234 Hadis
01
Mişkat el-Masabih # 29/5739
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «بُعِثْتُ مِنْ خَيْرِ قُرُونِ بَنِي آدَمَ قَرْنًا فَقَرْنًا حَتَّى كُنْتُ من القرنِ الَّذِي كنتُ مِنْهُ» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ebu Hureyre'nin yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Ben, Ademoğullarının en iyi nesillerinden, nesilden nesile, mensubu olduğum nesilden olana kadar gönderildim." . Buhari'nin rivayet ettiği
02
Mişkat el-Masabih # 29/5740
وَعَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الْأَسْقَعِ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى كِنَانَةَ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَاصْطَفَى قُرَيْشًا مِنْ كِنَانَةَ وَاصْطَفَى مِنْ قُرَيْشٍ بَنَى هَاشِمٍ وَاصْطَفَانِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ» . رَوَاهُ مُسْلِمٌ
وَفِي رِوَايَةٍ لِلتِّرْمِذِيِّ: «إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى مِنْ ولد إِبْرَاهِيم إِسْمَاعِيل وَاصْطفى من ولد إِسْمَاعِيل بني كنَانَة»
Vasile bin Eska'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Allah Resulü'nü (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Şüphesiz Allah, İsmail'in torunlarından Kinane'yi seçti, Kinane'den Kureyş'i seçti, Kureyş'ten Banu Haşim'i seçti ve Beni Haşim'den seçti." Müslim'in Tirmizî'nin bir rivayetinde şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Şüphesiz Allah, İbrahim'in soyundan İsmail'i seçti ve İsmail'in soyundan Banu Kinane'yi seçti."
03
Mişkat el-Masabih # 29/5741
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنَا سَيِّدُ وَلَدِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَوَّلُ مَنْ يَنْشَقُّ عَنْهُ الْقَبْرُ وَأَوَّلُ شَافِعٍ وَأَوَّلُ مُشَفَّعٍ ". رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ebu Hureyre'nin yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: Ben, kıyamet gününde Adem'in soyundan gelenlerin efendisiyim ve kabrin kendisine ilk açılacağı kişiyim. Ve ilk şefaatçi ve ilk şefaat edilecek olandır.” Müslim'in anlattığı
04
Mişkat el-Masabih # 29/5742
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَنَا أَكْثَرُ الْأَنْبِيَاءِ تَبَعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَنَا أَوَّلُ مَنْ يَقْرَعُ بَابَ الجنةِ» . رَوَاهُ مُسلم
Enes'ten rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde peygamberlerin en çok tabisi olacağım ve cennetin kapısını ilk çalan da ben olacağım. Müslim rivayet etmiştir.
05
Mişkat el-Masabih # 29/5743
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" آتِي بَابَ الْجَنَّةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَأَسْتَفْتِحُ فَيَقُولُ الْخَازِنُ: مَنْ أَنْتَ؟ فَأَقُولُ: مُحَمَّدٌ. فيقولُ: بكَ أمرت أَن لاأفتح لأحد قبلك ". رَوَاهُ مُسلم
Yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kıyamet günü cennetin kapısına gelip onu açacağım ve hazinedar diyecek: Sen kimsin? Sonra ben Muhammed diyeceğim. O da: Senin vaadinle, senden önce hiç kimseye açmamam emredildi." diyecek. Müslim'in anlattığı
06
Mişkat el-Masabih # 29/5744
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَنَا أَوَّلُ شَفِيعٍ فِي الْجَنَّةِ لَمْ يُصَدَّقْ نَبِيٌّ مِنَ الْأَنْبِيَاءِ مَا صُدِّقْتُ وَإِنَّ مِنَ الْأَنْبِيَاءِ نَبِيًّا مَا صَدَّقَهُ مِنْ أُمَّته إِلَّا رجل وَاحِد» . رَوَاهُ مُسلم
Yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cennette ilk şefaatçi olacağım. Benim inandığıma peygamberlerden hiçbir peygamber inanmadı ve gerçekten de "Peygamberler peygamberdir. Ümmetinden bir tek adam dışında kimse ona inanmadı.” Müslim'in anlattığı
07
Mişkat el-Masabih # 29/5745
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَثَلِي وَمَثَلُ الْأَنْبِيَاءِ كَمَثَلِ قَصْرٍ أُحْسِنَ بُنْيَانُهُ تُرِكَ مِنْهُ مَوضِع لبنة فَطَافَ النظَّارُ يتعجَّبونَ من حُسنِ بنيانِه إِلَّا مَوْضِعَ تِلْكَ اللَّبِنَةِ فَكُنْتُ أَنَا سَدَدْتُ مَوْضِعَ اللَّبِنَةِ خُتِمَ بِيَ الْبُنْيَانُ وَخُتِمَ بِي الرُّسُلُ» . وَفِي رِوَايَةٍ: «فَأَنَا اللَّبِنَةُ وَأَنَا خَاتَمُ النَّبِيِّينَ» . مُتَّفق عَلَيْهِ
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Benim benzerliğim ve peygamberlerin benzerliği, geride bırakılmış sağlam inşa edilmiş bir saray gibidir." Tuğladan yapılmış bir yer ve o tuğlanın yeri hariç, izleyiciler onun güzel yapısına hayran kalarak dolaştılar. Tuğlanın yerini kapattım ve benimle mühürlendi. ve elçiler benimle birlikte mühürlendiler.” Bir rivayette de: "Ben Peygamberlerin yapı taşı ve mührüyüm." anlaştık
08
Mişkat el-Masabih # 29/5746
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا مِنَ الْأَنْبِيَاءِ مِنْ نَبِيٍّ إِلَّا قَدْ أُعْطِيَ مِنَ الْآيَاتِ مَا مِثْلُهُ آمَنَ عَلَيْهِ الْبَشَرُ وَإِنَّمَا كَانَ الَّذِي أُوتِيتُ وَحْيًا أَوْحَى اللَّهُ إِلَيَّ وَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَكْثَرَهُمْ تَابِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ» . مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ
Ve onun yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi (Allah ona salat ve selam versin) şöyle dedi: "Peygamberler arasında kendisine benzer işaretler verilmiş ve ona tevekkül edilmiş tek bir peygamber yoktur." İnsanlar, fakat bu sadece Allah'ın bana vahyettiği vahiydir ve umarım kıyamet gününde onlara en çok uyanlardan olurum." kabul edildi çatı katı
09
Mişkat el-Masabih # 29/5747
Cabir (RA)
وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" أُعْطِيتُ خَمْسًا لَمْ يُعْطَهُنَّ أَحَدٌ قَبْلِي: نُصِرْتُ بِالرُّعْبِ مَسِيرَةَ شَهْرٍ وَجُعِلَتْ لِيَ الْأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا فَأَيُّمَا رَجُلٍ مِنْ أُمَّتي أدركتْه الصَّلاةُ فليُصلِّ وأُحلَّتْ لي المغانمُ وَلَمْ تَحِلَّ لِأَحَدٍ قَبْلِي وَأَعْطِيتُ الشَّفَاعَةَ وَكَانَ النَّبِيُّ يُبْعَثُ إِلَى قَوْمِهِ خَاصَّةً وَبُعِثْتُ إِلَى النَّاسِ عامَّةً ". مُتَّفق عَلَيْهِ
Cabir'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Benden önce hiç kimseye verilmeyen beş şey bana verildi: Bir aylık yolculuk boyunca bana korkuyla destek olundu." Yeryüzü benim için bir mescid ve bir temizlik kılındı; ümmetimden namaz kılan herkes namaz kılsın; ganimetler bana helâl kılındı, benden önce hiç kimseye helâl değildi. Bana şefaat verildi, Peygamber özel olarak kendi kavmine gönderildi, ben de genel olarak insanlara gönderildim.” Anlaştık.
10
Mişkat el-Masabih # 29/5748
Ebû Hüreyre (r.a.)
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:
" فُضِّلْتُ عَلَى الْأَنْبِيَاءِ بِسِتٍّ: أُعْطِيتُ جَوَامِعَ الْكَلِمِ وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ وَأُحِلَّتْ لِيَ الْغَنَائِمُ وَجُعِلَتْ لِيَ الْأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا وَأُرْسِلْتُ إِلَى الْخَلْقِ كَافَّةً وَخُتِمَ بِيَ النَّبِيُّونَ ". رَوَاهُ مُسلم
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Ben altı bakımdan peygamberlere tercih edildim: Bana kapsamlı bir konuşma verildi ve terör beni destekledi." Ganimetler bana helal kılındı, yeryüzü benim için bir mescid ve bir temizlik kılındı, ben bütün yaratılmışlara gönderildim ve peygamberler benimle mühürlendi." Müslim'in anlattığı
11
Mişkat el-Masabih # 29/5749
وَعَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «بُعِثْتُ بِجَوَامِعِ الْكَلِمِ وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ وبَينا أَنا نائمٌ رأيتُني أُوتيتُ بِمَفَاتِيحِ خَزَائِنِ الْأَرْضِ فَوُضِعَتْ فِي يَدِي» مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ.
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bana sözlerin özetleri gönderildi ve bana dehşetle yardım edildi ve uyurken kasaların anahtarlarının bana verildiğini gördüm." Arazi elime verildi.” Anlaştık.
12
Mişkat el-Masabih # 29/5750
وَعَنْ ثَوْبَانَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" إِنَّ اللَّهَ زَوَى لِيَ الْأَرْضَ فَرَأَيْتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا وَإِنَّ أُمَّتِي سَيَبْلُغُ مُلْكُهَا مَا زُوِيَ لِي مِنْهَا وَأُعْطِيتُ الْكَنْزَيْنِ: الْأَحْمَرَ وَالْأَبْيَضَ وَإِنِّي سَأَلْتُ رَبِّي لِأُمَّتِي أَنْ لَا يُهْلِكَهَا بِسَنَةٍ عَامَّةٍ وَأَنْ لَا يُسَلِّطَ عَلَيْهِمْ عَدُوًّا مِنْ سِوَى أَنْفُسِهِمْ فَيَسْتَبِيحَ بَيْضَتَهُمْ وإنَّ ربِّي قَالَ: يَا محمَّدُ إِذَا قَضَيْتُ قَضَاءً فَإِنَّهُ لَا يُرَدُّ وَإِنِّي أَعْطَيْتُكَ لِأُمَّتِكَ أَنْ لَا أُهْلِكَهُمْ بِسَنَةٍ عَامَّةٍ وأنْ لَا أُسلطَ عَلَيْهِم عدُوّاً سِوَى أَنْفُسِهِمْ فَيَسْتَبِيحَ بَيْضَتَهُمْ وَلَوِ اجْتَمَعَ عَلَيْهِمْ مَنْ بِأَقْطَارِهَا حَتَّى يَكُونَ بَعْضُهُمْ يُهْلِكُ بَعْضًا وَيَسْبِي بَعضهم بَعْضًا ". رَوَاهُ مُسلم
Ve Sevbân'dan rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Allah yeryüzünü bana çevirdi ve ben onun doğularını ve batılarını gördüm ve ümmetimin hakimiyeti benim için takdir edilene ulaşacak ve bana kırmızı ve beyaz iki hazine verildi ve ben Rabbimden ümmetim için onu helak etmemesini diledim. Genel anlamda, kendilerinden başka hiçbir düşmanın onlara güç vermemesi, böylece onları üstünlüklerinden mahrum etmesi. Nitekim Rabbim buyurdu ki: Ey Muhammed, eğer bir hüküm koyarsan, o zaman şöyle cevap vermez: "Ve ben sana, ümmetini ortak bir kanunla yok etmeme veya beni küçük düşürmesi için kendilerinden başka bir düşmana onların üzerinde hakimiyet vermeme hakkını verdim." Kendi bölgelerinden gelenler onlara karşı toplansalar bile, bir kısmı diğerini yok edinceye, bir kısmı da diğerini esir alana kadar onları helak edecektir.” Müslim'den rivayet edilmiştir.
13
Mişkat el-Masabih # 29/5751
Sad
وَعَنْ سَعْدٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرَّ بِمَسْجِدِ بَنِي مُعَاوِيَةَ دَخَلَ فَرَكَعَ فِيهِ رَكْعَتَيْنِ وَصَلَّيْنَا مَعَهُ وَدَعَا رَبَّهُ طَوِيلًا ثُمَّ انْصَرَفَ فَقَالَ: «سَأَلْتُ رَبِّي ثَلَاثًا فَأَعْطَانِي ثِنْتَيْنِ وَمَنَعَنِي وَاحِدَةً سَأَلْتُ رَبِّي أَنْ لَا يُهْلِكَ أُمَّتِي بِالسَّنَةِ فَأَعْطَانِيهَا وَسَأَلْتُهُ أَنْ لَا يُهْلِكَ أُمَّتِي بِالْغَرَقِ فَأَعْطَانِيهَا وَسَأَلْتُهُ أَنْ لَا يَجْعَلَ بأسهم بَينهم فَمَنَعَنِيهَا» . رَوَاهُ مُسلم
Saad'ın izniyle, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Banu Muaviye mescidinin önünden geçti. İçeri girip iki rekat namaz kıldı, biz de onunla birlikte namaz kıldık ve Rabbine dua ettik. Uzun bir süre sonra oradan ayrıldı ve şöyle dedi: "Rabbimden üç tane istedim, iki tanesini bana verdi, birini benden esirgedi. Rabbimden ümmetimi helak etmemesini istedim." Sünnetle bana verdi. Ondan milletimi boğularak yok etmemesini istedim, o da onu bana verdi. Kendisinden aralarına hisse koymamasını istedim ama o beni reddetti.” Müslim'in anlattığı
14
Mişkat el-Masabih # 29/5753
وَعَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ قَالَ: لَقِيتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ قُلْتُ: أَخْبِرْنِي عَنْ صِفَةُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي التَّوْرَاةِ قَالَ: أَجَلْ وَاللَّهِ إِنَّهُ لموصوف بِبَعْض صفتِه فِي القرآنِ: (يَا أيُّها النبيُّ إِنَّا أرسلناكَ شَاهدا ومُبشِّراً وَنَذِيرا)
وحِرْزا للاُمِّيّينَ أَنْت بعدِي وَرَسُولِي سَمَّيْتُكَ الْمُتَوَكِّلَ لَيْسَ بِفَظٍّ وَلَا غَلِيظٍ وَلَا سَخَّابٍ فِي الْأَسْوَاقِ وَلَا يَدْفَعُ بِالسَّيِّئَةِ السَّيِّئَةَ وَلَكِنْ يَعْفُو وَيَغْفِرُ وَلَنْ يَقْبِضَهُ اللَّهُ حَتَّى يُقِيمَ بِهِ الْمِلَّةَ الْعَوْجَاءَ بِأَنْ يَقُولُوا: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَيَفْتَحُ بِهَا أَعْيُنًا عُمْيًا وَآذَانًا صُمًّا وَقُلُوبًا غُلْفًا. رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ
وَكَذَا الدَّارِمِيُّ عَنْ عَطَاءٍ عَنِ ابْنِ سَلَامٍ نَحْوَهُ
Ata' bin Yassar'dan rivayetle şöyle dedi: Abdullah bin Amr bin El-As'la karşılaştım ve şöyle dedi: Bana Resûlullah'ın karakterini anlat, Allah ona salat ve selam versin. Tevrat şöyle buyuruyor: Evet, Allah'a yemin ederim ki, Kur'an'da o bir şekilde şöyle anlatılmaktadır: (Ey Peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik) ve ümmilere bir koruyucu olarak. Ben ve elçimin ardından sana Mütevekkil adını verdim. O, çarşılarda kaba değildir, sert değildir, gürültü yapmaz, kötülüğü kötülükle def etmez, fakat affeder ve bağışlar ve o, Allah'tan başka ilah yoktur ve bununla kör gözleri açar diyerek çarpık dini onun aracılığıyla düzeltinceye kadar Allah onu asla yakalayamaz. Ve sağır kulaklar ve sünnetsiz kalpler. Buhârî ve aynı şekilde ed-Dârimî, Ata'dan, İbni Selâm'dan rivayet etmiştir ve bunun benzeridir.
15
Mişkat el-Masabih # 29/5754
Habab bin el-Aratt (RA)
عَن خبَّابِ بنِ الأرتِّ قَالَ: صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَاةَ فَأَطَالَهَا. قَالُوا: يَا رَسُولَ الله صلَّيتَ صَلَاةً لَمْ تَكُنْ تُصَلِّيهَا قَالَ: «أَجَلْ إِنَّهَا صَلَاةُ رَغْبَةٍ وَرَهْبَةٍ وَإِنِّي سَأَلْتُ اللَّهَ فِيهَا ثَلَاثًا فَأَعْطَانِي اثْنَتَيْنِ وَمَنَعَنِي وَاحِدَةً سَأَلْتُهُ أَنْ لَا يُهْلِكَ أُمَّتِي بِسَنَةٍ فَأَعْطَانِيهَا وَسَأَلْتُهُ أَنْ لَا يُسَلِّطَ عَلَيْهِمْ عَدُوًّا مِنْ غَيْرِهِمْ فَأَعْطَانِيهَا وَسَأَلْتُهُ أَنْ لَا يُذِيقَ بَعْضَهُمْ بَأْسَ بَعْضٍ فمنعَنيها» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ وَالنَّسَائِيّ
Habab bin El-Art'tan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, bize namaz kıldırdı ve uzattı. Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, daha önce kılmadığın bir namazı kıldın. Dedi ki: "Evet, bu bir arzu ve korku duasıdır ve ben bunu Allah'tan üç şey istedim, O bana iki tane verdi, bir tanesini yasakladı. Ona sordum." Ümmetimi bir sünnetle yok etmemesi için onu bana verdi, ben de onlardan başka bir düşmanın onlara hakim olmasına izin vermemesini istedim, o da bana verdi ve ondan bazılarının birbirlerine zulmetmelerini tatmamasını istedim ama onlar beni bundan alıkoydular.” Tirmizî ve Nesâî'nin rivayet ettiği
16
Mişkat el-Masabih # 29/5755
Ebu Malik el-Eş'ari (RA)
وَعَنْ أَبِي مَالِكٍ الْأَشْعَرِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ أَجَارَكُمْ مِنْ ثَلَاثِ خِلَالٍ: أَنْ لَا يَدْعُوَ عَلَيْكُمْ نَبِيُّكُمْ فَتَهْلَكُوا جَمِيعًا وَأَنْ لَا يُظْهِرَ أَهْلَ الْبَاطِلِ على أهلِ الحقِّ وَأَن لَا تجتمِعوا على ضَلَالَة ". رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Ebu Malik el-Eş'ari'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki Cenab-ı Hak sizi üç sebepten ötürü mükafatlandırdı: Peygamberinizin hepinizin helak olmasın diye size dua etmemesi ve batıl ehlini hak ehline galip getirmemesi.” Ve dalalet üzerinde birleşmeyin.” Ebu Davud'un anlatımıyla
17
Mişkat el-Masabih # 29/5756
وَعَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" لَنْ يَجْمَعَ اللَّهُ عَلَى هَذِهِ الْأُمَّةِ سَيْفَيْنِ: سَيْفًا مِنْهَا وسَيفاً منْ عدُوِّها " رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Avf bin Malik'ten rivayetle o şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah bu millete asla iki kılıç kaldırmayacaktır: Bir kılıç kendisinden, bir kılıç da düşmanından." Ebu Davud rivayet etmiştir.
18
Mişkat el-Masabih # 29/5757
وَعَن الْعَبَّاس أَنَّهُ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَكَأَنَّهُ سَمِعَ شَيْئًا فَقَامَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ: «مَنْ أَنَا؟» فَقَالُوا: أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ. فَقَالَ: «أَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ إِنَّ اللَّهَ خَلَقَ الْخَلْقَ فَجَعَلَنِي فِي خَيْرِهِمْ ثمَّ جعلهم فرقتَيْن فجعلني فِي خير فِرْقَةً ثُمَّ جَعَلَهُمْ قَبَائِلَ فَجَعَلَنِي فِي خَيْرِهِمْ قَبيلَة ثمَّ جعله بُيُوتًا فَجَعَلَنِي فِي خَيْرِهِمْ بَيْتًا فَأَنَا خَيْرُهُمْ نفسا وَخَيرهمْ بَيْتا» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
El-Abbas'ın yetkisi üzerine sanki bir şey duymuş gibi Peygamber Efendimiz'e (Allah onu korusun ve huzur versin) geldi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) minbere çıktı ve şöyle dedi: "Kim? "Ben mi?" Dediler ki: Sen Allah'ın Resulüsün. Dedi ki: “Ben Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib’im. Gerçekten Allah yarattı O da beni onların en hayırlısı arasına yerleştirdi. Sonra onları iki grup haline getirdi ve beni de en iyi gruba yerleştirdi. Sonra onları kabilelere ayırdı ve beni de onların en hayırlıları arasına yerleştirdi. Sonra onları iki gruba ayırdı ve beni de onların en iyileri arasına yerleştirdi. Bunların en hayırlısı nefis, en hayırlısı ise evdir.” Tirmizi'nin rivayet ettiği
19
Mişkat el-Masabih # 29/5758
وَعَن أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ مَتَى وَجَبَتْ لَكَ النُّبُوَّةُ؟ قَالَ: «وَآدَمُ بَيْنَ الرُّوحِ وَالْجَسَدِ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, peygamberlik sana ne zaman farz oldu? Şöyle buyurdu: "Adem, ruhla beden arasındadır." Tirmizi'nin rivayet ettiği
20
Mişkat el-Masabih # 29/5760
Al- 'Irbad b. Sariya (RA)
وَعَن العِرْباض بن ساريةَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ:
" إِنِّي عِنْدَ اللَّهِ مَكْتُوبٌ: خَاتَمُ النَّبِيِّينَ وَإِنَّ آدَمَ لِمُنْجَدِلٌ فِي طِينَتِهِ وَسَأُخْبِرُكُمْ بِأَوَّلِ أَمْرِي دَعْوَةُ إِبْرَاهِيمَ وَبِشَارَةُ عِيسَى وَرُؤْيَا أُمِّي الَّتِي رَأَتْ حِينَ وَضَعَتْنِي وَقَدْ خَرَجَ لَهَا نُورٌ أَضَاءَ لَهَا مِنْهُ قُصُورُ الشَّامِ «. وَرَاه فِي» شرح السّنة "
وَرَوَاهُ أَحْمَدُ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ مِنْ قَوْلِهِ: «سأخبركم» إِلَى آخِره
El-İrbad bin Sariyah'dan, Allah Resulü'nden (s.a.v.) rivayetle şöyle demiştir: "Şüphesiz Allah katında şöyle yazılmıştır: Peygamberlerin Mührü ve gerçekten Adem çamurunda çamurludur." Ve size hikayemin başlangıcını anlatacağım: İbrahim'in çağrısını, İsa'nın müjdesini ve annemin beni doğurduğunda gördüğü ve dışarı çıktığı görüm. Suriye saraylarını aydınlatan bir nuru vardır.” Bunu Şerhu's-Sünnet'te görmüş ve Ahmed bunu Ebu Umame'den, onun "Sana söyleyeceğim" vb. sözlerinden rivayet etmiştir.
21
Mişkat el-Masabih # 29/5761
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَنَا سَيِّدُ وَلَدِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا فَخْرَ وَبِيَدِي لِوَاءُ الْحَمْدِ وَلَا فَخْرَ. وَمَا مِنْ نَبِيٍّ يَوْمَئِذٍ آدَمُ فَمَنْ سِوَاهُ إِلَّا تَحْتَ لِوَائِي وَأَنَا أَوَّلُ مَنْ تَنْشَقُّ عَنْهُ الْأَرْضُ وَلَا فَخْرَ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Ebu Said'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kıyamet gününde ben Ademoğullarının efendisiyim ve kibir olmayacak, elimde hamd sancağı ve kibir olmayacak. Ve o gün Adem veya ondan başka peygamber olmayacak, ama sen benim sancağım altında olacaksın ve ben yerin açılacağı ilk kişi olacağım ve kibir olmayacak." Bunu anlattı El-Tirmizi
22
Mişkat el-Masabih # 29/5762
وَعَن ابْن عَبَّاس قَالَ: جَلَسَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَخَرَجَ حَتَّى إِذَا دَنَا مِنْهُمْ سَمِعَهُمْ يَتَذَاكَرُونَ قَالَ بَعْضُهُمْ: إِنَّ اللَّهَ اتَّخَذَ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلًا وَقَالَ آخَرُ: مُوسَى كَلَّمَهُ اللَّهُ تَكْلِيمًا وَقَالَ آخَرُ: فَعِيسَى كَلِمَةُ الله وروحه. وَقَالَ آخَرُ: آدَمُ اصْطَفَاهُ اللَّهُ فَخَرَجَ عَلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقَالَ: «قَدْ سَمِعْتُ كَلَامَكُمْ وَعَجَبَكُمْ أَنَّ إِبْرَاهِيمَ خَلِيل الله وَهُوَ كَذَلِكَ وَآدَمُ اصْطَفَاهُ اللَّهُ وَهُوَ كَذَلِكَ أَلَا وَأَنَا حَبِيبُ اللَّهِ وَلَا فَخْرَ وَأَنَا حَامِلُ لِوَاءِ الْحَمْدِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تَحْتَهُ آدَمُ فَمَنْ دُونَهُ وَلَا فَخْرَ وَأَنَا أَوَّلُ شَافِعٍ وَأَوَّلُ مُشَفَّعٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا فَخْرَ وَأَنَا أَوَّلُ مَنْ يُحَرِّكُ حَلَقَ الْجَنَّةِ فَيَفْتَحُ اللَّهُ لِي فَيُدْخِلُنِيهَا وَمَعِي فُقَرَاءُ الْمُؤْمِنِينَ وَلَا فَخْرَ وَأَنَا أَكْرَمُ الْأَوَّلِينَ وَالْآخَرِينَ عَلَى اللَّهِ وَلَا فَخر» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ والدارمي
İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ın (s.a.v.) ashabından bir kısmı oturdu ve gitti, ta ki onlara yaklaştığında onların tartıştıklarını duydu. Dedi ki: Onlardan bazıları şöyle dedi: Allah İbrahim'i dost edindi. Bir diğeri şöyle dedi: Allah Musa ile sözlü olarak konuştu. Bir diğeri şöyle dedi: İsa, Allah'ın sözü ve onun ruhudur. Ve dedi ki Bir diğeri: Adem Allah tarafından seçilmişti, bunun üzerine Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) yanlarına çıktı ve şöyle dedi: "Sözlerinizi duydum ve İbrahim'in Allah'ın dostu olmasına şaşırdınız." O da böyledir ve Adem de Tanrı tarafından seçilmiştir ve o da böyledir. Ben Allah'ın sevgilisiyim, kibirli değilim ve kıyamet gününde hamd sancağının taşıyıcısıyım. Diriliş: Adem onun altında olacak, onun altında kibir olmayacak, kıyamet gününde ilk şefaat eden ve ilk şefaat edilecek olan ben olacağım, kibir yok ve yüzüğü ilk hareket ettiren ben olacağım. Cennet, Allah onu bana açsın ve beni oraya girsin, benimle birlikte mü'minlerin fakirleri de var, kibir yoktur ve ben Allah katında ilklerin ve sonların en şereflisiyim. Ve gurur yok. Tirmizî ve Darimi'nin rivayet ettiği
23
Mişkat el-Masabih # 29/5763
Amr b. Kays (RA)
وَعَن عَمْرو بن قَيْسٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:
" نَحْنُ الْآخِرُونَ وَنَحْنُ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَإِنِّي قَائِلٌ قَوْلًا غَيْرَ فَخْرٍ: إِبْرَاهِيمُ خَلِيلُ الله ومُوسَى صفي الله وَأَنا حبييب اللَّهِ وَمَعِي لِوَاءُ الْحَمْدِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَإِنَّ اللَّهَ وَعَدَنِي فِي أُمَّتِي وَأَجَارَهُمْ مِنْ ثَلَاثٍ: لَا يَعُمُّهُمْ بِسَنَةٍ وَلَا يَسْتَأْصِلُهُمْ عَدُوٌّ وَلَا يجمعهُمْ على ضَلَالَة ". رَوَاهُ الدَّارمِيّ
Amr bin Kays'tan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Biz sonuncuyuz, kıyamet günü de ilk olacağız ve ben gururdan başka bir söz söylüyorum: İbrahim Allah'ın dostudur ve Musa Allah'ın dostudur ve ben Allah'ın sevgilisiyim ve kıyamet gününde hamd sancağı yanımdadır ve Allah bana vaad etmiştir." Benim ümmetim ve onların komşuları üç kişidir: O, onlara sünnetle yetişemez, onları düşman yok edemez ve onları dalalet üzere birleştirmez.” Ed-Darimi'nin rivayet ettiği
24
Mişkat el-Masabih # 29/5764
وَعَنْ جَابِرٌ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «أَنَا قَائِدُ الْمُرْسَلِينَ وَلَا فَخْرَ وَأَنَا خَاتَمُ النَّبِيِّينَ وَلَا فَخْرَ وَأَنَا أَوَّلُ شافعٍ وَمُشَفَّع وَلَا فَخر» . رَوَاهُ الدَّارمِيّ
Cabir'den rivayetle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ben elçilerin lideriyim ve kibir yoktur. Ben Peygamberlerin Mührüyüm ve kibir yoktur. İlk şefaat eden ve şefaat edilen benim ve kibir yoktur. Al-Darimi rivayet etmiştir."
25
Mişkat el-Masabih # 29/5765
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَنَا أَوَّلُ النَّاسِ خُرُوجًا إِذَا بُعِثُوا وَأَنَا قَائِدُهُمْ إِذَا وَفَدُوا وَأَنَا خَطِيبُهُمْ إِذَا أَنْصَتُوا وَأَنَا مُسْتَشْفِعُهُمْ إِذَا حُبِسُوا وَأَنَا مُبَشِّرُهُمْ إِذَا أَيِسُوا الْكَرَامَةُ وَالْمَفَاتِيحُ يَوْمَئِذٍ بِيَدِي وَلِوَاءُ الْحَمْدِ يَوْمَئِذٍ بِيَدِي وَأَنَا أَكْرَمُ وَلَدِ آدَمَ عَلَى رَبِّي يَطُوفُ عَلَيَّ أَلْفُ خادمٍ كأنَّهنَّ بَيْضٌ مُكْنُونٌ أَوْ لُؤْلُؤٌ مَنْثُورٌ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالدَّارِمِيُّ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ غَرِيب
Enes'ten rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Gönderildiklerinde ilk çıkan ben olacağım, gittikleri zaman onlara reis olacağım, dinledikleri zaman onlara vaaz edeceğim, hapsedildikleri zaman onlara şefaat edeceğim, şereften vazgeçtikleri zaman onlara müjde vereceğim ve o gün anahtarlar elimde olacaktır. Ve o gün hamd sancağı elimde olacak ve Ademoğullarını Rabbimin önünde şereflendireceğim. Bin hizmetçi sanki gizli yumurtalar ya da saçılmış inciler gibi etrafımı saracak.” Bu hadisi Tirmizî ve Darimi rivayet etmiş ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu garip bir hadistir.
26
Mişkat el-Masabih # 29/5766
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «فَأُكْسَى حُلَّةً مِنْ حُلَلِ الْجَنَّةِ ثُمَّ أَقُومُ عَنْ يَمِينِ الْعَرْشِ لَيْسَ أَحَدٌ مِنَ الْخَلَائِقِ يقومُ ذلكَ المقامَ غَيْرِي» . رَوَاهُ الترمذيُّ. وَفِي رِوَايَة «جَامع الْأُصُول» عَنهُ: «أَنَا أَوَّلُ مَنْ تَنْشَقُّ عَنْهُ الْأَرْضُ فَأُكْسَى»
Ebu Hureyre'den, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den rivayetle şöyle buyurmuştur: "Cennet elbiselerinden bir elbise giyeceğim, sonra arşın sağında duracağım, yaratıklardan biri değil. O makamı başkası alacaktır." Tirmizi rivayet etmiştir. “Camiu'l-Usul”un onun hakkındaki rivayetinde: “Yeryüzü ilk açılacak olan benim.” Yani giyinikti."
27
Mişkat el-Masabih # 29/5767
وَعَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «سلوا الله الْوَسِيلَةَ» قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الْوَسِيلَةُ؟ قَالَ: «أَعْلَى دَرَجَةٍ فِي الْجَنَّةِ لَا يَنَالُهَا إِلَّا رجلٌ واحدٌ وَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَنَا هُوَ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ
Ve onun yetkisiyle, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in izniyle, Allah ona bereket versin ve huzur versin, dedi ki: "Allah'tan vesile isteyin." Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bunun çaresi nedir? Şöyle dedi: "Cennette en yüksek mertebelere ancak bir kişi ulaşır, umarım ben de o olurum." Tirmizi'nin rivayet ettiği
28
Mişkat el-Masabih # 29/5768
وَعَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ كُنْتُ إِمَامَ النَّبِيِّينَ وَخَطِيبَهُمْ وَصَاحِبَ شَفَاعَتِهِمْ غيرَ فَخر» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Ubeyy bin Ka'b'dan, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den rivayetle şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü geldiğinde ben peygamberlerin imamı, onların vaizi ve "Onların şefaati övünülecek bir şey değildir"in sahabesi olacağım. Tirmizi'nin rivayet ettiği
29
Mişkat el-Masabih # 29/5769
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: " إِن لِكُلِّ نَبِيٍّ وُلَاةً مِنَ النَّبِيِّينَ وَإِنَّ وَلِيِّيَ أَبِي وَخَلِيلُ رَبِّي ثُمَّ قَرَأَ: [إِنَّ أَوْلَى النَّاسِ بِإِبْرَاهِيمَ لَلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ وَهَذَا النَّبِيُّ وَالَّذِينَ آمنُوا وَالله ولي الْمُؤمنِينَ] . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Her peygamberin, peygamberlerden bir velisi vardır ve benim velim, babam ve Rabbimin dostudur." Sonra şunu okudu: [Gerçekten İbrahim'e en yakın olanlar, ona uyanlardır, bu da Peygamber ve iman edenlerdir ve Allah, müminlerin velisidir.] Bunu anlattı El-Tirmizi
30
Mişkat el-Masabih # 29/5770
وَعَنْ جَابِرٌ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قا ل: «إِنَّ اللَّهَ بَعَثَنِي لِتَمَامِ مَكَارِمِ الْأَخْلَاقِ وَكَمَالِ محَاسِن الْأَفْعَال» . رَوَاهُ فِي شرح السّنة
Cabir'den rivayetle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah beni güzel ahlakı mükemmelleştirmek ve iyi amelleri mükemmelleştirmek için gönderdi." Şerhu's Sünnet'te rivayet edilmiştir.
31
Mişkat el-Masabih # 29/5771
وَعَنْ كَعْبٍ يَحْكِي عَنِ التَّوْرَاةِ قَالَ: نَجِدُ مَكْتُوبًا محمدٌ رسولُ الله عَبدِي الْمُخْتَار لَا فظٌّ وَلَا غَلِيظٍ وَلَا سَخَّابٍ فِي الْأَسْوَاقِ وَلَا يَجْزِي بِالسَّيِّئَةِ السَّيِّئَةَ وَلَكِنْ يَعْفُو وَيَغْفِرُ مَوْلِدُهُ بِمَكَّةَ وَهِجْرَتُهُ بِطِيبَةَ وَمُلْكُهُ بِالشَّامِ وَأُمَّتُهُ الْحَمَّادُونَ يَحْمَدُونَ اللَّهَ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ يَحْمَدُونَ اللَّهَ فِي كُلِّ مَنْزِلَةٍ وَيُكَبِّرُونَهُ عَلَى كُلِّ شَرَفٍ رُعَاةٌ لِلشَّمْسِ يُصَلُّونَ الصَّلَاةَ إِذَا جَاءَ وَقْتُهَا يتأزَّرون على أَنْصَافهمْ ويتوضؤون عَلَى أَطْرَافِهِمْ مُنَادِيهِمْ يُنَادِي فِي جَوِّ السَّمَاءِ صَفُّهُمْ فِي الْقِتَالِ وَصَفُّهُمْ فِي الصَّلَاةِ سَوَاءٌ لَهُمْ بِاللَّيْلِ دَوِيٌّ كَدَوِيِّ النَّحْلِ «. هَذَا لَفْظُ» الْمَصَابِيحِ " وَرَوَى الدَّارِمِيُّ مَعَ تَغْيِير يسير
Tevrat'tan rivayet eden Ka'b şöyle demiştir: Biz şunu yazılı buluyoruz: Muhammed Allah'ın elçisidir, benim seçilmiş kulumdur. Sert olmaz, kaba olmaz, çarşılarda yüksek sesle konuşmaz, kötülüğe kötülükle karşılık vermez. kötülükleri ise affeder ve bağışlar. Doğumu Mekke'de, hicreti Taybah'ta, hükümdarlığı Levant'tadır ve öven ümmeti övmektedir. İyi günde de, kötü günde de Tanrı. Her hâlde Allah'ı hamd ederler, her şerefte O'nu tesbih ederler. Onlar, vakti gelince namaz kılan güneşin çobanlarıdır. Onları düzeltmek ve uzuvları üzerine abdest almak için bir araya toplanırlar. Onların habercisi gökyüzünün havasında sesleniyor. Onları savaşta sıraya koyun ve duada sıraya koyun. "Geceleyin onlara eş değerde, arı sesine benzer bir ses." Bu, “Mesabih” ibaresidir. Biraz değişiklikle Darimi rivayet etmiştir.
32
Mişkat el-Masabih # 29/5772
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلَامٍ قَالَ: مَكْتُوبٌ فِي التَّوْرَاةِ صِفَةُ مُحَمَّدٍ وَعِيسَى بن مَرْيَمَ يُدْفَنُ مَعَهُ قَالَ أَبُو مَوْدُودٍ: وَقَدْ بَقِي فِي الْبَيْت مَوضِع قَبره رَوَاهُ الترمذيُّ
Abdullah bin Selam'dan rivayetle şöyle dedi: Tevrat'ta Muhammed'in tasviri yazılıdır ve Meryem oğlu İsa da onunla birlikte defnedilecektir. Ebu Mevdud şöyle dedi: Evde bir yer kaldı. Mezarı Tirmizî tarafından rivayet edilmiştir.
33
Mişkat el-Masabih # 29/5773
Ibn Abbas (RA)
عَن ابْن عبَّاس قَالَ: إنَّ الله تَعَالَى فضل مُحَمَّدًا صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى الْأَنْبِيَاءِ وَعَلَى أَهْلِ السَّمَاءِ فَقَالُوا يَا أَبَا عَبَّاسٍ بِمَ فَضَّله الله عَلَى أَهْلِ السَّمَاءِ؟ قَالَ: إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ لِأَهْلِ السَّمَاءِ [وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّي إِلَهٌ مِنْ دُونِهِ فَذَلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ كَذَلِكَ نجزي الظَّالِمين] وَقَالَ اللَّهُ تَعَالَى لِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: [إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تأخَّر] قَالُوا: وَمَا فَضْلُهُ عَلَى الْأَنْبِيَاءِ؟ قَالَ: قَالَ اللَّهُ تَعَالَى: [وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاء] الْآيَةَ وَقَالَ اللَّهُ تَعَالَى لِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: [وَمَا أَرْسَلْنَاك إِلَّا كَافَّة للنَّاس] فَأرْسلهُ إِلَى الْجِنّ وَالْإِنْس
İbn Abbas'ın yetkisi üzerine şöyle dedi: Yüce Allah, Muhammed'i peygamberlere ve cennet ehline karşı kutsadı, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Dediler ki: Ey Ebu Abbas, Allah neden onu cennet ehlinden üstün kıldı? Gökyüzü mü? Dedi ki: Gerçekten Cenab-ı Hak gök ehline şöyle buyurmuştur: "Onlardan kim 'Ben O'ndan başka bir ilahım' derse, biz onu mükâfatlandıracağız." Cehennem. Zalimleri işte böyle ödüllendiririz.] Cenâb-ı Hak, Muhammed (s.a.v.)'e şöyle dedi: Allah onu bereketlesin ve ona selâmet versin: [Gerçekten biz, sana açık bir fetih açtık ki, Allah, daha önce yaptıklarından dolayı seni bağışlasın. Günahınız ve gecikmiş olanınız.] Dediler ki: Onun peygamberlere üstünlüğü nedir? O şöyle dedi: Yüce Allah şöyle buyurmuştur: (Biz, kendisinden başka hiçbir elçi göndermedik.) Allah, dilediğini saptıracağını kavminin lisanı ile açıklasın.] Ve Cenab-ı Hak, Muhammed'e şöyle dedi: Allah ona salat ve selam versin: [Ve Biz seni ancak bütün insanlara gönderdik], onu cinlere ve insanlara gönder.
34
Mişkat el-Masabih # 29/5774
وَعَن أبي ذرّ الْغِفَارِيّ قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ عَلِمْتَ أَنَّكَ نَبِيٌّ حَتَّى اسْتَيْقَنْتَ؟ فَقَالَ:
" يَا أَبَا ذَر أَتَانِي ملكان وَأَنا ب بعض بطحاء مَكَّة فَوَقع أَحدهمَا على الْأَرْضِ وَكَانَ الْآخَرُ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ فَقَالَ أَحَدُهُمَا لِصَاحِبِهِ: أَهْوَ هُوَ؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: فَزِنْهُ بِرَجُلٍ فَوُزِنْتُ بِهِ فَوَزَنْتُهُ ثُمَّ قَالَ: زِنْهُ بِعَشَرَةٍ فَوُزِنْتُ بِهِمْ فَرَجَحْتُهُمْ ثُمَّ قَالَ: زنه بِمِائَة فَوُزِنْتُ بِهِمْ فَرَجَحْتُهُمْ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِمْ يَنْتَثِرُونَ عَلَيَّ مِنْ خِفَّةِ الْمِيزَانِ. قَالَ: فَقَالَ أَحَدُهُمَا لصَاحبه: لَو وزنته بأمته لرجحها ". رَوَاهُمَا الدَّارمِيّ
Ebu Zer el-Gıfari'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, kesin olarak emin oluncaya kadar peygamber olduğunu nasıl anladın? Dedi ki: "Ey Ebu Zerr, ben Mekke'de Batha'da iken yanıma iki melek geldi, biri yere düştü, diğeri gökle yer arasındaydı ve onlardan biri arkadaşına: "Bu o mu?" dedi. "Evet" dedi. O da: "Öyleyse tart" dedi. Bir adamla tarttım, onu tarttım, sonra dedi ki: Onu onla tart, ben de onlara ağır bastım, sonra o dedi ki: Onu yüzle tart, ben de onlara ağır geldim. Ben de sanki terazinin hafifliğinden üzerime dağılmalarını izliyormuşum gibi onları salladım. Dedi ki: Sonra onlardan biri arkadaşına şöyle dedi: Eğer onu ümmetinin ağırlığına göre tartsan, o daha ağır basardı. "Darimi'nin rivayet ettiği
35
Mişkat el-Masabih # 29/5775
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «كُتِبَ عَلَيَّ النَّحْرُ وَلَمْ يُكْتَبْ عَلَيْكُمْ وَأُمِرْتُ بِصَلَاةِ الضُّحَى وَلَمْ تؤمَروا بهَا» . رَوَاهُ الدَّارَقُطْنِيّ
İbni Abbas'tan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bana kurban farz kılındı, fakat size farz kılınmadı, bana sabah namazını kılmakla emrolundum, fakat siz kılmayla emrolunmadınız." Ed-Darakutni'nin rivayet ettiği
36
Mişkat el-Masabih # 29/5776
عَنْ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعَمٍ قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:
" إنَّ لي أَسْمَاءً: أَنَا مُحَمَّدٌ وَأَنَا أَحْمَدُ وَأَنَا الْمَاحِي الَّذِي يَمْحُو اللَّهُ بِي الْكُفْرَ وَأَنَا الْحَاشِرُ الَّذِي يُحْشَرُ النَّاسُ عَلَى قَدَمِي وَأَنَا الْعَاقِبُ ". وَالْعَاقِب: الَّذِي لَيْسَ بعده شَيْء. مُتَّفق عَلَيْهِ
Cübeyr bin Mut'im'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Benim isimlerim var: Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im ve ben Allah'ın kendisiyle sildiği El-Mahi'yim." "Küfür, ben insanların ayaklarının dibinde toplanacağı Toplayıcıyım ve cezalandıracak olan da benim." Ve Akîb: Kendisinden sonra hiçbir şey bulunmayan kimse. kabul edildi çatı katı
37
Mişkat el-Masabih # 29/5777
وَعَن أبي مُوسَى الْأَشْعَرِيّ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُسَمِّي لَنَا نَفْسَهُ أَسْمَاءً فَقَالَ: «أَنَا مُحَمَّدٌ وَأَحْمَدُ وَالْمُقَفِّي وَالْحَاشِرُ وَنَبِيُّ التَّوْبَةِ وَنَبِيُّ الرَّحْمَة» . رَوَاهُ مُسلم
Ebu Musa el-Eş'arî'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize isimler verirdi ve şöyle derdi: "Ben Muhammed'im, Ahmed'im ve Mukaffi'yim." Ve toplayıcı, tövbe peygamberi ve rahmet peygamberidir.” Müslim'in anlattığı
38
Mişkat el-Masabih # 29/5778
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَلَا تَعْجَبُونَ كَيْفَ يَصْرِفُ اللَّهُ عَنِّي شَتْمَ قُرَيْشٍ وَلَعْنَهُمْ؟ يَشْتُمُونَ مُذَمَّمًا وَيَلْعَنُونَ مُذَمَّمًا وَأَنَا مُحَمَّدٌ» . رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Allah'ın, Kureyş'e lanet etmek ve lanet etmek için benden nasıl yüz çevirdiğine şaşmıyor musun?" Ben Muhammed olduğum halde, onlar mekruh kişiye hakaret ediyor, makbule sövüyorlar. Buhari'nin rivayet ettiği
39
Mişkat el-Masabih # 29/5779
وَعَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَدْ شَمِطَ مُقَدَّمُ رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ وَكَانَ إِذَا ادَّهَنَ لَمْ يَتَبَيَّنْ وَإِذَا شَعِثَ رَأْسُهُ تَبَيَّنَ وَكَانَ كَثِيرَ شَعْرِ اللِّحْيَةِ فَقَالَ رَجُلٌ: وَجْهُهُ مِثْلُ السَّيْفِ؟ قَالَ: لَا بَلْ كَانَ مِثْلَ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ وَكَانَ مُسْتَدِيرًا وَرَأَيْتُ الْخَاتَمَ عِنْدَ كَتِفِهِ مِثْلَ بَيْضَة الْحَمَامَة يشبه جسده ". رَوَاهُ مُسلم
Cabir bin Semure'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem başının ve sakalının önünü tıraş etmişti ve yağ sürdüğünde kendini göremiyordu. Başı dağılınca sakalının çok olduğu belli oldu ve bir adam şöyle dedi: Yüzü kılıç gibi mi? Dedi ki: Hayır, güneş gibiydi Ve ay yuvarlaktı ve omzunda güvercin yumurtasına benzeyen, vücuduna benzeyen yüzüğü gördüm. Müslim'den rivayet edilmiştir.
40
Mişkat el-Masabih # 29/5780
وَعَن عبدِ الله بن سرجسٍ قَالَ: رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَكَلْتُ مَعَهُ خُبْزًا وَلَحْمًا - أَوْ قَالَ: ثَرِيدًا - ثُمَّ دُرْتُ خَلْفَهُ فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمِ النُّبُوَّةِ بَيْنَ كَتِفَيْهِ عِنْدَ نَاغِضِ كَتِفِهِ الْيُسْرَى جُمْعًا عَلَيْهِ خيلال كأمثال الثآليل. رَوَاهُ مُسلم
Abdullah bin Sargis'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) gördüm ve onunla birlikte ekmek ve et yedim -veya o: lapa dedi- sonra arkasına dönüp bir yüzüğe baktım. Kehanet omuzlarının arasında, sol omzunun olduğu noktadadır ve üzerinde siğil gibi izler vardır. Müslim'in anlattığı
41
Mişkat el-Masabih # 29/5781
وَعَنْ أُمِّ خَالِدٍ بِنْتِ خَالِدِ بْنِ سَعِيدٍ قَالَتْ: أُتِيَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِثِيَابٍ فِيهَا خَمِيصَةٌ سَوْدَاءُ صَغِيرَةٌ فَقَالَ: «ائْتُونِي بِأُمِّ خَالِدٍ» فَأُتِيَ بِهَا تُحْمَلُ فَأَخَذَ الْخَمِيصَةَ بِيَدِهِ فَأَلْبَسَهَا. قَالَ: «أَبْلِي وَأَخْلِقِي ثُمَّ أَبْلِي وَأَخْلِقِي» وَكَانَ فِيهَا عَلَمٌ أَخْضَرُ أَوْ أَصْفَرُ. فَقَالَ: «يَا أُمَّ خَالِدٍ هَذَا سِنَاهْ» وَهِيَ بالحبشيَّةِ حسنَة. قَالَت: فذهبتُ أَلعبُ بخاتمِ النبوَّةِ فز برني أُبَيٍّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «دعها» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Halid bin Saîd'in kızı Ümmü Halid'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e, üzerinde küçük siyah bir hami olan bir elbise getirildi ve şöyle dedi: "Ümmü Halid'in hakkı için bana getirin." Onu doğurdu ve o da hamileri eline alıp giydi. “Yıpranırım ve davranırım, sonra yıpranırım ve davranırım” dedi ve o da bu işin içindeydi. Yeşil veya sarı bayrak. Dedi ki: "Ey Ümmü Halid, bu onun geleneğidir" ve bu güzel Etiyopya dilindedir. Dedi ki: Ben de Peygamberlik Mührü ile oynamaya gittim ve babam kazandı. Sonra Allah Resulü, Allah onu kutsasın ve huzur versin, "Onu bırak" dedi. Buhari'nin rivayet ettiği
42
Mişkat el-Masabih # 29/5782
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيْسَ بِالطَّوِيلِ الْبَائِنِ وَلَا بِالْقَصِيرِ وَلَيْسَ بِالْأَبْيَضِ الْأَمْهَقِ وَلَا بِالْآدَمِ وَلَيْسَ بِالْجَعْدِ الْقَطَطِ وَلَا بِالسَّبْطِ بَعَثَهُ اللَّهُ عَلَى رَأْسِ أَرْبَعِينَ سَنَةً فَأَقَامَ بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ وبالمدينة عشر سِنِين وتوفَّاه الله على رَأس سِتِّينَ سَنَةً وَلَيْسَ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ عِشْرُونَ شَعْرَةً بَيْضَاءَ
وَفِي رِوَايَةٍ يَصِفُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: كَانَ رَبْعَةً مِنَ الْقَوْمِ لَيْسَ بِالطَّوِيلِ وَلَا بِالْقَصِيرِ أَزْهَرَ اللَّوْنِ. وَقَالَ: كَانَ شَعْرُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَى أَنْصَافِ أُذُنَيْهِ
وَفِي رِوَايَةٍ: بَيْنَ أُذُنَيْهِ وَعَاتِقِهِ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ
وَفِي رِوَايَةٍ لِلْبُخَارِيِّ قَالَ: كَانَ ضَخْمَ الرَّأْسِ وَالْقَدَمَيْنِ لَمْ أَرَ بَعْدَهُ وَلَا قَبْلَهُ مِثْلَهُ وَكَانَ سَبْطَ الكفَّينِ. وَفِي أُخْرَى لَهُ قَالَ: كَانَ شئن الْقَدَمَيْنِ وَالْكَفَّيْنِ
Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ne uzundu, ne kısa, ne beyaz, ne albino, ne de insandı. Allah onu kırk yılın başında gönderdi ve on yıl Mekke'de, on yıl da Medine'de ikamet etti. Allah onu altmış yaşında vefat ettirdi ve ne başında ne de sakalında yirmi ak kıl yoktu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i anlatan bir rivayette şöyle buyurmuştur: O, halkın dörtte biriydi, ne uzun ne de kısaydı. Parlak bir ten rengine sahipti. Şöyle dedi: Bu, Resûlullah'ın (s.a.v.) saçıydı, Allah ona salat ve selam versin. Ve bir rivayette kulaklarının ortasıyla: kulakları ile boynu arasını selamladı. Bu görüşte görüş birliğine varılmış ve Buhari'nin bir rivayetinde şöyle demiştir: Başı ve ayakları kendisinden önce ve sonra görmediğim kadar büyüktü ve avuçları da genişti. Bir başka sözünde de şöyle buyurmuştur: Bu, ayaklar ve avuçlar meselesiydi.
43
Mişkat el-Masabih # 29/5783
وَعَنِ الْبَرَّاءِ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرْبُوعًا بَعِيدَ مَا بَيْنَ الْمَنْكِبَيْنِ لَهُ شَعْرٌ بَلَغَ شَحْمَةَ أُذُنَيْهِ رَأَيْتُهُ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ لَمْ أَرَ شَيْئًا قَطُّ أَحْسَنَ مِنْهُ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ
وَفِي رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ قَالَ: مَا رَأَيْتُ مِنْ ذِي لِمَّةٍ أَحْسَنَ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَعْرُهُ يَضْرِبُ مَنْكِبَيْهِ بَعِيدٌ مَا بَيْنَ الْمَنْكِبَيْنِ لَيْسَ بِالطَّوِيلِ وَلَا بِالْقَصِيرِ
El-Berâ'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) kare omuzlu ve kulak memelerine kadar uzanan saçlara sahipti. Onu kırmızı takım elbiseli gördüm. Daha iyi bir şey görmedim. Anlaştık. Müslim'in bir rivayetinde şöyle buyurmuştur: Ben bundan daha güzel ahlaklı birini görmedim. Allah Resulü'nün kırmızı elbisesi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin. Saçları omuzlarına kadar uzanıyor, omuzların epey arasında, ne uzun ne de kısa.
44
Mişkat el-Masabih # 29/5784
وَعَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَلِيعَ الْفَمِ أَشْكَلَ الْعَيْنَيْنِ مَنْهُوشَ الْعَقِبَيْنِ قِيلَ لَسِمَاكٍ: مَا ضَلِيعُ الْفَمِ؟ قَالَ: عَظِيمُ الْفَمِ. قِيلَ: مَا أَشْكَلُ الْعَيْنَيْنِ؟ قَالَ: طَوِيلُ شَقِّ الْعَيْنِ. قِيلَ: مَا مَنْهُوشُ الْعَقِبَيْنِ؟ قَالَ: قليلُ لحم الْعقب. رَوَاهُ مُسلم
Simak ibn Harb'den, Cabir ibn Semure'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, dar bir ağzı, yuvarlak gözleri ve kırık topukları vardı. Samak'a şöyle denildi: Ağzın kaburga kemiği nedir? Şöyle dedi: Ağzı büyüktür. Denildi ki: Gözlerin şekli nedir? Dedi ki: Uzun, göz alıcı. Denildi ki: Utanmıyor Topuklular mı? Şöyle dedi: Popodan biraz et. Müslim'in anlattığı
45
Mişkat el-Masabih # 29/5785
وَعَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ قَالَ: رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ أَبْيَضَ مَلِيحًا مقصدا ". رَوَاهُ مُسلم
Ebu Tufeyl'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü'nü gördüm, Allah ona salat ve selam versin. Beyazdı, yakışıklıydı ve kararlıydı. Müslim'den rivayet edilmiştir.
46
Mişkat el-Masabih # 29/5786
وَعَنْ ثَابِتٍ قَالَ: سُئِلَ أَنَسٌ عَنْ خِضَابِ رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم فَقَالَ: إِنَّهُ لَمْ يَبْلُغْ مَا يُخْضَبُ لَوْ شِئْتُ أَنْ أَعُدَّ شَمَطَاتِهِ فِي لِحْيَتِهِ - وَفِي رِوَايَةٍ: لَوْ شِئْتُ أَنْ أَعُدَّ شَمَطَاتٍ كُنَّ فِي رَأسه - فعلت. مُتَّفق عَلَيْهِ
Sâbit'ten rivayetle şöyle demiştir: Enes, Resûlullah (s.a.v.)'in boyanması hakkında soru soruldu ve şöyle dedi: O, saçını öyle bir boyamadı ki, eğer ben sakalındaki vurguları saymak istersem -ve bir rivayette: İsteseydim, başındaki saçları sayabilirdim- boyadım. anlaştık
47
Mişkat el-Masabih # 29/5787
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَزْهَرَ اللَّوْنِ كَانَ عَرَقُهُ اللُّؤْلُؤُ إِذَا مَشَى تَكَفَّأَ وَمَا مَسَسْتُ دِيبَاجَةً وَلَا حَرِيرًا أَلْيَنَ مِنْ كَفِّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَلَا شمَمتُ مسكاً وَلَا عَنْبَرَةً أَطْيَبَ مِنْ رَائِحَةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ
Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, en parlak renkteydi. Damarları inci gibiydi. Yürürken başının üzerine eğilmişti ve ben, Resûlullah'ın (s.a.v.) avucundan daha yumuşak bir brokar veya ipeğe dokunmadım, Allah ona salat ve selam versin ve ben hiçbir zaman Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kokusundan daha güzel misk veya amber kokusu duymadım. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. anlaştık
48
Mişkat el-Masabih # 29/5788
وَعَنْ أُمِّ سُلَيْمٍ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَأْتِيهَا فَيَقِيلُ عِنْدَهَا فَتَبْسُطُ نِطْعًا فَيَقِيلُ عَلَيْهِ وَكَانَ كَثِيرَ الْعَرَقِ فَكَانَتْ تَجْمَعُ عَرَقَهُ فَتَجْعَلُهُ فِي الطِّيبِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا أُمَّ سُلَيْمٍ مَا هَذَا؟» قَالَتْ: عَرَقُكَ نَجْعَلُهُ فِي طِيبِنَا وَهُوَ مِنْ أَطْيَبِ الطِّيبِ
وَفِي رِوَايَةٍ قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ نَرْجُو بَرَكَتَهُ لِصِبْيَانِنَا قَالَ: «أصبت» . مُتَّفق عَلَيْهِ
Ümmü Süleym'den rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona gider ve onunla bir şeyler söylerdi, o da yüzünü açardı ve onun hakkında söylenirdi. Çok terliyordu, o yüzden terini toplayıp parfümün içine koyuyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey Ümmü Süleym, bu nedir?" Dedi ki: Terin Parfümümüzün içine koyuyoruz ve en iyi parfümlerden biri oluyor. Ve bir rivayetinde şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, O'nun evlatlarımıza bereketini umuyoruz. Şöyle dedi: “Haklısın.” anlaştık
49
Mişkat el-Masabih # 29/5789
Cabir bin Samura (RA)
وَعَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ قَالَ: صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَاةَ الْأُولَى ثُمَّ خَرَجَ إِلَى أَهْلِهِ وَخَرَجْتُ مَعَهُ فَاسْتَقْبَلَهُ وِلْدَانٌ فَجَعَلَ يَمْسَحُ خَدَّيْ أَحَدِهِمْ وَاحِدًا وَاحِدًا وَأَمَّا أَنَا فَمَسَحَ خَدِّي فَوَجَدْتُ لِيَدِهِ بردا وريحاً كَأَنَّمَا أَخْرَجَهَا مِنْ جُؤْنَةِ عَطَّارٍ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Cabir bin Semure'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte namaz kıldım, ilk namazı kıldım, sonra ailesinin yanına çıktım, ben de onunla çıktım ve o da onu kabul etti. İki oğlu vardı, birer birer birinin yanaklarını silmeye başladı. Bana gelince, yanaklarımı sildi ve elinin sanki çıkarmış gibi soğuk ve kötü koktuğunu hissettim. Attar'ın cesedinden. Müslim'in anlattığı
50
Mişkat el-Masabih # 29/5790
Hz. Ali (r.a.)
عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيْسَ بالطويل وَلَا بالقصير ضخم الرَّأْس واللحية شئن الْكَفَّيْنِ وَالْقَدَمَيْنِ مُشْرَبًا حُمْرَةً ضَخْمَ الْكَرَادِيسِ طَوِيلَ المَسْرُبَةِ إِذا مَشى تكفَّأ تكفُّأً كَأَنَّمَا يَنْحَطُّ مِنْ صَبَبٍ لَمْ أَرَ قَبْلَهُ وَلَا بَعْدَهُ مِثْلَهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَقَالَ: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ
Ali bin Ebu Talib'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) ne uzun ne de kısaydı, başı ve sakalı avuç içi ve ayaklar gibi genişti ve kırmızımsı bir ten rengi vardı. Büyük, uzun açıklıklı kaliperler. Yürürken sanki daha önce ve sonra görmediğim bir uçurumdan aşağı iniyormuşçasına öne doğru eğiliyor. Onun gibi Allah da ona rahmet ve selamet versin. Tirmizî anlatıyor: Bu hasen ve sahih bir hadistir.