35 Hadis
01
Riyazus Salihin # 7/956
Kab Bin Malik
عن كعب بن مالك، رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلمى الله عليه وسلم الله عليه وسلم خرج في غزوة تبوك يوم الخميس، وكان يحب أن يخرج يوم الخميس‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
وفي رواية في “الصحيحين” لقلما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يخرج إلا في يوم الخميس‏.‏
Ka'b bin Malik'ten (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem - Allah'ın salat ve selamı ona olsun ve Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun, perşembe günü Tebük savaşına çıktı ve perşembe günü de çıkmayı severdi" ((Kabul edildi)). İki Sahih'te yer alan bir rivayette ise, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- perşembe günleri dışında nadiren dışarı çıkarmış.
02
Riyazus Salihin # 7/957
Sahr bin Veda'ah el-Ghamidi (RA)
وعن صخر بن وداعة الغامدي الصحابي رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ “اللهم بارك لأمتي في بكورها‏"‏ وكان إذا بعث سرية أو جيشاً بعثهم من أول النهار‏.‏ وكان صخر تاجراً فكان يبعث تجارته أول النهار، فأثري وكثر ماله” ‏(‏‏(‏رواه أبو داود والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Sahabe Sahr bin Veda'a el-Ghamdi'den (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, Allah'ın Elçisi (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) şöyle dedi: "Allah'ım, ümmetime ilk yıllarında bereket ver." Ve eğer bir bölük veya ordu göndermişse, onları daha sabahtan gönderirdi. Sakhr bir tüccardı, bu yüzden günün başında ticaretini yapardı, böylece zengin oldu ve parası arttı. ((Ebu Davud ve Tirmizî rivayet etmiştir: güzel bir hadis)).
03
Riyazus Salihin # 7/958
Abdullah ibn Umar (RA)
عن ابن عمر رضي الله عنهما قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏"‏لو أن الناس يعلمون من الوحدة ما أعلم ما سار راكب بليل وحده” ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
İbn Ömer'den (Allah her ikisinden de razı olsun) şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar benim yalnızlık hakkında bildiklerimi bilselerdi, bir atlı gece yalnız başına yolculuk etmezdi." ((Buhârî'den rivayet edilmiştir)).
04
Riyazus Salihin # 7/959
Amr İbn Şuayb
وعن عمر بن شعيب عن أبيه عن جده رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ “الراكب شيطان والراكبان شيطانان والثلاثة ركب‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود والترمذي والنسائي بأسانيد صحيحة، وقال الترمذي‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏
Ömer bin Şuayb'dan, babasından, dedesinden -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ederek şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sürücü şeytandır, iki binici iki şeytandır ve üçü de dizdir." hadis))
05
Riyazus Salihin # 7/960
Ebu Said El-Khudri ve Ebu Hureyre
وعن أبي سعيد وأبي هريرة رضي الله عنهما قالا‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ “إذا خرج ثلاثة في سفر فليأمروا أحدهم‏"‏ حديث حسن، ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Said ve Ebu Hureyre (Allah onlardan razı olsun)'dan rivayetle şöyle dediler: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Eğer üç kişi yolculuğa çıkarsa, onlardan birine emretsinler." Güzel bir hadis, ((Ebu Davud'un güzel bir senedle rivayet ettiği)).
06
Riyazus Salihin # 7/961
Ibn Abbas (RA)
وعن ابن عباس رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ “خير الصحابة أربعة وخير السرايا أربعمائة وخير الجيوش أربعة آلاف ولن يغلب اثنا عشر ألفاً عن قلة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏
İbni Abbas (r.a.)'dan, Allah her ikisinden de razı olsun, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den rivayetle şöyle buyurmuştur: "Ashabın en hayırlısı dört, en iyi bölük dört yüz, orduların en hayırlısı dört bindir ve on iki bin az bir sayıya mağlup olmaz."
07
Riyazus Salihin # 7/962
Ebû Hüreyre (r.a.)
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ “إذا سافرتم في الخصب فأعطوا الإبل حظها من الأرض وإذا سافرتم في الجدب فأسرعوا عليها السير وبادروا بها نقيها، وإذا عرستم، فاجتنبوا الطريق، فإن طرق الدواب، ومأوي الهوام بالليل” ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
معنى‏:‏ “أعطوا الإبل حظها من الأرض” أي‏:‏ ارفقوا بها في السير لترعي في حال سيرها وقوله‏:‏ ‏ ‏نقيها‏ ‏ وهو بكسر النون، وإسكان القاف، وبالياء المثناة من تحت وهو‏:‏ المخ، معناه‏:‏ أسرعوا بها حتي تصلوا المقصد قبل أن يذهب مخها من ضنك السير‏.‏ و‏ ‏التعريس‏ ‏ النزول في الليل‏.‏
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Eğer verimli bir yolculuk yapıyorsanız, develere topraktan pay verin, eğer kuraklık içinde yolculuk yapıyorsanız, onlarla hızlı yolculuk edin ve onları temizlemek için onlarla acele edin, evlendiğiniz zaman yoldan kaçının, çünkü hayvanların yolları ve haşaratların yaşam alanı gecedir" ((Müslim rivayet etmiştir). Anlamı: “Develere topraktan paylarını verin.” “Kara” şu anlama gelir: Seyahat ederken ona eşlik edin ki her durumda otlayabilsin. Yürüyüşü ve demesi: Nûn kasrıyla, kaf sîkânıyla ve alttan çift yâ'yla, yani mukhla onu temizle; yani: Beyni yolculuğun zorluğundan uzaklaşmadan, hedefe varana kadar acele et. Ve geceleri bakım azalıyor.
08
Riyazus Salihin # 7/963
Ebu Katade (RA)
وعن أبي قتادة، رضي الله عنه، قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم ، إذا كان في سفر، فعرس بليل اضطجع علي يمينه وإذا عرس قبيل الصبح نصب ذراعه، ووضع رأسه علي كفه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
قال العلماء‏:‏ إنما نصب ذراعه لئلا يستغرق في النوم، فتفوته صلاة الصبح عن وقتها أو عن أول وقتها‏.‏
Ebu Katade (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle demiştir: Eğer Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yolculuktayken ve geceleyin evleniyorsa sağ tarafına yatar, eğer şafaktan hemen önce evleniyorsa kolunu kaldırır ve başını avucunun üzerine koyardı." (Müslim rivayet etmiştir) Alimler dediler ki: "O, ancak uykuya dalmamak ve sabah namazını vaktinden sonra veya vaktinin başlangıcında kaçırmamak için kolunu kaldırmıştır."
09
Riyazus Salihin # 7/964
Enes b. Mâlik (r.a.)
عن أنس، رضي الله عنه، قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏
"‏عليكم بالدلجة، فإن الأرض تطوي بالليل‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد حسن‏)‏‏)‏‏
الدلجة‏ ‏ ‏:‏ السير في الليل‏
Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Derinliklere bağlı kalmalısın, çünkü toprak geceleri kıvrılır." (Ebu Davud'un güzel bir senedle rivayet ettiği) Dalga: gece yürümek
10
Riyazus Salihin # 7/965
Ebu Tha'lebah el-Khushani (RA)
وعن أبي ثعلبة الخشني، رضي الله عنه، قال‏:‏ كان الناس إذا نزلوا منزلاً تفرقوا في الشعاب والأودية‏.‏ فقال رسول الله، صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏
"‏إن تفرقكم في هذه الشعاب والأودية إنما ذلكم من الشيطان‏!‏‏"‏ فلم ينزلوا بعد ذلك منزلا إلا انضم بعضهم إلي بعض‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Tha'lebah el-Huşani (Allah ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle dedi: İnsanlar kamp kurduklarında patikalara ve vadilere dağılırlardı. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Eğer sizi bu yollara, vadilere dağıtırlarsa, bu şeytandandır!” Bundan sonra bir kısmı birbirine katılıncaya kadar inmediler. ((Ebû Dâvûd, güzel bir senedle rivayet etmiştir)).
11
Riyazus Salihin # 7/966
Sehl bin Amr (İbn el-Hanzaliyye (RA) olarak bilinir)
وعن سهل بن عمرو -وقيل سهل بن الربيع بن عمرو الأنصاري المعروف بابن الحنظلية، وهو من أهل بيعة الرضوان، رضي الله عنه، قال‏:‏ مر رسول الله صلى الله عليه وسلم ببعير قد لحق ظهره بطنه، فقال‏:‏ ‏
"‏اتقوا الله في هذه البهائهم المعجمة، فاركبوها صالحة وكلوها صالحة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Sehl bin Amr'dan rivayet edildiğine göre, Rıdvan'a bey'at ehlinden olan ve Allah ondan razı olsun, İbnü'l-Hanzaliyye lakaplı Sehl bin Rebi' bin Amr el-Ensari şöyle demiştir: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sırtı karnına yapışmış bir devenin yanından geçerken şöyle dedi: "Bu muhteşem ihtişamlardan dolayı Allah'tan korkun, onlara güzel binin ve onları güzel yiyin" ((Ebu Davud, sahih bir senedle rivayet etmiştir)).
12
Riyazus Salihin # 7/967
Ebu Cafer Abdullah bin Cafer (RA)
وعن أبي جعفر عبد الله بن جعفر، رضي الله عنهما، قال‏:‏ أردفني رسول الله صلى الله عليه وسلم ، ذات يوم خلفه، وأسر إلي حديثاً لا أحدث به أحداً من الناس وكان أحب ما أستتر به رسول الله صلى الله عليه وسلم لحاجته هدف أو حائش نخل‏.‏ يعنى‏:‏ حائط نخل‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه هكذا مختصراً‏)‏‏)‏‏.‏
وزاد فيه البرقاني بإسناد مسلم بعد قوله‏:‏ حائش نخل‏:‏ فدخل حائطاً لرجل من الأنصار، فإذا فيه جمل، فلما رأي رسول الله صلى الله عليه وسلم جرجر وذرفت عيناه، فأتاه النبي صلى الله عليه وسلمى الله عليه وسلم الله عليه وسلم ، فمسح سراته -أى‏:‏ سنامه- وذفراه فسكن؛ فقال‏:‏ ‏ ‏من رب هذا الجمل، لمن هذا الجمل‏؟‏‏ ‏ فجاء فتى من الأنصار، فقال‏:‏ هذا لي يا رسول الله، فقال‏:‏ ‏ ‏أفلا تتقي الله في هذه البهيمة التي ملكك الله إياها‏؟‏ فإنه يشكو إلي أنك تجيعه وتدئبه‏ ‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود كرواية البرقاني‏)‏‏)‏‏.‏
قوله‏:‏ ‏ ‏ذفراه‏ ‏ وهو بكسر الذال المعجمة وإسكان الفاء، وهو لفظ مفرد مؤنث‏.‏ قال أهل اللغة‏:‏ الذفري‏:‏ الموضع الذي يعرق من البعير خلف الأذن، وقوله‏:‏ ‏ ‏تذئبه‏ ‏ أي‏:‏ تتعبه‏.‏
Ebu Cafer Abdullah bin Cafer (Allah her ikisinden de razı olsun)'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün beni arkasına getirdi ve hiçbir insana söylemeyeceğim bir konuşmayı bana emanet etti. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ihtiyacı için örttüğü en sevdiği şey bir hedef veya bir hurma ağacıydı. Yani palmiye ağaçlarından oluşan bir duvar. ((Kısaca böyle anlattı)). El-Barkani, Müslim'in rivayet zinciriyle şöyle dedikten sonra ekledi: Bir hurma otu: Sonra bir adamın duvarına girdi. Ensar'dan, içinde bir deve vardı ve Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sürtüşme görüp gözlerinden yaşlar aktığını görünce, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salât ve selâm versin, Allah ona salât ve selâm versin, yanına geldi, göbeği yani kamburunu ve sırtını meshetti ve sakinleşti. Dedi ki: Bu devenin sahibi kimdir? Bu deve kimin için? Daha sonra Ensar'dan bir genç geldi ve şöyle dedi: Bu benim için ey Allah'ın Resulü. Dedi ki: Allah'ın sana verdiği bu hayvan hakkında Allah'tan korkmuyor musun? Çünkü o, sizin onu aç bıraktığınızdan ve yorduğunuzdan bana şikâyet ediyor ((Ebu Davud rivayet etmiştir, El-Barkani rivayet etmiştir)). Onun "Zaferah" demesi, zaal sözlüğünü bozarak fa'yı yerleştirmektir ve tekil, dişil bir kelimedir. Dilbilimciler şöyle dediler: El-Zaferi: devenin kulak arkasının terlediği yer ve onun şöyle demesi: Onu kurtlarsın, yani: onu yorarsın
13
Riyazus Salihin # 7/968
Enes b. Mâlik (r.a.)
وعن أنس، رضي الله عنه، قال‏:‏ كنا إذا نزلنا منزلا لا نسبح حتي نحل الرحال‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد علي شرط مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
وقوله‏:‏ ‏ ‏لا نسبح‏ ‏‏:‏ أي لا نصلي النافلة، ومعناه‏:‏ أنا -مع حرصنا علي الصلاة- لا نقدمها على حط الرحال وإراحة الدواب
Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Kamp yaptığımızda yolculuktan çıkana kadar tesbih etmezdik. ((Ebu Davud, Müslim'in şartlarına göre senedle rivayet etmiştir)). Ve onun: "Tesbih söylemiyoruz" demesi, nafile namaz kılmamamız anlamına gelir ve manası da şudur: Ben -namaz kılmaya ne kadar düşkün olursak olalım- onu yolculuktan veya hayvanlardan istirahat etmekten üstün tutmam.
14
Riyazus Salihin # 7/969
Ebu Said El Hudri (RA)
وعن أبي سعيد الخدري، رضي الله عنه، قال‏:‏ بينما نحن في سفر إذ جاء رجل علي راحلة له، فجعل يصرف بصره يميناً وشمالاً، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏"‏من كان معه فضل ظهر؛ فليعد به علي من لا ظهر له، ومن كان له فضل زاد فليعد به علي من لا زاد له‏"‏ فذكر من أصناف المال ما ذكره، حتي رأينا‏:‏ أنه لا حق لأحد منا في فضل‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)'den rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Biz yolculuktayken bir adam onun devesine bindi ve sağa sola bakmaya başladı. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kimin fazlalığı varsa onu kimsesi olmayana versin, kimde fazlalık varsa onu rızkı olmayana versin." O da bahsettiği para türlerinden bahsetti, ta ki şunu görene kadar: Hiçbirimizin Fadl'a hakkı yoktur” ((Müslim rivayet etmiştir).
15
Riyazus Salihin # 7/970
Cabir (RA)
وعن جابر رضي الله عنه، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم ، أنه أراد أن يغزو، فقال‏:‏ يا معشر المهاجرين والأنصار‏!‏ إن من إخوانكم قوماً، ليس لهم مال، ولا عشيرة، فليضم أحدكم إليه الرجلين، أو الثلاثة، فما لأحدنا من ظهر يحمله إلا كعقبة، يعني أحدهم‏.‏ قال‏:‏ فضممت إلي اثنين أو ثلاثة مالي إلا عقبة كعقبة أحدهم من جملي‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود‏)‏‏)‏
Cabir (Allah ondan razı olsun), Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in rivayetine göre, o savaşmak istiyordu ve şöyle dedi: Ey muhacir ve Ensar topluluğu! Kardeşleriniz arasında ne parası, ne de kabilesi olan kimseler vardır; o halde biriniz iki veya üç adamla ona katılsın; çünkü hiçbirimizin, bir engelden, yani içlerinden birinin taşıması dışında taşıyacak bir sırtı yoktur. Dedi ki: Ben de devemden birinin engeli gibi bir engel hariç, iki veya üç malımı birleştirdim. ((Ebu Davud rivayet etmiştir)).
16
Riyazus Salihin # 7/971
Cabir (RA)
وعنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يتخلف في المسير، فيزجي الضعيف ويردف ويدعو له، ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Yetkisi üzerine şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) yürüyüşte geride kalır, zayıf olanı öne doğru iter, onu takip eder ve ona dua ederdi. ((Ebû Dâvûd, güzel bir senedle rivayet etmiştir)).
17
Riyazus Salihin # 7/972
Abdullah ibn Umar (RA)
وعن ابن عمر، رضي الله عنهما، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان إذا استوى علي بعيره خارجاً إلى سفر، كبر ثلاثاً، ثم قال‏:‏ ‏"‏سبحان الذي سخر لنا هذا وما كنا له مقرنين، وإنا إلي ربنا لمنقلبون‏.‏ اللهم إنا نسألك في سفرنا هذا البر والتقوى، ومن العمل ما ترضي‏.‏ اللهم هون علينا سفرنا هذا واطو عنا بعده‏.‏ اللهم أنت الصاحب في السفر والخليفة في الأهل‏.‏ اللهم إني أعوذ بك من وعثاء السفر وكآبة المنظر وسوء المنقلب في الأهل والمال والولد‏"‏ وإذا رجع قالهن وزاد فيهن‏:‏ ‏"‏آيبون تائبون عابدون لربنا حامدون‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
معنى ‏ ‏مقرنين‏ ‏‏:‏ مطيقين‏.‏ ‏ ‏والوعثاء‏ ‏ بفتح الواو وإسكان العين المهملة وبالثاء المثلثة وبالمد، وهي‏:‏ الشدة‏.‏ و‏ ‏الكآبة‏ ‏ بالمد، وهي‏:‏ تغير النفس من حزن ونحوه‏.‏ ‏ ‏والمنقلب‏ ‏‏:‏ المرجع‏.‏
İbn Ömer'den (Allah her ikisinden de râzı olsun) rivayete göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir yolculuğa çıktığında devesine bindiğinde üç defa "Allahu Ekber" der ve sonra şöyle derdi: "Bunu bize tabi kılan Allah'ı tenzih ederim, biz O'na bağlı değildik ve şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz. Seyahat ve ailenin halifesi. Ey Allah'ım." Yolculuğun zorluğundan, ortamın karanlığından, aile, para ve çocukların kötü durumundan sana sığınırım.” Geri döndüğünde bunları söyledi ve onlara şunu ekledi: Eyyûn, tövbe eden, Rabbimize kulluk eden, şükreden kullar. ((Müslim rivayet etmiştir)). Vav, ihmal edilen gözün sikanı, üçgen tha' ve medd: Sıkıntı. Ve depresyon, delilik, yani: ruhun değişmesi Hüzün ve benzeri. Ve bunun tersi: referans
18
Riyazus Salihin # 7/973
Abdullah bin Sarjis (RA)
وعن عبد الله بن سرجس، رضي الله عنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا سافر يتعوذ من وعثاء السفر، وكآبة المنقلب، والحور بعد الكون، ودعوة المظلوم‏.‏ وسوء المنظر في الأهل والمال‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏
هكذا هو في صحيح مسلم‏:‏ الحور بعد الكون، بالنون، وكذا رواه الترمذي والنسائي‏.‏ قال الترمذي‏:‏ يروي ‏:‏الكور‏ ‏ بالراء، وكلاهما له وجه‏.‏ قال العلماء‏:‏ ومعناه بالنون والراء جميعاً‏:‏ الرجوع من الاستقامة أو الزيادة إلي النقص‏.‏ قالوا‏:‏ ورواية الراء مأخوذة من تكوير العمامة، وهو لفها وجمعها، ورواية النون، من الكون، مصدراً ‏ ‏كان يكون كوناً‏ ‏ إذا وجد واستقر‏.‏
Abdullah bin Sarcis (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) her yolculukta, yolculuğun musibetlerinden, bir dönüm noktasının kasvetinden, dünya sonrası hurilerden, mazlumların duasından, aile ve malın kötü görünümünden sığınırdı. ((Müslim rivayet etmiştir)) Sahih-i Müslim'de şöyledir: Huriler dünyadan sonra nun harfiyle, Tirmizi ve Nesa'i de böyle rivayet etmiştir. dedi. Tirmizî: Şöyle anlatıyor: El-Kur ile Ra', ikisi de onundur. Yüz. Alimler dedi ki: "Nun" ve "rā'" kelimesinin birlikte anlamı: Doğruluktan dönmek veya noksanlığın artmasıdır. Dediler ki: Râ'nın rivayeti, sarıktaki "tekvir" yani sarıp toplamak anlamına gelen kelimeden, "nûn"un rivayeti ise var olsaydı ve sabit olsaydı kâinat olacak bir kaynak olan kâinattandır.
19
Riyazus Salihin # 7/974
Ali bin Rabi'ah (RA)
وعن علي بن ربيعة قال‏:‏ شهدت علي بن أبي طالب رضي الله عنه أتي بدابة ليركبها، فلما وضع رجله في الركاب قال‏:‏ بسم الله، فلما استوي علي ظهرها قال‏:‏ الحمد لله الذي سخر لنا هذا، وما كنا له مقرنين، وإنا إلي ربنا لمنقلبون، ثم قال‏:‏ الحمد الله، ثلاث مرات، ثم قال‏:‏ الله اكبر ثلاث مرات، ثم قال‏:‏ سبحانك إني ظلمت نفسي فاغفر لي فإنه لا يغفر الذنوب إلا أنت، ثم ضحك، فقيل‏:‏ يا أمير المؤمنين من أي شئ ضحكت‏؟‏ قال‏:‏ رأيت النبي صلى الله عليه وسلم فعل كما فعلت، ثم ضحك، فقلت‏:‏ يا رسول الله من أي شئ ضحكت‏؟‏ قال‏:‏ “إن ربك سبحانه يعجب من عبده إذا قال‏:‏ اغفر لي ذنوبي، يعلم أنه لا يغفر الذنوب غيره‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏
‏وفي بعض النسخ‏:‏ حديث صحيح‏.‏ وهذا لفظ أبي داود
Ali bin Rabia'dan rivayetle şöyle dedi: Ali bin Ebî Talib'in (Allah ondan razı olsun) kendisine binmek üzere bir hayvan getirildiği zaman şahit oldum. Ayağını üzengiye koyduğunda şöyle dedi: Allah'ın adıyla. Sırtüstü yatırıldığında şöyle dedi: Bunu bize boyun eğdiren Allah'a hamdolsun, biz O'na bağlı değildik ve biz Rabbimize yöneleceğiz. Sonra üç defa Allah'a hamdolsun dedi, sonra üç defa Allah büyüktür dedi ve sonra şöyle dedi: 'Seni tenzih ederim, ben nefsime zulmettim, beni bağışla. O halde günahları senden başka kimse bağışlamaz Güldü ve şöyle denildi: Ey Müminlerin Emiri, neye güldün? Dedi ki: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'in benim yaptığımı yaptığını gördüm, sonra güldü, ben de dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, neye güldün? Şöyle buyurdu: "Rabbin, O'ndan başka kimsenin günahları bağışlamadığını bilerek, benim günahlarımı bağışla, diyerek kuluna hayranlık duyuyor."
20
Riyazus Salihin # 7/975
Cabir (RA)
عن جابر رضي الله عنه قال‏:‏ كنا إذا صعدنا كبرنا، وإذا نزلنا سبحنا‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Cabir (Allah Ondan razı olsun)'den rivayetle şöyle dedi: Yükseldiğimizde "Allahu Ekber", indiğimizde ise "O'nu tenzih ederiz" derdik. ((Buhari rivayet etmiştir)).
21
Riyazus Salihin # 7/976
Abdullah ibn Umar (RA)
وعن ابن عمر رضي الله عنهما قال‏:‏ كان النبي صلى الله عليه وسلم وجيوشه إذا علو الثنايا كبروا، وإذا هبطوا سبحوا‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد صحيح‏.‏
İbn Ömer (Allah her ikisinden de razı olsun)'dan rivayetle şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve orduları yukarı çıktığında "Allahu Ekber", indiklerinde ise "Allahu Ekber" derlerdi. ((Ebu Davud sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
22
Riyazus Salihin # 7/977
Abdullah ibn Umar (RA)
وعنه قال كان النبي صلى الله عليه وسلم إذا قفل من الحج أو العمرة كلما أوفى علي ثنيه أو فدفد كبر ثلاثاً، ثم قال‏:‏ ‏
"‏ لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد وهو علي كل شئ قدير آيبون تائبون عابدون ساجدون لربنا حامدون‏.‏ صدق الله وعده، ونصر عبده، وهزم الأحزاب وحده‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏
وفي رواية لمسلم‏:‏ إذا قفل من الجيوش أو السرايا أو الحج أو العمرة
قوله‏:‏ ‏ ‏أوفى‏ ‏ أي‏:‏ ارتفع، وقوله‏:‏ ‏ ‏فدفد‏ ‏ هو بفتح الفاءين بينهما دال مهملة ساكنة وآخره دال أخرى وهو ‏:‏ الغليظ المرتفع من الأرض‏.‏
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hac ve Umre'yi bitirip hac ve umreyi bitirdiğinde, her iki veya iki katını tamamladığında üç defa "Allahu Ekber" dediğini ve ardından şöyle dediğini ifade etmiştir: "Allah'tan başka ilah yoktur, tektir, ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'nadır ve O her şeye kadirdir. Onlar tevbe ederler, ibadet ederler, Allah'a secde ederler ve Allah'a hamd ederler. Allah vaadinde hak olmuştur ve O da Allah'a vaad etmiştir." Kuluna zafer kazandırdı ve O, tarafları tek başına mağlup etti.” (Anlaştık). Onun hakkında)) Ve Müslim'in bir rivayetinde: Eğer ordulardan, bölüklerden veya... Hac veya Umre: Demesi: Yerine geldi, yani kalktı, ve "Böylece kurtardı" demesi, iki fa'nın açılmasıyla olur, aralarında sessiz, ihmal edilmiş bir dâl vardır ve sonu da başka bir dâl yani yerden yükselen kalındır.
23
Riyazus Salihin # 7/979
Ebû Mûsâ el-Eş'ari (r.a.)
وعن أبي موسي الأشعري رضي الله عنه قال‏:‏ كنا مع النبي صلى الله عليه وسلم في سفر، فكنا إذا أشرفنا على واد هللنا وكبرنا وارتفعت أصواتنا، فقال النبي صلى الله عليه وسلم ‏:‏”يا أيها الناس أربعوا عل أنفسكم فإنكم لا تدعون أصم ولا غائباً‏.‏ إنه معكم ، إنه سميع قريب‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
أربعوا” بفتح الباء الموحدة أي ‏:‏ أرفقوا بأنفسكم‏.
Ebu Musa el-Eş'arî'den (Allah ondan razı olsun) rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Biz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte bir yolculukta idik. Bir vadiye baktığımızda tezahürat yapıp "Allahu Ekber" diyorduk ve sesimiz yükseliyordu, bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Ey insanlar, kendinize dikkat edin, zira sağırlara ve gafillere dua etmezsiniz. O sizinle beraberdir. O, işiten ve yakındır." (Anlaştık) Birleşik ba'nın açılışıyla birlikte "Arba'a", yani: Kendinize karşı nazik olun.
24
Riyazus Salihin # 7/980
Ebû Hüreyre (r.a.)
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال ‏:‏ رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏
"‏ ثلاث دعوات مستجابات لا شك فيهن‏:‏ دعوة المظلوم، ودعوة المسافر، ودعوة الوالد على ولده‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏
وليس في رواية أبي داود‏:‏ “على ولده”
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Üç dua vardır ki, şüphesiz kabul olunur: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladı için duası." (Ebu Davud ve Tirmizî rivayet etmiştir: Güzel bir hadis) Ebu Davud'un rivayetinde "oğlu hakkında" denmiyor.
25
Riyazus Salihin # 7/981
Abu Musa Al-Ashari
عن أبي موسي الأشعري رضي الله عنه أن رسول الله كان إذا خاف قوماً قال‏:‏ ‏
"‏ اللهم إنا نجعلك في نحورهم ، ونعوذ بك من شرورهم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والنسائي بإسناد صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Musa el-Eş'arî'den (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, Resûlullah bir kavimden korktuğu zaman şöyle derdi: "Allah'ım, seni onların boğazlarına sıkarız ve onların şerrinden sana sığınırız." (Ebu Davud ve En-Nesa'i sahih bir senedle rivayet etmiştir).
26
Riyazus Salihin # 7/982
Khaulah bint Hakim (RA)
-عن خولة بنت حكيم رضي الله عنها قالت‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏
"‏من نزل منزلاً ثم قال‏:‏ أعوذ بكلمات الله التامات من شر ما خلق‏:‏ لم يضره شيء حتي يرتحل من منزله ذلك‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Havle binti Hakim (Allah ondan razı olsun)'dan rivayetle o şöyle dedi: Allah Resulü'nü (Allah ona salat ve selam versin) şöyle derken işittim: "Kim bir yerde durur ve sonra şöyle derse: Yarattığı şeylerin şerrinden Allah'ın tam sözlerine sığınırım; o evden ayrılıncaya kadar ona hiçbir şey zarar veremez." (Müslim rivayet etmiştir.)
27
Riyazus Salihin # 7/983
Abdullah ibn Umar (RA)
وعن ابن عمر رضي الله عنهما قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا سافر فأقبل الليل قال‏:‏ ‏
"‏ يا أرض ، ربي وربك الله، أعوذ بالله من شرك وشر ما فيك ، وشر ما خلق فيك، وشر ما يدب عليك أعوذ بالله من شر أسد وأسود، ومن الحية والعقرب، ومن ساكن البلد، ومن والد وما ولد‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود‏)‏‏)‏‏
والأسود‏ ‏‏:‏ الشخص، قال الخطابي‏:‏ و‏ ‏ساكن البلد‏ ‏‏:‏ هم الجن الذين هم سكان الأرض ‏.‏ قال‏:‏ والبلد من الأرض‏:‏ ما كان مأوى الحيوان، وإن لم يكن فيه بناء ومنازل ‏.‏ قال‏:‏ ويحتمل أن المراد ‏ ‏ بالوالد‏ ‏ ‏:‏ إبليس ‏ ‏وماولد‏ ‏ ‏:‏ الشياطين
İbni Ömer -Allah her ikisinden de râzı olsun- şöyle demiştir: Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- yolculuk yaptığında ve gece olduğunda şöyle derdi: "Ey yeryüzü, benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz Allah'tır. Ben sizin şirkinizden, içinizde olanın şerrinden, sizde yarattığının şerrinden ve üzerinizde sürünen şeyin şerrinden Allah'a sığınırım. Aslanların ve aslanların şerrinden, yılandan ve şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım." akrep, o yerin sakininden, babadan ve babadandır” ((Ebu Davud rivayet etmiştir) ve siyah: kişi. El-Hattâbi şöyle demiştir: Ülkenin sakini. Şöyle buyurdu: Bunlar, yeryüzünde yaşayan cinlerdir. Şöyle buyurdu: Ve yeryüzü; içinde hiçbir bina ve ev olmasa bile hayvanların barındığı yerdir. Dedi ki: Babadan kastedilenin şeytan olması ve doğan şeyin de şeytan olması mümkündür.
28
Riyazus Salihin # 7/984
Ebû Hüreyre (r.a.)
عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏
"‏السفر قطعة من العذاب، يمنع أحدكم طعامه، وشرابه ونومه، فإذا قضى أحدكم نهمته من سفره، فليعجل إلى أهله‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
‏نهمته‏ ‏ ‏:‏ مقصوده
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Yolculuk bir azaptır. Birinizi yemesinden, içmesinden ve uykusundan mahrum eder. Biriniz açlığını yolculuktan giderdiği zaman, ailesinin yanına koşsun." (Anlaştık) Açgözlülüğü: niyeti
29
Riyazus Salihin # 7/985
Cabir (RA)
عن جابر رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏
"‏إذا أطال أحدكم الغيبة فلا يطرقن أهله ليلاً‏"‏‏
وفي رواية أن رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى أن يطرق الرجل أهله ليلاً‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
Cabir'in (Allah ondan razı olsun) yetkisi üzerine, Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) şöyle dedi: "Sizden biriniz uzun süre uzakta kalırsa, gece ailesinin yanına gitmesin." Ve Allah Resulü (s.a.v.)'in, Allah'ın bereketi ve selameti üzerine bir rivayette, bir adamın geceleyin ailesine kapıyı çalmasını yasaklamıştır. ((Anlaştık))
30
Riyazus Salihin # 7/986
Enes b. Mâlik (r.a.)
وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم لا يطرق أهله ليلاً، وكان يأتيهم غدوة أو عشية‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
‏الطروق‏ ‏ ‏:‏المجيء في الليل‏.‏
Enes (r.a.)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) geceleyin ailesinin yanına gitmezdi, sabah veya akşam onların yanına gelirdi. ((Anlaştık)) Trouq: Gece geliyorum.
31
Riyazus Salihin # 7/987
Enes b. Mâlik (r.a.)
وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ أقبلنا مع النبي صلى الله عليه وسلم ، حتي إذ كنا بظهر المدينة، قال‏:‏ ‏
"‏آيبون، تائبون ، عابدون ، لربنا حامدون‏"‏ فلم يزل يقول ذلك حتي قدمنا المدينة، ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Enes (r.a.)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Medine'nin arkalarına gelinceye kadar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'le birlikte geldik. Dedi ki: "Eybun, tövbe eden, ibadet eden, Rabbimize hamd eden." Medine'ye varıncaya kadar bunu söylemeye devam etti ((Müslim rivayet etmiştir)).
32
Riyazus Salihin # 7/988
Kab Bin Malik
عن كعب بن مالك رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان إذا قدم من سفر بدأ بالمسجد فركع فيه ركعتين ‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Ka'b bin Malik'ten (Allah ondan razı olsun) rivayete göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yolculuktan geldiğinde mescidden başlar ve orada iki rekat namaz kılardı. ((Anlaştık)).
33
Riyazus Salihin # 7/989
Ebû Hüreyre (r.a.)
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏
"‏لا يحل لامرأة تؤمن بالله واليوم الآخر تسافر مسيرة يوم وليلة إلا مع ذي محرم عليها‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Ebu Hureyre'den Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kadının yanında mahrem olmadan bir gün bir gece yolculuk yapması caiz değildir."
34
Riyazus Salihin # 7/990
Ibn Abbas (RA)
وعن ابن عباس رضي الله عنهما أنه سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏"‏لا يخلون رجل بامرأة إلا ومعها ذو محرم، ولا تسافر المرأة إلا مع ذي محرم‏"‏ فقال له رجل‏:‏ يا رسول الله إن امرأتي خرجت حاجّة، وإني اكتتبت في غزوة كذا وكذا‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏انطلق فحج مع امرأتك‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
İbn Abbas'tan -Allah her ikisinden de râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şöyle dediğini işitmiştir: "Bir erkek, yanında mahremi olmadığı sürece bir kadınla yalnız kalmasın ve bir kadın da mahremi dışında seyahat etmesin." Bir adam ona: Ey Allah'ın Resulü, eşim hacca gitti, ben de falanca sefere mi kayıt oldum? "Gidin hanımınızla birlikte hac yapın" buyurdu. ((Anlaştık)).
01
Riyazus Salihin # 7/978
Ebû Hüreyre (r.a.)
وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رجلاً قال‏:‏ يا رسول الله ، إني أريد أن أسافر فأوصني، قال‏:‏ ‏"‏عليك بتقوى الله، والتكبيرعلي كل شرف‏"‏ فلما ولى الرجل قال‏:‏ ‏"‏ اللهم اطو له البعد، وهون عليه السفر” ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Ebu Hureyre'den (Allah ondan razı olsun) rivayete göre bir adam şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, seyahat etmek istiyorum, bana tavsiyede bulun. Şöyle dedi: "Allah'tan korkmalı ve Allah'ı tam şerefle yüceltmelisiniz." Adam arkasını dönünce şöyle dedi: "Allah'ım, onun mesafesini uzat ve yolculuğunu ona kolaylaştır." ((Tirmizi rivayet etmiş ve bunun güzel bir hadis olduğunu söylemiştir)).