Honest Hakkinda Hadisler

102 sahih hadis bulundu

Sünen İbn Mace : 61
İsmail bin Ubeyd bin Rifa'ah (RA)
Daif
حَدَّثَنَا ‌يَعْقُوبُ ​بْنُ ‌حُمَيْدِ ‌بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ الطَّائِفِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، رِفَاعَةَ قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَإِذَا النَّاسُ يَتَبَايَعُونَ بُكْرَةً فَنَادَاهُمْ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا رَفَعُوا أَبْصَارَهُمْ وَمَدُّوا أَعْنَاقَهُمْ قَالَ ‏"‏ إِنَّ التُّجَّارَ يُبْعَثُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فُجَّارًا إِلاَّ مَنِ اتَّقَى اللَّهَ وَبَرَّ وَصَدَقَ ‏"‏ ‏.‏
Rıfaa ‌(bin ​Rafi) ‌(r.a.)'den ‌rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Biz (bir gün) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber (dışarı) çıktık. Baktık ki halk sabah erken alışveriş ediyorlar. Resulul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara: «Ey tacirler topluluğu!» diye seslendi. Onlar gözlerini yukarı kaldırıp boyunlarını uzatınca Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz tacirler kıyamet günü facirler olarak diriltilirler. Ancak, Allah'tan korkup yeminine bağlı kalan ve sözünde doğru olan tacirler bunun dışındadır.» buyurdu. Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi ve Darimi de rivayet etmişlerdir
İsmail bin Ubeyd bin Rifa'ah (RA) Sünen İbn Mace #2146 Daif
Sünen İbn Mace : 62
Ebû Hüreyre (r.a.)
Mawdu
حَدَّثَنَا ​عَمْرُو ‌بْنُ ​رَافِعٍ، ‌حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ فَرْقَدٍ السَّبَخِيِّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَكْذَبُ النَّاسِ الصَّبَّاغُونَ وَالصَّوَّاغُونَ ‏"‏ ‏.‏
Ebu ​Hureyre ‌(r.a.)'den ​rivayet ‌edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «İnsanların en çok yalan söyleyenleri boyacılar ve kuyumculardır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Çünkü bunda bulunan ravi Ferkad es-Sebahi zayıftır. Ravi Ömer bin Harun'u da İbn-i Main ve başkası tekzib etmişlerdir. AÇIKLAMA Zevaid türünden olan bu hadisi Ahmed de rivayet etmiştir. Sindi bu hadisin izahında şunları söyler: Boyacılardan maksad elbise boyacılarıdır. Gerek bunlar ve gerekse kuyumcular ekseriyetle sözlerini yerine getirmedikleri, siparişleri vaktinde vermeyip müşterilerini geciktirdikleri için hadiste bunların herkesten fazla yalan söz söyledikleri ifade edilmiştir. Bir kavle göre bu hadisten maksad anılan san'atkarlar değil, işittikleri sözleri değiştirip yalan ve uydurma söz düzenbazlarıdır. Buhari, Satışlar kitabının bir babını Kuyumcular hakkında gelen hadislere ayırmıştır. Bu babta rivayet edilen hadislerden anlaşılıyor ki; Peygamber (s.a.v.) zamanında kuyumcular vardı ve onlarla alışveriş yapılıyordu. Resul-i Ekrem (s.a.v.) de bu sanata mani olmuyordu. Kastalani de bu durumu belirttikten sonra: Bu babta rivayet edilen hadisten anlaşılıyor ki; bir sanata bozukluk girse bile bu sanat ile iştigal eden kimselerle alışveriş etmekte bir sakınca yoktur. Hatta bir sanatta en adi insanlar bile çalışsa yine onlarla iş yapılabilir. Nitekim bu hadiste belirtildiği gibi Ali bin Ebi Talib (r.a.) bir yahudi kuyumcu ile alışverişte bulunmuştur. Müellif Buhari muhtemelen bu babı açmakta boyacılar ile kuyumcuların en yalancı insanlar olduğuna dair (müellifimizin 2152 no da rivayet ettiği) hadise işaret etmek istemiş olabilir, demiştir. El-Hafni de Camiü's-Sağir'de rivayet edilen hadisimizin izahı bölümünde özetle hadisi açıkladıktan sonra Gazali'nin şöyle dediğini nakletmiştir: '''Sanatlar ve ticaretler bir toplum için birer farz-ı kifayedir. çünkü sanatlar ve ticaretler bırakılırsa hayat feke uğrar, halkın çoğu helak olur. Herkes bir sanat dalında çalışsa, diğer dallar durur ve yine toplumun yaşaması güçleşir. Bazı ilim adamları Peygamber (s.a.v.)'in; «Benim ümmetimin ihtilafı bir rahmettir,. mealindeki hadisini bu yönde yorumlamışlar ve: Yani ümmetin sanat ve ticaret kollarında çalışma arzularının değişik olması, bütün kollar için isteklilerin bulunması bir rahmettir. Sanatların bir kısmı önemlidir. Toplumun ihtiyaçlarına cevap verir. Bir kısmı da önemli değildir. Çünkü dünya ziyneti ve süs işine aittir. Bu tür sanat olmasa da toplumun hayatı zarara uğramaz. Müslüman bir toplumun meşru ihtiyaçlarına cevap veren ticaretler ve sanatlar birer farz-ı kifayedir. Bu itibarla bu alanlarda çalışan mü'minler birer farz-ı kifayeyi ifa etmek niyeti ile çalışmalıdırlar. Nakış ve boya gibi süse yönelik sanatlarda da çalışmaya rağbet etmemelidirler .. Çünkü bu dallar farz-ı kifayeden sayılmazlar. Haram olan oyun ve eğlence aletleri, saz aletleri ve benzeri şeyleri imal etmek ise haramdır. Böyle bir sanatı bırakmak, bir zulmü bırakmak kabilindendir. Terzinin erkeklere ipek elbise dikmesi, kuyumcunun erkek için altın yüzük gibi ziynet eşyasını imal etmesi haram sanat nevindendir. Bu iş için alınan ücret de haramdır
Ebû Hüreyre (r.a.) Sünen İbn Mace #2152 Mawdu
Sünen İbn Mace : 63
Ebû Hüreyre (r.a.)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌أَبُو ​بَكْرِ ​بْنُ ‌أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ قُدَامَةَ الْجُمَحِيُّ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي الْفُرَاتِ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ سَيَأْتِي عَلَى النَّاسِ سَنَوَاتٌ خَدَّاعَاتٌ يُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُكَذَّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُخَوَّنُ فِيهَا الأَمِينُ وَيَنْطِقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ قَالَ الرَّجُلُ التَّافِهُ فِي أَمْرِ الْعَامَّةِ ‏"‏ ‏.‏
Ebü ‌Hureyre ​((r.a.)'den ​rivayet ‌edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: İnsanlar üzerine yağmurunun bolluğu, fakat veriminin azlığıyla aldatıcı yıllar gelecektlr. O dönemde yalancı adam doğrulanacak, doğru adam yalanlanacak, hain adam'a güvenilecek, güvenilir adam hainlikle itham edilecek ve kamu işinde ruveybida adam söz sahibi olacaktir. (Rüveybida nedir? sorusunu: Önemsiz, bilgisi kıt adam, diye cevabladı)." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde İshak bin Ebi'l-Fırat bulunur. Zehebi, el-Kaşif'te bunun mechul olduğunu söylemiştir. Münker olduğu da söylemniştir. İbni Hibban ise onu güvenilir zatlar arasında anmıştlf
Ebû Hüreyre (r.a.) Sünen İbn Mace #4036 Sahih
Sünen İbn Mace : 64
It Was
Sahih
حَدَّثَنَا ‌عَلِيُّ ​بْنُ ​مُحَمَّدٍ، ​حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَدِيثَيْنِ قَدْ رَأَيْتُ أَحَدَهُمَا وَأَنَا أَنْتَظِرُ الآخَرَ حَدَّثَنَا ‏"‏ أَنَّ الأَمَانَةَ نَزَلَتْ فِي جَذْرِ قُلُوبِ الرِّجَالِ ‏"‏ ‏.‏ - قَالَ الطَّنَافِسِيُّ يَعْنِي وَسْطَ قُلُوبِ الرِّجَالِ - وَنَزَلَ الْقُرْآنُ فَعَلِمْنَا مِنَ الْقُرْآنِ وَعَلِمْنَا مِنَ السُّنَّةِ ‏.‏ ثُمَّ حَدَّثَنَا عَنْ رَفْعِهِمَا فَقَالَ ‏"‏ يَنَامُ الرَّجُلُ النَّوْمَةَ فَتُرْفَعُ الأَمَانَةُ مِنْ قَلْبِهِ فَيَظَلُّ أَثَرُهَا كَأَثَرِ الْوَكْتِ ثُمَّ يَنَامُ النَّوْمَةَ فَتُنْزَعُ الأَمَانَةُ مِنْ قَلْبِهِ فَيَظَلُّ أَثَرُهَا كَأَثَرِ الْمَجْلِ كَجَمْرٍ دَحْرَجْتَهُ عَلَى رِجْلِكَ فَنَفِطَ فَتَرَاهُ مُنْتَبِرًا وَلَيْسَ فِيهِ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ أَخَذَ حُذَيْفَةُ كَفًّا مِنْ حَصًى فَدَحْرَجَهُ عَلَى سَاقِهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَيُصْبِحُ النَّاسُ يَتَبَايَعُونَ وَلاَ يَكَادُ أَحَدٌ يُؤَدِّي الأَمَانَةَ حَتَّى يُقَالَ إِنَّ فِي بَنِي فُلاَنٍ رَجُلاً أَمِينًا ‏.‏ وَحَتَّى يُقَالَ لِلرَّجُلِ مَا أَعْقَلَهُ وَأَجْلَدَهُ وَأَظْرَفَهُ ‏.‏ وَمَا فِي قَلْبِهِ حَبَّةُ خَرْدَلٍ مِنْ إِيمَانٍ ‏"‏ ‏.‏ وَلَقَدْ أَتَى عَلَىَّ زَمَانٌ وَلَسْتُ أُبَالِي أَيَّكُمْ بَايَعْتُ لَئِنْ كَانَ مُسْلِمًا لَيَرُدَّنَّهُ عَلَىَّ إِسْلاَمُهُ وَلَئِنْ كَانَ يَهُودِيًّا أَوْ نَصْرَانِيًّا لَيَرُدَّنَّهُ عَلَىَّ سَاعِيهِ فَأَمَّا الْيَوْمَ فَمَا كُنْتُ لأُبَايِعَ إِلاَّ فُلاَنًا وَفُلاَنًا ‏.‏
Huzeyfe ‌(bin ​el-Yeman) ​(r.a.)'den; ​şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (emanet hakkında) bize iki hadis buyurdu: Ben bunlardan birisini (n haber verdigi durumu) gördüm. Diğerini (n haber verdigi durumu) da bekliyorum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) biz'e, emanet'in erkeklerin kalblerinin cezrine (Tanafisi dedi ki: Yani erkeklerin kalblerinin içine, derinliğine) indiğini anlattı. Ve Kur'an indi. Biz Kur'an'dan bilgi aldik ve sünnet'ten bilgi aldık. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emanet'in kaldirılmasını (yani kalblerden silinmesini) da bize anlatarak: Adam (gece) uykusunu uyur, (o uykuda iken) kalbinden emanet (alınıp) kaldırılır da ertesi gün emanet'in izi siyah bir leke izi gibi (ufacık) olur. Sonra adam (tekrar gece) uykusunu uyur. (Bu kere uykuda iken) kalbinden emanet sökülüp alınır ve ertesi gün emanet'in izi balta sallayan işçinin avucundaki kabarcık izi gibi olur. (Bu kabarcık) senin kendi ayağının üzerinde yuvarladığın korun meydana getirdigi kabarcik gibidir. Sen onu şişmiş. görürsün (yani yararlı bir gelişme hayal edersin). Halbuki o kabarcığın içinde (yararlı) hiç bir şey yoktur, buyurdu. Sonra Huzeyfe (durumu izah için) bir avuç çakıl taşını alarak diz kapağı ile ayağı arasındaki kısım üzerinde yuvarladı. (Sonra Huzeyfe hadis rivayetine devamla dedi ki:) Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): (Emanet kalblerden söküldükten) sonra insanlar sabahleyin alış veriş edecekler. Fakat hiç bir kimse emaneti oda etmeye yanaşmayacak (ve emin kimselerin sayısı yok denecek derecede azalacak) şdyle ki: Falan oğulları içinde emin bir adam var, denilecek ve bir adam lehinde: O, ne akilıdır, o ne kahramandır, o ne nazikdir, denilecek. Halbuki (böyle övülen) Adam'ın kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur, buyurdu. (Huzeyfe dedi ki vallahi:) öyle bir zaman yaşadım ki (o dönemde) hanginizle alış veriş ettiğime bakmazdım (yani endlşe duymazdım). Çünkü alış veriş ettiğim kişi müslumansa müslümanlığı kendisini bana hıyanet etmekten muhakkak men edecekti ve şayet yahudl veya hiristiyansa onu bana hıyanet etmekten hakimi men ederdl. Ama bu gün ben falan ve filan'dan başka hiç bir kimse ile alıs. veriş edemez oldum. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It Was Sünen İbn Mace #4053 Sahih
Sünen İbn Mace : 65
It Was
Mawdu
حَدَّثَنَا ​مُحَمَّدُ ‌بْنُ ‌الْمُصَفَّى، ‌حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنْ أَبِي الزَّاهِرِيَّةِ، عَنْ أَبِي شَجَرَةَ، كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ إِذَا أَرَادَ أَنْ يُهْلِكَ عَبْدًا نَزَعَ مِنْهُ الْحَيَاءَ فَإِذَا نَزَعَ مِنْهُ الْحَيَاءَ لَمْ تَلْقَهُ إِلاَّ مَقِيتًا مُمَقَّتًا فَإِذَا لَمْ تَلْقَهُ إِلاَّ مَقِيتًا مُمَقَّتًا نُزِعَتْ مِنْهُ الأَمَانَةُ فَإِذَا نُزِعَتْ مِنْهُ الأَمَانَةُ لَمْ تَلْقَهُ إِلاَّ خَائِنًا مُخَوَّنًا فَإِذَا لَمْ تَلْقَهُ إِلاَّ خَائِنًا مُخَوَّنًا نُزِعَتْ مِنْهُ الرَّحْمَةُ فَإِذَا نُزِعَتْ مِنْهُ الرَّحْمَةُ لَمْ تَلْقَهُ إِلاَّ رَجِيمًا مُلَعَّنًا فَإِذَا لَمْ تَلْقَهُ إِلاَّ رَجِيمًا مُلَعَّنًا نُزِعَتْ مِنْهُ رِبْقَةُ الإِسْلاَمِ ‏"‏ ‏.‏
İbn-i ​Ömer ‌(r.a.)'den ‌rivayet ‌edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah (Azze ve Celle) bir kul'u helak etmeyi dilediği zaman ondan hayayI söküp alır. Sonra ondan hayayı söküp ahnca sen o kul'a (herkesçe) ancak çok menfur olarak rastlarsın. Sonra sen ona ancak, çok menfur olduğu halde rastlayınca on(un kalbin)den emanet sökülüp alınmış olur. O herif (in kalbin)den emanet çekilip çıkarılınca da sen o'na ancak hıyanetçi olarak ve herkesin nazarında hıyanetle meşhur olduğu halde rastlarsın. Sen o'na ancak hıyanetkar ve hainlikle meşhur olarak rastlayınca o'nun kalbinden rahmet çekilip çıkarılır. O'nun kalbinden rahmet sökülüp alınınca da sen o'na ancak kovulmuş, lanetlenmiş olarak rastlarsın. Sonra sen o'na ancak kovulmuş, lanetli olarak rastlayınca ondan Islamiyet bağı çözülüp çıkarılır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Said bin Sinan bulunur. Bu ra.vi zayıftır ve adının ne olduğu husQsunda ihtilaf vardır
It Was Sünen İbn Mace #4054 Mawdu
Hadis Derlemesi : 66
Anlatıcı (RA)
Sahih
وَعَن ‌أَبي ​سُفيَانَ ‌صَخرِ ​بنِ حَربٍ في حَديثِهِ الطويل في قِصَّةِ هِرَقْلَ: أنَّ هِرَقْلَ قَالَ لأَبِي سُفْيَانَ: فَمَاذَا يَأمُرُكُمْ بِهِ؟ يَعْنِي النَّبيّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم قَالَ: قُلْتُ: يَقُولُ اعْبُدُوا اللهَ وَحْدَهُ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيئاً، واتْرُكُوا مَا يَقُولُ آبَاؤُكُمْ وَيَأمُرُنَا بِالصَّلاةِ وَالصِّدْقِ والعَفَافِ والصِّلَةِ مُتَّفَقٌ عَلَيهِ
Ebu ‌Süfyan ​Sakhr ‌bin ​Harb'in Herakleios kıssası hakkındaki uzun hadisinde: Herakleios, Ebu Süfyan'a şöyle dedi: Sana ne yapmanı emrediyor? Yani Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Ben dedim ki: "Yalnız Allah'a ibadet edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın ve atalarınızın söylediklerini bırakın" diyor ve bize dua etmemizi emrediyor. Ve dürüstlük, iffet ve doğruluk üzerinde anlaşmaya varılmıştır
Anlatıcı (RA) Hadis Derlemesi #1752 Sahih
Buluğul Meram : 67
Abdullah bin Mesud (RA)
Sahih
عَنِ ‌ابْنِ ​مَسْعُودٍ ​- ‌رضي الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ - صلى الله عليه وسلم -: «عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ، فَإِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ، وَمَا يَزَالُ الرَّجُلُ يَصْدُقُ، وَيَتَحَرَّى الصِّدْقَ، حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا، وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ، فَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ، وَمَا يَزَالُ الرَّجُلُ يَكْذِبُ، وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ، حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا» مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ
İbni ‌Mesud ​-Allah ​ondan ‌râzı olsun- şöyle demiştir: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Dürüst olmalısınız, çünkü dürüstlük iyiliğe, doğruluk da cennete götürür ve kişi, Allah katında doğru söyleyene kadar hakkı söylemeye devam eder ve doğruluğu arar. Ve yalandan sakının, çünkü yalan ahlaksızlığa yol açar, ahlaksızlık da cehenneme götürür ve kişi yalan söylemeye devam eder ve o da yalan söylemeye devam eder." Allah katında yalancı olarak yazılıncaya kadar yalan söylersin." üzerinde anlaşmaya varıldı
Abdullah bin Mesud (RA) Buluğul Meram #1520 Sahih
Hadis Derlemesi : 68
Abdullah Bin Amr Bin As (RA)
Sahih
كنا ‌عند ‌الرسول ​صلى ​الله عليه وسلم فدعا فقال: "مرحبا بتلك القلة من الناس". قيل: ومن القلائل؟ يا رسول الله! قال: هؤلاء كثيرون قلة من الشرفاء بين الناس غير الشرفاء. هناك أشخاص عصاة أكثر من الأشخاص المخلصين. (আহমদ ৬৬৫০)
Biz ‌Resûlullah ‌(sallallahu ​aleyhi ​ve sellem)'in yanındaydık, o da seslendi ve şöyle dedi: "Bu az sayıdaki topluluğa hoş geldiniz." Denildi ki: Az olanlar kimlerdir? Ey Allah'ın Resulü! Dedi ki: Bunlar, namussuzlar arasında çok, az sayıda şerefli insandır. İtaatsiz insanlar, samimi insanlardan daha fazladır. (আহমদ ৬৬৫০)
Abdullah Bin Amr Bin As (RA) Hadis Derlemesi #1535 Sahih
Hadis Derlemesi : 69
সাহাবী
Sahih
وَعَن ‌أَبي ‌سُفيَانَ ‌صَخرِ ‌بنِ حَربٍ في حَديثِهِ الطويل في قِصَّةِ هِرَقْلَ: أنَّ هِرَقْلَ قَالَ لأَبِي سُفْيَانَ: فَمَاذَا يَأمُرُكُمْ بِهِ؟ يَعْنِي النَّبيّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم قَالَ: قُلْتُ: يَقُولُ اعْبُدُوا اللهَ وَحْدَهُ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيئاً، واتْرُكُوا مَا يَقُولُ آبَاؤُكُمْ وَيَأمُرُنَا بِالصَّلاةِ وَالصِّدْقِ والعَفَافِ والصِّلَةِ مُتَّفَقٌ عَلَيهِ
Ebu ‌Süfyan ‌Sakhr ‌bin ‌Harb'in Herakleios kıssası hakkındaki uzun hadisinde: Herakleios, Ebu Süfyan'a şöyle dedi: Sana ne yapmanı emrediyor? Yani Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Ben dedim ki: "Yalnız Allah'a ibadet edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın ve atalarınızın söylediklerini bırakın" diyor ve bize dua etmemizi emrediyor. Ve dürüstlük, iffet ve doğruluk üzerinde anlaşmaya varılmıştır
সাহাবী Hadis Derlemesi #1753 Sahih
Hadis Derlemesi : 70
Sa'd bin Abi Akkas (RA)
Sahih
قال ‌رسول ​الله ​صلى ‌الله عليه وسلم: (للرجل أربع من السعادة والحظ: المرأة الصالحة، والبيت الواسع، والجار الصالح، والمركبة اليسيرة. وأربع من الشقاء والشقاء: جار خائن، وامرأة خائنة، وبيت ضيق، ومركبة سوء). (ابن حبان 4032، بيكبير شعب الإيمان 9556، السلسلة الصحيحة رقم 282)
Allah ‌Resulü ​(s.a.v.) ​şöyle ‌buyurmuştur: "Kişi için dört şey mutluluk ve bahttır: Salih eş, geniş ev, iyi komşu ve rahat yolculuk (araba). Dört şey de üzüntü ve musibettir: Şerefsiz komşu, namussuz eş, dar ev ve kötü yolculuk (araba). (İbn Hibban 4032, Beyhakbir Şuabul İman 9556, Silsilah Sahih No. 282)
Sa'd bin Abi Akkas (RA) Hadis Derlemesi #1781 Sahih
Hadis Derlemesi : 71
Ebu Huneyda Veil ibn Hucer (RA)
Sahih
سأل ​سلمة ​بن ‌يزيد ‌الجعفي رسول الله صلى الله عليه وسلم: يا نبي الله! قل لو ولي علينا حاكم فطالبنا بحقهم وحرمنا حقنا. فماذا تأمر في هذا الأمر؟ فابتعد عنه. فلما سأل مرة أخرى، قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "اسمعوا وأطيعوا، فإن عليهم حقا ما أمروا به (أي العدل والقسط)، وعليك ما استأمنتم عليه". (مسلم رقم: 4888-4889)
Seleme ​İbni ​Yezid ‌Cûfi, ‌Resûlullah (s.a.v.)'e şöyle sordu: "Ey Allah'ın Resulü! De ki: Eğer üzerimize (namussuz) bir yönetici getirilir ve bizden haklarını talep eder ve bizi haklarımızdan mahrum bırakırsa. Peki bu konuda ne emredersiniz?' Ondan uzaklaştı. Tekrar sorduğunda Allah Resulü (s.a.v.) şöyle dedi: "(Onları) dinleyin ve (onlara) itaat edin, çünkü onların kendilerine farz kılınan bir görevleri vardır (yani adalet ve hakkaniyet) ve size emanet edilen (yani liderlere ve yöneticilere itaat) size aittir." (Müslüman No. 4888-4889)
Ebu Huneyda Veil ibn Hucer (RA) Hadis Derlemesi #1836 Sahih
Mişkâtü'l-Mesâbîh : 72
Ebû Hüreyre (r.a.)
Sahih
قال: ‌قال ‌رسول ​الله ‌صلى الله عليه وسلم: «الجهاد واجب على كل أمير منكم، سواء كان أميرا صادقا أو فاجرا». وإذا ارتكب ذنب الكبيرة أيضاً. ولك أن تصلي خلف كل مسلم ضروري (من يصلي) سواء كان صادقاً أو فاجراً. إذا كان قد ارتكب ذنب الكبيرة. ومن الفريضة على كل مسلم أن يصلي. أريده أن يكون عاملاً أمينًا أو محتالًا. حتى لو ارتكب ذنبا. (أبو داود) [1]
Rasûlullah ‌(sallallahu ‌aleyhi ​ve ‌sellem) buyurdu ki: İster dürüst memur olsun, ister sahtekar olsun, her lideriniz üzerine cihad farzdır. Kebir günahını da işlerse. Dürüst olsun, bozuk olsun, her ihtiyacı olan (namaz kılan) Müslümanın arkasında namaz kılmak size düşer. Kebir günahını işlemişse. Namaz kılmak her Müslümana farzdır. Onun dürüst bir çalışan ya da dolandırıcı olmasını istiyorum. Günah işlemiş olsa bile. (Ebu Davud)[1]
Ebû Hüreyre (r.a.) Mişkâtü'l-Mesâbîh #1126 Sahih
Riyazus Salihin : 73
ফাত্বেমাহ বিন্তে ক্বাইস
Sahih
وعن ‌ابن ‌مسعود ‌رضي ​الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏ إن الصدق يهدي إلى البر، وإن البر يهدي إلى الجنة، وإن الرجل ليصدق حتى يكتب عند الله صديقًا، وإن الكذب يهدي إلى الفجور، وإن الفجور يهدي إلى النار، وإن الرجل ليكذب حتى يكتب عند الله كذابًا‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
İbn ‌Mesud'dan ‌Allah ‌ondan ​razı olsun, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Doğruluk iyiliğe götürür, iyilik de cennete götürür; şüphesiz ki kişi, Allah'ın yanında bir dost olarak yazılmadıkça doğru sözlüdür; yalan, ahlaksızlığa yol açar; ahlaksızlık da cehenneme götürür; gerçekten de, kişi, Allah katında yalancı olarak yazılıncaya kadar yalan söyler." (Bu konuda ittifak edilmiştir)
ফাত্বেমাহ বিন্তে ক্বাইস Riyazus Salihin #1542 Sahih
Silsiletü's-Sahiha : 74
Abdullah ibn Umar (RA)
Sahih
قال: ‌طاف ​رسول ​الله ‌صلى الله عليه وسلم يوم الفتح على بعيره مقطوع الأذن، ويستلم الحجر بعصاه (أي يقبل الحجر الأسود) ولا يستطيع أن يقعد البعير في المسجد (أي منطقة الجلوس). (ليس لديها) تذهب الجمال إلى الوادي في باتان وتوضع الجمال في سخون. ثم حمد رسول الله (صلى الله عليه وسلم) الله وقرأ الشانا. ثم قال: أيها الناس! أبعد الله عنك الكبرياء والكبرياء بجهلك أعطى الناس صنفان: (أ) صادقون، تقيون، محبوبون عند الله. (ب) وخائن، وبائس، وساخط لله. ثم قرأ - (عربي) - أي يا أيها الناس! إني خلقتكم (بعضا) ذكرا (وبعضا) أنثى. لك مقسمة إلى قبائل ومجموعات مختلفة. لكي تعرفوا بعضكم البعض.\nاقرأوا الآية في نقطة واحدة. فقال: قد قلت، وأستغفر الله لي ولك. (الصحيحة-2803) \n\nالحديث صحيح.
Dedi ‌ki: ​Resûlullah ​-sallallahu ‌aleyhi ve sellem- Fetih günü kulağı kesilmiş devesinin üzerinde tavaf etmiş, asası ile taşa dokunmuş (yani Hacer-i Şerif'i öpmüş) ve deve mescidde (yani oturma yerinde) oturamamış. (Hayır) Develer Bataan'daki vadiye gider ve develer ısıtıcıya yerleştirilir. Daha sonra Reslullah (Allah onu korusun ve huzur versin) Allah'a hamdetti ve Hana'yı okudu. Sonra şöyle dedi: Ey insanlar! Allah sizden gururu gidersin ve insanlara cehaletinizle gurur duymayı nasip etsin İki tür: (a) Dürüst, takvalı, Allah'ın sevdiği. (b) O bir haindir, sefildir ve Tanrı'dan memnun değildir. Sonra - (Arapça) - yani Ey insanlar! Sizi (bir kısmını) erkek, (bir kısmını) dişi olarak yarattım. Farklı kabilelere ve gruplara bölünmüşsünüz. Böylece birbirinizi tanıyasınız.\nAyeti bir ara okuyun. Dedi ki: Dedim ve Allah'tan benim ve sizin için mağfiret diliyorum. (Sahih-2803) \n\nHadis sahihtir.
Abdullah ibn Umar (RA) Silsiletü's-Sahiha Sahih
Musnad Ahmad : 75
It Was
Sahih
حَدَّثَنَا ​مُحَمَّدُ ​بْنُ ‌جَعْفَرٍ، ​قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُمَيْرٍ، عَنْ سُلَيْمِ بْنِ عَامِرٍ، عَنْ أَوْسَطَ، قَالَ خَطَبَنَا أَبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَقَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَقَامِي هَذَا عَامَ الْأَوَّلِ وَبَكَى أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ سَلُوا اللَّهَ الْمُعَافَاةَ أَوْ قَالَ الْعَافِيَةَ فَلَمْ يُؤْتَ أَحَدٌ قَطُّ بَعْدَ الْيَقِينِ أَفْضَلَ مِنْ الْعَافِيَةِ أَوْ الْمُعَافَاةِ عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ فَإِنَّهُ مَعَ الْبِرِّ وَهُمَا فِي الْجَنَّةِ وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ فَإِنَّهُ مَعَ الْفُجُورِ وَهُمَا فِي النَّارِ وَلَا تَحَاسَدُوا وَلَا تَبَاغَضُوا وَلَا تَقَاطَعُوا وَلَا تَدَابَرُوا وَكُونُوا إِخْوَانًا كَمَا أَمَرَكُمْ اللَّهُ تَعَالَى‏.‏
Muhammed ​ibn ​Cafer ‌bize ​şöyle dedi: Şu'be, Yezid ibn Humeyr'den, Süleym ibn Amir'den, Avsat'tan rivayet etti: O şöyle dedi: Ebu bize Bekir'e hitap etti, Allah ondan razı olsun dedi ve şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) bu sene benim yerimde durdu ve Ebu Bekir ağladı ve Ebu Bekir şöyle dedi: "Onlara sorun." Allah esenlik verir, ya da kendi deyimiyle esenlik verir. Hiç kimseye kesin olarak esenlikten veya esenlikten daha iyi bir şey verilmemiştir. Dürüst olmalısın, çünkü bu doğrulukla olur. Onlar Cennette olacaklardır. Yalan söylemekten sakının, zira yalana ahlaksızlık da eşlik eder ve onlar cehennemdedirler. Birbirinizi kıskanmayın, birbirinizden nefret etmeyin ve birbirinizi kıskanmayın.
It Was Musnad Ahmad #5 Sahih
Musnad Ahmad : 76
It was narrâted that Abu 'Ubaidah said
Sahih
حَدَّثَنَا ‌وَكِيعٌ، ​عَنْ ‌سُفْيَانَ، ​حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، قَالَ قَامَ أَبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِعَامٍ فَقَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَقَامِي عَامَ الْأَوَّلِ فَقَالَ سَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ فَإِنَّهُ لَمْ يُعْطَ عَبْدٌ شَيْئًا أَفْضَلَ مِنْ الْعَافِيَةِ وَعَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ وَالْبِرِّ فَإِنَّهُمَا فِي الْجَنَّةِ وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ وَالْفُجُورَ فَإِنَّهُمَا فِي النَّارِ‏.‏
Veki'nin ‌bize ​anlattığına ‌göre, ​Süfyan'dan, Amr ibni Mürre de Ebu Ubeyde'den rivayet etmiştir: O şöyle demiştir: Ebu Bekir, Allah ondan razı olsun, Rasulullah'ın vefatından sonra dirildi, birinci yılında Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun ve şöyle dedi: "Allah'tan isteyin." Afiyet olsun, çünkü hiçbir kula afiyetten daha güzel bir şey verilmemiştir. Dürüst ve salih olmalısın, çünkü onlar cennettedir. Yalan ve ahlaksızlıktan sakının. İkisi de cehennemde olacak
It was narrâted that Abu 'Ubaidah said Musnad Ahmad #46 Sahih
Musnad Ahmad : 77
Ebu Ubeyde (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌عَبْدُ ​الرَّزَّاقِ، ​أَخْبَرَنَا ​سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَامَ أَبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِعَامٍ فَقَالَ قَامَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَامَ الْأَوَّلِ فَقَالَ إِنَّ ابْنَ آدَمَ لَمْ يُعْطَ شَيْئًا أَفْضَلَ مِنْ الْعَافِيَةِ فَاسْأَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ وَعَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ وَالْبِرِّ فَإِنَّهُمَا فِي الْجَنَّةِ وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ وَالْفُجُورَ فَإِنَّهُمَا فِي النَّارِ‏.‏
Abd ‌al-Razzak ​bize ​anlattı, ​Süfyan bize Amr ibn Murrah'dan, Ebu Ubeyde'den, Ebu Bekir'den (Allah ondan razı olsun) rivayet etti, o da Ebu Bekir'in (Allah ondan razı olsun) Resulullah'ın vefatından bir yıl sonra Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun dedi ve şöyle dedi: "Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, aramızda yükseldi." Birinci yılda, Ademoğluna afiyetten daha güzel bir şey verilmediğini, o halde Allah'tan afiyet dileyin, dürüst ve doğru olun, çünkü onlar cennette olacaklardır dedi. Yalandan ve ahlaksızlıktan sakının; çünkü onlar ateşte olacaklardır.
Ebu Ubeyde (RA) Musnad Ahmad #66 Sahih
Musnad Ahmad : 78
Humaid bin Abdurrahman el-Himyari (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ​يَحْيَى ‌بْنُ ‌حَمَّادٍ، ​وَعَفَّانُ، قَالَا حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْأَوْدِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِمْيَرِيِّ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ، بِالْبَصْرَةِ قَالَ أَنَا أَوَّلُ، مَنْ أَتَى عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ حِينَ طُعِنَ فَقَالَ احْفَظْ عَنِّي ثَلَاثًا فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ لَا يُدْرِكَنِي النَّاسُ أَمَّا أَنَا فَلَمْ أَقْضِ فِي الْكَلَالَةِ قَضَاءً وَلَمْ أَسْتَخْلِفْ عَلَى النَّاسِ خَلِيفَةً وَكُلُّ مَمْلُوكٍ لَهُ عَتِيقٌ فَقَالَ لَهُ النَّاسُ اسْتَخْلِفْ فَقَالَ أَيَّ ذَلِكَ أَفْعَلُ فَقَدْ فَعَلَهُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي إِنْ أَدَعْ إِلَى النَّاسِ أَمْرَهُمْ فَقَدْ تَرَكَهُ نَبِيُّ اللَّهِ عَلَيْهِ الصَّلَاة وَالسَّلَامُ وَإِنْ أَسْتَخْلِفْ فَقَدْ اسْتَخْلَفَ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي أَبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَقُلْتُ لَهُ أَبْشِرْ بِالْجَنَّةِ صَاحَبْتَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَطَلْتَ صُحْبَتَهُ وَوُلِّيتَ أَمْرَ الْمُؤْمِنِينَ فَقَوِيتَ وَأَدَّيْتَ الْأَمَانَةَ فَقَالَ أَمَّا تَبْشِيرُكَ إِيَّايَ بِالْجَنَّةِ فَوَاللَّهِ لَوْ أَنَّ لِي قَالَ عَفَّانُ فَلَا وَاللَّهِ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ لَوْ أَنَّ لِي الدُّنْيَا بِمَا فِيهَا لَافْتَدَيْتُ بِهِ مِنْ هَوْلِ مَا أَمَامِي قَبْلَ أَنْ أَعْلَمَ الْخَبَرَ وَأَمَّا قَوْلُكَ فِي أَمْرِ الْمُؤْمِنِينَ فَوَاللَّهِ لَوَدِدْتُ أَنَّ ذَلِكَ كَفَافًا لَا لِي وَلَا عَلَيَّ وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ مِنْ صُحْبَةِ نَبِيِّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَلِكَ‏.‏
Yahya ​bin ‌Hammad ‌ve ​Affan bize dediler ki, bize Ebu Avanah'ın, Davud bin Abdullah El-Awdi'den, Humaid bin Abd'den rivayetle söylediğini söylediler. Al-Rahman Al-Himyari, İbni Abbas'ın bize Basra'da şöyle dediğini anlattı: Ben Ömer'in (Allah ondan razı olsun) bıçaklandığı zaman yanına gelen ve "Üç şeyi benden uzak tutun" diyen ilk kişi benim. Çünkü insanların beni tanımayacağından korkuyorum. Bana gelince, ben görevi yerine getirmedim ve insanlara bir halef tayin etmedim ve onun kölelerinin her biri yaşlı bir adamdır. Bunun üzerine insanlar ona, "Halefini bırak" dediler. “Bunlardan hangisini yapayım?” dedi. Benden daha iyi olan bunu yaptı. Ben insanların işlerini onlara bırakırsam o, bu işi bırakmıştır. Allah'ın Peygamberi, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun ve eğer halife olarak seçilirse, o zaman benden daha hayırlı birini, Ebu Bekir'i (Allah ondan razı olsun) halef olarak atamıştır. Ben de ona "Müjde ver" dedim. Cennette Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e eşlik ettin ve ona uzun süre refakat ettin, mü'minlerin işlerinden sorumluydun, böylece kuvvetlendin ve dürüstlük gösterdin, o da şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki bana cenneti müjdelemen, keşke elimde olsaydı." Affan, "Hayır, Vallahi, O'ndan başka ilah yoktur, keşke bende olsaydı" dedi. Dünya ve içindeki her şey, haberi bilmeden önce önümde olan terörden kendimi fidye olarak kurtarırdım. Müminlerin meselesine gelince, Allah'a yemin ederim ki bu ne bana ne de bana yeter. Allah'ın Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabından bahsediliyor, bu kadar.
Humaid bin Abdurrahman el-Himyari (RA) Musnad Ahmad #322 Sahih
Musnad Ahmad : 79
It Was
Sahih
حَدَّثَنَا ‌حَسَنُ ‌بْنُ ‌مُوسَى، ‌حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ النُّعْمَانِ، قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ وَكَانَ رَجُلَ صِدْقٍ عَنْ عَلِيٍّ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ نَسْتَشْرِفَ الْعَيْنَ وَالْأُذُنَ وَأَنْ لَا نُضَحِّيَ بِعَوْرَاءَ وَلَا مُقَابَلَةٍ وَلَا مُدَابَرَةٍ وَلَا شَرْقَاءَ وَلَا خَرْقَاءَ قَالَ زُهَيْرٌ قُلْتُ لِأَبِي إِسْحَاقَ أَذَكَرَ عَضْبَاءَ قَالَ لَا قُلْتُ مَا الْمُقَابَلَةُ قَالَ يُقْطَعُ طَرَفُ الْأُذُنِ قُلْتُ مَا الْمُدَابَرَةُ قَالَ يُقْطَعُ مُؤَخَّرُ الْأُذُنِ قُلْتُ مَا الشَّرْقَاءُ قَالَ تُشَقُّ الْأُذُنُ قُلْتُ مَا الْخَرْقَاءُ قَالَ تَخْرِقُ أُذُنَهَا السِّمَةُ‏.‏
Hasan ‌bin ‌Musa ‌anlattı, ‌Züheyr anlattı, Ebu İshak bize Şureyh bin Numan'dan rivayetle, Ebu İshak dedi ki, Ali hakkında dürüst bir adamdı, Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Allah Resulü, Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin, göze ve kulağa dikkat etmemizi, tek gözlü kadını kurban etmememizi emretti. Yüzleşme yok, uzlaşma yok, Şarka’a yok, beceriksizlik yok. Züheyr dedi ki: Ebu İshak'a, "Sarıktan bahset" dedim. "Hayır" dedi. "Karşılaşma nedir?" dedim. "Bir ucunu kesmek" dedi. Kulak. "Konu nedir?" dedim. “Kulağının arkası kesildi” dedi. “Şarka nedir?” dedim. “Kulak yarılmış” dedi. “Sakarlık nedir?” dedim. dedi. İşaret kulaklarını deliyor...
It Was Musnad Ahmad #851 Sahih
Musnad Ahmad : 80
Salim bin Ebi Ümeyye Ablin-nadr (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ​يَعْقُوبُ، ‌حَدَّثَنَا ‌أَبِي، ‌عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا سَالِمُ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ أَبُو النَّضْرِ، قَالَ جَلَسَ إِلَيَّ شَيْخٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ فِي مَسْجِدِ الْبَصْرَةِ وَمَعَهُ صَحِيفَةٌ لَهُ فِي يَدِهِ قَالَ وَفِي زَمَانِ الْحَجَّاجِ فَقَالَ لِي يَا عَبْدَ اللَّهِ أَتَرَى هَذَا الْكِتَابَ مُغْنِيًا عَنِّي شَيْئًا عِنْدَ هَذَا السُّلْطَانِ قَالَ فَقُلْتُ وَمَا هَذَا الْكِتَابُ قَالَ هَذَا كِتَابٌ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَتَبَهُ لَنَا أَنْ لَا يُتَعَدَّى عَلَيْنَا فِي صَدَقَاتِنَا قَالَ فَقُلْتُ لَا وَاللَّهِ مَا أَظُنُّ أَنْ يُغْنِيَ عَنْكَ شَيْئًا وَكَيْفَ كَانَ شَأْنُ هَذَا الْكِتَابِ قَالَ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ مَعَ أَبِي وَأَنَا غُلَامٌ شَابٌّ بِإِبِلٍ لَنَا نَبِيعُهَا وَكَانَ أَبِي صَدِيقًا لِطَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ التَّيْمِيِّ فَنَزَلْنَا عَلَيْهِ فَقَالَ لَهُ أَبِي اخْرُجْ مَعِي فَبِعْ لِي إِبِلِي هَذِهِ قَالَ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَدْ نَهَى أَنْ يَبِيعَ حَاضِرٌ لِبَادٍ وَلَكِنْ سَأَخْرُجُ مَعَكَ فَأَجْلِسُ وَتَعْرِضُ إِبِلَكَ فَإِذَا رَضِيتُ مِنْ رَجُلٍ وَفَاءً وَصِدْقًا مِمَّنْ سَاوَمَكَ أَمَرْتُكَ بِبَيْعِهِ قَالَ فَخَرَجْنَا إِلَى السُّوقِ فَوَقَفْنَا ظُهْرَنَا وَجَلَسَ طَلْحَةُ قَرِيبًا فَسَاوَمَنَا الرِّجَالُ حَتَّى إِذَا أَعْطَانَا رَجُلٌ مَا نَرْضَى قَالَ لَهُ أَبِي أُبَايِعُهُ قَالَ نَعَمْ رَضِيتُ لَكُمْ وَفَاءَهُ فَبَايِعُوهُ فَبَايَعْنَاهُ فَلَمَّا قَبَضْنَا مَا لَنَا وَفَرَغْنَا مِنْ حَاجَتِنَا قَالَ أَبِي لِطَلْحَةَ خُذْ لَنَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كِتَابًا أَنْ لَا يُتَعَدَّى عَلَيْنَا فِي صَدَقَاتِنَا قَالَ فَقَالَ هَذَا لَكُمْ وَلِكُلِّ مُسْلِمٍ قَالَ عَلَى ذَلِكَ إِنِّي أُحِبُّ أَنْ يَكُونَ عِنْدِي مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كِتَابٌ فَخَرَجَ حَتَّى جَاءَ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا الرَّجُلَ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ صَدِيقٌ لَنَا وَقَدْ أَحَبَّ أَنْ تَكْتُبَ لَهُ كِتَابًا لَا يُتَعَدَّى عَلَيْهِ فِي صَدَقَتِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ هَذَا لَهُ وَلِكُلِّ مُسْلِمٍ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي قَدْ أُحِبُّ أَنْ يَكُونَ عِنْدِي مِنْكَ كِتَابٌ عَلَى ذَلِكَ قَالَ فَكَتَبَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ هَذَا الْكِتَابَ آخِرُ حَدِيثِ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ
Babam ​bize ‌Yakub'un ‌anlattığına ‌göre, İbn İshak'tan, Salim bin Ebi Umeyye Ebu'n-Nadr'dan rivayet etti ve şöyle dedi: Temimoğullarından bir şeyh, elinde bir gazeteyle Basra Mescidinde benimle birlikte oturuyordu. "Haccac zamanında" dedi. Bana, “Ey Abdullah, bu kitabın bana faydası olmayacağını mı sanıyorsun?” dedi. Bu yetkiyle ilgili bir şeyler söyledi, ben de “Bu mektup nedir?” diye sordum. "Bu, Resûlullah (s.a.v.)'in, hayır işlerimizde bize karşı aşırılığa düşmememiz için bizim için yazdığı bir mektuptur. O, "Hayır, Vallahi, bunun sana bir faydası olacağını sanmıyorum" dedi. Peki bu kitabın durumu neydi? 'Teslim oldum' dedi. Medine'de babam ve ben, genç bir çocuk olarak, kendi sattığımız develerimizle birlikteyiz. Babam Talha bin Ubeydullah el-Teymi'nin arkadaşıydı, biz de yanına gittik ve o da ona şöyle dedi: "Babam, benimle çık ve bu develeri bana sat." "Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, kölenin köleye satılmasını yasakladı" dedi. Ama ben seninle çıkıp oturup develerini göstereceğim. Eğer seninle pazarlık yapan sadık ve dürüst bir adamdan memnunsan, onu satmanı emrederim. Biz de dışarı çıktık. Pazara doğru ayakta durduk, Talha da yanımıza oturdu. Adamlar bizimle pazarlık yaptılar, ta ki bir adam bize razı olduğumuz şeyi verince, ona: "Babam, ona biat ediyorum" dedi. Evet dedi, onun sana olan bağlılığından memnun kaldım, sen de ona biat et, biz de ona biat ettik. Bizim olanı aldığımızda ve ihtiyacımızı giderdiğimizde, babam Talha'ya, "Bunu bizim için Resûlullah'tan al" dedi. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, hayır işlerimizde bize karşı aşırılık yapmamak için bir mektup. “Bu senin ve her Müslümanındır” dedi. "Ben, Resûlullah'tan (s.a.v.) yanımda bir mektup almak istiyorum. Bunun üzerine oradan ayrıldı ve bizi Resûlullah (s.a.v.)'in huzuruna getirdi ve dedi ki: Ey Allah'ın Resûlü, bu çölden gelen adam bizim dostumuzdur ve ona iman ettiğime göre kendisine ihlal edilmeyecek bir mektup yazmanı istiyor, bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Bu onun için ve onun içindir." Her Müslüman.” "Ey Allah'ın Resulü, senden bir mektup almayı çok isterim" dedi. Buna dayanarak, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah ondan razı olsun, Talha bin Ubeyd'in son hadisi olan bu kitabı bizim için yazdı. Tanrı onu korusun
Salim bin Ebi Ümeyye Ablin-nadr (RA) Musnad Ahmad #1404 Sahih