Bölüm 23
Bölümlere Dön
01
Sunen ed-Darimi # 23/3211
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ ، عَنْ قَابُوسَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِنَّ الرَّجُلَ الَّذِي لَيْسَ فِي جَوْفِهِ مِنْ الْقُرْآنِ شَيْءٌ كَالْبَيْتِ الْخَرِبِ "
Amr bin Zürrah bize anlattı, Cerir Kabus'tan, babasından, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurmuştur: "Kalbinde hiçbir şey olmayan adam, yıkık bir ev gibidir."
02
Sunen ed-Darimi # 23/3212
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ خَالِدِ بْنِ حَازِمٍ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مسْلَمَةَ ، حَدَّثَنَا أَبُو سِنَانٍ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ أَبِي الْأَحْوَصِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ :" إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ مَأْدُبَةُ اللَّهِ، فَخُذُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ، فَإِنِّي لَا أَعْلَمُ شَيْئًا أَصْفَرَ مِنْ خَيْرٍ، مِنْ بَيْتٍ لَيْسَ فِيهِ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ شَيْءٌ، وَإِنَّ الْقَلْبَ الَّذِي لَيْسَ فِيهِ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ شَيْءٌ، خَرِبٌ كَخَرَابِ الْبَيْتِ الَّذِي لَا سَاكِنَ لَهُ "
Abdullah bin Halid bin Hazim bize anlattı, Muhammed bin Mesleme bize anlattı, Ebu Sinan bize Ebu İshak'tan, Ebu El-Ahvas'tan rivayet etti. Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: "Şüphesiz ki bu Kur'an Allah'ın ziyafetidir, o halde ondan gücünüzün yettiğini alın, çünkü ben bir evden daha az hayırlı bir şey bilmiyorum." "İçinde Allah'ın kitabından hiçbir şey yoktur ve içinde Allah'ın kitabından hiçbir şey bulunmayan bir kalp, içinde oturanı olmayan bir ev gibi harap olur."
03
Sunen ed-Darimi # 23/3213
حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ قَبِيصَةُ ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ ، عَنْ أَبِي الْأَحْوَصِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ :" تَعَلَّمُوا هَذَا الْقُرْآنَ، فَإِنَّكُمْ تُؤْجَرُونَ بِتِلَاوَتِهِ بِكُلِّ حَرْفٍ عَشْرَ حَسَنَاتٍ، أَمَا إِنِّي لَا أَقُولُ بِ ( الم )، وَلَكِنْ بِأَلِفٍ، وَلَامٍ، وَمِيمٍ، بِكُلِّ حَرْفٍ عَشْرُ حَسَنَاتٍ "
Ebu Amer Kubaisa bize anlattı, Süfyan bize Ata' bin El-Sa'ib'den, Ebu'l-Ahvas'tan, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: "Bu Kur'an'ı öğrenin, her harfle okuduğunuz için on sevapla ödüllendirileceksiniz. Bana gelince, (M) ile değil, Elif, Lam ve Meem ile, her A harfiyle söylüyorum." "on iyilik"
04
Sunen ed-Darimi # 23/3214
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هَانِئٍ ، حَدَّثَنَا حَرْبُ بْنُ شَدَّادٍ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى هُوَ ابْنُ أَبِي كَثِيرٍ ، حَدَّثَنِي حَفْصُ بْنُ عِنَانٍ الْحَنَفِيُّ : أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ كَانَ يَقُولُ :" إِنَّ الْبَيْتَ لَيَتَّسِعُ عَلَى أَهْلِهِ وَتَحْضُرُهُ الْمَلَائِكَةُ وَتَهْجُرُهُ الشَّيَاطِينُ، وَيَكْثُرُ خَيْرُهُ أَنْ يُقْرَأَ فِيهِ الْقُرْآنُ، وَإِنَّ الْبَيْتَ لَيَضِيقُ عَلَى أَهْلِهِ وَتَهْجُرُهُ الْمَلَائِكَةُ، وَتَحْضُرُهُ الشَّيَاطِينُ، وَيَقِلُّ خَيْرُهُ، أَنْ لَا يُقْرَأَ فِيهِ الْقُرْآنُ "
Bize Muaz bin Hani anlattı, Harb bin Şeddad anlattı, Yahya İbn Ebî Kesir anlattı, Hafs bin Anan El-Hanefi bana şöyle dedi: Ebu Hureyre şöyle derdi: "Ev, halkına yetecek kadar geniştir, melekler ona bakar, şeytanlar onu terk eder ve okununca hayırı çok olur." İçinde Kur'an vardır, ev halkı için dar gelir, melekler onu terk eder, şeytanlar ona gelir ve içinde Kur'an okunmadığı takdirde onun hayırı azalır. "
05
Sunen ed-Darimi # 23/3215
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ ، عَنْ مِشْرَحِ بْنِ هَاعَانَ ، قَالَ : سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ ، يَقُولُ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" لَوْ جُعِلَ الْقُرْآنُ فِي إِهَابٍ، ثُمَّ أُلْقِيَ فِي النَّارِ، مَا احْتَرَقَ "
Abdullah bin Yezid bize anlattı, İbn Lahia, Müşerre bin Haan'dan rivayetle şöyle dedi: Ukbe bin Amir'i şöyle derken işittim: Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittim: "Kur'an bir kumaş parçası üzerine konulsaydı ve ateşe atılsaydı, yanmazdı."
06
Sunen ed-Darimi # 23/3216
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ الرَّقِّيُّ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ ، عَنْ عَاصِمٍ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ ، يَقُولُ :" اقْرَءُوا الْقُرْآنَ، فَإِنَّهُ نِعْمَ الشَّفِيعُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ "، إِنَّهُ يَقُولُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ : يَا رَبِّ، حَلِّهِ حِلْيَةَ الْكَرَامَةِ، فَيُحَلَّى حِلْيَةَ الْكَرَامَةِ، يَا رَبِّ، اكْسُهُ كِسْوَةَ الْكَرَامَةِ، فَيُكْسَى كِسْوَةَ الْكَرَامَةِ، يَا رَبِّ، أَلْبِسْهُ تَاجَ الْكَرَامَةِ، يَا رَبِّ، ارْضَ عَنْهُ، فَلَيْسَ بَعْدَ رِضَاكَ شَيْءٌ "
Abdullah bin Cafer er-Rakka, Ubeydullah bin Amr'dan, Zeyd bin Ebu Anisa'dan, Asım'dan, Ebu Salih'ten rivayetle şöyle demiştir: Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittim: "Kuran'ı okuyun, çünkü o, kıyamet gününde en iyi şefaatçidir." Kıyamet günü şöyle diyecek: Ya Rabbi, bunu helal kıl. Şeref libası, o da şeref libası ile süslenecek, Ya Rab, ona şeref libasını giydir, böylece o da şeref libasını giydirecek, Ya Rab, ona şeref tacını giydir, ey Rabbim, ondan razı ol, çünkü Senin rızandan sonra hiçbir şey yoktur."
07
Sunen ed-Darimi # 23/3217
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ خَالِدٍ ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَزَارِيُّ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ عَاصِمٍ ، عَنْ مُجَاهِدٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ :" يَجِيءُ الْقُرْآنُ يَشْفَعُ لِصَاحِبِهِ، يَقُولُ : يَا رَبِّ لِكُلِّ عَامِلٍ عُمَالَةٌ مِنْ عَمَلِهِ، وَإِنِّي كُنْتُ أَمْنَعُهُ اللَّذَّةَ وَالنَّوْمَ، فَأَكْرِمْهُ، فَيُقَالُ : ابْسُطْ يَمِينَكَ، فَتُمْلَأُ مِنْ رِضْوَانِ اللَّهِ، ثُمَّ يُقَالُ : ابْسُطْ شِمَالَكَ، فَتُمْلَأُ مِنْ رِضْوَانِ اللَّهِ، وَيُكْسَى كِسْوَةَ الْكَرَامَةِ، وَيُحَلَّى بِحِلْيَةِ الْكَرَامَةِ، وَيُلْبَسُ تَاجَ الْكَرَامَةِ "
Musa bin Halid bize anlattı, İbrahim bin Muhammed el-Fazari bize Süfyan'dan, Asım'dan, Mücahid'den, İbni Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Kur'an, arkadaşına şefaatçi olur ve şöyle der: Ya Rabbi, her çalışanın kendi işiyle ilgili bir görevi vardır ve ben ondan zevki ve uykuyu esirgedim, o halde ona ikramda bulun. Denilecek ki: Sağ elini uzat, o da Allah'ın rızasıyla dolacaktır. Sonra denilecek ki: Sol elini uzat, o da Allah'ın rızasıyla dolacak ve üzeri bir elbiseyle örtülecek. şeref süsüyle süslenecek ve şeref tacını giyecek.
08
Sunen ed-Darimi # 23/3218
أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ خَالِدٍ ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَزَارِيُّ ، عَنْ الْحَسَنِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ ، عَنْ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، قَالَ :" الْقُرْآنُ يَشْفَعُ لِصَاحِبِهِ، فَيُكْسَى حُلَّةَ الْكَرَامَةِ، ثُمَّ يَقُولُ : رَبِّ زِدْهُ، فَيُكْسَى تَاجَ الْكَرَامَةِ، قَالَ : فَيَقُولُ : رَبِّ زِدْهُ، فَآتِهِ، وَآتِهِ.
..
قَالَ : يَقُولُ : رِضَائِي ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : قَالَ وُهَيْبُ بْنُ الْوَرْدِ : اجْعَلْ قِرَاءَتَكَ الْقُرْآنَ عِلْمًا، وَلَا تَجْعَلْهُ عَمَلًا
..
قَالَ : يَقُولُ : رِضَائِي ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : قَالَ وُهَيْبُ بْنُ الْوَرْدِ : اجْعَلْ قِرَاءَتَكَ الْقُرْآنَ عِلْمًا، وَلَا تَجْعَلْهُ عَمَلًا
Musa bin Halid anlattı, İbrahim bin Muhammed El Fazari, Hasan bin Ubeydullah'tan, Müseyyeb bin Rafi'den, Ebu Salih'ten rivayetle şöyle dedi: "Kur'an, arkadaşına şefaat eder, o da şerefli bir elbise giydirilir, sonra şöyle der: Ya Rabbi, onu artır, böylece ona bir şeref tacı giydirilir." Sonra şöyle diyor: Ya Rabbi, onu çoğalt, ver, bahşet. .. Dedi ki: Diyor ki: Memnuniyetim. Ebu Muhammed dedi ki: Vahib ibn el-Vard şöyle dedi: Kur'an okumayı ilim haline getirin, onu amel yapmayın.
09
Sunen ed-Darimi # 23/3219
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ خَالِدٍ ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ الْفَزَارِيُّ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ إِذَا أَتَى أَهْلَهُ أَنْ يَجِدَ ثَلَاثَ خَلِفَاتٍ سِمَانٍ، قَالُوا : نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ : " فَثَلَاثُ آيَاتٍ يَقْرَؤُهُنَّ أَحَدُكُمْ، خَيْرٌ لَهُ مِنْهُنَّ "
Musa bin Halid bize anlattı, İbrahim el-Fazari, Amaş'tan, Ebu Salih'ten, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, Allah ona salat ve selam versin, dedi ki: "Sizden herhangi biri, ailesinin yanına geldiğinde üç semiz halef bulmak ister mi? Onlar: Evet, ey Allah'ın Resulü" dediler. şunları söyledi: “Üç Sizden birinin okuduğu ayetler, kendisi için onlardan daha hayırlıdır.”
10
Sunen ed-Darimi # 23/3220
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ هُوَ الْهَجَرِيُّ ، عَنْ أَبِي الْأَحْوَصِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ :" إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ مَأْدُبَةُ اللَّهِ، فَتَعَلَّمُوا مِنْ مَأْدُبَتِهِ مَا اسْتَطَعْتُمْ، إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ حَبْلُ اللَّهِ، وَالنُّورُ الْمُبِينُ، وَالشِّفَاءُ النَّافِعُ، عِصْمَةٌ لِمَنْ تَمَسَّكَ بِهِ، وَنَجَاةٌ لِمَنْ اتَّبَعَهُ، لَا يَزِيغُ فَيَسْتَعْتِبُ، وَلَا يَعْوَجُّ فَيُقَوَّمُ، وَلَا تَنْقَضِي عَجَائِبُهُ، وَلَا يَخْلَقُ عَنْ كَثْرَةِ الرَّدِّ، فَاتْلُوهُ، فَإِنَّ اللَّهَ يَأْجُرُكُمْ عَلَى تِلَاوَتِهِ بِكُلِّ حَرْفٍ عَشْرَ حَسَنَاتٍ، أَمَا إِنِّي لَا أَقُولُ ( الم ) وَلَكِنْ بِأَلِفٍ، وَلَامٍ، وَمِيمٍ "
Cafer bin Avn bize anlattı, İbrahim el-Hicri, Ebu'l-Ahvas'tan, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: "Şüphesiz ki, bu Kur'an Allah'ın ziyafetidir, o halde O'nun ziyafetinden gücünüz yettiği kadar öğrenin. Şüphesiz bu Kur'an, Allah'ın ipi, berrak bir nur ve faydalı bir şifadır, kim için bir korumadır?" Ona sarılın, ona uyan kimse için kurtuluş olur. O, sapıp dönüp geriye bakmaz, eğrilmez ve doğrulmaz, harikaları bitmez ve bereketinden sapmaz. Cevap ver, öyle oku ki, Allah onu okuduğun için seni her harfe karşılık on sevapla mükâfatlandıracaktır. Bana gelince, (m) demiyorum, elif, lam ve mim ile söylüyorum.”
11
Sunen ed-Darimi # 23/3221
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ حَيَّانَ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ ، قَالَ : قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمًا خَطِيبًا فَحَمِدَ، اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ : " يَا أَيُّهَا النَّاسُ،إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ يُوشِكُ أَنْ يَأْتِيَنِي رَسُولُ رَبِّي، فَأُجِيبَهُ، وَإِنِّي تَارِكٌ فِيكُمْ الثَّقَلَيْنِ : أَوَّلُهُمَا كِتَابُ اللَّهِ فِيهِ الْهُدَى وَالنُّورُ، فَتَمَسَّكُوا بِكِتَابِ اللَّهِ، وَخُذُوا بِهِ " فَحَثَّ عَلَيْهِ وَرَغَّبَ فِيهِ، ثُمَّ قَالَ : " وَأَهْلَ بَيْتِي، أُذَكِّرُكُمْ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي، ثَلَاثَ مَرَّاتٍ "
Cafer bin Aoun bize anlattı, Ebu Hayyan Yezid bin Hayyan'dan, Zeyd bin Erkam'dan rivayete göre şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, ayağa kalktı. Bir gün bir vaiz selam verdi, Allah'a şükretti ve O'na hamd etti. Sonra şöyle dedi: "Ey insanlar, ben ancak bir beşerim ve Rabbimin Resûlü bana gelecektir. Ben de ona cevap vereceğim ve aranızda iki ağır şeyi bırakacağım: Bunlardan ilki, içinde hidayet ve nur bulunan Allah'ın Kitabıdır; o halde Allah'ın Kitabına sımsıkı sarılın ve onu ciddiye alın." Bu yüzden onu teşvik etti. Bunu arzuladı ve şöyle dedi: “Ve ev halkım. Hane halkım hakkında sana üç defa Allah’ı hatırlatıyorum.”
12
Sunen ed-Darimi # 23/3222
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، أَنْبَأَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ ، قَالَ : قَالَ عَبْدُ اللَّهِ :" إِنَّ هَذَا الصِّرَاطَ مُحْتَضَرٌ، تَحْضُرُهُ الشَّيَاطِينُ يُنَادُونَ : يَا عِبَادَ اللَّهِ، هَذَا الطَّرِيقُ، فَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ، فَإِنَّ حَبْلَ اللَّهِ الْقُرْآنُ "
Cafer bin Aoun bize, Al-Amash'ın Ebu Wael'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: Abdullah dedi ki: "Bu yol ölüyor, ona katılmalısınız." Şeytanlar sesleniyor: Ey Allah'ın kulları, yol budur, o halde Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, çünkü Allah'ın ipi Kur'an'dır.
13
Sunen ed-Darimi # 23/3223
أَخْبَرَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ ، حَدَّثَتْنَا عَبْدَةُ ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ ، قَالَ :" إِنَّ قَارِئَ الْقُرْآنِ وَالْمُتَعَلِّمَ تُصَلِّي عَلَيْهِمْ الْمَلَائِكَةُ حَتَّى يَخْتِمُوا السُّورَةَ، فَإِذَا أَقْرَأَ أَحَدُكُمْ السُّورَةَ، فَلْيُؤَخِّرْ مِنْهَا آيَتَيْنِ حَتَّى يَخْتِمَهَا مِنْ آخِرِ النَّهَارِ كَيْ مَا تُصَلِّي الْمَلَائِكَةُ عَلَى الْقَارِئِ وَالْمُقْرِئِ مِنْ أَوَّلِ النَّهَارِ إِلَى آخِرِهِ "
Abdah bize, Halid bin Ma'dan'dan rivayetle şöyle dedi: "Kuran okuyan ve öğrenen, bereket onların üzerine olsun." Melekler, sureyi tamamlayıncaya kadar meleklerle çalışırlar; o halde, sizden biriniz sureyi okursa, ondan iki ayeti, günün sonunda tamamlayıncaya kadar geciktirsin. Melekler, günün başından sonuna kadar okuyana ve okunana kadar salat ederler.”
14
Sunen ed-Darimi # 23/3224
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ ، أَنْبَأَنَا حَرِيزٌ ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ الْخَوْلَانِيِّ ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ : أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ :" اقْرَءُوا الْقُرْآنَ، وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ هَذِهِ الْمَصَاحِفُ الْمُعَلَّقَةُ، فَإِنَّ اللَّهَ لَنْ يُعَذِّبَ قَلْبًا وَعَى الْقُرْآنَ "
Hariz, Şurahbil bin Müslim El-Hawlani'den, Ebu Umame'den rivayetle, el-Hakam bin Nafi'nin bize şöyle dediğini anlattı: Kur'an'ı okuyun ve Kur'an'ın askıya alınmış bu nüshalarına aldanmayın, çünkü Allah, Kur'an'ı bilen bir kalbe azap etmez."
15
Sunen ed-Darimi # 23/3225
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ ، عَنْ سُلَيْمِ بْنِ عَامِرٍ ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ ، قَالَ :" : اقْرَءُوا الْقُرْآنَ، وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ هَذِهِ الْمَصَاحِفُ الْمُعَلَّقَةُ، فَإِنَّ اللَّهَ لَا يُعَذِّبُ قَلْبًا وَعَى الْقُرْآنَ "
Abdullah bin Salih bize, Muaviye bin Salih'in bana Süleym bin Amir'den, Ebu Umame El Bahili'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini söyledi: "Kuran'ı okuyun ve Kur'an'ın bu askıya alınmış nüshalarına aldanmayın, çünkü Allah, Kur'an'ı bilen bir kalbi cezalandırmaz."
16
Sunen ed-Darimi # 23/3226
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ ، عَنْ مَعْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ ابْنِ مَسْعُودٍ ، قَالَ :" لَيْسَ مِنْ مُؤَدِّبٍ إِلَّا وَهُوَ يُحِبُّ أَنْ يُؤْتَى أَدَبُهُ، وَإِنَّ أَدَبَ اللَّهِ الْقُرْآنُ "
Muhammed ibn Yusuf bize, Mis'ar'ın Ma'an ibn Abd al-Rahman'dan, İbn Mesud'dan rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Kendisinin kendisine adap verilmesini sevmesinden başka hiçbir cezalandırıcı yoktur ve Allah'ın adab'ı Kur'an'dır."
17
Sunen ed-Darimi # 23/3227
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَيْسَرَةَ ، عَنْ أَبِي الْأَحْوَصِ ، قَالَ : كَانَ عَبْدُ اللَّهِ ، يَقُولُ :" إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ مَأْدُبَةُ اللَّهِ، فَمَنْ دَخَلَ فِيهِ، فَهُوَ آمِنٌ "
Sehl bin Hammad bize anlattı, Şu'be bize Abdülmelik bin Meysere'den, Ebu'l-Ahvas'tan rivayetle şöyle dedi: Abdullah şöyle diyordu: Bu Kur'an Allah'ın ziyafetidir, o yüzden ona giren güvende olur."
18
Sunen ed-Darimi # 23/3228
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ :" مَنْ أَحَبَّ الْقُرْآنَ، فَلْيُبْشِرْ "
Yahya bin Hammad bize anlattı, Ebu Awanah bize El-Amaş'tan, İbrahim'den, Abd al-Rahman bin Yezid'den, Abd God'dan rivayetle şöyle dedi: "Kim Kur'an'ı severse müjdelesin."
19
Sunen ed-Darimi # 23/3229
حَدَّثَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ :" مَنْ أَحَبَّ الْقُرْآنَ، فَلْيُبْشِرْ "
Ya'la bize, A'meş'in bize İbrahim'den, Abdurrahman ibn Yezid'den, Abdullah'tan rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Kim Kur'an'ı severse ona müjde getirsin.
20
Sunen ed-Darimi # 23/3230
حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَنْبَأَنَا هَمَّامٌ ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ أَبِي النُّجُودِ ، عَنِ الشَّعْبِيِّ : أَنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ كَانَ يَقُولُ :" يَجِيءُ الْقُرْآنُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيَشْفَعُ لِصَاحِبِهِ، فَيَكُونُ لَهُ قَائِدًا إِلَى الْجَنَّةِ، وَيَشْهَدُ عَلَيْهِ، وَيَكُونُ لَهُ سَائِقًا إِلَى النَّارِ "
Yezid bin Harun bize, Hammam'ın Asım bin Ebu'n-Nucud'dan, El-Şa'bi'den rivayet ettiğine göre: İbni Mesud'un şöyle dediğini anlattı: "Kıyamet günü gelir, Kur'an arkadaşına şefaat eder, onun için cennete hidayet eder, aleyhine şahitlik eder ve ona cehenneme hidayet eder."
21
Sunen ed-Darimi # 23/3231
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَبِي جَعْفَرٍ ، حَدَّثَنَا بُدَيْلٌ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِنَّ لِلَّهِ أَهْلِينَ مِنَ النَّاسِ، قِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَنْ هُمْ؟ قَالَ : أَهْلُ الْقُرْآنِ "
Bize Müslim bin İbrahim anlattı, Hasan bin Ebu Cafer bize anlattı, Bedil bize Enes'ten rivayet etti, o şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah'ın bir ailesi vardır. Denildi ki: Ey Allah'ın Resulü, bunlar kimlerdir? O şöyle dedi: Kur'an ehli."
22
Sunen ed-Darimi # 23/3232
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ ، عَنْ مُغِيثٍ ، عَنْ كَعْبٍ ، قَالَ :" عَلَيْكُمْ بِالْقُرْآنِ، فَإِنَّهُ فَهْمُ الْعَقْلِ، وَنُورُ الْحِكْمَةِ، وَيَنَابِيعُ الْعِلْمِ، وَأَحْدَثُ الْكُتُبِ بِالرَّحْمَنِ عَهْدًا، وَقَالَ فِي التَّوْرَاةِ : يَا مُحَمَّدُ ، إِنِّي مُنَزِّلٌ عَلَيْكَ تَوْرَاةً حَدِيثَةً، تَفْتَحُ فِيهَا أَعْيُنًا عُمْيًا، وَآذَانًا صُمًّا، وَقُلُوبًا غُلْفًا "
Amr bin Asım bize anlattı, Hammad bin Seleme, Asım bin Bahdala'dan, Muğit'ten, Ka'b'dan rivayetle şöyle dedi: "Kur'an okumalısın. Çünkü o, aklı, hikmetin ışığını ve ilmin pınarlarını anlamış ve Rahman olan Allah'la Kitap'ta bir antlaşma yapmış ve Tevrat'ta şöyle demiştir: Ey Muhammed, ben O sana, körlerin gözlerini, sağırların kulaklarını ve sünnetsizlerin kalplerini açacağın modern bir Tevrat indirdi.”
23
Sunen ed-Darimi # 23/3233
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ مِخْرَاقٍ ، عَنْ أَبِي إِيَاسٍ ، عَنْ أَبِي كِنَانَةَ ، عَنْ أَبِي مُوسَى ، أَنَّهُ قَالَ :" إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ كَائِنٌ لَكُمْ أَجْرًا، وَكَائِنٌ لَكُمْ ذِكْرًا، وَكَائِنٌ بِكُمْ نُورًا، وَكَائِنٌ عَلَيْكُمْ وِزْرًا، اتَّبِعُوا الْقُرْآنَ، وَلَا يَتَّبِعْكُمْ الْقُرْآنُ، فَإِنَّهُ مَنْ يَتَّبِعْ الْقُرْآنَ، يَهْبِطْ بِهِ فِي رِيَاضِ الْجَنَّةِ، وَمَنْ اتَّبَعَهُ الْقُرْآنُ يَزُخُّ فِي قَفَاهُ، فَيَقْذِفُهُ فِي جَهَنَّمَ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : يَزُخُّ : يَدْفَعُ
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : يَزُخُّ : يَدْفَعُ
Sehl bin Hammad bize rivayet etti, Şu'be bize haber verdi, Ziyad bin Mihrak bize Ebu İyas'tan, Ebu Kinane'den, Ebu Musa'dan rivayetle şöyle dedi: "Şüphesiz ki bu Kur'an size bir ödül, size bir öğüt, size bir nur ve üzerinize bir yük olarak gelmiştir. Kur'an'a uyun ve sakın Kur'an sana uyacaktır, çünkü Kur'an'a uyan cennet bahçelerine indirilir, Kur'an'a uyan ise yeryüzünün en arka kısmına atılır. "Cehennem." Ebu Muhammed şöyle dedi: "Yazakh" "uzaklaştırmak" anlamına gelir.
24
Sunen ed-Darimi # 23/3234
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَيُّوبَ ، قَالَ سَمِعْتُ عَمِّي إِيَاسَ بْنَ عَامِرٍ ، يَقُولُ : أَخَذَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ بِيَدِي، ثُمَّ قَالَ :" إِنَّكَ إِنْ بَقِيتَ، سَيَقْرَأُ الْقُرْآنَ ثَلَاثَةُ أَصْنَافٍ : فَصِنْفٌ لِلَّهِ، وَصِنْفٌ لِلْجِدَالِ، وَصِنْفٌ لِلدُّنْيَا، وَمَنْ طَلَبَ بِهِ أَدْرَكَ "
Abdullah bin Yezid anlattı, Musa bin Eyyub anlattı, dedi ki, amcam İyas bin Amir'in şöyle dediğini duydum: Ali bin Ebu Talib elimden tuttu. Sonra buyurdu ki: "Eğer kalırsan Kur'an'ı üç grup okuyacak: Biri Allah rızası için, biri delil için, biri dünya için ve onu arayanlar." "gerçekleştirilmiş"
25
Sunen ed-Darimi # 23/3235
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ : أَنَّ رَجُلًا قَالَ لِأَبِي الدَّرْدَاءِ : " إِنَّ إِخْوَانَكَ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ ، مِنْ أَهْلِ الذِّكْرِ، يُقْرِئُونَكَ السَّلَامَ.
فَقَالَ : وَعَلَيْهِمْ السَّلَامُ، وَمُرْهُمْفَلْيُعْطُوا الْقُرْآنَ بِخَزَائِمِهِمْ، فَإِنَّهُ يَحْمِلُهُمْ عَلَى الْقَصْدِ وَالسُّهُولَةِ، وَيُجَنِّبُهُمْ الْجَوْرَ وَالْحُزُونَةَ "
فَقَالَ : وَعَلَيْهِمْ السَّلَامُ، وَمُرْهُمْفَلْيُعْطُوا الْقُرْآنَ بِخَزَائِمِهِمْ، فَإِنَّهُ يَحْمِلُهُمْ عَلَى الْقَصْدِ وَالسُّهُولَةِ، وَيُجَنِّبُهُمْ الْجَوْرَ وَالْحُزُونَةَ "
Süleyman bin Harb, Hammad bin Zeyd'den, Eyyub'dan, Ebu Kalaba'dan rivayetle şöyle dedi: Bir adam, Ebu'd-Derdâ'ya şöyle dedi: "Kardeşlerin, Kûfe ehlinden, zikir ehlinden, sana selamlarını ilet. O da şöyle dedi: Onlara selam olsun ve Kur'an'ı Huzeym'leriyle birlikte vermelerini emret, çünkü öyledir." Onları amaç ve rahatlığa iletir, onları haksızlık ve kederden korur.”
26
Sunen ed-Darimi # 23/3236
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الرِّفَاعِيُّ ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ الْجُعْفِيُّ ، عَنْ حَمْزَةَ الزَّيَّاتِ ، عَنْ أَبِي الْمُخْتَارِ الطَّائِيِّ ، عَنْ ابْنِ أَخِي الْحَارِثِ ، عَنْ الْحَارِثِ ، قَالَ : دَخَلْتُ الْمَسْجِدَ، فَإِذَا أُنَاسٌ يَخُوضُونَ فِي أَحَادِيثَ، فَدَخَلْتُ عَلَى عَلِيٍّ ، فَقُلْتُ : أَلَا تَرَى أَنَّ أُنَاسًا يَخُوضُونَ فِي الْأَحَادِيثِ فِي الْمَسْجِدِ؟ فَقَالَ : قَدْ فَعَلُوهَا؟ قُلْتُ : نَعَمْ، قَالَ : أَمَا إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" سَتَكُونُ فِتَنٌ "، قُلْتُ : وَمَا الْمَخْرَجُ مِنْهَا؟ قَالَ : كِتَابُ اللَّهِ، كِتَابُ اللَّهِ فِيهِ نَبَأُ مَا قَبْلَكُمْ، وَخَبَرُ مَا بَعْدَكُمْ، وَحُكْمُ مَا بَيْنَكُمْ، هُوَ الْفَصْلُ لَيْسَ بِالْهَزْلِ، هُوَ الَّذِي مَنْ تَرَكَهُ مِنْ جَبَّارٍ، قَصَمَهُ اللَّهُ، وَمَنْ ابْتَغَى الْهُدَى فِي غَيْرِهِ، أَضَلَّهُ اللَّهُ، فَهُوَ حَبْلُ اللَّهِ الْمَتِينُ، وَهُوَ الذِّكْرُ الْحَكِيمُ، وَهُوَ الصِّرَاطُ الْمُسْتَقِيمُ، وَهُوَ الَّذِي لَا تَزِيغُ بِهِ الْأَهْوَاءُ، وَلَا تَلْتَبِسُ بِهِ الْأَلْسِنَةُ، وَلَا يَشْبَعُ مِنْهُ الْعُلَمَاءُ، وَلَا يَخْلَقُ عَنْ كَثْرَةِ الرَّدِّ، وَلَا تَنْقَضِي عَجَائِبُهُ، وَهُوَ الَّذِي لَمْ يَنْتَهِ الْجِنُّ إِذْ سَمِعَتْهُ أَنْ قَالُوا : # إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا سورة الجن آية 1 #، هُوَ الَّذِي مَنْ قَالَ بِهِ صَدَقَ، وَمَنْ حَكَمَ بِهِ عَدَلَ، وَمَنْ عَمِلَ بِهِ أُجِرَ، وَمَنْ دَعَا إِلَيْهِ هُدِيَ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ "خُذْهَا إِلَيْكَ يَا أَعْوَرُ
Muhammed bin Yezid El-Rifa'i bize, El-Hüseyin El-Ca'fi'nin Hamza El-Zayat'tan, Ebu'l-Muhtar El-Tai'den, yeğenim El-Hâris'ten, El-Hâris'ten rivayetle şöyle dediğini anlattı: Camiye girdim ve insanların sohbet ettiğini gördüm. Bunun üzerine Ali'nin yanına girdim ve şöyle dedim: Görmüyor musun? İnsanlar camide sohbet ediyor mu? Dedi ki: Bunu yaptılar mı? Dedim ki: Evet. Dedi ki: Ama ben Resûlullah'ı (Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin) şöyle derken işittim: "Faziletler olacak." Dedim ki: Bundan çıkış yolu nedir? Şöyle buyurdu: Allah'ın Kitabı, Allah'ın Kitabı; içinde sizden öncekilerin ve sizden sonrakilerin bilgileri vardır. Ve aranızda olanın hükmü ayrılıktır, şaka değildir. O, bir zalimden onu terk edendir, Allah ona azap eder, kim ondan başkasında hidayet ararsa, Allah onu saptırmıştır, çünkü o, Allah'ın sağlam ipidir, o, hikmetli öğüttür, o doğru yoldur, odur ki, arzular kendisinden sapmaz ve asla sapmaz. Diller onunla karışır, alimler onunla yetinmez, pek çok cevapla yaratılmamıştır, harikaları bitmeyecektir ve bitmeyen O'dur. Cinler bunu işittiğimde şöyle dediler: #Gerçekten biz, harika bir Kur'an dinledik, Cin Suresi 1# ayeti; O öyle bir Kur'andır ki, kim onu söylerse doğrudur, kim onunla hüküm verirse adaletlidir ve kim amel eder. Orada mükâfat verilecek ve ona çağrılan kimse doğru yola iletilecektir. "Al onu kendine, ey tek gözlü adam."
27
Sunen ed-Darimi # 23/3237
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلَاءِ ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ عَدِيٍّ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ ابْنِ سِنَانٍ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ ، عَنْ أَبِي الْبَخْتَرِيِّ ، عَنِ الْحَارِثِ ، عَنْ عَلِيٍّ ، قَالَ : قِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أُمَّتَكَ سَتُفْتَتَنُ مِنْ بَعْدِكَ، قَالَ : فَسَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوْ سُئِلَ : مَا الْمَخْرَجُ مِنْهَا؟ قَالَ :" الْكِتَابُ الْعَزِيزُ الَّذِي # لا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلا مِنْ خَلْفِهِ تَنْزِيلٌ مِنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ سورة فصلت آية 42 # مَنِ ابْتَغَى الْهُدَى فِي غَيْرِهِ، فَقَدْ أَضَلَّهُ اللَّهُ، وَمَنْ وَلِيَ هَذَا الْأَمْرَ مِنْ جَبَّارٍ فَحَكَمَ بِغَيْرِهِ، قَصَمَهُ اللَّهُ، هُوَ الذِّكْرُ الْحَكِيمُ، وَالنُّورُ الْمُبِينُ، وَالصِّرَاطُ الْمُسْتَقِيمُ، فِيهِ خَبَرُ مَنْ قَبْلَكُمْ، وَنَبَأُ مَا بَعْدَكُمْ، وَحُكْمُ مَا بَيْنَكُمْ، وَهُوَ الْفَصْلُ لَيْسَ بِالْهَزْلِ، وَهُوَ الَّذِي سَمِعَتْهُ الْجِنُّ فَلَمْ تَتَنَاهَ أَنْ قَالُوا : # إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا سورة الجن آية 1 #، وَلَا يَخْلَقُ عَنْ كَثْرَةِ الرَّدِّ، وَلَا تَنْقَضِي عِبَرُهُ، وَلَا تَفْنَى عَجَائِبُهُ "، ثُمَّ قَالَ عَلِيٌّ لِلْحَارِثِ : خُذْهَا إِلَيْكَ يَا أَعْوَرُ
Muhammed ibn Al-Ala bize anlattı, Zekeriya ibn Adi bize anlattı, Muhammed ibn Seleme bize İbn Sina'dan, Amr ibn Murrah'dan, Ebu'l-Bakhtari'den, Hâris'ten, Ali'den rivayet etti: Denildi ki: Ey Allah'ın Resulü, senden sonra ümmetin imtihan edilecektir. Şöyle dedi: Bunun üzerine Allah'ın Resulü (s.a.v.) şöyle sordu: Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. Veya kendisine şu soru soruldu: Bundan çıkış yolu nedir? Şöyle buyurdu: "Kendisine önünden de, arkasından da batıl gelmeyen büyük Kitap. Hakim ve Hamd'dan bir vahiy, Fussilet Suresi, 42. Ayet. Kim kendisinden başkasında hidayet ararsa, Allah onu saptırmıştır ve kim bu işi bir zalimden yönetirse hükmetmiştir. Bunun dışında Allah onu korumuştur. O, Hikmetli Zikir, apaçık nur ve dosdoğru yoldur. Sizden öncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de ondadır. Ve aranızda olanların hükmü, nihai karardır ve bu bir şaka değildir ve cinlerin işittiği fakat söylemekten çekinmediği bir şeydir: #Gerçekten biz, harikulade bir Kur'an dinledik. Cin Suresi 1. Ayet: "O, çok gelen misillemelerden zayıflamaz, dersleri sona ermez ve harikaları kaybolmaz." Sonra Ali, Hâris'e şöyle dedi: Al onu kendine, ey tek gözlü adam.
28
Sunen ed-Darimi # 23/3238
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي حمزة ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ : # وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا سورة البقرة آية 269 #، قَالَ :" الْفَهْمَ بِالْقُرْآنِ "
Muhammed bin Yusuf bize, Süfyan, Ebu Hamza'dan, İbrahim'den rivayetle şöyle anlattı: #Ve kime hikmet verilirse, gerçekten de ona pek çok hayır verilmiştir. Bakara Suresi 269 # ayetinde şöyle buyurmuştur: “Kuran aracılığıyla anlamak.”
29
Sunen ed-Darimi # 23/3239
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ وَرْقَاءَ ، عَنْ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ ، عَنْ مُجَاهِدٍ : # يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَنْ يَشَاءُ سورة البقرة آية 269 #، قَالَ :" الْكِتَابَ يُؤْتِي إِصَابَتَهُ مَنْ يَشَاءُ "
Muhammed bin Yusuf, Warka'dan, İbn Ebi Nacih'ten, Mücahid'den rivayetle şöyle anlattı: #O, hikmeti dilediğine verir, Bakara suresi, 269# ayetinde şöyle dedi: "Kitap'ı, dilediğine hakikatini verir."
30
Sunen ed-Darimi # 23/3240
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ خَيْثَمَةَ ، قَالَ : قَالَ لِامْرَأَتِهِ :" إِيَّاكِ أَنْ تُدْخِلِي بَيْتِي مَنْ يَشْرَبُ الْخَمْرَ، بَعْدَ أَنْ كَانَ يُقْرَأُ فِيهِ الْقُرْآنُ كُلَّ ثَلَاثٍ "
Muhammed bin Yezid bize, Ebu Bekir'in El-Amaş'tan, Hayseme'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: Karısına şöyle dedi: "Benim evime girmekten sakının." "Kim içki içerse, üç günde bir Kur'an okunduktan sonra okunur."
31
Sunen ed-Darimi # 23/3241
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا فِطْرٌ ، عَنْ الْحَكَمِ ، عَنْ مِقْسَمٍ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ :" مَا يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ إِذَا رَجَعَ مِنْ سُوقِهِ، أَوْ مِنْ حَاجَتِهِ، فَاتَّكَأَ عَلَى فِرَاشِهِ، أَنْ يَقْرَأَ ثَلَاثَ آيَاتٍ مِنْ الْقُرْآنِ؟ ! "
Ebu Nuaym bize, Fitr'in el-Hakam'dan, Miksam'dan, İbni Abbas'tan rivayet ettiğini anlattı: O şöyle dedi: "Sizden birinizi çarşıdan döndüğünde veya Kur'an'dan üç ayet okumak için yatağına uzanmak zorunda kaldığında engelleyen nedir?
32
Sunen ed-Darimi # 23/3242
أَخْبَرَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاق ، حَدَّثَنَا النُّعْمَانُ بْنُ سَعْدٍ ، عَنْ عَلِيٍّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ "
Müslim bin İbrahim bize anlattı, Abdul Vahid bize anlattı, Abdul Rahman bin İshak bize anlattı, Al-Numan bin Saad bize Ali'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir."
33
Sunen ed-Darimi # 23/3243
حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، أَخْبَرَنِي عَلْقَمَةُ بْنُ مَرْثَدٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ عُبَيْدَةَ ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ ، عَنْ عُثْمَانَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" إِنَّ خَيْرَكُمْ مَنْ عَلَّمَ الْقُرْآنَ، أَوْ تَعَلَّمَهُ ".
قَالَ : أَقْرَأَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ فِي إِمْرَةِ عُثْمَانَ حَتَّى كَانَ الْحَجَّاجُ، قَالَ : ذَاكَ أَقْعَدَنِي مَقْعَدِي هَذَا
قَالَ : أَقْرَأَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ فِي إِمْرَةِ عُثْمَانَ حَتَّى كَانَ الْحَجَّاجُ، قَالَ : ذَاكَ أَقْعَدَنِي مَقْعَدِي هَذَا
Haccac bin Minhal bize anlattı, Şu'be anlattı, Alkame bin Merhad bana anlattı, şöyle dedi: Saad bin Ubeyde'yi, Ebu Abd Al-Rahman es-Sulemi'den, Osman'dan, Peygamber'den (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rivayet ederek şöyle dediğini işittim: "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğreten veya öğrenendir." Dedi ki: Ebu Abd al-Rahman, Haccac oraya gelene kadar Osman'ın hükümdarlığını okudu ve şöyle dedi: Bu beni koltuğuma oturttu.
34
Sunen ed-Darimi # 23/3244
حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ بَهْدَلَةَ ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" خِيَارُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ، وَعَلَّمَ الْقُرْآنَ "، قَالَ : فَأَخَذَ بِيَدِي، فَأَقْعَدَنِي هَذَا الْمَقْعَدَ أُقْرِئُ
Bize Mualla bin Esed rivayet etti, Hâris bin Nebhan bize anlattı, Asım bin Bahdala Mus'ab bin Sa'd'dan, babasından rivayet etti, o şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğreteninizdir." Dedi ki: Böylece elimi tuttu ve bu beni durdurdu. Koltuk okunur
35
Sunen ed-Darimi # 23/3245
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ ، عَنْ عِيسَى ، عَنْ رَجُلٍ ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَا مِنْ رَجُلٍ يَتَعَلَّمُ الْقُرْآنَ ثُمَّ يَنْسَاهُ، إِلَّا لَقِيَ اللَّهَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَهُوَ أَجْذَمُ "، قَالَ أَبُو مُحَمَّد : عِيسَى وهُوَ ابْنُ فَائِدٍ
Sa'id bin Amir bize, Şu'be'den, Yezid bin Ebi Ziyad'dan, İsa'dan, bir adamdan, Sa'd bin Ubade'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı öğrenip sonra unutan hiç kimse yoktur ki, kıyamet günü cüzamlı olarak Allah'a kavuşsun." Faid'in oğlu İssa
36
Sunen ed-Darimi # 23/3246
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُبَيْدَةَ ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ ، عَنْ نَاجِيَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ L7835 ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ :" أَكْثِرُوا تِلَاوَةَ الْقُرْآنِ قَبْلَ أَنْ يُرْفَعَ، قَالُوا : هَذِهِ الْمَصَاحِفُ تُرْفَعُ، فَكَيْفَ بِمَا فِي صُدُورِ الرِّجَالِ؟ قَالَ : يُسْرَى عَلَيْهِ لَيْلًا فَيُصْبِحُونَ مِنْهُ فُقَرَاءَ، وَيَنْسَوْنَ قَوْلَ : لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَيَقَعُونَ فِي قَوْلِ الْجَاهِلِيَّةِ وَأَشْعَارِهِمْ، وَذَلِكَ حِينَ يَقَعُ عَلَيْهِمْ الْقَوْلُ "
Cafer bin Aoun bize anlattı, Musa bin Ubeyde, Safvan bin Süleym'den, Najia bin Abdullah bin Utbe'den rivayetle, L7835, Babasından, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: "Kur'an'ı alınmadan önce sık sık okuyun. Onlar dediler ki: Bu Kur'an nüshaları alınmıştır, peki ya sandıklarda ne var? Erkekler? Dedi ki: Geceleyin ona gönderilirler ve ondan fakirleşirler ve "Allah'tan başka ilah yoktur" sözünü unuturlar ve İslam öncesi dönemlerin sözlerine ve şiirlerine düşerler.
37
Sunen ed-Darimi # 23/3247
حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ ، حَدَّثَنَا سَلَّامٌ يَعْنِي ابْنَ أَبِي مُطِيعٍ ، قَالَ : كَانَ قَتَادَةُ ، يَقُولُ :" اعْمُرُوا بِهِ قُلُوبَكُمْ، وَاعْمُرُوا بِهِ بُيُوتَكُمْ "، قَالَ : أُرَاهُ يَعْنِي : الْقُرْآنَ
Mualla ibn Esed bize rivayet etti, Salam yani İbn Ebi Muti' bize rivayet etti ve şöyle dedi: Katade şöyle derdi: "Onunla kalplerinize uyun ve onunla yaşayın." Evleriniz.” Dedi ki: Sanırım demek istediği: Kur'an.
38
Sunen ed-Darimi # 23/3248
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ عَاصِمٍ ، عَنْ زِرٍّ ، عَنْ ابْنِ مَسْعُودٍ ، قَالَ :" لَيُسْرَيَنَّ عَلَى الْقُرْآنِ ذَاتَ لَيْلَةٍ، فَلَا يُتْرَكُ آيَةٌ فِي مُصْحَفٍ، وَلَا فِي قَلْبِ أَحَدٍ، إِلَّا رُفِعَتْ "
Amr bin Asım bize anlattı, Hammad bin Seleme bize Asim'den, Zirr'den, İbni Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: Gecedir ve Kur'an'da ve kimsenin kalbinde kaldırılmadan tek bir ayet kalmaz."
39
Sunen ed-Darimi # 23/3249
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَاقِدٍ ، عَنْ قَتَادَةَ ، قَالَ :" مَا جَالَسَ الْقُرْآنَ أَحَدٌ فَقَامَ عَنْهُ، إِلَّا بِزِيَادَةٍ أَوْ نُقْصَانٍ، ثُمَّ قَرَأَ : # وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ وَلا يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إِلا خَسَارًا سورة الإسراء آية 82 #
Muhammed ibni Kesir, Abdullah ibni Vakıd'dan, Katade'den rivayetle şöyle dedi: "Kim Kur'an'la oturup kalkmadı, ancak bir ek veya eksiltme dışında, sonra şöyle okudu: "Biz Kur'an'dan mü'minlere şifa ve rahmet olan şeyler indiririz ve O, zalimlerin ziyanlarından başkasını artırmaz, İsra Suresi, 82. ayet #
40
Sunen ed-Darimi # 23/3250
حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا رِفْدَةُ الْغَسَّانِيُّ ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ عَجْلَانَ الْأَنْصَارِيُّ ، قَالَ : كَانَ يُقَالُ :" إِنَّ اللَّهَ لَيُرِيدُ الْعَذَابَ بِأَهْلِ الْأَرْضِ، فَإِذَا سَمِعَ تَعْلِيمَ الصِّبْيَانِ الْحِكْمَةَ، صَرَفَ ذَلِكَ عَنْهُمْ ".
قَالَ مَرْوَانُ : يَعْنِي بِالْحِكْمَةِ : الْقُرْآنَ
قَالَ مَرْوَانُ : يَعْنِي بِالْحِكْمَةِ : الْقُرْآنَ
Bize Mervan bin Muhammed anlattı, Rıfda el-Gassani bize anlattı, Sabit bin Ajlan el-Ensari bize şöyle dedi: Denildi ki: "Allah dilerse azap, yeryüzü insanlarına isabet eder; eğer o, çocuklara hikmet öğretildiğini duyarsa, bu onlardan uzaklaşır."
Mervan dedi ki: Onun hikmetten kastettiği Kur'an'dır.
41
Sunen ed-Darimi # 23/3251
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ ، عَنْ ابْنِ جَابِرٍ ، حَدَّثَنَا شَيْخٌ يُكَنَّى أَبَا عَمْرٍو ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ ، قَالَ :" سَيَبْلَى الْقُرْآنُ فِي صُدُورِ أَقْوَامٍ كَمَا يَبْلَى الثَّوْبُ، فَيَتَهَافَتُ، يَقْرَءُونَهُ لَا يَجِدُونَ لَهُ شَهْوَةً وَلَا لَذَّةً، يَلْبَسُونَ جُلُودَ الضَّأْنِ عَلَى قُلُوبِ الذِّئَابِ، أَعْمَالُهُمْ طَمَعٌ لَا يُخَالِطُهُ خَوْفٌ، إِنْ قَصَّرُوا، قَالُوا : سَنَبْلُغُ، وَإِنْ أَسَاءُوا، قَالُوا : سَيُغْفَرُ لَنَا، إِنَّا لَا نُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا "
Muhammed bin Mübarek bize anlattı, Sadaka bin Halid bize İbn Cabir'den, Ebu Amr lakaplı bir şeyh ise Muaz bin Cebel'den rivayet etti. Şöyle buyurmuştur: "Kur'an, insanların kalplerinde elbisenin eskimesi gibi eskiyecek ve parçalanacaktır. Onlar onu okuyacaklar ve ondan hiçbir istek ve zevk alamayacaklar. Deriler giyecekler." Koyunlar kurtların kalbindedir. Onların yaptıkları korkuyla karışık değil açgözlülüktür. Eğer yetersiz kalırlarsa: "Biz ona ulaşırız" derler; eğer haksızlık ederlerse: "Biz bağışlanırız" derler. Bunu başaramayacağız. Biz her şeyi Allah'a ortak ederiz."
42
Sunen ed-Darimi # 23/3252
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ مَنْصُورٍ قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" قَالَ بِئْسَمَا لِأَحَدِكُمْ أَنْ يَقُولَ : نَسِيتُ آيَةَ كَيْتَ وَكَيْتَ، بَلْ هُوَ نُسِّيَ، وَاسْتَذْكِرُوا الْقُرْآنَ، فَإِنَّهُ أَسْرَعُ تَفَصِّيًا مِنْ صُدُورِ الرِّجَالِ مِنْ النَّعَمِ مِنْ عُقُلِهَا "
Ubeydullah bin Abdülmecid, Şu'be'den, Mansur'dan rivayetle şöyle dedi: Ebu Vail'i, Abdullah'tan, Peygamber'den (s.a.v.) rivayet ederek duydum. Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun şöyle dedi: "O şöyle dedi: 'Sizden birinizin, 'Ben bunun gibi bir ayeti ve bir diğer ayeti unuttum, daha doğrusu unuttu ve Kur'an'ı hatırlayın, çünkü o daha çabuktur' demesi ne kadar acıdır." Erkeklerin göğsünden, bereketinden aklından ayrılan.”
43
Sunen ed-Darimi # 23/3253
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، حَدَّثَنَا مُوسَى يَعْنِي ابْنَ عُلَيٍّ ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبِي ، قَالَ : سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ ، يَقُول : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" تَعَلَّمُوا كِتَابَ اللَّهِ وَتَعَاهَدُوهُ، وَتَغَنَّوْا بِهِ وَاقْتَنُوهُ، فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ أَوْ : فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَهُوَ أَشَدُّ تَفَلُّتًا مِن الْمَخَاضِ فِي الْعُقُلِ "
Vehb bin Cerir bize anlattı, Musa yani İbn Ali anlattı, şöyle dedi: Babamı duydum, şöyle dedi: Ukbe bin Amir'i şöyle derken işittim: Resûlullah şöyle buyurdu: Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun: "Allah'ın Kitabını öğrenin, ona sarılın, onu şarkılarla söyleyin ve onu edinin. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki." Veya: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki." Elindeki Muhammed, akıldaki emekten daha çok kaçıştır.”
44
Sunen ed-Darimi # 23/3254
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، قَالَ حَدَّثَنِي مُوسَى عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" تَعَلَّمُوا كِتَابَ اللَّهِ تَعَالَى وَتَعَاهَدُوهُ، وَاقْتَنُوهُ وَتَغَنَّوْا بِهِ، فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَهُوَ أَشَدُّ تَفَلُّتًا مِنْ الْمَخَاضِ فِي الْعُقُلِ "
Abdullah bin Salih bize şöyle dedi: Musa bana babasından, Ukbe bin Amir'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Allah'ın Kitabını öğrenin, ona sarılın, edinin ve onu ilahilerle söyleyin. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, bu, emeklerden daha çok kaçıştır. "akıl"
45
Sunen ed-Darimi # 23/3255
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ : " أَنَّ عِكْرِمَةَ بْنَ أَبِي جَهْلٍ كَانَيَضَعُ الْمُصْحَفَ عَلَى وَجْهِهِ، وَيَقُولُ : كِتَابُ رَبِّي، كِتَابُ رَبِّي "
Süleyman bin Harb bize, Hammad bin Zeyd'in Eyyub'dan, İbn Ebi Muleyke'den rivayet ettiğine göre şöyle anlattı: "İkrime bin Ebi Cehil, Kur'an'ın yüzünde olduğunu söylerdi ve şöyle der: Rabbimin Kitabı, Rabbimin Kitabı."
46
Sunen ed-Darimi # 23/3256
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ ، قَالَ : " كَانَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى إِذَا صَلَّى الصُّبْحَ، قَرَأَ الْمُصْحَفَ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ "، قَالَ : وَكَانَ ثَابِتٌ يَفْعَلُهُ
Bize Müslim bin İbrahim anlattı, Hammam bize anlattı, Sabit bize anlattı ve şöyle dedi: "Abdurrahman bin Ebi Leyla sabah namazını kıldığı zaman güneş doğuncaya kadar Kur'an okurdu." Dedi ki: Sâbit bunu yapardı.
47
Sunen ed-Darimi # 23/3257
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ زُرَيْعٍ ، عَنْ سَعِيدٍ ، عَنْ قَتَادَةَ ، قَالَ : # إِنَّ اللَّهَ لا يَسْتَحْيِي أَنْ يَضْرِبَ مَثَلا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلا يُضِلُّ بِهِ كَثِيرًا وَيَهْدِي بِهِ كَثِيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلا الْفَاسِقِينَ سورة البقرة آية 26 #، قَالَ :" أَيْ يَعْلَمُونَ أَنَّهُ كَلَامُ الرَّحْمَنِ "
Muhammed bin Abdullah el-Rakkaşi, Yezid bin Zuray'dan, Sa'id'den, Katade'den rivayetle şöyle dedi: #Şüphesiz Allah, mesela sivrisineği veya onun üzerindeki herhangi bir şeyi vurmaktan utanmaz. İman edenler ise onun Rablerinden gelen bir hak olduğunu bilirler. İnkar edenler ise "Ne demek istedi?" derler. Allah, bu örnekle birçoklarını saptırır ve birçoğunu da doğru yola iletir; fakat bununla ancak aşırı gidenleri saptırır. Bakara Suresi 26. Ayet: "Yani onlar bunun Rahman'ın sözü olduğunu biliyorlar."
48
Sunen ed-Darimi # 23/3258
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ ، عَنْ عَطِيَّةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَا مِنْ كَلَامٍ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ كَلَامِهِ، وَمَا رَدَّ الْعِبَادُ إِلَى اللَّهِ كَلَامًا أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ كَلَامِهِ "
Abdullah bin Salih, Muaviye bin Salih'ten, Ebu Bekir bin Ebu Meryem'den, Atiye'den rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurdu: "Allah katında, O'nun sözlerinden daha büyük bir söz yoktur ve kullar, Allah'a, O'nun sözlerinden daha sevimli bir söz getirmemişlerdir."
49
Sunen ed-Darimi # 23/3259
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ الثَّقَفِيُّ ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَعْرِضُ نَفْسَهُ فِي الْمَوْسِمِ عَلَى النَّاسِ فِي الْمَوْقِفِ، فَيَقُولُ :" هَلْ مِنْ رَجُلٍ يَحْمِلُنِي إِلَى قَوْمِهِ؟ فَإِنَّ قُرَيْشًا مَنَعُونِي أَنْ أُبَلِّغَ كَلَامَ رَبِّي؟ "
Muhammed bin Yusuf bize İsrail'den rivayet etti, Osman bin El-Muğire es-Sakafi bize Salem bin Ebu'l-Ja'd'dan, Cabir bin Abd'den rivayet etti. Allah, şöyle dedi: Allah'ın Resulü (s.a.v.) mevsimde insanların huzuruna çıkar ve şöyle derdi: "Bir adam var mı?" Beni halkının yanına mı taşıyacak? Kureyşliler beni Rabbimin sözünü tebliğ etmekten alıkoydular mı? "
50
Sunen ed-Darimi # 23/3260
حَدَّثَنَا إِسْحَاق ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ ، عَنْ لَيْثٍ ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ ، عَنْ أَبِي الزَّعْرَاءِ ، قَالَ : قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ :" إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ كَلَامُ اللَّهِ، فَلَا أَعْرِفَنَّكُمْ فِيمَا عَطَفْتُمُوهُ عَلَى أَهْوَائِكُمْ "
İshak bize anlattı, Cerir bize Lais'ten, Seleme bin Kuhail'den, Ebu'z-Za'ra'dan rivayetle şöyle dedi: Ömer bin El-Hattab dedi ki: "Bu Kur'an Allah'ın sözüdür, dolayısıyla ona kendi arzularınıza göre ne iliştirdiğinizi bilmiyorum."