419 Hadis
01
Sunen ed-Darimi # 2/1160
أَخْبَرَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ ، حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ ، عَنْ جَابِرٍ رَضِيَ اللهِ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَثَلُ الصَّلَوَاتِ الْمَكْتُوبَاتِ، كَمَثَلِ نَهْرٍ جَارٍ عَذْبٍ عَلَى بَاب أَحَدِكُمْ، يَغْتَسِلُ مِنْهُ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مَرَّاتٍ "
Ya'la bin Ubeyd bize el-A'meş'in, Ebu Süfyan'dan, Allah ondan razı olsun, Cabir'den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi, Allah'ın salat ve selamı ona olsun, şöyle buyurmuştur: "Yazılı duaların örneği, sizden birinizin kapısında her gün beş defa yıkandığı, taze, akan bir nehir gibidir."
02
Sunen ed-Darimi # 2/1161
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ :" أَرَأَيْتُمْ لَوْ أَنَّ نَهَرًا بِبَاب : أَحَدِكُمْ يَغْتَسِلُ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مَرَّاتٍ، مَاذَا تَقُولُونَ ذَلِكَ مُبْقِيًا مِنْ دَرَنِهِ؟ " قَالُوا : لَا يُبْقِي مِنْ دَرَنِهِ.
قَالَ : " كَذَلِكَ مَثَلُ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ، يَمْحُو اللَّهُ بِهِنَّ الْخَطَايَا ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ عِنْدِي أَصَحُّ
Abdullah bin Salih anlattı, Al-Leys bana dedi, Yezid bin Abdullah bana Muhammed bin İbrahim'den, Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den rivayetle Allah ondan razı olsun, Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittiğini söyledi: "Gördün mü, kapının yanında bir nehir olsaydı: içinizden biri." Her gün beş kez yıkanıyor. Eğer bu onun üzerinde bir kir bırakırsa ne dersin? "Onlar: "O, üzerinde hiçbir kir bırakmaz" dediler. "Aynı şekilde Allah, beş vakit namaz gibi günahları da bunlarla siler" dedi. Abdullah şöyle dedi: Ebu Hureyre'nin hadisi. daha sağlıklıyım
03
Sunen ed-Darimi # 2/1162
أَخْبَرَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ قَالَ : سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ رِضْوَانُ اللَّهِ عَلَيْهِمَا قَالَ : سَأَلْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا فِي زَمَنِ الْحَجَّاجِ وَكَانَ يُؤَخِّرُ الصَّلَاةَ عَنْ وَقْتِ الصَّلَاةِ، فَقَالَ جَابِرٌ : كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" يُصَلِّي الظُّهْرَ حِينَ تَزُولُ الشَّمْسُ، وَالْعَصْرَ وَهِيَ حَيَّةٌ أَوْ نَقِيَّةٌ، وَالْمَغْرِبَ حِينَ تَجِبُ الشَّمْسُ، وَالْعِشَاءَ رُبَّمَا عَجَّلَ وَرُبَّمَا أَخَّرَ : إِذَا اجْتَمَعَ النَّاسُ عَجَّلَ، وَإِذَا تَأَخَّرُوا، أَخَّرَ، وَالصُّبْحَ رُبَّمَا كَانُوا أَوْ كَانَ يُصَلِّيهَا بِغَلَسٍ "
Haşim bin El-Kasım bize anlattı, Şu'be bize Saad bin İbrahim'den rivayetle şöyle dedi: Muhammed bin Amr bin el-Hasan bin Ali Radvan'ı duydum. Allah her ikisinden de razı olsun. Dedi ki: Hacıların vaktinde Cabir bin Abdullah'a (Allah onlardan razı olsun) sorduk, o da namazı namaz vaktinden itibaren tehir ederdi. Cabir şöyle dedi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öğle namazını güneş battığında, ikindi namazını hava diri ve temizken, akşam namazını da vakti gelince kılardı. Güneş ve akşam namazı acele ettirilebilir veya geciktirilebilir; eğer insanlar toplanırsa acele edilebilir, eğer geciktirilirse geciktirilebilir, sabah da geciktirilebilir. Onlar ya da o sessizce dua ederlerdi.”
04
Sunen ed-Darimi # 2/1163
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ الْحَنَفِيُّ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ أَخَّرَ الصَّلَاةَ يَوْمًا، فَدَخَلَ عَلَيْهِ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ ، فَأَخْبَرَهُ أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ أَخَّرَ الصَّلَاةَ يَوْمًا، فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو مَسْعُودٍ الْأَنْصَارِيُّ، فَقَالَ : مَا هَذَا يَا مُغِيرَةُ؟ أَلَيْسَ قَدْ عَلِمْتَ أَنَّ جِبْرِيلَ نَزَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ،فَصَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ صَلَّى، فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ صَلَّى، فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ قَالَ : " بِهَذَا أُمِرْتَ ".
قَالَ : اعْلَمْ مَا تُحَدِّثُ يَا عُرْوَةُ، أَوَ أَنَّ جِبْرِيلَ أَقَامَ وَقْتَ الصَّلَاةِ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟ قَالَ : كَذَلِكَ كَانَ بَشِيرُ بْنُ أَبِي مَسْعُودٍ يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِيهِ
Ubeydullah ibn Abd el-Mecid el-Hanefi bize, Malik, İbn Şihab'tan rivayetle, Ömer ibn Abdülaziz'in bir gün namazı geciktirdiğini söyledi. Sonra Urve ibn el-Zübeyr ona geldi ve ona Muğire ibn Şu'be'nin bir gün namazı geciktirdiğini söyledi, bunun üzerine Ebu Mesud onun yanına girdi. Ensari dedi ki: Bu nedir Muğire? Cebrail'in, Allah'ın Rasûlü'nün (s.a.v.) üzerine indiğini, onun dua ettiğini, Resûlullah'ın (s.a.v.) de dua ettiğini, sonra dua ettiğini, Resûlullah'ın da Allah'a dua ettiğini, Allah'ın salat ve selâmetini versin, sonra kendisinin dua ettiğini, Resûlullah'ın da dua ettiğini bilmiyor muydunuz? Allah, Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun, sonra dua etti, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- dua etti, sonra o da dua etti, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- dua etti, sonra şöyle buyurdu: "Bu sana emredilen şeydir." Dedi ki: "Neden bahsettiğini biliyorum Urve, ya da Cebrail'in, Resûlullah'ın namaz vaktini belirlemesinden söz ettiğini." Tanrı onu kutsasın ve ona huzur versin? Dedi ki: Beşir bin Ebî Mesud, babasından rivayetle böyle rivayet ederdi.
05
Sunen ed-Darimi # 2/1164
قَالَ عُرْوَةُ : وَلَقَدْ حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ" يُصَلِّي الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ فِي حُجْرَتِهَا قَبْلَ أَنْ تَظْهَرَ "
Urve dedi ki: Aişe bana, Rasulullah (s.a.v.)'in, güneş doğmadan önce odasında güneş varken ikindi namazını kıldığını anlattı.
06
Sunen ed-Darimi # 2/1165
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحاقَ، قَالَ : وَقَدْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حِينَ قَدِمَهَا قَالَ أَبُو مُحَمَّد : يَعْنِي الْمَدِينَةَ إِنَّمَا يُجْتَمَعُ إِلَيْهِ بِالصَّلَاةِ لِحِينِ مَوَاقِيتِهَا بِغَيْرِ دَعْوَةٍ، فَهَمَّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ يَجْعَلَ بُوقًا كَبُوقِ الْيَهُودِ الَّذِينَ يَدْعُونَ بِهِ لِصَلَاتِهِمْ، ثُمَّ كَرِهَهُ، ثُمَّ أَمَرَ بِالنَّاقُوسِ فَنُحِتَ لِيُضْرَبَ بِهِ لِلْمُسْلِمِينَ إِلَى الصَّلَاةِ، فَبَيْنَمَا هُمْ عَلَى ذَلِكَ إِذْرَأَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ رَبِّهِ، أَخُو الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ، فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّهُ طَافَ بِيَ اللَّيْلَةَ طَائِفٌ : مَرَّ بِي رَجُلٌ عَلَيْهِ ثَوْبَانِ أَخْضَرَانِ يَحْمِلُ نَاقُوسًا فِي يَدِهِ، فَقُلْتُ : يَا عَبْدَ اللَّهِ، أَتَبِيعُ هَذَا النَّاقُوسَ؟ فَقَالَ : وَمَا تَصْنَعُ بِهِ؟ قُلْتُ : نَدْعُو بِهِ إِلَى الصَّلَاةِ.
قَالَ : أَفَلَا أَدُلُّكَ عَلَى خَيْرٍ مِنْ ذَلِكَ؟ قُلْتُ : وَمَا هُوَ؟ قَالَ : تَقُولُ : اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ، حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ، حَيَّ عَلَى الْفَلَاحِ، حَيَّ عَلَى الْفَلَاحِ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ.
ثُمَّ اسْتَأْخَرَ غَيْرَ كَثِيرٍ، ثُمَّ قَالَ مِثْلَ مَا قَالَ، وَجَعَلَهَا وِتْرًا إِلَّا أَنَّهُ قَالَ : قَدْ قَامَتْ الصَّلَاةُ، قَدْ قَامَتْ الصَّلَاةُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ.
فَلَمَّا خُبِّرَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ : " إِنَّهَا لَرُؤْيَا حَقٌّ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، فَقُمْ مَعَ بِلَالٍ فَأَلْقِهَا عَلَيْهِ، فَإِنَّهُ أَنْدَى صَوْتًا مِنْكَ.
فَلَمَّا أَذَّنَ بِلَالٌ، سَمِعَهَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ، فَقَالَ : وَهُوَ فِي بَيْتِهِ، فَخَرَجَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ يَجُرُّ إِزَارَهُ وَهُوَ يَقُولُ : يَا نَبِيَّ اللَّهِ، وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَقَدْ رَأَيْتُ مِثْلَ مَا رَأَى.
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " فَلِلَّهِ الْحَمْدُ، فَذَاكَ أَثْبَتُ ".
قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ : حَدَّثَنِيهِ سَلَمَةُ ، قَالَ : حَدَّثَنِيهِ مًحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ ، قَالَ : حَدَّثَنِي هَذَا الْحَدِيثَ مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيُّ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ رَبِّهِ ، عَنْ أَبِيهِ ، بِهَذَا الْحَدِيثِ.
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ ، قَالَ : حَدَّثَنَا أَبِي ، عَنْ ابْنِ إِسْحَاقَ ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيُّ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ رَبِّهِ ، حَدَّثَنِي أَبِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ ، قَالَ : لَمَّا أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالنَّاقُوسِ، فَذَكَرَ نَحْوَهُ
Muhammed bin Humeyd bize anlattı, Seleme anlattı, Muhammed bin İshak bana anlattı, dedi ki: Bunu sunduğu sırada Resûlullah (s.a.v.) (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) idi. Ebu Muhammed: Medine anlamına gelir. Allah Resulü'nün anladığı kadarıyla insanlar davetsiz olarak namaz vakti gelinceye kadar orada toplanıyorlardı. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun ki, Yahudilerin namaz için çağırdıkları boruya benzer bir boru yapsın, sonra bundan hoşlanmadı, sonra gongun çalınmasını emretti. Müslümanların namaz kılmaları için onunla birlikteydi ve onlar bunu yaparken Hâris bin'in kardeşi Abdullah bin Zeyd bin Abdul Rabbo da Hazrec, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına geldi ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, bu gece etrafımda bir grup insan dolaştı. Taif: Yanımdan iki elbiseli bir adam geçti. Akhdaran elinde bir zil taşıyordu, ben de dedim ki: Ya Abdullah, bu zili satıyor musun? Dedi ki: Bununla ne yapacaksın? Dedim ki: Bunun için dua ediyoruz Duaya. Dedi ki: Seni bundan daha hayırlısına yönlendireyim mi? Dedim ki: Nedir bu? Dedi ki: Sen diyorsun ki: Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir, şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir. Allah'ım, selam olsun dua, selam olsun dua, selam olsun başarı, selam olsun başarı, Allah büyüktür, Allah en büyüktür, Allah'tan başka ilah yoktur. Sonra biraz erteledi, sonra söylediklerinin aynısını söyledi ve sadece şöyle dedi: Allah'a yemin olsun ki namaz başladı, namaz başladı. En büyüktür, Allah en büyüktür, Allah'tan başka ilah yoktur. Allah Resulü (s.a.v.) bunu haber alınca şöyle dedi: "İnşaallah bu gerçek bir rüyadır, o halde Bilal'in yanında dur ve onu ona söyle. Senden daha yumuşak bir ses. Bilal ezan okuduğunda Ömer bin Hattab bunu duydu ve şöyle dedi: O da oldu." Evinde, Allah Resulü'nün (s.a.v.) yanına çıktı ve elbisesini sürüyerek şöyle dedi: Ey Allah'ın Peygamberi, seni hak ile gönderen, onun gördüğünü ben de gördüm. Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah'a hamd olsun, çünkü bu sabittir." Muhammed bin Humaid şöyle dedi: Bana Seleme rivayet etti, dedi ki: Bana Muhammed bin İshak rivayet etti, dedi ki: Bu hadisi bana Muhammed bin İbrahim bin el-Hâris Et-Teymi, Muhammed bin Abdullah bin Zeyd bin Abdul Rabbo'dan, babasından rivayet etti, bu hadisle rivayet etti. Muhammed ibn Yahya haber verdi, Ya'qub ibn İbrahim bin Saad dedi ki: Babam bize, İbn İshak'tan rivayetle, Muhammed bin İbrahim bin el-Hâris Et-Teymi bana anlattı, Muhammed bin Abdullah bin Zeyd bin Abdul Rabbo'dan rivayetle, Ebu Abdullah bin Zeyd bana şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah ona salat ve selam versin, şöyle emretti: Zil ile benzer bir şeyden bahsetti
07
Sunen ed-Darimi # 2/1166
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، يَرْفَعُهُ قَالَ : " إِنَّبِلَالًا يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ، فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يُؤَذِّنَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ "
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, İbn Uyeyne bize Zühri'den, Salim'den, babasından rivayetle şöyle anlatıyor: "Geceyi haber veren bir yağmurdur. O halde İbn Ümmü Mektum ezan okuyıncaya kadar yiyin, için."
08
Sunen ed-Darimi # 2/1167
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ ، أَنْبَأَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا، وَعَنْ الْقَاسِمِ ، عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ : كَانَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُؤَذِّنَانِ : بِلَالٌ وَابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " إِنَّبِلَالًا يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ، فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى تَسْمَعُوا أَذَانَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ ".
فَقَالَ الْقَاسِمُ : وَمَا كَانَ بَيْنَهُمَا إِلَّا أَنْ يَنْزِلَ هَذَا، وَيَرْقَى هَذَا
Bize İshak anlattı, Abdah anlattı, Ubeyd Allah Nafi'den, İbn Ömer'den, Allah her ikisinden de razı olsun, El Kasım'dan, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in iki müezzini vardı: Bilal ve İbn Ümmü Mektum, yani Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: " "Nibbal gece ezan okur; o halde İbn Ümmü Mektum'un ezanını duyana kadar yiyin, için." Sonra Kasım şöyle dedi: Aralarında bunun açığa çıkması dışında hiçbir şey yoktu. Ve bu rukye olarak kabul edilir
09
Sunen ed-Darimi # 2/1168
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ بْنِ فَارِسٍ ، حَدَّثَنَا يُونُسُ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عُمَرَ بْنِ سَعْدٍ الْمُؤَذِّنِ، أَنَّ " سَعْدًا كَانَ يُؤَذِّنُ فِي مَسْجِدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "، قَالَ حَفْصٌ : حَدَّثَنِي أَهْلِي ، أَنَّ بِلَالًا أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُؤْذِنُهُ لِصَلَاةِ الْفَجْرِ، فَقَالُوا : إِنَّهُ نَائِمٌ،" فَنَادَى بِلَالٌ بِأَعْلَى صَوْتِهِ : الصَّلَاةُ خَيْرٌ مِنْ النَّوْمِ، فَأُقِرَّتْ فِي أَذَانِ صَلَاةِ الْفَجْرِ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : يُقَالُ : سَعْدٌ الْقَرَظُ
Osman bin Ömer bin Faris bize, Yunus'un Ez-Zühri'den, müezzin Hafs bin Ömer bin Saad'dan rivayet ettiğine göre, "Saad, Resulullah'ın mescidinde ezan okuyordu, Allah ona salat ve selam versin. Hafs şöyle dedi: Ailem bana Bilal'in, Allah'ın Resulü'ne geldiğini, Allah'ın salat ve selamını versin," dedi. Sabah namazına ezan okudu, onlar da: O uyuyor dediler. Bunun üzerine Bilal yüksek sesle şöyle seslendi: Namaz uykudan hayırlıdır. Ezan okunduğunda da bu doğrulandı. "Sabah." Ebu Muhammed şöyle dedi: Şöyle deniyor: Saad Al-Qardh
10
Sunen ed-Darimi # 2/1169
أَخْبَرَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ ، عَنْ مُسْلِمٍ أَبِي الْمُثَنَّى ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، أَنَّهُ قَالَ : " كَانَالْأَذَانُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَثْنَى مَثْنَى، وَالْإِقَامَةُ مَرَّةً، غَيْرَ أَنَّهُ كَانَ إِذَا قَالَ : قَدْ قَامَتْ الصَّلَاةُ، قَالَهَا مَرَّتَيْنِ : فَإِذَا سَمِعْنَا الْإِقَامَةَ، تَوَضَّأَ أَحَدُنَا وَخَرَجَ "
Sehl bin Hammad bize, Şu'be'nin, Ebu Cafer'in, Müslim Ebu'l-Musenna'dan, İbn Ömer'in rivayetine göre şöyle dediğini anlattı: "Resûlullah (s.a.v.)'in zamanında, ezan ikişer ikişer, kamet ise bir defa verilirdi; ancak eğer o şöyle derse: Namaz başladı, İki kere söyledi: Sonra kamet sesini duyunca içimizden biri abdest alır ve dışarı çıkardı.
11
Sunen ed-Darimi # 2/1170
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، وَعَفَّانُ ، قَالَا : حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ :" أُمِرَ بِلَالٌ أَنْ يَشْفَعَ الْأَذَانَ وَيُوتِرَ الْإِقَامَةَ "
Ebu'l-Velid et-Tayâlisi ve Affan bize şöyle dediler: Şu'be, Halid el-Haza'dan, Ebu Kalaba'dan, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: "Bilal'e ezan okuması ve Vitir'i okuması emrolundu."
12
Sunen ed-Darimi # 2/1171
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ عَطِيَّةَ ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ :" أُمِرَ بِلَالٌ أَنْ يَشْفَعَ الْأَذَانَ، وَيُوتِرَ الْإِقَامَةَ إِلَّا الْإِقَامَةَ ".
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ خَالِدٍ عَنْ أَبِي قِلابَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، نَحْوَهُ
Süleyman bin Harb bize anlattı, Hammad bin Zeyd, Samak bin Atiya'dan, Eyyub'dan, Ebu Kalaba'dan, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Bilal'e, ezanı ortasından okuması ve kametini ancak kametten sonra okuması emredildi." Muhammed bin Yusuf, Süfyan'dan, Halid'den, Ebu Kalaba'dan, Hz. Enes ve benzerleri
13
Sunen ed-Darimi # 2/1172
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ هَمَّامٍ ، عَنْ عَامِرٍ الْأَحْوَلِ ، عَنْ مَكْحُولٍ ، عَنْ ابْنِ مُحَيْرِيزٍ ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" أَمَرَ نَحْوًا مِنْ عِشْرِينَ رَجُلًا فَأَذَّنُوا، فَأَعْجَبَهُ صَوْتُ أَبِي مَحْذُورَةَ، فَعَلَّمَهُ الْأَذَانَ : اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَه إِلَّا اللَّهُ، أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ، حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ، حَيَّ عَلَى الْفَلَاحِ، حَيَّ عَلَى الْفَلَاحِ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَالْإِقَامَةَ مَثْنَى مَثْنَى "
Sa'id bin Amir, Hammam'dan, Emir el-Ahval'den, Mekhul'dan, İbn Muhayriz'den, İbn Muhayriz'den, Ebu Mahzure'den, Rasulullah'ın salat ve selamının onun üzerine olduğunu bize bildirdi. Yirmi kadar kişiye ezan okumalarını emretti ve Ubeyy Mahzure'nin sesini beğendi ve ona ezan okumayı öğretti: Allah büyüktür. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Muhammed elçidir Allah, şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir Allah'ın Resulü, Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik ederim, selam sala, selam selamlar, selam olsun uğurlar, selam olsun uğurlar, Allah büyüktür, Allah en büyüktür, Allah'tan başka ilah yoktur ve ikamet ikişer ikişerdir."
14
Sunen ed-Darimi # 2/1173
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، وَحَجَّاجُ بْنُ الْمِنْهَالِ ، قَالَا : حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، حَدَّثَنَا عَامِرٌ الْأَحْوَلُ ، قَالَ حَجَّاجٌ فِي حَدِيثِهِ : عَامِرُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ ، قَالَ : حَدَّثَنِي مَكْحُولٌ ، أَنَّ ابْنَ مُحَيْرِيزٍ حَدَّثَهُ، أَنَّ أَبَا مَحْذُورَةَ حَدَّثَهُ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" عَلَّمَهُ الْأَذَانَ تِسْعَ عَشْرَةَ كَلِمَةً، وَالْإِقَامَةَ سَبْعَ عَشْرَةَ كَلِمَةً "
Ebu el-Velid el-Tayalisi ve Haccac bin el-Minhal bize şöyle dediler: Hammam bize anlattı, Aamir el-Ahwal bize anlattı, Haccac hadisinde şöyle dedi: Aamer ibn Abd al-Wahid dedi ki: Makul bana anlattı, o da İbn Muhayriz ona söyledi, o da Ebu Mahzure ona şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. "Ona ezanın on dokuz kelime, kametin ise on yedi kelime olduğunu öğretti."
15
Sunen ed-Darimi # 2/1174
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ ، عَنْ أَبِيهِ رَضِيَ اللهِ عَنْهُ، أَنَّهُ رَأَى بِلَالًا أَذَّنَ، قَالَ : " فَجَعَلْتُأَتَتَبَّعُ فَاهُ هَهُنَا وَهَهُنَا بِالْأَذَانِ "
Muhammed ibn Yusuf bize bildirdi, Süfyan, Avn ibn Ebi Cuhayfe'den, babasından -Allah ondan razı olsun- rivayet ettiğine göre, Bilal'i ezan okurken gördüğünü söyledi ve şöyle dedi: "Ben de ezanla orada burada onun ağzını takip etmeye başladım."
16
Sunen ed-Darimi # 2/1175
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا عَبَّادٌ ، عَنْ حَجَّاجٍ ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ ، عَنْ أَبِيهِ ، أَنَّ بِلَالًا" رَكَزَ الْعَنَزَةَ، ثُمَّ أَذَّنَ، وَوَضَعَ أُصْبُعَيْهِ فِي أُذُنَيْهِ فَرَأَيْتُهُ يَدُورُ فِي أَذَانِهِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : حَدِيثُ الثَّوْرِيِّ أَصَحُّ
Abdullah bin Muhammed bize, Abbad'ın Haccac'tan, Aoun bin Ebu Cuhayfah'tan, babasından rivayetle, Bilal'in "Keçiye odaklandığını, sonra ezan okuduğunu ve iki parmağını kulaklarına koyduğunu ve onun kulaklarına döndüğünü gördüm" dediğini anlattı. Abdullah şöyle dedi: Sevrî hadisi daha sahihtir.
17
Sunen ed-Darimi # 2/1176
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ ، أَنْبَأَنَا مُوسَى هُوَ ابْنُ يَعْقُوبَ الزَّمْعِيُّ ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمِ بْنُ دِينَارٍ ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :" ثِنْتَانِ لَا تُرَدَّانِ أَوْ قَلَّ : مَا تُرَدَّانِ : الدُّعَاءُ عِنْدَ النِّدَاءِ، وَعِنْدَ الْبَأْسِ حِينَ يُلْحِمُ بَعْضُهُ بَعْضًا "
Muhammed bin Yahya bize anlattı, Sa'id bin Ebi Meryem anlattı, Musa bize dedi ki, o Yakub ez-Zam'i'nin oğludur, Ebu Hazim bin A dinar dedi. Dedi ki: Sehl bin Saad bana Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlattı: "İki defa, istemeyeceğin veya daha az: İstediğin kadar." Çağrı zamanında ve savaş zamanında birbirlerine kavuştukları zaman dua edin.”
18
Sunen ed-Darimi # 2/1177
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ ، أَنْبَأنَا يُونُسُ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ، قَالَ : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :" إِذَا سَمِعْتُمْ الْمُؤَذِّنَ، فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ "
Osman bin Ömer haber verdi, Yunus ez-Zühri'den, Ata' ibn Yezid'den, Ebu Sa'id'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müezzin'i işittiğiniz zaman, onun söylediklerini söyleyin."
19
Sunen ed-Darimi # 2/1178
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَنْبَأنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ ، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ قَالَ : دَخَلْنَا عَلَى مُعَاوِيَةَ فَنَادَى الْمُنَادِي، فَقَالَ :" اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، فَقَالَ مُعَاوِيَةُ : اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، قَالَ : أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَه إِلَّا اللَّهُ، قَالَ : وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، قَالَ : أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، قَالَ : وَأَنَا أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ "
Yezid bin Harun bize haber verdi, Hişam el-Destavai bize Yahya'dan rivayetle, Muhammed bin İbrahim bin el-Haris'ten, İsa bin Talha'dan rivayetle şöyle dedi: Muaviye'ye girdik ve haberci seslendi ve şöyle dedi: "Allah en büyüktür, Allah en büyüktür." Sonra Muaviye şöyle dedi: Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Dedi ki: Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Dedi ki: Ve şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Şöyle dedi: Şahadet ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir. Dedi ki: Ben de şahitlik ederim. "Şüphesiz Muhammed Allah'ın Resulüdür"
20
Sunen ed-Darimi # 2/1179
قَالَ يَحْيَى : وَأَخْبَرَنِي بَعْضُ أَصْحَابِنَا، أَنَّهُلَمَّا قَالَ : حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ، قَالَ : " لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ "، ثُمَّ قَالَ مُعَاوِيَةُ : هَكَذَا سَمِعْتُ نَبِيَّكُمْ يَقُولُ هَذَا
Yahya dedi ki: Bazı ashabımız bana şöyle dediler: O, "Namaza gelin" deyince, "Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur" dedi, sonra Muaviye şöyle dedi: Peygamberinizin bunu böyle söylediğini duydum.
21
Sunen ed-Darimi # 2/1180
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ جَدِّهِ ، أَنَّ مُعَاوِيَةَ سَمِعَ الْمُؤَذِّنَ قَالَ : " اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، فَقَالَ مُعَاوِيَةُ :" اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، فَقَالَ الْمُؤَذِّنُ : أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ.
فَقَالَ مُعَاوِيَةُ : أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ.
فَقَالَ الْمُؤَذِّنُ : أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، فَقَالَ مُعَاوِيَةُ : أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، فَقَالَ الْمُؤَذِّنُ : حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ، حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ، فَقَالَ : لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ.
فَقَالَ الْمُؤَذِّنُ : حَيَّ عَلَى الْفَلَاحِ، حَيَّ عَلَى الْفَلَاحِ.
فَقَالَ : لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ.
فَقَالَ الْمُؤَذِّنُ : اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ.
فَقَالَ : اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ.
ثُمَّ قَالَ : هَكَذَا فَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "
Saeed bin Amir bize, Muhammed bin Amr bize babasından, dedesinden rivayetle Muaviye'nin müezzinin şöyle dediğini duyduğunu anlattı: "Allah büyüktür, Allah büyüktür." O en büyüktür, bu yüzden Muaviye dedi ki: “Allah en büyüktür, Allah en büyüktür” bunun üzerine müezzin şöyle dedi: Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Tanrı. Muaviye şöyle dedi: Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Müezzin dedi ki: Şahadet ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir, şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir, bunun üzerine Muaviye şöyle dedi: Şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir, şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir, o da şöyle dedi: Müezzin: Ezanı selamladı, ezanı selamladı ve şöyle dedi: Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur. Müezzin dedi ki: Çiftçiye selam olsun, çiftçiye selam olsun. Dedi ki: Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur. Müezzin şöyle dedi: Allah büyüktür, Allah büyüktür, Allah'tan başka ilah yoktur. Şöyle dedi: Allah En büyüktür, Allah en büyüktür, Allah'tan başka ilah yoktur. Sonra şöyle dedi: Bu, Allah'ın Resulü'nün (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) yaptığı şeydir.
22
Sunen ed-Darimi # 2/1181
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَنَّهُ قَالَ :" إِذَا نُودِيَ بِالصَّلَاةِ، أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ لَهُ ضُرَاطٌ حَتَّى لَا يَسْمَعَ الْأَذَانَ، فَإِذَا قُضِيَ الْأَذَانُ، أَقْبَلَ، وَإِذَا ثُوِّبَ، أَدْبَرَ، فَإِذَا قُضِيَ التَّثْوِيبُ، أَقْبَلَ حَتَّى يَخْطِرَ بَيْنَ الْمَرْءِ وَنَفْسِهِ، فَيَقُولُ : اذْكُرْ كَذَا وَكَذَا، لِمَا لَمْ يَكُنْ يَذْكُرُ قَبْلَ ذَلِكَ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : ثُوِّبَ : يَعْنِي : أُقِيمَ
Vehb bin Cerir bize, Hişam'ın Yahya'dan, Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Ezan okunduğu zaman şeytan, ezanını duymamak için başını çevirir, sonra ezan okununca gelir, durduğunda tevbe eder. Geri döner, tesvib tamamlanınca sıra kişiye ve kendisine gelinceye kadar ilerler ve şöyle der: Daha önce hatırlamadığı halde şunu şunu hatırla. O." Ebu Muhammed şöyle dedi: Sevb: Anlamı: yerleşik.
23
Sunen ed-Darimi # 2/1182
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ الْمُحَارِبِيِّ ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ رَأَىرَجُلًا خَرَجَ مِنْ الْمَسْجِدِ بَعْدَ مَا أَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ، فَقَالَ : " أَمَّا هَذَا، فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "
Saeed bin Amir, Şu'be'den, İbrahim bin Muhacir'den, Ebu'ş-Şa'sa el-Muharbi'den rivayete göre, Ebu Hureyre bir adam gördü. Müezzin ezan okuduktan sonra mescidden çıktı ve şöyle dedi: "Bu adam, Ebu'l-Kasım'a itaatsizlik etti, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin."
24
Sunen ed-Darimi # 2/1183
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ ، أَنْبأَنَا شُعَيْبٌ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" خَرَجَ حِينَ زَاغَتْ الشَّمْسُ، فَصَلَّى بِهِمْ صَلَاةَ الظُّهْرِ "
El-Hakam bin Nafi' bize, Şuayb'ın Ez-Zuhri'den rivayet ettiğine göre, Enes bin Malik bana Peygamber'in (s.a.v.) güneş doğduğunda dışarı çıktığını ve onlarla öğle namazını kıldırdığını anlattı.
25
Sunen ed-Darimi # 2/1184
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ ، وَأَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :" إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا بِالصَّلَاةِ، فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : هَذَا عِنْدِي عَلَى التَّأْخِيرِ إِذَا تَأَذَّوْا بِالْحَرِّ
Abdullah bin Salih bize, El-Leys'in bana, İbn Şihab'ın, Sa'id bin El-Müseyyeb ve Ebu Seleme bin Abdurrahman'dan rivayet ettiğine göre, Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle buyurmuştur: "Sıcak çok şiddetli olduğunda, namazla serinleyin, çünkü sıcağın şiddeti çok şiddetlidir." Cehennem ateşi.” Ebu Muhammed şöyle dedi: Sıcaktan zarar görmeleri halinde gecikme konusunda benim görüşüm budur.
26
Sunen ed-Darimi # 2/1185
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ أَنَسٍ ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ" يُصَلِّي الْعَصْرَ، ثُمَّ يَذْهَبُ الذَّاهِبُ إِلَى الْعَوَالِي فَيَأْتِيهَا وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ "
Ubeydullah bin Musa, İbn Ebi Dhib'den, ez-Zuhri'den, Enes'ten rivayete göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ikindi namazını kılardı, sonra yaylaya giden kişi güneş tepedeyken oraya giderdi."
27
Sunen ed-Darimi # 2/1186
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ هُوَ ابْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْأَكْوَعِ ، قَالَ : " كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَيُصَلِّي الْمَغْرِبَ سَاعَةَ تَغْرُبُ الشَّمْسُ إِذَا غَابَ حَاجِبُهَا "
İbrahim el-Hanathili'nin oğlu İshak bize anlattı. Safvan bin İssa, Yezid bin Ebu Ubeyd'den, Seleme bin El-Ekva'dan rivayetle bize haber verdi. Şöyle dedi: "Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- akşam namazını güneşin battığı vakitte, güneşin siperliği batınca kılardı."
28
Sunen ed-Darimi # 2/1187
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ الْعَوَّامِ ، عَنْ عُمَرَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ الْأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ ، عَنْ الْعَبَّاسِ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَا تَزَالُ أُمَّتِي بِخَيْرٍ مَا لَمْ يَنْتَظِرُوا بِالْمَغْرِبِ اشْتِبَاكَ النُّجُومِ "
İbrahim ibn Musa, Abbad ibn el-Avwam'dan, Ömer ibn İbrahim'den, Katade'den, Hasan'dan, el-Ahnaf ibn Kays'tan rivayetle, Abbas'tan, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: "Ümmetim, Fas'ta yıldızların çarpışmasını beklemedikleri sürece refah içinde kalacaktır."
29
Sunen ed-Darimi # 2/1188
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ ثَابِتٍ ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ ، عَنْ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ ، قَالَ : وَاللَّهِ إِنِّي لَأَعْلَمُ النَّاسِ بِوَقْتِ هَذِهِ الصَّلَاةِ يَعْنِي : صَلَاةَ الْعِشَاءِ ، كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" يُصَلِّيهَا لِسُقُوطِ الْقَمَرِ لِثَالِثَةٍ ".
قَالَ يَحْيَى : أَمْلاهُ عَلَيْنَا مِنْ كِتَابِهِ عَنْ بَشِيرِ بْنِ ثَابِتٍ
Yahya bin Hammad bize anlattı, Ebu Awanah bize Ebu Bişr'den, Beşir bin Sabit'ten, Habib bin Salim'den, Numan bin Beşir'den rivayetle şöyle dedi: Allah'a yemin ederim ki ben, akşam namazı anlamına gelen bu namazın vaktini insanların en bilgilisiyim. Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Ve barış ona olsun Ay batmadan önce üçüncü defa namaz kılar.” Yahya dedi ki: Bunu bize Beşir bin Sâbit'in rivayet ettiği kitabından yazdırdı.
30
Sunen ed-Darimi # 2/1189
أَخْبَرَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، وَعَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ ، قَالَا : حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ بَهْدَلَةَ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : " أَخَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَاةَ الْعِشَاءِ ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى كَادَ أَنْ يَذْهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ أَوْ قَرِيبُهُ، فَجَاءَ وَفِي النَّاسُ رُقَّدٌ، وَهُمْ عِزُونَ، وَهُمْ حِلَقٌ، فَغَضِبَ، فَقَالَ :" لَوْ أَنَّ رَجُلًا نَدَى النَّاسَ وَقَالَ عَمْرٌو : نَدَبَ النَّاسَ إِلَى عَرْقٍ أَوْ مِرْمَاتَيْنِ، لَأَجَابُوا إِلَيْهِ، وَهُمْ يَتَخَلَّفُونَ عَنْ هَذِهِ الصَّلَاةِ، لَهَمَمْتُ أَنْ آمُرَ رَجُلًا لِيُصَلِّيَ بِالنَّاسِ، ثُمَّ أَتَخَلَّفَ عَلَى أَهْلِ هَذِهِ الدُّورِ الَّذِينَ يَتَخَلَّفُونَ عَنْ هَذِهِ الصَّلَاةِ، فَأُضْرِمَهَا عَلَيْهِمْ بِالنِّيرَانِ "
Haccac bin Minhal ve Amr bin Asım bize şöyle dediler: Bize Hammad bin Seleme anlattı, Asım bin Bahdala, Ebu Salih'ten rivayetle, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: "Resulullah (s.a.v.) Allah ona salat ve selam versin, bir gece akşam namazını gecenin neredeyse üçte biri geçinceye kadar geciktirdi veya Akrabası geldi, insanlar arasında uyuyorlardı, yaslılardı ve traş oluyorlardı, o da öfkelendi ve şöyle dedi: "Keşke bir adam insanlara seslenmiş olsaydı ve Amr şöyle deseydi: İnsanları bir yarışa veya iki defa çağırın, onlar da ona cevap verirlerdi ve bu namazı ihmal ediyorlardı. Bir adama insanlara namaz kıldırmasını emretmeye karar verdim ve sonra "Bu memleketin bu namazı ihmal eden ve onu ateşe veren halkını hor mu görüyorsun?"
31
Sunen ed-Darimi # 2/1190
أَخْبَرَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْأَعْلَى ، عَنْ مَعْمَرٍ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ عُرْوَةَ ، عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ : أَعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالْعِشَاءِ حَتَّى نَادَاهُ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ : قَدْ نَامَ النِّسَاءُ وَالصِّبْيَانُ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ : " إِنَّهُلَيْسَ أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الْأَرْضِ يُصَلِّي هَذِهِ الصَّلَاةَ غَيْرَكُمْ ".
وَلَمْ يَكُنْ أَحَدٌ يُصَلِّي يَوْمَئِذٍ غَيْرَ أَهْلِ الْمَدِينَةِ
Nasr bin Ali bize anlattı, Abdul Ala bize Muammer'den, Ez-Zühri'den, Urve'den, Aişe'den rivayet ederek şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah'ın duası ve selamı onun üzerine olsun, Ömer ibn el-Hattab onu çağırana kadar akşam yemeği yiyordu: Kadınlar ve çocuklar uyuyakalmışlardı, bu yüzden Allah'ın Elçisi (Allah'ın duası ve selamı onun üzerine olsun) dışarı çıktı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz yeryüzündeki insanlardan hiçbiri bu namazı senden başka kılmaz." Ve o gün Medine halkından başka kimse namaz kılmıyordu.
32
Sunen ed-Darimi # 2/1191
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ ، أَنْبأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ ، أَنْبأَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ حَكِيمٍ ، أَنَّ أُمَّ كُلْثُومٍ بِنْتَ أَبِي بَكْرٍ أَخْبَرَتْهُ، عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ : أَعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى ذَهَبَتْ عَامَّةُ اللَّيْلِ وَرَقَدَ أَهْلُ الْمَسْجِدِ فَخَرَجَ، فَصَلَّاهَا، فَقَالَ : " إِنَّهَالَوَقْتُهَا، لَوْلَا أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي "
Bize İshak anlattı, Muhammed bin Bekir anlattı, İbn Cüreyc bize anlattı, Muğire bin Hakim bize Ümmü Gülsüm'ün Ebu Bekir'in kızı olduğunu söyledi. Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve huzur versin, bir gece, gecenin geri kalanı geçinceye kadar karanlığa gömüldü ve Hz. Mescide çıkıp namaz kıldı ve şöyle dedi: "Ümmetime zorluk çıkarmadıkça vakti geldi."
33
Sunen ed-Darimi # 2/1192
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ ، أَنْبأَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عَمْرٍو ، عَنْ عَطَاءٍ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ . وَابْنُ جُرَيْجٍ ، عَنْ عَطَاءٍ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَخَّرَ الصَّلَاةَ ذَاتَ لَيْلَةٍ، فَقِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، الصَّلَاةَ، نَامَ النِّسَاءُ وَالْوِلْدَانُ، فَخَرَجَ وَهُوَ يَمْسَحُ الْمَاءَ عَنْ شِقِّهِ، وَهُوَ يَقُولُ :" هُوَ الْوَقْتُ لَوْلَا أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي "
Muhammed bin Ahmed bin Ebu Halef, Amr'dan, Ata'dan, İbn Abbas'tan rivayetle Süfyan haber verdi. Ve İbn Cüreyc, Ata'dan, İbn Abbas'tan rivayete göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, namazı bir gece geciktirdi ve denildi ki: Ey Allah'ın Resulü, namaz kılarken kadınlar uyuyakaldılar. Ve iki çocuk. Çatlağından suyu silerken şöyle dedi: "Ümmetime zorluk çıkarmamamın zamanı geldi."
34
Sunen ed-Darimi # 2/1193
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا الْأَوْزَاعِيُّ ، حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ :" كُنَّ نِسَاءُ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُصَلِّينَ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْفَجْرَ، ثُمَّ يَرْجِعْنَ مُتَلَفِّعَاتٍ بِمُرُوطِهِنَّ قَبْلَ أَنْ يُعْرَفْنَ "
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, El-Evza'i anlattı, El-Zühri bana anlattı, Urve bana Aişe'den rivayetle şöyle dedi: "Onlar Peygamber'in eşleriydi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Onlar şafak vakti Peygamberle birlikte dua ederler, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, sonra peştamallarına sarılı olarak geri dönerler. "Onlar biliniyor"
35
Sunen ed-Darimi # 2/1194
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" أَسْفِرُوا بِصَلَاةِ الصُّبْحِ، فَإِنَّهُ أَعْظَمُ لِلْأَجْرِ "
Haccac bin Minhal bize şunu anlattı: Şu'be, Muhammed bin İshak'tan, Asım bin Ömer bin Katade'den, Mahmud bin Lebid'den, Rafi' ibn Hadic'ten, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: "Sabah namazıyla başlayın, çünkü onun sevabı daha büyüktür."
36
Sunen ed-Darimi # 2/1195
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ ابْنِ عَجْلَانَ ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" نَوِّرُوا بِصَلَاةِ الْفَجْرِ، فَإِنَّهُ أَعْظَمُ لِلْأَجْرِ ".
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ ابْنِ عَجْلَانَ ، نَحْوَهُ، أَوْ : " أَسْفِرُوا "
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, Süfyan bize İbn Ajlan'dan, Asım bin Ömer bin Katade'den, Mahmud bin Lebid'den, Rafi' bin Hadic'ten rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Sabah namazıyla aydınlanın, çünkü bu en büyük mükâfattır." Ebu Nu'aym bize şöyle dedi: Süfyan'dan, İbn Aclan'dan ve buna benzer bir hadisten veya: "Seyahat."
37
Sunen ed-Darimi # 2/1196
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ ، عَنْ الْأَوْزَاعِيِّ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ أَدْرَكَ مِنْ صَلَاةٍ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَهَا ".
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ ، حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، بِمِثْلِهِ
Muhammed bin Kesir, Evzai'den, Zühri'den, Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle haber verdi: "Kim bir rek'at namaz kılarsa, o namazı kılmış olur." Muhammed bin Yusuf bize anlattı, İbn Uyeyne bize anlattı, ez-Zuhri bana şöyle dedi: Ebu Seleme, Ebu Hureyre'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle, Allah ona salat ve selam versin, benzer bir örnekle.
38
Sunen ed-Darimi # 2/1197
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ ، وَعَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ ، وَعَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْأَعْرَجِ يُحَدِّثُونَهُ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ أَدْرَكَ مِنْ الصُّبْحِ رَكْعَةً قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ، فَقَدْ أَدْرَكَهَا، وَمَنْ أَدْرَكَ مِنْ الْعَصْرِ رَكْعَةً قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ، فَقَدْ أَدْرَكَهَا "
Ubeydullah bin Abdülmecid bize, Malik'in anlattığına göre, Zeyd bin Eslem'den, Ata' bin Yesar'dan, Busr bin Said'den, Abdurrahman el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle, ona şunu rivayet etmişlerdir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim sabaha yetişirse," “Güneş doğmadan önce bir rekât kılmış olur; kim de güneş batmadan önce ikindi namazından bir rekât kılarsa, kılmış olur.”
39
Sunen ed-Darimi # 2/1198
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الزُّبَيْرِ الْحُمَيْدِيُّ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ ، عَنْ دَرَّاجٍ أَبِي السَّمْحِ ، عَنْ أَبِي الْهَيْثَمِ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" إِذَا رَأَيْتُمْ الرَّجُلَ يَعْتَادُ الْمَسْجِدَ، فَاشْهَدُوا لَهُ بِالْإِيمَانِ، فَإِنَّ اللَّهَ يَقُولُ : # إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ سورة التوبة آية 18 # "
Abdullah bin El-Zübeyr El-Humaidi bize anlattı, Abdullah bin Vehb bize Amr bin El-Haris'ten, Darraj Ebu El-Samh'dan, Ebu El-Heysem'den, Ebu Sa'id el-Hudri'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Mescide giden bir adam görürsen, O halde ona imanla şahitlik edin, zira Allah şöyle buyuruyor: "Allah'ın mescidlerinde ancak Allah'a inananlar oturabilir." Tevbe Suresi, 18. Ayet #
40
Sunen ed-Darimi # 2/1199
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي سَهْلٍ .
ح قَالَ : أَنْبأَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ ، عَنْ عُثْمَانَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنْ صَلَّى الْعِشَاءَ فِي جَمَاعَةٍ، كَانَ كَقِيَامِ نِصْفِ لَيْلَةٍ، وَمَنْ صَلَّى الْفَجْرَ فِي جَمَاعَةٍ كَانَ كَقِيَامِ لَيْلَةٍ "
Muhammed bin Yusuf, Süfyan'ın bize Ebu Sehl'den rivayet ettiğini söyledi. H dedi ki: Ebu Nu'aym bize anlattı, Süfyan bize Osman bin Hakim'den, Abdul Rahman bin Ebu Amra'dan, Osman'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kim akşam namazını cemaatle kılarsa, Bu, yarım gece namaz kılmaya benzer; kim sabah namazını toplu halde kılarsa, bütün geceyi namazda kılmış gibi olur.”
41
Sunen ed-Darimi # 2/1200
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، قَالَ : الْوَلِيدُ بْنُ عَيْزَارٍ أَخْبَرَنِي، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا عَمْرٍو الشَّيْبَانِيَّ ، يَقُولُ : حَدَّثَنِي صَاحِبُ هَذِهِ الدَّارِ، وَأَوْمَأَ بِيَدِهِ إِلَى دَارِ عَبْدِ اللَّهِ ، أَنَّهُ سَأَلَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَيُّ الْعَمَلِ أَفْضَلُ أَوْ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ؟ قَالَ :" الصَّلَاةُ عَلَى مِيقَاتِهَا "
Ebu'l-Velid et-Tayâlisi bize anlattı, Şu'be anlattı, dedi ki: Bana Velid bin Aizar anlattı, ben Ebu Amr eş-Şeybani'yi şöyle derken işittim dedi: Bu evin sahibi bana söyledi ve eliyle Abdullah'ın evini işaret ederek Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) şöyle sordu: "Ne iş?" Daha mı iyi, yoksa Allah katında daha mı sevimli? Şöyle buyurdu: "Namazı vaktinde kılın."
42
Sunen ed-Darimi # 2/1201
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ هُوَ ابْنُ النُّعْمَانِ الْأَنْصَارِيُّ ، حَدَّثَنِي سَعْدُ بْنُ إِسْحَاقَ بْنِ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ الْأَنْصَارِيُّ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ كَعْبٍ ، قَالَ : خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَنَحْنُ فِي الْمَسْجِدِ سَبْعَةٌ : مِنَّا ثَلَاثَةٌ مِنْ عَرَبِنَا وَأَرْبَعَةٌ مِنْ مَوَالِينَا أَوْ أَرْبَعَةٌ مِنْ عَرَبِنَا وَثَلَاثَةٌ مِنْ مَوَالِينَا ، قَالَ : فَخَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ بَعْضِ حُجَرِهِ حَتَّى جَلَسَ إِلَيْنَا، فَقَالَ : " مَا يُجْلِسُكُمْ هَهُنَا؟ " قُلْنَا : انْتِظَارُ الصَّلَاةِ، قَالَ : فَنَكَتَ بِإِصْبَعِهِ فِي الْأَرْضِ، وَنَكَسَ سَاعَةً.
ثُمَّ رَفَعَ إِلَيْنَا رَأْسَهُ، فَقَالَ : " هَلْ تَدْرُونَ مَا يَقُولُ رَبُّكُمْ؟ "، قَالَ : قُلْنَا : اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ : إِنَّهُ يَقُولُ :" مَنْ صَلَّى الصَّلَاةَ لِوَقْتِهَا، فَأَقَامَ حَدَّهَا، كَانَ لَهُ بِهِ عَلَيَّ عَهْدٌ أُدْخِلُهُ الْجَنَّةَ، وَمَنْ لَمْ يُصَلِّ الصَّلَاةَ لِوَقْتِهَا، وَلَمْ يُقِمْ حَدَّهَا، لَمْ يَكُنْ لَهُ عِنْدِي عَهْدٌ، إِنْ شِئْتُ أَدْخَلْتُهُ النَّارَ، وَإِنْ شِئْتُ أَدْخَلْتُهُ الْجَنَّةَ "
Ebu Nuaym bize anlattı, Abdurrahman bize onun İbnü'n-Nu'man el-Ensari olduğunu söyledi, Sa'd bin İshak bin Ka'b bin Ucre bana söyledi. El-Ensari, babasından, Ka'b'dan rivayetle şöyle demiştir: Biz mescidde iken Resûlullah (s.a.v.) yedi kişi, yani üçümüz üzerimize çıktı. Araplarımızdan ve sadıklarımızdan dördü veya Araplarımızdan dört ve sadıklarımızdan üçü. Şöyle dedi: Sonra Peygamber (s.a.v.) bize isyan etti. Bizim yanımıza oturuncaya kadar kucağını hareket ettirdi ve şöyle dedi: “Neden burada oturuyorsun?” Dedik ki: Namazı bekliyorum. Şöyle dedi: Bunun üzerine parmağını içeri soktu. yere yatın ve bir saat kadar uzanın. Sonra başını bize doğru kaldırdı ve şöyle dedi: "Rabbinizin ne söylediğini biliyor musunuz?" Dedi ki: Biz dedik ki: Allah ve Resulü daha iyi bilir. Dedi ki: O diyor ki: "O zaman kim namaz kılarsa, onun cezasını belirledi ve benimle, onu cennete koyacağıma dair bir ahdi vardı. O zaman cezasını yerine getirmemişti, benimle bir ahdi yoktu. Eğer dilersem onu ​​Cehenneme sokardım, dilersem onu ​​Cennete sokardım.”
43
Sunen ed-Darimi # 2/1202
أَخْبَرَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ بُدَيْلٍ ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ : الْبَرَّاءِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ لَهُ : " كَيْفَ أَنْتَ إِذَا بَقِيتَ فِي قَوْمٍ يُؤَخِّرُونَ الصَّلَاةَ عَنْ وَقْتِهَا؟ "، قَالَ : اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ :" صَلِّ الصَّلَاةَ لِوَقْتِهَا وَاخْرُجْ، فَإِنْ أُقِيمَتْ الصَّلَاةُ وَأَنْتَ فِي الْمَسْجِدِ فَصَلِّ مَعَهُمْ "
Sehl bin Hammad bize şunu anlattı: Şu'be, Bedil'den, Ebu Al-Aliya'dan rivayetle: El-Bera', Abdullah bin El-Samit'ten, Ebu Zer'den rivayetle, Peygamber (s.a.v.) ona şöyle dedi: "Namazı vaktinden sonra geciktiren bir kavim arasında kalırsan nasıl olursun?" Dedi ki: Tanrım. Ve O'nun Resulü en iyisini bilir. Dedi ki: "Namazı vaktinde kıl ve dışarı çık. Mescidde namaz kıldığın takdirde onlarla namaz kıl."
44
Sunen ed-Darimi # 2/1203
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " يَا أَبَا ذَرٍّ، كَيْفَ تَصْنَعُ إِذَا أَدْرَكْتَ أُمَرَاءَ يُؤَخِّرُونَ الصَّلَاةَ عَنْ وَقْتِهَا؟ قُلْتُ : مَا تَأْمُرُنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ :" صَلِّ الصَّلَاةَ لِوَقْتِهَا، وَاجْعَلْ صَلَاتَكَ مَعَهُمْ نَافِلَةً ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : ابْنُ الصَّامِتِ هُوَ : ابْنُ أَخِي أَبِي ذَرٍّ
Yezid bin Harun bize anlattı, Hammam bize anlattı, Ebu İmran el-Juni bize Abdullah bin el-Samit'ten, Ebu Zerr'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, dedi ki: "Ey Ebu Zerr, namazı vaktinden sonra geciktiren liderlerle karşılaşırsan ne yaparsın?" Dedim ki: Ne? Bana mı emrediyorsun ey Allah'ın Resulü? Şöyle buyurdu: "Namazı vaktinde kılın ve namazınızı onlarla birlikte nafile kılın." Ebu Muhammed dedi ki: İbnü's-Samit, kardeşim Ebi Zer'in oğludur.
45
Sunen ed-Darimi # 2/1204
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ سَعِيدٍ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ نَسِيَ صَلَاةً أَوْ نَامَ عَنْهَا، فَلْيُصَلِّهَا إِذَا ذَكَرَهَا، إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ : # وَأَقِمِ الصَّلاةَ لِذِكْرِي سورة طه آية 14 # "
Saeed bin Amir, Saeed'den, Katade'den, Enes'ten rivayete göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim bir namazı unutursa veya... Namaz kılarken uyuyakalırsa, onu hatırladığında kılsın. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Ve Taha Suresi, 14. ayeti anmak için namaz kıl."
46
Sunen ed-Darimi # 2/1205
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ أَبِيهِ يَرْفَعُهُ، قَالَ : " إِنَّالَّذِي تَفُوتُهُ الصَّلَاةُ : صَلَاةُ الْعَصْرِ، فَكَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَمَالَهُ "
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, İbn Uyeyne bize ez-Zuhri'den, Salim'den, babasından rivayet ederek yükseltiyor, şöyle dedi: "Şüphesiz kim namazı kaçırırsa, sanki ailesini ve malını rızıklandırmış gibi bir namaz vaktidir."
47
Sunen ed-Darimi # 2/1206
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنْ فَاتَتْهُ صَلَاةُ الْعَصْرِ، فَكَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَوَلَدَهُ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَوْ مَالَهُ
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, Süfyan bize Ubeydullah'tan, Nafi'den, İbni Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim ikindi namazını kaçırırsa sanki ailesine ve çocuklarına bakmış gibi olur." Ebu Muhammed dedi ki: Ya da parası
48
Sunen ed-Darimi # 2/1207
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَنْبأَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ ، عَنْ مُحَمَّدٍ ، عَنْ عَبِيدَةَ ، عَنْ عَلِيٍّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ :" مَلَأَ اللَّهُ قُبُورَهُمْ وَبُيُوتَهُمْ نَارًا كَمَا حَبَسُونَا عَنْ صَلَاةِ الْوُسْطَى حَتَّى غَابَتْ الشَّمْسُ "
Yezid bin Harun bize haber verdi, Hişam bin Hasan, Muhammed'den, Ubeyde'den, Ali'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, dedi ki, Hendek Günü'nde şöyle buyurdu: "Allah, güneş batıncaya kadar bizi öğle namazından alıkoydukları gibi, onların kabirlerini ve evlerini ateşle doldurdu."
49
Sunen ed-Darimi # 2/1208
أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ ، عَنْ ابْنِ جُرَيْجٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا يَقُولُ : أَوْ قَالَ جَابِرٌ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَيْسَ بَيْنَ الْعَبْدِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَبَيْنَ الْكُفْرِ إِلَّا تَرْكُ الصَّلَاةِ ".
قَالَ لِي أَبُو مُحَمَّد : الْعَبْدُ إِذَا تَرَكَهَا مِنْ غَيْرِ عُذْرٍ وَعِلَّةٍ، وَلَا بُدَّ مِنْ أَنْ يُقَالَ : بِهِ كُفْرٌ وَلَمْ يَصِفْ بِالْكُفْرِ
Ebu Asim bize, İbn Cüreyc'den rivayetle, Ebu'z-Zübeyr bize Cabir'in şöyle dediğini işittiğini anlattı: Ya da Cabir şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun şöyle dedi: "Kul ile şirk ve küfür arasında, namazı terk etmekten başka bir şey yoktur." Ebu Muhammed bana dedi ki: Eğer köle onu terk ederse Özürsüz, sebepsiz ve söylenmelidir ki: Bu küfürdür, fakat küfür olarak vasıflanmaz.
50
Sunen ed-Darimi # 2/1209
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلَالٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : بَيْنَمَا النَّاسُ فِي صَلَاةِ الْفَجْرِ فِي قُبَاءٍ إِذْ جَاءَهُمْ رَجُلٌ، فَقَالَ : " إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَأُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ، وَأُمِرَ أَنْ يَسْتَقْبِلَ الْكَعْبَةَ، فَاسْتَقْبِلُوهَا، وَكَانَ وَجُهُ النَّاسِ إِلَى الشَّامِ ، فَاسْتَدَارُوا، فَوَجَّهُوا إِلَى الْكَعْبَةِ "
Yahya bin Hassan bize anlattı, Süleyman bin Bilal, Abdullah bin Dinar'dan, İbn Ömer'den rivayetle şöyle dedi: İnsanlar namazda iken Kuba'da şafak vakti bir adam yanlarına geldi ve şöyle dedi: "Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an vahyedildi ve kendisine yönelmesi emredildi. Kâbe'ye yöneldiler ve insanların yüzleri Levant'a doğru olduğundan dönüp Kâbe'ye doğru yöneldiler."