126 Hadis
01
Sunen ed-Darimi # 22/3085
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَاحَقُّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَبِيتُ لَيْلَتَيْنِ وَلَهُ شَيْءٌ يُوصِي فِيهِ، إِلَّا وَوَصِيَّتُهُ مَكْتُوبَةٌ عِنْدَهُ "
Muhammed bin Ubeyd bize, Ubeyd Allah da Nafi'den, İbn Ömer'den rivayetle şöyle haber verdi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, dedi ki: "O haklı." Müslüman bir adam iki gece kalır ve vasiyeti yanında yazılmadıkça miras bırakacağı bir şey vardır.”
02
Sunen ed-Darimi # 22/3086
حَدَّثَنَا عَفَّانُ ، حَدَّثَنَا أَبُو الْأَشْهَبِ ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ ، قَالَ :" الْمُؤْمِنُ لَا يَأْكُلُ فِي كُلِّ بَطْنِهِ، وَلَا تَزَالُ وَصِيَّتُهُ تَحْتَ جَنْبِهِ "
Affan bize anlattı, Ebu'l-Eşhab bize anlattı, Hasan anlattı, şöyle dedi: "Mü'min midesinin tamamıyla yemek yemez ve vasiyeti hâlâ "yanının" altındadır.
03
Sunen ed-Darimi # 22/3087
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ ، عَنْ الْقَاسِمِ بْنِ عُمَرَ ، قَالَ : " قَالَ لِي ثُمَامَةُ بْنُ حَزْنٍ : مَا فَعَلَ أَبُوكَ؟ قُلْتُ : مَاتَ، قَالَ : فَهَلْ أَوْصَى؟ فَإِنَّهُ كَانَ يُقَالُ :إِذَا أَوْصَى الرَّجُلُ، كَانَتْ وَصِيَّتُهُ تَمَامًا لِمَا ضَيَّعَ مِنْ زَكَاتِهِ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد ، وقال غَيْرُهُ : الْقَاسِمُ بْنُ عَمْرٍو
Süleyman bin Harb bize anlattı, Hammad bin Seleme, Davud bin Ebi Hind'den, El Kasım bin Ömer'den rivayetle şöyle dedi: "Sümeme bin Saded: Baban ne yaptı? Ben dedim ki: Öldü. O şöyle dedi: Vasiyet etti mi? Denildi ki: Bir adam vasiyet ederse, kaybettiği şey için vasiyeti tamamlanır. Onun zekatı.” Ebu Muhammed dedi ve diğerleri şöyle dedi: El-Kasım bin Amr
04
Sunen ed-Darimi # 22/3088
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، قَالَ : كَانَ يُقَالُ :" مَنْ أَوْصَى بِوَصِيَّةٍ فَلَمْ يَجُرْ، وَلَمْ يَحِفْ، كَانَ لَهُ مِنْ الْأَجْرِ مِثْلُ مَا أَنْ لَوْ تَصَدَّقَ بِهِ فِي حَيَاتِهِ "
Bize Ebu'n-Numan anlattı, Hammad bin Zeyd bize anlattı, Dâvûd bin Ebi Hind el-Şa'bi'den rivayet etti: Şöyle denildi: "Kim vasiyetle tavsiyede bulunursa, nankör ve haksız da olmaz, sanki ömründe bunu sadaka vermiş gibi sevap alırdı."
05
Sunen ed-Darimi # 22/3089
أَخْبَرَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ أَبِي يُونُسَ ، عَنْ قَزَعَةَ ، قَالَ : قِيلَ لِهَرِمِ بْنِ حَيَّانَ : أَوْصِهْ، قَالَ :" أُوصِيكُمْ بِالْآيَاتِ الْأَوَاخِرِ مِنْ سُورَةِ النَّحْلِ ، وَقَرَأَ ابْنُ حَيَّانَ : # ادْعُ إِلَى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ إِلَى قَوْلِهِ : وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ سورة النحل آية 125 - 128 # "
Sehl ibn Hammad bize anlattı, Şu'be bize Ebu Yunus'tan, Kaza'a'dan rivayetle şöyle dedi: Haram ibn Hayyan'a: Onu tavsiye et denildi. "Sana tavsiye ederim" dedi. Nahl Suresi'nin son ayetleriyle İbn Hayyan şöyle okudu: # Rabbinin yoluna, O'nun buyurduğuna göre, hikmetle davet et: Ve iyilik yapanları. Nahl Suresi, 125-128. Ayetler # "
06
Sunen ed-Darimi # 22/3090
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ الْيَامِيِّ ، قَالَ : سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى : أَوْصَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟ قَالَ : لَا، قُلْت : فَكَيْفَ كُتِبَ عَلَى النَّاسِ الْوَصِيَّةُ أَوْ : أُمِرُوا بِالْوَصِيَّةِ؟ فَقَالَ :أَوْصَى بِكِتَابِ اللَّهِ.
وقَالَ هُزَيْلُ بْنُ شُرَحْبِيلَ : أَبُو بَكْرٍ كَانَ يَتَأَمَّرُ عَلَى وَصِيِّ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَدَّ أَبُو بَكْرٍ أَنَّهُ وَجَدَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَهْدًا، فَخَزَمَ أَنْفَهُ بِخِزَامَةٍ ذلِكَ
Muhammed ibn Yusuf bize Malik ibn Babür'den, Talha ibn Musarrif el-Yami'den rivayetle şöyle dedi: Abdullah ibn Ebî Evfa'ya sordum: Allah Resulü'ne miras bıraktı, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin? Dedi ki: Hayır, dedim ki: Peki insanlara nasıl vasiyet yazıldı veya vasiyet yapmaları emredildi? Şöyle dedi: Bir kitap tavsiye etti Tanrı. Huzeyl bin Şurahbil dedi ki: Ebû Bekir, Resûlullah'ın velisine komplo kuruyordu, Allah ona salat ve selam versin. Ebû Bekir, birisini bulmayı diledi. Resûlullah (s.a.v.) sallallahu aleyhi ve sellem, antlaşma yaptı ve burnunu kancayla bağladı.
07
Sunen ed-Darimi # 22/3091
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ ، أنبأنا هَمَّامٌ ، عَنْ قَتَادَةَ : " # كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ إِنْ تَرَكَ خَيْرًا الْوَصِيَّةُ لِلْوَالِدَيْنِ وَالأَقْرَبِينَ بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُتَّقِينَ سورة البقرة آية 180 #، قَالَ :" الْخَيْرُ : الْمَالُ، كَانَ يُقَالُ : أَلْفًا فَمَا فَوْقَ ذَلِكَ "
Hammam'ın Katade'den rivayet ettiğine göre Yezid bize şunları anlattı: "#Sizden birinize ölüm yaklaştığı zaman, eğer geride bir iyilik bırakmışsa, ana-babaya vasiyet etmek size farz kılındı. Yakın olanlar da salihlere bir görevdir. Bakara Suresi, 180 # ayeti: "İyilik: para. Eskiden şöyle denilirdi: bin ve üzeri.”
08
Sunen ed-Darimi # 22/3092
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ : " أَنَّهُأَوْصَى ذِكْرُ مَا أَوْصَى بِهِ، أَوْ هَذَا ذِكْرُ مَا أَوْصَى بِهِ مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَمْرَةَ بَنِيهِ وَأَهْلَ بَيْتِهِ : # فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ سورة الأنفال آية 1 #، وَأَوْصَاهُمْ بِمَا أَوْصَى بِهِ إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ، وَيَعْقُوبُ : # يَا بَنِيَّ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى لَكُمُ الدِّينَ فَلا تَمُوتُنَّ إِلا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ سورة البقرة آية 132 #، وَأَوْصَاهُمْ أَنْ لَا يَرْغَبُوا أَنْ يَكُونُوا مَوَالِيَ الْأَنْصَارِ وَإِخْوَانَهُمْ فِي الدِّينِ، وَأَنَّ الْعِفَّةَ وَالصِّدْقَ خَيْرٌ وَأَتْقَى مِنْ الزِّنَا وَالْكَذِبِ، إِنْ حَدَثَ بِهِ حَدَثٌ فِي مَرَضِي هَذَا قَبْلَ أَنْ أُغَيِّرَ وَصِيَّتِي هَذِهِ، ثُمَّ ذَكَرَ حَاجَتَهُ "
Yezid ibn Harun'un bize bildirdiğine göre İbn Aoun, Muhammed ibn Sirin'den şöyle haber verdi: "O, ne emrettiğinin açıklanmasını veya Muhammed bin Ebi Amra'nın çocuklarına ve ev halkına tavsiye ettiği şu sözün anılmasını emretti: # O halde Allah'tan korkun, aranızda barış yapın ve Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Siz mü'minlersiniz. Enfal Suresi, 1. ayet #Ve İbrahim'in oğulları ve Yakup'a emrettiği şeyleri onlara da vasiyet etti: #Ey evlatlarım, şüphesiz Allah sizin için dini seçti; o halde Müslüman olmadıkça ölmeyin, Bakara Suresi, 132 # ayeti ve onlara Ensar'la ve onların din kardeşleriyle dost olmayı arzulamamalarını ve bu iffeti tavsiye etti. Eğer ben bu vasiyetimi değiştirmeden önce bu hastalığım sırasında başına bir şey gelseydi, dürüstlük zinadan ve yalandan daha iyi ve daha emniyetliydi. Daha sonra ihtiyacından bahsetti.”
09
Sunen ed-Darimi # 22/3093
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ : " هَكَذَا كَانُوا يُوصُونَ : هَذَا مَا أَوْصَى بِهِ فُلَانُ بْنُ فُلَانٍ، أَنَّهُيَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَأَنَّ السَّاعَةَ آتِيَةٌ لَا رَيْبَ فِيهَا، وَأَنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ، وَأَوْصَى مَنْ تَرَكَ بَعْدَهُ مِنْ أَهْلِهِ أَنْ يَتَّقُوا اللَّهَ وَيُصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِهِمْ، وَأَنْ يُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنْ كَانُوا مُؤْمِنِينَ، وَأَوْصَاهُمْ بِمَا أَوْصَى بِهِ إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ : # يَا بَنِيَّ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى لَكُمُ الدِّينَ فَلا تَمُوتُنَّ إِلا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ سورة البقرة آية 132 #، وَأَوْصَى إِنْ حَدَثَ بِهِ حَدَثٌ مِنْ وَجَعِهِ هَذَا، أَنَّ حَاجَتَهُ كَذَا وَكَذَا "
Ahmed bin Abdullah anlattı, Ebu Bekir anlattı, Hişam bin Hassan İbn Sirin'den, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: "Onların tavsiye ettiği şey şuydu: Falan oğlu falancanın tavsiye ettiği şey, Allah'tan başka ilah olmadığına, ortağı olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik etmesiydi. Kendisinde şüphe olmayan kıyametin yaklaştığını, Allah'ın kabirlerdekileri dirilteceğini ve kendisinden sonra geride kalan aile bireylerine Allah'tan korkmalarını tavsiye ettiğini bildirmiştir. Ve eğer mü'min iseler, aralarındaki münasebetleri düzeltsinler ve Allah'a ve Resulüne itaat etsinler; İbrahim'in oğullarına ve Yakub'a emrettiği şeyi onlara da vasiyet etti: #Ey Brown Şüphesiz Allah sizin için dini seçmiştir; o halde teslim olmadıkça ölmeyin. Bakara Suresi, 132. ayet # Ve bu acılardan herhangi biri başına gelirse, "Onun ihtiyacı falandır" diye buyurdu.
10
Sunen ed-Darimi # 22/3094
حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ ، عَنْ حَفْصِ بْنِ غَيْلَانَ ، عَنْ مَكْحُولٍ حِينَ أَوْصَى، قَالَ : " نَشَهُّدُ هَذَا فَاشْهَدْ بِهِ :نَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَيُؤْمِنُ بِاللَّهِ، وَيَكْفُرُ بِالطَّاغُوتِ عَلَى ذَلِكَ يَحْيَا إِنْ شَاءَ اللَّهُ، وَيَمُوتُ، وَيُبْعَثُ، وَأَوْصَى فِيمَا رَزَقَهُ اللَّهُ فِيمَا تَرَكَ إِنْ حَدَثَ بِهِ حَدَثٌ وَهُوَ كَذَا وَكَذَا، إِنْ لَمْ يُغَيِّرْ شَيْئًا مِمَّا فِي هَذِهِ الْوَصِيَّةِ ".
حَدَّثَنَا الْحَكَمُ ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ ، قَالَ : أَخْبَرَنِي ابْنُ ثَوْبَانَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ مَكْحُولٍ ، قَالَ : هَذِهِ وَصِيَّةُ أَبِي الدَّرْدَاءِ
El-Hakam bin El-Mübarek bize, El-Velid'in Hafs bin Gaylan'dan, Makhoul'dan rivayetle emir verdiğini ve şöyle dediğini anlattı: "Biz buna şahitlik ederiz, o halde siz de şahit olun." Bununla: Allah'tan başka ilah olmadığına, ortağı bulunmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna, Allah'a inandığına ve zalimi inkar ettiğine şahitlik ederiz. O, Allah'ın izniyle yaşayacak, ölecek ve diriltilecektir; başına bir şey gelirse, Allah'ın kendisine verdiği rızıkları ve geride bıraktıklarını miras olarak bırakacaktır ve bunları değiştirmedikçe falandır. "Bu vasiyetten bir şeyler çıkacak." Hakem bize anlattı, Velid anlattı, şöyle dedi: İbni Sevban bana, babasından, Mekhul'dan, şöyle dedi: Ebu Derda'nın vasiyeti
11
Sunen ed-Darimi # 22/3095
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ التَّيْمِيُّ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : كَتَبَ الرَّبِيعُ بْنُ خُثَيْمٍ وَصِيَّتَهُ : بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ : " هَذَا مَا أَوْصَى بِهِ الرَّبِيعُ بْنُ خُثَيْمٍ وَأَشْهَدَ اللَّهَ عَلَيْهِ، وَكَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا، وَجَازِيًا لِعِبَادِهِ الصَّالِحِينَ وَمُثِيبًابِأَنِّي رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا، وَإِنِّي آمُرُ نَفْسِي وَمَنْ أَطَاعَنِي أَنْ نَعْبُدَ اللَّهَ فِي الْعَابِدِينَ، وَنَحْمَدَهُ فِي الْحَامِدِينَ، وَأَنْ نَنْصَحَ لِجَمَاعَةِ الْمُسْلِمِينَ "
Cafer bin Aoun bize anlattı, Ebu Hayyan et-Teymi babasından rivayetle şöyle dedi: Er-Rabi' bin Hutheym vasiyetini yazdı: Rahman olan Allah'ın adıyla. Rahman: "Bu, Rabi' bin Huteym'in tavsiye ettiği ve Allah'ın şahitlik ettiği şeydir. Salih kullarına şahit ve mükâfat olarak Allah yeter." Ve şehadet ederim ki, Rabbim olarak Allah'tan, dinim olarak İslam'dan, Peygamberim olarak Muhammed'den razı oldum; kendime ve bana itaat edenlere, kullar olarak Allah'a ibadet etmelerini emrediyorum; O'na hamd edenler arasında O'nu hamd ediyoruz ve Müslümanlara tavsiye ediyoruz."
12
Sunen ed-Darimi # 22/3096
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ أَبِيهِ : " أَنَّ عَلِيًّا دَخَلَ عَلَى مَرِيضٍ، فَذَكَرُوا لَهُ الْوَصِيَّةَ، فَقال عَلِيٌّ :قَالَ اللَّهُ : # إِنْ تَرَكَ خَيْرًا سورة البقرة آية 180 #، وَلَا أُرَاهُ تَرَكَ خَيْرًا ".
قَالَ حَمَّادٌ : فَحَفِظْتُ أَنَّهُ تَرَكَ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِ مِائَةٍ
Abu Al-Numan told us, Hammad bin Zaid told us, on the authority of Hisham, on the authority of his father: “Ali came to see a sick person, and they mentioned the will to him, and he said Ali: God said: “If he leaves good.” Bakara Suresi 180. ayet: "Ben onun iyilikten ayrıldığını görmüyorum." Hammad şöyle dedi: Yedi yüzden fazla bıraktığını hatırladım.
13
Sunen ed-Darimi # 22/3097
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كُنَاسَةَ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : "دَخَلَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ عَلَى رَجُلٍ مِنْ قَوْمِهِ يَعُودُهُ، فَقَالَ : أُوصِي؟ قَالَ : لا، لَمْ تَدَعْ مَالًا، فَدَعْ مَالَكَ لِوَلَدِكَ "
Muhammed bin Kanasa bize, Hişam'ın babasından rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: "Ali bin Ebu Talib, kavminden bir adamın yanına gelerek onu ziyaret etti ve şöyle dedi: Tavsiye etti mi? Dedi ki: Hayır, sen hiç para bırakmadın, o halde paranı oğluna bırak."
14
Sunen ed-Darimi # 22/3098
حَدَّثَنَا أَبُو زَيْدٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ : " فِي رَجُلٍ أَوْصَى وَالْوَرَثَةُ شُهُودٌ مُقِرُّونَ، فَقَالَ :لَا يَجُوزُ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : يَعْنِي : إِذَا أَنْكَرُوا بَعْدُ
Ebu Zeyd bize rivayet etti, Şu'be bize Mansur'dan, İbrahim'den rivayetle şöyle dedi: "Varislerin şahitleri olduğu halde vasiyet eden bir adam hakkında: Bu caiz değildir" dedi. Ebu Muhammed şöyle dedi: Bu şu anlama gelir: Eğer daha sonra onu inkar ederlerse.
15
Sunen ed-Darimi # 22/3099
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، قَالَ : سَأَلْتُ الحَكَمَ ، وَحَمَّادًا : " عَنِ الْأَوْلِيَاءِ يُجِيزُونَ الْوَصِيَّةَ، فَإِذَا مَاتَ لَمْ يُجِيزُوا؟ قَالَا :لَا يَجُوزُ "
Süleyman bin Harb bize anlattı, Şu'be anlattı, dedi ki: Hakem ve Hammad'a sordum: "Velilerin vasiyet etmesine izin vermesi, yani ölürse caiz midir? Onlar da: Caiz değildir" dediler.
16
Sunen ed-Darimi # 22/3100
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ ، عَنْ عَامِرٍ ، عَنْ شُرَيْحٍ : " فِي الرَّجُلِ يُوصِي بِأَكْثَرَ مِنْ ثُلُثِهِ، قَالَ :إِنْ أَجَازَتْهُ الْوَرَثَةُ، أَجَزْنَاهُ، وَإِنْ قَالَتِ الْوَرَثَةُ : أَجَزْنَاهُ، فَهُمْ بِالْخِيَارِ إِذَا نَفَضُوا أَيْدِيَهُمْ مِنْ الْقَبْرِ "
Yezid bin Harun, Dâvûd bin Ebi Hind'den, Amir'den, Şureyh'den rivayetle şöyle dedi: "Kendi payının üçte birinden fazlasını vasiyet eden adam hakkında şöyle dedi: Eğer mirasçılar izin verdiyse, biz de izin verdik ve eğer mirasçılar: Biz izin verdik derse, o zaman mezardan ellerini kaldırmak konusunda tercihleri ​​vardır."
17
Sunen ed-Darimi # 22/3101
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ ، عَنْ أَبِي عَوْنٍ ، عَنْ الْقَاسِمِ : " أَنَّ رَجُلًا اسْتَأْذَنَ وَرَثَتَهُ أَنْ يُوصِيَ بِأَكْثَرَ مِنَ الثُّلُثِ، فَأَذِنُوا لَهُ، ثُمَّ رَجَعُوا فِيهِ بَعْدَ مَا مَاتَ، فَسُئِلَ عَبْدُ اللَّهِ عَنْ ذَلِكَ، فَقَالَ :هَذَا التَّكَرُّهُ لَا يَجُوزُ "
El-Mesudi, Ebu Aoun'dan, El Kasım'dan rivayet ettiğine göre bize Ebu Nuaym'ın anlattığına göre: "Bir adam varislerinden üçte birinden fazlasını miras bırakmak için izin istedi. Onlar da ona izin verdiler, sonra öldükten sonra ona geri döndüler. Abdullah'a bu konu soruldu ve o şöyle dedi: Bu pervasızca davranış caiz değildir.
18
Sunen ed-Darimi # 22/3102
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ الْحَسَنِ : " فِي الرَّجُلِ يُوصِي بِأَكْثَرَ مِنْ الثُّلُثِ فَرَضِيَ الْوَرَثَةُ، قَالَ :هُوَ جَائِزٌ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَجَزْنَاهُ يَعْنِي فِي الْحَيَاةِ
Ebu El-Numan bize, Hammad bin Zeyd'in Hişam'dan, El-Hasan'dan rivayet ettiğine göre şunları anlattı: "Varislerin üçte birinden fazlasını miras bırakan kişi hakkında, "Bu caizdir" dedi. Ebu Muhammed şöyle dedi: Biz onu hayatla mükâfatlandırdık.
19
Sunen ed-Darimi # 22/3103
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ ، عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدٍ ، عَنْ أَبِيهِ : أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلَ عَلَيْهِ وَهُوَ بِمَكَّةَ ، وَلَيْسَ لَهُ إِلَّا ابْنَةٌ، فَقُلْتُ لَهُ : " إِنَّهُ لَيْسَ لِي إِلَّا ابْنَةٌ وَاحِدَةٌ، فَأُوصِي بِمَالِي كُلِّهِ؟ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَا، قُلْتُ : فَأُوصِي بِالنِّصْفِ؟ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَا، قَالَ : فَأُوصِي بِالثُّلُثِ؟ قَالَ : فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :الثُّلُثُ، وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ "
Ebu'l-Velid et-Tayalisi bize anlattı, Hammam bize anlattı, Katade bize Yunus bin Cübeyr'den, Muhammed bin Saad'dan, babasından rivayet etti: Peygamber (s.a.v.) Mekke'de iken onun yanına geldi ve onun bir tek kızı vardı. Ona dedim ki: “Benim bir tek kızım var. Yani tüm paramı miras mı bırakacağım? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle dedi: Hayır. Ben: Peki yarısını miras bırakayım mı? Peygamber (s.a.v.) ona: Hayır dedi. O da: "Öyleyse üçte birini mi miras bırakayım?" dedi. Dedi ki: Allah Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, buyurdu: Üçüncüsü ve üçüncüsü çoktur.
20
Sunen ed-Darimi # 22/3104
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاق ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : " اشْتَكَيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ حَتَّى أُدْنِفْتُ، فَدَخَلَ عَلَيَّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَعُودُنِي، فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أُرَانِي إِلَّا أَلَمَّ بِي وَأَنَا ذُو مَالٍ كَثِيرٍ، وَإِنَّمَا يَرِثُنِي ابْنَةٌ لِي، أَفَأَتَصَدَّقُ بِمَالِي كُلِّهِ؟ قَالَ : لَا، قُلْتُ : فَبِنِصْفِهِ؟ قَال : لَا، قُلْتُ : فَالثُّلُثِ؟ قَالَ :الثُّلُثُ، وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ، إِنَّكَ إِنْ تَتْرُكْ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَتْرُكَهُمْ فُقَرَاءَ يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ بِأَيْدِيهِمْ، وَإِنَّكَ لَا تُنْفِقُ نَفَقَةً إِلَّا آجَرَكَ اللَّهُ فِيهَا، حَتَّى مَا تَجْعَلُ فِي فِي امْرَأَتِكَ "
Yezid bin Harun bize, Muhammed bin İshak'ın Ez-Zühri'den, Amir bin Saad'dan, babasından rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Veda Haccı sırasında Peygamber Efendimiz'e şikayette bulundum, sonra ben yaklaştım, sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- beni ziyarete girdi ve şöyle dedim: Ey Allah'ın Resulü, ben bir sürü paraya sahip olduğumdan ve bir kızımın bana mirasçı olarak ayrıldığından başka bir şey görmedim. Paramın tamamını hayır kurumuna mı vermeliyim? Dedi ki: Hayır, dedim ki: Yani yarısı mı? Dedi ki: Hayır, dedim ki: Peki üçüncüsü? Dedi ki: Bir üçüncüsü, bir üçüncüsü çoktur. Varislerinizi zengin bırakırsanız, onları bırakmaktan daha iyidir. Zavallı insanlar, kendi elleriyle insanları dileniyorlar ve siz, eşinizin ağzına verdiğiniz şey bile, Allah'ın sizi ödüllendireceğinden başka bir şey harcamazsınız."
21
Sunen ed-Darimi # 22/3105
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ إِسْحَاق بْنِ سُوَيْدٍ ، عَنْ الْعَلَاءِ بْنِ زِيَادٍ : " أَنَّ أَبَاهُ زِيَادَ بْنَ مَطَرٍ أَوْصَى، فَقَالَ :وَصِيَّتِي مَا اتَّفَقَ عَلَيْهِ فُقَهَاءُ أَهْلِ الْبَصْرَةِ ، فَسَأَلْتُ، فَاتَّفَقُوا عَلَى الْخُمُسِ "
Süleyman bin Harb bize anlattı, Hammad bin Zeyd, İshak bin Süveyd'den, El-Ala bin Ziyad'dan rivayet etti: "Babası Ziyad bin Matar bir vasiyette bulundu ve şöyle dedi: "Benim vasiyetim, Basra halkının fakihlerinin üzerinde ittifak ettiği şeydir, ben de sordum, beş üzerinde anlaştılar."
22
Sunen ed-Darimi # 22/3106
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ إِسْحَاق بْنِ سُوَيْدٍ ، عَنْ الْعَلَاءِ بْنِ زِيَادٍ : أَنَّ رَجُلًا سَأَلَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ، فَقَالَ : " إِنَّ وَارِثِي كَلَالَةٌ، فَأُوصِي بِالنِّصْفِ؟ قَالَ : لَا، قَالَ : فَالثُّلُثِ؟ قَالَ : لَا، قَالَ : فَالرُّبُع؟ قَالَ : لَا، قَالَ : فَالْخُمُس؟ قَالَ : لَا، حَتَّى صَارَ إِلَى الْعُشْرِ، فَقَالَ :أَوْصِ بِالْعُشْرِ "
Süleyman bin Harb bize, Hammad bin Zeyd'in İshak bin Suveyd'den, Al-Alaa bin Ziyad'dan rivayet ettiğine göre: Bir adam Ömer bin El-Hattab'a sordu: "Varisim bir köle, o halde yarısını miras mı bırakayım?" Hayır dedi. Üçüncüsü mü dedi? Dedi ki: Hayır. Dedi ki: Çeyrek mi? Hayır dedi. Beşinci mi dedi? Dedi ki: Hayır, ta ki ondalığa gelip şunu söyleyene kadar: "Ondalığı emret."
23
Sunen ed-Darimi # 22/3107
حَدَّثَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيل ، عَنْ عَامِرٍ ، قَالَ :" إِنَّمَا كَانُوا يُوصُونَ بِالْخُمُسِ وَالرُّبُعِ، وَكَانَ الثُّلُثُ مُنْتَهَى الْجَامِحِ.
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : يَعْنِي بِالْجَامِحِ : الْفَرَسَ الْجَمُوحَ
İsmail'in bize Amer'den aktardığı bilgiye göre Ya'la şunları söyledi: "Sadece beşte biri ve dörtte birini sipariş ettiler ve üçte biri en haksız miktardı. Ebu Muhammed şöyle dedi: "Cemhih" ile kastettiği şey: asi bir at.
24
Sunen ed-Darimi # 22/3108
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ حُمَيْدٍ ، عَنْ بَكْرٍ ، قَالَ : " أَوْصَيْتُ إِلَى حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، فَقَالَ :مَا كُنْتُ لِأَقْبَلَ وَصِيَّةَ رَجُلٍ لَهُ وَلَدٌ يُوصِي بِالثُّلُثِ "
Süleyman bin Harb bize, Hammad bin Seleme'nin Humaid'den, Bekir'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: "Humaid bin Abdul Rahman'a bir vasiyette bulundum, şöyle dedi: Üçüncü bir oğlu olan ve üçte birini miras bırakan bir adamın vasiyetini kabul etmem.
25
Sunen ed-Darimi # 22/3109
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ ، عَنْ شُرَيْحٍ ، قَالَ :" الثُّلُثُ جَهْدٌ وَهُوَ جَائِزٌ "
Kubaisa bize anlattı, Süfyan Hişam'dan, Muhammed ibn Sirin'den, Şureyh'den rivayetle şöyle dedi: "Üçüncüsü bir çabadır ve caizdir."
26
Sunen ed-Darimi # 22/3110
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، قَالَ :" كَانَ السُّدُسُ أَحَبَّ إِلَيْهِمْ مِنْ الثُّلُثِ "
Ubeyd Allah bize İsrail kanalıyla, Mansur kanalıyla, İbrahim kanalıyla şöyle dedi: "Onlara altıda biri, üçte birinden daha sevgiliydi."
27
Sunen ed-Darimi # 22/3111
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ ، عَنْ مُغِيرَةَ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، قَالَ :" الْوَصِيُّ أَمِينٌ فِيمَا أُوصِيَ إِلَيْهِ بِهِ "
Ebu el-Velid bize şunu söyledi, Sharik bize Mugheerah'tan, İbrahim'den rivayetle şöyle dedi: "Vali, kendisine emanet edilen şey konusunda güvenilirdir."
28
Sunen ed-Darimi # 22/3112
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ ، عَنْ أبي وَهْبٍ ، عَنْ مَكْحُولٍ ، قَالَ :" أَمْرُ الْوَصِيِّ جَائِزٌ فِي كُلِّ شَيْءٍ، إِلَّا فِي الِابْتِيَاعِ، وَإِذَا بَاعَ بَيْعًا لَمْ يُقِلْ "، وَهُوَ رَأْيُ يَحْيَى بْنِ حَمْزَةَ
Muhammed ibn el-Mübarek bize anlattı, Yahya ibn Hamza bize Ebu Vehb'den, Makul'dan rivayet etti: O şöyle dedi: "Satın almak dışında her şeyde velinin emri caizdir ve eğer satış yaptıysa hiçbir şey söylemez. Bu, Yahya bin Hamza'nın görüşüdür."
29
Sunen ed-Darimi # 22/3113
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ ، عَنْ الْأَوْزَاعِيِّ ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ ، قَالَ :" الْوَصِيُّ أَمِينٌ فِي كُلِّ شَيْءٍ، إِلَّا فِي الْعِتْقِ، فَإِنَّ عَلَيْهِ أَنْ يُقِيمَ الْوَلَاءَ "
Muhammed bin El Mübarek bize, El Velid'in El Evza'i'den, Yahya bin Ebi Kesir'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Mütevelli her konuda güvenilirdir. Azat etme durumu hariç, bu durumda sadakatini korumalıdır."
30
Sunen ed-Darimi # 22/3114
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ : " فِي مَالِ الْيَتِيمِيَعْمَلُ بِهِ الْوَصِيُّ إِذَا أَوْصَى إِلَى الرَّجُلِ "
Ubeyd Allah, İsrail'den, Mansur'dan, İbrahim'den rivayetle bize şöyle dedi: "Yetimin malına gelince, veli, adama vasiyet ederse onu tasarruf eder."
31
Sunen ed-Darimi # 22/3115
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ مُحَمَّدٍ ، عَنْ إِسْمَاعِيل ، عَنْ الْحَسَنِ ، قَالَ :" وَصِيُّ الْيَتِيمِ يَأْخُذُ لَهُ بِالشُّفْعَةِ، وَالْغَائِبُ عَلَى شُفْعَتِهِ "
Muhammed ibn el-Salt bize rivayet etti, Musa ibn Muhammed bize İsmail'den, Hasan'dan rivayet etti: O şöyle dedi: "Yetimin velisi onun için önlük alır ve bulunmayan kişi onun şefaatine tabidir."
32
Sunen ed-Darimi # 22/3116
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ ، عَنْ عِكْرِمَةَ شَيْخٍ مِنْ أَهْلِ دِمَشْقَ ، قَالَ : " كُنْتُ عِنْدَ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، وَعِنْدَهُ سُلَيْمَانُ بْنُ حَبِيبٍ، وَأَبُو قِلَابَةَ ، إِذْ دَخَلَ غُلَامٌ، فَقَالَ :أَرْضُنَا بِمَكَانِ كَذَا وَكَذَا، بَاعَكُمْ الْوَصِيُّ وَنَحْنُ أَطْفَالٌ، فَالْتَفَتَ إِلَى سُلَيْمَانَ بْنِ حَبِيبٍ، فَقَالَ : مَا تَقُولُ؟ قَالَ : فَأَضْجَعَ فِي الْقَوْلِ، فَالْتَفَتَ إِلَى أَبِي قِلَابَةَ، فَقَالَ : مَا تَقُولُ؟ قَالَ : رُدَّ عَلَى الْغُلَامِ أَرْضَهُ، قَالَ : إِذًا يَهْلِكُ مَالُنَا؟ قَالَ : أَنْتَ أَهْلَكْتَهُ "
Şam halkından bir şeyh olan İkrime'nin rivayetine göre Muhammed bin El-Mübarek bize anlattı, Yahya bin Hamza şöyle dedi: "Ben Ömer bin Abdülaziz'in yanındaydım ve yanında Süleyman bin Habib ve Ebu Kalaba da vardı. Bir çocuk içeri girdi ve şöyle dedi: Bizim topraklarımız falanca yerde. Vekil seni sattı Ve biz de Çocuklar, Süleyman bin Habib'e döndü ve şöyle dedi: Ne diyorsunuz? Dedi ki: Konuşmaktan aklını kaçırdı, sonra Ebu Kalaba'ya döndü ve şöyle dedi: Ne diyorsun? Dedi ki: Çocuğa toprağını geri ver. Dedi ki: Yani mallarımız yok olacak mı? Dedi ki: Onu yok ettin.
33
Sunen ed-Darimi # 22/3117
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ أَشْعَثَ ، عَنْ الْحَسَنِ : " فِي رَجُلٍ أَوْصَى لِرَجُلٍ بِنِصْفِ مَالِهِ، وَلِآخَرَ بِثُلُثِ مَالِهِ، قَالَ :يَضْرِبَانِ بِذَلِكَ فِي الثُّلُثِ : هَذَا بِالنِّصْفِ، وَهَذَا بِالثُّلُث "
İbrahim bin Musa, Muhammed bin Abdullah'tan, Ash'at'tan, el-Hasan'dan rivayetle bize şöyle dedi: "Malının yarısını başka bir adama, bir başkasına da malının üçte birini vasiyet eden bir adam şöyle dedi: Bunu üçte biriyle çarpıyorlar: bunu yarıyla, bunu da üçte biriyle çarpıyorlar."
34
Sunen ed-Darimi # 22/3118
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ ، عَنْ الشَّيْبَانِيِّ ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، قَالَ :" يُغَيِّرُ صَاحِبُ الْوَصِيَّةِ مِنْهَا مَا شَاءَ، غَيْرَ الْعَتَاقَةِ "
Ebu el-Velid el-Tayalisi bize, Zaida'nın el-Şeybani'den, el-Şa'bi'den rivayetle şöyle söylediğini anlattı: "Vasiyet yapan, özgürleşme dışında onu istediği gibi değiştirir."
35
Sunen ed-Darimi # 22/3119
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ : " أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ، قَالَ :" يُحْدِثُ الرَّجُلُ فِي وَصِيَّتِهِ مَا شَاءَ، وَمِلَاكُ الْوَصِيَّةِ آخِرُهَا "
Ebu'l-Velid et-Tayalisi bize anlattı, Hammam bize anlattı, Katade Amr bin Şuayb'dan, Abdullah bin Ebi Rabi'a'dan rivayet etti: "Ömer ibni Hattab şöyle dedi: "Kişi vasiyetinde istediğini yapar ve vasiyet sahibi onun sonuncusudur."
36
Sunen ed-Darimi # 22/3120
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، قَالَ : حَدَّثَنِي قَتَادَةُ ، قَالَ : حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ : " أَنَّ أَبَاهُ أَعْتَقَ رَقِيقًا لَهُ فِي مَرَضِهِ، ثُمَّ بَدَا لَهُ أَنْ يَرُدَّهُمْ وَيُعْتِقَ غَيْرَهُمْ، قَالَ : فَخَاصَمُونِي إِلَى عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ ،فَأَجَازَ عِتْقَ الْآخِرِينَ، وَأَبْطَلَ عِتْقَ الْأَوَّلِينَ "
Sehl bin Hammad bize anlattı, Hammam anlattı, şöyle dedi: Katade bana anlattı, şöyle dedi: Amr bin Dinar bana şöyle dedi: "Babası, bir kölesini azat etti... Hastalandı, sonra ona onları geri vermek ve diğerlerini azat etmek gibi göründü. Şöyle dedi: Onlar benimle Abdülmelik ibn Mervan'a karşı tartıştılar, o da diğerlerinin azat edilmesine izin verdi." Ve eskilerin kurtuluşunu geçersiz kıldı.”
37
Sunen ed-Darimi # 22/3121
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ ، عَنْ الشَّرِيدِ بْنِ سُوَيْدٍ ، قَالَ : قَالَ عُمَرُ :" يُحْدِثُ الرَّجُلُ فِي وَصِيَّتِهِ مَا شَاءَ، وَمِلَاكُ الْوَصِيَّةِ آخِرُهَا ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : هَمَّامٌ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عَمْرٍو، وَبَيْنَهُمَا قَتَادَةُ
Sehl bin Hammad bize anlattı, Hammam Amr bin Şuayb'dan, Abdullah bin Ebu Rabia'dan, El-Şerid bin Suveyd'den rivayetle şöyle dedi: Ömer şöyle dedi: "Kişi vasiyetinde istediğini yapabilir ve vasiyet sahibi onun sonuncusudur." Ebu Muhammed şöyle dedi: Hamam Amr'dan haber alamadı ve aralarında Katade
38
Sunen ed-Darimi # 22/3122
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الْمُغِيرَةِ ، قَالَ : ابْنُ الْمُبَارَكِ حَدَّثَنَا، عَنْ مَعْمَرٍ ، عَنِ الزُّهْرِيِّ : " فِي الرَّجُلِ يُوصِي بِوَصِيَّةٍ ثُمَّ يُوصِي بِأُخْرَى، قَالَ :هُمَا جَائِزَتَانِ فِي مَالِهِ "
Said bin Muğire bize şöyle dedi: İbnü'l-Mübarek, Muammer'den, Ez-Zühri'den rivayet etti: "Bir vasiyette bulunup sonra diğerini yapan adam hakkında şöyle dedi: "Malı bakımından her ikisi de caizdir."
39
Sunen ed-Darimi # 22/3123
حَدَّثَنَا سَعِيدٌ ، عَنْ ابْنِ الْمُبَارَكِ ، عَنْ مَعْمَرٍ ، عَنْ قَتَادَةَ ، قَالَ : قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ :" مِلَاكُ الْوَصِيَّةِ آخِرُهَا "
Saeed bize İbnü'l-Mübarek'ten, Muammer'den, Katade'den rivayetle şöyle dedi: Ömer ibn el-Hattab şöyle dedi: "Vasiyet meleği onun sonuncusudur."
40
Sunen ed-Darimi # 22/3124
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ ، عَنْ الْأَوْزَاعِيِّ ، عَنْ يَحْيَى ، قَالَ :" إِذَا اتَّهَمَ الْقَاضِي الْوَصِيَّ لَمْ يَعْزِلْهُ، وَلَكِنْ يُوَكِّلُ مَعَهُ غَيْرَهُ "وَهُوَ رَأْيُ الْأَوْزَاعِيِّ
Muhammed bin Mübarek bize, El Velid'in Evza'i'den, Yahya'dan rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: "Hakim vasiyi suçlarsa onu görevden almaz. Ama yanında başka birini görevlendirir." Bu Evzâî'nin görüşüdür.
41
Sunen ed-Darimi # 22/3125
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ ، عَنْ الشَّيْبَانِيِّ ، عَنْ عَامِرٍ ، قَالَ :" يَجُوزُ بَيْعُ الْمَرِيضِ وَشِرَاؤُهُ وَنِكَاحُهُ، وَلَا يَكُونُ مِنَ الثُّلُثِ "
Ebu'l-Velid bize, bir ortakımızın Eş-Şeybani'den, Amer'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: "Hasta bir kişiyi satın almak, satmak ve onunla evlenmek caizdir, ancak o, "üçte bir"den biri olmamalıdır.
42
Sunen ed-Darimi # 22/3126
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ ، عَنْ مُطَرِّفٍ ، عَنْ الْحَارِثِ الْعُكْلِيِّ ، قَالَ :" مَا حَابَى بِهِ الْمَرِيضُ فِي مَرَضِهِ مِنْ بَيْعٍ أَوْ شِرَاءٍ، فَهُوَ فِي ثُلُثِهِ قِيمَةُ عَدْلٍ "
Ebu El-Velid bize, Ebu Awanah'ın Mutarrif'ten, El-Haris El-Ukli'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: "Hasta, hastalığı sırasında satışlarda ona kayırmacılık yapmamıştı." Veya satın alın, üçte biri rayiç değerdir.”
43
Sunen ed-Darimi # 22/3127
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ يَحْيَى هُوَ ابْنُ سَعِيدٍ ، قَالَ : أَعْطَتِ امْرَأَةٌ مِنْ أَهْلِنَا وَهِيَ حَامِلٌ، فَسُئِلَ الْقَاسِمُ ، فَقَالَ : " هُوَ مِنْ جَمِيعِ الْمَالِ، قَالَ يَحْيَى : وَنَحْنُ نَقُولُ :إِذَا ضَرَبَهَا الْمَخَاضُ فَمَا أَعْطَتْ، فَمِنْ الثُّلُثِ "
Hammad bin Zeyd, İbn Sa'id olan Yahya'dan rivayetle bize Ebu El-Numan'ın anlattığına göre şöyle demiştir: Ailemizden bir kadın hamile iken bir hediye verdi. Kasım'a soruldu, o da şöyle dedi: "Bu, malların tamamındandır." Yahya şöyle dedi: Biz de diyoruz ki: Eğer emeği dokunursa ve vermezse üçte birinden.
44
Sunen ed-Darimi # 22/3128
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ ، عَنْ عَمْرٍو ، عَنْ الْحَسَنِ : " فِي رَجُلٍ قَالَ لِغُلَامِهِ : إِنْ دَخَلْتُ دَارَ فُلَانٍ، فَغُلَامِي حُرٌّ، ثُمَّ دَخَلَهَا وَهُوَ مَرِيضٌ، قَالَ :يُعْتَقُ مِنْ الثُّلُثِ، وَإِنْ دَخَلَ فِي صِحَّتِهِ، عُتِقَ مِنْ جَمِيعِ الْمَالِ "
Ahmed bin Abdullah bize, Ebu Şihab'ın Amr'dan, el-Hasan'dan rivayet ettiğine göre şöyle anlatmıştır: "Bir adam hakkında: "Hizmetçisine şöyle dedi: "Falancanın evine girersem, oğlum özgürdü, sonra hastayken girdi. O da şöyle dedi: Üçte birinden azat olmuş olacak, eğer sağlıklı iken oraya girerse, her türlü maldan azat edilmiş olacaktır."
45
Sunen ed-Darimi # 22/3129
أخبرنا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ ، حَدَّثَنَا النُّعْمَانُ بْنُ الْمُنْذِرِ ، عَنْ مَكْحُولٍ ، قَالَ :" إِذَا كَانَ الْوَرَثَةُ مَحَاوِيجَ، فَلَا أَرَى بَأْسًا أَنْ يُرَدَّ عَلَيْهِمْ مِنْ الثُّلُثِ "، قَالَ يَحْيَى : فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلْأَوْزَاعِيِّ فَأَعْجَبَهُ
Mervan bin Muhammed bize anlattı, Yahya bin Hamza anlattı, Al-Nu'man bin El-Munzhir bize Makhoul'dan rivayetle şöyle dedi: "Eğer mirasçılar Muhawij ise, bu yüzden onlara üçte birini iade etmekte bir sakınca görmüyorum." Yahya şöyle dedi: "Bunu Evza'i'ye anlattım ve o da beğendi."
46
Sunen ed-Darimi # 22/3130
أخبرنا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ ، حَدَّثَنَا يُونُسُ ، عَنْ الْحَسَنِ .
ح وأَخْبَرَنَا مُغِيرَةُ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، قَالَا :" إِذَا شَهِدَ شَاهِدَانِ مِنْ الْوَرَثَةِ، جَازَ عَلَى جَمِيعِهِمْ، وَإِذَا شَهِدَ وَاحِدٌ، فَفِي نَصِيبِهِ بِحِصَّتِهِ "
Bize Ebu El-Numan anlattı, Huşeym anlattı, Yunus bize El Hasan'dan rivayet etti. H ve Muğire bize İbrahim'den rivayetle şöyle dediklerini anlattı: "Varislerden iki şahit şahitlik ederse hepsine caiz olur, biri şahitlik ederse o zaman "Kendi payına düşen pay"da.
47
Sunen ed-Darimi # 22/3131
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ : أَنَّهُ سَمِعَ الشَّعْبِيَّ ، يَقُولُ :" إِذَا شَهِدَ رَجُلٌ مِنْ الْوَرَثَةِ، فَفِي نَصِيبِهِ بِحِصَّتِهِ، ثُمَّ قَالَ : بَعْدَ ذَلِكَ فِي جَمِيعِ حِصَّتِهِ "
Bize Ebu'n-Numan anlattı, Huşeym bize anlattı, Mutarrif bize şöyle dedi: Şa'bi'nin şöyle dediğini duydu: "Varislerden bir adam şahitlik ederse, o zaman kendi payına düşen payla birlikte şöyle der: Bundan sonra tüm payıyla.
48
Sunen ed-Darimi # 22/3132
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ نَافِعٍ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، قَالَ :" إِذَا أَوْصَى الرَّجُلُ بِالثُّلُثِ، وَالرُّبُعِ، فَفِي الْعَيْنِ وَالدَّيْنِ، وَإِذَا أَوْصَى بِخَمْسِينَ أَوْ سِتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ، فَفِي الْعَيْنِ حَتَّى يَبْلُغَ الثُّلُثَ "
Ebu'l-Velid et-Tayalisi bize, Ebu Şihab Abd Rabbuh bin Nafi', El-A'meş'ten, İbrahim'den rivayetle şöyle dedi: "Bir adam elliye veya altmışa yüze kadar miras bırakırsa, üçte birine ulaşana kadar bu borçtur."
49
Sunen ed-Darimi # 22/3133
أَخْبَرَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلَالٍ ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُسَيْطٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الْمَرْءُ أَحَقُّ بِثُلُثِ مَالِهِ، يَضَعُهُ فِي أَيِّ مَالِهِ شَاءَ "
Mervan bin Muhammed bize anlattı, Süleyman bin Bilal anlattı, Cafer bin Muhammed Yezid bin Abdullah bin Kusayt'tan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişinin malının üçte biri üzerinde hakkı vardır. Onu dilediği servete koyabilir."
50
Sunen ed-Darimi # 22/3134
حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاق ، عَنْ أَبِي حَبِيبَةَ ، قَالَ : سَأَلْتُ أَبَا الدَّرْدَاءِ عَنْ رَجُلٍ جَعَلَ دَرَاهِمَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَثَلُ الَّذِي يَتَصَدَّقُ عِنْدَ مَوْتِهِ أَوْ يُعْتِقُ، كَالَّذِي يُهْدِي بَعْدَ مَا شَبِعَ "
Abd Al-Samad bin Abd Al-Warith bize anlattı, Şu'be bize anlattı, Ebu İshak bize Ebu Habibe'den rivayet etti, o şöyle dedi: Ebu'd-Derda'ya Allah rızası için dirhem veren bir adamdan sordum ve Ebu Derda' şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: "Sadaka verenin örneğidir." Ya ölecek ya da karnını doyurduktan sonra yol gösteren biri gibi serbest kalacak.”