46 Hadis
01
Riyazus Salihin # 16/1466
Hz. Âişe (r.anha)
وعن عائشة، رضي الله عنها، قالت‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم، يستحب الجوامع من الدعاء، ويدع ما سوى ذلك‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد جيد‏)‏‏)‏‏.‏
Aişe (Allah ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) çok duayı tercih ederdi ve başka her şeyi terk ederdi. ((Ebû Dâvûd, güzel bir senedle rivayet etmiştir)).
02
Riyazus Salihin # 16/1473
Hz. Ali (r.a.)
وعن علي رضي الله عنه قال‏:‏ قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏قل‏:‏ اللهم اهدني، وسددني‏"‏‏.‏ وفي رواية‏:‏ ‏"‏اللهم إني أسألك الهدى، والسداد‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Ali'den (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, bana şöyle dedi: "De ki: Ey Allah'ım, bana hidayet ver ve bana hidayet ver." Ve bir rivayette: "Allah'ım, Senden hidayet ve hidayet isterim." ((Müslim rivayet etmiştir)).
03
Riyazus Salihin # 16/1477
Hz. Âişe (r.anha)
وعن عائشة، رضي الله عنها، أن النبي صلى الله عليه وسلم، كان يقول في دعائه‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أعوذ بك من شر ما عملت ومن شر ما لم أعمل‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Aişe'den (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) duasında şöyle derdi: "Allah'ım, yaptığım ve yapmadığım şeylerin şerrinden sana sığınırım." (Müslim rivayet etmiştir.)
04
Riyazus Salihin # 16/1478
Abdullah ibn Umar (RA)
وعن ابن عمر رضي الله عنه الله عنهما قال‏:‏ كان من دعاء رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أعوذ بك من زوال نعمتك، وتحول عافيتك، وفجاءة نقمتك، وجميع سخطك‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
İbn Ömer (r.a.)'den, Allah ondan râzı olsun, onlardan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ın duaları arasında, Allah ona salât ve selâm versin: "Allah'ım, lütfunun kaybolmasından, afiyetinin değişmesinden, intikamının aniden gelmesinden ve tüm öfkenden sana sığınırım." ((Müslim rivayet etmiştir)).
05
Riyazus Salihin # 16/1479
Zaid bin al-Arqam (RA)
وعن زيد بن أرقم رضي الله عنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم، يقول‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أعوذ بك من العجز والكسل، والبخل والهرم، وعذاب القبر، اللهم آت نفسي تقواها، وزكها أنت خير من زكاها، أنت وليها ومولاها، اللهم إني أعوذ بك من علم لا ينفع ومن قلب لا يخشع، ومن نفس لا تشبع، ومن دعوة لا يستجاب لها‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Zeyd bin Erkam'dan (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre o şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle derdi: "Allah'ım, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, yaşlılıktan ve kabir azabından sana sığınırım. Allah'ım, nefsime takvayı ver ve onu arındır. Sen, onu temizleyenlerden daha hayırlısın. Sen onun velisi ve mevlasısın. Allah'ım, faydasız ilimden, tevazusuz kalpten, doymayan nefisten ve kabul edilmeyen duadan sana sığınırım." ((Müslim rivayet etmiştir)).
06
Riyazus Salihin # 16/1480
Ibn Abbas (RA)
وعن ابن عباس رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم، كان يقول‏:‏ ‏"‏اللهم لك أسلمت، وبك آمنت، وعليك توكلت، وإليك أنبت وبك خاصمت، وإليك حاكمت، فاغفر لي ما قدمت، وما أخرت وما أسررت وما أعلنت، أنت المقدم، وأنت المؤخر، لا إله إلا أنت‏"‏ زاد بعض الرواة‏:‏ ‏"‏ولا حول ولا قوة إلا بالله‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
İbni Abbas'tan Allah her ikisinden de razı olsun, Resûlullah (s.a.v.) şöyle derdi: "Allah'ım, sana teslim oldum, sana inandım, sana tevekkül ettim, sana döndüm, sana karşı tartıştım ve sana hükmettim; öne sürdüğümü, geciktirdiğimi, bildirdiğimi ve duyurduğumu bağışla. Sen ileri gidensin, sensin." ikincisi Senden başka ilah yoktur. Bazı raviler şunu eklemişlerdir: "Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur." ((Anlaştık)).
07
Riyazus Salihin # 16/1482
Ziyad bin İlaka (RA)
وعن زياد بن علاقة عن عمه، وهو قطبة بن مالك، رضي الله عنه، قال‏:‏ كان النبي صلى الله عليه وسلم، يقول‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أعوذ بك من منكرات الأخلاق، والأعمال، والأهواء‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Ziyad bin Ulaka'dan, amcası Kutbe bin Malik'ten (Allah ondan razı olsun) rivayete göre o şöyle dedi: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle derdi: “Allahım, çirkin ahlâklardan, amellerden ve arzulardan sana sığınırım.” Tirmizî rivayet etmiş ve bunun güzel bir hadis olduğunu söylemiştir.
08
Riyazus Salihin # 16/1485
Ebû Hüreyre (r.a.)
وعن أبي هريرة، رضي الله عنه، قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم ، يقول‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أعوذ بك من الجوع، فإنه بئس الضجيع، وأعوذ بك من الخيانة، فإنها بئست البطانة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) şöyle derdi: "Allah'ım, uyumak şerrinden dolayı açlıktan sana sığınırım, hal ve hallerde olmak da şerrinden dolayı ihanetten sana sığınırım." ((Ebu Davud sahih bir senedle rivayet etmiştir)).
09
Riyazus Salihin # 16/1486
Hz. Ali (r.a.)
وعن علي، رضي الله عنه، أن مكاتبًا جاءه، فقال‏:‏ إني عجزت عن كتابتي‏.‏ فأعني‏.‏ قال‏:‏ ألا أعلمك كلمات علمنيهن رسول الله صلى الله عليه وسلم، لو كان عليك مثل جبل دينا أداه الله عنك‏؟‏ قل‏:‏ ‏
"‏اللهم اكفني بحلالك عن حرامك، وأغنني بفضلك عمن سواك‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Ali'den (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, bir yazar ona geldi ve şöyle dedi: Yazamıyorum. Yani demek istiyorum. Dedi ki: Eğer Allah'ın sizin adınıza ödediği dağ gibi bir borcunuz olsaydı, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bana öğrettiği sözleri size öğretmez miyim? De ki: "Allah'ım, beni helallerinle haramlarından koru ve beni her şeyden üstün olan lütfunla zenginleştir." (Tirmizi rivayet etmiştir ve şöyle demiştir: Bu güzel bir hadistir.)
10
Riyazus Salihin # 16/1489
Şahr bin Haushab (RA)
وعن شهر بن حوشب قال‏:‏ قلت لأم سلمة، رضي الله عنها، يا أم المؤمنين ما كان أكثر دعاء رسول الله صلى الله عليه وسلم، إذا كان عندك‏؟‏ قالت‏:‏ كان أكثر دعائه‏:‏ ‏
"‏يا مقلب القلوب ثبت قلبي على دينك‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي، وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Şehrir bin Havşeb'den rivayetle şöyle dedi: Ümmü Seleme'ye dedim ki, Allah ondan razı olsun, Ey Mü'minlerin Annesi, Resulullah'ın en sık yaptığı dua neydi, eğer varsa, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin? Dedi ki: En sık yaptığı dua şuydu: “Ey kalpleri evirip çeviren, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” (Tirmizî'den rivayet edilmiştir: O, güzel bir hadistir.)
11
Riyazus Salihin # 16/1490
Ebu el-Darda' (RA)
وعن أبي الدرداء، رضي الله عنه، قال‏:‏ رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏كان من دعاء داود عليه السلام‏:‏ ‏"‏اللهم إني أسألك حبك، وحب من يحبك، والعمل الذي يبلغني حبك، اللهم اجعل حبك أحب إلى من نفسي، وأهلي، ومن الماء البارد‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Ebu'd-Derdâ'dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Davut aleyhisselâmın dualarından biri de şuydu: "Allah'ım, senden sevgini, seni sevenlerin sevgisini ve senin sevginle bana ulaşan ameli istiyorum. Allah'ım, senin sevgini bana kendimden, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili eyle." Tirmizî bunu rivayet etmiş ve bunun güzel bir hadis olduğunu söylemiştir.
12
Riyazus Salihin # 16/1494
Ebu el-Darda' (RA)
وعن أبي الدرداء رضي الله عنه أنه سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏
"‏ما من عبد مسلم يدعو لأخيه بظهر الغيب إلا قال الملك ولك بمثل‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Derda'dan Allah ondan razı olsun, Allah Resulü'nün (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) şöyle dediğini işitmiştir: "Aklının derinliklerinde kardeşi için dua eden ve padişahın 'Sende de aynısı var' diyen hiçbir Müslüman kul yoktur." ((Müslim rivayet etmiştir)).
13
Riyazus Salihin # 16/1499
Ebû Hüreyre (r.a.)
وعنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏
"‏يستجاب لأحدكم ما لم يعجل‏:‏ يقول‏:‏ قد دعوت ربي، فلم يستجب لي‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ وفي رواية لمسلم لا يزال يستجاب للعبد ما لم يدعُ بإثم أو قطيعة رحم ما لم يستعجل‏.‏ قيل يا رسول الله ما الاستعجال‏؟‏ قال يقول قد دعوت وقد دعوت فلم أرَ من يستجب لي فيستحسر عند ذلك ويدع الدعاء‏.‏
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, acelesi olmadığı sürece kendisine cevap verilecektir: 'Rabbime dua ettim ama bana cevap vermedi' der." ((Kabul edildi) Bir Müslümanın rivayetinde ise kul, günah için dua etmediği veya aile bağlarını koparmadığı, acelesi olmadığı sürece yine de cevap verilecektir. Ey Allah'ın Resulü, bu acele nedir, denildi. "Dua ettim, dua ettim, bana cevap vereni görmedim" dedi ve buna üzülerek duayı bıraktı.
14
Riyazus Salihin # 16/1501
Ubada bin el-Samit (RA)
وعن عبادة بن الصامت رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏ما على الأرض مسلم يدعو الله تعالى بدعوة إلا آتاه الله إياها، أو صرف عنه من السوء مثلها‏.‏ ما لم يدع بإثم، أو قطيعة رحم‏"‏ فقال رجل من القوم‏:‏ إذًا نكثر قال‏:‏ ‏"‏الله أكثر‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن صحيح‏.‏
Ubâde bin es-Samit'ten (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde Allah'a dua eden hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah onu kendisine bağışlasın veya ona benzer bir kötülüğü ondan uzaklaştırsın. Günah için dua etmediği veya akrabalık bağlarını kesmediği sürece." Bunun üzerine halktan bir adam şöyle dedi: "O zaman çoğalırız." “Allah daha fazladır” dedi. Bu hadisi Tirmizî rivayet etmiştir ve kendisi bunun güzel ve sahih bir hadis olduğunu söylemiştir.
15
Riyazus Salihin # 16/1502
Ibn Abbas (RA)
وعن ابن عباس رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقول عند الكرب‏:‏ ‏
"‏لا إله إلا الله العظيم الحليم، لا إله إلا الله رب العرش العظيم، لا إله إلا الله رب السماوات ورب الأرض ورب العرش الكريم‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
İbn Abbas'tan (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayete göre, Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin), sıkıntılı olduğunda şöyle derdi: "Büyük ve Haim olan Allah'tan başka ilah yoktur, Büyük Arş'ın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve Arş'ın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur." (Bu konuda ittifak edilmiştir.)
16
Riyazus Salihin # 16/1504
Ebû Hüreyre (r.a.)
وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏لقد كان فيما قبلكم من الأمم ناس محدثون، فإن يك في أمتي أحد، فإنه عمر‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري، ورواه مسلم من رواية عائشة، وفي روايتهما قال ابن وهب‏:‏ ‏"‏محدثون‏"‏ أي‏:‏ ملهمون‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Sizden önceki ümmetler arasında modernist olanlar vardı, öyleyse benim ümmetimden biri varsa o da Ömer'dir."
17
Riyazus Salihin # 16/1507
Câbir b. Abdullah (r.a.)
وعن جابر بن عبد الله رضي الله عنه الله عنهما قال‏:‏ لما حضرت أحد دعاني أبي من الليل فقال‏:‏ ما رآني إلا مقتولا في أول من يقتل من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم، وإني لا أترك بعدي أعز علي منك غير نفس رسول الله صلى الله عليه وسلم، وإن علي دينا فاقضِ، واستوصِ بأخواتك خيرًا، فأصبحنا، فكان أول قتيل، ودفنت معه آخر في قبره، ثم لم تطب نفسي أن أتركه مع آخر، فاستخرجته بعد ستة أشهر، فإذا هو كيوم وضعته غير أذنه، فجعلته في قبر على حدة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Cabir bin Abdullah (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben Uhud'da bulunduğum sırada babam gece beni çağırdı ve şöyle dedi: O, beni sadece Peygamber'in (s.a.v.) ashabının ilkleri arasında öldürüldüğünü gördü, Allah ona salat ve selam versin, öldürülmek üzeredir ve ben benden sonra Resulullah'ın ruhundan başka, bana senden daha sevgili kimseyi bırakmayacağım, Allah ona salat ve selam versin. Bir borcum var, onu öde ve kız kardeşlerine karşı nazik ol. Sabah geldik ve ilk öldürülen o oldu, ben de onunla birlikte bir başkasını da mezarına gömdüm, sonra ruhum onu ​​başkasına bırakmaya razı olmadı. Altı ay sonra onu dışarı çıkardım ve bir baktım ki kulağı dışında onu yerleştirdiğim günkü gibiydi ve onu ayrı bir mezara koydum.” ((Buhari rivayet etmiştir)).
18
Riyazus Salihin # 16/1510
Abdullah ibn Umar (RA)
وعن ابن عمر رضي الله عنهما قال‏:‏ ما سمعت عمر رضي الله عنه يقول لشيء قط‏:‏ إني لأظنه كذا إلا كان كما يظن‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏
İbn Ömer'den -Allah her ikisinden de razı olsun- şöyle demiştir: "Ben Ömer'in, Allah ondan razı olsun, bir şey hakkında: "Şöyle şöyle olduğunu düşünüyorum, ama onun düşündüğü gibi olduğunu" söylediğini hiç duymadım. ((Buhari rivayet etmiştir))
01
Riyazus Salihin # 16/1474
An-Nu'man ibn Bashir (RA)
وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ يقول‏:‏ ‏"‏اللهم إني أعوذ بك من العجز والكسل والجبن والهرم، والبخل، وأعوذ بك من عذاب القبر، وأعوذ بك من فتنة المحيا والممات‏"‏‏.‏ وفي رواية‏:‏ ‏"‏وضلع الدين وغلبة الرجال‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururdu: "Allah'ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, yaşlılıktan ve cimrilikten sana sığınırım, kabir azabından sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sığınırım." Ve bir rivayette: "Dinin kaburga kemiği ve insanların hakimiyeti" ((Müslim rivayet etmiştir).
02
Riyazus Salihin # 16/1475
Aişe Radiyallahu Anha (RA)
وعن أبي بكر الصديق رضي الله عنه أنه قال لرسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ علمني دعاء أدعو به في صلاتي، قال‏:‏ ‏"‏قل‏:‏ اللهم إني ظلمت نفسي ظلمًا كثيرًا، ولا يغفر الذنوب إلا أنت، فاغفر لي مغفرة من عندك، وارحمني، إنك أنت الغفور الرحيم‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ وفي رواية‏:‏ ‏"‏وفي بيتي‏"‏ وروي‏:‏ ‏"‏ظلمًا كثيرًا‏"‏ وروي ‏"‏كبيرًا‏"‏ بالثاء المثلثة وبالباء الموحدة، فينبغي أن يجمع بينهما، فقال‏:‏ كثيرًا كبيرًا‏.‏
Ebubekir es-Sıddık'tan (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre o, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e şöyle buyurdu: Bana namazlarımda okuyabileceğim bir dua öğret. Şöyle buyurdu: "De ki: Allah'ım, ben kendime çok zulmettim ve günahları senden başka kimse bağışlayamaz, o halde beni kendi katından bağışla ve bana merhamet et, çünkü sen çok bağışlayansın, çok merhamet edensin." (Uzlaşıldı) Ve bir rivayette: "Ve benim evimde" ve şöyle rivayet edildi: "Büyük bir haksızlık" ve "büyük bir haksızlık" rivayet edildi. Üçgen tha' ve birleşik ba' ile bunları birleştirmeli ve şöyle dedi: Çok şey var.
03
Riyazus Salihin # 16/1476
Enes b. Mâlik (r.a.)
وعن أبي موسى، رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم، أنه كان يدعو بهذا الدعاء‏:‏ ‏
"‏اللهم اغفر لي خطيئتي وجهلي، وإسرافي في أمري، وما أنت أعلم به مني، اللهم اغفر لي جدي وهزلي، وخطئي وعمدي، وكل ذلك عندي، اللهم اغفر لي ما قدمت وما أخرت، وما أسررت وما أعلنت، وما أنت أعلم به مني، أنت المقدم، وأنت المؤخر، وأنت على كل شيء قدير‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Musa (radıyallahu anh)'dan, Allah ondan razı olsun, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'den rivayetle şöyle dua ederdi: "Allah'ım, günahımı, cehaletimi, işlerimdeki israfımı ve benden daha iyi bildiğin şeyleri bağışla. Allah'ım, ciddiyetimi, şakalarımı, hatalarımı ve kasıtlılığımı ve benimle olanların hepsini bağışla. Allah'ım, öne sürdüklerimi ve yaptıklarımı bağışla." Benim gizlediğimi, açığa vurduğumu ve senin benden daha iyi bildiğindir; sen ilerisin, sen ikincisisin ve sen her şeye kadirsin.” Yüce” (Anlaştık) Onun üzerine)..
04
Riyazus Salihin # 16/1481
Rabi
وعن عائشة رضي الله عنها أن النبي صلى الله عليه وسلم، كان يدعو بهؤلاء الكلمات‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أعوذ بك من فتنة النار، وعذاب النار، ومن شر الغنى والفقر‏"‏‏.‏ رواه أبو داود والترمذي وقال حديث حسن صحيح وهذا لفظ أبي داود‏.‏
Aişe'den (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, Peygamber (s.a.v.) Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şu sözlerle dua ederdi: "Allah'ım, ateşin fitnesinden, ateş azabından, zenginlik ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım." Bunun güzel ve sahih bir hadis olduğunu söyleyen Ebu Davud ve Tirmizî tarafından rivayet edilmiştir ve bu, Ebu Davud'un sözüdür.
05
Riyazus Salihin # 16/1483
Enes b. Mâlik (r.a.)
وعن شكل بن حميد، رضي الله عنه قال‏:‏ قلت يا رسول الله‏:‏ علمني دعاء‏.‏ قال‏:‏ ‏
"‏قل‏:‏ اللهم إني أعوذ بك من شر سمعي، ومن شر بصري، ومن شر لساني، ومن شر قلبي، ومن شر مني‏"‏‏.‏ رواه أبو داود والترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Şakal bin Hamid (Allah ondan razı olsun) kanalıyla şöyle dedi: Ya Rasulallah, bana bir dua öğret dedim. Dedi ki: "De ki: Allah'ım, kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve nefsimin şerrinden sana sığınırım." Bunun güzel bir hadis olduğunu söyleyen Ebu Davud ve Tirmizi rivayet etmiştir.
06
Riyazus Salihin # 16/1484
Ebu Bekir Sıddık (RA)
وعن أنس رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم، كان يقول‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أعوذ بك من البرص والجنون، والجذام، وسيئ الأسقام‏"‏‏.‏ رواه أبو داود بإسناد صحيح‏.‏
Enes radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: "Allah'ım, cüzamdan, delilikten, cüzamdan ve diğer kötü hastalıklardan sana sığınırım." Ebu Davud sahih bir senedle rivayet etmiştir.
07
Riyazus Salihin # 16/1487
Abdullah ibn Umar (RA)
وعن عمران بن الحصين، رضي الله عنهما، أن النبي صلى الله عليه وسلم علم أباه حصينًا كلمتين يدعو بهما‏:‏ ‏
"‏اللهم ألهمني رشدي، وأعذني من شر نفسي‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
İmran bin El-Hüseyn'den (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayete göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- babası Hüseyin'e dua etmesi için iki kelime öğretmişti: "Allahım, bana hidayet ver ve beni nefsimin şerrinden koru." ((Tirmizî rivayet etmiştir: Bu güzel bir hadistir)).
08
Riyazus Salihin # 16/1488
Zayd ibn Arqam (RA)
وعن أبي الفضل العباس بن عبد المطلب رضي الله عنه قال‏:‏ قلت يا رسول الله‏:‏ علمني شيئًا أسأله الله تعالى، قال‏:‏ ‏"‏سلوا الله العافية‏"‏ فمكثت أيامًا، ثم جئت فقلت‏:‏ يا رسول الله‏:‏ علمني شيئًا أسأله الله تعالى، قال لي‏:‏ ‏"‏يا عباس ‏يا عم رسول الله سلوا الله العافية في الدنيا والآخرة‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu'l-Fadl el-Abbas bin Abdulmuttalib (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: "Ya Resulullah: Bana Cenab-ı Hakk'tan isteyeceğim bir şey öğret" dedim. "Allah'tan afiyet isteyin" dedi. Ben de birkaç gün kaldım, sonra gelip dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, bana Cenab-ı Hakk'tan isteyeceğim bir şey öğret. Bana şöyle dedi: "Ey Abbas, ey Allah'ın Resulü'nün amcası, Allah'tan dünya ve ahirette afiyet iste." ((Tirmizi rivayet etmiştir ve şöyle demiştir: Bu güzel bir hadistir.) Doğru)..
09
Riyazus Salihin # 16/1491
Ziyad İbni İlekbe, Amcası Kutube İbni Malek'ti Radiyallahu Ta'ala Anhu
وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏
"‏ألظوا بيا ذا الجلال والإكرام‏"‏‏.‏ رواه الترمذي ورواه النسائي من رواية ربيعة بن عامر الصحابي قال الحاكم حديث صحيح الإسناد‏.‏
Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bana şan ve şeref ver." Bu hadisi Tirmizi rivayet etmiş, Nesai de Rabi'a bin Amir es-Sahabi'nin rivayetinden rivayet etmiştir. Hakim bunun sahih senedli bir hadis olduğunu söyledi.
10
Riyazus Salihin # 16/1492
শাকাল ইবনে হুমাইদ
وعن أبي أمامة، رضي الله عنه قال‏:‏ دعا رسول الله صلى الله عليه وسلم، بدعاء كثير لم نحفظ منه شيئًا، قلنا: "يا رسول الله دعوت بدعاء كثير لم نحفظ منه شيئا،" فقال‏:‏ ‏"‏ألا أدلكم على ما يجمع ذلك كله‏؟‏ تقول‏:‏ ‏"‏اللهم إني أسألك من خير ما سألك منه نبيك محمد صلى الله عليه وسلم، وأعوذ بك من شر ما استعاذ منه نبيك محمد صلى الله عليه وسلم، وأنت المستعان، وعليك البلاغ، ولا حول ولا قوة إلا بالله‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Ebu Umame (Allah ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle dedi: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bizim hiçbir şeyini ezberlemediğimiz birçok dua ile dua etti. Biz de: "Ey Allah'ın Resulü, ben hiçbir şeyini ezberlemediğimiz birçok dua ile namaz kıldım" dedik. Dedi ki: "Bunların hepsini bir araya getiren şeyin ne olduğunu sana haber vereyim mi?" Sen diyorsun ki: "Allah'ım, Peygamberin Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sana sorduğu şeyin en hayırlısını senden isterim ve Peygamberin Muhammed'in sığındığı şerrden sana sığınırım." Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, yardım edilen sensin ve senin üzerine olsun. "Mesajın tebliği; Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur." Tirmizî rivayet etmiş ve bunun güzel bir hadis olduğunu söylemiştir.
11
Riyazus Salihin # 16/1493
Enes b. Mâlik (r.a.)
وعن ابن مسعود رضي الله عنه قال‏:‏ كان من دعاء رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أسألك موجبات رحمتك، وعزائم مغفرتك، والسلامة من كل إثم، والغنيمة من كل بر، والفوز بالجنة، والنجاة من النار‏"‏‏.‏
‏(‏‏(‏رواه الحاكم أبو عبد الله، وقال‏:‏ حديث صحيح على شرط مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
İbni Mesud -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi: Allah Resulü'nün duaları arasında Allah ona salat ve selam versin: “Allahım, senden rahmetinin sebeplerini, mağfiretinin teminatını, her günahtan selametini, her türlü iyilik ganimetini, cenneti kazanmayı ve cehennemden kurtuluşu isterim.” ((Hakim Ebu Abdullah'tan rivayet edilmiştir ve şöyle demiştir: Bu, Müslim'in şartlarına göre sahih bir hadistir)).
12
Riyazus Salihin # 16/1495
Hz. Ali (r.a.)
وعنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقول‏:‏ ‏
"‏دعوة المرء المسلم لأخيه بظهر الغيب مستجابة، عند رأسه ملك موكل كلما دعا لأخيه بخير قال الملك الموكل به‏:‏ آمين، ولك بمثل‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Onun yetkisi üzerine Allah Resulü (s.a.v.) şöyle derdi: "Müslümanın gaybın arkasında kardeşi için yaptığı dua kabul olur. Başında görevli bir melek vardır. Kardeşi için hayır dua ettiğinde görevli melek: Amin, sende de aynısı vardır." ((Müslim rivayet etmiştir)).
13
Riyazus Salihin # 16/1496
ইমরান ইবনুল হুসাইন
وعن أسامة بن زيد رضي الله عنهما قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏
"‏من صنع إليه معروف، فقال لفاعله‏:‏ جزاك الله خيرًا، فقد أبلغ في الثناء‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن صحيح ‏.‏
Usame bin Zeyd (Allah her ikisinden de razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim ona bir iyilik yapar ve bunu yapana: Allah seni hayırla mükâfatlandırsın derse, o, büyük bir hamd etmiş olur." Hadisin güzel ve sahih bir hadis olduğunu söyleyen Tirmizî'den rivayet edilmiştir.
14
Riyazus Salihin # 16/1497
আবূল ফায্ল আব্বাস ইবনে আব্দুল মুত্তালিব (রাঃ)
وعن جابر رضي الله عنهما قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏
"‏لا تدعوا على أنفسكم، ولا تدعوا على أولادكم، ولا تدعو على أموالكم، لا توافقوا من الله ساعة يسأل فيها عطاء، فيستجيب لكم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Cabir (Allah her ikisinden de razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi (Allah ona salat ve selam versin) şöyle dedi: "Kendiniz için dua etmeyin, çocuklarınız için dua etmeyin, mallarınız için dua etmeyin. Allah'ın hediye isteyeceği ve size cevap vereceği bir süre için Allah'tan razı olmayın." ((Müslim rivayet etmiştir)).
15
Riyazus Salihin # 16/1498
শাহ্র ইবনে হাওশাব হতে
وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏
"‏أقرب ما يكون العبد من ربه وهو ساجد، فأكثروا الدعاء‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde ettiği zamandır, o halde çok dua edin." (Müslim rivayet etmiştir)
16
Riyazus Salihin # 16/1500
Enes b. Mâlik (r.a.)
وعن أبي أمامة رضي الله عنه قال‏:‏ قيل لرسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ أي الدعاء أسمع‏؟‏ قال‏:‏ ‏
"‏جوف الليل الآخر ودبر الصلوات المكتوبات‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Ebu Umame (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem)'e şöyle denildi: Hangi duayı işiteyim? Dedi ki: "Gecenin sonu ve farz namazların sonu." Tirmizî rivayet etmiş ve bunun güzel bir hadis olduğunu söylemiştir.
17
Riyazus Salihin # 16/1503
Ebu el-Darda' (RA)
وعن أبي محمد عبد الرحمن بن أبي بكر الصديق رضي الله عنهما أن أصحاب الصُّفة كانوا أناسًا فقراء، وأن النبي صلى الله عليه وسلم قال مرة‏:‏ ‏
"‏من كان عنده طعام اثنين، فليذهب بثالث، ومن كان عنده طعام أربعة، فليذهب بخامس بسادس‏"‏ أو كما قال‏:‏ وأن أبا بكر رضي الله عنه جاء بثلاثة، وانطلق النبي صلى الله عليه وسلم بعشرة، وأن أبا بكر تعشى عند النبي صلى الله عليه وسلم ثم لبث حتى صلى العشاء، ثم رجع، فجاء بعد ما مضى من الليل ما شاء الله‏.‏ قالت له امرأته‏:‏ ما حبسك عن أضيافك‏؟‏ قال‏:‏ أو ما عشيتهم‏؟‏ قالت‏:‏ أبوا حتى تجيء وقد عرضوا عليهم قال‏:‏ فذهبت أنا، فاختبأت، فقال‏:‏ يا غُنثر، فجدع وسب، وقال‏:‏ كلوا لا هنيئًا، والله لا أطعمه أبدًا، قال‏:‏ وايم الله ما كنا نأخذ من لقمة إلا ربا من أسفلها أكثر منها حتى شبعوا، وصارت أكثر مما كانت قبل ذلك، فنظر إليها أبو بكر فقال لامرأته‏:‏ يا أخت بني فراس ما هذا‏؟‏ قالت‏:‏ لا وقرة عيني لهي الآن أكثر منها قبل ذلك بثلاث مرات‏!‏ فأكل منها أبو بكر وقال‏:‏ إنما كان ذلك من الشيطان، يعني يمينه‏.‏ ثم أكل منها لقمة، ثم حملها إلى النبي صلى الله عليه وسلم فأصبحت عنده، وكان بيننا وبين قوم عهد، فمضى الأجل، فتفرقنا اثني عشر رجلا، مع كل رجل منهم أناس، الله أعلم كم مع كل رجل، فأكلوا منها أجمعون‏.‏
وفي رواية‏:‏ فحلف أبو بكر لا يطعمه، فحلفت المرأة لا تطعمه، فحلف الضيف -أو الأضياف- أن لا يطعمه، أو يطعموه حتى يطعمه، فقال أبو بكر‏:‏ هذه من الشيطان‏!‏ فدعا بالطعام، فأكل وأكلوا، فجعلوا لا يرفعون لقمة إلا ربت من أسفلها أكثر منها، فقال‏:‏ يا أخت بني فراس، ما هذا‏؟‏ فقالت‏:‏ وقرة عيني إنها الآن لأكثر منها قبل أن نأكل، فأكلوا، وبعث بها إلى النبي صلى الله عليه وسلم فذكر أنه أكل منها‏.‏ وفي رواية‏:‏ إن أبا بكر قال لعبد الرحمن‏:‏ دونك أضيافك، فإني منطلق إلى النبي صلى الله عليه وسلم، فافرغ من قراهم قبل أن أجيء، فانطلق عبد الرحمن، فأتاهم بما عنده، فقال‏:‏ اطعموا، فقالوا‏:‏ أين رب منزلنا‏؟‏ قال اطعموا، قالوا‏:‏ ما نحن بآكلين حتى يجيء رب منزلنا، قال‏:‏ اقبلوا عنا قراكم، فإنه إن جاء ولم تطعموا، لنلقين منه، فأبوا، فعرفت أنه يجد علي، فلما جاء تنحيت عنه، فقال‏:‏ ما صنعتم‏؟‏ فأخبروه، فقال‏:‏ يا عبد الرحمن فسكت، ثم قال‏:‏ يا عبد الرحمن، فسكت، فقال‏:‏ يا غُنثر أقسمت عليك إن كنت تسمع صوتي لما جئت‏!‏ فخرجت، فقلت‏:‏ سل أضيافك، فقالوا‏:‏ صدق، أتانا به‏.‏ فقال‏:‏ إنما انتظرتموني والله لا أطعمه الليلة، فقال الآخرون‏:‏ والله لا نطعمه حتى تطعمه، فقال‏:‏ ويلكم ما لكم لا تقبلون عنا قراكم‏؟‏ هات طعامك، فجاء به، فوضع يده، فقال‏:‏ بسم الله‏.‏ الأولى من الشيطان، فأكل وأكلوا‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Muhammed Abdurrahman bin Ebi Bekir es-Sıddık'tan Allah her ikisinden de razı olsun, Suffe ashabının fakir insanlar olduğu ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir defasında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kimin iki kişilik yiyeceği varsa, üçte birini bıraksın ve kim dört kişilik yiyeceği varsa, altıda biriyle beşte birini alsın." Veya dediği gibi: Ebu Bekir -Allah ondan razı olsun- üç kişi getirdi ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- on kişiyle yola çıktı ve Ebu Bekir, Peygamber ile yemek yedi. Allah ondan razı olsun Selam verdi, akşam namazını kılıncaya kadar orada kaldı, sonra geri döndü ve Allah'ın izniyle gece geçtikten sonra geldi. Hanımı ona şöyle dedi: Seni misafirlerinden uzaklaştıran neydi? Dedi ki: Ya da onlarla akşamınız nasıldı? Dedi ki: Sen gelinceye kadar reddettiler ve kendilerine sunuldular. Şöyle dedi: Ben de gittim ve saklandım ve şöyle dedi: Ey Gunther, sinirlendi ve hakarete uğradı ve şöyle dedi: Tanrı aşkına, mutlu bir şekilde yeme. Onu asla beslemeyeceğim. Dedi ki: Vallahi biz bir lokmadan değil, onun dibinden daha fazlasını faiz alırız. Onlar tatmin oldular, eskisinden de fazla oldu, Ebû Bekir ona baktı ve hanımına şöyle dedi: Ey Banu Firas'ın kız kardeşi, bu nedir? Dedi ki: Hayır, gözbebeğim artık eskisinden üç kat daha fazla! Sonra Ebu Bekir ondan yedi ve şöyle dedi: Bu şeytandan, yani sağ elindendir. Sonra ondan bir lokma yedi, sonra onu Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e götürdü ve sabahleyin onun yanına geldi ve insanlarla aramızda bir ahit vardı ve böylece süre geçti. Daha sonra on iki adam bizi ayırdı. Her adamın yanında insanlar var, her adamın yanında kaç kişi olduğunu Allah bilir, o yüzden hepsi ondan yediler. Ve bir rivayette: Ebu Bekir onu beslememeye yemin etti, bu yüzden kadın da onu beslememeye yemin etti, bu yüzden misafir - ya da misafirler - onu beslememeye ya da o doyuruncaya kadar onu beslememeye yemin ettiler, bunun üzerine Ebu Bekir şöyle dedi: Bu şeytandandır! O da yemek istedi, onlar da yediler, yediler, bir lokmayı bile kaldırmadılar, ancak daha fazlası dibinden okşandı. Dedi ki: Ey Banu Firas'ın kız kardeşi, bu nedir? Dedi ki: Gözümün elması Artık biz yemeden önce bundan fazlası var, onlar da yediler, o da bunu Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e gönderdi, o da ondan yediğini söyledi. Bir rivayette: Ebu Bekir, Abdurrahman'a şöyle dedi: Misafirperverliğini bırak, çünkü ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gidiyorum, Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin, o da ben gelmeden önce köylerini boşalttı. Abd al-Rahman gitti ve elindekileri onlara getirdi ve "Yeyin" dedi ve "Evimizin sahibi nerede?" dediler. Onları besle. O gelinceye kadar yemeyeceğiz dediler. Hanemizin efendisi şöyle dedi: Köylerinizi bizden alın, çünkü o gelirse ve siz beslenmezseniz onunla buluşuruz. Reddettiler, o yüzden Ali'yi bulacağını biliyordum, o yüzden geldiğinde ondan uzaklaştım ve şöyle dedi: Ne yaptın? Bunu ona söylediler ve o da şöyle dedi: Ey Abdul Rahman, o da sessiz kaldı, sonra şöyle dedi: Ey Abdul Rahman, o da sessiz kaldı ve şöyle dedi: Ey Gunther, sana yemin ettim eğer geldiğimde sesimi duyabilirsen! Ben de gittim, dedim ki: Misafirlerinize sorun, onlar da dediler ki: Doğru söyledi. Bize getirdi. Dedi ki: Sen sadece beni bekliyordun. Vallahi bu gece onu beslemeyeceğim. Diğerleri dediler ki: Vallahi sen onu doyurmadıkça biz onu doyurmayacağız. Bunun üzerine şöyle dedi: Yazıklar olsun size, neden köylerinizi bizden kabul etmiyorsunuz? Yemeğini getir. Onu getirdi, elini indirdi ve şöyle dedi: Allah'ın adıyla. İlki Şeytan'dandır. Böylece o yedi ve onlar da yediler. ((Anlaştık)).
18
Riyazus Salihin # 16/1505
উসামাহ ইবনে যায়েদ
وعن جابر بن سَمُرة، رضي الله عنهما، قال‏:‏ شكا أهل الكوفة سعدًا، يعني‏:‏ ابن أبي وقاص، رضي الله عنه الله عنه، إلى عمر بن الخطاب، رضي الله عنه، فعزله واستعمل عليهم عمارًا، فشكوا حتى ذكروا أنه لا يحسن يصلي، فأرسل إليه، فقال‏:‏ يا أبا إسحاق، إن هؤلاء يزعمون أنك لا تحسن تصلي، فقال‏:‏ أما أنا والله فإني كنت أصلي بهم رسول الله صلى الله عليه وسلم، لا أخرم عنها أصلي صلاة العشاء فأركد في الأوليين، وأخف في الأخريين، قال‏:‏ ذلك الظن بك يا أبا إسحاق، وأرسل معه رجلا -أو رجالا- إلى الكوفة يسأل عنه أهل الكوفة، فلم يدع مسجدًا إلا سأل عنه، ويثنون معروفًا، حتى دخل مسجدًا لبني عبس، فقام رجل منهم، يقال له أسامة بن قتادة، يكنى أبا سعدة‏.‏ فقال‏:‏ أما إذ نشدتنا فإن سعدًا كان لا يسير بالسرية ولا يقسم بالسوية، ولا يعدل في القضية، قال سعد‏:‏ أم والله لأدعون بثلاث‏:‏ اللهم إن كان عبدك هذا كاذبًا، قام رياء، وسمعة، فأطل عمره، وأطل فقره، وعرضه للفتن‏.‏ وكان بعد ذلك إذا سئل يقول‏:‏ شيخ كبير مفتون، أصابتني دعوة سعد‏.‏
قال عبد الملك بن عمير الرواي عن جابر بن سمرة‏:‏ فأنا رأيته بعد قد سقط حاجباه على عينيه من الكبر، وإنه ليتعرض للجواري في الطرق فيغمزهن‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Cabir bin Semure (Allah onlardan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Kûfe halkı Sa'd'a şikayette bulundu, yani: İbn Ebî Vakkas (Allah ondan razı olsun), Ömer bin El-Hattab (Allah ondan razı olsun)'a şikayette bulundu, o da onu görevden aldı ve Ammar'ı onların başına atadı. Onlar onun namaz kılmada iyi olmadığını söyleyinceye kadar şikayet ettiler, o da onu çağırttı ve şöyle dedi: Ey Ebu İshak, bu insanlar senin iyi namaz kılmadığını iddia ediyorlar, o da şöyle dedi: Vallahi ben de Allah'ın Resulü olarak onlarla birlikte namaz kılardım. Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun, bozmayacağım Onun izniyle akşam namazını kıldım ve ilk ikisinde yavaş, diğer ikisinde ise daha hafif oldum. Dedi ki: Bu benim senden şüphemdir ey Ebu İshak ve o, Kûfe halkına onun hakkında soru sormak için kendisiyle birlikte Kûfe'ye bir adam - veya adamlar - gönderdi ve o, sormadan mescidden çıkmadı ve onlar da onu nazikçe övdüler, ta ki Banu Abs'in bir mescidine girdi ve aralarından Usame bin Katade adında Ebu Saada lakaplı bir adam ayağa kalktı. Dedi ki: Sen bizi çağırdığında Saad yürümüyordu. Gizlice aynı şekilde yemin etmez ve telafi etmez Saad şöyle dedi: Yahut Allah'a yemin ederim ki üç şey için dua edeceğim: Allah'ım, eğer bu kulun yalancıysa, münafıklık ve itibar sahibiyse, ömrünü uzatmışsa, fakirliğini uzatmışsa ve fitneye maruz kalma süresini uzatmışsa. Sonra kendisine sorulduğunda şöyle derdi: Yaşlı, meraklı bir şeyh olan Saad'ın duası beni etkiledi. Abdul Malik bin Umeyr el-Rawi, Cabir bin Samra'dan rivayetle şöyle dedi: Ben onu yaşlılıktan dolayı kaşları gözlerinin üzerine düştüğünde ve yollarda kadın kölelere maruz kaldığında gördüm. Onlara göz kırpıyor. ((Kabul edildi Onun üzerine)..
19
Riyazus Salihin # 16/1506
Jaber (RA)
وعن عروة بن الزبير أن سعيد بن زيد بن عمرو بن نفيل، رضي الله عنه الله عنه خاصمته أروى بنت أوس إلى مروْان بن الحكم، وادعت أنه أخذ شيئًا من أرضها، فقال سعيد‏:‏ أنا كنت آخذ من أرضها شيئًا بعد الذي سمعت من رسول الله صلى الله عليه وسلم‏!‏‏؟‏ قال‏:‏ ماذا سمعت من رسول الله صلى الله عليه وسلم‏؟‏ قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏"‏من أخذ شبرًا من الأرض ظلمًا، طوقه إلى سبعين أرضين‏"‏ فقال له مروْان‏:‏ لا أسألك بينة بعد هذا، فقال سعيد‏:‏ اللهم إن كانت كاذبة، فأعمِ بصرها، واقتلها في أرضها، فقال‏:‏ فما ماتت حتى ذهب بصرها وبينما هي تمشي في أرضها إذ وقعت في حفرة فماتت‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
وفي رواية لمسلم عن محمد بن زيد بن عبد الله بن عمر بمعناه وأنه رآها عمياء تلتمس الجدر تقول‏:‏ أصابتني دعوة سعيد، وأنها مرت على بئر في الدار التي خاصمته فيها، فوقعت فيها فكانت قبرها‏.‏
Urve bin Zübeyr'in rivayeti üzerine Saeed bin Zeyd bin Amr bin Nufeyl -Allah ondan razı olsun- Arva bint Evs'teki kavgasını Mervan bin El-Hakam'a getirdi ve o da onun kendi topraklarından bir şey aldığını iddia etti. Saeed şöyle dedi: Resûlullah'tan işittikten sonra onun diyarından bir şey alıyordum, Allah ona salat ve selam versin!? Dedi ki: Allah Resulü'nden ne duydun, Allah ona salat ve selam versin? Dedi ki: Allah Resulü'nü duydum, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin. Şöyle diyor: “Kim bir santim alırsa haksız yere yeryüzünden uzaklaştırıp onu yetmiş yere kadar kuşattı.” Bunun üzerine Mervan ona şöyle dedi: "Bundan sonra senden delil istemeyeceğim." Sa'id şöyle dedi: "Allah'ım, eğer o yalancıysa, onu kör et ve onu kendi memleketinde öldür." Dedi ki: "Görme duyusu kayboluncaya kadar ölmedi ve kendi topraklarında yürürken bir çukura düşerek öldü." (Anlaştık)). Müslim'in Muhammed b. Zeyd bin Abdullah bin Ömer, manasıyla, onu kör olarak duvarlara dokunurken gördüğünü şöyle anlatıyor: Saeed'in çağrısı beni çok etkiledi; evde onunla tartıştığı bir kuyunun yanından geçmiş, bu yüzden kuyuya düşmüş ve burası onun mezarı olmuştu.
20
Riyazus Salihin # 16/1508
Rabi
وعن أنس رضي الله عنه أن رجلين من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم خرجا من عند النبي صلى الله عليه وسلم، في ليلة مظلمة ومعهما مثل المصباحين بين أيديهما، فلما افترقا، صار مع كل واحد منهما واحد حتى أتى أهله‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏ من طرق، وفي بعضها أن الرجلين أسيد بن حضير، وعباد بن بشر رضي الله عنهما‏.‏
Enes'ten (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, Peygamber Efendimiz (sav)'in Ashabından iki adam, karanlık bir gecede, ellerinde iki kandil gibi bir şeyle, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) huzurundan ayrıldılar. Ayrıldıklarında içlerinden biri ailesinin yanına gelinceye kadar her birinin yanında kaldı. ((Buhari rivayet etmiştir)) Pek çok yol vardır ve bazılarında iki adam Usayd ibn Hudayr ve Abbad ibn Bişr'dir, Allah onlardan razı olsun.
21
Riyazus Salihin # 16/1509
Abu Umamah
وعن أبي هريرة، رضي الله عنه ، قال‏:‏ بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم عشرة رهط عينًا سرية، وأمَّر عليهم عاصم بن ثابت الأنصاري، رضي الله عنه، فانطلقوا حتى إذا كانوا بالهدأة، بين عسفان ومكة، ذكروا لحي من هذيل يقال لهم‏:‏ بنو لحيان، فنفروا لهم بقريب من مائة رجل رام، فاقتصوا آثارهم، فلما أحس بهم عاصم وأصحابه، لجئوا إلى موضع فأحاط بهم القوم، فقالوا‏:‏ انزلوا، فأعطوا بأيديكم ولكم العهد والميثاق أن لا نقتل منكم أحدًا، فقال عاصم بن ثابت‏:‏ أيها القوم أما أنا، فلا أنزل على ذمة كافر‏:‏ اللهم أخبر عنا نبيك صلى الله عليه وسلم، فرموهم بالنبل فقتلوا عاصمًا، ونزل إليهم ثلاثة نفر على العهد والميثاق، منهم خُبيب، وزيد بن الدِّثِنَّة ورجل آخر‏.‏ فلما استمكنوا منهم أطلقوا أوتار قسيهم، فربطوهم بها، قال الرجل الثالث‏:‏ هذا أول الغدر والله لا أصحبكم إن لي بهؤلاء أسوة، يريد القتلى، فجروه وعالجوه، فأبى أن يصحبهم، فقتلوه، وانطلقوا بخُبيب، وزيد بن الدِّثِنَّة، حتى باعوهما بمكة بعد وقعة بدر، فابتاع بنو الحارث بن عامر بن نوفل بن عبد مناف خُبيبًا، وكان خُبيب هو قتل الحارث يوم بدر، فلبث خُبيب عندهم أسيرًا حتى أجمعوا على قتله، فاستعار من بعض بنات الحارث موسى يستحد بها فأعارته، فدرج بُنيٌّ لها وهي غافلة حتى أتاه، فوجدته مجلسه على فخذه الموسى بيده، ففزعت فزعة عرفها خُبيب، فقال أتخشين أن أقتله ماكنت لأفعل ذلك قالت‏:‏ والله ما رأيت أسيرا خيرا من خُبيب فوالله لقد وجدته يومًا يأكل قطفًا من عنب في يده وإنه لموثق بالحديد وما بمكة من ثمرة، وكانت تقول‏:‏ إنه لرزق رزقه الله خُبيبًا، فلما خرجوا به من الحرم ليقتلوه في الحل، قال لهم خبيب‏:‏ دعوني أصلي ركعتين، فتركوه، فركع ركعتين، فقال‏:‏ والله لولا أن تحسبوا أن ما بي جزع لزدت‏.‏ اللهم أحصهم عددًا، واقتلهم بددًا، ولا تُبقِ منهم أحدًا، وقال‏:‏
فلست أبالي حين أُقتل مســــلمًا**على أي جنب كان لله مصرعــي
وذلك في ذات الإله وإن يشأ**يبارك على أوصـــال شلو ممزع
وكان خُبيب هو سَنَّ لكل مسلم قُتل صبرًا الصلاة، وأخبر -يعني النبي صلى الله عليه وسلم - أصحابه يوم أصيبوا خبرهم، وبعث ناسٌ من قريش إلى عاصم بن ثابت حين حدثوا أنه قُتل أن يؤتوا بشيء منه يُعرف، وكان قتل رجلا من عظمائهم، فبعث الله لعاصم مثل الظلة من الدبر فحمته من رسلهم، فلم يقدروا أن يقطعوا منه شيئًا‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏
قوله‏:‏ الهدأة‏:‏ موضع، والظلة‏:‏ السحاب، الدبر‏:‏ النحل‏.‏
وقوله‏:‏ ‏
"‏اقتلهم بَِددًا‏"‏ بكسر الباء وفتحها، فمن كسر، قال‏:‏ هو جمع بدة بكسر الباء، وهو النصيب، ومعناه‏:‏ اقتلهم حصصًا منقسمة لكل واحد منهم نصيب، ومن فتح ، قال معناه‏:‏ متفرقين في القتل واحدًا بعد واحد من التبديد‏.‏
وفي الباب أحاديثُ كثيرة صحيحة سبقت في مواضعها من هذا الكتاب، منها حديث الغلام الذي كان يأتي الراهب والساحر، ومنها حديث جُريج، وحديث أصحاب الغار الذين أطبقت عليهم الصخرة، وحديث الرجل الذي سمع صوتًا في السحاب يقول‏:‏ اسقِ حديقة فلان، وغير ذلك‏.‏ والدلائل في الباب كثيرة مشهورة، وبالله التوفيق‏.‏
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah'ın duaları ve barışı onun üzerine olsun, gizli bir müfreze olarak on Rahat gönderdi ve Asım bin Sabit El-Ensari, Allah ondan razı olsun, onlara emir verdi. Usfan ile Mekke arasındaki Hudah'a varıncaya kadar yola çıktılar. Banu Lahyan denilen Huzeyl'den Lahiy'den bahsettiler. Bunun üzerine onlara yüz kadar okçu gönderdiler ve onların izini sürdüler. Asım onları hissedince ashabı bir yere sığındılar, halk da onların etrafını sardı ve şöyle dedi: Aşağı gelin ve hiçbirinizi öldürmeyeceğimize dair ellerinizle antlaşma ve antlaşmayı size verin. Bunun üzerine Asım bin Sabit şöyle dedi: Ey insanlar, ben bir kafirin vecizesine boyun eğmeyeceğim: Allah'ım, Peygamberine (Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun) bizden haber ver. Böylece onları oklarla vurup Asım'ı öldürdüler ve aralarında Hubeyb, Zeyd bin El-Desne ve başka bir adamın da bulunduğu üç kişi, antlaşma ve antlaşma uyarınca üzerlerine indi. Yaylarının iplerini çözüp onlara bağlayabildikleri zaman adam şöyle dedi: Üçüncüsü: Bu, ihanetin başlangıcıdır ve Allah'a yemin ederim ki, ben sizinle olmayacağım. Bu insanlardan bir örneğim var. Ölüyü istiyordu, bu yüzden onu havaya uçurdular ve tedavi ettiler, ancak o onlara eşlik etmeyi reddetti, bu yüzden onu öldürdüler ve Bedir savaşından sonra onları Mekke'de satıncaya kadar Hubeyb ve Zeyd bin Ed-Desne ile birlikte yola çıktılar, bunun üzerine Banu el-Hâris bin Amir bin Nevfel bin Abd Menaf, Hubeyb'i satın aldı ve Bedir günü el-Hâris'i öldüren Hubeyb'di ve o da bir süre orada kaldı. Hubeyb, onlar kendisini öldürmeyi kabul edinceye kadar onlarla birlikte esir kaldı, bu yüzden sığınmak için Hâris'in kızlarından Musa'nın bazılarından borç aldı. Onu ona ödünç verdi ve Bani, farkında olmadan onun yanına gelinceye kadar onun için yürüdü ve onu, elinde usturayla uyluğunun üzerinde otururken buldu. Dehşete düşmüştü ve Hubeyb bunu fark etti. "Onu öldüreceğimden mi korkuyorsun? Ben bunu yapmazdım" dedi. "Vallahi, Hubeyb'den daha güzel bir esir görmedim. Vallahi bir gün onu elinde bir salkım üzüm yerken buldum, demirle bağlıydı ve Mekke'de meyve yoktu." "O, rızıktır" derdi. Allah ona Hubeyb'i verdi ve onu çölde öldürmek için mabedden çıkardıklarında, Hubeyb onlara: "İki rekat namaz kılayım" dedi, onlar da onu bıraktılar, o da iki rek'at rükû etti ve şöyle dedi: Allah'a yemin ederim ki, korkmadığımı düşünmeseydiniz, daha fazlasını yapardım. Allah'ım, onları say, onları dağınık olarak öldür ve hiçbirini geride bırakma. Ve şöyle dedi: Bir Müslüman olarak öldürüldüğümde ** ölümümün hangi taraftan Allah'a ait olduğu umurumda değil ve bu Allah'ın zatındadır ve eğer O dilerse ** Şilu'nun uzuvlarını bereketler. Mezza ve Hubeyb, sabırla ölen her Müslümana namazı farz kılan ve haber veren -yani Hz. Allah'ın salat ve selamı ona - ashabına - bir haber geldiği gün, Kureyşliler Asım bin Sabit'e onun öldürüldüğünü haber verdiklerinde, ondan bilinecek bir şey gönderdiler ve o da kendi büyüklerinden bir adamı öldürmüştü, bunun üzerine Allah Asım'ı arkadan bir gölgelik gibi gönderdi ve bu onu elçilerinden korudu ama hiçbirini kesmeyi başaramadılar. ((Buhari rivayet etmiştir)) Onun sözü: Hudde: yer ve gölge: Bulutlar, kuşlar: arılar. Ve şöyle demesi: "Onları öldürün." “Ba”yı kırıp açarak “dağınık”, kim bozarsa şöyle dedi: “Baa”yı kırarak “bada”nın çoğuludur, yani paydır ve anlamı: Onları bölünmüş paylar halinde öldürün, her birinin payı vardır ve kim açarsa açsın, manasını: öldürmede, teker teker dağılmada, buyurdu. Konuyla ilgili olarak daha önce bu kitapta yerlerinde zikredilmiş pek çok sahih hadis bulunmaktadır; bunlar arasında keşiş ve büyücüyü ziyaret eden oğlanın hadisi de vardır ve bunların arasında Cüreyc hadisi ve mağara ehlinin hadisi de vardır. Kayanın üzerlerine kapandığı kimseler ve bulutlardan bir ses işiten adamın şöyle dediği hadisi: Falancanın bahçesini sulayın ve başka şeyler. Bu konudaki deliller çok ve malumdur, Allah bize başarı nasip etsin.
26
Riyazus Salihin # 16/1465
আব্দুল্লাহ ইবনে খুবাইব
وعن النعمان بن بشير رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏
"‏الدعاء هو العبادة‏"‏‏.‏
Numan bin Beşir'den (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayetle, Peygamber (s.a.v.)'den, Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin, şöyle dedi: “Namaz ibadettir.”
27
Riyazus Salihin # 16/1467
Huzeyfe ve Ebu Zer (RA)
وعن أنس رضي الله عنه، قال‏:‏ كان أكثر دعاء النبي صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏
"‏اللهم آتنا في الدنيا حسنة، وفي الآخرة حسنة، وقنا عذاب النار‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
زاد مسلم في روايته قال‏:‏ وكان أنس إذا أراد أن يدعو بدعوة دعا بها، وإذا أراد أن يدعو بدعاء دعا بها فيه‏.‏
Enes radıyallahu anh şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in en çok yaptığı dua şuydu: "Allah'ım, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru." Müslim rivayetinde şunu eklemiştir: Enes bir dua etmek isteseydi okurdu, eğer bir dua etmek isterse onu okurdu.
28
Riyazus Salihin # 16/1468
Hz. Ali (r.a.)
وعن ابن مسعود، رضي الله عنه، أن النبي، صلى الله عليه وسلم، كان يقول‏:‏ ‏
"‏اللهم إني أسألك الهدى، والتقى، والعفاف، والغنى‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
İbn Mesud'dan Allah ondan razı olsun, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle derdi: Allah onu kutsasın ve ona huzur versin: "Allah'ım senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik isterim." (Müslim rivayet etmiştir.)
29
Riyazus Salihin # 16/1469
Ebû Hüreyre (r.a.)
وعن طارق بن أشيم، رضي الله عنه، قال‏:‏ كان الرجل إذا أسلم علمه النبي صلى الله عليه وسلم، الصلاة، ثم أمره أن يدعو بهؤلاء الكلمات‏:‏ ‏"‏اللهم اغفر لي، وارحمني، واهدني، وعافني، وارزقني‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
وفي رواية له عن طارق أنه سمع النبي صلى الله عليه وسلم، وأتاه رجل، فقال‏:‏ يا رسول الله، كيف أقول حين أسأل ربي‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏قل‏:‏ اللهم اغفر لي، وارحمني، وعافني، وارزقني، فإن هؤلاء تجمع لك دنياك وآخرتك‏"‏‏.‏
Tarık bin Aşim radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam İslam'a girdiğinde, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona namazı öğretti ve sonra şu sözlerle dua etmesini emretti: "Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet ver, beni bağışla ve bana rızık ver" ((Müslim rivayet etmiştir). Ve Tarık'tan rivayet ettiği rivayette, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i duydu ve yanına bir adam gelerek şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, Rabbime sorduğumda nasıl diyeceğim? Şöyle dedi: “De ki: Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet et, beni koru ve bana rızık ver; çünkü bunlar, dünyanı ve ahiretini bir araya getirir."
30
Riyazus Salihin # 16/1470
Aişe (RA)
وعن عبد الله بن عمرو بن العاص، رضي الله عنهما، قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏
"‏اللهم مصرف القلوب صرف قلوبنا على طاعتك‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Abdullah bin Amr bin El-As'tan Allah her ikisinden de razı olsun, şöyle dedi: Allah Resulü, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: "Ey kalpleri yönlendiren Allah'ım, kalplerimizi sana itaate yönelt." (Müslim rivayet etmiştir.)
31
Riyazus Salihin # 16/1471
Bara' ibn Azeeb (RA)
وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم، قال‏:‏ ‏
"‏تعوذوا بالله من جهد البلاء، ودرك الشقاء، وسوء القضاء، وشماته الأعداء‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
وفي رواية‏:‏ قال سفيان‏:‏ أشك أني زدت واحدة منها‏.‏
Ebu Hureyre'den, Allah ondan razı olsun, Peygamber'den, Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Felaket azabından, bedbahtlık fitnesinden, kötü hükümden ve düşmanların kibrinden Allah'a sığının." (Anlaştık) Bir rivayette: Süfyan dedi ki: Onlardan birini eklediğimden şüpheliyim.
32
Riyazus Salihin # 16/1472
Enes b. Mâlik (r.a.)
وعنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم، يقول‏:‏ ‏
"‏اللهم أصلح لي ديني الذي هو عصمة أمري، وأصلح لي دنياي التي فيها معاشي، وأصلح لي آخرتي التي فيها معادي، واجعل الحياة زيادة لي في كل خير، واجعل الموت راحة لي من كل شر‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle derdi: "Allah'ım, işlerimin koruyucusu olan dinimi bana ıslah eyle, geçimimi içeren dünyamı bana ıslah eyle, düşmanlığımı içeren ahiret dünyamı bana ıslah eyle, hayatı benim için her türlü hayırda artış, ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş eyle." ((Müslim rivayet etmiştir)).