ahmed ve Tirmizî'nin rivayet ettiği
Mişkat el-Masabih : 31
Sahih
وَعَن أبي هُرَيْرَة أَنَّ النَّاسَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ نَرَى رَبَّنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ؟ فَذَكَرَ مَعْنَى حَدِيثِ أَبِي سَعِيدٍ غَيْرَ كَشْفِ السَّاقِ وَقَالَ: " يُضْرَبُ الصِّرَاطُ بَيْنَ ظَهْرَانَيْ جَهَنَّمَ فَأَكُونُ أَوَّلَ مَنْ يَجُوزُ مِنَ الرُّسُلِ بِأُمَّتِهِ وَلَا يَتَكَلَّمُ يَوْمَئِذٍ الرُّسُلُ وَكَلَامُ الرُّسُلِ يَوْمَئِذٍ: اللَّهُمَّ سَلِّمْ سَلِّمْ. وَفِي جهنمَ كلاليب مثلُ شوك السعدان وَلَا يَعْلَمُ قَدْرَ عِظَمِهَا إِلَّا اللَّهُ تَخْطَفُ النَّاسَ بِأَعْمَالِهِمْ فَمِنْهُمْ مَنْ يُوبَقُ بِعَمَلِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ يُخَرْدَلُ ثُمَّ يَنْجُو حَتَّى إِذَا فَرَغَ اللَّهُ مِنَ الْقَضَاءِ بَيْنَ عِبَادِهِ وَأَرَادَ أَنْ يُخْرِجَ مِنَ النَّارِ مَنْ أَرَادَ أَنْ يُخْرِجَهُ مِمَّنْ كَانَ يَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ أَمر الْمَلَائِكَة أَن يخرجُوا من يَعْبُدُ اللَّهَ فَيُخْرِجُونَهُمْ وَيَعْرِفُونَهُمْ بِآثَارِ السُّجُودِ وَحَرَّمَ اللَّهُ تَعَالَى عَلَى النَّارِ أَنْ تَأْكُلَ أَثَرَ السُّجُودِ فَكُلُّ ابْنِ آدَمَ تَأْكُلُهُ النَّارُ إِلَّا أَثَرَ السُّجُودِ فَيَخْرُجُونَ مِنَ النَّارِ قَدِ امْتَحَشُوا فَيُصَبُّ عَلَيْهِمْ مَاءُ الْحَيَاةِ فَيَنْبُتُونَ كَمَا تَنْبُتُ الْحِبَّةُ فِي حَمِيلِ السَّيْلِ وَيَبْقَى رَجُلٌ بَيْنَ الجنَّةِ والنارِ وَهُوَ آخرُ أهلِ النارِ دُخولاً الْجَنَّةَ مُقْبِلٌ بِوَجْهِهِ قِبَلَ النَّارِ فَيَقُولُ: يَا رب اصرف وَجْهي عَن النَّار فَإِنَّهُ قد قَشَبَنِي رِيحُهَا وَأَحْرَقَنِي ذَكَاؤُهَا. فَيَقُولُ: هَلْ عَسَيْتَ إِنْ أَفْعَلْ ذَلِكَ أَنْ تَسْأَلَ غَيْرَ ذَلِكَ؟ فَيَقُول: وَلَا وعزَّتكَ فيُعطي اللَّهَ مَا شاءَ اللَّهُ مِنْ عَهْدٍ وَمِيثَاقٍ فَيَصْرِفُ اللَّهُ وَجْهَهُ عَنِ النارِ فإِذا أقبلَ بِهِ على الجنةِ وَرَأى بَهْجَتَهَا سَكَتَ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَسْكُتَ ثُمَّ قَالَ: يَا رَبِّ قَدِّمْنِي عِنْدَ بَابِ الجنةِ فَيَقُول الله تبَارك وَتَعَالَى: الْيَسْ أَعْطَيْتَ الْعُهُودَ وَالْمِيثَاقَ أَنْ لَا تَسْأَلَ غَيْرَ الَّذِي كُنْتَ سَأَلْتَ. فَيَقُولُ: يَا رَبِّ لَا أَكُونُ أَشْقَى خَلْقِكَ. فَيَقُولُ: فَمَا عَسَيْتَ إِنْ أُعْطِيتُ ذَلِكَ أَنْ تَسْأَلَ غَيْرَهُ. فَيَقُولُ: لَا وَعِزَّتِكَ لَا أَسْأَلُكَ غَيْرَ ذَلِكَ فَيُعْطِي رَبَّهُ مَا شَاءَ مِنْ عَهْدٍ وَمِيثَاقٍ فَيُقَدِّمُهُ إِلَى بَابِ الْجَنَّةِ فَإِذَا بَلَغَ بَابَهَا فَرَأَى زَهْرَتَهَا وَمَا فِيهَا مِنَ النَّضْرَةِ وَالسُّرُورِ فَسَكَتَ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَسْكُتَ فَيَقُولُ: يَا رَبِّ أَدْخِلْنِي الْجَنَّةَ فَيَقُولُ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى: وَيْلَكَ يَا ابْنَ آدَمَ مَا أَغْدَرَكَ أَلَيْسَ قَدْ أَعْطَيْتَ الْعُهُودَ وَالْمِيثَاقَ أَنْ لَا تَسْأَلَ غَيْرَ الَّذِي أُعْطِيتَ. فَيَقُولُ: يَا رَبِّ لَا تَجْعَلْنِي أَشْقَى خَلْقِكَ فَلَا يَزَالُ يَدْعُو حَتَّى يَضْحَكَ اللَّهُ مِنْهُ فَإِذَا ضَحِكَ أَذِنَ لَهُ فِي دُخُولِ الْجَنَّةِ. فَيَقُولُ: تَمَنَّ فَيَتَمَنَّى حَتَّى إِذَا انْقَطَعَتْ أُمْنِيَّتُهُ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى: تَمَنَّ مِنْ كَذَا وَكَذَا أَقْبَلَ يُذَكِّرُهُ رَبُّهُ حَتَّى إِذَا انْتَهَتْ بِهِ الْأَمَانِيُّ قَالَ اللَّهُ: لَكَ ذَلِكَ ومثلُه معَه "
وَفِي رِوَايَةِ أَبِي سَعِيدٍ: " قَالَ اللَّهُ: لَكَ ذلكَ وعشرةُ أمثالِه ". مُتَّفق عَلَيْهِ
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre halk, "Ey Allah'ın Resulü, kıyamet günü Rabbimizi görecek miyiz?" Bunun üzerine Ebû Sa'id hadisinin bacağını açmak dışındaki manasını zikrederek şöyle dedi: "Yol, cehennemin iki arkası arasında çizilecektir, dolayısıyla ben onun ümmetinden geçen ilk elçi olacağım ve o gün elçiler ve konuşmalar konuşmayacak." O gün elçiler: Allah'ım, bize selamet ver. Cehennemde de aslan dikeni gibi kancalar vardır ve onların kemiklerinin boyutunu Allah'tan başka kimse bilemez. Onlar, insanları amelleriyle kaparlar, içlerinden bazıları yaptıklarından dolayı cezaya çarptırılırlar, içlerinden kovulanlar da vardır, Allah kulları arasında hükmü bitirdiğinde ve cehennemden çıkmak istediğinde bile O kurtulacaktır. Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet edenlerden onu çıkarmak isteyeni cehennem ateşi vardır. Meleklere Allah'a ibadet edenleri kovmalarını emretti, onlar da onları kovdular. Ve onlar onları secde izlerinden tanırlar ve Yüce Allah, ateşin secde izlerini tüketmesini yasaklar; çünkü secde işaretleri dışında her Ademoğlu ateş tarafından yok edilecektir. secde edecekler ve bir araya toplanmış olarak ateşten çıkacaklar, üzerlerine hayat suyu dökülecek ve bir tohumun selin derinliklerinde filizlenmesi gibi filizlenecekler ve bir adam kalacak. Cennet ile Cehennem arasındadır ve Cehennem ehlinin Cennete giren sonuncusudur, yüzünü Cehennem yönüne çevirir ve şöyle der: Ya Rabbi yüzümü Cehennemden çevir, çünkü o Kokusu içimi ısıttı, zekası beni yaktı. Şöyle diyor: Bunu yaparsam başka bir şey soracağını mı sanıyorsun? Sonra şöyle diyecek: "Hayır, izzetine yemin ederim." Sonra Allah, Allah'ın dilediği ahdi ve ahdi verecek, sonra Allah onun yüzünü Cehennemden çevirecektir. Onu Cennete götürüp onun sevincini görünce, dilediği gibi susar. Allah sussun, sonra şöyle dedi: Ya Rabbi, beni Cennetin kapısında göster ve Allah Tebarek ve Yüce diyecek ki: Sana, istediğinden başka bir şey istememen için ahit ve söz verilmedi mi? Der ki: Ya Rabbi, yarattıklarının en bedbahtı olmayacağım. Şöyle diyor: Eğer sana o verilirse, başka bir şey isteyemezsin. Bunun üzerine şöyle der: Hayır, senin izzetine yemin ederim ki, senden başka bir şey istemiyorum. Bu, Rabbine dilediği ahdi ve ahdi verir ve onu Cennetin kapısına ulaştırır. Kapısına ulaştığında onun çiçeklerini ve içindekileri görür. Neşe ve mutluluk içinde olduğu için Allah susmasını dilediği sürece susmuş, sonra şöyle derdi: Ya Rabbi beni cennetine koy. O zaman Aziz ve Celil olan Allah şöyle der: Yazıklar olsun sana ey Ademoğlu. Size verilenden başkasını istemeyeceğiniz ahdi ve ahdi size verilmedi mi? Bunun üzerine şöyle der: Ya Rabbi, beni yarattıklarının en perişanı yapma. Böylece Allah kendisine gülünceye kadar dua etmeye devam eder, gülerse cennete girmesine izin verilir. Yani diyor ki: Diledi, dileği geçse de diler. Cenâb-ı Hak buyurdu ki: O, Rabbi kendisine hatırlatmadan önce falan filan diledi, ta ki bu dileği bitince Allah: "Bu senindir, onun bir misli de onun yanındadır" buyurdu. Ebu Said'in rivayeti: "Allah buyurdu ki: Bu sana ve on kat daha fazlasına sahip olacak." üzerinde anlaşmaya varıldı
Buluğul Meram : 32
Sahih
وَعَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ - رضى الله عنه - { أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم -كَانَ إِذَا فَرَغَ مِنْ تَلْبِيَتِهِ فِي حَجٍّ أَوْ عُمْرَةٍ سَأَلَ اَللَّهَ رِضْوَانَهُ وَالْجَنَّةَ وَاسْتَعَاذَ 1 بِرَحْمَتِهِ مِنَ اَلنَّارِ } رَوَاهُ اَلشَّافِعِيُّ بِإِسْنَادٍ ضَعِيفٍ 2 .1 - كذا بالأصلين، وفي " مسند الشافعي ": واستعفاه.2 - ضعيف. رواه الشافعي في " المسند " ( 1 / 307 / 797 ) في سنده صالح بن محمد بن أبي زائدة وهو ضعيف، وأما شيخ الشافعي إبراهيم بن محمد فهو وإن كان كذابا، إلا أنه توبع عليه، فبقيت علة الحديث في صالح.
Huzeyme ibn Sabit'ten (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sallam), Hac veya Umre sırasında telbiyesini bitirdikten sonra Allah'tan rıza ve cennet diler, cehennem ateşinden de O'nun rahmetine sığınırdı. Bu hadis, Şafiî tarafından zayıf bir isnad zinciriyle rivayet edilmiştir. [1 - Orijinal metinlerde böyle geçmektedir. "Musned el-Şafî"de ise "ve mazeret diledi" şeklinde geçmektedir. 2 - Zayıf. Şafiî tarafından "el-Musned"de (1/307/797) rivayet edilmiştir. İsnad zincirinde Salih ibn Muhammed ibn Ebu Zeyde de bulunmaktadır ki, o da zayıftır. Şafiî'nin hocası İbrahim ibn Muhammed'e gelince...] Yalancı olmasına rağmen, başkaları tarafından da doğrulanmıştır, bu nedenle hadisteki kusur Salih'te kalmıştır.
Buluğul Meram : 33
Ümmü Seleme (RA)
Sahih
وَعَنْ أُمِّ سَلَمَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم -: {
" إِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ إِلَيَّ, وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَلْحَنَ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ, فَأَقْضِيَ لَهُ عَلَى نَحْوٍ مِمَّا أَسْمَعُ, مِنْهُ فَمَنْ قَطَعْتُ لَهُ مِنْ حَقِّ أَخِيهِ شَيْئًا, فَإِنَّمَا أَقْطَعُ لَهُ قِطْعَةً مِنَ اَلنَّارِ" } مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ 1 .1 - صحيح. رواه البخاري ( 7169 )، ومسلم ( 1713 )، وزاد البخاري في أوله: "إنما أنا بشر" وهي رواية لمسلم وعنده سبب الحديث، وزاد في رواية أخرى: "فليحملها، أو يزرها".
Ümmü Seleme'den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sallam) şöyle buyurmuştur: “Tartışmalarınızı bana getiriyorsunuz ve belki de bazılarınızın delillerini sunmada diğerlerinden daha güzel sözleri vardır. Ben de birini işittiğim kadarıyla hüküm veriyorum. Kime kardeşine ait bir şeyi verirsem, ona sadece cehennem ateşinden bir parça vermiş olurum.” (Müslim ve Buhari tarafından rivayet edilmiştir.) 1.1 - Sahih. Buhari (7169) ve Müslim (1713) rivayet etmiştir. Buhari, hadisin başına “Ben de bir insanım” diye eklemiştir. Bu, Müslim'in bir rivayetidir ve hadisin gerekçesini de vermiştir. Başka bir rivayette ise “O halde onu taşısın ya da kaldırsın” diye eklemiştir.
Buluğul Meram : 34
Ebu Umame el-Harisi (RA)
Sahih
وَعَنْ أَبِي أُمَامَةَ اَلْحَارِثِيُّ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم -قَالَ: { " مَنْ اِقْتَطَعَ حَقَّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ بِيَمِينِهِ, فَقَدْ أَوْجَبَ اَللَّهُ لَهُ اَلنَّارَ, وَحَرَّمَ عَلَيْهِ اَلْجَنَّةَ" . فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ: وَإِنْ كَانَ شَيْئًا يَسِيرًا يَا رَسُولَ اَللَّهِ? قَالَ: "وَإِنْ قَضِيبٌ مِنْ أَرَاكٍ" } رَوَاهُ مُسْلِم ٌ 1 .1 - صحيح. رواه مسلم ( 137 )، وعنده: "وإن قضيبا" .
Ebu Umame el-Harisi'den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sallam) şöyle buyurmuştur: "Kim bir Müslümanın hakkını haksız yere yemin ederek gasp ederse, Allah ona cehennem ateşini farz kılar ve cenneti haram kılar." Bir adam ona dedi ki: "Ey Allah Resulü, önemsiz bir şey olsa bile mi?" O şöyle buyurdu: "Arka ağacının bir dalı bile olsa." (Müslim 1.1 - Sahih). (Müslim 137) ve onun rivayetinde: "Bir dal bile olsa."
Buluğul Meram : 35
Cabir (RA)
Sahih
وَعَنْ جَابِرٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم -قَالَ: {
"مَنْ حَلَفَ عَلَى مِنْبَرِي هَذَا بِيَمِينٍ آثِمَةٍ, تَبَوَّأَ مَقْعَدَهُ مِنْ اَلنَّارِ" } رَوَاهُ أَحْمَدُ, وَأَبُو دَاوُدَ, وَالنَّسَائِيُّ, وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّان َ 1 .1 - صحيح. رواه أحمد ( 3 / 344 )، وأبو داود ( 3246 )، والنسائي في "الكبرى" ( 3 / 491 )، وابن حبان ( 1192 ) من طريق هاشم بن هاشم، عن عبد الله بن نسطاس، عن جابر، به. واللفظ للنسائي، وابن حبان، وزاد أبو داود: "ولو على سواك أخضر" بعد قوله: "آثمة" وفي آخره على الشك: "أو وجبت له النار" . قلت: وهذا إسناد فيه ضعف، فابن نسطاس، وإن وثقه النسائي، فقد قال الذهبي في "الميزان" ( 2 / 515 ): " لا يعرف. تفرد عنه هاشم بن هاشم". ولكن للحديث شاهد صحيح عن أبي هريرة.
Cabir'den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sallam) şöyle buyurmuştur: "Kim benim minberimde yalan yere yemin ederse, cehennemde yeri vardır." Bu hadis Ahmed, Ebu Davud ve Nesai tarafından rivayet edilmiş ve İbn Hibban tarafından sahih kabul edilmiştir.<sup>1</sup> Bu hadis sahihtir. Ahmed (3/344), Ebu Davud (3246), Nesai "El-Kübra"da (3/491) ve İbn Hibban (1192) tarafından Haşim ibn Haşim'in, Abdullah ibn Nastas'ın, Cabir'in rivayetine dayanarak nakledilmiştir. İfadesi şöyledir: Nesai ve İbn Hibban rivayet etmiş, Ebu Davud ise "günahkâr" kelimesinden sonra "yeşil misvak üzerinde bile olsa" diye eklemiş ve sonunda şüpheyle "Ya da cehennemi hak eder" demiştir. Ben diyorum ki: Bu rivayet zinciri zayıftır, zira İbn Nastas, her ne kadar el-Nasa'i onu güvenilir kabul etse de, el-Dhahabi "el-Mizan"da (2/515) şöyle demiştir: "O bilinmiyor. Ondan rivayet eden tek kişi Haşim ibn Haşim'dir." Ancak hadisin Ebu Hurayra'dan sağlam bir rivayeti vardır.
El-Edebul Mufred : 36
Ibn Abbas (RA)
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ اللَّجْلاَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: لاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي جَوْفِ عَبْدٍ أَبَدًا، وَلاَ يَجْتَمِعُ الشُّحُّ وَالإِيمَانُ فِي قَلْبِ عَبْدٍ أَبَدًا.
Musaddad bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Avana, Süheyl bin Ebi Salih'ten, Safvan bin Ebi Yezid'den, El-Qaqa' bin El-Lajlac'tan rivayetle, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurdu: Allah yolunun tozu ve Cehennem dumanı hiçbir kulun karnında toplanmaz, ne de Bir kulun kalbinde kıtlık ile iman hiçbir zaman bir araya gelmez.
El-Edebul Mufred : 37
Ibn Abbas (RA)
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدُ الْجَلِيلِ بْنُ عَطِيَّةَ، عَنْ شَهْرٍ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ قَالَتْ: قَامَ أَبُو الدَّرْدَاءِ لَيْلَةً يُصَلِّي، فَجَعَلَ يَبْكِي وَيَقُولُ: اللَّهُمَّ أَحْسَنْتَ خَلْقِي فَحَسِّنْ خُلُقِي، حَتَّى أَصْبَحَ، قُلْتُ: يَا أَبَا الدَّرْدَاءِ، مَا كَانَ دُعَاؤُكَ مُنْذُ اللَّيْلَةِ إِلاَّ فِي حُسْنِ الْخُلُقِ؟ فَقَالَ: يَا أُمَّ الدَّرْدَاءِ، إِنَّ الْعَبْدَ الْمُسْلِمَ يَحْسُنُ خُلُقُهُ، حَتَّى يُدْخِلَهُ حُسْنُ خُلُقِهِ الْجَنَّةَ، وَيَسِيءُ خُلُقُهُ، حَتَّى يُدْخِلَهُ سُوءُ خُلُقِهِ النَّارَ، وَالْعَبْدُ الْمُسْلِمُ يُغْفَرُ لَهُ وَهُوَ نَائِمٌ، قُلْتُ: يَا أَبَا الدَّرْدَاءِ، كَيْفَ يُغْفَرُ لَهُ وَهُوَ نَائِمٌ؟ قَالَ: يَقُومُ أَخُوهُ مِنَ اللَّيْلِ فَيَجْتَهِدُ فَيَدْعُو اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ فَيَسْتَجِيبُ لَهُ، وَيَدْعُو لأَخِيهِ فَيَسْتَجِيبُ لَهُ فِيهِ.
Abdullah bin Muhammed anlattı, dedi ki: Ebu Amer anlattı, dedi ki: Abdul Celil bin Atiya, Şehr'den, Ümmü'd-Derdâ'dan rivayet etti. Dedi ki: Ebu'd-Derdaa bir gece namaza kalktı ve ağlamaya başladı ve şöyle dedi: Allah'ım, sen beni ahlâkıma iyilik ettin, sen ahlâkımı güzel kıl, sabah oluncaya kadar şöyle dedim: Ey Ebu'd-Derdâ, dün geceden bu yana, güzel davranıştan başka ibadetin neydi? Şöyle buyurdu: Ey Ümmü'd-Derdâ, Müslüman kul iyidir. İyi ahlâkı onu cennete götürünceye kadar iyi ahlâkı, kötü ahlâkı onu cehenneme götürünceye kadar kötü ahlâkı vardır ve Müslüman kul affedilir ve o, Uyuyordu. Dedim ki: Ey Ebu Derda, uykudayken nasıl affedilir? Dedi ki: Kardeşi gece kalkıp çok çalışıyor ve Cenâb-ı Hakk'a dua ediyor. Ona icabet eder, kardeşi için dua eder ve duası kabul olur.
Buluğul Meram : 38
Ebu Said El Hudri (RA)
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ اَلْخُدْرِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم -{ مَا مِنْ عَبْدٍ يَصُومُ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اَللَّهِ إِلَّا بَاعَدَ اَللَّهُ بِذَلِكَ اَلْيَوْمِ عَنْ وَجْهِهِ 1 اَلنَّارَ سَبْعِينَ خَرِيفًا } مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِمُسْلِمٍ 2 .1 - في مسلم وأيضا البخاري: " وجهه عنه ".2 - صحيح. رواه البخاري ( 2840 )، ومسلم ( 1153 ).
Ebû Saîd el-Hudrî -Allah ondan râzı olsun- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: {Allah yolunda uzaklara gitmeden bir gün oruç tutan hiçbir kul yoktur. O gün onun yüzünden. 1 - Yetmiş gün boyunca ateş. Üzerinde ittifak edilmiştir ve ifade Müslim'dendir. 2. 1 - Müslim'de ve ayrıca El-Buhari'de: "Yüzü O'ndandır." 2 - Sahih. Buhari (2840) ve Müslim (1153) rivayet etmiştir.
Sunen ed-Darimi : 39
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ ، وَأَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :" إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا بِالصَّلَاةِ، فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : هَذَا عِنْدِي عَلَى التَّأْخِيرِ إِذَا تَأَذَّوْا بِالْحَرِّ
Abdullah bin Salih bize, El-Leys'in bana, İbn Şihab'ın, Sa'id bin El-Müseyyeb ve Ebu Seleme bin Abdurrahman'dan rivayet ettiğine göre, Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle buyurmuştur: "Sıcak çok şiddetli olduğunda, namazla serinleyin, çünkü sıcağın şiddeti çok şiddetlidir." Cehennem ateşi.” Ebu Muhammed şöyle dedi: Sıcaktan zarar görmeleri halinde gecikme konusunda benim görüşüm budur.
Sunen ed-Darimi : 40
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ هُوَ ابْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ سُلَيْمَانَ الْأَحْوَلِ ، عَنْ طَاوُسٍ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا قَامَ يَتَهَجَّدُ مِنْ اللَّيْلِ قَالَ :" اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ قَيُّومُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ مَلِكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، أَنْتَ الْحَقُّ، وَقَوْلُكَ الْحَقُّ، وَوَعْدُكَ الْحَقُّ، وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالْبَعْثُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَقٌّ.
اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ، فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِكَ "
Yahya bin Hasan bize dedi ki, Süfyan, kendisi İbn Uyeyne'dir, bize Süleyman el-Ahval'den, Tevus'tan, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: O sıralarda Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kalktı, yatsı namazını okudu ve şöyle dedi: "Allah'ım, hamd sana mahsustur, sen göklerin ve yerin nurusun. Bunda hamd sana mahsustur, sen göklerin, yerin ve içindekilerin Rabbisin, hamd sana mahsustur, sen göklerin, yerin ve içindekilerin malikisin, sen haksın, sözün haktır, vaadin haktır, seninle buluşmak haktır, cennet haktır, cehennem ateşi haktır, diriliş haktır, peygamberler haktır, Ve Muhammed, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, doğrudur. Allah'ım, sana teslim oldum, sana inandım, sana tevekkül ettim, sana tevbe ettim, sana karşı tartıştım ve sana hükmettim, o halde öne sürdüğüm ve geciktiğim şeyleri beni bağışla. Ve beyan etmedim ve saklamadım. Siz ilerletensiniz, geciktiren de sizsiniz. tanrı yok ama Sen varsın ve Senden başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur.”