Bölüm 44
Bölümlere Dön
01
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1543
حديث جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمِ، قَالَ: أَتَتِ امْرَأَةٌ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَمَرَهَا أَنْ تَرْجِع إِلَيْهِ قَالَتْ: أَرَأَيْتَ إِنْ جِئْتُ وَلَمْ أَجِدْكَ كَأَنَّهَا تَقولُ: الْمَوْتَ قَالَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ: إِنْ لَمْ تَجِدِيني فَأْتِي أَبَا بَكْرٍ
Cübeyr bin Mutim'in şöyle dediği hadisi: Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hanımı geldi ve ona geri dönmesini emretti. Dedi ki: Gelip seni bulamazsam ne dersin? Sanki şöyle diyor: Ölüm. O (a.s.) şöyle dedi: Eğer beni bulamazsan Ebu Bekir'e git.
02
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1546
حديث أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُ النَّاسَ يُعْرَضُونَ عَلَيَّ، وَعَلَيْهِمْ قُمُصٌ، مِنْهَا مَا يَبْلُغُ الثُدِيَّ، وَمِنْهَا مَا دُونَ ذَلِكَ وَعُرِضَ عَلَيَّ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَعَلَيْهِ قَمِيصٌ يَجُرُّهُ قَالُوا: فَمَا أَوَّلْتَ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللهِ قَالَ: الدِّينَ
Ebu Sa'id el-Hudri'nin hadis-i şerifinde şöyle buyurulmuştur: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Ben uyurken, insanların gömlek giymiş olarak yanıma geldiklerini gördüm, bunların bir kısmı göğsüne kadar uzanıyor, bir kısmı da bundan daha az. Ömer ibn el-Hattab bana kendisini sürükleyen bir gömlek giymiş olarak gösterildi. Dediler ki: Neyi açıkladın? Ey Allah'ın Resulü şöyle dedi: din
03
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1548
حديث أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ: بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُنِي عَلَى قَلِيبٍ، عَلَيْهَا دَلْوٌ فَنَزَعْتُ مِنْهَا مَا شَاءَ اللهُ ثُمَّ أَخَذَهَا ابْنُ أَبِي قُحَافَةَ فَنَزَعَ بِهَا ذَنُوبًا أَوْ ذَنُوبَيْنِ وَفِي نَزعِهِ ضَعْفٌ، وَاللهُ يَغْفرُ لَهُ ضَعْفَهُ ثُمَّ اسْتَحَالَتْ غَرْبًا، [ص: 127] فَأَخَذَهَا ابْنُ الْخَطَابِ، فَلَمْ أَرَ عَبْقَرِيًّا مِنَ النَّاسِ يَنْزِعُ نَزْعَ عُمَرَ، حَتَّى ضَرَبَ النَّاسُ بَعَطَنٍ
Ebu Hureyre'nin (Allah ondan razı olsun) hadisi şöyledir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: Ben uyurken, beni onun üzerinde bir kovanın üstünde yatarken gördüm, bu yüzden ondan istediğini uzaklaştırdım. Sonra İbn Ebi Kuhafa onu aldı ve onunla bir veya iki günah işledi ama onun uzaklaştırılmasında zayıflık vardı ve Allah onu bağışladı. Zayıfladı, sonra batıya doğru ilerledi [s. 127] bunun üzerine İbnü'l-Hattab onu aldı. Halk arasında, halka lanet edene kadar Ömer kadar güçlü bir dahi görmedim.
04
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1549
قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول ذات يوم وأنا نائم. رأيت في المنام نفسي على حافة بئر ومعي دلو أستقي من البئر ما شاء الله. ثم أخذ ابن أبي قحافة الدلو فرفع دلوا أو دلوين من الماء. وكان لديه بعض الضعف في الرفع. الله يغفر له ضعفه. ثم أخذ عمر بن الخطاب الدلو بيده. زاد حجم الدلو في يديه. الماء فلم أر قط رجلاً في قوة وشجاعة مثل عمر. وفي النهاية استقر الناس في منازلهم. (البخاري جزء 62 باب 5 حديث رقم 3664 ومسلم جزء 44/2 ه 2392)
Şöyle dedi: Ben uyurken Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim. Rüyamda kendimi bir kuyunun kenarında kova ile gördüm, kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çektim. Daha sonra İbn Ebu Kuhafa kovayı aldı ve bir veya iki kova su kaldırdı. Kaldırma konusunda biraz zayıflığı vardı. Allah onun zayıflığını affeder. Sonra Ömer İbn Hattab kovayı eline aldı. Elindeki kovanın hacmi arttı. Ömer kadar güçlü ve cesur bir adam görmedim. Sonunda insanlar kendi evlerine yerleştiler. (Buhari Bölüm 62 Bölüm 5 Hadis No. 3664; Müslim Bölüm 44/2 Hah 2392)
05
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1550
قال النبي صلى الله عليه وسلم: رأيت في المنام أني أستقي من الماء بدلواً كبيراً على جانب البئر. ثم جاء أبو بكر رضي الله عنه فأخذ دلواً أو دلوين من الماء. ولكن ضعفه كان في استقاء الماء عفا الله عنه. وبعد ذلك جاء عمر بن الخطاب (رضي الله عنه). أصبح الدلو أكبر في يده. لم يسبق لي أن رأيت رجلاً قوياً يرفع الماء بقوة مثله. حتى الناس يستريحون في المنزل ويشربون الماء برضا. (البخاري الجزء 52 الباب 6 الحديث رقم 3682 ؛ مسلم
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: Rüyamda bir kuyunun kenarında büyük bir kovayla su çektiğimi gördüm. Daha sonra Ebu Bekir (ra) geldi ve bir veya iki kova su aldı. Ama zaafı su çekmekti, Allah onu affetsin. Daha sonra Ömer ibn Hattab (ra) geldi. Kova elinde büyüdü. Suyu onun kadar kararlı bir şekilde kaldıran güçlü bir adam görmedim. İnsanlar bile evlerinde su içerek memnuniyetle dinlendiler. (Buhari Bölüm 52 Bölüm 6 Hadis No: 3682; Müslim
06
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1551
قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: دخلت الجنة فرأيت قصرا فقلت: قصر من هذا؟ فقالوا (الملائكة): هذا القصر لعمر بن الخطاب (رضي الله عنه). دخلت عليه أريد ولكن [قال لعمر الذي كان هناك] كبرياءك منعني من الدخول هناك. فلما سمع ذلك عمر (رضي الله عنه) قال: يا نبي الله (صلى الله عليه وسلم)! قد يضحي والداي من أجلك! هل لي (عمر) أن أعبر عن احترامي لنفسي في حالتك؟ (البخاري ج67 باب 107 حديث رقم 5226 ؛ مسلم 44/2هه 2394)
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cennete girdim ve bir saray gördüm ve sordum: Bu kimin sarayıdır? (Melekler) "Bu saray Ömer bin Hattab'ındır" dediler. İsteyerek girdim ama (orada bulunan Ömer'e dedi ki) senin gururun beni oraya girmekten alıkoydu. Bunu duyan Ömer (ra) şöyle dedi: Ey Allah'ın Peygamberi (barış ona)! Anam babam sana feda olsun! Ben (Ömer) senin durumunda kendime olan saygımı ifade edeyim mi? (Buhari Kısım 67 Fasıl 107 Hadis No. 5226; Müslim 44/2 Hah 2394)
07
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1559
حديث سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ: جَاءَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، بَيْتَ فَاطِمَةَ، فَلَمْ يَجِدْ علِيًّا فِي الْبَيْتِ فَقَالَ: أَيْنَ ابْنُ عَمِّكِ قَالَتْ: كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ شَيْءٌ، فَغَاضَبَنِي، فَخَرَجَ، فَلَمْ يَقِلْ عِنْدِي فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لإِنْسَانٍ: انْظُرْ أَيْنَ هُوَ فَجَاءَ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ هُوَ فِي الْمَسْجِدِ رَاقِدٌ فَجَاءَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَهُوَ مُضْطَجِعٌ، قَدْ سَقَطَ رِدَاؤُهُ عَنْ شِقِّهِ، وَأَصَابَهُ تُرَابٌ فَجَعَلَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمْسَحُهُ عَنْهُ، وَيَقُولُ: قُمْ أَبا تُرَابٍ قُمْ أَبَا تُرَابٍ
Sehl bin Saad'ın şöyle dediği hadisi: Resûlullah (s.a.v.) Fatıma'nın evine geldi fakat Ali'yi evde bulamadı. Dedi ki: Kuzenin nerede? Şöyle dedi: Öyleydi. Benimle onun arasında bir şey vardı, o da bana kızdı ve “Bende bir şey var” demeden gitti. Sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kişiye: "Bak" dedi.
08
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1561
قال: (ليلة) أصبح رسول الله صلى الله عليه وسلم مستيقظا. فلما قدم المدينة تمنى أن يحرسني في الليل رجل صالح من أصحابي. في مثل هذه الأوقات نحن صوت الأسلحة
Dedi ki: (Bir gece) Resûlullah (s.a.v.) uyanık kaldı. Daha sonra Medine'ye geldiğinde ashabımdan değerli bir kişinin gece bana göz kulak olmasını diledi. Böyle zamanlarda silah sesi oluyoruz
09
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1562
قال: ولم أر النبي صلى الله عليه وسلم يقول: ذبح أبويه عن أحد غير سعد. فسمعته يقول: ارمي بالسهم، فداءك بأبي. (صحيح البخاري 2905، مسلم 2412)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in, anne ve babasını Sa'd'dan başkası için feda ettiğini söylediğini görmedim, dedi. 'Sen oku at, anam-babam sana feda olsun' dediğini duydum. (Sahih Buhari 2905, Müslim 2412)
10
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1563
قال: جمع لي النبي صلى الله عليه وسلم يوم أحد والديه (فداك أبي). (البخاري جزء 62 باب 15 حديث رقم 3725؛ مسلم 44/5 ح: 2411)
Dedi ki: Peygamber (s.a.v.) anne ve babasından birinin (Babam sana feda olsun) gününde benim için topladığı bir parayı Allah ona salat ve selam etsin. (Buhari 62. Bölüm 15. Hadis No. 3725; Müslim 44/5 H:2411)
11
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1565
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم في غزوة الخندق: «من يأتيني بخبر العدو؟» فقال الزبير (رضي الله عنه): أنا. فقال: من يأتي بخبر عدوي؟ قال: سأحضر. فقال النبي صلى الله عليه وسلم: «إن لكل نبي ناصرًا، ومساعدي الزبير». (البخاري باب 56 باب 40 حديث رقم 2846 ؛ مسلم 44/6 ها 2415)
Hendek savaşı sırasında Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Düşman tarafının haberini bana kim getirecek?" Zübeyr (RA) "Yapacağım" dedi. Yine, "Düşmanımın tarafına kim haber getirecek?" dedi. 'Ben getireceğim' dedi. Sonra Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: 'Her Peygamberin bir yardımcısı vardır ve benim yardımcım da Zübeyr'dir.' (Buhari Fasıl 56 Fasıl 40 Hadis No. 2846; Müslim 44/6 Ha. 2415)
12
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1566
حديث أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: إِنَّ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِينًا، وَإِنَّ أَمِينَنَا، أَيَّتُهَا الأُمَّةَ، أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ
Enes bin Malik'in, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu hadisinde şöyle buyurmuştur: Her ümmetin güvenilir bir zatı vardır ve bizim güvenilirimiz de ey ümmet, Ebû Ubeyde bin Cerrah'tır.
13
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1568
قال، قال النبي صلى الله عليه وسلم استهداف أهل نجران؛ سأرسل شخصًا سيكون مخلصًا حقًا. عند سماع ذلك، بدأ الصحابة كرم ينتظرون بفارغ الصبر. ثم أرسل (صلى الله عليه وسلم) أبا عبيدة (رضي الله عنه). (البخاري جزء 62 باب 21 حديث رقم 3745؛ مسلم جزء 44 ح: 2420)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Necran halkını hedef alarak şöyle demiştir; Gerçekten sadık olacak birini göndereceğim. Bunu duyan Sahabe Keram heyecanla beklemeye başladı. Daha sonra Rasûlullah (s.a.v.) Ebu Ubeyde'yi (RA) gönderdi. (Buhari 62. Bölüm 21. Hadis No. 3745; Müslim 44. Bölüm H:2420)
14
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1570
قال: رأيت الحسن على منكب النبي صلى الله عليه وسلم. فقال (عليه السلام) حينئذ: اللهم! أنا أحب ذلك، أنت تحب ذلك أيضا. (البخاري جزء 62 باب 22 حديث رقم 3749 ؛ مسلم
Hasan'ı Peygamber Efendimiz (sav)'in omzunda gördüm, dedi. O sırada (a.s.) şöyle dedi: Allah'ım! Ben seviyorum, sen de seviyorsun. (Buhari Bölüm 62 Bölüm 22 Hadis No: 3749; Müslim
15
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1571
حديث عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ قَالَ: بَعَثَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَعْثًا، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، فَطَعَنَ بَعْضُ النَّاسِ فِي إِمَارَتِهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ تَطْعُنُوا فِي إِمَارَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعُنُونَ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ، وَايْمُ اللهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمَارَةِ، وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَيَّ، وَإِنَّ هذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَيَّ بَعْدَهُ
Abdullah bin Ömer'in hadis-i şerifinde şöyle deniyor: Peygamber (s.a.v.) bir heyet gönderdi ve bunların başına Usame bin Zeyd atandı, ancak bazı insanlar onun liderliğine itiraz etti, bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle dedi: Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun: Daha önce babasının liderliğine meydan okuduğun gibi, onun liderliğine de meydan okuyacaksın. Allah'a yemin ederim ki, eğer o emirliğe lâyıksa, hatta o, insanların bana en sevdiği kimse için de olsa, bu da kendisinden sonra insanların bana en sevdiği kimse içindir.
16
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1572
حديث عَبْدِ اللهِ بْنِ جَعْفَرٍ قَالَ ابْنُ الزُّبَيْرِ لاِبْنِ جَعْفَرٍ رضي الله عنهما: أَتَذْكُرُ إِذْ تَلَقَّيْنَا رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَا وَأنْتَ وَابْنُ عَبَّاسٍ قَالَ: نَعَمْ فَحَمَلَنَا وَتَركَك
Abdullah bin Cafer İbnü'z-Zübeyr'in, İbn Cafer'e, Allah her ikisinden de razı olsun dediği hadisinde şöyle demiştir: Ben, sen ve İbn Abbas'la, Allah'ın Resulü'yle karşılaştığımızı hatırlıyorum, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin. Dedi ki: Evet, o da bizi taşıdı ve seni bıraktı.
17
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1574
سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول: مريم بنت عمران خير النساء، وخديجة خير النساء. (البخاري الجزء 60 باب 45 حديث رقم 3432 ؛ مسلم 44/12 ح: 2430)
Peygamber (s.a.v.)'in, İmran kızı Meryem'in kadınların en hayırlısı, Hatice'nin de kadınların en hayırlısı olduğunu söylediğini işittim. (Buhari 60. Fasıl 45. Hadis No. 3432; Müslim 44/12 H:2430)
18
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1578
حديث عَائِشَةَ، قَالَتِ: اسْتَأْذَنَتْ هَالَةُ بِنْتُ خُوَيْلِدٍ، أُخْتُ خَدِيجَةَ، عَلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَعَرَف اسْتِئْذَانَ خَدِيجَةَ، فَارْتَاعَ لِذلِكَ، فَقَالَ: اللهُمَّ هَالَة قَالَتْ: فَغِرْتُ فَقُلْتُ: مَا تَذْكُرُ مِنْ عَجُوزٍ مِنْ عَجَائِزِ قرَيْشٍ، حَمْرَاءَ الشِّدْقَيْنِ، هَلَكَتْ فِي الدَّهْرِ، قَدْ أَبْدَلَكَ اللهُ خَيْرًا مِنْهَا
sonsuzluk, Allah sana bundan daha iyisini verdi.
19
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1582
حديث عَائِشَةَ، أَنَّ النَّاسَ كَانُوا يَتَحَرَّوْنَ بِهَدَايَاهُمْ يَوْمَ عَائِشَةَ [ص: 142] يَبْتَغُونَ بِهَا، أَوْ يَبْتَغُونَ بِذَلِكَ، مَرْضَاةَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Aişe'nin günü insanların hediyelerini araştırdıklarına dair hadis-i şerif [s. 142] onları aramak veya bu yolla Allah'ın Elçisi'ni memnun etmek için çabalamak. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin
20
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1583
2441، 2442)
2441, 2442)
21
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1584
حديث عَائِشَةَ، أَنَّهَا سَمِعَتِ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَصْغَتْ إِلَيْهِ قَبْلَ أَنْ يَمُوتَ، وَهُوَ مُسْنِدٌ إِلَيَّ ظَهْرَهُ يَقُولُ: اللهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارحَمْنِي وَأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ
Aişe'nin, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i işittiği ve ölmeden önce sırtını bana dayamışken şöyle dediğini işittiği hadisi: Allah'ım beni bağışla, bana merhamet et ve bana bir arkadaş kat.
22
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1585
حديث عَائِشَةَ، قَالَتْ: كُنْتُ أَسْمَعُ أَنَّهُ لاَ يَمُوتُ نَبِيٌّ حَتَّى يُخَيَّرَ بَيْنَ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ فَسَمِعْت النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ، وَأَخَذَتْهُ بُحَّةٌ، يَقُولُ: (مَعَ الَّذِين أَنْعَمَ اللهُ عَلَيْهِمْ) الآيَةَ فَظَننْتُ أَنَّهُ خُيِّرَ
Aişe'nin hadisinde şöyle dedi: Bir peygamberin kendisine dünya ile ahiret arasında bir tercihte bulunulmadıkça ölmeyeceğini duymuştum, bu yüzden Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in, öldüğü hastalığında ses kısıklığına yakalandığını söylerken işittim. Şöyle diyor: (Allah'ın bahşettiği kimselerle) ayeti, bu yüzden onu güzel buldum.
23
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1586
وسمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول في وجعه: «مع الذين أنعم الله عليهم [الأنبياء والصديقين والشهداء]» (سورة النساء 4/69). ثم فكرت أن أطلب منه أن يختار واحدًا أيضًا وقد كان (البخاري جزء 64 باب 84 حديث رقم 4435؛ مسلم 44/13، ه 2444)
Şöyle dedi: Hiçbir Peygamberin (s.a.v.) dünya ile ahiret arasında tercih yapması istenmeden ölmediğini duydum. Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in vefat ettiği hastalığın Peygamberiyim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in acı içinde şöyle dediğini işittim: "Allah'ın kendilerine nimet verdiği kimselerle (Peygamberler, Sıddıklar ve Şehitler)" (Nisa Suresi 4/69). Sonra ondan da birini seçmesini istemeyi düşündüm (Buhari Bölüm 64 Bölüm 84 Hadis No. 4435; Müslim 44/13, Hah 2444)
24
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1588
حديث عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، كَانَ إِذَا خَرَجَ، أَقْرَعَ بَيْنَ نِسَائِهِ فَطَارَتِ الْقُرْعَةُ لِعَائِشَةَ وَحَفْصَةَ وَكَانَ النَبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا كَانَ بِاللَّيْلِ سَارَ مَعَ عَائِشَةَ يَتَحَدَّثُ فَقَالَتْ حَفْصَةُ: أَلاَ تَرْكَبِينَ اللَّيْلَةَ بَعِيرِي وَأَرْكَبُ بَعِيرَكَ تَنْظُرِينَ وَأَنْظُرُ فَقَالَتْ: بَلَى فَرَكِبَتْ فَجَاءَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَى جَمَلِ عَائِشَةَ، وَعَلَيْهِ حَفْصَةُ، فَسَلَّمَ عَلَيْهَا، ثُمَّ سَارَ حَتَّى نَزَلوا وَافْتَقَدَتْهُ عَائِشَةُ فَلَمَّا نَزَلُوا، جَعَلَتْ رِجْلَيْهَا بَيْنَ الإِذخِرِ، وَتَقُولُ: يَا رَبِّ سَلِّطْ عَلَيَّ عَقْرَبًا أَوْ حَيَّةً تَلْدَغُنِي، وَلاَ أَسْتَطِيعُ أَنْ أَقُولَ لَهُ شَيْئًا
Aişe'nin hadisi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in dışarı çıktığı zaman eşleri arasında kura çektiğini, kuranın Aişe ile Hafsa'ya düştüğünü ve Peygamber'in Allah'ın bereketi ve selamı üzerine dua ettiğini bildiren hadis-i şeriftir. Gece olduğunda Aişe ile birlikte yürüyordu ve Hafsa şöyle dedi: Bu gece deveme binmeyecek misin? Ben de devene bineceğim, sen izleyeceksin, ben de izleyeceğim. Dedi ki: Evet, o da bindi ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, üzerinde Hafsa'nın da bulunduğu Aişe'nin devesine geldi. Böylece onu selamladı, sonra onlar gemiden inene kadar yürüdü ve Aisha onu özledi. Gemiden indiklerinde ayaklarını izhirin arasına koydu ve şöyle dedi: Ya Rabbi bana kuvvet ver.
25
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1589
قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إن منزلة عائشة رضي الله عنها من النساء كمنزلة الصف من الطعام». (البخاري الجزء 62 باب 30 حديث رقم 3770 ؛ مسلم 4/13 ح: 2446)
Şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Aişe'nin (Allah ondan razı olsun) kadınlar üzerindeki konumu, sıraların diğer yiyecekler üzerindeki konumu gibidir." (Buhari 62. Fasıl 30. Hadis No. 3770; Müslim 4/13 H:2446)
26
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1593
قال: أرسل علي (رضي الله عنه) ابنة أبي جهل يخطبها. فلما سمعت فاطمة (ع) هذا الخبر أتت إلى رسول الله (صلى الله عليه وآله) فقالت: إن أهل قبيلتك يظنون أنك تحترم بناتك. لا تغضب. علي مستعد للزواج من ابنة أبي جهل. واستعد رسول الله صلى الله عليه وسلم لإلقاء الخطبة. (قال المسور) فلما قرأ الحمد وسناء سمعته يقول: أنا أبو العاص بن زوجت ابنتي للربيع. ما قاله لي كان صحيحا. وفاطمة قطعتي؛ أنا لا أحب أن يعاني أبدًا. والله إن ابنة رسول الله وبنت عدو الله في نفس الشخص، ألا يستطيع علي أن يتراجع عن خطبته. (البخاري جزء 62 باب 16 حديث رقم 3729 ؛ مسلم 44/15 ح: 2449)
Ali (RA), Ebu Cehil'in kızını evlenme teklifiyle gönderdi. Fatıma (R.A.) bu haberi duyunca Resûlullah (S.A.V.)'e gelerek şöyle dedi: "Kabileniz, sizin kızlarınıza hürmet ettiğinizi düşünüyor." Kızgın olmayın. Ali, Ebu Cehil'in kızıyla evlenmeye hazırdır. Resûlullah (s.a.v.) hutbeyi okumaya hazırlanıyordu. (Miswar şöyle dedi) Hamd ve Sana'yı okuduğunda şöyle dediğini duydum: Ben Ebul'as ibn'im, kızımı Rabi ile evlendirdim. Bana söylediği şey doğruydu. Ve Fatıma benim parçamdır; Onun acı çekmesinden hiç hoşlanmam. Vallahi, Resûlullah'ın kızı ile Allah düşmanının kızı aynı kişide birleşmiş olduğundan Ali evlenme teklifinden vazgeçemez. (Buhari 62. Bölüm 16. Hadis No. 3729; Müslim 44/15 H:2449)
27
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1595
حديث أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّ جَبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ، أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَعِنْدَهُ أُمُّ سَلَمَةَ فَجَعَلَ يُحَدِّثُ، ثُمَّ قَامَ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لأُمِّ سَلَمَةَ: مَنْ هذَا قَالَ، قَالَتْ: هذَا دِحْيَةُ قَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ: ايْمُ اللهِ مَا حَسِبْتُهُ إِلاَّ إِيَّاهُ، حَتَّى سَمِعْتُ خُطْبَةَ نَبِيِّ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُخْبِرُ جِبْرِيلَ
Usame bin Zeyd'in hadisi: Cebrail (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.)'e geldi, Ümmü Seleme de yanındaydı, konuşmaya başladı, sonra ayağa kalktı ve Peygamber (s.a.v.) Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun, Ümmü Seleme'ye: Bu kim? Dedi ki: Bu Dihya. Ümmü Seleme dedi ki: Vallahi onu hiç düşünmedim. Onun dışında, Allah Resulü'nün (s.a.v.) Cebrail'e şöyle söylediği hutbesini işitinceye kadar:
28
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1596
قالت زوجة نبي للنبي (صلى الله عليه وسلم): أينا أول من يلقاك (بعد الموت)؟ قال: أطولكم يداً. بدأوا في قياس أيديهم من خلال عصا الخيزران. أثبتت أيدي سودا أنها أطول من أيادي الآخرين. لاحقًا [أولاً عندما ماتت زينب (رضي الله عنها)] فهمنا أن طول اليد يعني الصدقة. كانت [زينب (رضي الله عنها)] أول من لقيه (صلى الله عليه وسلم) وأعطت أحب القيام (البخاري جزء 24 باب 11 حديث رقم 1420؛ مسلم 44/17، ها 2452)
Bir Peygamber'in hanımı, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.): "Seninle (öldükten sonra) ilk önce hangimiz karşılaşacak?" dedi. Dedi ki: Aranızda eli en uzun olanınızdır. Bambu bir çubukla ellerini ölçmeye başladılar. Souda'nın ellerinin herkesinkinden daha uzun olduğu ortaya çıktı. Daha sonra [ilk olarak Zeyneb (ra) vefat ettiğinde] elin uzunluğunun sadaka anlamına geldiğini anladık. O [Zeyneb (RA)], O'na (s.a.v.) ilk rastlayanımızdı ve yapmayı sevdirdi (Buhari 24. Bölüm 11. Hadis No. 1420; Müslim 44/17, Ha. 2452)
29
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1600
قال: والله! لا إله إلا هو . وهو أعلم بكل سورة نزلت في كتاب الله أين نزلت، وبكل آية فيما نزلت. أتمنى أن أعرف ذلك الشخص
Dedi ki: Yemin ederim! O'ndan başka ilah yoktur. Allah'ın kitabında inen her sureyi, nerede indiğini, her ayetin ne hakkında indiğini en iyi bilen O'dur. Keşke o kişiyi tanısaydım
30
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1601
حديث عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ: ذُكِرَ عَبْدُ اللهِ عِنْدَ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو، فَقَالَ: ذَاكَ رَجُلٌ لاَ أَزَالُ أُحِبُّهُ بَعْدَ مَا سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقولُ: اسْتَقْرِئوا الْقُرْآنَ مِنْ أَرْبَعَةٍ: مِنْ عَبْدِ اللهِ مَسْعُودٍ (فَبَدَأَ بِهِ) ، وَسَالِم مَوْلَى أَبِي حُذَيْفَةَ، وَأُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ، وَمُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ
Abdullah bin Amr'ın Mesruk'tan rivayet ettiği hadis: Abdullah, Abdullah bin Amr'a anıldı ve o şöyle dedi: Bu, kendisinden sonra hâlâ sevdiğim bir adamdır... Resûlullah'ın (s.a.v.) Allah ona salat ve selam olsun, şöyle dediğini işittim: Kur'an'ı dört kişiden oku: Abdullah Mesud (böyle başladı) ve babamın hizmetçisi Salem'den. Huzeyfe, Ubeyy bin Ka'b ve Muaz bin Cebel
31
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1603
قال النبي صلى الله عليه وسلم لأبي بن كعب (رضي الله عنه): إن الله أمرني أن أقرأ عليك سورة البينة. وسأل أبي بن كعب رضي الله عنه: هل سماني الله؟ النبي (صلى الله عليه وسلم)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ubey bin Ka'b'a (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Allah bana, sana Beyyine sûresini okumamı emretti. Ubeyy ibn Ka'b (Allah ondan razı olsun) sordu: Allah bana isim verdi mi? Peygamber Efendimiz (Allah ona salat ve selam etsin)
32
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1604
حديث جَابِرٍ رضي الله عنه: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: اهْتَزَّ الْعَرْشُ لِمَوْتِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ
Cabir (Allah Ondan razı olsun) hadisidir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: Saad bin Muaz'ın ölümü üzerine taht sarsıldı.
33
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1606
قال: أعطى النبي صلى الله عليه وسلم برداً من حرير. لكنه نهى عن استخدام الأقمشة الحريرية. وكان الرفاق سعداء. ثم قال ذلك الوجود! والذي بيده حياة محمد سعد بن محمد في الجنة
Şöyle dedi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e ipek bir elbise verdi. Ancak ipek kumaşın kullanılmasını yasakladı. Yoldaşlar mutluydu. Sonra şunu söyledi! Muhammed Saad bin Muhammed'in cennetteki hayatı kimin elindedir?
34
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1609
حديث جَرِيرٍ رضي الله عنه، قَالَ: مَا حَجَبَنِي النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُنْذُ أَسْلَمْتُ، وَلاَ رَآنِي إِلاَّ تَبَسَّمَ فِي وَجْهِي وَلَقَدْ شَكَوْتُ إِلَيْهِ أَنِّي لاَ أَثْبُتُ عَلَى الْخَيْلِ، فَضَرَبَ بِيَدِهِ فِي صَدْرِي، وَقَالَ: اللهُمَّ ثَبِّتْهُ وَاجْعَلْهُ هَادِيًا مَهْدِيًّا
Cerir -Allah ondan râzı olsun- hadisi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- İslam'a girdiğimden beri beni engellemedi, yüzüme gülümsemeden beni görmedi ve ben de ona şikayette bulundum, atın üzerinde durdum ve eliyle göğsüme vurarak şöyle dedi: Allah'ım, onu sabit kıl ve onu hidayet sahibi kıl.
35
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1611
حديث ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، دَخَلَ الْخَلاَءَ، فَوَضَعْتُ لَهُ وَضُوءًا، قَالَ: مَنْ وَضَعَ هذَا فَأُخْبِرَ فَقَالَ: اللهُمَّ فَقِّهْهُ فِي الدِّينِ
İbn Abbas'ın hadisi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tuvalete girdi, ben de ona abdest aldım. Şöyle dedi: Bunu takan kişiye haber verildi ve şöyle dedi: Allah'ım. Onun dindeki içtihatları
36
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1613
قال: يا رسول الله (صلى الله عليه وسلم)! أنس (رضي الله عنه) عبدكم فادعو الله له. ودعا: اللهم! أكثر ماله وولده، وبارك فيما أعطيته (البخاري الجزء 80 الفصل 47 الحديث رقم 6378-6379، مسلم 44/31، ح 2480، 2481)
Dedi ki: Ya Resulullah (s.a.v.)! Enes (R.A.) senin kulundur, onun için Allah'a dua et. Şöyle dua etti: Allah'ım! Malını ve çocuklarını çoğalt, verdiğin her şeye bereket ver (Buhari Suresi 80 Suresi 47. Hadis No: 6378-6379; Müslim 44/31, Hah 2480, 2481)
37
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1617
حديث حَسَّانِ بْنِ ثَابِتٍ عَنْ سَعِيدٍ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ: مَرَّ عُمَرُ فِي الْمَسْجِدِ وَحَسَّانُ يُنْشِدُ، فَقَالَ: كُنْتُ أُنْشِدُ فِيهِ، وِفِيهِ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْكَ ثُمَّ الْتَفَت إِلَى أَبِي هُرَيْرَةَ، فَقَالَ: أَنْشُدُكَ بِاللهِ أَسَمِعْتَ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: أَجِبْ عَنِّي، اللهُمَّ أَيِّدْهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ قَالَ: نَعَمْ
Hasan bin Sâbit'in, Saeed bin El-Müseyyeb'den rivayet ettiği hadis: Ömer mescidin yanından geçti ve Hasan şarkı söylüyordu, o da şöyle dedi: Ben orada şarkı söylüyordum, içinde iyi olanlar da var. Sonra Ebu Hureyre'ye döndü ve şöyle dedi: Sana Allah adına yalvarıyorum. Allah Resulü'nün (s.a.v.) şöyle dediğini duydunuz mu: Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin: Benim adıma cevap verin. Tanrım, onu Kutsal Ruh'la destekle. Dedi ki: Evet.
38
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1618
حديث الْبَرَاءِ رضي الله عنه، قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِحَسَّانَ: اهْجُهُمْ أَوْ هَاجِهِمْ وَجِبرِيلُ مَعَكَ
El-Berâ (Allah ondan razı olsun) hadisinde şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Hasan'a şöyle buyurdu: Ya onlara saldırın ya da Cebrail yanınızdayken onlara saldırın.
39
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1619
حديث عَائِشَةَ عَنْ عُرْوَةَ، قَالَ: ذَهَبْتُ أَسُبُّ حَسَّانَ عِنْدَ عَائِشَةَ، فَقَالَتْ: لاَ تَسُبُّهُ، فَإِنَّهُ كَانَ يُنَافِحُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Aişe'nin Urve'den rivayet ettiği hadis: Aişe'nin huzurunda Hasan'a lanet etmeye gittim ve şöyle dedi: Ona lanet etme, çünkü o, Peygamber'i savunuyordu, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Merhaba dedi
40
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1621
حديث عَائِشَةَ، قَالَتْ: اسْتَأْذَنَ حَسَّانُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي هِجَاءِ الْمُشْرِكِينَ قَالَ: كَيْفَ بِنَسَبِي فَقَالَ حَسَّانٌ: لأَسُلَّنَّكَ مِنْهُمْ كَمَا تُسَلُّ الشَّعَرَةُ مِنَ الْعَجِينِ
Aişe'nin şöyle dediği hadisi: Hasan, Peygamber'den, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, müşrikleri hicvetmek için izin istedi. Şöyle dedi: Peki ya benim soyum? Hasan dedi ki: Ben seninle onlarla alay edeceğim çünkü saçlar hamurdan çekiliyor
41
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1624
قال: كنت نازلاً مع النبي صلى الله عليه وسلم بالجوار الذي بين مكة والمدينة. وكان معه بلال رضي الله عنه. ثم جاء أعرابي إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: ألم تفي بما وعدتني؟ فقال له: «اقبل البشارة». قال: اقبل البشرى، كما أخبرتني بذلك مراراً. ثم التفت إلى أبي موسى وبلال مغضبا، وقال: لقد رد الرجل البشرى. كلاهما التقطا الوعاء وفعلا حسب التعليمات. ثم اتصلت بوالدتي
Şöyle dedi: Mekke ile Medine arasındaki mahallede Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yanında kalıyordum. Bilal (Allah ondan razı olsun) da yanındaydı. Derken bir Bedevi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e gelerek şöyle dedi: "Bana verdiğin sözü yerine getirmedin mi?" Ona, "Müjdeyi kabul et" dedi. Dedi ki: Bana defalarca söylediğin gibi, bu müjdeyi kabul et. Sonra öfkeyle Ebu Musa ve Bilal'e döndü ve şöyle dedi: Adam müjdeyi verdi. İkisi de kaseyi aldılar ve söylendiği gibi yaptılar. Sonra annemi aradım
42
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1626
قال النبي صلى الله عليه وسلم: «إذا جاء أهل الأشعرية بليل فأنا أعرفهم بصوت تلاوتهم القرآن، وأعرف بيوتهم بصوت قراءة القرآن ليلاً، وإن كنت أعرفهم بصوت قراءة القرآن ليلاً».
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Eş'ariyye kavmi geceleyin gelseler, onları Kur'an tilavetlerinden tanırım, evlerini de gece Kur'an tilavet seslerinden tanırım.
43
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1627
قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: «كان الأشعري إذا احتاجوا في الجهاد، أو نقص أهلهم بالمدينة الطعام، جمعوا كل ما عندهم في ثوب». ثم يقيسونها بالجرة ويتقاسمونها بالتساوي فيما بينهم. ولذلك فهم لي وأنا لهم. (البخاري جزء 47 باب 1 حديث رقم 2486 ؛ مسلم 44/39 ه 2500)
Şöyle dedi: Peygamber (Allah'ın selamı ve selamı onun üzerine olsun), Eş'arî kabilelerinin cihat sırasında ihtiyaç içinde olduklarında veya Medine'deki aile üyelerinin yiyecek sıkıntısı çektiğinde, sahip oldukları her şeyi bir bez içinde topladıklarını söyledi. Daha sonra bunu bir kavanozla ölçüp aralarında eşit olarak paylaştırırlar. Bu nedenle onlar benim, ben de onların. (Buhari 47. Bölüm 1. Hadis No. 2486; Müslim 44/39 Ha. 2500)
44
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1632
قال: جاءت امرأة من الأنصار إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم ومعها ابنها. فكلمه رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: والذي نفسي بيده، إن الناس لأحب الناس إلي. قال هذا مرتين. (البخاري ج 63 باب 5 حديث رقم 3786 ومسلم ج 44 حديث رقم 2509)
Şöyle dedi: Ensar'dan bir kadın, oğluyla birlikte Resûlullah (s.a.v.)'e geldi. Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onunla konuştu ve şöyle dedi: Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, benim en çok sevdiğim insanlardır. Bunu iki kez söyledi. (Buhari, 63. bölüm, 5. bölüm, 3786 numaralı hadis ve Müslim, 44. bölüm, 2509 numaralı hadis)
45
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1633
وقال النبي صلى الله عليه وسلم: الأنصار أقرب الناس إلي وأوثقهم. سيزداد عدد السكان وسيقل عددهم. فتقبل حسناتهم واغفر سيئاتهم. (البخاري، ج 63، باب 11).
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Ensar benim için en yakın ve en güvenilir kavimdir. Nüfus artacak, sayıları azalacak. O halde onların iyiliklerini kabul et ve günahlarını bağışla. (Buhari, cilt 63, bölüm 11).
46
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1634
قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: خير القبائل بني النجار، ثم بني عبد الأشهل، ثم بني الحارث بن الخزرج، ثم بني ساعدة والأنصار. هناك خير في كل القبائل. فلما سمع سعد ذلك قال:
O şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kabilelerin en hayırlısı Beni Neccar, sonra Beni Abdüleşhal, sonra Beni Hâris bin Hazreç, sonra Beni Saide ve Ensar'dır. Bütün kabilelerde iyilik vardır. Saad bunu duyunca şöyle dedi:
47
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1635
قال: كنت مع جرير بن عبد الله (رضي الله عنه) في سفر. لقد كرهني. مع أنه أكبر من أنس (رضي الله عنه). وقال جرير رضي الله عنه: لقد رأيت عمل الأنصار وأحترمهم كلما لقيتهم. (البخاري، الحلقة 56، الباب 71، حديث رقم 2888؛ مسلم 44/45 هـ 2513)
Dedi ki: Bir yolculukta Cerir bin Abdullah (Allah ondan razı olsun) ile birlikteydim. Benden nefret ediyordu. Gerçi Enes (Allah ondan razı olsun)'den büyüktü. Cerir (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Ensar'ın yaptıklarını gördüm ve onlarla karşılaştığımda onlara saygı duyuyorum. (Buhari, Bölüm 56, Bölüm 71, Hadis No. 2888; Müslim 44/45 H. 2513)
48
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1637
حديث ابْنِ عُمَرَ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ عَلَى الْمِنْبَرِ: غِفَارُ، غَفَرَ اللهُ لَهَا وَأَسْلَمُ، سَالَمَهَا اللهُ وَعُصَيَّةُ، عَصَتِ اللهَ وَرَسُولَهُ
İbn Ömer'in, Resûlullah'ın (s.a.v.) minberde şöyle dediğine dair hadisi: Bağışla, Allah onu affetsin ve selâmet versin, Allah ona selâmet versin, itaatsizlik, Allah'a itaatsizlik etti. Ve O'nun Elçisi
49
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1639
قال النبي صلى الله عليه وسلم: «لأسلم وجيفر ومزينة وجحنة أو بعض جهينة أو بعض مزينة أفضل عند الله أو يوم القيامة من بني أسد وتميم وهوازن وغطفان».
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Eslem, Cafer, Müzeyne ve Cüne veya Cüheyne'nin bir kısmı veya Müzeyne'nin bir kısmı Allah katında veya kıyamet gününde Benî Esed, Temim, Hevazin ve Gatafan'dan daha hayırlıdır."
50
el-Lü'lü ve'l-Mercân # 0/1643
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «تغرمون الناس». خيار أهل الجاهلية في الأيام صالحون حتى بعد الإسلام إذا اكتسبوا العلم الديني وكنتم في أمور الحكم والسلطان. وخير الناس أكثرهم تجرداً في هذا الأمر. وشر الناس الرجل ذو الوجهين الذي يتكلم بطريقة إلى جماعة وبالأخرى إلى جماعة أخرى. (البخاري الجزء 61، الباب 1، الحديث رقم 1000).
Şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İnsanları borçlu tutacaksınız." Eyyam'daki Cahiliye'nin en iyi insanları, eğer dini ilimler edinmişlerse ve siz de yönetim ve otorite işlerinde iseniz, İslam'ı kabul ettikten sonra da iyidirler. İnsanların en iyisi, bu konuda en tarafsız olan olacaktır.\nİnsanların en kötüsü ise, bir gruba öyle, diğerine başka şekilde konuşan iki yüzlü adamdır. (Buhari Bölüm 61, Bölüm 1, Hadis No