Bölüm 21
Bölümlere Dön
01
Sunen ed-Darimi # 21/2760
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَنْبَأَنَا عَاصِمٌ ، عَنْ مُوَرِّقٍ الْعِجْلِيِّ ، قَالَ : قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ :" تَعَلَّمُوا الْفَرَائِضَ وَاللَّحْنَ وَالسُّنَنَ كَمَا تَعَلَّمُونَ الْقُرْآنَ "
Yezid ibn Harun'un haber verdiği, Asım'ın Muverrik el-İcli'den rivayet ettiğine göre o şöyle dedi: Ömer ibn el-Hattab şöyle dedi: "Farz namazları ve ezgiyi öğrenin." Ve bildiğiniz Sünnetler de Kur'an'dır."
02
Sunen ed-Darimi # 21/2761
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، قَالَ : قَالَ عُمَرُ :" تَعَلَّمُوا الْفَرَائِضَ فَإِنَّهَا مِنْ دِينِكُمْ "
Muhammed ibn Yusuf bize anlattı, Süfyan bize A'meş'ten, İbrahim'den rivayet etti: O şöyle dedi: Ömer şöyle dedi: "Dini farzları öğrenin, çünkü bunlar sizin dininizdendir."
03
Sunen ed-Darimi # 21/2762
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ الْمَاجِشُونُ ، قَالَ : قَالَ ابْنُ شِهَابٍ :" لَوْ هَلَكَ عُثْمَانُ، وَزَيْدٌ فِي بَعْضِ الزَّمَانِ، لَهَلَكَ عِلْمُ الْفَرَائِضِ، لَقَدْ أَتَى عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ، وَمَا يَعْلَمُهَا غَيْرُهُمَا "
Muhammed bin İssa anlattı, Yusuf el-Mecişun anlattı, şöyle dedi: İbn Şihab dedi ki: "Osman ve Zeyd bir süre sonra vefat etseydi ilim yok olurdu." İnsanlara farz olan farzların zamanı gelmiştir ve bunları kendilerinden başkası bilemez.”
04
Sunen ed-Darimi # 21/2763
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ ، عَنْ الْقَاسِمِ ، قَالَ : قَالَ عَبْدُ اللَّهِ :" تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ وَالْفَرَائِضَ، فَإِنَّهُ يُوشِكُ أَنْ يَفْتَقِرَ الرَّجُلُ إِلَى عِلْمٍ كَانَ يَعْلَمُهُ، أَوْ يَبْقَى فِي قَوْمٍ لَا يَعْلَمُونَ
El-Mesûdî, El-Kasım'dan rivayetle bize Ebu Nuaym'ın anlattığına göre şöyle demiştir: Abdullah şöyle dedi: "Kur'an'ı ve dini farzları öğrenin, çünkü o eksik kalmak üzeredir." İnsan bildiği ilme döner veya bilmeyen bir kavim arasında kalır.
05
Sunen ed-Darimi # 21/2764
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَبِي مُسْلِمٍ ، عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ ، قَالَ : قَالَ أَبُو مُوسَى :" مَنْ عَلِمَ الْقُرْآنَ وَلَمْ يَعْلَمْ الْفَرَائِضَ، فَإِنَّ مَثَلَهُ مَثَلُ الْبُرْنُسِ لَا وَجْهَ لَهُ، أَوْ : لَيْسَ لَهُ وَجْهٌ "
Ebu Nuaym bize anlattı, Ziyad bin Ebi Müslim, Ebu El Halil'den rivayetle şöyle dedi: Ebu Musa şöyle dedi: "Kim Kur'an öğretiyor ve farzları bilmiyorsa, onun misali yüzü olmayan bir brokar gibidir veya yüzü yoktur."
06
Sunen ed-Darimi # 21/2765
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، قَال : قُلْتُ لِعَلْقَمَةَ : مَا أَدْرِي مَا أَسْأَلُكَ عَنْهُ؟ قَالَ :" أَمِتْ جِيرَانَكَ "
Ahmed bin Abdullah bize anlattı, Ebu Şihab bize El-Amaş'tan, İbrahim'den rivayetle şöyle dedi: Alkame'ye dedim ki: Sana ne soracağımı bilmiyorum. Onun hakkında mı? “Komşularınızı öldürün” dedi.
07
Sunen ed-Darimi # 21/2766
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ ، عَنْ الْقَاسِمِ بْنِ الْوَلِيدِ الْهَمْدَانِيِّ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ ، قَالَ :" تَعَلَّمُوا الْفَرَائِضَ، وَالطَّلاقَ، وَالْحَجَّ، فَإِنَّهُ مِنْ دِينِكُمْ "
Ebu Nuaym bize, Muhammed bin Talha'nın, El Kasım bin El Velid El Hamdani'den, Abdullah bin Mesud'dan rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Farzları, boşanmayı ve haccı öğrenin, çünkü bunlar dininizin bir parçasıdır."
08
Sunen ed-Darimi # 21/2767
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ كَثِيرٍ ، عَنْ الْحَسَنِ ، قَالَ :" كَانُوا يُرَغِّبُونَ فِي تَعْلِيمِ الْقُرْآنِ وَالْفَرَائِضِ وَالْمَنَاسِكِ "
Süleyman bin Harb bize, Hammad bin Zeyd'in, birçok kişinin yetkisine dayanarak, El Hasan'ın yetkisi üzerine anlattığını anlattı: "Kuran'ı, dini farzları ve ritüelleri öğretmek istiyorlardı."
09
Sunen ed-Darimi # 21/2768
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ :" مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ، فَلْيَتَعَلَّمْ الْفَرَائِضَ، فَإِنْ لَقِيَهُ أَعْرَابِيٌّ، قَالَ : يَا مُهَاجِرُ، أَتَقْرَأُ الْقُرْآنَ؟ فَإِنْ قَالَ : نَعَمْ، قَالَ : تَفْرِضُ؟ فَإِنْ قَالَ : نَعَمْ، فَهُوَ زِيَادَةٌ وَخَيْر، وَإِنْ قَالَ : لَا، قَالَ : فَمَا فَضْلُكَ عَلَيَّ يَا مُهَاجِرُ؟ !
Muhammed bin Yusuf bize Süfyan'dan, Ebu İshak'tan, Ebu Ubeyde'den, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: "Kim Kur'an okursa, farz namazları öğrensin. Eğer onunla bir Bedevi karşılaşırsa şöyle der: Ey muhacir, Kur'an okuyor musun? Evet derse: Vazgeçmiş misin? Sonra: Evet derse bu bir artıştır. Böylesi daha iyidir ve eğer: Hayır derse: "Senin bana olan nimetin nedir ey muhacir?" der. !
10
Sunen ed-Darimi # 21/2769
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ مُسْلِمٍ ، قَالَ : سَأَلْنَا مَسْرُوقًا : كَانَتْ عَائِشَةُ تُحْسِنُ الْفَرَائِضَ؟ قَالَ :" وَالَّذِي لَا إِلَهَ غَيْرُهُ، لَقَدْ رَأَيْتُ الْأَكَابِرَ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ يَسْأَلُونَهَا عَنْ الْفَرَائِضِ "
Abdullah bin Saeed bize, Ukbe bin Halid'in Al-Amash'tan, Müslim'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: Mesruk'a sorduk: Aişe'ydi. Zorunlu görevleri iyi yapıyor musunuz? Şöyle dedi: "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in ashabının en büyüğünün, ona dini farzları sorduğunu gördüm."
11
Sunen ed-Darimi # 21/2770
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ عَاصِمٍ ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ، وَعَنْ أَبِي بَكْرَةَ قَالَ شُعْبَةُ : هَذَا أَوَّلُ مَنْ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَهَذَا تَدَلَّى مِنْ حِصْنِ الطَّائِفِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم إِنَّهُمَا حَدَّثَا : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ وَهُوَ يَعْلَمُ أَنَّهُ غَيْرُ أَبِيهِ، فَالْجَنَّةُ عَلَيْهِ حَرَامٌ "
Sa'id bin Amir, Şu'be'den, Asım'dan, Ebu Osman'dan, Sa'ad bin Ebi Vakkas'tan ve Ebu Bekre'den rivayetle şöyle dedi: Şu'be, Allah yolunda ok atan ilk kişidir ve bu, Taif kalesinden Allah'ın Resulü'ne sallandı, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Her ikisi de şöyle anlattı: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim babası olmadığını bildiği halde babasından başka bir baba iddiasında bulunursa ona cennet haramdır."
12
Sunen ed-Darimi # 21/2771
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ ، قَالَ :" كُفْرٌ بِاللَّهِ ادِّعَاءٌ إِلَى نَسَبٍ لَا يُعْرَفُ، وَكُفْرٌ بِاللَّهِ تَبَرُّؤٌ مِنْ نَسَبٍ وَإِنْ دَقَّ.
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ زَكَرِيَّا أَبِي يَحْيَى ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ يُحَدِّثُ، عَنْ ابْنِ مَسْعُودٍ ، نَحْوًا مِنْهُ
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ زَكَرِيَّا أَبِي يَحْيَى ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ يُحَدِّثُ، عَنْ ابْنِ مَسْعُودٍ ، نَحْوًا مِنْهُ
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, Süfyan bize El-Amaş'tan, Abdullah bin Murrah'tan, Ebu Muammer'den, Ebu Bekir es-Sıddık'tan rivayetle şöyle dedi: "Allah'a inanmamak, bilinmeyen bir soyu iddia etmektir ve Allah'a inanmamak, sabit olsa bile bir soyu reddetmektir. Muhammed ibn Yusuf anlattı, Süfyan bize anlattı. Zekeriya Ebu Yahya'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ebu Vel'in İbn Mesud'dan buna benzer bir şey rivayet ettiğini işittim.
13
Sunen ed-Darimi # 21/2772
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلَاءِ ، حَدَّثَنَا إِسْحَاق بْنُ مَنْصُورٍ السَّلُولِيُّ ، عَنْ جَعْفَرٍ الْأَحْمَرِ ، عَنْ السَّرِيِّ بْنِ إِسْمَاعِيل ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ ، قَالَ : أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِأُبَايِعَهُ، فَجِئْتُ وَقَدْ قُبِض، وَأَبُو بَكْرٍ قَائِمٌ فِي مَقَامِهِ، فَأَطَالَ الثَّنَاءَ وَأَكْثَرَ الْبُكَاءَ، فَقَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" كُفْرٌ بِاللَّهِ انْتِفَاءٌ مِنْ نَسَبٍ وَإِنْ دَقَّ، وَادِّعَاءُ نَسَبٍ لَا يُعْرَفُ "
Muhammed bin Al-Ala'nın bize anlattığına göre, İshak bin Mansur El-Saluli bize Cafer el-Ahmar'dan, es-Sari bin İsmail'den, Kays bin Ebu Hazim'den rivayetle şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e biat etmek için geldim ve o tutuklandı ve Ebu Bekir onun yerinde duruyordu, bu yüzden ölümünü uzattı. Onu övdü ve daha çok ağladı ve şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Allah'a inanmamak, doğru bile olsa herhangi bir nesep bulunmaması ve "nesil meçhul" iddiasıdır.
14
Sunen ed-Darimi # 21/2773
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَهْرَامَ ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" أَيُّمَا رَجُلٍ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ وَالِدِه، أَوْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ الَّذِينَ أَعْتَقُوهُ، فَإِنَّ عَلَيْهِ لَعْنَةَ اللَّه، وَالْمَلائِكَةِ، وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَة، لا يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, Abdülhamid bin Behram, Şahr bin Havşab'dan, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kim babasından başka bir aileye sahip çıkarsa veya onu azat eden efendilerinden başka bir aile evlat edinirse, o zaman Allah'ın laneti onun üzerinedir. Melekler ve bütün insanlar, kıyamet gününe kadar ondan hiçbir amel ve adalet kabul edilmeyecektir.
15
Sunen ed-Darimi # 21/2774
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، قَالَ : قَالَ عَبْدُ اللَّهِ : كَانَ عُمَرُ إِذَا سَلَكَ بِنَا طَرِيقًا وَجَدْنَاهُ سَهْلًا، وَإِنَّهُ قَالَ فِي زَوْجٍ وَأَبَوَيْنِ :" لِلزَّوْجِ النِّصْفُ، وَلِلْأُمِّ ثُلُثُ مَا بَقِيَ
Yezid bin Harun bize haber verdi, Şerik, Amaş'tan, İbrahim'den rivayetle şöyle dedi: Abdullah dedi ki: Ömer bizimle yola çıkınca Biz bunu kolay bulduk, o da koca ve anne-baba hakkında şöyle dedi: "Kocaya yarısını alır, kalanın üçte birini de anaya verir."
16
Sunen ed-Darimi # 21/2775
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ الرِّشْكُ ، قَالَ : سَأَلْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيِّبِ عَنْ رَجُلٍ تَرَكَ امْرَأَتَهُ، وَأَبَوَيْهِ، فَقَالَ :" قَسَّمَهَا زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ مِنْ أَرْبَعَةٍ "
Yezid bin Harun anlattı, Hammam anlattı, Yezid Al-Rashk anlattı, dedi ki: Saeed bin Al-Musayyab'a karısını terk eden bir adam hakkında sordum. Anne ve babası da şöyle dedi: "Zeyd bin Sâbit onu dörde böldü."
17
Sunen ed-Darimi # 21/2776
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ : أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ قَالَ فِي امْرَأَةٍ وَأَبَوَيْنِ :" لِلْمَرْأَةِ الرُّبُعُ، وَلِلْأُمِّ ثُلُثُ مَا بَقِيَ "
Sa'id bin Amir, Şu'be'den, Eyyub'dan, Ebu Kalaba'dan, Ebu el-Muhallab'dan rivayetle bize şöyle anlattı: Osman bin Affan bir kadın ve iki ebeveyn hakkında şöyle dedi: "Kadına dörtte bir verilir, anneye de kalanın üçte biri verilir."
18
Sunen ed-Darimi # 21/2777
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ أَنَّهُ قَالَ :" لِلْمَرْأَةِ الرُّبُعُ سَهْمٌ مِنْ أَرْبَعَةٍ، وَلِلْأُمِّ ثُلُثُ مَا بَقِيَ سَهْم، وَلِلأَبِّ سَهْمَانِ ".
أَخْبَرَنَا حَجَّاجٌ ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ ، عَنْ حَجَّاجٍ ، عَنْ عُمَيْرِ بْنِ سَعِيدٍ : أَنَّهُ سَأَلَ الْحَارِثَ الْأَعْوَرَ عَنْ امْرَأَةٍ، وَأَبَوَيْنِ، فَقَالَ مِثْلَ قَوْلِ عُثْمَانَ
أَخْبَرَنَا حَجَّاجٌ ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ ، عَنْ حَجَّاجٍ ، عَنْ عُمَيْرِ بْنِ سَعِيدٍ : أَنَّهُ سَأَلَ الْحَارِثَ الْأَعْوَرَ عَنْ امْرَأَةٍ، وَأَبَوَيْنِ، فَقَالَ مِثْلَ قَوْلِ عُثْمَانَ
Haccac bin Minhal bize anlattı, Hammad bin Seleme bize Eyyub'dan, Ebu Kalaba'dan, Ebu'l-Muhallab'dan, Osman bin Affan'dan rivayet etti. Şöyle dedi: “Kadın dörtte bir hissenin dörtte birini alır, kalan hissenin üçte birini anne alır, iki hisseyi de baba alır.” Haccac bize şunları anlattı, Hammad bize şunu anlattı: Haccac, Umeyr bin Saeed'den rivayetle: El-Hâris el-A'awar'a bir kadın ve iki anne-baba hakkında sordu, o da Osman'ın söylediklerinin aynısını söyledi.
19
Sunen ed-Darimi # 21/2778
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ، أَنَّهُ قَالَ فِي امْرَأَةٍ تَرَكَتْ زَوْجَهَا وَأَبَوَيْهَا :" لِلزَّوْجِ النِّصْفُ، وَلِلْأُمِّ ثُلُثُ مَا بَقِيَ "
Ebu Nuaym bize, Hişam, Katade'den, Sa'id ibn el-Müseyyeb'den, Zeyd ibn Sabit'ten rivayetle, kocasını ve anne babasını terk eden bir kadın hakkında şöyle dediğini anlattı: "Kocası yarısını alır, annesi de kalanın üçte birini alır."
20
Sunen ed-Darimi # 21/2779
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ ابْنِ أَبِي لَيْلَى ، عَنْ عَامِرٍ الشَّعْبِيِّ ، عَنْ عَلِيٍّ : فِي امْرَأَةٍ وَأَبَوَيْنِ، قَالَ :" مِنْ أَرْبَعَةٍ : لِلْمَرْأَةِ الرُّبُعُ، وَلِلْأُمِّ ثُلُثُ مَا بَقِي، وَمَا بَقِيَ فَلِلْأَبِ "
Ubeydullah ibn Musa, İbn Ebi Leyla'dan, Amer eş-Şabi'den, Ali'den rivayetle bize şöyle haber verdi: Bir kadın ve iki baba hakkında. Şöyle dedi: "Dörtten: Kadına dörtte bir verilir, kalanın üçte biri anneye verilir, kalan da babaya kalır."
21
Sunen ed-Darimi # 21/2780
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، وَمَنْصُورٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : كَانَ عُمَرُ إِذَا سَلَكَ بِنَا طَرِيقًا اتَّبَعْنَاهُ فِيهِ، وَجَدْنَاهُ سَهْلًا، وَإِنَّهُ" قَضَى فِي امْرَأَةٍ وَأَبَوَيْنِ مِنْ أَرْبَعَةٍ : فَأَعْطَى الْمَرْأَةَ الرُّبُع، وَالأُمَّ ثُلُثَ مَا بَقِيَ، وَالْأَبَ سَهْمَيْنِ.
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ عِيسَى ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ مِثْلَ ذَلِكَ
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ عِيسَى ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ مِثْلَ ذَلِكَ
Muhammed bin Yusuf bize, Süfyan'dan, El-Amaş'tan, Mansur'dan, İbrahim'den, Abdullah'tan rivayet ederek şöyle dedi: Ömer bizimle yürüdüğü zaman bir yol izledik ve bu yolu kolay bulduk ve o, "bir kadın ve dört çocuktan iki baba hakkında hüküm verdi ve kadına dörtte birini, anneye de üçte birini verdi." O kaldı ve babanın iki hissesi vardı. Muhammed bin Yusuf bize rivayet etti, Süfyan bize İssa'dan, El-Şabi'den, Zeyd bin Sabit'ten şöyle rivayet etti.
22
Sunen ed-Darimi # 21/2781
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : كَانَ يَقُولُ :" مَا كَانَ اللَّهُ لِيَرَانِي أَنْ أُفَضِّلَ أُمًّا عَلَى أَبٍ "
Muhammed bize anlattı, Süfyan bize babasından, Müseyyeb ibn Rafi'den, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: "Allah beni görmezdi." derdi. "Anneyi babaya tercih ederim."
23
Sunen ed-Darimi # 21/2782
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ الْحَكَمِ ، عَنْ عِكْرِمَةَ ، قَالَ :" أَرْسَلَ ابْنُ عَبَّاسٍ إِلَى زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ : أَتَجِدُ فِي كِتَابِ اللَّهِ لِلْأُمِّ ثُلُثُ مَا بَقِي؟ فَقَالَ زَيْدٌ : إِنَّمَا أَنْتَ رَجُلٌ تَقُولُ بِرَأْيِكَ، وَأَنَا رَجُلٌ أَقُولُ بِرَأْيِي "
Sa'id bin Amir bize şunları söyledi, Şu'be el-Hakem'den, İkrime'den rivayetle şöyle dedi: "İbn Abbas, Zeyd bin Sâbit'e gönderdi: Allah'ın kitabında anne için kalanın üçte birini buldun mu? Zeyd şöyle dedi: Sen sadece kendi fikrinle konuşan bir adamsın, ben de kendi fikrimle konuşan bir adamım.
24
Sunen ed-Darimi # 21/2783
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ حَجَّاجٍ ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، وَحَجَّاجٍ ، عَنْ عَطَاءٍ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ : أَنَّهُمَا قَالَا فِي زَوْجٍ وَأَبَوَيْنِ :" لِلزَّوْجِ النِّصْفُ، وَلِلْأُمِّ ثُلُثُ جَمِيعِ الْمَالِ، وَمَا بَقِيَ فَلِلْأَبِ "
Haccac bin Minhal bize, Hammad bin Seleme Haccac'tan, Şa'bi'den, Haccac'tan da Ata'dan, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle anlattı: Koca ve anne-baba hakkında şöyle dediler: "Koca, paranın yarısını alır, anne de paranın üçte birini alır, geri kalan da babaya gider."
25
Sunen ed-Darimi # 21/2784
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، أَنْبَأَنَا أَبُو عَوَانَةَ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ عَلِيٍّ ، قَالَ :" لِلْأُمِّ ثُلُثُ جَمِيعِ الْمَالِ فِي امْرَأَةٍ وَأَبَوَيْنِ، وَفِي زَوْجٍ وَأَبَوَيْنِ "
Haccac bin Minhal bize, Ebu Avanah'ın El-Amaş'tan, İbrahim'den, Ali'den rivayetle şöyle söylediğini anlattı: "Anne, tüm servetin üçte birini alır." Bir kadında ve iki ebeveynde, bir kocada ve iki ebeveynde.”
26
Sunen ed-Darimi # 21/2785
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ الْفُضَيْلِ بْنِ عَمْرٍو ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، قَالَ : خَالَفَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَهْلَ الْقِبْلَةِ فِي امْرَأَةٍ وَأَبَوَيْنِ :" جَعَلَ لِلْأُمِّ الثُّلُثَ مِنْ جَمِيعِ الْمَالِ "
Muhammed bin İssa bize anlattı, İbn İdris babasından, Fudayl bin Amr'dan, İbrahim'den rivayetle şöyle dedi: İbni Abbas, Ehl-i Kıble'yi bir kadın ve iki anne-baba konusunda ayrılığa düşürdü: "Malın üçte birini anneye ayırır."
27
Sunen ed-Darimi # 21/2786
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ ، عَنْ الْأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ ، قَالَ : " قَضَى مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ بِالْيَمَنِ فِي بِنْتٍ وَأُخْتٍ،فَأَعْطَى الْبِنْتَ النِّصْفَ، وَالْأُخْتَ النِّصْفَ "
Muhammed ibn Yusuf, Süfyan es-Sevri'den, Ash'ath ibn Ebi'ş-Şasa'dan, Esved ibn Yezid'den rivayetle bize haber verdi ve şöyle dedi: "Muaz ibni Yemen'de bir dağ, bir kızı ve bir kız kardeşiyle birlikte, yarısını kızına, yarısını da kız kardeşine verdi."
28
Sunen ed-Darimi # 21/2787
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ الْأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ : أَنَّ ابْنَ الزُّبَيْرِ كَانَ لَا يُوَرِّثُ الْأُخْتَ مِنْ الْأَبِ، وَالْأُمِّ مَعَ الْبِنْتِ حَتَّى حَدَّثَهُ الْأَسْوَدُ أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ جَعَلَ لِلْبِنْتِ النِّصْفَ، وَلِلْأُخْتِ النِّصْفَ "، فَقَالَ : أَنْتَ رَسُولِي إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَة، فَأَخْبِرْهُ بِذَاكَ، وَكَانَ قَاضِيَهُ بِالْكُوفَةِ
Muhammed bin Yusuf bize, Süfyan, Amaş'tan, İbrahim'den, Esved bin Yezid'den rivayetle şöyle dedi: İbnü'z-Zübeyr, kız kardeş babadan, anne de kızdan miras alır, ta ki Esved ona Muaz bin Cebel'in yarısını kıza, yarısını da kız kardeşe tahsis ettiğini söyleyinceye kadar." Dedi ki: Sen Abdullah bin Utbe'ye elçimsin, bunu ona anlat. Kûfe'de onun hakimiydi.
29
Sunen ed-Darimi # 21/2788
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ ، قَالَ : سَأَلْتُ ابْنَ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ رَجُلٍ تَرَكَ بِنْتًا وَأُخْتًا؟ فَقَالَ : " لِابْنَتِهِ النِّصْف، وَلأُخْتِهِ مَا بَقِيَ " قَالَ : وَقَالَ : أَخْبَرَنِي أَبِي ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدٍ : أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ كَانَ" يَجْعَلُ الْأَخَوَاتِ مَعَ الْبَنَاتِ عَصَبَةً، لَا يَجْعَلُ لَهُنَّ إِلَّا مَا بَقِيَ "
Bişr ibn Ömer bize şöyle dedi: İbn Ebu'z-Zinad'a, arkasında bir kız ve bir kız kardeş bırakan bir adam hakkında sordum. Şöyle dedi: "Yarısı kızına, geri kalanı da kız kardeşine." Dedi ki: Ve dedi ki: Babam bana, Kharijah ibn Zeyd'den rivayetle şöyle dedi: Zeyd ibn Sabit, "Kız kardeşler ve kızları bir grup haline getirirdi ve sadece "Ne kaldı"
30
Sunen ed-Darimi # 21/2789
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، وَالْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ : فِي زَوْجٍ، وَأُمٍّ، وَإِخْوَةٍ لِأَبٍ وَأُم، وَإِخْوَةٍ لِأُمٍّ، قَالَ :كَانَ عُمَر ، وَعَبْدُ اللَّه ، ِوَزَيْدٌ يُشَرِّكُونَ، وَقَالَ عُمَرُ : " لَمْ يَزِدْهُمْ الْأَبُ إِلَّا قُرْبًا "
Muhammed ibn Yusuf bize, Süfyan Mansur'dan ve Amaş'tan da İbrahim'den rivayet etti: Bir koca, bir anne ve bir babadan ve bir anneden olan kardeşler hakkında. Ve anne kardeşler. Dedi ki: Ömer, Abdullah ve Zeyd ortaktı ve Ömer şöyle dedi: "Babası sadece onların yakınlığını artırdı."
31
Sunen ed-Darimi # 21/2790
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ الْحَارِثِ ، عَنْ عَلِيٍّ : أَنَّهُ كَانَ" لَا يُشَرِّكُ "
Muhammed bize anlattı, Süfyan bize Ebu İshak'tan, El-Hâris'ten, Ali'den rivayet etti: O, "müşrik değildi."
32
Sunen ed-Darimi # 21/2791
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ :أَنَّ عُثْمَانَ كَانَ يُشَرِّك، وَعَلِيٌّ كَانَ لا يُشَرِّكُ "
Muhammed bize, Süfyan, Süleyman et-Teymi'den, Ebu Mecliz'den rivayetle şöyle dedi: Osman'ın başkalarıyla ortak koştuğunu, Ali'nin ise başkalarıyla ortak koşmadığını.
33
Sunen ed-Darimi # 21/2792
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ ابْنِ ذَكْوَانَ : " أَنَّ زَيْدًا كَانَيُشَرِّكُ "
Muhammed bize anlattı, Süfyan bize İbn Zekvan'dan rivayet etti: "Gerçekten Zeyd başkalarını başkalarıyla ortak koşardı."
34
Sunen ed-Darimi # 21/2793
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ ، عَنْ شُرَيْح : " أَنَّهُ كَانَيُشَرِّكُ
Muhammed bize anlattı, Süfyan bize Abdülmelik ibn Umeyr'den, Şureyh'den rivayet etti: "O, şirk koşardı.
35
Sunen ed-Darimi # 21/2794
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ ، عَنْ الْحَجَّاجِ ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ الْمُغِيرَةِ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ فَيْرُوزَ ، عَنْ أَبِيه : أَنَّ عُمَرَ قَالَ فِي الْمُشَرَّكَة :" لَمْ يَزِدْهُمْ الْأَبُ إِلَّا قُرْبًا
Muhammed ibn el-Salt bize, Ebu Şihab, Haccac'tan, Abdülmelik ibn el-Muğire'den, Sa'id ibn Fayrouz'dan, babasından rivayetle şöyle anlattı: Ömer, paylaşım hakkında şunları söyledi: "Baba sadece onların yakınlığını artırdı."
36
Sunen ed-Darimi # 21/2795
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ الْحَارِثِ الْأَعْوَرِ ، قَالَ : أُتِيَ عَبْدُ اللَّهِ فِي فَرِيضَةِ بَنِي عَمٍّ، أَحَدُهُمْ أَخٌ لِأُمٍّ، فَقَالَ : الْمَالُ أَجْمَعُ لِأَخِيهِ لِأُمِّه، فَأَنْزَلَهُ بِحِسَابِ، أَوْ بِمَنْزِلَةِ الْأَخِ مِنْ الْأَبِ وَالْأُمِّ، فَلَمَّا قَدِمَ عَلِيٌّ ، سَأَلْتُهُ عَنْهَا، وَأَخْبَرْتُهُ بِقَوْلِ عَبْدِ اللَّهِ، فَقَالَ : " يَرْحَمُهُ اللَّهُ، إِنْ كَانَ لَفَقِيهًا، أَمَّا أَنَافَلَمْ أَكُنْ لِأَزِيدَهُ عَلَى مَا فَرَضَ اللَّهُ لَهُ : سَهْمٌ السُّدُسُ، ثُمَّ يُقَاسِمُهُمْ كَرَجُلٍ مِنْهُمْ "
Ebu Nuaym bize anlattı, Zuhair bize Ebu İshak'tan, El-Hâris el-A'vâr'dan rivayet ederek şöyle dedi: Abdullah, biri anne kardeşi olan amcalarının oğullarının görevine getirildi, o da şöyle dedi: Mal, anne kardeşi için daha fazladır, bu yüzden onu hesaba kattı veya anne ve babadan bir kardeş konumuna koydu, böylece Ali geldiğinde, Bunu kendisine sordum, Abdullah'ın söylediklerini anlattım, o da şöyle dedi: "Eğer hukukçu ise Allah ona rahmet etsin, ama onun dayattığı şeye ben bir şey katmazdım." Allah onundur; altıncı hissesi vardır, sonra onu onlardan biri olarak onlara böler.”
37
Sunen ed-Darimi # 21/2796
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ الْحَارِثِ ، عَنْ عَلِي : أَنَّهُ أُتِيَ فِي ابْنَيْ عَمٍّ أَحَدُهُمَا أَخٌ لِأُمٍّ، فَقِيلَ لِعَلِيٍّ : إِنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ كَانَ يُعْطِيهِ الْمَالَ كُلَّهُ، فَقَالَ عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ : إِنْ كَانَ لَفَقِيهًا، وَلَوْ كُنْتُ أَنَا" أَعْطَيْتُهُ السُّدُسَ، وَمَا بَقِيَ كَانَ بَيْنَهُمْ "
Muhammed ibn Yusuf bize anlattı, Süfyan bize Ebu İshak'tan, El-Hâris'ten, Ali'den rivayet etti: Biri anne kardeşi olan iki kuzenden söz edilmişti. Ali'ye denildi ki: İbni Mesud ona bütün parayı verirdi, bunun üzerine Ali (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Eğer o bir hukukçu olsaydı, ben de öyle olsaydım. Ona altıda birini verdim, geriye kalan aralarında kaldı.”
38
Sunen ed-Darimi # 21/2797
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ الْأَوْدِيِّ ، عَنْ هُزَيْلِ بْنِ شُرَحْبِيلَ ، قَالَ : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى أَبِي مُوسَى الْأَشْعَرِيِّ، وَإِلَى سَلْمَانَ بْنِ رَبِيعَةَ فَسَأَلَهُمَا عَنْ بِنْتٍ، وَبِنْتِ ابْنٍ، وَأُخْتٍ لِأُمٍّ وَأَبٍ، فَقَالَا : لِلِابْنَةِ النِّصْفُ، وَمَا بَقِيَ فَلِلْأُخْتِ، وَأْتِ ابْنَ مَسْعُودٍ فَإِنَّهُ سَيُتَابِعُنَا، فَجَاءَ الرَّجُلُ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ ، فَسَأَلَهُ عَنْ ذَلِكَ، فَقَالَ : لَقَدْ ضَلَلْتُ إِذًا، وَمَا أَنَا مِنْ الْمُهْتَدِينَ، وَإِنِّي أَقْضِي بِمَا " قَضَى بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :لِلِابْنَةِ النِّصْفُ، وَلِابْنَةِ الِابْنِ السُّدُسُ، وَمَا بَقِيَ فَلِلْأُخْتِ "
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, Süfyan es-Sevri bize Ebu Kays el-Evdi'den, Huzeil bin Şurahbil'den rivayet etti: Bir adam babam Musa el-Eş'ari ve Selman bin Rabi'ah'a geldi, onlara bir kız çocuğu, bir erkek çocuğunun kızı ve bir anne ve babanın kız kardeşi hakkında sorular sordu ve onlar şöyle dedi: Yarısı kıza, hangi kıza verilir? Geriye kalan kız kardeşe kaldı ve İbni Mesut'u da getirin, çünkü o bizi takip edecektir. Adam Abdullah'a gelip bu durumu sordu ve o da şöyle dedi: Sonra ben saptım. Ve ben hidâyete erenlerden değilim ve ben Resûlullah (s.a.v)'in (Allah ona salat ve selam versin) hükmettiği şekilde hükmediyorum: Yarısı kız için, yarısı da oğlunun kızı için. Altıda biri, kalan kısım kız kardeşe gidiyor.”
39
Sunen ed-Darimi # 21/2798
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ مُسْلِمٍ ، عَنْ مَسْرُوقٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ : أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ فِي أَخَوَاتٍ لِأَبٍ وَأُمٍّ، وَإِخْوَةٍ وَأَخَوَاتٍ لِأَبٍ : قَالَ :" لِلْأَخَوَاتِ لِلْأَبِ وَالْأُمِّ الثُّلُثَانِ، وَمَا بَقِيَ فَلِلذُّكُورِ دُونَ الْإِنَاثِ "، فَقَدِمَ مَسْرُوقٌ الْمَدِينَةَ ، فَسَمِعَ قَوْلَ زَيْدٍ فِيهَا فَأَعْجَبَهُ، فَقَالَ لَهُ بَعْضُ أَصْحَابِهِ : أَتَتْرُكُ قَوْلَ عَبْدِ اللَّهِ؟ قَالَ : إِنِّي أَتَيْتُ الْمَدِينَةَ فَوَجَدْتُ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ مِنْ الرَّاسِخِينَ فِي الْعِلْمِ.
قَالَ أَحْمَدُ : فَقُلْتُ لِأَبِي شِهَاب : وَكَيْفَ قَالَ زَيْدٌ فِيهَا؟ قَالَ : شَرَّكَ بَيْنَهُمْ
قَالَ أَحْمَدُ : فَقُلْتُ لِأَبِي شِهَاب : وَكَيْفَ قَالَ زَيْدٌ فِيهَا؟ قَالَ : شَرَّكَ بَيْنَهُمْ
Ahmed bin Abdullah bize, Ebu Şihab'ın El-Amaş'tan, Müslim'den, Mesruk'tan, Abdullah'tan rivayet ettiğini anlattı: Baba ve anne tarafından kız kardeşler ve baba tarafından erkek ve kız kardeşler hakkında şöyle diyor: "Baba ve anne tarafından kız kardeşler için üçte iki, geriye kalan ise "Kadın" olmayan erkekler içindir, dedi. Şehir yağmalandı ve Zeyd'in bu konudaki sözlerini duydu ve ondan etkilendi. Ashabından bazıları ona şöyle dediler: Abdullah'ın sözünü terk mi ediyorsun? Dedi ki: Medine'ye geldim ve Zeyd bin Sabit'i ilimde köklü olanlardan biri olarak buldum. Ahmed şöyle dedi: Ben de Ebu Şihab'a dedim ki: Zeyd bu konuda ne dedi? Şöyle dedi: Aralarında şirk yarattı.
40
Sunen ed-Darimi # 21/2799
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الْمُغِيرَةِ ، عَنْ عِيسَى بْنِ يُونُسَ ، عَنْ إِسْمَاعِيل ، قَالَ : ذَكَرْنَا عِنْدَ حَكِيمِ بْنِ جَابِر : أَنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ قَالَ فِي أَخَوَاتٍ لِأَبٍ وَأُمٍّ وَإِخْوَةٍ وَأَخَوَاتٍ لِأَبٍ : أَنَّهُ كَانَ يُعْطِي لِلْأَخَوَاتِ مِنْ الْأَبِ وَالْأُمِّ الثُّلُثَيْنِ، وَمَا بَقِيَ فَلِلذُّكُورِ دُونَ الْإِنَاثِ، فَقَالَ حَكِيمٌ : قَالَ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ :" هَذَا مِنْ عَمَلِ الْجَاهِلِيَّةِ أَنْ يَرِثَ الرِّجَالُ دُونَ النِّسَاءِ إِنَّ إِخْوَتَهُنَّ قَدْ رُدُّوا عَلَيْهِنَّ "
Saeed bin Al-Muğirah bize, İssa bin Yunus'tan, İsmail'den rivayetle şöyle dedi: Hakim bin Cabir ile zikrettik: İbni Mesud, dede ve kız kardeşler, baba ve kız kardeşler kitabında şöyle demiştir: üçte ikisini baba ve anne kız kardeşlerine verirdi, geri kalanı erkeklere verirdi. Yaz Kadınlar, bu yüzden bir bilge dedi ki: Zeyd bin Sabit dedi ki: "Bu, İslam öncesi dönemin uygulamasıdır; erkek kardeşleri onlardan reddedildiği için kadınlardan ziyade mirasçıdırlar."
41
Sunen ed-Darimi # 21/2800
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ مَعْبَدِ بْنِ خَالِدٍ ، عَنْ مَسْرُوقٍ ، عَنْ عَائِشَةَ : " أَنَّهَا كَانَتْتُشَرِّكُ بَيْنَ ابْنَتَيْنِ وَابْنَةِ ابْن، وَابْنِ ابْن : تُعْطِي الِابْنَتَيْنِ الثُّلُثَيْنِ، وَمَا بَقِيَ فَشَرِيكُهُمْ
Muhammed ibn Yusuf bize, Süfyan bize Ma'bed ibn Halid'den, Mesruk'tan, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: "İki kız arasında paylaştırıldı." Ve bir oğlunun kızı ve bir oğlunun oğlu; iki kıza üçte ikisini verirsin, geri kalan da ortaklarına gider.
42
Sunen ed-Darimi # 21/2801
وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ لَا يُشَرِّكُ، يُعْطِي الذُّكُورَ دُونَ الْإِنَاثِ، وَقَالَ :" الْأَخَوَاتُ بِمَنْزِلَةِ الْبَنَاتِ "
Abdullah şirk koşmamış, erkekleri vermiş, kadınları vermemiş ve şöyle buyurmuştur: "Kız kardeşler kızlarla aynı durumdadır."
43
Sunen ed-Darimi # 21/2802
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي سَهْلٍ ، عَنْ الشَّعْبِيِّ : أَنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ كَانَ يَقُولُ فِي بِنْتٍ وَبَنَاتِ ابْنٍ، وَابْنِ ابْنٍ :" إِنْ كَانَتِ الْمُقَاسَمَةُ بَيْنَهُمْ أَقَلَّ مِنْ السُّدُسِ، أَعْطَاهُمْ السُّدُسَ، وَإِنْ كَانَ أَكْثَرَ مِنَ السُّدُس، ِأَعْطَاهُمُ السُّدُسَ "
Muhammed bin Yusuf bize, Süfyan'ın Ebu Sehl'den, El-Şa'bi'den rivayet ettiğine göre, İbn Mesud'un bir kız ve bir oğlun kızları ile bir oğul hakkında şöyle dediğini anlattı: "Eğer aralarındaki pay altıda birinden azsa onlara altıda birini verirdi, altıda birden fazlaysa onlara altıda birini verirdi."
44
Sunen ed-Darimi # 21/2803
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ مَسْرُوقٍ : أَنَّهُ كَانَ يُشَرِّكُ فَقَالَ لَهُ عَلْقَمَةُ : هَلْ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَثْبَتُ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ؟ فَقَالَ : لَا، وَلَكِنِّي رَأَيْتُ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ ، وَأَهْلَ الْمَدِينَةِ" يُشَرِّكُونَ فِي ابْنَتَيْنِ وَبِنْتِ ابْن، ٍوَابْنِ ابْن، وَأُخْتَيْنِ "
Muhammed bize anlattı, Süfyan bize A'meş'ten, İbrahim'den, Mesruk'tan rivayet etti: O, müşriklere ortak koşardı, Alkame de ona şöyle dedi: Aralarında Abdullah'tan daha sabreden var mı? Dedi ki: Hayır, ama Zeyd bin Sabit ile Medine halkının biri İbn'in kızı ve bir oğlu olmak üzere iki kızını paylaştığını gördüm. Bir oğlu ve iki kız kardeşi.”
45
Sunen ed-Darimi # 21/2804
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ ، عَنْ شُرَيْحٍ : " فِي امْرَأَةٍ تَرَكَتْ زَوْجَهَا، وَأُمَّهَا، وَأُخْتَهَا لِأَبِيهَا وَأُمِّهَا، وَأُخْتَهَا لِأَبِيهَا، وَإِخْوَتَهَا لِأُمِّهَا،جَعَلَهَا مِنْ سِتَّةٍ، ثُمَّ رَفَعَهَا فَبَلَغَتْ عَشْرَةً، لِلزَّوْجِ النِّصْفُ ثَلَاثَةُ أَسْهُمٍ، وَلِلْأُخْتِ مِنْ الْأَبِ وَالْأُمِّ النِّصْفُ ثَلَاثَةُ أَسْهُمٍ، وَلِلْأُمِّ السُّدُسُ سَهْمٌ، وَلِلْإِخْوَةِ مِنْ الْأُمِّ الثُّلُثُ سَهْمَانِ، وَلِلْأُخْتِ مِنْ الْأَبِ سَهْمٌ تَكْمِلَةُ الثُّلُثَيْنِ "
Muhammed ibn Yusuf bize anlattı, Süfyan bize Hişam'dan, Muhammed ibn Sirin'den, Şureyh'den rivayet etti: "Kocasını, annesini, babasından kız kardeşini, babasından kız kardeşini ve annesinden kardeşlerini bırakan bir kadın hakkında. Onları altı yaptı, sonra onları kocası için on'a kadar büyüttü. Yarısı üç hissedir, yarısını babadan ve anneden olan kız kardeş alır, üç hisse, anne altıncı hisseyi, anneden gelen erkek kardeşler ise üçte birini alır. İki hisse, babanın kız kardeşi bir hisse alır, üçte ikisini tamamlar.”
46
Sunen ed-Darimi # 21/2805
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُسْهِرٍ ، عَنْ أَشْعَثَ ، عَنْ الشَّعْبِيِّ : أَنَّ عَلِيًّا ، وَزَيْدًا كَانَا" لَا يَحْجُبَانِ بِالْكُفَّار، وَلا بِالْمَمْلُوكِينَ، وَلَا يُوَرِّثَانِهِمْ شَيْئًا "
Muhammed ibn Uyaynah, Ali ibn Müşer'den, Ash'ath'tan, Eş-Şu'bi'den rivayetle bize şöyle dedi: Ali ve Zeyd "kendilerini ne kafirlere ne de kölelere karşı perdelemediler ve onları miras olarak bırakmadılar."
47
Sunen ed-Darimi # 21/2806
وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ " يَحْجُبُ بِالْكُفَّارِ وَبِالْمَمْلُوكِينَ، وَلَا يُوَرِّثُهُمْ "
Abdullah "kafirlerle ve krallıklarla ilgileniyordu ve onları miras olarak bırakmadı."
48
Sunen ed-Darimi # 21/2807
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ الْحَكَمِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ : أَنَّ عَلِيًّا ، وَزَيْدًا ، قَالَا :" الْمَمْلُوكُونَ، وَأَهْلُ الْكِتَابِ لا يَحْجُبُونَ وَلا يَرِثُونَ
Süleyman bin Harb bize, Şu'be'nin El-Hakem'den, İbrahim'den rivayetle anlattığına göre Ali ve Zeyd şöyle demiştir: "Köleler ve Ehl-i Kitap ne esirgenir, ne de mirasa konu olur.
49
Sunen ed-Darimi # 21/2808
وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ :" يَحْجُبُونَ وَلَا يَرِثُونَ "
Abdullah, “Onlar engelleniyor ve miras alamıyorlar” dedi.
50
Sunen ed-Darimi # 21/2809
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى ، عَنْ سَعِيدٍ : أَنَّ عُمَرَ " كَانَكَتَبَ مِيرَاثَ الْجَدِّ، حَتَّى إِذَا طُعِنَ دَعَا بِهِ فَمَحَاهُ، ثُمّ قَالَ : سَتَرَوْنَ رَأْيَكُمْ فِيهِ "
Yahya'nın bize Said'den rivayet ettiğine göre Yezid bin Harun bize şöyle dedi: Ömer "dedenin mirasını yazardı, ta ki bıçaklanıncaya kadar, onu çağırıp sildi, sonra şöyle dedi: Bu konuda ne düşündüğünü göreceksin.