Bölüm 1
Bölümlere Dön
01
Riyazus Salihin # 1/681
وعن عمران بن حصين، رضي الله عنهما، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: “ الحياء لا يأتى إلا بخير” ((متفق عليه)) .
وفي رواية لمسلم”
"الحياءه خير كله”أوقال: “الحياء كله خير".
وفي رواية لمسلم”
"الحياءه خير كله”أوقال: “الحياء كله خير".
İmran bin Hüseyin (Allah her ikisinden de razı olsun)'dan rivayetle o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: "Tevazu ancak iyilik getirir."
Ve Müslim'in bir rivayetinde
"Alçakgönüllülük iyidir." Veya şöyle dedi: "Alçakgönüllülük iyidir."
02
Riyazus Salihin # 1/682
-وعن أبى هريرة رضي الله عنه، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: “الإيمان بضع وسبعون، أو بضع وستون شعبة، فأفضلها قول لا إله إلا الله، وأدناها إماطة الأذى عن الطريق، والحياء شعبة من الإيمان” ((متفق عليه)) .
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "İman yetmiş birkaç veya altmış kaç şubedir; bunların en üstünü, Allah'tan başka ilah yoktur demek, en azı da zararı yoldan kaldırmaktır ve haya da imanın bir şubesidir." ((Kabul edildi))
03
Riyazus Salihin # 1/683
وعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه، قال: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم أشد حياء من العذراء في خدرها، فإذا رأى شيئياً يكرهه عرفناه في وجهه. ((متفق عليه)) .
Ebu Said el-Hudri (Allah ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun), çıplakken bir bakireden daha utangaçtı, bu yüzden nefret ettiği bir şey gördüğünde onu yüzünde tanırdık. ((Anlaştık)).
04
Riyazus Salihin # 1/684
عن أبى سعيد الخدرى رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:
"إن من شر الناس عند الله منزلة يوم القيامة الرجل يفضي إلى المرأة وتفضي إليه ثم ينشر سرها" ((رواه مسلم)).
"إن من شر الناس عند الله منزلة يوم القيامة الرجل يفضي إلى المرأة وتفضي إليه ثم ينشر سرها" ((رواه مسلم)).
Ebû Saîd el-Hudrî (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah katında insanların en kötüleri arasında, bir kadına yol gösteren, o da ona yol gösteren, sonra sırrını açıklayan adamın kıyamet günündeki durumu vardır." ((Müslim rivayet etmiştir)).
05
Riyazus Salihin # 1/685
وعن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما أن عمر رضي الله عنه حين تأيمت بنته حفصة قال: لقيت عثمان بن عفان رضي الله عنه ، فعرضت عليه حفصة فقلت: إن شئت أنكحتك حفصة بنت عمر؟ قال: سأنظر في أمري. فلبثت ليالي، ثم لقيني فقال : قد بدا لي أن لا أتزوج يومي هذا. فلقيت أبا بكر الصديق رضي الله عنه، فلم يرجع إلى شيئاً! فكنت عليه أوجد مني على عثمان، فلبثت ليالي، ثم خطبها النبي صلى الله عليه وسلم، فأنكحتها إياه. فلقيني أبو بكر فقال: لعلك وجدت حين عرضت على حفصة فلم أرجع إليك شيئاً؟ فقلت: نعم. قال: فإنه لم يمنعني أن أرجع إليك فيما عرضت على إلا أني كنت علمت أن النبي صلى الله عليه وسلم ذكرها، فلم أكن لأفشي سر رسول الله صلى الله عليه وسلم، ولوتركها النبى صلى الله عليه وسلم لقبلتها . ((رواه البخارى)).
Abdullah bin Ömer'den (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayet ettiğine göre Ömer (Allah ondan razı olsun), kızı Hafsa yetim kaldığında şöyle demiştir: Osman bin Affan'la karşılaştım, Allah ondan razı olsun, ona Hafsa'yı teklif ettim ve şöyle dedim: "İstersen seni Hafsa bint Ömer'le evlendirebilirim." Dedi ki: Ben işime bakacağım. Birkaç gece kaldı, sonra benimle buluştu ve şöyle dedi: Bana öyle geliyor ki bu gün evlenmeyeceğim. Böylece bir babayla tanıştım. Sıddık erken geldi, Allah ondan razı olsun, hiçbir şeye dönmedi! Ben de ona Osman'dan daha cömert davrandım, gece orada kaldım, sonra Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona evlenme teklif etti ve o da onu onunla evlendirdi. Sonra Ebu Bekir benimle buluştu ve şöyle dedi: Belki onu Hafsa'ya sunduğunda sana hiçbir şey iade etmediğimi öğrendin? Dedim ki: Evet. Dedi ki: Bana teklif ettiğin şeyi sana geri vermekten beni alıkoyan şey, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bundan söz ettiğini bilmemdi, dolayısıyla Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sırrını ifşa etmezdim ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- onu bırakmış olsaydı. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. ((Buhari rivayet etmiştir)).
06
Riyazus Salihin # 1/686
وعن عائشة رضي الله عنها قالت: كن أزواج النبى صلى الله عليه وسلم عنده، فأقبلت فاطمة رضي الله عنها تمشى، ما تخطئ من مشية رسول الله صلى الله عليه وسلم شيئاً، فلما رآها رحب بها وقال: “مرحباً بابنتى” ثم أجلسها عن يمينه أو عن شماله، ثم سارها فبكت بكاء شديداً، فلما رأى جزعها سارها الثانية فضحكت، فقلت لها: خصك رسول الله صلى الله عليه وسلم من بين نسائه بالسرار، ثم أنت تبكين ! فلما قام رسول الله صلى الله عليه وسلم سألتها: ما قال لك رسول الله صلى الله عليه وسلم ؟ قالت: ما كنت لأفشي على رسول الله صلى الله عليه وسلم سره. فلما توفي رسول الله صلى الله عليه وسلم قلت: عزمت عليك بما لي عليك من الحق، لما حدثتني ما قال لك رسول الله صلى الله عليه وسلم؟ فقالت: أما الآن فنعم، أما حين سارني في المرة الأولى فأخبرني “أن جبريل كان يعارضه القرآن في كل سنة مرة أو مرتين، وأنه عارضه الآن مرتين، وإني لا أرى الأجل إلا قد اقترب، فاتقى الله واصبرى، فغنه نعم السلف أنا لك” فبكيت بكائى الذى رأيت. فلما رأى جزعى سارنى الثانية، فقال:
"يا فاطمة أما ترضين أن تكونى سيدة نساء المؤمنين، أو سيدة نساء هذه الأمة” فضحكت ضحكى الذى رأيت". ((متفق عليه)) ((وهذا لفظ مسلم)).
"يا فاطمة أما ترضين أن تكونى سيدة نساء المؤمنين، أو سيدة نساء هذه الأمة” فضحكت ضحكى الذى رأيت". ((متفق عليه)) ((وهذا لفظ مسلم)).
Aişe'nin (Allah ondan razı olsun) yetkisi üzerine şöyle dedi: Peygamber'in eşleri (Allah onu korusun ve ona huzur versin) onun yanındaydı, bu yüzden Fatıma (Allah ondan razı olsun) yürüyerek geldi ve Reslullah'ın yürüyüşünde hiçbir sorun yoktu, Allah onu korusun ve ona huzur versin. Onu görünce hoş geldin dedi ve “Kızım hoş geldin” dedi. Sonra onu sağına veya soluna oturttu, sonra onu yürüttü ve o da şiddetli bir şekilde ağladı. Alarmını görünce onu ikinci kez yürüttü ve o güldü, ben de dedim. Onun için: Allah Resulü, Allah onu korusun ve huzur versin, seni eşleri arasından sırlarla seçti ve sonra ağlıyorsun! Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayağa kalkınca ona sordum: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sana ne söyledi? Dedi ki: Onun sırrını Resûlullah'a (s.a.v.) açıklamayacağım. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde şöyle dedim: "Ben senin üzerinde sahip olduğum hakla sana karşı bir karar verdim, sen bana Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sana ne söylediğini haber vermiştin?" Dedi ki: Şimdilik evet, ama ilk seferinde benimle birlikte yürüdüğünde, bana şöyle dedi: "Cebrail her yıl bir veya iki kez Kur'an'a karşı çıkıyordu, şimdi iki kez karşı çıkıyor ve sonun yaklaştığını görmüyorum, o halde Allah'tan korkun ve sabırlı olun, zira ben öncekilerin en hayırlısıyım." Bu yüzden gördüğüm kadar ağladım. Benim dehşetimi görünce ikinci kez yanıma geldi. O da şöyle dedi: "Ey Fâtıma, sen mü'minlerin kadınlarının hanımı veya bu ümmetin kadınlarının hanımı olmakla yetinmiyor musun?" Ben de öyle güldüm. Gördüm.” ((Kabul edildi (Ve bu Müslim'in sözüdür.)))
07
Riyazus Salihin # 1/687
وعن ثابت عن أنس، رضي الله عنه قال: أتى على رسول الله صلى الله عليه وسلم وأنا ألعب مع الغلمان، فسلم علينا، فبعثنى في حاجةٍ، فأبطأت على أمي. فلما جئت قالت: ما حبسك؟ فقلت: بعثنى رسول الله صلى الله عليه وسلم لحاجة، قالت: ما حاجته؟ قلت: إنها سر.قالت: لا تخبرن بسر رسول الله صلى الله عليه وسلم أحداً. قال أنس: والله لو حدثت به أحداً لحدثتك به يا ثابت. ((رواه مسلم، وروى البخارى بعضه مختصراً)).
Sabit'ten, Enes'ten, Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Ben çocuklarla oynarken, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanına geldi, o da bize selam verdi ve bir ihtiyaç üzerine beni gönderdi, ben de anneme geç kaldım. Geldiğimde şöyle dedi: Seni ne tuttu? Ben de dedim ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni bir ihtiyaç için gönderdi. Dedi ki: Onun ihtiyacı nedir? Dedim ki: Bu bir sırdır. Şöyle dedi: Resûlullah'ın sırrını söylemeyin. Allahım, Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin, birisi. Enes dedi ki: Vallahi, eğer ben bunu sana anlatsaydım, sana haber verirdim ey Sabit. ((Müslim rivayet etmiş ve Buhari de bir kısmını kısaca rivayet etmiştir)).
08
Riyazus Salihin # 1/688
وعن أبي هريرة رضي الله عنه ، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "آية المنافق ثلاث: إذا حدث كذب، وإذا وعد أخلف، وإذا اؤتمن خان" ((متفق عليه)) .
زاد في ((رواية لمسلم)): "وإن صام وصلى وزعم أنه مسلم".
زاد في ((رواية لمسلم)): "وإن صام وصلى وزعم أنه مسلم".
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz ve kendisine güvenildiğinde ihanet eder."
((Müslüman bir rivayet)'de şunu ekledi: "Oruç tutsa, namaz kılsa ve Müslüman olduğunu iddia etse bile."
09
Riyazus Salihin # 1/689
وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهما، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال:
"أربع من كن فيه كان منافقا خالصاً. ومن كانت فيه خصلة منهن كانت فيه خصلة من النفاق حتى يدعها : إذا اؤتمن خان ، وإذا حدث كذب، وإذا عاهد غدر، وإذا خاصم فجر"((متفق عليه)).
"أربع من كن فيه كان منافقا خالصاً. ومن كانت فيه خصلة منهن كانت فيه خصلة من النفاق حتى يدعها : إذا اؤتمن خان ، وإذا حدث كذب، وإذا عاهد غدر، وإذا خاصم فجر"((متفق عليه)).
Abdullah bin Amr bin Al-As'tan (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayete göre, Resûlullah (s.a.v.) Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi:
"Kimde dört haslet bulunursa saf münafıktır. Kimde bu hasletlerden biri bulunursa, onları terk edinceye kadar münafıklık vasfı vardır: Kendisine güvenildiğinde ihanet eder, konuştuğunda yalan söyler, antlaşma yaptığında ihanet eder, çekiştiğinde zalim olur." (Anlaştık)
10
Riyazus Salihin # 1/690
وعن جابر رضي الله عنه قال: قال لي النبى صلى الله عليه وسلم:
"لو قد جاء مال البحرين أعطيتك هكذا وهكذا وهكذا" فلم يجئ مال البحرين حتى قبض النبى صلى الله عليه وسلم، فلما جاء مال البحرين أمر أبو بكر رضي الله عنه فنادي: من كان له عند رسول صلى الله عليه وسلم عدة أو دين فليأتنا. فأتيته وقلت له: إن النبى صلى الله عليه وسلم قال لى كذا وكذا، فحثى لى حثية، فعددتها، فإذا هى خمسمائة، فقال لى: خذ مثلها. ((متفق عليه)) .
"لو قد جاء مال البحرين أعطيتك هكذا وهكذا وهكذا" فلم يجئ مال البحرين حتى قبض النبى صلى الله عليه وسلم، فلما جاء مال البحرين أمر أبو بكر رضي الله عنه فنادي: من كان له عند رسول صلى الله عليه وسلم عدة أو دين فليأتنا. فأتيته وقلت له: إن النبى صلى الله عليه وسلم قال لى كذا وكذا، فحثى لى حثية، فعددتها، فإذا هى خمسمائة، فقال لى: خذ مثلها. ((متفق عليه)) .
Cabir (Allah Ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bana şöyle buyurdu: "Eğer iki Bahreyn'in parası gelseydi, sana şunun gibi, şunun gibi verirdim." İki Bahreyn'in parası, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu ele geçirinceye kadar gelmedi. İki Bahreyn'in paraları gelince Ebu Bekir (Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun) emretti ve şöyle seslendi: Kimin Resûlullah'a borcu veya bekleme süresi varsa, Allah'ın salat ve selamı ona olsun, bize gelsin. Ben de yanına gelerek şöyle dedim: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. Bana şöyle dedi, bana Hitit'i önerdi, ben de saydım, beş yüz kişiydiler. Sonra bana dedi ki: Onlardan eşit sayıda al. ((Anlaştık)).
11
Riyazus Salihin # 1/691
وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهما قال: قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم: يا عبد الله ، لا تكن مثل فلان، كان يقوم الليل فترك قيام الليل !" ((متفق عليه)) .
Abdullah bin Amr bin El-As'tan (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana şöyle buyurdu: Ey Abdullah falan gibi olma. Yatsı namazını kılıyordu ama yatsı namazını terk etti! ((Anlaştık)).
12
Riyazus Salihin # 1/692
عن عدي بن حاتم رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم
"اتقوا النار ولو بشق تمرة فمن لم يجد فبكلمة طيبة" ((متفق عليه)) .
"اتقوا النار ولو بشق تمرة فمن لم يجد فبكلمة طيبة" ((متفق عليه)) .
Adi bin Hatim'den (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre o şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Yarım hurmayla da olsa ateşten sakının; onu bulamayanlara güzel söz söyleyin.” (Anlaştık)
13
Riyazus Salihin # 1/694
وعن أبي ذر رضي الله عنه قال: قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم :
"لا تحقرن من المعروف شيئاً، ولو أن تلقى أخاك بوجه طلق" ((رواه مسلم)).
"لا تحقرن من المعروف شيئاً، ولو أن تلقى أخاك بوجه طلق" ((رواه مسلم)).
Ebu Zer (Allah ondan razı olsun)'den rivayetle o şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana şöyle dedi:
"Kardeşini güler yüzle karşılamak bile olsa, hiçbir iyiliği küçümseme." (Müslim rivayet etmiştir)
14
Riyazus Salihin # 1/696
وعن عائشة رضي الله عنها قالت: كان كلام رسول الله صلى الله عليه وسلم كلاماً فصلاً يفهمه كل من يسمعه. ((رواه أبو داود)).
Aişe'nin (Allah ondan razı olsun) yetkisi üzerine şöyle dedi: Allah Resulü'nün (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) sözleri, duyan herkesin anlayacağı açık sözlerdi. ((Ebu Davud rivayet etmiştir)).
15
Riyazus Salihin # 1/698
عن أبى وائل شقيق بن سلمة قال: كان ابن مسعود رضي الله عنه يذكرنا في كل خميس، فقال له رجل: يا أبا عبد الرحمن، لوددت أنك ذكرتنا كل يوم، فقال: أما إنه يمنعني من ذلك أني أكره أن أملكم وإني أتخولكم بالموعظة، كما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يتخولنا بها مخافة السآمة علينا. ((متفق عليه)) .
Ebu Vel Şakik bin Seleme'den rivayetle şöyle dedi: İbni Mesud -Allah ondan razı olsun- bize her perşembe zikir yapardı ve bir adam ona şöyle dedi: Ey Ebu Abdurrahman, keşke bize her gün hatırlatsaydın, o da şöyle dedi: Ama beni bundan alıkoyan şey, seni sıkmak istememem ve seni nasihatten mahrum bırakmamdır, tıpkı Rasulullah'ın (s.a.v.) korkudan bizi nasihatten mahrum bırakması gibi. canımız sıkılıyor. ((Kabul edildi) (onun üzerine)..
16
Riyazus Salihin # 1/699
وعن أبى اليقظان عمار بن ياسر رضي الله عنهما قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول:
"إن طول صلاة الرجل، وقصر خطبته، مئنة من فقهه، فأطيلوا الصلاة، وأقصروا الخطبة" ((رواه مسلم)).
"إن طول صلاة الرجل، وقصر خطبته، مئنة من فقهه، فأطيلوا الصلاة، وأقصروا الخطبة" ((رواه مسلم)).
Ebu'l-Yakzan Ammar bin Yaser (Allah her ikisinden de razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü'nü (Allah ona salat ve selam versin) şöyle derken işittim:
"Kişinin namazının uzun olması ve hutbesinin kısa olması, içtihat kaynağıdır; o halde namazı uzatın, hutbeyi kısaltın." (Müslim rivayet etmiştir).
17
Riyazus Salihin # 1/700
وعن معاوية بن الحكم السلمي رضي الله عنه قال: "بينا أنا أصلي مع رسول الله صلى الله عليه وسلم ، إذا عطس رجل من القوم فقلت: يرحمك الله، فرماني القوم بأبصارهم ! فقلت: واثكل أمياه ! ما شأنكم تنظرون إلى؟ فجعلوا يضربون بأيديهم على أفخاذهم ! فلما رأيتهم يصمتونني لكنى سكت. فلما صلى رسول الله صلى الله عليه وسلم، فبأبي هو وأمي، ما رأيت معلما قبله ولا بعده أحسن تعليماً منه، فوالله ما كهرني ولا ضربني ولا شتمني، قال: "إن هذه الصلاة لا يصلح فيها شئ من كلام الناس، إنما هى التسبيح والتكبير، وقراءة القرآن" أو كما قال رسول الله صلى الله عليه وسلم قلت: يا رسول الله، إنى حديث عهد بجاهلية، وقد جاء الله بالإسلام، وإن منا رجالً يأتون الكهان؟ قال: "فلا تأتهم، قلت: ومنا رجال يتطيرون؟ قال: ذاك شئ يجدونه في صدورهم، فلا يصدهم" ((رواه مسلم)).
Muaviye bin Hakem el-Sülami (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Ben Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte namaz kılarken insanlardan bir adam hapşırdı ve ben dedim ki: Allah sana merhamet etsin, insanlar bana baktılar! Ama ben sustum. Resûlullah (s.a.v.) Allah ona salat ve selam versin, dua edip dua edince, babam ve annem benim yaptığım şeye feda edildi. Ondan önce ve sonra ondan daha iyi öğreten bir hoca vardı. Vallahi o bana asla küfretmedi, bana vurmadı ve bana hakaret etmedi: “Bu duada insanların söylediği hiçbir şey uygun değildir. Aksine tesbih, tesbih ve Kur'an okumaktır." Veya Allah Resulü'nün dediği gibi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, dedi. Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, ben yeni bir cahiliye dönemiyim ve Allah İslam'ı getirdi ve aramızda kahinlere giden adamlar var mı? "Onların yanına gitmeyin" dedi. Dedim ki: "Ve aramızda erkekler de var." Uçuyorlar mı? Dedi ki: Bu onların göğüslerinde buldukları bir şeydir, bu yüzden onları durdurmaz.” ((Müslim rivayet etmiştir)).
18
Riyazus Salihin # 1/701
وعن العرباض بن سارية رضي الله عنه قال: وعظنا رسول الله موعظة وجلت منها القلوب، وذرفت منها العيون وذكر الحديث وقد سبق بكماله في باب الأمر بالمحافظة على السنة، وذكرنا أن الترمذي قال: ((إنه حديث حسن صحيح)).
İrbâd bin Sariye (r.a.)'den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Resûlullah bize kalpleri titreten, gözleri yaşartan bir hutbe okudu. Hadis-i şeriften bahsetmiş ve daha önce Sünnetin korunması emri bölümünde onu bütünüyle anlatmıştı. Tirmizî'nin şöyle dediğini belirtmiştik: ((Bu, güzel ve sahih bir hadistir)).
19
Riyazus Salihin # 1/702
عن عائشة رضي الله عنها قالت: ما رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم مستجمعا قط ضاحكاً حتى ترى منه لهواته، إنما كان يتبسم . ((متفق عليه)) .
Aişe (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Ben Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'i, kaprislerinden çıkana kadar hep birlikte gülerken görmedim. Daha doğrusu gülümsüyordu. ((Anlaştık))
20
Riyazus Salihin # 1/703
وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: “إذا أقيمت الصلاة، فلا تأتوها وأنتم تسعون، وأتوها وأنتم تمشون، وعليكم السكينة، فما أدركتم فصلوا، وما فاتكم فأتموا” ((متفق عليه)) زاد مسلم في رواية له:
"فإن أحدكم إذا كان يعمد إلى الصلاة فهو في صلاة".
"فإن أحدكم إذا كان يعمد إلى الصلاة فهو في صلاة".
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle buyururken işittim: "Namazı kılınca koşarak kılmayın, yürüyerek kılın ve huzur içinde olun. O halde yetiştiğinizi kılın, neyi kaçırırsanız onu tamamlayın." Müslim, rivayetinde şunu eklemiştir:
"Sizden biriniz namaz kılmaya niyet ederse, namazdadır."
21
Riyazus Salihin # 1/704
وعن ابن عباس رضي الله عنهما أنه دفع مع النبي صلى الله عليه وسلم يوم عرفة فسمع النبي صلى الله عليه وسلم وراءه زجراً شديداً وضرباً وصوتاً للإبل، فأشار بسوطه إليهم وقال: “أيها الناس عليكم بالسكينة فإن البر ليس بالإيضاع" ((رواه البخاري، وروى مسلم بعضه)).
İbn Abbas'tan (Allah her ikisinden de razı olsun), Arafat gününde Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile itilip kakıldığı ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- arkasından şiddetli azarlama, dayak ve deve sesleri işitince kamçısını onlara doğrultarak şöyle dedi: "Ey insanlar, sakin olun, çünkü doğruluk ihmal anlamına gelmez" ((Buhari'nin rivayet ettiği ve bir kısmı Müslim rivayet etmiştir).
22
Riyazus Salihin # 1/705
عن أبي هريرة رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: " من كان يؤمن بالله واليوم الآخر فليكرم ضيفه، ومن كان يؤمن بالله واليوم الآخر فليصل رحمه، ومن كان يؤمن بالله واليوم الآخر فليقل خيراً أو ليصمت” ((متفق عليه)) .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa misafirine ikram etsin, kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa yakınlarına iyilik etsin, kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa hayır söylesin veya sussun."
23
Riyazus Salihin # 1/706
وعن أبي شريح خويلد بن عمرو الخزاعي رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: "من كان يؤمن بالله واليوم الآخر فليكرم ضيفه جائزته" قالوا: وما جائزته يا رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "يومه وليلته. والضيافة ثلاثة أيام، فما كان وراء ذلك فهو صدقة عليه” ((متفق عليه)) .
وفي ((رواية لمسلم)): "لا يحل لمسلم أن يقيم عند أخيه حتى يؤثمة" قالوا: يا رسول الله ، وكيف يؤثمه؟ قال: "يقيم عنده ولا شيء له يقريه به".
وفي ((رواية لمسلم)): "لا يحل لمسلم أن يقيم عند أخيه حتى يؤثمة" قالوا: يا رسول الله ، وكيف يؤثمه؟ قال: "يقيم عنده ولا شيء له يقريه به".
Ebu Şurayh Huveylid bin Amr el-Huza'i (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü'nü (Allah'ın salat ve selamı ona olsun) şöyle derken işittim: "Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun, mükâfatı ona olsun." Dediler ki: "Peki onun mükafatı nedir ey Allah'ın Resulü, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun?" Dedi ki: "Onun gündüzü ve gecesi. Misafirperverliği üç gündür, bunun dışında kalanlar onun için sadakadır." ((Anlaştık)). Ve (Müslim'e rivayet)'de: "Bir Müslümanın, bir günah işlemedikçe kardeşinin yanında kalması caiz değildir." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü, nasıl günah işleyebilir? O da: "Onun yanında ikamet eder ve onunla hiçbir alakası yoktur."
24
Riyazus Salihin # 1/707
عن أبي إبراهيم- ويقال أبو محمد، ويقال أبو معاوية- عبد الله بن أبي أوفى رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم بشر خديجة، رضي الله عنها، ببيت في الجنة من قصب ، لا صخب فيه ولا نصب. ((متفق عليه)) .
Ebu İbrahim'den -ve Ebu Muhammed'den rivayet edildiğine göre - ve Ebu Muaviye'den rivayet edildiğine göre - Abdullah bin Ebu Evfa (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) -Allah ondan razı olsun ve ona selam olsun- Hatice -Allah ondan razı olsun- cennette gürültü ve yorgunluk olmayacak kamışlardan yapılmış bir ev müjdelemiştir. ((Anlaştık)).
25
Riyazus Salihin # 1/708
وعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه ، أنه توضأ في بيته، ثم خرج فقال: لألزمن رسول الله صلى الله عليه وسلم ، ولأكونن معه يومي هذا، فجاء المسجد، فسأل عن النبي صلى الله عليه وسلم الله عليه وسلم ، فقالوا: وجه ههنا، قال: فخرجت على أثره أسأل عنه ، حتى دخل بئر أريس، فجلست عند الباب حتى قضى رسول الله صلى الله عليه وسلم حاجته وتوضأ، فقمت إليه، فإذا هو قد جلس على بئر أريس وتوسط قفها، وكشف عن ساقيه ودلاهما في البئر، فسلمت عليه ثم انصرفت، فجلست عند الباب فقلت: لأكونن بواب رسول الله صلى الله عليه وسلم اليوم، فجاء أبو بكر رضي الله عنه فدفع الباب فقلت: من هذا؟ فقال: أبو بكر، فقلت على رسلك، ثم ذهبت فقلت: يا رسول الله هذا أبو بكر يستأذن، فقال: "ائذن له وبشره بالجنة" فأقلبت حتى قلت لأبي بكر: ادخل ورسول الله يبشرك بالجنة، فدخل أبو بكر حتى جلس عن يمين النبي صلى الله عليه وسلمى الله عليه وسلم معه في القف، ودلى رجليه في البئر كما صنع رسول الله صلى الله عليه وسلم ، وكشف عن ساقيه، ثم رجعت وجلست، وقد تركت أخي يتوضأ ويلحقني ، فقلت: إن يرد الله بفلان -يرد أخاه- خيراً يأت به، فإذا إنسان يحرك الباب، فقلت: من هذا؟ فقال: عمر بن الخطاب: فقلت: على رسلك ، ثم جئت إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم ، فسلمت عليه وقلت: هذا عمر يستأذن؟ فقال:”ائذن له وبشره بالجنة" فجئت عمر، فقلت: أذن ويبشرك رسول الله صلى الله عليه وسلم بالجنة، فدخل فجلس مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في القف عن يساره، ودلى رجليه في البئر، ثم رجعت فجلست فقلت: إن يرد الله بفلان خيراً -يعني أخاه- يأت به، فجاء إنسان فحرك الباب. فقلت: من هذا ؟ فقال: عثمان بن عفان فقلت: على رسلك، وجئت النبي صلى الله عليه وسلم الله عليه وسلم ، فأخبرته فقال: "ائذن له وبشره بالجنة مع بلوى تصيبه" فجئت فقلت له: ادخل ويبشرك رسول الله صلى الله عليه وسلم بالجنة مع بلوى تصيبك، فدخل فوجد القف قد ملئ، فجلس وجاههم من الشق الآخر. قال سعيد بن المسيب: فأولتها قبورهم . ((متفق عليه)) .
وزاد في رواية: “وأمرني رسول الله صلى الله عليه وسلم بحفظ الباب. وفيها أن عثمان حين بشره حمد الله تعالى، ثم قال: الله المستعان.
وزاد في رواية: “وأمرني رسول الله صلى الله عليه وسلم بحفظ الباب. وفيها أن عثمان حين بشره حمد الله تعالى، ثم قال: الله المستعان.
Ebu Musa el-Eş'arî'den (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, evinde abdest aldı, sonra dışarı çıktı ve şöyle dedi: "Şimdilik ey Allah'ın Resulü, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun ve ben bu gün onun yanında olacağım." Bunun üzerine mescide geldi ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i sordu, onlar da: O burada dediler. Şöyle dedi: Ben de onun hakkında soru sormak için peşinden çıktım, ta ki Aris Kuyusu'na girene kadar, Resûlullah (s.a.v.) işini bitirinceye kadar kapıda oturdum. İhtiyaçlarını giderdi ve abdest aldı, ben de ona karşı çıktım, o da kucağımda Aris Kuyusu oturuyordu ve o da ortada durup bacaklarını açığa çıkararak kuyuya indirdi. Onu selamladım ve sonra oradan ayrıldım. Kapının önüne oturdum ve dedim ki: Bugün Allah Resulü'nün kapıcısı olacağım, Allah ona salat ve selam versin. Daha sonra Ebubekir (Allah ondan razı olsun) gelip kapıyı itti. Dedim ki: Bu kim? Dedi ki: Ebu Bekir, ben de elçilerine dedim, sonra gittim ve dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, bu Ebu Bekir izin istiyor. "Onu içeri alın ve ona cenneti müjdeleyin" buyurdu. Ben de Ebu Bekir'e: Girin, Allah'ın Resulü size Cenneti müjdeliyor diyene kadar döndüm, bunun üzerine Ebu Bekir, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sağına, kendisi de kürsüde oturuncaya kadar içeri girdi ve Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yaptığı gibi ayaklarını kuyuya indirdi ve bacaklarını açtı. Sonra geri gelip oturdum ve kardeşimi abdest alması ve beni takip etmesi için bıraktım. şöyle dedi: Eğer Allah falancaya -kardeşine- hayırla karşılık verirse, onu getirir, sonra biri kapıyı oynattı, ben de dedim ki: Kim? Bu? Dedi ki: Ömer bin Hattab: Ben de dedim ki: Senin elçilerin üzerine Resûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanına geldim ve ona selam verdim ve dedim ki: Bu Ömer izin mi istiyor? "Ona izin ver ve ona cenneti müjdele" buyurdu. Bunun üzerine Ömer'in yanına gelerek şöyle dedim: İzin ve Resûlullah, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, sana cenneti müjdelesin. Bunun üzerine içeri girdi ve solunda durarak Resûlullah (s.a.v.)'in yanına oturdu ve ayaklarını kuyuya sarkıttı. Daha sonra geri gelip oturdum. Ben de dedim ki: Eğer Allah falancanın, yani kardeşinin hayırını isterse, onu getirir. Daha sonra bir kişi geldi ve taşındı. Kapı. Ben de dedim ki: Bu kim? Dedi ki: Osman bin Affan, ben de dedim ki: Senin elçilerin üzerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldim ve ona haber verdim, o da şöyle dedi: "Onu kabul et ve başına gelen musibetle birlikte onu cennetle müjdele." Ben de gelip ona dedim ki: Gir ve Allah'ın Resulü (salat ve selam ona olsun), başına gelen bir musibetle bile seni cennetle müjdelesin. Böylece içeri girdi ve tribünün dolu olduğunu gördü, bu yüzden diğer taraftan onlara dönük olarak oturdu. Said bin Müseyyeb dedi ki: Ben orayı onların kabirleri olarak aldım. ((Anlaştık)). Bir rivayetinde şunu ekledi: "Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- bana kapıyı korumamı emretti. İçeride Osman kendisine müjdeyi verince, Cenâb-ı Hakk'a hamd etti ve şöyle dedi: Yardım dileyen Allah'tır."
26
Riyazus Salihin # 1/709
وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: كنا قعوداً حول رسول الله صلى الله عليه وسلم ، ومعنا أبو بكر وعمر رضي الله عنهما في نفر، فقام رسول الله صلى الله عليه وسلم من بين أظهرنا فأبطأ علينا، وخشينا أن يقتطع دوننا وفزعنا فقمنا، فكنت أول من فزع، فخرجت أبتغي رسول الله صلى الله عليه وسلم ، حتى أتيت حائطاً للأنصار لبني النجار، فدرت به هل أجد له باب، فلم أجد، فإذا ربيع يدخل في جوف حائط من بئر خارجه -والربيع: الجدول الصغير -فاحتفزت، فدخلت على رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: “أبو هريرة؟” فقلت: نعم يا رسول الله ، قال: “ما شأنك” قلت: كنت بين أظهرنا فقمت فأبطأت علينا، فخشينا أن تقتطع دوننا، ففزعنا، فكنت أول من فزع، فأتيت هذا الحائط فاحتفرت كما يحتفر الثعلب، وهؤلاء الناس ورائي. فقال: "يا أبا هريرة" وأعطاني نعليه فقال: "اذهب بنعلي هاتين، فمن لقيت من وراء هذا الحائط يشهد أن لا إله إلا الله مستيقنا بها قلبه، فبشره بالجنة" وذكر الحديث بطوله، ((رواه مسلم)).
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Biz Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in etrafında oturuyorduk, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, yanımızda bir grup halinde Ebu Bekir ve Ömer (Allah onlardan razı olsun) vardı. Daha sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- arkamızdan ayağa kalktı ve bize doğru yavaşladı. Biz onun yolumuzu kesmesinden korktuk, çok korktuk ve ayağa kalktık. İlk dehşete düşen ben oldum ve Benî Neccar'ın Ensar duvarına gelinceye kadar Resûlullah'ı (s.a.v.) aramak için yola çıktım. Bunun için bir kapı bulabilir miyim diye araştırdım ama bulamadım ve sonra bir pınar buldum. Dışarıdaki bir kuyudan duvarın oyuğuna giriyor - ve pınar: küçük dere - ve heyecanlandım, Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına girdim ve şöyle dedi: "Ebû Hüreyre?" Ben de dedim ki: Evet ey Allah'ın Resulü. "Senin derdin ne?" dedi. Dedim ki: Sen aramızdaydın, o yüzden kalkıp bizim için yavaşladın. Saflarımızı kesmenizden korktuk, bu yüzden korktuk. İlk korkan ben oldum, o yüzden bu duvara geldim. Ben de tilkinin kazdığı gibi kazdım ve bu insanlar arkamda. "Ey Ebu! Kedicik." dedi. Bana sandaletlerini verdi ve şöyle dedi: "Şu sandaletlerle git. Bu duvarın arkasından kimle karşılaşırsan, Allah'tan başka ilah olmadığına, kalbinde kesin olarak inanarak şahitlik eder; ona cenneti müjdele." Hadisi bütünüyle zikretmiştir ((Müslim rivayet etmiştir).
27
Riyazus Salihin # 1/710
وعن ابن شماسة قال: حضرنا عمرو بن العاص رضي الله عنه ، وهو في سياقة الموت فبكى طويلاً، وحول وجهه إلى الجدار، فجعل ابنه يقول: يا أبتاه، أما بشرك رسول الله صلى الله عليه وسلم بكذا؟ أما بشرك رسول الله صلى الله عليه وسلم بكذا؟ فأقبل بوجهه فقال: إن أفضل ما نعد شهادة أن لا إله إلا الله، وأن محمداً رسول الله ، إني قد كنت على أطباق ثلاث: لقد رأيتني وما أحد أشداً بغضاً لرسول الله صلى الله عليه وسلم مني ، ولا أحب إلي من أن أكون قد استمكنت منه فقتلته، فلو مت على تلك الحال لكنت من أهل النار، فلما جعل الله الإسلام في قلبي أتيت النبي صلى الله عليه وسلمى الله عليه وسلم فقلت: أبسط يمينك فلأبايعك، فبسط يمينه فقبضت يدي، فقال:”مالك يا عمرو؟" قلت: أردت أن أشترط قال: "تشترط ماذا؟" قلت : أن يغفر لي، قال: "أماعلمت أن الإسلام يهدم ما كان قبله، وأن الهجرة تهدم ما كان قبلها، وأن الحج يهدم ما كان قبله” وما كان أحد أحب إلي من رسول الله صلى الله عليه وسلم ، ولا أجل في عيني منه، وما كنت أطيق أن املأ عيني منه إجلالاً له؛ ولو سئلت أن أصفه ما أطقت؛ لأني لم أكن أملاً عيني منه، ولو مت على تلك الحال لرجوت أن أكون من أهل الجنة، ثم ولينا أشياء ما أدري مال حالي فيها؟ فإذا أنا مت فلا تصحبني نائحة ولا نار، فإذا دفنتموني، فشنوا على التراب شناً، ثم أقيموا حول قبري قدر ما تنحر جزور، ويقسم لحمها، حتى أستأنس بكم، وأنظر ما أراجع به رسل ربي ((رواه مسلم)).
İbn Şamesa'dan rivayetle şöyle dedi: Amr bin Al-As'a (Allah ondan razı olsun) katıldık ve o ölümün eşiğindeydi. Uzun süre ağlayıp yüzünü duvara çevirince oğlu şöyle demeye başladı: Ey babacığım, Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- filanca şirk mi vaaz ediyordu? Allah'ın Resulü'ne gelince, falanca şirki tebliğ eden Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun mu? Sonra yüzünü çevirdi ve şöyle dedi: Bizim için en hayırlısı, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmektir. Bu konuda çalıştım. Üç tabak: Beni gördün Resulullah'tan (s.a.v.) hiç kimse benden daha fazla nefret edemez ve ben onun kontrolünü ele geçirip onu öldürmemden başka hiçbir şeyi sevmem. Eğer bu halde ölseydim, cehennem ehlinden olurdum. Allah İslam'ı kalbime yerleştirince, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yanına geldim ve şöyle dedim: Sağ elini uzat ki sana biat edeyim. Sağını uzattı, ben de elimi tuttum, dedi ki: “Neyin var Amr?” Dedim ki: Bir şart koşmak istedim. "Neye ihtiyacın var?" dedi. Beni bağışlamak için dedim ki: "İslam'ın kendisinden öncekileri yok ettiğini, hicretin kendisinden öncekileri yok ettiğini, Hac'ın da kendisinden öncekileri yok ettiğini bilmiyor musun?" Ve hiç kimse benim için Resûlullah (s.a.v.)'den daha sevgili değildi, Allah onu korusun ve ona huzur versin, gözümde ondan daha fazla vakit yoktu ve ona duyduğum saygıdan dolayı gözlerimi onunla doldurmaya dayanamadım. Eğer benden onu tarif etmem istenseydi, olmazdım bunu yapabilen. Çünkü benim O'ndan hiçbir ümidim yoktu ve eğer bu halde ölseydim, cennet ehlinden olmayı umardım. Sonra bilmediğim şeyleri yapmamızı emretti. Bunda benim durumum nedir? Ben ölürsem bana ne matem ne de ateş eşlik eder. Eğer beni gömecek olursanız, bana toprak içinde saldırın, sonra da sizinle huzur buluncaya ve Rabbimin elçilerine neyle döneceğimi görene kadar kesilebilecek ve etleri paylaştırılabilecek kadar deveyi kabrimin çevresine dikin ((Müslim rivayet etmiştir).
28
Riyazus Salihin # 1/713
وعن عمر بن الخطاب رضي الله عنه قال: استأذنت النبي صلى الله عليه وسلم الله عليه وسلم في العمرة، فأذن ، وقال:
"لا تنسانا يا أخي من دعائك" فقال كلمة ما يسرني أن لي بها الدنيا.
وفي رواية قال: “أشركنا يا أخي في دعائك” ((رواه أبوداود، والترمذي وقال: حديث حسن صحيح)).
"لا تنسانا يا أخي من دعائك" فقال كلمة ما يسرني أن لي بها الدنيا.
وفي رواية قال: “أشركنا يا أخي في دعائك” ((رواه أبوداود، والترمذي وقال: حديث حسن صحيح)).
Ömer bin Hattab (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e umre yapmak için izin sordum, o da izin verdi ve şöyle dedi:
“Dualarınızda bizi de unutmayın kardeşim” dedi ve dünyanın yanında olması beni mutlu eden bir söz söyledi.
Bir rivayetinde şöyle buyurmuştur: "Kardeşim, duana bizi de dahil et." ((Ebu Davud ve Tirmizi rivayet etmiştir: Güzel ve sahih bir hadis)
29
Riyazus Salihin # 1/714
وعن سالم بن عبد الله بن عمر أن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما كان يقول للرجل إذا أراد سفراً: ادن مني حتى أودعك كما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يودعنا، فيقول: أستودع الله دينك، وأمانتك، وخواتيم عملك. ((رواه الترمذي، وقال: حديث حسن صحيح)).
Salem bin Abdullah bin Ömer'den rivayet edildiğine göre, Abdullah bin Ömer -Allah her ikisinden de razı olsun- seyahat etmek isteyen bir adama şöyle derdi: "Yanıma yaklaş da sana veda edeyim, tıpkı Rasulullah'ın (s.a.v.) bize veda ettiği gibi." Sonra şöyle derdi: Dininizi, güvenilirliğinizi ve işlerinizin sonunu Allah'a emanet ediyorum. ((Tirmizi rivayet etmiştir ve şöyle demiştir: Güzel ve sahih bir hadis))
30
Riyazus Salihin # 1/715
وعن عبد الله بن يزيد الخطمي الصحبي رضي الله عنه قال: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا أراد أن يودع الجيش قال:
"أستودع الله دينكم، وأماناتكم،وخواتيم أعمالكم".
حديث صحيح، ((رواه أبو داود وغيره بإسناد صحيح)).
"أستودع الله دينكم، وأماناتكم،وخواتيم أعمالكم".
حديث صحيح، ((رواه أبو داود وغيره بإسناد صحيح)).
Abdullah bin Yezid el-Hatmi el-Sahbi (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) orduya veda etmek istediğinde şöyle derdi:
“Dininizi, emanetlerinizi ve amellerinizin sonucunu Allah’a emanet ediyorum.”
Sahih bir hadis, ((Ebu Davud ve diğerleri tarafından sahih senedle rivayet edilmiştir)).
31
Riyazus Salihin # 1/716
وعن أنس رضي الله عنه قال: جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلمى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله ، إني أريدُ سفراً، فزودني، فقال: زودك الله التقوى" قال: زدني، فقال: "وغفر ذنبك" ، قال: زدني، قال: “ويسر لك الخير حيثما كنت” ((رواه الترمذي وقال : حديث حسن))
Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, bir yolculuk istiyorum, bana yiyecek ver. "Allah sana takvayı nasip etsin" dedi. "Beni artır" dedi. "Ve günahlarınızı bağışlayın" buyurdu. “Beni daha ekle” dedi. Şöyle buyurdu: "Nerede olursanız olun iyilik size kolaylaştırılacaktır." (Tirmizi şöyle demiştir: Güzel bir hadis
32
Riyazus Salihin # 1/717
-وعن جابر رضي الله عنه قال: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يعلمنا الإستخارة في الأمور كلها كالسورة من القرآن ، يقول : إذا همّ أحدكم بالأمر، فليركع ركعتين من غير الفريضة، ثم ليقل، اللهم إني أستخيرك بعلمك، وأستقدرك بقدرتك، وأسألك من فضلك العظيم؛ فإنك تقدر ولا أقدر وتعلم ولا أعلم، وأنت علام الغيوب. اللهم إن كنت تعلم أن هذا الأمر خير لي في ديني ومعاشي وعاقبة أمري" أو قال: "عاجل أمري وآجله ، فاقدره لي ويسره لي، ثم بارك لي فيه، وإن كنت تعلم أن هذا الأمر شر لي في ديني ومعاشي وعاقبة أمري" أو قال: "عاجل أمري وآجله، فاصرفه عني ، واصرفني عنه، واقدر لي الخير حيث كان، ثم ارضني به" قال: ويسمي حاجته. ((رواه البخاري)).
Cabir'den (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah'ın duaları ve barışı onun üzerine olsun, bize Kur'an'dan bir sure gibi her konuda İstihara'yı öğretirdi. Şöyle derdi: Biriniz bir meseleyle meşgul olursa, farz namazlardan başka iki rek'at kılsın ve sonra şöyle desin: Allah'ım, senin ilminle senden öğüt isterim, senin yeteneğinle senden hidayet isterim ve senden büyük lütfunu isterim. Sen güçlüsün, ben yapamam, sen bilirsin, ben bilmem, sen gaybını bilensin. Allah'ım eğer bir bilsen bu iş benim dinimde hayırlıdır. Benim geçimimi ve ahiretimi de.” Veya şöyle dedi: "Yakın ve gelecek işlerimi, onları bana emret ve bana kolaylaştır, sonra bu işin benim için dinim, geçimim ve ahiretim açısından kötü olduğunu bilsen bile, onları bana bereketli kıl." Veya şöyle dedi: "Yakın ve gelecek işlerimi benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır; nerede olursa olsun benim için hayırlı olanı takdir et ve sonra onunla beni razı et." Dedi ki: Ve ihtiyacını isimlendiriyor. ((Buhari rivayet etmiştir)).
33
Riyazus Salihin # 1/719
وعن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يخرج من طريق الشجرة، ويدخل من طريق المعرس، وإذا دخل مكة دخل من الثنية العليا ويخرج من الثنية السفلى. ((متفق عليه)) .
İbn Ömer'den (Allah her ikisinden de râzı olsun) rivayete göre, Resûlullah (s.a.v.) sallallahu aleyhi ve sellem ağacın arasından çıkıp düğün salonuna girerdi ve Mekke'ye girdiğinde üst kattan girip alt kattan çıkardı. ((Anlaştık)).
34
Riyazus Salihin # 1/720
وعن عائشة رضي الله عنها قالت: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يعجبه التيمن في شأنه كله: في طهوره، وترجله، وتنعله. ((متفق عليه)) .
Aişe'den -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, Tayman'ı her yönüyle, temizliğiyle, yürüyüşüyle ve sandaletleriyle severdi. ((Anlaştık)).
35
Riyazus Salihin # 1/721
وعنها قالت: كانت يد رسول الله صلى الله عليه وسلم ، اليمنى لطهوره وطعامه، وكان اليسرى لخلائه وما كان من أذى. حديث صحيح، ((رواه أبو داود وغيره بإسناد صحيح)).
On her authority, she said: The right hand of the Messenger of God, may God bless him and grant him peace, was for his purification and food, and the left hand was for his privacy and whatever harm he caused. Sahih bir hadis, ((Ebu Davud ve diğerleri tarafından sahih senedle rivayet edilmiştir)).
36
Riyazus Salihin # 1/722
وعن أم عطية رضي الله عنها أن النبي صلى الله عليه وسلمى الله عليه وسلم ، قال لهن في غسل ابنته زينب رضي الله عنها :
"ابدأن بميامنها ومواضع الوضوء منها" ((متفق عليه)) .
"ابدأن بميامنها ومواضع الوضوء منها" ((متفق عليه)) .
Ümmü Attiya (Allah ondan razı olsun)'dan rivayete göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) kızı Zeyneb (Allah ondan razı olsun)'ı yıkarken onlara şöyle dedi:
“Sağ taraflarından ve abdest alınan yerlerden başlayın” (Kabul edildi).
37
Riyazus Salihin # 1/723
وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: “ إذا انتعل أحدكم فليبدأ باليمنى، وإذا نزع فليبدأ بالشمال.لتكن اليمنى أولهما تنعل، وآخرهما تنزع" ((متفق عليه)) .
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz ayakkabı giyerse sağdan başlasın, çıkarırsa soldan başlasın. İlk sağ giyilen, çıkarılacak ikisinden sonuncusu olsun." (Anlaştık)
38
Riyazus Salihin # 1/724
وعن حفصة رضي الله عنها أن رسول الله صلى الله عليه وسلم ، كان يجعل يمينه لطعامه وشرابه وثيابه، ويجعل يساره لما سوى ذلك. ((رواه أبو داود والترمذي وغيره)).
Hafsa'dan (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yiyecek, içecek ve giyecek için sağ elini, diğer her şey için sol elini kullanırdı. ((Ebu Davud, Tirmizî ve diğerleri rivayet etmiştir)).
39
Riyazus Salihin # 1/725
وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: “ إذا لبستم،وإذا توضأتم، فابدؤا بأيمانكم” حديث صحيح، ((رواه أبو داود والترمذي بإسناد صحيح)).
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Giyinirken ve abdest alırken yeminlerinizle başlayın." Sahih bir hadis, ((Ebu Dâvûd ve Tirmizî, sahih senedle rivayet etmiştir)).
40
Riyazus Salihin # 1/726
وعن أنس رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أتى منى: فأتى الجمرة فرماها، ثم أتى منزله بمنى، ونحر، ثم قال للحلاق “خذ” وأشار إلى جانبه الأيمن، ثم الأيسر، ثم جعل يعطيه الناس. ((متفق عليه)) .وفي رواية: لما رمى الجمرة، ونحر نسكه وحلق: ناول الحلاق شقه الأيمن فحلقه، ثم دعا أبا طلحة الأنصارى رضي الله عنه ، فأعطاه إياه،ثم ناوله الشق الأيسر فقال “احلق” فحلقه فأعطاه أبا طلحة فقال:
"اقسمه بين الناس".
"اقسمه بين الناس".
Enes (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) Mina'ya geldi: Cemerât'a geldi ve onu taşladı, sonra Mina'daki evine geldi ve kurban kesti, sonra berbere "Al" dedi ve sağ tarafını, sonra sol tarafını işaret etti ve sonra halka dağıtmaya başladı. ((Anlaştık)). Ve bir rivayette: Cemreyi atıp kurbanını kestiğinde ve tıraş olduğunda berber ona sağ tarafını verdi. O da saçını tıraş etti, sonra Ebu Talha el-Ensari'yi (Allah ondan razı olsun) çağırdı ve ona verdi. Daha sonra Sol kısmını ona uzattı ve "Tıraş ol" dedi. Bunun üzerine onu tıraş edip Ebu Talha'ya verdi ve "Onu insanlar arasında paylaştır" dedi.
01
Riyazus Salihin # 1/680
وعن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم مر على رجل من الأنصار وهو يعظ أخاه في الحياء، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم:
"دعه فإن الحياء من الإيمان" ((متفق عليه)) .
"دعه فإن الحياء من الإيمان" ((متفق عليه)) .
İbn Ömer'den (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayete göre, Allah'ın Elçisi (Allah'ın salat ve selamı ona olsun), kardeşine tevazu konusunda öğüt verirken Ensar'dan bir adamın yanından geçti ve Allah'ın Elçisi (Allah'ın salat ve selamı ona olsun) şöyle dedi:
"Bırakın, çünkü tevazu imanın bir parçasıdır." (Anlaştık)
01
Riyazus Salihin # 1/693
وعن أبي هريرة أن النبي صلى الله عليه وسلم قال:
"والكلمة الطيبة صدقة" ((متفق عليه)) وهو بعض حديث تقدم بطوله.
"والكلمة الطيبة صدقة" ((متفق عليه)) وهو بعض حديث تقدم بطوله.
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Yukarıda uzun uzun zikredilen bir hadis-i şerifin bir kısmı olan "Güzel söz sadakadır."
01
Riyazus Salihin # 1/695
عن أنس رضي الله عنه أن النبى صلى الله عليه وسلم كان إذا تكلم بكلمة أعادها ثلاثاً حتى تفهم عنه، وإذا أتى على قومٍ فسلم عليهم سلم عليهم ثلاثاً. ((رواه البخاري)).
Enes (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir söz söylediğinde, kendisinden anlaşılıncaya kadar bunu üç defa tekrarlar, bir kavme gelip onlara selam verdiğinde onlara üç defa selam verirdi. ((Buhari rivayet etmiştir)).
01
Riyazus Salihin # 1/697
عن جرير بن عبد الله رضي الله عنه قال: قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم في حجة الوداع: "استنصت الناس" ثم قال: لا ترجعوا بعدي كفاراً يضرب بعضكم رقاب بعض" ((متفق عليه)) .
Cerir bin Abdullah (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Veda Haccı'nda bana şöyle buyurdu: "İnsanları dinleyin." Sonra şöyle buyurdu: "Benden sonra kâfir olup birbirinizin boynunu vurmayın." ((Anlaştık))
01
Riyazus Salihin # 1/711
فمنها حديث زيد بن أرقم رضي الله عنه -الذي سبق في باب إكرام أهل بيت رسول الله صلى الله عليه وسلم -قال: قام رسول الله صلى الله عليه وسلم فينا خطيباً، فحمد الله، وأثنى عليه، ووعظ وذكر، ثم قال: “أما بعد”ألا أيها الناس إنما أنا بشر يوشك أن يأتي رسول الله ربي فأجيب، وأنا تارك فيكم ثقلين :
" أولهما: كتاب الله، فيه الهدى والنور، فخذو بكتاب الله، واستمسكوا به” فحث على كتاب الله، ورغب فيه، ثم قال: “وأهل بيتي، أذكركم الله في أهل بيتي" ((رواه مسلم)) وقد سبق بطوله.
" أولهما: كتاب الله، فيه الهدى والنور، فخذو بكتاب الله، واستمسكوا به” فحث على كتاب الله، ورغب فيه، ثم قال: “وأهل بيتي، أذكركم الله في أهل بيتي" ((رواه مسلم)) وقد سبق بطوله.
Bunların arasında, daha önce Resûlullah'ın (s.a.v.) ailesini şereflendirmeyle ilgili bölümde zikredilen Zeyd bin Erkam'ın (Allah ondan razı olsun) hadisi vardır: O şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) aramızda vaiz olarak ayağa kalktı. Allah'a hamd etti, hamd etti, vaaz verdi ve zikrettikten sonra şöyle dedi: "Ey insanlar, ben sadece bir beşerim. Allah'ın Elçisi geliyor Rabbim, ben cevap vereceğim ve ben size iki yük bırakıyorum:' Bunlardan ilki: bir kitap. Allah, hidayet ve nur O'ndadır; o halde Allah'ın Kitabından sakının. Ve ona sımsıkı sarılın.” Allah'ın kitabını teşvik etti ve onu istedi, sonra şöyle dedi: "Ehlim, ben, ev halkım konusunda size Allah'ı hatırlatıyorum." ((Müslim rivayet etti) ve bu uzun uzun zikredildi.
01
Riyazus Salihin # 1/712
وعن أبي سليمان مالك بن الحويرث رضي الله عنه قال: أتينا رسول الله صلى الله عليه وسلم ونحن شببه متقاربون، فأقمنا عنده عشرين ليلة، وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم رحيماً رفيقاً، فظن أنّا قد اشتقنا أهلنا، فسألنا عمن تركنا من أهلنا، فأخبرناه، فقال: “ارجعوا إلى أهليكم، فأقيموا فيهم، وعلموهم ومروهم ، وصلو صلاة كذا في حين كذا، وصلوا كذا في حين كذا، فإذا حضرت الصلاة فليؤذن لكم أحدكم، وليؤمكم أكبركم” ((متفق عليه)) .
((زاد البخاري في رواية له:
" وصلوا كما رأيتموني أصلي"))
((زاد البخاري في رواية له:
" وصلوا كما رأيتموني أصلي"))
Ebu Süleyman Malik bin Huveyris (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dedi: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in yanına vardık ve onun yanında yirmi gece kaldık. Allah'ın Elçisi, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, merhametli ve yumuşak huyluydu. Ailemizi özlediğimizi düşündü, bizden ayrılan ailelerimizi sordu, biz de kendisine anlattık. Şöyle dedi: “Ailelerinizin yanına dönün, onlarla kalın, onlara ders verin, onları görün ve dua edin.” Şu saatte falan dua etmek, falanca zamanda şöyle dua etmek, Namaz vakti gelince biriniz ezan okusun, büyük olanınız da namazı kıldırsın.” ((Anlaştık)). ((Buhari rivayetinde şunu eklemiştir: “Beni namaz kılarken gördüğünüz gibi namaz kılın.”))
01
Riyazus Salihin # 1/718
عن جابر رضي الله عنه : كان النبي صلى الله عليه وسلم الله عليه وسلم إذا كان يوم عيد خالف الطريق. ((رواه البخاري)).
Cabir'den (Allah ondan razı olsun) rivayete göre: Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bayram günü yolu kapatırdı. ((Buhari rivayet etmiştir)).