145 Hadis
01
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2507
[Abu Hurayrah (RA)]
قال: سئل رسول الله صلى الله عليه وسلم: أي العمل أفضل؟ قال (عليه السلام): إيمان بالله ورسوله. وسئل مرة أخرى، ثم ما أمل؟ قال صلى الله عليه وسلم: الجهاد في سبيل الله. سأل مرة أخرى، أي واحد؟ قال (صلى الله عليه وسلم): «الحج المبرور» يعني: الحج المبرور. (البخاري ومسلم) [1]
Dedi ki: Bir defasında Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hangi amelin en hayırlı olduğu soruldu. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah'a ve Resulüne iman. Tekrar soruldu, sonra 'Amal' ne oldu? Allah yolunda cihat edin, dedi. Tekrar sordum, hangisi? O (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun), "Hac Mebrur"un anlamı - makbul Hac" dedi. (Buhari ve Müslim)[1]
02
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2509
[Abu Hurayrah (RA)]
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: ليس إلا الجنة كفارة لما بين العمرة والعمرة. (البخاري ومسلم) [1]
Şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Bir umreden diğerine kadar olan vakitlerin (günahların) kefareti olarak cennetten başka bir şey yoktur. (Buhari ve Müslim)[1]
03
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2510
Ibn Abbas (RA)
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «إِنَّ عُمْرَةً فِىْ رَمَضَانَ تَعْدِلُ حَجَّةً». (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
İbn Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Ramazan ayında yapılan umre, hacca denktir." (anlaştık)
04
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2511
['Abdullah ibn 'Abbas (RA)]
فقال: (أنا) يا رسول الله! فحملت امرأة طفلاً فقالت: (يا رسول الله! ما الحج له؟) قال (عليه السلام): نعم، ولكن لك أجر. (مسلم)[1]
Dedi ki: (Ben) Allah'ın Resulüyüm! Derken bir kadın bir çocuğu kucağına aldı ve şöyle dedi: (Ey Allah'ın Resulü!) Onun için hac nedir? O (s.a.v.) "Evet, ama sen ödüllendirileceksin" dedi. (Müslüman)[1]
05
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2514
['Abdullah ibn 'Abbas (RA)]
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: لا يخلون رجل بامرأة في مكان واحد، ولا تسافر امرأة وحدها إلا ذو محرمها. فسأل رجل يا رسول الله! اسمي مكتوب في حرب كذا وكذا. وزوجتي خرجت للحج وحدها. فقال (عليه السلام): اذهب فحج مع امرأتك. (البخاري ومسلم) [1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: Hiçbir erkek, bir kadınla bir yerde yalnız kalmasın, hiçbir kadın da mahremi olmadan tek başına yolculuk yapmasın. Sonra bir adam sordu: Ey Allah'ın Resulü! Benim adım filanca savaşta yazılıdır. Eşim de tek başına hacca gitti. Rasûlullah (s.a.v.): "Gidin, hanımınızla birlikte hac yapın" buyurdu. (Buhari ve Müslim)[1]
06
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2517
Ibn Abbas (RA)
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: وَقَّتَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ لِأَهْلِ الْمَدِينَةِ: ذَا الْحُلَيْفَةِ وَلِأَهْلِ الشَّامِ: الْجُحْفَةَ وَلِأَهْلِ نَجْدٍ: قَرْنَ الْمَنَازِلِ وَلِأَهْلِ الْيَمَنِ: يَلَمْلَمَ فَهُنَّ لَهُنَّ وَلِمَنْ أَتٰى عَلَيْهِنَّ مِنْ غَيْرِ أَهْلِهِنَّ لِمَنْ كَانَ يُرِيدُ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ فَمَنْ كَانَ دُونَهُنَّ فَمُهَلُّه مِنْ أَهْلِه وَكَذَاكَ وَكَذَاكَ حَتّٰى اَهْلُ مَكَّةَ يُهِلُّوْنَ مِنْهَا. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
Bunların dışında kendisine ailesinden bir süre verilir, filanca, filanca, hatta Mekke halkına da ondan bir süre verilir. (anlaştık)
07
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2518
Cabir (RA)
وَعَنْ جَابِرٍ عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ ﷺ قَالَ: «مُهَلُّ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مِنْ ذِى الْحُلَيْفَةِ وَالطَّرِيقُ الْاٰخَرُ الْجُحْفَةُ وَمُهَلُّ أَهْلِ الْعِرَاقِ مِنْ ذَاتِ عِرْقٍ وَمُهَلُّ أَهْلِ نَجْدٍ قَرْنٌ وَمُهَلُّ أَهْلِ الْيَمَنِ يَلَمْلَمُ». رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ve Câbir'den, Resûlullah'ın (s.a.v.) izniyle şöyle dedi: "Medine halkının mühlet Zülhuleyfe'den, diğer yol el-Cuhfe'dendir ve Irak halkının mühlet Zas-Irk'tandır ve Necd halkının doğuştan hakkı Karn'dır ve Yemen'in doğuştan hakkı Yelamlam'dır." Müslim'in anlattığı
08
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2519
Enes b. Mâlik (r.a.)
قال: اعتمر رسول الله صلى الله عليه وسلم أربع مرات. وأدى كل عمرة إلا الحج في شهر ذو القعد. اعتمر عمرة من مكان يقال له الحديبية في شهر زيلكاد، وعمرة أخرى.
Resûlullah Sallallahu aleyhi vesellem dört defa umre yaptı, dedi. Hac dışında her umreyi Zilkad ayında yapardı. Zilkad ayında (gelecek yıl) Hudeybiye denilen yerden bir umre, bir umre daha yaptı.
09
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2527
Abdullah ibn Umar (RA)
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِىِّ ﷺ فَقَالَ: يَا رَسُوْلَ اللّٰهِ مَا يُوجِبُ الْحَجَّ؟ قَالَ: الزَّادُ وَالرَّاحِلَةُ. رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَابْن مَاجَهْ
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, haccı farz kılan nedir? Şöyle dedi: Rızık ve deve yemeği. Tirmizî ve İbn Mâce'den rivayet edilmiştir.
10
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2528
['Abdullah ibn 'Umar (RA)]
قال: سأل رجل رسول الله صلى الله عليه وسلم من الحاج؟ قال (صلى الله عليه وسلم): الرجل (للإحرام) يكون له شعر نث، وأنف بدنه. ثم وقف شخص آخر وسأل: مرحبًا
Dedi ki: Bir adam Resûlullah'a (s.a.v.) Hacı kimdir diye sordu. Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun şöyle dedi: (İhram giyen kişinin) saçları dağınık ve vücudu kokusuzdur. Sonra başka biri ayağa kalktı ve sordu: Hey
11
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2529
আবূ রযীন আল উক্বায়লী
وجاء مرة إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله! والدي كبير في السن، ولا يستطيع الحج والعمرة، ولا يستطيع الجلوس في عربة. فقال صلى الله عليه وسلم: تحج عن أبيك وتعتمر. [الترمذي وأبو داود والنسائي؛ قال الإمام الترمذي (رضي الله عنه): الحديث حسن صحيح (١).
Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına geldi ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü! Babam çok yaşlı, hac ve umre yapmaya gücü yetmez, arabaya da binemez. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Sen baban adına hac yapıyorsun ve umre yapıyorsun. [Tirmizi, Ebu Davud ve Nesa'i; İmam Tirmizi (RA) şöyle buyurmuştur: Hadis Hasan Sahih'tir[1]
12
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2530
Ibn Abbas (RA)
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: إِنَّ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ سَمِعَ رَجُلًا يَقُولُ لَبَّيْكَ عَنْ شُبْرُمَةَ قَالَ: «مَنْ شُبْرُمَةُ؟» قَالَ: أَخٌ لِىْ أَوْ قَرِيبٌ لِىْ قَالَ: أَحَجَجْتَ عَنْ نَفْسِكَ؟ قَالَ: لَا قَالَ: «حُجَّ عَنْ نَفْسِكَ ثُمَّ حُجَّ عَنْ شُبْرُمَةَ». رَوَاهُ الشَّافِعِىُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَابْنُ مَاجَهْ
İbn Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, bir adamın babana Şubrume hakkında söylediğini işitti. "Şubrumah kimdir?" dedi. Dedi ki: Bir kardeşim veya bir akrabam. Dedi ki: Hac'ı kendi adınla mı yaptın? Hayır dedi. "Kendi adınıza Hac yapın, sonra Şubrume adına Hac yapın" dedi. Şafii, Ebu Davud ve İbn Mâce'den rivayet edilmiştir.
13
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2532
Hz. Âişe (r.anha)
فقال: إن رسول الله صلى الله عليه وسلم جعل جاتو يركب ميقاتا لأهل العراق. (أبو داود والنسائي)[1]
Dedi ki: Allah'ın Elçisi, Allah'ın duaları ve selamı onun üzerine olsun, Jato'yu Irak halkı için bir mikat olarak gönderdi. (Ebu Davud ve En-Nesa’i)[1]
14
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2533
Ümmü Seleme (RA)
وَعَنْ أُمِّ سَلَمَةَ قَالَتْ: سَمِعْتُ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ يَقُولُ: مَنْ أَهَلَّ بِحَجَّةٍ أَوْ عُمْرَةٍ مِنَ الْمَسْجِدِ الْأَقْصٰى إِلَى الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ غُفِرَ لَه مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِه وَمَا تَأَخَّرَ أَوْ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ. رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ وَابْنُ مَاجَهْ
Ümmü Seleme şöyle dedi: Allah Resulü'nü (s.a.v.) şöyle derken işittim: Kim Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram'a kadar Hac veya Umre için ihrama girerse, onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır veya ona cennet garanti edilir. Ebu Davud ve İbn Mâce'nin rivayet ettiği
15
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2536
Abu Umamah
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من سافر إلى الموت ولم يحج إلا من حاجة ظاهرة، أو إعاقة من جائر، أو من مرض قاتل، فليمت يهوديا أو نصارى (الدارمي)[1]
Şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Açık bir ihtiyaç veya bir zorbanın engellemesi veya ölümcül bir hastalığa yakalanma dışında hac yapmadan ölüme giden kimse, Yahudi olarak veya Nasara (Darimi) yoluyla ölsün."
16
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2538
[Abu Hurayrah (RA)]
قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: وفد الله أو ضيوفه ثلاثة. غازي (مشارك في الكفاح المسلح من أجل الإسلام)، الحاج والعمرة الولي (النسائي والبيهقي-شعبول في الإيمان)[1]
Şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: Allah'ın vekilleri veya misafirleri üç kişidir. Gazi (İslam için silahlı mücadeleye katılan), Hacı ve koruyucu Umre (En-Nesa'i ve Beyhaki-Şu'abul imandadır)[1]
17
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2541
Hz. Âişe (r.anha)
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا قَالَتْ: كُنْتُ أُطَيِّبُ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ لِإِحْرَامِه قَبْلَ أَنْ يُحْرِمَ وَلِحِلِّه قَبْلَ أَنْ يَطُوفَ بِالْبَيْتِ بِطِيبٍ فِيهِ مِسْكٌ كَأَنِّىْ أَنْظُرُ إِلٰى وَبِيصِ الطِّيبِ فِىْ مَفَارِقِ رَسُولِ اللّٰهِ ﷺ وَهُوَ مُحْرِمٌ. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
Aişe'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle dedi: Ben, Resûlullah (s.a.v.)'e, ihrama girmeden önce ihrama girmesi ve tavaf etmeden önce onu eritmesi için güzel koku sürerdim. Misk kokulu evde, sanki Resûlullah'ın (s.a.v.) ihramlı iken eklem yerlerindeki parfümün parıltısını görüyormuşum gibi, Allah ona salât ve selâm versin. (anlaştık)
18
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2545
Enes b. Mâlik (r.a.)
قال: كنت جالساً في الخلف مع أبي طلحة في نفس الركوب، والصحابة يلبيون الحج والعمرة مجتمعين. (البخاري)[1]
Dedi ki: Ben Ebu Talha ile birlikte aynı bineğin arkasında oturuyordum, sahabeler topluca Hac ve Umre için telbiye okuyorlardı. (Buhari)[1]
19
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2546
Hz. Âişe (r.anha)
وَعَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللّٰهِ ﷺ عَامَ حَجَّةِ الْوَدَاعِ فَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ وَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِحَجٍّ وَعُمْرَةٍ وَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِالْحَجِّ وَأَهَلَّ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ بِالْحَجِّ فَأَمَّا مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ فَحَلَّ وَأَمَّا مَنْ أَهَلَّ بِالْحَجِّ أَوْ جَمَعَ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ فَلَمْ يَحِلُّوْا حَتّٰى كَانَ يَوْمُ النَّحْرِ. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Veda Haccı yılında Allah Resulü (s.a.v.) ile birlikte yola çıktık. İçimizden kimimiz Hac ve Umre'ye layıktı, kimimiz de Hac ve Umre'ye layıktı. Kim Hac ve Rasûlullah (s.a.v.)'e hak kazanırsa, hacca hak kazanırsa, kim umreye hak kazanırsa caiz olur, kim hacca veya müşterek hacca hak kazanırsa, umre de kurban günü gelinceye kadar caiz değildir. (anlaştık)
20
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2550
খল্লাদ ইবনুস্ সায়িব
رواه عن أبيه (صائب). قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: أتاني جبريل (عليه السلام) فأمرني أن آمر أصحابي بالتلبية. (مالك والترمذي وأبو داود والنسائي وابن ماجه والدارمي[1]
Babasından (Saib) rivayet edilmiştir. Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Cebrail (as) yanıma geldi ve ashabıma yüksek sesle telbiye okumalarını emretmemi emretti. (Malik, Tirmizi, Ebu Davud, En-Nesa'i, İbn Mâce ve Darimi[1]
21
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2551
Sahl bin Sa'd (RA)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إذا لبى المسلم لبى على ما عن يمينه وشماله من حجارة أو شجر أو تربة. وحتى من هنا إلى هنا وهناك (شرقًا وغربًا) إلى أقصى الأرض. (الترمذي وابن ماجه) [1]
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Bir Müslüman telbiye okuduğunda, sağında ve solunda bulunan taşlar, ağaçlar veya toprak yığınları üzerinde de telbiye okur. Hatta oradan oraya (doğuya ve batıya) ülkenin sonuna kadar. (Tirmizi ve İbn Mâce)[1]
22
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2554
Cabir (RA)
قال: وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا أراد الحج أعلن ذلك في الناس. لذلك اجتمع الناس في مجموعات. وأحرم (بالحج) عندما وصل إلى المكان الذي يسمى البيضاء. (البخاري)[1]
Şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) hac yapmak istediğinde bunu insanlara duyurdu. Böylece insanlar gruplar halinde toplandılar. Beyda denilen yere varınca hac için ihrama girdi. (Buhari)[1]
23
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2555
Ibn Abbas (RA)
قال: كان المشركون يهللون: لبيك لا شريك لك. فيقول رسول الله صلى الله عليه وسلم: (ويلكم، كفوا، كفوا) (ولا تتقدموا، (لكنهم تحركوا سريعا) إن شريكك أنت المالك وأنت مالك ما يملكون، وكانوا (المشركين) يقولون هذا ويطوفون ببيت الله. (مسلم)[1]
Müşriklerin Telbiyye yani "Lebbeyke lâ-Şerika Leka" (yani: Allah'ım, biz varız, senin ortağın yok) okuduğunu söyledi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle derdi: "Yazıklar olsun sana, dur, dur (ve ilerleme, (Fakat çabuk ilerlediler) Tabii ki, senin ortağın, sen onların malikisin ve sen onların malikisin. Onlar (müşrikler) bunu söylerler ve Beytullah'ı tavaf ederlerdi. (Müslim)[1]
24
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2559
Ibn Abbas (RA)
دخل شهر الحج . (مسلم)[1]
Hac ayına girdik. (Müslüman)[1]
25
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2560
আত্বা ইবনু আবূ রবাহ
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ هٰذِه عُمْرَةٌ اسْتَمْتَعْنَا بِهَا فَمَنْ لَمْ يَكُنْ عِنْدَهُ الْهَدْىُ فَلْيَحِلَّ الْحِلَّ كُلَّه فَإِنَّ الْعُمْرَةَ قَدْ دَخَلَتْ فِى الْحَجِّ إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bu bizim keyif aldığımız bir umredir. Kimin kurbanlık hayvanı yoksa, bu tamamen caiz olsun." Çünkü umre, kıyamet gününe kadar hac ibadetinin kapsamına alınmıştır. Müslim'in anlattığı
26
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2561
Hz. Âişe (r.anha)
قال: جاءني رسول الله صلى الله عليه وسلم غضبان في الرابع أو الخامس من ذي الحجة. في هذا الوقت سألت يا رسول الله! من الذي أغضبك؟ عسى الله أن يدخله جهنم . فقال صلى الله عليه وسلم: (أما تعلمون أني أمرت الناس بأمر؟) وهم مترددون في ذلك. لو كنت قد فهمت عن نفسي أولاً ما فهمته فيما بعد، لكنت أخذت معي الذبيحة لما أتيت؛ كنت قد اشتريته في وقت لاحق. وبعد ذلك سأصبح حلالا مثلهم. (مسلم)[1]
Zil Hac ayının dördüncü veya beşinci günü Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kızgın bir halde yanıma geldi, buyurdu. Bu sırada sordum: Ey Allah'ın Resulü! Seni kim kızdırdı? Allah onu cehenneme atsın. sonra Allah (s.a.v.): "Benim (bazı) insanlara bir şeyi emrettiğimi bilmiyor musun?" buyurdu. Ve bu konuda tereddütlüler. Daha sonra anladığımı önce kendim anlasaydım, kurbanı da yanıma alırdım, gelmezdim; Daha sonra satın alırdım. Bundan sonra ben de onlar gibi helal olacağım. (Müslüman)[1]
27
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2563
Hz. Âişe (r.anha)
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا قَالَتْ: إِنَّ النَّبِىَّ ﷺ لَمَّا جَاءَ إِلٰى مَكَّةَ دَخَلَهَا مِنْ أَعْلَاهَا وَخَرَجَ مِنْ أَسْفَلِهَا. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
Aişe'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'ye geldiğinde ona yukarıdan girdi ve aşağıdan çıktı. (anlaştık)
28
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2564
Urve ibn el-Zübeyr (RA)
قال: حج النبي صلى الله عليه وسلم، وأخبرتني عمتي عائشة أنه دخل مكة فتوضأ أولاً. ثم طاف ببيت الله. لكنه حولها إلى عمرة لا (أي - لم يفتح الإحرام). ثم حج أبو بكر رضي الله عنه، وكان أول شيء طاف ببيت الله. ولم يحول هذا الطواف إلى عمرة. ثم عمر ثم عثمان رضي الله عنه حج بنفس الطريقة. (البخاري ومسلم) [1]
Dedi ki: Peygamber (s.a.v.) hac yapmıştı, (teyzem) Aişe (ra) bana kendisinin (a.s) Mekke'ye girdiğini ve önce abdest aldığını söyledi. Daha sonra Beytullah'ı tavaf etti. Ama bunu 'Umre'ye çevirdi (yani - ihram açmadı). Daha sonra Ebû Bekir (ra) hacca gitti, ilk yaptığı iş Beytullah'ı tavaf etmek oldu. Bu tavafı umreye çevirmedi. Sonra Ömer, sonra Osman (ra) da aynı şekilde hac yaptı. (Buhari ve Müslim)[1]
29
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2565
Abdullah ibn Umar (RA)
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا قَالَ: كَانَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ إِذَا طَافَ فِى الْحَجِّ أَوِ الْعُمْرَةِ مَا يَقْدَمُ سَعٰى ثَلَاثَةَ أَطْوَافٍ وَمَشٰى أَرْبَعَةً ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ يَطُوْفُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
İbn Ömer'den (Allah her ikisinden de râzı olsun) rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) Hac veya Umre sırasında tavaf yaptığında, sık sık üç tavaf yapardı. Dört defa yürüdü, sonra iki secde yaptı ve Safa ile Merve arasında tavaf etti. (anlaştık)
30
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2566
['Abdullah ibn 'Umar (RA)]
قال: طاف رسول الله صلى الله عليه وسلم ثلاث رمال من هزار أسود إلى هزار أسود وأربعة باكس عادة. ولذلك كان الصفا (عليه السلام) إذا قال سعى حتى في وسط المروة، وكان باطنيل يمشي سريعا في وسط المسيل. (مسلم)[1]
Dedi ki, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem, Hazare Esved'den Hazare Esved'e kadar üç Pak Ramal (hızlı) ve normal olarak dört Pak tavaf yaptı. Böylece Safa (a.s) Merve'nin ortasında bile Sa'i derdi, Batnil ise Masil'in ortasında (alçak yerde) hızlı yürürdü. (Müslüman)[1]
31
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2567
Cabir (RA)
وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ: إِنَّ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ لَمَّا قَدِمَ مَكَّةَ أَتَى الْحَجَرَ فَاسْتَلَمَه ثُمَّ مَشٰى عَلٰى يَمِينِه فَرَمَلَ ثَلَاثًا وَمَشٰى أَرْبَعًا. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Cabir'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'ye geldiğinde taşın yanına geldi ve onu aldı, sonra sağına doğru yürüdü, üç defa frene bastı ve dört defa yürüdü. Müslim'in anlattığı
32
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2569
Abdullah ibn Umar (RA)
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: لَمْ أَرَ النَّبِىَّ ﷺ يَسْتَلِمُ مِنَ الْبَيْتِ إِلَّا الرُّكْنَيْنِ الْيَمَانِيِّيْنِ. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in Yemen'in iki köşesi dışında Beyt'in herhangi bir yerine dokunduğunu görmedim. (anlaştık)
33
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2571
[Ibn Abbas (RA)]
قال: طاف رسول الله صلى الله عليه وسلم ببيت الله على جمل. فإذا وصل هزاري إلى الأسود، أشار بشيء (عصا) بيده وكبر. (البخاري)[1]
Resûlullah Sallallahu aleyhi vesellem deveye binerken Beytullah'ı tavaf etti, buyurdu. Hazare Esved'e varınca elindeki bir şeyle (sopayla) işaret eder ve tekbir (Allahu Ekber) verirdi. (Buhari)[1]
34
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2572
Ebu Tufayl (RA)
وَعَنْ أَبِىْ الطُّفَيْلِ قَالَ: رَأَيْتُ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ وَيَسْتَلِمُ الرُّكْنَ بِمِحْجَنٍ مَعَه وَيُقَبِّلُ الْمِحْجَنَ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ebu't-Tufeyl'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah'ı (s.a.v.) Kabe'yi tavaf ederken, yanında mücinle köşeye dokunurken ve müjniyi öperken gördüm. Müslim'in anlattığı
35
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2573
Hz. Âişe (r.anha)
قال: خرجنا مع النبي صلى الله عليه وسلم. ولم نلبي يومئذ لغير الحج. عندما وصلنا إلى مكان يسمى "شريف" بدأت دورتي الشهرية. في ذلك الوقت جاءني النبي عليه الصلاة والسلام. كنت أبكي لأنني لم أتمكن من أداء فريضة الحج. (نظر إلى بكائها) قال (صلى الله عليه وسلم): كأنك قد حيضت. قلت نعم! فقال صلى الله عليه وسلم: "إنه أمر كتبه الله تعالى على بنات آدم". فافعل ما يفعل الحجاج، ولكن لا تطوف ببيت الله حتى تطهر. (البخاري ومسلم) [1]
O da şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) ile birlikte hacca gittik. O zamanlar Hac (Umre) dışında herhangi bir şey için telbiye okumuyorduk. 'Şerif' denilen yere geldiğimizde adetim başladı. İşte böyle bir zamanda Peygamber aleyhisselam yanıma geldi. Hac yapamadığım için ağlıyordum. (Ağladığını görünce) (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) dedi ki: Adetin başlamış görünüyor. Evet dedim! O (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle dedi: Bu, Allah Teala'nın Adem kızları hakkında takdir ettiği bir iştir. Hacıların yaptığını yapın, ama arınıncaya kadar Beytullah'ı tavaf etmekten kaçının. (Buhari ve Müslim)[1]
36
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2574
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال، قبل حجة الوداع (بسنة)، الحجة التي بعث النبي صلى الله عليه وسلم أبا بكر (رضي الله عنه) أميراً على الحج، أرسلني مع قوم آخرين يوم النحر لأعلن للناس - إياكم! وبعد هذه السنة لا يستطيع مشرك أن يحج إلى بيت الله، ولا يطوف حول بيت الله عرياناً. (البخاري ومسلم) [1]
Veda Haccı'ndan (bir yıl) önce, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Hac Emiri olarak Ebu Bekir'i (RA) gönderdiği Hac'ı, kurban gününde beni de bazı insanlarla birlikte insanlara duyurmak için gönderdiğini söyledi - Dikkat edin! Bu yıldan sonra hiçbir müşrik Beytullah'a hac yapamaz ve hiç kimse Beytullah'ı çıplak tavaf edemez. (Buhari ve Müslim)[1]
37
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2575
Muhacir El Makki (RA)
عَنِ الْمُهَاجِرِ الْمَكِّىِّ قَالَ: سُئِلَ جَابِرٌ عَنِ الرَّجُلِ يَرَى الْبَيْتَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ فَقَالَ قَدْ حَجَجْنَا مَعَ النَّبِىِّ ﷺ فَلَمْ نَكُنْ نَفْعَلُه. رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَأَبُو دَاوُدَ
Mekke muhacirinden rivayetle şöyle dedi: Cabir'e, evi görüp ellerini kaldıran bir adam hakkında soru soruldu ve o şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte hac yaptık ama biz bunu yapmadık. Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayet ettiği
38
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2576
Ebû Hüreyre (r.a.)
قال: دخل رسول الله صلى الله عليه وسلم مكة من المدينة، فمضى إلى الحضر الأسود يقبلها. ثم طاف ببيت الله، ثم أتى نحو الصفا، فصعد إليها حتى يرى بيت الله. ثم رفع يديه وبدأ في الذكر والدعاء لله بسخاء. (أبو داود)[1]
Şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) Medine'den (Hac ve Umre yapmak üzere) Mekke'ye girdi ve onu öperek Hazare Esved'e doğru ilerledi. Sonra Beytullah'ı tavaf etti, sonra Safa Tepesi'ne geldi ve Beytullah'ı görmek için oraya çıktı. Daha sonra iki elini kaldırıp cömertçe Allah'a zikir ve dua etmeye başladı. (Ebu Davud)[1]
39
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2578
[Ibn Abbas (RA)]
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: لما نزل هزار الأسود من الجنة وهو أشد بياضا من اللبن. فأظلمها خطيئة بني آدم. [أحمد والترمذي؛ وقال الإمام الترمذي (RA) حديث حسن صحيح. [1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Hazare Esevâd cennetten indiğinde sütten daha beyazdı. Sonra Ademoğullarının günahı onu kararttı. [Ahmed ve Tirmizî; İmam Tirmizi (RA), Hadisi Hasan Sahih olarak söylemiştir. [1]
40
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2579
[Ibn Abbas (RA)]
قبلوه بالإيمان يشهد له. (الترمذي، إينو ماجه، والداريمي)[1]
Onu inançla öpmek onun adına tanıklık edecektir. (Tirmizi, İnu Mace ve Darimi)[1]
41
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2581
Ubeyd ibn Umeyr (RA)
وَعَن عُبيدِ بنِ عُمَيرٍ: أَنَّ ابْنَ عُمَرَ كَانَ يُزَاحِمُ عَلَى الرُّكْنَيْنِ زِحَامًا مَا رَأَيْتُ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللّٰهِ ﷺ يُزَاحِمُ عَلَيْهِ قَالَ: إِنْ أَفْعَلْ فَإِنِّىْ سَمِعْتُ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ يَقُولُ: إِنَّ مَسْحَهُمَا كَفَّارَةٌ لِلْخَطَايَا وَسَمِعْتُه يَقُولُ: مَنْ طَافَ بِهٰذَا الْبَيْتِ أُسْبُوعًا فَأَحْصَاهُ كَانَ كَعِتْقِ رَقَبَةٍ. وَسَمِعْتُه يَقُولُ: لَا يَضَعُ قَدَمًا وَلَا يَرْفَعُ أُخْرٰى إِلَّا حطَّ اللّٰهُ عَنْهُ بِهَا خَطِيْئَةً وَكَتَبَ لَه بِهَا حَسَنَةً. رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ
Ubeyd bin Umeyr'den rivayet edildiğine göre: İbn Ömer iki köşeyi o kadar kalabalıklaştırırdı ki, Rasulullah (s.a.v.)'in sahabelerinden hiçbirinin onun üzerine toplandığını görmedim. Şöyle dedi: Eğer öyle yaparsam. Zira ben Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittim: "Onları silmek, günahlara kefarettir."
42
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2582
আব্দুল্লাহ ইবনুস্ সায়িব
وَعَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ السَّائِبِ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ يَقُولُ مَا بَيْنَ الرُّكْنَيْنِ: ﴿رَبَّنَا اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَّفِى الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَّقِنَا عَذَابَ النَّارِ﴾. رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ
Abdullah bin es-Sa'ib'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ı (s.a.v.) iki köşe arasında şöyle derken işittim: "Rabbimiz, bize dünyada da, ahirette de iyilik ver." Hayırlıdır ve bizi ateş azabından korur. Ebu Davud'un anlatımıyla
43
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2585
Ya'la bin Umayyah (RA)
قال: طاف رسول الله صلى الله عليه وسلم ببيت الله وعليه ثوب أخضر مثل ياطيبة. (الترمذي وأبو داود وابن ماجه والدارمي)[1]
Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem, Beytullah tavafını yeşil bir elbise ile Yattibe olarak kıldı, dedi. (Tirmizi, Ebu Davud, İbn Mace ve Darimi)[1]
44
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2587
Abdullah ibn Umar (RA)
قال: ما تركنا نستلم هذين الركنين: الركن اليماني، والحضر الأسود في كل شدة ورخاء منذ رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم يستلم هذين الركنين. (البخاري ومسلم) [1]
"Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu iki köşeye (Rükn) dokunduğunu gördüğümden beri, bu iki köşeye, Rükne Yemani ve Hazare Esved'e her türlü zorluk ve rahatlık altında dokunmaktan vazgeçmedik" dedi. (Buhari ve Müslim)[1]
45
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2588
বুখারী ও মুসলিম
وَفِىْ رِوَايَةٍ لَهُمَا: قَالَ نَافِعٌ: رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ يَسْتَلِمُ الْحَجَرَ بِيَدِه ثُمَّ قَبَّلَ يَدَه وَقَالَ: مَا تَرَكْتُه مُنْذُ رَأَيْتُ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ يَفْعَلُه. (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
Onların rivayetinde: Nafi' dedi ki: İbn Ömer'in elindeki taşı aldığını gördüm, sonra elini öptü ve şöyle dedi: Resûlullah'ı gördüğümden beri oradan ayrılmadım. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. (anlaştık)
46
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2589
Ümmü Seleme (RA)
وَعَنْ أُمِّ سَلَمَةَ قَالَتْ: شَكَوْتُ إِلٰى رَسُولِ اللّٰهِ ﷺ أَنِّىْ أَشْتَكِىْ. فَقَالَ: «طُوفِىْ مِنْ وَرَاءِ النَّاسِ وَأَنْتِ رَاكِبَةٌ» فَطُفْتُ وَرَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ يُصَلِّىْ إِلٰى جَنْبِ الْبَيْتِ يَقْرَأُ بـ (الطُّوْرِ وكِتَابٍ مَسْطُوْرٍ). (مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ)
Ümmü Seleme'den rivayetle şöyle dedi: Şikayetçi olduğumdan dolayı Resûlullah (s.a.v.)'e şikayette bulundum. Şöyle buyurdu: "Binicilik yaparken halkın arkasına gelin." Ben de Resûlullah (s.a.v.) Beytullah'ın yanında namaz kılarken (altı çizili ayet ve kitap) okurken dolaştım. (anlaştık)
47
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2594
Cabir (RA)
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: قربت بهذا المكان، منى موضع الأضحية. لذلك تذبحون في بيوتكم. وأقمت في هذا المكان (عرفة)، وعرفة هي المكان كله وأقمت في هذا المكان، ومزدلفة هي مكان الإقامة كله. (مسلم)[1]
Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdu ki: Ben burada kurban kestim, Mina kurban yeridir. Yani evlerinizde fedakarlık yapıyorsunuz. Ben bu yerde (Arafa) konakladım ve Arafa'nın tamamı bu yerde kaldı ve ben burada konakladım, Müzdelife ise hep birlikte kalınacak yer. (Müslüman)[1]
48
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2597
Cabir (RA)
وَعَنْ جَابِرٍ أَنَّ رَسُوْلَ اللّٰهِ ﷺ قَالَ: كُلُّ عَرَفَةَ مَوْقِفٌ وَكُلُّ مِنًى مَنْحَرٌ وَكُلُّ الْمُزْدَلِفَةِ مَوْقِفٌ وَكُلُّ فِجَاجِ مَكَّةَ طَرِيْقٌ وَمَنْحَرٌ. رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ وَالدَّارِمِىُّ
Ve Cabir'den (Allah'ın Elçisi, Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) yetkisi üzerine şöyle buyurmuştur: Arafat'ın tamamı duraklama yeridir, Mina'nın tamamı iniş yeridir, Müzdelife'nin tamamı mola yeridir ve Mekke'ye giden Feccac'ın tamamı bir yoldur. Ve bir eğim. Ebu Davud ve Darimi'nin rivayet ettiği
49
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2599
Amr İbn Şuayb
عن أبيه شعيب عن جده [عبد الله بن عمر رضي الله عنهما] أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: أفضل الدعاء دعاء يوم عرفة، وأفضل كلمة قلتها، وقرأت الأنبياء السابقون: لا إله إلا الله وحده لا شريك له له "ملك وله الحمد وهو على كلي شاين قادر" (يعني - لا إله إلا الله. وحده لا شريك له. له الملك. وله الحمد. وهو ظلمة كل قوة.). (الترمذي)[1]
Babası Şuayb'dan, dedesi Abdullah İbni Ömer'den (r.a.) rivayete göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Duaların en hayırlısı Arefe günü duasıdır ve benim okuduğum ve önceki peygamberlerimin okuduğu "La-ila-ha illall-hu vahdehu lâ-şerîke lehu lehul" kelimesidir. mülkü ve lehül hamdu ve hüve ale-külli şeyyin kadir" (anlam: Allah'tan başka ilah yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'nadır. O, bütün kudretin karanlığıdır.). (Tirmizi)[1]
50
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2600
İmam Malik (RA)
رواه ابن عبيد الله إلى جملة "لا شريك له".[1]
İbn Ubeydullah "La-şerike lehu" cümlesine kadar rivayet etmiştir.[1]