138 Hadis
01
Mişkat el-Masabih # 21/4159
Ömer b. Ebu Seleme (RA)
عَن عمر بن أبي سَلمَة قَالَ: كُنْتُ غُلَامًا فِي حِجْرِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَكَانَتْ يَدِي تَطِيشُ فِي الصفحة. فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ «سم الله وكل يَمِينك وكل مِمَّا يليك»
Ömer bin Ebu Seleme'den rivayetle şöyle dedi: Ben Resûlullah (s.a.v.)'in kucağında bir çocuktum, Allah ona salat ve selam versin, elim sayfa üzerinde geziniyordu. Sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle buyurdu: "Allah'ı isimlendir, sağ elini ye ve peşinden gelenleri ye."
02
Mişkat el-Masabih # 21/4160
وَعَن حُذَيْفَة قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ الشَّيْطَانَ يَسْتَحِلُّ الطَّعَامَ أَنْ لَا يُذْكَرَ اسْم الله عَلَيْهِ» . رَوَاهُ مُسلم
Huzeyfe'den rivayetle Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şeytan, üzerine Allah'ın adı anılmayan yemeği helâl sayar." Müslim'in anlattığı
03
Mişkat el-Masabih # 21/4161
وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ: لَا مَبِيتَ لَكُمْ وَلَا عَشَاءَ وَإِذَا دَخَلَ فَلَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ: أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ: أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ ". رَوَاهُ مُسلم
Cabir'den rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bir adam evine girer, girerken ve yemeğini yerken Allah'ı zikrederse, şöyle buyurur: Şeytan: Senin yatacak ve yemek yiyecek bir yerin yoktur ve içeri girdiğinde içeri girdiğinde Allah'ı anmaz. Şeytan şöyle dedi: Geceyi geçirmek için geldin ve yemeğini yerken Allah'ı zikrederse şöyle der: "Sen geceyi geçirdin." gece ve akşam yemeği.” Müslim'den rivayet edilmiştir.
04
Mişkat el-Masabih # 21/4162
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَأْكُلْ بِيَمِينِهِ وَإِذَا شَرِبَ فَلْيَشْرَبْ بِيَمِينِهِ» . رَوَاهُ مُسلم
İbn Ömer'den rivayetle şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz yerse sağ eliyle yesin, içerse sağ eliyle içsin." . Müslim'in anlattığı
05
Mişkat el-Masabih # 21/4163
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يَأْكُلَنَّ أَحَدُكُمْ بِشِمَالِهِ وَلَا يَشْرَبَنَّ بِهَا فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ وَيَشْرَبُ بهَا» . رَوَاهُ مُسلم
Yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Hiçbiriniz sol eliyle yiyip içmesin, zira şeytan sol eliyle yer ve onunla içer." Müslim'in anlattığı
06
Mişkat el-Masabih # 21/4164
وَعَنْ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْكُلُ بِثَلَاثَةِ أَصَابِعَ وَيَلْعَقُ يَدَهُ قَبْلَ أَن يمسحها. رَوَاهُ مُسلم
Ka'b bin Malik'ten rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- üç parmağıyla yemek yerdi ve mesh etmeden önce elini yalardı. Müslim'in anlattığı
07
Mişkat el-Masabih # 21/4165
وَعَنْ جَابِرٌ: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَرَ بِلَعْقِ الْأَصَابِعِ وَالصَّفْحَةِ وَقَالَ:
" إِنَّكُمْ لَا تَدْرُونَ: فِي أَيَّهِ الْبَرَكَةُ؟ ". رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Cabir'den rivayet edildiğine göre: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem parmakların ve sayfanın yalanmasını emretti ve şöyle dedi: “Bilmiyorsun: bereket nerede?” Müslim'in anlattığı
08
Mişkat el-Masabih # 21/4166
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلَا يمسحْ يدَه حَتَّى يلعقها أَو يلعقها»
İbni Abbas'tan rivayete göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz yemek yerse, yalamadan elini mesh etmesin."
09
Mişkat el-Masabih # 21/4167
وَعَن جَابر قَالَ: النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:
" إِنَّ الشَّيْطَانَ يَحْضُرُ أَحَدَكُمْ عِنْدَ كُلِّ شَيْءٍ مِنْ شَأْنِهِ حَتَّى يَحْضُرَهُ عِنْدَ طَعَامِهِ فَإِذَا سَقَطَتْ من أحدكُم لقْمَة فَلْيُمِطْ مَا كَانَ بِهَا مِنْ أَذًى ثُمَّ ليأكلها وَلَا يَدعهَا للشَّيْطَان فَإِذا فرع فليلعق أصَاب فَإِنَّهُ لَا يَدْرِي: فِي أَيِّ طَعَامِهِ يَكُونُ الْبركَة؟ ". رَوَاهُ مُسلم
Câbir'den rivayetle şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Şeytan, birinizin yemeğini yediğinde ona eşlik edinceye kadar, kendisini ilgilendiren her konuda yanındadır." Birinizden bir lokma düşerse, üzerindeki pisliği temizlesin, sonra onu yesin ve onu şeytana bırakmasın. Bir dal onu yalarsa, hastalıklı olanı yalasın, çünkü o bilmez: Nimet hangi yiyecektedir? "Müslim'in rivayet ettiği
10
Mişkat el-Masabih # 21/4168
وَعَن أبي جُحَيْفَة قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسلم: «لَا آكل مُتكئا» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ebu Cüheyfe'den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben yatarken yemek yemem." Buhari'nin rivayet ettiği
11
Mişkat el-Masabih # 21/4169
وَعَن قَتَادَة عَنْ أَنَسٍ قَالَ: مَا أَكَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى خِوَانٍ وَلَا فِي سُكُرَّجَةٍ وَلَا خُبِزَ لَهُ مُرَقَّقٌ قِيلَ لِقَتَادَةَ: على مَ يَأْكُلُون؟ قَالَ: على السّفر. رَوَاهُ البُخَارِيّ
Ve Katade'den, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- tabakta veya tahılda yemek yemezdi veya mayasız ekmek yemezdi. Katade'ye şöyle denildi: Onlar yemekte mi? Dedi ki: Seyahatte. Buhari'nin rivayet ettiği
12
Mişkat el-Masabih # 21/4170
وَعَن أنس قَالَ: مَا أَعْلَمُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى رَغِيفًا مُرَقَّقًا حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ وَلَا رَأَى شَاةً سَمِيطًا بِعَيْنِهِ قَطُّ. رَوَاهُ البُخَارِيّ
Enes'ten rivayetle şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Allah'a kavuşuncaya kadar hiç pul pul ekmek gördüğünü ve yağlı bir koyunu kendi gözleriyle görmediğini bilmiyorum. Buhari'nin rivayet ettiği
13
Mişkat el-Masabih # 21/4171
وَعَن سهل بن سعد قَالَ: مَا رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ النَّقِيَّ مِنْ حِينِ ابْتَعَثَهُ اللَّهُ حَتَّى قَبَضَهُ اللَّهُ وَقَالَ: مَا رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُنْخُلًا مِنْ حِين ابتعثهُ الله حَتَّى قبضَهُ قِيلَ: كَيْفَ كُنْتُمْ تَأْكُلُونَ الشَّعِيرَ غَيْرَ مَنْخُولٍ؟ قَالَ: كُنَّا نَطْحَنُهُ وَنَنْفُخُهُ فَيَطِيرُ مَا طَارَ وَمَا بَقِي ثريناه فأكلناه. رَوَاهُ البُخَارِيّ
Sehl bin Saad'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Allah'ın kendisini gönderdiği andan Allah onu alana kadar en-Naki'yi görmedi ve şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, görmedi. Tanrı'nın onu gönderdiği andan, onu alana kadar elendi. Denildi ki: Arpayı elemeden nasıl yedin? Dedi ki: Biz onu öğütür, üflerdik, uçup gideni ise zenginleştirir ve yerdik. Buhari'nin rivayet ettiği
14
Mişkat el-Masabih # 21/4172
وَعَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: مَا عَابَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ طَعَامًا قَطُّ إِنِ اشْتَهَاهُ أَكَلَهُ وَإِنْ كرهه تَركه
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.), Allah ona salat ve selam versin, hiçbir yemeği eleştirmedi. Eğer isterse yerdi, beğenmezse bırakırdı.
15
Mişkat el-Masabih # 21/4176
وَعَنْهُ أَنَّ رَجُلًا كَانَ يَأْكُلُ أَكْلًا كَثِيرًا فَأَسْلَمَ فَكَانَ يَأْكُلُ قَلِيلًا فَذَكَرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «إِنَّ الْمُؤْمِنَ يَأْكُلُ فِي مِعًى وَاحِدٍ وَالْكَافِرُ يَأْكُلُ فِي سبعةِ أمعاء» . رَوَاهُ البُخَارِيّ.
وَرَوَى مُسْلِمٌ عَنْ أَبِي مُوسَى وَابْنِ عُمَرَ الْمسند مِنْهُ فَقَط.
وَفِي أُخْرَى لَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَافَهُ ضَيْفٌ وَهُوَ كَافِرٌ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِشَاةٍ فَحُلِبَتْ فَشَرِبَ حِلَابَهَا ثُمَّ أُخْرَى فَشَرِبَهُ ثُمَّ أُخْرَى فَشَرِبَهُ حَتَّى شَرِبَ حِلَابَ سَبْعِ شِيَاهٍ ثُمَّ إِنَّهُ أَصْبَحَ فَأَسْلَمَ فَأَمَرَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِشَاةٍ فَحُلِبَتْ فَشَرِبَ حِلَابَهَا ثُمَّ أَمَرَ بِأُخْرَى فَلَمْ يَسْتَتِمَّهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْمُؤْمِنُ يَشْرَبُ فِي مِعًى وَاحِدٍ وَالْكَافِرُ يشربُ فِي سَبْعَة أمعاء»
Onun verdiği bilgiye göre, eskiden çok yemek yiyen bir adam daha sonra Müslüman oldu ama az yiyordu. Bunu Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e anlatarak şöyle dedi: "Şüphesiz ki mümin bir bağırsağıyla yer, kâfir ise yedi bağırsağıyla yer." Buhari'den rivayet edilmiştir. Müslim, rivayeti sadece Ebu Musa ve İbn Ömer'den rivayet etmiştir. Bir diğerinde ise Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah onu kutsasın ve huzur versin, kâfir bir misafiri vardı, bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, bir emir verdi. Bir koyunla sağıldı, sağıcısını içti, sonra bir başkasını içti, onu içti, sonra bir başkasını içti, ta ki yedi koyunlu sütçü içinceye kadar, sonra o da Müslüman oldu, bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona bir koyun getirmesini emretti ve o da sağıldı ve sütünü içti. Sonra bir tane daha sipariş etti ama onu beslemedi. Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Mü'min bir bağırsaktan içer, kâfir ise yedi bağırsaktan içer."
16
Mişkat el-Masabih # 21/4177
وَعَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «طَعَامُ الِاثْنَيْنِ كَافِي الثلاثةِ وطعامِ الثلاثةِ كَافِي الْأَرْبَعَة»
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İki kişinin yemeği üç kişiye, üç kişinin yemeği de dört kişiye yeter."
17
Mişkat el-Masabih # 21/4178
وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «طَعَامُ الْوَاحِدِ يَكْفِي الِاثْنَيْنِ وَطَعَامُ الِاثْنَيْنِ يَكْفِي الْأَرْبَعَةَ وَطَعَامُ الْأَرْبَعَةِ يَكْفِي الثمانيَة» . رَوَاهُ مُسلم
Cabir'den rivayetle şöyle demiştir: Ben Resûlullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Bir kişinin yemeği iki kişiye, iki kişinin yemeği ise dört kişiye yeter." Dört kişilik yemek sekiz kişiye yeter.” Müslim'in anlattığı
18
Mişkat el-Masabih # 21/4179
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «التَّلْبِينَةُ مُجِمَّةٌ لِفُؤَادِ الْمَرِيضِ تَذْهَبُ بِبَعْض الْحزن»
Aişe (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle derken işittim: "Telbinah hastanın kalbini kuvvetlendirir ve 'biraz üzüntüyle' üzüntüsünü giderir."
19
Mişkat el-Masabih # 21/4180
Enes b. Mâlik (r.a.)
وَعَنْ أَنَسٍ أَنَّ خَيَّاطًا دَعَا النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِطَعَامٍ صَنَعَهُ فَذَهَبْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَرَّبَ خُبْزَ شَعِيرٍ وَمَرَقًا فِيهِ دُبَّاءُ وَقَدِيدٌ فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوَالَيِ الْقَصْعَةِ فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدباءَ بعد يومِئذٍ
Enes'ten rivayetle, bir terzinin Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i yaptığı yemeği yemeye davet etmesi üzerine ben de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile birlikte gittim, o da arpa ekmeği ve et suyu getirdi. İçerisinde kertenkeleler ve sincaplar var, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i arsanın çevresinden kertenkeleleri takip ederken gördüm. O günden sonra hala ayıları sevdim
20
Mişkat el-Masabih # 21/4181
وَعَن عَمْرو بنِ أُميَّةَ أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يحتزمن كتف الشَّاة فِي يَدِهِ فَدُعِيَ إِلَى الصَّلَاةِ فَأَلْقَاهَا وَالسِّكِّينَ الَّتِي يَحْتَزُّ بِهَا ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى وَلَمْ يتَوَضَّأ
Amr ibn Ümeyye'nin yetkisi üzerine, Peygamber Efendimizi, Allah onu korusun ve ona huzur versin, koyunun omzunu elinde tutarken gördü. Namaza çağrıldı, o da onu ve elindeki bıçağı fırlattı ve sonra ayağa kalktı. Namaz kıldı ama abdest almadı
21
Mişkat el-Masabih # 21/4182
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُحِبُّ الْحَلْوَاء وَالْعَسَل. رَوَاهُ البُخَارِيّ
Aişe'nin yetkisi üzerine, Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, tatlıları ve balı severdi. Buhari'nin rivayet ettiği
22
Mişkat el-Masabih # 21/4183
وَعَنْ جَابِرٌ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَأَلَ أَهْلَهُ الْأُدْمَ. فَقَالُوا: مَا عِنْدَنَا إِلَّا خَلٌّ فَدَعَا بِهِ فَجَعَلَ يَأْكُلُ بِهِ وَيَقُولُ: «نِعْمَ الْإِدَامُ الْخَلُّ نِعْمَ الْإِدَامُ الْخَلُّ» . رَوَاهُ مُسلم
Cabir'in yetkisi üzerine Peygamber Efendimiz, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, ailesine sordu. Dediler ki: Sirkeden başka bir şeyimiz yok. Bunun üzerine o da onu istedi ve "Sirke ne güzel, sirke ne güzel" diyerek onunla yemeye başladı. Müslim'in anlattığı
23
Mişkat el-Masabih # 21/4184
وَعَن سعيد بنِ زيدٍ قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْكَمْأَةُ مِنَ الْمَنِّ وَمَاؤُهَا شِفَاءٌ لِلْعَيْنِ» . مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ. وَفِي رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ: «مِنَ الْمَنِّ الَّذِي أنزلَ اللَّهُ تَعَالَى على مُوسَى عَلَيْهِ السَّلَام»
Said bin Zeyd'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yer mantarı kudret helvasındandır ve suyu da gözlere şifadır." kabul etti. Ve Müslim'in bir rivayetinde: "Cenab-ı Hakk'ın Musa'ya indirdiği kudret helvasından (Allah'ın selâmı üzerine olsun)."
24
Mişkat el-Masabih # 21/4185
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ قَالَ: رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْكُلُ الرُّطَبَ بِالْقِثَّاءِ
Abdullah bin Cafer'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ı (s.a.v.) salatalıkla birlikte hurma yerken gördüm.
25
Mişkat el-Masabih # 21/4186
وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ: كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَرِّ الظَّهْرَانِ نَجْنِي الْكَبَاثَ فَقَالَ: «عَلَيْكُم بالأسْوَدِ مِنْهُ فإِنَّه أَطْيَبُ» فَقِيلَ: أَكُنْتَ تَرْعَى الْغَنَمَ؟ قَالَ: «نَعَمْ وهلْ منْ نبيٍّ إِلاَّ رعاها؟»
Ve Cabir'in yetkisi üzerine şöyle dedi: Biz Reslullah'ın yanındaydık, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, siyah kuş üzümü topluyorduk ve şöyle dedi: "Siyah olanı kullanmalısın, çünkü onlar daha iyi." Denildi ki: Koyunlara baktın mı? Dedi ki: "Evet, peki onunla ilgilenmeyen peygamber var mıdır?"
26
Mişkat el-Masabih # 21/4187
وَعَن أنس قَالَ: رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُقْعِيًا يَأْكُلُ تَمْرًا وَفِي رِوَايَةٍ: يَأْكُلُ مِنْهُ أكلا ذريعا. رَوَاهُ مُسلم
Enes'ten rivayetle şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i oturup hurma yerken gördüm ve bir rivayette de onlardan çok yemişti. Müslim'in anlattığı
27
Mişkat el-Masabih # 21/4188
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ يَقْرِنَ الرَّجُلُ بَيْنَ التَّمْرَتَيْنِ حَتَّى يستأذِنَ أَصْحَابه
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), ashabından izin almadan, iki hurmayı bir araya getirmeyi yasaklamıştır.
28
Mişkat el-Masabih # 21/4189
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يَجُوعُ أَهْلُ بَيْتٍ عِنْدَهُمُ التَّمْرُ» . وَفِي رِوَايَةٍ: قَالَ: «يَا عَائِشَةُ بَيْتٌ لَا تَمْرَ فِيهِ جِيَاعٌ أَهْلُهُ» قَالَهَا مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلَاثًا. رَوَاهُ مُسْلِمٌ
Aişe (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Hurması olan bir evin halkı aç kalmaz." Bir rivayette: Dedi ki: "Ey Aişe, içinde açların geçmediği bir ev var." Bunu iki üç kez söyledi. Müslim'in anlattığı
29
Mişkat el-Masabih # 21/4190
وَعَن سعدٍ قَالَ: سمعتُ رسولَ الله يَقُولُ: «مَنْ تَصَبَّحَ بِسَبْعِ تَمَرَاتٍ عَجْوَةٍ لَمْ يضرَّه ذَلِك الْيَوْم سم وَلَا سحر»
Saad'dan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah'ı şöyle derken işittim: "Kim sabahleyin yedi Acve hurması ile uyanırsa o gün ona ne zehir ne de sihir zarar verir."
30
Mişkat el-Masabih # 21/4191
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ فِي عَجْوَةِ الْعَالِيَةِ شِفَاءً وَإِنَّهَا تِرْيَاقٌ أَوَّلَ البكرة» . رَوَاهُ مُسلم
Aişe (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki, yüksek Ajwa'da bir şifa vardır ve o, sabahın başlangıcındaki panzehirdir." Müslim'in anlattığı
31
Mişkat el-Masabih # 21/4192
وَعَنْهَا قَالَتْ: كَانَ يَأْتِي عَلَيْنَا الشَّهْرُ مَا نُوقِدُ فِيهِ نَارًا إِنَّمَا هُوَ التَّمْرُ وَالْمَاءُ إِلَّا أَنْ يُؤْتَى بِاللُّحَيْمِ
Kendi izniyle şöyle dedi: "Öyle bir ay gelecek ki, içinde ateş yakacağız, ancak et getirilmedikçe bu, hurma ve su olacaktır."
32
Mişkat el-Masabih # 21/4193
وَعَنْهَا قَالَتْ: مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ يَوْمَيْنِ مِنْ خُبْزِ بُرٍّ إِلَّا وَأَحَدُهُمَا تمر
Kendi yetkisiyle şöyle dedi: Muhammed'in ailesi, biri hurma olmadıkça, iki gün boyunca tam buğday ekmeğiyle dolmaz.
33
Mişkat el-Masabih # 21/4194
وَعَنْهَا قَالَتْ: تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَمَا شَبِعْنَا مِنَ الأسودين
Onun yetkisiyle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, vefat etti ve biz siyahlardan memnun değildik.
34
Mişkat el-Masabih # 21/4195
An-Nu'man ibn Bashir (RA)
وَعَن النّعمانِ بن بشيرٍ قَالَ: أَلَسْتُمْ فِي طَعَامٍ وَشَرَابٍ مَا شِئْتُمْ؟ لَقَدْ رَأَيْتُ نَبِيَّكُمْ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَمَا يَجِدُ مِنَ الدَّقَلِ مَا يَمْلَأُ بَطْنَهُ. رَوَاهُ مُسلم
Numan bin Beşir'den rivayetle şöyle dedi: Dilediğini yiyip içmekte özgür değil misin? Peygamberinizi gördüm, Allah ona salat ve selam versin, karnını doyuracak kadar zül bulabiliyordu. Müslim'in anlattığı
35
Mişkat el-Masabih # 21/4196
وَعَن أَيُّوب قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا أُتِيَ بِطَعَامٍ أَكَلَ مِنْهُ وَبَعَثَ بِفَضْلِهِ إِلَيَّ وَإِنَّهُ بَعَثَ إِلَيَّ يَوْمًا بِقَصْعَةٍ لمْ يأكُلْ مِنْهَا لأنَّ فِيهَا ثُومًا فَسَأَلْتُهُ: أَحْرَامٌ هُوَ؟ قَالَ: «لَا وَلَكِنْ أَكْرَهُهُ مِنْ أَجْلِ رِيحِهِ» . قَالَ: فَإِنِّي أَكْرَهُ مَا كرهْت. رَوَاهُ مُسلم
Eyyub'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)'e yemek getirildiğinde onu yer ve bana lütfunu gönderirdi ve bir gün onu bana gönderirdi. İçinde sarımsak olduğu için kaseyle yemedi, ben de sordum: Haram mı? “Hayır ama kokusundan dolayı nefret ediyorum” dedi. Dedi ki: Nefret ettiğim şeyden nefret ediyorum. Müslim'in anlattığı
36
Mişkat el-Masabih # 21/4197
وَعَنْ جَابِرٌ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ أَكَلَ ثُومًا أَوْ بَصَلًا فَلْيَعْتَزِلْنَا» أَوْ قَالَ: «فَلْيَعْتَزِلْ مَسْجِدَنَا أَوْ لِيَقْعُدْ فِي بَيْتِهِ» . وَإِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أُتِيَ بِقِدْرٍ فِيهِ خَضِرَاتٌ مِنْ بُقُولٍ فَوَجَدَ لَهَا رِيحًا فَقَالَ: «قَرِّبُوهَا» إِلَى بَعْضِ أَصْحَابِهِ وَقَالَ: «كُلْ فَإِنِّي أُنَاجِي مَنْ لَا تُناجي»
Ve Cabir'den rivayetle, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sarımsak veya soğan yiyen bizden uzaklaşsın" veya şöyle dedi: "Mescidimizden uzaklaşsın veya evinde otursun. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, içinde baklagiller bulunan bir kap getirildi, onlardan bir koku aldı ve ashabından bazılarına "Yakınlaştırın" dedi ve şöyle dedi: "Yeyin, çünkü ben yapacağım." iletişim kurmadığınız biriyle iletişim kurun.
37
Mişkat el-Masabih # 21/4198
وَعَن المِقدامِ بن معدي كرب عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «كيلوا طَعَامك يُبَارك لكم فِيهِ» . رَوَاهُ البُخَارِيّ
El-Mikdam bin Maadi Kerb'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: "Yemeğini ye, sana bereket olsun." Buhari'nin rivayet ettiği
38
Mişkat el-Masabih # 21/4199
وَعَنْ أَبِي أُمَامَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا رَفَعَ مَائِدَتَهُ قَالَ: «الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلَا مُوَدَّعٍ وَلَا مُسْتَغْنًى عَنْهُ رَبُّنَا» . رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ
Ebu Umame'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) ne zaman sofrasını kaldırsa şöyle derdi: "Allah'a hamdolsun, büyük, güzel ve mübarek bir hamd." Rabbimiz yeter, affedilecek, vazgeçilecek kimse yoktur. Buhari'nin rivayet ettiği
39
Mişkat el-Masabih # 21/4200
وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَيَرْضَى عنِ العبدِ أنْ يأكلَ الأكلَةَ فيحمدُه عَلَيْهِ أَوْ يَشْرَبَ الشَّرْبَةَ فَيَحْمَدَهُ عَلَيْهَا» . رَوَاهُ مُسْلِمٌ وسنذكرُ حَدِيثي عائشةَ وَأبي هريرةَ: مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ وَخَرَجَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنَ الدُّنْيَا فِي «بَابِ فَضْلِ الْفُقَرَاءِ» إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى
Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki, Allah, kulun yemeği yerse ve bunun için kendisine hamdederse veya içecekten içerse bundan razı olur." Ve bunun için onu övüyor.” Müslim'in rivayet ettiği, Aişe ve Ebu Hureyre'nin hadislerini de zikredeceğiz: Muhammed'in ailesi tatmin olmadı ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem oradan ayrıldı. Ve Yüce Tanrı'nın izniyle “Yoksulları Kayırma Bölümünde” bu dünyadan barış.
40
Mişkat el-Masabih # 21/4201
Ebu Eyyub el-Ensari (RA)
عَن أبي أَيُّوب قَالَ: كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقُرِّبَ طَعَامٌ فَلَمْ أَرَ طَعَامًا كَانَ أَعْظَمَ بَرَكَةً مِنْهُ أَوَّلَ مَا أَكَلْنَا وَلَا أَقَلَّ بَرَكَةً فِي آخِرِهِ قُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ هَذَا؟ قَالَ: «إِنَّا ذَكَرْنَا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ حِينَ أَكَلْنَا ثُمَّ قَعَدَ مَنْ أَكَلَ وَلَمْ يُسَمِّ اللَّهَ فَأَكَلَ مَعَهُ الشَّيْطَانُ» . رَوَاهُ فِي شرح السّنة
Ebu Eyyub'dan rivayetle şöyle dedi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yanındaydık, yemek ikram edildi ve ilk yediğimiz şeyden daha bereketli bir yemek görmedim, ne daha az. Sonunda bir nimet. Dedik ki: Ey Allah'ın Resulü, bu nasıldır? Şöyle dedi: "Yemek yerken üzerine Allah'ın adını anıyorduk, sonra onlardan bir kısmı oturdu." O yedi ve Allah'ın ismini söylemedi, bu yüzden Şeytan da onunla birlikte yedi." Şerhu's Sünnet'te rivayet edilmiştir.
41
Mişkat el-Masabih # 21/4202
وَعَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
" إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَنَسِيَ أَنْ يَذْكُرَ اللَّهَ عَلَى طَعَامِهِ فَلْيَقُلْ: بِسْمِ اللَّهِ أوَّلَه وآخرَه ". رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ وَأَبُو دَاوُد
Aişe'nin yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Sizden biriniz yemek yer de yemeğinin üzerine Allah'ı anmayı unutursa, başında ve sonunda Allah'ın adıyla desin." Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayet ettiği
42
Mişkat el-Masabih # 21/4203
وَعَن أُميَّةَ بن مَخْشِيٍّ قَالَ: كَانَ رَجُلٌ يَأْكُلُ فَلَمْ يُسَمِّ حَتَّى لَمْ يَبْقَ مِنْ طَعَامِهِ إِلَّا لُقْمَةٌ فَلَمَّا رَفَعَهَا إِلَى فِيهِ قَالَ: بِسْمِ اللَّهِ أَوَّلَهُ وَآخِرَهُ فَضَحِكَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثُمَّ قَالَ: «مَا زَالَ الشَّيْطَانُ يَأْكُلُ مَعَهُ فَلَمَّا ذَكَرَ اسْمَ اللَّهِ اسْتَقَاءَ مَا فِي بَطْنه» . رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Ümeyye ibni Mahşi şöyle dedi: Bir adam yemek yiyordu ve yemeğinden bir lokma dışında hiçbir şey kalmayıncaya kadar Bismillah demedi. Ağzına götürünce şöyle dedi: Allah'ın adıyla. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) başta ve sonda güldü ve şöyle dedi: "Şeytan onunla yemek yiyordu, o da Allah'ın adını andığında midesindekini kusuyordu." Ebu Davud'un anlatımıyla
43
Mişkat el-Masabih # 21/4204
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا فَرَغَ مِنْ طَعَامِهِ قَالَ: «الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَأَبُو دَاوُدَ وَابْن مَاجَه
Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) yemeğini bitirince şöyle derdi: "Bize yediren ve içiren Allah'a hamd olsun." Ve bizi Müslüman kıldı.” Tirmizi, Ebu Davud ve İbn Mâce'den rivayet edilmiştir.
44
Mişkat el-Masabih # 21/4206
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الطَّاعِمُ الشَّاكِرُ كَالصَّائِمِ الصابر» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ
وَابْن مَاجَهْ وَالدَّارِمِيُّ عَنْ سِنَانِ بْنِ سَنَّةَ عَنْ أَبِيه
Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Şükreden bir yemek, sabırlı bir oruç gibidir." Tirmizi'nin rivayet ettiği Ve İbn Mâce ve ed-Darimi, Sinan ibn Sünnet'ten, babasından rivayetle
45
Mişkat el-Masabih # 21/4207
وَعَن أبي أيوبٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا أَكَلَ أَوْ شَرِبَ قَالَ: «الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَ وَسَقَى وَسَوَّغَهُ وَجَعَلَ لَهُ مخرجا» رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Ebu Eyyub'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) ne zaman yerse veya içerse şöyle derdi: "Yediren, içen, bunu mümkün kılan ve ona bir çıkış yolu açan Allah'a hamd olsun." Ebu Davud'un anlatımıyla
46
Mişkat el-Masabih # 21/4208
وَعَن سلمانَ قَالَ: قَرَأْتُ فِي التَّوْرَاةِ أَنَّ بَرَكَةَ الطَّعَامِ الْوُضُوءُ بَعْدَهُ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «بَرَكَةُ الطَّعَامِ الْوُضُوءُ قَبْلَهُ وَالْوُضُوءُ بعدَه» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ وَأَبُو دَاوُد
Selman'dan rivayetle şöyle demiştir: Tevrat'ta, yemeğin bereketinin, ondan sonraki abdest olduğunu okudum. Bunu Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) anlattım ve Resûlullah (s.a.v.) Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurdu: "Yemeğin bereketi, ondan önce yapılan abdest ve sonrasında yapılan abdesttir." Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayet ettiği
47
Mişkat el-Masabih # 21/4210
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ مِنَ الْخَلَاءِ فَقُدِّمَ إِلَيْهِ طَعَامٌ فَقَالُوا: أَلَا نَأْتِيكَ بِوَضُوءٍ؟ قَالَ: «إِنَّمَا أُمِرْتُ بِالْوُضُوءِ إِذَا قُمْتُ إِلَى الصَّلَاةِ» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ وَأَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ
وَرَوَاهُ ابْن مَاجَه عَن أبي هُرَيْرَة
İbn Abbas'tan rivayete göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tuvaletten çıktı ve kendisine yemek ikram edildi ve şöyle dediler: Sana abdest getirmeyecek miyiz? Şöyle dedi: "Bana ancak namaza kalktığımda abdest almam emredildi." Tirmizî, Ebû Dâvûd ve Nesâî rivayet etmiştir. İbn Mâce, Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir.
48
Mişkat el-Masabih # 21/4211
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنَّهُ أُتِيَ بِقَصْعَةٍ مِنْ ثَرِيدٍ فَقَالَ: «كُلُوا مِنْ جَوَانِبِهَا وَلَا تَأْكُلُوا مِنْ وَسَطِهَا فَإِنَّ الْبَرَكَةَ تَنْزِلُ فِي وَسَطِهَا» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَابْنُ مَاجَهْ وَالدَّارِمِيُّ وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: هَذَا حَدِيثٌ حسن صَحِيح
İbni Abbas'tan, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle: Kendisine bir tas yulaf lapası getirildi ve şöyle dedi: "Yanlarından ye, ortasından yeme." Çünkü bereket onun ortasına iner.” Bu hadisi Tirmizî, İbn Mâce ve Darimi rivayet etmiş ve Tirmizî şöyle demiştir: Bu, güzel ve sahih bir hadistir.
49
Mişkat el-Masabih # 21/4212
وَعَن عبد الله بن عَمْرو قَالَ: مَا رُئِيَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْكُلُ مُتَّكِئًا قَطُّ وَلَا يَطَأُ عقبه رجلَانِ. رَوَاهُ أَبُو دَاوُد
Abdullah bin Amr'dan rivayetle şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.)'in, hiçbir zaman uzanmış ve topuklarına iki adamın basmadığı görülmemiştir. Ebu Davud'un anlatımıyla
50
Mişkat el-Masabih # 21/4213
Abdullah B. Al-Harith B. Jaz
وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ جَزْءٍ قَالَ: أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِخُبْزٍ وَلَحْمٍ وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ فَأَكَلَ وَأَكَلْنَا مَعَهُ ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى وَصَلَّيْنَا مَعَهُ وَلَمْ نَزِدْ عَلَى أَنْ مَسَحْنَا أَيْدِيَنَا بِالْحَصْبَاءِ. رَوَاهُ ابْن مَاجَه
Abdullah bin Hâris bin Cezâ'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) mescidde iken ekmek ve etle geldi ve yemek yedi. Onunla yemek yedik, sonra kalktı ve dua etti, biz de onunla birlikte dua ettik, ellerimizi çakılla silmekten başka bir şey yapmadık. İbn Mâce'den rivayet edilmiştir.