Bölüm 8
Bölümlere Dön
01
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2110
عَنْ عُثْمَانَ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «خَيْرُكُمْ مَنْ تَعْلَّمَ الْقُرْاٰنَ وَعَلَّمَه». رَوَاهُ البُخَارِىُّ
Osman'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." Buhari'nin rivayet ettiği
02
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2111
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: خَرَجَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ وَنَحْنُ فِى الصُّفَّةِ فَقَالَ: «أَيُّكُمْ يُحِبُّ أَنْ يَغْدُوَ كُلَّ يَوْم إِلٰى بُطْحَانَ أَو الْعَقِيْقَ فَيَأْتِىْ مِنْهُ بِنَاقَتَيْنِ كَوْمَاوَيْنِ فِىْ غَيْرِ إِثْمٍ وَلَا قَطْعِ رَحِمٍ» فَقُلْنَا يَا رَسُول الله نُحِبُّ ذٰلِكَ قَالَ: «أَفَلَا يَغْدُوْ أَحَدُكُمْ إِلَى الْمَسْجِدِ فَيَعْلَمُ أَوْ يَقْرَأُ اٰيَتَيْنِ مِنْ كِتَابِ اللهِ خَيْرٌ لَه مِنْ نَاقَتَيْنِ وَثَلَاثٍ خَيْرٌ لَه مِنْ ثَلَاثٍ وَأَرْبَعٍ خَيْرٌ لَه مِنْ أَرْبَعٍ وَمِنْ أَعْدَادِهِنَّ مِنَ الْإِبِلِ». رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ukbe bin Amir'den rivayetle şöyle dedi: Biz Suffe'deyken Resûlullah (s.a.v.) dışarı çıktı ve şöyle dedi: "Hanginiz her sabah Buthan veya... Akik'e çıkıp günah işlemeden ve akrabalık bağlarını kesmeden oradan iki yığın dişi deve getirmek ister?" Biz de şöyle dedik: Ey Allah'ın Resulü, bunu çok isteriz. Dedi ki: "Sabah gelmez mi? Sizden biriniz mescide gidip Allah'ın kitabından iki ayet okusun veya öğrensin, kendisi için iki dişi deveden, üçü kendisi için üçten daha hayırlıdır ve dört tanesi onun için dörtten daha hayırlıdır ve sayıları devedir." Müslim'in anlattığı
03
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2112
قال: فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «أيحب أحدكم أن يرجع إلى بيته فيأتي بثلاث نوق سمينة؟» قلنا: (يا رسول الله!) إنا لنعجبنا. ثم قال (عليه السلام): ثم يقرأون في الصلاة ثلاث آيات. فهذه الثلاث آيات خير له من ثلاث إبل سمان. (مسلم)[1]
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Sizden biriniz evine dönüp üç semiz hamile dişi deve almak ister mi? (Ey Allah'ın Resulü!) Kesinlikle hoşumuza gitti dedik. Sonra şöyle dedi: Sonra namazda üç ayet okusunlar. Bu üç ayet onun için üç semiz hamile deveden daha hayırlıdır. (Müslüman)[1]
04
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2113
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من يعرف القرآن يكون صحبة السفراء الكرام الملائكة. ومن تعلم القرآن فاضطرب فيه وكان القرآن مؤلما له جائزتان له (البخاري ومسلم)[1]
Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Kur'an öğreniminde usta olan kimse, şerefli katipler Melike'nin (meleklerin) arkadaşı olacaktır. Kim Kur'an'ı okur ve ona takılıp kalırsa, Kur'an ona acı verirse, onun iki sevabı vardır (Buhari, Müslim)[1]
05
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2114
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «لَا حَسَدَ إِلَّا عَلٰى اِثْنَيْنِ: رَجُلٌ اٰتَاهُ اللّٰهُ الْقُرْاٰنَ فَهُوَ يَقُومُ بِه اٰنَاءَ اللَّيْلِ وَاٰنَاءَ النَّهَارِ وَرَجُلٌ اٰتَاهُ اللّٰهُ مَالًا فَهُوَ يُنْفِقُ مِنْهُ اٰنَاءَ اللَّيْلِ وَاٰنَاءَ النَّهَارِ». (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İkisinden başkasına haset yoktur: Allah'ın kendisine Kur'an verdiği ve onu ara sıra okuyan kimseye." Geceyi ve gündüzü ve Allah'ın kendisine verdiği maldan geceyi ve gündüzü harcayan kimse." (anlaştık)
06
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2116
وَعَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «إِنَّ اللهَ يَرْفَعُ بِهٰذَا الْكِتَابِ أَقْوَامًا وَيَضَعُ بِه اٰخَرِينَ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ömer İbnü'l-Hattab'dan rivayete göre o şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi, Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun, şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, insanları bu kitapla yükseltir ve başkalarını da onunla alçaltır. Müslim rivayet etmiştir."
07
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2122
وَعَنِ النَّوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِىَّ ﷺ يَقُولُ: «يُؤْتٰى بِالْقُرْاٰنِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَهْلِهِ الَّذِينَ كَانُوا يَعْمَلُونَ بِه تَقْدُمُه سُورَةُ الْبَقَرَةِ وَاٰلُ عِمْرَانَ كَأَنَّهُمَا غَمَامَتَانِ أَوْ ظُلَّتَانِ سَوْدَاوَانِ بَيْنَهُمَا شَرْقٌ أَوْ كَأَنَّهُمَا فِرْقَانِ مِنْ طَيْرٍ صَوَافَّ تُحَاجَّانِ عَنْ صَاحِبِهِمَا». رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Nevvas bin Sem'an'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "Kıyamet gününde Kur'an ve onunla amel eden kavim getirilecektir." Bakara ve Al-i İmran surelerinin girişi sanki iki bulut veya aralarında doğu bulunan iki siyah gölge veya uçuşan iki kuş sürüsü gibidir. Sahiplerinden ayrılmışlar." Müslim'in anlattığı
08
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2125
وَعَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: بَيْنَمَا جِبْرِيلُ قَاعِدٌ عِنْدَ النَّبِىِّ ﷺ سَمِعَ نَقِيضًا مِنْ فَوْقِه فَرَفَعَ رَأْسَه فَقَالَ: «هٰذَا بَابٌ مِنَ السَّمَاءِ فُتِحَ الْيَوْمَ لَمْ يُفْتَحْ قَطُّ إِلَّا الْيَوْمَ فَنَزَلَ مِنْهُ مَلَكٌ فَقَالَ هٰذَا مَلَكٌ نَزَلَ إِلَى الْأَرْضِ لَمْ يَنْزِلْ قَطُّ إِلَّا الْيَوْمَ فَسَلَّمَ وَقَالَ أَبْشِرْ بِنُورَيْنِ أُوتِيتَهُمَا لَمْ يُؤْتَهُمَا نَبِىٌّ قَبْلَكَ فَاتِحَةُ الْكِتَابِ وَخَوَاتِيمُ سُورَةِ الْبَقَرَةِ لَنْ تَقْرَأَ بِحَرْفٍ مِنْهُمَا إِلَّا أَعْطَيْتُه». رَوَاهُ مُسْلِمٌ
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Cebrail, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında otururken, yukarıdan bir ses işitti ve başını kaldırdı ve şöyle dedi: "Bu, gökten açılmış bir kapıdır." Bugün, bugünden başka hiç açılmadı ve oradan bir melek indi ve şöyle dedi: "Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bugünden önce hiç inmemişti, bu yüzden bana selam verdi ve buyurdu." Senden önce hiçbir peygamber verilmeyen, sana verilen iki nurla müjdele: Kitabın açılışı ve Bakara Suresi'nin sonu. Ben ona vermediğim sürece onlardan bir mektup okunmayacak.” Müslim'in anlattığı
09
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2126
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قرأ الآيتين من آخر سورة البقرة في ليلة - يعني: "آمن الرسول" - من آخرهما كفتاه. (البخاري، مسلم)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: Kim geceleyin Bakara suresinin son iki ayetini yani "A-Mena Resul"ü sonuna kadar okursa bu ona yeter. (Buhari, Müslim)[1]
10
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2127
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من حفظ عشر آيات من أول سورة الكهف عصم من شر الدجال. (مسلم)[1]
Dedi ki, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdu ki: Kim Kehf sûresinin ilk on ayetini ezberlerse, Deccal'in şerrinden korunmuş olur. (Müslüman)[1]
11
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2129
الحديث رواه أبو سعيد.[1]
Hadis Ebû Sa'îd'den rivayet edilmiştir.[1]
12
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2130
وَعَنْ عَائِشَةَ: أَنَّ النَّبِىَّ ﷺ بَعَثَ رَجُلًا عَلٰى سَرِيَّةٍ وَكَانَ يَقْرَأُ لأَصْحَابِه فِىْ صَلَاتِهِمْ فِيَخْتِمُ بِـ ﴿قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ﴾. فَلَمَّا رَجَعُوا ذَكَرُوا ذٰلِكَ لِلنَّبِىِّ ﷺ فَقَالَ: «سَلُوهُ لِأَىِّ شَىْءٍ يَصْنَعُ ذٰلِكَ» فَسَأَلُوهُ فَقَالَ لِأَنَّهَا صِفَةُ الرَّحْمٰنِ وَأَنَا أَحَبُّ أَنْ أَقرَأَ هَا. فَقَالَ النَّبِىُّ ﷺ: «أَخْبِرُوهُ أَنَّ اللهَ يُحِبُّه». (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
Aişe'den rivayet edildiğine göre: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir kafileyle bir adam gönderirdi ve o da ashabına namazlarında şöyle okurdu: "De ki, O Allah'tır." Pazar. Geri döndüklerinde bunu Peygamber (s.a.v.)'e anlattılar ve o da şöyle dedi: "Ona bunu neden yaptığını sor." Bunun üzerine ona sordular, o da şöyle dedi: "Çünkü bu Rahman'ın bir sıfatıdır ve ben Ha okumayı severim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ona, Allah'ın onu sevdiğini söyle." (anlaştık)
13
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2134
عَنْ عَبْدِ الرَّحْمٰنِ بْنِ عَوْفٍ عَنِ النَّبِىِّ ﷺ قَالَ: «ثَلَاثَةٌ تَحْتَ الْعَرْشِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الْقُرْاٰنُ يُحَاجُّ الْعِبَادَ لَه ظَهْرٌ وَبَطْنٌ وَالْأَمَانَةُ وَالرَّحِمُ تُنَادِىْ: أَلَا مَنْ وَصَلَنِىْ وَصَلَهُ اللّٰهُ وَمَنْ قَطَعَنِىْ قَطَعَهُ اللّٰهُ». رَوَاهُ فِىْ شَرْحِ السُّنَّةِ
Abdurrahman ibni Avf'tan, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den rivayetle şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü Arş'ın altında üç kişi olacaktır. Kullar öğle vakti Kur'an'ı müzakere edecekler. Rahim, emanet ve akrabalık da şöyle seslenecektir: "Kim bana katılırsa, Allah onu irtibatta tutar ve kim beni keserse, Allah da onu keser." Bunu Şerhu's Sünnet'te rivayet etmiştir.
14
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2136
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: البطن بدون القرآن كالبيت الخراب. (الترمذي والدارمي، قال الإمام الترمذي، الحديث صحيح) [1]
Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdu ki: Kur'an olmayan bir mide, boş (harap) bir ev gibidir. (Tirmizi ve Darimi; İmam Tirmizi dedi ki, hadis sahihtir)[1]
15
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2138
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «مَنْ قَرَأَ حَرْفًا مِنْ كِتَابِ اللّٰهِ فَلَه بِه حَسَنَةٌ وَالْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا لَا أَقُولُ: اَلٓمٓ حَرْفٌ. أَلْفٌ حَرْفٌ وَلَامٌ حَرْفٌ وَمِيمٌ حَرْفٌ». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَالدَّارِمِىُّ وَقَالَ التِّرْمِذِىُّ هٰذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيْبٌ إِسْنَادًا
İbni Mesud'dan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap verilir ve bir iyiliğe on kat sevap verilir. Ben derim ki: Acı bir harftir. Elif bir harftir, Lam bir harftir ve Meem bir mektuptur. Tirmizî, Darimi ve Tirmizî rivayet etmiştir. dedi ki: Bu hasen, sahih ve garip bir hadistir.
16
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2140
وَعَن معَاذ الْجُهَنِىِّ: أَنَّ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ قَالَ: «مَنْ قَرَأَ الْقُرْاٰنَ وَعَمِلَ بِمَا فِيهِ أُلْبِسَ وَالِدَاهُ تَاجًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ضَوْءُه أَحْسَنُ مِنْ ضَوْءِ الشَّمْسِ فِىْ بُيُوتِ الدُّنْيَا لَوْ كَانَتْ فِيكُمْ فَمَا ظَنُّكُمْ بِالَّذِىْ عَمِلَ بِهٰذَا؟». رَوَاهُ أَحْمَدُ وَأَبُوْ دَاوُدَ
Muaz el-Juhani'den rivayet edildiğine göre, Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim Kur'an'ı okur ve içindekilerle amel ederse, anne ve babasına kıyamet gününde nuru parlayan bir taç giydirilecektir." Eğer o, aranızda olsaydı, dünya evlerindeki güneşin ışığından daha iyidir; peki bunu yapan hakkında ne düşünüyorsunuz?” Ahmed ve Ebu Davud'un anlatımıyla
17
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2141
قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «المصحف إذا لف في أدم وأضرم في النار لم يحترق». (الدارمي)[1]
O, şöyle dedi: Resûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i, Kur'an deriye sarılıp ateşe verilirse yanmaz, derken işittim. (Darimi)[1]
18
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2142
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قرأ القرآن وحفظه، فيحل حلاله ويحرم حرامه، أدخله الله الجنة. وتقبل وصيته لعشرة من أهل بيته، كلهم على يقين بالجحيم. (أحمد والترمذي وابن ماجه والدارمي. لكن الإمام الترمذي قال هذا حديث ضعيف. أحد رواته حفص بن سليمان ضعيف في رواية الحديث).[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: Kim Kur'an'ı okur, ezberler ve onun helâlini helal, haramını da haram sayarsa, Allah onu cennete koyar. Do ailesinden hepsi cehennemden emin olan on kişi için tavsiyesi kabul edildi. (Ahmed, Tirmizî, İbn Mâce ve Darimi. Fakat İmam Tirmizi, bu hadisin zayıf olduğunu söylemiştir. Râvilerinden Hafs İbn Süleyman ise hadisin rivayetinde zayıftır.)[1]
19
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2143
قال: سأل رسول الله صلى الله عليه وسلم أبي بن كعب كيف تقرأ القرآن في الصلاة؟ وردا على ذلك، قرأ أبي بن كعب سورة الفاتحة على رسول الله صلى الله عليه وسلم. (قراءته قال صلى الله عليه وسلم: والذي نفسي بيده، ما نزلت سورة في التوراة ولا الإنجيل ولا جابور ولا الفرقان مثلها). هذه السورة هي سبيل المسني (مكرر سبع آيات) والقرآن العظيم. هذا أعطيتني. (الترمذي. قال هذا حديث حسن صحيح. روى الدارمي أنه لا سورة نزلت مثلها ولم يذكر في روايته خاتمة الحديث وحادثة أبي المذكورة آنفاً)[1] .
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem bir keresinde Ubai ibn Ka'b'a, namazda Kur'an'ı nasıl okursun diye sormuştu. Cevap olarak Ubai ibn Ka'b, Reslullah'a Fatiha Suresini okudu, Allah'ın duası ve selamı onun üzerine olsun. (Okuması: Allah'a yemin ederim ki, hayatım elindedir! Tevrat'ta, İncil'de, Cabur'da ve Furkan'da (ve Kur'an'ın başka bir suresinde) inmemiş olan bir suredir. Bu sure, Sebul Mesani (tekrarlanan yedi ayet) ve Yüce Kur'an'dır. Bu bana verildi. (Tirmizi. Dedi ki, bu hadis hasen ve sahihtir. Darimi şöyle rivayet etmiştir: nazil olan bir sure yoktur. Onun rivayetinde hadisin sonu ve yukarıda bahsi geçen Ubeyy hadisesinden bahsedilmemektedir.)[1]
20
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2145
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قرأ سورة المؤمن "إليه المصير" وآية الكرسي في الصباح، حفظ في حفظتها حتى يمسي. ومن قرأه في المساء حفظه حتى الصباح - (الترمذي والدارمي. لكن الإمام الترمذي يقول الحديث ضعيف.) [1]
Dedi ki, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Kim sabah Ha-Min Suresi "El Mü'min ..... İlayhil Masir" ve Ayatul Kürsi'yi okursa, akşama kadar bereketiyle Hifazat'ta tutulur. Ve kim akşam okursa sabaha kadar güvende kalır - (Tirmizi ve Darimi. Ama İmam Tirmizi diyor ki, hadis fakirdir.)[1]
21
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2146
وَعَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «إِنَّ اللّٰهَ كَتَبَ كِتَابًا قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ بِأَلْفَىْ عَامٍ أَنْزَلَ مِنْهُ اٰيَتَيْنِ خَتَمَ بِهِمَا سُورَةَ الْبَقَرَةِ وَلَا تُقْرَاٰنِ فِىْ دَارٍ ثَلَاثَ لَيَالٍ فَيَقْرَبَهَا الشَّيْطَانُ». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَالدَّارِمِىُّ وَقَالَ التِّرْمِذِىُّ: هٰذَا حَدِيثٌ غَرِيْبٌ
Numan bin Beşir'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Allah, gökleri ve yeri yaratmadan iki bin yıl önce bir kitap yazmıştır." Ondan iki ayet indirip Bakara sûresini tamamladı. Şeytanın yaklaşmaması için onu hiçbir evde üç gece okumayın.” Tirmizî ed-Darimi ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu garip bir hadistir.
22
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2147
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قرأ ثلاث آيات من أول سورة الكهف عصم من فتنة الدجال. (الترمذي. وقال: هذا حديث حسن صحيح.) [1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: Kim Kehf sûresinin ilk üç ayetini okursa, Deccal'in fitnesinden korunur. (Tirmizi. Bu hadis hasen ve sahihtir dedi.)[1]
23
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2148
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: لكل شيء كلاب. "كلاب" القرآن هو "سورة ياسين". ومن قرأ هذه السورة مرة واحدة كتب الله تعالى له ثواب قراءة القرآن عشر مرات بما قرأه مرة واحدة. (الترمذي، الدارمي. ووصف الإمام الترمذي هذا الحديث بالفقير.)[1]
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Her şeyin bir 'Kelebi' (kalbi) vardır. Kur'an'ın 'Kelebi' 'Yasin Suresi'dir. Kim bu sureyi bir defa okursa, Allah Teala ona Kur'an'ı bir defa okumasının karşılığında on defa okuma sevabı yazar. (Tirmizi, Darimi. İmam Tirmizi bu hadisi fakir olarak nitelendirmiştir.)[1]
24
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2151
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من قرأ سورة حم والدخان في ليلة الجمعة غفر له. (الترمذي. وقال: هذا حديث ضعيف. ويقال أن حبره أبو المقدام هشام ضعيف.) [1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Kim Cuma gecesi Ha-Mim ed Duhân Suresini okursa bağışlanır. (Tirmizi. Bu hadis fakirdir dedi. Hahamı Ebul Mikdam Hişam'ın zayıf olduğu söyleniyor.)[1]
25
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2153
رواه خالد بن معدان (رضي الله عنه) حديثا. وقال الإمام الترمذي، الحديث حسن غريب.[1]
Halid İbn Me'dan (RA)'dan hadis olarak rivayet edilmiştir. İmam Tirmizi, hadisin Hasan Garib olduğunu söylemiştir.[1]
26
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2154
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «إن سورة في القرآن عددها ثلاثون آية، شفعت لرجل». ونتيجة لذلك، تم العفو عنه. تلك السورة هي "طابا رقلاجي بيدحل الملك". (أحمد والترمذي وأبو داود والنسائي وابن ماجه[1])
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdu ki: Kur'an'da, insana şefaat eden otuz ayetlik bir sûre vardır. Sonuç olarak affedildi. O sure, 'Taba-Raqallaji Biyadihil Mülk'tür. (Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Nesa'i ve İbn Mace[1]
27
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2155
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: ضَرَبَ بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِىِّ ﷺ خِبَاءَه عَلٰى قَبْرٍ وَهُوَ لَا يَحْسَبُ أَنَّه قَبْرٌ فَإِذَا فِيهِ إِنْسَان يَقْرَأُ سُوْرَةَ ﴿تَبَارَكَ الَّذِىْ بِيَدِهِ الْمُلْكُ﴾ حَتّٰى خَتَمَهَا فَأَتَى النَّبِىَّ ﷺ فَأَخْبَرَه فَقَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «هِيَ الْمَانِعَةُ هِيَ الْمُنْجِيَةُ تُنْجِيهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْر». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَقَالَ: هٰذَا حَدِيْثٌ غَرِيْبٌ
İbn Abbas'tan rivayete göre o şöyle dedi: Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ashabından bazıları, onun mezar olduğunu düşünmeden bir mezarın üzerine mezarını çaldılar ve sonra orada okuyan bir kişi vardı. “Mülk elinde olan Allah ne yücedir” suresini bitirinceye kadar. Daha sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına gelerek durumu ona bildirdi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "O, onu engelleyen şeydir." Kurtarıcı onu kabir azabından kurtarır.” Bunu Tirmizi rivayet etti ve şöyle dedi: Bu garip bir hadistir.
28
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2156
وَعَنْ جَابِرٍ أَنَّ النَّبِىَّ ﷺ كَانَ لَا يَنَامُ حَتّٰى يَقْرَأَ: ﴿الٓمٓ تَنْزِيْلُ﴾ وَ ﴿تَبَارَكَ الَّذِىْ بِيَدِهِ الْمُلْكُ﴾ رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِىُّ وَالدَّارِمِىُّ. وَقَالَ التِّرْمِذِىُّ: هٰذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ. وَكَذَا فِىْ شَرْحِ السُّنَّةِ. وَفِى الْمَصَابِيْحِ : غَرِيْبٌ
Ve Cabir'den rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, onun rivayet ettiği "Allah'ın Resulü" ve "Maliyet elinde olan Allah'ın mübareğidir" sözlerini okumadıkça uyumazdı. Ahmed, Tirmizi ve Darimi. Tirmizi şöyle dedi: Bu sahih bir hadistir. Aynı şey sünnetin açıklanması için de geçerlidir. Ve lambalarda: garip
29
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2157
وكلاهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (في الثواب) سورة عز ذو الزيلات تعدل نصف القرآن، وقل هو أحد تعدل الثلث، وقل يا أيهال كا فرعون تعدل الربع. (الترمذي)[1]
İkisi de dedi ki: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: (Ödül bakımından) İza-Zü'l-Zilâat suresi Kur'an'ın yarısına, Kul Huvel-hu Ehad (Kur'an'ın) üçte birine, Kul Ya-Ayuhal Ka-Firûn dörtte birine eşittir. (Tirmizi)[1]
30
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2161
قال: سمع النبي صلى الله عليه وسلم رجلاً يقرأ: «قل هو أحد» فقال: «صدقت». سمعت، فقلت: ما ثبت (يا رسول الله)؟ قال (صلى الله عليه وسلم): «الجنة». (مالك والترمذي والنسائي)[1]
Peygamber (s.a.v.) bir adamın 'Kul Huvel-hu Ehad' okuduğunu duydu ve "Bu doğrulandı" dedi. İşittim ve dedim ki: "Neyin tasdik edildiği (ey Allah'ın Resulü)?" O (s.a.v.) "Cennet" buyurdu. (Malik, Tirmizi ve Nesa'i)[1]
31
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2162
وَعَنْ فَرْوَةَ بْنِ نَوْفَلٍ عَنْ أَبِيهِ: أَنَّه قَالَ: يَا رَسُوْلَ اللّٰهِ عَلِّمْنِىْ شَيْئًا أَقُولُه إِذَا أَوَيْتُ إِلٰى فِرَاشِىْ. فَقَالَ: «اقْرَأْ ﴿قُلْ يٰاَ أَيُّهَا الْكٰفِرُوْنَ﴾ فَإِنَّهَا بَرَاءَةٌ مِنَ الشِّرْكِ». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَالدَّارِمِىُّ
Ferva bin Nevfel'in babasından rivayet ettiğine göre: O şöyle dedi: Ya Resulallah, bana yattığımda söyleyeceğim bir şey öğret. Şöyle buyurdu: "'Deyin ey kâfirler' okuyun, çünkü bu, şirkin beraatıdır." Tirmizi, Ebu Davud ve Darimi rivayet etmiştir.
32
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2163
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: بَيْنَا أَنَا أَسِيْرُ مَعَ رَسُولِ اللّٰهِ ﷺ بَيْنَ الْجُحْفَةِ وَالْأَبْوَاءِ إِذْ غَشِيَتْنَا رِيحٌ وَظُلْمَةٌ شَدِيدَةٌ فَجَعَلَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ يُعَوِّذُ ب ﴿أَعُوْذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ﴾ وَ ﴿أَعُوْذُ بِرَبِّ النَّاسِ﴾ وَيَقُولُ: «يَا عُقْبَةُ تَعَوَّذْ بِهِمَا فَمَا تَعَوَّذَ مُتَعَوِّذٌ بِمِثْلِهِمَا». رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ
Ukbe bin Amir'den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Ben Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte yürürken, Cufe ile Ebva arasında kuvvetli bir rüzgar ve karanlık bizi sardı. Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- "Yaratılışın Rabbine sığınırım" ve "İnsanların Rabbine sığınırım" diyerek sığınmaya başladı ve şöyle buyurdu: "Ey Ukbe, şeytan çıkaran şeytan kovucu بِمِثْلِهِمَا'dan dolayı onlara sığın." Ebu Davud'un rivayet ettiği
33
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2165
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: قُلْتُ يَا رَسُوْلَ اللّٰهِ أَقْرَأُ سُورَةَ (هُودٍ) أَوْ سُورَةَ (يُوسُفَ)؟ قَالَ: لَنْ تَقْرَأَ شَيْئًا أَبْلَغَ عِنْدَ اللّٰهِ مِنْ ﴿قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ﴾ رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالنَّسَائِيّ والدَّارِمِىُّ
Ukbe bin Amir'den rivayetle şöyle dedi: "Ya Resulallah, Hud suresini mi yoksa Yusuf suresini mi okuyayım?" dedim. Dedi ki: "De ki: Yaratılışın Rabbine sığınırım"dan daha Allah katında daha belalı bir şey okumayacaksınız. Ahmed, Nesa'i ve Darimi rivayet etmiştir.
34
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2171
وَعَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ مُرْسَلًا قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «فِىْ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ شِفَاءٌ مِنْ كُلِّ دَاءٍ». رَوَاهُ الدَّارِمِىُّ وَالْبَيْهَقِىُّ فِىْ شُعَبِ الْإِيْمَانِ
Abdülmelik ibn Umeyr'den, bir mürselin rivayetine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kitabın başlangıcında her hastalığa bir şifa vardır." ed-Darimi ve el-Beyhaki tarafından Şu'ab'ul-İman'da rivayet edilmiştir.
35
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2173
وقال: «من قرأ سورة آل عمران في يوم الجمعة، لم تزل الملائكة تصلي عليه حتى الليل». (الدارمي)[1]
"Kim Cuma günü Al-i İmran Suresi'ni okursa, melekler geceye kadar ona dua etmeye devam ederler." (Darimi)[1]
36
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2174
وَعَن جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ أَنَّ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ قَالَ: «إِنَّ اللّٰهَ خَتَمَ سُورَةَ الْبَقَرَةِ بِاٰيَتَيْنِ أُعْطِيتُهُمَا مِنْ كَنْزِهِ الَّذِىْ تَحْتَ الْعَرْشِ فَتَعَلَّمُوْهُنَّ وَعَلِّمُوهُنَّ نِسَاءَكُمْ فَإِنَّهَا صَلَاةٌ وَقُرْبَانُ وَدُعَاءٌ». رَوَاهُ الدِّرَامِىُّ مُرْسَلًا
Cübeyr bin Nufeyr'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah, Bakara Sûresi'ni, Arş'ın altındaki hazinesinden onlara verdiğim iki ayetle bitirdi; onları öğren ve kadınlarına öğret; çünkü bu bir duadır, bir kurbandır ve bir duadır." Al-Daraami Mursal'ın anlatımıyla
37
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2177
وَعَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ قَالَ: اِقْرَؤُوْا الْمُنْجِيَةِ وَهِىَ ﴿الٓمٓ تَنْزِيْلُ﴾ فَإِن بَلَغَنِىْ أَنَّ رَجُلًا كَانَ يَقْرَؤُهَا مَا يَقْرَأُ شَيْئًا غَيْرَهَا وَكَانَ كَثِيرَ الْخَطَايَا فَنَشَرَتْ جَنَاحَهَا عَلَيْهِ قَالَتْ: رَبِّ اغْفِرْ لَه فَإِنَّه كَانَ يُكْثِرُ قِرَاءَتِى فَشَفَّعَهَا الرَّبُّ تَعَالٰى فِيهِ وَقَالَ: اَكْتُبُوْا لَه بِكُلِّ خَطِيئَةٍ حَسَنَةٍ وَارْفَعُوْا لَه دَرَجَةً.\nوَقَالَ أَيْضًا: «إِنَّهَا تُجَادِلُ عَنْ صَاحِبِهَا فِى الْقَبْرِ تَقُولُ: اَللّٰهُمَّ إِنْ كُنْتُ مِنْ كِتَابِكَ فَشَفِّعْنِىْ فِيهِ وَإِنْ لَمْ أَكُنْ مِنْ كِتَابِكَ فَامْحُنِىْ عَنْهُ وَإِنَّهَا تَكُونُ كَالطَّيْرِ تَجْعَلُ جَنَاحَهَا عَلَيْهِ فَتَشْفَعُ لَه فَتَمْنَعُه مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ» وَقَالَ فِىْ ﴿تَبَارَكَ﴾ مِثْلَه. وَكَانَ خَالِدٌ لَا يَبِيْتُ حَتّٰى يَقْرَأَهُمَا.\nوَقَالَ طَاوُوسُ: فُضِّلَتَا عَلٰى كُلِّ سُوْرَةٍ فِى الْقُرْاٰنِ بِسِتِّينَ حَسَنَةً. رَوَاهُ الدَّارِمِىُّ
Halid bin Ma'dan'dan rivayetle şöyle dedi: "El-Ma'man Tenzil" anlamına gelen El-Münciye'yi oku. Çünkü bunu bir adamın okuduğunu duydum. O, kendisinden başka bir şey okumuştu ve çok günah işlemişti, o da kanatlarını onun üzerine açarak şöyle dedi: Rabbim, onu bağışla, çünkü o çok okurdu, bu yüzden Rabbi de ona şefaat etti. Yüce Allah Ve buyurdu ki: Onun için her günaha karşılık bir sevap yaz ve onun derecelerini yükselt.\nVe buyurdu ki: "Kabirdeki arkadaşı hakkında şöyle diyor: Allah'ım, eğer ben senin kitabındansam, bana şefaat et, eğer senin kitabından değilsem, beni bağışla. O, kanatlarını açan bir kuş gibidir. Öyleyse ona şefaat et ve onu kabir azabından koru." Aynı şeyi “Kutsanmış”ta da söyledi. Halid bunları okuyana kadar geceyi burada geçirmedi. Tavus şöyle dedi: Altmış sevapla Kur'an'ın her suresinden üstündürler. Ed-Darimi'nin rivayet ettiği
38
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2179
قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: من قرأ سورة ياسين فقط ابتغاء وجه الله، غفر له ما تقدم من ذنبه. فاقرأ هذه السورة على من هو على وشك الموت. (البيهقي – شعب الإيمان) [1]
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kim Yasin Suresini sırf Allah rızası için okursa geçmiş günahları bağışlanır. O halde bu sureyi ölmek üzere olanlara okuyun. (Beyhakvi - Şu'abul İman)[1]
39
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2180
ويقول: كل كائن له قمة. ذروة القرآن هي سورة البقرة. كل كائن له "جوهر". جوهر القرآن هو سور المفصل. (الدارمي)[1]
Her nesnenin bir tepe noktası olduğunu söylüyor. Kur'an'ın zirvesi Bakara Suresi'dir. Her nesnenin bir 'özü' vardır. Kur'an'ın özü Mufassal Surelerdir. (Darimi)[1]
40
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2181
قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: لكل شيء جمال. جمال القرآن سورة الرحمن. (رواه الإمام البيهقي في شعب الإيمان)[١]
Şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "Her şeyin bir güzelliği vardır." Kur'an'ın güzelliği Rahman Suresidir. (İmam Beyhaki, Şu'abul İman'da rivayet etmiştir)[1]
41
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2182
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «مَنْ قَرَأَ سُورَةَ الْوَاقِعَةِ فِىْ كُلِّ لَيْلَةٍ لَمْ تُصِبْهُ فَاقَةٌ أَبَدًا». وَكَانَ ابْنُ مَسْعُودٍ يَأْمُرُ بَنَاتَه يَقْرَأْنَ بهَا فِىْ كُلِّ لَيْلَةٍ. رَوَاهُ الْبَيْهَقِىُّ فِىْ شُعَبِ الْإِيْمَانِ
İbn Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kim her gece Vakıa Suresini okursa, asla fakirliğe maruz kalmaz." İbn Mesud, kızlarına her gece bu duayı okumalarını emrederdi. El-Beyhaki'nin Şu'ab'ul-İman'da rivayet ettiği
42
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2184
قال: جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله! علمني شيئا فقال ستقرأ ثلاث سور من السور الكاملة من الألف لا مارا. فقال ذلك الرجل يا رسول الله! أنا كبير في السن، "وعائي" صلب و"لساني" متصلب (أي - لا أحفظ). ثم قال صلى الله عليه وسلم: ثم تقرأ ثلاث سور بين السور مع الحميم. مرة أخرى أجاب الشخص كما كان من قبل. ثم قال يا رسول الله! ما عليك فعله هو الحصول على بطاقة الائتمان الخاصة بك خامسا. ثم قرأ عليه رسول الله صلى الله عليه وسلم سورة العز الزلزلة حتى ختمها. فقال الرجل: والذي بعثك بالنبي الحق لا أزيد على السورة شيئا بعد ذلك. ثم غادر الرجل من هناك. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «أفلح الرجل، أفلح الرجل». (أحمد وأبو داود)[1]
Şöyle dedi: Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü! bana bir şey öğret elif lama-ra suresinin tamamından üç sure okunacak dedi. O kişi şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü! Ben yaşlıyım, benim "saksım" Sert ve "dilim" sertleşmiş (yani - ezberlemem). Sonra (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle dedi: Sonra surelerin arasında Ha-Mim ile birlikte üç sure okuyacaksın. Kişi yine daha önce olduğu gibi cevap verdi. Sonra şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü! Bu çok önemli bir şey. evet. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem daha sonra ona İza-Zülzilat suresini sonuna kadar okudu. Sonra adam dedi ki: Seni hak peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, ben (senin öğretişin) bir daha sureye hiçbir şey eklemeyeceğim. Daha sonra adam oradan ayrıldı. O sırada Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Adam başardı, adam başardı" dedi. (Ahmed ve Ebu Davud)[1]
43
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2185
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «أَلَا يَسْتَطِيعُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَقْرَأَ أَلْفَ اٰيَةٍ فِىْ كُلِّ يَوْمٍ؟» قَالُوا: وَمَنْ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَقْرَأَ أَلْفَ اٰيَةٍ فِىْ كُلِّ يَوْمٍ؟ قَالَ: أَمَا يَسْتَطِيعُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَقْرَأَ: ﴿أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ﴾ رَوَاهُ الْبَيْهَقِىُّ فِىْ شُعَبِ الْإِيْمَانِ
İbn Ömer'in yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve huzur versin, şöyle dedi: "Sizden biri her gün bin ayet okuyabilir mi?" Dediler ki: Kim her gün bin ayet okuyabilir? Dedi ki: "Sizden biriniz şunu okuyamıyor mu: "Çarpma işi dikkatinizi dağıttı?" El-Beyhaki'nin Şu'ab'ul-İman'da rivayet ettiği
44
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2186
وَعَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ مُرْسَلًا عَنِ النَّبِىِّ ﷺ قَالَ: «مَنْ قَرَأَ ﴿قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ﴾ عَشَرَ مَرَّاتٍ بُنِىَ لَه بِهَا قَصْرٌ فِى الْجَنَّةِ وَمَنْ قَرَأَ عِشْرِينَ مَرَّةً بُنِىَ لَه بِهَا قَصْرَانِ فِى الْجَنَّةِ وَمَنْ قَرَأَهَا ثَلَاثِينَ مَرَّةً بُنِىَ لَه بِهَا ثَلَاثَةُ قُصُورٍ فِى الْجَنَّةِ». فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ : وَاللّٰهِ يَا رَسُوْلَ اللّٰهِ إِذَا لَنُكَثِّرَنَّ قُصُورَنَا. فَقَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «اللّٰهُ أَوْسَعُ مِنْ ذٰلِكَ». رَوَاهُ الدَّارِمِىُّ
Saîd bin Müseyyeb'den, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den rivayetle şöyle buyurmuştur: "Kim, "De ki: 'O, Allah birdir'" ayetini on defa okursa, ona cennette bir saray yapılır. Kim bunu yirmi defa okursa, onun için cennette iki saray yapılır; kim de bunu otuz defa okursa, ona cennette üç saray inşa edilir." Ömer, İbnü'l-Hattab'a şöyle dedi: Vallahi ey Allah'ın Resulü, o zaman saraylarımızı çoğaltacağız. Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah bundan daha geniştir." Ed-Darimi'nin rivayet ettiği
45
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2187
قال النبي صلى الله عليه وسلم: من قرأ في ليلة مائة آية لم يرفع القرآن عليه في تلك الليلة شيئاً. ومن قرأ مائتي آية في ليلة كتب له ثواب ليلة واحدة. وأن من قرأ في الليل من خمسمائة إلى ألف آية كان له أجر كنتوار واحدة إذا استيقظ في الصباح. سألوا يا رسول الله! ما هو "kintwar"؟ قال (عليه السلام): وزن اثني عشر ألف دينار. (الدارمي)[1]
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kim geceleyin Kur'an'dan yüz ayet okursa, o gece Kur'an ona herhangi bir suçlama getirmez. Kim geceleyin iki yüz âyet okursa, kendisine bir gecelik ibadet sevabı yazılır. Ve bir kimse geceleyin beş yüzden bin ayete kadar okursa, sabah kalktığında bir 'Kintwar' sevabı alır. Sordular: Ey Allah'ın Resulü! 'Kintwar' nedir? O (s.a.v.) şöyle cevap verdi: On iki bin dinara denk bir ağırlık. (Darimi)[1]
46
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2190
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ النَّبِىَّ ﷺ قَالَ: إِنَّمَا مَثَلُ صَاحِبِ الْقُرْاٰنِ كَمَثَلِ صَاحِبِ الْإِبِلِ الْمُعَقَّلَةِ إِنْ عَاهَدَ عَلَيْهَا أَمْسَكَهَا وَإِنْ أَطْلَقَهَا ذَهَبَتْ. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
İbn Ömer'den (r.a.) rivayetle, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kur'an okuyanın misali hametli deve sahibi gibidir; eğer onlarla ahitleşirse, onu serbest bıraksa ve o gitse bile, onlara sadık kalır. (anlaştık)
47
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2191
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: اقرؤوا القرآن على القلب. وإذا تغير المزاج، أي إذا نقصت الفائدة فإنه يتركها. (البخاري، مسلم)[1]
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Kalbin çektiği sürece Kur'an okuyun. Ruh hali değişirse yani ilgi azalırsa bırakır. (Buhari, Müslim)[1]
48
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2192
قال: سئل أنس رضي الله عنه كيف كانت قراءة النبي صلى الله عليه وسلم القرآن؟ قال: كانت تلاوته للقرآن متواصلة. ثم قرأ [أنس (رضي الله عنه)] بسم الله الرحمن الرحيم. هو "بسم الله الرحمن الرحيم". سحب "رحمة نير" وسحب "رحيم". (البخاري)[1]
Enes'e (RA) sorulduğunda şöyle dedi: Peygamber Efendimiz'in (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) Kur'an okuması nasıldı? Kur'an tilavetinin sürekli olduğunu söyledi. Daha sonra Enes (RA), 'Bismillahir Rahman'ir Rahim'i okudu. O, 'Bismilla-selâm'dır. 'Rahma-Nir'i çekti ve 'Rahim'i çekti. (Buhari)[1]
49
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2193
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "إن الله يستمع لقراءة النبي من القرآن كما لا يستمع الله من حديث". (البخاري، مسلم)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Allah, hiçbir konuşmayı dinlemediği gibi, bir Peygamberin Kur'an okunmasını da dinler. (Buhari, Müslim)[1]
50
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2196
وَعَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ لِي رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ: «اقْرَأْ عَلَىَّ». قُلْتُ: أَقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ؟ قَالَ: «إِنِّىْ أُحِبُّ أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِىْ». فَقَرَأْتُ سُورَةَ النِّسَاءِ حَتَّى اتَيْتُ إِلٰى هٰذِهِ الْاٰيَةِ (فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلٰى هَؤُلَاءِ شَهِيْدًا) قَالَ: «حَسْبُكَ الْاٰنَ». فَالْتَفَتُّ إِلَيْهِ فَإِذَا عَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem minberde iken bana: "Bana oku" dedi. Dedim ki: Sana okuyorum ve o sana indi mi? Şöyle dedi: "Bunu başkasından duymayı çok isterim." Ben de bu ayete gelinceye kadar Nisa Suresi'ni okudum (Peki ya biz her ümmetten geldiğimizde? Şahid olarak, seni bunlara şahit olarak getirdik." Dedi ki: "Artık sana yeter." Ben de ona döndüm ve gözlerinin yaşlandığını gördüm. (kabul ettim)