107 Hadis
01
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2288
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن لله تعالى واحدا وتسعين إلا مائة اسم. ومن حفظ هذه الأسماء دخل الجنة. وفي رواية أخرى: أنه يحب الغريب، الغريب. (البخاري، مسلم)[1]
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Allah Teala'nın doksan bir eksi yüz ismi vardır. Kim bu isimleri ezberlerse cennete gidecektir. Başka bir rivayette ise tuhafı, yani tuhafı sever. (Buhari, Müslim)[1]
02
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2290
Buraydah (RA)
قال: سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم رجلاً يقول: «اللهم! أدعوك وأعلم أنك أنت الله. حقا لا إله إلا أنت. أنت واحد وفريد ​​من نوعه. إنك لا تصبر، إذا دعا أعطاه، وإذا دعا أجابه. (الترمذي، أبو داود)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında bir adamın şöyle dediğini işitmişti: 'Allah'ım! Sana dua ediyorum ve senin Allah olduğunu biliyorum. Şüphesiz Senden başka ilah yoktur. You are one and unique. Sabırsızsınız. Dua edildiğinde ona verir, biri çağırdığında çağrısına cevap verir. (Tirmizi, Ebu Davud)[1]
03
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2298
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قرأ (سبحان الله وبحمده) مائة مرة حين يصبح ومساء، بأحسن كلام منه يوم القيامة.
Dedi ki, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdu ki: Kim sabah ve akşam yüz defa 'Sübhânell-hi vebihamdihi' (yani Allah'ı hamd ile tesbih ederim) okursa, kıyamet gününde ondan daha güzel sözlerle.
04
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2301
Ebu Zer Gıffari (RA)
قال: سئل رسول الله صلى الله عليه وسلم: أي الكلام أفضل؟ فلما سمع ذلك قال صلى الله عليه وسلم: كلمة الله لملائكته.
Dedi ki: Bir gün Resûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e, "Hangi kelam en güzeldir?" diye soruldu. Bunu duyunca (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun), "Allah'ın sözü melekleri içindir" dedi.
05
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2303
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قرأ في اليوم مائة مرة: لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير. على كل شيء)\n\nفأجره هو تحرير عشرة رقاب. كتبت له مائة حسنة، وغفرت له مائة ذنب، وكان هذا الدعاء له حرزاً من الشيطان حتى يمسي ذلك اليوم، ولم يعمل أحد عملاً أفضل من عمله إلا من أكثر منه دعاء. (البخاري، مسلم)[1]
Dedi ki, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: Günde yüz defa "La-İla-Ha İllall-Hu Vehdehu La-Şerike Lehu Lehül Mülkü Velahu'l Hamdu Vehuve 'Ala-Külli Şeyin Kadir" okuyan kimse. Her şeyin üzerindeki Güç)\n\nOnun ödülü on köleyi azat etmeye eşit olacak. Kendisine yüz sevap yazılır, yüz günahı bağışlanır, bu dua o günün akşamına kadar kendisini şeytandan korur ve onu çok okuyandan başka hiç kimse yaptığından daha hayırlı bir amel yapamaz. (Buhari, Müslim)[1]
06
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2306
Yubair (RA)
وَعَنِ الزُّبَيْرِ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «مَا مِنْ صَبَاحٍ يُصْبِحُ الْعِبَادُ فِيهِ إِلَّا مُنَادٍ يُنَادِىْ سَبِّحُوا الْمَلِكَ الْقُدُّوْسَ». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ
Zübeyr'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun, şöyle buyurmuştur: "Kulların, bir çağırıcının, 'Kutsal Kral'a hamdolsun' diye seslenmeden uyandığı hiçbir sabah yoktur." Tirmizî'nin rivayet ettiği
07
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2308
Abdullah bin Amr (RA)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "الحمد لله" أو الحمد أفضل الشكر. ومن لم يحمد الله لم يشكره.[١]
Dedi ki, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: "Elhamdülillah" yani hamd, şükrün en güzel ifadesidir. Allah'a hamd etmeyen kul, O'na şükretmemiştir.[1]
08
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2313
Amr İbn Şuayb
وصفه عن جده عن طريق أبيه. وعن جده قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قرأ سبحان الله مائة مرة حين يصبح وعصره، كان كمن حج مائة مرة. من قال الحمد لله في الصباح و العصر مائة مرة كان كالذي بعث مائة مجاهد على مائة فرس في سبيل الله. من قرأ لا إله إلا الله مائة مرة حين يصبح وبعد الظهر أعتق مائة من ولد إسماعيل (ع). سيكون معادلا للشخص المعطى. ومن كبر في الصباح و العصر مائة مرة لم يكن أحد أعظم أجرا منه. وبطبيعة الحال، فإن الشخص المستثنى من عمل مثل هذا العمل أو أكثر - (الترمذي وقال:
Dedesinden babasına kadar anlatılmıştır. Dedesi dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: Kim sabah ve öğlen yüz defa Sübha Nallah okursa, (sevap bakımından) yüz defa Hac yapan kimse gibi olur. Sabah ve öğlen yüz defa Elhamdülillah okuyan kimse, yüz mücahidi yüz at üzerinde Allah yoluna gönderen kimse gibi olur. Kim sabah ve öğlen yüz defa La-İla-Ha İllal-H okursa, Hz. İsmail (A.S.)'in soyundan yüz kişiyi azat etmiş olur. verilen kişiye eşdeğer olacaktır. Ve sabah ve öğlen yüz defa Allahu Ekber okuyana, ondan daha fazla sevap verecek kimse yoktur. Elbette istisna olan, benzer ameli veya daha fazlasını yapmış olan kişi (Tirmizî; dedi ki:
09
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2314
Abdullah bin Amr (RA)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: سبحان الله نصف المسافة، والحمد لله ها يتممها، وليس بين يدي لا إله إلا الله ستر حتى تصل إلى الله. (الترمذي؛
Şöyle buyurdu: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Subhânell-ha' mesafenin yarısıdır, 'Elhamdülillah-ha' onu tamamlar ve Allah'a ulaşana kadar 'la-ila-ha illallâh'ın önünde perde yoktur. (Tirmizi;
10
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2315
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قال لا إله إلا الله في قلبه، فتحت له أبواب الجنة، حتى يصل إلى عرش الله، إذا اجتنب الكبائر.
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Kim kalbinden La-İla-Ha İllel-H derse, büyük günahlardan kaçınmak şartıyla Arş'a ulaşıncaya kadar ona cennetin kapıları açılır.
11
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2317
Yusayrah (RA)
وكانت من نساء المهاجرين. قال: قال لنا رسول الله صلى الله عليه وسلم ذات يوم: «تقرؤون: سبحان الله، والتهليل، والتقديس بأصابعكم».
Muhacir kadınlar arasındaydı. Dedi ki: Bir gün Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize şöyle buyurdu: "Siz parmaklarınızla tesbih (sübhânell-ha), tehlil (la-ila-ha illa-la-ha), takdis (sübhâneal malikil kuddüs) okuyun."
12
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2319
Enes b. Mâlik (r.a.)
إن كلمة "الحمد لله وسبحان الله ولا إله إلا هو وهو أكبر" تحط خطايا العبد مثل ورق الشجرة. (الترمذي، وقال: الحديث ضعيف)[١]
"Elhamdülillah ve sübhânell-h, vela-ila-he illallâhu vel-hu ekber" sözü, ağacın yaprakları gibi kulun günahlarını döker. (Tirmizi; hadisin fakir olduğunu söyledi)[1]
13
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2320
Makhool Abu Hurairah (RA)
وَعَن مَكْحُوْلِ عَنْ أَبِىْ هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «أَكْثِرْ مِنْ قَوْلِ: لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ فَإِنَّهَا مِنْ كَنْزِ الْجَنَّةِ». قَالَ مَكْحُولٌ: فَمَنْ قَالَ: لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ وَلَا مَنْجَأَ مِنَ اللّٰهِ إِلَّا إِلَيْهِ كَشَفَ اللّٰهُ عَنْهُ سَبْعِينَ بَابًا مِنَ الضُّرِّ أَدْنَاهَا الْفَقْرُ. رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ. وَقَالَ: هٰذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُه بِمُتَّصِلٍ وَمَكْحُولٌ لَمْ يَسْمَعْ عَنْ أَبِىْ هُرَيْرَةَ
Makul'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Sık sık söyleyin: Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur, çünkü o, Cennet hazinesindendir." Mahul şöyle dedi: O halde kim: "Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur ve Allah'tan O'ndan başka sığınacak yoktur" derse, Allah onun hakkında Yetmiş sureyi indirir: En az zarar fakirliktir. Tirmizi rivayet etmiştir. Dedi ki: Bu, rivayeti birbiriyle bağlantılı olmayan ve Ebu Hureyre'den duyulmayan bir hadistir.
14
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2321
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «لا حولة قوة إلا بالله» دواء من تسعة وتسعين داء، أيسرها الظن.[1]
Dedi ki: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, en kolayı zan olan doksan dokuz hastalığa şifa olan, "Allah'tan başka güç yoktur" buyurdu.[1]
15
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2323
Abdullah ibn Umar (RA)
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّه قَالَ: سُبْحَانَ اللّٰهِ هِىَ صَلَاةُ الْخَلَائِقِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ كَلِمَةُ الشُّكْرِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ كَلِمَةُ الْإِخْلَاصِ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ تَمْلَأُ مَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ وَإِذَا قَالَ الْعَبْدُ: لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى: أَسْلَمَ وَاسْتَسْلَمَ. رَوَاهُ رَزِيْنٌ
Ve Ömer'in oğlu şöyle dedi: 'Yaratılmışların duası mübarektir ve Allah'a hamd, şükran sözüdür ve kurtuluş sözü Allah'tan başkası değildir ve Allah en büyük, göklerin sözüyle en dolu ve en kötü olan Allah'a aittir.' Rizin rivayet etti.
16
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2326
[Agar al-Muzani (RA)]
قال: فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: يا أيها الناس! توبوا إلى الله. وأتوب إلى الله في كل يوم مائة مرة. (مسلم)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Ey insanlar! Allah'a tövbe edin. Ve her gün yüz defa Allah'a tövbe ediyorum. (Müslüman)[1]
17
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2329
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: والذي نفسي بيده! لو لم تذنب لأخرجك الله ولخلق قوما يذنبون ويستغفرون الله. و
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki! Eğer günah işlemeseydiniz, Allah sizi uzaklaştırır ve günah işleyen, Allah'tan bağışlanma dileyen bir kavim yaratırdı. Ve
18
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2330
Ebû Mûsâ el-Eş'ari (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن الله يبسط يده بالليل ليتوب مسيء النهار. ثم يمد يده في النهار ليتوب الخاطئ في الليل
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Allah, gündüz günah işleyene tövbe etmesi için gece elini uzatır. Gün içinde yine elini uzatır ki, günahkar geceleyin tövbe etsin.
19
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2331
Hz. Âişe (r.anha)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إذا اعترف العبد بعد الذنب واستغفر الله. الله يغفر. (البخاري، مسلم)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Bir kul, bir günah işledikten sonra itiraf eder (tövbe eder) ve Allah'tan bağışlanma diler. Allah affeder. (Buhari, Müslim)[1]
20
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2333
Enes b. Mâlik (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن الله ليعجب من توبة عبده إذا تاب إليه. كونوا أسعد من سعادة ذلك الرجل منكم، عربة معراجه الهاربة منه في الصحراء، وعلى هذه المركبة طعامه وشرابه. وبسبب هذا، شعر بخيبة أمل. في هذه الحالة، بعد أن يئس تمامًا من وسيلة الصعود، وصل إلى شجرة واستلقى تحت ظلها. وفجأة رأى السيارة تقترب منه ليقف، فأمسك بزمام السيارة وغلبته الفرحة وقال: يا الله! أنت عبدي وأنا سيدك. إنه يرتكب هذا الخطأ من باب الفرح. (مسلم)[1]
Şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah, kulunun kendisine tövbe ettiği zaman tövbe etmesinden çok memnun olur. İçinizden çölde ondan kaçan o kişinin yükseliş aracı olan ve onun yiyeceği, içeceği bu aracın üzerinde bulunan o kişinin mutluluğundan daha çok sevinin. Bu nedenle hayal kırıklığına uğradı. Bu durumda, çıkış yollarından tamamen umudunu keserek bir ağaca geldi ve onun gölgesine uzandı. O sırada birdenbire, ayağa kalkmak için kendisine yaklaşan aracın dizginlerini tuttuğunu gördü ve sevinçten havalara uçtu ve şöyle dedi: Allah'ım! Sen benim kölemsin, ben de senin efendinim. Bu hatayı sevinçten yapıyor. (Müslüman)[1]
21
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2335
Jundub (RA)
وَعَنْ جُنْدُبٍ أَنَّ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ حَدَّثَ: «أَنَّ رَجُلًا قَالَ: وَاللّٰهِ لَا يَغْفِرُ اللّٰهُ لِفُلَانٍ وَأَنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى قَالَ: مَنْ ذَا الَّذِىْ يَتَأَلّٰى عَلَىَّ أَنِّىْ لَا أَغْفِرُ لِفُلَانٍ فَإِنِّىْ قَدْ غَفَرْتُ لِفُلَانٍ وَأَحْبَطْتُ عَمَلَكَ». أَوْ كَمَا قَالَ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ve Cündüb'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle demiştir: "Bir adam dedi ki: Vallahi Allah falanı affetmez ve Cenab-ı Hak şöyle buyurdu: Bana falanı affetmeyeceğimi söyleyen odur, çünkü ben falanı affettim ve senin işini boşa çıkardım." Ya da söylediği gibi. Müslim'in anlattığı
22
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2338
Ahmed ve Darimi Ebu Zerr (RA)
وَرَوَاهُ أَحْمَدُ وَالدَّارِمِىُّ عَنْ أَبِىْ ذَرٍّ، وَقَالَ التِّرْمِذِىُّ: هٰذَا حَدِيْثٌ حَسَنٌ غَرِيْبٌ
Bu hadisi Ebu Zer'den Ahmed ve Darimi rivayet etmiştir ve Tirmizi şöyle demiştir: Bu hasen garib hadistir.
23
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2340
[‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ)]
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من دوام الاستغفار، فتح الله له من كل ضيق مخرجا، وفرج الله عنه من كل هم. وأعطاه من الرزق ما لم يستطع حتى أن يفكر فيه. (أحمد، أبو داود، ابن ماجه) [1]
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdu ki: Kim devamlı istiğfar ederse, Allah Teala ona her darlıktan bir çıkış yolu açar ve onu her endişeden kurtarır. Ve ona, düşünemeyeceği kadar rızık verdi. (Ahmed, Ebu Davud, İbn Mace)[1]
24
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2342
Enes b. Mâlik (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: كل ابن آدم خطاء. وخير الذنب من تاب. (الترمذي، ابن ماجه، الدارمي) [1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Ademoğlunun her biri günahkârdır. Ve günah işleyenlerin en hayırlısı tevbe edendir. (Tirmizi, İbn Mâce, Darimi)[1]
25
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2344
Abdullah ibn Umar (RA)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن الله يقبل توبة العبد حتى تكون روحه مطيعة. (الترمذي، ابن ماجه)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: Allah, kulun tövbesini, ruhu (ruhu) teslim oluncaya kadar kabul eder. (Tirmizi, İbn Mâce)[1]
26
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2346
সফ্ওয়ান ইবনু আসসাল
وَعَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَسَّالٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: إِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى جَعَلَ بِالْمَغْرِبِ بَابًا عَرْضُه مَسِيرَةُ سَبْعِينَ عَامًا لِلتَّوْبَةِ لَا يُغْلَقُ مَا لَمْ تَطْلُعِ الشَّمْسُ مِنْ قِبَلِه وَذٰلِكَ قَوْلُ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ: ﴿يَوْمَ يَأْتِىْ بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْسًا إِيْمَانُهَا لَمْ تَكُنْ اٰمَنَتْ مِنْ قَبْلُ﴾. رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَابْن مَاجَهْ
Safvan bin Assal'dan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cenab-ı Allah, Fas'a genişliği yetmiş yıllık bir yolculuk kadar olan bir kapı yerleştirdi. Tövbe için, güneş önünden doğmadıkça kapanmaz. Bu, Cenâb-ı Hakk'ın buyurduğu gibidir: "Rabbinin bazı âyetleri geldiği gün, hiç kimseye, daha önce inandığı imanı fayda vermez. Tirmizî ve İbn Mâce rivayet etmiştir."
27
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2347
Muaviye (RA)
وَعَنْ مُعَاوِيَةَ قَالَ قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «لَا تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ حَتّٰى يَنْقَطِعُ التَّوْبَةُ وَلَا تَنْقَطِعُ التَّوْبَةُ حَتّٰى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا». رَوَاهُ أَحْمَدُ وَأَبُو دَاوُدَ وَالدَّارِمِىُّ
Muaviye'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Tevbe sona ermedikçe hicret durmaz, tövbe de batıdan gelene kadar tövbe durmaz." Ahmed, Ebu Davud ve Darimi rivayet etmiştir.
28
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2350
Ibn Abbas (RA)
وَعَن ابْن عَبَّاس: فِىْ قَوْلِه تَعَالٰى: (إِلَّا اللَّمَمَ) قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: إِنْ تَغْفِرْ اَللّٰهُمَّ تَغْفِرْ جَمَّا وَأَىُّ عَبْدٍ لَكَ لَا أَلَمَّا. رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ. وَقَالَ: هٰذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ
Ve İbni Abbas'tan rivayetle: Yüce Allah'ın (küçükler hariç) buyurduğu üzere: Allah'ın Elçisi, Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun, şöyle buyurdu: Eğer affedersen, Allah'ım, çoğunu affedersin, fakat Senin hiçbir kulun acımaz. Tirmizi rivayet etmiştir. Dedi ki: Bu, güzel, sahih ve garip bir hadistir.
29
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2353
Abdullah ibn Umar (RA)
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: إِنْ كُنَّا لَنَعُدُّ لِرَسُولِ اللّٰهِ ﷺ فِى الْمَجْلِسِ يَقُولُ: «رَبِّ اغْفِرْ لِىْ وَتُبْ عَلَىَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الْغَفُورُ» مِائَةَ مَرَّةٍ. رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِىُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَابْنُ مَاجَهْ
İbn Ömer'den rivayetle o şöyle demiştir: Eğer Resûlullah'ı (s.a.v.) bir toplulukta sayacak olsak şöyle derdi: "Rabbim, beni bağışla ve bana tevbe et. Şüphesiz sen çok bağışlayansın, çok bağışlayansın." Yüz kere. Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud ve İbn Mâce rivayet etmiştir.
30
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2354
বিলাল ইবনু ইয়াসার ইবনু যায়দ
وَعَن بِلَال بْنِ يَسَارِ بْنِ زَيْدٍ مَوْلَى النَّبِىِّ ﷺ قَالَ: حَدَّثَنِىْ أَبِىْ عَنْ جَدِّىْ أَنَّه سَمِعَ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ يَقُولُ: «مَنْ قَالَ: أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ الَّذِىْ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَىُّ الْقَيُّوْمَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ غُفِرَ لَه وَإِنْ كَانَ قَدْ فَرَّ مِنَ الزَّحْفِ». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَأَبُو دَاوُدَ لَكِنَّه عِنْدَ أَبِىْ دَاوُدَ هِلَالُ بْنُ يَسَارٍ وَقَالَ التِّرْمِذِىُّ: هٰذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ
Fakat Ebu Davud Hilal bin Yesar'dan rivayet edilmiştir ve Tirmizi şöyle demiştir: Bu garip bir hadistir.
31
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2355
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن الله تعالى ليزيد عبداً من عباده الصالحين في الجنة. فيرى (العبد الصالح) هذا الوضع فيقول: يا رب! كيف زادت حالتي؟ فيقول الله تعالى : لأن أولادك يستغفرون لك. (أحمد) [1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Allah Teala, salih kullarından herhangi birinin cennetteki derecesini yükseltir. Bu durumu gören (iyi kul) der ki: Ey Rabbim! Durumum nasıl arttı? O zaman Allah der ki: Çünkü çocuklarınız sizin için bağışlanma diliyor. (Ahmet)[1]
32
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2356
Ibn Abbas (RA)
وَعَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «مَا الْمَيِّتُ فِى الْقَبْرِ إِلَّا كَالْغَرِيقِ الْمُتَغَوِّثِ يَنْتَظِرُ دَعْوَةً تَلْحَقُه مِنْ أَبٍ أَوْ أُمٍّ أَوْ أَخٍ أَوْ صَدِيقٍ فَإِذَا لَحِقَتْهُ كَانَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا وَإِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى لَيُدْخِلُ عَلٰى اَهْلِ الْقُبُورِ مِنْ دُعَاءِ أَهْلِ الْأَرْضِ أَمْثَالَ الْجِبَالِ وَإِنَّ هَدِيَّةَ الْأَحْيَاءِ إِلَى الْأَمْوَاتِ الْاِسْتِغْفَارُ لَهُمْ». رَوَاهُ الْبَيْهَقِىُّ فِىْ شُعَبِ الْإِيْمَانِ
Abdullah bin Abbas'tan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kabirdeki ölü, kendisine bir çağrı gelmesini bekleyen, dışkısını yapan boğulan bir kimseden başka bir şey değildir." İster babası, ister annesi, ister kardeşi, ister arkadaşı olsun, eğer onun peşinden giderse, o, onun için dünyadan ve içindekilerden daha sevgilidir. Ve şüphesiz Cenab-ı Hak, kabir ehline girecektir; bunlar dağlar gibi yer ehlinin dua yerlerindendir ve dirilerin ölülere hediyesi, onlar için bağışlanma dilemektir." El-Beyhaki'nin Şu'ab'ul-İman'da rivayet ettiği
33
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2357
Abdullah bin Busr (RA)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "طوبى لمن كان عمله أكثر استغفاراً أو استغفاراً". (ابن ماجه. والإمام النسائي في كتابه “عمل اليوم والليلة” “عمل يوم وليلة” موصوف في الكتاب.)[1]
Dedi ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ameli daha çok istiğfar veya bağışlanma dileyen kimse ne mutlu." (İbn Mâce. Ve İmam Nesa'i, 'Amelü'l-Yevmi ve'l Leylah adlı eserinde "Bir gün ve bir gecenin Emel'i [işi]" kitabında anlatılmıştır.)[1]
34
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2358
Hz. Âişe (r.anha)
قال: كان النبي صلى الله عليه وسلم يقول: اللهم! واجعلني ممن يفرح بالخير ويستغفر للشر. (ابن ماجه، البيهقي - الدعوات الكبيرة)[1]
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle derdi: Allah'ım! Beni iyilik yapmakla sevinen, kötülük yapmakla istiğfar edenlerden eyle. (İbn Mâce, Beyhaki-Da'vetü'l Kebir)[1]
35
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2360
Hz. Ali (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن الله يحب العبد المؤمن الذي يذنب ويتوب.[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Muhakkak ki Allah, günah işleyen ve tövbe eden mü'min kulunu sever.[1]
36
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2361
Sawban (RA)
Onun hakkında da öyle yaptım. [1]
37
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2362
Ebû Zer el-Gıfârî (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: يغفر الله لعبده حتى يسقط الحجاب. سأل الصحابة يا رسول الله! ما هي الشاشة؟ وقال (عليه الصلاة والسلام): الرجل يموت وهو مشرك.\n\nالأحاديث الثلاثة المذكورة رواه الإمام أحمد، والحديث الأخير رواه الإمام البيهقوي في “كتاب بسي والنشور”.[1]
Şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah, kulunu, Allah ile kulu arasındaki perde kalkıncaya kadar affeder." Sahabeler sordular: Ey Allah'ın Resulü! Ekran nedir? O (Alaihi Wasallam) buyurdu ki, İnsan müşrik olarak ölür.\n\nYukarıdaki üç hadis İmam Ahmed tarafından, son hadis ise İmam Beyhakvi tarafından “Kitabil Ba'si Wan Nushur”da rivayet edilmiştir.[1]
38
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2364
Abdullah Bin Mas'ud
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: التائب من الذنب كمن لا ذنب له. (ابن ماجه).\n\nوقال البيهقي في شعب الإيمان: رواه النهراني وحده، وهي مشهورة. و شرهوس
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: Günahına tövbe eden, hiç günahı olmayan gibidir. (İbn Mace.)\n\nBeyhaki de Şu'abul İman'da şöyle demiştir: Nahrani ünlü bir kişi olmasına rağmen bunu tek başına rivayet etmiştir. Ve Sharhus
39
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2365
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: لما قرر الله تعالى أن يخلق الخلق كتب كتابا محفوظا على العرش. فيه رحمتي سكنت غضبي. وفي وصف آخر
Dedi ki, Rasulullah Sallallahu Alayhi Wasallam şöyle dedi: Allah Teala mahlukatı yaratmaya karar verdiğinde, Arş'ta korunan bir kitap yazdı. Bunda rahmetim öfkemi yatıştırdı. Başka bir açıklamada
40
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2366
[Abu Hurayrah (RA)]
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن لله مائة رحمة، ما أنزل منها إلا رحمة واحدة للجن والإنس والبهائم والحشرات. بهذه الرحمة الواحدة يتقربون إلى بعضهم البعض، وبهذه الرحمة يرحمون بعضهم بعضًا. ولهذا السبب تحب الحيوانات البرية أطفالها. والتسعة والتسعون الباقية رحمة تركها الله تعالى للمرة القادمة. الذي يرحم به عباده يوم القيامة. (البخاري، مسلم[1]).
Dedi ki, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdu ki: Allah'ın yüz rahmeti vardır, bunlardan sadece bir tanesini cinlere, insanlara, hayvanlara ve böceklere indirmiştir. Bu rahmetle birbirlerini severler, Bu rahmetle birbirlerine merhamet ederler. Vahşi hayvanların çocuklarını sevmesinin nedeni budur. Geriye kalan doksan dokuz rahmeti de Allah Teâlâ bir sonraki sefere bırakmıştır. Kıyamet gününde kullarına rahmet edecektir. (Buhari, Müslim[1]
41
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2367
য় সালমান ফারসী
قال (صلى الله عليه وسلم): ملأه الله يوم القيامة من تلك النعم كلها.[1]
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kıyamet gününde Allah, onu bütün bu nimetlerle dolduracaktır.[1]
42
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2368
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال رسول الله -صلى الله عليه وسلم-: "لو كان المؤمن يعلم ما هو عذاب الله لما كان أحد قد توقع جنته". ولو كان الكافر يعلم ما كان عند الله، لما كان أحد يئس من جنته. (بخاري، مسلم)
Allah Resulü (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: "Mümin, Allah'ın katındaki azabın ne olduğunu bilseydi, hiç kimse onun cennetini beklemezdi." Eğer kâfir Allah katında olanı bilseydi, hiç kimse cennetinden ümidini kesmezdi. (Buhari, Müslim)
43
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2369
Abdullah Bin Mas'ud
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: الْجَنَّةُ أَقْرَبُ إِلٰى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِه وَالنَّارُ مِثْلُ ذٰلِكَ. رَوَاهُ البُخَارِىُّ
İbni Mesud'dan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Cennet birinize ayakkabı bağlarından daha yakındır, Cehennem de böyledir. Buhari'nin rivayet ettiği
44
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2370
Ebû Hüreyre (r.a.)
وأوصى بأن يحرق عند موته. ثم يتناثر نصف رماد الجثة في البر والنصف الآخر في البحر. بالله! فإذا أدركه عذبه ما لم يعذب أحدا من أهل الدنيا. وعندما مات اتبع أبناؤه تعليماته. ثم أمر الله البحر فجمع البحر كل ما وقع فيه من رماد. هكذا أشار إلى الأرض، جمعت الأرض كل الشيفاسما الموجودة فيها. وأخيرا سأله الله تعالى لماذا فعلت مثل هذا الشيء؟ (أجاب) الخوف منك يا رب! أنت تعرف ذلك. فلما سمع ذلك غفر الله له. (البخاري ومسلم) [1]
Öldüğünde yakılması vasiyet edilmiştir. Daha sonra cesedin küllerinin yarısı karaya, yarısı da denize saçılır. Tanrı aşkına! Eğer (Allah) onu yakalarsa, dünyada hiç kimseye vermediği bir cezayı verecektir. Öldüğünde çocukları onun talimatlarına uydu. Sonra Allah denize emretmişti ve deniz, üzerine düşen külleri toplamıştı. Aynen böyle yere işaret etti, yer tüm şivasmayı içinde topladı. Sonunda Cenab-ı Hak ona sordu, neden böyle bir şey yaptın? (Cevaplandı) Senden korkuyorum, 'Ya Rabbi!' Bunu biliyorsun. Bunu duyan Allah onu affetti. (Buhari ve Müslim)[1]
45
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2373
Cabir (RA)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «لن يبلغ أحد منكم الجنة بعمله، ولا ينقذه من النار، ولا أنا إلا برحمة الله». (مسلم)[1]
O şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Hiçbiriniz, Allah'ın rahmeti olmadan, ben bile, ameliyle (ibadet-bandeghi) cennete ulaşamayacak ve onu cehennemden kurtaramayacaksınız." (Müslüman)[1]
46
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2381
Usame ibn Zeyd (RA)
وَعَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ عَنِ النَّبِىِّ ﷺ فِىْ قَوْلِ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ: ﴿فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِهٖ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتَ﴾ قَالَ: كُلُّهُمْ فِى الْجَنَّةِ. رَوَاهُ الْبَيْهَقِىُّ فِىْ كِتَابِ الْبَعْثِ وَالنُّشُورِ
Ve Usame bin Zeyd'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle, Cenâb-ı Hakk'ın şu sözleriyle ilgili: "Onların arasında kendine zulmedenler vardır, aralarında tutumlular vardır ve içlerinde dışa dönük olanlar da vardır." Hayırlı işler ile. Dedi ki: Hepsi cennettedir. El-Beyhaki'nin Diriliş ve Diriliş Kitabında rivayet ettiği
47
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2383
Huzeyfe (RA)
وَعَنْ حُذَيْفَةَ قَالَ: كَانَ النَّبِىُّ ﷺ إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَه مِنَ اللَّيْلِ وَضَعَ يَدَه تَحْتَ خَدِّه ثُمَّ يَقُولُ: «اَللّٰهُمَّ بِاسْمِكَ أَمُوتُ وَأَحْيَا». وَإِذَا اسْتَيْقَظَ قَالَ: الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِىْ أَحْيَانًا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُوْرُ. رَوَاهُ البُخَارِىُّ
Huzeyfe'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gece yatağına girdiğinde elini yanağının altına koyar ve sonra şöyle derdi: "Allah'ım, senin isminle öleceğim." Ve yaşadı.” Uyandığında şöyle der: Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamdolsun, diriliş O'nadır. Buhari'nin rivayet ettiği
48
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2385
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إذا نام أحدكم على فراشه، فلينفض السرير بباطن ثيابه. لأنه لا يعرف ما الذي جاء إلى السرير. ثم دعه يقرأ هذا الدعاء\n\n''عجب ربي وياتو جامبي وبيكا عرفاه في أمسكتا نفسي فرهمها- وا في إرسالها- فاهفازاها- بيما- تحفظو بيهي 'إيبا-داكاس سا-ليهين''\n\n(ومعنى- يا رب! باسمك أضع جسدي وباسمك أبعثه مرة أخرى. إذا رفعت (امسك نفسي وارحم نفسي فإن تركتها فاحفظ بها ما تحفظ به عبادك الصالحين). وفي رواية أخرى، ثم ينام على شقه الأيمن، ثم يقول: «بشميكا» (أي باسمك). (البخاري، مسلم) [1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Sizden biriniz yatağında uyuduğu zaman, elbisenin iç kısmıyla yatağı sallasın. Çünkü yatağa ne geldiğini bilmiyor. Sonra şu duayı okusun:\n\n''Wonder Rabbi wa ya'tu jambi wabika arfa'uh in amsakta nafsi farhamha- wa in arsaltaha- fahfazaha- bima- tahfazu bihi 'iba-dakas sa-lihin''\n\n(anlam- Ya Rab! Bedenimi Senin adınla yatırıyorum ve Senin adınla onu yeniden dirilteceğim. Eğer ruhumu diriltirsen Geri çekil (dan) ölüm) ama nefsime merhamet et ve eğer onu bırakırsan, onu koru ki, onunla salih kullarını koru.) Başka bir rivayette, sağ yanına yatsın, sonra "Bişmika" (Senin adınla anlamındadır) de. (Buhari, Müslim)[1]
49
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2389
Ebû Hüreyre (r.a.)
ويقول عند الصلاة والنوم: سبحان الله ثلاثاً وثلاثين مرة، والحمد لله ثلاثاً وثلاثين، والله أكبر أربعاً وثلاثين. (مسلم)[1]
Namaz kılarken ve uyurken otuz üç defa "Subha-Nall-H", otuz üç defa "Elhamdülillah-H" ve otuz dört defa "Allahu Ekber" okuyun. (Müslüman)[1]
50
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2391
[Abu Hurayrah (RA)]
خالق الأرض، الرازق، مالك كل شيء، أشهد أن لا إله إلا أنت، أعوذ بك من شر نفسي، ومن شر الشيطان وشركه.)\n\nقال صلى الله عليه وسلم: عليك بهذا الدعاء في الصباح والمساء وعند النوم.‘‘ (الترمذي وأبو داود والدارمي)
Yeryüzünün yaratıcısı, Rabbi ve her şeyin sahibi - Senden başka ilah olmadığına şehadet ederim, aklımın şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım.)\n\nO (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurdu: Sen Bu dua sabah akşam ve yatarken okunmalıdır.'' (Tirmizi, Ebu Davud ve Darimi)