Bölüm 11
Bölümlere Dön
01
Sunen ed-Darimi # 11/2099
أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ ، عَنْ ابْنِ جُرَيْج ، عَنْ أَبِي الْمُغَلِّسِ ، عَنْ أَبِي نَجِيحٍ ، قَال : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنْ قَدَرَ عَلَى أًنّ يَنْكِح، فَلَمْ يَنْكِحْ، فَلَيْسَ مِنَّا "
Ebu Asım bize, İbn Cüreyc'den, Ebu el-Muğalis'ten, Ebu Necih'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kim evlenmezse, o bizden değildir."
02
Sunen ed-Darimi # 11/2100
أَخْبَرَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنْ عُمَارَة ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ ، قَال : قَالَ عَبْدُ اللَّه : كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَبَابًا لَيْسَ لَنَا شَيْءٌ، فَقَال : " يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِمَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَة ، فَلْيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ، فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ فَإِنَّ الصَّوْمَ لَهُ وِجَاءٌ "
Ya'la bize anlattı, El-A'meş bize Amara'dan, Abdul Rahman bin Yezid'den rivayetle şöyle dedi: Abdullah şöyle dedi: Biz Rasulullah'ın yanındaydık, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun, bizim için hiçbir şeyi olmayan gençleri selamladı ve şöyle dedi: "Ey gençler, içinizden kim iyilik yapmaya gücü yetiyorsa onu evlendirin, çünkü bu bakışı azaltır." Rahatlığını koruyun, buna da gücü yetmeyen oruç tutsun, zira oruç onun için bir sevaptır.”
03
Sunen ed-Darimi # 11/2101
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ عَلْقَمَة ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : لَقِيَهُ عُثْمَانُ وَأَنَا مَعَهُ، فَقَالَ لَهُ : يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَلْ لَكَ فِي جَارِيَةٍ بِكْرٍ تُذَكِّرُك؟، فَقَالَ : قُلْتَ : ذَاكَ فَقَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ : " يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِمَنْ كَانَ يَسْتَطِيعُ مِنْكُمْ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَلْيَصُمْ فَإِنَّ الصَّوْمَ لَهُ وِجَاءٌ "
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, Süfyan bize El-A'meş'ten, İbrahim'den, Alkame'den, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: Osman onunla tanıştı ve ben de onunla birlikteydim, o da ona şöyle dedi: Ey Ebu Abdurrahman, sana hatırlatan bakire bir hizmetçin var mı? Dedi ki: Ben dedim ki: Çünkü Allah Resulü'nü (Allah ona salat ve selam versin) işittim. Tanrı Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun, buyurdu ki: "Ey gençler, içinizden kim buna gücü yetiyorsa, onu evlendirin, çünkü bu, kişinin bakışını indirir ve iffetini korur." Kim de buna gücü yetmezse oruç tutsun, zira oruç onun için bir sevaptır.”
04
Sunen ed-Darimi # 11/2102
أَخْبَرَنَا أَبُو الْيَمَانِ ، أَنْبَأَنَا شُعَيْبٌ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيِّبِ ، أَنَّهُ سَمِعَ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ ، يَقُولُ :" لَقَدْ رَدَّ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى عُثْمَانَ، وَلَوْ أَجَازَ لَهُ التَّبَتُّلَ، لَاخْتَصَيْنَا "
Ebu'l-Yaman bize, Şuayb'ın, Ez-Zühri'den rivayet ettiğine göre, Saeed bin El-Müseyyeb bana, Saad bin Ebu Vakkas'ın şöyle dediğini duyduğunu söyledi: "Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Osman'a karşı buna cevap verdi ve eğer onun bekar bir kişi olmasına izin vermiş olsaydı, biz tecrit edilmiş olurduk."
05
Sunen ed-Darimi # 11/2103
أَخْبَرَنَا إِسْحَاق ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ ، حَدَّثَنَا الْأَشْعَثُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ : "نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ التَّبَتُّلِ "
İshak bize anlattı, Hammad bin Masada bize anlattı, Al-Ash'ath bin Abdul-Malik bize el-Hasan'dan, Saad bin Hişam'dan, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: "Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, bekarlığı yasakladı."
06
Sunen ed-Darimi # 11/2104
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الْحِزَامِيُّ ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ ، حَدَّثَنِي ابْنُ إِسْحَاق ، حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ، قَالَ : لَمَّا كَانَ مِنْ أَمْرِ عُثْمَانَ بْنِ مَظْعُونٍ الَّذِي كَانَ مِنْ تَرْكِ النِّسَاءِ، بَعَثَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ : " يَا عُثْمَانُ إِنِّي لَمْ أُومَرْ بِالرَّهْبَانِيَّةِ أَرَغِبْتَ عَنْ سُنَّتِي؟ "، قَالَ : لَا، يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ :" إِنَّ مِنْ سُنَّتِي أَنْ أُصَلِّي، وَأَنَام، وَأَصُومَ، وَأَطْعَمَ، وَأَنْكِحَ، وَأُطَلِّقَ، فَمَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي، فَلَيْسَ مِنِّي يَا عُثْمَانُ، إِنَّ لِأَهْلِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، وَلِنَفْسِكَ عَلَيْكَ حَقًّا ".
قَالَ سَعْدٌ : فَوَاللَّهِ لَقَدْ كَانَ أَجْمَعَ رِجَالٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ عَلَى أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنْ هُوَ أَقَرَّ عُثْمَانَ عَلَى مَا هُوَ عَلَيْهِ أَنْ نَخْتَصِيَ فَنَتَبَتَّلَ
قَالَ سَعْدٌ : فَوَاللَّهِ لَقَدْ كَانَ أَجْمَعَ رِجَالٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ عَلَى أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنْ هُوَ أَقَرَّ عُثْمَانَ عَلَى مَا هُوَ عَلَيْهِ أَنْ نَخْتَصِيَ فَنَتَبَتَّلَ
Muhammed bin Yezid el-Hazami bize anlattı, Yunus bin Bukayr anlattı, İbn İshak bana söyledi, Ez-Zühri bana, Sa'id bin El-Müseyyeb'den rivayetle, Sa'd bin Ebi Vakkas'tan rivayetle şöyle dedi: Kadınları terk eden Osman bin Me'un meselesine gelince, Resûlullah ona gönderdi. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun. Dedi ki: "Ey Osman, ben keşiş olmakla emrolunmadım. Sen benim sünnetimden mi saptın?" "Hayır ey Allah'ın Resulü" dedi. "Şüphesiz bu benim sünnetimdendir" dedi. Namaz kılmak, uyumak, oruç tutmak, yemek yemek, evlenmek ve boşanmak; yani her kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir ey Osman. Ailenin senin üzerinde hakkı vardır, nefsinin de senin üzerinde hakkı vardır.” Saad şöyle dedi: Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah (s.a.v.)'in, Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun, Müslümanlar arasında ittifak vardı ki, Osman, bizim seçilip imtihan edilmemiz konusunda ne yapması gerektiğine razı olduğunu doğruladı.
07
Sunen ed-Darimi # 11/2105
حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ ، أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" تُنْكَحُ النِّسَاءُ لِأَرْبَعٍ : لِلدِّينِ، وَالْجَمَالِ، وَالْمَالِ، وَالْحَسَبِ، فَعَلَيْكَ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاك ".
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُسْهِرٍ ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ ، عَنْ جَابِرٍ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم، بِهَذَا الْحَدِيثِ
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُسْهِرٍ ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ ، عَنْ جَابِرٍ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم، بِهَذَا الْحَدِيثِ
Sadaka bin Fadl bize anlattı, Yahya bin Sa'id, Ubeydullah'tan, Sa'id bin Ebi Sa'id'den, babasından, babam Hureyre'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: "Kadınlar dört nedenden dolayı evlenir: Din, güzellik, zenginlik ve soy için, dolayısıyla aynı dine bağlı kalmalısınız." Elleriniz bereketli olsun.'' Muhammed ibn Uyaynah, Ali ibn Müşer'den, Abdülmelik'ten, Ata' ibn Ebi Rabah'tan, Cabir'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle, Allah ona salat ve selam etsin, bu hadisi bize bildirmiştir.
08
Sunen ed-Darimi # 11/2106
أَخْبَرَنَا قَبِيصَةُ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عَاصِمٍ الْأَحْوَلِ ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِي ، عَنْ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ أَنَّهُ خَطَبَ امْرَأَةً مِنَ الْأَنْصَارِ، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" اذْهَبْ، فَانْظُرْ إِلَيْهَا، فَإِنَّهُ أَجْدَرُ أَنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا "
Bize Kubaisa'nın anlattığına göre Süfyan, Asım el-Ahval'den, Bekr bin Abdullah el-Müzeni'den, el-Muğire bin Şu'be'den rivayetle Ensar'dan bir kadına evlenme teklif etti ve Allah Resulü (s.a.v.) ona şöyle dedi: "Gidin ve ona bakın, çünkü o nişanlanmaya daha layık." "aranızda"
09
Sunen ed-Darimi # 11/2107
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ الْعَبْدِيُّ الْبَصْرِيُّ ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ يُونُسَ ، قَالَ : سَمِعْتُ الْحَسَنَ ، يَقُولُ : قَدِمَ عَقِيلُ بْنُ أَبِي طَالِبٍ الْبَصْرَةَ ، فَتَزَوَّجَ امْرَأَةً مِنْ بَنِي جُشَمٍ، فَقَالُوا لَهُ : بِالرِّفَاءِ وَالْبَنِينَ، فَقَالَ : لَا تَقُولُوا ذَلِكَ، إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَانَا عَنْ ذَلِكَ، وَأَمَرَنَا أَنْ نَقُولَ :" بَارَكَ اللهُ لَكَ، وَبَارَكَ عَلَيْكَ "
Muhammed ibn Kesir el-Abdi el-Basri bize haber verdi, Süfyan bize Yunus'tan haber verdi, o şöyle dedi: El-Hasan'ın şöyle dediğini duydum: Akil ibn Ubai geldi. Basra'yı aradı ve Banu Ceşm'den bir kadınla evlendi. Ona şunu söylediler: Refah ve çocuklarla. Dedi ki: Sakın Allah'ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle dediğini söylemeyin: Allah (s.a.v.) bizi bundan men etmiş ve şöyle dememizi emretmiştir: "Allah seni bereketlesin ve bereketlendirsin."
10
Sunen ed-Darimi # 11/2108
حَدَّثَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ ، عَنْ سُهَيْلٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ كَانَ إِذَا رَفَّأَ لِإِنْسَانٍ، قَالَ :" بَارَكَ اللَّهُ لَكَ، وَبَارَكَ عَلَيْكَ، وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فِي خَيْرٍ "
Nu'aym bin Hammad bize Abdülaziz'in Süheyl'den, babasından, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayet ettiğine göre, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, ne zaman birine şefkat duysa şöyle derdi: "Allah sizi bereketlesin, Allah sizi bereketlesin ve sizi hayırda buluştursun."
11
Sunen ed-Darimi # 11/2109
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " أَنَّهُنَهَى عَنْ أَنْ يَخْطُبَ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ "
Ebu'l-Velid et-Tayalisi bize şunu anlattı, Şu'be bize Süheyl bin Ebî Salih'ten, babasından, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayet etti. Allah ondan razı olsun ve huzur versin: “Bir adamın, kardeşine evlenme teklif etmesini yasakladı.”
12
Sunen ed-Darimi # 11/2110
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ ، قَالَ : حَدَّثَنِي نَافِعٌ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَا يَخْطُبْ أَحَدُكُمْ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ وَلَا يَبِيعُ عَلَى بَيْعِ أَخِيهِ حَتَّى يَأْذَنَ لَهُ "
Abdullah bin Said bize Ukbe bin Halid'in Ubeydullah'tan rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: Nafi' bana İbn Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun şöyle dedi: "Hiçbiriniz kardeşine teklif ettiği gibi evlenme teklif etmesin ve izin vermedikçe kardeşi gibi satış yapmasın."
13
Sunen ed-Darimi # 11/2111
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ : أَنَّهَا حَدَّثَتْهُ وَكَتَبَهُ مِنْهَا كِتَابًا أَنَّهَا كَانَتْ تَحْتَ رَجُلٍ مِنْ قُرَيْشٍ، مِنْ بَنِي مَخْزُومٍ، فَطَلَّقَهَا الْبَتَّةَ، فَأَرْسَلَتْ إِلَى أَهْلِهِ تَبْتَغِي مِنْهُمُ النَّفَقَةَ، فَقَالُوا : لَيْسَ لَكِ نَفَقَةٌ، فَبَلَغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ :" لَيْسَ لَكِ نَفَقَةٌ، وَعَلَيْكِ الْعِدَّةُ، وَانْتَقِلِي إِلَى بَيْتِ أُمِّ شَرِيكٍ ، وَلَا تُفَوِّتِينَا بِنَفْسِكِ "، ثُمَّ قَالَ : " إِنَّ أُمَّ شَرِيكٍ امْرَأَةٌ يَدْخُلُ إِلَيْهَا إِخْوَانُهَا مِنَ الْمُهَاجِرِينَ، وَلَكِنِ انْتَقِلِي إِلَى بَيْتِ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ فَإِنَّهُ رَجُلٌ أَعْمَى، إِنْ وَضَعْتِ ثِيَابَكِ لَمْ يَرَ شَيْئًا وَلَا تُفَوِّتِينَا بِنَفْسِكِ "، فَانْطَلَقَتْ إِلَى بَيْتِ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ فَلَمَّا حَلَّتْ، ذَكَرَتْ أَنَّ مُعَاوِيَةَ، وَأَبَا جَهْمٍ خَطَبَاهَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " أَمَّا مُعَاوِيَةُ، فَرَجُلٌ لَا مَالَ لَهُ، وَأَمَّا أَبُو جَهْمٍ، فَلَا يَضَعُ عَصَاهُ عَنْ عَاتِقِهِ، فَأَيْنَ أَنْتِ مِنْ أُسَامَةَ؟ " فَكَأَنَّ أَهْلَهَا كَرِهُوا ذَلِكَ، فَقَالَتْ : وَاللَّهِ لَا أَنْكِحُ إِلَّا الَّذِي قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَنَكَحَتْ أُسَامَةَ.
قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو : قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ : يَا فَاطِمَةُ ، اتَّقِي اللَّهَ، فَقَدْ عَلِمْتِ فِي أَيِّ شَيْءٍ كَانَ هَذَا، قَالَ : وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ : قَالَ اللَّهُ تَعَالَى : # يَأَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ لا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلا يَخْرُجْنَ إِلا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ سورة الطلاق آية 1 # وَالْفَاحِشَةُ أَنْ تَبْذُوَ عَلَى أَهْلِهَا، فَإِذَا فَعَلَتْ ذَلِكَ، فَقَدْ حَلَّ لَهُمْ أَنْ يُخْرِجُوهَا
قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو : قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ : يَا فَاطِمَةُ ، اتَّقِي اللَّهَ، فَقَدْ عَلِمْتِ فِي أَيِّ شَيْءٍ كَانَ هَذَا، قَالَ : وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ : قَالَ اللَّهُ تَعَالَى : # يَأَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ لا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلا يَخْرُجْنَ إِلا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ سورة الطلاق آية 1 # وَالْفَاحِشَةُ أَنْ تَبْذُوَ عَلَى أَهْلِهَا، فَإِذَا فَعَلَتْ ذَلِكَ، فَقَدْ حَلَّ لَهُمْ أَنْ يُخْرِجُوهَا
Yezid bin Harun bize haber verdi, Muhammed bin Amr, Ebu Seleme'den, Fatıma bint Kays'tan rivayet etti ki, bunu ona rivayet etti ve o da bunu yazdı. Bunların arasında onun Kureyş'ten Banu Mahzumlu bir adamla evli olduğunu ve adamın ondan açıkça boşandığını, bunun üzerine ailesine haber göndererek onlardan destek istediğini bildiren bir mektup vardı. Dediler ki: Nafaka hakkınız yok. Bu, Resûlullah'a (s.a.v.) ulaştı ve şöyle dedi: Senin nafaka hakkın yok, hazırlık yapıp annemin evine gitmelisin. Ortak olun ve bizi kendinizle birlikte götürmeyin.” Sonra şöyle dedi: “Partnerin annesi, muhacirlerden kardeşleri kendisine gelen kadındır. Fakat İbn Ümmü Mektum'un evine gidin, çünkü o kör bir adamdır. Eğer elbiseni giyersen hiçbir şey görmez ve bizi tek başına bırakma.” Bunun üzerine İbn Ümmü Mektum'un evine gitti. Oraya vardığında Muaviye ve Ebu Cehm'in kendisine evlenme teklif ettiğini bildirdi, bunun üzerine Allah'ın Elçisi (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) şöyle dedi: Şöyle dedi: "Muaviye parası olmayan bir adam, Ebu Cehm ise asayı omuzlarında taşımıyor, peki sen Usame konusunda nerede duruyorsun?" Sanki ailesi bundan hoşlanmamış gibiydi ve şöyle dedi: Vallahi ben, Resûlullah (s.a.v.)'in söylediği dışında kimseyle evlenmeyeceğim, Allah ona salat ve selam versin, böylece Usame ile evlendi. Muhammed bin dedi Amr: Muhammed bin İbrahim şöyle dedi: Ey Fatıma, Allah'tan kork, çünkü bunun neyle ilgili olduğunu biliyorsun. Şöyle dedi: İbni Abbas da şöyle dedi: Allah şöyle dedi. Allah Teâlâ: # Ey Peygamber, kadınları boşayacağın zaman, onları bekleme süreleri dolduktan sonra boşa, bekleme süresini de say ve Rabbin olan Allah'tan sakın. Onları sınır dışı etmeyin. Açık bir hayasızlık yapmadıkça evlerinden çıkmayın. Talak Suresi, 1. Ayet #Ve çirkinlik, ailesine karşı hayasızlık yapmasıdır. Eğer bunu yaparsa, onu çıkarmaları caiz oldu.
14
Sunen ed-Darimi # 11/2112
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ يَعْنِي ابْنَ أَبِي هِنْدٍ ، حَدَّثَنَا عَامِرٌ ، حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ : " أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَنَهَى أَنْ تُنْكَحَ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا، وَالْعَمَّةُ عَلَى ابْنَةِ أَخِيهَا، أَوْ الْمَرْأَةُ عَلَى خَالَتِهَا، أَوْ الْخَالَةُ عَلَى بِنْتِ أُخْتِهَا، وَلَا تُنْكَحُ الصُّغْرَى عَلَى الْكُبْرَى، وَلَا الْكُبْرَى عَلَى الصُّغْرَى "
Yezid bin Harun bize, Dâvûd dedi, yani İbn Ebî Hind dedi, Amer bize anlattı, Ebu Hureyre şöyle dedi: "Resûlullah, Allah ona salat ve selam versin, O ve O, kadının halasıyla, teyzesinin erkek kardeşinin kızıyla veya bir kadının halası ile veya teyzesinin erkek kardeşinin kızıyla evlenmesini caiz kılmıştır. Kız kardeşinin kızı ve küçüğü büyüğüyle, büyüğü de küçüğüyle evlenemez.”
15
Sunen ed-Darimi # 11/2113
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ الْأَعْرَجِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ : " أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَنَهَى أَنْ يُجْمَعَ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا وَالْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا "
Ubeydullah ibn Abdul Majid bize anlattı, Malik bize Ebu'z-Zinad'dan, el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den rivayet etti: "Resûlullah, Allah ona salat ve selam versin, ona bir kadın ile halası ile bir kadın ile halasının bir araya getirilmesine izin ver."
16
Sunen ed-Darimi # 11/2114
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ نَافِع ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : "نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الشِّغَارِ ".
قَالَ مَالِكٌ : وَالشِّغَارُ : أَنْ يُزَوِّجَ الرَّجُلُ الْآخَرَ ابْنَتَهُ، عَلَى أَنْ يُزَوِّجَهُ الْآخَرُ ابْنَتَهُ بِغَيْرِ صَدَاقٍ، قِيلَ لِأَبِي مُحَمَّدٍ : تَرَى بَيْنَهُمَا نِكَاحًا؟.
قَالَ : لَا يُعْجِبُنِي
قَالَ مَالِكٌ : وَالشِّغَارُ : أَنْ يُزَوِّجَ الرَّجُلُ الْآخَرَ ابْنَتَهُ، عَلَى أَنْ يُزَوِّجَهُ الْآخَرُ ابْنَتَهُ بِغَيْرِ صَدَاقٍ، قِيلَ لِأَبِي مُحَمَّدٍ : تَرَى بَيْنَهُمَا نِكَاحًا؟.
قَالَ : لَا يُعْجِبُنِي
Halid ibn Muhlid bize Malik'in Nafi'den, İbn Ömer'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Allah'ın Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, el-Şugar'ı yasakladı." Malik dedi ki: Şugar: Bir erkeğin kızını başka bir adamla evlendirmesi, ancak diğer adamın kızını mehirsiz olarak kendisiyle evlendirmesi şartıyla. Ebu Muhammed'e şöyle denildi: Sizce mi? Aralarında bir evlilik var mı? Dedi ki: hoşuma gitmedi
17
Sunen ed-Darimi # 11/2115
أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عُمَرَ بْنِ كَيْسَانَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ وَهْبِ بْنِ أَبِي مُغِيثٍ ، حَدَّثَتْنِي أَسْمَاءُ بِنْتُ أَبِي بَكْرٍ ، عَنْ عَائِشَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" أَنْكِحُوا الصَّالِحِينَ وَالصَّالِحَاتِ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : وَسَقَطَ عَلَيَّ مِنَ الْحَدِيثِ " فَمَا تَبِعَهُمْ بَعْدُ فَحَسَنٌ "
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : وَسَقَطَ عَلَيَّ مِنَ الْحَدِيثِ " فَمَا تَبِعَهُمْ بَعْدُ فَحَسَنٌ "
Ebu Asım bize İbrahim bin Ömer bin Kaysan'dan, babasından, Vehb bin Ebi Muğis'ten, babamın kızı Esmaa'dan, bana Bekir'den, Aişe'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: "Salih erkekleri ve salih kadınları evlendirin." Ebu Muhammed dedi ki: Ve bazı insanlar üzerime düştüler Hadis: "Onlardan sonra gelenler de hayırdır."
18
Sunen ed-Darimi # 11/2116
أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيل ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا نِكَاحَ إِلَّا بِوَلِيٍّ "
Malik bin İsmail bize anlattı, İsrail bize Ebu İshak'tan, Ebu Burda'dan, babasından rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: "Vali olmadan evlilik olmaz."
19
Sunen ed-Darimi # 11/2117
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ ، أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ ، عَنْ أَبِي مُوسَى ، عِنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَا نِكَاحَ إِلَّا بِوَلِيٍّ "
Ali bin Hacer bize anlattı, Şerik bize Ebu İshak'tan, Ebu Burda'dan, Ebu Musa'dan, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: "Vali olmadan evlilik olmaz"
20
Sunen ed-Darimi # 11/2118
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ ، عَنْ ابْنِ جُرَيْجٍ ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ عُرْوَةَ ، عَنْ عَائِشَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" أَيُّمَا امْرَأَةٍ نُكِحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ وَلِيِّهَا، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَإِنْ اشْتَجَرُوا، قَالَ أَبُو عَاصِمٍ، وَقَالَ مَرَّةً : فَإِنْ تَشَاجَرُوا فَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنْ لَا وَلِيَّ لَهُ، فَإِنْ أَصَابَهَا، فَلَهَا الْمَهْرُ بِمَا اسْتَحَلَّ مِنْ فَرْجِهَا ".
قَالَ أَبُو عَاصِمٍ : أَمْلَاهُ عَلَيَّ سَنَةَ سِتٍّ وَأَرْبَعِينَ وَمِائَةٍ
قَالَ أَبُو عَاصِمٍ : أَمْلَاهُ عَلَيَّ سَنَةَ سِتٍّ وَأَرْبَعِينَ وَمِائَةٍ
Ebu Asım bize İbn Cüreyc'ten, Süleyman bin Musa'dan, Ez-Zuhri'den, Urve'den, Aişe'den, Peygamber (sav)'den rivayetle anlattı. Ve sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Velisinin izni olmadan nikahlanan kadının nikahı batıldır. Ebu Asım dedi ki, bir keresinde şöyle demişti: Eğer kavga ederlerse padişah, velisi olmayanın velisidir, eğer ona zarar verirse, avret yerinden aldığının mehrini alır.” Ebu Asım şöyle dedi: Yüzkırkaltı yılında bana yazdırdı.
21
Sunen ed-Darimi # 11/2119
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاق ، حَدَّثَنِي أَبُو بُرْدَةَ بْنُ أَبِي مُوسَى ، عَنْ أَبِي مُوسَى ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" تُسْتَأْمَرُ الْيَتِيمَةُ فِي نَفْسِهَا، فَإِنْ سَكَتَتْ، فَقَدْ أَذِنَتْ، وَإِنْ أَبَتْ لَمْ تُكْرَهْ "
Ebu Nuaym bize anlattı, Yunus bin Ebi İshak anlattı, Ebu Burdah bin Ebi Musa bana Ebu Musa'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi buyurdu ki: Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun: "Yetim kendi başına tayin edilir, eğer susarsa ona izin verilir ve eğer reddederse buna zorlanmaz."
22
Sunen ed-Darimi # 11/2120
أَخْبَرَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ ، حَدَّثَنَا الْأَوْزَاعِيُّ ، حَدَّثَنِي يَحْيَى ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا تُنْكَحُ الثَّيِّبُ حَتَّى تُسْتَأْمَرَ، وَلَا تُنْكَحُ الْبِكْرُ حَتَّى تُسْتَأْذَنَ، وَإِذْنُهَا الصُّمُوتُ ".
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ : أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، بِهَذَا الْحَدِيثِ
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ : أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، بِهَذَا الْحَدِيثِ
Ebu El-Muğire bize anlattı, El-Evza'i anlattı, Yahya bana Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Bir bakireden izin isteninceye kadar evlenmeyin ve onun izni sessizliktir." Vehb bin bize anlattı Cerir, Hişam bize Yahya'dan, Ebu Seleme'den rivayet etti: Ebu Hureyre, Allah Resulü'nden, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, bu hadisi rivayet etti.
23
Sunen ed-Darimi # 11/2121
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الْأَيِّمُ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا مِنْ وَلِيِّهَا، وَالْبِكْرُ تُسْتَأْذَنُ فِي نَفْسِهَا وَإِذْنُهَا صُمَاتُهَا "
Halid bin Muhlid bize, Malik'in Abdullah bin El-Fadl'dan, Nafi' bin Cübeyr bin Mut'im'den, İbn Abbas'tan rivayet ederek şöyle dediğini anlattı: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Köle kadın, kendi üzerinde velisinden daha hak sahibidir ve bakire kendi adına ve onun izniyle izin istemelidir." "Onun sağırlığı"
24
Sunen ed-Darimi # 11/2122
حَدَّثَنَا إِسْحَاق بْنُ عِيسَى ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ أَوَّلُ شَيْءٍ سَأَلْتُهُ عَنْهُ، قَالَ : حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْفَضْلِ ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" تُسْتَأْذَنُ الْبِكْرُ وَإِذْنُهَا صُمَاتُهَا "
İshak bin İsa bize anlattı, Malik bana ilk sorduğum şeyi anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin El-Fadl, Nafi' bin Cübeyr'den rivayetle, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bakire izin ister, kulakları da onun sağır kulaklarıdır."
25
Sunen ed-Darimi # 11/2123
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَوْهَبٍ ، أَخْبَرَنَا نَافِعُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" الْأَيِّمُ أَمْلَكُ بِأَمْرِهَا مِنْ وَلِيِّهَا، وَالْبِكْرُ تُسْتَأْمَرُ فِي نَفْسِهَا، وَصَمْتُهَا إِقْرَارُهَا "
Ubeydullah bin Abdülmecid bize anlattı, Ubeydullah bin Abdurrahman bin Muhib anlattı, Nafi bin Cübeyr bin Mutim anlattı. İbni Abbas'tan rivayetle: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle buyurdu: "Anne, kendi işleri üzerinde velisinden daha fazla söz sahibidir ve bakire, onun işlerinin sorumluluğunu almakla görevlendirilmiştir." kendisidir ve onun sessizliği onun kabulüdür.”
26
Sunen ed-Darimi # 11/2124
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ ، أَنَّهُ سَمِعَ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ : أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ يَزِيدَ ، وَمُجَمِّعَ بْنَ يَزِيدَ الْأَنْصَارِيَّيْنِ، حَدَّثَاهُ : أَنَّ رَجُلًا مِنْهُمْ مِنَ الْأَنْصَارِ يُدْعَى خِذَامًا أَنْكَحَ بِنْتًا لَهُ فَكَرِهَتْ نِكَاحَ أَبِيهَا، فَأَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لَهُ،فَرَدَّ عَنْهَا نِكَاحَ أَبِيهَا "، فَنَكَحَتْ أَبَا لُبَابَةَ بْنَ عَبْدِ الْمُنْذِرِ فَذَكَرَ يَحْيَى : أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّهَا كَانَتْ ثَيِّبًا
Yezid bin Harun bize haber verdi, Yahya bin Saeed, Kasım bin Muhammed'i işittiğini: Abdurrahman bin Yezid'i duyduğunu, Bin Yezid'in Ensari'yi topladığını, ona şöyle dediler: Ensar'dan Hudham adında bir adam, onun bir kızıyla evlendi ve bu evlilikten hoşlanmadı. Babası, Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.)'in yanına gitti ve bunu ona anlattı, o da babasının onunla evlenmesinden vazgeçti. Böylece Ebu Lubabah bin Abd ile evlendi. Al-Mundhir: Yahya bunun bir elbise olduğunu duyduğunu söyledi.
27
Sunen ed-Darimi # 11/2125
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، وُمُجَمِّعٍ ابْنَيْ يَزِيدَ بْنِ جَارِيَةَ ، أَنَّ خَنْسَاءَ بِنْتَ خِذَامٍ زَوَّجَهَا أَبُوهَا وَهِيَ ثَيِّبٌ، فَكَرِهَتْ ذَلِكَ، فَأَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" فَرَدَّ نِكَاحَهَا "
Halid bin Muhlid bize, Malik'in anlattığına göre, Abdurrahman bin el-Kasım'dan, babasından, Abdurrahman'dan rivayetle ve oğlumun Mecma' Yezid bin Ceriyah, Hansa bint Hudham'ın evliyken babası tarafından evlendirildiğini, bu yüzden hoşlanmadığını ve Allah'ın Resulü'ne (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) gittiğini söyledi. Ve ona selam olsun Evliliğini iptal etti."
28
Sunen ed-Darimi # 11/2126
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَخْبَرَنَا سَعِيدٌ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ أَوْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" أَيُّمَا امْرَأَةٍ زَوَّجَهَا وَلِيَّانِ لَهَا، فَهِيَ لِلْأَوَّلِ مِنْهُمَا، وَأَيُّمَا رَجُلٍ بَاعَ بَيْعًا مِنْ رَجُلَيْنِ، فَهُوَ لِلْأَوَّلِ مِنْهُمَا ".
حَدَّثَنَا عَفَّان ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، أَخْبَرَنَا قَتَادَةُ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ سَمُرَةَ ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، بِنَحْوِهِ
حَدَّثَنَا عَفَّان ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، أَخْبَرَنَا قَتَادَةُ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ سَمُرَةَ ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، بِنَحْوِهِ
Yezid bin Harun bize, Sa'id'in Katade'den, Hasan'dan, Ukbe bin Amir veya Semure bin Cündub'dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir velisinin onunla evlendiği ve onun velisi olduğu her kadın, ilklerindendir ve her kim bir eşyasını satarsa, o da ilkindendir. İki adam, yani o ilkine ait.” Affan bize anlattı, Hammad bin Seleme anlattı, Katade bize el-Hasan'dan, Samur'dan, Allah Resulü'nden (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) rivayet etti, aynı şekilde
29
Sunen ed-Darimi # 11/2127
أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيز ، عَنِ الرَّبِيعِ بْنِ سَبْرَةَ : أَنَّ أَبَاهُ حَدَّثَهُ : أَنَّهُمْ سَارُوا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي حِجَّةِ الْوَدَاعِ، فَقَالَ : " اسْتَمْتِعُوا مِنْ هَذِهِ النِّسَاءِ ".
وَالِاسْتِمْتَاعُ عِنْدَنَا : التَّزْوِيجُ، فَعَرَضْنَا ذَلِكَ عَلَى النِّسَاءِ، فَأَبَيْنَ أَنْ لَا نَضْرِبَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُنَّ أَجَلًا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " افْعَلُوا ".
فَخَرَجْتُ أَنَا وَابْنُ عَمٍّ لِي مَعَهُ بُرْدٌ، وَمَعِي بُرْدٌ، وَبُرْدُهُ أَجْوَدُ مِنْ بُرْدِي، وَأَنَا أَشَبُّ مِنْهُ، فَأَتَيْنَا عَلَى امْرَأَةٍ فَأَعْجَبَهَا شَبَابِي، وَأَعْجَبَهَا بُرْدُهُ، فَقَالَتْ : بُرْدٌ كَبُرْدٍ، وَكَانَ الْأَجَلُ بَيْنِي وَبَيْنَهَا عَشْرًا، فَبِتُّ عِنْدَهَا تِلْكَ اللَّيْلَةَ، ثُمَّ غَدَوْتُ، فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَائِمٌ بَيْنَ الرُّكْنِ وَالْبَابِ، فَقَالَ : " يَا أَيُّهَا النَّاسُ،إِنِّي قَدْ كُنْتُ أَذِنْتُ لَكُمْ فِي الِاسْتِمْتَاعِ مِنَ النِّسَاءِ، أَلَا وَإِنَّ اللَّهَ قَدْ حَرَّمَهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، فَمَنْ كَانَ عِنْدَهُ مِنْهُنَّ شَيْءٌ، فَلْيُخَلِّ سَبِيلَهَا، وَلَا تَأْخُذُوا مِمَّا آتَيْتُمُوهُنَّ شَيْئًا "
وَالِاسْتِمْتَاعُ عِنْدَنَا : التَّزْوِيجُ، فَعَرَضْنَا ذَلِكَ عَلَى النِّسَاءِ، فَأَبَيْنَ أَنْ لَا نَضْرِبَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُنَّ أَجَلًا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " افْعَلُوا ".
فَخَرَجْتُ أَنَا وَابْنُ عَمٍّ لِي مَعَهُ بُرْدٌ، وَمَعِي بُرْدٌ، وَبُرْدُهُ أَجْوَدُ مِنْ بُرْدِي، وَأَنَا أَشَبُّ مِنْهُ، فَأَتَيْنَا عَلَى امْرَأَةٍ فَأَعْجَبَهَا شَبَابِي، وَأَعْجَبَهَا بُرْدُهُ، فَقَالَتْ : بُرْدٌ كَبُرْدٍ، وَكَانَ الْأَجَلُ بَيْنِي وَبَيْنَهَا عَشْرًا، فَبِتُّ عِنْدَهَا تِلْكَ اللَّيْلَةَ، ثُمَّ غَدَوْتُ، فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَائِمٌ بَيْنَ الرُّكْنِ وَالْبَابِ، فَقَالَ : " يَا أَيُّهَا النَّاسُ،إِنِّي قَدْ كُنْتُ أَذِنْتُ لَكُمْ فِي الِاسْتِمْتَاعِ مِنَ النِّسَاءِ، أَلَا وَإِنَّ اللَّهَ قَدْ حَرَّمَهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، فَمَنْ كَانَ عِنْدَهُ مِنْهُنَّ شَيْءٌ، فَلْيُخَلِّ سَبِيلَهَا، وَلَا تَأْخُذُوا مِمَّا آتَيْتُمُوهُنَّ شَيْئًا "
Cafer ibn Aoun, Abdülaziz ibn Ömer ibn Abd el-Aziz'den, Rabi' ibn Sabra'dan rivayetle bize şöyle haber verdi: Babası ona şöyle dedi: Onlar, Veda Haccı'nda Reslullah (s.a.v.) ile birlikte yürüdüler ve o da şöyle dedi: "Bu kadınlarla eğlenin." Ve bizimle eğlence: Biz de bunu kadınlara teklif ettik ama onlar bizimle aramıza süre koymayı reddettiler, bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yap bunu." ". Bunun üzerine ben ve pelerini olan bir kuzenim dışarı çıktık, benim de bir pelerinim vardı ve onun pelerini benim pelerinimden daha iyiydi ve ben ondan daha gençtim, bu yüzden geldik Bir kadın benim gençliğimi beğendi, onun da soğukluğunu beğendi ve şöyle dedi: Soğuk kadar soğuk. Onunla aramızdaki süre on gündü, bu yüzden geceyi onunla geçirdim. O gece sabah kalktığımda Resûlullah'ı (s.a.v.) köşe ile kapı arasında dururken gördüm. Şöyle dedi: "Ey insanlar, ben Ben sana kadınlarla cinsel ilişkiye girmene izin vermiştim, fakat Allah bunu kıyamet gününe kadar yasaklamıştır; o halde kimde bunlardan biri varsa onu bıraksın. onların yoluna gidin ve onlara verdiğiniz şeylerden hiçbirini almayın.”
30
Sunen ed-Darimi # 11/2128
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ الرَّبِيعِ بْنِ سَبْرَةَ الْجُهَنِيِّ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْنِكَاحِ الْمُتْعَةِ عَامَ الْفَتْحِ "
Muhammed bin Yusuf bize anlattı, İbn Uyeyne, ez-Zühri'den, er-Rabi' bin Sabra el-Cuhani'den, babasından rivayetle şöyle dedi: "Resûlullah, fetih yılında Mut'a nikahı konusunda Allah'ın dua ve selamını ona yasakladı."
31
Sunen ed-Darimi # 11/2129
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ حَدَّثَنِي ابْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ الْحَسَنِ ، وَعَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ أَبِيهِمَا ، قَالَ : سَمِعْتُ عَلِيًّا ، يَقُولُ لِابْنِ عَبَّاسٍ : " إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَنَهَى عَنِ الْمُتْعَةِ : مُتْعَةِ النِّسَاءِ، وَعَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الْأَهْلِيَّةِ عَامَ خَيْبَرَ "
Muhammed bize anlattı, İbn Uyeyne bana ez-Zühri'den, el-Hasan'dan ve Abdullah'tan babalarından rivayetle şöyle dedi: Ali'nin İbn Abbas'a şöyle dediğini duydum: "Allah'ın Elçisi, Allah'ın duası ve selamı onun üzerine olsun, mut'ayı, Hayber yılında kadınların zevkini ve evcil eşeklerin etini yasakladı."
32
Sunen ed-Darimi # 11/2130
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى ، عَنْ نُبَيْهِ بْنِ وَهْبٍ ، عَنْ أَبَانَ بْنِ عُثْمَانَ ، عَنْ عُثْمَانَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" الْمُحْرِمُ لَا يَنْكِحُ وَلَا يُنْكِحُ "
Osman ibn Muhammed bize haber verdi, İbn Uyeyne, Eyyub ibn Musa'dan, Nebih ibn Vehb'den, Eban ibn Osman'dan, Osman'dan, Peygamber (s.a.v.)'den rivayetle şöyle dedi: "İhramlı olan kimse ne evlenebilir, ne de evlendirilebilir."
33
Sunen ed-Darimi # 11/2131
أَخْبَرَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ هُوَ : ابْنُ مُحَمَّدٍ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، قَالَ : سَأَلْتُ عَائِشَةَ كَمْ كَانَ صَدَاقُ أَزْوَاجِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَتْ :" كَانَ صَدَاقُهُ لِأَزْوَاجِهِ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ أُوقِيَّةً، وَنَشًّا "، وَقَالَتْ : أَتَدْرِي مَا النَّشُّ؟.
قَالَ : قُلْتُ : لَا، قَالَتْ : " نِصْفُ أُوقِيَّةٍ، فَهَذَا صَدَاقُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِأَزْوَاجِهِ "
قَالَ : قُلْتُ : لَا، قَالَتْ : " نِصْفُ أُوقِيَّةٍ، فَهَذَا صَدَاقُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِأَزْوَاجِهِ "
Nuaym bin Hammad bize anlattı, Abdülaziz bize şöyle dedi: İbn Muhammed, Yezid bin Abdullah'tan, Muhammed bin İbrahim'den, Ebu Seleme'den rivayetle şöyle dedi: Aişe'ye, Allah Resulü'nün (s.a.v.) hanımlarının ne kadar dost olduklarını sordum. Şöyle dedi: "Onun hanımlarıyla dostluğu iki idi." On uqiyah ve bir nash. Dedi ki: Nash'in ne olduğunu biliyor musun? Dedi ki: Ben: Hayır dedim. O da şöyle dedi: Yarım ukiye, çünkü bu, Resûlullah'ın çeyizidir, Allah ona bereket versin ve ona selamet versin. Hanımlarına da selâm olsun.”
34
Sunen ed-Darimi # 11/2132
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ ، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ زَاذَانَ ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي الْعَجْفَاءِ السُّلَمِيِّ ، قَالَ : سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ خَطَبَ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمّ قَالَ :" أَلَا لَا تُغَالُوا فِي صُدُقِ النِّسَاءِ، فَإِنَّهَا لَوْ كَانَتْ مَكْرُمَةً فِي الدُّنْيَا، أَوْ تَقْوَى عِنْدَ اللَّهِ، كَانَ أَوْلَاكُمْ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا أَصْدَقَ امْرَأَةً مِنْ نِسَائِهِ، وَلَا أُصْدِقَتِ امْرَأَةٌ مِنْ بَنَاتِهِ فَوْقَ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ أُوقِيَّةً، أَلَا وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيُغَالِي بِصَدَاقِ امْرَأَتِهِ حَتَّى يَبْقَى لَهَا فِي نَفْسِهِ عَدَاوَةٌ حَتَّى يَقُولَ : كَلِفْتُ علَيْكِ عَلَقَ الْقِرْبَةِ أَوْ عَرَقَ الْقِرْبَةِ "
Amr bin Aoun bize, Huşeym'in anlattığına göre, Mansur bin Zazan'dan, İbn Sirin'den, Ebu'l-Acfa es-Sulami'den rivayetle şöyle demiştir: Ömer bin El-Hattab'ın bir konuşma yaptığını duydum ve Allah'a şükredip O'na hamd etti, sonra şöyle dedi: "Kadınların dürüstlüğünde aşırıya kaçmayın, çünkü eğer onlar saygı görürlerse. Bu dünya ya da Allah katında takvadır. Buna en çok layık olanlarınız. Allah Resulü, Allah ona salat ve selam versin. Hiçbir karısına güvenmiyordu, o da hiçbir karısına güvenmiyordu. On iki uqiya'dan fazla karşılığında kızlarından bir kadın. Doğrusu sizden biriniz, karısını kendinde tutmak için onun dostluğunda aşırıya gider. Şöyle diyecek kadar düşmanlık vardır: Ben size tulumun pelerini veya tulumun terini empoze ettim.”
35
Sunen ed-Darimi # 11/2133
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ : أَتَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَتْ : إِنَّهَا وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلَّهِ وَلِرَسُولِهِ.
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَالِي فِي النِّسَاءِ مِنْ حَاجَةٍ "، فَقَالَ رَجُلٌ : زَوِّجْنِيهَا، فَقَالَ : " أَعْطِهَا ثَوْبًا "، فَقَالَ : لَا أَجِدُ، قَالَ : " أَعْطِهَا وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ "، قَالَ : فَاعْتَلَّ لَهُ، فَقَالَ : " مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ؟ "، قَالَ : كَذَا وَكَذَا، قَالَ : " فَقَدْ زَوَّجْتُكَهَا عَلَى مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ "
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَالِي فِي النِّسَاءِ مِنْ حَاجَةٍ "، فَقَالَ رَجُلٌ : زَوِّجْنِيهَا، فَقَالَ : " أَعْطِهَا ثَوْبًا "، فَقَالَ : لَا أَجِدُ، قَالَ : " أَعْطِهَا وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ "، قَالَ : فَاعْتَلَّ لَهُ، فَقَالَ : " مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ؟ "، قَالَ : كَذَا وَكَذَا، قَالَ : " فَقَدْ زَوَّجْتُكَهَا عَلَى مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ "
Amr bin Aoun bize anlattı, Hammad bin Zeyd, Ebu Hazim'den, Sehl bin Saad'dan rivayetle şöyle dedi: Peygamber'e bir kadın geldi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Selam ona ve şöyle dedi: Kendini Allah'a ve Resulüne adadı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Benim kadınlarla hiçbir işim yoktur." "Bir ihtiyaç." Bir adam: "Onu benimle evlendir" dedi. "Ona bir elbise ver" dedi. "Hiç bulamadım" dedi. "Ona demir bir yüzük bile ver" dedi. Şöyle dedi: Böylece hastalandı. Ona şöyle dedi: "Sende Kur'an'dan bir şey var mı?" Şöyle dedi: falan filan. Dedi ki: Kur'an'dan bildiklerine dayanarak onu seninle evlendirmiştim.
36
Sunen ed-Darimi # 11/2134
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، وَحَجَّاجٌ ، قَالَا : حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، قَالَ : أَنْبَأَنَا أَبُو إِسْحَاق ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا عُبَيْدَةَ يُحَدِّثُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : عَلَّمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خُطْبَةَ الْحَاجَةِ :" الْحَمْدُ لِلَّهِ أَوْ إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ، وَنَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا، مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ، فَلَا مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ، فَلَا هَادِيَ لَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ "، ثُمَّ يَقْرَأُ ثَلَاثَ آيَاتٍ : # يَأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلا تَمُوتُنَّ إِلا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ سورة آل عمران آية 102 #، # يَأَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالا كَثِيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا سورة النساء آية 1 #، # يَأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلا سَدِيدًا { 70 } يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا { 71 } سورة الأحزاب آية 70-71 # ثُمَّ يَتَكَلَّمُ بِحَاجَتِهِ
Ebu'l-Velid ve Haccac bize anlattılar, dediler ki: Bize Şu'be anlattı, o şöyle dedi: Bize Ebu İshak anlattı, şöyle dedi: Ben Ebu Ubeyde'yi Abdullah'tan rivayet ederken duydum, dedi ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize şu lüzumlu hutbeyi öğretti: "Allah'a hamd olsun, veya Allah'a hamd olsun, O'na hamd ederiz." O'ndan yardım diler, O'ndan mağfiret dileriz ve nefsimizin şerrinden Allah'a sığınırız. Allah kime hidayet ederse onu kimse saptıramaz, kimi de saptırırsa onu kimse hidayet edemez. "Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir." Daha sonra şu üç ayeti okur: #Ey iman edenler, Allah'tan korkun. O'ndan korkmak ve ancak Müslüman olarak ölmek haktır. Al-i İmran Suresi, 102. Ayet #Ey insanlar, sizi bir tek candan yaratan ve ondan yaratan, onu evleyen ve onlardan birçok erkek ve kadın türeten Rabbinizden korkun ve kendisinden dilediğiniz Allah'tan ve akrabalardan korkun. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir. Nisa Suresi, 1# Ayet, # Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin {70} O, sizin amellerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar; kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, şüphesiz büyük bir zafer kazanmış olur{71} Ahzab Suresi, 70-71 #Sonra ihtiyacından bahseder.
37
Sunen ed-Darimi # 11/2135
أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ جَعْفَرٍ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ ، عَنْ مَرْثَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" إِنَّ أَحَقَّ الشُّرُوطِ أَنْ تُوفُوا بِهَا مَا اسْتَحْلَلْتُمْ بِهِ مِنَ الْفُرُوجِ "
Ebu Asım, Abdülhamid bin Cafer'den, Yezid bin Ebu Habib'den, Merhad bin Abdullah'tan, Ukbe bin Aamer'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: "Şartların en makbul olanı, avret yerlerinden izin verdiğin şeyleri yerine getirmendir."
38
Sunen ed-Darimi # 11/2136
أَخْبَرَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ ثَابِتٍ ، عَنْ أَنَسٍ : أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ صُفْرَةً، فَقَالَ : " مَا هَذِهِ الصُّفْرَةُ؟ "، قَالَ : تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ، قَالَ :" بَارَكَ اللَّهُ لَكَ، أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ "
Ebu'n-Numan bize, Hammad bin Zeyd'in Sabit'ten, Enes'ten rivayetle anlattığına göre: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Abdurrahman İbn Avf'ta sarı bir renk gördüğünü gördü ve şöyle dedi: "Bu sarı renk nedir?" Dedi ki: "Ağırlığı bir taş altın olan bir kadınla evlendim." "Allah senden razı olsun, iyi miyim?" dedi. Bir koyunla bile.”
39
Sunen ed-Darimi # 11/2137
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى وَلِيمَةٍ، فَلْيُجِبْ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ : يَنْبَغِي أَنْ يُجِيبَ وَلَيْسَ الْأَكْلُ عَلَيْهِ بِوَاجِبٍ
قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ : يَنْبَغِي أَنْ يُجِيبَ وَلَيْسَ الْأَكْلُ عَلَيْهِ بِوَاجِبٍ
Abdullah bin Saeed bize, Ukbe bin Halid'in Ubeydullah'tan, Nafi'den, İbni Ömer'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: Resûlullah şöyle buyurdu: Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun: "Sizden biriniz bir ziyafete davet edilirse, icabet etsin."
Ebu Muhammed şöyle dedi: Cevap vermesi gerekir ama onun yanında yemek yemek farz değildir.
40
Sunen ed-Darimi # 11/2138
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ كَانَتْ لَهُ امْرَأَتَانِ، فَمَالَ إِلَى إِحْدَاهُمَا، جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَشِقُّهُ مَائِلٌ "
Ebu'l-Velid bize anlattı, Hammam, Katade'den, En-Nadr ibn Enes'ten, Beşir ibn Nahik'ten, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den rivayetle şöyle dedi: "Kimin iki hanımı olup bunlardan birine yaslanırsa, kıyamet gününde yarısı eğik olarak gelecektir."
41
Sunen ed-Darimi # 11/2139
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْخَطْمِيِّ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقْسِمُ فَيَعْدِلُ وَيَقُولُ :" اللَّهُمَّ هَذِهِ قِسْمَتِي فِيمَا أَمْلِكُ، فَلَا تَلُمْنِي فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا أَمْلِكُ "
Amr bin Asım bize anlattı, Hammad bin Seleme Eyyub'dan, Ebu Kalaba'dan, Abdullah bin Yezid el-Hattimi'den, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, yemin eder, adil davranır ve şöyle derdi: "Allah'ım, bu benim sahip olduğum şeyle ilgili yeminimdir, bu yüzden beni suçlama." "Senin sahip olduğun ama benim sahip olmadığım şey."
42
Sunen ed-Darimi # 11/2140
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيل ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ عُرْوَةَ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ : " كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَإِذَا سَافَرَ، أَقْرَعَ بَيْنَ نِسَائِهِ، فَأَيَّتُهُنَّ خَرَجَ سَهْمُهَا، خَرَجَ بِهَا مَعَهُ "
İsmail bize anlattı, İbnü'l-Mübarek, Yunus bin Yezid'den, Ez-Zuhri'den, Urve'den, Aişe'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Resulullah (s.a.v.) seyahat ederken hanımları arasında kur'a çekerdi ve onlardan hangisinin oku çıkarsa onu da yanında çıkarırdı."
43
Sunen ed-Darimi # 11/2141
أَخْبَرَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاق ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لِلْبِكْرِ سَبْعٌ، وَلِلثَّيِّبِ ثَلَاثٌ "
Ya'la bize anlattı, Muhammed bin İshak, Eyyub'dan, Ebu Kalaba'dan, Enes bin Malik'ten rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: "Bakire için yedi, evli bir kadın için üç."
44
Sunen ed-Darimi # 11/2142
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي شَيْبَةَ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَمَّا تَزَوَّجَ أُمَّ سَلَمَةَ ، أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلَاثًا، وَقَالَ :" إِنَّهُ لَيْسَ بِكِ عَلَى أَهْلِكِ هَوَانٌ، إِنْ شِئْتِ، سَبَّعْتُ لَكِ، وَإِنْ سَبَّعْتُ لَكِ، سَبَّعْتُ لِسَائِرِ نِسَائِي "
Abdullah bin Muhammed bin Ebi Şeybe bize anlattı, Yahya bin Saeed bize Süfyan'dan, Muhammed bin Ebu Bekir'den, Abd Al-Malik bin Ebi Bekir'den, Abd Al-Malik bin Ebi Bekir bin Abdul Rahman bin El-Harith bin Hişam'dan, babasından, Ümmü Seleme'den rivayetle şöyle anlattı: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin He Lama Ümmü Seleme ile evlendi, üç gün onun yanında kaldı ve şöyle dedi: "Sen ailene rezil değilsin. Dilersen sana yedi veririm, yedi verirsem sana yedi veririm." "Tüm eşlerim için"
45
Sunen ed-Darimi # 11/2143
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ إِسْمَاعِيل بْنِ أُمَيَّةَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُرْوَةَ ، عَنْ عُرْوَةَ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ :" تَزَوَّجَنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي شَوَّالٍ، وَأُدْخِلْتُ عَلَيْهِ فِي شَوَّالٍ، فَأَيُّ نِسَائِهِ كَانَ أَحْظَى عِنْدَهُ مِنِّي؟ " قَالَت : " وَكَانَتْ تَسْتَحِبُّ أَنْ تُدْخِلَ عَلَى النِّسَاءِ فِي شَوَّالٍ "
Ubeydullah ibn Musa, Süfyan'dan, İsmail ibn Ümeyye'den, Abdullah ibn Urve'den, Urve'den, Aişe'den rivayetle bize haber verdi: "Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, benimle Şevval'de evlendi, ben de Şevval'de ona gittim. Onun eşlerinden hangisi ona benden daha şanslıydı?" Şöyle dedi: "Şevval'de kadınların arasına girmeyi severdi."
46
Sunen ed-Darimi # 11/2144
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ كُرَيْبٍ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَا يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ أَنْ يَقُولَ حِينَ يُجَامِعُ أَهْلَهُ : بِسْمِ اللَّهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا "، فَإِنْ قَضَى اللَّهُ وَلَدًا، لَمْ يَضُرَّهُ الشَّيْطَانُ
Ubeydullah ibn Musa bize, İsrail'den, Mansur'dan, Salem'den, Kurayb'dan, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, Allah ona bereket versin ve huzur versin, dedi ki: "Sizden birinizi, ailesiyle cinsel ilişkiye girdiğinde: Allah'ın adıyla, ey Allah'ım, bizi Şeytan'dan koru ve Şeytan'ı ondan koru" demekten alıkoyan şey nedir? Bize yardım ettin.” Eğer Allah çocuk takdir etse şeytan ona zarar vermez.
47
Sunen ed-Darimi # 11/2145
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ ، عَنْ الْوَلِيدِ بْنِ كَثِيرٍ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحُصَيْنِ ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عَمْرِو بْنِ قَيْسٍ الْخَطْمِيِّ ، عَنْ هَرَمِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : سَمِعْتُ خُزَيْمَةَ بْنَ ثَابِتٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" إِنَّ اللَّهَ لَا يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ، لَا تَأْتُوا النِّسَاءَ فِي أَعْجَازِهِنَّ "
Abdullah bin Saeed bize anlattı, Ebu Usame bize, Velid bin Kesir'den, Ubeydullah bin Abdullah bin El-Hüseyin'den, Abdul-Malik bin Amr bin Kays El-Husayn'dan, Harami bin Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: Huzeyme bin Sabit'i duydum, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi'ni duydum. Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun buyuruyor ki: "Şüphesiz Allah, haktan utanmaz. Eksik olduklarında kadınlara yaklaşmayın."
48
Sunen ed-Darimi # 11/2146
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ : أَنَّ الْيَهُودَ، قَالُوا لِلْمُسْلِمِينَ :" مَنْ أَتَى امْرَأَتَهُ وَهِيَ مُدْبِرَةٌ، جَاءَ وَلَدُهُ أَحْوَلَ.
فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى : # نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ سورة البقرة آية 223 # "
فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى : # نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ سورة البقرة آية 223 # "
Malik, Muhammed bin El-Munkadir'den, Cabir bin Abdullah'tan rivayet ettiğine göre Halid bin Muhlid bize şöyle anlatmıştır: Yahudiler Müslümanlara şöyle dediler: "Kim karısı yokken karısıyla ilişkiye girerse, çocuğu şaşı gelir. Bunun üzerine Cenab-ı Allah şöyle vahyetti: #Kadınlarınız sizin tarlanızdır, o halde tarlanıza dilediğiniz gibi gelin. Suresi Bakara Suresi 223# Ayet
49
Sunen ed-Darimi # 11/2147
أَخْبَرَنَا قَبِيصَةُ ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَلَّامٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ ، قَالَ : رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ امْرَأَةً فَأَعْجَبَتْهُ، فَأَتَى سَوْدَةَ وَهِيَ تَصْنَعُ طِيبًا، وَعِنْدَهَا نِسَاءٌ، فَأَخْلَيْنَهُ، فَقَضَى حَاجَتَهُ، ثُمَّ قَالَ :" أَيُّمَا رَجُلٍ رَأَى امْرَأَةً تُعْجِبُهُ، فَلْيَقُمْ إِلَى أَهْلِهِ، فَإِنَّ مَعَهَا مِثْلَ الَّذِي مَعَهَا "
Bize Kabisa anlattı, Süfyan, Ebu İshak'tan, Abdullah bin Hallam'dan, Abdullah bin Mes'ud'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ı gördü, Allah ona salat ve selam versin, bir kadın gördü ve o da bundan hoşlandı, bunun üzerine parfüm yapan Sevda'nın yanına geldi, yanında başka kadınlar da vardı, onlar da onu bıraktılar, o da ihtiyacını kararlaştırdı, sonra da ihtiyacına karar verdi. Şöyle dedi: "Hoşlandığı bir kadını gören erkek, onun ailesinin yanına gitsin; çünkü o, onunla olduğu gibi onunla da birliktedir."
50
Sunen ed-Darimi # 11/2148
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُطِيعٍ ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ ، أَخْبَرَنَا سَيَّارٌ ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، قَالَ : حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ فَلَمَّا قَفَلْنَا تَعَجَّلْتُ، فَلَحِقَنِي رَاكِبٌ، قَالَ : فَالْتَفَتُّ، فَإِذَا أَنَا بِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ لِي :" مَا أَعْجَلَكَ يَا جَابِرُ؟ " قَالَ : إِنِّي حَدِيثُ عَهْدٍ بِعُرْسٍ، قَالَ : " أَفَبِكْرًا تَزَوَّجْتَهَا أَمْ ثَيِّبًا؟ " قَالَ : قُلْتُ : بَلْ ثَيِّبًا، قَالَ : " فَهَلَّا بِكْرًا تُلَاعِبُهَا وَتُلَاعِبُكَ؟ " قَالَ : ثُمَّ قَالَ لِي : " إِذَا قَدِمْتَ فَالْكَيْسَ الْكَيْسَ "، قَالَ : فَلَمَّا قَدِمْنَا، ذَهَبْنَا نَدْخُلُ، قَالَ : " أَمْهِلُوا حَتَّى نَدْخُلَ لَيْلًا، أَيْ : عِشَاءً لِكَيْ تَمْتَشِطَ الشَّعِثَةُ، وَتَسْتَحِدَّ الْمُغِيبَةُ "
Abdullah bin Muti' bize anlattı, Huşeym bize anlattı, Sayyar bize Şa'bi'den rivayetle şöyle dedi: Cabir bin Abdullah bize anlattı, şöyle dedi: Biz Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte bir yolculukta bulunuyorduk. Durduğumuzda acele ettim ve bir atlı bana yetişti. Şöyle dedi: Arkamı döndüm ve bir baktım ki bir elçiyle beraberdim. Allah (s.a.v.) bana şöyle dedi: "Ne acelen var ey Cabir?" Dedi ki: Geçenlerde bir düğünle tanıştım. "Onunla erken mi evlendin yoksa evli bir adamla mı evlendin?" Dedi ki: Ben dedim ki: Daha doğrusu bakire. Şöyle dedi: Neden onunla, onun bir bakireyle oynadığı gibi oynamayalım? Dedi ki: Sonra bana dedi ki: “Eğer gelirsen, o zaman çanta çantadır.” Dedi ki: Gelip içeri girdiğimizde şöyle dedi: "Gece içeri girene kadar zaman verin, yani: akşam ki, darmadağınıklar kendilerini tarayabilsinler ve gün batımı toplansın."