Quran Hakkinda Hadisler
160 sahih hadis bulundu
Sünen Nesâî : 81
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ سَيْفٍ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَلِيٍّ الْحَنَفِيُّ، وَعُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ أَبُو عَلِيٍّ حَدَّثَنَا وَقَالَ، عُثْمَانُ أَنْبَأَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، - رضى الله عنه - قَالَ نَهَانِي حِبِّي صلى الله عليه وسلم عَنْ ثَلاَثٍ - لاَ أَقُولُ نَهَى النَّاسَ - نَهَانِي عَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ وَعَنْ لُبْسِ الْقَسِّيِّ وَعَنِ الْمُعَصْفَرِ الْمُفَدَّمَةِ وَلاَ أَقْرَأُ سَاجِدًا وَلاَ رَاكِعًا " .
Ali bin Ebu Talib şöyle demiştir: "Sevgilim (ﷺ) beni üç şeyden nehyetti ama ben o, insanları yasakladı demiyorum. O, beni altın yüzük takmaktan, kassi giymekten, aspirle boyanmış elbise giymekten ve Mufaddame'den ve secde ve rükûda Kur'an okumaktan men etti."
Sünen Nesâî : 82
Hz. Ali (r.a.)
Sahih
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، ح وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَلِيًّا، قَالَ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ أَقْرَأَ رَاكِعًا أَوْ سَاجِدًا .
Ali şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) beni rükû ve secdede Kur'an okumaktan men etti."
Sünen Nesâî : 83
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ
" سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي " . يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ .
Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) rükû ve secdede iken Kur'an'ın emrine uyarak şöyle derdi: 'Sübhanekallahumme, rabbenâ ve bihamdik. Allahümme-ğfirli (Seni tesbih ederim, Ey Rabbimiz, hamd olsun, Allah'ım, beni bağışla.")
Sünen Nesâî : 84
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ
" سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي " . يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ .
Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) rükû ve secdede iken Kur'an'ın emrine uyarak şöyle derdi: 'Sübhaneke Allahümme, Rabbana ve bihamdik. Allahümme-ğfirli (Seni tesbih ederim, Ey Rabbimiz, hamd olsun, Allah'ım, beni bağışla.")
Sünen Nesâî : 85
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا سَوَّارُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَّارٍ الْقَاضِي، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنْ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ فِي سُجُودِ الْقُرْآنِ بِاللَّيْلِ
" سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ " .
Aişe'den rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.) geceleyin Kur'an okurken farz olan secdeyi yaptığında şöyle derdi: "Seccade vechi lillazi halakahu ve sevverehu ve şakka sem'ahu ve basarahu bihavlihi ve kuvvetih (Yüzüm, onu yaratan ve biçimlendiren, kudret ve kudretiyle işitme ve görmesini ortaya çıkaran Allah'a secde etti."
Sünen Nesâî : 86
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ أَبُو يَحْيَى، بِمَكَّةَ - وَهُوَ بَصْرِيٌّ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّ عَلِيَّ بْنَ يَحْيَى بْنِ خَلاَّدِ بْنِ مَالِكِ بْنِ رَافِعِ بْنِ مَالِكٍ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمِّهِ، رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسٌ وَنَحْنُ حَوْلَهُ إِذْ دَخَلَ رَجُلٌ فَأَتَى الْقِبْلَةَ فَصَلَّى فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَى الْقَوْمِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ اذْهَبْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَذَهَبَ فَصَلَّى فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْمُقُ صَلاَتَهُ وَلاَ يَدْرِي مَا يَعِيبُ مِنْهَا فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَى الْقَوْمِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ اذْهَبْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَأَعَادَهَا مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا فَقَالَ الرَّجُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا عِبْتَ مِنْ صَلاَتِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا لَمْ تَتِمَّ صَلاَةُ أَحَدِكُمْ حَتَّى يُسْبِغَ الْوُضُوءَ كَمَا أَمَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فَيَغْسِلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ وَيَمْسَحَ بِرَأْسِهِ وَرِجْلَيْهِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثُمَّ يُكَبِّرَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَيَحْمَدَهُ وَيُمَجِّدَهُ " . قَالَ هَمَّامٌ وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " وَيَحْمَدَ اللَّهَ وَيُمَجِّدَهُ وَيُكَبِّرَهُ " . قَالَ فَكِلاَهُمَا قَدْ سَمِعْتُهُ يَقُولُ قَالَ " وَيَقْرَأَ مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ مِمَّا عَلَّمَهُ اللَّهُ وَأَذِنَ لَهُ فِيهِ ثُمَّ يُكَبِّرَ وَيَرْكَعَ حَتَّى تَطْمَئِنَّ مَفَاصِلُهُ وَتَسْتَرْخِيَ ثُمَّ يَقُولَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ثُمَّ يَسْتَوِيَ قَائِمًا حَتَّى يُقِيمَ صُلْبَهُ ثُمَّ يُكَبِّرَ وَيَسْجُدَ حَتَّى يُمَكِّنَ وَجْهَهُ " . وَقَدْ سَمِعْتُهُ يَقُولُ " جَبْهَتَهُ حَتَّى تَطْمَئِنَّ مَفَاصِلُهُ وَتَسْتَرْخِيَ وَيُكَبِّرَ فَيَرْفَعَ حَتَّى يَسْتَوِيَ قَاعِدًا عَلَى مَقْعَدَتِهِ وَيُقِيمَ صُلْبَهُ ثُمَّ يُكَبِّرَ فَيَسْجُدَ حَتَّى يُمَكِّنَ وَجْهَهُ وَيَسْتَرْخِيَ فَإِذَا لَمْ يَفْعَلْ هَكَذَا لَمْ تَتِمَّ صَلاَتُهُ " .
Rifa'ah bin Rafi' şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) bizimle birlikte otururken, bir adam içeri girdi, kıbleye yöneldi ve namaz kıldı. Namazını bitirince gelip Resûlullah (s.a.v)'e ve insanlara selam verdi. Resûlullah (s.a.v) ona şöyle dedi: 'Sana da. Git ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın.' O da gidip namaz kıldı, Rasûlullah (s.a.v.) onu gözetlemeye başladı; o da bunda ne olduğunu bilmiyordu. Namazı bitirince gelip Rasûlullah (s.a.v.)'e ve insanlara selam verdi. Allah Resulü (s.a.v.) ona şöyle dedi: 'Sana da. Git ve dua et, çünkü sen dua etmedin.' Bunu iki üç defa tekrarladı, sonra adam şöyle dedi: 'Ya Resulullah, namazımda ne sakınca var?' Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden herhangi birinizin, Aziz ve Celil olan Allah'ın emrettiği şekilde abdest almadıkça namazı tamam olmaz. O halde yüzünü yıkamalı, kollarını dirseklere kadar yıkamalı, başını meshetmeli ve ayaklarını da topuklara kadar yıkamalıdır. Sonra Allah'ı tekbir etmeli, O'na hamdetmeli ve O'nu yüceltmelidir." - (Ravilerden biri) Hammam şöyle dedi: "Onun şöyle dediğini duydum: 'Allah'a hamdetsin, O'nu tesbih etsin ve O'nu tekbir etsin." "İkisini de duydum" dedi. -"Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Kur'an'dan, Allah'ın kendisine öğrettiği ve ona izin verdiği Kur'an'dan kolayına geleni okusun. Sonra tekbir getirip eklemleri oturuncaya ve kendisi rahatlayıncaya kadar rükû etsin. Sonra şöyle desin: 'Semi Allahu limen hamideh." O, O'na hamd eder)' ve omurgası düzelinceye (ve rahatlayıncaya) kadar dik durun. Sonra tekbir getirip yüzünü yere sağlam basıncaya kadar secde etmelidir." "Ben onun: Eklemleri oturuncaya ve rahatlayıncaya kadar alnını söylediğini duydum. Daha sonra tekbir almalı ve omurgası düzleşinceye (ve rahatlayıncaya) kadar oturmalıdır. Daha sonra yüzünü yere iyice bastırıp rahatlayıncaya kadar secde etmelidir. Eğer bunu yapmazsa namazını tamamlamamış demektir.
Sünen Nesâî : 87
Alkame bin Kays (RA)
Hasan Sahih
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جَبَلَةَ الرَّافِقِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ هِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ عَمْرٍو - عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ حَمَّادٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا لاَ نَدْرِي مَا نَقُولُ إِذَا صَلَّيْنَا فَعَلَّمَنَا نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَوَامِعَ الْكَلِمِ فَقَالَ لَنَا
" قُولُوا التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ " . قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ قَالَ زَيْدٌ عَنْ حَمَّادٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَلْقَمَةَ قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ يُعَلِّمُنَا هَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ كَمَا يُعَلِّمُنَا الْقُرْآنَ .
Alkame bin Kays'tan rivayet edildiğine göre Abdullah şöyle demiştir: "Dua ederken ne söyleyeceğimizi bilemezdik, sonra Resûlullah (s.a.v.) bize bazı güzel ve özlü sözler öğretti. Bize şöyle dedi: "Et-tehiyyetü lillahi vessalevâtü vet-tayyibat, es-selâmü aleyke eyyuhan-Nebiyyü ve rahmetAllahi ve baraktuhu. Es-selâmü aleyna ve alâ ibâd illahis-salihin, eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve rasûlühu (Allah'a hamd, dua ve temiz söz Allah'a mahsustur. Selam sana ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerimize olsun. Selam bize ve Allah'ın salih kulları üzerine olsun. Şehadet ederim ki, hiç kimse bu hakka sahip değildir. Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim." (Ravilerden) Ubeydullah şöyle dedi: "Zeyd bin Hammad, İbrahim'den rivayet ederek şöyle dedi: Alkame şöyle dedi: 'İbn Mes'ud'un bize Kur'an öğrettiği gibi bu kelimeleri de öğrettiğini gördüm.
Sünen Nesâî : 88
Abdullah (r.a.)
Sahih
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَيْفٌ الْمَكِّيُّ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، يَقُولُ عَلَّمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ وَكَفُّهُ بَيْنَ يَدَيْهِ
" التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ " .
Abdullah şöyle dedi: "Resûlullah (a.s.) bize Kur'an'dan bir sûre öğrettiği gibi teşehhüdü de öğretti: "Et-tehiyyetü lillahi vessalevâtü vet-tayyibat, es-selâmü aleyke eyyuhan-Nebiyyu ve rahmetAllahi ve berektuhu. Es-selâmü aleyna ve alâ ibâd illahis-salihin, eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve rasûlühu (Allah'a hamd, dua ve temiz söz Allah'a mahsustur. Selam sana ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerimize olsun. Selam bize ve Allah'ın salih kulları üzerine olsun. Şehadet ederim ki, hiç kimse bu hakka sahip değildir. Allah'tan başka ibadet edilenler vardır ve ben şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir
Sünen Nesâî : 89
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، وَطَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا الْقُرْآنَ وَكَانَ يَقُولُ
" التَّحِيَّاتُ الْمُبَارَكَاتُ الصَّلَوَاتُ الطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ سَلاَمٌ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ سَلاَمٌ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ " .
İbni Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) bize Kur'an'ı öğrettiği gibi teşehhüdü de öğretir ve şöyle derdi: 'Et-tehiyyetü lillahi vessalevâtü vet-tayyibât, es-selâmü aleyke eyyuhan-Nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuh. Es-selâmü aleyna ve alâ ibâd. İllahis-salihin, eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abdühu ve rasuluhu (Bütün iltifatlar, dualar ve temiz sözler Allah'a mahsustur. Selam sana ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerimize olsun. Selam bize ve Allah'ın salih kulları üzerine olsun. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim.
Sünen Nesâî : 90
It Was
Daif
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ أَيْمَنَ، - وَهُوَ ابْنُ نَابِلٍ - يَقُولُ حَدَّثَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ
" بِسْمِ اللَّهِ وَبِاللَّهِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ أَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ " .
Cabir'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) bize Kur'an'dan bir sûre öğrettiği gibi teşehhüdü de öğretirdi: "Bismillah ve billahi. Et-tehiyyatü lillâhi ves-salevâtü vet-tayyibât, es-selâmü aleyke eyyuhan-Nebiyyu ve rahmetAllahi ve berektuhu. Es-selâmü aleyna ve alâ ibad illahis-salihin, eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve rasuluhu. Essel Allahel-cenneh ve eûzü billahi min en-nar (Allah'a hamd, dua ve temiz söz Allah'a mahsustur. Selam sana ey Peygamber ve Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olsun. Selam bize ve Allah'ın salih kulları üzerine olsun. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim. Allah'tan cenneti isterim ve ateşten Allah'a sığınırım.
Sünen Nesâî : 91
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ .
İbni Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) bize Kur'an'dan bir sure öğrettiği gibi teşehhüdü de öğretirdi.
Sünen Nesâî : 92
It Was
Daif
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيْمَنُ بْنُ نَابِلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ
" بِسْمِ اللَّهِ وَبِاللَّهِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ وَأَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِهِ مِنَ النَّارِ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ لاَ نَعْلَمُ أَحَدًا تَابَعَ أَيْمَنَ بْنَ نَابِلٍ عَلَى هَذِهِ الرِّوَايَةِ وَأَيْمَنُ عِنْدَنَا لاَ بَأْسَ بِهِ وَالْحَدِيثُ خَطَأٌ وَبِاللَّهِ التَّوْفِيقُ .
Cabir'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.) bize Kur'an'dan bir sûre öğrettiği gibi teşehhüdü de öğretirdi: 'Bismillahi ve billahi. Et-tehiyyetü lillahi ve't-tayibaat, es-selâmü aleyke âyete-Nebiyyü ve rahmetAllahi ve berektuhu. Es-selâmü aleyna a'alâ ibâd." İllahis-salihin, eşhedu en la ilahe illallah, ve eşhedü enne Muhammeden 'abduhu ve rasuluhu. Es'al Allahel-cennet ve yazarı billahi min an-nar (Bütün iltifatlar, dualar ve temiz sözler Allah'a mahsustur. Selam sana ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerine olsun. Selam bize ve Allah'ın salih kulları üzerine olsun. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur ve ben tasdik ederim. Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim. Allah'tan cenneti isterim ve ateşten Allah'a sığınırım.)
Sünen Nesâî : 93
It Was
Hasan Sahih
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَلِيٍّ، - وَهُوَ ابْنُ يَحْيَى - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمٍّ، لَهُ بَدْرِيٍّ أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ رَجُلاً دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْمُقُهُ وَنَحْنُ لاَ نَشْعُرُ فَلَمَّا فَرَغَ أَقْبَلَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَرَجَعَ فَصَلَّى ثُمَّ أَقْبَلَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا . فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ وَالَّذِي أَكْرَمَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَقَدْ جَهِدْتُ فَعَلِّمْنِي فَقَالَ " إِذَا قُمْتَ تُرِيدُ الصَّلاَةَ فَتَوَضَّأْ فَأَحْسِنْ وُضُوءَكَ ثُمَّ اسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ فَكَبِّرْ ثُمَّ اقْرَأْ ثُمَّ ارْكَعْ فَاطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ قَاعِدًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ ثُمَّ افْعَلْ كَذَلِكَ حَتَّى تَفْرُغَ مِنْ صَلاَتِكَ " .
Ali bin Yahya'dan, babasından şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bedir'de bulunan amcası ona, bir adamın mescide girip namaz kıldığını, Resulullah'ın (s.a.v.) da onları izlediğini fakat biz anlamadığımızı söyledi. İşi bitince gelip Rasûlullah (s.a.v.)'e selam verdi. "Geri dön ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın" dedi. Geri dönüp namaz kıldı, sonra Resûlullah (s.a.v.)'e geldi ve şöyle dedi: "Geri dön ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın." (Bu oldu) iki veya üç kez. Bunun üzerine adam ona şöyle dedi: "Seni şereflendiren Allah'a yemin ederim ki ey Allah'ın Resulü, ben elimden geleni yaptım, bana öğret." Şöyle buyurdu: "Namaza kalktığınızda abdest alın ve güzelce yapın, sonra kıbleye dönün ve tekbir getirin. Sonra Kur'an okuyun, sonra rükûda rahatlayıncaya kadar rükû edin. Sonra dik duruna kadar kalkın, sonra rahatlayıncaya kadar secde edin, sonra oturuncaya kadar oturun, sonra secdeye varıncaya kadar secde edin, sonra kalkın ve namazınızı bitirinceye kadar buna devam edin."
Sünen Nesâî : 94
Ali Bin Yahya Bin Khallad Bin Raf Bin Malik Al-Ensari
Sahih
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ يَحْيَى بْنِ خَلاَّدِ بْنِ رَافِعِ بْنِ مَالِكٍ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَمٍّ، لَهُ بَدْرِيٍّ قَالَ كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ فَدَخَلَ رَجُلٌ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَرْمُقُهُ فِي صَلاَتِهِ فَرَدَّ عَلَيْهِ السَّلاَمَ ثُمَّ قَالَ لَهُ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَرَجَعَ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَرَدَّ عَلَيْهِ السَّلاَمَ ثُمَّ قَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . حَتَّى كَانَ عِنْدَ الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ فَقَالَ وَالَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ لَقَدْ جَهِدْتُ وَحَرَصْتُ فَأَرِنِي وَعَلِّمْنِي . قَالَ " إِذَا أَرَدْتَ أَنْ تُصَلِّيَ فَتَوَضَّأْ فَأَحْسِنْ وُضُوءَكَ ثُمَّ اسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ فَكَبِّرْ ثُمَّ اقْرَأْ ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ قَاعِدًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ فَإِذَا أَتْمَمْتَ صَلاَتَكَ عَلَى هَذَا فَقَدْ تَمَّتْ وَمَا انْتَقَصْتَ مِنْ هَذَا فَإِنَّمَا تَنْتَقِصُهُ مِنْ صَلاَتِكَ " .
Ali bin Yahya bin Hallad bin Raf' bin Malik El Ensari şöyle dedi: "Babam bana Bedir'de bulunan amcasının şöyle dediğini anlattı: 'Ben Mescid'de Resûlullah'ın (ﷺ) yanında oturuyordum, bir adam içeri girdi ve iki rekat namaz kıldı, sonra gelip Peygamber'e (ﷺ) selam verdi. Sonra dönüp şöyle dedi: "Geri dön ve namaz kılmadın." Bunun üzerine geri döndü ve Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) selam verdi. Sonra da şöyle dedi: "Geri dön ve namaz kılmadın." Bu durum üçüncü veya dördüncü defasında şöyle dedi: "Sana Kitabı indiren Allah'a yemin ederim ki, ben elimden geleni yaptım ve çok çabaladım. bana göster ve bana öğret." Dedi ki: "Namaz kılmak istediğinde, abdest al ve güzelce yap, sonra kıbleye dön ve tekbir getir. Sonra Kur'an oku, sonra rükûda rahatlayıncaya kadar rükû et. Sonra dik duruncaya kadar kalk, sonra rahatlayıncaya kadar secdeye var, sonra rahat oturuncaya kadar otur, sonra secdeye varıncaya kadar secde et, sonra kalk. Eğer namazı bu şekilde tamamlarsan, onu hakkıyla yap, bundan daha azını yaparsan namazından eksik kalır.
Sünen Nesâî : 95
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُعَلِّمُهُمْ هَذَا الدُّعَاءَ كَمَا يُعَلِّمُهُمُ السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ
" قُولُوا اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ " .
Abdullah bin Abbas'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) onlara Kur'an'ın sûrelerini öğrettiği gibi şu duayı da öğretirdi: Allahümme inne nâûzü bike min azabil-kabri ve eûzü bisiklete min fitnatil-meşihid-deccal ve eûzü bike min fitnetil-mehye ve'l-memet (Allah'ım, Cehennem azabından sana sığınırız. Kabir azabından sana sığınırım, Mesihid-Deccal'in izinden sana sığınırım, hayat ve ölümün yollarından sana sığınırım.)
Sünen Nesâî : 96
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ نُهِينَا فِي الْقُرْآنِ أَنْ نَسْأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ شَىْءٍ فَكَانَ يُعْجِبُنَا أَنْ يَجِيءَ الرَّجُلُ الْعَاقِلُ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَيَسْأَلَهُ فَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ أَتَانَا رَسُولُكَ فَأَخْبَرَنَا أَنَّكَ تَزْعُمُ أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ أَرْسَلَكَ قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَمَنْ خَلَقَ السَّمَاءَ قَالَ " اللَّهُ " . قَالَ فَمَنْ خَلَقَ الأَرْضَ قَالَ " اللَّهُ " . قَالَ فَمَنْ نَصَبَ فِيهَا الْجِبَالَ قَالَ " اللَّهُ " . قَالَ فَمَنْ جَعَلَ فِيهَا الْمَنَافِعَ قَالَ " اللَّهُ " . قَالَ فَبِالَّذِي خَلَقَ السَّمَاءَ وَالأَرْضَ وَنَصَبَ فِيهَا الْجِبَالَ وَجَعَلَ فِيهَا الْمَنَافِعَ آللَّهُ أَرْسَلَكَ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا زَكَاةَ أَمْوَالِنَا قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا صَوْمَ شَهْرِ رَمَضَانَ فِي كُلِّ سَنَةٍ . قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا الْحَجَّ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً . قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ فَوَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ أَزِيدَنَّ عَلَيْهِنَّ شَيْئًا وَلاَ أَنْقُصُ . فَلَمَّا وَلَّى قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَئِنْ صَدَقَ لَيَدْخُلَنَّ الْجَنَّةَ " .
Enes'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kuran'da Peygamber'e zorunlu olmayan bir şeyi sormamız yasaklanmıştı, bu yüzden çöl halkından bir bilgenin gelip ona sorması hoşumuza gitti. Çöl halkından bir adam geldi ve şöyle dedi: 'Ey Muhammed, senin elçin bize geldi ve bize, seni Aziz ve Celil olan Allah'ın gönderdiğini söylediğini söyledi.' Dedi ki: 'Doğruyu söyledi.' Dedi ki: 'Gökleri kim yarattı?' 'Allah' dedi. Dedi ki: 'Dünyayı kim yarattı?' 'Allah' dedi. Dedi ki: 'Onun içindeki dağları kim kurdu?' 'Allah' dedi. Dedi ki: 'Onlarda yararlı şeyleri kim yarattı?' 'Allah' dedi. Dedi ki: 'Gökleri ve yeri yaratan, orada dağlar diken ve onlarda yararlı şeyler yaratan Allah'a yemin ederim ki, seni Allah mı gönderdi?' "Evet" dedi. Dedi ki: 'Elçiniz, gece ve gündüz beş vakit namaz kılmamız gerektiğini söyledi.' Dedi ki: 'Doğruyu söyledi.' Dedi ki: 'Seni gönderene yemin ederim ki, bunu sana Allah mı emretti?' "Evet" dedi. Dedi ki: 'Elçiniz, mallarımızın zekatını vermemiz gerektiğini söyledi.' Dedi ki: 'Doğruyu söyledi.' Dedi ki: 'Seni gönderene yemin ederim ki, bunu sana Allah mı emretti?' "Evet" dedi. Dedi ki: 'Elçiniz, her yıl Ramazan orucunu tutmamız gerektiğini söyledi.' Dedi ki: 'Doğruyu söyledi.' Dedi ki: 'Seni gönderene yemin ederim ki, bunu sana Allah mı emretti?' "Evet" dedi. Dedi ki: 'Elçiniz, gücü yetenlerin hac yapması gerektiğini söyledi.' Dedi ki: 'Doğruyu söyledi.' Dedi ki: 'Seni gönderene yemin ederim ki, bunu sana Allah mı emretti?' O "Evet" dedi. Dedi ki: 'Seni hak ile gönderene yemin ederim ki, bundan ne fazlasını ne de azını yapmam.' Peygamber Efendimiz oradan ayrılırken şöyle buyurdu: 'Eğer samimi ise mutlaka cennete girer.
Sünen Nesâî : 97
Ubeydullah bin Abdullah bin Utabe (RA)
Sahih
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، كَانَ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَجْوَدَ النَّاسِ وَكَانَ أَجْوَدَ مَا يَكُونُ فِي رَمَضَانَ حِينَ يَلْقَاهُ جِبْرِيلُ وَكَانَ جِبْرِيلُ يَلْقَاهُ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ فَيُدَارِسُهُ الْقُرْآنَ . قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ يَلْقَاهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَجْوَدَ بِالْخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ الْمُرْسَلَةِ .
Ubeydullah bin Abdullah bin Utabe'den, Abdullah bin Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah insanların en cömertiydi ve Ramazan ayında Cibril'le buluştuğunda en cömert olanıydı. Cebrail, Ramazan ayı boyunca her gece onunla buluşur ve onunla Kur'an okurdu." Ve şöyle dedi: "Cebrail onunla karşılaştığında, Resûlullah hayırlarda esen rüzgârdan daha cömertti.
Sünen Nesâî : 98
It Was
Sahih Isnaad
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنِي حَفْصُ بْنُ عُمَرَ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، وَالنُّعْمَانُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ لَعْنَةٍ تُذْكَرُ وَكَانَ إِذَا كَانَ قَرِيبَ عَهْدٍ بِجِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ يُدَارِسُهُ كَانَ أَجْوَدَ بِالْخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ الْمُرْسَلَةِ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ وَالصَّوَابُ حَدِيثُ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ وَأَدْخَلَ هَذَا حَدِيثًا فِي حَدِيثٍ .
Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah'ın kimseye lanet ettiğini neredeyse hiç kimse hatırlamazdı ve eğer yakın zamanda Cibril ile tanışmış ve onunla Kur'an çalışmış olsaydı, iyilik yapmada üflemeden daha cömert davranırdı."(Sahih) Ebu Abdur-Rahman (An-Nesai) şöyle dedi; Bu yanlıştır, doğru olan Yunus bin Yezid'in (önceki) rivayetidir, o bu rivayeti hadislere koymuştur.
Sünen Nesâî : 99
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لاَ أَعْلَمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ الْقُرْآنَ كُلَّهُ فِي لَيْلَةٍ وَلاَ قَامَ لَيْلَةً حَتَّى الصَّبَاحِ وَلاَ صَامَ شَهْرًا كَامِلاً قَطُّ غَيْرَ رَمَضَانَ .
Aişe şöyle demiştir: "Resûlullah'ın bir gecede Kur'an'ın tamamını okuduğunu, sabaha kadar kıyam kıldığını veya Ramazan dışında bir ay oruç tuttuğunu bilmiyorum.
Sünen Nesâî : 100
It Was
Sahih
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، عَنْ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لاَ أَعْلَمُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ الْقُرْآنَ كُلَّهُ فِي لَيْلَةٍ وَلاَ قَامَ لَيْلَةً حَتَّى الصَّبَاحِ وَلاَ صَامَ شَهْرًا قَطُّ كَامِلاً غَيْرَ رَمَضَانَ .
Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah'ın bir gecede Kur'an'ın tamamını okuduğunu, sabaha kadar kıyam kıldığını veya Ramazan hariç bir ayın tamamını oruç tuttuğunu bilmiyorum.