Dualar

Cin ve büyüden korunma ayetleri

23 dua
1

Bakara Suresi (Ayet No: 266)

اَیَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنۡ تَكُوۡنَ لَہٗ جَنَّۃٌ مِّنۡ نَّخِیۡلٍ وَّاَعْنَابٍ تَجْرِیۡ مِنۡ تَحْتِہَا الۡاَنْہٰرُ ۙ لَہٗ فِیۡہَا مِنۡ كُلِّ الثَّمَرٰتِ ۙ وَاَصَابَہُ الْکِبَرُ وَلَہٗ ذُرِّیَّۃٌ ضُعَفَآءُ ۪ۖ فَاَصَابَہَاۤ اِعْصَارٌ فِیۡہِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْ ؕ کَذٰلِکَ یُبَیِّنُ اللہُ لَكُمُ الۡاٰیٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَکَّرُوۡنَ ﴿۲۶۶﴾
Okunuşu

Aiyawadduahadukum an takoona lahu jannatum min nakheelion wa a'naabin tajree min tahtihal anhaaru lahu feehaamin kullissamaraati wa asaabahul kibaru walahu zurriiiyatun du'afau faasaabaha i'saarun feehi naarun fahtarakat kazaalika iubaiyinullaahu lakumul aayaati l'allakum tatafakkaroon.

Anlamı

Sizden herhangi biriniz, dibinden ırmaklar akan ve çeşit çeşit meyveler elde ettiği hurma ve üzüm bağlarından oluşan bir bahçesinin olmasını, sonra da bu durumda yaşlanıp zayıf çocukların sahibi olmasını tercih eder mi? Ani bir ateş fırtınası bahçeye çarparak tüm bahçenin yanmasına neden olacak mı? 204 Allah, düşünesiniz diye ayetlerini size böyle açıklıyor.

Bakara Suresi (266. Ayet)
2

Ali İmran Suresi (No-181 Ayet)

لَقَدۡ سَمِعَ اللّٰہُ قَوۡلَ الَّذِیۡنَ قَالُوۡۤا اِنَّ اللّٰہَ فَقِیۡرٌ وَّنَحۡنُ اَغۡنِیَآءُ ۘ سَنَکۡتُبُ مَا قَالُوۡا وَقَتۡلَہُمُ الۡاَنۡۢبِیَآءَ بِغَیۡرِ حَقٍّ ۙ وَّنَقُوۡلُ ذُوۡقُوۡا عَذَابَ الۡحَرِیۡقِ
Okunuşu

Lakad sami'allaahu kawlallazeena kalooinnallaaha fakeeruon wanahnu agniyau . Sanaktubumaakaaloowa katlahumul ambiyaa bigairi hakkion wa nakooluzookoo'azaabal hareek.

Anlamı

Allah, "Allah muhtaçtır, biz ise muhtaç değiliz" diyenleri işitmiştir. Ben de onların söylediklerini ve peygamberlerin haksız yere öldürülüşlerini yazacağım ve 'Sen yanma azabına uğrayacaksın' diyeceğim.

Al-i İmran Suresi (181. Ayet)
3

Mayide Suresi (37. Ayet)

یُرِیۡدُوۡنَ اَنۡ یَّخۡرُجُوۡا مِنَ النَّارِ وَمَا ہُمۡ بِخٰرِجِیۡنَ مِنۡہَا ۫ وَلَہُمۡ عَذَابٌ مُّقِیۡمٌ
Okunuşu

Iureedoo na ain yakhrujuminannaari wamaahum bikhaarijeena minhaa wa lahum 'azaabum mukeem.

Anlamı

Cehennem ateşinden çıkmak isteyecekler ama çıkamayacaklar. Sonsuz azaba maruz kalacaklar.

Mayide Suresi (37. Ayet)
4

En'am Suresi (128. Ayet)

وَیَوۡمَ یَحۡشُرُہُمۡ جَمِیۡعًا ۚ یٰمَعۡشَرَ الۡجِنِّ قَدِ اسۡتَکۡثَرۡتُمۡ مِّنَ الۡاِنۡسِ ۚ وَقَالَ اَوۡلِیٰٓؤُہُمۡ مِّنَ الۡاِنۡسِ رَبَّنَا اسۡتَمۡتَعَ بَعۡضُنَا بِبَعۡضٍ وَّبَلَغۡنَاۤ اَجَلَنَا الَّذِیۡۤ اَجَّلۡتَ لَنَا ؕ قَالَ النَّارُ مَثۡوٰىکُمۡ خٰلِدِیۡنَ فِیۡہَاۤ اِلَّا مَا شَآءَ اللّٰہُ ؕ اِنَّ رَبَّکَ حَکِیۡمٌ عَلِیۡمٌ
Okunuşu

Wa yawma yahshuruhum jamee'an- yaama'sharal jinni kadistaksartum minal insi wa kaala awliyauhum minal insi rabbanas tamta'a ba'duna bbia'dion wa balagnaajalanallazeeajjalta lanaa kaalan naaru maswakum khaalideena feehaaillaamaashaallaahu inna rabbaka hakeemun 'aleem.

Anlamı

O gün onların hepsini bir araya toplayacak ve şöyle diyecek: 'Ey cin kavmi! Pek çok insanı kendine tabi kıldın' deyince, onların halktan dostları da şöyle derler: 'Rabbimiz! Kimimiz kimimizden faydalandı, sen de bizim içinsin Bir zaman belirlediniz, artık ona ulaştık.' O gün Allah, aksi dilemedikçe, "Yeriniz cehennemdir, orada ebedî kalacaksınız" buyuracaktır. Muhakkak ki Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

En'am Suresi (128. Ayet)
5

Enfal Suresi (50. Ayet)

وَلَوۡ تَرٰۤی اِذۡ یَتَوَفَّی الَّذِیۡنَ کَفَرُوا ۙ الۡمَلٰٓئِکَۃُ یَضۡرِبُوۡنَ وُجُوۡہَہُمۡ وَاَدۡبَارَہُمۡ ۚ وَذُوۡقُوۡا عَذَابَ الۡحَرِیۡقِ
Okunuşu

Wa law tara iz yatawaffallazeena kafarul malaikatu yadriboona ujoohahum wa adbaarahum wa zookoo'azaabal hareek.

Anlamı

Ve bir görsen, melekler kâfirlerin ruhlarını büyülediğinde; Onları yüzlerinden ve sırtlarından dövüyorlar ve "Ateşli azabı tadın" diyorlar.

Enfal Suresi (50. Ayet)
6

İbrahim Suresi (15-17. ayetler)

{وَاسْتَفْتَحُوا وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ (15) مِنْ وَرَائِهِ جَهَنَّمُ وَيُسْقَى مِنْ مَاءٍ صَدِيدٍ (16) يَتَجَرَّعُهُ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُ وَيَأْتِيهِ الْمَوْتُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍ وَمِنْ وَرَائِهِ عَذَابٌ غَلِيظٌ (17)} [إبراهيم: 15 - 17]
Okunuşu

Wastaftahoowakhaaba kullujabbaarin 'aneed. Mion waraihee jahannamu wa iuskaamim main sadeed . Yatajarra'uhoo walaayaakaadoo iuseeguhoo wa ya'teehil mawtu min kulli makaanion wamaahuwa bimaiyition wamion waraihee 'azaabun galeej.

Anlamı

Onlar zaferi arzuluyorlardı ve her gururlu otokrat başarısızlığı arzuluyordu. Her birinin sonu cehennemdir ve erimiş irin içirilecektir. Bunu büyük zorluklarla yutardı ve yutması o kadar da kolay olmazdı. Her taraftan onun Ölüm azabı gelecek ama ölmeyecek ve ondan sonra da ağır azap çekmeye devam edecektir.

İbrahim Suresi (15-17. ayetler)
7

İbrahim Suresi (49-50. ayetler)

{وَتَرَى الْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ (49) سَرَابِيلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ وَتَغْشَى وُجُوهَهُمُ النَّارُ (50)} [إبراهيم: 49، 50]
Okunuşu

Wa taral mujrimeena yawmaizim mukarraneena fil asfaad . Saraabeeluhum min katiraanion wa tagshaaujoohahumunnaar.

Anlamı

O gün suçluları zincirlere vurulmuş, elbiseleri katranlanmış, yüzleri ateşle kaplanmış halde görürsün.

İbrahim Suresi (49-50. ayetler)
8

Meryem Suresi (4. Ayet)

قَالَ رَبِّ اِنِّیۡ وَہَنَ الۡعَظۡمُ مِنِّیۡ وَاشۡتَعَلَ الرَّاۡسُ شَیۡبًا وَّلَمۡ اَکُنۡۢ بِدُعَآئِکَ رَبِّ شَقِیًّا
Okunuşu

Kaala rabbi innee wahanal 'ajmu minnee washta'alar ra'su shaibawn walam akum bidu'aika rabbi shakiiiyaa.

Anlamı

Dedi ki: 'Rabbim! Kemiklerim zayıf, kafam yaşlılıktan bembeyaz; Ey Rabbim! Seni aramayı asla ihmal etmedim.

Meryem Suresi (4. Ayet)
9

Ta-Ha Suresi (97. Ayet)

{قَالَ فَاذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِي الْحَيَاةِ أَنْ تَقُولَ لَا مِسَاسَ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَنْ تُخْلَفَهُ وَانْظُرْ إِلَى إِلَهِكَ الَّذِي ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا لَنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنْسِفَنَّهُ فِي الْيَمِّ نَسْفًا (97)} [طه: 97]
Okunuşu

Kaala fazhab fainna laka fil hayaati an takoola laamisaasa wa innalaka maw'idal lan tukhlafahooo wanjur ilailaahikallazee jalta 'alaihi aakifal lanuharrikannahoosu mma lanansifannahoofil yammi nasfaa.

Anlamı

Musa dedi ki: Git buradan, çünkü bu söylediğinle ömrünün sonuna kadar azap göreceksin; Bana dokunmayın, sizin için hiçbir istisnası olmayacak bir vaad var. Etrafınızı sardığınız tanrınıza dikkat edin. Onu yakacağız. o zaman Onu denize saçacağım.

Ta-Ha Suresi (97. Ayet)
10

Ambiya Suresi (35. Ayet)

{كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ (35)} [الأنبياء: 35]
Okunuşu

Kullunafsin zaaikatul mawti wa nablookum bishsharri wal khairi fitnataw wa ilainaatur ja'oon .

Anlamı

Ölümü ancak canlılar tadacaktır; Ben sizi iyilik ve kötülükle özellikle imtihan ediyorum ve bana döndürüleceksiniz.

Ambiya Suresi (35. Ayet)
11

Haccab Suresi (19-22. ayetler)

ہٰذٰنِ خَصْمٰنِ اخْتَصَمُوۡا فِیۡ رَبِّہِمْ ۫ فَالَّذِیۡنَ کَفَرُوۡا قُطِّعَتْ لَہُمْ ثِیَابٌ مِّنۡ نَّارٍ ؕ یُصَبُّ مِنۡ فَوْقِ رُءُوۡسِہِمُ الْحَمِیۡمُ (19) يُصْهَرُ بِهِ مَا فِي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُ (20) وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ (21) كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ أُعِيدُوا فِيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ (22)} [الحج: 19 - 22]
Okunuşu

Haazaani khasmaanikh tasamoo fee rabbihim fallazeena kafaroo kutti'at lahum siyaabum minnaariin iusabbu min fawki ruoosihimul hameem. Iusharu bihee maafee butoonihim wal julood. Wa lahum makaami'u min hadeed. Kullama araadoo ain yakhrujuminhaamin gambin u'eedoofeehaa wa zookoo'azabal hareek.

Anlamı

Bunlar, Rableri hakkında tartışan iki gruptur; İnkar edenler için ateşten elbiseler hazırlanmıştır, başlarına kaynar su dökülecek, mideleri ve derileri onunla eritilecektir. Ve onlarınki Bir demirci olacak. Ne zaman acı içinde Cehennemden çıkmak isterlerse, oraya döndürülürler; Onlara, 'Yakıcı acıyı tadın' denilecek.

Haccab Suresi (19-22. ayetler)
12

Ankebut Suresi (24. Ayet)

{فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنْجَاهُ اللَّهُ مِنَ النَّارِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ (24)} [العنكبوت: 24]
Okunuşu

Famaakaana jawaaba kawmiheeillaaan kaluktuluhu aw harrikuhu faanjaahullahu minannaari inna fee zaalika laaayaatil likawmiin iu'minoon.

Anlamı

Buna karşılık İbrahim'in kavmi sadece 'Onu öldürün ya da yakın' dediler. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda müminler topluluğu için ibretler vardır.

Ankebut Suresi (24. Ayet)
13

Fatır Suresi (36-37. Ayet)

{وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَى عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ مِنْ عَذَابِهَا كَذَلِكَ نَجْزِي كُلَّ كَفُورٍ (36) وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَصِيرٍ (37)} [فاطر: 36، 37]
Okunuşu

Wallazeena kafaroo lahum naaru jahannama laaiukdaa'alaihim faiyamootoo walaaiukhaffafu'anhum min 'azaabihaa kazaalika najzee kulla kafoor. Wa hum yastarikhoona feehaa rabbanaakhrijnaana'mal saalihan gairallazee kunnaana'malu awalam nu'ammir kum maayatazakkaru feehi man tazakkara wajaa kumun nazeeru fazookoofamaalijjaalimeena min naseer.

Anlamı

Fakat inkar edenler için Cehennem ateşi vardır. Onlara ölmeleri emredilmez ve onlardan Cehennem azabı hafifletilmez. Böylece her nanköre ceza veririm. Orada ağlayacaklar ve 'Hey! Rabbimiz! Bizi kurtar, salih amellerde bulunalım, eskiden yaptıklarımızı yapmayalım.' Allah der ki: 'Ben sana öyle uzun bir ömür vermedim ki, dikkatli olmak isteyen dikkatli olsun? Size bir uyarıcı geldi. Yani ceza Tadına bakın; Zalimlerin yardımcısı yoktur.

Fatır Suresi (36-37. Ayet)
14

Chaffat Suresi - Ayet No. 7-10

{وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍ (7) لَا يَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلَى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ (8) دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ (9) إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ (10)} [الصافات: 7 - 10]
Okunuşu

Wa hifjam min kulli shaitaanim maarid. La yassamma'oona ilal malail a'laawa iukzafoona min kulli jaanib. Duhoo raw walahum 'azaabun waasib. Illaaman khatifal khatfata faatba'ahoo shihaabun sakib.

Anlamı

Ve her asi şeytandan kurtuldum. Sonuç olarak, üst dünyadan hiçbir şey duyamazlar ve her taraftan üzerlerine atılırlar; hem tiksindirici hem de onlar için sonsuz bir azap vardır. Ama birisi aniden bir şey duyarsa bu ateşli bir göktaşıdır Takip ediliyor

Chaffat Suresi - Ayet No. 7-10
15

Duhan Suresi (43-50. Ayet)

{إِنَّ شَجَرَتَ الزَّقُّومِ (43) طَعَامُ الْأَثِيمِ (44) كَالْمُهْلِ يَغْلِي فِي الْبُطُونِ (45) كَغَلْيِ الْحَمِيمِ (46) خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ إِلَى سَوَاءِ الْجَحِيمِ (47) ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيمِ (48) ذُقْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْكَرِيمُ (49) إِنَّ هَذَا مَا كُنْتُمْ بِهِ تَمْتَرُونَ (50)} [الدخان: 43 - 50]
Okunuşu

Inna shajaratazzakkoom. Ta'aamul aseem. Kalmuhli yaglee filbutoon. Kagalil hameem. Khuzoohu fa'tiloohu ilaasawail jaheem. Su mma subboofawka ra'sihee min 'azaabil hameem. Zuk innaka antal 'azeezul kareem. Inna haazaamaakuntum bihee tamtaroon.

Anlamı

Şüphesiz ki (Şafa Suresi'nde anlatılan) Yakkum ağacı, büyük günahkarın (yani kâfirin) yiyeceği olacaktır; o, (görünürlük bakımından) yağ dibi gibi ve kaynar su gibi kaynayacaktır. Meleklere tutmaları ve çekmeleri emredilecektir. Onu cehennemin ortasına götürün, sonra başına acı verici kaynar su dökün. (Bu sefer şakayla anılacak) Nefis sen çok şereflisin, asilsin. (Dünyada nasıl şerefli ve asil iseniz, bu da sizin şerefinizdir.) Emirlerime itaat etmekten utanç duymak. Cehennem halkına haber verilecek.) Bundan şüphe mi ediyorsunuz (ve inkar mı ediyorsunuz).

Duhan Suresi (43-50. Ayet)
16

Vakbiyye Suresi (51-55. Ayet)

ثُمَّ اِنَّكُمْ اَیُّہَا الضَّآلُّوۡنَ الْمُکَذِّبُوۡنَ ﴿ۙ۵۱﴾ لَاٰکِلُوۡنَ مِنۡ شَجَرٍ مِّنۡ زَقُّوۡمٍ ﴿ۙ۵۲﴾ فَمَالِـُٔوۡنَ مِنْہَا الْبُطُوۡنَ ﴿ۚ۵۳﴾ فَشٰرِبُوۡنَ عَلَیۡہِ مِنَ الْحَمِیۡمِ ﴿ۚ۵۴﴾ فَشٰرِبُوۡنَ شُرْبَ الْہِیۡمِ ﴿ؕ۵۵﴾
Okunuşu

Su mma innakum aiiyuhaddalloonal mukazzi boon. Laaakiloona min shajarim min zakkoom. Famaalioona minhal butoon. Fashaariboona 'alaihi minal hameem. Fashaariboona shurbal heem.

Anlamı

Sonra (yani bir araya geldikten sonra) Ey sapık yalancılar! Jakkum ağacından yemeli, sonra onunla karnınızı doyurmalısınız. Üzerine kaynar su içirin. Susamış deve gibi içeceksin. (Özetle) Bu, kıyamet günü olacaktır onların eğlencesi.

Vakbiyye Suresi (51-55. Ayet)
17

Mülk Suresi (5-9. Ayet)

وَ لَقَدْ زَیَّنَّا السَّمَآءَ الدُّنْیَا بِمَصَابِیۡحَ وَ جَعَلْنٰہَا رُجُوۡمًا لِّلشَّیٰطِیۡنِ وَ اَعْتَدْنَا لَہُمْ عَذَابَ السَّعِیۡرِ ﴿۵﴾ وَ لِلَّذِیۡنَ کَفَرُوۡا بِرَبِّہِمْ عَذَابُ جَہَنَّمَ ؕ وَ بِئْسَ الْمَصِیۡرُ ﴿۶﴾ اِذَاۤ اُلْقُوۡا فِیۡہَا سَمِعُوۡا لَہَا شَہِیۡقًا وَّ ہِیَ تَفُوۡرُ ۙ﴿۷﴾ تَکَادُ تَمَیَّزُ مِنَ الْغَیۡظِ ؕ كُلَّمَاۤ اُلْقِیَ فِیۡہَا فَوْجٌ سَاَلَہُمْ خَزَنَتُہَاۤ اَلَمْ یَاۡتِكُمْ نَذِیۡرٌ ﴿۸﴾ قَالُوۡا بَلٰی قَدْ جَآءَنَا نَذِیۡرٌ ۬ۙ فَکَذَّبْنَا وَ قُلْنَا مَا نَزَّلَ اللہُ مِنۡ شَیۡءٍ ۚۖ اِنْ اَنۡتُمْ اِلَّا فِیۡ ضَلٰلٍ کَبِیۡرٍ ﴿۹﴾
Okunuşu

Wa lakad zaiyannas samaadduniyaa bimasaabeeha waja'alnaa haa rujoomal lishshayaateeni wa a'tadnaa lahum 'azaa bassa'eer. Wa lillazeena kafaroobirabbihim 'azaa bujahannama wabi'sal maseer. Izaulkoofeehaa sami'u lahaa shaheekawn wahiya tafoor. Takaa dutamaiyazuminal gaiji kullamaulkiya feehaa fawjun saalahum khazanatuhaalam ya'tikum nazeer. Kaa loobalaa kad jaanaa nazeerun fakazzabnaa wa kulnaa manazzalallaa hu min shaiyin in antum illaa fee dalaa lin kabeer.

Anlamı

Kudretimin delili şudur: Ben en alçak gökleri kandillerle (yani takımyıldızlarıyla) süsledim, onları (yani takımyıldızlarını) şeytan için füzeler kıldım (Hacer Suresi'nde geçen) Çünkü (yani şeytanlara) Cehennem azabını (dünyanın bu füzesi olmadan ahirete inanmamaktan dolayı) hazırladım. Rablerini (yani Tevhidini) inkar edenler için Cehennem azabı vardır. Bu ne kadar kötü? Oraya atıldıklarında, onun fırlatılışının uğultusunu işitecekler. Clodhe'de cehennem kopacak. (Ya Allah onda anlayış ve öfke yaratacak ki, o da kâfirlere de öfkelensin, ya da mesela şunu söylesin: (Yani nasıl öfkeyle alev alev yanıyorsa, Cehennem de şiddetli bir heyecanla köpürmeye devam edecektir). Ne zaman oraya bir (kâfir) topluluk atılsa, onun muhafızları onlara: "Sizin yanınızda bir uyarıcı (peygamber) var mı?" diye sorarlar. Gelmedin mi? (Sizi bu barış konusunda kim uyardı ve bu nedenle sizden savunma araçlarını kim topladı? Bu soru hüküm vermek amaçlı olacaktır. Yani Peygamber gelmiş olmalıdır. Bu soru her yeni ümmete sorulacaktır. Çünkü kâfir toplulukların tümü, küfür nedeniyle birer birer cehenneme gideceklerdir. Onlar (suçlarını itiraf ederek) şöyle diyecekler: Evet, bize bir uyarıcı (Peygamber) geldi. Sonra (maalesef) yalan söyledik ve Allah (Kanunlar ve Kanunlar) dedik. Kitap türü) hiçbir şey göndermedi. Kafan karıştı.

Mülk Suresi (5-9. Ayet)
18

Cin Suresi (8-9. ayetler)

وَّ اَنَّا لَمَسْنَا السَّمَآءَ فَوَجَدْنٰہَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِیۡدًا وَّ شُہُبًا ۙ﴿۸﴾ وَّ اَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْہَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ ؕ فَمَنۡ یَّسْتَمِعِ الْاٰنَ یَجِدْ لَہٗ شِہَابًا رَّصَدًا ۙ﴿۹﴾
Okunuşu

Wa annaalamasnassamaa fawajadnaahaa muliiyat harasan shadeedawn wa shuhubaa. Wa annaa kunnaa nak'uduminhaa makaa'ida lissama'i famain yastami'il ana yajid lahooshihaabarrasadaa.

Anlamı

'Ve gökyüzüne ilişkin verileri toplamaya çalıştık ama gökyüzünün sert muhafızlar ve meteorlarla dolu olduğunu gördük; "Eskiden haberleri dinlemek için gökyüzünün farklı yerlerinde otururduk, ama şimdi biri haberi duymak isterse, onu ona fırlatır. Ateşli meteorlarla karşılaşmaya hazırlandık.

Cin Suresi (8-9. ayetler)
19

Buruc Suresi (10. Ayet)

اِنَّ الَّذِیۡنَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِیۡنَ وَ الْمُؤْمِنٰتِ ثُمَّ لَمْ یَتُوۡبُوۡا فَلَہُمْ عَذَابُ جَہنَّمَ وَ لَہُمْ عَذَابُ الْحَرِیۡقِ ﴿ؕ۱۰﴾
Okunuşu

Innallazeena fatanulmu'mineen wal mu'minaati su mma lam yatooboofalahum 'azaabu jahannama wa lahum 'azaabul hareek.

Anlamı

Mümin bir kadına eziyet eden ve sonrasında tövbe etmeyenlere cehennem azabı vardır, yanma azabı vardır.

Buruc Suresi (10. Ayet)
20

Leyl Suresi (14-16. Ayet)

{فَأَنْذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّى (14) لَا يَصْلَاهَا إِلَّا الْأَشْقَى (15) الَّذِي كَذَّبَ وَتَوَلَّى (16)} [الليل: 14 - 16]
Okunuşu

Faanzartukum naaran talajjaa. Laayaslaahaillal ashkaa allazee kazzaba wa tawallaa.

Anlamı

Seni yanan ateş konusunda uyarmıştım. Oraya ancak yalanlayan ve yüz çeviren en bedbahtlar girecektir.

Leyl Suresi (14-16. Ayet)
21

Kariyye Suresi (8-11. Ayet)

{وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ (8) فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ (9) وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ (10) نَارٌ حَامِيَةٌ (11)} [القارعة: 8 - 11]
Okunuşu

Wa ammaaman khaffat mawazeenuhoo faummuhoohaabiiyah. Wamaadraaka maahiyah. Naarun haamiyah.

Anlamı

Kimin (iman ölçüsü) hafif olursa (yani kâfir olursa) onun adresi Habiya olacaktır. Onun (yani Habiya'nın) ne olduğunu biliyor musun? (O) yanan bir ateştir.

Kariyye Suresi (8-11. Ayet)
22

Humeze Suresi (4-9. ayetler)

کَلَّا لَیُنۡۢبَذَنَّ فِی الْحُطَمَۃِ ۫﴿ۖ۴﴾ وَ مَاۤ اَدْرٰىکَ مَا الْحُطَمَۃُ ؕ﴿۵﴾ نَارُ اللہِ الْمُوۡقَدَۃُ ۙ﴿۶﴾ الَّتِیۡ تَطَّلِعُ عَلَی الْاَفْـِٕدَۃِ ؕ﴿۷﴾ اِنَّہَا عَلَیۡہِمۡ مُّؤْصَدَۃٌ ۙ﴿۸﴾ فِیۡ عَمَدٍ مُّمَدَّدَۃٍ ٪﴿۹﴾
Okunuşu

Kallaalaiumbazanna fil hutamah. Wamaadraaka mal hutamah. Naarullaahil mookadah allatee tattali'u alal afidah. Innahaa'alaihim mu'sadah fee 'amadim mumaddadah .

Anlamı

O, mutlaka her şeyi ezip geçen ateşe, Allah'ın, (Allah'ın emriyle) tutuşturulan ateşine (Allah'ın ateşine, çok şiddetli ve şiddetli olacağına işaret eder), (bedene temas ettiği anda) kemiklere ulaşacaktır. O Agni - sanki bir ateş sandığı ile doldurulmuş gibi (büyük, uzun bir ateş sütunu ile çevrelenecek şekilde) üzerlerine bağlanacak.

Humeze Suresi (4-9. ayetler)
23

Cinler Meclisi Rukayyesi (Birlikte)

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّالْعٰلَمِیْنَ ۙ﴿۱﴾ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ ۙ﴿۲﴾ مٰلِکِ یَوْمِ الدِّیْنِ ؕ﴿۳﴾اِیَّاکَ نَعْبُدُ وَ اِیَّاکَ نَسْتَعِیْنُ ؕ﴿۴﴾اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِیْمَ ۙ﴿۵﴾صِرَاطَ الَّذِیْنَ اَنْعَمْتَ عَلَیْهِمْ ۬ۙ۬غَیْرِ الْمَغْضُوْبِ عَلَیْهِمْوَلَا الضَّآ لِّیْنَ۠﴿۷﴾
আল হামদুলিল্লা-হি রাব্বিল ‘আ-লামীন।
আররাহমা-নির রাহীম।
মা-লিকি ইয়াওমিদ্দীন।
ইয়্যা-কা না‘বুদুওয়া ইয়্যা-কা নাছতা‘ঈন।
ইহদিনাসসিরা-তাল মুছতাকীম।
সিরা-তাল্লাযীনা আন‘আমতা ‘আলাইহিম ।
গাইরিল মাগদূ বি ‘আলাইহিম ওয়ালাদ্দাল্লীন।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

الٓـمّٓ ۚ﴿۱﴾ ذٰلِکَ الْکِتٰبُ لَا رَیْبَ ۚۖۛ فِیْهِ ۚۛ هُدًی لِّلْمُتَّقِیْنَ ۙ﴿۲﴾ الَّذِیْنَ یُؤْمِنُوْنَ بِالْغَیْبِ وَیُقِیْمُوْنَ الصَّلٰوۃَ وَمِمَّا رَزَقْنٰهُمْ یُنْفِقُوْنَ ۙ﴿۳﴾ وَالَّذِیْنَ یُؤْمِنُوْنَ بِمَاۤ اُنْزِلَ اِلَیْکَ وَمَاۤ اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِکَ ۚ وَ بِالْاٰخِرَۃِ هُمْ یُوْقِنُوْنَ ؕ﴿۴﴾ اُوْلٰٓئِکَ عَلٰی هُدًی مِّنْ رَّبِّهِمْ ٭ وَ اُوْلٰٓئِکَ هُمُ الْمُفْلِحُوْنَ ﴿۵﴾
আলিফ লামমীম।
যা-লিকাল কিতা-বুলা-রাইবা ফীহি হুদাল লিলমুত্তাকীন।
আল্লাযীনা ইউ’মিনূনা বিলগাইবি ওয়াইউকীমূনাসসালা-তা ওয়া মিম্মা-রাঝাকনা-হুমইউনফিকূ ন।
ওয়াল্লাযীনা ইউ’মিনূনা বিমাউনঝিলা ইলাইকা ওয়ামাদ উনঝিলা মিন কাবলিকা ওয়াবিল আ-খিরাতি হুম ইউকিনূন।
উলাইকা ‘আলা-হুদাম মিররাব্বিহিম ওয়া উলাইকা হুমুল মুফলিহূন।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

وَاتَّبَعُوْا مَا تَتْلُوا الشَّیٰطِیْنُ عَلٰی مُلْکِ سُلَیْمٰنَ ۚ وَمَا کَفَرَ سُلَیْمٰنُ وَلٰکِنَّ الشَّیٰطِیْنَ کَفَرُوْا یُعَلِّمُوْنَ النَّاسَ السِّحْرَ ٭ وَمَاۤ اُنْزِلَ عَلَی الْمَلَکَیْنِ بِبَابِلَ هَارُوْتَ وَمَارُوْتَ ؕ وَمَا یُعَلِّمٰنِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰی یَقُوْلَاۤ اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَۃٌ فَلَا تَكْفُرْ ؕ فَیَتَعَلَّمُوْنَ مِنْهُمَا مَا یُفَرِّقُوْنَ بِهٖ بَیْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهٖ ؕ وَمَا هُمْ بِضَآرِّیْنَ بِهٖ مِنْ اَحَدٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللهِ ؕ وَیَتَعَلَّمُوْنَ مَا یَضُرُّهُمْ وَلَا یَنْفَعُهُمْ ؕ وَلَقَدْ عَلِمُوْا لَمَنِ اشْتَرٰىهُ مَا لَهٗ فِی الْاٰخِرَۃِ مِنْ خَلَاقٍ ۟ؕ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِهٖۤ اَنْفُسَهُمْ ؕ لَوْ کَانُوْا یَعْلَمُوْنَ ﴿۱۰۲﴾
ওয়াত্তাবা‘উ মা-তাতলুশশাইয়া-তীনু‘আলা- মুলকি ছুলাইমা-না ওয়ামা-কাফারা ছুলাইমা-নু ওয়ালা- কিন্নাশশাইয়া-তীনা কাফারূ ইউ‘আলিলমূনান্না-ছাছছিহরা ওয়ামা উনঝিলা ‘আলাল মালাকাইনি ব্বিা-বিলা হা-রূতা ওয়ামা-রূতা ওয়ামা- ইউ‘আলিলমা-নি মিন আহাদিন হাত্তা-ইয়াকূলা ইন্নামা-নাহনুফিতনাতুন ফালা-তাকফুর ফাইয়াতা‘আল্লামূনা মিনহুমা- মা-ইউফাররিকূনা বিহী বাইনাল মারই ওয়াঝাওজিহী ওয়ামা-হুম বিদাররীনা বিহী মিন আহাদিন ইল্লা- বিইযনিল্লা-হি ওয়াইয়াতা‘আল্লামূনা মা-ইয়াদুররুহুম ওয়ালাইয়ানফা‘উহুম ওয়ালাকাদ ‘আলিমূলামানিশতারা-হু মা-লাহূফিল আ-খিরাতি মিন খালাকিওঁ ওয়ালাবি’ছা মা-শারাও বিহী আনফুছাহুম লাও কা-নূইয়া‘লামূন।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

وَ اِلٰـهُكُمْ اِلٰهٌ وَّاحِدٌ ۚ لَاۤ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِیْمُ ﴿۱۶۳﴾۠ اِنَّ فِیْ خَلْقِ السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّیْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْکِ الَّتِیْ تَجْرِیْ فِی الْبَحْرِ بِمَا یَنْفَعُ النَّاسَ وَمَاۤ اَنْزَلَ اللهُ مِنَ السَّمَآءِ مِنْ مَّآءٍ فَاَحْیَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِیْهَا مِنْ كُلِّ دَآبَّۃٍ ۪ وَّتَصْرِیْفِ الرِّیٰحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَیْنَ السَّمَآءِ وَالْاَرْضِ لَاٰیٰتٍ لِّقَوْمٍ یَّعْقِلُوْنَ ﴿۱۶۴﴾ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ یَّتَّخِذُ مِنْ دُوْنِ اللهِ اَنْدَادًا یُّحِبُّوْنَهُمْ کَحُبِّ اللهِ ؕ وَالَّذِیْنَ اٰمَنُوْۤا اَشَدُّ حُبًّا لِلّٰهِ ؕوَلَوْ یَرَی الَّذِیْنَ ظَلَمُوْۤا اِذْ یَرَوْنَ الْعَذَابَ ۙ اَنَّ الْقُوَّۃَ لِلّٰهِ جَمِیْعًا ۙ وَّاَنَّ اللهَ شَدِیْدُ الْعَذَابِ ﴿۱۶۵﴾
ওয়া ইলাহুকুম ইলাহুন ওয়াহিদ, লা ইলাহা ইল্লা হুয়ার রাহমানুর রাহীম।
ইন্না ফি খালকিস্‌ সামাওয়াতি ওয়াল আরদ়ি, ওয়াখ্তিলাফিল লাইলি ওয়ান্‌নাহার, ওয়াল্‌ফুল্কিল্লাতি তাজরী ফিল বাহরি বিমা ইয়ানফাউন্নাস, ওয়া মা আনযালাল্লাহু মিনাস্‌ সামা’ই মিন মা’ইন, ফা-আহইয়া বিহিল আরদ়া বা’দা মাওতিহা, ওয়া বাস্সা ফীহা মিন্‌ কুল্লি দাব্বাহ, ওয়া তাসরীফির্‌ রিয়াহি ওয়াস্‌সহাবিল মুসাখ্খারি বাইনাস্‌ সামা’ই ওয়াল আরদ়, লা-আয়াতিল্লি কওমিই ইয়াক্বিলূন।
ওয়া মিনান্‌ নাসি মান্‌ ইয়্যাত্তাখিযু মিন দুনিল্লাহি আন্‌দাদান, ইউহিব্বূনাহুম কা হুব্বিল্লাহ, ওয়াল্লাযিনা আমানূ আশাদ্দু হুব্বান লিল্লাহ, ওয়ালাও ইয়ারা আল্লাযিনা যালামূ ইয্‌ ইয়্যারাউনাল আযাবা, আন্নাল কুওওয়াতা লিল্লাহি জামীয়ান, ওয়া আন্নাল্লাহা শাদীদুল আযাব।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

اَللهُ لَاۤ اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَیُّ الْقَیُّوْمُ ۬ۚ لَا تَاْخُذُهٗ سِنَۃٌ وَّلَا نَوْمٌ ؕ لَهٗ مَا فِی السَّمٰوٰتِ وَمَا فِی الْاَرْضِ ؕ مَنْ ذَا الَّذِیْ یَشْفَعُ عِنْدَهٗۤ اِلَّا بِاِذْنِهٖ ؕ یَعْلَمُ مَا بَیْنَ اَیْدِیْهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۚ وَلَا یُحِیْطُوْنَ بِشَیْءٍ مِّنْ عِلْمِهٖۤ اِلَّا بِمَاشَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِیُّهُ السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضَ ۚ وَلَا یَـُٔوْدُهٗ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ الْعَلِیُّ الْعَظِیْمُ ﴿۲۵۵﴾
আল্লা-হু লাইলা-হা ইল্লা-হুওয়া আল হাইয়ুল কাইয়ূমু লা-তা’খুযুহূ ছিনাতুওঁ ওয়ালা-নাওমুন লাহূ মা-ফিছ ছামা-ওয়া-তি ওয়ামা-ফিল আরদি মান যাল্লাযী ইয়াশফা‘উ ‘ইনদাহূইল্লা-বিইযনিহী ইয়া‘লামুমা-বাইনা আইদীহিম ওয়ামা-খালফাহুম ওয়ালা-ইউহীতূনা বিশাইইম মিন ‘ইলমিহীইল্লা-বিমা-শাআ ওয়াছি‘আ কুরছিইয়ুহুছ ছামা-ওয়া-তি ওয়াল আরদা ওয়ালা-ইয়াঊদুহু হিফজু হুমা-ওয়া হুওয়াল ‘আলিইয়ূল ‘আজীম।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

شَهِدَ اللهُ اَنَّهٗ لَاۤ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ ۙ وَالْمَلٰٓئِکَۃُ وَ اُولُوا الْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِالْقِسْطِ ؕ لَاۤ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزِیْزُ الْحَکِیْمُ ﴿ؕ۱۸﴾ اِنَّ الدِّیْنَ عِنْدَ اللهِ الْاِسْلَامُ ۟ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِیْنَ اُوْتُوا الْکِتٰبَ اِلَّا مِنْۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْیًۢا بَیْنَهُمْ ؕ وَمَنْ یَّكْفُرْ بِاٰیٰتِ اللهِ فَاِنَّ اللهَ سَرِیْعُ الْحِسَابِ ﴿۱۹﴾
শাহিদাল্লা-হু আন্নাহু লা ইলা-হা ইল্লা-হুওয়া ওয়াল মালাইকাতুওয়া উলুল ‘ইলমি কাইমাম বিলকিছতিলাইল্লা-হা ইল্লা-হুওয়াল আঝীঝুল হাকীম।
ইন্নাদ্দীনা ‘ইনদাল্লা-হিল ইছলা-মু ওয়ামাখতালাফাল্লাযীনা ঊতুল কিতা-বা ইল্লা-মিম বা‘দি মা-জাআহুমুল ‘ইলমুবাগইয়াম বাইনাহুম ওয়ামাইঁ ইয়াকফুর বিআ-য়া-তিল্লা-হি ফাইন্নাল্লা-হা ছারী‘উল হিছা-ব।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

اِنَّ رَبَّكُمُ اللهُ الَّذِیْ خَلَقَ السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضَ فِیْ سِتَّۃِ اَیَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰی عَلَی الْعَرْشِ ۟ یُغْشِی الَّیْلَ النَّهَارَ یَطْلُبُهٗ حَثِیْثًا ۙ وَّ الشَّمْسَ وَ الْقَمَرَ وَالنُّجُوْمَ مُسَخَّرٰتٍۭ بِاَمْرِهٖ ؕ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَ الْاَمْرُ ؕ تَبٰرَکَ اللهُ رَبُّ الْعٰلَمِیْنَ ﴿۵۴﴾ اُدْعُوْا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَّخُفْیَۃً ؕ اِنَّهٗ لَا یُحِبُّ الْمُعْتَدِیْنَ ﴿ۚ۵۵﴾ وَ لَا تُفْسِدُوْا فِی الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوْهُ خَوْفًا وَّطَمَعًا ؕ اِنَّ رَحْمَتَ اللهِ قَرِیْبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِیْنَ ﴿۵۶﴾
ইন্না-রাব্বাকুমুল্লা-হুল্লাযী খালাকাছছামা-ওয়া-তি ওয়াল আরদা ফী ছিত্তাতি আইইয়া-মিন ছু ম্মাছ তাওয়া-‘আলাল ‘আরশি ইউগশিল লাইলান নাহা-রা ইয়াতলুবুহূহাছীছাওঁ ওয়াশশামছা ওয়াল কামারা ওয়ান নুজূমা মুছাখখারা-তিম বিআমরিহী আলা-লাহুল খালকুওয়াল আমরু তাবা-রাকাল্লা-হু রাব্বুল ‘আ-লামীন।
উদ‘ঊ রাব্বাকুম তাদাররু‘আওঁ ওয়া খুফইয়াতান ইন্নাহূলা-ইউহিব্বুল মু‘তাদীন।
ওয়ালা-তুফছিদূফিল আরদিবা‘দা ইসলা-হিহা-ওয়াদ‘ঊহু খাওফাওঁ ওয়া তামা‘আন ইন্না রাহমাতাল্লা-হি কারীবুম মিনাল মুহছিনীন।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

وَ اِذْ صَرَفْنَاۤ اِلَیْکَ نَفَرًا مِّنَ الْجِنِّ یَسْتَمِعُوْنَ الْقُرْاٰنَ ۚ فَلَمَّا حَضَرُوْهُ قَالُوْۤا اَنْصِتُوْا ۚ فَلَمَّا قُضِیَ وَلَّوْا اِلٰی قَوْمِهِمْ مُّنْذِرِیْنَ ﴿۲۹﴾ قَالُوْا یٰقَوْمَنَاۤ اِنَّا سَمِعْنَا کِتٰبًا اُنْزِلَ مِنْۢ بَعْدِ مُوْسٰی مُصَدِّقًا لِّمَا بَیْنَ یَدَیْهِ یَهْدِیْۤ اِلَی الْحَقِّ وَ اِلٰی طَرِیْقٍ مُّسْتَقِیْمٍ ﴿۳۰﴾ یٰقَوْمَنَاۤ اَجِیْبُوْا دَاعِیَ اللهِ وَ اٰمِنُوْا بِهٖ یَغْفِرْ لَكُمْ مِّنْ ذُنُوْبِكُمْ وَ یُجِرْكُمْ مِّنْ عَذَابٍ اَلِیْمٍ ﴿۳۱﴾ وَ مَنْ لَّا یُجِبْ دَاعِیَ اللهِ فَلَیْسَ بِمُعْجِزٍ فِی الْاَرْضِ وَلَیْسَ لَهٗ مِنْ دُوْنِهٖۤ اَوْلِیَآءُ ؕ اُولٰٓئِکَ فِیْ ضَلٰلٍ مُّبِیْنٍ ﴿۳۲﴾
ওয়া ইযসারাফনাইলাকা নাফারাম মিনাল জিন্নি ইয়াছতামি‘ঊনাল কুরআ-না ফালাম্মাহাদারূহু কা-লূআনছিতূ ফালাম্মা-কুদিয়া ওয়াল্লাও ইলা-কাওমিহিম মুনযিরীন।
কা-লূইয়া-কাওমানাইন্না-ছামি‘না-কিতা-বান উনঝিলা মিম বা‘দি মূছা-মুসাদ্দিকালিলমাবাইনা ইয়াদাইহি ইয়াহদীইলাল হাক্কিওয়া ইলা-তারীকিম মুছতাকীম।
ইয়া-কাওমানাআজীবূদা-‘ইয়াল্লা-হি ওয়াআ-মিনূবিহী ইয়াগফিরলাকুম মিন যুনূবিকুম ওয়া ইউজিরকুম মিন ‘আযা-বিন আলীম।
ওয়া মাল লা-ইউজিব দা-‘ইয়াল্লা-হি ফালাইছা বিমু‘জিঝিন ফিল আরদিওয়া লাইছা লাহূমিন দূ নিহীআওলিূআউ উলাইকা ফী দালা-লিমমুবীন।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

سَنَفْرُغُ لَكُمْ اَیُّهَ الثَّقَلٰنِ ﴿ۚ۳۱﴾ فَبِاَیِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُکَذِّبٰنِ ﴿۳۲﴾ یٰمَعْشَرَ الْجِنِّ وَ الْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوْا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوٰتِ وَ الْاَرْضِ فَانْفُذُوْا ؕ لَا تَنْفُذُوْنَ اِلَّا بِسُلْطٰنٍ ﴿ۚ۳۳﴾ فَبِاَیِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُکَذِّبٰنِ ﴿۳۴﴾ یُرْسَلُ عَلَیْكُمَا شُوَاظٌ مِّنْ نَّارٍ ۬ۙ وَّ نُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرٰنِ ﴿ۚ۳۵﴾ فَبِاَیِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُکَذِّبٰنِ ﴿۳۶﴾ فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَآءُ فَکَانَتْ وَرْدَۃً کَالدِّهَانِ ﴿ۚ۳۷﴾ فَبِاَیِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُکَذِّبٰنِ ﴿۳۸﴾ فَیَوْمَئِذٍ لَّا یُسْـَٔلُ عَنْ ذَنْۢبِهٖۤ اِنْسٌ وَّ لَا جَآنٌّ ﴿ۚ۳۹﴾ فَبِاَیِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُکَذِّبٰنِ ﴿۴۰﴾
ছানাফরুগু লাকুম আইয়ুহাছছাকালা-ন।
ফাবিআইয়ি আ-লাই রাব্বিকুমা- তুকাযযিবা-ন ।
ইয়া-মা‘শারাল জিন্নি ওয়াল ইনছি ইনিছতাতা‘তুম আন তানফুযূমিন আকতা-রিছ ছামাওয়া-তি ওয়াল আরদিফানফুযূ লা-তানফুযূনা ইল্লা-বিছুলতা-ন।
ফাবিআইয়ি আ-লাই রাব্বিকুমা- তুকাযযিবা-ন ।
ইউরছালু‘আলাইকুমা-শুওয়া-জু ম মিন্না-রিওঁ ওয়া নুহা-ছুন ফালা-তানতাসিরা-ন।
ফাবিআইয়ি আ-লাই রাব্বিকুমা- তুকাযযিবা-ন ।
ফাইযান শাককাতিছ ছামাউ ফাকা-নাত ওয়ারদাতান কাদ্দিহা-ন।
ফাবিআইয়ি আ-লাই রাব্বিকুমা- তুকাযযিবা-ন ।
ফাইয়াওমা ইযিল্লা-ইউছআলু‘আন যামবিহী ইনছুওঁ ওয়ালা-জান।
ফাবিআইয়ি আ-লাই রাব্বিকুমা- তুকাযযিবা-ন ।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰی جَبَلٍ لَّرَاَیْتَهٗ خَاشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْیَۃِ اللهِ ؕ وَ تِلْکَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ یَتَفَکَّرُوْنَ ﴿۲۱﴾ هُوَ اللهُ الَّذِیْ لَاۤ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ ۚ عٰلِمُ الْغَیْبِ وَ الشَّهَادَۃِ ۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِیْمُ ﴿۲۲﴾ هُوَ اللهُ الَّذِیْ لَاۤ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ ۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوْسُ السَّلٰمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَیْمِنُ الْعَزِیْزُ الْجَبَّارُ الْمُتَکَبِّرُ ؕ سُبْحٰنَ اللهِ عَمَّا یُشْرِكُوْنَ ﴿۲۳﴾ هُوَ اللهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَآءُ الْحُسْنٰی ؕ یُسَبِّحُ لَهٗ مَا فِی السَّمٰوٰتِ وَ الْاَرْضِ ۚ وَ هُوَ الْعَزِیْزُ الْحَکِیْمُ ﴿۠۲۴﴾
লাও আনঝালনা-হা-যাল কুরআ-না ‘আলা-জাবালিল লারাআইতাহু খা-শি‘আম মুতাসাদ্দি‘ আম মিন খাশয়াতিল্লা-হি ওয়া তিলকাল আমছা-লুনাদরিবুহা-লিন্নাছি লা‘আল্লাহম ইয়াতাফাক্কারূন।
হুওয়াল্লা-হুল্লাযী লাইলা-হা ইল্লা-হুওয়া ‘আ-লিমুল গাইবি ওয়াশশাহা-দাতি হুওয়াররাহমা-নুর রাহীম।
হুওয়াল্লা-হুল্লাযী লাইলা-হা ইল্লা-হুওয়া আলমালিকুল কুদ্দূছুছ ছালা-মুল ম’মিনুল মুহাইমিনুল ‘আঝীঝুল জাব্বা-রুল মুতাকাব্বিরু ছুবহা-নাল্লা-হি ‘আম্মা-ইউশরিকূন।
হুওয়াল্লা-হুল খা-লিকুল বা-রিউল মুছাওবিরু লাহুল আছমাউল হুছনা-; ইউছাব্বিহুলাহূ মা-ফিছ ছামা-ওয়া-তি ওয়াল আরদি ওয়াহুওয়াল ‘ আঝীঝুল হাকীম।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

قُلْ اُوْحِیَ اِلَیَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوْۤا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰنًا عَجَبًا ۙ﴿۱﴾ یَّهْدِیْۤ اِلَی الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِهٖ ؕ وَ لَنْ نُّشْرِکَ بِرَبِّنَاۤ اَحَدًا ۙ﴿۲﴾ وَّ اَنَّهٗ تَعٰلٰی جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَۃً وَّ لَا وَلَدًا ۙ﴿۳﴾ وَّ اَنَّهٗ کَانَ یَقُوْلُ سَفِیْهُنَا عَلَی اللهِ شَطَطًا ۙ﴿۴﴾
কুলঊহিয়া ইলাইইয়া আন্নাহুছতামা‘আ নাফারুম মিনাল জিন্নি ফাকা-লূইন্না-ছামি‘নাকুরআ-নান ‘আজাবা- ।
ইয়াহদীইলাররুশদি ফাআ-মান্না- বিহী ওয়া লান নুশরিকা বিরাব্বিনাআহাদা- ।
ওয়া আন্নাহূতা‘আ- জাদ্দুরাব্বিনা- মাত্তাখাযা সা-হিবাতাওঁ ওয়ালা- ওয়ালাদা- ।
ওয়া আন্নাহূকা-না ইয়াকূলুছাফীহুনা- ‘আলাল্লা-হি শাতাতা- ।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَا ۙ﴿۱﴾ وَ اَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَا ۙ﴿۲﴾ وَ قَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَا ۚ﴿۳﴾ یَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَا ۙ﴿۴﴾ بِاَنَّ رَبَّکَ اَوْحٰی لَهَا ؕ﴿۵﴾ یَوْمَئِذٍ یَّصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًا ۬ۙ لِّیُرَوْا اَعْمَالَهُمْ ؕ﴿۶﴾ فَمَنْ یَّعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّۃٍ خَیْرًا یَّرَهٗ ؕ﴿۷﴾ وَ مَنْ یَّعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّۃٍ شَرًّا یَّرَهٗ ۠﴿۸﴾
ইযা-ঝুলঝিলাতিল আরদুঝিলঝা-লাহা-।
ওয়া আখরাজাতিল আরদুআছকা-লাহা-।
ওয়া কা-লাল ইনছা-নুমা-লাহা-।
ইয়াওমাইযিন তুহাদ্দিছু আখবা-রাহা-।
বিআন্না রাব্বাকা আওহা-লাহা-।
ইয়াওমাইযিইঁ ইয়াসদুরুন্না-ছুআশতা-তাল লিউউরাও আ‘মা-লাহুম।
ফামাইঁ ইয়া‘মাল মিছকা-লা যাররাতিন খাইরাইঁ ইয়ারাহ।
ওয়া মাইঁ ইয়া‘মাল মিছকা-লা যাররাতিন শাররাইঁ ইয়ারাহ।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

اَلَمْ تَرَ کَیْفَ فَعَلَ رَبُّکَ بِاَصْحٰبِ الْفِیْلِ ؕ﴿۱﴾ اَلَمْ یَجْعَلْ کَیْدَهُمْ فِیْ تَضْلِیْلٍ ۙ﴿۲﴾ وَّ اَرْسَلَ عَلَیْهِمْ طَیْرًا اَبَابِیْلَ ۙ﴿۳﴾ تَرْمِیْهِمْ بِحِجَارَۃٍ مِّنْ سِجِّیْلٍ ۪ۙ﴿۴﴾ فَجَعَلَهُمْ کَعَصْفٍ مَّاْكُوْلٍ ۠﴿۵﴾
আলাম তারা কাইফা ফা‘আলা রাব্বুকা বিআসহা-বিল ফীল। আলাম ইয়াজ‘আল কাইদাহুম ফী তাদলীল ওয়া আরছালা ‘আলাইহিম তাইরান আবা-বীল। তারমীহিম বিহিজা-রাতিম মিন ছিজ্জীল। ফাজা‘আলাহুম কা‘আসফিম মা’কূল।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

قُلْ یٰۤاَیُّهَا الْکٰفِرُوْنَ ۙ﴿۱﴾ لَاۤ اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُوْنَ ۙ﴿۲﴾ وَ لَاۤ اَنْتُمْ عٰبِدُوْنَ مَاۤ اَعْبُدُ ۚ﴿۳﴾ وَ لَاۤ اَنَا عَابِدٌ مَّا عَبَدْتُّمْ ۙ﴿۴﴾ وَ لَاۤ اَنْتُمْ عٰبِدُوْنَ مَاۤ اَعْبُدُ ؕ﴿۵﴾ لَكُمْ دِیْنُكُمْ وَلِیَ دِیْنِ ۠﴿۶﴾
কুল ইয়াআইয়ুহাল কা-ফিরূন। লাআ‘বুদুমা-তা‘বুদূন। ওয়ালাআনতুম ‘আ-বিদূনা মাআ‘বুদ। ওয়ালা আনা ‘আ-বিদুম মা-‘আবাত্তুম, ওয়ালাআনতুম ‘আ-বিদূনা মাআ‘বুদ। লাকুম দীনুকুম ওয়ালিয়া দীন।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ ۚ﴿۱﴾ اَللهُ الصَّمَدُ ۚ﴿۲﴾ لَمْ یَلِدْ ۬ۙ وَ لَمْ یُوْلَدْ ۙ﴿۳﴾ وَ لَمْ یَكُنْ لَّهٗ كُفُوًا اَحَدٌ ۠﴿۴﴾
কুল হুওয়াল্লা-হু আহাদ। আল্লা-হুসসামাদ। লাম ইয়ালিদ ওয়ালাম ইঊলাদ। ওয়া লাম ইয়াকুল্লাহূকুফুওয়ান আহাদ।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

قُلْ اَعُوْذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ۙ﴿۱﴾ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ۙ﴿۲﴾ وَ مِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ۙ﴿۳﴾ وَ مِنْ شَرِّ النَّفّٰثٰتِ فِی الْعُقَدِ ۙ﴿۴﴾ وَ مِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ۠﴿۵﴾
কুল আ‘ঊযুবিরাব্বিল ফালাক মিন শাররি মা-খালাক। ওয়া মিন শাররি গা-ছিকিন ইযা-ওয়াকাব। ওয়া মিন শাররিন নাফফা-ছা-তি ফিল ‘উকাদ। ওয়া মিন শাররি হা-ছিদিন ইযা-হাছাদ।

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ
বিসমিল্লাহির রাহমানির রাহিম

قُلْ اَعُوْذُ بِرَبِّ النَّاسِ ۙ﴿۱﴾ مَلِکِ النَّاسِ ۙ﴿۲﴾ اِلٰهِ النَّاسِ ۙ﴿۳﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ ۬ۙ الْخَنَّاسِ ۪ۙ﴿۴﴾ الَّذِیْ یُوَسْوِسُ فِیْ صُدُوْرِ النَّاسِ ۙ﴿۵﴾ مِنَ الْجِنَّۃِ وَ النَّاسِ ۠﴿۶﴾
কুল আ‘ঊযুবিরাব্বিন্না-ছ, মালিকিন্না-ছ, ইলা-হিন্না-ছ। মিন শাররিল ওয়াছ ওয়া-ছিল খান্না-ছ। আল্লাযী ইউওয়াছবিছুফী সুদূরিন্নাছ-। মিনাল জিন্নাতি ওয়ান্না-ছ।
Sorun Sağlıklı bir insanda aniden anormal bir hastalık gelişecektir, anormal yani sağlıklı bir insandan farklı davranacaktır. Cinlerin ortaya çıkışı kısa süreli olabileceği gibi uzun süreli de olabilir. Semptomlar uykusuzluk, kabuslar, Tekrarlanan şekilde geveleme, çığlık atma veya uykuda yürüme. Rüyada vahşi bir hayvanın saldırdığını görmek. Ayrıca cinler çok uzun veya kısa, siyah ve darmadağınık gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilirler. Huysuzluk yapmak, ibadet-oyalanma, kıraat İşitmede huzursuzluk, el ve ayaklarda felç vb., bilinç kaybı vb.
Fazileti

Detaylar: Büyücülükten etkilenen bir kişi için çeşitli tedavi yöntemleri vardır: Bir: Öncelikle cadının büyüyü nasıl yaptığını bilmeniz gerekir. Mesela sihirbazın belli bir yerde veya tarakta veya başka bir yerde bir miktar saç bıraktığı biliniyorsa. Konumu biliniyorsa, büyünün etkisini yok etmek için eşyanın yakılması ve yok edilmesi gerekir; bu da sihirbazın yapmak istediği şeyi geçersiz kılar. İki: Eğer büyücünün kimliği belirlenebiliyorsa, yaptığı büyüyü yok etmeye zorlanmalıdır. Yapılan ona denilecek ki: Yaptığın lobiyi yok et, yoksa boynun kaybolur. Büyüyü ortadan kaldırdıktan sonra Müslüman hükümdar onun öldürülmesini emreder. Çünkü saf görüşe göre büyücü, tövbeye çağrılmadan öldürülürdü. Ömer'in (ra) yaptığı gibi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Büyücünün cezası, boynunun kılıçla kesilmesidir." Hafsa (ra), hizmetçilerinden birinin büyü yaptığını öğrenince öldürülür. Üç: büyü Hastanın üzerine veya bir kap içinde Ayet-i Kürsi veya Araf Suresi, Yunus Suresi, Taha Suresi'nin sihirle ilgili ayetleri okunur. Bunlarla birlikte Kafirun Suresi, İhlas Suresi, Felak ve Naas surelerini okuyun ve hastaya dua edin. Özellikle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet edilen dua: "Allahumme, Rabban Nas! Azhibil Ba's. Washfi, Antash Shafi. La Shifa'a illa Shifauk. Shifa'an la Yugadiru." Sakama.” (Anlamı- Ya Allah! Ey insanların Rabbi! Sen acıyı giderir, şifa verirsin. (Çünkü) Şifa veren Sensin. Senin şifan gerçek şifadır. Hastalığı öyle bir iyileştirirsin ki, hastalığı yok eder.) Cebrail (A.S.) Peygamber sallallaahu alayhi sellem'in okuyup silip süpürdüğü dua da okunabilir. Bu dua, "Bismillahi arqbik min külli şeyin yuzik. Ve min şerri külli nefsin ev ainin hasidin; Allahu yaşfiq. Bismillah." Arkavik.” (Anlamı - Allah'ın adıyla seni affettim. Bütün elem veren şeylerden. Her nefsin şerrinden ve haset eden gözlerden. Allah sana şifa versin. Allah'ın adıyla seni affettim.) Bu duayı üç kere okuyup üfleyin. Sure İhlas, Felak Suresi ve Nas Suresini üç defa okuyup üfleyin. Bahsettiğimiz dualar okunmalı ve suya üflenmelidir. Daha sonra büyülenen kişi o suyu içer. Ve kalan suyla ihtiyaç halinde bir veya birkaç kez banyo yapın. Daha sonra Allah'ın izniyle hasta iyileşir. Alimler bu uygulamalardan bahsetmişlerdir. Şeyh Abdur Rahman Bin Hasan (RA), bu konuları ve diğer bazı konuları 'Fethul Majeed Sharhu Kitabit Tevhid' kitabının 'Nashra bölümünde' zikretmiştir. Dört: Yedi çiğ erik Yaprakları toplayın ve öğütün. Tozları suya karıştırdıktan sonra yukarıda belirtilen ayet ve duaları okuyarak suya üfleyecektir. Sonra suyu sulayacak; Ve biraz suyla banyo yap. Bu uygulama, erkeğin karısıyla cinsel ilişkide bulunamaması durumunda da geçerlidir. Faydalıdır Yedi erik yaprağını suda bekletin. Daha sonra söz konusu ayetleri ve duaları okuyarak suya üfleyecektir. Daha sonra su içip, biraz su ile yıkanır. Büyülenmiş hastaların ve karısı cinsel ilişkiye giremeyenlerin tedavisinde erik yaprağı suyu Okunacak ayet ve dualar şunlardır: 1- Fatiha suresinin okunması. 2- Ayet-ül Kürsi'nin 255. ayetini veya Bakara suresini okumak. اَللّٰهُ لَآ اِلٰهَ اِلَّا ھُوَۚ اَلْـحَيُّ الْقَيُّوْمُ لَا تَاْخُذُهٗ سِـنَةٌ وَّلَا نَوْمٌۭ لَهٗ مَا فِي السَّمٰوٰتِ وَمَا فِي الْارْضِۭ مَنْ ذَا الَّذِيْ يَشْفَعُ عِنْدَهٗٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖ ۭ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيْهِمْ وَمَا خَلْفَھُمْ ۚ وَلَا يُحِيْطُوْنَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهٖٓ اِلَّا بِمَا شَاءَۚ وَسِعَ كُرْسِـيُّهُ السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضَ ۚ وَلَا يَــــُٔــوْدُهٗ حِفْظُهُمَاۚ وَھُوَ الْعَلِيُّ الْعظِيْمُ (Ayetin manası: “Allah; O’ndan başka ilah yoktur.” demektir. hayır O, Ebedidir, Bütün Varlıkların Rabbidir. Ona ne uyku ne de uyku dokunamaz. Göklerde ne varsa, yerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmadan O'nun katında şefaat eden kimdir? Önlerindeki ve arkalarındaki her şey O bilir. Onlar, O'nun dilediğinden başkasını ilminden kuşatamazlar. O'nun Kürsi'si gökleri ve yeri kaplamıştır; Bu ikisinin bakımı da ona yük değildir. O, yüce ve yücedir.) 3- Araf Suresinin büyüsü İlgili ayetlerin okunması. O ayetler- قَالَ إِنْ كُنْتَ جِئْتَ بِآيَةٍ فَأْتِ بِهَا إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ (106) فَأَلْقَى عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُبِينٌ (107) وَنَزَعَ يَدَهُ فَإِذَا هِيَ بَيْضَاءُ لِلنَّاظِرِينَ (108) قَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ إِنَّ هَذَا لَسَاحِرٌ عَلِيمٌ (109) يُرِيدُ أَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ أَرْضِكُمْ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ (110) قَالُوا أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَرْسِلْ فِي الْمَدَائِنِ حَاشِرِينَ (111) يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَاحِرٍ عَلِيمٍ (112) وَجَاءَ السَّحَرَةُ فِرْعَوْنَ قَالُوا إِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِبِينَ (113) قَالَ نَعَم وَإِنَّكُمْ لَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ (114) قَالُوا يَا مُوسَى إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ نَحْنُ الْمُلْقِينَ (115) قَالَ أَلْقُوا فَلَمَّا أَلْقَوْا سَحَرُوا َعْيُنَ النَّاسِ وَاسْتَرْهَبُوهُم ve وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (118) فَغُلِبُوا هُنَالِكَ وَانْقَلَبُوا صَاغِرِينَ (119) وَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِدِينَ (120) قَالُوا امَنَّا بِرَبِّ الْعَالَمِينَ (121) رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ (122) 4- Yunus Suresi Büyü ile ilgili ayetlerin okunması. Onlar- وَقَالَ فِرْعَوْنُ ائْتُونِي بِكُلِّ سَاحِرٍ عَلِيمٍ (79) فَلَمَّا جَاءَ السَّحَرَةُ قَالَ لَهُمْ مُوسَى أَلْقُوا مَا أَنْتُمْ 80) (81) وَيُحِقُّ اللَّهُ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ (Anlamı- Ve Firavun dedi ki: Bana yetenekli sihirbazları getirin. Daha sonra sihirbazlar gelince Musa onlara şöyle dedi: Attığınız her şeyi atın. Sonra attıklarında Musa dedi ki: Getirdiğiniz her şey sihirdir; şimdi Allah onu yalanlıyor. Şüphesiz Allah, zalimlerin yaptıklarını haklı çıkarmaz. Allah, günahkarlar hoşlanmasa da, kendi emriyle hakkı hakikate çevirir.) [Yunus Suresi, ayetler: 79-82] 5- Taha suresi ayetlerini okumak. Onlar- قَالُوا يَا مُوسَى إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ أَوَّلَ مَنْ الَلْقَى (65) قَالَ بَلْ أَلْقُوا فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ (66) (68) 69. surenin Kafirun okunması. 7- İhlas Suresi, Felak Suresi ve Suresi Burnunu 3 kez sümkür. 8- Bazı duaları okuyun. Mesela: "Allahumme, Rabban Nas! Azhibil Ba's. Washfi, Antash Shafi. La Shifa'a illa Shifauk. Shifa'an la Yugadiru Sakama." [3 defa] Bu dua da okunursa “Bismillahi arqbik min külli şeyin” makul Wa min şerri kulli nafsin ao ainin hasidin; Allahu Yaşfik. Bismillah arqbik.” [3 defa] Yukarıdaki ayet ve dualar büyülenen kişinin üzerine doğrudan düşüp başına ve göğsüne üflenirse, Allah'ın izniyle şifa bulur. Referanslar. -ruqyahbd.org