Bölüm 2: Taharet
Bölümlere Dön
83 Hadis
01
Mişkat el-Masabih # 2/259
Al-Bara' Bin 'azib
وَعَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «هَلْ تَدْرُونَ مَنْ أَجْوَدُ جُودًا؟» قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: «اللَّهُ تَعَالَى أَجْوَدُ جُودًا ثُمَّ أَنَا أَجْوَدُ بَنِي آدَمَ وَأَجْوَدُهُمْ مِنْ بَعْدِي رَجُلٌ عَلِمَ عِلْمًا فَنَشَرَهُ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَمِيرًا وَحده أَو قَالَ أمة وَحده»
Cabir, Muaz b. Cebel, Peygamberimizle birlikte namaz kılar, sonra gelip kavmine namaz kıldırırdı. Bir gece Peygamberimizle birlikte akşam namazını kıldı, sonra kavminin yanına gelerek onlara Bakara Suresi'nden başlayarak namaz kıldırdı. Adamın biri yana döndü, selam verdi, sonra tek başına namaz kıldı ve oradan ayrıldı. İnsanlar ona, "Sen münafık falan mı oldun?" dediler. O da şöyle cevap verdi: Allah'a yemin ederim ki bilmiyorum ama mutlaka Allah'ın Resulü'ne gidip ona anlatacağım. Bunun üzerine yanına giderek şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, biz gündüzleri sulamak ve çalışmak için kullanılan develere bakarız. Akşam namazını seninle kıldıktan sonra Muaz geldi ve Bakara suresine başladı.” Bunun üzerine Resûl-i Ekrem, Muaz'a yaklaştı ve şöyle dedi: "Sen belalı mısın Muaz? 'Güneşe ve onun sabah aydınlığına,2' Sabah aydınlığına,3 'Günün karanlığını kaplayan geceye'4 ve 'En yüce Rabbinin ismini tesbih et'.5'i oku. 1. Kur'an; Kur'an'ın en uzun suresi 2. 2. Kur'an; 91 3. Kur'an; 93. 4. Kur'an; 92. 5. Kur'an; 87. (Buhari ve Müslim.)
02
Mişkat el-Masabih # 2/260
Abdullah ibn Umar (RA)
وَعَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:
" مَنْهُومَانِ لَا يَشْبَعَانِ: مَنْهُومٌ فِي الْعِلْمِ لَا يَشْبَعُ مِنْهُ وَمَنْهُومٌ فِي الدُّنْيَا لَا يَشْبَعُ مِنْهَا «. رَوَى الْبَيْهَقِيُّ الْأَحَادِيثَ الثَّلَاثَةَ فِي» شُعَبِ الْإِيمَانِ " وَقَالَ: قَالَ الْإِمَامُ أَحْمَدُ فِي حَدِيثِ أَبِي الدَّرْدَاءِ: هَذَا مَتْنٌ مَشْهُورٌ فِيمَا بَين النَّاس وَلَيْسَ لَهُ إِسْنَاد صَحِيح
El-Bera', Peygamber Efendimiz'in akşam namazında "İncire ve zeytine andolsun"* duasını okuduğunu duyduğunu ve bundan daha güzel sesli bir kimseyi duymadığını söyledi. *Kur'an; 95. (Buhari ve Müslim.)
03
Mişkat el-Masabih # 2/261
Enes b. Mâlik (r.a.)
عَن عَوْنٍ قَالَ: قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ: مَنْهُومَانِ لَا يَشْبَعَانِ صَاحِبُ الْعِلْمِ وَصَاحِبُ الدُّنْيَا وَلَا يَسْتَوِيَانِ أَمَّا صَاحِبُ الْعِلْمِ فَيَزْدَادُ رِضًى لِلرَّحْمَنِ وَأَمَّا صَاحِبُ الدُّنْيَا فَيَتَمَادَى فِي الطُّغْيَانِ. ثُمَّ قَرَأَ عَبْدُ اللَّهِ (كَلَّا إِنَّ الْإِنْسَانَ لَيَطْغَى أَنْ رَآهُ اسْتَغْنَى)
قَالَ وَقَالَ الْآخَرُ (إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عباده الْعلمَاء. رَوَاهُ الدَّارمِيّ
Cabir b. Samura, Peygamber Efendimiz sabah namazında “Kâf. Şanlı Kuran'a * ve benzer uzunlukta bir pasaja andolsun ve daha sonra namazı kısaldı. *Kur'ân -ı Kerim; 50. Müslüman iletti.
04
Mişkat el-Masabih # 2/262
Hz. Ömer (r.a.)
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم قَالَ:
" إِنَّ أُنَاسًا مِنْ أُمَّتِي سَيَتَفَقَّهُونَ فِي الدِّينِ ويقرءون الْقُرْآن يَقُولُونَ نَأْتِي الْأُمَرَاءَ فَنُصِيبُ مِنْ دُنْيَاهُمْ وَنَعْتَزِلُهُمْ بِدِينِنَا وَلَا يَكُونُ ذَلِكَ كَمَا لَا يُجْتَنَى مِنَ الْقَتَادِ إِلَّا الشَّوْكُ كَذَلِكَ لَا يُجْتَنَى مِنْ قُرْبِهِمْ إِلَّا - قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ: كَأَنَّهُ يَعْنِي - الْخَطَايَا ". رَوَاهُ ابْن مَاجَه
‘Amr b. Huraith, Peygamberin şafak namazında okuduğunu duyduğunu söyledi, “Kaybolduğu zaman geceye yemin olsun .”* *Kur'an; 81:17 Müslüman iletti.
05
Mişkat el-Masabih # 2/263
Abdullah bin el-Sa'ib (RA)
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ قَالَ: صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الصُّبْحَ بِمَكَّةَ فَاسْتَفْتَحَ سُورَةَ (الْمُؤْمِنِينَ)
حَتَّى جَاءَ ذِكْرُ مُوسَى وَهَارُونَ أَوْ ذِكْرُ عِيسَى أَخَذَتِ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَعْلَةٌ فَرَكَعَ. رَوَاهُ مُسلم
Abdullah bin es-Sa'ib'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'de sabah namazında bize dua etti ve Mü'minin suresini açtı. Musa ve Harun'un zikri veya İsa'nın zikri gelinceye kadar, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), öksürdü ve eğildi. Müslim'in anlattığı
06
Mişkat el-Masabih # 2/264
Abdullah Bin Mas'ud
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: لَوْ أَنَّ أَهْلَ الْعِلْمِ صَانُوا الْعِلْمَ وَوَضَعُوهُ عِنْدَ أَهْلِهِ لَسَادُوا بِهِ أَهْلَ زَمَانِهِمْ وَلَكِنَّهُمْ بَذَلُوهُ لِأَهْلِ الدُّنْيَا لِيَنَالُوا بِهِ مِنْ دُنْيَاهُمْ فَهَانُوا عَلَيْهِمْ سَمِعْتُ نَبِيَّكُمْ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ جَعَلَ الْهُمُومَ هَمًّا وَاحِدًا هَمَّ آخِرَتِهِ كَفَاهُ اللَّهُ هَمَّ دُنْيَاهُ وَمَنْ تَشَعَّبَتْ بِهِ الْهُمُومُ فِي أَحْوَالِ الدُّنْيَا لَمْ يُبَالِ اللَّهُ فِي أَيِّ أَوْدِيَتِهَا هَلَكَ» . رَوَاهُ ابْنُ مَاجَه
وَرَوَاهُ الْبَيْهَقِيُّ فِي شُعَبِ الْإِيمَانِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِنْ قَوْلِهِ: «مَنْ جَعَلَ الْهُمُومَ» إِلَى آخِره
Ebu Hureyre, Peygamber'in Cuma günü sabah namazında A.L.M okuduğunu söyledi. Birinci rekatta Tenzil1, ikinci rekatta ise “İnsan mı geldi?”2 1. Kur'an; 32. 2. Kur'an; 76. (Buhari ve Müslim.)
07
Mişkat el-Masabih # 2/265
Ubaidallah b. Abu Rafi' (RA)
وَعَنِ الْأَعْمَشِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «آفَةُ الْعِلْمِ النِّسْيَانُ وَإِضَاعَتُهُ أَنْ تُحَدِّثَ بِهِ غَيْرَ أَهْلِهِ» . رَوَاهُ الدَّارِمِيُّ مُرْسلا
Mervan, Ebu Hureyre'yi Medine'ye vali olarak atadı ve Mekke'ye gitti. Ebu Hureyre bize cuma namazını kıldırdı ve ilk secdede Cuma suresini, son secdede ise "Münafıklar sana geldikleri zaman"2 suresini okudu ve "Cuma günü Resûlullah'ın bunları okuduğunu duydum" dedi. 1. Kur'an-ı Kerim, 62, birinci rekatta okunur, metinde secde ile kastedilen budur. 2. Kur'an, 63. Müslim bunu aktardı.
08
Mişkat el-Masabih # 2/266
Tabeee A'mash (RA)
وَعَنْ سُفْيَانَ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ لِكَعْبٍ: مَنْ أَرْبَابُ الْعِلْمِ؟ قَالَ: الَّذِي يَعْمَلُونَ بِمَا يَعْلَمُونَ. قَالَ: فَمَا أَخْرَجَ الْعِلْمَ مِنْ قُلُوبِ الْعُلَمَاءِ؟ قَالَ الطَّمَعُ. رَوَاهُ الدَّارِمِيُّ
En-Nu'man b. Beşir, Allah Resulü'nün iki bayramda1 ve Cuma günü "En yüce Rabbinin adını tesbih et",2 ve "Büyük olayın hikayesi sana ulaştı mı?"3 okuduğunu söyledi. Bir bayram ile cuma çakıştığında her ikisini de iki namazda okuduğunu söyledi. 1. Ramazan ayının sonunda Ramazan Bayramı ve Zilhicce'nin 10'uncu günü kurbanların kesildiği Kurban Bayramı. Birincisine daha küçük, ikincisine daha büyük denir. 2. Kur'an; 87. 3. Kur'an, 88. Müslim bunu aktardı.
09
Mişkat el-Masabih # 2/267
Ebu Mes'ud el-Ensari (RA)
وَعَن الْأَحْوَص بن حَكِيم عَنْ أَبِيهِ قَالَ: سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ صَلَّى الله عَلَيْهِ سلم عَنِ الشَّرِّ فَقَالَ: «لَا تَسْأَلُونِي عَنِ الشَّرِّ وَسَلُونِي عَنِ الْخَيْرِ» يَقُولُهَا ثَلَاثًا ثُمَّ قَالَ: «أَلَا إِنَّ شَرَّ الشَّرِّ شِرَارُ الْعُلَمَاءِ وَإِنَّ خير الْخَيْر خِيَار الْعلمَاء» . رَوَاهُ الدَّارمِيّ
Ubeydullah şöyle dedi: Ömer b. el-Hattab, Ebu Vakıd el-Leysi'ye, Resûlullah'ın Kurban ve Ramazan Bayramı'nda ne okuduğunu sordu ve o, her ikisine de "Kaf. Yüce Kur'an'a andolsun"1 ve "Kıyamet yaklaştı."2 okuduğunu söyledi. 1. Kur'an; 50. 2. Kur'an, 54. Müslim bunu aktardı.
10
Mişkat el-Masabih # 2/198
Abdullah ibn Umar (RA)
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «بَلِّغُوا عَنِّي وَلَوْ آيَةً وَحَدِّثُوا عَنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَلَا حَرَجَ وَمَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
'Abdallah b. 'Abbas, Tanrı'nın elçisinin "Bir deri tabaklandığında saftır" dediğini duyduğunu söyledi. Muslim bunu aktardı.
10
Mişkat el-Masabih # 2/268
Ahvas ibn Hakim (RA)
وَعَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ قَالَ:
" إِنَّ مِنْ أَشَرِّ النَّاسِ عِنْدَ اللَّهِ مَنْزِلَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ: عَالِمٌ لَا ينْتَفع بِعِلْمِهِ ". رَوَاهُ الدَّارمِيّ
Ebu Hureyre, Resûlullah'ın sabah namazının her iki rekatında da "Söyleyin ey kâfirler"1 ve "Deyin ki O, Allah'tır, tek İlahtır." duasını okuduğunu söylemiştir. 1. Kur'an; 109. 2. Kur'an; 112. Müslim bunu aktardı.
11
Mişkat el-Masabih # 2/199
Ebu Malik el-Eş'ari (RA)
وَعَن سَمُرَة بن جُنْدُب وَالْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ قَالَا: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ حَدَّثَ عَنِّي بِحَدِيثٍ يَرَى أَنَّهُ كَذِبٌ فَهُوَ أَحَدُ الْكَاذِبِينَ» . رَوَاهُ مُسلم
Ayrıca Maimuna'nın kadın müşterisine bir koyunun sekadeh olarak verildiğini, ancak koyunun öldüğünü söyledi. Tanrı'nın elçisi geldi ve sordu: "Neden derisini alıp bronzlaştırmadın ve ondan iyi bir şey çıkarmadın?" Onlar, "Doğal bir ölümle öldü," diye yanıtladılar. Şöyle dedi: "Sadece onu yemek yasaktır. (Buhari ve Müslüman.)
11
Mişkat el-Masabih # 2/269
Ebu el-Darda' (RA)
وَعَن زِيَاد بن حدير قَالَ: قَالَ لِي عُمَرُ: هَلْ تَعْرِفُ مَا يَهْدِمُ الْإِسْلَامَ؟ قَالَ: قُلْتُ: لَا. قَالَ: يَهْدِمُهُ زَلَّةُ الْعَالِمِ وَجِدَالُ الْمُنَافِقِ بِالْكِتَابِ وَحُكْمُ الْأَئِمَّةِ المضلين ". رَوَاهُ الدِّرَامِي
İbd Abbas, Allah Resulü'nün sabah namazının her iki rekatında da "De ki: Biz Allah'a ve bize indirilene iman ettik"1 ve Al-i İmran'daki "Deyin, ey kitap ehli, bizimle sizin aranızda uzlaşın" ayetini okuduğunu söylemiştir. 1. Kur'an; 2:136 2. Kur'an; 3:64 Müslim bunu aktardı.
12
Mişkat el-Masabih # 2/200
Abdullah ibn Umar (RA)
وَعَنْ مُعَاوِيَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ يُرِدِ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ وَإِنَّمَا أَنَا قَاسِمٌ وَاللَّهِ يُعْطِي»
Peygamber'in eşi Sauda, "Bir koyunumuz öldü ve taze derisini tabakladık, sonra aşınana kadar içinde hurma demlemeye devam ettik." Buhari iletmiştir.
12
Mişkat el-Masabih # 2/270
Enes b. Mâlik (r.a.)
وَعَن الْحسن قَالَ: «الْعِلْمُ عِلْمَانِ فَعِلْمٌ فِي الْقَلْبِ فَذَاكَ الْعلم النافع وَعلم على اللِّسَان فَذَاك حُجَّةُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى ابْنِ آدَمَ» . رَوَاهُ الدَّارمِيّ
İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) namaza şöyle başlardı: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla." Tirmizî bunu nakletmiş ve bu hadisin isnadının tasdik edilmediğini söylemiştir.
13
Mişkat el-Masabih # 2/201
Lubaba Bint El-Harith
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «النَّاسُ مَعَادِنُ كَمَعَادِنِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ خِيَارُهُمْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ خِيَارُهُمْ فِي الْإِسْلَامِ إِذَا فَقِهُوا» . رَوَاهُ مُسلم
el-Hüseyin b. 'Ali Allah'ın elçisinin kucağında otururken su uzattı ve ben dedim: "Bir giysi giy ve alt giysisini bana yıkamam için ver," ama o da "Yıkanması gereken sadece kadının idrarıdır; Bir erkeğin idrarı serpilmelidir." Ahmed, Ebu Davud ve İbn Macah bunu iletmiştir. Abus Samh'dan Abu Dawud ve Nasa'i'nin bir versiyonunda, "Kızın idrarı yüzünden yıkanmalı, bir erkeğin idrarı yüzünden serpilmelidir." demiştir.
13
Mişkat el-Masabih # 2/271
Hasan (RA)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: «حَفِظْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وِعَاءَيْنِ فَأَمَّا أَحَدُهُمَا فَبَثَثْتُهُ فِيكُمْ وَأَمَّا الْآخَرُ فَلَوْ بَثَثْتُهُ قُطِعَ هَذَا الْبُلْعُومُ يَعْنِي مجْرى الطَّعَام» رَوَاهُ البُخَارِيّ
Wa'il b. Hujr, Resûlullah'ın "Senin gazaplandığın ve sapıklara değil" (Kur'an 1:7) ayetini okuduğunu ve bu kelimeyi uzatarak "Âmin" dediğini işittiğini söyledi. Tirmizî, Ebû Dâvûd, Darimi ve İbn Mâce rivayet etmişlerdir.
14
Mişkat el-Masabih # 2/202
Ebû Hüreyre (r.a.)
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " لَا حَسَدَ إِلَّا فِي اثْنَتَيْنِ رَجُلٍ آتَاهُ اللَّهُ مَالًا فَسَلَّطَهُ عَلَى هَلَكَتِهِ فِي الْحَقِّ وَرَجُلٍ آتَاهُ اللَّهُ الْحِكْمَة فَهُوَ يقْضِي بهَا وَيعلمهَا)
Ebu Hurere, Tanrı'nın elçisinin şöyle dediğini bildirdi: "Biriniz kirli bir şeyin üzerine çarılıyla bastığında, onu arındırmak için toprak kullanılmalıdır." Ebu Davud bunu aktardı ve İbn Macah'ın da benzer bir şeyi vardır.
14
Mişkat el-Masabih # 2/272
Ebu Zuhair el-Numairi (RA)
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: يَا أَيُّهَا النَّاسُ مَنْ عَلِمَ شَيْئًا فَلْيَقُلْ بِهِ وَمَنْ لَمْ يَعْلَمْ فَلْيَقُلِ اللَّهُ أعلم فَإِن من الْعلم أَن يَقُول لِمَا لَا تَعْلَمُ اللَّهُ أَعْلَمُ. قَالَ اللَّهُ تَعَالَى لِنَبِيِّهِ (قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنا من المتكلفين)
Bir gece Resûlullah'la birlikte yola çıktık ve ısrarla dua eden bir adamla karşılaştık. Peygamber (s.a.v.), "Mühürlediği takdirde garanti olan bir şey yapmış olur" buyurdu. Halktan biri mühür olarak ne kullanacağını sordu ve o da "Amin" diye cevap verdi. Ebu Davud bunu nakletti.
15
Mişkat el-Masabih # 2/203
Hz. Ali (r.a.)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةِ أَشْيَاءَ: صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ أوعلم ينْتَفع بِهِ أوولد صَالح يَدْعُو لَهُ)
رَوَاهُ مُسلم
Um Salama, bir kadının ona uzun eteği olduğunu ve kirli yerlerde yürüdüğünü söylediğini söyledi, bu yüzden Tanrı'nın elçisinin şöyle dediğini söyledi: "Ondan sonra gelen onu temizler." Malik, Ahmed, Tirmizhi, Ebu Davud ve Darimi bunu iletmiştir; son ikisi kadının İbrahim b. 'Abd ar-Rahman b. 'Auf'a ait bir um walad* olduğunu belirtmiştir. *Kelime anlamı: "bir erkek anne". Efendisine çocuk doğuran ve bu yüzden efendisi öldüğünde özgürlüğünü kazanan bir köle kadın için kullanılır.
15
Mişkat el-Masabih # 2/273
El-Muğira bin Şuba (RA)
وَعَنِ ابْنِ سِيرِينَ قَالَ: إِنَّ هَذَا الْعِلْمَ دِينٌ فَانْظُرُوا عَمَّنْ تَأْخُذُونَ دِينَكُمْ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Aişe, Resûlullah'ın gün batımı namazını A'raf suresini (Kur'an 7) iki rekat arasında bölüştürerek kıldığını söyledi. Nasa'i bunu aktardı.
16
Mişkat el-Masabih # 2/204
Ebû Hüreyre (r.a.)
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمِنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ. وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ وَمَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ بِهِ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ وَمَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إِلَّا نَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ وَحَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ وَمَنْ بَطَّأَ بِهِ عَمَلُهُ لَمْ يُسْرِعْ بِهِ نسبه» . رَوَاهُ مُسلم
Al-Miqdam b. Ma'dikarib, Tanrı'nın elçisinin yırtıcı hayvanların derilerini giymeyi ve eyerlerde kullanmayı yasakladığını söyledi. Ebu Dawud ve Nasa'i bunu iletmiştir.
16
Mişkat el-Masabih # 2/274
Uqba bin Amir (RA)
وَعَن حُذَيْفَة قَالَ: يَا مَعْشَرَ الْقُرَّاءِ اسْتَقِيمُوا فَقَدْ سَبَقْتُمْ سَبْقًا بَعِيدًا وَإِنْ أُخِذْتُمْ يَمِينًا وَشِمَالًا لَقَدْ ضللتم ضلالا بَعيدا. رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ben Resûlullah'ın dişi devesini onun için yolculukta yürüttüğümde bana şöyle dedi: "Sana okunacak en güzel iki sure olan Ukbe'yi öğreteyim mi?" Sonra bana “De ki, sabahın Rabbine sığınırım” ve “De ki, insanların Rabbine sığınırım” (Kuran; 113-114) diye öğretti. Onlardan pek memnun olmadığımı görünce sabah namazı için indiğinde onları sabah namazını kıldırmak için kullandı ve bitirince bana dönerek, "Onları şimdi nasıl buldun Ukbe?" dedi. Ahmed, Ebu Davud ve Nesa'i naklettiler.
17
Mişkat el-Masabih # 2/205
Ebû Hüreyre (r.a.)
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: «إِن أول النَّاس يقْضى عَلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ رَجُلٌ اسْتُشْهِدَ فَأُتِيَ بِهِ فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ فَعَرَفَهَا قَالَ فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا؟ قَالَ قَاتَلْتُ فِيكَ حَتَّى اسْتُشْهِدْتُ قَالَ كَذَبْتَ وَلَكِنَّكَ قَاتَلْتَ لِأَنْ يُقَالَ جَرِيءٌ فَقَدْ قِيلَ ثُمَّ أَمر بِهِ فسحب على وَجهه حَتَّى ألقِي فِي النَّارِ وَرَجُلٌ تَعَلَّمَ الْعِلْمَ وَعَلَّمَهُ وَقَرَأَ الْقُرْآنَ فَأُتِيَ بِهِ فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ فَعَرَفَهَا قَالَ فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا قَالَ تَعَلَّمْتُ الْعِلْمَ وَعَلَّمْتُهُ وَقَرَأْتُ فِيكَ الْقُرْآنَ قَالَ كَذَبْتَ وَلَكِنَّكَ تَعَلَّمْتَ الْعلم ليقال عَالِمٌ وَقَرَأْتَ الْقُرْآنَ لِيُقَالَ هُوَ قَارِئٌ فَقَدْ قِيلَ ثُمَّ أُمِرَ بِهِ فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ حَتَّى أُلْقِيَ فِي النَّارِ وَرَجُلٌ وَسَّعَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَعْطَاهُ مِنْ أَصْنَافِ الْمَالِ كُلِّهِ فَأُتِيَ بِهِ فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ فَعَرَفَهَا قَالَ فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا؟ قَالَ مَا تَرَكْتُ مِنْ سَبِيلٍ تُحِبُّ أَنْ يُنْفَقَ فِيهَا إِلَّا أَنْفَقْتُ فِيهَا لَكَ قَالَ كَذَبْتَ وَلَكِنَّكَ فَعَلْتَ لِيُقَالَ هُوَ جَوَادٌ فَقَدْ قِيلَ ثُمَّ أُمِرَ بِهِ فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ ثُمَّ أُلْقِيَ فِي النَّارِ» . رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Abul Malih b. Usama, babasının Peygamber'in yırtıcı hayvanların derilerinin kullanılmasını yasakladığını söylediğini aktardı. Ahmed, Abu Dawud ve Nasa'i bunu aktardı; Tirmidhi ve Darimi ise bunların halı olarak kullanılabileceğini ekledi.
17
Mişkat el-Masabih # 2/275
Hz. Ali (r.a.)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ جُبِّ الْحَزَنِ» قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا جُبُّ الْحَزَنِ؟ قَالَ: «وَادٍ فِي جَهَنَّمَ تَتَعَوَّذُ مِنْهُ جَهَنَّم كل يَوْم أَرْبَعمِائَة مرّة» . قُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَنْ يَدْخُلُهَا قَالَ: «الْقُرَّاءُ الْمُرَاءُونَ بِأَعْمَالِهِمْ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَكَذَا ابْنُ مَاجَهْ وَزَادَ فِيهِ: «وَإِنَّ مِنْ أَبْغَضِ الْقُرَّاءِ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى الَّذِينَ يَزُورُونَ الْأُمَرَاءَ» . قَالَ الْمُحَارِبِيُّ: يَعْنِي الجورة
Cabir b. Samura, Peygamber Efendimiz'in perşembe akşamı gün batımı namazında "Söyleyin ey kâfirler"1 ve "Deyin ki, O, Allah'tır, tek İlahtır."2 duasını okuduğunu söyledi. 1. Kur'an; 109 2. Kur'an; 112 Şerh-i sünnette nakletmiş; ve İbn Mâce bunu İbn Ömer'den nakletti, ancak Perşembe akşamı bahsetmedi.
18
Mişkat el-Masabih # 2/206
Ebû Hüreyre (r.a.)
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللَّهَ لَا يَقْبِضُ الْعِلْمَ انْتِزَاعًا يَنْتَزِعُهُ مِنَ الْعِبَادِ وَلَكِنْ يَقْبِضُ الْعِلْمَ بِقَبْضِ الْعُلَمَاءِ حَتَّى إِذَا لَمْ يُبْقِ عَالِمًا اتَّخَذَ النَّاسُ رُءُوسًا جُهَّالًا فَسُئِلُوا فَأَفْتَوْا بِغَيْرِ عِلْمٍ فضلوا وأضلوا»
Ebul Malih, yırtıcı hayvanların derileri için ödeme yapılmasını onaylamadığını ifade etti.* *Bu hadisin kaynağı belirtilmemiş ancak Şam nüshasının editörü belirtilmiştir. Mişkat, Tirmizi'nin bunu bir nota eklediğini söylüyor.
18
Mişkat el-Masabih # 2/276
Abdullah Bin Mas'ud
وَعَنْ عَلِيٍّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يُوشِكُ أَنْ يَأْتِيَ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ لَا يَبْقَى مِنَ الْإِسْلَامِ إِلَّا اسْمُهُ وَلَا يَبْقَى مِنَ الْقُرْآنِ إِلَّا رَسْمُهُ مَسَاجِدُهُمْ عَامِرَةٌ وَهِيَ خَرَابٌ مِنَ الْهُدَى عُلَمَاؤُهُمْ شَرُّ مَنْ تَحْتَ أَدِيمِ السَّمَاءِ مِنْ عِنْدِهِمْ تَخْرُجُ الْفِتْنَةُ وَفِيهِمْ تَعُودُ» . رَوَاهُ الْبَيْهَقِيُّ فِي شُعَبِ الْإِيمَان
Resûlullah'ın, akşam namazından sonraki iki rekatta ve sabah namazından önceki iki rekatta, "Deyin, ey kâfirler" ve "Deyin ki, O, Allah'tır, tek İlahtır." Tirmizî bunu nakletmiş, İbn Mâce de bunu Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir, fakat o "gün batımı namazından sonra"dan söz etmemiştir.
19
Mişkat el-Masabih # 2/277
Cabir (RA)
وَعَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: مَا صَلَّيْتُ وَرَاءَ أَحَدٍ أَشْبَهَ صَلَاةً بِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ فلَان. قَالَ سُلَيْمَان: صَلَّيْتُ خَلْفَهُ فَكَانَ يُطِيلُ الرَّكْعَتَيْنِ الْأُولَيَيْنِ مِنَ الظّهْر ويخفف الْأُخْرَيَيْنِ ويخفف الْعَصْر وَيَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِقِصَارِ الْمُفَصَّلِ وَيَقْرَأُ فِي الْعِشَاءِ بِوَسَطِ الْمُفَصَّلِ وَيَقْرَأُ فِي الصُّبْحِ بِطِوَالِ الْمُفَصَّلِ. رَوَاهُ النَّسَائِيُّ وَرَوَى ابْنُ مَاجَهْ إِلَى ويخفف الْعَصْر
Süleyman b. Yaşar, Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini aktardı: "Ben, namazı falancanın namazından daha çok Resulullah'ın namazına benzeyen kimsenin arkasında namaz kılmadım." Süleyman, onun arkasında namaz kıldığını, öğle namazının ilk iki rek'atını uzattığını, son iki rek'atını kısalttığını, ikindi namazını kısalttığını, akşam namazında Mufassal'dan kısa sureler, akşam namazında Mufassal'dan orta sureler, sabah namazında ise Mufassal'dan uzun sureler okuduğunu söyledi. * Kur'an'ın son kısmına verilen bir isimdir çünkü necipler çoktur, fakat nerede başladığı konusunda görüşler farklıdır. Lane, Lexicon'un 2407 ve v. sayfalarında farklı görüşlere değinerek, en doğru görüşün surenin 49. sure ile başlaması olduğunu söylüyor. Nesa'i bunu aktardı ve İbn Mâce "ikindi namazının kısaltılması" konusuna değindi.
19
Mişkat el-Masabih # 2/207
He Said
وَعَن شَقِيق: كَانَ عبد الله يُذَكِّرُ النَّاسَ فِي كُلِّ خَمِيسٍ فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ لَوَدِدْتُ أَنَّكَ ذكرتنا كُلِّ يَوْمٍ قَالَ أَمَا إِنَّهُ يَمْنَعُنِي مِنْ ذَلِكَ أَنِّي أَكْرَهُ أَنْ أُمِلَّكُمْ وَإِنِّي أَتَخَوَّلُكُمْ بِالْمَوْعِظَةِ كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَخَوَّلُنَا بِهَا مَخَافَةَ السَّآمَةِ عَلَيْنَا
Abdullah b. Ukaim şöyle dedi: "Allah'ın elçisinin mektubu bize geldi ve doğal ölümle ölen bir hayvanın derisini veya sinirlerini kullanmamamızı söyledi." Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce bunu nakletmişlerdir.
20
Mişkat el-Masabih # 2/278
Ubada bin el-Samit (RA)
وَعَن زِيَاد بن لبيد قَالَ ذَكَرَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَيْئًا فَقَالَ: «ذَاكَ عِنْدَ أَوَانِ ذَهَابِ الْعِلْمِ» . قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَكَيْفَ يَذْهَبُ الْعِلْمُ وَنحن نَقْرَأ الْقُرْآن ونقرئه أبناءنا ويقرؤه ابناؤنا أَبْنَاءَهُم إِلَى يَوْم الْقِيَامَة قَالَ: «ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ زِيَادُ إِنْ كُنْتُ لَأُرَاكَ مِنْ أَفْقَهِ رَجُلٍ بِالْمَدِينَةِ أَوَلَيْسَ هَذِهِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى يَقْرَءُونَ التَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ لَا يَعْمَلُونَ بِشَيْءٍ مِمَّا فِيهِمَا» . رَوَاهُ أَحْمَدُ وَابْنُ مَاجَهْ وَرَوَى التِّرْمِذِيُّ عَنهُ نَحوه
وَكَذَا الدَّارمِيّ عَن أبي أُمَامَة
Sabah namazında Peygamber Efendimiz'in arkasındaydık, o bir pasaj okudu ama okumak ona zor geldi. Sonra bitirince, "Belki de imamının arkasında okuyorsundur?" dedi. Biz de "Evet ya Resulullah" dedik. "Sadece Fâtihatü'l-Kitab olduğu zaman yapın, zira kıraatına bunu katmayan kimse, namaz kılmış sayılmaz" buyurdu. Ebu Davud ve Tirmizi bunu nakletti ve Nesa'i'nin de aynı etkiye sahip bir şeyi var. Ebu Davud'un bir versiyonunda şöyle demiştir: "Bana ne oluyor da Kur'an benimle çelişiyor diye merak ediyorum. O halde, ben yüksek sesle okuduğumda Ümmü'l-Kur'an dışında Kur'an'dan hiçbir şey okumayın."
20
Mişkat el-Masabih # 2/208
Ebû Mûsâ el-Eş'ari (r.a.)
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا تَكَلَّمَ بِكَلِمَةٍ أَعَادَهَا ثَلَاثًا حَتَّى تُفْهَمَ عَنْهُ وَإِذَا أَتَى عَلَى قَوْمٍ فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ سَلَّمَ عَلَيْهِمْ ثَلَاثًا ". رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ
Aişe, Tanrı'nın elçisinin, doğal bir ölümle ölen hayvanların derilerinin bronzlaştıktan sonra kullanılmasını emrettiğini söyledi. Malik ve Ebu Davud iletti.
21
Mişkat el-Masabih # 2/209
Rafi Bin Khadij
عَن أبي مَسْعُود الْأَنْصَارِيِّ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ إِنِّي أُبْدِعَ بِي فَاحْمِلْنِي فَقَالَ مَا عِنْدِي فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا أَدُلُّهُ عَلَى مَنْ يَحْمِلُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ دَلَّ عَلَى خَيْرٍ فَلَهُ مثل أجر فَاعله» . رَوَاهُ مُسلم
Maimuna, bazı insanların eşek büyüklüğünde bir koyunu sürükleyerek Peygamber Efendimiz'in yanından geçtiğini söyledi. Allah'ın elçisi onlara, onun derisini neden kullanmadıklarını sordu ve onlar da ona onun doğal bir ölümle öldüğünü söylediklerinde, "Su ve mimoza flavasının* yaprakları onu arındırır" dedi. *Arapçası karazdır. yani mimoza çiçeğinin (salam) yaprakları tabaklama amacıyla kullanılırdı. Ahmed ve Ebu Davud bunu naklettiler.
21
Mişkat el-Masabih # 2/279
Abu Umamah
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «تَعَلَّمُوا الْعِلْمَ وَعَلِّمُوهُ النَّاسَ تَعَلَّمُوا الْفَرَائِضَ وَعَلِّمُوهَا النَّاسَ تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ وَعَلِّمُوهُ النَّاسَ فَإِنِّي امْرُؤٌ مَقْبُوضٌ وَالْعِلْمُ سَيُقْبَضُ وَتَظْهَرُ الْفِتَنُ حَتَّى يَخْتَلِفَ اثْنَانِ فِي فَرِيضَةٍ لَا يَجِدَانِ أَحَدًا يَفْصِلُ بَيْنَهُمَا» . رَوَاهُ الدَّارِمِيُّ وَالدَّارَقُطْنِيّ
Ebu Hureyre, Resûlullah'ın yüksek sesle okuduğu namazı bitirince, "Az önce sizden benimle birlikte okuyan var mı?" diye sorduğunu söyledi. Adamın biri, öyle cevap verince, "Kur'an konusunda benim neyle meşgul olacağımı merak ediyorum" dedi. İnsanların, Allah'ın Elçisi'nden bunu duyunca, onun namazlarda yüksek sesle okuduğu ayetleri onunla birlikte okumayı bıraktıklarını söyledi. Malik, Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesa'i bunu nakletti, İbn Mâce de benzer bir şeyi nakletti.
22
Mişkat el-Masabih # 2/210
Ebu Mes'ud el-Ensari (RA)
وَعَن جرير قَالَ: (كُنَّا فِي صدر النهارعند رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَجَاءَهُ قَوْمٌ عُرَاةٌ مُجْتَابِي النِّمَارِ أَوِ الْعَبَاءِ مُتَقَلِّدِي السُّيُوفِ عَامَّتُهُمْ مِنْ مُضَرَ بَلْ كُلُّهُمْ مِنْ مُضَرَ فَتَمَعَّرَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِمَا رَأَى بِهِمْ مِنَ الْفَاقَةِ فَدَخَلَ ثُمَّ خَرَجَ فَأَمَرَ بِلَالًا فَأَذَّنَ وَأَقَامَ فَصَلَّى ثُمَّ خَطَبَ فَقَالَ: (يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ)
إِلَى آخَرِ الْآيَةِ (إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رقيبا)
وَالْآيَةُ الَّتِي فِي الْحَشْرِ (اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ)
تَصَدَّقَ رَجُلٌ مِنْ دِينَارِهِ مِنْ دِرْهَمِهِ مِنْ ثَوْبِهِ مِنْ صَاعِ بُرِّهِ مِنْ صَاعِ تَمْرِهِ حَتَّى قَالَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ قَالَ فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ الْأَنْصَارِ بِصُرَّةٍ كَادَتْ كَفُّهُ تَعْجَزُ عَنْهَا بل قد عجزت قَالَ ثُمَّ تَتَابَعَ النَّاسُ حَتَّى رَأَيْتُ كَوْمَيْنِ مِنْ طَعَامٍ وَثِيَابٍ حَتَّى رَأَيْتُ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَهَلَّلُ كَأَنَّهُ مُذْهَبَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ سَنَّ فِي الْإِسْلَامِ سُنَّةً حَسَنَةً فَلَهُ أَجْرُهَا وَأَجْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا مِنْ بَعْدِهِ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أُجُورِهِمْ شَيْءٌ وَمَنْ سَنَّ فِي الْإِسْلَامِ سُنَّةً سَيِّئَةً كَانَ عَلَيْهِ وِزْرُهَا وَوِزْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا مِنْ بَعْدِهِ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أَوْزَارِهِمْ شَيْء» . رَوَاهُ مُسلم
Selma b. El-Muhabbik, Tebük seferinde Allah'ın elçisinin bir eve geldiğini ve asılı bir kovayı görünce su istediğini söyledi. Ona hayvanın doğal bir ölümle öldüğünü söylediler ama o, "Onun tabaklanması onun arınmasıdır" diye cevap verdi. Ahmed ve Ebu Davud bunu naklettiler.
22
Mişkat el-Masabih # 2/280
İbn Mes'ûd (r.a.)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَثَلُ عِلْمٍ لَا يُنْتَفَعُ بِهِ كَمَثَلِ كَنْزٍ لَا يُنْفَقُ مِنْهُ فِي سَبِيل الله» . رَوَاهُ الدَّارمِيّ
İbn Ömer ve el-Beyadi, Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Namaz kılan, Rabbiyle samimi bir şekilde konuşur, o halde bunu nasıl yaptığına dikkat etsin ve hiçbiriniz Kur'an'ı diğerlerinden daha yüksek sesle okumasın. Ahmed bunu aktardı.
23
Mişkat el-Masabih # 2/211
A Woman Of The B. Abd Al-Ashhal
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا تُقْتَلُ نَفْسٌ ظُلْمًا إِلَّا كَانَ عَلَى ابْنِ آدَمَ الْأَوَّلِ كِفْلٌ مِنْ دَمِهَا لِأَنَّهُ أَوَّلُ مَنْ سَنَّ الْقَتْلَ» . وَسَنَذْكُرُ حَدِيثَ مُعَاوِيَةَ: «لَا يَزَالُ مِنْ أُمَّتِي» فِي بَابِ ثَوَابِ هَذِهِ الْأُمَّةِ إِنْ شَاءَ الله تَعَالَى
Allah'ın elçisine camiye giden yolumuzun hoş olmayan bir kokuya sahip olduğunu söyledim ve yağmur yağdığında ne yapmamız gerektiğini sordum. Hücum kısmı geçildikten sonra daha temiz bir kısım var mı diye sordu, var dediğimde diğerini telafi ettiğini söyledi. Ebu Davud bunu nakletti.
24
Mişkat el-Masabih # 2/212
Abdullah bin Muğafel (RA)
عَن كثير بن قيس قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ أَبِي الدَّرْدَاءِ فِي مَسْجِد دمشق فَجَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا أَبَا الدَّرْدَاءِ إِنِّي جِئْتُكَ مِنْ مَدِينَةِ الرَّسُولِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا جِئْتُ لِحَاجَةٍ قَالَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَطْلُبُ فِيهِ عِلْمًا سَلَكَ اللَّهُ بِهِ طَرِيقًا مِنْ طُرُقِ الْجَنَّةِ وَإِنَّ الْمَلَائِكَةَ لَتَضَعُ أَجْنِحَتَهَا رِضًا لِطَالِبِ الْعِلْمِ وَإِنَّ الْعَالِمَ يسْتَغْفر لَهُ من فِي السَّمَوَات وَمَنْ فِي الْأَرْضِ وَالْحِيتَانُ فِي جَوْفِ الْمَاءِ وَإِنَّ فَضْلَ الْعَالِمِ عَلَى الْعَابِدِ كَفَضْلِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ عَلَى سَائِرِ الْكَوَاكِبِ وَإِنَّ الْعُلَمَاءَ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ وَإِنَّ الْأَنْبِيَاءَ لَمْ يُوَرِّثُوا دِينَارًا وَلَا دِرْهَمًا وَإِنَّمَا وَرَّثُوا الْعِلْمَ فَمَنْ أَخَذَهُ أَخَذَ بِحَظٍّ وَافِرٍ ". رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِيُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَابْنُ مَاجَهْ وَالدَّارِمِيُّ وَسَمَّاهُ التِّرْمِذِيُّ قَيْسَ بن كثير
Abdullah b. Mes'ud, ayaklarına bastıkları bir şey yüzünden abdest almadan Allah'ın elçisiyle birlikte namaz kıldıklarını söyledi. Tirmizî bunu nakletmiştir.
25
Mişkat el-Masabih # 2/213
Kasım bin Kays (RA)
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: كَانَتِ الْكِلَابُ تُقْبِلُ وَتُدْبِرُ فِي الْمَسْجِدِ فِي زَمَانِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلَمْ يَكُونُوا يَرُشُّونَ شَيْئا من ذَلِك. رَوَاهُ البُخَارِيّ
İbn Ömer'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) zamanında mescide köpekler gelip giderdi ve hiçbir şeyi sıçratmazlardı. O. Buhari'nin rivayet ettiği
26
Mişkat el-Masabih # 2/214
Abdullah bin Abi Mulaika (RA)
وَعَن أبي أُمَامَة الْبَاهِلِيّ قَالَ: " ذُكِرَ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلَانِ أَحَدُهُمَا عَابِدٌ وَالْآخَرُ عَالِمٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «فَضْلُ الْعَالِمِ عَلَى الْعَابِدِ كَفَضْلِي عَلَى أَدْنَاكُمْ» ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ وَأَهْلَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ حَتَّى النَّمْلَةَ فِي جُحْرِهَا وَحَتَّى الْحُوتَ لَيُصَلُّونَ عَلَى معلم النَّاس الْخَيْر» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ وَقَالَ حسن غَرِيب
وَرَوَاهُ الدَّارِمِيُّ عَنْ مَكْحُولٍ مُرْسَلًا وَلَمْ يَذْكُرْ: رَجُلَانِ وَقَالَ: فَضْلُ الْعَالِمِ عَلَى الْعَابِدِ كَفَضْلِي عَلَى أَدْنَاكُمْ ثُمَّ تَلَا هَذِهِ الْآيَةَ: (إِنَّمَا يخْشَى الله من عباده الْعلمَاء)
El-Berâ', Allah'ın elçisinin şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Eti yenen hayvanın idrarında bir sakınca yoktur." Cabir'in bir rivayetinde şöyle buyurmuştur: "Hayvanın eti yenilirse idrarında bir sakınca yoktur." Ahmed ve Darakutni bunu naklettiler.
27
Mişkat el-Masabih # 2/215
Ebu Şurayh el-Adavi (RA)
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ النَّاسَ لَكُمْ تَبَعٌ وَإِنَّ رِجَالًا يَأْتُونَكُمْ مِنْ أَقْطَارِ الْأَرْضِ يَتَفَقَّهُونَ فِي الدِّينِ فَإِذَا أَتَوْكُمْ فَاسْتَوْصُوا بهم خيرا» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Şureyh b. Hani dedi ki: "Ali b. Ebu Talib'e ayakkabıların mesh edilmesi hakkında soru sordum ve bana, Allah'ın elçisinin yolcunun yapabileceği süre olarak üç gün ve geceyi, yolculuk yapmayan için ise bir gün ve geceyi görevlendirdiğini söyledi." Müslim bunu aktardı.
28
Mişkat el-Masabih # 2/216
el-Muğire b. Şu'ba, Anlatıyor (RA)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْكَلِمَةُ الْحِكْمَةُ ضَالَّةُ الْحَكِيمِ فَحَيْثُ وَجَدَهَا فَهُوَ أَحَقُّ بِهَا» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَابْنُ مَاجَهْ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ الْفَضْلِ الرَّاوِي يضعف فِي الحَدِيث
Allah'ın elçisi sabah namazından önce alçak bir yerde tuvaletini yapıyordu; ben de küçük bir su tulumuyla onunla birlikte gidiyordum. Geri döndüğünde derisinden ellerine su dökmeye başladım, o da ellerini ve yüzünü yıkadı. Üzerinde uzun kollu, yünlü bir elbise vardı ve kollarını çıkarmaya çalıştı ama elbisenin kolu çok dar olduğundan ellerini elbisenin altından çıkardı ve onu omuzlarının üzerine atarak kollarını yıkadı. Daha sonra alnını ve sarığını meshetti. Tam ayakkabısını çıkarmak üzereydim ki, “Onları bırak, çünkü ayağımı giydiğimde ayaklarım temizdi” dedi; bu yüzden üzerlerini ovaladı ve o ve ben hayvanlarımıza binip halkın yanına geldik. Abdurrahman b. 'Auf onlara önderlik etti ve onlarla birlikte rek'at kıldı, ancak Peygamber'in varlığının farkına varınca emekli olmaya başladı. Peygamber Efendimiz, ona devam etmesi için işaret verdi ve onunla birlikte rekatlardan birini kıldı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem selamı verince kalktı, ben de onunla birlikte kalktım ve gelmeden önce bitirdiğimiz rekâtı kıldık. Müslim bunu aktardı.
29
Mişkat el-Masabih # 2/217
Hz. Ali (r.a.)
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «فَقِيهٌ وَاحِدٌ أَشَدُّ عَلَى الشَّيْطَانِ مِنْ أَلْفِ عَابِدٍ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَابْن مَاجَه)
Ebû Bekir, Peygamber Efendimiz'in, yolcunun üç gün üç gece ayakkabılarını meshetmesine, bir gün ve bir gece yolculuk yapmayan kimseye ise ayakkabısını giydiği sırada temiz olması şartıyla izin verdiğini söyledi. Esram bunu Sünen'inde nakletmiştir. İbn Huzeyme ve Darakutni de bunu nakletmişlerdir. El Hattabi şunları söyledi: el-Müntekâ, isnadın sahih olduğunu söylemektedir.
30
Mişkat el-Masabih # 2/218
Ebû Hüreyre (r.a.)
وَعَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ وَوَاضِعُ الْعِلْمِ عِنْدَ غير أَهله كمقلد الْخَنَازِير الْجَوْهَر واللؤلؤ وَالذَّهَبَ» . رَوَاهُ ابْنُ مَاجَهْ وَرَوَى الْبَيْهَقِيُّ فِي شُعَبِ الْإِيمَانِ إِلَى قَوْلِهِ مُسْلِمٍ. وَقَالَ: هَذَا حَدِيثٌ مَتْنُهُ مَشْهُورٌ وَإِسْنَادُهُ ضَعِيفٌ وَقَدْ رُوِيَ من أوجه كلهَا ضَعِيف
Safvan b. Assal dedi ki: "Allah'ın elçisi, yolculuk sırasında, meni kirliliği dışında üç gün üç gece ayakkabılarımızı çıkarmamamızı, rahatlamak, su geçmek veya uyumak için bunu yapmamamızı emrederdi." Tirmizi ve Nesa'i bunu nakletmişlerdir.
31
Mişkat el-Masabih # 2/219
Enes b. Mâlik (r.a.)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" خَصْلَتَانِ لَا تَجْتَمِعَانِ فِي مُنَافِقٍ: حُسْنُ سَمْتٍ وَلَا فِقْهٌ فِي الدّين ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
El-Muğire b. Şu'be dedi ki: "Ben Peygamber Efendimiz'in Tebük seferinde abdest almasına yardım ettim, o da ayakkabının üstünü ve altını meshetti." Ebu Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce bunu nakletmişlerdir. Tirmizi, "Bu zayıf bir hadistir. Bu hadisi Ebu Zur'a ve Muhammed yani Buhari'ye sordum, onlar da bunun sahih olmadığını söylediler." Ebu Davud da onun zayıf olduğunu beyan etmiştir.
32
Mişkat el-Masabih # 2/220
Kharija b. al-Salt (RA)
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ خَرَجَ فِي طَلَبِ الْعِلْمِ فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ حَتَّى يرجع» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ والدارمي
Ayrıca, "Peygamber Efendimizi ayakkabılarının üst kısmını meshederken gördüm" dedi. Tirmizi ve Ebu Davud bunu nakletmişlerdir.
33
Mişkat el-Masabih # 2/221
Ibn Abbas (RA)
وَعَن سَخْبَرَة الْأَزْدِيّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مِنْ طَلَبَ الْعِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِمَا مَضَى» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ ضَعِيفُ الْإِسْنَادِ وَأَبُو دَاوُدَ الرَّاوِي يُضَعَّفُ
Ayrıca Peygamber Efendimiz'in abdest aldığını, çoraplarına ve sandaletlerine mesh ettiğini de söyledi. Ahmed, Tirmizî, Ebû Dâvûd ve İbn Mâce bunu rivayet etmişlerdir.
34
Mişkat el-Masabih # 2/222
el-Muğira (RA)
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَنْ يَشْبَعَ الْمُؤْمِنُ مِنْ خَيْرٍ يَسْمَعُهُ حَتَّى يَكُونَ مُنْتَهَاهُ الْجنَّة» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Allah'ın elçisi ayakkabıların üzerini sildi, ben de, "Ey Allah'ın Resulü, unuttun" dedim. "Hayır, unuttun. Bunu bana Rabbim emretti." Ahmed ve Ebu Davud bunu naklettiler.
35
Mişkat el-Masabih # 2/223
Hz. Âişe (r.anha)
وَعَن عَليّ رَضِي الله عَنهُ قَالَ: لَوْ كَانَ الدِّينُ بِالرَّأْيِ لَكَانَ أَسْفَلُ الْخُفِّ أَوْلَى بِالْمَسْحِ مِنْ أَعْلَاهُ وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمْسَحُ على ظَاهر خفيه رَوَاهُ أَبُو دَاوُد للدارمي مَعْنَاهُ
Ali (radıyallahu anh)'dan rivayetle şöyle demiştir: Eğer din görüş üzerine olsaydı, çorabın alt kısmı meshedilmeye üst kısmından daha lâyık olurdu ve ben Resûlullah'ın (s.a.v.) görünen ve gizli olan şeyleri meshettiğini gördüm. Ebu Davud'un, Darimi'nin rivayet ettiği bir hadistir. anlamı
36
Mişkat el-Masabih # 2/224
Hudhaifa bin Al-Yaman (RA)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «من سُئِلَ عَنْ عِلْمٍ عَلِمَهُ ثُمَّ كَتَمَهُ أُلْجِمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِلِجَامٍ مِنْ نَارٍ» . رَوَاهُ أَحْمَدُ وَأَبُو دَاوُد وَالتِّرْمِذِيّ
وَرَوَاهُ ابْن مَاجَه عَن أنس
saflarımız meleklerinki gibi teşkil edilmiştir; Bütün yeryüzü bize mescid kılındı; Su bulamadığımız zaman ise toprak bizim için bir arınma vesilesi olarak belirlenmiştir.” Müslim bunu aktardı.
37
Mişkat el-Masabih # 2/225
İmran (RA)
وَعَن عمرَان بن حُصَيْن الْخُزَاعِيِّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: رأى رجلا مُعْتَزِلا لم يصل فِي الْقَوْم فَقَالَ: «يَا فلَان مَا مَنعك أَن تصلي فِي الْقَوْم فَقَالَ يَا رَسُول الله أَصَابَتْنِي جَنَابَةٌ وَلَا مَاءَ قَالَ عَلَيْكَ بِالصَّعِيدِ فَإِنَّهُ يَكْفِيك»
İmran bin Hüseyin el-Huzai'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- tenha ve halk arasında namaz kılmayan bir adam gördü ve şöyle dedi: "Ey filan, seni insanlar arasında namaz kılmaktan alıkoyan neydi?" Resûl-i Ekrem, "Ben necisliğe maruz kaldım ve suyum yoktu. 'Sen çöle git, çünkü o sana yeter' dedi."