Bölüm 19
Bölümlere Dön
01
Sunen ed-Darimi # 19/2548
أَخْبَرَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ : أَنَّ أَبَا مُوسَى الْأَشْعَرِيَّ اسْتَأْذَنَ عَلَى عُمَرَ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، فَلَمْ يُؤْذَنْ لَهُ، فَرَجَعَ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" إِذَا اسْتَأْذَنَ الْمُسْتَأْذِنُ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ : فَإِنْ أُذِنَ لَهُ وَإِلَّا، فَلْيَرْجِعْ "، فَقَالَ : لَتَأْتِيَنَّ بِمَنْ يَشْهَدُ مَعَكَ، أَوْ لَأَفْعَلَنَّ، وَلَأَفْعَلَنَّ.
قَالَ أَبُو سَعِيدٍ : فَأَتَانَا وَأَنَا فِي قَوْمٍ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الْمَسْجِدِ، وَهُوَ فَزِعٌ مِنْ وَعِيدِ عُمَرَ إِيَّاهُ، فَقَامَ عَلَيْنَا، فَقَالَ : أَنْشُدُ اللَّهَ مِنْكُمْ رَجُلًا سَمِعَ ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَّا شَهِدَ لِي بِهِ.
قَالَ : فَرَفَعْتُ رَأْسِي، فَقُلْتُ : أَخْبِرْهُ أَنِّي مَعَكَ عَلَى هَذَا.
وَقَالَ ذَاكَ آخَرُونَ، فَسُرِّيَ عَنْ أَبِي مُوسَى
قَالَ أَبُو سَعِيدٍ : فَأَتَانَا وَأَنَا فِي قَوْمٍ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الْمَسْجِدِ، وَهُوَ فَزِعٌ مِنْ وَعِيدِ عُمَرَ إِيَّاهُ، فَقَامَ عَلَيْنَا، فَقَالَ : أَنْشُدُ اللَّهَ مِنْكُمْ رَجُلًا سَمِعَ ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَّا شَهِدَ لِي بِهِ.
قَالَ : فَرَفَعْتُ رَأْسِي، فَقُلْتُ : أَخْبِرْهُ أَنِّي مَعَكَ عَلَى هَذَا.
وَقَالَ ذَاكَ آخَرُونَ، فَسُرِّيَ عَنْ أَبِي مُوسَى
Ebu'n-Numan bize, Yezid bin Zürayi'nin bize anlattığına göre, Davud bize Ebu Nadre'den, Ebu Sa'id el-Hudri'den rivayetle şöyle dedi: Ebu Musa el-Eş'ari, Ömer'in yanına gelmek için üç kez izin istedi, fakat kendisine izin verilmedi, bu yüzden geri döndü ve şöyle dedi: Allah'ın Elçisi'ni (Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin) şöyle derken işittim: "Eğer Hz. İzin isteyen kişi üç defa izin istedi: İzin verilirse geri dönsün. Sonra şöyle dedi: Yanında şahitlik edecek birini getir, yoksa ben yaparım. Ve ben de bunu yapacağım. Ebu Said şöyle dedi: Ben Resûlullah (s.a.v.)'in ashabından bazılarının arasında bulunduğum sırada mescidde yanımıza geldi ve tehditten çok korktu. Ömer onu yanına aldı, o da bize karşı çıktı ve şöyle dedi: Allah'a yemin ederim ki, aranızdan bunu Resûlullah'tan (s.a.v.) işiten ve buna benim adıma şahitlik edecek bir adam arıyorum. Dedi ki: Ben de başımı kaldırdım ve dedim ki: Ona bu konuda seninle olduğumu söyle. Başkaları da bunu söyledi ve bu, Ebu Musa'dan rivayet edildi.
02
Sunen ed-Darimi # 19/2549
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ ، قَالَ : سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَضَرَبْتُ بَابَهُ، فَقَالَ :" مَنْ ذَا؟ ".
فَقُلْتُ : أَنَا.
قَالَ : " أَنَا؟ أَنَا؟ ! " فَكَرِهَ ذَاكَ
فَقُلْتُ : أَنَا.
قَالَ : " أَنَا؟ أَنَا؟ ! " فَكَرِهَ ذَاكَ
Saeed bin er-Rabi' bize anlattı, Şu'be bize Muhammed bin el-Münkedir'den rivayetle şöyle dedi: Cabir bin Abdullah'ı duydum, şöyle dedi: Resûlullah'ın yanına geldim, Allah ona salat ve selam versin. Kapısını çaldım ve "Kim o?" dedi.
Ben de dedim ki: Ben.
"Ben mi? Ben mi?!" dedi. Bundan nefret ediyordu.
03
Sunen ed-Darimi # 19/2550
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، قَالَ : سَمِعْتُ مُحَارِبَ بْنَ دِثَارٍ يَذْكُرُ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْيَطْرُقَ الرَّجُلُ أَهْلَهُ لَيْلًا، أَوْ يُخَوِّنَهُمْ، أَوْ يَلْتَمِسَ عَثَرَاتِهِمْ ".
قَالَ سُفْيَانُ : قَوْلُهُ : أَوْ يُخَوِّنَهُمْ، أَوْ يَلْتَمِسَ عَثَرَاتِهِمْ، مَا أَدْرِي : شَيْءٌ.
قَالَهُ مُحَارِبٌ : أَوْ شَيْءٌ هُوَ فِي الْحَدِيثِ
قَالَ سُفْيَانُ : قَوْلُهُ : أَوْ يُخَوِّنَهُمْ، أَوْ يَلْتَمِسَ عَثَرَاتِهِمْ، مَا أَدْرِي : شَيْءٌ.
قَالَهُ مُحَارِبٌ : أَوْ شَيْءٌ هُوَ فِي الْحَدِيثِ
Muhammed bin Yusuf anlattı, Süfyan bize anlattı, şöyle dedi: Muhrib bin Dathar'ın, Cabir bin Abdullah'tan rivayetle şöyle dediğini işittim: "Resûlullah, Allah'ın ona salat ve selam vermesini yasakladı. Bir kimse, geceleyin ailesinin yanına mı gider, yoksa onlara ihanet eder mi, yoksa onların kusurlarını mı araştırır? Süfyan şöyle dedi: Onun sözü: veya Onlara ihanet ediyor ya da hatalarını arıyor, bilmiyorum: bir şey. Bir savaşçı şöyle dedi: Veya hadiste geçen bir şey.
04
Sunen ed-Darimi # 19/2551
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ عَوْفٍ ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلَامٍ ، قَالَ : لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَةَ ، اسْتَشْرَفَهُ النَّاسُ، فَقَالُوا : قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.
قَالَ : فَخَرَجْتُ فِيمَنْ خَرَجَ، فَلَمَّا رَأَيْتُ وَجْهَهُ، عَرَفْتُ أَنَّ وَجْهَهُ لَيْسَ بِوَجْهِ كَذَّابٍ.
فَكَانَ أَوَّلَ مَا سَمِعْتُهُ، يَقُولُ : " يَا أَيُّهَا النَّاسُ،أَفْشُوا السَّلَامَ، وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ، وَصِلُوا الْأَرْحَامَ، وَصَلُّوا وَالنَّاسُ نِيَامٌ، تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ بِسَلَامٍ "
قَالَ : فَخَرَجْتُ فِيمَنْ خَرَجَ، فَلَمَّا رَأَيْتُ وَجْهَهُ، عَرَفْتُ أَنَّ وَجْهَهُ لَيْسَ بِوَجْهِ كَذَّابٍ.
فَكَانَ أَوَّلَ مَا سَمِعْتُهُ، يَقُولُ : " يَا أَيُّهَا النَّاسُ،أَفْشُوا السَّلَامَ، وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ، وَصِلُوا الْأَرْحَامَ، وَصَلُّوا وَالنَّاسُ نِيَامٌ، تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ بِسَلَامٍ "
Saeed bin Amir, Avf'tan, Zürara bin Evfa'dan, Abdullah bin Selam'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) geldiğinde, insanlar onu gördüler ve şöyle dediler: Allah'ın Resulü (s.a.v.) geldi. Dedi ki: Ben de dışarı çıkanların arasına girdim. Yüzünü gördüm, yüzünün yalancı yüzü olmadığını biliyordum. Ondan ilk duyduğum şey şu oldu: "Ey insanlar, selamı yayın, yemek dağıtın, aile bağlarını koruyun ve insanlar uyurken namaz kılın. Girin." Huzur içinde cennet.”
05
Sunen ed-Darimi # 19/2552
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ الْحَارِثِ ، عَنْ عَلِيٍّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لِلْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ سِتٌّ : يُسَلِّمُ عَلَيْهِ إِذَا لَقِيَهُ وَيُشَمِّتُهُ إِذَا عَطَسَ، وَيَعُودُهُ إِذَا مَرِضَ، وَيُجِيبُهُ إِذَا دَعَاهُ، وَيَشْهَدُهُ إِذَا تُوُفِّيَ، وَيُحِبُّ لَهُ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ، وَيَنْصَحُ لَهُ بِالْغَيْبِ "
Ubeydullah, İsrail'den, Ebu İshak'tan, Hâris'ten, Ali'den rivayetle şöyle haber vermiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir Müslümanın başka bir Müslümana karşı altı görevi vardır: Karşılaştığında selam vermek, aksırdığında onu koklamak, hastalandığında onu ziyaret etmek, çağırdığında ona cevap vermek ve buna şahit olmak. Eğer ölürse, kendisi için sevdiğini onun için de sever ve gaybda da ona ihlâs eder.”
06
Sunen ed-Darimi # 19/2553
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ ، أَخْبَرَنَا أَبُو هَانِئٍ الْخَوْلَانِيُّ : أَنَّ أَبَا عَلِيٍّ الْجَنْبِيَّ حَدَّثَهُ، عَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" يُسَلِّمُ الرَّاكِبُ عَلَى الْمَاشِي، وَالْقَائِمُ عَلَى الْقَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلَى الْكَثِيرِ "
Abdullah bin Yezid bize anlattı, Haywa bize anlattı, Ebu Hani el-Khawlani bize şöyle dedi: Ebu Ali el-Cenabi ona, Fadale bin Ubeyd hakkında, Allah Resulü (s.a.v.)'den rivayetle şöyle demiştir: Allah onu bereketlesin ve ona selâm versin, şöyle demiştir: "Sürücü yürüyene selam verir, ayakta duran oturana selam verir, küçük olan da oturana selam verir." çok fazla "
07
Sunen ed-Darimi # 19/2554
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِنَّ الْيَهُودَ إِذَا سَلَّمَ أَحَدُهُمْ، فَإِنَّمَا يَقُولُ : السَّامُ عَلَيْكَ.
قُلْ : عَلَيْكَ "
قُلْ : عَلَيْكَ "
Halid bin Muhlid bize anlattı, Malik, Abdullah bin Dinar'dan, İbn Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi ve selam verdi: "Yahudiler onlardan birine selam verdiğinde, o sadece: Sana selâm olsun der.
De ki: Sana.
08
Sunen ed-Darimi # 19/2555
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ سَيَّارٍ ، قَالَ : كُنْتُ أَمْشِي مَعَ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، فَمَرَّ بِصِبْيَانٍ، فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ، وَحَدَّثَ ثَابِتٌ أَنَّهُ كَانَ مَعَ أَنَسٍ فَمَرَّ بِصِبْيَانٍ فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ، وَحَدَّثَ أَنَسٌ : " أَنَّهُ كَانَ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَفَمَرَّ بِصِبْيَانٍ، فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ "
Sehl bin Hammad bize, Şu'be'nin Sayyar'dan rivayet ettiğini anlattı: O şöyle dedi: Sabit el-Bunani ile birlikte yürüyordum ve o bazı çocukların yanından geçti ve onları selamladı. Sâbit, Enes'in yanında olduğunu, bazı çocukların yanından geçip onları selamladığını anlattı. Enes şöyle anlattı: "O, Peygamber'in yanındaydı, Allah ona salat ve selam versin." Bazı çocukların yanından geçti ve onları selamladı.
09
Sunen ed-Darimi # 19/2556
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ ، عَنْ شُعَيْبِ بْنِ أَبِي حَمْزَةَ ، عَنْ ابْنِ أَبِي حُسَيْنٍ ، حَدَّثَنِي شَهْرٌ ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ بْنِ السَّكَنِ إِحْدَى نِسَاءِ بَنِي عَبْدِ الْأَشْهَلِ " أَنَّهَا بَيْنَا هِيَ فِينِسْوَةٍ مَرَّ عَلَيْهِنَّ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَسَلَّمَ عَلَيْهِنَّ "
El-Hakam bin Nafi', Şuayb bin Ebi Hamza'dan, İbn Ebi Hüseyin'den, bir ay önce Esma bint Yezid bin'den rivayetle bana anlattı. Bu sakin, Banu Abd al-Ashhal'ın kadınlarından biridir. "O ve Vincent aramızdaydı ve Peygamber (s.a.v.), Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, yanından geçtiler ve onları selamladılar."
10
Sunen ed-Darimi # 19/2557
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ ، عَنْ شُعَيْبِ بْنِ أَبِي حَمْزَةَ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، قَالَ : حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ : أَنَّ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَتْ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " يَا عَائِشُهَذَا جِبْرِيلُ يَقْرَأُ عَلَيْكِ السَّلَامَ ".
قَالَتْ : وَعَلَيْهِ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكاتُهُ.
قَالَتْ : وَهُوَ يَرَى مَا لَا أَرَى
قَالَتْ : وَعَلَيْهِ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكاتُهُ.
قَالَتْ : وَهُوَ يَرَى مَا لَا أَرَى
El-Hakam bin Nafi' bize, Şuayb bin Ebi Hamza'dan, Ez-Zuhri'den rivayetle şöyle dedi: Ebu Seleme bin Abdurrahman bana dedi ki: Peygamber'in hanımı Aişe, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Ey Aişe, bu sana okuyan Cebrail'dir." Selam olsun ona.” Şöyle dedi: "Ve Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun." Şöyle dedi: "Ve benim görmediğimi o görüyor."
11
Sunen ed-Darimi # 19/2558
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ هُوَ : ابْنُ الْمُغِيرَةِ ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلَالٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ ، قَالَ : صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَتَيْتُهُ حِينَ قَضَى صَلَاتَهُ، فَكُنْتُ أَوَّلَ مَنْ حَيَّا بِتَحِيَّةِ الْإِسْلَامِ.
قَالَ :" عَلَيْكَ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، مِمَّنْ أَنْتَ؟ ".
قَالَ : قُلْتُ : مِنْ غِفَارٍ.
قَالَ : فَأَهْوَى بِيَدِهِ.
قُلْتُ فِي نَفْسِي : كَرِهَ أَنِّي انْتَمَيْتُ إِلَى غِفَارٍ
قَالَ :" عَلَيْكَ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، مِمَّنْ أَنْتَ؟ ".
قَالَ : قُلْتُ : مِنْ غِفَارٍ.
قَالَ : فَأَهْوَى بِيَدِهِ.
قُلْتُ فِي نَفْسِي : كَرِهَ أَنِّي انْتَمَيْتُ إِلَى غِفَارٍ
Abdullah bin Mesleme anlattı, Süleyman bize şöyle dedi: İbnü'l-Muğire, Humaid bin Hilal'den, Abdullah bin es-Samit'ten, Ebu Zerr'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, namaz kıldı, ben de namazını bitirince yanına gittim ve onu İslami selamla ilk selamlayan ben oldum. Dedi ki: "Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun. Kimdensiniz?" Dedi ki: Ben dedim ki: Gafar'dan. Şöyle dedi: Böylece eliyle eğildi. Kendi kendime şöyle dedim: Gafar'a ait olmaktan nefret ediyorum.
12
Sunen ed-Darimi # 19/2559
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ ، عَنْ عَوْفٍ ، عَنْ أَبِي رَجَاءٍ ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ ، قَالَ : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ : السَّلَامُ عَلَيْكُمْ، فَرَدَّ عَلَيْهِ وَقَالَ :" عَشْرٌ ".
ثُمَّ جَاءَ رَجُلٌ فَسَلَّمَ، فَقَالَ : السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، فَرَدَّ عَلَيْهِ، فَقَالَ : " عِشْرُونَ ".
ثُمَّ جَاءَ رَجُلٌ فَسَلَّمَ، فَقَالَ : السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، فَرَدَّ عَلَيْهِ وَقَالَ : " ثَلَاثُونَ "
ثُمَّ جَاءَ رَجُلٌ فَسَلَّمَ، فَقَالَ : السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، فَرَدَّ عَلَيْهِ، فَقَالَ : " عِشْرُونَ ".
ثُمَّ جَاءَ رَجُلٌ فَسَلَّمَ، فَقَالَ : السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، فَرَدَّ عَلَيْهِ وَقَالَ : " ثَلَاثُونَ "
Muhammed ibni Kesir bize anlattı, Cafer ibn Süleyman bize Avf'tan, Ebu Raja'dan, İmran ibni Hüseyin'den rivayet etti: O da şöyle dedi: Peygamber'e (s.a.v.) bir adam geldi ve şöyle dedi: Selam olsun sana. O da ona cevap verdi ve: "On" dedi. Sonra bir adam gelip ona selam verdi ve şöyle dedi: Ona selâm olsun. Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Ona cevap verdi ve: "Yirmi" dedi. Derken bir adam gelip ona selam verdi ve şöyle dedi: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Ona cevap verdi ve: "Otuz" dedi.
13
Sunen ed-Darimi # 19/2560
أَخْبَرَنَا إِسْحَاق ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ ، حَدَّثَنِي أَبِي ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ الْحُضَيْنِ ، عَنِ الْمُهَاجِرِ بْنِ قُنْفُذٍ : أَنَّهُ سَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ يَبُولُ،" فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ السَّلَامَ حَتَّى تَوَضَّأَ، فَلَمَّا تَوَضَّأَ، رَدَّهُ عَلَيْهِ "
İshak bize, Muaz bin Hişam'ın anlattığına göre babam bana, Katade'den, Hasan'dan, Hudayn'dan, Muhacir bin Kunfud'dan rivayetle şöyle dedi: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'e idrar yaparken selam verdi, abdest alana kadar selamına karşılık vermedi, abdest aldığında da ona geri verdi.
14
Sunen ed-Darimi # 19/2561
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ بِسْطَامَ ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا تَدْخُلُوا عَلَى النِّسَاءِ ".
قِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ إِلَّا الْحَمْوُ.
قَالَ : " الْحَمْوُ : الْمَوْتُ ".
قَالَ يَحْيَى : الْحَمْوُ : يَعْنِي قَرَابَةَ الزَّوْجِ
قِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ إِلَّا الْحَمْوُ.
قَالَ : " الْحَمْوُ : الْمَوْتُ ".
قَالَ يَحْيَى : الْحَمْوُ : يَعْنِي قَرَابَةَ الزَّوْجِ
Yahya bin Bastam bize, Lais bin Saad'ın Yezid bin Ebu Habib'den, Ebu'l-Khair'den, Ukba bin Amir'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kadınların yanına girmeyin." Şöyle denildi: Kayınvalide hariç, ey Allah'ın Resulü. “Kayınpederi: ölüm” dedi. Yahya şunları söyledi: Kayınvalide: Kocanın akrabası anlamına gelir
15
Sunen ed-Darimi # 19/2562
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، وَأَبُو نُعَيْمٍ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ يُونُسَ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ ، عَنْ أَبيهِ، عَنْ جَدِّهِ ، قَالَ : سَأَلْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ نَظْرَةِ الْفَجْأَةِ، فَقَالَ :" اصْرِفْ بَصَرَكَ "
Muhammed bin Yusuf ve Ebu Nu'aym, Süfyan'dan, Yunus'tan, Amr bin Said'den, Ebu Zur'ah bin Amr bin Cerir'den, babasından, dedesinden rivayetle şöyle dedi: Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) bu ani bakışı sordum, o da şöyle buyurdu: "Bakışlarını çevir."
16
Sunen ed-Darimi # 19/2563
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ هُوَ : ابْنُ إِسْحَاق ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَتْ : سُئِلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ ذَيْلِ الْمَرْأَةِ، فَقَالَ : " شِبْرًا "، فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِذَنْ تَبْدُوَ أَقْدَامُهُنَّ؟، قَالَ :" فَذِرَاعًا لَا يَزِدْنَ عَلَيْهِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : النَّاسُ يَقُولُونَ : عَنْ نَافِعٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ
قَالَ عَبْد اللَّهِ : النَّاسُ يَقُولُونَ : عَنْ نَافِعٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ
Ahmed bin Halid bize anlattı, Muhammed bize şöyle dedi: İbn İshak, Nafi'den, Safiyya bint Ebu Ubeyd'den, Peygamber'in kocası Ümmü Seleme'den, Allah'ın duası ve selamı onun üzerine olsun. Şöyle dedi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir kadının kuyruğu soruldu, o da şöyle dedi: "Bir karış." Ben de dedim ki: Ey Resul. Tanrım, o zaman ayakları mı görünüyor? Dedi ki: "Yani bir arşın, bundan fazlası değil." Abdullah şöyle dedi: İnsanlar diyor ki: Nafi'nin yetkisi üzerine, Süleyman bin Yesar'ın yetkisi üzerine.
17
Sunen ed-Darimi # 19/2564
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، حَدَّثَنِي رِبْعِيُّ بْنُ حِرَاشٍ ، عَنِ امْرَأَتِهِ ، عَنْ أُخْتٍ لِحُذَيْفَةَ ، قَالَتْ : خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ : " يَا مَعْشَرَ النِّسَاءِ،أَمَا لَكُنَّ فِي الْفِضَّةِ مَا تَحَلَّيْنَ بِهِ؟ أَمَا إِنَّهُ لَيْسَتْ مِنْكُنَّ امْرَأَةٌ تَحَلَّى الذَّهَبَ فَتُظْهِرَهُ، إِلَّا عُذِّبَتْ بِهِ "
Muhammed bin Yusuf bize, Süfyan anlattı, Mansur'dan rivayetle, Rabi' bin Haraş bana eşinden, Huzeyfe'nin kız kardeşinden rivayetle şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, bize hitap etti ve şöyle dedi: "Ey kadınlar, gümüşle süslenecek bir şeyiniz yok mu? "İçinizden altınla süslenen ve onu sergileyen bir kadın varsa, ona azap edilecektir."
18
Sunen ed-Darimi # 19/2565
أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عُمَارَةَ ، عَنْ غُنَيْمِ بْنِ قَيْسٍ ، عَنْ أَبِي مُوسَى :" أَيُّمَا امْرَأَةٍ اسْتَعْطَرَتْ، ثُمَّ خَرَجَتْ لِيُوجَدَ رِيحُهَا، فَهِيَ زَانِيَةٌ، وَكُلُّ عَيْنٍ زَانٍ ".
وَقَالَ أَبُو عَاصِمٍ : يَرْفَعُهُ بَعْضُ أَصْحَابِنَا
وَقَالَ أَبُو عَاصِمٍ : يَرْفَعُهُ بَعْضُ أَصْحَابِنَا
Ebu Asım, Sabit ibn Amara'dan, Ghunaim ibn Kays'tan, Ebu Musa'dan rivayetle şöyle dedi: "Kendisine güzel koku süren her kadın, sonra onun kokusunu koklamak için dışarı çıkar, çünkü o bir zinadır ve her göz zina yapar."
Ebu Asım dedi ki: Bazı ashabımız onu isim olarak kullanıyorlar.
19
Sunen ed-Darimi # 19/2566
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ عَلْقَمَةَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ :" لَعَنَ اللَّهُ الْوَاشِمَاتِ، ، وَالْمُتَنَمِّصَاتِ، وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللَّهِ "، فَبَلَغَ ذَلِكَ امْرَأَةً مِنْ بَنِي أَسَدٍ يُقَالُ لَهَا : أُمُّ يَعْقُوبَ ، فَجَاءَتْ فَقَالَتْ : بَلَغَنِي أَنَّكَ لَعَنْتَ كَيْتَ وَكَيْتَ؟، فَقَالَ : وَمَا لِي لَا أَلْعَنُ مَنْ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَهُوَ فِي كِتَابِ اللَّهِ؟، فَقَالَتْ : لَقَدْ قَرَأْتُ مَا بَيْنَ اللَّوْحَيْنِ، فَمَا وَجَدْتُ فِيهِ مَا تَقُولُ.
قَالَ : لَئِنْ كُنْتِ قَرَأْتِيهِ، لَقَدْ وَجَدْتِيهِ، أَمَا قَرَأْتِ # وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ سورة الحشر آية 7 #؟، فَقَالَتْ : بَلَى.
قَالَ : فَإِنَّهُ قَدْ نَهَى عَنْهُ، فَقَالَتْ : فَإِنِّي أَرَى أَهْلَكَ يَفْعَلُونَهُ؟.
قَالَ : فَادْخُلِي فَانْظُرِي.
فَدَخَلَتْ فَنَظَرَتْ، فَلَمْ تَرَ مِنْ حَاجَتِهَا شَيْئًا، فَقَالَ : لَوْ كَانَتْ كَذَلِكَ مَا جَامَعْتُهَا
قَالَ : لَئِنْ كُنْتِ قَرَأْتِيهِ، لَقَدْ وَجَدْتِيهِ، أَمَا قَرَأْتِ # وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ سورة الحشر آية 7 #؟، فَقَالَتْ : بَلَى.
قَالَ : فَإِنَّهُ قَدْ نَهَى عَنْهُ، فَقَالَتْ : فَإِنِّي أَرَى أَهْلَكَ يَفْعَلُونَهُ؟.
قَالَ : فَادْخُلِي فَانْظُرِي.
فَدَخَلَتْ فَنَظَرَتْ، فَلَمْ تَرَ مِنْ حَاجَتِهَا شَيْئًا، فَقَالَ : لَوْ كَانَتْ كَذَلِكَ مَا جَامَعْتُهَا
Muhammed bin Yusuf, Süfyan'dan, Mansur'dan, İbrahim'den, Alkame'den, Abdullah'tan rivayetle şöyle haber verdi: "Allah, dövmeli kadınlara, oymalı kadınlara ve güzellere kendini gösteren kadınlara lanet etsin, Allah'ın yaratışını değiştirir." Bu, Benî Esad'dan Ümmü Ya'kub denilen bir kadına bildirildi. , Sonra gelip şöyle dedi: Kate ve Kate'e lanet ettiğini duydum? Şöyle dedi: Bir kitapta iken, Allah Resulü'ne (s.a.v.) lanet edene, ben neden lanet etmeyeyim? Tanrı? Dedi ki: İki tabletin arasını okudum ama içinde sizin söylediğiniz hiçbir şeyi bulamadım. Dedi ki: Okusaydın bulurdun. #Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah'ın cezası çok şiddetlidir, Haşr Suresi 7# ayeti? O da şöyle dedi: Evet. Dedi ki: O bunu yasakladı, o da şöyle dedi: Ailenin bunu yaptığını mı görüyorum? Dedi ki: O halde içeri girin ve görün. İçeri girip baktı ama kimseyi göremedi Bir şeye ihtiyacı vardı ve dedi ki: Öyle olsaydı onunla ilişkiye girmezdim.
20
Sunen ed-Darimi # 19/2567
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ الْحَضْرَمِيُّ ، أَخْبَرَنِي عَيَّاشُ بْنُ عَبَّاسٍ الْحِمْيَرِيُّ ، عَنْ أَبِي الْحُصَيْنِ الْحَجْرِيِّ ، عَنْ أَبِي عَامِرٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا رَيْحَانَةَ صَاحِبَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " يَنْهَى عَنْعَشْرِ خِصَالٍ : مُكَامَعَةِ الرَّجُلِ الرَّجُلَ فِي شِعَارٍ وَاحِدٍ لَيْسَ بَيْنَهُمَا شَيْءٌ.
وَمُكَامَعَةِ الْمَرْأَةِ الْمَرْأَةَ فِي شِعَارٍ وَاحِدٍ لَيْسَ بَيْنَهُمَا شَيْءٌ.
وَالنَّتْفِ، وَالْوَشْمِ، وَالنُّهْبَةِ، وَرُكُوبِ النُّمُورِ، وَاتِّخَاذِ الدِّيبَاجِ هَاهُنَا عَلَى الْعَاتِقَيْنِ، وَفِي أَسْفَلِ الثِّيَابِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : أَبُو عَامِرٍ.
شَيْخٌ لَهُمْ، وَالْمُكَامَعَةُ : الْمُضَاجَعَةُ
وَمُكَامَعَةِ الْمَرْأَةِ الْمَرْأَةَ فِي شِعَارٍ وَاحِدٍ لَيْسَ بَيْنَهُمَا شَيْءٌ.
وَالنَّتْفِ، وَالْوَشْمِ، وَالنُّهْبَةِ، وَرُكُوبِ النُّمُورِ، وَاتِّخَاذِ الدِّيبَاجِ هَاهُنَا عَلَى الْعَاتِقَيْنِ، وَفِي أَسْفَلِ الثِّيَابِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : أَبُو عَامِرٍ.
شَيْخٌ لَهُمْ، وَالْمُكَامَعَةُ : الْمُضَاجَعَةُ
Osman bin Muhammed bize anlattı, Zeyd bin el-Hubab bize anlattı, Yahya bin Eyyub el-Hadrami bana anlattı, Ayyaş bin Abbas bana el-Himyari dedi, Ebu el-Hüseyin el-Hajri'den, Ebu Amer'den rivayetle şöyle dedi: Rasulullah'ın sahabesi Ebu Reyhane'yi duydum, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Şöyle diyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "on şeyi yasakladı: Bir erkeğin başka bir erkekle aynı manada yakınlaşması, arada hiçbir şey olmaması. Aynı bağlamda bir kadınla başka bir kadın arasında hiçbir şey yoktur. Kaplanları yolmak, dövmek, yağmalamak ve binmek." Ve brokar burada azat edilmiş kölelerin üzerine ve giysilerin alt kısmına giyilir.” Abdullah şöyle dedi: Ebu Amer. Onların şeyhidir ve cinsel ilişki cinsel ilişki eylemidir.
21
Sunen ed-Darimi # 19/2568
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، وَوَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ ، قَالَا : حَدَّثَنَا هِشَامٌ هُوَ الدَّسْتَوَائِيُّ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ عِكْرِمَةَ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ : أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَعَنَالْمُخَنَّثِينَ مِنَ الرِّجَالِ، وَالْمُتَرَجِّلَاتِ مِنَ النِّسَاءِ، وَقَالَ : " أَخْرِجُوهُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ ".
قَالَ : فَأَخْرَجَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فُلَانًا، وَأَخْرَجَ عُمَرُ فُلَانًا أَوْ فُلَانَةً.
قَالَ عَبْد اللَّهِ : فَأَشُكُّ
قَالَ : فَأَخْرَجَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فُلَانًا، وَأَخْرَجَ عُمَرُ فُلَانًا أَوْ فُلَانَةً.
قَالَ عَبْد اللَّهِ : فَأَشُكُّ
Yezid bin Harun ve Vehb bin Cerir bize şöyle dediler: El-Destavai olan Hişam, Yahya'dan, İkrime'den, İbni Abbas'tan rivayetle bize şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) Allah ona salat ve selam versin, kadınsı erkekleri ve transeksüel kadınları lanetledi ve şöyle dedi: "Onları evinizden çıkarın." Şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) filancayı çıkardı, Ömer de falancayı çıkardı. Abdullah dedi ki: Şüpheliyim
22
Sunen ed-Darimi # 19/2569
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ ، عَنْ زُرْعَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ أَبِيهِ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ الصُّفَّةِ، قَالَ : جَلَسَ عِنْدَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَفَخِذِي مُنْكَشِفَةٌ، فَقَالَ :" خَمِّرْ عَلَيْكَ، أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ الْفَخِذَ عَوْرَةٌ؟ "
Malik, Ebu'n-Nadr'dan, Zur'ah bin Abdurrahman'dan, babasından rivayetle el-Hakam bin El-Mübarek'in bize anlattığına göre kendisi de Suffe sahabelerinden biriydi ve şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) benim uyluklarım açıkken bizimle oturdu. Dedi ki: "Üzerinize bir örtü örtün. Uyluğun olduğunu bilmiyor muydunuz?" Özel? "
23
Sunen ed-Darimi # 19/2570
أَخْبَرَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ ، قَالَ : دَخَلَ عَلَى عَائِشَةَ نِسْوَةٌ مِنْ أَهْلِ حِمْصَ يَسْتَفْتِينَهَا، فَقَالَتْ : لَعَلَّكُنَّ مِنَ النِّسْوَةِ اللَّاتِي يَدْخُلْنَ الْحَمَّامَاتِ؟.
قُلْنَ : نَعَمْ.
قَالَتْ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" مَا مِنْ امْرَأَةٍ تَضَعُ ثِيَابَهَا فِي غَيْرِ بَيْتِ زَوْجِهَا، إِلَّا هَتَكَتْ مَا بَيْنَهَا وَبَيْنَ اللَّهِ G ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ ، عَنْ عَائِشَةَ ، هَذَا الْحَدِيثَ
قُلْنَ : نَعَمْ.
قَالَتْ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" مَا مِنْ امْرَأَةٍ تَضَعُ ثِيَابَهَا فِي غَيْرِ بَيْتِ زَوْجِهَا، إِلَّا هَتَكَتْ مَا بَيْنَهَا وَبَيْنَ اللَّهِ G ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّد : أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ ، عَنْ عَائِشَةَ ، هَذَا الْحَدِيثَ
Ya'la bize anlattı, Al-A'meş Amr ibn Murrah'tan, Salim ibn Ebu'l-Ja'd'dan rivayetle şöyle dedi: Humuslu kadınlar ondan fetva istediler, o da şöyle dedi: Belki sen hamama giren kadınlardan birisin? Dediler ki: Evet. Dedi ki: Allah Resulü'nü duydum, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kocasının evi dışında elbisesini giyen hiçbir kadın yoktur ki, kendisi ile Allah arasındaki arayı ihlal etmesin." Ebu Muhammed dedi ki: Ubeyd Allah, İsrail'den, Mansur'dan, Salem'den, Ebu'l-Malih'ten, Aişe'den rivayetle bu hadisi bize haber verdi.
24
Sunen ed-Darimi # 19/2571
أَخْبَرَنَا مُسَدَّدٌ ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا يُقِيمُ الرَّجُلُ يَعْنِي : أَخَاهُ مِنْ مَجْلِسِهِ، ثُمَّ يَقْعُدُ فِيهِ، وَلَكِنْ تَفَسَّحُوا وَتَوَسَّعُوا "
Musaddad bize anlattı, Bişr ibn el-Mufaddal bize anlattı, Ubeyd Allah Nafi'den, İbn Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, şöyle buyurdu: "Kişi, yani kardeşi, oturduğu yerden kalkmamalı ve sonra oraya oturmamalı, yayılıp genişlemelidir."
25
Sunen ed-Darimi # 19/2572
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ أَوِ الرَّجُلُ مِنْ مَجْلِسِهِ ثُمَّ رَجَعَ إِلَيْهِ، فَهُوَ أَحَقُّ بِهِ "
Bize Ahmed bin Abdullah anlattı, Züheyr anlattı, Süheyl babasından, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, dedi ki: "Sizden biri veya bir adam oturduğu yerden kalkıp sonra tekrar yerine dönerse, o zaman bu onun hakkıdır."
26
Sunen ed-Darimi # 19/2573
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاق ، عَنِ الْبَرَاءِ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرَّ بِنَاسٍ جُلُوسٍ مِنَ الْأَنْصَارِ، فَقَالَ :" إِنْ كُنْتُمْ لَا بُدَّ فَاعِلِينَ، فَاهْدُوا السَّبِيلَ، وَأَفْشُوا السَّلَامَ، وَأَعِينُوا الْمَظْلُومَ ".
قَالَ شُعْبَةُ : لَمْ يَسْمَعْ هَذَا الْحَدِيثَ أَبُو إِسْحَاق مِنَ الْبَرَاءِ
قَالَ شُعْبَةُ : لَمْ يَسْمَعْ هَذَا الْحَدِيثَ أَبُو إِسْحَاق مِنَ الْبَرَاءِ
Ebu'l-Velid et-Tayalisi bize, Şu'be'nin anlattığına göre, Ebu İshak'ın el-Bera'dan rivayet ettiğine göre şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Ensar halkının yanından geçerken şöyle dedi: "Eğer bir şey yapmanız gerekiyorsa, yolu gösterin, barışı yayın ve mazlumlara yardım edin." dedi ki Şu'be: Ebu İshak bu hadisi Bera'dan duymamıştır.
27
Sunen ed-Darimi # 19/2574
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، قَالَ : سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ يُحَدِّثُ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ ، عَنْ عَمِّهِ ، قَالَ : رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ" مُسْتَلْقِيًا فِي الْمَسْجِدِ، وَاضِعًا إِحْدَى رِجْلَيْهِ عَلَى الْأُخْرَى "
Muhammed bin Ahmed bin Ebi Halaf anlattı, Süfyan bize anlattı, şöyle dedi: Ez-Zühri'nin Abbad bin Temim'den, amcasının rivayetine göre konuştuğunu işittim, şöyle dedi: Resûlullah'ı (s.a.v.) mescidde uzanmış, bir bacağını diğerinin üzerine koymuş halde gördüm.
28
Sunen ed-Darimi # 19/2575
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ الْأَعْمَشِ ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِذَا كُنْتُمْ ثَلَاثَةً، فَلَا يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ صَاحِبِهِمَا، فَإِنَّ ذَلِكَ يُحْزِنُهُ "
Ubeydullah ibn Musa, el-A'meş'ten, Ebu Va'il'den, Abdullah'tan rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Eğer siz üç kişi olsaydınız, ikiniz diğeri olmadan birbiriyle konuşmasın, çünkü bu onu üzer."
29
Sunen ed-Darimi # 19/2576
حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ يَعْنِي : ابْنَ دِينَارٍ ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ ، عَنْ رُفَيْعٍ : أَبِي الْعَالِيَةِ ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ الْأَسْلَمِيِّ ، قَالَ : لَمَّا كَانَ بِأَخَرَةٍ، كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا جَلَسَ فِي الْمَجْلِسِ فَأَرَادَ أَنْ يَقُومَ، قَالَ :" سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ".
فَقَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّكَ لَتَقُولُ الْآنَ كَلَامًا، مَا كُنْتَ تَقُولُهُ فِيمَا خَلَا، فَقَالَ : " هَذَا كَفَّارَةٌ لِمَا يَكُونُ فِي الْمَجَالِسِ "
فَقَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّكَ لَتَقُولُ الْآنَ كَلَامًا، مَا كُنْتَ تَقُولُهُ فِيمَا خَلَا، فَقَالَ : " هَذَا كَفَّارَةٌ لِمَا يَكُونُ فِي الْمَجَالِسِ "
Ya'la bin Ubeyd bize Haccac manasını anlattı: İbn Dinar, Ebu Haşim'den, Rafi'den rivayetle: Ebu'l-Aliyah, Ebu Berza el-İslami'den şöyle dedi: Ahiretteyken, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, bir toplantıda oturduğunda ve kalkmak istediğinde şöyle derdi: "Seni tenzih ederim." Allah'ım, senin hamdinle şehadet ederim ki, Senden başka ilah yoktur. Senden bağışlanma diliyorum ve sana tövbe ediyorum.” Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, şimdi bir şey söylüyorsun. Geçenlerde söylüyordun, o da şöyle dedi: “Bu, meclislerde olanlara kefarettir.”
30
Sunen ed-Darimi # 19/2577
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى ، عَنْ أَخِيهِ عِيسَى ، عَنْ أَبِيهِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الْأَنْصَارِيِّ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" الْعَاطِسُ يَقُولُ : الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ.
وَيَقُولُ الَّذِي يُشَمِّتُهُ : يَرْحَمُكُمْ اللَّهُ، وَيَرُدُّ عَلَيْهِ : يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ "
وَيَقُولُ الَّذِي يُشَمِّتُهُ : يَرْحَمُكُمْ اللَّهُ، وَيَرُدُّ عَلَيْهِ : يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ "
Saeed bin Amir, Şu'be'den, Muhammed bin Abdurrahman bin Ebi Leyla'dan, kardeşi İsa'dan, babası Abdurrahman bin Ebi Leyla'dan, Ebu Eyyub el-Ensari'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Akşıran, her durumda Allah'a hamdolsun der." Kokusunu alan da şöyle der: Allah sana merhamet etsin, o da şöyle cevap verir: Allah sana hidayet versin ve aklını ferahlatsın.”
31
Sunen ed-Darimi # 19/2578
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ ، عَنْ سُلَيْمَانَ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ : عَطَسَ رَجُلَانِ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَشَمَّتَ أَوْ سَمَّتَ أَحَدَهُمَا وَلَمْ يُشَمِّتْ الْآخَرَ، فَقِيلَ لَهُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، شَمَّتَّ هَذَا وَلَمْ تُشَمِّتْ الْآخَرَ؟، فَقَالَ :" إِنَّ هَذَا حَمِدَ اللَّهَ، وَإِنَّ هَذَا لَمْ يَحْمَدْ اللَّهَ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : سُلَيْمَانُ هُوَ : التَّيْمِيُّ
قَالَ عَبْد اللَّهِ : سُلَيْمَانُ هُوَ : التَّيْمِيُّ
Ahmed bin Abdullah bize anlattı, Zuhair, Süleyman'dan, Enes'ten de şöyle dedi: Peygamber'in huzurunda iki adam hapşırdı, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Birini kokladı veya isim verdi, diğerini koklamadı; bunun üzerine kendisine şöyle denildi: "Ya Resulallah, şunun kokusunu aldın, diğerinin kokusunu almadın mı?" Sonra şöyle dedi: “Bu Allah'a hamdolsun, bu adam Allah'a hamd etmiyor." Abdullah şöyle dedi: Süleyman: Et-Teymi.
32
Sunen ed-Darimi # 19/2579
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ هُوَ : ابْنُ عَمَّارٍ ، قَالَ : حَدَّثَنِي إِيَاسُ بْنُ سَلَمَةَ ، قَالَ : حَدَّثَنِي أَبِي ، قَالَ : عَطَسَ رَجُلٌ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ :" يَرْحَمُكَ اللَّهُ ".
ثُمَّ عَطَسَ أُخْرَى، فَقَالَ : " الرَّجُلُ مَزْكُومٌ "
ثُمَّ عَطَسَ أُخْرَى، فَقَالَ : " الرَّجُلُ مَزْكُومٌ "
Ebu'l-Velid bize anlattı, İkrime bize şöyle dedi: O, İbni Ammar'dır, dedi: İyas bin Seleme bana anlattı, şöyle dedi: Bana babam söyledi, şöyle dedi: Hapşırdı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında bir adam vardı ve şöyle dedi: "Allah sana merhamet etsin."
Sonra tekrar hapşırdı ve şöyle dedi: "Adam üşütmüş."
33
Sunen ed-Darimi # 19/2580
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ شُعْبَةَ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : قَالَتْ عَائِشَةُ :" كَانَ لَنَا ثَوْبٌ فِيهِ تَصَاوِيرُ، فَجَعَلْتُهُ بَيْنَ يَدَيْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ يُصَلِّي، فَنَهَانِي أَوْ قَالَتْ : فَكَرِهَهُ ، قَالَتْ : فَجَعَلْتُهُ وَسَائِدَ "
Saeed bin Amer, Şu'be'den, Abdurrahman bin el-Kasım'dan, babasından rivayetle şöyle demiştir: Aişe şöyle dedi: "Bizim bir elbisemiz vardı, içinde resimler vardı, ben de onu Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in eline verdim, o da namaz kılarken, o beni yasakladı veya o, "Bundan nefret etti" dedi. “Ben de bunu açıkça ifade ettim” dedi.
34
Sunen ed-Darimi # 19/2581
أَخْبَرَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ الْقَعْقَاعِ ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ الْعُكْلِيُّ ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُجَيٍّ ، عَنْ عَلِيٍّ : أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" إِنَّ الْمَلَكَ لَا يَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ، وَلَا صُورَةٌ، وَلَا جُنُبٌ "
Ebu Al-Numan bize anlattı, Abd al-Wahid bin Ziyad bize anlattı, Amara bin Al-Qaqa' anlattı, Al-Harith Al-Ukli bize Ebu Zur'ah bin Amr bin Cerir'den, Abdullah bin Naci'den, Ali'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Kral "İçinde köpek bulunan, resim ve hayvan bulunmayan bir eve girer."
35
Sunen ed-Darimi # 19/2582
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، قَالَ : عَدِيُّ بْنُ ثَابِتٍ أَخْبَرَنِي، قالَ : سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ يَزِيدَ يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الْبَدْرِيِّ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ :" الْمُسْلِمُ إِذَا أَنَفْقَ نَفَقَةً عَلَى أَهْلِهِ وَهُوَ يَحْتَسِبُهَا، فَهِيَ لَهُ صَدَقَةٌ "
Bize Ebu'l-Velid anlattı, Şu'be anlattı, şöyle dedi: Adi bin Sabit bana anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin Yezid'in, Ebu Mesud el-Bedri'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle konuştuğunu duydum, şöyle dedi: "Bir Müslüman, ailesi için beklediği halde infak ederse, bu onundur. "hayır kurumu"
36
Sunen ed-Darimi # 19/2583
أَخْبَرَنَا أَبُو النُّعْمَانِ ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ ، قَالَ : حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الْأَحْوَلُ ، عَنْ مُوَرِّقٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ ، قَالَ : " كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَاقَفَلَ، تُلُقِّيَ بِي وَبِالْحَسَنِ أَوْ بِالْحُسَيْنِ، قَالَ : وَأُرَاهُ قَالَ : الْحَسَنَ فَحَمَلَنِي بَيْنَ يَدَيْهِ، وَالْحَسَنَ وَرَاءَهُ، حَتَّى قَدِمْنَا الْمَدِينَةَ وَنَحْنُ عَلَى الدَّابَّةِ الَّتِي عَلَيْهَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "
Bize Ebu'n-Numan anlattı, Sabit bin Yezid şöyle dedi: Asım El-Ahval, Muverrik'ten, Abdullah bin Cafer'den rivayetle şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) benimle ve Hasan veya Hüseyin'le buluştuğunda şöyle derdi: Onu şöyle derken gördüm: Hasan, o da beni taşıdı." Önünde Hasan, arkasında da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in bindiği hayvana binip Medine'ye yaklaşıncaya kadar."
37
Sunen ed-Darimi # 19/2584
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ ، عَنْ إِسْحَاق بْنِ يَحْيَى بْنِ طَلْحَةَ ، عَنْ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ ، وَمَعْبَدِ بْنِ خَالِدٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْخَطْمِيِّ وَكَانَ أَمِيرًا عَلَى الْكُوفَةِ ، قَالَ : أَتَيْنَا قَيْسَ بْنَ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فِي بَيْتِهِ، فَأَذَّنَ الْمُؤَذِّنِ لِلصَّلَاةِ، وَقُلْنَا لِقَيْسٍ : قُمْ فَصَلِّ لَنَا، فَقَالَ : لَمْ أَكُنْ لِأُصَلِّيَ بِقَوْمٍ لَسْتُ عَلَيْهِمْ بِأَمِيرٍ، فَقَالَ رَجُلٌ لَيْسَ بِدُونِهِ.
يُقَالُ لَهُ : عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حَنْظَلَةَ بْنِ الْغَسِيلِ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الرَّجُلُ أَحَقُّ بِصَدْرِ دَابَّتِهِ، وَصَدْرِ فِرَاشِهِ، وَأَنْ يَؤُمَّ فِي رَحْلِهِ "، فَقَالَ قَيْسُ بْنُ سَعْدٍ عِنْدَ ذَلِكَ : يَا فُلَانُ لِمَوْلًى لَهُ : قُمْ فَصَلِّ لَهُمْ
يُقَالُ لَهُ : عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حَنْظَلَةَ بْنِ الْغَسِيلِ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الرَّجُلُ أَحَقُّ بِصَدْرِ دَابَّتِهِ، وَصَدْرِ فِرَاشِهِ، وَأَنْ يَؤُمَّ فِي رَحْلِهِ "، فَقَالَ قَيْسُ بْنُ سَعْدٍ عِنْدَ ذَلِكَ : يَا فُلَانُ لِمَوْلًى لَهُ : قُمْ فَصَلِّ لَهُمْ
Said bin Süleyman, İshak bin Yahya bin Talha'dan, Müseyyeb bin Rafi'den, Ma'bed bin Halid ise Kûfe emiri Abdullah bin Yezid el-Hattimî'den rivayetle şöyle dedi: Kays bin Saad bin Ubade'nin evine geldik, müezzin namaz kıldı ve şöyle dedik: Lakays: Kalk ve bizim için dua et. Şöyle buyurdu: Ben, üzerinde bir imam bulunmayan kimseye namaz kıldırmam. Sonra onsuz olmayan bir adam dedi. Adı: Abdullah bin Hanzalah bin El-Gasil: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kişinin, hayvanının göğsü, yatağı ve namaz kıldırması üzerinde daha hakkı vardır." "Onun ayrılışı." O sırada Kays bin Sa'd şöyle dedi: "Ey kulu olan filanca. Kalk ve onlara dua et."
38
Sunen ed-Darimi # 19/2585
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ حَمْزَةَ بْنِ عَمْرٍو الْأَسْلَمِيِّ ، قَالَ : وَقَدْ صَحِبَ أَبُوهُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" عَلَى ذِرْوَةِ كُلِّ بَعِيرٍ شَيْطَانٌ، فَإِذَا رَكِبْتُمُوهَا فَسَمُّوا اللَّهَ وَلَا تُقَصِّرُوا عَنْ حَاجَاتِكُمْ "
Ubeydullah ibn Musa, Usame ibn Zeyd'den, Muhammed ibn Hamza ibn Amr el-Eslami'den rivayetle şöyle dedi: Babası, Allah'ın Elçisi'ne eşlik etti, Allah'ın duaları ve barışı onun üzerine olsun, şöyle dedi: Babamı şunu söylerken duydum: Allah'ın Resulü, Allah'ın salat ve selamı ona olsun, şöyle dedi: "Her devenin tepesinde." Şeytan, ona bindiğin zaman Allah'a hamd et ve ihtiyaçlarını eksik etme."
39
Sunen ed-Darimi # 19/2586
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ بْنُ سَوَّارٍ ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ ، عَنْ أَبِيهِ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" ارْكَبُوا هَذِهِ الدَّوَابَّ سَالِمَةً، وَلَا تَتَّخِذُوهَا كَرَاسِيَّ ".
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، عَنْ اللَّيْثِ ، .
..
..
..
. إِلَّا أَنَّهُ مُخَالِفٌ شَبَابَةَ فِي شَيْءٍ
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، عَنْ اللَّيْثِ ، .
..
..
..
. إِلَّا أَنَّهُ مُخَالِفٌ شَبَابَةَ فِي شَيْءٍ
Osman bin Muhammed bize anlattı, Şebaba bin Suvar bize anlattı, Lays bin Saad bize Yezid bin Ebu Habib'den, Sehl bin Muaz bin Enes'ten, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ashabından olan babasından rivayet ederek şöyle dedi: Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Bin Bu hayvanlar güvende ve onları sandalye olarak almayın.” Abdullah bin Salih, Al-Layth'in yetkisine dayanarak bize şunu söyledi: .. .. .. .. ancak o farklı. Bir şeyde gençlik
40
Sunen ed-Darimi # 19/2587
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ سُمَيٍّ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنْ الْعَذَابِ يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ نَوْمَهُ وَطَعَامَهُ وَشَرَابَهُ، فَإِذَا قَضَى أَحَدُكُمْ نَهْمَتَهُ مِنْ وَجْهِهِ فَلْيُعَجِّلْ الرَّجْعَةَ إِلَى أَهْلِهِ "
Halid bin Muhlid bize, Malik'in Sümey'den, Ebu Salih'ten, Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yolculuk, sizden birinizi uykudan, yiyecekten ve içecekten mahrum bırakan bir azaptır. O halde sizden biriniz açlığını giderirse, onu acele etsin." "Ailesinin yanına dön"
41
Sunen ed-Darimi # 19/2588
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي كَعْبٍ : أَبُو الْحَسَنِ الْعَبْدِيُّ ، قَالَ : حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ مَيْسَرَةَ الْعَبْدِيُّ ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ، قَالَ : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ لَهُ : يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنِّي أُرِيدُ السَّفَرَ.
فَقَالَ لَهُ : " مَتَى؟ ".
قَالَ : غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ.
قَالَ : فَأَتَاهُ، فَأَخَذَ بِيَدِهِ، فَقَالَ لَهُ :" فِي حِفْظِ اللَّهِ، وَفِي كَنَفِهِ، زَوَّدَكَ اللَّهُ التَّقْوَى، وَغَفَرَ لَكَ ذَنْبَكَ، وَوَجَّهَكَ لِلْخَيْرِ أَيْنَمَا تَوَخَّيْتَ أَوْ أَيْنَمَا تَوَجَّهْتَ ".
شَكَّ سَعِيدٌ فِي إِحْدَى الْكَلِمَتَيْنِ
فَقَالَ لَهُ : " مَتَى؟ ".
قَالَ : غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ.
قَالَ : فَأَتَاهُ، فَأَخَذَ بِيَدِهِ، فَقَالَ لَهُ :" فِي حِفْظِ اللَّهِ، وَفِي كَنَفِهِ، زَوَّدَكَ اللَّهُ التَّقْوَى، وَغَفَرَ لَكَ ذَنْبَكَ، وَوَجَّهَكَ لِلْخَيْرِ أَيْنَمَا تَوَخَّيْتَ أَوْ أَيْنَمَا تَوَجَّهْتَ ".
شَكَّ سَعِيدٌ فِي إِحْدَى الْكَلِمَتَيْنِ
Müslim bin İbrahim bize anlattı, Sa'id bin Ebi Ka'b bize şöyle dedi: Ebu'l-Hasan El-Abdi dedi ki: Musa bin Meysere El-Abdi bana anlattı, Enes bin Malik şöyle dedi: Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi ve ona şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, yolculuk yapmak istiyorum. Bunun üzerine ona şöyle dedi: " Ne zaman? Şöyle dedi: Yarın inşaAllah. Dedi ki: O da onun yanına geldi, elinden tuttu ve şöyle dedi: "Allah, Allah'ın koruması ve koruması altında, senin takvanı artırdı ve seni bağışladı." Günahındır ve nerede ararsan, nereye dönersen dön, seni iyiliğe iletir.” Saeed iki kelimeden birinden şüphe etti.
42
Sunen ed-Darimi # 19/2589
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، أَخْبَرَنَا عَاصِمٌ هُوَ الْأَحْوَلُ ، قَالَ : وَثَبَّتَنِي شُعْبَةُ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسٍ ، قَالَ : كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا سَافَرَ، قَالَ :" اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ، وَكَآبَةِ الْمُنْقَلَبِ، وَالْحَوْرِ بَعْدَ الْكَوْرِ، وَدَعْوَةِ الْمَظْلُومِ، وَسُوءِ الْمَنْظَرِ فِي الْأَهْلِ وَالْمَالِ "
Yezid ibn Harun bize haber verdi, Asım haber verdi, o en bilge kişidir, dedi ki: Şu'be beni tasdik etti, Abdullah ibni Sarcis'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yolculuk yaptığında şöyle dedi: "Allah'ım, yolculuğun zorluklarından, dönüm noktasının karanlığından ve uzun bir yolculuğun kargaşasından sana sığınırım. Ve mazlumların duası, aileye ve paraya kötü bakış.”
43
Sunen ed-Darimi # 19/2590
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَارِقِيِّ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا سَافَرَ فَرَكِبَ رَاحِلَتَهُ ،كَبَّرَ ثَلَاثًا وَيَقُولُ : " # سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ { 13 } وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ { 14 } سورة الزخرف آية 13-14 #.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِي سَفَرِي هَذَا الْبِرَّ وَالتَّقْوَى، وَمِنْ الْعَمَلِ مَا تَرْضَى.
اللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْنَا السَّفَرَ، وَاطْوِ لَنَا بُعْدَ الْأَرْضِ، اللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ، وَالْخَلِيفَةُ فِي الْأَهْلِ، اللَّهُمَّ اصْحَبْنَا فِي سَفَرِنَا، وَاخْلُفْنَا فِي أَهْلِنَا بِخَيْرٍ "
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِي سَفَرِي هَذَا الْبِرَّ وَالتَّقْوَى، وَمِنْ الْعَمَلِ مَا تَرْضَى.
اللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْنَا السَّفَرَ، وَاطْوِ لَنَا بُعْدَ الْأَرْضِ، اللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ، وَالْخَلِيفَةُ فِي الْأَهْلِ، اللَّهُمَّ اصْحَبْنَا فِي سَفَرِنَا، وَاخْلُفْنَا فِي أَهْلِنَا بِخَيْرٍ "
Yahya bin Hasan anlattı, Hammad bin Seleme, Ebu'z-Zübeyr'den, Ali bin Abdullah El-Bariki'den, Abdullah ibn Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) bineğine bindiği zaman üç defa "Allahu Ekber" der ve "Bize boyun eğdiren Allah'a hamdolsun" derdi. Bu böyleydi ve biz buna layık değildik. {13}Ve şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz. {14} Zuhruf Suresi, 13-14. ayet #. Allah'ım, bu iyilik, takva ve razı olduğun amel yolculuğunda senden istiyorum. Allah'ım, yolculuğumuzu bize kolaylaştır ve bize yeryüzünün mesafesini uzat. Allah'ım sen yolculukta yoldaş, yolda halifesin Aile, ey Tanrım, yolculuğumuzda bize eşlik et ve bizi ailelerimizle güvende tut.
44
Sunen ed-Darimi # 19/2591
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا أَبُو زُبَيْدٍ ، عَنْ حُصَيْنٍ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ جَابِرٍ ، قَالَ :" كُنَّا إِذَا صَعِدْنَا، كَبَّرْنَا، وَإِذَا هَبَطْنَا، سَبَّحْنَا "
Ahmed bin Abdullah anlattı, Ebu Zübeyd Hüseyin'den, Salem'den, Cabir'den rivayetle şöyle dedi: "Yükseldiğimizde "Allahu Ekber" derdik, indiğimizde de O'nu tesbih ettik."
45
Sunen ed-Darimi # 19/2592
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ أَبِي الْجَرَّاحِ مَوْلَى أَمِّ حَبِيبَةَ ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" الْعِيرُ الَّتِي فِيهَا الْجَرَسُ، لَا تَصْحَبُهَا الْمَلَائِكَة "
El-Hakam bin El-Mübarek bize, Malik'in anlattığına göre, Nafi'den, Salim'den, Umm Habibah'ın müşterisi Ebu'l-Cerrah'dan, Ümmü Habibe'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle demiştir: "İçinde çan bulunan kervanda melekler yoktur."
46
Sunen ed-Darimi # 19/2593
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ ، حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَا تَصْحَبُ الْمَلَائِكَةُ رِفْقَةً فِيهَا كَلْبٌ، أَوْ جَرَسٌ "
Ahmed bin Abdullah bize anlattı, Zuhayr bize anlattı, Süheyl bin Ebu Salih bize babasından, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. Şöyle buyurdu: "İçinde köpek veya zil bulunan bir topluluğa melekler eşlik etmez."
47
Sunen ed-Darimi # 19/2594
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ أَيُّوبَ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ : أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ فِي سَفَرٍ، فَسَمِعَ لَعْنَةً، فَقَالَ : " مَا هَذَا؟ ".
قَالُوا : فُلَانَةُ لَعَنَتْ رَاحِلَتَهَا.
فَقَالَ :" ضَعُوا عَنْهَا فَإِنَّهَا مَلْعُونَةٌ ".
قَالَ : فَوَضَعُوا عَنْهَا.
قَالَ عِمْرَانُ : كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهَا نَاقَةً وَرْقَاءَ
قَالُوا : فُلَانَةُ لَعَنَتْ رَاحِلَتَهَا.
فَقَالَ :" ضَعُوا عَنْهَا فَإِنَّهَا مَلْعُونَةٌ ".
قَالَ : فَوَضَعُوا عَنْهَا.
قَالَ عِمْرَانُ : كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهَا نَاقَةً وَرْقَاءَ
Süleyman bin Harb bize, Hammad bin Zeyd'in Eyyub'dan, Ebu Kalaba'dan, Ebu El-Muhallab'dan, İmran bin Hüseyin'den rivayetle şöyle anlattığını anlattı: Peygamber (s.a.v.) bir yolculuktaydı ve bir lanet duydu ve şöyle dedi: "Bu nedir?" Dediler ki: Falan, bineğine lanet etti. "Kaybol" dedi. Onun adına lanetlendi.” Şöyle dedi: Böylece ondan uzaklaştırıldılar. İmran şöyle dedi: Sanki ona genç, güzel bir dişi deve gibi bakıyorum.
48
Sunen ed-Darimi # 19/2595
حَدَّثَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا تُسَافِرِ الْمَرْأَةُ سَفَرًا ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ فَصَاعِدًا إِلَّا وَمَعَهَا أَبُوهَا، أَوْ أَخُوهَا، أَوْ زَوْجُهَا، أَوْ ذُو مَحْرَمٍ مِنْهُمَا "
El-A'meş'in bize bildirdiğine göre Ya'la, Ebu Salih'ten, Ebu Sa'id'den rivayetle şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Seyahat etmeyin. "Bir kadın, yanında babası, erkek kardeşi, kocası veya mahremi olmadığı sürece üç gün veya daha fazla yolculuk yapmalıdır."
49
Sunen ed-Darimi # 19/2596
أَخْبَرَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ جَمِيلٍ ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ هُوَ : ابْنُ مُحَمَّدٍ الْعُمَرِيُّ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي الْوَحْدَةِ، لَمْ يَسْرِ رَاكِبٌ بِلَيْلٍ وَحْدَهُ أَبَدًا "
El-Heysem bin Cemil bize anlattı, Asım bize şöyle dedi: İbn Muhammed El-Amri, babasından, İbn Ömer'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.), Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, dedi ki: "Eğer insanlar yalnızlığın ne olduğunu bilseydi, hiçbir binici gece boyunca tek başına yolculuk etmezdi."
50
Sunen ed-Darimi # 19/2597
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاق ، وَعَفَّانُ ، قَالَا : حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلانَ ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْأَشَجِّ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ ، عَنْ سَعْدِ بْنِ مَالِكٍ ، عَنْ خَوْلَةَ بِنْتِ حَكِيمٍ ، قَالَتْ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا نَزَلَ مَنْزِلًا، قَالَ : أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ، لَمْ يَضُرَّهُ فِي ذَلِكَ الْمَنْزِلِ شَيْءٌ حَتَّى يَرْتَحِلَ مِنْهُ "
Ahmed bin İshak ve Affan bize şöyle dediler: Yaqoub bin Abdullah bin Al-Ashjac'tan rivayete göre Vahib bize söyledi, Muhammed bin Ajlan bize anlattı. Sa'id bin el-Müseyyeb'den, Sa'd bin Malik'ten, Havle bint Hakim'den rivayetle o şöyle demiştir: Rasûlullah'ı (s.a.v.) işittim, Allah ona salat ve selam versin şöyle buyururken:" Sizden biriniz bir evde oturduğu zaman: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah'ın tam sözlerine sığınırım" derse, o evde yolculuğa çıkıncaya kadar ona hiçbir şey zarar veremez. "ondan"