Bölüm 16
Bölümlere Dön
01
Sunen ed-Darimi # 16/2312
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ ، عَنْ الْأَوْزَاعِيِّ ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلَامٍ ، قَالَ : " قَعَدْنَا نَفَرٌ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَتَذَاكَرْنَا، فَقُلْنَا :لَوْ نَعْلَمُ أَيَّ الْأَعْمَالِ أَحَبَّ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى، لَعَمِلْنَاهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى : # سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ سورة الحشر آية 1 # حَتَّى خَتَمَهَا ".
قَالَ عَبْدُ اللَّهِ : فَقَرَأَهَا عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى خَتَمَهَا، قَالَ أَبُو سَلَمَةَ : فَقَرَأَهَا عَلَيْنَا ابْنُ سَلَامٍ.
قَالَ يَحْيَى : فَقَرَأَهَا عَلَيْنَا أَبُو سَلَمَةَ، وَقَرَأَهَا عَلَيْنَا يَحْيَى وَقَرَأَهَا عَلَيْنَا الْأَوْزَاعِيُّ، وَقَرَأَهَا عَلَيْنَا مُحَمَّدٌ
قَالَ عَبْدُ اللَّهِ : فَقَرَأَهَا عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى خَتَمَهَا، قَالَ أَبُو سَلَمَةَ : فَقَرَأَهَا عَلَيْنَا ابْنُ سَلَامٍ.
قَالَ يَحْيَى : فَقَرَأَهَا عَلَيْنَا أَبُو سَلَمَةَ، وَقَرَأَهَا عَلَيْنَا يَحْيَى وَقَرَأَهَا عَلَيْنَا الْأَوْزَاعِيُّ، وَقَرَأَهَا عَلَيْنَا مُحَمَّدٌ
Muhammed bin Kesir, Evzai'den, Yahya bin Ebu Kesir'den, Ebu Seleme'den, Abdullah bin Seleme'den rivayetle şöyle dedi: "Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden bir grup oturdular ve biz hatırladık, biz de şöyle dedik: Hangi amellerin Cenab-ı Hakk'a en sevimli olduğunu bilseydik. Biz bunu yapardık, bunun üzerine Cenab-ı Hakk şöyle vahyetti: # "Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih ederim; O, Aziz ve Hakim'dir." Haşr Suresi 1# ayeti mühürleninceye kadar. Abdullah şöyle dedi: "O halde Resûlullah (s.a.v.), Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, mühürleyene kadar onu bize okudu. Ebu Seleme şöyle dedi: Sonra İbni Selam onu bize okudu." Yahya şöyle dedi: Bunu bize Ebu Seleme okudu, Yahya bize okudu, Evzai bize okudu ve Muhammed bize okudu.
02
Sunen ed-Darimi # 16/2313
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ الْأَعْرَجِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" تَكَفَّلَ اللَّهُ لِمَنْ خَرَجَ مِنْ بَيْتِهِ لَا يُخْرِجُهُ إِلَّا جِهَادٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَتَصْدِيقٌ بكَلِمَاتِهِ، أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ، أَوْ يَرُدَّهُ إِلَى مَسْكَنِهِ الَّذِي خَرَجَ مِنْهُ مَعَ مَا نَالَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ "
Ubeydullah ibn Musa bize, Süfyan'dan, Ebu'z-Zinad'dan, el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurdu: "Allah, evinden çıkanı, Allah yolunda cihad ve O'nun sözlerine iman dışında hiçbir şeyin dışarı çıkaramayacağını garanti etmiştir." Ya cennete girin ya da onu, aldığı sevap ve ganimetlerle birlikte çıktığı memlekete geri gönderin.”
03
Sunen ed-Darimi # 16/2314
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ ، عَنْ جَابِرٍ ، قَالَ : قِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَيُّ الْجِهَادِ أَفْضَلُ؟.
قَالَ :" مَنْ عُقِرَ جَوَادُهُ وَأُهْرِيقَ دَمُهُ "
قَالَ :" مَنْ عُقِرَ جَوَادُهُ وَأُهْرِيقَ دَمُهُ "
Muhammed bin Yusuf anlattı, Malik bin Muğul Amaş'tan, Ebu Süfyan'dan, Cabir'den rivayetle şöyle dedi: Denildi ki: Ey Allah'ın Resulü, hangi cihad daha hayırlıdır?
Şöyle buyurdu: "Kim atının dizlerini bağlar ve kanını dökerse."
04
Sunen ed-Darimi # 16/2315
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ ، عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ، عَنْ ابْنِ الْمُسَيَّبِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَيُّ الْأَعْمَالِ أَفْضَلُ؟، قَالَ :" إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ".
قَالَ : قِيلَ : ثُمَّ مَاذَا؟.
قَالَ : " ثُمَّ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ".
قِيلَ : ثُمَّ مَاذَا؟.
قَالَ : " ثُمَّ حَجٌّ مَبْرُورٌ "
قَالَ : قِيلَ : ثُمَّ مَاذَا؟.
قَالَ : " ثُمَّ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ".
قِيلَ : ثُمَّ مَاذَا؟.
قَالَ : " ثُمَّ حَجٌّ مَبْرُورٌ "
Abdullah bin Salih anlattı, İbrahim bin Saad bana, İbn Şihab'tan, İbnü'l-Müseyyeb'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: O, Resûlullah'a (s.a.v.) soruldu: Hangi amel daha iyidir? Şöyle dedi: "Allah'a ve Resulüne iman." Şöyle dedi: Denildi ki: Sonra ne olacak? Şöyle dedi: “Sonra cihat Allah rızası için." "Sonra ne olacak?" denildi. "Sonra kabul edilmiş bir Hac" buyurdu.
05
Sunen ed-Darimi # 16/2316
أَخْبَرَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ ، عَنْ بَحِيرٍ ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ ، عَنْ مَالِكِ بْنِ يَخَامِرَ ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فُوَاقَ نَاقَةٍ، وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ.
وَهُوَ قَدْرُ مَا تَدُرُّ حَلَبُهَا لِمَنْ حَلَبَهَا "
وَهُوَ قَدْرُ مَا تَدُرُّ حَلَبُهَا لِمَنْ حَلَبَهَا "
Nu'aym bin Hammad bize anlattı, Baqiyya, Buhair'den, Halid bin Ma'dan'dan, Malik bin Yakhamir'den, Muaz bin Cebel'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah yolunda savaşır ve bir dişi deveyi hıçkırırsa, ona cennet garanti edilmiştir. Sütünün aktığı kadardır." "Onu sağanlar için"
06
Sunen ed-Darimi # 16/2317
أَخْبَرَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ خَالِدٍ ، عَنْ إِسْمَاعِيل بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي ذؤِيبٍ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ : أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ عَلَيْهِمْ وَهُمْ جُلُوسٌ، فَقَالَ : " أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِ النَّاسِ مَنْزِلَةً؟ ".
قُلْنَا : بَلَى.
قَالَ :" رَجُلٌ مُمْسِكٌ بِرَأْسِ فَرَسِهِ أَوْ قَالَ فَرَسٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، حَتَّى يَمُوتَ أَوْ يُقْتَلَ ".
قَالَ : فَأُخْبِرُكُمْ بِالَّذِي يَلِيهِ؟، فَقُلْنَا : نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ.
قَالَ : " امْرُؤٌ مُعْتَزِلٌ فِي شِعْبٍ يُقِيمُ الصَّلَاةَ وَيُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَيَعْتَزِلُ شُرُورَ النَّاسِ ".
قَالَ : " فَأُخْبِرُكُمْ بِشَرِّ النَّاسِ مَنْزِلَةً؟ "، فَقُلْنَا : نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ.
قَالَ : " الَّذِي يُسْأَلُ بِاللَّهِ الْعَظِيمِ وَلَا يُعْطِي بِهِ "
قُلْنَا : بَلَى.
قَالَ :" رَجُلٌ مُمْسِكٌ بِرَأْسِ فَرَسِهِ أَوْ قَالَ فَرَسٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، حَتَّى يَمُوتَ أَوْ يُقْتَلَ ".
قَالَ : فَأُخْبِرُكُمْ بِالَّذِي يَلِيهِ؟، فَقُلْنَا : نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ.
قَالَ : " امْرُؤٌ مُعْتَزِلٌ فِي شِعْبٍ يُقِيمُ الصَّلَاةَ وَيُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَيَعْتَزِلُ شُرُورَ النَّاسِ ".
قَالَ : " فَأُخْبِرُكُمْ بِشَرِّ النَّاسِ مَنْزِلَةً؟ "، فَقُلْنَا : نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ.
قَالَ : " الَّذِي يُسْأَلُ بِاللَّهِ الْعَظِيمِ وَلَا يُعْطِي بِهِ "
Asım bin Ali bize anlattı, İbn Ebi Zü'ib, Sa'id bin Halid'den, İsmail bin Abdurrahman bin Ebu Zü'ib'den, Ata' bin Yassar'dan, İbn Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onlar otururken yanlarına çıktı ve şöyle dedi: "Size insanların en hayırlısını haber vereyim mi?" durum? Biz dedik ki: Evet. Şöyle buyurdu: "Bir adam, ölünceye veya öldürülünceye kadar Allah yolunda atının veya atının başını tutar." Dedi ki: Sonra sana kimin geleceğini haber vereyim mi? Biz de şöyle dedik: Evet, ey Allah'ın Resulü. Şöyle buyurdu: "İnsanların arasında yalnızlaşan, namaz kılan, zekat veren ve insanların kötülüklerinden uzak duran kişidir." "İnsanların en kötü durumunu sana haber vereyim mi?" Biz de şöyle dedik: Evet, ey Allah'ın Resulü. Şöyle buyurdu: "Allah'ın izniyle dileyen ve O'nun aracılığıyla vermeyen."
07
Sunen ed-Darimi # 16/2318
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مُقَامُ الرَّجُلِ فِي الصَّفِّ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، أَفْضَلُ مِنْ عِبَادَةِ الرَّجُلِ سِتِّينَ سَنَةً "
Abdullah bin Salih bize anlattı, Yahya bin Eyyub, Hişam'dan, Hasan'dan, İmran bin Hüseyin'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir adamın Allah yolunda saf halinde durması, bir adamın altmış yıl ibadetinden daha hayırlıdır."
08
Sunen ed-Darimi # 16/2319
أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ كَثِيرٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ شُرَيْحٍ يُحَدِّثُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُلَيْمَانَ : أَنَّ مَالِكَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ مَرَّ عَلَى حَبِيبِ بْنِ مَسْلَمَةَ أَوْ حَبِيبٌ مَرَّ عَلَى مَالِكٍ وَهُوَ يَقُودُ فَرَسًا وَهُوَ يَمْشِي، فَقَالَ : أَلا تَرْكَبُ حَمَلَكَ اللَّهُ؟ ، فَقَالَ : إِنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنِ اغْبَرَّتْ قَدَمَاهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، حَرَّمَهُ اللَّهُ عَلَى النَّارِ "
Kasım bin Kesir bize haber verdi ve şöyle dedi: Abdurrahman bin Şureyh'in, Abdullah bin Süleyman'dan rivayet ettiğini işittim: Malik bin Abdullah, Habib bin Mesleme veya Habib'in yanından geçerken, at sürerken Malik'in yanından geçti ve şöyle dedi: Kuzuna binmiyor musun, Allah sana bereket versin? Şöyle dedi: Gerçekten Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kimin Allah yolunda ayakları tozlanırsa, Allah onu ateşe atar."
09
Sunen ed-Darimi # 16/2320
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَغَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا "
Muhammed bin Yusuf, Süfyan'dan, Ebu Hazim'den, Sehl bin Saad'dan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurdu: Allah yolunda bir sabah veya Allah yolunda vakit geçirmek, bu dünyadan ve içindekilerden daha iyidir.
10
Sunen ed-Darimi # 16/2321
أَخْبَرَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ النُّعْمَانِ بْنِ أَبِي عَيَّاشٍ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَا مِنْ عَبْدٍ يَصُومُ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ابْتِغَاءَ وَجْهِ اللَّهِ، إِلَّا بَاعَدَ اللَّهُ بَيْنَ وَجْهِهِ وَبَيْنَ النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفًا "
Haccac bin Minhal bize, Hammad bin Seleme'nin, Süheyl bin Ebi Salih'ten, Nu'man bin Ebu Ayyaş'tan, Ebu Sa'id el-Hudri'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dediğini anlattı: Allah yolunda bir gün oruç tutan ve Allah'ın yüzünü arayan hiçbir kul yoktur ki, "Allah yetmiş gün boyunca yüzünü ateşten ayıracaktır."
11
Sunen ed-Darimi # 16/2322
أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ كَثِير ، قَالَ : سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ شُرَيْحٍ ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي الصَّبَّاحِ مُحَمَّدِ بْنِ شُمَيْر ، عَنْ أَبِي عَلِيٍّ الْهَمْدَانِيِّ ، عَنْ أَبِي رَيْحَانَةَ أَنَّهُ كَانَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي غَزْوَةٍ، فَسَمِعَهُ ذَاتَ لَيْلَةٍ وَهُوَ يَقُولُ :" حُرِّمَتِ النَّارُ عَلَى عَيْنٍ سَهِرَتْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَحُرِّمَتِ النَّارُ عَلَى عَيْنٍ دَمَعَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ ".
قَالَ : وَقَالَ الثَّالِثَةَ، فَنَسِيتُهَا.
قَالَ أَبُو شُرَيْحٍ : سَمِعْتُ مَنْ يَقُولُ ذَاكَ " حُرِّمَتِ النَّارُ عَلَى عَيْنٍ غَضَّتْ عَنْ مَحَارِمِ اللَّهِ، أَوْ عَيْنٍ فُقِئَتْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ G "
قَالَ : وَقَالَ الثَّالِثَةَ، فَنَسِيتُهَا.
قَالَ أَبُو شُرَيْحٍ : سَمِعْتُ مَنْ يَقُولُ ذَاكَ " حُرِّمَتِ النَّارُ عَلَى عَيْنٍ غَضَّتْ عَنْ مَحَارِمِ اللَّهِ، أَوْ عَيْنٍ فُقِئَتْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ G "
Kasım bin Kesir bize şöyle haber verdi: Abdurrahman bin Şureyh'in, Ebu's-Sabbah Muhammed bin Şamir'den, Ebu Ali el-Hamdani'den rivayet ettiğini işittim. Ebu Reyhane'den rivayet edildiğine göre o, bir seferde Allah Resulü (s.a.v.) ile birlikteydi ve bir gece onun şöyle dediğini duydu: “Allah yolunda uyanık olan göze ateş haram kılındı, Allah korkusundan yaş döken göze de ateş haram kılındı.” Dedi ki: Üçüncü defa söyledi, ben de unuttum. Abu dedi. Şurayh: Birinin şöyle dediğini işittim: "Allah'ın haram kıldığını görmeyen göze veya Allah yolunda yolun kesilen göze ateş haram kılındı."
12
Sunen ed-Darimi # 16/2323
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الدَّرَاوَرْدِيِّ ، عَنْ صَالِحِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ زَائِدَةَ ، قَالَ : سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" رَحِمَ اللَّهُ حَارِسَ الْحَرَسِ ".
قَالَ عَبْدُ اللَّهِ : وَعُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ لَمْ يَلْقَ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ
قَالَ عَبْدُ اللَّهِ : وَعُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ لَمْ يَلْقَ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ
El-Hakam bin El-Mübarek bize anlattı, İbnü'd-Daraverdi Salih bin Muhammed bin Zeyde'den rivayetle şöyle dedi: Ukbe bin Amir el-Cuhani'den, Peygamber'den (s.a.v.) Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, o şöyle dedi: Ömer bin Abdülaziz'i, Ukbe bin Amir el-Cuhani'den işittim: "Allah, muhafızların bekçisine merhamet etsin." Abdullah'ın açıklaması şöyle: Ömer bin Abdülaziz, Ukba bin Amer ile görüşmedi.
13
Sunen ed-Darimi # 16/2324
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الْأَنْصَارِيِّ ، قَالَ : جَاءَ رَجُلٌ بِنَاقَةٍ مَخْطُومَةٍ، فَقَالَ هَذِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَكَ بِهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ سَبْعُ مِائَةِ نَاقَةٍ كُلُّهَا مَخْطُومَةٌ "
Abdullah bin Muhammed bize anlattı, Cerir, Amaş'tan, Ebu Amr El-Şeybani'den, Ebu Mesud el-Ensari'den rivayetle şöyle demiştir: O, ağızlı dişi devesi olan bir adam geldi ve "Bu, Allah rızası için" dedi ve Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kıyamet gününde bunun için yedi tane alacaksın." Yüz adet dişi deve, hepsinin ağzı ağızlı.”
14
Sunen ed-Darimi # 16/2325
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ ، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ صَعْصَعَةَ بْنِ مُعَاوِيَةَ ، قَالَ : لَقِيتُ أَبَا ذَرٍّ وَهُوَ يَسُوقُ جَمَلًا لَهُ، أَوْ يَقُودُهُ، فِي عُنُقِهِ قِرْبَةٌ، فَقُلْتُ : يَا أَبَا ذَرٍّ ، مَا مَالُكَ؟.
قَالَ : لِي عَمَلِي، فَقُلْتُ : مَا مَالُكَ؟.
قَالَ : لِي عَمَلِي.
قُلْتُ : حَدِّثْنِي حَدِيثًا سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" مَا مِنْ مُسْلِمٍ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ مِنْ مَالٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ إِلَّا ابْتَدَرَتْهُ حَجَبَةُ الْجَنَّةِ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ : هُوَ دِرْهَمَيْنِ أَوْ أَمَتَيْنِ أَوْ عَبْدَيْنِ أَوْ دَابَّتَيْنِ
قَالَ : لِي عَمَلِي، فَقُلْتُ : مَا مَالُكَ؟.
قَالَ : لِي عَمَلِي.
قُلْتُ : حَدِّثْنِي حَدِيثًا سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" مَا مِنْ مُسْلِمٍ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ مِنْ مَالٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ إِلَّا ابْتَدَرَتْهُ حَجَبَةُ الْجَنَّةِ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ : هُوَ دِرْهَمَيْنِ أَوْ أَمَتَيْنِ أَوْ عَبْدَيْنِ أَوْ دَابَّتَيْنِ
Bize Osman bin Ömer anlattı, Hişam el-Hasan'dan, Sa'sa bin Muaviye'den rivayetle şöyle dedi: Ebu Zerr'e deve sürerken rastladım. Onun için veya boynuna bir deri geçirerek ona önderlik ederek şöyle dedim: Ey Ebu Zer, senin derdin ne? Dedi ki: Benim işim var, ben de dedim ki: Senin derdin ne? Dedi ki: Benim işim var. Dedim ki: Bana bir şey söyle Bunu Resûlullah'tan işittim, Allah ona salat ve selam versin. Şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Hiçbir Müslüman iki kat malı Allah yolunda harcamamıştır; fakat cennet perdesi yakında buna engel olacaktır." Ebu Muhammed dedi ki: İki dirhem veya iki kadın köle veya iki erkek köle veya Iki hayvan
15
Sunen ed-Darimi # 16/2326
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ مَرْثَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ : أَنَّهُ تَلَا هَذِهِ الْآيَةَ : # وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ سورة الأنفال آية 60 # أَلَا إِنَّ" الْقُوَّةَ : الرَّمْيُ "
Abdullah bin Yezid el-Mukri bize anlattı, Sa'id bin Ebi Eyüp anlattı, Yezid bin Ebi Habib bana Ebu'l-Hair'den, Merhad İbn Abdullah'tan, Ukbe ibn Amir'den rivayetle şöyle dedi: Şu ayeti okudu: #Ve onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın, Enfal Suresi, 60 # ayeti # Gerçekten, “Güç: "Ordu"
16
Sunen ed-Darimi # 16/2327
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ أَبِي سَلَّامٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ الْأَزْرَقِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِنَّ اللَّهَ G يُدْخِلُ الثَّلَاثَةَ بِالسَّهْمِ الْوَاحِدِ الْجَنَّةَ : صَانِعَهُ يَحْتَسِبُ فِي صَنْعَتِهِ الْخَيْرَ، وَالْمُمِدُّ بِهِ، وَالرَّامِيَ بِهِ "
Vehb bin Cerir bize anlattı, Hişam, Yahya'dan, Ebu Selam'dan, Abdullah bin Zeyd el-Azrak'tan, Ukba bin Amer'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah, bir okla üç kişiyi cennete sokar; onu yapan, yaptığı işten dolayı ödüllendirilir." iyilik, onu sağlayan ve onu atandır.”
17
Sunen ed-Darimi # 16/2328
وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" ارْمُوا وَارْكَبُوا، وَلَأَنْ تَرْمُوا أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَنْ تَرْكَبُوا "
Allah'ın Elçisi, Allah onu korusun ve huzur versin, şöyle dedi: "Nişan al ve sür, senin atış yapman benim için senin binmenden daha sevgilidir."
18
Sunen ed-Darimi # 16/2329
وَقَالَ :" كُلُّ شَيْءٍ يَلْهُو بِهِ الرَّجُلُ بَاطِلٌ إِلَّا رَمْيَ الرَّجُلِ بِقَوْسِهِ وَتَأْدِيبَهُ فَرَسَهُ، وَمُلَاعَبَتَهُ أَهْلَهَ، فَإِنَّهُنَّ مِنَ الْحَقِّ "
Şöyle buyurdu: "Kişinin yayıyla atış yapması, atını eğitmesi ve hanımıyla oynaması dışında, erkeğin eğlendiği her şey batıldır; çünkü bunlar haktır."
19
Sunen ed-Darimi # 16/2330
وَقَالَ :" مَنْ تَرَكَ الرَّمْيَ بَعْدَمَا عَلِّمَهُ، فَقَدْ كَفَرَ الَّذِي عَلِّمَهُ "
Şöyle buyurdu: "Kim okçuluğu öğrendikten sonra terk ederse, kendisine öğreteni inkar etmiş olur."
20
Sunen ed-Darimi # 16/2331
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاق ، حَدَّثَنِي عَمِّي مُوسَى بْنُ يَسَارٍ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَا مِنْ مَجْرُوحٍ يُجْرَحُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ G إِلَّا بَعَثَهُ اللَّهُ G يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَجُرْحُهُ يَدْمَى : الرِّيحُ رِيحُ الْمِسْكِ وَاللَّوْنُ لَوْنُ الدَّمِ "
Muhammed bin Abdullah El-Rakkaşi bize anlattı, Yezid bin Zürayi anlattı, Muhammed bin İshak anlattı, amcam Musa bin Yaşar bana, babam Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Ebu'l-Kasım, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Allah'ın onu dirilteceği gün dışında, Allah yolunda yaralanan kimse yoktur." Diriliş ve yarası kanıyor; kokusu misk kokusu, rengi ise kan rengidir.”
21
Sunen ed-Darimi # 16/2332
أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ كَثِيرٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ شُرَيْحٍ ، يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَمِعَ سَهْلَ بْنَ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ جَدِّهِ ، قَالَ : إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الشَّهَادَةَ صَادِقًا مِنْ قَلْبِهِ، بَلَّغَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ، وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ "
Kasım bin Kesir bize şöyle haber verdi: Abdurrahman bin Şureyh'in, Sehl bin Ebi Umame bin Sehl bin Hunaif'i işittiğini söylediğini duydum. Babasından, dedesinden rivayetle konuşuyor, o da şöyle diyor: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurdu: "Kim Allah'tan samimi olarak kalbinden şahitlik isterse, Yatağında ölse bile Allah ona şehitlik nasip etsin” dedi.
22
Sunen ed-Darimi # 16/2333
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الرِّفَاعِيُّ ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى ، عَنْ ابْنِ عَجْلَانَ ، عَنْ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَا يَجِدُ الشَّهِيدُ مِنْ أَلَمِ الْقَتْلِ إِلَّا كَمَا يَجِدُ أَحَدُكُمْ مِنْ أَلَمِ الْقَرْصَةِ "
Muhammed bin Yezid El-Rifai bize anlattı, Safvan bin İssa, İbn Ajlan'dan, El-Kaka' bin Hakim'den, Ebu Salih'ten rivayetle, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Şehit, sizden birinin öldürülme acısını yaşaması dışında, öldürülme acısını yaşamaz." "tutam"
23
Sunen ed-Darimi # 16/2334
أَخْبَرَنَا أَبُو عَلِيٍّ الْحَنَفِيُّ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَا مِنْ نَفْسٍ تَمُوتُ فَتَدْخُلُ الْجَنَّةَ فَتَوَدُّ أَنَّهَا رَجَعَتْ إِلَيْكُمْ وَلَهَا الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، إِلَّا الشَّهِيدُ فَإِنَّهُ وَدَّ أَنَّهُ قُتِلَ كَذَا مَرَّةً لِمَا رَأَى مِنَ الثَّوَابِ "
Ebu Ali el-Hanefi bize, Şu'be'nin Katâde'den, Enes'ten rivayet ettiğine göre şöyle dediğini rivayet etmiştir: Allah'ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şehit hariç, dünya ve içindekilerin hepsi kendisine aitken sana geri dönmesini dileyerek ölen ve cennete giren hiçbir ruh yoktur, çünkü o falanca kişinin öldürülmesini diler. Bir kez ödülü gördüğü için.”
24
Sunen ed-Darimi # 16/2335
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ سُلَيْمَانَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ ، عَنْ مَسْرُوقٍ ، قَالَ : سَأَلْنَا عَبْدَ اللَّهِ عَنْ أَرْوَاحِ الشُّهَدَاءِ، وَلَوْلَا عَبْدُ اللَّهِ لَمْ يُحَدِّثْنَا أَحَدٌ، قَالَ :" أَرْوَاحُ الشُّهَدَاءِ عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِي حَوَاصِلِ طَيْرٍ خُضْرٍ، لَهَا قَنَادِيلُ مُعَلَّقَةٌ بِالْعَرْشِ، تَسْرَحُ فِي أَيِّ الْجَنَّةِ شَاءُوا ثُمَّ تَرْجِعُ إِلَى قَنَادِيلِهَا فَيُشْرِفُ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ، فَيَقُولُ : أَلَكُمْ حَاجَةٌ؟.
تُرِيدُونَ شَيْئًا؟، فَيَقُولُونَ : لَا، إِلَّا أَنْ نَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا فَنُقْتَلَ مَرَّةً أُخْرَى "
تُرِيدُونَ شَيْئًا؟، فَيَقُولُونَ : لَا، إِلَّا أَنْ نَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا فَنُقْتَلَ مَرَّةً أُخْرَى "
Saeed bin Amir, Şu'be'den, Süleyman'dan, Abdullah bin Mürre'den, Mesruk'tan rivayetle şöyle dedi: Abdullah'a şehitlerin ruhlarını sorduk, eğer Abdullah olmasaydı kimse bizimle konuşmazdı. Şöyle dedi: “Şehitlerin ruhları, kıyamet gününde Allah'ın yanında yeşil kuşların ekinlerinde olacaktır. Arşa bağlı kandiller, diledikleri cennete giderler, sonra kandillerine dönerler ve Rableri onları denetleyip şöyle der: Bir ihtiyacınız mı var? Bir şey ister misin? "Hayır, dünyaya dönüp tekrar öldürülmedikçe" diyorlar.
25
Sunen ed-Darimi # 16/2336
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ يَحْيَى ، قَالَ : هُوَ الصَّدَفِيُّ ، قَالَ : حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عَمْرٍو ، عَنْ أَبِي الْمُثَنَّى الْأُمْلُوكِيِّ ، عَنْ عُتْبَةَ بْنِ عَبْدٍ السُّلَمِيِّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الْقَتْلَى ثَلَاثَةٌ : مُؤْمِنٌ جَاهَدَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، إِذَا لَقِيَ الْعَدُوَّ، قَاتَلَ حَتَّى يُقْتَلَ ".
قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِيهِ : " فَذَلِكَ الشَّهِيدُ الْمُمْتَحَنُ فِي خَيْمَةِ اللَّهِ، تَحْتَ عَرْشِهِ، لَا يَفْضُلُهُ النَّبِيُّونَ إِلَّا بِدَرَجَةِ النُّبُوَّةِ وَمُؤْمِنٌ خَلَطَ عَمَلًا صَالِحًا وَآخَرَ سَيِّئًا، جَاهَدَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، إِذَا لَقِيَ الْعَدُوَّ قَاتَلَ حَتَّى يُقْتَلَ ".
قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِيهِ : " مَصْمَصَةٌ مَحَتْ ذُنُوبَهُ وَخَطَايَاهُ، إِنَّ السَّيْفَ مَحَّاءٌ لِلْخَطَايَا، وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ مِنْ أَيِّ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ شَاءَ.
وَمُنَافِقٌ جَاهَدَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ، فَإِذَا لَقِيَ الْعَدُوَّ قَاتَلَ حَتَّى يُقْتَلَ، فَذَاكَ فِي النَّارِ، إِنَّ السَّيْفَ لَا يَمْحُو النِّفَاقَ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : يُقَالُ لِلثَّوْبِ إِذَا غُسِلَ : مُصْمِصَ
قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِيهِ : " فَذَلِكَ الشَّهِيدُ الْمُمْتَحَنُ فِي خَيْمَةِ اللَّهِ، تَحْتَ عَرْشِهِ، لَا يَفْضُلُهُ النَّبِيُّونَ إِلَّا بِدَرَجَةِ النُّبُوَّةِ وَمُؤْمِنٌ خَلَطَ عَمَلًا صَالِحًا وَآخَرَ سَيِّئًا، جَاهَدَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، إِذَا لَقِيَ الْعَدُوَّ قَاتَلَ حَتَّى يُقْتَلَ ".
قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِيهِ : " مَصْمَصَةٌ مَحَتْ ذُنُوبَهُ وَخَطَايَاهُ، إِنَّ السَّيْفَ مَحَّاءٌ لِلْخَطَايَا، وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ مِنْ أَيِّ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ شَاءَ.
وَمُنَافِقٌ جَاهَدَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ، فَإِذَا لَقِيَ الْعَدُوَّ قَاتَلَ حَتَّى يُقْتَلَ، فَذَاكَ فِي النَّارِ، إِنَّ السَّيْفَ لَا يَمْحُو النِّفَاقَ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : يُقَالُ لِلثَّوْبِ إِذَا غُسِلَ : مُصْمِصَ
Muhammed bin Mübarek bize anlattı, Muaviye bin Yahya anlattı, şöyle dedi: O, Sedafi'dir, şöyle dedi: Safvan bin Amr, Ebu'l-Musenna el-Amluki'den, Utbe bin Abd El-Sülemi'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Ölüler üç kişiydi: Cihat eden bir mümin. Canıyla, malıyla Allah yolunda, düşmanla karşılaştığında öldürülünceye kadar savaşır.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onun hakkında şöyle buyurmuştur: “Bu, Allah'ın çadırında, O'nun tahtı altında imtihan edilen şehittir. Peygamberler, peygamberlik derecesi ve bir iyiliği diğer bir iyiliğe karıştıran bir mümin dışında O'na iltifat etmezler. Allah yolunda canıyla ve malıyla savaştı. Düşmanla karşılaştığında öldürülünceye kadar savaştı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle dedi: "Musmasah." Günahları ve günahları silindi. Şüphesiz kılıç günahları siler ve cennetin dilediği kapısından cennete girer. Ve çabalayan bir ikiyüzlü Canıyla ve malıyla. Düşmanla karşılaşırsa öldürülünceye kadar savaşır. Yani Cehennemde. Şüphesiz kılıç münafıklığı ortadan kaldırmaz. Abdullah dedi ki: Elbisenin yıkandığında: sıvandığı söylenir.
26
Sunen ed-Darimi # 16/2337
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ ، عَنْ الْمَقْبُرِيِّ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ ، عَنْ أَبِيهِ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَامَ فَخَطَبَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ ذَكَرَ الْجِهَادَ فَلَمْ يَدَعْ شَيْئًا أَفْضَلَ مِنْهُ إِلَّا الْفَرَائِضَ، فَقَامَ رَجُلٌ، فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَرَأَيْتَ مَنْ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَهَلْ ذَلِكَ مُكَفِّرٌ عَنْهُ خَطَايَاهُ؟، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " نَعَمْ،إِذَا قُتِلَ صَابِرًا، مُحْتَسِبًا، مُقْبِلًا غَيْرَ مُدْبِرٍ، إِلا الدَّيْنَ فَإِنَّهُ مَأْخُوذٌ بِهِ كَمَا زَعَمَ لِي جِبْرِيلُ "
Ubeydullah bin Abdülmecid bize, İbn Ebi Dhib'in El-Makberi'den, Abdullah bin Ebu Katade'den, babasından rivayet ettiğine göre şöyle anlatmıştır: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, ayağa kalktı ve bir konuşma yaptı, Allah'a şükretti ve O'na hamd etti, sonra cihaddan bahsetti ama bundan daha iyisini bırakmadı. Zorunlu görevler hariç. Sonra bir adam ayağa kalktı ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, Allah yolunda öldürülen birini gördün mü? Bu onun günahlarına kefaret olur mu? Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah'ım, Allah'ın salat ve selamı ona olsun: "Evet, eğer sabrederek, sevap dileyerek, ilerleyerek ve borç dışında geri çekilmeden öldürülürse, o zaman o, borçtan dolayı hesaba çekilir. Gabriel bana sahip çıktı
27
Sunen ed-Darimi # 16/2338
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ، هُوَ : التَّيْمِيُّ ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ ، عَنْ عَامِرِ بْنِ مَالِكٍ ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" الطَّاعُونُ شَهَادَةٌ، وَالْغَرَقُ شَهَادَةٌ، وَالْغَزْوُ شَهَادَةٌ، وَالْبَطْنُ شَهَادَةٌ وَالنُّفَسَاءُ شَهَادَةٌ "
Yezid bin Harun bize haber verdi, Süleyman haber verdi: Et-Teymi, Ebu Osman'dan, Emir bin Malik'ten, Safvan bin Ümeyye'den rivayetle, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den rivayetle şöyle buyurmuştur: "Veba şahitliktir, boğulma şahitliktir, istila şahitliktir, mide şahitliktir ve doğum sonrasıdır." sertifika "
28
Sunen ed-Darimi # 16/2339
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ حَفْصٍ ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهَادَةٌ، وَالطَّاعُونُ شَهَادَةٌ، وَالْبَطْنُ شَهَادَةٌ، وَالْمَرْأَةُ يَقْتُلُهَا وَلَدُهَا جُمْعًا شَهَادَةٌ "
Ubeydullah ibn Musa bize İsrail'den, Mansur'dan, Ebu Bekir ibn Hafs'tan, Şerhabil ibn es-Samit'ten, Ubade ibn es-Samit'ten rivayetle şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Allah yolunda öldürmek şahitliktir, veba şahitliktir, mide de şahitliktir. Kadın da şahit olarak çocuğu tarafından öldürülüyor.”
29
Sunen ed-Darimi # 16/2340
أَخْبَرَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيل ، عَنْ قَيْسٍ ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ، قَالَ :" كُنَّا نَغْزُو مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا لَنَا طَعَامٌ إِلا هذَا السَّمُرُ، وَوَرَقُ الْحُبْلَةِ، حَتَّى إِنَّ أَحَدَنَا لَيَضَعُ كَمَا تَضَعُ الشَّاةُ، مَالَهُ خِلْطٌ، ثُمَّ أَصْبَحَتْ بَنُو أَسَدٍ تُعَزِّرُنِي ! لَقَدْ خِبْتُ إِذَنْ وَضَلَّ عَمَلِيَهْ "
Ya'la bize, İsmail'in Kays'tan, Saad bin Ebi Vakkas'tan rivayet ettiğine göre şöyle anlattığını anlattı: "Biz, Resûlullah (s.a.v.) ile savaşırdık, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Bizim bu kahverengi koyun ve deve yapraklarından başka yiyeceğimiz yok, öyle ki içimizden biri koyun yatar gibi yatar, aklı karışmaz. Sonra Banu Esad oldu. Kusura bakmayın! O zaman başarısız oldum ve amellerim yoldan çıktı.”
30
Sunen ed-Darimi # 16/2341
أَخْبَرَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، حَدَّثَنَا جَبَلَةُ بْنُ عَطِيَّةَ ، عَنْ يَحْيَى بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ غَزَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَهُوَ لَا يَنْوِي فِي غَزَاتِهِ إِلَّا عِقَالًا، فَلَهُ مَا نَوَى "
Haccac bin Minhal bize, Hammad bin Seleme'nin anlattığını, Jablah bin Atiya'nın, Yahya bin El-Velid bin Ubade bin El-Samit'ten, Ubadah ibn El-Samit'ten rivayetle şöyle anlattığını anlattı: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kim Allah yolunda savaşır ve savaşmaya niyet etmezse" Deve dışında istediğini alır.”
31
Sunen ed-Darimi # 16/2342
أَخْبَرَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ ، عَنْ أَبِي بَحْرِيَّةَ ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الْغَزْوُ غَزْوَانِ : فَأَمَّا مَنْ غَزَا ابْتِغَاءَ وَجْهِ اللَّهِ وَأَطَاعَ الْإِمَامَ، وَأَنْفَقَ الْكَرِيمَةَ، وَيَاسَرَ الشَّرِيكَ وَاجْتَنَبَ الْفَسَادَ، فَإِنَّ نَوْمَهُ وَنُبْهَهُ أَجْرٌ كُلُّهُ، وَأَمَّا مَنْ غَزَا فَخْرًا وَرِيَاءً وَسُمْعَةً، وَعَصَى الْإِمَامَ، وَأَفْسَدَ فِي الْأَرْضِ، فَإِنَّهُ لَا يَرْجِعُ بِالْكَفَافِ "
Nu'aym bin Hammad bize anlattı, Baqiya bin Velid, Buhair bin Sa'd'dan, Halid bin Ma'dan'dan, Ebu Bahriyye'den, Muaz bin Cebel'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle buyurmuştur: "İşgal iki fetihtir: Kim Allah'ın yüzünü arayarak istila eder ve İmam'a itaat ederse, Ve harcadığını cömertçe harcar, partnerini memnun eder, yolsuzluktan kaçınır. Çünkü uykusu ve uyanışı her şeyde sevap kazanır. Kim gururu, münafıklığı ve itibarı yenerse, eğer imama itaatsizlik ederse ve yeryüzünde bozgunculuk yaparsa, o kimse yeterli bir şekilde geri dönmeyecektir.”
32
Sunen ed-Darimi # 16/2343
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْحَارِثِ ، عَنْ الْقَاسِمِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ : أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ لَمْ يَغْزُ، وَلَمْ يُجَهِّزْ غَازِيًا، أَوْ يَخْلِفْ غَازِيًا فِي أَهْلِهِ بِخَيْرٍ، أَصَابَهُ اللَّهُ بِقَارِعَةٍ قَبْلَ يَوْمِ الْقِيَامَةِ "
El-Hakam bin El-Mübarek bize, El-Velid bin Müslim anlattı, Yahya bin El-Haris, El Kasım Ebu Abdurrahman'dan, Ebu Umame'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle dedi: “Kim savaşmaz, bir savaşçı hazırlamaz veya ailesinden bir savaşçıyı başarırsa iyi olur. Allah, kıyamet gününden önce onu büyük bir felaketle vuracaktır.”
33
Sunen ed-Darimi # 16/2344
أَخْبَرَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ ، عَنْ عَطَاءٍ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، أَوْ خَلَفَ فِي أَهْلِهِ، كَتَبَ اللَّهُ لَهُ مِثْلَ أَجْرِهِ، إِلَّا أَنَّهُ لَا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الْغَازِي شَيْئًا "
Bize Ya'la anlattı, Abdülmelik, Ata'dan, Zeyd bin Halid el-Cuhani'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: "Kim, Allah yolunda bir savaşçı hazırlarsa veya ailesi arasında bir halef olarak hareket ederse, Allah ona onunkine benzer bir mükâfat yazmıştır, ancak bu, savaşanın sevabından zerre kadar bir eksiltme yaratmaz."
34
Sunen ed-Darimi # 16/2345
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، قَالَ : أَنْبَأَنَا أَبُو إِسْحَاق ، قَالَ : سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ، يَقُولُ : لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ : # لا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ سورة النساء آية 95 #،دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زَيْدًا فَجَاءَ بِكَتِفٍ فَكَتَبَهَا.
وَشَكَا ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ ضَرَارَتَهُ، فَنَزَلَتْ : # لا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ سورة النساء آية 95 #
وَشَكَا ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ ضَرَارَتَهُ، فَنَزَلَتْ : # لا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ سورة النساء آية 95 #
Bize Ebu'l Velid anlattı, Şu'be anlattı, dedi ki: Ebu İshak anlattı, dedi ki: Bera'nın şöyle dediğini işittim: Bu nazil olduğunda Ayet: #Mü'minler arasında oturanlar eşit değildir. Nisa Suresi, 95 # Ayet, Allah Resulü, Allah ona salat ve selam versin, Zeyd'i çağırdı ve bir mektup getirip yazdı. İbn şikayet etti Ümmü'nün azabı gizli olduğundan şöyle vahyedildi: #Mü'minler arasında, zarara muhtaç olanlar dışında oturanlar eşit değildir. Nisa Suresi 95. Ayet#
35
Sunen ed-Darimi # 16/2346
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ، قَالَ : حَدَّثَتْنِي أُمُّ حَرَامٍ بِنْتُ مِلْحَانَ : أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ : فِي بَيْتِهَا يَوْمًا، فَاسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ، فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أَضْحَكَكَ؟.
قَالَ :" أُرِيتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ ظَهْرَ هَذَا الْبَحْرِ كَالْمُلُوكِ عَلَى الْأَسِرَّةِ ".
قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ.
قَالَ : " أَنْتِ مِنْهُمْ ".
ثُمَّ نَامَ أَيْضًا فَاسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ، فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أَضْحَكَكَ؟.
قَالَ : " أُرِيتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ ظَهْرَ هَذَا الْبَحْرَ كَالْمُلُوكِ عَلَى الْأَسِرَّةِ ".
قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ.
قَالَ : " أَنْتِ مِنْهُمْ "، ثُمَّ نَامَ أَيْضًا فَاسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ، فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أَضْحَكَكَ؟ قَالَ : " أُريتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ هذَا الْبَحْرَ كَالْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ".
قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ؟.
قَالَ : " أَنْتِ مِنَ الْأَوَّلِينَ ".
قَالَ : فَتَزَوَّجَهَا عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ، فَغَزَا فِي الْبَحْرِ، فَحَمَلَهَا مَعَهُ، فَلَمَّا قَدِمُوا، قُرِّبَتْ لَهَا بَغْلَةٌ لِتَرْكَبَهَا، فَصَرَعَتْهَا، فَدُقَّتْ عُنُقُهَا، فَمَاتَتْ
قَالَ :" أُرِيتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ ظَهْرَ هَذَا الْبَحْرِ كَالْمُلُوكِ عَلَى الْأَسِرَّةِ ".
قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ.
قَالَ : " أَنْتِ مِنْهُمْ ".
ثُمَّ نَامَ أَيْضًا فَاسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ، فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أَضْحَكَكَ؟.
قَالَ : " أُرِيتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ ظَهْرَ هَذَا الْبَحْرَ كَالْمُلُوكِ عَلَى الْأَسِرَّةِ ".
قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ.
قَالَ : " أَنْتِ مِنْهُمْ "، ثُمَّ نَامَ أَيْضًا فَاسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ، فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أَضْحَكَكَ؟ قَالَ : " أُريتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ هذَا الْبَحْرَ كَالْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ".
قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ؟.
قَالَ : " أَنْتِ مِنَ الْأَوَّلِينَ ".
قَالَ : فَتَزَوَّجَهَا عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ، فَغَزَا فِي الْبَحْرِ، فَحَمَلَهَا مَعَهُ، فَلَمَّا قَدِمُوا، قُرِّبَتْ لَهَا بَغْلَةٌ لِتَرْكَبَهَا، فَصَرَعَتْهَا، فَدُقَّتْ عُنُقُهَا، فَمَاتَتْ
Süleyman bin Harb bize anlattı, Hammad bin Zeyd, Yahya bin Saeed'den, Muhammed bin Yahya bin Hibban'dan, Enes bin Malik'ten rivayetle şöyle dedi: Ümmü Haram bint Milhan bana Peygamber (s.a.v.)'in Allah onu kutsasın ve ona huzur versin dedi ki: Bir gün onun evinde gülerek uyandı. Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, seni ne güldürdü? Şöyle dedi: "Ümmetimden insanların bu denizde yataklarda krallar gibi bindiğini gördüm." Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, beni de onlardan biri kılmak için Allah'a dua et. “Sen de onlardan birisin” dedi. Sonra tekrar uykuya daldı ve gülerek uyandı, ben de dedim ki: Ya Resulullah, ne oldu? Seni güldürdü mü? Şöyle dedi: "Ümmetimden insanların bu denizde yataklarda krallar gibi bindiğini gördüm." Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, beni de onlardan biri kılmak için Allah'a dua et. “Sen de onlardan birisin” dedi. Sonra tekrar uykuya daldı ve gülerek uyandı. Ben de dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, seni ne güldürdü? Şöyle dedi: “Bazı insanlara gösterdim Benim milletim bu denizde yataklardaki krallar gibi biniyorlar.” Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü, beni de onlardan biri yapmak için Allah'a dua eder misin? "Sen de onlardan mısın?" dedi. "İlk ikisi." Şöyle dedi: Ubâde b. es-Samit onunla evlendi ve denizde yelken açarak onu yanında taşıdı. Geldiklerinde ona bir katır getirildi. onu sürmek için, Böylece ona vurdu, boynunu kırdı ve öldü.
36
Sunen ed-Darimi # 16/2347
أَخْبَرَنَا عَاصِمُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاق الْفَزَارِيُّ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ حَفْصَةَ ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ ، قَالَتْ :" غَزَوْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَبْعَ غَزَوَاتٍ أُدَاوِي الْجَرِيحَ أَوِ الْجَرْحَى وَأَصْنَعُ لَهُمُ الطَّعَامَ، وَأَخْلُفُهُمْ فِي رِحَالِهِمْ "
Asım bin Yusuf bize anlattı, Ebu İshak el-Fazari, Hişam'dan, Hafsa'dan, Ümmü Atiye'den rivayetle şöyle dedi: "Peygamber Efendimiz'le (Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun) savaştım, yedi savaş boyunca yaralıları tedavi ettim, onlara yemek hazırladım ve onları kamplarında bıraktım."
37
Sunen ed-Darimi # 16/2348
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ أَيْمَنَ ، قَالَ : حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ ، عَنْ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ : " كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَاخَرَجَ، أَقْرَعَ بَيْنَ نِسَائِهِ فَطَارَتْ الْقُرْعَةُ عَلَى عَائِشَةَ وَحَفْصَةَ ، فَخَرَجَتَا مَعَهُ جَمِيعًا "
Ebu Nuaym bize anlattı, Abd al-Wahid bin Ayman bize şöyle dedi: İbn Ebî Müleyke bana, Kasım bin Muhammed'den, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: O şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) dışarı çıkınca hanımları arasında kura çekti ve kura Ayşe ile Hafsa'nın üzerine düştü, onlar da dışarı çıktılar." "Hepsi onunla birlikte"
38
Sunen ed-Darimi # 16/2349
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ : زُهْرَةُ بْنُ مَعْبَدٍ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ مَوْلَى عُثْمَانَ، قَالَ : سَمِعْتُ عُثْمَانَ عَلَى الْمِنْبَرِ وَهُوَ يَقُولُ : إِنِّي كُنْتُ كَتَمْتُكُمْ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَرَاهِيَةَ تَفَرُّقِكُمْ عَنِّي، ثُمَّ بَدَا لِي أَنْ أُحَدِّثَكُمُوهُ لِيَخْتَارَ امْرُؤٌ لِنَفْسِهِ مَا بَدَا لَهُ، إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" رِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ يَوْمٍ فِيمَا سِوَاهُ مِنَ الْمَنَازِلِ "
Bize Ebu'l-Velid anlattı, Leys bin Saad anlattı, Ebu Akil bize şöyle dedi: Zehra bin Ma'bed bize, Osman'ın hizmetkarı Ebu Salih'ten rivayetle şöyle dedi: Ben Osman'ı minberde şöyle derken duydum: Allah'ın Elçisi'nden işittiğim bir konuşmayı nefretten dolayı sizden gizlemiştim. Benden ayrılığın, o zaman bana öyle geldi ki, bir insan kendi istediğini seçebilsin diye seninle konuşmam gerekirdi. Nitekim ben Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Allah yolunda bir günlük bağlılık, diğer meskenlerdeki bin günden daha hayırlıdır."
39
Sunen ed-Darimi # 16/2350
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ ، عَنْ مِشْرَحٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ ، يَقُولُ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" كُلُّ مَيِّتٍ يُخْتَمُ عَلَى عَمَلِهِ إِلَّا الْمُرَابِطَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَإِنَّهُ يُجْرَى لَهُ عَمَلُهُ حَتَّى يُبْعَثَ "
Abdullah bin Yezid bize anlattı, İbn Lahi'ah bize Müşerre'den rivayetle şöyle dedi: Ukbe bin Amir'i şöyle derken işittim: Rasulullah'ı duydum, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. Şöyle buyuruyor: "Allah yolunda bulunanlar müstesna, her ölünün ameli mühürlenir; o takdirde diriltilinceye kadar amelleri tamamlanır."
40
Sunen ed-Darimi # 16/2351
أَخْبَرَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا ، عَنْ عَامِرٍ ، عَنْ عُرْوَةَ الْبَارِقِيِّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الْخَيْلُ مَعْقُودٌ فِي بِنَوَاصِيهَا الْخَيْرُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ : الأَجْرُ وَالْمَغْنَمُ "
Ya'la bize anlattı, Zakaria bize Amir'den, Urve el-Bariqi'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Atlar, köşelerinde kıyamete kadar hayırdır: mükâfat ve ganimettir."
41
Sunen ed-Darimi # 16/2352
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ حُصَيْنٍ ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، عَنْ عُرْوَةَ الْبَارِقِيِّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الْخَيْلُ مَعْقُودٌ فِي نَوَاصِيهَا الْخَيْرُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ : الْأَجْرُ وَالْمَغْنَمُ "
Saeed bin Rebi' bize anlattı, Şu'be, Hüseyin'den rivayetle, Abdullah bin Ebu's-Safar, El-Şa'bi'den, Urve el-Bariki'den rivayetle şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Atların kıyamet gününe kadar alınlarına iyilikler bağlanır: mükâfat ve ganimet."
42
Sunen ed-Darimi # 16/2353
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدِّمَشْقِيُّ ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ ، حَدَّثَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ ، عَنْ عُلَيِّ بْنِ رَبَاحٍ ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ الْأَنْصَارِيِّ : أَنَّ رَجُلًا، قَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي أُرِيدُ أَنْ أَشْتَرِيَ فَرَسًا، فَأَيُّهَا أَشْتَرِي؟.
قَالَ :" اشْتَرِ أَدْهَمَ، أَرْثَمَ، مُحَجَّلًا، طَلْقَ الْيَدِ الْيُمْنَى، أَوِ مِنَ الْكُمَيْتِ عَلَى هَذِهِ الشِّيَةِ، تَغْنَمْ وَتَسْلَمْ "
قَالَ :" اشْتَرِ أَدْهَمَ، أَرْثَمَ، مُحَجَّلًا، طَلْقَ الْيَدِ الْيُمْنَى، أَوِ مِنَ الْكُمَيْتِ عَلَى هَذِهِ الشِّيَةِ، تَغْنَمْ وَتَسْلَمْ "
Ahmed bin Abd el-Rahman el-Dimaşki bize el-Velid'in anlattığını, İbn Lahi'ah'ın bana Yezid bin Ebu Habib'den, Ali bin Rabah'tan, Ebu Katade el-Ensari'den rivayetle şöyle anlattığını anlattı: Bir adam şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, bir at almak istiyorum, hangisini alayım? "Satın alın" dedi. Adham, Artham, Mahjal, sağ eli boşadı veya bu şey, koyun ve taslim üzerinde kumaitten boşandı.”
43
Sunen ed-Darimi # 16/2354
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" يُسَابِقُ بَيْنَ الْخَيْلِ الْمُضَمَّرَةِ مِنْ الْحَفْيَاءِ إِلَى الثَّنِيَّةِ، وَالَّتِي لَمْ تُضَمَّرْ مِنَ الثَّنِيَّةِ إِلَى مَسْجِدِ بَنِي زُرَيْقٍ ، وَأَنَّ ابْنَ عُمَرَ كَانَ فِيمَنْ سَابَقَ بِهَا "
Halid bin Muhlid bize, Malik'in Nafi'den, İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: Allah'ın Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, "Hafiye'den Saniye'ye eyerli atlar ile Saniye'den Beni Züreyk Mescidi'ne eyerlenmemiş atlar arasında yarışıyordu ve İbn Ömer, Ondan öncekiler arasında.”
44
Sunen ed-Darimi # 16/2355
أَخْبَرَنَا عَفَّانُ ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ ، حَدَّثَنِي الزُّبَيْرُ بْنُ الْخِرِّيتِ ، عَنْ أَبِي لَبِيدٍ ، قَالَ : " أُجْرِيَتُ الْخَيْلُ فِي زَمَنِ الْحَجَّاجِ، وَالْحَكَمُ بْنُ أَيُّوبَ عَلَى الْبَصْرَةِ فَأَتَيْنَا الرِّهَانَ، فَلَمَّا جَاءَتِ الْخَيْلُ، قَالَ : قُلْنَا لَوْ مِلْنَا إِلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فَسَأَلْنَاهُ : أَكَانُوا يُرَاهِنُونَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟.
قَالَ : فَأَتَيْنَاهُ وَهُوَ فِي قَصْرِهِ فِي الزَّاوِيَةِ.
فَسَأَلْنَاهُ فَقُلْنَا لَهُ : يَا أَبَا حَمْزَةَ، أَكُنْتُمْ تُرَاهِنُونَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟.
أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُرَاهِنُ؟.
قَالَ : " نَعَمْ،لَقَدْ رَاهَنَ وَالله عَلَى فَرَسٍ يُقَالَ لَهُ : سَبْحَةُ، فَسَبَقَ النَّاسَ، فَأُنْهِشَ لِذَلِكَ، وَأَعْجَبَهُ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَنْهَشَهُ : يَعْنِي : أَعْجَبَهُ
قَالَ : فَأَتَيْنَاهُ وَهُوَ فِي قَصْرِهِ فِي الزَّاوِيَةِ.
فَسَأَلْنَاهُ فَقُلْنَا لَهُ : يَا أَبَا حَمْزَةَ، أَكُنْتُمْ تُرَاهِنُونَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟.
أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُرَاهِنُ؟.
قَالَ : " نَعَمْ،لَقَدْ رَاهَنَ وَالله عَلَى فَرَسٍ يُقَالَ لَهُ : سَبْحَةُ، فَسَبَقَ النَّاسَ، فَأُنْهِشَ لِذَلِكَ، وَأَعْجَبَهُ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَنْهَشَهُ : يَعْنِي : أَعْجَبَهُ
Affan bize anlattı, Saeed bin Zeyd anlattı, Zübeyr bin el-Harit bana Ebu Lebid'den rivayetle şöyle dedi: "Hacıların zamanında at koşturuyordum. Hakem bin Eyyub Basra'daydı, biz de bahse girdik. Atlar gelince şöyle dedi: Biz dedik ki: Keşke Enes bin Malik'in yanına gidip ona sorsaydık." : Allah Resulü (s.a.v.)'in saltanatı üzerine mi bahse girdiler? Dedi ki: Biz de o, sarayının köşesinde iken yanına geldik. Bunun üzerine kendisine sorduk ve dedik ki: Ey Ebu Hamza, sen Allah Resulü'nün saltanatına mı bahse girdin, Allah ona salat ve selam versin? Allah'ın Resulü, Allah onu kutsasın ve ona selamet versin mi? Peki bahis mi oynuyor? Dedi ki: "Evet, Vallahi Sübha adında bir ata bahis oynamıştı. Halktan daha hızlı koştu ve bu konuda heyecanlandı ve buna hayran kaldı." Ebu Muhammed şöyle dedi: Onu hayrete düşürdü, yani ona hayran kaldı.
45
Sunen ed-Darimi # 16/2356
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ ، عَنْ أَنَسٍ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" جَاهِدُوا الْمُشْرِكِينَ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ وَأَلْسِنَتِكُمْ "
Amr bin Asım, Hammad bin Seleme'nin bize anlattığı, Humaid'in Enes'ten rivayet ettiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurmuştur: Mallarınızla, canlarınızla ve dilinizle müşriklere karşı cihad edin."
46
Sunen ed-Darimi # 16/2357
أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيل بْنُ أَبِي خَالِدٍ ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا يَزَالُ قَوْمٌ مِنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ عَلَى النَّاسِ، حَتَّى يَأْتِيَ أَمْرُ اللَّهِ وَهُمْ ظَاهِرُونَ "
Cafer bin Aoun bize anlattı, İsmail bin Ebu Halid, Kays bin Ebu Hazim'den, Muğire bin Şu'be'den rivayetle şöyle dedi: O şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, dedi ki: "Ümmetimden bir grup, Allah'ın emri gelinceye ve onlar galip gelinceye kadar insanlara galip gelmeye devam edecek."
47
Sunen ed-Darimi # 16/2358
أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ بَشَّارٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ الرَّبِيعِ ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ، قَالَ : سَمِعْتُهُ يَقُولُ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لا يَزَالُ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ "
Bize Ebu Bekir bin Beşar anlattı, Ebu Davud el-Tayalisi bize anlattı, Hammam bize Katade'den, Abdullah bin Bureyde'den, Süleyman bin El-Rabi'den, Ömer bin El Hattab'dan rivayetle şöyle dedi: Onun şunu söylediğini duydum: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Hâlâ Milletim hakikate galip geldi.”
48
Sunen ed-Darimi # 16/2359
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ هُوَ : ابْنُ الْمُغِيرَةِ ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلَالٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِنَّ مِنْ بَعْدِي مِنْ أُمَّتِي قَوْمًا يَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ لا يُجَاوِزُ حَلاقِيمَهُمْ، يَخْرُجُونَ مِنَ الدِّينِ كَمَا يَخْرُجُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ ثُمَّ لا يَعُودُونَ فِيهِ، هُمْ شَرُّ الْخَلْقِ وَالْخَلِيقَةِ ".
قَالَ سُلَيْمَانُ : قَالَ حُمَيْدٌ : قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّامِتِ : فَلَقِيتُ رَافِعًا أَخَا الْحَكَمِ بْنِ عَمْرٍو الْغِفَارِيِّ، فَحَدَّثْتُهُ هَذَا الْحَدِيثَ.
قَالَ رَافِعٌ : وَأَنَا أَيْضًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
قَالَ سُلَيْمَانُ : قَالَ حُمَيْدٌ : قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّامِتِ : فَلَقِيتُ رَافِعًا أَخَا الْحَكَمِ بْنِ عَمْرٍو الْغِفَارِيِّ، فَحَدَّثْتُهُ هَذَا الْحَدِيثَ.
قَالَ رَافِعٌ : وَأَنَا أَيْضًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Abdullah bin Maslamah bin Kanab bize dedi ki, Süleyman bize şöyle dedi: İbnü'l-Muğire, Humaid bin Hilal'den, Abdullah bin es-Samit'ten, Ebu Zer'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki ümmetimden benden sonra Kur'an'ı haddini aşmadan okuyan bir topluluk olacaktır." Berberleri, okun hedeften çıktığı gibi dinden çıkarlar, sonra da ona dönmezler. Onlar yaratılmışların ve yaratılmışların en kötüleridir.” Süleyman şöyle dedi: Humaid şöyle dedi: Abdullah bin es-Samit şöyle dedi: Hakam bin Amr el-Gafari'nin kardeşi Rafi' ile tanıştım ve bu hadisi ona rivayet ettim. Rafi dedi ki: Ben de bunu Resûlullah'tan işittim, Allah ona salat ve selam versin.