Bölüm 4
Bölümlere Dön
01
Sunen ed-Darimi # 4/1638
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الْأَحْمَرُ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ قَيْسٍ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ صِلَةَ ، قَالَ : كُنَّا عِنْدَ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، فَأُتِيَ بِشَاةٍ مَصْلِيَّةٍ، فَقَالَ : كُلُوا، فَتَنَحَّى بَعْضُ الْقَوْمِ، فَقَالَ : إِنِّي صَائِمٌ.
فَقَالَ عَمَّارُ بْنُ يَاسِرٍ :" مَنْ صَامَ الْيَوْمَ الَّذِي يُشَكُّ فِيهِ، فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "
فَقَالَ عَمَّارُ بْنُ يَاسِرٍ :" مَنْ صَامَ الْيَوْمَ الَّذِي يُشَكُّ فِيهِ، فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "
Abdullah bin Saeed bize anlattı, Ebu Halid El-Ahmar bize Amr bin Kays'tan, Ebu İshak'tan, Silah'tan rivayetle şöyle dedi: Ammar bin Yaser'in yanındaydık, namaz kılan bir koyun getirdi ve şöyle dedi: Ye. Daha sonra insanlardan bir kısmı uzaklaştı ve şöyle dediler: Ben oruçluyum. Ammar bin Yaser şöyle dedi: "Kim bugün oruç tutarsa Şüphe edilen kişi, Ebu'l-Kasım'a itaatsizlik etmiştir, Allah ondan razı olsun ve ona selamet versin."
02
Sunen ed-Darimi # 4/1639
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيل بْنُ عُلَيَّةَ ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ أَبِي صَغِيرَةَ ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ ، قَالَ : أَصْبَحْتُ فِي يَوْمٍ قَدْ أُشْكِلَ عَلَيَّ مِنْ شَعْبَانَ، أَوْ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ، فَأَصْبَحْتُ صَائِمًا، فَأَتَيْتُ عِكْرِمَةَ ، فَإِذَا هُوَ يَأْكُلُ خُبْزًا وَبَقْلًا، فَقَالَ : هَلُمَّ إِلَى الْغَدَاءِ.
فَقُلْتُ : إِنِّي صَائِمٌ.
فَقَالَ : أُقْسِمُ بِاللَّهِ لَتُفْطِرَنَّ.
فَلَمَّا رَأَيْتُهُ حَلَفَ وَلَا يَسْتَثْنِي، تَقَدَّمْتُ فَعَذَّرْتُ وَإِنَّمَا تَسَحَّرْتُ قُبَيْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ قُلْتُ : هَاتِ الْآنَ مَا عِنْدَكَ.
فَقَالَ : حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ حَالَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ سَحَابٌ، فَكَمِّلُوا الْعِدَّةَ ثَلَاثِينَ، وَلَا تَسْتَقْبِلُوا الشَّهْرَ اسْتِقْبَالًا "
فَقُلْتُ : إِنِّي صَائِمٌ.
فَقَالَ : أُقْسِمُ بِاللَّهِ لَتُفْطِرَنَّ.
فَلَمَّا رَأَيْتُهُ حَلَفَ وَلَا يَسْتَثْنِي، تَقَدَّمْتُ فَعَذَّرْتُ وَإِنَّمَا تَسَحَّرْتُ قُبَيْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ قُلْتُ : هَاتِ الْآنَ مَا عِنْدَكَ.
فَقَالَ : حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ حَالَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ سَحَابٌ، فَكَمِّلُوا الْعِدَّةَ ثَلَاثِينَ، وَلَا تَسْتَقْبِلُوا الشَّهْرَ اسْتِقْبَالًا "
Abdullah bin Said bize anlattı, İsmail bin Aliya bize anlattı, Hatim bin Ebu Sagira bize Simak bin Harb'den rivayet etti: O şöyle dedi: Şaban ayında veya Ramazan ayında sıkıntı çektiğim bir günde uyandım, oruç tuttum, İkrime'ye gittim ve bir baktım ki o yemek yiyordu. ekmek ve fasulye, Dedi ki: Öğle yemeğine gel. Ben de dedim ki: Ben oruçluyum. Dedi ki: Allah'a yemin ederim ki, orucunu bozacaksın. Yemin ettiğini ve istisna yapmayacağını görünce öne çıkıp özür diledim. Daha önce biraz ara vermiştim, sonra dedim ki: Şimdi elinizde olanı getirin. Şöyle dedi: Bize İbn Abbas (Allah onlardan razı olsun) rivayet etti. Şöyle dedi: Allah Resulü şöyle buyurdu: Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun: "Onu görünce oruç tutun, görünce de iftar edin. Eğer aranıza bir bulut girerse, otuz sayısını tamamlayın ve "Ayı hoş karşılayarak karşıladınız."
03
Sunen ed-Darimi # 4/1640
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَكَرَ رَمَضَانَ، فَقَالَ :" لَا تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْا الْهِلَالَ، وَلَا تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ، فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ، فَاقْدُرُوا لَهُ "
Ubeydullah bin Abdülmecid bize, Malik'in Nafi'den, İbn Ömer'den (Allah her ikisinden de razı olsun) rivayet ettiğine göre, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan'ı zikretmiş ve şöyle buyurmuştur: "Hilali görene kadar oruç tutmayın ve onu görene kadar da orucunuzu bozmayın. Eğer hava bulutluysa, hazırlanın."
04
Sunen ed-Darimi # 4/1641
حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُ، يَقُولُ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَوْ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ، وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ الشَّهْرُ، فَعُدُّوا ثَلَاثِينَ "
Bize Haşim bin El-Kasım anlattı, Şu'be bize anlattı, Muhammed bin Ziyad bana anlattı, dedi ki: Ebu Hureyre'yi (Allah ondan razı olsun) şöyle derken işittim: O şöyle dedi: Allah'ın Resulü (Allah ona salat etsin ve ona huzur versin) veya Ebu'l-Kasım (Allah ona bereket versin ve ona huzur versin) şöyle dedi: "Gördüğünüz zaman oruç tutun, gördüğünüzde de orucunuzu açın. "Ay senin için karanlık, bu yüzden otuza kadar say."
05
Sunen ed-Darimi # 4/1642
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عَمْرٍو يَعْنِي ابْنَ دِينَارٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرٍ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا، أَنَّهُ عَجِبَ مِمَّنْ يَتَقَدَّمُ الشَّهْرَ ، وَيَقُولُ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِذَا رَأَيْتُمُوهُ، فَصُومُوا، وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا، فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ، فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ ثَلَاثِينَ يَوْمًا "
Ubeydullah bin Saeed bize anlattı, Süfyan bize Amr'dan, yani İbn Dinar'dan, Muhammed bin Cübeyr'den, İbn Abbas'tan, Allah ondan razı olsun rivayetiyle anlattı. Onlara göre, bu aydan önce gelip şöyle diyenlere şaşılacak bir şey var: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle buyurdu: "Onu görürseniz oruç tutun ve eğer onu görürseniz oruç tutun. Gördüğünüzde orucunuzu açın, eğer hava size bulutlu gelirse otuz günlük süreyi tamamlayın.”
06
Sunen ed-Darimi # 4/1643
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنِي أَبِي ، عَنْ أَبِيهِ ، وَعَمِّهِ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُ، قَالَ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا رَأَى الْهِلَالَ، قَالَ :" اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُمَّ أَهِلَّهُ عَلَيْنَا بِالْأَمْنِ وَالْإِيمَانِ، وَالسَّلَامَةِ وَالْإِسْلَامِ، وَالتَّوْفِيقِ لِمَا يُحِبُّ رَبُّنَا وَيَرْضَى، رَبُّنَا وَرَبُّكَ اللَّهُ "
Saeed bin Süleyman bize, Abdurrahman bin Osman bin İbrahim'den rivayetle, babam bana, babası ve amcası rivayetiyle, İbn Ömer Radi'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) ne zaman hilali görse şöyle derdi: "Allah büyüktür, Allah'ım, onu üzerimize hilali yap." Emniyet ve iman, selâmet ve İslam ve Rabbimizin sevdiği ve razı olduğu şeylerde başarı ile bizim Rabbimiz ve sizin de Rabbiniz Allah'tır."
07
Sunen ed-Darimi # 4/1644
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الرِّفَاعِيُّ ، وَإِسْحَاق بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا الْعَقَدِيُّ ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ سُفْيَانَ الْمَدَينِيُّ ، عَنْ بِلَالِ بْنِ يَحْيَى بْنِ طَلْحَةَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ طَلْحَةَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا، قَالَ : كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا رَأَى الْهِلَالَ، قَالَ :" اللَّهُمَّ أَهِلَّهُ عَلَيْنَا بِالْأَمْنِ وَالْإِيمَانِ، وَالسَّلَامَةِ وَالْإِسْلَامِ، رَبِّي وَرَبُّكَ اللَّهُ "
Muhammed bin Yezid er-Rifa'i bize anlattı, İshak bin İbrahim bize anlattı, El-Akdi bize anlattı, Süleyman bin Süfyan el-Medeni bize Bilal bin Yahya bin Talha'dan, babasından, Talha'dan, Allah her ikisinden de razı olsun, şöyle dedi: El-Hilal, şöyle dedi: "Allah'ım, onu üzerimize güvenlik, iman, selamet ve İslam ile hilâl kıl. Benim de Rabbim, senin de Rabbin Allah'tır."
08
Sunen ed-Darimi # 4/1645
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا تَقَدَّمُوا قَبْلَ رَمَضَانَ يَوْمًا، وَلَا يَوْمَيْنِ، إِلَّا أَنْ يَكُونَ رَجُلًا كَانَ يَصُومُ صَوْمًا، فَلْيَصُمْهُ "
Vehb bin Cerir bize anlattı, Hişam, Yahya'dan, Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den, Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan'dan bir gün veya iki gün önce, oruç tutan bir kimse olmadığı sürece, oruç tutsun."
09
Sunen ed-Darimi # 4/1646
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " إِنَّمَاالشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ، فَلَا تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ، وَلَا تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ، فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ، فَاقْدُرُوا لَهُ "
Süleyman bin Harb bize anlattı, Hammad bin Zeyd, Eyyub'dan, Nafi'den, İbni Ömer'den, Allah her ikisinden de razı olsun, şöyle dedi: Resûlullah buyurdu ki: Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun: "Ay henüz yirmi dokuz, o halde onu görene kadar oruç tutmayın ve onu görene kadar orucunuzu bozmayın. Hava bulutluysa, O halde takdir edin.”
10
Sunen ed-Darimi # 4/1647
حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبٍ ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَالِمٍ ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ نَافِعٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهِ عَنْهُ، قَالَ : تَرَاءَى النَّاسُ الْهِلَالَ، فَأَخْبَرْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنِّي رَأَيْتُهُ، " فَصَامَوَأَمَرَ النَّاسَ بِالصِّيَامِ "
Mervan bin Muhammed, Abdullah bin Vehb'den, Yahya bin Salem'den, Ebu Bekir bin Nafi'den, babasından, İbn Ömer'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle şöyle dedi: İnsanlar hilali gördüler, ben de Rasulullah'a (s.a.v.) onu gördüğümü haber verdim. Bunun üzerine oruç tuttu ve insanlara emir verdi. "Oruç tutarak."
11
Sunen ed-Darimi # 4/1648
حَدَّثَنِي عِصْمَةُ بْنُ الْفَضْلِ ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْجُعْفِيُّ ، عَنْ زَائِدَةَ ، عَنْ سِمَاكٍ ، عَنْ عِكْرِمَةَ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهِ عَنْهُمَا، قَالَ : جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَقَالَ : إِنِّي رَأَيْتُ الْهِلَالَ.
فَقَالَ : " أَتَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ؟ " قَالَ : نَعَمْ.
قَالَ : " يَا بِلَالُ،نَادِ فِي النَّاسِ، فَلْيَصُومُوا غَدًا "
فَقَالَ : " أَتَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ؟ " قَالَ : نَعَمْ.
قَالَ : " يَا بِلَالُ،نَادِ فِي النَّاسِ، فَلْيَصُومُوا غَدًا "
İsma bin Fadl bana anlattı, Hüseyin el-Cu'fi bana Zeyde'den, Simmak'tan, İkrime'den, İbn Abbas'tan (Allah ondan razı olsun) rivayet etti. Bunlar hakkında şöyle dedi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e bir Bedevi geldi ve şöyle dedi: Hilali gördüm. Şöyle dedi: "Allah'tan başka ilah olmadığına mı şahitlik ediyorsunuz? Peki ben Allah'ın elçisi miyim? Dedi ki: Evet. Şöyle buyurdu: Ey Bilal, insanları yarın oruç tutmaları için çağır.
12
Sunen ed-Darimi # 4/1649
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ الْبَرَاءِ ، قَالَ : كَانَ أَصْحَابُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا كَانَ الرَّجُلُ صَائِمًا فَحَضَرَ الْإِفْطَارُ، فَنَامَ قَبْلَ أَنْ يُفْطِرَ لَمْ يَأْكُلْ لَيْلَتَهُ وَلَا يَوْمَهُ حَتَّى يُمْسِيَ، وَإِنَّ قَيْسَ بْنَ صِرْمَةَ الْأَنْصَارِيَّ كَانَ صَائِمًا، فَلَمَّا حَضَرَ الْإِفْطَارُ، أَتَى امْرَأَتَهُ، فَقَالَ : عِنْدَكِ طَعَامٌ؟ فَقَالَتْ : لَا، وَلَكِنْ أَنْطَلِقُ فَأَطْلُبُ لَكَ، وَكَانَ يَوْمَهُ يَعْمَلُ، فَغَلَبَتْهُ عَيْنُهُ، وَجَاءَتْ امْرَأَتُهُ، فَلَمَّا رَأَتْهُ، قَالَتْ : خَيْبَةً لَكَ.
فَلَمَّا انْتَصَفَ النَّهَارُ، غُشِيَ عَلَيْهِ فَذُكِرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ،" فَنَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ : # أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَائِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَأَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّ عَلِمَ اللَّهُ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ أَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْ فَالآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَكُمْ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّوا الصِّيَامَ إِلَى اللَّيْلِ وَلا تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلا تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ سورة البقرة آية 187 #، فَفَرِحُوا بِهَا فَرَحًا شَدِيدًا، وَأَكُلُوا وَاشَرِبُوا حَتَّى تَبَيَّنَ لَهُمْ الْخَيْطُ الْأَبْيَضُ مِنْ الْخَيْطِ الْأَسْوَدِ "
فَلَمَّا انْتَصَفَ النَّهَارُ، غُشِيَ عَلَيْهِ فَذُكِرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ،" فَنَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ : # أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَائِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَأَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّ عَلِمَ اللَّهُ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ أَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْ فَالآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَكُمْ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّوا الصِّيَامَ إِلَى اللَّيْلِ وَلا تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلا تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ سورة البقرة آية 187 #، فَفَرِحُوا بِهَا فَرَحًا شَدِيدًا، وَأَكُلُوا وَاشَرِبُوا حَتَّى تَبَيَّنَ لَهُمْ الْخَيْطُ الْأَبْيَضُ مِنْ الْخَيْطِ الْأَسْوَدِ "
Ubeydullah ibn Musa bize, İsrail'den, Ebu İshak'tan, El-Bara'dan rivayetle şöyle dedi: Muhammed'in sahabeleri, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, adam oruç tutuyordu ve orucunu açmaya hazırlanıyordu, bu yüzden orucunu açmadan önce uyudu ve bütün gece veya gündüz akşama kadar yemek yemedi ve Kays ibn Sarmat el-Ensari oruçluydu, kahvaltıyı hazırlarken hanımının yanına geldi ve şöyle dedi: Yemeğin var mı? Dedi ki: Hayır ama git, ben seni ararım. Ve o gün çalışıyordu ve gözleri ona dönmüştü, karısı geldi ve onu görünce şöyle dedi: Senin için bir hayal kırıklığı. Öğle vakti geldiğinde baygınlık geçirdi Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e bu durum anlatıldı ve şu ayet nazil oldu: #Oruç gecesinde, hanımlarınız ile elbiseli halde cinsel ilişkide bulunmak size helal kılındı. Ve sen onlar için bir elbisesin. Allah sizin kendinizi sünnet ettiğinizi biliyor ama size yöneldi ve sizi bağışladı. O halde şimdi onlarla yakınlaşın. Allah'ın sizin için yazdığını arayın ve fecrin beyaz ipliği siyah iplikten sizin için ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın ve mescidlerde yalnız kaldığınızda onlarla arkadaşlık etmeyin. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır, onlara yaklaşmayın. Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor. İnsanlar Bakara Suresi 187 # ayetinden korksunlar diye, bu yüzden büyük bir sevinçle sevindiler ve ipliğin beyaz ipliği kendilerine belli oluncaya kadar yiyip içtiler. "Siyah"
13
Sunen ed-Darimi # 4/1650
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ ، عَنْ حُصَيْنٍ ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ ، قَالَ : قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، لَقَدْ جَعَلْتُ تَحْتَ وِسَادَتِي خَيْطًا أَبْيَضَ وَخَيْطًا أَسْوَدَ، فَمَا تَبَيَّنَ لِي شَيْءٌ.
قَالَ : " إِنَّكَ لَعَرِيضُ الْوِسَادِ، وَإِنَّمَاذَلِكَ اللَّيْلُ مِنْ النَّهَارِ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى : # وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّوا الصِّيَامَ إِلَى اللَّيْلِ وَلا تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلا تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ سورة البقرة آية 187 # "
قَالَ : " إِنَّكَ لَعَرِيضُ الْوِسَادِ، وَإِنَّمَاذَلِكَ اللَّيْلُ مِنْ النَّهَارِ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى : # وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّوا الصِّيَامَ إِلَى اللَّيْلِ وَلا تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلا تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ سورة البقرة آية 187 # "
Ebu'l-Velid anlattı, Şerik bize Hüseyin'den, Şa'bi'den, Adi bin Hatim'den rivayetle şöyle dedi: Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, yastığımın altında beyaz bir iplik ve siyah bir iplik vardı ama bana hiçbir şey netlik kazanmadı. Şöyle dedi: "Yastık konusunda çok cömertsin ama o, günün gecesi. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: #Sabahın beyaz ipliği siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlere ibadet ettiğiniz halde onlarla arkadaşlık ederseniz, bunlar Allah'ın sınırlarıdır, onlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara işte böyle açıklıyor. Belki Bakara Suresi 187# ayetinden korkarlar.
14
Sunen ed-Darimi # 4/1651
أَخْبَرَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ، قَالَ :" تَسَحَّرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ : ثُمَّ قَامَ إِلَى الصَّلَاةِ.
قَالَ : قُلْتُ : كَمْ كَانَ بَيْنَ الْأَذَانِ وَالسُّحُورِ؟ قَالَ : قَدْرُ قِرَاءَةِ خَمْسِينَ آيَةً "
قَالَ : قُلْتُ : كَمْ كَانَ بَيْنَ الْأَذَانِ وَالسُّحُورِ؟ قَالَ : قَدْرُ قِرَاءَةِ خَمْسِينَ آيَةً "
Müslim bin İbrahim bize anlattı, Hişam, Katade'den, Enes'ten, Zeyd bin Sâbit'ten rivayetle şöyle dedi: "Resûlullah'ın yanında sahur yaptık. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun. Şöyle dedi: Sonra namaza kalktı.
Şöyle dedi: Ben dedim ki: Ezan ile sahur arasında ne kadar süre vardı? Şöyle buyurdu: Elli ayetin okunma miktarı.
15
Sunen ed-Darimi # 4/1652
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السُّحُورِ بَرَكَةً "
Saeed bin Amir, Şu'be'den, Abdülaziz bin Suheyb'den, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahur yemeği yiyin, zira sahur yemeğinde bereket vardır."
16
Sunen ed-Darimi # 4/1653
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُلَيٍّ ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ مَوْلَى عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قَالَ : كَانَ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ يَأْمُرُنَا أَنْ نَصْنَعَ لَهُ الطَّعَامَ يَتَسَحَّرُ بِهِ فَلَا يُصِيبُ مِنْهُ كَثِيرًا، فَقُلْنَا : تَأْمُرُنَا بِهِ وَلَا تُصِيبُ مِنْهُ كَثِيرًا؟ قَالَ : إِنِّي لَا آمُرُكُمْ بِهِ أَنِّي أَشْتَهِيهِ، وَلَكِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ :" فَصْلُ مَا بَيْنَ صِيَامِنَا وَصِيَامِ أَهْلِ الْكِتَابِ أَكْلَةُ السَّحَرِ "
Vehb bin Cerir bize anlattı, Musa bin Ali anlattı, dedi ki: Babamı konuşurken duydum, Amr bin El-As'ın müşterisi Ebu Kays'tan rivayete göre şöyle dedi: Amr, İbn El-As bize, sahurda kullanabilmesi için ona yemek hazırlamamızı emrediyor, ama pek bir şey alamıyor. Biz de şöyle dedik: Bize bunu yapmamızı emrediyorsun ve o pek bir şey almıyor mu? Dedi ki: Ben size bunu arzuladığım için emretmiyorum, fakat Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle dediğini işittim: "Bizim orucumuz ile ehlinin orucu arasındaki fark, 'Kitap yok edici bir sihirdir'."
17
Sunen ed-Darimi # 4/1654
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ شُرَحْبِيلَ ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، عَنْ حَفْصَةَ ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ لَمْ يُبَيِّتْ الصِّيَامَ قَبْلَ الْفَجْرِ، فَلَا صِيَامَ لَهُ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : فِي فَرْضِ الْوَاجِبِ أَقُولُ بِهِ
قَالَ عَبْد اللَّهِ : فِي فَرْضِ الْوَاجِبِ أَقُولُ بِهِ
Saeed bin Şurahbil bize anlattı, Lais bin Saad bize, Yahya bin Eyyub'dan, Abdullah bin Ebi Bekir'den, Salim bin Abdullah bin Ömer'den, İbni Ömer'den, Hafsa'dan, Resulullah'tan rivayetle, Allah Resulü'nden (s.a.v.) şöyle dedi: "Kim geceyi sabahtan önce oruçla geçirmezse, hayır. Onun için oruç tutun." Abdullah dedi ki: Farzlar konusunda öyle söylüyorum.
18
Sunen ed-Darimi # 4/1655
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ "
Muhammed ibn Yusuf, Süfyan es-Sevri'den, Ebu Hazim'den, Sehl ibn Sa'd'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle buyurdu: "İnsanlar, orucu açmakta acele ettikleri sürece sağlıklı kalırlar."
19
Sunen ed-Darimi # 4/1656
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ ، عَنْ عُمَرَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِذَا أَقْبَلَ اللَّيْلُ وَأَدْبَرَ النَّهَارُ وَغَابَتْ الشَّمْسُ، فَقَدْ أَفْطَرْتَ "
Osman bin Muhammed bize anlattı, Abdah bize Hişam bin Urve'den, babasından, Asım bin Ömer'den, Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Gece gelip gündüz yaklaştığında ve güneş battığında, o zaman orucunuzu açarsınız."
20
Sunen ed-Darimi # 4/1657
أَخْبَرَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ ، عَنْ حَفْصَةَ ، عَنْ الرَّبَاب الضَّبِّيَّةِ ، عَنْ عَمِّهَا سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :" إِذَا أَفْطَرَ أَحَدُكُمْ، فَلْيُفْطِرْ عَلَى تَمْرٍ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْ، فَلْيُفْطِرْ عَلَى مَاءٍ، فَإِنَّ الْمَاءَ طَهُورٌ "
Bize Ebu'n-Numan anlattı, Sabit bin Yezid anlattı, Asım bize Hafsa'dan, Al-Rabab Al-Dhabiyya'dan, amcası Salman bin Amir'den rivayet etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz orucunu bozarsa hurmayla açsın, bulamazsa suyla açsın. "Su saftır."
21
Sunen ed-Darimi # 4/1658
أَخْبَرَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ ، عَنْ عَطَاءٍ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا، كُتِبَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ، إِلَّا أَنَّهُ لَا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الصَّائِمِ "
Ya'la anlattı, Abdülmelik Ata'dan, Zeyd bin Halid el-Cuhani'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: "Kim, "Bir oruçluya kahvaltı verirse, oruçlunun sevabından bir şey eksilmemesi dışında, ona onun sevabı kadar sevap yazılır."
22
Sunen ed-Darimi # 4/1659
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ الْأَعْرَجِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " إِيَّاكُمْ وَالْوِصَالَ " مَرَّتَيْنِ.
قَالُوا : فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ؟ قَالَ : " إِنِّيلَسْتُ مِثْلَكُمْ، إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي "
قَالُوا : فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ؟ قَالَ : " إِنِّيلَسْتُ مِثْلَكُمْ، إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي "
Halid bin Muhlid bize, Malik'in anlattığına göre, Ebu'z-Zinad'dan, el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, dedi ki, O, barış ve bereket onun üzerine olsun ve iki kez "Bağlantıdan sakının" dedi. Dediler ki: Peki devam ediyor musun? Dedi ki: "Ben sizin gibi değilim. Rabbimin beni yedirmesini ve içirmesini istemedim." "
23
Sunen ed-Darimi # 4/1660
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " لَا تُوَاصِلُوا.
قِيلَ : إِنَّكَ تَفْعَلُ ذَلِكَ.
قَالَ : " إِنِّيلَسْتُ كَأَحَدِكُمْ، إِنِّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى "
قِيلَ : إِنَّكَ تَفْعَلُ ذَلِكَ.
قَالَ : " إِنِّيلَسْتُ كَأَحَدِكُمْ، إِنِّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى "
Saeed bin er-Rabi' bize anlattı, Şu'be Katade'den, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Muhabere etmeyin.
Denildi ki: Sen şunu yap.
Şöyle dedi: “Ben sizden biri gibi değilim. Bana yiyecek ve içecek veriliyor.”
24
Sunen ed-Darimi # 4/1661
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ : " لَا تُوَاصِلُوا، فَأَيُّكُمْ يُرِيدُ أَنْ يُوَاصِلَ، فَلْيُوَاصِلْ إِلَى السَّحَرِ ".
قَالُوا : إِنَّكَ تُوَاصِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ.
قَالَ : " إِنِّيأَبِيتُ لِي مُطْعِمٌ يُطْعِمُنِي، وَيَسْقِينِي "
قَالُوا : إِنَّكَ تُوَاصِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ.
قَالَ : " إِنِّيأَبِيتُ لِي مُطْعِمٌ يُطْعِمُنِي، وَيَسْقِينِي "
Abdullah bin Salih anlattı, Al-Layth bana, Yezid bin Abdullah bana, Abdullah bin Habab'dan, Ebu Said el-Hudri'den rivayetle, Resûlullah'ın (s.a.v.) Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dediğini işittiğini söyledi: "Devam etmeyin, çünkü sizden kim devam etmek isterse, sabaha kadar devam etsin." Dediler ki: Devam ediyorsun ey Allah'ın Resulü. "Beni doyuracak, içirecek bir restoranım olacak" dedi.
25
Sunen ed-Darimi # 4/1662
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ ، حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ ، عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ : نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ الْوِصَالِ.
فَقَالَ لَهُ رِجَالٌ مِنْ الْمُسْلِمِينَ : فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " إِنِّيلَسْتُ مِثْلَكُمْ، إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي ".
فَلَمَّا أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا عَنْ الْوِصَالِ، وَاصَلَ بِهِمْ يَوْمًا ثُمَّ يَوْمًا، ثُمَّ رَأَوْا الْهِلَالَ، فَقَالَ : " لَوْ تَأَخَّرَ لَزِدْتُكُمْ "، كَالْمُنَكِّلِ لَهُمْ حِينَ أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا
فَقَالَ لَهُ رِجَالٌ مِنْ الْمُسْلِمِينَ : فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " إِنِّيلَسْتُ مِثْلَكُمْ، إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي ".
فَلَمَّا أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا عَنْ الْوِصَالِ، وَاصَلَ بِهِمْ يَوْمًا ثُمَّ يَوْمًا، ثُمَّ رَأَوْا الْهِلَالَ، فَقَالَ : " لَوْ تَأَخَّرَ لَزِدْتُكُمْ "، كَالْمُنَكِّلِ لَهُمْ حِينَ أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا
Abdullah bin Salih anlattı, Al-Layth bana anlattı, Aqeel bana İbn Şihab'tan rivayet etti, Ebu Seleme bin Abdul Rahman bana söyledi, Ebu Hureyre şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, bağlar arasındaki bağlantıyı yasakladı. Daha sonra bazı Müslüman erkekler ona şöyle dediler: Sen devam ediyorsun. Bir haberci dedi ki Allah, Allah ona rahmet ve selamet versin: "Ben sizin gibi değilim. Rabbimin beni yedirmesini, içirmesini reddediyorum." Gelmeyi bırakmayı reddettiklerinde, bir gün onlarla devam etti, sonra bir gün daha. Sonra hilali gördüler ve şöyle dedi: "Eğer gecikseydi sana daha fazlasını verirdim." Durmayı reddettiklerinde onlara bir ceza gibi.
26
Sunen ed-Darimi # 4/1663
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ ، عَنْ عُرْوَةَ ، عَنْ عَائِشَةَ ، أَنَّ حَمْزَةَ بْنَ عَمْرٍو الْأَسْلَمِيَّ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ : رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُرِيدُ السَّفَرَ، فَمَا تَأْمُرُنِي؟ قَالَ :" إِنْ شِئْتَ، فَصُمْ، وَإِنْ شِئْتَ، فَأَفْطِرْ "
Muhammed bin Yusuf, Süfyan'dan, Hişam bin Urve'den, Urve'den, Aişe'den, Hamza bin Amr el-İslami'nin, Resûlullah'a (s.a.v.) sordu ve şöyle dedi: Allah'ın Resulü, seyahat etmek istiyorum, peki bana ne yapmamı emrediyorsun? Şöyle buyurdu: "İsterseniz oruç tutun, isterseniz O halde orucunuzu bozun.”
27
Sunen ed-Darimi # 4/1664
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : " خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَامَ الْفَتْحِفَصَامَ وَصَامَ النَّاسُ حَتَّى بَلَغَ الْكَدِيد، ثُمَّ أَفْطَرَ، فَأَفْطَرَ النَّاسُ، فَكَانُوا يَأْخُذُونَ بِالْأَحْدَثِ فَالْأَحْدَثِ مِنْ فِعْلِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "
Halid bin Muhlid bize, Malik'in Ez-Zühri'den, Ubeydullah bin Abdullah bin Utbe'den, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- fetih yılında yola çıktı, halk ölüm vakti Kadid'e gelinceye kadar oruç tuttu, sonra o orucunu açtı, halk da orucunu açtı ve onlar da oruç tuttular. En yenisini alıyorlar, en yenisini de Resûlullah (s.a.v.)'in amelinden alıyorlar."
28
Sunen ed-Darimi # 4/1665
أَخْبَرَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ ، وَأَبُو الْوَلِيدِ ، قَالَا : حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْأَنْصَارِيِّ ، قَالَ : سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْحَسَنِ يُحَدِّثُ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، أَنَّهُ ذَكَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ فِي سَفَرٍ فَرَأَى زِحَامًا وَرَجُلٌ قَدْ ظُلِّلَ عَلَيْهِ، فَقَالَ : " مَا هَذَا؟ قَالُوا : هَذَا صَائِمٌ.
فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَيْسَ مِنْ الْبِرِّ الصَّوْمُ فِي السَّفَرِ "
فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَيْسَ مِنْ الْبِرِّ الصَّوْمُ فِي السَّفَرِ "
Haşim bin el-Kasım ve Ebu el-Velid bize şöyle dediler: Şu'be bize, Muhammed bin Abdul Rahman el-Ensari'den rivayetle şöyle dedi: Muhammed bin Amr bin el-Hasan'ın, Cabir bin Abdullah'tan rivayet ederek, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in bir yolculukta olduğunu ve gördüğünü söylediğini işittim. Bir kalabalık vardı ve bir adam onu takip ediyordu, o da şöyle dedi: "Bu nedir?" Dediler ki: Bu oruçludur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yolculukta oruç tutmak doğru değildir."
29
Sunen ed-Darimi # 4/1666
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدُ ، حَدَّثَنَا يُونُسُ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عَاصِمٍ الْأَشْعَرِيِّ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَيْسَ مِنْ الْبِرِّ الصِّيَامُ فِي السَّفَرِ "
Osman bin Muhammed bize anlattı, Yunus bize ez-Zühri'den, Safvan bin Abdullah'tan, Ümmü'd-Derda'dan, Ka'b bin Asım el-Eş'ari'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurmuştur: "Yolculukta oruç tutmak doğru değildir."
30
Sunen ed-Darimi # 4/1667
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَفْوَانَ ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عَاصِمٍ الْأَشْعَرِيِّ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَيْسَ مِنْ الْبِرِّ الصِّيَامُ فِي السَّفَرِ "
Muhammed bin Ahmed bize, Süfyan bize anlattı, Ez-Zühri bize Safvan bin Abdullah bin Safvan'dan, Ümmü'd-Derda'dan, Ka'b bin Asım el-Eş'ari'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Yolculukta oruç tutmak doğru değildir."
31
Sunen ed-Darimi # 4/1668
حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ ، حَدَّثَنَا الْأَوْزَاعِيُّ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ أَبِي الْمُهَاجِرِ ، عَنْ أَبِي أُمَيَّةَ الضَّمْرِيِّ ، قَالَ : قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ سَفَرٍ فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ، فَلَمَّا ذَهَبْتُ لِأَخْرُجَ، قَالَ : " انْتَظِرْ الْغَدَاءَ يَا أَبَا أُمَيَّةَ ".
قَالَ : فَقُلْتُ : إِنِّي صَائِمٌ يَا نَبِيَّ اللَّهِ.
فَقَالَ :" تَعَالَ أُخْبِرْكَ عَنْ الْمُسَافِرِ، إِنَّ اللَّهَ وَضَعَ عَنْهُ الصِّيَامَ، وَنِصْفَ الصَّلَاةِ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : إِنْ شَاءَ، صَامَ، وَإِنْ شَاءَ، أَفْطَرَ
قَالَ : فَقُلْتُ : إِنِّي صَائِمٌ يَا نَبِيَّ اللَّهِ.
فَقَالَ :" تَعَالَ أُخْبِرْكَ عَنْ الْمُسَافِرِ، إِنَّ اللَّهَ وَضَعَ عَنْهُ الصِّيَامَ، وَنِصْفَ الصَّلَاةِ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : إِنْ شَاءَ، صَامَ، وَإِنْ شَاءَ، أَفْطَرَ
Ebu'l-Muğire bize anlattı, El-Evza'i bize Yahya'dan, Ebu Kalaba'dan, Ebu'l-Muhacir'den, Ebu Umeyye ed-Damari'den rivayetle şöyle dedi: Bir yolculuktan Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına geldim ve ona selam verdim. Dışarıya çıktığımda, "Öğle yemeğini bekle ey Ebu" dedi. Emevi.” Dedi ki: Ben de dedim ki: Oruçluyum, ey Allah'ın Peygamberi. Dedi ki: “Gel, sana yolcuyu anlatayım. Şüphesiz Allah, ondan orucu ve namazın yarısını muaf kılmıştır.” Şöyle buyurdu: Ebu Muhammed: Dilerse oruç tutar, dilerse orucunu bozar.
32
Sunen ed-Darimi # 4/1669
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ ، أَنَّ كُلَيْبَ بْنَ ذُهْلٍ الْحَضْرَمِيَّ أَخْبَرَهُ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ جُبَيْرٍ ، قَالَ : رَكِبْتُ مَعَ أَبِي بَصْرَةَ الْغِفَارِيِّ سَفِينَةً مِنْ الْفُسْطَاطِ فِي رَمَضَانَ، فَدَفَعَ،فَقَرَّبَ غَدَاءَهُ.
ثُمَّ قَالَ : اقْتَرِبْ.
فَقُلْتُ : أَلَسْتَ تَرَى الْبُيُوتَ؟ فَقَالَ أَبُو بَصْرَةَ : " أَرَغِبْتَ عَنْ سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟ "
ثُمَّ قَالَ : اقْتَرِبْ.
فَقُلْتُ : أَلَسْتَ تَرَى الْبُيُوتَ؟ فَقَالَ أَبُو بَصْرَةَ : " أَرَغِبْتَ عَنْ سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟ "
Abdullah ibn Yezid el-Mukri bize anlattı, Sa'id ibn Ebu Eyyub bize anlattı, Yezid ibn Ebî Habib bana anlattı, Kulayb ibn Zühl el-Hadrami ona Ubeyd bin Cübeyr'den rivayet etti: Ramazan ayında Ebu Basra el-Ghafari ile Fustat'tan bir gemiye bindim, o da ücretini ödedi ve yaklaştı. Öğle yemeği. Sonra şöyle dedi: Yaklaşın. Ben de dedim ki: Evleri görmüyor musun? Ebu Basra şöyle dedi: "Allah Resulü'nün (s.a.v.) sünnetini mi görmezden geldin?"
33
Sunen ed-Darimi # 4/1670
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ ، عَنْ ابْنِ الْمُطَوِّسِ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنْ أَفْطَرَ يَوْمًا مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ رُخْصَةٍ وَلَا مَرَضٍ، فَلَا يَقْضِيَهِ صِيَامُ الدَّهْرِ كُلِّهِ وَلَوْ صَامَ الدَّهْرَ "
Muhammed ibn Yusuf, Süfyan'dan, Habib ibn Ebu Sabit'ten, İbnü'l-Mutevus'tan, babasından, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim izinsiz veya hastalıksız olarak Ramazan ayının bir gününde orucunu açarsa, ömür boyu oruç tutamayacaktır." Ye onu Sonsuza dek oruç tutsa bile.”
34
Sunen ed-Darimi # 4/1671
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، أَخْبَرَنِي حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ عُمَارَةَ بْنَ عُمَيْرٍ يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي الْمُطَوِّسِ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ أَفْطَرَ يَوْمًا مِنْ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ رُخْصَةٍ رَخَّصَهُ اللَّهُ لَهُ، لَمْ يَقْضِ عَنْهُ صِيَامُ الدَّهْرِ "
Ebu'l-Velid bize anlattı, Şu'be bize anlattı, Habib bin Ebi Sabit bana anlattı, dedi ki: Amare bin Umeyr'in, Ebu'l-Mutavus'tan, babasından, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den (sav) rivayetle konuştuğunu işittim, şöyle dedi: "Kim Ramazan günü orucunu izinsiz bozarsa, ona ruhsat vermiştir." "Allah onun içindir. Bir ömür oruç ona yetmez."
35
Sunen ed-Darimi # 4/1672
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْهَاشِمِيُّ ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلٌ، فَقَالَ : هَلَكْتُ؟ فَقَالَ : " وَمَا أَهْلَكَكَ؟ قَالَ : وَاقَعْتُ امْرَأَتِي فِي شَهْرِ رَمَضَانَ، قَالَ :" فَأَعْتِقْ رَقَبَةً ".
قَالَ : لَيْسَ عِنْدِي.
قَالَ : " فَصُمْ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ".
قَالَ : لَا أَسْتَطِيعُ.
قَالَ : " فَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا ".
قَالَ : لَا أَجِدُ.
قَالَ : فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ، فَقَالَ : " أَيْنَ السَّائِلُ؟ تَصَدَّقْ بِهَذَا ".
فَقَالَ : أَعَلَى أَفْقَرَ مِنْ أَهْلِي يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ فَوَاللَّهِ مَا بَيْنَ لَابَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَفْقَرَ مِنَّا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " فَأَنْتُمْ إِذًا " وَضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ أَنْيَابُهُ.
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، أَنَّ رَجُلًا أَفْطَرَ فِي رَمَضَانَ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ
قَالَ : لَيْسَ عِنْدِي.
قَالَ : " فَصُمْ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ".
قَالَ : لَا أَسْتَطِيعُ.
قَالَ : " فَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا ".
قَالَ : لَا أَجِدُ.
قَالَ : فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ، فَقَالَ : " أَيْنَ السَّائِلُ؟ تَصَدَّقْ بِهَذَا ".
فَقَالَ : أَعَلَى أَفْقَرَ مِنْ أَهْلِي يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ فَوَاللَّهِ مَا بَيْنَ لَابَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَفْقَرَ مِنَّا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " فَأَنْتُمْ إِذًا " وَضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ أَنْيَابُهُ.
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، أَنَّ رَجُلًا أَفْطَرَ فِي رَمَضَانَ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ
Süleyman bin Davud el-Haşimi bize anlattı, İbrahim bin Saad, Ez-Zuhri'den, Humaid bin Abdul Rahman'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Bir adam Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına geldi ve şöyle dedi: Sen telef oldun mu? Dedi ki: "Peki seni ne helak etti?" Şöyle dedi: "Eşimle bu ayda cinsel ilişkiye girdim. Ramazan, şöyle dedi: “Öyleyse bir köleyi azat et.” Dedi ki: Bende yok. “Sonra art arda iki ay oruç tutun” buyurdu. Dedi ki: Yapamam. "Altmış fakiri doyur" buyurdu. Dedi ki: Bulamıyorum. Dedi ki: "Sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hurmaların bulunduğu bir sepet getirildi ve şöyle dedi: "Dilenci nerede? Bunu sadaka olarak verin." Dedi ki: Ben ailemden daha mı fakirim ey Allah'ın Resulü? Vallahi onun iki kızı arasında bizimkinden daha fakir bir aile yoktur. Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dedi: "Öyleyse sen." Dişleri görünene kadar güldü. Bize Ubeydullah bin Abdülmecid anlattı, Malik bize İbn Şihab'tan, o'ndan rivayet etti. Humaid bin Abdul Rahman, Ebu Hureyre'den rivayetle, bir adamın Ramazan ayında orucunu açtığını, bunun üzerine bu hadisi zikretmiştir.
36
Sunen ed-Darimi # 4/1673
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى يَعْنِي بْنَ سَعِيدٍ الْأَنْصَارِيَّ ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ أَخْبَرَهُ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ أَخْبَرَهُ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبَّادَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ، أَنَّهُ سَمِعَ عَائِشَةَ ، تَقُولُ : إِنَّ رَجُلًا سَأَلَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ : إِنَّهُ احْتَرَقَ، فَسَأَلَهُ : مَا لَهُ؟ فَقَالَ :أَصَابَ أَهْلَهُ فِي رَمَضَانَ.
فَأُتِيَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمِكْتَلٍ يُدْعَى الْعَرَقَ فِيهِ تَمْرٌ، فَقَالَ : " أَيْنَ الْمُحْتَرِقُ؟ " فَقَامَ الرَّجُلُ، فَقَالَ : " تَصَدَّقْ بِهَذَا "
فَأُتِيَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمِكْتَلٍ يُدْعَى الْعَرَقَ فِيهِ تَمْرٌ، فَقَالَ : " أَيْنَ الْمُحْتَرِقُ؟ " فَقَامَ الرَّجُلُ، فَقَالَ : " تَصَدَّقْ بِهَذَا "
Yezid bin Harun bize, Yahya bize bin Saeed Al-Ensari'yi kastederek Abdul Rahman bin Al-Qasim'in ona Muhammed bin Cafer ibn el-Zübeyr'in kendisine Abbad ibn Abdullah ibn el-Zübeyr'i duyduğunu söylediğini, Aişe'nin şunu söylediğini duyduğunu söylediğini söyledi: Bir adam sordu: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Yanmıştı, bu yüzden ona: Nesi var?" diye sordu. Dedi ki: Ramazan ayında ailesini tedavi etti. Daha sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e bir parça hurma getirildi ve şöyle dedi: "Yanık nerede?" Sonra adam kalktı ve: "Bunu sadaka olarak verin" dedi.
37
Sunen ed-Darimi # 4/1674
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ، أَنَّهُ قَالَ لِامْرَأَةٍ :" لَا تَصُومِي إِلَّا بِإِذْنِهِ "
Yezid bin Harun haber verdi, Şerik haber verdi, El-Amaş'tan, Ebu Salih'ten, Ebu Sa'id el-Hudri'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle, Allah ona salat ve selam versin. Bir kadına: "O'nun izni olmadan oruç tutmayın" dedi.
38
Sunen ed-Darimi # 4/1675
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ الْأَعْرَجِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَا تَصُومُ الْمَرْأَةُ يَوْمًا تَطَوُّعًا فِي غَيْرِ رَمَضَانَ، وَزَوْجُهَا شَاهِدٌ إِلَّا بِإِذْنِهِ "
Muhammed ibn Ahmed bize anlattı, Süfyan bize Ebu'z-Zinad'dan, el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den, Peygamber (s.a.v.)'den rivayetle şöyle dedi: "Kocası onun izni dışında şahit olduğu halde, bir kadın Ramazan dışında herhangi bir günde nafile oruç tutmamalıdır."
39
Sunen ed-Darimi # 4/1676
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عُثْمَانَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَا تَصُومُ الْمَرْأَةُ يَوْمًا وَزَوْجُهَا شَاهِدٌ، إِلَّا بِإِذْنِهِ ".
قَالَ : فِي النُّذُورِ تَفِي بِهَا
قَالَ : فِي النُّذُورِ تَفِي بِهَا
Muhammed ibn Yusuf, Süfyan'dan, Ebu'z-Zinad'dan, Musa ibn Ebi Osman'dan, babasından, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den (Sallallahu aleyhi ve Sellem) haber verdi. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. Şöyle buyurdu: "Kadın, kocası şahit iken, onun izni olmadıkça, bir gün oruç tutmamalıdır."
Şöyle buyurdu: Adaklarınızı yerine getirirsiniz.
40
Sunen ed-Darimi # 4/1677
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ عَائِشَةَ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " كَانَيُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ ".
فَقَالَ عُرْوَةُ : أَمَا إِنَّهَا لَا تَدْعُو إِلَى خَيْرٍ
فَقَالَ عُرْوَةُ : أَمَا إِنَّهَا لَا تَدْعُو إِلَى خَيْرٍ
Haccac bin Minhal bize, Hammad bin Seleme, Hişam bin Urve'den, babasından, Aişe'den rivayetle, Allah'ın Elçisi'nin, Allah'ın ona salat ve selam vermesi üzerine, babasından rivayet ettiğini anlattı. “Oruçlu iken öpüşürdü.”
Urwah şöyle dedi: Bu iyiliği gerektirmez.
41
Sunen ed-Darimi # 4/1678
أَخْبَرَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ الطَّلْحِيُّ ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ ، عَنْ يَحْيَى بْنِ كَثِيرٍ ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ ، عَنْ عُرْوَةَ ، عَنْ عَائِشَةَ ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ" يُقَبِّلُهَا وَهُوَ صَائِمٌ "
Saad bin Hafs el-Talhi bize, Şeyban'ın anlattığına göre, Yahya bin Kesir'den, Ebu Seleme'den, Ömer bin Abdülaziz'den, Urve'den, Aişe'den rivayetle, Peygamber (s.a.v.)'in "oruçluyken onu öptüğünü" söyledi.
42
Sunen ed-Darimi # 4/1679
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْأَشَجِّ ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدٍ الْأَنْصَارِيِّ ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ، قَالَ : هَشِشْتُ فَقَبَّلْتُ وَأَنَا صَائِمٌ، فَجِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقُلْتُ : إِنِّي صَنَعْتُ الْيَوْمَ أَمْرًا عَظِيمًا :قَبَّلْتُ وَأَنَا صَائِمٌ.
قَالَ : " أَرَأَيْتَ لَوْ مَضْمَضْتَ مِنْ الْمَاءِ؟ " قُلْتُ : إِذًا لَا يَضُرُّ.
قَالَ : " فَفِيمَ؟ "
قَالَ : " أَرَأَيْتَ لَوْ مَضْمَضْتَ مِنْ الْمَاءِ؟ " قُلْتُ : إِذًا لَا يَضُرُّ.
قَالَ : " فَفِيمَ؟ "
Ebu el-Velid el-Tayalisi bize, Lais bin Saad'ın anlattığına göre Bukayr bin Abdullah bin el-Eşcac'tan, Abdul-Malik bin Saeed el-Ensari'den, Cabir bin Abdullah'tan, Ömer bin el-Hattab'dan rivayetle şöyle demiştir: Sinirlendim, oruçluyken öptüm, bu yüzden Allah'ın Resulü'nün yanına geldim, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin. Ben de dedim ki: Bugün büyük bir şey yaptım; oruçluyken öptüm. Şöyle dedi: “Ağzınızı suyla çalkalarsanız ne düşünürsünüz?” Dedim ki: O zaman zararı olmaz. "Ne olmuş yani?" dedi.
43
Sunen ed-Darimi # 4/1680
أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ يَعْنِي ابْنَ جُرَيْجٍ ، أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ أَخْبَرَهُ، عَنْ أَبِيهِ ، أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ ، وَعَائِشَةَ أَخْبَرتَاهُ، أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " كَانَيُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ أَهْلِهِ، ثُمَّ يَصُومُ "
Ebu Asım bize, Abdülmelik bize, yani İbn Cüreyc'i kastederek, İbn Şihab bana, Ebu Bekir'in babasından rivayet ettiğine göre, Ümmü Seleme ve Aişe'nin ona, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sabahları ailesiyle birlikte uyanır, sonra oruç tuttuğunu" söylediğini anlattı.
44
Sunen ed-Darimi # 4/1681
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ ، عَنْ هِشَامِ ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ نَسِيَ وَهُوَ صَائِمٌ فَأَكَلَ أَوْ شَرِبَ، فَلْيُتِمَّ صَوْمَهُ، فَإِنَّمَا أَطْعَمَهُ اللَّهُ وَسَقَاهُ "
Osman bin Muhammed bize anlattı, Cerir, Hişam'dan, İbn Sirin'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle demiştir: "Kim oruçluyken unutup yerse veya içerse, orucunu tamamlasın, çünkü Allah onu ancak doyurur ve içirir."
45
Sunen ed-Darimi # 4/1682
أَخْبَرَنَا أَبُو جَعْفَرٍ مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ الْجَمَّالُ ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيل ، عَنْ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي ذُبَابٍ ، عَنْ عَمِّهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ أَوْ شَرِبَ نَاسِيًا وَهُوَ صَائِمٌ، ثُمَّ ذَكَرَ، فَلْيُتِمَّ صِيَامَهُ، فَإِنَّمَا أَطْعَمَهُ اللَّهُ وَسَقَاهُ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَهْلُ الْحِجَازِ يَقُولُونَ : يَقْضِي، وَأَنَا أَقُولُ : لَا يَقْضِي
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَهْلُ الْحِجَازِ يَقُولُونَ : يَقْضِي، وَأَنَا أَقُولُ : لَا يَقْضِي
Ebu Cafer Muhammed ibn Mahran el-Cemal bize, Hatim ibn İsmail'in el-Hâris ibn Abdurrahman ibn Ebu Dhubab'dan rivayet ettiğine göre, Amcası, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle buyurdu: "Sizden biriniz oruçlu iken unutarak yer veya içerse, O halde orucunu tamamlasın, çünkü Allah onu ancak doyurur ve içirir, dedi. Ebu Muhammed şöyle dedi: Hicaz halkı: "O telafi eder" der, ben de "O, telafi etmez" derim.
46
Sunen ed-Darimi # 4/1683
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ ، حَدَّثَنِي أَبِي ، حَدَّثَنِي حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ ، عَنْ الْأَوْزَاعِيِّ ، عَنْ يَعِيشَ بْنِ الْوَلِيدِ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" قَاءَ فَأَفْطَرَ ".
قَالَ : فَلَقِيتُ ثَوْبَانَ بِمَسْجِدِ دِمَشْقَ ، فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ، فَقَالَ : صَدَقَ، أَنَا صَبَبْتُ لَهُ الْوَضُوءَ.
قَالَ عَبْد اللَّهِ : إِذَا اسْتَقَاءَ
قَالَ : فَلَقِيتُ ثَوْبَانَ بِمَسْجِدِ دِمَشْقَ ، فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ، فَقَالَ : صَدَقَ، أَنَا صَبَبْتُ لَهُ الْوَضُوءَ.
قَالَ عَبْد اللَّهِ : إِذَا اسْتَقَاءَ
Abd al-Samad bin Abd al-Waris bize anlattı, babam bana söyledi, Hüseyin el-Mu'allim bana, Yahya bin Ebi Kesir'den, el-Evza'i'den, Ya'iş ibn el-Velid'den, babasından, Ma'dan ibn Ebi Talha'dan, Ebu'd-Derda'dan rivayetle, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in salat ve selamı üzerine olsun dedi. kendisi şunları söyledi: Böylece orucunu bozdu. Dedi ki: Şam Mescidi'nde bir elbise buldum, bunu kendisine anlattım ve o da şöyle dedi: Doğru söyledi, ona abdest döktüm. Abdullah dedi ki: Eğer kusarsa
47
Sunen ed-Darimi # 4/1684
أَخْبَرَنَا إِسْحَاق بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِذَا ذَرَعَ الصَّائِمَ الْقَيْءُ وَهُوَ لَا يُرِيدُهُ، فَلَا قَضَاءَ عَلَيْهِ، وَإِذَا اسْتَقَاءَ، فَعَلَيْهِ الْقَضَاءُ ".
قَالَ عِيسَى : زَعَمَ أَهْلُ الْبَصْرَةِ أَنَّ هِشَامًا أَوْهَمَ فِيهِ، فَمَوْضِعُ الْخِلَافِ هَهُنَا
قَالَ عِيسَى : زَعَمَ أَهْلُ الْبَصْرَةِ أَنَّ هِشَامًا أَوْهَمَ فِيهِ، فَمَوْضِعُ الْخِلَافِ هَهُنَا
İshak bin İbrahim bize anlattı, İsa bin Yunus, Hişam bin Hasan'dan, İbn Sirin'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Oruçlu kusmaya başlar ve bunu istemezse, kaza etmesi gerekmez, ancak kusarsa, kaza etmesi gerekir." İssa şöyle dedi: Basra halkı Hişam'ın bu konuda hayalperest olduğunu iddia etti, dolayısıyla anlaşmazlık konusu burada.
48
Sunen ed-Darimi # 4/1685
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَخْبَرَنَا عَاصِمٌ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زِيدَ ، عَنْ أَبِي الْأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ الرَّحَبِيِّ ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ ، قَالَ : مَرَرْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي ثَمَانِ عَشْرَةَ خَلَتْ مِنْ رَمَضَانَ، فَأَبْصَرَ رَجُلًا يَحْتَجِمُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ "
Yezid bin Harun bize haber verdi, Asım, Abdullah bin Zeyd'den, Ebu'l-Eş'as es-San'ani'den, Ebu Esma er-Rahbi'den, Şeddad bin Evs'ten ise şöyle dedi: Ramazan'ın on sekizinci günü Resûlullah'ın (s.a.v.) yanından geçtim ve bir adam gördü. O, hacamat yapar ve Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Hacamat yapan da, hacamat yapılan da orucunu bozar."
49
Sunen ed-Darimi # 4/1686
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، أَنَّ أَبَا أَسْمَاءَ الرَّحَبِيَّ حَدَّثَهُ، أَنَّ ثَوْبَانَ حَدَّثَهُ، قَالَ : بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمْشِي بِالْبَقِيعِ إِذَا رَجُلٌ يَحْتَجِمُ، فَقَالَ :" أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَنَا أَتَّقِي الْحِجَامَةَ فِي الصَّوْمِ فِي رَمَضَانَ
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَنَا أَتَّقِي الْحِجَامَةَ فِي الصَّوْمِ فِي رَمَضَانَ
Vehb bin Cerir bize, Hişam'ın Yahya'dan, Ebu Kalaba'dan rivayet ettiğine göre, Ebu Esma er-Rahbi ona şöyle demiştir: Sevban ona şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) Baki'de yürürken bir adam hacamat yaparken şöyle dedi: "Hacamat yapan ve hacamat yapılan orucunu bozdu." dedi ki Ebu Muhammed: Ramazan orucunda hacamat yapmaktan korkuyorum.
50
Sunen ed-Darimi # 4/1687
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ وَاصِلٍ مَوْلَى أَبِي عُيَيْنَةَ، عَنْ بَشَّارِ بْنِ أَبِي سَيْفٍ ، عَنْ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ غُطَيْفٍ ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" الصَّوْمُ جُنَّةٌ مَا لَمْ يَخْرِقْهَا ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : يَعْنِي : بِالْغِيبَةِ
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : يَعْنِي : بِالْغِيبَةِ
Amr bin Aoun bize, Halid bin Abdullah'ın anlattığına göre, Ebu Uyeyne'nin müşterisi Vasil'den, Beşar bin Ebu Seyf'ten, El-Velid ibn Abdurrahman'dan, İyad ibn Gaytif'ten, Ebu Ubeyde ibn el-Jarrah'dan rivayetle o şöyle demiştir: Allah'ın Resulü'nü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle derken işittim: Oruç, bozulmadığı sürece cennettir.” Ebu Muhammed şöyle dedi: Bu şu anlama gelir: Gıybet etmek.