Bölüm 11
Bölümlere Dön
01
Hadis Derlemesi # 0/1205
عَنِ البَرَاءِ بنِ عَازِبٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ : أَمَرَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم بعِيَادَةِ الْمَريضِ وَاتِّبَاعِ الجَنَازَةِ وَتَشْمِيتِ العَاطِسِ وَإبْرَارِ الْمُقْسِمِ وَنَصْرِ المَظْلُومِ وَإجَابَةِ الدَّاعِي وَإفْشَاءِ السَّلاَمِ متفقٌ عَلَيْهِ
El-Berâ bin Azib (Allah her ikisinden de razı olsun) kanalıyla şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize hastaları ziyaret etmemizi, cenaze kafilesini takip etmemizi ve hapşırana hamd etmemizi emretti. Bölücüyü haklı çıkarmak, mazluma yardım etmek, dua edene icabet etmek, selam vermek ittifakla yapılır.
02
Hadis Derlemesi # 0/1206
وقال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «حق المسلم على المسلم خمس: رد السلام، وعيادة المريض، واتباع الجنازة، وإجابة الدعوة، وتشميته» . (البخاري 1240، مسلم 5777)
Allah Resulü'nün (s.a.v.) şöyle buyurduğunu ifade etmiştir: "Bir Müslümanın Müslüman üzerinde hakkı beştir: Selamına icabet etmek, hastayı ziyaret etmek, cenazeye eşlik etmek, davete icabet etmek ve aksırdığında ona icabet etmek." (Buhari 1240, Müslim 5777)
03
Hadis Derlemesi # 0/1210
عَنْ جَابِرِ بْنِ عبد الله رَضِيَ اللهُ عَنْهُما قال : سَمِعتُ النَّبيَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يقول مَن عَاد مَريضاً خَاضَ فِي الرَّحمَةِ حَتى إِذا قَعدَ استَقَرَّ فِيهَا
Cabir bin Abdullah'tan -Allah her ikisinden de razı olsun- şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: Kim bir hastayı ziyaret ederse, oturduğu zaman orada kalıncaya kadar rahmete dalar.
04
Hadis Derlemesi # 0/1211
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (من لقي مريضا فسأله، أو لقي أخاه، ناداه مناد، فيقول: طبت، وطاب سفرك، وجعل مقعدك في قصر الجنة). (الترمذي 2008، مصادر حسن أو غريب، ابن ماجه 1443، ابن حبان 2961)
Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim bir hastayla karşılaşıp onu sorguya çekerse veya kardeşiyle karşılaşırsa, (görünmeyen) bir çağırıcı ona seslenir ve şöyle der: 'Senin kutlu olsun, yolculuğun kutlu olsun. (toplantıya gidiyorsun.) Ve yerin Cennet sarayı olsun." (Tirmizi 2008, Hasan veya Garib kaynakları, İbn Mace 1443, İbn Hibban 2961)
05
Hadis Derlemesi # 0/1212
قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «من أصبح يستغفر لمسلمٍ أصبح يصلي عليه سبعون ألف ملك حتى يمسي، ومن أصبح يستغفر لكوشالً، تمنى له سبعون ألف ملك حتى يصبح، وقُدرت له ثمار الجنة» (الترمذي 969، حسن).
Dedi ki: "Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kim sabah başka bir (hasta) Müslümanın bahşişini istemeye giderse, akşama kadar yetmiş bin melek ona dua eder. O, akşam Kuşal'a giderse, yetmiş bin melek sabaha kadar ona iyi dileklerde bulunur. Ve onun için cennette bırakılan meyveler belirlenir." (Tirmizi 969, Hasan)
06
Hadis Derlemesi # 0/1213
قال النبي صلى الله عليه وسلم: (لا تدخلوا مكاناً إذا سمعتم بالطاعون، وإذا وقع وأنتم فيه فلا تخرجوا منه). (البخاري 5728، مسلم 5905-5906)
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Vebanın çıktığını duyarsanız bir yere girmeyin. Siz oradayken salgın çıkarsa oradan ayrılmayın." (Buhari 5728, Müslim 5905-5906)
07
Hadis Derlemesi # 0/1214
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُا : أنَّ النَّبيَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم كَانَ إِذَا اشْتَكَى الإنْسَانُ الشَّيْءَ مِنْهُ أَوْ كَانَتْ بِهِ قَرْحَةٌ أَوْ جُرْحٌ قَالَ النَّبيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم بِأُصْبُعِهِ هكَذا وَوَضَعَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَة الرَّاوي سَبَّابَتَهُ بِالأَرْضِ ثُمَّ رَفَعَها وَقَالَ بِسمِ اللهِ، تُرْبَةُ أرْضِنَا، بِرِيقَةِ بَعْضِنَا، يُشْفَى بِهِ سَقِيمُنَا، بِإِذْنِ رَبِّنَا متفقٌ عَلَيْهِ
Aişe (radıyallahu anh)'dan rivayet edildiğine göre: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir şeyden şikayetçi olsaydı veya ülseri veya yarası olsaydı şöyle derdi: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah ona salat ve selam versin, parmağıyla bu şekilde, râvi olan Süfyan bin Uyeyne de işaret parmağını yere koyar, sonra kaldırır ve şöyle derdi: Allah'ın adıyla, yurdumuzun toprağı, birbirimizin tükürüğü, hastalarımız Rabbimizin izniyle şifa bulmuştur. Anlaştık.
08
Hadis Derlemesi # 0/1215
وكان النبي صلى الله عليه وسلم إذا عاد مريضا في أهله وضع يده اليمنى على موضع الألم ودعا بهذا الدعاء: ""أذبيل باء، ربانا، إشفي أنتاش شافي، لا شفاء إلا شفاء أوق، شفاء لا يوجا سقباما"." \nأي يا الله! سيد الناس! أنت تزيل المعاناة وتمنح الشفاء. (منذ) أنت الشافي. هدية الشفاء الخاصة بك هي هدية الشفاء الحقيقية. أنت تعالج المرض بطريقة تقضي على المرض. (البخاري 5675، 5743، 5750 مسلم 5836-5839)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ailesinden bir hastayı ziyaret ettiğinde sağ elini ağrıyan yerin üzerine koyar ve şu duayı okurdu: "Azibıl Ba's, Rabbana-s, İsfi anteş-şafi, la şifa-a illa şifa-uq, şifa-al la yuga-diru Sakbama." \nYani Allah'ım! İnsanların efendisi! Acıyı ortadan kaldırır ve şifa verirsiniz. (Çünkü) Sen şifacısın. Şifa hediyeniz gerçek şifa hediyesidir. Hastalığı öyle bir tedavi edersiniz ki o, hastalığı yok eder. (Buhari 5675, 5743, 5750 Müslim 5836-5839)
09
Hadis Derlemesi # 0/1216
فقال لثابت (رحمه الله): ألا أكتسحك بتعويذة رسول الله (صلى الله عليه وسلم)؟ قال ثابت: بلى. وقرأ أنس (رضي الله عنه) هذا الدعاء: \n"اللهم ربنا مجيب باس إشفي أنتاش شافي لا شافي إلا أنت شفاء لا يوجا ديرو". سقبامة." \nأي يا الله! سيد الناس! أنت تزيل المعاناة وتمنح الشفاء. (منذ) أنت الشافي. فلا شفاء إلا أنت . تعالج الأمراض كأنها أمراض تزيلها. (البخاري 5742) .
Sabeet (rahimehullah)'e, 'Seni Resulullah (sav)'in büyüsüyle süpüreyim mi?' dedi. Sabeet, 'Elbette' dedi. Enes (ra), \n"Allahumme Rabbana-s, Mujibal Bas, İsfi Antash. Sha-fi, la sha-fia illa ant, shifa-al la yuga-diru sakbama." \nYani Allah'ım! İnsanların efendisi! Acıyı ortadan kaldırır ve şifa verirsiniz. (Çünkü) Sen şifacısın. Senden başka şifa veren yoktur. Hastalıkları hastalıkmış gibi tedavi edersiniz. Ortadan kaldırırsınız. (Buhari 5742)
10
Hadis Derlemesi # 0/1217
جاءني رسول الله صلى الله عليه وسلم (وأنا مريض) فقال: "اللهم أرح سعداً، اللهم أرح سعداً، اللهم أرح سعداً". (البخاري 5659، مسلم 4302)
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (hasta olduğum sırada) yanıma geldi ve şöyle dedi: "Allah'ım! Sa'd'ı rahatlat, Allah'ım! Sa'd'ı rahatlat. Allah'ım! Sa'd'ı rahatlat." (Buhari 5659, Müslim 4302)
11
Hadis Derlemesi # 0/1220
ذهب النبي صلى الله عليه وسلم إلى أعرابي مكروب. وكان النبي صلى الله عليه وسلم يقول للمريض الذي يذهب لزيارته: "لا باء، طهرون إن شاء الله". \nأي لا ضرر ولا ضرار، خالصا من الذنوب. سيكون في ان شاء الله . (البخاري 3616، 5656، 5662)
Peygamber (s.a.v.) sıkıntılı bir bedevinin yanına gitti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ziyaretine gittiği hastaya şöyle derdi: "La-Ba's, Tahurun İnşaAllah." \nYani zararsız, temiz (günahtan). İnşaAllah olacaktır. (Buhari 3616, 5656, 5662)
12
Hadis Derlemesi # 0/1223
خرج علي بن أبي طالب (رضي الله عنه) من عند رسول الله (ص) في مرضه الذي مات فيه. فقال الناس: يا أبا الحسن! ما هو رسول الله صلى الله عليه وسلم؟ هل استيقظ في حالة جيدة؟ فقال: الحمد لله، استيقظ سليماً. (البخاري 4447، 6266)
Ali İbn Ebi Talib (RA), hasta bir halde vefat etmiş halde, Resûlullah'ın (asm) huzurundan çıktı. Bunun üzerine insanlar şöyle dediler: 'Ey Hasan'ın babası! Allah Resulü (sav) nedir? İyi durumda mı uyandı?' 'Elhamdülillah, gayet sağlıklı uyandı' dedi. (Buhari 4447, 6266)
13
Hadis Derlemesi # 0/1226
جاءني رسول الله صلى الله عليه وسلم لأني قد اشتد بي الألم. فقلت: ترى حالي وأنا رجل غني. ووريثيتي هي ابنتي الوحيدة.---'
Ağrılarım çok arttığı için Resûlullah (s.a.v.) yanıma geldi. 'Durumu görüyorsunuz, ben zengin bir adamım' dedim. Ve varisim benim tek kızımdır.---'
14
Hadis Derlemesi # 0/1229
كَيْفَ أَصْبَحْتَ قَالَ أَصْبَحْتُ بِنِعْمَةٍ فَقَالَ لَهُ شَدَّادٌ أَبْشِرْ بِكَفَّارَاتِ السَّيِّئَاتِ وَحَطِّ الْخَطَايَا فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم يَقُولُ إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ يَقُولُ إِنِّي إِذَا ابْتَلَيْتُ عَبْدًا مِنْ عِبَادِي مُؤْمِنًا فَحَمِدَنِي عَلَى مَا ابْتَلَيْتُهُ فَإِنَّهُ يَقُومُ مِنْ مَضْجَعِهِ ذَلِكَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ مِنْ الْخَطَايَا وَيَقُولُ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ أَنَا قَيَّدْتُ عَبْدِي وَابْتَلَيْتُهُ وَأَجْرُوا لَهُ كَمَا كُنْتُمْ تُجْرُونَ لَهُ وَهُوَ صَحِيحٌ
Nasıl oldun? "Sabah bereketine kavuştum" dedi. Şeddad ona şöyle dedi: "Günahların kefareti ve günahların silinmesiyle ilgili müjdeler veriyorum. Çünkü Resûlullah'ı (s.a.v.) işittim. Allah ona salat ve selam etsin. Şöyle buyurdu: "Cenâb-ı Hak buyuruyor ki, 'Kullarımdan birini mü'min olarak imtihan ettiğimde, o da benim onu imtihan ettiğim şey nedeniyle Bana hamd eder. Sonra annesinin onu doğurduğu günkü gibi, günahlardan arınmış olarak yattığı yerden kalkacak ve Her Şeye Gücü Yeten Rab şöyle diyecek: "Kulumu bağladım, onu sınadım ve beni ödüllendirdiler." ona yaptığın gibi, o da haklıdır.
15
Hadis Derlemesi # 0/1230
سأل رسول الله صلى الله عليه وسلم رجلا ذات يوم: كيف أصبحت يا فلان؟ فقال الرجل: أحمدك الله يا رسول الله! فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «ذلك الذي أردت منك». (كبير الطبراني 1475، الأوسط 4377، السلسلة صحيح 2952)
Bir defasında Resûlullah (s.a.v.) bir adama şöyle sordu: "Bu sabah nasılsın ey filan?" Adam, 'Sana hamdolsun, ey Allah'ın Resulü!' dedi. Allah Resulü (s.a.v.) "Ben de senden bunu istedim" dedi. (Tabarani Kabir 1475, Awasat 4377, Silsilah Sahih 2952)
16
Hadis Derlemesi # 0/1231
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «ما يصيب المؤمن من بلاء من مرض أو غيره، إلا حط الله عنه سيئاته كما تحط الشجرة ورقها». (البخاري 5660، 5667، مسلم 6724)
Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Müminin başına hastalık veya başka bir musibet geldiğinde, ağacın yapraklarını dökmesi gibi Allah da onun günahlarını döker." (Buhari 5660, 5667, Müslim 6724)
17
Hadis Derlemesi # 0/1232
عَنْ جَابِرٍ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم دَخَلَ عَلَى أُمِّ السَّائِبِ أَو أُمِّ المُسَيّبِ فَقَالَ مَا لَكِ يَا أُمَّ السَّائِبِ ـ أَو يَا أُمَّ المُسَيَّبِ ـ تُزَفْزِفِينَ ؟ قَالَتْ : الحُمَّى لاَ بَارَكَ اللهُ فِيهَا فَقَالَ لاَ تَسُبِّي الحُمَّى فَإِنَّهَا تُذْهِبُ خَطَايَا بَنِي آدَمَ كَمَا يُذْهِبُ الكِيْرُ خَبَثَ الحَدِيدِ رواه مسلم
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den aldığı haber üzerine, Ümmü's-Sa'ib veya Ümmü'l-Müseyyeb'in yanına girdi ve şöyle dedi: "Senin derdin ne, Ümmü's-Sa'ib veya Ümmü'l-Müseyyeb?" Evleniyor musun? Şöyle dedi: Ateş, Allah bereket versin. "Ateşi gidermeyin, çünkü kazan nasıl günahları giderirse, o da Ademoğullarının günahlarını giderir" dedi. Müslim'in rivayet ettiği demir cürufu
18
Hadis Derlemesi # 0/1233
عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم لاَ تُكْرِهُوا مَرْضَاكُمْ عَلَى الطَّعَامِ وَالشَّرَابِ فَإِنَّ اللهَ يُطْعِمُهُمْ وَيَسْقِيهِمْ
Ukbe bin Amir'den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, şöyle buyurmuştur: "Hastalarınızı yemeye ve içmeye zorlamayın, çünkü Allah onları doyurur ve onlara su verir."
19
Hadis Derlemesi # 0/1235
قال النبي صلى الله عليه وسلم: "ما من داء إلا أنزل الله له شفاء" (ابن ماجه 3438، صحيح الجامع 5558).
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın şifasını indirmediği hiçbir hastalık yoktur." (İbn Mâce 3438, Sahih el-Cema' 5558)
20
Hadis Derlemesi # 0/1238
وعن عطَاء بن أبي رَباحٍ قَالَ : قَالَ لي ابنُ عَباسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُما : ألاَ أُريكَ امْرَأةً مِنْ أَهْلِ الجَنَّة؟ فَقُلْتُ: بَلَى قَالَ: هذِهِ المَرْأةُ السَّودَاءُ أتَتِ النَّبيَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم فَقَالَتْ : إنّي أُصْرَعُ، وإِنِّي أتَكَشَّفُ فادْعُ الله تَعَالَى لي قَالَ إنْ شئْتِ صَبَرتِ وَلَكِ الجَنَّةُ وَإنْ شئْتِ دَعَوتُ الله تَعَالَى أنْ يُعَافِيكِ فَقَالَتْ : أَصْبِرُ فَقَالَتْ: إنِّي أتَكَشَّفُ فَادعُ الله أنْ لا أَتَكَشَّف فَدَعَا لَهَا مُتَّفَقٌ عَلَيهِ
Ata' bin Ebi Rabah'tan rivayetle şöyle dedi: İbn Abbas -Allah her ikisinden de razı olsun- bana şöyle dedi: Sana cennet ehlinden bir kadın göstereyim mi? Dedim ki: Evet. Dedi ki: Bu siyahi kadın Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e geldi ve şöyle dedi: Ben sara hastasıyım ve açıkım, o halde benim için Cenab-ı Hakk'a dua et. Dedi ki: Dilersen sabredersin. Cennet senindir, istersen Cenab-ı Hakk'a sana şifa vermesi için dua ettim, o da şöyle dedi: Sabret. O da: "Ben açıktım, o halde Allah'a dua edin de açmayayım" dedi. Onun için dua etti. Anlaştık.
21
Hadis Derlemesi # 0/1239
قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «الفطر في المن، وماؤه شفاء من العيون». (البخاري - مسلم)
Şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Mantar kudret helvasının içindedir ve suyu da göz hastalığına şifadır." (Buhari-Müslim)
22
Hadis Derlemesi # 0/1240
فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «خير سرمكم الإشمد، يرفع شعر الجفون، وينور البصر». (بيار 8811، صح ترجيب 2105)
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlı surmeniz İsmid'dir. Göz kapaklarındaki kılları kaldırır ve gözleri aydınlatır." (Bayyar 8811, Şah Targıb 2105)
23
Hadis Derlemesi # 0/1242
عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم مَنْ مَاتَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ أَوْ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ وُقِيَ فِتْنَةَ الْقَبْرِ
Abdullah bin Amr bin El-As'tan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kim Cuma veya Cuma gecesi ölürse, fitneden korunmuş olur.
24
Hadis Derlemesi # 0/1243
عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِي كَرِبَ الْكِنْدِيِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم إِنَّ لِلشَّهِيدِ عِنْدَ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ سِتَّ خِصَالٍ أَنْ يُغْفَرَ لَهُ فِي أَوَّلِ دَفْعَةٍ مِنْ دَمِهِ وَيَرَى قَالَ الْحَكَمُ وَيُرَى مَقْعَدَهُ مِنْ الْجَنَّةِ وَيُحَلَّى حُلَّةَ الْإِيمَانِ وَيُزَوَّجَ مِنْ الْحُورِ الْعِينِ وَيُجَارَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَيَأْمَنَ مِنْ الْفَزَعِ الْأَكْبَرِ قَالَ الْحَكَمُ يَوْمَ الْفَزَعِ الْأَكْبَرِ وَيُوضَعَ عَلَى رَأْسِهِ تَاجُ الْوَقَارِ الْيَاقُوتَةُ مِنْهُ خَيْرٌ مِنْ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا وَيُزَوَّجَ اثْنَتَيْنِ وَسَبْعِينَ زَوْجَةً مِنْ الْحُورِ الْعِينِ وَيُشَفَّعَ فِي سَبْعِينَ إِنْسَانًا مِنْ أَقَارِبِه
El-Mikdam bin Maadi Karib el-Kindi'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah katında şehidin affedilmesi gereken altı özelliği vardır. Onun için kanının ilk akıtılmasında hakimin ne dediğini görecek, cennetteki makamını görecek, iman elbisesiyle süslenecek, güzel göz ile evlendirilecek, kabir azabından korunacak ve en büyük dehşetten emin olacaktır. El-Hakim şöyle dedi: En büyük dehşet gününde, başına bir taç konulacaktır. Yakut taşıyan, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır. Güzel bakirelerden yetmiş iki kadınla evlenebilir, yetmişine şefaat edebilir. Bir insan, akrabalarından biri
25
Hadis Derlemesi # 0/1244
فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «أيكم تعتبر شهيدا؟» فقال الجميع: يا رسول الله! ومن قُتل في سبيل الله فهو شهيد. قال: "فهو لأمتي". وأعداد الشهداء قليلة جداً». فقالوا كلهم: ولكن من هم يا رسول الله؟ قال: «من قتل في سبيل الله فهو شهيد، ومن مات في سبيل الله فهو شهيد، ومن مات بالطاعون فهو شهيد، ومن مات على البطن فهو شهيد، ومن مات على الماء فهو شهيد». فغرق فمات شهيداً» (أحمد 8092 وغيره، مسلم 5050).
Allah Resulü (sav), "Hanginizi şehit sayıyorsunuz?" Hepsi, 'Ey Allah'ın Resulü! Allah yolunda (cihad) öldürülen kişi şehittir. "O halde o benim ümmetimdir" dedi. Şehit sayısı çok az” dedi. Hepsi, 'Peki kim bunlar ey Allah'ın Resulü?' dediler. "Kim Allah yolunda (cihadda) öldürülürse şehiddir, Allah yolunda (gazla) ölürse şehiddir, vebadan ölen şehiddir, karın ağrısından ölen şehiddir, sudan ölen de şehiddir. Boğuldu ve şehit olarak öldü." (Ahmed 8092 vb., Müslim 5050)
26
Hadis Derlemesi # 0/1246
عَنْ جَابِرِ بْنِ عتيك قَالَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم الشَّهَادَةُ سَبْعٌ سِوَى الْقَتْلِ فِى سَبِيلِ اللهِ الْمَطْعُونُ شَهِيدٌ وَالْغَرِقُ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ ذَاتِ الْجَنْبِ شَهِيدٌ وَالْمَبْطُونُ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ الْحَرِيقِ شَهِيدٌ وَالَّذِى يَمُوتُ تَحْتَ الْهَدْمِ شَهِيدٌ وَالْمَرْأَةُ تَمُوتُ بِجُمْعٍ شَهِيدٌ
Cabir bin Atik'ten rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Allah yolunda öldürmek dışında şehitlik yedidir. Bıçaklanan şehittir, boğulan da şehittir. Plöreziye yakalanan şehit, ölen şehit, yanan şehit, yıkımda ölen şehit, kadın da ölüyor. Şehit koleksiyonuyla
27
Hadis Derlemesi # 0/1249
فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "أكثروا ذكر الموت". (الترمذي 2307، النسائي 1824، ابن ماجه 4258، الحاكم 7909)
Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Ölümü çokça hatırlayın." (Tirmizi 2307, Nesa'i 1824, İbn Mace 4258, Hakem 7909)
28
Hadis Derlemesi # 0/1250
فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "أكثروا ذكر الموت". لأن من ذكرها في وقت الأزمات هانت عليه الأزمة، ومن ذكرها في وقت السعادة أصبحت السعادة على الفرد مريرة. (بيهكبير شعب الإيمان 10560، ابن حبان 2993، صحيح الجامع 1210-1211)
Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Ölümü çokça hatırlayın." Çünkü onu bir kriz anında hatırlayan kişi için o kriz kolaylaşır, mutlu bir zamanda hatırlayan kişi için mutluluk acı olur.” (Bayhakbir Şuabul İman 10560, İbn Hibban 2993, Sahih el-Jame' 1210-1211)
29
Hadis Derlemesi # 0/1252
فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "اذكر الموت في صلاتك، فإن الرجل إذا ذكر الموت في صلاته فقد زين صلاته، وتصل كالذي لا يظن أنه غير ذلك". يمكن أن يصلي. ابتعد عن كل عمل يقتضي منك الاستغفار. (مسند الفردوس، السلسلة الصحيحة 1421، صحيح الجامع 849)
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Namazında ölümü anın. Çünkü kişi, namazında ölümü hatırladığında, namazını güzelleştirmiş olur. Ve kendisini bundan başkası sanmayan biri gibi namaz kıl." Dua edebilir. Başkalarından af dilemeyi gerektirecek her türlü davranıştan uzak durun. (Müsned Firdevs, Silsile Sahih 1421, Sahih el-Cema' 849)
30
Hadis Derlemesi # 0/1253
جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: أوصني باختصار. (إلى الآخر) للاستغفار. وكن محبطًا تمامًا مما لدى الناس. (البخاري تاريخ، ابن ماجه 4171، أحمد 5/412، البيهقي، السلسلة الصحيحة 401)
Bir adam Peygamber Efendimiz (sav)'e gelerek, 'Bana kısaca bir öğüt ver' dedi. (diğerine) af dilemek. Ve insanların sahip oldukları şeyler konusunda tamamen hayal kırıklığına uğrayın. (Buhari Tarık, İbni Mace 4171, Ahmed 5/412, Beyhaki, Silsilah Sahih 401)
31
Hadis Derlemesi # 0/1257
وفي عام الوداع جاءني رسول الله صلى الله عليه وسلم وأنا مريضة. في ذلك الوقت كان جسدي يعاني من ألم شديد. فقلت: يا رسول الله! لقد وصل تهيجي (الجسدي) إلى مرحلة حادة - والتي تراها بأم عينيك. وأنا رجل غني. لكن وريثي هي ابنتي الوحيدة. فهل أتنازل عن ثلثي ثروتي؟ قال: لا. قلت: فالنصف يا رسول الله. قال: لا. قلت: فالثلث؟ قال: «الثلث والثلث كثير، فإنك إن تترك ورثتك أغنياء خير من أن تتركهم فقراء وهم قوم». سوف نتواصل. (وتذكر) ما أنفقت من شيء تبتغي به وجه الله فلك فيه عوض. حتى الطعام الذي تجعله في فم امرأتك لك فيه عوض» (البخاري 1295، 3936، مسلم 4296).
Veda Haccı yılında hastalandığımda Resûlullah (s.a.v.) yanıma geldi. O sırada vücudum aşırı derecede acı çekiyordu. Ben: 'Ey Allah'ın Resulü! Benim (bedensel) rahatsızlığım şiddetli bir aşamaya ulaştı; bunu kendi gözlerinizle görüyorsunuz. Ve ben zengin bir adamım; Ama varisim benim tek kızımdır. O halde servetimin üçte ikisini mi vereyim?' 'Hayır' dedi. 'O halde malın yarısı ya Resulullah!' dedim. "Hayır" dedi. 'O halde üçte birini verebilir miyim?' dedim. "Üçte biri (verebilirsin) ama üçte biri çok fazla. Çünkü mirasçılarını zengin bırakırsan, onları fakir ve insan olarak bırakmandan daha iyidir" dedi. Ulaşacağız. (Unutmayın,) Allah'ın rızasını kazanmak için ne harcarsanız, karşılığında size verilecektir. Eşinin ağzına verdiğin yemeğin bile karşılığını alırsın." (Buhari 1295, 3936, Müslim 4296)
32
Hadis Derlemesi # 0/1259
قال النبي صلى الله عليه وسلم: (إن الله تعالى لا يأذن لرجل أخر موته حتى يبلغ ستين سنة). (البخاري 6419) \nيقول العلماء: لن يكون هناك في هذا العصر فرصة أخرى لتقديم الاعتراضات.
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Cenâb-ı Hak, ölümünü 60 yaşına gelinceye kadar ertelediği kimse için Ucr'a (yani Ucr'u kabul etmez) izin vermez." (Buhari 6419) \nAlimler diyorlar ki, 'Bu çağda başka itiraz imkânı kalmayacaktır.
33
Hadis Derlemesi # 0/1261
عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ : كَانَ عُمَرُ يُدْخِلُنِي مَعَ أَشْيَاخِ بَدرٍ فَكَأَنَّ بَعْضَهُمْ وَجَدَ في نفسِهِ فَقَالَ : لِمَ يَدْخُلُ هَذَا معنا ولَنَا أبْنَاءٌ مِثلُهُ فَقَالَ عُمَرُ : إنَّهُ مَنْ حَيثُ عَلِمْتُمْ فَدعانِي ذاتَ يَومٍ فَأدْخَلَنِي مَعَهُمْ فَمَا رَأيتُ أَنَّهُ دَعَاني يَومَئذٍ إلاَّ لِيُرِيَهُمْ قَالَ : مَا تَقُولُونَ في قَولِ الله : إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللهِ وَالْفَتْحُ: فَقَالَ بعضهم : أُمِرْنَا نَحْمَدُ اللهَ وَنَسْتَغْفِرُهُ إِذَا نَصَرنَا وَفَتحَ عَلَيْنَا وَسَكتَ بَعْضُهُمْ فَلَمْ يَقُلْ شَيئاً فَقَالَ لي : أَكَذلِكَ تقُولُ يَا ابنَ عباسٍ ؟ فقلت : لا قَالَ : فَمَا تَقُولُ ؟ قُلْتُ : هُوَ أجَلُ رَسُولِ الله صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم أعلَمَهُ لَهُ، قَالَ إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللهِ وَالْفَتْحُ وَذَلِكَ عَلاَمَةُ أجَلِكَ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً فَقَالَ عُمَرُ مَا أعلَمُ مِنْهَا إلاَّ مَا تَقُولُ رواه البخاري
İbn Abbas'tan (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayetle şöyle dedi: Ömer beni Bedir şeyhlerinin yanına getirirdi, sanki içlerinden bazıları bunu kendi içlerinde bulmuşlar ve şöyle demişlerdi: Bu kişi neden bizimle girdi? Bizim de onun gibi oğullarımız var, Ömer de şöyle dedi: Burası senin öğrendiğin yer. Bir gün beni aradı ve onlarla birlikte içeri girmemi sağladı. O gün beni onlara göstermek dışında aradığını görmedim. Dedi ki: Allah'ın şu sözüne ne dersin: Allah'ın zaferi ve fetihleri geldiğinde? Onlardan bir kısmı şöyle dedi: Bize zafer ve fetih verildiğinde, Allah'a hamd etmek ve O'ndan bağışlanma dilemekle emrolunduk. Ve bazıları sessiz kaldı. فَلَمْ يَقُلْ شَيئاً فَقَالَ لي : أَكَذلِكَ تقُولُ يَا ابنَ عباسٍ ؟ فقلت : لا قَالَ : فَمَا تَقُولُ ؟ قُلْتُ : هُوَ أجَلُ رَسُولِ الله صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ En alim adam ona selam verdi. "Allah'ın zaferi ve fetihleri gelip çattığında ve bu da sizin ölüm alameti olduğu zaman, Rabbinizi hamd ile tesbih edin ve O'ndan mağfiret dileyin, çünkü o tevbe içindeydi" buyurdu. Ömer, onun hakkında söyledikleri dışında hiçbir şey bilmiyorum. Buhari'nin rivayet ettiği
34
Hadis Derlemesi # 0/1263
قال النبي صلى الله عليه وسلم: "إذا أراد الله بعبد خيراً استعمله". سأل الناس: "كيف تستخدمه؟" قال: "قبل الموت توفيق له من الحسنات". (أحمد 12036، الترمذي 2142، الحكيم 1257)\nوفي رواية: "إذا أراد الله برجل خيراً غسله". قيل: وكيف تغسله؟ فقال: قبل الموت توفيقه من الحسنات، ثم توفه. (رواية الطبراني 4656)\nوقد نزل في كلمة واحدة من هذا الحديث: (إذا أراد الله بعبد خيراً أحله).
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah, bir kimse için iyilik dilediğinde onu kullanır." İnsanlar "Bunu nasıl kullanıyorsun?" diye sordular. "Ölmeden önce ona salih amellerin tevfikini ver" buyurdu. (Ahmed 12036, Tirmizi 2142, Hakim 1257)\nBaşka bir rivayette ise, "Allah, kimin için hayır dilerse onu yıkar." 'Nasıl yıkıyorsun?' diye soruldu. "Ölmeden önce ona iyilik tevfiki ver. Sonra onu öldür" buyurdu. (Taberani's Awasatwa 4656)\nBu hadisin bir kelimesiyle "Allah, kimin için iyilik isterse, onu tatlı kılar" buyurulmaktadır.
35
Hadis Derlemesi # 0/1264
أنه سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم قبل أن يموت بثلاثة يقول: "لا يموتن أحدكم إلا وهو حسن نية الله". (مسلم 7412، ابن ماجه 4167)
Resûlullah (s.a.v.)'in vefatından üç gün önce şöyle dediğini duymuştu: "Hiçbiriniz Allah'a karşı iyi niyet beslemeden ölmeyin." (Müslim 7412, İbn Mâce 4167)
36
Hadis Derlemesi # 0/1266
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «يقول الله تعالى: أنا كعبد يذكرني، وأنا معه إذا ذكرني، والله إن الله تعالى ليجازيك على توبة عبده». أكثر سعادة من الرجل الذي يستعيد مركبته المفقودة في الصحراء. ومن تحرك إلي ذراعا تحركت إليه ذراعا. ومن مشى إليَّ ذراعاً مشيت إليه ذراعين، وإذا مشى إليَّ ركضت إليه». (البخاري 7805، مسلم 7128)
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: 'Ben, beni zikreden bir kul gibiyim. Beni zikrettiğinde ben de onunla beraberim. Vallahi! Muhakkak ki Allah Teâlâ, kulunun tövbesine karşılık seni mükâfatlandıracaktır.' Çölde kaybolan aracını bulan adamdan daha mutlu. Kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben de ona bir arşın yaklaşırım. Kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben de ona iki arşın yaklaşırım. O bana doğru yürüdüğünde ben de ona doğru koşarım.” (Buhari 7805, Müslim 7128)
37
Hadis Derlemesi # 0/1267
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: يقول الله تعالى: أؤيد ظن عبدي (أي إذا ظن أن الله سيغفر له ويقبل توبته وينقذه من الخطر فعلت ذلك)، ابق معي إذا ذكرني، فإذا ذكرني في نفسه ذكرته في نفسي، وإذا ذكرني في مجلس ذكرته في مجلس من هو خير منهم. (الملائكة)." (البخاري 7405، مسلم 6981، 7008)
Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Yüce Allah buyuruyor ki, ben kulumun düşüncesini desteklerim. (Yani eğer Allah'ın kendisini affedeceğini, tövbesini kabul edeceğini ve tehlikeden kurtaracağını düşünüyorsa, öyle yaparım.) O beni andığında benimle kal. O, beni zihninde anırsa, ben de onu aklımda anarım, eğer o beni bir toplantıda anarsa, o zaman ben de onu, kendilerinden daha hayırlı olanların toplantısında anarım. (melekler).” (Buhari 7405, Müslim 6981, 7008)
38
Hadis Derlemesi # 0/1268
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (لا يتمنين أحدكم الموت، فإنه إن كان محسنا ليزداد حسناته، وإن كان أثما ليتوب). (البخاري 5673، 7235) وفي رواية أخرى لمسلم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (لا يتمنين أحدكم الموت، ولا يدعو عليه أحد قبل أن يأتيه، فإنه إذا مات انقطع عمله، ولا يزيد المؤمن في عمره إلا الخير). (مسلم 6995)
Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Hiçbiriniz ölümü istemesin. Çünkü eğer erdemli ise muhtemelen fazileti artar. Eğer günahkâr ise tevbe edebilir." (Buhari 5673, 7235) Müslim'in bir başka rivayetinde ise Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Hiçbiriniz ölümü dilemesin ve kimse ölüm gelmeden önce onun için dua etmesin. Çünkü öldüğünde ameli sona erer. Ancak müminin ömrü ancak hayırla artar." (Müslüman 6995)
39
Hadis Derlemesi # 0/1269
فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «لا يتمنين أحدكم الموت من خطر، فإن كان لا بد فليقل: اللهم أحيني ما كانت الحياة خيرا لي». ودعني أموت؛ إذا كان الموت خيراً لي». (البخاري 6351، مسلم 6990)
Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden hiçbiriniz herhangi bir tehlikeden dolayı ölmeyi istemesin. Eğer ölmek zorunda kalırsa, 'Allah'ım, yaşamam hayırlı olduğu sürece beni yaşat' desin.' Ve bırak öleyim; Eğer ölüm benim için hayırlıysa.” (Buhari 6351, Müslim 6990)
40
Hadis Derlemesi # 0/1270
قال: ذهبنا إلى خباب بن أرت المريض. في ذلك الوقت أحرق سبع مرات (لشفاء جسده). فقال: إن أصحابنا الذين ماتوا قد وصلوا إلى درجة أن الدنيا ليس لها جزاء على أعمالهم. لم أستطع تقليله. ولقد حصلنا على ما لا نجد مكانًا نخزنه فيه إلا الأرض. ولولا نهانا النبي صلى الله عليه وسلم عن تمني الموت لدعوت بالموت. (قال قيس) ثم أتيناه مرة أخرى. ثم كان يبني سور بيته. قال: «إن المسلم يؤجر في جميع نفقته إلا ما ينفقه في الأرض». (البخاري 5672، مسلم 6993) مفردات البخاري)
Hasta Habbab bin Arat'ı (RA) görmeye gittik, dedi. O sırada (bedenini iyileştirmek için) yedi defa yandı. "Vefat eden sahabelerimiz öyle bir hale geldiler ki, dünyada yaptıklarının karşılığı yoktur" dedi. Azaltamadım. Ve biz öyle bir servet kazandık ki, onu yeryüzünden başka yerde saklayacak yer bulamıyoruz. Eğer Peygamber (s.a.v.) bize ölümü dilemeyi yasaklamamış olsaydı, ben de ölmek için dua ederdim. (Kais şöyle dedi:) Sonra başka bir zaman onun yanına geldik. Sonra (evinin) duvarını yapıyordu. "Müslümana, yeryüzünde yaptığı harcamalar dışında yaptığı tüm harcamaların karşılığı verilir" buyurdu. (Buhari 5672, Müslim 6993) Buhari'nin sözlüğü)
41
Hadis Derlemesi # 0/1271
فلما أصاب عم رسول الله صلى الله عليه وسلم أتاه. فلما تمنى العباس الموت، قال له رسول الله صلى الله عليه وسلم: "يا عم، لا تتمن الموت، فإنك إن كنت رجلا صالحا، وطال عمرك، ستكثر من الخير، ذلك الذي لك". ميمون وإذا كنت خاطئًا وحصلت على المزيد من الحياة، فسوف تحصل على فرصة للتوبة من الذنب، فذلك خير لك. فلا تتمنين الموت." (الحاكم 1254، رواه الأحكام، الألباني ج4 ص، الحديث صحيح)
Resûlullah'ın amcası rahatsızlanınca yanına geldi. Abbas ölmek istediğini söyleyince Allah Resulü ona şöyle buyurdu: "Ey amca! Ölümü dileme. Çünkü eğer iyi bir adamsan ve uzun bir ömrün varsa, daha çok iyilik yaparsın; sana düşen budur." hayırlı Ve eğer bir günahkarsanız ve daha fazla hayata kavuşursanız, günahtan tövbe etme şansınız olur, bu sizin için iyidir. O halde ölümü arzulamayın." (Hakem 1254, Ahkamul, Albani 4 s., hadis sahihtir)
42
Hadis Derlemesi # 0/1274
جاء ثلاثة نفر من بني عزرة إلى النبي صلى الله عليه وسلم فأسلموا. ثم بدأوا يعيشون تحت إشراف طلحة. ذات مرة أرسل النبي صلى الله عليه وسلم رجالاً للقتال. وانضم إليه أحدهم واستشهد. ثم لما بعثوا الناس في سرية أخرى انضم إليهم الثاني فاستشهد. ومات الثالث على السرير.\nقال الطوالحة: ثم رأيت ذات ليلة هؤلاء الثلاثة في المنام مات واحد منهم على السرير. هناك الأول، ثم هناك الشهيد اللاحق، والشهيد الأول هو الأخير. فلما شككت في ذلك ذهبت إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: "ما في هذا منكر؟ هو عند الله". "ما من أحد أفضل من المؤمن، يُعطى أكبر سنا في الإسلام للتسبيح والتكبير والتهليل". (أحمد 1401)
Beni Uzra'dan üç kişi Peygamber Efendimiz (sav)'in yanına gelerek İslam'ı kabul ettiler. Daha sonra Talha'nın gözetiminde yaşamaya başladılar. Bir defasında Peygamber (s.a.v.) savaşa birkaç adam göndermişti. Onlardan biri ona katıldı ve şehit oldu. Daha sonra insanları başka bir sefere gönderdiklerinde ikincisi katıldı ve şehit oldu. Ve üçüncüsü yatakta öldü.\nTwalha şöyle dedi: 'Sonra bir gece rüyamda o üçünü gördüm, aralarından biri yatakta öldü. İlk şehit vardır, sonra sonraki şehit vardır, ilk şehit de son şehittir. Bu konuda şüpheye düştüğümde Resûlullah (s.a.v.)'e gittim ve o da şöyle dedi: "Bunda sakınca olan ne? Allah katında öyle." Tesbih, tekbir ve tehlil için İslam'da daha büyük bir yaş verilecek mü'minden daha hayırlısı yoktur." (Ahmed 1401)
43
Hadis Derlemesi # 0/1276
عَن عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُا قَالَتْ : سَمِعْتُ النَّبيَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم وَهُوَ مُسْتَنِدٌ إلَيَّ يَقُولُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وارْحَمْنِي وأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ الأَعْلَى متفقٌ عَلَيْهِ
Aişe (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'in bana yaslanıp şöyle dediğini işittim: Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet et ve bana katıl. En yüksek arkadaş tarafından, üzerinde anlaşmaya varıldı
44
Hadis Derlemesi # 0/1277
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (من كان آخر كلامه لا إله إلا الله دخل الجنة). (أحمد 2034، 2127، أبو داود 3118، الحكيم 1299، صحيح الجامع 6479)
Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kimin son sözü 'La ilahe illallah' olursa (yani bu kelimeyi okurken ölürse) cennete girer." (Ahmed 2034, 2127, Ebu Davud 3118, Hakim 1299, Sahihul Jame' 6479)
45
Hadis Derlemesi # 0/1278
عَنْ حُذَيْفَةَ قَالَ أَسْنَدْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم إِلَى صَدْرِي فَقَالَ مَنْ قَالَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ ابْتِغَاءَ وَجْهِ اللهِ خُتِمَ لَهُ بِهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ وَمَنْ صَامَ يَوْمًا ابْتِغَاءَ وَجْهِ اللهِ خُتِمَ لَهُ بِهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ وَمَنْ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ ابْتِغَاءَ وَجْهِ اللهِ خُتِمَ لَهُ بِهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ
Huzeyfe'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i göğsüme yasladım ve şöyle dedi: "Kim Allah'ın yüzünü arayarak Allah'tan başka ilah yoktur derse, onunla mühürlenir." Cennet ve kim Allah'ın rızasını arayarak bir gün oruç tutarsa, Cennet'e girişi onunla mühürlenir ve kim Allah'ın rızasını arayarak sadaka verirse onunla mühürlenir. Onun sayesinde cennete girecek
46
Hadis Derlemesi # 0/1279
عَن جَابِرٍ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم يُبْعَثُ كُلُّ عَبْدٍ عَلَى مَا مَاتَ عَلَيهِرواه مسلم
Cabir'den rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Her kul, öldüğü üzere diriltilecektir. Müslim'den rivayet edilmiştir.
47
Hadis Derlemesi # 0/1280
فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «ذكر جهالكم لا إله إلا الله». (مسلم
Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu: "Cahil kavmine La ilahe illallah'ı hatırlat." (Müslüman
48
Hadis Derlemesi # 0/1281
عَنْ الْمُسَيَّبِ قَالَ لَمَّا حَضَرَتْ أَبَا طَالِبٍ الْوَفَاةُ جَاءَهُ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم فَوَجَدَ عِنْدَهُ أَبَا جَهْلٍ وَعَبْدَ اللهِ بْنَ أَبِى أُمَيَّةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم يَا عَمِّ قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ كَلِمَةً أَشْهَدُ لَكَ بِهَا عِنْدَ اللهِ فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ وَعَبْدُ اللهِ بْنُ أَبِى أُمَيَّةَ يَا أَبَا طَالِبٍ أَتَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَلَمْ يَزَلْ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم يَعْرِضُهَا عَلَيْهِ وَيُعِيدُ لَهُ تِلْكَ الْمَقَالَةَ حَتَّى قَالَ أَبُو طَالِبٍ آخِرَ مَا كَلَّمَهُمْ هُوَ عَلَى مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَأَبَى أَنْ يَقُولَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ
El-Müseyyab'dan rivayete göre, Ebu Talib'in ölümü yaklaşırken, Allah'ın Elçisi (Allah onu korusun ve ona huzur versin), ona geldi ve Ebu Cehil ile Abdullah bin Ümeyye ibn el-Muğire'nin reddettiğini gördü, bunun üzerine Allah'ın Elçisi, Allah'ın duaları ve selamı onun üzerine olsun, şöyle dedi: "Amca, Allah'tan başka tanrı yoktur, sana şahitlik ettiğim bir söz." Allah'ım, bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah bin Ebi Ümeyye dediler ki: Ey Ebu Talib, sen Abdulmuttalib'in dininden mi dönüyorsun? Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- durmadı, onu kendisine sundu ve o makaleyi kendisine geri verdi, ta ki Ebu Talib onlarla konuştuğu son şeyin Abdülmuttalib'in dinine bağlı olduğunu söylediğini söyleyinceye kadar. Allah'tan başka ilah yoktur demeyi reddetti.
49
Hadis Derlemesi # 0/1284
وَعَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ : قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللهِ أَحَبَّ اللهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللهِ كَرِهَ اللهُ لِقَاءَهُ فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللهِ أَكَراهِيَةُ المَوتِ فَكُلُّنَا نَكْرَهُ المَوتَ ؟ قَالَلَيْسَ كَذَلِكَ وَلَكِنَّ المُؤْمِنَ إِذَا بُشِّرَ بِرَحْمَةِ اللهِ وَرِضْوَانِهِ وَجَنَّتِهِ أَحَبَّ لِقَاءَ اللهِ فَأَحَبَّ اللهُ لِقَاءَهُ وَإِنَّ الكَافِرَ إِذَا بُشِّرَ بِعَذابِ اللهِ وَسَخَطهِ كَرِهَ لِقَاءَ اللهِ وَكَرِهَ اللهُ لِقَاءَهُ رواه مسلم
Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kim Allah'a kavuşmayı severse, Allah da O'na kavuşmayı sever, kim Allah'a kavuşmayı sevmezse, Allah da ona kavuşmayı sever. Ben de dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, hepimizin ölümden nefret ettiği gibi, ölümden de nefret mi ediyorsun? "Öyle değil ama mümin, Allah'ın rahmetiyle müjdelendiğinde Allah'a kavuşmayı sevdi, Allah da O'na kavuşmayı sevdi. Kâfir, Allah'ın azabı ve gazabıyla müjdelendiğinde Allah'a kavuşmaktan nefret eder, Allah da ona kavuşmaktan nefret eder." Müslim rivayet etti.
50
Hadis Derlemesi # 0/1285
عن بُرَيْدَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم قَالَ إِنَّ الْمُؤْمِنَ يَمُوتُ بِعَرَقِ الْجَبِينِ
Büreyde'nin rivayetine göre, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) salat ve selamı onun üzerine olsun, o şöyle buyurmuştur: "Mü'min alnının teriyle ölür."