113 Hadis
01
Mişkat el-Masabih # 8/2109
عَنْ عُثْمَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «خَيْرُكُمْ من تعلم الْقُرْآن وَعلمه» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Osman'dan (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." Buhari'nin rivayet ettiği
02
Mişkat el-Masabih # 8/2110
‘Uqba b. ‘Āmir said
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَنَحْنُ فِي الصُّفَّةِ فَقَالَ: «أَيُّكُمْ يُحِبُّ أَنْ يَغْدُوَ كُلَّ يَوْم إِلَى بطحان أَو إِلَى العقيق فَيَأْتِي مِنْهُ بِنَاقَتَيْنِ كَوْمَاوَيْنِ فِي غَيْرِ إِثْمٍ وَلَا قَطْعِ رحم» فَقُلْنَا يَا رَسُول الله نُحِبُّ ذَلِكَ قَالَ: «أَفَلَا يَغْدُو أَحَدُكُمْ إِلَى الْمَسْجِدِ فَيَعْلَمُ أَوْ يَقْرَأُ آيَتَيْنِ مِنْ كِتَابِ الله عز وَجل خير لَهُ من نَاقَة أَو نَاقَتَيْنِ وَثَلَاثٍ خَيْرٌ لَهُ مِنْ ثَلَاثٍ وَأَرْبَعٍ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَرْبَعٍ وَمِنْ أَعْدَادِهِنَّ مِنَ الْإِبِل» . رَوَاهُ مُسلم
Ukbe bin Amir'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Biz Suffe'deyken Resûlullah (s.a.v.) dışarı çıktı ve şöyle buyurdu: "Hanginiz her sabah Bathan'a veya Akik'e çıkıp günah işlemeden ve akrabalık bağlarını kesmeden kendisinden iki yığın dişi deve getirmeyi sever." Biz de şöyle dedik: Ey Allah'ın Resulü, bunu isteriz. Dedi ki: "Sizden biriniz sabah mescide gidip Allah'ın kitabından iki ayet öğrenip okumaz mı ki bu kendisi için bir veya iki dişi deveden, üçü kendisi için üç ve dört deveden daha hayırlıdır. "Onun için dört deveden ve onların develerinin sayısından daha hayırlıdır." Müslim'in anlattığı
03
Mişkat el-Masabih # 8/2111
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ إِذَا رَجَعَ إِلَى أَهْلِهِ أَنْ يَجِدَ فِيهِ ثَلَاثَ خَلِفَاتٍ عِظَامٍ سِمَانٍ» . قُلْنَا: نَعَمْ. قَالَ : «فَثَلَاثُ آيَاتٍ يَقْرَأُ بِهِنَّ أَحَدُكُمْ فِي صلَاته خَيْرٌ لَهُ مِنْ ثَلَاثِ خَلِفَاتٍ عِظَامٍ سِمَانٍ» . رَوَاهُ مُسلم
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz ailesinin yanına döndüğünde onda üç dana, yağlı kemik bulmasını ister mi?" Biz dedik ki: Evet. Şöyle buyurdu: "Sizden birinizin namazında okuduğu üç ayet, kendisi için üç büyük musibetten daha hayırlıdır." "Yağ." Müslim'in anlattığı
04
Mişkat el-Masabih # 8/2112
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْمَاهِرُ بِالْقُرْآنِ مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ وَالَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَتَتَعْتَعُ فِيهِ وَهُوَ عَلَيْهِ شاق لَهُ أَجْرَانِ»
Aişe (Allah ondan razı olsun) kanalıyla şöyle dedi: Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kur'an'da usta olan kimse, şerefli ve salih yolcuyla ve Kur'an okuyan ve ona takılıp düşen kimseyle beraberdir ve bu ona zordur. Ona iki sevap vardır."
05
Mişkat el-Masabih # 8/2113
Abdullah ibn Umar (RA)
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" لَا حَسَدَ إِلَّا على اثْنَيْنِ: رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ فَهُوَ يَقُومُ بِهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالًا فَهُوَ يُنْفِقُ مِنْهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَار "
İbn Ömer'den rivayetle o şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İki kişiden başkasına haset yoktur: Allah'ın kendisine Kur'an verdiği ve gece ve gündüz Kur'an okuyan kimse ile Allah'ın kendisine verdiği paradan bazı zamanlarda harcayan kimse. "Gece ve gündüz."
06
Mişkat el-Masabih # 8/2114
وَعَنْ أَبِي مُوسَى الْأَشْعَرِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مثل الْمُؤمن الَّذِي يقْرَأ الْقُرْآن كَمثل الْأُتْرُجَّةِ رِيحُهَا طِيبٌ وَطَعْمُهَا طَيِّبٌ وَمَثَلُ الْمُؤْمِنِ الَّذِي لَا يقْرَأ الْقُرْآن كَمثل التمرة لَا ريح لَهَا وطعمها حلوومثل الْمُنَافِقِ الَّذِي لَا يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ الْحَنْظَلَةِ لَيْسَ لَهَا رِيحٌ وَطَعْمُهَا مُرٌّ وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي يقْرَأ الْقُرْآن مثل الريحانة رِيحهَا طيب وَطَعْمُهَا مَرٌّ» . مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ. وَفِي رِوَايَةٍ: «الْمُؤْمِنُ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَعْمَلُ بِهِ كَالْأُتْرُجَّةِ وَالْمُؤْمِنُ الَّذِي لَا يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَعْمَلُ بِهِ كَالتَّمْرَةِ»
Ebu Musa el-Eş'ari'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kur'an okuyan müminin misali narenciye gibidir, kokusu hoş, tadı hoştur." Bu iyi. Kur'an okumayan müminin misali, kokusu olmayan, tadı tatlı olan hurma gibidir; Kur'an okumayan münafığın misali ise. "Kolosintin benzerinin kokusu yoktur, fakat tadı acıdır." kabul etti. Ve bir rivayette: "Kuran okuyup onunla amel eden mümin ağaç kavunu gibidir, Kur'an okumayan ve onunla amel eden mümin ise puro gibidir. "hurma gibidir"
07
Mişkat el-Masabih # 8/2115
وَعَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: «إِن الله يَرْفَعُ بِهَذَا الْكِتَابِ أَقْوَامًا وَيَضَعُ بِهِ آخَرِينَ» . رَوَاهُ مُسلم
Ömer İbnü'l-Hattab'dan rivayetle şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah, insanları bu kitapla yükseltir ve diğerlerini de onunla indirir." Müslim'in anlattığı
08
Mişkat el-Masabih # 8/2116
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ أَنَّ أُسَيْدَ بنَ حُضَيْرٍ قَالَ: بَيْنَمَا هُوَ يَقْرَأُ مِنَ اللَّيْلِ سُورَةَ الْبَقَرَةِ وَفَرَسُهُ مَرْبُوطَةٌ عِنْدَهُ إِذْ جَالَتِ الْفرس فَسكت فَسَكَتَتْ فَقَرَأَ فجالت الْفرس فَسكت فَسَكَتَتْ الْفرس ثُمَّ قَرَأَ فَجَالَتِ الْفَرَسُ فَانْصَرَفَ وَكَانَ ابْنُهُ يحيى قَرِيبا مِنْهَا فأشفق أَن تصيبه فَلَمَّا أَخَّرَهُ رَفْعَ رَأْسَهُ إِلَى السَّمَاءِ فَإِذَا مِثْلُ الظُّلَّةِ فِيهَا أَمْثَالُ الْمَصَابِيحِ فَلَمَّا أَصْبَحَ حَدَّثَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «اقْرَأْ يَا ابْنَ حُضَيْرٍ اقْرَأْ يَا ابْنَ حُضَيْرٍ» . قَالَ فَأَشْفَقْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ تَطَأَ يحيى وَكَانَ مِنْهَا قَرِيبا فَرفعت رَأْسِي فَانْصَرَفْتُ إِلَيْهِ وَرَفَعْتُ رَأْسِي إِلَى السَّمَاءِ فَإِذَا مِثْلُ الظُّلَّةِ فِيهَا أَمْثَالُ الْمَصَابِيحِ فَخَرَجَتْ حَتَّى لَا أَرَاهَا قَالَ: «وَتَدْرِي مَا ذَاكَ؟» قَالَ لَا قَالَ: «تِلْكَ الْمَلَائِكَةُ دَنَتْ لِصَوْتِكَ وَلَوْ قَرَأْتَ لَأَصْبَحَتْ يَنْظُرُ النَّاسُ إِلَيْهَا لَا تَتَوَارَى مِنْهُمْ» . مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ. وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيِّ وَفِي مُسْلِمٍ: «عرجت فِي الجو» بدل: «خرجت على صِيغَة الْمُتَكَلّم»
Ebu Sa'id el-Hudri'den rivayet edildiğine göre, Useyd ibn Hudayr şöyle demiştir: Geceleyin atı kendisine bağlıyken Bakara suresini okurken kısrak dörtnala gitti, sonra sustu ve okudu. Sonra kısrak dörtnala koştu, sonra sessiz kaldı. Kısrak dörtnala koştu, sonra sessiz kaldı. Sonra okudu ve kısrak dörtnala koştu ve oradan ayrıldı. Oğlu Yahya da onun yanındaydı, bu yüzden bunun kendisine isabet etmesinden korktu ama geciktirince başını göğe kaldırdı ve içinde kandil gibi şeylerin bulunduğu gölgelik gibi bir şey gördü. Sabah olunca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'le konuştu, Allah ona salat ve selam versin. "Oku ey İbn Hudayr. Oku ey İbn Hudayr" buyurdu. "Ya Resulullah, Yahya'nın yakınında iken onun onunla cinsel ilişkiye girmesinden korktum" dedi. Böylece başımı kaldırdım ve ona döndüm ve başımı göğe kaldırdım ve baktım ki, içinde kandil gibi şeyler bulunan gölgelik gibi bir şey vardı, o yüzden onları göremeyeceğim şekilde söndüler. Şöyle dedi: "Bunun ne olduğunu biliyor musun?" Hayır dedi. Dedi ki: "O melekler senin sesine yaklaştılar. Eğer okusaydın, insanlar onlara bakarlardı, onlardan gizlenmezlerdi." kabul etti. Buhari ve Müslim'deki ifade ise "Birinci şahıs olarak çıktım" yerine "Göğe çıktım" şeklindedir.
09
Mişkat el-Masabih # 8/2117
وَعَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ قَالَ: كَانَ رَجُلٌ يَقْرَأُ سُورَةَ الْكَهْفِ وَإِلَى جَانِبِهِ حِصَانٌ مَرْبُوطٌ بِشَطَنَيْنِ فَتَغَشَّتْهُ سَحَابَةٌ فَجَعَلَتْ تَدْنُو وَتَدْنُو وَجَعَلَ فَرَسُهُ يَنْفِرُ فَلَمَّا أَصْبَحَ أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ: «تِلْكَ السكينَة تنزلت بِالْقُرْآنِ»
Bera bin Aazib'den rivayetle şöyle demiştir: Bir adam Kehf Suresi'ni okuyordu, yanında iki nalla bağlı bir at vardı, bir bulut onu kapladı ve yaklaştı, yaklaştı ve atını dörtnala koşturdu ve sabah olduğunda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına geldi ve ona bunu anlattı ve şöyle dedi: "O sükûnet indi." “Kuran’a andolsun”
10
Mişkat el-Masabih # 8/2118
Abū Saīd B. Al-Muallā
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ بْنِ الْمُعَلَّى قَالَ: كُنْتُ أُصَلِّي فِي الْمَسْجِدِ فَدَعَانِي النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم فَلم أجبه حَتَّى صليت ثُمَّ أَتَيْتُهُ. فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كنت أُصَلِّي فَقَالَ أَلَمْ يَقُلِ اللَّهُ (اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دعَاكُمْ)
ثمَّ قَالَ لي: «أَلَا أُعَلِّمُكَ أَعْظَمَ سُورَةٍ فِي الْقُرْآنِ قَبْلَ أَنْ تَخْرُجَ مِنَ الْمَسْجِدِ» . فَأَخَذَ بِيَدِي فَلَمَّا أَرَادَ أَن يخرج قلت لَهُ ألم تقل لأعلمنك سُورَة هِيَ أعظم سُورَةً مِنَ الْقُرْآنِ قَالَ: (الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ)
هِيَ السَّبْعُ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنُ الْعَظِيمُ الَّذِي أُوتِيتهُ ". رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ebu Said bin El-Mualla'dan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Mescidde namaz kılıyordum, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem beni çağırdı ama ben dua edip yanına gelinceye kadar ona cevap vermedim. Ben de dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, namaz kılıyordum. "Allah, 'Allah'a ve Resulü seni çağırdığı zaman ona cevap ver' demedi mi?" dedi. Sonra bana, "Sana öğreteyim mi?" dedi. Camiden çıkmadan önce Kur'an'ın en büyük suresi." Elimi tuttu, gitmek istediğinde ona dedim ki: "Sana Kur'an'dan daha büyük bir sure öğreteceğim" demedin mi? Şöyle dedi: "Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun." Tekrarlanan Yedi Ayet ve Büyük Kur'an'dır. sana verildi.” Buhari'nin rivayet ettiği
11
Mişkat el-Masabih # 8/2119
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا تَجْعَلُوا بِيُوتَكُمْ مَقَابِرَ إِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْفِرُ من الْبَيْت الَّذِي يقْرَأ فِيهِ سُورَة الْبَقَرَة» . رَوَاهُ مُسلم
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah'ın duaları ve barışı onun üzerine olsun, şöyle dedi: "Evlerinizi mezarlara çevirmeyin, çünkü Şeytan, 'Bakara Suresi'nin okunduğu evden' uzaklaştırır." Müslim'in anlattığı
12
Mişkat el-Masabih # 8/2120
عَنْ أَبِي أُمَامَةَ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم يَقُول: «اقْرَءُوا الْقُرْآنَ فَإِنَّهُ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ شَفِيعًا لِأَصْحَابِهِ اقْرَءُوا الزَّهْرَاوَيْنِ الْبَقَرَةَ وَسُورَةَ آلِ عِمْرَانَ فَإِنَّهُمَا تَأْتِيَانِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَنَّهُمَا غَمَامَتَانِ أَوْ كَأَنَّهُمَا غَيَايَتَانِ أَو فِرْقَانِ مِنْ طَيْرٍ صَوَافَّ تُحَاجَّانِ عَنْ أَصْحَابِهِمَا اقْرَءُوا سُورَةَ الْبَقَرَةِ فَإِنَّ أَخْذَهَا بَرَكَةٌ وَتَرْكَهَا حَسْرَةٌ وَلَا تستطيعها البطلة» . رَوَاهُ مُسلم
Ebu Umame'den rivayetle o şöyle dedi: Resûlullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Kuran'ı okuyun, çünkü o, kıyamet gününde ashabına şefaatçi olarak gelecektir." Bakara ve Al-i İmran surelerini okuyun, çünkü onlar kıyamet günü sanki iki bulutmuş gibi veya iki kuş veya iki sürü kuş sürüsü gibi, arkadaşları adına tartışacaklardır. Bakara Suresi'ni okuyun, çünkü onu almak nimettir, terk etmek ise pişmanlıktır ve bunu yapamazsınız. Kahraman. Müslim'in anlattığı
13
Mişkat el-Masabih # 8/2121
وَعَن النواس بن سمْعَان قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «يُؤْتَى بِالْقُرْآنِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَهْلِهِ الَّذِينَ كَانُوا يَعْمَلُونَ بِهِ تَقْدُمُهُ سُورَةُ الْبَقَرَةِ وَآلُ عِمْرَانَ كَأَنَّهُمَا غَمَامَتَانِ أَوْ ظُلَّتَانِ سَوْدَاوَانِ بَيْنَهُمَا شَرْقٌ أَوْ كَأَنَّهُمَا فِرْقَانِ مِنْ طَيْرٍ صَوَافَّ تحاجان عَن صَاحبهمَا» . رَوَاهُ مُسلم
Nevvas bin Semân'dan rivayetle o şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Kıyamet gününde Kur'an ve onunla amel eden kavim getirilecektir." Bakara ve Al-i İmran surelerinin önünde, sanki iki bulut veya aralarında doğu bulunan iki kara gölge veya iki mesafe varmış gibi gelir. Sahipleri adına tartışan iki yırtıcı kuş.” Müslim'in anlattığı
14
Mişkat el-Masabih # 8/2122
Ubayy bin Ka'b (RA)
وَعَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا أَبَا الْمُنْذِرِ أَتَدْرِي أَيُّ آيَةٍ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ مَعَك أعظم؟» . قَالَ: قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ قَالَ: «يَا أَبَا الْمُنْذِرِ أَتَدْرِي أَيُّ آيَةٍ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ مَعَك أعظم؟» . قَالَ: قُلْتُ (اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ القيوم)
قَالَ فَضرب فِي صَدْرِي وَقَالَ: «وَالله لِيَهنك الْعلم أَبَا الْمُنْذر» . رَوَاهُ مُسلم
Ubeyy bin Ka'b'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey Ebu'l-Münzir, yanında Allah'ın kitabından hangi ayetin daha büyük olduğunu biliyor musun?" . Dedi ki: Dedim ki, Allah ve Resulü daha iyi bilir. Dedi ki: "Ey Ebu'l-Münzir, Allah'ın kitabından hangi ayetin senin yanında olduğunu biliyor musun?" . Dedi ki: "Allah, O'ndan başka ilah yoktur, O, diridir, bakidir" dedim, sonra göğsüme vurdu ve şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki ilim sana bereket versin ey Ebu'l-Münzir." Müslim rivayet etmiştir.
15
Mişkat el-Masabih # 8/2123
Abū Huraira said
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: وَكَّلَنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِحِفْظِ زَكَاةِ رَمَضَانَ فَأَتَانِي آتٍ فَجَعَلَ يَحْثُو من الطَّعَام فَأَخَذته وَقلت وَالله لَأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ إِنِّي مُحْتَاجٌ وَعَلَيَّ عِيَالٌ وَلِي حَاجَةٌ شَدِيدَةٌ قَالَ فَخَلَّيْتُ عَنْهُ فَأَصْبَحْتُ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا أَبَا هُرَيْرَة مَا فعل أسيرك البارحة» . قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ شَكَا حَاجَةً شَدِيدَةً وَعِيَالًا فَرَحِمْتُهُ فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ قَالَ: «أَمَا إِنَّهُ قَدْ كَذَبَكَ وَسَيَعُودُ» . فَعَرَفْتُ أَنَّهُ سَيَعُودُ لِقَوْلِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَنَّهُ سيعود» . فَرَصَدْتُهُ فَجَاءَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ فَأَخَذْتُهُ فَقُلْتُ: لَأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ دَعْنِي فَإِنِّي مُحْتَاجٌ وَعَلَيَّ عِيَالٌ لَا أَعُودُ فَرَحِمْتُهُ فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ فَأَصْبَحْتُ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا أَبَا هُرَيْرَةَ مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ؟» قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ شَكَا حَاجَةً شَدِيدَةً وَعِيَالًا فَرَحِمْتُهُ فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ قَالَ: «أَمَا إِنَّهُ قَدْ كَذبك وَسَيَعُودُ» . فرصدته الثَّالِثَة فَجَاءَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ فَأَخَذْتُهُ فَقُلْتُ لَأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُول الله وَهَذَا آخِرُ ثَلَاثِ مَرَّاتٍ إِنَّكَ تَزْعُمُ لَا تَعُودُ ثُمَّ تَعُودُ قَالَ دَعْنِي أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ ينفعك الله بهَا قلت مَا هُوَ قَالَ إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَةَ الْكُرْسِيِّ (اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ)
حَتَّى تَخْتِمَ الْآيَةَ فَإِنَّكَ لَنْ يَزَالَ عَلَيْكَ من الله حَافظ وَلَا يقربنك شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ فَأَصْبَحْتُ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ؟» قُلْتُ: زَعَمَ أَنَّهُ يُعَلِّمُنِي كَلِمَات يَنْفَعنِي الله بهَا فخليت سبيلهقال النَّبِي صلى الله عَلَيْهِ وَسلم: «أما إِنَّه قد صدقك وَهُوَ كذوب تعلم من تخاطب مُنْذُ ثَلَاث لَيَال» . يَا أَبَا هُرَيْرَة قَالَ لَا قَالَ: «ذَاك شَيْطَان» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) Ramazan zekatının korunmasını bana emanet etti, bunun üzerine biri bana geldi ve beni teşvik etmeye başladı, ben de yemeği aldım ve şöyle dedi: "Vallahi, seni Allah'ın Resulü'ne yetiştireceğim, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin." “Ben muhtaçım, bakmakla yükümlü olduğum kimseler var” dedi. Çok muhtaç olduğunu söyledi, ben de sabah onu bıraktım ve Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi: "Ey Ebu Hureyre, dün tutuklun ne yaptı?" Dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, o, ailesinden ve çok zor bir ihtiyaçtan şikayetçi oldu, ben de ona merhamet ettim ve onu serbest bıraktım, dedim. Dedi ki: "Fakat o sana yalan söyledi ve geri dönecektir." Bu yüzden, Reslullah'ın (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) dediği gibi geri döneceğini biliyordum: "Geri dönecek." Onu gördüm, yiyecek almaya geldi, ben de onu aldım ve dedim ki: Seni Resûlullah'a götüreceğim, Allah ona bereket versin ve ona selamet versin. “Beni bırakın, çünkü ben muhtacım ve buna mecburum” dedi. Asla geri dönmeyeceğim bir aile. Ona merhamet ettim ve gitmesine izin verdim. Sabahleyin Resûlullah (s.a.v.) bana şöyle dedi: "Ey Ebu Hureyre, senin esirin ne yaptı?" Ey Allah'ın Resulü, o, aile fertlerinden ve muhtaçlıktan şikâyetçi oldu, ben de ona merhamet ettim ve onu serbest bıraktım dedim. Dedi ki: "Fakat o sana yalan söyledi ve geri dönecektir." Üçüncü kez onu gördüğümde yiyecek aramaya geldi, ben de onu götürdüm. Ben de dedim ki: "Seni Rasûlullah'a havale edeceğim. Tanrım, bu, geri dönmeyeceğini iddia ettiğin ve sonra geri döndüğün son üç seferdir.” "Sana, Allah'ın sana fayda vereceği sözleri öğreteyim" dedi. "Nedir o?" dedim. dedi. Yatağınıza girdiğinizde ayeti bitirinceye kadar Ayet-i Kürsi'yi (O'ndan başka ilah olmayan, Diri ve Kaim olan Allah) okuyun. Allah seni korumaktan vazgeçmeyecek, şeytan da sabaha kadar sana yaklaşmayacak. Ben de onu bıraktım ve sabahleyin Allah Resulü (s.a.v.) bana şöyle dedi: "Ne yaptı?" Mahkumun mu? Dedim ki: Bana Allah'ın bana fayda vereceği sözler öğrettiğini iddia etti, ben de onu bıraktım. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Fakat o sana doğruyu söyledi ve sen kiminle konuştuğunu üç gece önce öğrendin. Ey Ebu Hureyre, "Hayır" dedi. “Bu şeytandır” dedi. Buhari'nin rivayet ettiği
16
Mişkat el-Masabih # 8/2124
Ibn Abbas (RA)
وَعَن ابْن عَبَّاس قَالَ: بَيْنَمَا جِبْرِيلُ قَاعِدٌ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَمِعَ نَقِيضًا مِنْ فَوْقِهِ فَرَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ: «هَذَا بَابٌ مِنَ السَّمَاءِ فُتِحَ الْيَوْمَ لَمْ يُفْتَحْ قَطُّ إِلَّا الْيَوْمَ فَنَزَلَ مِنْهُ مَلَكٌ فَقَالَ هَذَا مَلَكٌ نَزَلَ إِلَى الْأَرْضِ لَمْ يَنْزِلْ قَطُّ إِلَّا الْيَوْمَ فَسَلَّمَ وَقَالَ أَبْشِرْ بِنُورَيْنِ أُوتِيتَهُمَا لَمْ يُؤْتَهُمَا نَبِيٌّ قَبْلَكَ فَاتِحَةُ الْكِتَابِ وَخَوَاتِيمُ سُورَةِ الْبَقَرَةِ لَنْ تَقْرَأَ بِحَرْفٍ مِنْهُمَا إِلَّا أَعْطيته» . رَوَاهُ مُسلم
İbni Abbas'tan rivayetle şöyle demiştir: Cebrail, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında otururken, yukarıdan bir ses işitti ve başını kaldırdı ve şöyle dedi: "Bu, bugün açılan gökten bir suredir. Bugüne kadar hiç açılmadı ve ondan bir melek indi. Dedi ki: "Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Daha önce hiç inmemişti.” Ancak bugün ona selam verdi ve şöyle dedi: "Sana verilen iki nurla sevin. Senden önce hiçbir peygamber gönderilmedi. Kitabın açılış kısmı ve Bakara sûresinin sonu okunmayacaktır.” Onlardan bir mektupla, ancak ona verdim.” Müslim'in anlattığı
17
Mişkat el-Masabih # 8/2125
وَعَنْ أَبِي مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْآيَتَانِ مِنْ آخَرِ سُورَة الْبَقَرَة من قَرَأَ بهما فِي لَيْلَة كفتاه»
Ebu Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bakara suresinin sonundaki iki ayet, onları bir gecede okuyana yeter."
18
Mişkat el-Masabih # 8/2126
وَعَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ حَفِظَ عشر آيَات من أول سُورَة الْكَهْف عصم من فتْنَة الدَّجَّال» . رَوَاهُ مُسلم
Ebu'd-Derda'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim Kehf Suresi'nin başından on ayet ezberlerse, Deccal'in fitnesinden korunur." Müslim'in anlattığı
19
Mişkat el-Masabih # 8/2128
وَعَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَيَعْجَزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَقْرَأَ فِي لَيْلَةٍ ثُلُثَ الْقُرْآنِ؟» قَالُوا: وَكَيْفَ يَقْرَأُ ثُلُثَ الْقُرْآنِ؟ قَالَ: «قُلْ هُوَ الله أحد» يعدل ثلث الْقُرْآن ". رَوَاهُ مُسلم
وَرَوَاهُ البُخَارِيّ عَن أبي سعيد
Ebu'd-Derdâ'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaya gücü yetmez mi?" Dediler ki: Kur'an'ın üçte biri nasıl okunur? "De ki: 'O Allah birdir'" buyurması Kur'an'ın üçte birine denktir. Müslim'den rivayet edilmiştir. Bu hadisi Buhari, Ebu Said'den rivayet etmiştir.
20
Mişkat el-Masabih # 8/2129
وَعَنْ عَائِشَةَ: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَعَثَ رَجُلًا عَلَى سَرِيَّةٍ وَكَانَ يَقْرَأُ لأَصْحَابه فِي صلَاتهم فيختم ب (قل هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ)
فَلَمَّا رَجَعُوا ذَكَرُوا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «سَلُوهُ لِأَيِّ شَيْءٍ يَصْنَعُ ذَلِكَ» فَسَأَلُوهُ فَقَالَ لِأَنَّهَا صفة الرَّحْمَن وَأَنا أحب أَن أَقرَأ بِهَا فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَخْبِرُوهُ أَن الله يُحِبهُ»
Aişe'den rivayet edildiğine göre: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir kafileyle bir adam gönderir ve o da ashabına namazları sırasında kitap okurdu ve "De ki: O, Allah'tır, birdir" diye bitirirdi. Döndüklerinde bunu Peygamber (s.a.v.)'e anlattılar, o da şöyle dedi: "Ona bunu neden yaptığını sor." Ona sordular, o da şöyle dedi: Çünkü bu Rahman'ın bir sıfatıdır ve ben onu okumayı seviyorum. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ona, Allah'ın onu sevdiğini söyle."
21
Mişkat el-Masabih # 8/2130
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: إِنَّ رَجُلًا قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُحِبُّ هَذِهِ السُّورَةَ: (قُلْ هُوَ الله أحد)
قَالَ: إِنَّ حُبَّكَ إِيَّاهَا أَدْخَلَكَ الْجَنَّةَ ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ وروى البُخَارِيّ مَعْنَاهُ
Enes'ten rivayetle şöyle demiştir: Bir adam şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, bu sûreyi seviyorum: (De ki: O, Allah'tır, birdir) Dedi ki: "Ona olan sevgin seni Cennete sokar." Tirmizî ve Buhari'nin rivayet ettiği hadis bunun manasını nakletmiştir.
22
Mişkat el-Masabih # 8/2131
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " أَلَمْ تَرَ آيَاتٍ أُنْزِلَتِ اللَّيْلَةَ لَمْ يُرَ مِثْلُهُنَّ قَطُّ (قل أعوذ بِرَبّ الفلق)
و (قل أعوذ بِرَبّ النَّاس)
رَوَاهُ مُسلم
Ukbe bin Amir'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bu gece indirilen, benzeri görülmemiş ayetleri görmedin mi? (De ki: Felak Rabbine sığınırım) Ve (De ki: İnsanların Rabbine sığınırım) Müslim'in anlattığı
23
Mişkat el-Masabih # 8/2132
وَعَنْ عَائِشَةَ: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ كُلَّ لَيْلَةٍ جَمَعَ كَفَّيْهِ ثُمَّ نَفَثَ فِيهِمَا فَقَرَأَ فيهمَا (قل هُوَ الله أحد)
و (قل أعوذ بِرَبّ الفلق)
و (قل أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ)
ثُمَّ يَمْسَحُ بِهِمَا مَا اسْتَطَاعَ مِنْ جَسَدِهِ يَبْدَأُ بِهِمَا عَلَى رَأْسِهِ وَوَجْهِهِ وَمَا أَقْبَلَ مِنْ جَسَدِهِ يَفْعَلُ ذَلِكَ ثَلَاث مَرَّات "
وَسَنَذْكُرُ حَدِيثَ ابْنِ مَسْعُودٍ: لَمَّا أُسْرِيَ بِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي بَابِ الْمِعْرَاج إِن شَاءَ الله تَعَالَى
Aişe'den rivayet edildiğine göre: Peygamber (s.a.v.) her gece yatağına girdiğinde avuçlarını bir araya getirir, sonra onlara üfler ve içlerinde (De ki: O, Allah'tır. Uhud) ve (De ki: Yaratılışın Rabbine sığınırım) ve (De ki: Alemlerin Rabbine sığınırım) okurdu. Sonra onlarla başından başlayarak, gücü yettiği kadar vücudunu meshederdi. Yüzü ve vücudunun ön kısmı bunu üç defa yapıyor.” Ve İbn Mesud'un şu hadisini de zikredeceğiz: Resûlullah (s.a.v.) yakalandığında. Yükseliş bölümünde Allah'ın izniyle
24
Mişkat el-Masabih # 8/2133
Ibn Mas'ūd's Tradition, “when God's Messenger Was Taken Up To Heaven ...” W
عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:
" ثَلَاثَةٌ تَحْتَ الْعَرْشِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الْقُرْآنُ يُحَاجُّ الْعِبَادَ لَهُ ظَهْرٌ وَبَطْنٌ وَالْأَمَانَةُ وَالرَّحِمُ تُنَادِي: أَلَا مَنْ وَصَلَنِي وَصَلَهُ اللَّهُ وَمَنْ قَطَعَنِي قَطَعَهُ اللَّهُ ". رَوَاهُ فِي شرح السّنة
Abdurrahman bin Avf'tan, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayet edildiğine göre, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: “Kıyamet gününde Arş altında üç kişi olacaktır: Kulların sırtlarının ve karınlarının tartışacağı, emanet ve akrabalıkların kendisiyle çağıracağı Kur’an: ‘Bana ulaşan hariç, Allah ona bereket versin.’” Ve kim beni keserse, Allah da onu keser.” Şerhu's Sünnet'te rivayet edilmiştir.
25
Mişkat el-Masabih # 8/2134
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" يُقَالُ لِصَاحِبِ الْقُرْآنِ: اقْرَأْ وَارَتْقِ وَرَتِّلْ كَمَا كُنْتَ تُرَتِّلُ فِي الدُّنْيَا فَإِنَّ مَنْزِلَكَ عِنْدَ آخِرِ آيَة تقرؤها ". رَوَاهُ أَحْمد وَالتِّرْمِذِيّ أَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ
Abdullah bin Amr'dan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur'an okuyana şöyle denilir: Dünyada okuduğun gibi oku, yüksel ve oku, çünkü varacağın son yer, okuduğun son ayettir." Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai rivayet etmiştir.
26
Mişkat el-Masabih # 8/2135
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ الَّذِي لَيْسَ فِي جَوْفِهِ شَيْءٌ مِنَ الْقُرْآنِ كَالْبَيْتِ الْخَرِبِ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ. وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ صَحِيح
İbni Abbas'tan rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İçinde Kur'an'dan bir parça bulunmayan kimse harap olmuş bir ev gibidir." Tirmizi ve Darimi rivayet etmiştir. Tirmizi şöyle dedi: Bu sahih bir hadistir.
27
Mişkat el-Masabih # 8/2136
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" يَقُولُ الرَّبُّ تَبَارَكَ وَتَعَالَى: مَنْ شَغَلَهُ الْقُرْآنُ عَنْ ذِكْرِي وَمَسْأَلَتِي أَعْطَيْتُهُ أَفْضَلَ مَا أُعْطِي السَّائِلِينَ. وَفَضْلُ كَلَامِ اللَّهِ عَلَى سَائِرِ الْكَلَامِ كَفَضْلِ اللَّهِ عَلَى خَلْقِهِ ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ وَالْبَيْهَقِيُّ فِي شُعَبِ الْإِيمَانِ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ
Ebu Said'den rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yüce ve Celil olan Rabbimiz şöyle buyuruyor: Kim beni anmaktan ve benden istemekten Kur'an'a kapılırsa, isteyene verdiğimin en iyisini ona veririm. Allah'ın kelimesinin diğer bütün sözlere üstünlüğü, Allah'ın yarattıklarına üstünlüğü gibidir." Tirmizî'nin rivayet ettiği ed-Darimi ve Beyhaki de iman mezheplerindendir ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu, güzel ve tuhaf bir hadistir.
28
Mişkat el-Masabih # 8/2137
Ibn Masūd
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" مَنْ قَرَأَ حَرْفًا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ فَلَهُ بِهِ حَسَنَةٌ وَالْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا لَا أَقُولُ: آلم حَرْفٌ. أَلْفٌ حَرْفٌ وَلَامٌ حَرْفٌ وَمِيمٌ حَرْفٌ ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيب إِسْنَادًا
İbni Mesud'dan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap verilir ve iyi bir amele on misliyle sevap verilir, Elif bir harftir, Laam bir harftir ve Meem bir mektuptur demiyorum. Tirmizî ve Darimi rivayet etmiştir ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu bir harftir. Hasan, Sahih, Garip senediyle hadis.
29
Mişkat el-Masabih # 8/2138
Hārith Al-A'war
وَعَنِ الْحَارِثِ الْأَعْوَرِ قَالَ: مَرَرْتُ فِي الْمَسْجِدِ فَإِذَا النَّاسُ يَخُوضُونَ فِي الْأَحَادِيثِ فَدَخَلْتُ عَلَى عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَأَخْبَرْتُهُ قَالَ: أَوَقَدْ فَعَلُوهَا؟ قلت نعم قَالَ: أما إِنِّي قَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُول: «أَلا إِنَّهَا سَتَكُون فتْنَة» . فَقلت مَا الْمَخْرَجُ مِنْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ: «كتاب الله فِيهِ نبأ مَا كَانَ قبلكُمْ وَخبر مَا بعدكم وَحكم مَا بَيْنكُم وَهُوَ الْفَصْلُ لَيْسَ بِالْهَزْلِ مَنْ تَرَكَهُ مِنْ جَبَّارٍ قَصَمَهُ اللَّهُ وَمَنِ ابْتَغَى الْهُدَى فِي غَيْرِهِ أَضَلَّهُ اللَّهُ وَهُوَ حَبْلُ اللَّهِ الْمَتِينُ وَهُوَ الذِّكْرُ الْحَكِيمُ وَهُوَ الصِّرَاطُ الْمُسْتَقِيمُ هُوَ الَّذِي لَا تَزِيغُ بِهِ الْأَهْوَاءُ وَلَا تَلْتَبِسُ بِهِ الْأَلْسِنَةُ وَلَا يَشْبَعُ مِنْهُ الْعُلَمَاءُ وَلَا يَخْلِقُ على كَثْرَةِ الرَّدِّ وَلَا يَنْقَضِي عَجَائِبُهُ هُوَ الَّذِي لَمْ تَنْتَهِ الْجِنُّ إِذْ سَمِعَتْهُ حَتَّى قَالُوا (إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنا بِهِ)
مَنْ قَالَ بِهِ صَدَقَ وَمَنْ عَمِلَ بِهِ أُجِرَ وَمَنْ حَكَمَ بِهِ عَدَلَ وَمَنْ دَعَا إِلَيْهِ هُدِيَ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ إِسْنَادُهُ مَجْهُولٌ وَفِي الْحَارِث مقَال
El-Hâris el-A'vâr'dan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Mescidin içinden geçtim ve insanlar sohbet ediyorlardı, bunun üzerine Ali'nin (Allah ondan razı olsun) yanına girdim ve ona durumu anlattım. Dedi ki: Bunu yaptılar mı? Evet dedim. Dedi ki: Ama ben Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Ama bu bir imtihan olacak." Ben de dedim ki, bundan çıkış yolu nedir ey Allah'ın Resulü? Dedi ki: "Allah'ın Kitabı, sizden öncekilerin bilgilerini, arkanızdan gelenlerin bilgilerini ve aranızda olanların hükmünü içerir. Bu, belirleyicidir ve şaka değildir. Kim onu terk ederse, şaka değildir. Zalimdir, Allah onu cezalandırır. Kim de bunun dışında bir hidayet ararsa, Allah onu saptırır. O, Allah'ın sağlam ipidir ve o, hikmetli bir öğüttür. Doğru yol, arzuların sapmadığı yoldur, diller." Onunla kafanız karışmasın, alimler bununla yetinmesin ve birçok yalanlamalara sebep olmasın. Ve O'nun harikaları, cinlerin onu duyduklarında, "Doğrusu biz, doğru yola ileten harika bir Kur'an işittik." deyinceye kadar işitmekten vazgeçmedikleri kimsedir. Biz de ona inandık.) Kim bunu söylerse doğru söylemiş olur, kim onunla amel ederse sevap alır, kim onunla hükmederse adaletli olur, kim ona çağırırsa doğru yola iletilir.” Bunu Tirmizi ve Darimi rivayet etmiştir ve Tirmizi şöyle demiştir: Bu, rivayeti bilinmeyen bir hadistir ve Hâris'te de bir makale vardır.
30
Mişkat el-Masabih # 8/2139
وَعَن معَاذ الْجُهَنِيّ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ وَعَمِلَ بِمَا فِيهِ أُلْبِسَ وَالِدَاهُ تَاجًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ضَوْءُهُ أَحْسَنُ مِنْ ضَوْءِ الشَّمْسِ فِي بُيُوتِ الدُّنْيَا لَوْ كَانَتْ فِيكُمْ فَمَا ظَنُّكُمْ بِالَّذِي عَمِلَ بِهَذَا؟» . رَوَاهُ أَحْمد وَأَبُو دَاوُد
Muaz el-Juhani'den rivayetle: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle buyurmuştur: "Kim Kur'an okur ve içindekilerle amel ederse, anne ve babasına kıyamet gününde bir taç giydirilecektir." Onun ışığı, dünya evlerindeki güneşin ışığından daha iyidir. Eğer aranızda olsaydı bunu yapan hakkında ne düşünüyorsunuz? . Ahmed ve Ebu Davud'un rivayet ettiği
31
Mişkat el-Masabih # 8/2140
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «لَوْ جُعِلَ الْقُرْآنُ فِي إِهَابٍ ثُمَّ أُلْقِيَ فِي النَّار مَا احْتَرَقَ» . رَوَاهُ الدَّارمِيّ
Ukbe bin Amir'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Kur'an bir bezin üzerine konulsa ve ateşe atılsa yanmaz." . Ed-Darimi'nin rivayet ettiği
32
Mişkat el-Masabih # 8/2141
وَعَنْ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ فَاسْتَظْهَرَهُ فَأَحَلَّ حَلَالَهُ وَحَرَّمَ حَرَامَهُ أَدْخَلَهُ اللَّهُ بِهِ الْجَنَّةَ وَشَفَّعَهُ فِي عَشَرَةٍ مِنْ أَهْلِ بَيْتِهِ كُلِّهِمْ قَدْ وَجَبَتْ لَهُ النَّارُ. رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِيُّ وَابْنُ مَاجَهْ وَالدَّارِمِيُّ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ غَرِيب وَحَفْص بن سُلَيْمَان الرَّاوِي لَيْسَ هُوَ بِالْقَوِيِّ يَضْعُفُ فِي الْحَدِيثِ
Ali bin Ebi Talib'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin), şöyle dedi: "Kim Kur'an'ı okur ve ezberlerse, okuması ona caiz olur." Haram olanı da haram kıldı, Allah onu cennete koydu ve ailesinden on kişiye şefaat ettirdi, hepsi de cehenneme gidecekti. Ahmed, Tirmizî, İbn Mâce ve Dârimî'den rivayet edilmiştir ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu garip bir hadistir ve anlatıcı Hafs bin Süleyman da kuvvetli değildir. Hadislerde zayıftır.
33
Mişkat el-Masabih # 8/2142
Abū Huraira said
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم قَالَ لِأُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ: «كَيْفَ تَقْرَأُ فِي الصَّلَاةِ؟» فَقَرَأَ أُمَّ الْقُرْآنِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا أنزلت فِي التَّوْرَاة وَلَا فِي الْإِنْجِيل وَلَا فِي الزبُور وَلَا فِي الْفرْقَان مِثْلُهَا وَإِنَّهَا سَبْعٌ مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنُ الْعَظِيمُ الَّذِي أُعْطِيتُهُ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَرَوَى الدَّارِمِيُّ مِنْ قَوْلِهِ: «مَا أُنْزِلَتْ» وَلَمْ يَذْكُرْ أُبَيُّ بْنُ كَعْبٍ. وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) Ubeyy bin Ka'b'a şöyle dedi: "Namazda nasıl okursun?" Sonra Kur'an-ı Kerim'i okudu ve Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) şöyle dedi: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, o, ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebur'da, ne de Furkan'da indirilmiştir ve o, tekrarlanan Kur'an'dan ve bana verilen Büyük Kur'an'dan yedisidir." Tirmizî rivayet etmiştir ve Darimi şöyle rivayet etmiştir: "İnşa edilmemiştir" ve Ubeyy bin Ka'b'dan söz etmemiştir. Tirmizi şöyle dedi: Bu hasen ve sahih bir hadistir.
34
Mişkat el-Masabih # 8/2143
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ فَاقْرَءُوهُ فَإِن مثل الْقُرْآن لمن تعلم وَقَامَ بِهِ كَمثل جراب محشو مسكا يفوح رِيحُهُ كُلَّ مَكَانٍ وَمَثَلُ مَنْ تَعَلَّمَهُ فَرَقَدَ وَهُوَ فِي جَوْفِهِ كَمَثَلِ جِرَابٍ أُوكِئَ عَلَى مسك» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ وَالنَّسَائِيّ وَابْن مَاجَه
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur'an'ı öğrenin, sonra okuyun. Kur'an'ın, onu öğrenip uygulayana benzemesi, misk dolu, kokusu yayılan bir çuval gibidir. Her yer ve onu öğrenenin örneğidir ve o, üzerine yaslanılan bir çorap gibi onun içinde uyuyakalmıştır." Tirmizî En-Nesâî ve İbn Mâce'den rivayet edilmiştir.
35
Mişkat el-Masabih # 8/2144
He Reported God's Messenger As Saying
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ قَرَأَ (حم)
الْمُؤْمِنَ إِلَى (إِلَيْهِ الْمَصِيرُ)
وَآيَةَ الْكُرْسِيِّ حِينَ يُصْبِحُ حُفِظَ بِهِمَا حَتَّى يُمْسِيَ. وَمَنْ قَرَأَ بِهِمَا حِينَ يُمْسِي حُفِظَ بهما حَتَّى يصبح ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ والدرامي وَقَالَ التِّرْمِذِيّ هَذَا حَدِيث غَرِيب
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin), şöyle dedi: Kim (Ham) okursa mü'min (son varış yeri onadır) korunur ve sabah Arş ayeti akşama kadar onlarda tutuldu. Kim bunları akşam okursa sabaha kadar onlar tarafından ezberlenir.” Tirmizi ve Derami'den rivayet edilmiştir ve şöyle demiştir: Tirmizi: Bu garip bir hadistir
36
Mişkat el-Masabih # 8/2145
Nu'mān B. Bashīr
وَعَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللَّهَ كتب كتابا قبل أَن يخلق السَّمَوَات وَالْأَرْضَ بِأَلْفَيْ عَامٍ أَنْزَلَ مِنْهُ آيَتَيْنِ خَتَمَ بِهِمَا سُورَةَ الْبَقَرَةِ وَلَا تُقْرَآنِ فِي دَارٍ ثَلَاثَ لَيَالٍ فَيَقْرَبَهَا الشَّيْطَانُ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ غَرِيب
Numan bin Beşir'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri yaratmadan iki bin yıl önce bir kitap yazdı ve ondan Bakara suresinin bittiği iki ayet indirdi; bunlar hiçbir evde üç gece okunmaz, sonra şeytan onlara yaklaşır." Tirmizî ed-Darimi ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu garip bir hadistir.
37
Mişkat el-Masabih # 8/2146
وَعَن أبي الدَّرْدَاء قَالَ ك قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ قَرَأَ ثَلَاثَ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ الْكَهْفِ عُصِمَ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَقَالَ: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ
Ebu'd-Derdâ'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim mağaranın başından itibaren üç ayet okursa, Deccal'in fitnesinden korunur." Tirmizî anlatıyor: Bu hasen ve sahih bir hadistir.
38
Mişkat el-Masabih # 8/2147
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ لِكُلِّ شَيْءٍ قَلْبًا وَقَلْبُ الْقُرْآنِ (يس)
وَمَنْ قَرَأَ (يس)
كَتَبَ اللَّهُ لَهُ بِقِرَاءَتِهَا قِرَاءَةَ الْقُرْآنِ عَشْرَ مَرَّاتٍ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ هَذَا حَدِيثٌ غَرِيب
Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve huzur versin, şöyle dedi: "Şüphesiz her şeyin bir kalbi vardır ve Kur'an'ın kalbi (Yasin) Ve kim (Yasin) okursa Allah ona, Kur'an'ı okuyarak on defa okumasını farz kılmıştır." Bu hadisi Tirmizî ve Darimi rivayet etmiş ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu garip bir hadistir.
39
Mişkat el-Masabih # 8/2148
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَرَأَ (طه)
و (يس)
قبل أَن يخلق السَّمَوَات وَالْأَرْضَ بِأَلْفِ عَامٍ فَلَمَّا سَمِعَتِ الْمَلَائِكَةُ الْقُرْآنَ قَالَتْ طُوبَى لِأُمَّةٍ يَنْزِلُ هَذَا عَلَيْهَا وَطُوبَى لِأَجْوَافٍ تَحْمِلُ هَذَا وَطُوبَى لِأَلْسِنَةٍ تَتَكَلَّمُ بِهَذَا» . رَوَاهُ الدَّارمِيّ
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri bin ile yaratmadan önce (Taha) ve (Yasin)'i okudu. Bir yıl melekler Kur'an'ı işitince şöyle dediler: "Bu, üzerine inen ümmet ne mutlu, bunu taşıyan bedenler ne mutlu ve bunu taşıyan ümmetler ne mutlu." Çünkü diller bunları konuşur.” Ed-Darimi'nin rivayet ettiği
40
Mişkat el-Masabih # 8/2149
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ قَرَأَ (حم)
الدُّخَانِ فِي لَيْلَةٍ أَصْبَحَ يَسْتَغْفِرُ لَهُ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَقَالَ: هَذَا حَدِيث غَرِيب وَعمر بن أبي خَثْعَمٍ الرَّاوِي يُضَعَّفُ وَقَالَ مُحَمَّدٌ يَعْنِي الْبُخَارِيَّ هُوَ مُنكر الحَدِيث
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kim sabahleyin duman okursa kendisi için mağfiret diler." Yetmiş bin melek. Tirmizî bunu anlattı ve şöyle dedi: Bu garip bir hadistir ve anlatıcı Ömer bin Ebî Hat'am zayıftır ve Muhammed şöyle demiştir: Bu, Buhari'nin hadis inkarcısı olduğu anlamına gelir.
41
Mişkat el-Masabih # 8/2150
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ قَرَأَ (حم)
الدُّخَانِ فِي لَيْلَةِ الْجُمْعَةِ غُفِرَ لَهُ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَقَالَ: هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ وَهِشَام أَبُو الْمِقْدَام الرَّاوِي يضعف
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kim (Ham) okursa Cuma gecesi sigara içtiği için affedilecek.” Tirmizi bunu rivayet etti ve şöyle dedi: Bu garip bir hadistir ve ravi olan Hişam Ebu'l-Mikdam zayıftır.
42
Mişkat el-Masabih # 8/2152
وَعَنِ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقْرَأُ الْمُسَبِّحَاتِ قَبْلَ أَنْ يَرْقُدَ يَقُولُ: «إِنَّ فِيهِنَّ آيَةٌ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ آيَةٍ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَأَبُو دَاوُدَ.
وَرَوَاهُ الدَّارِمِيُّ عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ مُرْسَلًا.
وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ
İrbad bin Sariye'den rivayete göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yatmadan önce tesbih okurdu ve şöyle derdi: "Onlarda bin ayetten daha hayırlı bir ayet vardır. Tirmizi ve Ebu Davud rivayet etmiştir. Bu, Halid bin Ma'dan'dan mürsel olarak Darimi tarafından rivayet edilmiştir. Tirmizi şöyle demiştir: Bu güzel ve tuhaf bir hadistir.
43
Mişkat el-Masabih # 8/2153
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " إِنَّ سُورَةً فِي الْقُرْآنِ ثَلَاثُونَ آيَةً شَفَعَتْ لِرَجُلٍ حَتَّى غُفِرَ لَهُ وَهِيَ: (تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ)
رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِيُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَالنَّسَائِيُّ وَابْنُ مَاجَه
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Kur'an'da, bağışlanıncaya kadar insana şefaat eden otuz ayet vardır." O'nun içindir ve öyledir: (Hükümranlık elinde olan Allah ne yücedir) Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Nesa'i ve İbn Mâce rivayet etmiştir.
44
Mişkat el-Masabih # 8/2154
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: ضَرَبَ بَعْضِ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خِبَاءَهُ عَلَى قَبْرٍ وَهُوَ لَا يَحْسَبُ أَنَّهُ قَبْرٌ فَإِذَا فِيهِ إِنْسَان يَقْرَأُ سُورَةَ (تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ)
حَتَّى خَتَمَهَا فَأَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «هِيَ الْمَانِعَةُ هِيَ الْمُنْجِيَةُ تُنْجِيهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْر» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ وَقَالَ: هَذَا حَدِيث غَرِيب
İbni Abbas'tan rivayetle şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in ashabından bazıları, Allah onu salat ve selam etsin, çadırını, onun kabir olduğunu düşünmeden bir kabrin üzerine kurdular ve işte o, onun içindeydi. Bir adam, Sûresi'ni bitirinceye kadar (Hükümranlık elinde olan Allah mübarektir) okudu. Daha sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına gelip durumu haber verdi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "O, koruyucudur, kurtarıcıdır, onu kabir azabından kurtarır." Bunu Tirmizi rivayet etti ve şöyle dedi: Bu garip bir hadistir.
45
Mişkat el-Masabih # 8/2155
وَعَنْ جَابِرٌ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ لَا يَنَامُ حَتَّى يَقْرَأَ: (آلم تَنْزِيل)
و (تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ)
رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ
وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ. وَكَذَا فِي شرح السّنة. وَفِي المصابيح
Ve Cabir'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şu duayı okumadan uyumazdı: (Alam Vahiy) Ve (Hükümranlık elinde olan Allah ne yücedir) Ahmed, Tirmizî ve Darimi'nin rivayet ettiği Tirmizi şöyle dedi: Bu sahih bir hadistir. Aynı şey sünnetin açıklanması için de geçerlidir. Ve lambaların içinde
46
Mişkat el-Masabih # 8/2156
وَعَن ابْن عَبَّاس وَأنس بن مَالك رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ قَالَا: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: (إِذا زلزلت)
تعدل نصف الْقُرْآن (قل هُوَ الله أحد)
تعدل ثلث الْقُرْآن و (قل يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ)
تَعْدِلُ رُبْعَ الْقُرْآنِ ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
İbni Abbas ve Enes bin Malik (Allah onlardan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dediler: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: (Deprem yaptığımda) Kur'an'ın yarısına denktir (De ki: O, Allah'tır, birdir) Bu, Kur'an'ın üçte birine denktir ve (De ki, ey kâfirler) Kur’an’ın dörtte birine denktir.” Tirmizî'nin rivayet ettiği
47
Mişkat el-Masabih # 8/2157
وَعَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:
" مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ: أَعُوذُ بِاللَّهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ فَقَرَأَ ثَلَاثَ آيَاتٍ مِنْ آخِرِ سُورَةِ (الْحَشْرِ)
وَكَّلَ اللَّهُ بِهِ سَبْعِينَ أَلْفَ مَلَكٍ يُصَلُّونَ عَلَيْهِ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِنْ مَاتَ فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ مَاتَ شَهِيدًا. وَمَنْ قَالَهَا حِينَ يُمْسِي كَانَ بِتِلْكَ الْمَنْزِلَةِ ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ. وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ
Maqil bin Yesar'dan, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle şöyle buyurmuştur: "Kim sabahleyin üç defa: Şeytanın şerrinden, her şeyi işiten, her şeyi bilen Allah'a sığınırım." derse, buyurdu. Lanetli olan. Haşr Suresi'nin son ayetinden üç ayet okudu ve Allah ona, akşama kadar kendisine dua etmesi için yetmiş bin melek emanet etti. Ve eğer o gün ölürse şehit olarak ölmüş demektir. Kim bunu akşam söylerse o durumda olur.” Tirmizi ve Darimi rivayet etmiştir. Tirmizi şöyle dedi: Bu garip bir hadistir.
48
Mişkat el-Masabih # 8/2158
وَعَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ قَرَأَ كُلَّ يَوْمٍ مِائَتَيْ مَرَّةٍ (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ)
مُحِيَ عَنْهُ ذُنُوبُ خَمْسِينَ سَنَةً إِلَّا أَنْ يَكُونَ عَلَيْهِ دَيْنٌ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ وَفِي رِوَايَتِهِ «خَمْسِينَ مَرَّةٍ» وَلَمْ يَذْكُرْ «إِلَّا أَنْ يَكُونَ عَلَيْهِ دين»
Enes'ten, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle şöyle buyurmuştur: "Kim her gün iki yüz defa Kul Huva Allahu Ehad'ı okursa, ondan elli yıllık günahları silinir." Borcu olmadığı sürece." Bu hadisi Tirmizî ve Darimi rivayet etmiş ve rivayetinde "elli defa" rivayet etmiş ve "Onun bir borcu vardır" dışında bir söz etmemiştir.
49
Mişkat el-Masabih # 8/2159
وَعَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" مِنْ أَرَادَ أَنْ يَنَامَ عَلَى فِرَاشِهِ فَنَامَ عَلَى يَمِينِهِ ثُمَّ قَرَأَ مِائَةَ مَرَّةٍ (قل هُوَ الله أحد)
إِذا كَانَ يَوْم الْقِيَامَةِ يَقُولُ لَهُ الرَّبُّ: يَا عَبْدِي ادْخُلْ عَلَى يَمِينِكَ الْجَنَّةَ ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَقَالَ: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ
Enes'ten rivayete göre, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle: "Kim yatağında uyumak ister, sağ tarafına yatar, sonra yüz defa "Hüve Allahu Ehad de" derse, kıyamet günü Rabbi ona: Ey kulum, cennete sağ elinden gir der." Tirmizî anlatıyor: Bu hasen bir hadistir. garip
50
Mişkat el-Masabih # 8/2160
Abū Huraira said
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَمِعَ رَجُلًا يَقْرَأُ (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ)
فَقَالَ: «وَجَبَتْ» قُلْتُ: وَمَا وَجَبَتْ؟ قَالَ: «الْجنَّة» . رَوَاهُ مَالك وَالتِّرْمِذِيّ وَالنَّسَائِيّ
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir adamın (De ki: O, Allah'tır, birdir) okuduğunu işitmiştir. "Vardır" dedi. Dedim ki: Farz nedir? “Cennet” dedi. Malik, Tirmizî ve Nesâî'nin rivayet ettiği