953 Hadis
01
Mişkat el-Masabih # 4/922
عَنْ أَنَسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلَاةً وَاحِدَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ عَشْرَ صَلَوَاتٍ وَحُطَّتْ عَنْهُ عَشْرُ خَطِيئَاتٍ وَرُفِعَتْ لَهُ عَشْرُ دَرَجَاتٍ» . رَوَاهُ النَّسَائِيّ
Enes'ten rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim bana bir namaz kılarsa, Allah'ın salât ve selâmı ona on defa olsun ve on namazı da farz kılınır." günah işledi ve onu on derece yükseltti.” En-Nesa'i'nin rivayet ettiği
02
Mişkat el-Masabih # 4/923
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: «أَوْلَى النَّاسِ بِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَكْثَرُهُمْ عَلَيَّ صَلَاة» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
İbn Mesud'dan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde bana en yakın olanlar, bana en çok namaz kılanlardır." Tirmizi'nin rivayet ettiği
03
Mişkat el-Masabih # 4/924
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ لِلَّهِ مَلَائِكَةً سَيَّاحِينَ فِي الْأَرْضِ يُبَلِّغُونِي مِنْ أُمَّتِيَ السَّلَامَ» . رَوَاهُ النَّسَائِيّ والدارمي
İbni Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Şüphesiz Allah'ın, yeryüzünde dolaşan ve ümmetimden bana selamet getiren melekleri vardır." Al-Nesa'i ve Al-Darimi'nin rivayet ettiği
04
Mişkat el-Masabih # 4/925
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا مِنْ أَحَدٍ يُسَلِّمُ عَلَيَّ إِلَّا رَدَّ اللَّهُ عَلَيَّ رُوحِي حَتَّى أَرُدَّ عَلَيْهِ السَّلَامُ» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ وَالْبَيْهَقِيُّ فِي الدَّعَوَاتِ الْكَبِيرِ
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) şöyle dedi: "Ben dönene kadar Allah'ın ruhumu bana geri vermesi dışında kimse bana selam vermez. "Ona selam olsun." Ebu Davud ve Beyhaki'nin el-Devâat el-Kebir'de rivayet ettiği
05
Mişkat el-Masabih # 4/926
وَعَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «لَا تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قُبُورًا وَلَا تَجْعَلُوا قَبْرِي عِيدًا وَصَلُّوا عَلَيَّ فَإِنَّ صَلَاتكُمْ تبلغني حَيْثُ كُنْتُم» . رَوَاهُ النَّسَائِيّ
Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Evlerinizi kabirler yapmayın, kabrimi mesken kılmayın ve benim için dua edin, çünkü nerede olursanız olun, dualarınız bana ulaşır." En-Nesa'i'nin rivayet ettiği
06
Mişkat el-Masabih # 4/927
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «رَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ دَخَلَ عَلَيْهِ رَمَضَانُ ثُمَّ انْسَلَخَ قَبْلَ أَنْ يُغْفَرَ لَهُ وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ أَدْرَكَ عِنْدَهُ أَبَوَاهُ الْكبر أَو أَحدهمَا فَلم يدْخلَاهُ الْجنَّة» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Yetki olarak şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yanında benim anıldığım ve üzerime namaz kılmadığı bir adamın burnuna ve yanıma giren bir adamın burnuna rağmen." Ramazan ayında, anne babası veya içlerinden biri yaşlanıp kendisini cennete kabul etmeyen bir adamın iradesine rağmen, bağışlanmadan vefat etti.” Bunu anlattı El-Tirmizi
07
Mişkat el-Masabih # 4/928
Ebu Talha (RA)
وَعَن أبي طَلْحَة أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَاءَ ذَاتَ يَوْمٍ وَالْبِشْرُ فِي وَجْهِهِ فَقَالَ:
" إِنَّهُ جَاءَنِي جِبْرِيلُ فَقَالَ: إِنَّ رَبَّكَ يَقُولُ أَمَا يُرْضِيكَ يَا مُحَمَّدُ أَنْ لَا يُصَلِّيَ عَلَيْكَ أَحَدٌ مِنْ أُمَّتِكَ إِلَّا صَلَّيْتُ عَلَيْهِ عَشْرًا وَلَا يُسَلِّمُ عَلَيْكَ أَحَدٌ مِنْ أُمَّتِكَ إِلَّا سَلَّمْتُ عَلَيْهِ عَشْرًا؟ ". رَوَاهُ النَّسَائِيُّ وَالدَّارِمِيُّ
Ebu Talha'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün yüzünde müjdeli bir haberle geldi ve şöyle dedi: "Cebrail bana geldi ve dedi ki: Rabbin diyor ki: "Ya Muhammed, benim ümmetinden hiç kimsenin sana salat etmesinden başka, benim kendisine on defa salât etmem ve kendisinden hiç kimsenin salat etmemesi senin hoşuna gitmez mi?" Ümmetin ona on defa selam vermedi mi? "En-Nesa'i ve ed-Darimi rivayet etmiştir.
08
Mişkat el-Masabih # 4/929
وَعَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُكْثِرُ الصَّلَاةَ عَلَيْكَ فَكَمْ أَجْعَلُ لَكَ مِنْ صَلَاتِي؟ فَقَالَ: «مَا شِئْتَ» قُلْتُ: الرُّبُعَ؟ قَالَ: «مَا شِئْتَ فَإِنْ زِدْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ» . قُلْتُ: النِّصْفَ؟ قَالَ: «مَا شِئْتَ فَإِنْ زِدْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ» قُلْتُ: فَالثُّلُثَيْنِ؟ قَالَ: «مَا شِئْتَ فَإِنْ زِدْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ» قُلْتُ: أَجْعَلُ لَكَ صَلَاتِي كُلَّهَا؟ قَالَ: «إِذا يكفى همك وَيكفر لَك ذَنْبك» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Ubeyy bin Ka'b'dan rivayetle şöyle dedi: Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, sana çok dua ediyorum, peki namazlarımın ne kadarını sana ayırayım? "Nasıl istersen" dedi. Dedim: Çeyrek mi? Dedi ki: "Ne istersen, fazlasını katarsan bu senin için daha hayırlıdır." Dedim: Yarısı mı? Şöyle buyurdu: "Ne istersen, artırırsan bu senin için daha hayırlıdır." Dedim ki: Peki üçte iki mi? "Ne?" dedi. Dilediğiniz kadar fazlasını eklemeniz sizin için daha hayırlıdır. Dedim ki: Bütün dualarımı sana mı kılayım? Şöyle buyurdu: "Eğer kaygın yeterse ve günahın sana bağışlanırsa." Tirmizi'nin rivayet ettiği
09
Mişkat el-Masabih # 4/930
وَعَن فضَالة بن عُبَيْدٍ قَالَ: بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَاعِدٌ إِذْ دَخَلَ رَجُلٌ فَصَلَّى فَقَالَ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «عَجِلْتَ أَيُّهَا الْمُصَلِّي إِذَا صَلَّيْتَ فَقَعَدْتَ فَاحْمَدِ اللَّهَ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ وَصَلِّ عَلَيَّ ثُمَّ ادْعُهُ» . قَالَ: ثُمَّ صَلَّى رَجُلٌ آخَرُ بَعْدَ ذَلِكَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَصَلَّى عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَيُّهَا الْمُصَلِّي ادْعُ تُجَبْ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَرَوَى أَبُو دَاوُدَ وَالنَّسَائِيّ نَحوه
Fadale bin Ubeyd'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- otururken bir adam içeri girdi ve şöyle dua etti: Allah'ım, beni bağışla ve bana merhamet et, bunun üzerine Allah'ın Elçisi Allah'a şöyle dedi: "Ey namaz kılan, acele et. Namaz kıldığın ve oturduğun zaman Allah'a hak ettiği şey için şükret." Bana salât et ve sonra onu davet et.” Dedi ki: Bunun üzerine başka bir adam Allah'a şükrederek ve Peygamber'e (s.a.v.) salat ederek dua etti ve Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi: "Ey dua edenler." "Arayın, cevap verilecektir." Bunu Tirmizî rivayet etmiş, Ebû Dâvûd ve Nesâî de aynı şekilde rivayet etmiştir.
10
Mişkat el-Masabih # 4/931
Abdullah Bin Mas'ud
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: كُنْتُ أُصَلِّي وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ مَعَهُ فَلَمَّا جَلَسْتُ بَدَأْتُ بِالثَّنَاءِ عَلَى اللَّهِ تَعَالَى ثُمَّ الصَّلَاةُ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثُمَّ دَعَوْتُ لِنَفْسِي فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «سَلْ تعطه سل تعطه» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yanında Ebu Bekir ve Ömer'in de bulunduğu sırada ben namaz kılıyordum ve oturduğumda onu hamd etmeye başladım. Cenab-ı Allah, o zaman Peygamber Efendimize salat ve selam olsun, Allah onu korusun ve ona salat etsin, sonra kendim için dua ettim ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle dedi: Selam ve bereket onun üzerine olsun: "İsteyin, size verilecektir. İsteyin, size verilecektir." Tirmizi'nin rivayet ettiği
11
Mişkat el-Masabih # 4/932
Ebû Hüreyre (r.a.)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَكْتَالَ بِالْمِكْيَالِ الْأَوْفَى إِذَا صَلَّى عَلَيْنَا أَهْلَ الْبَيْتِ فَلْيَقُلْ اللَّهُمَّ صَلِّ على مُحَمَّد وَأَزْوَاجِهِ أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ وَذُرِّيَّتِهِ وَأَهْلِ بَيْتِهِ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حُمَيْدٌ مَجِيدٌ» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Ebu Hureyre'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: "Ehl-i Beyt bizim için namaz kıldığı zaman, kim daha dolu bir ölçüyle ödüllendirilmekten memnun olur? O halde şöyle desin: "Allah'ım, İbrahim'in ailesini bereketlediğin gibi, Muhammed'e ve onun eşlerine, mü'minlerin annelerine, onun soyuna ve ailesine de salat et." Sen övülmeye değer ve yücesin.” Ebu Davud'un anlatımıyla
12
Mişkat el-Masabih # 4/933
وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْبَخِيلُ الَّذِي ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَرَوَاهُ أَحْمَدُ عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا. وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ
Ali'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Yanında adı geçen cimri, bana dua etmedi." Bunu Tirmizî rivayet etmiştir ve Ahmed bunu Hüseyin bin Ali (Allah her ikisinden de razı olsun) kanalıyla rivayet etmiştir. Tirmizi şöyle dedi: Bu hasen, sahih ve garip bir hadistir.
13
Mişkat el-Masabih # 4/934
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ صَلَّى عَلَيَّ عِنْدَ قَبْرِي سَمِعْتُهُ وَمَنْ صَلَّى عَلَيَّ نَائِيًا أُبْلِغْتُهُ» . رَوَاهُ الْبَيْهَقِيُّ فِي شعب الْإِيمَان
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kim kabrimin yanında bana dua ederse onu işitirim ve kim bana gizlice dua ederse ona haber veririm." El-Beyhaki'nin Şu'ab'ul-İman'da rivayet ettiği
14
Mişkat el-Masabih # 4/935
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: مَنْ صَلَّى عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَاحِدَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَمَلَائِكَتُهُ سَبْعِينَ صَلَاةً. رَوَاهُ أَحْمد
Abdullah bin Amr'dan rivayetle şöyle dedi: Kim Peygamber'e bir salat getirirse, Allah'ın salat ve selamı ona olsun, Allah'ın salat ve selamı ona yetmiş defa olsun. Ahmed'in anlattığı
15
Mişkat el-Masabih # 4/936
وَعَن رويفع أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: مَنْ صَلَّى عَلَى مُحَمَّدٍ وَقَالَ: اللَّهُمَّ أَنْزِلْهُ الْمَقْعَدَ الْمُقَرَّبَ عِنْدَكَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَجَبَتْ لَهُ شَفَاعَتِي ". رَوَاهُ أَحْمد
Ruveyfe'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kim Muhammed'e dua eder ve şöyle derse: Allah'ım, onu kıyamet gününde sana yakın bir koltuğa gönder. Onun için benim şefaatim gereklidir.” Ahmed'in anlattığı
16
Mişkat el-Masabih # 4/937
Abdülrahman bin Auf (RA)
وَعَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ قَالَ: خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى دَخَلَ نَخْلًا فَسَجَدَ فَأَطَالَ السُّجُودَ حَتَّى خَشِيتُ أَنْ يَكُونَ اللَّهُ تَعَالَى قَدْ تَوَفَّاهُ. قَالَ: فَجِئْتُ أَنْظُرُ فَرَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ: «مَا لَكَ؟» فَذَكَرْتُ لَهُ ذَلِكَ. قَالَ: فَقَالَ:
" إِنَّ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلَام قَالَ لي: أَلا أُبَشِّرك أَن اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَقُولُ لَكَ مَنْ صَلَّى عَلَيْكَ صَلَاةً صَلَّيْتُ عَلَيْهِ وَمَنْ سَلَّمَ عَلَيْكَ سلمت عَلَيْهِ ". رَوَاهُ أَحْمد
Abdurrahman bin Avf'tan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) dışarı çıktı ve bir hurma ağacına girdi; o kadar uzun süre secde etti ve secde etti ki, Cenab-ı Hakk'ın onun ruhunu alacağından korktum. Şöyle dedi: Bakmaya geldim, başını kaldırdı ve şöyle dedi: "Neyin var?" Ben de ona bundan bahsettim. Dedi ki: O şöyle dedi: "Şüphesiz ki Cebrail Aleyhisselam bana şöyle dedi: "Sana, Cenab-ı Hakk'ın şöyle diyeceğini müjdeleyeyim mi: Sana kim salât getirirse, ben de ona dua ederim, kim sana selam verirse, ben de ona selam veririm." Ahmed'in anlatımıyla.
17
Mişkat el-Masabih # 4/938
وَعَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: إِنَّ الدُّعَاءَ مَوْقُوفٌ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ لَا يَصْعَدُ مِنْهُ شَيْءٌ حَتَّى تُصَلِّيَ عَلَى نبيك. رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Ömer İbnu'l-Hattab (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle demiştir: "Gök ile yer arasında dua kesilir ve siz Peygamberinize salat-u selam getirmedikçe duadan hiçbir şey yükselmez." Tirmizi'nin rivayet ettiği
18
Mişkat el-Masabih # 4/939
عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَدْعُو فِي الصَّلَاةِ يَقُولُ: «اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَفِتْنَةِ الْمَمَاتِ اللَّهُمَّ إِنِّي أعوذ بك من المأثم والمغرم» فَقَالَ لَهُ قَائِل مَا أَكثر مَا تستعيذ من المغرم يَا رَسُول الله فَقَالَ: «إِنَّ الرَّجُلَ إِذَا غَرِمَ حَدَّثَ فَكَذَبَ وَوَعَدَ فَأَخْلَفَ»
Aişe'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) namazda şöyle dua ederdi: "Allah'ım, kabir azabından sana sığınırım, kabir azabından da sana sığınırım. Deccal'in fitnesinden sana sığınırım, hayatın fitnesinden ve ölümün fitnesinden sana sığınırım. Allah'ım, günahtan ve günahtan sana sığınırım. borçlu.” dedi. "Borçlu birinden ne sıklıkla sığınırsın ey Allah'ın Resulü?" Şöyle dedi: "Bir adam borçlu olduğu zaman yalan söyler, söz verir, sonra onu bozar."
19
Mişkat el-Masabih # 4/940
Ebû Hüreyre (r.a.)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا فَرَغَ أَحَدُكُمْ مِنَ التَّشَهُّدِ الْآخِرِ فَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنْ أَرْبَعٍ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ وَمِنْ شَرِّ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ» . رَوَاهُ مُسلم
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Biriniz diğerinizin teşehhüdünü bitirince, dört kişiden Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve ölümün fitnesinden ve Deccal'in şerrinden Allah'a sığınsın." Müslim'in anlattığı
20
Mişkat el-Masabih # 4/941
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُعَلِّمُهُمْ هَذَا الدُّعَاءَ كَمَا يُعَلِّمُهُمُ السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ: «قُولُوا اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ» . رَوَاهُ مُسْلِمٌ
İbni Abbas'tan Allah onlardan razı olsun: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlara Kur'an'dan bir sure öğrettiği gibi bu duayı da öğretirdi. Şöyle buyuruyor: "De ki: 'Allah'ım, Cehennem azabından sana sığınırım, kabir azabından sana sığınırım, İsa'nın fitnesinden sana sığınırım. Deccal ve ben hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım.” Müslim'in anlattığı
21
Mişkat el-Masabih # 4/942
وَعَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّهُ قَالَ: قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلِّمْنِي دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلَاتِي قَالَ: «قُلْ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا وَلَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عنْدك وارحمني إِنَّك أَنْت الغفور الرَّحِيم»
Ebubekir es-Sıddık'tan (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: "Ya Resulallah, bana bir dua öğret ki namazımda onunla namaz kılayım" dedim. Dedi ki: "De ki Allah'ım, ben zulme uğradım." Ben nefsime çok zulmettim, günahları Senden başkası bağışlayamaz, o halde beni mağfiretinle bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz Sen çok bağışlayıcısın, çok merhametlisin.”
22
Mişkat el-Masabih # 4/943
وَعَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ عَنْ أَبِيهِ قَالَ: كُنْتُ أَرَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُسَلِّمُ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ حَتَّى أرى بَيَاض خَدّه. رَوَاهُ مُسلم
Amer bin Saad'ın babasından rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ben Resûlullah'ı (s.a.v.) görürdüm, sağında ve solunda, yanağının akını görene kadar ona selam verirdim. Müslim'in anlattığı
23
Mişkat el-Masabih # 4/944
وَعَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا صَلَّى أَقْبَلَ علينا بِوَجْهِهِ. رَوَاهُ البُخَارِيّ
Semure ibn Cündub'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dua ettiğinde yüzünü bize çevirirdi. Buhari'nin rivayet ettiği
24
Mişkat el-Masabih # 4/945
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْصَرِفُ عَنْ يَمِينِهِ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) sağa dönerdi. Müslim'in anlattığı
25
Mişkat el-Masabih # 4/946
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: لَا يَجْعَلْ أَحَدُكُمْ لِلشَّيْطَانِ شَيْئًا مِنْ صَلَاتِهِ يَرَى أَنَّ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ لَا يَنْصَرِفَ إِلَّا عَنْ يَمِينِهِ لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَثِيرًا يَنْصَرِفُ عَن يسَاره
Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Hiçbiriniz, namazının herhangi bir kısmını şeytana tahsis etmesin; zira onun görevi, sağından başka tarafa dönmemektir: Ben, Resûlullah'ın (s.a.v.) solundan yüz çevirdiğini çok gördüm.
26
Mişkat el-Masabih # 4/947
Al-Bara’ said
وَعَنِ الْبَرَاءِ قَالَ: كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ سَوَّلَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَحْبَبْنَا أَنْ نَكُونَ عَنْ يَمِينِهِ يُقْبِلُ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ قَالَ: فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ: «رَبِّ قِنِي عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ أَو تجمع عِبَادك» . رَوَاهُ مُسلم
El-Berâ'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Biz Resûlullah (s.a.v.)'in arkasında namaz kıldığımızda, yüzü bize dönük olarak sağında olmayı severdik. Dedi ki: Ben onun şöyle dediğini işittim: "Rabbim, dirileceğin veya kullarını toplayacağın gün beni azabından koru." Müslim'in anlattığı
27
Mişkat el-Masabih # 4/948
وَعَن أم سَلمَة قَالَتْ: إِنَّ النِّسَاءَ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كُنَّ إِذَا سَلَّمْنَ مِنَ الْمَكْتُوبَةِ قُمْنَ وَثَبَتَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَمَنْ صَلَّى مِنَ الرِّجَالِ مَا شَاءَ اللَّهُ فَإِذَا قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَامَ الرِّجَالُ. رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ
وَسَنَذْكُرُ حَدِيثَ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ فِي بَاب الضحك إِن شَاءَ الله تَعَالَى
Ümmü Seleme'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.)'in dönemindeki kadınlar, Allah'ın Resulü (s.a.v.) salih ve selâmet verdiğinde ayağa kalkar ve dik dururlardı. Ve insanlardan kim Allah'ın dilediği gibi dua ederse, Allah'ın Elçisi (Allah ona salat ve selam versin) ayağa kalkınca ayağa kalkar. erkekler. Buhari'nin rivayet ettiği, Cabir bin Semure'nin hadisini de Allah'ın izniyle gülme bölümünde zikredeceğiz.
28
Mişkat el-Masabih # 4/949
عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ قَالَ: أَخَذَ بِيَدِي رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم فَقَالَ: «إِنِّي لَأُحِبُّكَ يَا مُعَاذُ» . فَقُلْتُ: وَأَنَا أُحِبُّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ:
" فَلَا تَدَعْ أَنْ تَقُولَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ: رَبِّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ". رَوَاهُ أَحْمَدُ وَأَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ إِلَّا أَنَّ أَبَا دَاوُدَ لَمْ يَذْكُرْ: قَالَ معَاذ وَأَنا أحبك
Muaz bin Cebel'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elimi tuttu ve şöyle dedi: "Seni seviyorum ey Muaz." Dedim ki: Ben de seni seviyorum ey Allah'ın Resulü. Şöyle buyurdu: "Her namazın sonunda şunu söylemeyi ihmal etme: Rabbim, Seni zikretmem, Sana şükretmem ve Sana güzelce ibadet etmem için bana yardım et." Ahmed ve Ebu Davud'un anlatımıyla En-Nesa'i, Ebu Davud'un bahsetmemesi dışında: Muaz, "Ben de seni seviyorum" dedi.
29
Mişkat el-Masabih # 4/950
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُسَلِّمُ عَنْ يَمِينِهِ: «السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ» حَتَّى يُرَى بَيَاضُ خَدِّهِ الْأَيْمَنِ وَعَنْ يَسَارِهِ: «السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ» حَتَّى يُرَى بَيَاضُ خَدِّهِ الْأَيْسَرِ. رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ وَالنَّسَائِيّ وَالتِّرْمِذِيّ وَلَمْ يَذْكُرِ التِّرْمِذِيُّ حَتَّى يُرَى بَيَاضُ خَدِّهِ
Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, görülünceye kadar sağ yanından ona selam verirdi: "Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun." Sağ yanağının beyazı ve solunda: Sol yanağının beyazı görününceye kadar “Selam ve Allah’ın rahmeti üzerinize olsun”. Ebu'nun anlattığı Davud, En-Nesa'i ve Tirmizî, fakat Tirmizî yanağının beyazlığının göründüğünden bahsetmemiştir.
30
Mişkat el-Masabih # 4/951
وَرَوَاهُ ابْنُ مَاجَهْ عَنْ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ
İbn Mâce, Ammar bin Yaser'den rivayet etmiştir.
31
Mişkat el-Masabih # 4/952
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: كَانَ أَكْثَرُ انْصِرَافِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ صَلَاتِهِ إِلَى شِقِّهِ الْأَيْسَرِ إِلَى حُجْرَتِهِ. رَوَاهُ فِي شرح السّنة
Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, namazını çoğu zaman odasının sol tarafına bırakırdı. Şerhu's Sünnet'te rivayet edilmiştir.
32
Mişkat el-Masabih # 4/953
وَعَن عَطَاءٍ الْخُرَاسَانِيِّ عَنِ الْمُغِيرَةِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يُصَلِّي الْإِمَامُ فِي الْمَوْضِعِ الَّذِي صَلَّى فِيهِ حَتَّى يتَحَوَّل» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد وَقَالَ عَطاء الخرساني لم يدْرك الْمُغيرَة
Ata' el-Horasani'den, el-Muğire'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İmam, namaz kıldığı yerde, şekil değiştirinceye kadar namaz kılmaz. Ebu Davud rivayet etmiştir ve şöyle demiştir: Ata' el-Horasani, Muğire ile tanışmadı.
33
Mişkat el-Masabih # 4/954
وَعَنْ أَنَسٍ: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَضَّهُمْ عَلَى الصَّلَاةِ وَنَهَاهُمْ أَنْ يَنْصَرِفُوا قَبْلَ انْصِرَافِهِ مِنَ الصَّلَاةِ. رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ
Enes'ten rivayet edildiğine göre: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onlara namaz kılmayı emretmiş ve kendisi namazı terk etmeden ayrılmalarını yasaklamıştır. Ebu Davud'un anlatımıyla
34
Mişkat el-Masabih # 4/955
وَعَن شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ فِي صَلَاتِهِ: " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسأَلك الثَّبَات فِي الْأَمر والعزيمة عَلَى الرُّشْدِ وَأَسْأَلُكَ شُكْرَ نِعْمَتِكَ وَحُسْنَ عِبَادَتِكَ وَأَسْأَلُكَ قَلْبًا سَلِيمًا وَلِسَانًا صَادِقًا وَأَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا تَعْلَمُ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا تَعْلَمُ وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا تَعْلَمُ. رَوَاهُ النَّسَائِيُّ وروى أَحْمد نَحوه
Şeddad bin Evs'ten rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) duasında şöyle derdi: "Allah'ım, senden bu işte kararlılık ve doğru yolda kararlılık istiyorum." Ve Senden, nimetlerine şükretmeni, Sana güzel ibadet etmeni, Senden selim bir kalp ve ihlâslı bir dil isterim ve Senden bildiğinin en hayırlısını isterim. Bildiklerinin şerrinden sana sığınırım, bildiklerin için de senden mağfiret dilerim. Bunu Nesâi rivayet etmiş, Ahmed de aynısını rivayet etmiştir.
35
Mişkat el-Masabih # 4/956
وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ فِي صَلَاتِهِ بَعْدَ التَّشَهُّدِ: «أَحْسَنُ الْكَلَامِ كَلَامُ اللَّهِ وَأَحْسَنُ الْهَدْيِ هدي مُحَمَّد» . رَوَاهُ النَّسَائِيّ
Câbir'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) teşehhüdden sonra namazında şöyle derdi: "Sözlerin en hayırlısı Allah'ın kelamıdır, hidayetin en hayırlısı da hidayettir." Muhammed. En-Nesa'i'nin rivayet ettiği
36
Mişkat el-Masabih # 4/957
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُول الله صلى يُسَلِّمُ فِي الصَّلَاةِ تَسْلِيمَةً تِلْقَاءَ وَجْهِهِ ثُمَّ تميل إِلَى الشق الْأَيْمن شَيْئا. رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Aişe (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) namazda selamı yüzüne dönük olarak verir, sonra da hafifçe sağa doğru eğilerek okurdu. Tirmizi'nin rivayet ettiği
37
Mişkat el-Masabih # 4/958
وَعَنْ سَمُرَةَ قَالَ: أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ نَرُدَّ عَلَى الْإِمَامِ وَنَتَحَابَّ وَأَنْ يُسَلِّمَ بَعْضُنَا عَلَى بَعْضٍ. رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Semure'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) bize imama uymamızı, birbirimizi sevmemizi ve selam vermemizi emretti. Ebu Davud'un anlatımıyla
38
Mişkat el-Masabih # 4/959
عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: كُنْتُ أَعْرِفُ انْقِضَاءَ صَلَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسلم بِالتَّكْبِيرِ
İbni Abbas'tan (Allah her ikisinden de razı olsun) şöyle dedi: Allah Resulü'nün (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) namazının tekbirle sona erdiğini biliyordum.
39
Mişkat el-Masabih # 4/960
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا سَلَّمَ لَمْ يَقْعُدْ إِلَّا مِقْدَارَ مَا يَقُولُ: «اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجلَال وَالْإِكْرَام» . رَوَاهُ مُسلم
Aişe (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) selam verdiğinde, şöyle demedikçe oturmazdı: "Ya Allah, sen selâmsın, selâm sendendir. Ne mübareksin, ey izzet ve şeref sahibi." Müslim rivayet etmiştir.
40
Mişkat el-Masabih # 4/961
وَعَنْ ثَوْبَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا انْصَرَفَ مِنْ صَلَاتِهِ اسْتَغْفَرَ ثَلَاثًا وَقَالَ: «اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجلَال وَالْإِكْرَام» . رَوَاهُ مُسلم
Sevban radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazını bitirince üç defa mağfiret diler ve şöyle derdi: "Allah'ım, sana selâm ve selam senden. Ne mübareksin, ey azamet ve izzet sahibi." Müslim rivayet etmiştir.
41
Mişkat el-Masabih # 4/962
وَعَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كَانَ يَقُولُ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ مَكْتُوبَةٍ: «لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ اللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْك الْجد»
El-Muğire bin Şu'be'den rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her farz namazın sonunda şöyle buyururdu: "Yalnız Allah'tan başka ilah yoktur. Ortak, mülk O'nundur, hamd O'nadır ve O, her şeye kadirdir. Allah'ım, senin verdiğine engel olan yoktur, vermediğini veren de yoktur." Büyükbaban senden faydalanacak.”
42
Mişkat el-Masabih # 4/963
وَعَن عبد الله بن الزبير قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا سَلَّمَ مِنْ صَلَاتِهِ يَقُولُ بِصَوْتِهِ الْأَعْلَى: «لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّه لَا إِلَه إِلَّا الله لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَلَا نَعْبُدُ إِلَّا إِيَّاهُ لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الْفَضْلُ وَلَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدّين وَلَو كره الْكَافِرُونَ» . رَوَاهُ مُسلم
Abdullah bin Zübeyr'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazında selam verdiğinde en yüksek sesiyle şöyle derdi: "Yalnız Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk O'na ortaktır, hamd O'nadır ve O, her şeye kadirdir. Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur. Allah'tan başka ilah yoktur. İlah yoktur." Allah'tan başka ilah yoktur ve biz O'ndan başkasına ibadet etmeyiz. Nimet O'nundur, nimet O'nadır ve güzel hamd O'nadır. Kâfirler hoşlanmasa da dinde halis olan Allah'tan başka ilah yoktur." Müslim'in anlattığı
43
Mişkat el-Masabih # 4/964
وَعَن سعد أَن كَانَ يُعَلِّمُ بَنِيهِ هَؤُلَاءِ الْكَلِمَاتِ وَيَقُولُ: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَتَعَوَّذُ بِهِنَّ دُبُرَ الصَّلَاةِ: «اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْن وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَرْذَلِ الْعُمُرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَعَذَاب الْقَبْر» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Sa'd'ın izniyle oğullarına şu sözleri öğretir ve şöyle derdi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazdan sonra onlara sığınırdı: "Allah'ım korkaklıktan sana sığınırım, cimrilikten sana sığınırım, hayatın en kötülüğünden sana sığınırım ve dünyanın fitnelerinden sana sığınırım. Ve kabir azabı.” Buhari'nin rivayet ettiği
44
Mişkat el-Masabih # 4/965
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: (إِنَّ فُقَرَاءَ الْمُهَاجِرِينَ أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالُوا: قَدْ ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالدَّرَجَاتِ الْعُلَى وَالنَّعِيمِ الْمُقِيمِ فَقَالَ وَمَا ذَاكَ قَالُوا يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ وَيَتَصَدَّقُونَ وَلَا نَتَصَدَّقُ وَيُعْتِقُونَ وَلَا نُعْتِقُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَفَلَا أُعَلِّمُكُمْ شَيْئًا تُدْرِكُونَ بِهِ مَنْ سَبَقَكُمْ وَتَسْبِقُونَ بِهِ مَنْ بَعْدَكُمْ وَلَا يَكُونُ أَحَدٌ أَفْضَلَ مِنْكُمْ إِلَّا مَنْ صَنَعَ مِثْلَ مَا صَنَعْتُمْ» قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ: «تُسَبِّحُونَ وَتُكَبِّرُونَ وَتَحْمَدُونَ دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ مَرَّةً» . قَالَ أَبُو صَالِحٍ: فَرَجَعَ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالُوا سَمِعَ إِخْوَانُنَا أَهْلُ الْأَمْوَالِ بِمَا فَعَلْنَا فَفَعَلُوا مِثْلَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «ذَلِك فضل الله يؤته من يَشَاء» . وَلَيْسَ قَوْلُ أَبِي صَالِحٍ إِلَى آخِرِهِ إِلَّا عِنْدَ مُسْلِمٍ وَفِي رِوَايَةٍ لِلْبُخَارِيِّ: «تُسَبِّحُونَ فِي دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ عَشْرًا وَتَحْمَدُونَ عَشْرًا وَتُكَبِّرُونَ عشرا» . بدل ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: (Muhacir fakirler, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek şöyle dediler: Fakirler derece derece gittiler. Yüce ve Ebedî Nimet. Bunun üzerine o, "Peki bu nedir?" dedi. Onlar, "Bizim namaz kıldığımız gibi namaz kılıyorlar, bizim oruç tuttuğumuz gibi oruç tutuyorlar, sadaka veriyorlar, ama biz sadaka vermiyoruz" dediler. Onlar özgürleşti ama biz özgür değiliz. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Size, sizden öncekilere yetişeceğiniz, sizden sonra gelenlere de geçeceğiniz ve sizin yaptığınızı yapandan başka sizden daha hayırlısı olmayacak bir şey öğreteyim mi?" "Evet, ey Allah'ın Resulü" dediler. Şöyle dedi: “Sen Allah’ı tesbih ediyorsun.” Ve her namazdan sonra otuz üç defa “Allahu Ekber” ve “Allah’a şükür” diyorsunuz. Ebu Salih dedi ki: Muhacirlerin fakirleri Reslullah'ın (s.a.v.) yanına döndüler ve şöyle dediler: "Mal sahibi kardeşlerimiz yaptıklarımızı duydu." Onlar da aynısını yaptılar ve Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: Dedi ki: "Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bir lütfudur." Müslim'e ve Buhari'nin bir rivayetine göre Ebu Salih'in bu konuyla ilgili bir sözü yoktur: "Her namazın sonunda Allah'ı on defa tesbih edeceksin ve on defa şükredeceksin." Sen de on kat büyütüyorsun.” Otuz üç yerine
45
Mişkat el-Masabih # 4/966
Ka'b bin Ujra (RA)
وَعَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" مُعَقِّبَاتٌ لَا يَخِيبُ قَائِلُهُنَّ أَوْ فَاعِلُهُنَّ دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ مَكْتُوبَة: ثَلَاث وَثَلَاثُونَ تَسْبِيحَة ثَلَاث وَثَلَاثُونَ تَحْمِيدَةً وَأَرْبَعٌ وَثَلَاثُونَ تَكْبِيرَةً ". رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ka'b bin Ucre'den rivayetle o şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Her farz namazdan sonra söyleyeni ve yapanı hayal kırıklığına uğratmayacak şeylerin devamı: Otuz üç tesbih, otuz üç tahmide ve otuz dört tesbih." "Tekbir." Müslim'in anlattığı
46
Mişkat el-Masabih # 4/967
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" مَنْ سَبَّحَ اللَّهَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ وَحَمَدَ اللَّهَ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ وَكَبَّرَ اللَّهَ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ فَتِلْكَ تِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ وَقَالَ تَمَامَ الْمِائَةِ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ غُفِرَتْ خَطَايَاهُ وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ ". رَوَاهُ مُسلم
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi (Allah'ın salat ve selamı ona olsun) şöyle buyurdu: "Kim her namazdan sonra otuz üç defa Allah'ı tesbih eder ve Allah'a hamdederse otuz üç, Allah en büyüktür, otuz üç, yani doksan dokuzdur ve yüzüncüsü şöyle dedi: "Allah'tan başka ilah yoktur." Allah tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır ve O, her şeye kadirdir. Günahları denizin köpüğü kadar da olsa affedilir.” Onun tarafından anlatıldı. Müslüman
47
Mişkat el-Masabih # 4/968
وَعَنْ أَبِي أُمَامَةَ قَالَ: قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيُّ الدُّعَاءِ أَسْمَعُ؟ قَالَ: «جَوْفُ اللَّيْلِ الآخر ودبر الصَّلَوَات المكتوبات» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Ebu Umame'den rivayetle şöyle dedi: Denildi ki: Ey Allah'ın Resulü, hangi duayı işiteyim? Şöyle buyurdu: "Gecenin sonunda farz olan namazları tamamlayın." Tirmizi'nin rivayet ettiği
48
Mişkat el-Masabih # 4/969
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ أَقْرَأَ بِالْمُعَوِّذَاتِ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ. رَوَاهُ احْمَدُ وَأَبُو دَاوُدَ وَالنَّسَائِيُّ وَالْبَيْهَقِيُّ فِي الدَّعَوَاتِ الْكَبِيرِ
Ukbe bin Amir'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) bana her namazın sonunda "Mu'avvize" okumamı emretti. Ahmed, Ebu Davud, Nesa'i ve Beyhaki'nin el-Devâat el-Kabir'de rivayet ettiği
49
Mişkat el-Masabih # 4/970
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَأَنْ أَقْعُدَ مَعَ قَوْمٍ يَذْكُرُونَ اللَّهَ مِنْ صَلَاةِ الْغَدَاةِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَنْ أُعْتِقَ أَرْبَعَةً مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَلَأَنْ أَقْعُدَ مَعَ قَوْمٍ يَذْكُرُونَ اللَّهَ مِنْ صَلَاةِ الْعَصْرِ إِلَى أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَنْ أُعْتِقَ أَرْبَعَة» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Çünkü ben sabah namazından güneş doğuncaya kadar Allah'ı zikreden bir kavmin yanında oturuyorum." İsmail'in soyundan dört kişiyi azat etmeyi ve ikindi namazından akşama kadar Allah'ı anan insanlarla birlikte oturmayı çok isterim. Güneşin batması benim için dört kişiyi azat etmekten daha sevgilidir.” Ebu Davud'un anlatımıyla
50
Mişkat el-Masabih # 4/971
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ صَلَّى الْفَجْرَ فِي جَمَاعَةٍ ثُمَّ قَعَدَ يَذْكُرُ اللَّهَ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ كَانَتْ لَهُ كَأَجْرِ حَجَّةٍ وَعُمْرَةٍ» . قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «تَامَّةٍ تَامَّةٍ تَامَّةٍ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ
Hadis olarak şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğana kadar Allah'ı zikrederek oturursa, sonra iki rekat namaz kılar." Bu onun için Hac ve Umre sevabı olacaktır.” Şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Tam, tam, tam." Bunu anlattı El-Tirmizi