Bölüm 9
Bölümlere Dön
01
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2224
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن لكل نبي حق الدعاء المستجاب. وقد سارع كل نبي في هذين الأمرين. ولكنني شفيع أمتي، إذ أجلت دعائي إلى القيامة. إن شاء الله! دعائي هذا ينفع كل إنسان من أمتي مات لا يشرك بالله شيئا. (مسلم، ولكن روى أقل من ذلك في البخاري)[1]
Şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Her peygambere, kabul olunacak (özel) bir dua etme hakkı verilmiştir. Her Peygamber (dünyada) bu iki hususta acele etmiştir. Ama ben ümmetimin şefaatçisiyim. Çünkü duam kıyamete kadar ertelenmiştir. İnşaAllah! Bu duam, ümmetimden Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen her insana fayda sağlayacaktır. (Müslim; ancak Buhari'de bundan biraz daha az rivayet edilmiştir)[1]
02
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2227
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إذا دعا أحدكم فلا يقل: اللهم! اغفر لي إذا شئت. بل ينبغي له أن يدعو بكل عزم واهتمام. لأن التبرع بشيء لا شيء مستحيل على الله. (مسلم)[1]
Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Sizden biriniz dua ettiği zaman, Allah'ım! Eğer istersen beni bağışla. Aksine kararlılıkla ve tam bir ilgiyle dua etmelidir. Çünkü bir şeyi bağışlamak Allah için imkânsız değildir. (Müslüman)[1]
03
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2231
عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «الدُّعَاءُ هُوَ الْعِبَادَةُ» ثُمَّ قَرَأَ: ﴿وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُوْنِىْ أَسْتَجِبْ لَكُمْ﴾ رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِىُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَالنَّسَائِىُّ وَابْنُ مَاجَهْ
Numan bin Beşir'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Dua ibadettir." Sonra şunu okudu: "Ve Rabbin dedi ki: 'Bana dua edin, kabul edilirim.'." Sana.) Ahmed, Tirmizî, Ebu Davud, Nesa'i ve İbn Mâce rivayet etmiştir.
04
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2232
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: الدعاء رأس العبادة. (الترمذي)[1]
Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Dua, ibadetin esasıdır. (Tirmizi)[1]
05
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2233
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «ليس شيء أكرم على الله من اثنتين». (الترمذي، ابن ماجه، قال الإمام الترمذي: الحديث حسن وسيئ)[1]
Şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah katında iki şeyden daha şerefli (daha iyi) bir şey yoktur. (Tirmizî, İbn Mâce; İmam Tirmizî şöyle demiştir: Hadis hasendir ve fakirdir)[1]
06
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2234
وَعَنْ سَلْمَانَ الْفَارِسِىِّ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «لَا يَرُدُّ الْقَضَاءَ إِلَّا الدُّعَاءُ وَلَا يَزِيدُ فِى الْعُمْرِ إِلَّا الْبِرُّ». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ
Selman el-Farisi'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle buyurdu: "Duadan başka hiçbir şey hükmü kaldıramaz ve salihlikten başka hiçbir şey insanın ömrünü uzatamaz." Tirmizi'nin rivayet ettiği
07
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2238
قال: فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: سلوا الله من فضله. لأن الله يحب أن يصلي عليه. وأفضل العبادة انتظار اليسر. (الترمذي، وقال: الحديث ضعيف [١]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Allah'tan lütfunu isteyin. Çünkü Allah kendisine dua etmeyi sever. İbadetlerin (duarın) en hayırlısı ise kolaylığı beklemektir. (Tirmizi; Hadisin fakir olduğunu söyledi[1]
08
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2239
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من لم يدعو الله غضب الله عليه. (الترمذي)[1]
Şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kim Allah'a dua etmezse Allah ona gazaplanır. (Tirmizi)[1]
09
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2241
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من سره أن يقبل الله دعاءه في الكرب. فليكثر من الدعاء لله حتى في وقت سعادته. (الترمذي، وقال: الحديث ضعيف)[١]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Kim sıkıntılı bir durumda Allah'ın duasını kabul etmesini isterse. Mutlu olduğu zamanlarda bile Allah'a daha çok dua etsin. (Tirmizi; hadisin fakir olduğunu söyledi)[1]
10
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2243
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إذا دعوت الله فادع بباطن كفك، ولا تدعو بظاهر كفك.[1]
Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Allah'a dua ettiğinizde, elinizin iç (avuç) tarafıyla dua edin, üst (arka) tarafıyla dua etmeyin.[1]
11
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2244
قال (صلى الله عليه وسلم): ادع الله بكف يدك، لا بكف يدك. وبعد الانتهاء من الدعاء يمسح الوجه باليدين. (أبو داود)[1]
Allah'a (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah'a avucunuzun içiyle dua edin, avucunuzun içiyle değil." Duayı bitirdikten sonra ellerinizi yüzünüze sürün. (Ebu Davud)[1]
12
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2245
وَعَن سَلْمَانَ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «إِنَّ رَبَّكُمْ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِىْ مِنْ عَبْدِه إِذَا رَفَعَ يَدَيْهِ إِلَيْهِ أَنْ يَرُدَّهُمَا صِفْرًا». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَالْبَيْهَقِىُّ فِى الدَّعْوَاتِ الْكَبِيْرِ
Selman'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Rabbin diridir, çok cömerttir. O, kulunun ellerini kaldırıp onlara karşılık vermesinden utanır." Sıfır. Tirmizi, Ebu Davud ve Beyhakî'nin el-Devâat el-Kabir'de rivayet ettiği
13
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2246
قال: وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا رفع يديه بالدعاء، لم يخفض يديه إلا مسح وجهه بيديه. (الترمذي)[1]
Dedi ki: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dua etmek için ellerini kaldırdığında, elleriyle yüzünü silmek dışında ellerini indirmezdi." (Tirmizi)[1]
14
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2247
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ يَسْتَحِبُّ الْجَوَامِعَ مِنَ الدُّعَاءِ وَيَدَعُ مَا سِوٰى ذٰلِكَ. رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ
Aişe (Allah ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) namazları cemaatle kılmayı tercih etmiş, bunun dışında kalan her şeyi terk etmişti. Ebu Davud'un anlatımıyla
15
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2248
وَعَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: «إِنْ أَسْرَعَ الدُّعَاءِ إِجَابَةً دَعْوَةُ غَائِبٍ لِغَائِبٍ». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَأَبُو دَاوُدَ
Abdullah bin Amr'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Duaya en çabuk cevap, gafilin gafil için yaptığı duadır." Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayet ettiği
16
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2249
قال: استأذنت النبي صلى الله عليه وسلم في عمرة، فأذن لي في عمرة، وقال: يا أخي الأصغر، أشركنا في صلاتك ولا تنسانا. قال عمر رضي الله عنه: قال لي (صلى الله عليه وسلم): لو أعطيت الدنيا ما فرحت. (أبو داود والترمذي ولكن في رواه الترمذي حتى "لا تنسوني"[1]
"Bir defasında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den umre yapmak için izin istemiştim. O (s.a.v.) bana umre yapma izni verdi ve şöyle dedi: Ey küçük kardeşim! Bizi de namazına dahil et ve bizi unutma. Ömer (RA) şöyle dedi: Bana öyle bir şey söyledi ki, karşılığında bütün dünya bana verilse bu kadar mutlu olmazdım." (Ebu Davud, Tirmizî; fakat Tirmizî 'beni unutma' diye anlatılana kadar[1]
17
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2250
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: لا يرد دعاء الثلاثة. (1) دعاء الصائم عند فطره، (2) دعاء الإمام العادل، (3) دعاء المظلوم أو المظلوم. الله دعاء المظلوم رفعه الله في السحاب وفتحت له أبواب السماء. فيقول الله تعالى: وعزتي لأساعدنك ولو إلى حين. (الترمذي)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Üç kişinin duası reddedilmez. (1) Sayyim'in duası (daha hızlı) - orucunu açtığında, (2) adil hükümdarın duası ve (3) mazlumun veya mazlumun duası. Allah mazlumun duasıdır Allah onu bulutların üzerine kaldırdı ve ona göklerin kapıları açıldı. Ve Allah Teala şöyle buyuruyor: "Şerefime yemin ederim ki, biraz zaman alsa da elbette sana yardım edeceğim." (Tirmizî)[1]
18
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2253
زَادَ فِىْ رِوَايَةٍ عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِىِّ مُرْسَلًا «حَتّٰى يَسْأَلَهُ الْمِلْحَ وَحَتّٰى يَسْأَلَه شِسْعَه إِذَا انْقَطَعَ». رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ
Sâbit el-Bunânî'den rivayet edilen bir rivayette mürsel bir mesajla şunu eklemiştir: "Tuz onu isteyinceye ve kesildiğinde genişliği onu isteyinceye kadar." Tirmizî'nin rivayet ettiği
19
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2255
وقال: كان النبي صلى الله عليه وسلم يصلي رافعا أصابعه إلى مستوى منكبيه.[1]
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- parmaklarını omuz hizasına kadar kaldırarak namaz kılardı, dedi.[1]
20
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2256
وَعَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ النَّبِىَّ ﷺ كَانَ إِذَا دَعَا فَرَفَعَ يَدَيْهِ مَسَحَ وَجْهَه بِيَدَيْهِ.\nرَوَى الْبَيْهَقِىُّ الْأَحَادِيثَ الثَّلَاثَةَ فِىْ «الدَّعْوَاتِ الْكَبِيْرِ
Es-Sa'ib ibn Yezid'in babasından rivayetine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dua ettiğinde ellerini kaldırır ve elleriyle yüzünü meshederdi. El-Beyhaki "Büyük Dua"da üç hadisi rivayet etmiştir.
21
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2258
قال: (مرتين) رفع اليدين بدعة. ولم يرفع رسول الله صلى الله عليه وسلم يديه فوق صدره قط. (أحمد) [1]
Elleri (iki kere) çok yükseğe kaldırmak yeniliktir (yeniliktir) dedi. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem asla ellerini göğsünden yukarı kaldırmazdı. (Ahmed) [1]
22
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2260
قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: ما من مسلم يدعو في ذنب ولا قطيعة رحم إلا أعطاه الله إحدى الثلاث. (١) قد يعطيه التزكية التي يرغب في فعلها في الدنيا، (٢) أو يحفظها لآخرته، (٣) أو يدفع عنه من سوء أو خطر مثلها. وقال الصحابة، ثم سوف نكسب أكثر من ذلك بكثير. فقال (عليه السلام): والله يعطي أكثر من ذلك. (أحمد)[1]
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Eğer bir Müslüman herhangi bir günah için dua etmezse veya akrabalığı kesmezse, elbette Allah ona bu üçünden birini nasip eder. (1) Ona dünyada istediği nasihati verebilir, (2) veya onu ahireti için saklayabilir ve (3) veya buna benzer kötülük ve tehlikeleri ondan uzaklaştırabilir. Sahabeler dedi ki, o zaman çok daha fazlasını kazanırız. Allah (c.c.) bundan fazlasını verir, buyurdu. (Ahmet)[1]
23
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2263
قال: سافر رسول الله صلى الله عليه وسلم في طريق مكة حتى وصل إلى جبل يقال له جمدان. فقال صلى الله عليه وسلم: هيا، هذا جمدان. ذهب المفردون أولاً. سأل الصحابة يا رسول الله! من هم المفريد؟ ثم قال صلى الله عليه وسلم: الرجل أو المرأة أكثر الله ذكرا. (مسلم)[1]
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem bir defasında Mekke yolunda seyahat ederken bir dağa ulaştı, o yerin adı 'Cumdan'dı. Sonra (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) "Hadi, burası Judan" dedi. Müferridler ilk önce gittiler. Sahabeler sordular: Ey Allah'ın Resulü! Müferrid kimdir? Sonra şöyle buyurdu: Allah'ı daha çok zikreden erkek veya kadın. (Müslüman)[1]
24
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2265
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: يقول الله تعالى: أنا لعبدي إذا ذكرني. وأنا معه عندما يتذكرني. فإن ذكرني في نفسه ذكرته في نفسي، وإذا ذكرني في الناس ذكرته في أفضلهم. (البخاري، مسلم)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Allah Teala buyuruyor ki, Ben kulumun Beni zikrettiği ölçüdeyim. Beni hatırladığında yanındayım. O, beni zihninde anırsa, ben de onu aklımda anarım. Eğer o, insanlar arasında Beni anarsa, ben de onu, (aynı şekilde) insanların en iyileri arasında anarım. (Buhari, Müslim)[1]
25
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2267
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: يقول الله تعالى: أعلن الحرب على من عادى أحداً من أوليائي. ما أمرت به عبدي؛ فيكون القرب مني أحب إلي من القرب بغيره (العمل). و عبدي يتقرب إلي دائما بنافل العبادة. وأخيرا أحبه وعندما أحبه أكون أذنيه التي يسمع من خلالها. أصبحت عينيه التي يرى من خلالها. أصبحت يده التي يمسك بها (يعمل). أصبحت قدميه التي يمشي من خلالها. وإذا سألني أعطيه. فإن استعاذ بي فإني آويه. وأن أفعل ما أريد أن أفعله فأنا نفس عبد مؤمن لا أتردد في ذلك. فإن المؤمن يكره الموت، وأنا أكره سخطه. لكن الموت ضروري بالنسبة له. (البخاري)[1]
Dedi ki, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dedi: Allah Teala buyuruyor ki: Dostlarımdan herhangi birini düşman sayan kimseye savaş ilan ederim. Kuluma (amel) ne emrettiysem; Benim yakınlığıma kavuşmak, benim için başka bir şeyle (amel) yakınlığa ulaşmaktan daha kıymetlidir. Kulum da her zaman nafile ibadetlerle Bana yakınlaşır. Sonunda onu seviyorum ve onu sevdiğimde onun işittiği kulakları oluyorum. Ben onun gördüğü Gözleri oluyorum. Ben onun tuttuğu (çalıştığı) eli olurum. Ben onun içinden yürüdüğü ayakları oluyorum. Eğer bana sorarsa, ona veririm. Bana sığınırsa onu barındırırım. Ve yapmak istediğimi yapmak için, mümin bir kulun nefsiyim, bunu yapmaktan çekinmem. Çünkü mü'min (doğal olarak) ölümden nefret eder, ben de onu üzmekten nefret ederim. Ancak onun için ölüm şarttır. (Buhari)[1]
26
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2270
قال: فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ذات يوم: ألا أخبركم بأي أعمالكم أقدس عند ربك وأشد رفعة في درجاتك؟ غيركم، فهو خير من إعطاء الذهب والفضة، وخير من أن تقولوا تقاتلون العدو، فتقطعوا رقابهم، فيقطعوا رقابكم. قالوا: يا رسول الله! تقول هو (عليه السلام) قال هو الذكر أو ذكر الله. (مالك، أحمد، الترمذي، ابن ماجه. لكن الإمام مالك يرى أن هذا الحديث حديث موقوف، أي حديث أبي الدرداء (رضي الله عنه).)[1]
Dedi ki: Bir gün Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Size hangi amelinizin Rabbiniz katında daha kutsal olduğunu ve derecenizi yükseltmede daha etkili olduğunu söyleyeyim mi? Seninkinin yanında Çünkü altın ve gümüş vermekten daha iyidir, düşmanla savaşacaksın, onların boğazlarını keseceksin, onlar da senin boğazını kesecekler (savaşacaksın) demekten daha iyidir. Şöyle cevap verdiler: Ey Allah'ın Resulü! Sen diyorsun ki O (a.s) dedi ki, bu zikirdir, yani Allah'ın zikridir. (Malik, Ahmed, Tirmizi, İbni Mace. Fakat İmam Malik bu hadisi Mevkûf hadisi, yani Ebu Derda'nın (ra) hadisi olarak değerlendirmektedir.)[1]
27
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2271
وقال: جاء أعرابي إلى النبي صلى الله عليه وسلم، فقال: أي الناس خير؟ وقال صلى الله عليه وسلم: طوبى لمن طال عمره وحسن عمله. لقد كان صديقًا لك، إنه صديقك! ما هي الممارسة الأفضل؟ قال (صلى الله عليه وسلم): إذا فارقت الدنيا يكون ذكر الله في فمك. (الترمذي، أحمد)[1]
Peygamber Efendimiz'e bir bedevi geldiğinde, Allah ona salat ve selam versin, dedi ve "En hayırlı insan kimdir?" diye sordu. Allah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ne mutlu, uzun yaşayan ve ameli güzel olan kimseye. o çok iyi bir iş çıkardı, çok iyi bir seçim! Hangi uygulama en iyisidir? Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun buyurdu ki: Bu dünyadan gittiğinizde Allah'ın zikri ağzınızda olacaktır. (Tirmizi; Ahmed)[1]
28
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2273
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من جلس مجلسا ولم يذكر الله فيه فقد أضره الجلوس بأمر الله. وكذلك الذي ينام على السرير فهو لله ولم يذكر، فإن ذلك يضره بأمر الله. (أبو داود)[1]
Dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Kim bir yerde oturur ve orada Allah'ı zikretmezse, o oturmak ona Allah'ın emri gereğince zarar vermiş olur. Aynı şekilde yatakta uyuyan kişi de Allah'a aittir. Zikre girmemiş midir, Allah'ın emri gereği bu ona zarar verir. (Ebu Davud)[1]
29
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2277
قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: لا تكثروا الحديث إلا عن ذكر الله. لأن كثرة الكلام بغير ذكر الله تقسي القلب. لا داعي للقلق بشأن هذا الأمر তআলल হতে (الترمذي)[1]
Dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: Allah'ı anmaktan başka bir şey konuşmayın. Çünkü Allah'ın zikrinden başkasını çok konuşmak kalbin katılaşmasına sebep olur. Bu çok önemli bir şey. তা‘আলা হতে en uzaktaki (Tirmizi)[1]
30
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2278
وَعَنْ ثَوْبَانَ قَالَ: لَمَّا نَزَلَتْ ﴿وَالَّذِيْنَ يَكْنِزُوْنَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ﴾كُنَّا مَعَ النَّبِىِّ ﷺ فِىْ بَعْضِ أَسْفَارِه فَقَالَ بَعْضُ أَصْحَابِه: نَزَلَتْ فِى الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ لَوْ عَلِمْنَا أَيُّ الْمَالِ خَيْرٌ فَنَتَّخِذَه؟ فَقَالَ: «أَفْضَلُه لِسَانٌ ذَاكِرٌ وَقَلْبٌ شَاكِرٌ وَزَوْجَةٌ مُؤْمِنَةٌ تُعِينُه عَلٰى اِيْمَانِه». رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِىُّ وَابْنُ مَاجَهْ
Ve Sevbân'dan rivayetle şöyle demiştir: "Altın ve gümüşü istifleyenler" nâzil olduğu zaman, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in bazı seyahatlerinde yanındaydık ve onlardan bazıları şöyle demişlerdi: "Altın ve gümüş hakkında nazil oldu: Hangi paranın daha hayırlı olduğunu bilseydik onu alırdık?" Şöyle buyurdu: "Onların en hayırlısı, kabul eden bir dil, şükreden bir kalp ve mü'min bir eştir." Sen ona imanında yardım et.” Ahmed, Tirmizî ve İbn Mâce'den rivayet edilmiştir.
31
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2280
وَعَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ بُسْرٍ: أَنَّ رَجُلًا قَالَ: يَا رَسُوْلَ اللّٰهِ إِنَّ شَرَائِعَ الْإِسْلَامِ قَدْ كَثُرَتْ عَلَىَّ فَأَخْبِرْنِىْ بِشَىْءٍ أَتَشَبَّثُ بِه قَالَ: لَا يَزَالُ لِسَانُكَ رَطْبًا بِذِكْرِ اللّٰهِ. رَوَاهُ التِّرْمِذِىُّ وَابْنُ مَاجَهْ وَقَالَ التِّرْمِذِىُّ: هٰذَا حَدِيْثٌ حَسَنٌ غَرِيْبٌ
Abdullah bin Busr'dan rivayet edildiğine göre: Bir adam şöyle dedi: Ya Resulallah, İslam'ın hükümleri bana ağır geldi, bana bir şey söyle. Ona tutunuyorum. Dedi ki: Dilin Allah'ın zikri ile ıslak olmaya devam ediyor. Tirmizî ve İbn Mâce'den rivayet edilmiştir ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu hasen garib hadistir.
32
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2281
قال وقد سئل رسول الله صلى الله عليه وسلم من أعظم وأكرم عند الله يوم القيامة؟ قال (صلى الله عليه وسلم): الذاكرون الله والذاكرات. ثم سئل يا رسول الله! فهل هم أكرم وأفضل ممن يقاتلون في سبيل الله؟ قال (عليه السلام): نعم، إذا ضرب بسيفه الكفار والمشركين، وإن انقطع سيفه، وإن دم، فمن ذكر الله خير وأكرم منه. (أحمد، الترمذي، وقال الترمذي، الحديث ضعيف)[1]
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, kıyamet gününde Allah katında en büyük ve en şerefli kim olacaktır diye sorulduğunda şöyle dedi: Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun, "Erkekler ve kadınlar Allah'ı zikredenlerdir" buyurdu. আবার তাঁকে Şöyle soruldu: Ey Allah'ın Resulü! Onlar, Allah yolunda savaşanlardan daha şerefli ve daha mı üstündürler? Resûlullah (s.a.v): Evet, eğer kâfirlere ve müşriklere kılıcıyla vurursa, kılıcı kırılsa ve eli kanlansa bile, Allah'ı zikreden kimse ondan daha hayırlı ve daha şereflidir, buyurdu. (Ahmed, Tirmizî; Tirmizî dedi ki, hadis fakirdir)[1]
33
Mişkâtü'l-Mesâbîh # 0/2282
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُوْلُ اللّٰهِ ﷺ: الشَّيْطَانُ جَاثِمٌ عَلٰى قَلْبِ ابْنِ اٰدَمَ فَإِذَا ذَكَرَ اللّٰهَ خَنَسَ وَإِذَا غَفَلَ وَسْوَسَ. رَوَاهُ البُخَارِىُّ تَعْلِيْقًا
İbni Abbas'tan rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Şeytan, Ademoğlu'nun kalbine konmuştur. Allah'ı andığında alçakgönüllü olur, takıntıyı ihmal ettiğinde ise tevazu gösterir. Buhari'nin şerhinde rivayet ettiği