Bölüm 18
Bölümlere Dön
01
Mişkat el-Masabih # 18/3661
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَمَنْ يُطِعِ الْأَمِيرَ فَقَدْ أَطَاعَنِي وَمَنْ يَعْصِ الْأَمِيرَ فَقَدْ عَصَانِي وَإِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ فَإِنْ أَمَرَ بِتَقْوَى اللَّهِ وَعَدَلَ فَإِنَّ لَهُ بِذَلِكَ أَجْرًا وَإِنْ قالَ بغَيرِه فَإِن عَلَيْهِ مِنْهُ»
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur, kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiş olur, kim emire itaat ederse bana itaat etmiş olur, kim de emire itaat etmezse bana isyan etmiş olur. İmam yalnızca arkasında savaşılan ve ondan korunan bir kalkandır. Allah'tan korkup adaletli davranarak emrederse ona bir ödül verilir." Bunun için aksini söylerse, o zaman kendisine bir sevap verilecektir.”
02
Mişkat el-Masabih # 18/3662
وَعَنْ أُمِّ الْحُصَيْنِ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنْ أُمِّرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ مُجَدَّعٌ يَقُودُكُمْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَاسْمَعُوا لَهُ وَأَطيعُوا» . رَوَاهُ مُسلم
Ümmü'l-Hüseyn'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle buyurdu: "Eğer üzerinize, size Allah'ın Kitabı ile rehberlik eden deli bir köle emredilirse, onu dinleyin." Ve itaat edin. Müslim'in anlattığı
03
Mişkat el-Masabih # 18/3663
وَعَنْ أَنَسٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا وَإِنِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ كَأَنَّ رَأْسَهُ زَبِيبَةٌ» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ve Enes'ten rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Dinleyin ve itaat edin, üzerinize Habeşli bir köle görevlendirilse bile onun başı kuru üzüm gibidir." . Buhari'nin rivayet ettiği
04
Mişkat el-Masabih # 18/3664
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «السَّمعُ والطاعةُ على المرءِ المسلمِ فِيمَا أحب وأكره مَا لَمْ يُؤْمَرْ بِمَعْصِيَةٍ فَإِذَا أُمِرَ بِمَعْصِيَةٍ فَلَا سَمْعَ وَلَا طَاعَةَ»
İbn Ömer -Allah her ikisinden de razı olsun- şöyle demiştir: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Müslümana, kendisine itaatsizlik emrolunmadığı sürece, sevdiği ve hoşlanmadığı şeyleri dinlemek ve itaat etmek farzdır. "O, itaatsizlikle emrolundu, fakat ne dinleme ne de itaat vardı."
05
Mişkat el-Masabih # 18/3665
وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا طَاعَةَ فِي مَعْصِيَةٍ إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوف»
Ali'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) şöyle dedi: "İsyanda itaat yoktur, ancak hak olana itaat vardır."
06
Mişkat el-Masabih # 18/3666
وَعَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ قَالَ: بَايَعْنَا رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَعَلَى أَثَرَةٍ عَلَيْنَا وَعَلَى أَنْ لَا نُنَازِعَ الْأَمْرَ أَهْلَهُ وَعَلَى أَنْ نَقُولَ بِالْحَقِّ أَيْنَمَا كُنَّا لَا نَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لَائِمٍ. وَفِي رِوَايَةٍ: وَعَلَى أَنْ لَا نُنَازِعَ الْأَمْرَ أَهْلَهُ إِلَّا أَنْ تَرَوْا كُفْرًا بَوَاحًا عِنْدَكُمْ مِنَ اللَّهِ فِيهِ بُرْهَانٌ
Ubade ibn es-Samit'ten rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, sıkıntı, kolaylık ve rahatlık zamanlarında işitme ve itaat üzerine bize biat etti. Ve bizi zorlaması, üzerimizdeki nüfuzu, meseleyi halkla tartışmamamız, nerede olursak olalım hakkı söylememiz ve Allah için korkmamamız için. Suçlayanı suçla. Ve bir rivayette: Allah katından, Allah tarafından açık bir deliliniz olan açık bir küfür görmedikçe, biz bu meseleyi o halkın arasında tartışmayız.
07
Mişkat el-Masabih # 18/3667
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: كُنَّا إِذَا بَايَعْنَا رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ يَقُولُ لَنَا: «فِيمَا اسْتَطَعْتُمْ»
İbn Ömer -Allah her ikisinden de râzı olsun- şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, Allah onu salât ve selâm versin, dinlemesi ve itaat etmesi için biat ettiğimizde bize şöyle derdi: "Sen gücün yetti" konusunda bize şöyle derdi:
08
Mişkat el-Masabih # 18/3668
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: «من رأى أميره يَكْرَهُهُ فَلْيَصْبِرْ فَإِنَّهُ لَيْسَ أَحَدٌ يُفَارِقُ الْجَمَاعَةَ شبْرًا فَيَمُوت إِلَّا مَاتَ ميتَة جَاهِلِيَّة»
İbni Abbas'tan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim liderinin ondan nefret ettiğini görürse sabretsin, çünkü gruptan bir karış bile ayrılıp ölen kimse yoktur." Tabii İslam öncesi bir ölümle ölmediyse.”
09
Mişkat el-Masabih # 18/3669
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ خَرَجَ مِنَ الطَّاعَةِ وَفَارَقَ الْجَمَاعَةَ فَمَاتَ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً وَمَنْ قَاتَلَ تَحْتَ رَايَةٍ عِمِّيَّةٍ يَغْضَبُ لِعَصَبِيَّةٍ أَوْ يَدْعُو لِعَصَبِيَّةٍ أَوْ يَنْصُرُ عَصَبِيَّةً فَقُتِلَ فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ وَمَنْ خَرَجَ عَلَى أُمَّتِي بِسَيْفِهِ يَضْرِبُ بَرَّهَا وَفَاجِرَهَا وَلَا يَتَحَاشَى مِنْ مُؤْمِنِهَا وَلَا يَفِي لِذِي عَهْدٍ عَهْدَهُ فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ» . رَوَاهُ مُسلم
Ebu Hureyre (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle derken işittim: "Kim itaati terk eder, taifeden ayrılır ve ölürse, o, İslam öncesi bir ölümle ölmüştür ve kim kör bir bayrak altında savaşırsa, taassubundan ötürü öfkelenir, taassubu çağırır veya taassubu desteklerse, o öldürülür. O, İslam öncesi bir katildir. Ümmetime karşı isyan, onun kılıcıyla salihleri de, fasıkları da vuracaktır; o, mü'mininden kaçınmaz ve onunla ahdini yerine getirmez. O benden değildir, ben de ondan değilim." Müslim'in anlattığı
10
Mişkat el-Masabih # 18/3670
وَعَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ الْأَشْجَعِيِّ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «خِيَارُ أئمتكم الَّذين يحبونهم وَيُحِبُّونَكُمْ وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ وَشِرَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِي تبغضونهم ويبغضونكم وتلعنوهم ويلعنوكم» قَالَ: قُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلَا نُنَابِذُهُمْ عِنْدَ ذَلِكَ؟ قَالَ: «لَا مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلَاةَ لَا مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلَاةَ أَلَا مَنْ وُلِّيَ عَلَيْهِ وَالٍ فَرَآهُ يَأْتِي شَيْئًا مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ فَلْيَكْرَهْ مَا يَأْتِي مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ وَلَا يَنْزِعَنَّ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ» . رَوَاهُ مُسلم
Avf bin Malik el-Eşca'i'den, Resûlullah'tan (s.a.v.) rivayetle şöyle buyurmuştur: "İmamlarınızın en hayırlısı, onları seven ve sizi seven, siz de onlara salat edip dua edenlerdir." Senin nefret ettiğin, onların da senden nefret ettiği, senin onlara lanet ettiğin, onların da sana lanet ettiği imamların en kötüsü senin üzerindedir.” Dedi ki: Biz dedik ki: Ey Allah'ın Resulü, onlara karşı çıkmayacak mıyız? Sonra? Şöyle buyurdu: "Hayır, üzerinize namaz kıldıkları sürece. Hayır, üzerinize namaz kıldıkları sürece. Üzerine bir yönetici atanan ve kendisini Allah'a isyan ederken gören kimse bundan nefret etsin." Allah’a itaatsizlikten gelir ve itaatten el kaldırmaz.” Müslim'in anlattığı
11
Mişkat el-Masabih # 18/3671
وَعَنْ أُمِّ سَلَمَةَ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَكُونُ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ تَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ أَنْكَرَ فَقْدَ بَرِئَ وَمَنْ كَرِهَ فَقَدْ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ» قَالُوا: أَفَلَا نُقَاتِلُهُمْ؟ قَالَ: «لَا مَا صَلَّوْا لَا مَا صَلَّوْا» أَيْ: مَنْ كَرِهَ بِقَلْبِهِ وَأنكر بِقَلْبِه. رَوَاهُ مُسلم
Ümmü Seleme'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizin üzerinizde tanıdığınız ve inkar ettiğiniz hükümdarlar olacaktır. Kim yalanlarsa beraat eder, kim bundan hoşlanmazsa teslim olur, kim de razı olur ve devam ederse." "Onlarla savaşmayalım mı?" dediler. Şöyle buyurdu: "Onlar dua ettikleri sürece değil, dua ettikleri sürece değil." Yani: Kim bundan hoşlanmazsa. Kalbinde, kalbinde de inkar etti. Müslim'in anlattığı
12
Mişkat el-Masabih # 18/3672
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً وَأُمُورًا تُنْكِرُونَهَا» قَالُوا: فَمَا تَأْمُرُنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: «أَدُّوا إِلَيْهِم حَقهم وسلوا الله حقكم»
Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: "Şüphesiz benden sonra inkâr edeceğiniz alâmetler ve meseleler göreceksiniz." Dediler ki: Bize ne emrediyorsun, ey Allah'ın Resulü? Şöyle buyurdu: "Onların haklarını verin ve hakkınızı Allah'tan isteyin."
13
Mişkat el-Masabih # 18/3673
وَعَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ قَالَ: سَأَلَ سَلَمَةُ بْنُ يَزِيدَ الْجُعْفِيُّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ قَامَتْ عَلَيْنَا أُمَرَاءُ يَسْأَلُونَا حَقَّهُمْ وَيَمْنَعُونَا حَقَّنَا فَمَا تَأْمُرُنَا؟ قَالَ: «اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا فَإِنَّمَا عَلَيْهِمْ مَا حُمِّلُوا وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ» . رَوَاهُ مُسلم
Vael bin Hacer'den rivayetle şöyle dedi: Seleme bin Yezid el-Cu'fi, Resûlullah'a (s.a.v.) sordu, Allah ona salat ve selam versin, o da şöyle dedi: Ey Allah'ın Peygamberi, eğer durursa ne dersin? Bizden haklarını isteyen, haklarımızı reddeden prenslerimiz var, peki bize ne emrediyorsun? Şöyle buyurdu: "Dinleyin ve itaat edin; zira onlar, kendilerine yüklenilenlerden sorumludurlar." Yüklendiğiniz yük de size aittir.” Müslim'in anlattığı
14
Mişkat el-Masabih # 18/3674
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم يَقُول: «مَنْ خَلَعَ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ لَقِيَ اللَّهَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا حُجَّةَ لَهُ. وَمَنْ مَاتَ وَلَيْسَ فِي عُنُقِهِ بَيْعَةٌ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً» . رَوَاهُ مُسلم
Abdullah bin Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Kim itaatten elini çekerse, kıyamet gününde Allah'a kavuşacaktır ve hiçbir delil olmayacaktır." Onun için. Kim boynunda bey'at olmadan ölürse, o, İslam'dan önceki bir ölümle ölmüş olur." Müslim'in anlattığı
15
Mişkat el-Masabih # 18/3675
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمُ الْأَنْبِيَاءُ كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيُّ خَلَفَهُ نبيٌّ وإِنَّه لَا نبيَّ بعدِي وسيكون حلفاء فَيَكْثُرُونَ» قَالُوا: فَمَا تَأْمُرُنَا؟ قَالَ: «فُوا بَيْعَةَ الْأَوَّلِ فَالْأَوَّلِ أَعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ فَإِنَّ اللَّهَ سَائِلُهُمْ عَمَّا استرعاهم»
On the authority of Abu Hurairah, on the authority of the Prophet, may God bless him and grant him peace, he said: “The Children of Israel were ruled by the prophets. Whenever a prophet died, another prophet succeeded him. There will be no prophet after me, and there will be allies and they will multiply.” Dediler ki: Bize ne yapmamızı emrediyorsun? Şöyle buyurdu: "Öncekilere biat edin ve ilklerine olan haklarını onlara verin. Allah, onlara ne emrettiğini soracaktır."
16
Mişkat el-Masabih # 18/3676
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا بُويِعَ لِخَلِيفَتَيْنِ فاقتُلوا الآخِرَ منهُما» . رَوَاهُ مُسلم
Ebu Said'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İki halifeye biat edilirse diğerini öldürün." Müslim'in anlattığı
17
Mişkat el-Masabih # 18/3677
وَعَنْ عَرْفَجَةَ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِنَّهُ سَيَكُونُ هَنَاتٌ وَهَنَاتٌ فَمَنْ أَرَادَ أَنْ يُفَرِّقَ أَمْرَ هَذِهِ الْأُمَّةِ وَهِيَ جَمِيعٌ فَاضْرِبُوهُ بِالسَّيْفِ كَائِنًا مَنْ كانَ» . رَوَاهُ مُسلم
Arfaja'dan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü'nü (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Zorluklar ve zorluklar olacak, o halde kim bu milletin, hepsi de dahil olmak üzere, meselesinde bir değişiklik yapmak isterse, kim olursa olsun onu kılıçla vurun." Müslim'in anlattığı
18
Mişkat el-Masabih # 18/3678
وَعَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ أَتَاكُمْ وَأَمْرُكُمْ جَمِيعٌ عَلَى رَجُلٍ وَاحِدٍ يُرِيدُ أَنْ يَشُقَّ عَصَاكُمْ أوْ يُفرِّقَ جماعتكم فَاقْتُلُوهُ» . رَوَاهُ مُسلم
O, şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Kim size gelir ve hepinize bir adam hakkında emir verirse, asanızı parçalamak isterse veya grubunuzu dağıtırsa, onu öldürün." Müslim'in anlattığı
19
Mişkat el-Masabih # 18/3679
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: «من بَايَعَ إِمَامًا فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ إِنِ اسْتَطَاعَ فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فاضربوا عنق الآخر» . رَوَاهُ مُسلم
Abdullah bin Amr'dan rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim bir imama bey'at eder ve ona elinin amelini ve kalbinin meyvesini verirse, gücü yetiyorsa ona itaat etsin, eğer bir başkası onunla tartışmaya girerse, diğerinin kafasını kesin." Müslim'in anlattığı
20
Mişkat el-Masabih # 18/3680
وَعَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ قَالَ: قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا تَسْأَلِ الْإِمَارَةَ فَإِنَّكَ إِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا وَإِنْ أُعْطِيتَهَا عنْ غيرِ مَسْأَلَة أعنت عَلَيْهَا»
Abdurrahman bin Semure'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) bana şöyle dedi: "Liderlik isteme, çünkü onu sana emanet edilen bir meseleye verirsen ve onu bir soru dışında başka bir soru için verirsen, ona yardım etmiş olursun."
21
Mişkat el-Masabih # 18/3681
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّكُمْ سَتَحْرِصُونَ عَلَى الْإِمَارَةِ وَسَتَكُونُ نَدَامَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَنِعْمَ الْمُرْضِعَةُ وَبِئْسَتِ الفاطمةُ» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ebu Hureyre'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle şöyle buyurdu: "Emirliğe düşkün olacaksın ve kıyamet gününde bundan pişman olacaksın, öyleyse evet." "Emziren kadın, Fatıma kadını ne kötüdür." Buhari'nin rivayet ettiği
22
Mişkat el-Masabih # 18/3682
وَعَنْ أَبِي ذَرٍّ قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَا تَسْتَعْمِلُنِي؟ قَالَ: فَضَرَبَ بِيَدِهِ عَلَى مَنْكِبِي ثُمَّ قَالَ: «يَا أَبَا ذَرٍّ إِنَّكَ ضَعِيفٌ وَإِنَّهَا أَمَانَةٌ وَإِنَّهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ خِزْيٌ وَنَدَامَةٌ إِلَّا مَنْ أَخَذَهَا بِحَقِّهَا وَأَدَّى الَّذِي عَلَيْهِ فِيهَا» . وَفِي رِوَايَةٍ: قَالَ لَهُ: «يَا أَبَا ذَرٍّ إِنِّي أَرَاكَ ضَعِيفًا وَإِنِّي أُحِبُّ لَكَ مَا أُحِبُّ لِنَفْسِي لَا تَأَمَّرَنَّ عَلَى اثْنَيْنِ وَلَا تَوَلَّيَنَّ مَالَ يَتِيمٍ» . رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Ebu Zerr'den rivayetle şöyle dedi: Ben dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, beni işe almaz mısın? Dedi ki: Eliyle omzuma vurdu ve sonra şöyle dedi: "Ey Ebu Zer, sen zayıfsın, bu bir emanettir ve kıyamet gününde utanç ve pişmanlık olacaktır." Ancak onu hak olarak alan ve borcunu ödeyen hariç.” Ve bir rivayette: Ona şöyle dedi: “Ey Ebu Zer, senin zayıf olduğunu görüyorum ve kendim için istediğimi senin için de isterim. İki koca tayin etmeyin ve yetimin malına sorumluluk vermeyin.” Müslim'in anlattığı
23
Mişkat el-Masabih # 18/3683
وَعَنْ أَبِي مُوسَى قَالَ: دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَا وَرَجُلَانِ مِنْ بَنِي عَمِّي فَقَالَ أَحَدُهُمَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمِّرْنَا عَلَى بَعْضِ مَا وَلَّاكَ اللَّهُ وَقَالَ الْآخَرُ مِثْلَ ذَلِكَ فَقَالَ: «إِنَّا وَاللَّهِ لَا نُوَلِّي عَلَى هَذَا الْعَمَلِ أَحَدًا سَأَلَهُ وَلَا أَحَدًا حَرَصَ عَلَيْهِ» . وَفِي رِوَايَةٍ قَالَ: «لَا نَسْتَعْمِلُ عَلَى عَمَلِنَا مَنْ أَرَادَهُ»
Ebu Musa'dan rivayetle şöyle dedi: Amcamdan iki adamla birlikte Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yanına girdim ve onlardan biri şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, bazı şeyleri yapmamızı bize emret. Allah seni korusun, diğeri de şöyle bir şey söyledi ve şöyle dedi: “Vallahi biz bu işi isteyene ve hiç kimseye emanet etmeyiz.” Kendisi halletti.” Bir rivayetinde şöyle demiştir: "Biz işimizi yapmak isteyeni çalıştırmıyoruz."
24
Mişkat el-Masabih # 18/3684
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «تَجِدُونَ مِنْ خَيْرِ النَّاسِ أَشَدَّهُمْ كَرَاهِيَةً لِهَذَا الْأَمْرِ حَتَّى يقَعَ فِيهِ»
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İnsanların en hayırlıları arasında, bu iş oluncaya kadar bu işten en çok nefret edeni bulacaksın."
25
Mişkat el-Masabih # 18/3685
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: «أَلا كلُّكُمْ راعٍ وكلُّكُمْ مسؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ فَالْإِمَامُ الَّذِي عَلَى النَّاسِ رَاعٍ وَهُوَ مسؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ وَالرَّجُلُ رَاعٍ عَلَى أَهْلِ بَيْتِهِ وَهُوَ مسؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ عَلَى بَيْتِ زَوْجِهَا وولدِهِ وَهِي مسؤولةٌ عَنْهُمْ وَعَبْدُ الرَّجُلِ رَاعٍ عَلَى مَالِ سَيِّدِهِ وَهُوَ مسؤولٌ عَنهُ أَلا فكلُّكُمْ راعٍ وكلكُمْ مسؤولٌ عَن رعيتِه»
Abdullah bin Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz onun sürüsünden sorumlusunuz, dolayısıyla insanların başında olan imam da çobandır." O, sürüsünden sorumludur, erkek de evinin çobanıdır, erkek de sürüsünden sorumludur ve kadın da evinin çobanıdır. Kocası ve çocuğu ve kendisi bunlardan sorumludur. Adamın hizmetçisi, efendisinin malının çobanıdır ve ondan sorumludur. Şüphesiz hepiniz birer çobansınız ve her biriniz sürüsünden sorumlusunuz.”
26
Mişkat el-Masabih # 18/3686
وَعَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم يقولُ: «مَا مِنْ والٍ بلي رَعِيَّةً مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَيَمُوتُ وَهُوَ غَاشٌّ لَهُمْ إِلَّا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ»
Makil bin Yassar'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Müslüman bir toplumu şımartan ve Allah ona cenneti haram kılmadan onları aldatarak ölen hiçbir hükümdar yoktur."
27
Mişkat el-Masabih # 18/3687
وَعَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَا مِنْ عَبْدٍ يَسْتَرْعِيهِ اللَّهُ رَعِيَّةً فَلَمْ يَحُطْهَا بِنَصِيحَةٍ إِلَّا لَمْ يجد رَائِحَة الْجنَّة»
Yetkisi üzerine şöyle dedi: Resûlullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Allah'ın sürüsünü koruduğu ve onu öğütlerle kuşatmadığı, ancak cennetin kokusunu bulamadığı hiçbir kul yoktur."
28
Mişkat el-Masabih # 18/3688
وَعَنْ عَائِذِ بْنِ عَمْرٌو قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِنَّ شرَّ الرعاءِ الحُطَمَة» . رَوَاهُ مُسلم
Aiz bin Amr'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben Resûlullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Çobanların en kötüsü kalbi kırıktır." Müslim'in anlattığı
29
Mişkat el-Masabih # 18/3689
وَعَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «اللَّهُمَّ مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَشَقَّ عَلَيْهِمْ فَاشْقُقْ عَلَيْهِ وَمَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَرَفَقَ بهم فارفُقْ بِهِ» . رَوَاهُ مُسلم
Aişe'den rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah'ım, kim ümmetimin işleriyle görevlendirilirse ve onlara zorluk çıkarırsa, ona sert davran; ben de kim ümmetimin herhangi bir işiyle meşgul olursam, onlara karşı nazik ol, ona karşı da nazik ol." Müslim'in anlattığı
30
Mişkat el-Masabih # 18/3690
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ الْمُقْسِطِينَ عِنْدَ اللَّهِ عَلَى مَنَابِرَ مِنْ نُورٍ عَنْ يَمِينِ الرَّحْمَنِ وَكِلْتَا يَدَيْهِ يمينٌ الذينَ يعدِلُونَ فِي حُكمِهم وأهليهم وَمَا ولُوا» . رَوَاهُ مُسلم
Abdullah bin Amr bin El-As'tan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah katında adil olanlar, Rahman'ın sağ elinden nurdan platformlar üzerindedirler ve O'nun her iki eli de, hükmünde adaletli olanların, ailelerinin ve kendilerine görevlendirilenlerin sağ elidir." Müslim'in anlattığı
31
Mişkat el-Masabih # 18/3691
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" مَا بَعَثَ اللَّهُ مِنْ نَبِيٍّ وَلَا اسْتَخْلَفَ مِنْ خَلِيفَةٍ إِلَّا كَانَتْ لَهُ بِطَانَتَانِ: بِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالْمَعْرُوفِ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ وَبِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالشَّرِّ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ وَالْمَعْصُومُ مَنْ عصمَه اللَّهُ ". رَوَاهُ البُخَارِيّ
" مَا بَعَثَ اللَّهُ مِنْ نَبِيٍّ وَلَا اسْتَخْلَفَ مِنْ خَلِيفَةٍ إِلَّا كَانَتْ لَهُ بِطَانَتَانِ: بِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالْمَعْرُوفِ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ وَبِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالشَّرِّ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ وَالْمَعْصُومُ مَنْ عصمَه اللَّهُ ". رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ebu Said'den rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah, iki sırrı olmayan bir peygamber göndermemiştir ve bir halife atamamıştır: En yakın daire, ona iyiliği emreder ve onu buna teşvik eder; en yakın daire ise, ona kötülüğü emreder ve onu yapmaya teşvik eder; masum olan, Allah'ın koruduğu kimsedir." Buhari'nin rivayet ettiği
32
Mişkat el-Masabih # 18/3692
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: كَانَ قَيْسُ بْنُ سَعْدٍ مِنَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَنْزِلَةِ صاحبِ الشُّرَطِ منَ الأميرِ. رَوَاهُ البُخَارِيّ
Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Kays bin Saad, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yanındaydı, tıpkı şartlara sahip olanın prensin yanında olduğu gibi. Buhari'nin rivayet ettiği
33
Mişkat el-Masabih # 18/3693
وَعَنْ أَبِي بَكْرَةَ قَالَ: لَمَّا بَلَغَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّ أَهْلَ فَارِسَ قَدْ مَلَّكُوا عَلَيْهِمْ بِنْتَ كِسْرَى قَالَ: «لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ebu Bekre'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)'e, İran halkının Bint Hüsrev'i kendilerine kral yaptıkları haber verildiğinde şöyle dedi: "O başarılı olamaz." Bir kadını lider olarak atayan bir halk.” Buhari'nin rivayet ettiği
34
Mişkat el-Masabih # 18/3694
عَن الحارِثِ الْأَشْعَرِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" آمُرُكُمْ بِخَمْسٍ: بِالْجَمَاعَةِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَالْهِجْرَةِ وَالْجِهَادِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَإِنَّهُ مَنْ خَرَجَ مِنَ الْجَمَاعَةِ قِيدَ شِبْرٍ فَقَدْ خَلَعَ رِبْقَةَ الْإِسْلَامِ مِنْ عُنُقِهِ إِلَّا أَنْ يُرَاجِعَ وَمَنْ دَعَا بِدَعْوَى الْجَاهِلِيَّةِ فَهُوَ مِنْ جُثَى جَهَنَّمَ وَإِنْ صَامَ وَصَلَّى وَزَعَمَ أَنَّهُ مُسْلِمٌ ". رَوَاهُ أَحْمد وَالتِّرْمِذِيّ
" آمُرُكُمْ بِخَمْسٍ: بِالْجَمَاعَةِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَالْهِجْرَةِ وَالْجِهَادِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَإِنَّهُ مَنْ خَرَجَ مِنَ الْجَمَاعَةِ قِيدَ شِبْرٍ فَقَدْ خَلَعَ رِبْقَةَ الْإِسْلَامِ مِنْ عُنُقِهِ إِلَّا أَنْ يُرَاجِعَ وَمَنْ دَعَا بِدَعْوَى الْجَاهِلِيَّةِ فَهُوَ مِنْ جُثَى جَهَنَّمَ وَإِنْ صَامَ وَصَلَّى وَزَعَمَ أَنَّهُ مُسْلِمٌ ". رَوَاهُ أَحْمد وَالتِّرْمِذِيّ
El-Hâris el-Eş'ari'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben sana beş şeyi emrediyorum: Cemaatle birleşmek, dinlemek, itaat etmek ve hicret etmek." Cihad Allah içindir ve kim gruptan bir karış bile ayrılırsa, tekrar düşünmedikçe İslam'ın yakasını boynundan çıkarmış olur ve kim İslam öncesi döneme göre dua ederse, oruç tutsa, namaz kılsa ve Müslüman olduğunu iddia etse bile cehennem dizlerinden olacaktır." Ahmed ve Tirmizi rivayet etmiştir.
35
Mişkat el-Masabih # 18/3695
وَعَن زِيادِ بنِ كُسَيبٍ العَدَوِيِّ قَالَ: كُنْتُ مَعَ أَبِي بَكْرَةَ تَحْتَ مِنْبَرِ ابْنِ عَامِرٍ وَهُوَ يَخْطُبُ وَعَلَيْهِ ثِيَابٌ رِقَاقٌ فَقَالَ أَبُو بِلَال: انْظُرُوا إِلَى أَمِير نايلبس ثِيَابَ الْفُسَّاقِ. فَقَالَ أَبُو بَكْرَةَ: اسْكُتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُول: «مَنْ أَهَانَ سُلْطَانَ اللَّهِ فِي الْأَرْضِ أَهَانَهُ اللَّهُ» رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَقَالَ: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ
Ziyad bin Kusayb El-Adevi'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben Ebu Bekre ile birlikte İbn Amir'in minberi altında ince elbiselerle hutbe okurken yanındaydım ve Ebu Bilal şöyle dedi: Bakın. Ahlaksızların kıyafetlerini giyen prense. Ebu Bekre şöyle dedi: Sessiz ol. Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittim: "Kim hakaret ederse... "Allah'ın yeryüzündeki otoritesi, Allah tarafından rezil olmuştur." Tirmizî şöyle demiştir: Bu hasen garib hadistir.
36
Mişkat el-Masabih # 18/3696
وَعَنِ النَّوَّاسِ بْنِ سِمْعَانَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا طَاعَةَ لِمَخْلُوقٍ فِي مَعْصِيَةِ الْخَالِقِ» . رَوَاهُ فِي شَرْحِ السّنة
Nevvas bin Semaan'dan rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Yaratıcıya isyan eden yaratılmış bir varlığa itaat yoktur." Bunu Şerhu's Sünnet'te rivayet etmiştir.
37
Mişkat el-Masabih # 18/3697
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا مِنْ أَمِيرِ عَشرَةٍ إِلا يُؤتى بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَغْلُولًا حَتَّى يُفَكَّ عَنْهُ الْعَدْلُ أَو يوبقه الْجور» . رَوَاهُ الدَّارمِيّ
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kıyamet günü, bağları çözülünceye kadar bağlı olarak getirilmeyecek on kişinin lideri yoktur." Adalet ya da adaletsizlik ona zarar verecektir.” Ed-Darimi'nin rivayet ettiği
38
Mişkat el-Masabih # 18/3698
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «وَيْلٌ لِلْأُمَرَاءِ وَيْلٌ لِلْعُرَفَاءِ وَيْلٌ لِلْأُمَنَاءِ لَيَتَمَنَّيَنَّ أَقْوَامٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَنَّ نَوَاصِيَهُمْ مُعَلَّقَةٌ بِالثُّرَيَّا يَتَجَلْجَلُونَ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ وَأَنَّهُمْ لَمْ يَلُوا عَمَلًا» . رَوَاهُ فِي «شَرْحِ السُّنَّةِ» وَرَوَاهُ أَحْمد وَفِي رِوَايَته: «أنَّ ذوائِبَهُم كَانَتْ مُعَلَّقَةً بِالثُّرَيَّا يَتَذَبْذَبُونَ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ ولَمْ يَكُونُوا عُمِّلوا على شَيْء»
Ve onun yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Vay prenslere, vay büyüklere, vay güvenilir insanlara, ki insanlar kıyamet gününde temenni etsinler." Ön perçemleri Pleiades burcuna bağlı, gökle yer arasında şıngırdayıp duruyorlar ve hiçbir iş yapmamışlar.” Bunu Şerh Sünnet'te rivayet etmiştir” ve Ahmed de rivayet etmiştir ve kendi rivayetinde: “Kuyrukları Pleiades'e bağlıydı, gök ile yer arasında salınıyorlardı ve hiçbir şey yapmıyorlardı.”
39
Mişkat el-Masabih # 18/3699
وَعَنْ غَالِبٍ الْقَطَّانِ عَنْ رَجُلٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: «إِن العرافة حق ولابد لِلنَّاسِ مِنْ عُرَفَاءَ وَلَكِنَّ الْعُرْفَاءَ فِي النَّارِ» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Galib el-Kattan'dan, bir adamdan, babasından, dedesinden rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Fakat kehanet bir haktır ve insanların falcıları olması gerekir, fakat falcılar ateştedir. Ebu Davud rivayet etmiştir.
40
Mişkat el-Masabih # 18/3700
وَعَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أُعِيذُكَ بِاللَّهِ مِنْ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ» . قَالَ: وَمَا ذَاكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: «أُمَرَاءُ سَيَكُونُونَ مِنْ بَعْدِي مَنْ دَخَلَ عَلَيْهِمْ فَصَدَّقَهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَلَيْسُوا مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُمْ وَلَنْ يَرِدُوا عليَّ الحوضَ وَمَنْ لَمْ يَدْخُلْ عَلَيْهِمْ وَلَمْ يُصَدِّقْهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَأُولَئِكَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ وَأُولَئِكَ يَرِدُونَ عَلَيَّ الْحَوْضَ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالنَّسَائِيّ
Ka'b bin Ucre'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Akılsızların önderliğinden Allah'a sığınırım." Dedi ki: Bu nedir ey Allah'ın Resulü? Dedi ki: "Benden sonra prensler olacaktır. Kim onların üzerine girer, onların yalanlarına inanır ve onlara zulmetmelerinde yardım ederse, o zaman onlar benden değildir, ben de değilim. Kim onların arasına girip yalanlarına inanmaz ve onlara haksızlıklarında yardım etmezse, onlar bendendir, ben de onlardanım. Onlar da havzada bana gelecekler." Tirmizî ve Nesâî'nin rivayet ettiği
41
Mişkat el-Masabih # 18/3701
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ سَكَنَ الْبَادِيَةَ جَفَا وَمَنِ اتَّبَعَ الصَّيْدَ غَفَلَ وَمَنْ أَتَى السُّلْطَانَ افْتُتِنَ» . رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِيُّ وَالنَّسَائِيُّ وَفِي رِوَايَةِ أَبِي دَاوُدَ: «مَنْ لَزِمَ السُّلْطَانَ افْتُتِنَ وَمَا ازْدَادَ عَبْدٌ مِنَ السُّلْطَانِ دُنُوًّا إِلَّا ازْدَادَ من اللَّهِ بُعداً»
İbni Abbas'tan, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle şöyle buyurmuştur: "Çölde yaşayan ahmaktır, ava giden ahmaktır ve hükümdarın yanına giden kimse ayartılmıştır." Ahmed, Tirmizi ve Nesa'i'nin rivayet ettiği ve Ebu Davud'un rivayetinde: "Sultanı dizginleyen kişi fitneye düşer ve padişahın hiçbir kulu, Allah'tan uzaklaşması dışında Allah'a yakın değildir."
42
Mişkat el-Masabih # 18/3702
وَعَن المقدامِ بن معْدي كِربَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَرَبَ عَلَى مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ قَالَ: «أَفْلَحْتَ يَا قُدَيْمُ إِنْ مُتَّ وَلَمْ تَكُنْ أَمِيرًا وَلَا كَاتبا وَلَا عريفا» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Al-Mikdam bin Maadi Kerb'den rivayete göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- omuzlarını vurarak şöyle dedi: "Başarılı oldun ey kadim adam, eğer ölürsen ve bir prens, bir yazar veya bir çavuş olmasaydın." Ebu Davud'un anlatımıyla
43
Mişkat el-Masabih # 18/3703
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ صَاحِبُ مَكْسٍ» : يَعْنِي الَّذِي يَعْشُرُ النَّاسَ. رَوَاهُ أَحْمد وَأَبُو دَاوُد والدارمي
Ukbe bin Amir'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Geçimini ödeyen kimse cennete giremez." Yani insanlara ondalık veren demektir. Ahmed, Ebu Davud ve Al-Darimi tarafından anlatılmıştır.
44
Mişkat el-Masabih # 18/3704
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ أَحَبَّ النَّاسِ إِلَى اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَقْرَبَهُمْ مِنْهُ مَجْلِسًا إِمَامٌ عَادِلٌ وَإِنَّ أَبْغَضَ النَّاسِ إِلَى اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَشَدَّهُمْ عَذَابًا» وَفِي رِوَايَةٍ: «وَأَبْعَدَهُمْ مِنْهُ مَجْلِسًا إِمَامٌ جَائِرٌ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَقَالَ: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ
Ebu Said'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde Allah'a en sevgili ve mecliste O'na en yakın olan kimse, adil bir imamdır. Şüphesiz ki, kıyamet gününde Allah'tan en çok nefret eden ve azabı en şiddetli olan kimsedir." Bir rivayette de: "Onun en uzağı da imamdır." Haksız. Bunu Tirmizî rivayet etti ve şöyle dedi: Bu hasen garib hadistir.
45
Mişkat el-Masabih # 18/3706
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَفْضَلُ الْجِهَادِ مَنْ قَالَ كَلِمَةَ حَقٍّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَأَبُو دَاوُد وَابْن مَاجَه
وَرَوَاهُ أَحْمَدُ وَالنَّسَائِيُّ عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ
وَرَوَاهُ أَحْمَدُ وَالنَّسَائِيُّ عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ
Kendince şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cihadın en hayırlısı, zalim bir hükümdarın önünde doğru söz söyleyendir." Tirmizi, Ebu Davud ve İbn Mâce'den rivayet edilmiştir.
Ahmed ve En-Nesa'i tarafından Tarık bin Şihab'tan rivayet edilmiştir.
46
Mişkat el-Masabih # 18/3707
وَعَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِالْأَمِيرِ خَيْرًا جَعَلَ لَهُ وَزِيرَ صِدْقٍ إِنْ نَسِيَ ذَكَّرَهُ وَإِنْ ذَكَرَ أَعَانَهُ. وَإِذَا أَرَادَ بِهِ غَيْرَ ذَلِكَ جَعَلَ لَهُ وَزِيرَ سُوءٍ إِنْ نَسِيَ لَمْ يُذَكِّرْهُ وَإِنْ ذَكَرَ لَمْ يُعِنْهُ» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ
Aişe'nin yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Eğer Allah prens için iyilik isterse, ona dürüst bir vezir atar ve eğer unutursa ona hatırlatacaktır." Ve eğer hatırlarsa ona yardım eder. Eğer bundan başka bir şey kast etmişse, ona kötü bir vezir atamıştır. Unutursa hatırlatmazdı, hatırlasa da ona yardım etmezdi.” Ebu Davud ve El-Nesa'i'nin rivayet ettiği
47
Mişkat el-Masabih # 18/3708
وَعَنْ أَبِي أُمَامَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ الْأَمِيرَ إِذَا ابْتَغَى الرِّيبَةَ فِي النَّاسِ أَفْسَدَهُمْ» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ
Ebu Umame'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: "Eğer prens halk arasında şüphe uyandırmaya çalışırsa, onları bozar." Ebu Davud'un anlatımıyla
48
Mişkat el-Masabih # 18/3709
وَعَنْ مُعَاوِيَةَ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِنَّكَ إِذَا اتَّبَعْتَ عَوْرَاتِ النَّاسِ أَفْسَدْتَهُمْ» . رَوَاهُ الْبَيْهَقِيُّ فِي «شُعَبِ الْإِيمَان»
Muaviye'den rivayetle o şöyle dedi: Allah Resulü'nü (s.a.v.) şöyle derken işittim: "İnsanların ayıbını takip edersen, onları bozarsın." Beyhaki'nin "Şu'ab'ul-İman" adlı eserinde rivayet edilmiştir.
49
Mişkat el-Masabih # 18/3710
وَعَنْ أَبِي ذَرٍّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «كَيْفَ أَنْتُمْ وَأَئِمَّةً مِنْ بَعْدِي يَسْتَأْثِرُونَ بِهَذَا الْفَيْءِ؟» . قُلْتُ: أَمَا وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ أَضَعُ سَيْفِي عَلَى عَاتِقِي ثُمَّ أَضْرِبُ بِهِ حَتَّى أَلْقَاكَ قَالَ: «أَوَلَا أَدُلُّكَ عَلَى خَيْرٍ مِنْ ذَلِكَ؟ تَصْبِرُ حَتَّى تَلقانِي» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Ebu Zerr'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sen ve benden sonraki imamlar bu ganimeti nasıl tekelinize alabilirler?" . Dedim ki: Seni hakla gönderene yemin ederim ki, kılıcımı omuzlarıma koyacağım ve sonra sana kavuşuncaya kadar onu vuracağım. Dedi ki: "Sana bundan daha hayırlısını göstereyim mi?" Benimle tanışana kadar sabırlı ol.” Ebu Davud'un anlatımıyla
50
Mişkat el-Masabih # 18/3711
عَنْ عَائِشَةَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «أَتَدْرُونَ مَنِ السَّابِقُونَ إِلَى ظِلِّ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ؟» قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ قَالَ: «الَّذِينَ إِذَا أُعْطُوا الْحَقَّ قَبِلُوهُ وَإِذَا سُئِلُوهُ بَذَلُوهُ وَحَكَمُوا لِلنَّاسِ كحكمِهم لأنفُسِهم»
Aişe'den, Resulullah'tan (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: "Kıyamet gününde Cenab-ı Hakk'ın gölgesine ilk gireceklerin kim olacağını biliyor musun?" Dediler ki: Allah ve Resulü daha iyi bilir. Şöyle buyurdu: "Onlar ki, kendilerine hak verildiğinde onu kabul ederler, sorulduğunda ona teslim olurlar ve kendilerinin hükmettiği gibi insanlar adına da hükmederler."