Jihad Hakkinda Hadisler

327 sahih hadis bulundu

Câmiut-Tirmizî : 181
İbn Mes'ûd (r.a.)
Sahih
حَدَّثَنَا ​أَحْمَدُ ‌بْنُ ‌مُحَمَّدٍ، ‌أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ الْمَسْعُودِيِّ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ الصَّلاَةُ لِمِيقَاتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَاذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَاذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَكَتَ عَنِّي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَوِ اسْتَزَدْتُهُ لَزَادَنِي ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ رَوَاهُ الشَّيْبَانِيُّ وَشُعْبَةُ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ‏.‏ وَأَبُو عَمْرٍو الشَّيْبَانِيُّ اسْمُهُ سَعْدُ بْنُ إِيَاسٍ ‏.‏
Ahmed ​bin ‌Muhammed ‌bize ‌anlattı, Abdullah bin El-Mübarek, Mesudi'den, Velid bin El-Aizar'dan, Ebu Amr Eş-Şeybani'den rivayetle şöyle dedi: İbn Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü'ne sordum, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin ve dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, hangi amel daha iyidir? "Namaz" dedi. Belirlenen zamanda." "Sonra ne olacak ey Allah'ın Resulü?" dedim. “Anne-babaya karşı nazik olmak” dedi. "Sonra ne olacak ey Allah'ın Resulü?" dedim. “Allah rızası için cihat edin” dedi. Sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- benim hakkımda suskun kaldı, eğer ondan daha fazlasını isteseydim, benim için arttırırdı. Ebu İsa, "Bu, güzel ve sahih bir hadistir" dedi. Velid ibn el-Aizar'dan, Şeybânî, Şu'be ve birden fazla kişi tarafından rivayet edilmiş olup, bu hadis, Ebu Amr'dan da birden fazla yönde rivayet edilmiştir. Eş-Şeybani, İbn Mesud'dan rivayetle. Ebu Amr Eş-Şeybani'nin adı da Saad bin İyas'tır.
İbn Mes'ûd (r.a.) Câmiut-Tirmizî #1898 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 182
Ebu Sa'id El Hudri (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ​الْقَاسِمُ ​بْنُ ‌دِينَارٍ ‌الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُصْعَبٍ أَبُو يَزِيدَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُحَادَةَ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ مِنْ أَعْظَمِ الْجِهَادِ كَلِمَةَ عَدْلٍ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏
El-Kasım ​bin ​Dinar ‌el-Kufi ‌bize anlattı, Abd el-Rahman bin Musab Ebu Yezid bize anlattı, İsrail bize Muhammed bin Jahadah'tan, Atiyah'dan, Ebu Said el-Hudri'den rivayet etti ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "En büyük cihadlardan biri, zalim bir hükümdarın önünde adalet sözü vermektir." ". Ebu İsa dedi ve Ebu Umame'nin otoritesi ile ilgili bölümde. Ve bu, bu açıdan hasen garieb hadisidir.
Ebu Sa'id El Hudri (RA) Câmiut-Tirmizî #2174 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 183
El-Velid bin Ebi el-Veld Ebu Osman el-Meda'ini (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ​سُوَيْدُ ​بْنُ ‌نَصْرٍ، ‌أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، أَخْبَرَنِي الْوَلِيدُ بْنُ أَبِي الْوَلِيدِ أَبُو عُثْمَانَ الْمَدَنِيُّ، أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ مُسْلِمٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ شُفَيًّا الأَصْبَحِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، دَخَلَ الْمَدِينَةَ فَإِذَا هُوَ بِرَجُلٍ قَدِ اجْتَمَعَ عَلَيْهِ النَّاسُ فَقَالَ مَنْ هَذَا فَقَالُوا أَبُو هُرَيْرَةَ ‏.‏ فَدَنَوْتُ مِنْهُ حَتَّى قَعَدْتُ بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُوَ يُحَدِّثُ النَّاسَ فَلَمَّا سَكَتَ وَخَلاَ قُلْتُ لَهُ أَنْشُدُكَ بِحَقٍّ وَبِحَقٍّ لَمَا حَدَّثْتَنِي حَدِيثًا سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَقَلْتَهُ وَعَلِمْتَهُ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَفْعَلُ لأُحَدِّثَنَّكَ حَدِيثًا حَدَّثَنِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَقَلْتُهُ وَعَلِمْتُهُ ‏.‏ ثُمَّ نَشَغَ أَبُو هُرَيْرَةَ نَشْغَةً فَمَكَثَ قَلِيلاً ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ لأُحَدِّثَنَّكَ حَدِيثًا حَدَّثَنِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْبَيْتِ مَا مَعَنَا أَحَدٌ غَيْرِي وَغَيْرُهُ ‏.‏ ثُمَّ نَشَغَ أَبُو هُرَيْرَةَ نَشْغَةً أُخْرَى ثُمَّ أَفَاقَ فَمَسَحَ وَجْهَهُ فَقَالَ لأُحَدِّثَنَّكَ حَدِيثًا حَدَّثَنِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا وَهُوَ فِي هَذَا الْبَيْتِ مَا مَعَنَا أَحَدٌ غَيْرِي وَغَيْرُهُ ‏.‏ ثُمَّ نَشَغَ أَبُو هُرَيْرَةَ نَشْغَةً أُخْرَى ثُمَّ أَفَاقَ وَمَسَحَ وَجْهَهُ فَقَالَ أَفْعَلُ لأُحَدِّثَنَّكَ حَدِيثًا حَدَّثَنِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مَعَهُ فِي هَذَا الْبَيْتِ مَا مَعَهُ أَحَدٌ غَيْرِي وَغَيْرُهُ ‏.‏ ثُمَّ نَشَغَ أَبُو هُرَيْرَةَ نَشْغَةً شَدِيدَةً ثُمَّ مَالَ خَارًّا عَلَى وَجْهِهِ فَأَسْنَدْتُهُ عَلَىَّ طَوِيلاً ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ حَدَّثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ يَنْزِلُ إِلَى الْعِبَادِ لِيَقْضِيَ بَيْنَهُمْ وَكُلُّ أُمَّةٍ جَاثِيَةٌ فَأَوَّلُ مَنْ يَدْعُو بِهِ رَجُلٌ جَمَعَ الْقُرْآنَ وَرَجُلٌ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَرَجُلٌ كَثِيرُ الْمَالِ فَيَقُولُ اللَّهُ لِلْقَارِئِ أَلَمْ أُعَلِّمْكَ مَا أَنْزَلْتُ عَلَى رَسُولِي قَالَ بَلَى يَا رَبِّ ‏.‏ قَالَ فَمَاذَا عَمِلْتَ فِيمَا عُلِّمْتَ قَالَ كُنْتُ أَقُومُ بِهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ ‏.‏ فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ كَذَبْتَ وَتَقُولُ لَهُ الْمَلاَئِكَةُ كَذَبْتَ وَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ بَلْ أَرَدْتَ أَنْ يُقَالَ إِنَّ فُلاَنًا قَارِئٌ فَقَدْ قِيلَ ذَاكَ ‏.‏ وَيُؤْتَى بِصَاحِبِ الْمَالِ فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ أَلَمْ أُوَسِّعْ عَلَيْكَ حَتَّى لَمْ أَدَعْكَ تَحْتَاجُ إِلَى أَحَدٍ قَالَ بَلَى يَا رَبِّ ‏.‏ قَالَ فَمَاذَا عَمِلْتَ فِيمَا آتَيْتُكَ قَالَ كُنْتُ أَصِلُ الرَّحِمَ وَأَتَصَدَّقُ ‏.‏ فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ كَذَبْتَ وَتَقُولُ لَهُ الْمَلاَئِكَةُ كَذَبْتَ وَيَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى بَلْ أَرَدْتَ أَنْ يُقَالَ فُلاَنٌ جَوَادٌ فَقَدْ قِيلَ ذَاكَ ‏.‏ وَيُؤْتَى بِالَّذِي قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ فِي مَاذَا قُتِلْتَ فَيَقُولُ أُمِرْتُ بِالْجِهَادِ فِي سَبِيلِكَ فَقَاتَلْتُ حَتَّى قُتِلْتُ ‏.‏ فَيَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى لَهُ كَذَبْتَ وَتَقُولُ لَهُ الْمَلاَئِكَةُ كَذَبْتَ وَيَقُولُ اللَّهُ بَلْ أَرَدْتَ أَنْ يُقَالَ فُلاَنٌ جَرِيءٌ فَقَدْ قِيلَ ذَاكَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رُكْبَتِي فَقَالَ ‏"‏ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ أُولَئِكَ الثَّلاَثَةُ أَوَّلُ خَلْقِ اللَّهِ تُسَعَّرُ بِهِمُ النَّارُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ الْوَلِيدُ أَبُو عُثْمَانَ فَأَخْبَرَنِي عُقْبَةُ بْنُ مُسْلِمٍ أَنَّ شُفَيًّا هُوَ الَّذِي دَخَلَ عَلَى مُعَاوِيَةَ فَأَخْبَرَهُ بِهَذَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عُثْمَانَ وَحَدَّثَنِي الْعَلاَءُ بْنُ أَبِي حَكِيمٍ أَنَّهُ كَانَ سَيَّافًا لِمُعَاوِيَةَ فَدَخَلَ عَلَيْهِ رَجُلٌ فَأَخْبَرَهُ بِهَذَا عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَالَ مُعَاوِيَةُ قَدْ فُعِلَ بِهَؤُلاَءِ هَذَا فَكَيْفَ بِمَنْ بَقِيَ مِنَ النَّاسِ ثُمَّ بَكَى مُعَاوِيَةُ بُكَاءً شَدِيدًا حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ هَالِكٌ وَقُلْنَا قَدْ جَاءَنَا هَذَا الرَّجُلُ بِشَرٍّ ثُمَّ أَفَاقَ مُعَاوِيَةُ وَمَسَحَ عَنْ وَجْهِهِ وَقَالَ صَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُْ ‏:‏ ‏(‏مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لاَ يُبْخَسُونَ * أُولَئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ إِلاَّ النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا فِيهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏
Süveyd ​bin ​Nasr ‌bize ‌anlattı, Abdullah bin Mübarek bize anlattı, Hayva bin Şurayh bize anlattı, El Velid bin Ebu El Velid Ebu Osman el Medeni dedi ki Ukba bin Müslim ona Şafya el-Asbahi'nin şehre girdiğini ve bir adam gördüğünü söylediğini söyledi. İnsanlar onun etrafına toplandılar ve o, "Bu kim?" dedi. “Ebu Hureyre” dediler. O insanlarla konuşurken önüne oturuncaya kadar ona yaklaştım. Sustuğunda dedim ki: Ona, sana gerçek ve gerçek olarak sesleniyorum, çünkü sen bana Resûlullah (s.a.v.)'den işittiğim, anlayıp öğrettiğin bir hadisi söylemiştin. O da şöyle dedi: Ebu Hureyre: Sana Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bana rivayet ettiği, anladığım ve bildiğim bir hadisi anlatayım mı? Sonra Ebu Hureyre endişelendi ve orada kaldı. Bir süre sonra uyandı ve şöyle dedi: "Size, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu evde bana anlattığı bir hikâyeyi anlatacağım. Yanımızda benden başka kimse yok." Ve diğerleri. Sonra Ebu Hureyre bir kez daha sinirlendi, sonra uyandı ve yüzünü sildi ve şöyle dedi: "Sana, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bana anlattığı bir hikâyeyi anlatacağım." O ve ben bu evdeydik ve aramızda benden ya da ondan başka kimse yoktu. Sonra Ebu Hureyre yeniden heyecanlandı, sonra uyanıp yüzünü meshetti. Sonra şöyle dedi: "Ben bu evde onun yanında bulunduğum ve yanında benden ve kendisinden başka kimsenin olmadığı sırada Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bana söylediği bir şeyi sana haber vereyim mi?" Sonra meşgul olduk. Ebu Hureyre çok tedirgin oldu, sonra eğilip yüz üstü düştü, ben de onu uzun süre üzerime yasladım, sonra uyandı ve şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) bana salât ve selâm versin, söyledi." Aziz ve Celil olan Allah, kıyamet günü aralarında hüküm vermek için kullarının yanına indiğinde ve her ümmet diz çöktüğünde, ilk çağırılacak olan o olacaktır. Yanında Kur'an'ı derleyen bir adam, Allah yolunda öldürülen bir adam ve çok mal sahibi bir adam vardı. Allah okuyucuya şöyle der: "Sana ne olduğunu öğretmedim mi? Resûlüme vahyedildi. “Evet ya Rabbi” dedi. "Sana öğretilenleri ne yaptın?" dedi. “Geceleri de gündüzleri de yapardım” dedi. Sonra Allah der ki: Sen ona yalan söyledin, melekler de ona: "Yalan söyledin" dediler. Allah da ona şöyle dedi: "Daha doğrusu sen falancanın okuyucu olduğu söylenmesini istedin, bu da ona verilecektir." Para sahibine, Allah da ona şöyle der: Seni hiç kimseye muhtaç bırakmadıkça sana cömert davranmadım mı? Şöyle dedi: Evet ya Rabbi. Dedi ki: Sana verdiğim şeyle ne yaptın? “Ben ailenin akrabasıyım ve sadaka veriyorum” dedi. Sonra Allah ona: "Yalan söyledin" der, melekler de ona "Yalan söyledin" derler, Cenab-ı Hak da "Evet," der. Sen falancanın cömert olduğu söylenmesini istedin ve bu da söylendi. Ve Allah yolunda öldürülen kişi getirilecek ve Allah ona, "Ne için öldürdün?" diyecek. O da "Emir edildim" diyecek. Senin yolunda cihad ederek öldürülene kadar savaştım. Sonra Cenâb-ı Hak ona: "Yalan söyledin" diyecek, melekler de ona: "Yalan söyledin" diyecek, Cenâb-ı Hak da ona: "Aksine," diyecek. Falancanın cesur olduğu söylenmesini istediniz ve söylendi. Sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- dizime vurdu ve şöyle dedi: "Ey Ebu Hureyre, bunlar Allah'ın yarattığı ilk üç kişidir, kıyamet gününde Cehennem tarafından tutuşturulacaktır." Velid Ebu Osman dedi ki: "Ukbe ibn Müslim bana haber verdi." Muaviye'nin yanına gidip bunu ona anlatan Şafii'dir. Ebu Osman dedi ki: Al-Alaa bin Ebu Hakim bana kendisinin kılıç ustası olduğunu söyledi. Sonra Muaviye'ye bir adam geldi ve Ebu Hureyre'den rivayetle bu durumu ona anlattı. Muaviye, "Bu insanlara bu yapıldı, peki ya geride kalanlar?" Bunun üzerine Muaviye o kadar şiddetli ağladı ki, öldüğünü sandık ve "Bu adam bize kötü bir haberle geldi" dedik. Sonra Muaviye uyandı ve saçını sildi. Yüzüne baktı ve şöyle dedi: "Allah ve Resulü doğru söylemiş: (Kim dünya hayatını ve onun süsünü isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada veririz ve onlar da oradadırlar." Onlar mahrum kalmayacaklar. * İşte onlar, ahirette ateşten başka hiçbir şeyi olmayanlardır ve orada yaptıklarının hiçbir değeri yoktur, yaptıkları da boşa çıkmıştır.) Ebu İsa dedi. Bu güzel ve garip bir hadis
El-Velid bin Ebi el-Veld Ebu Osman el-Meda'ini (RA) Câmiut-Tirmizî #2382 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 184
Mu'adh bin Jabal (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌ابْنُ ​أَبِي ​عُمَرَ، ‌حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الصَّنْعَانِيُّ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ أَبِي النَّجُودِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَأَصْبَحْتُ يَوْمًا قَرِيبًا مِنْهُ وَنَحْنُ نَسِيرُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخْبِرْنِي بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ وَيُبَاعِدُنِي مِنَ النَّارِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لَقَدْ سَأَلْتَنِي عَنْ عَظِيمٍ وَإِنَّهُ لَيَسِيرٌ عَلَى مَنْ يَسَّرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ تَعْبُدُ اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ وَتَصُومُ رَمَضَانَ وَتَحُجُّ الْبَيْتَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَلاَ أَدُلُّكَ عَلَى أَبْوَابِ الْخَيْرِ الصَّوْمُ جُنَّةٌ وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ وَصَلاَةُ الرَّجُلِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ تَلاََ‏:‏ ‏(‏ تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ ‏)‏ حَتَّى بَلَغَ‏:‏ ‏(‏يَعْمَلُونَ‏)‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَلاَ أُخْبِرُكَ بِرَأْسِ الأَمْرِ كُلِّهِ وَعَمُودِهِ وَذِرْوَةِ سَنَامِهِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ رَأْسُ الأَمْرِ الإِسْلاَمُ وَعَمُودُهُ الصَّلاَةُ وَذِرْوَةُ سَنَامِهِ الْجِهَادُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَلاَ أُخْبِرُكَ بِمَلاَكِ ذَلِكَ كُلِّهِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ بَلَى يَا نَبِيَّ اللَّهِ قَالَ فَأَخَذَ بِلِسَانِهِ قَالَ ‏"‏ كُفَّ عَلَيْكَ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ وَإِنَّا لَمُؤَاخَذُونَ بِمَا نَتَكَلَّمُ بِهِ فَقَالَ ‏"‏ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا مُعَاذُ وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ أَوْ عَلَى مَنَاخِرِهِمْ إِلاَّ حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏
İbn ‌Ebi ​Ömer ​bize ‌anlattı, Abdullah bin Muaz el-San'ani bize Muammer'den, Asım bin Ebu'n-Neccud'dan, Ebu Va'il'den, Muaz bin A dağından rivayetle anlattı. Dedi ki: Bir yolculukta Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'in yanındaydım ve bir gün yürürken ona yaklaştım ve şöyle dedim: Ey Allah'ın Resulü. Beni Cennete sokacak, Cehennemden uzaklaştıracak ameli bana haber ver. Dedi ki: "Sen bana büyük bir şey sordun; fakat bu, Allah'ın kolaylaştırdığı kimseye kolaydır." "Bunun üzerine Allah'a ibadet edersiniz, O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsınız, namazı kılarsınız, zekatı verirsiniz, Ramazan orucunu tutarsınız ve Beyti haccedersiniz." Sonra şöyle dedi: Seni hayır kapılarına yönelteyim mi? Oruç bir kalkandır, suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da günahları söndürür ve kişinin geceleyin kıldığı namazdır.” Dedi, sonra şöyle okudu: (Yanları yataklarından uzak dursun) gelinceye kadar: (Yapıyorlar) Sonra şöyle buyurdu: "Sana Allah'ın reisini haber vereyim mi?" “Bütün mesele, onun direği ve tepesinin tepesi.” "Evet ey Allah'ın Resulü" dedim. “İşin başı İslam, direği namaz, zirvesi ise İslamdır” buyurdu. "Onun kamburu cihattır." Sonra, "Bütün bunların sebebini sana bildireyim mi?" dedi. "Evet ey Allah'ın Peygamberi" dedim. Daha sonra dilini tuttu ve şöyle dedi: “ "Buna senin için bir son ver." "Ey Allah'ın Peygamberi, biz konuştuklarımızdan hesaba çekileceğiz" dedim. "Annen sana vefat etsin ey Muaz. İnsanlar ağlar mı? Dillerinin ekinleri hariç, yüzleri veya burunları ateşte ağlar." Ebu İsa şöyle dedi: Bu, güzel ve sahih bir hadistir.
Mu'adh bin Jabal (RA) Câmiut-Tirmizî #2616 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 185
el-Harith el-Ash'ari (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ​مُحَمَّدُ ​بْنُ ‌إِسْمَاعِيلَ، ​قَالَ‏ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ‏ حَدَّثَنَا أَبَانُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ‏ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ سَلاَّمٍ، أَنَّ أَبَا سَلاَّمٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ الْحَارِثَ الأَشْعَرِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ أَمَرَ يَحْيَى بْنَ زَكَرِيَّا بِخَمْسِ كَلِمَاتٍ أَنْ يَعْمَلَ بِهَا وَيَأْمُرَ بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنْ يَعْمَلُوا بِهَا وَإِنَّهُ كَادَ أَنْ يُبْطِئَ بِهَا فَقَالَ عِيسَى إِنَّ اللَّهَ أَمَرَكَ بِخَمْسِ كَلِمَاتٍ لِتَعْمَلَ بِهَا وَتَأْمُرَ بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنْ يَعْمَلُوا بِهَا فَإِمَّا أَنْ تَأْمُرَهُمْ وَإِمَّا أَنَا آمُرُهُمْ ‏.‏ فَقَالَ يَحْيَى أَخْشَى إِنْ سَبَقْتَنِي بِهَا أَنْ يُخْسَفَ بِي أَوْ أُعَذَّبَ فَجَمَعَ النَّاسَ فِي بَيْتِ الْمَقْدِسِ فَامْتَلأَ الْمَسْجِدُ وَقَعَدُوا عَلَى الشُّرَفِ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ أَمَرَنِي بِخَمْسِ كَلِمَاتٍ أَنْ أَعْمَلَ بِهِنَّ وَآمُرَكُمْ أَنْ تَعْمَلُوا بِهِنَّ أَوَّلُهُنَّ أَنْ تَعْبُدُوا اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَإِنَّ مَثَلَ مَنْ أَشْرَكَ بِاللَّهِ كَمَثَلِ رَجُلٍ اشْتَرَى عَبْدًا مِنْ خَالِصِ مَالِهِ بِذَهَبٍ أَوْ وَرِقٍ فَقَالَ هَذِهِ دَارِي وَهَذَا عَمَلِي فَاعْمَلْ وَأَدِّ إِلَىَّ فَكَانَ يَعْمَلُ وَيُؤَدِّي إِلَى غَيْرِ سَيِّدِهِ فَأَيُّكُمْ يَرْضَى أَنْ يَكُونَ عَبْدُهُ كَذَلِكَ وَإِنَّ اللَّهَ أَمَرَكُمْ بِالصَّلاَةِ فَإِذَا صَلَّيْتُمْ فَلاَ تَلْتَفِتُوا فَإِنَّ اللَّهَ يَنْصِبُ وَجْهَهُ لِوَجْهِ عَبْدِهِ فِي صَلاَتِهِ مَا لَمْ يَلْتَفِتْ وَآمُرُكُمْ بِالصِّيَامِ فَإِنَّ مَثَلَ ذَلِكَ كَمَثَلِ رَجُلٍ فِي عِصَابَةٍ مَعَهُ صُرَّةٌ فِيهَا مِسْكٌ فَكُلُّهُمْ يَعْجَبُ أَوْ يُعْجِبُهُ رِيحُهَا وَإِنَّ رِيحَ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ وَآمُرُكُمْ بِالصَّدَقَةِ فَإِنَّ مَثَلَ ذَلِكَ كَمَثَلِ رَجُلٍ أَسَرَهُ الْعَدُوُّ فَأَوْثَقُوا يَدَهُ إِلَى عُنُقِهِ وَقَدَّمُوهُ لِيَضْرِبُوا عُنُقَهُ فَقَالَ أَنَا أَفْدِيهِ مِنْكُمْ بِالْقَلِيلِ وَالْكَثِيرِ ‏.‏ فَفَدَى نَفْسَهُ مِنْهُمْ وَآمُرُكُمْ أَنْ تَذْكُرُوا اللَّهَ فَإِنَّ مَثَلَ ذَلِكَ كَمَثَلِ رَجُلٍ خَرَجَ الْعَدُوُّ فِي أَثَرِهِ سِرَاعًا حَتَّى إِذَا أَتَى عَلَى حِصْنٍ حَصِينٍ فَأَحْرَزَ نَفْسَهُ مِنْهُمْ كَذَلِكَ الْعَبْدُ لاَ يُحْرِزُ نَفْسَهُ مِنَ الشَّيْطَانِ إِلاَّ بِذِكْرِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأَنَا آمُرُكُمْ بِخَمْسٍ اللَّهُ أَمَرَنِي بِهِنَّ السَّمْعُ وَالطَّاعَةُ وَالْجِهَادُ وَالْهِجْرَةُ وَالْجَمَاعَةُ فَإِنَّهُ مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ قِيدَ شِبْرٍ فَقَدْ خَلَعَ رِبْقَةَ الإِسْلاَمِ مِنْ عُنُقِهِ إِلاَّ أَنْ يَرْجِعَ وَمَنِ ادَّعَى دَعْوَى الْجَاهِلِيَّةِ فَإِنَّهُ مِنْ جُثَا جَهَنَّمَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنْ صَلَّى وَصَامَ قَالَ ‏"‏ وَإِنْ صَلَّى وَصَامَ فَادْعُوا بِدَعْوَى اللَّهِ الَّذِي سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ الْمُؤْمِنِينَ عِبَادَ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْحَارِثُ الأَشْعَرِيُّ لَهُ صُحْبَةٌ وَلَهُ غَيْرُ هَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏
Muhammed ​bin ​İsmail ‌bize ​anlattı, dedi, Musa bin İsmail bize anlattı, dedi, Eban bin Yezid bize anlattı, dedi, Yahya bin Ebî bize anlattı. Birçokları, Zeyd bin Selam'dan rivayetle, Ebu Selam'ın kendisine, el-Hâris el-Eş'arî'nin kendisine Peygamber (s.a.v.)'in, Allah onu bereketlesin ve huzur versin, dediğini söylediğini nakletmiştir: "Şüphesiz Allah, Yahya bin Zekeriya'ya beş sözle amel etmelerini emretti ve İsrailoğullarına amel etmelerini emretti ve neredeyse onları geciktirdi, bu yüzden dedi İsa, Allah sana beş sözle amel etmeni emretti ve İsrailoğullarına amel etmelerini emret. Ya onlara emredersin ya da ben Onlara emrediyorum. Yahya, "Eğer onunla bana yetişirsen, mağlup olacağımdan veya cezalandırılacağımdan korkuyorum" dedi. Bunun üzerine insanları Beyt-i Haram'da topladı, mescid dolduruldu ve yere oturdular. Şeref, dedi ki: "Allah bana beş kelimeyle amel etmemi emretti, ben de sana onunla amel etmeyi emrediyorum. Bunlardan ilki Allah'a kulluk etmektir." Ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Şüphesiz Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşan kimsenin misali, saf malından altın veya kağıt karşılığında bir köle satın alan ve "Burası benim evimdir" diyen adamın misali gibidir. Bu benim işim, o halde çalışın ve Bana ulaşın. Çalışır ve ustasından başkasına yol gösterirdi. Peki hanginiz kulunun böyle olmasından razı olur? Gerçekten de Tanrı O, size namaz kılmanızı emretti, o halde namaz kılarken arkanızı dönmeyin, çünkü Allah, kulu dönmediği sürece namazında yüzünü kulunun yüzüyle buluşturur, ben de size emretmiştim. Orucun durumu, kemer takan ve içinde misk bulunan bir kese taşıyan adamın durumu gibidir. Hepsi onun kokusuna hayran kalır veya hoşlanırlar; oruçlunun kokusu ise Allah katında misk kokusundan daha tatlıdır ve ben size sadaka vermenizi emrediyorum, zira bu, düşman tarafından esir alınan adamın elini boynuna bağlamasına benzer. Başını kesmek için onu öne çıkardılar ve o, "Onu senden az veya çok fidye olarak vereceğim" dedi. Böylece o da onlardan fidye ödedi ve ben size Allah'ı anmanızı emrediyorum. Bunun misali, düşmanın hemen peşinden koştuğu, sağlam bir kaleye varınca kendisini onlardan koruyan adamın durumuna benzer. Aynı şekilde kul da Allah'ı anmak dışında kendisini şeytandan koruyamaz." Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben de Allah'ın bana emrettiği beş şeyi sana emrediyorum." İşitme, itaat, cihad, hicret ve cemaat; zira kim gruptan bir santim bile uzaklaşırsa İslam'ın bağını boynundan çıkarmıştır, ancak kim İslam'dan önceki zamanların iddiasını iddia ederse o, cehennem çukurundandır." Sonra bir adam, "Ey Allah'ın Resulü, eğer namaz kılar ve oruç tutarsa ​​şöyle der" dedi. Eğer o namaz kılar ve oruç tutarsa, o zaman sizi Müslümanlar ve müminler olarak Allah'ın kulları olarak isimlendiren Allah'a dua edin." Bu güzel, sahih ve garip bir hadistir. dedi. Muhammed bin İsmail el-Hâris el-Eş'ari'nin bir sahabesi vardır ve onun bu hadisi dışında başka hadisleri de vardır.
el-Harith el-Ash'ari (RA) Câmiut-Tirmizî #2863 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 186
Sahl bin Sa'd el-Sa'idi (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌عَبْدُ ​بْنُ ​حُمَيْدٍ، ​حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ رَأَيْتُ مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ فَأَقْبَلْتُ حَتَّى جَلَسْتُ إِلَى جَنْبِهِ فَأَخْبَرَنَا أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمْلَى عَلَيْهِ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ فَجَاءَهُ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ وَهُوَ يُمْلِيهَا عَلَىَّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَوْ أَسْتَطِيعُ الْجِهَادَ لَجَاهَدْتُ وَكَانَ رَجُلاً أَعْمَى ‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَفَخِذُهُ عَلَى فَخِذِي فَثَقُلَتْ حَتَّى هَمَّتْ تَرُضُّ فَخِذِي ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏:‏ ‏(‏ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ هَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ نَحْوَ هَذَا ‏.‏ وَرَوَى مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ ذُؤَيْبٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ‏.‏ وَفِي هَذَا الْحَدِيثِ رِوَايَةُ رَجُلٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنْ رَجُلٍ مِنَ التَّابِعِينَ رَوَاهُ سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ الأَنْصَارِيُّ عَنْ مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ وَمَرْوَانُ لَمْ يَسْمَعْ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مِنَ التَّابِعِينَ ‏.‏
Abdul ‌bin ​Humaid ​bize ​dedi, Yakup bin İbrahim bin Saad, babasından rivayetle, Salih bin Kaysan'dan, İbn Şihab'tan rivayetle, bana Sehl bin Saad'dan haber verdi, dedi ki, Mervan bin El-Hakam'ı mescidde otururken gördüm, ben de ona yaklaştım ve yanına oturdum, o da bize Zeyd bin Sabit'in olduğunu bildirdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in, müminler arasında oturanlarla Allah yolunda cihad edenlerin eşit olmadığını kendisine bildirdiğini anlattı. Dedi ki, İbn Ümmü Mektum ona geldi. Bana bunu yazdırırken, "Ya Resulullah, Vallahi, eğer cihad etmeye gücüm yetseydi, yapardım" dedi. O kör bir adamdı. Böylece indi. Allah Resulü'ne salat eylesin, Allah ona salat ve selam versin, onun uyluğu uyluğumun üzerindeydi ve neredeyse uyluğuma değecek kadar ağırlaştı. Sonra ondan uzaklaştı ve Allah ona şöyle vahyetti: (Zarara layık değildir. Ebu İsa şöyle dedi: Bu hasen ve sahih bir hadistir. Demek ki bunun benzerini Ez-Zühri'den, Sehl bin Saad'dan rivayet eden birden fazla kişi rivayet etmiştir. . Muammer bu hadisi Zühri'den, Kubaysa ibn Zü'ayb'dan, Zeyd ibn Sabit'ten rivayet etmiştir. Bu hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in ashabından bir adamın, halifelerden bir adamın rivayetiyle rivayeti vardır. Bunu Sehl bin Saad el-Ensari, Mervan bin Hakem'den rivayet etmiştir ve Mervan kimseden haber almamıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Allah'ın salât ve selâmı üzerine olsun, tâbilerdendir.
Sahl bin Sa'd el-Sa'idi (RA) Câmiut-Tirmizî #3033 Sahih
Câmiut-Tirmizî : 187
Ebû Hüreyre (r.a.)
Sahih
حَدَّثَنَا ​إِسْحَاقُ ‌بْنُ ‌مُوسَى ‌الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ نُودِيَ فِي الْجَنَّةِ يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا خَيْرٌ فَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّلاَةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الصَّلاَةِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجِهَادِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الْجِهَادِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّدَقَةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الصَّدَقَةِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصِّيَامِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الرَّيَّانِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي مَا عَلَى مَنْ دُعِيَ مِنْ هَذِهِ الأَبْوَابِ مِنْ ضَرُورَةٍ فَهَلْ يُدْعَى أَحَدٌ مِنْ تِلْكَ الأَبْوَابِ كُلِّهَا قَالَ ‏"‏ نَعَمْ وَأَرْجُو أَنْ تَكُونَ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏
İshak ​bin ‌Musa ‌El-Ensari ‌bize anlattı, dedi ki, Maan bize anlattı, dedi, Malik bin Enes bize ez-Zuhri'den, Humaid bin Abdurrahman'dan, Ebu Hureyre'den rivayete göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dedi: "Kim Allah yolunda iki çift infak ederse, Cennete çağrılacaktır, ey Allah'ın bu kulu." Böylesi daha iyidir; zira namaz kılanlardan kim varsa namaz kapısından, kim cihad ehlinden ise cihad kapısından çağrılacaktır ve kim sadaka ehlinden ise çağrılacaktır. O, bir sadaka için çağrılmıştır ve oruçlulardan kim varsa, Reyyan için çağrılacaktır.” Bunun üzerine Ebû Bekir şöyle dedi: “Anam babam sana feda olsun. O, bu kapılardan zaruretten dolayı çağrıldı. Bu kapıların hepsinden çağrılan var mı? “Evet, umarım sen de onlardan biri olursun” dedi. Bu güzel ve sahih bir hadis
Ebû Hüreyre (r.a.) Câmiut-Tirmizî #3674 Sahih
Sünen İbn Mace : 188
Mawdu
حَدَّثَنَا ‌دَاوُدُ ‌بْنُ ​سُلَيْمَانَ ​الْعَسْكَرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ أَبُو هَاشِمٍ بْنُ أَبِي خِدَاشٍ الْمَوْصِلِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِحْصَنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ أَبِي عَبْلَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الدَّيْلَمِيِّ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ لِصَاحِبِ بِدْعَةٍ صَوْمًا وَلاَ صَلاَةً وَلاَ صَدَقَةً وَلاَ حَجًّا وَلاَ عُمْرَةً وَلاَ جِهَادًا وَلاَ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً يَخْرُجُ مِنَ الإِسْلاَمِ كَمَا تَخْرُجُ الشَّعَرَةُ مِنَ الْعَجِينِ ‏"‏ ‏.‏
Huzeyfe ‌r.a.'den ‌edilen ​rivayete ​göre Resulullah s.a.v. buyurdular ki; “Allah Teala, bid'at sahibinden oruç, namaz, sadaka, hac, umre, cihad, tevbe ve fidye'den hiçbir şey kabul etmez. Kıl hamurdan çıktığı gibi o da İslam’dan çıkar.”
Sünen İbn Mace #49 Mawdu
Sünen İbn Mace : 189
Sahih
حَدَّثَنَا ‌أَبُو ​بَكْرِ ‌بْنُ ​أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ صَخْرٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ جَاءَ مَسْجِدِي هَذَا لَمْ يَأْتِهِ إِلاَّ لِخَيْرٍ يَتَعَلَّمُهُ أَوْ يُعَلِّمُهُ فَهُوَ بِمَنْزِلَةِ الْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَمَنْ جَاءَ لِغَيْرِ ذَلِكَ فَهُوَ بِمَنْزِلَةِ الرَّجُلِ يَنْظُرُ إِلَى مَتَاعِ غَيْرِهِ ‏"‏ ‏.‏
Ebu ‌Hureyre ​r.a.’den ‌: ​Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyururken işittim: '' Hayırlı bir şeyi öğrenmek ve öğretmekten başka hiçbir maksadı olmayarak benim mescidime gelen kimse, Allah yolunda savaşan mücahid’in mertebesindedir. Bundan başka bir niyetle (mescidime) gelen kimse de başkasına ait eşyaya bakan adam durumundadır. '' Not: Zevaid de ‘’Bu hadis’in isnadı Müslim’in şartına uygun ve sahihtir.’’ Deniyor
Sünen İbn Mace #227 Sahih
Sünen İbn Mace : 190
It Was
Hasan
حَدَّثَنَا ‌مُحَمَّدُ ​بْنُ ​رُمْحٍ، ‌أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، - أَظُنُّهُ - عَنْ عَاصِمِ بْنِ سُفْيَانَ الثَّقَفِيِّ، أَنَّهُمْ غَزَوْا غَزْوَةَ السَّلاَسِلِ فَفَاتَهُمُ الْغَزْوُ فَرَابَطُوا ثُمَّ رَجَعُوا إِلَى مُعَاوِيَةَ وَعِنْدَهُ أَبُو أَيُّوبَ وَعُقْبَةُ بْنُ عَامِرٍ فَقَالَ عَاصِمٌ يَا أَبَا أَيُّوبَ فَاتَنَا الْغَزْوُ الْعَامَ وَقَدْ أُخْبِرْنَا أَنَّهُ مَنْ صَلَّى فِي الْمَسَاجِدِ الأَرْبَعَةِ غُفِرَ لَهُ ذَنْبُهُ ‏.‏ فَقَالَ يَا ابْنَ أَخِي أَدُلُّكَ عَلَى أَيْسَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ كَمَا أُمِرَ وَصَلَّى كَمَا أُمِرَ غُفِرَ لَهُ مَا قَدَّمَ مِنْ عَمَلٍ ‏"‏ ‏.‏ أَكَذَلِكَ يَا عُقْبَةُ قَالَ نَعَمْ ‏.‏
Asım ‌bin ​Süfyan ​es-Sakafi ‌(r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Selasil savaşına katılmak istemişler ise de savaşı kaçırmışlar da nöbet tutmuşlar (veya savaşın faziletini elde etmek için çokça zühd ve taatla meşgul olmuşlar.) Sonra Muaviye (r.a.)'ın yanına dönmüşler. Bu esnada Muaviye (r.a.)'in yanında Ebu Eyyub ve Ukbe bin Amir (el-Cüheni) (r.a.) bulunuyorlarmiş. Asim (r.a.) : Ey Eba Eyyub! Bu yıl savaşı kaçırdık. Bize haber verildiğine göre dört mescidde namaz kılanın günahı bağışlanır, demiş. Ebu Eyyub (r.a.) : Ey kardeşimin oğlu! Bundan daha kolayını sana göstereyim mi? Şüphesiz ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim : «Kim emrolunduğu gibi abdest alır ve emrolunduğu gibi (farz) namazları kılarsa, onun geçmişteki günah ameli bağışlanır.» Böyle midir ya Ukbe? diye karşılık vermiştir. Ukbe (r.a.) da: Evet (diyerek Ebu Eyyub (r.a.)'i doğrulamıştır.» Diğer tahric: Ahmed, Nesai ve İbn-i Hibban da bunu rivayet etmişlerdir
It Was Sünen İbn Mace #1396 Hasan
Sünen İbn Mace : 191
It Was
Daif
حَدَّثَنَا ‌أَحْمَدُ ​بْنُ ​يُوسُفَ ​السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ، حَدَّثَنَا عُتْبَةُ بْنُ يَقْظَانَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلُّوا عَلَى كُلِّ مَيِّتٍ وَجَاهِدُوا مَعَ كُلِّ أَمِيرٍ ‏"‏ ‏.‏
Vasile ‌bin ​el-Eska ​(r.a.)'den ​rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Her müslüman ölü üzerinde namaz kılınız ve her emirle beraber cihad ediniz.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Utbe bin Yekzan zayıftır. Haris bin Nebhan'in zayıflığı üzerinde ittifak vardır. Ebu Said el-Matlub kezzabtır
It Was Sünen İbn Mace #1525 Daif
Sünen İbn Mace : 192
Ibn Abbas (RA)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌عَلِيُّ ‌بْنُ ‌مُحَمَّدٍ، ​حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَا مِنْ أَيَّامٍ الْعَمَلُ الصَّالِحُ فِيهَا أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنْ هَذِهِ الأَيَّامِ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الْعَشْرَ ‏.‏ قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ! وَلاَ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ: ‏"‏ وَلاَ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. إِلاَّ رَجُلٌ خَرَجَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فَلَمْ يَرْجِعْ مِنْ ذَلِكَ بِشَىْءٍ ‏"‏ ‏.‏
Abdullah ‌bin ‌Abbas ‌(r.a.)'dan; ​Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İçinde bulunduğumuz şu günler (yani Zilhicce'nin ilk on günün) deki salih amelden Allah katında daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler hiç yoktur.» buyurdu. (Sahabiler:) Ya Resulallah! Allah yolunda cihad da mı (daha sevimli değildir)? diye sordular. O: «(Evet.) Allah yolunda cihad da. Meğer ki bir adam nefsiyle ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve nefisten hiç bir şeyi geri getiremez olursa. (İşte onun ameli bu on gündeki amelden efdaldır)» buyurdu. Diğer tahric: Bu hadisi Buhari, Ebu Davud, Tirmizi ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1728’de
Ibn Abbas (RA) Sünen İbn Mace #1727 Sahih
Sünen İbn Mace : 193
It Was
Daif
حَدَّثَنَا ‌أَبُو ​بَكْرِ ‌بْنُ ​أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِي يَزِيدَ الضِّنِّيِّ، عَنْ مَيْمُونَةَ بِنْتِ سَعْدٍ، - مَوْلاَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنْ وَلَدِ الزِّنَا فَقَالَ ‏ "‏ نَعْلاَنِ أُجَاهِدُ فِيهِمَا خَيْرٌ مِنْ أَنْ أُعْتِقَ وَلَدَ الزِّنَا ‏"‏ ‏.‏
Peygamber ‌(Sallallahu ​Aleyhi ‌ve ​Sellem)'in âzadlı cariyesi Meymûne bint-i Sa'd (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e zina çocuğu (köleyi âzadlama)nın (sevab) durumu soruldu. Bunun üzerine O, buyurdular ki: «Savaşta giydiğim bir çift ayakkabı, zina çocuğunu âzadlamadan hayırlıdır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Ebu Yezid ed-Dınni bulunur. İbn-i Abdilgani, onun hadislerinin münker olduğunu, Buhari de onun meçhul olduğunu söylemiştir. Zehebi de böyle demiştir. Darekutni de onun tanınmadığını ifade etmiştir. Zevaid türünden olan bu hadisi Hakim ve Ahmed de rivayet etmişlerdir
It Was Sünen İbn Mace #2531 Daif
Sünen İbn Mace : 194
Ebû Hüreyre (r.a.)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌أَبُو ‌بَكْرِ ​بْنُ ​أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَعَدَّ اللَّهُ لِمَنْ خَرَجَ فِي سَبِيلِهِ لاَ يُخْرِجُهُ إِلاَّ جِهَادٌ فِي سَبِيلِي وَإِيمَانٌ بِي وَتَصْدِيقٌ بِرُسُلِي فَهُوَ عَلَىَّ ضَامِنٌ أَنْ أُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ أَوْ أَرْجِعَهُ إِلَى مَسْكَنِهِ الَّذِي خَرَجَ مِنْهُ نَائِلاً مَا نَالَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى الْمُسْلِمِينَ مَا قَعَدْتُ خِلاَفَ سَرِيَّةٍ تَخْرُجُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَبَدًا وَلَكِنْ لاَ أَجِدُ سَعَةً فَأَحْمِلَهُمْ وَلاَ يَجِدُونَ سَعَةً فَيَتَّبِعُونِي وَلاَ تَطِيبُ أَنْفُسُهُمْ فَيَتَخَلَّفُونَ بَعْدِي وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوَدِدْتُ أَنْ أَغْزُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَأُقْتَلَ ثُمَّ أَغْزُوَ فَأُقْتَلَ ثُمَّ أَغْزُوَ فَأُقْتَلَ ‏"‏ ‏.‏
Ebû ‌Hureyre ‌(r.a.)'den ​rivayet ​edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah, kendi yolunda (cihâd'a) çıkan (müslüman) kimseye «Benim yolumda cihâd, bana imân ve peygamberlerimi tasdikten başka bir neden onu (evinden) çıkarmıyor» diye (büyük ikram ve çok sevâb) hazırlamıştır. (Allah) «O kimseyi cennete dâhil etmek veya elde ettiği sevâb veya ganimete nail olarak, çıktığı evine (selâmetle) geri getirmek benim kefaletim altındadır» (diye taahhüdde bulundu.)» Sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sözüne devamla): «Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki müslümanlara güçlük çıkarmam (endişesi) olmasaydı, Allah yolunda (cihâda) çıkan hiç bir seriyye'den katiyen geri kalmazdım. Ve lâkin ben bir bolluk bulamıyorum ki onları (binit hayvanlarına) bindireyim. Onlar da bir bolluk bulamıyorlar ki (binici olarak) beni tâkib edebilsinler. Ben (savaşa gittik)den sonra (savaştan) geri kalmalarına da gönülleri razı olmaz. Muhammed'in nefsi elinde olan (Allah)a yemin ederim ki Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra (dirilerek) savaşıp katlolunmayı, sonra (tekrar dirilerek) savaşıp öldürülmeyi arzularım» buyurdu
Ebû Hüreyre (r.a.) Sünen İbn Mace #2753 Sahih
Sünen İbn Mace : 195
Ebû Hüreyre (r.a.)
Sahih
حَدَّثَنَا ​يَعْقُوبُ ‌بْنُ ‌حُمَيْدِ ‌بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ - عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي جَوْفِ عَبْدٍ مُسْلِمٍ ‏"‏ ‏.‏
Ebû ​Hureyre ‌(r.a.)'den ‌rivayet ‌edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allah yolundaki bir toz ve cehennem dumanı müslüman bir kulun içinde toplanmaz.»
Ebû Hüreyre (r.a.) Sünen İbn Mace #2774 Sahih
Sünen İbn Mace : 196
It Was
Sahih
حَدَّثَنَا ‌أَبُو ‌كُرَيْبٍ، ‌مُحَمَّدُ ‌بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَتَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي جِئْتُ أُرِيدُ الْجِهَادَ مَعَكَ أَبْتَغِي وَجْهَ اللَّهِ وَالدَّارَ الآخِرَةَ وَلَقَدْ أَتَيْتُ وَإِنَّ وَالِدَىَّ لَيَبْكِيَانِ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ فَارْجِعْ إِلَيْهِمَا فَأَضْحِكْهُمَا كَمَا أَبْكَيْتَهُمَا ‏"‏ ‏.‏
Abdullah ‌bin ‌Amr ‌(bin ‌el-Âs) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Ya Resûlallah! Ben Allah'ın rızâsını ve âhiret mutluluğunu dileyerek seninle cihâda gitmek niyetiyle geldim. Ve (and olsun ki) Babam ve annem (gelişim nedeniyle) ağlamakta oldukları halde ben geldim, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O halde sen onların yanına geri git de onları ağlattığın gibi güldür» buyurdu
It Was Sünen İbn Mace #2782 Sahih
Sünen İbn Mace : 197
Ebû Hüreyre (r.a.)
Sahih
حَدَّثَنَا ‌مُحَمَّدُ ​بْنُ ​عَبْدِ ‌الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْخَيْلُ فِي نَوَاصِيهَا الْخَيْرُ - أَوْ قَالَ الْخَيْلُ مَعْقُودٌ فِي نَوَاصِيهَا قَالَ سُهَيْلٌ أَنَا أَشُكُّ الْخَيْرُ - إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ الْخَيْلُ ثَلاَثَةٌ فَهِيَ لِرَجُلٍ أَجْرٌ وَلِرَجُلٍ سِتْرٌ وَعَلَى رَجُلٍ وِزْرٌ فَأَمَّا الَّذِي هِيَ لَهُ أَجْرٌ فَالرَّجُلُ يَتَّخِذُهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَيُعِدُّهَا لَهُ فَلاَ تُغَيِّبُ شَيْئًا فِي بُطُونِهَا إِلاَّ كُتِبَ لَهُ أَجْرٌ وَلَوْ رَعَاهَا فِي مَرْجٍ مَا أَكَلَتْ شَيْئًا إِلاَّ كُتِبَ لَهُ بِهَا أَجْرٌ وَلَوْ سَقَاهَا مِنْ نَهَرٍ جَارٍ كَانَ لَهُ بِكُلِّ قَطْرَةٍ تُغَيِّبُهَا فِي بُطُونِهَا أَجْرٌ - حَتَّى ذَكَرَ الأَجْرَ فِي أَبْوَالِهَا وَأَرْوَاثِهَا - وَلَوِ اسْتَنَّتْ شَرَفًا أَوْ شَرَفَيْنِ كُتِبَ لَهُ بِكُلِّ خَطْوَةٍ تَخْطُوهَا أَجْرٌ ‏.‏ وَأَمَّا الَّذِي هِيَ لَهُ سِتْرٌ فَالرَّجُلُ يَتَّخِذُهَا تَكَرُّمًا وَتَجَمُّلاً وَلاَ يَنْسَى حَقَّ ظُهُورِهَا وَبُطُونِهَا فِي عُسْرِهَا وَيُسْرِهَا ‏.‏ وَأَمَّا الَّذِي هِيَ عَلَيْهِ وِزْرٌ فَالَّذِي يَتَّخِذُهَا أَشَرًا وَبَطَرًا وَبَذَخًا وَرِياءً لِلنَّاسِ فَذَلِكَ الَّذِي هِيَ عَلَيْهِ وِزْرٌ ‏"‏ ‏.‏
Ebû ‌Hureyre ​(r.a.)'den ​rivayet ‌edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Atın alnına dökülen saçlarında kıyamet gününe kadar hayır vardır veya düğümlüdür (Râvî Süheyl: Bunda ben tereddüd ediyorum, demiştir.) At, (sahiplerinin durumlarına göre) üç nevidir: Şöyle ki, at bâzı kimseler için sırf sevabtır, bâzı kimseler için de (fakirliğe karşı) bir perdedir. Bâzılarının da boynunda bir vebaldir. At, kendisi için sırf sevab olan kişi, o kimsedir ki, atı Allah yolunda (cihad için) edinir ve (savaşa) hazırlar. Artık at karnına dâhil ettiği her (yiyecek ve içecek) şeye karşılık sahibi için bir sevab yazılır. Sahibi onu bol otlu geniş bir sahada otlatırsa, atın yediği her şeye karşılık onun için bir ecir yazılır. Ve sahibi onu akar bir nehirden suvarırsa, atın karnına dâhil ettiği her su damlasına karşılık onun için bir ecir olur. (Hattâ, atın idrarlarında ve gübrelerinde olan sevabı da anlattı.) Ve eğer at şahlanarak (ön ayaklarını kaldırıp) neş'e ile bir veya iki tur koşsa, attığı her adım karşılığında sahibi için bir ecir yazılır. At kendisi için (fakirliğe karşı) bir perde olan kişi, o adamdır ki, (geçimini sağlamakla) şerefini, iffetini korumak ve güzel rızık yemek maksadıyla at edinir ve atların sırtlarına ve karınlarına âit hakkını onların darlık ve genişlik (zamanların) da unutmaz. At kendisinin boynunda bir vebal olan kimseye gelince, bu da o kimsedir ki, böbürlenmek, taşkınlık etmek, kibirlenmek ve halka karşı riyakârlık için at edinir. İşte, boynunda atın vebal olduğu adam böyle olan kimsedir.»
Ebû Hüreyre (r.a.) Sünen İbn Mace #2788 Sahih
Sünen İbn Mace : 198
It Was
Sahih
حَدَّثَنَا ​أَبُو ​بَكْرِ ‌بْنُ ‌أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الْجِهَادِ أَفْضَلُ قَالَ ‏ "‏ مَنْ أُهْرِيقَ دَمُهُ وَعُقِرَ جَوَادُهُ ‏"‏ ‏.‏
Amr ​bin ​Abese ‌(r.a.)den; ‌Şöyle demiştir: Ben (bir kere) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vararak; Ya Resûlallah! Cihâd'ın hangisi efdaldir? diye sordum. Buyurdular ki: «Kanı dökülen ve iyi cins atı yaralanan mücâhid (in cihâdı en üstün cihaddır).» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravi Muhammed bin Zekvan zayıf olduğu için bunun senedi zayıftır
It Was Sünen İbn Mace #2794 Sahih
Sünen İbn Mace : 199
It Was
Sahih
حَدَّثَنَا ‌أَبُو ​بَكْرِ ​بْنُ ​أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ بِنْتِ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلَى النِّسَاءِ جِهَادٌ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ عَلَيْهِنَّ جِهَادٌ لاَ قِتَالَ فِيهِ الْحَجُّ وَالْعُمْرَةُ ‏"‏ ‏.‏
Âi§e ‌(r.anha)'dan ​rivayet ​edildiğine ​göre; Şöyle demiştir: Ben (bir defa): Yâ Resûlallah! Kadınlara (farz olan) bir cihâd var (mı?) dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallauü Aleyhi ve Sellem): «Evet. Onlar üzerine çarpışmasız bir cihâd vardır: Hac ve Umre,» buyurdu
It Was Sünen İbn Mace #2901 Sahih
Sünen İbn Mace : 200
Ümmü Seleme (RA)
Daif
حَدَّثَنَا ​أَبُو ‌بَكْرِ ‌بْنُ ‌أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ الْفَضْلِ الْحُدَّانِيِّ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الْحَجُّ جِهَادُ كُلِّ ضَعِيفٍ ‏"‏ ‏.‏
Ümmü ​Seleme ‌(r.anha)'dan ‌rivayet ‌edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Hac, zayıf olan her (müslüman) kişinin cihâdıdır.»
Ümmü Seleme (RA) Sünen İbn Mace #2902 Daif