97 Hadis
01
Sunen ed-Darimi # 18/2451
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا ، عَنْ الشَّعْبِيِّ ، قَالَ : سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ ، يَقُولُ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" الْحَلَالُ بَيِّنٌ وَالْحَرَامُ بَيِّنٌ، وَبَيْنَهُمَا مُتَشَابِهَاتٌ، لَا يَعْلَمُهَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ فَمَنْ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ، اسْتَبْرَأَ لِعِرْضِهِ وَدِينِهِ، وَمَنْ وَقَعَ فِي الشُّبُهَاتِ، وَقَعَ فِي الْحَرَامِ، كَالرَّاعِي يَرْعَى حَوْلَ الْحِمَى فَيُوشِكُ أَنْ يُوَاقِعَهُ، وَإِنَّ لِكُلِّ مَلِكٍ حِمًى، أَلَا وَإِنَّ حِمَى اللَّهِ مَحَارِمُهُ، أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً، إِذَا صَلَحَتْ ، صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، وَإِذَا فَسَدَتْ، فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ "
Ebu Nu'aym bize, Zekeriya'nın El-Şa'bi'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: El-Nu'man bin Beşir'i şöyle derken işittim: Allah'ın Resulü'nü işittim, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Ve aleyhisselâm şöyle buyuruyor: "Helâl açık, haram da apaçıktır ve bunların arasında pek çok kimsenin bilmediği benzerlikler vardır. O halde kim zanndan korkarsa, Şerefini ve dinini temizler, şüpheli şeylere düşen ise, hararetli bir bölgede otlayan ve onunla karşılaşmak üzere olan çoban gibi, haramlara düşer. Ve her kralın bir krallığı vardır. Ateş. Şüphesiz Allah, kutsal eşyalarını korur. Gerçekten vücutta bir kitle var. O sağlıklı olursa bütün vücut sağlıklı olur, o bozulursa bozulur. Tüm vücut, yani kalp.”
02
Sunen ed-Darimi # 18/2452
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ ، عَنْ أَبِي الْحَوْرَاءِ السَّعْدِيِّ ، قَالَ : قُلْتُ لِلْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ : مَا تَحْفَظُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟.
قَالَ : سَأَلَهُ رَجُلٌ عَنْ مَسْأَلَةٍ لَا أَدْرِي مَا هِيَ، فَقَالَ :" دَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلَى مَا لَا يَرِيبُكَ "
Sa'id bin Amir bize anlattı, Şu'be bize Büreyd bin Ebi Meryem'den, Ebu El-Hawra' El-Saadi'den rivayetle şöyle dedi: Ben Hasan bin Ali'ye dedim ki: Allah'ın Resulü'nden ne ezberledin, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin? Dedi ki: Bir adam ona, ne olduğunu bilmediğim bir meseleyi sordu; o da şöyle dedi: "Seni şüpheye düşüren şeyi, Senden şüphe etmeyecektir."
03
Sunen ed-Darimi # 18/2453
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ الزُّبَيْرِ أَبِي عَبْدِ السَّلَامِ ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مِكْرَزٍ الْفِهْرِيِّ ، عَنْ وَابِصَةَ بْنِ مَعْبَدٍ الْأَسَدِيِّ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ لِوَابِصَةَ : " جِئْتَ تَسْأَلُ عَنِ الْبِرِّ وَالْإِثْمِ؟ ".
قَالَ : قُلْتُ : نَعَمْ.
قَالَ : فَجَمَعَ أَصَابِعَهُ فَضَرَبَ بِهَا صَدْرَهُ، وَقَالَ :" اسْتَفْتِ نَفْسَكَ.
اسْتَفْتِ قَلْبَكَ يَا وَابِصَةُ ثَلَاثًا الْبِرُّ مَا اطْمَأَنَّتْ إِلَيْهِ النَّفْسُ وَاطْمَأَنَّ إِلَيْهِ الْقَلْبُ، وَالْإِثْمُ مَا حَاكَ فِي النَّفْسِ وَتَرَدَّدَ فِي الصَّدْرِ، وَإِنْ أَفْتَاكَ النَّاسُ وَأَفْتَوْكَ "
Süleyman bin Harb bize, Hammad bin Seleme'nin Al-Zübeyr Ebi Abdul Salam'dan, Eyyub bin Abdullah bin Mukraz Al-Fihri'den rivayet ettiğini söyledi. Vabisa bin Ma'abad El-Esadi'den rivayet edildiğine göre: Allah Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Vabisa'ya şöyle dedi: "Sen doğruluk hakkında soru sormaya geldin." Peki günah? Dedi ki: Ben dedim ki: Evet. Şöyle dedi: Parmaklarını bir araya getirdi ve onlarla göğsüne vurdu ve: "Kendini bilgilendir" dedi. Üç şeyi kalbiyle istişare et ey sabreden: İyilik, nefsin rahat ettiği ve kalbin rahat ettiği şeydir; günah ise nefsin şüpheye düştüğü ve tereddüt ettiği şeydir. Sadr, halk fetva verse de Ben de sana fetva verdim.”
04
Sunen ed-Darimi # 18/2454
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ أَبِي حُرَّةَ الرَّقَاشِيِّ ، عَنْ عَمِّهِ ، قَالَ : كُنْتُ آخِذًا بِزِمَامِ نَاقَةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي أَوْسَطِ أَيَّامِ التَّشْرِيقِ أَذُودُ النَّاسَ عَنْهُ، فَقَالَ :" أَلَا إِنَّ كُلَّ رِبًا فِي الْجَاهِلِيَّةِ مَوْضُوعٌ، أَلَا وَإِنَّ اللَّهَ قَدْ قَضَى أَنَّ أَوَّلَ رِبًا يُوضَعُ رِبَا عَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، لَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَالِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ "
Haccac bin Minhal anlattı, Hammad bin Seleme anlattı, Ali bin Zeyd bize Ebu Hurra er-Rakkaşi'den, amcasından rivayetle şöyle dedi: Ben Resulullah'ın devesinin dizginlerini alıyordum, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Teşrik günlerinin ortasında insanları ondan koruyacağım ve o şöyle dedi: "Şüphesiz ki her İslam öncesi dönemde tefecilik uygulanıyordu. Nitekim Allah, ilk uygulanacak faizin Abbas bin Abdülmuttalib olmasını emretmiştir. Sermayen sende, haksızsın ve haksızlığa uğramayacaksın.”
05
Sunen ed-Darimi # 18/2455
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ ، عَنْ هُزَيْلٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : " لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَآكِلَ الرِّبَا وَمُؤْكِلَهُ "
Ebu Nuaym bize anlattı, Süfyan bize Ebu Kays'tan, Huzeyl'den, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: "Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, "Ve faiz yiyeni de, vereni de bağışladı."
06
Sunen ed-Darimi # 18/2456
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لَيَأْتِيَنَّ زَمَانٌ لَا يُبَالِي الْمَرْءُ بِمَا أَخَذَ الْمَالَ، بِحَلَالٍ أَمْ بِحَرَامٍ "
Ahmed bin Abdullah bin Yunus bize, İbn Ebi Dhib'in, Sa'id el-Makbari'den, Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Allah'ın Elçisi, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin diye dua etti ve şöyle dedi: "Öyle bir zaman gelecek ki, kişi parayı ne için aldığına, helâl mi, haram mı olduğuna aldırış etmeyecek."
07
Sunen ed-Darimi # 18/2457
أَخْبَرَنَا قَبِيصَةُ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ ، عَنْ عَمَّتِهِ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِنَّ أَحَقَّ مَا يَأْكُلُ الرَّجُلُ مِنْ أَطْيَبِ كَسْبِهِ، وَإِنَّ وَلَدَهُ مِنْ أَطْيَبِ كَسْبِهِ "
Bize Kubaisa anlattı, Süfyan, Mansur'dan, İbrahim'den, Amara bin Umeyr'den, halasının rivayetinden, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İnsanın yediği en değerli şey, kazancının en iyisindendir ve çocukları da kazancının en iyisindendir."
08
Sunen ed-Darimi # 18/2458
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ هُوَ : ابْنُ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ عَنْ إِسْمَاعِيل بْنِ رِفَاعَةَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ جَدِّهِ ، قَالَ : خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَى الْبَقِيعِ ، فَقَالَ : " يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ ! " حَتَّى إِذَا اشْرَأَبُّوا.
قَالَ :" التُّجَّارُ يُحْشَرُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فُجَّارًا، إِلَّا مَنِ اتَّقَى اللَّهَ، وَبَرَّ، وَصَدَقَ ".
قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ : كَانَ أَبُو نُعَيْمٍ، يَقُولُ : عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ رِفَاعَةَ، وَإِنَّمَا هُوَ : إِسْمَاعِيل بْنُ عُبَيْدِ بْنِ رِفَاعَةَ
Ebu Nuaym bize anlattı, Süfyan bize Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: İbni Osman bin Hatim, İsmail bin Rifa'ah'dan rivayetle, babasından rivayetle, Dedesinden rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, El-Baki'ye çıktı ve şöyle dedi: "Ey tüccarlar!" içtiklerinde bile. "Tüccarlar" dedi. Allah'tan korkanlar, salihler ve doğru söyleyenler müstesna, kıyamet gününde kâfirler olarak bir araya toplanacaklardır." Ebu Muhammed dedi ki: Ebu Nuaym şöyle derdi: Ubeydullah ibn Rifa'ah. Daha ziyade o: İsmail bin Ubeyd bin Rifa'ah.
09
Sunen ed-Darimi # 18/2459
أَخْبَرَنَا قَبِيصَةُ ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" التَّاجِرُ الصَّدُوقُ الْأَمِينُ مَعَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ ".
قَالَ عَبْدُ اللَّهِ : لَا عِلْمَ لِي بِهِ إِنَّ الْحَسَنَ سَمِعَ مِنْ أَبِي سَعِيدٍ، وَقَالَ : أَبُو حَمْزَةَ هَذَا، هُوَ صَاحِبُ إِبْرَاهِيمَ، وَهُوَ : مَيْمُونٌ الْأَعْوَرُ
Bize Kubaisa anlattı, Süfyan bize Ebu Hamza'dan, Hasan'dan, Ebu Said'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: "Dürüst ve sadık tüccar, peygamberlerle, sıddıklarla ve şehitlerle beraberdir." Abdullah dedi ki: Benim bu konuda hiçbir bilgim yok. Hasan, Ebu Said'den haber aldı. Dedi ki: Bu Ebu Hamza, İbrahim'in arkadaşıdır ve o tek gözlü Meymun'dur.
10
Sunen ed-Darimi # 18/2460
حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيل ، عَنْ قَيْسٍ ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : " بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَىإِقَامِ الصَّلَاةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ "
Ali bin Ubeyd bize, İsmail'in Kays'tan, Cerir bin Abdullah'tan rivayet ettiğini anlattı: O şöyle dedi: "Allah'ın Elçisi'ne, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Namaz kılmak, zekat vermek ve her Müslümana karşı samimi olmak için biat ettim."
11
Sunen ed-Darimi # 18/2461
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ ، حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ : يَحْيَى بْنُ الْمُتَوَكِّلِ ، قَالَ : أَخْبَرَنِي الْقَاسِمُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرَّ بِطَعَامٍ بِسُوقِ الْمَدِينَةِ فَأَعْجَبَهُ حُسْنُهُ، فَأَدْخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَدَهُ فِي جَوْفِهِ، فَأَخْرَجَ شَيْئًا لَيْسَ كَالظَّاهِرِ فَأَفَّفَ بِصَاحِبِ الطَّعَامِ، ثُمَّ قَالَ :" لَا غِشَّ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ، مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا "
Muhammed bin El-Salt bize anlattı, Ebu Akil bize şunları anlattı: Yahya bin El-Mütevekkil şöyle dedi: El-Kasım bin Ubeyd Allah, Salem'den, İbni Ömer'den rivayetle bana şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şehir pazarındaki yiyeceklerin yanından geçti ve onun iyiliğinden etkilendi, bunun üzerine Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, içeri girdi. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. Elini karnına soktu, sonra göründüğü gibi olmayan bir şey çıkardı, bu yüzden yemeği yiyen kişiye sövdü ve şöyle dedi: "Müslümanlar arasında hile yoktur. Kim bizi aldatır?" "Bizden değil"
12
Sunen ed-Darimi # 18/2462
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ سُلَيْمَانَ ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" لِكُلِّ غَادِرٍ لِوَاءٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُقَالُ : هَذِهِ غَدْرَةُ فُلَانٍ "
Said bin er-Rabi bize anlattı, Şu'be, Süleyman'dan rivayetle şöyle dedi: Ebu Vail'i, Abdullah'tan, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işittim, şöyle dedi: "Kıyamet gününde her hainin bir sancağı olacaktır. Şöyle denecektir: Bu falancanın ihanetidir."
13
Sunen ed-Darimi # 18/2463
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاق ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ ، عَنْ مَعْمَرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نَافِعِ بْنِ نَضْلَةَ الْعَدَوِيِّ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" لَا يَحْتَكِرُ إِلَّا خَاطِئٌ مَرَّتَيْنِ "
Ahmed bin Halid bize anlattı, Muhammed bin İshak, Muhammed bin İbrahim'den, Saeed bin El-Müseyyeb'den, Muammer bin Abdullah İbn Nafi' İbn Nadhla el-Adavi'den rivayetle şöyle dedi: Allah Resulü'nü (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) şöyle derken işittim: "Günahkardan başkası iki kez tekel kurmaz."
14
Sunen ed-Darimi # 18/2464
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ إِسْرَائِيلَ ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ سَالِمٍ ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ ، عَنْ عُمَرَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" الْجَالِبُ مَرْزُوقٌ، وَالْمُحْتَكِرُ مَلْعُونٌ "
Muhammed bin Yusuf bize İsrail kanalıyla, Ali bin Salem kanalıyla, Ali bin Zeyd bin Jad'an kanalıyla, Sa'id bin El-Müseyyeb kanalıyla, Ömer kanalıyla haber verdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den rivayetle şöyle dedi: "Geldiren bereketlenir, tekel kuran lanetlenir."
15
Sunen ed-Darimi # 18/2465
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ حُمَيْدٍ ، وَثَابِتٍ ، وَقَتَادَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، قَالَ : غَلَا السِّعْرُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ النَّاسُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ غَلَا السِّعْرُ فَسَعِّرْ لَنَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْخَالِقُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الرَّازِقُ، الْمُسَعِّرُ، وَإِنِّي أَرْجُو أَنْ أَلْقَى رَبِّي وَلَيْسَ أَحَدٌ مِنْكُمْ يَطْلُبُنِي بِمَظْلَمَةٍ ظَلَمْتُهَا إِيَّاهُ بِدَمٍ وَلَا مَالٍ "
Amr ibn Aoun bize bildirdi, Hammad ibn Seleme, Humeyd, Sabit ve Katade'den, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber'in (s.a.v.) saltanatında fiyatlar arttı ve insanlar dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, fiyat arttı, o halde bize bir fiyat ver. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: " Şüphesiz Allah, Yaratandır, Ayırandır, Genişletendir, Rızalandırandır, Bedeldir ve Rabbime kavuşmayı umuyorum ve hiçbiriniz yaptığım haksızlığın hesabını benden istemeyecektir. Bu ne kan ne de zenginlikti.”
16
Sunen ed-Darimi # 18/2466
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ : أَنَّ حُذَيْفَةَ حَدَّثَهُمْ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" تَلَقَّتِ الْمَلَائِكَةُ رُوحَ رَجُلٍ مِمَّنْ قَبْلَكُمْ، فَقَالُوا : أَعَمِلْتَ مِنَ الْخَيْرِ شَيْئًا؟، فَقَالَ : لَا، قَالُوا : تَذَكَّرْ.
قَالَ : كُنْتُ أُدَايِنُ النَّاسَ فَآمُرُ فِتْيَانِي أَنْ يُنْظِرُوا الْمُعْسِرَ، وَيَتَجَاوَزُوا عَنِ الْمُوسِرِ ".
قَالَ : " قَالَ اللَّهُ : تَجَاوَزُوا عَنْهُ "
Ahmed bin Yunus bize anlattı, Züheyr bize anlattı, Mansur bin El-Mu'temir bize Rab'i bin Haraş'tan rivayet etti: Huzeyfe onlara anlattı, o şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Melekler senden önce bir adamın ruhunu aldılar ve dediler ki: Hayırlı bir şey yaptın mı? Dedi ki: Hayır, dediler ki: Hatırla. Dedi ki: Ben insanlara borç öderdim, bu yüzden hizmetçilerime muhtaç olana bakmalarını, zengin olanı ise görmezden gelmelerini emrederdim.
17
Sunen ed-Darimi # 18/2467
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، عَنْ سَعِيدٍ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ صَالِحٍ أَبِي الْخَلِيلِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" الْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا فَإِنْ صَدَقَا وَبَيَّنَا، بُورِكَ لَهُمَا فِي بَيْعِهِمَا، وَإِنْ كَذَبَا وَكَتَمَا، مُحِقَ بَرَكَةُ بَيْعِهِمَا ".
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ قَتَادَةَ ، بِإِسْنَادِهِ مِثْلَهُ
Saeed bin Amir, Saeed'den, Katade'den, Salih Ebu'l-Halil'den, Abdullah bin El-Hâris'ten, Hakim bin Hizam'dan rivayetle şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onlar ayrılmadıkça satış isteğe bağlıdır, o halde eğer dürüst ve açık sözlülerse ikisine de bereket verin." onları sat, Eğer yalan söylerler ve bunu gizlerlerse, o zaman onların satışının bereketi hak olur.” Ebu'l-Velid bize, Şu'be'nin Katade'den naklettiğine benzer bir rivayetle anlattı.
18
Sunen ed-Darimi # 18/2468
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي لَيْلَى ، عَنْ الْقَاسِمِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" الْبَيِّعَانِ إِذَا اخْتَلَفَا وَالْمَبيعُ قَائِمٌ بِعَيْنِهِ، وَلَيْسَ بَيْنَهُمَا بَيِّنَةٌ، فَالْقَوْلُ مَا قَالَ الْبَائِعُ، أَوْ يَتَرَادَّانِ الْبَيْعَ "
Osman bin Muhammed bize anlattı, Huşeym anlattı, İbn Ebi Leyla, Kasım bin Abdurrahman'dan, babasından, Abd Allah'tan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi'ni işittim, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin: "Eğer iki satış farklıysa ve satılan şey kendi başına duruyorsa ve aralarında hiçbir şey yoksa" Açık delil, beyan, satıcının söylediği veya satmayı düşündüğü şeydir.”
19
Sunen ed-Darimi # 18/2469
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ هُوَ : ابْنُ إِسْحَاق ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شِمَاسَةَ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" لَا يَحِلُّ لِامْرِئٍ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أَنْ يَبِيعَ عَلَى بَيْعِ أَخِيهِ حَتَّى يَتْرُكَهُ "
Muhammed bin Abdullah Al-Rakkaşi bize anlattı, Yezid bin Zurayi bize söyledi, Muhammed bize şöyle dedi: İbn İshak, Yezid bin Ebu Habib'den rivayete göre, Abd al-Rahman ibn Şamasa'dan rivayete göre, Ukba ibn Amir'den rivayete göre şöyle dedi: Allah'ın Resulü'nü işittim, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle derken: "Bir erkeğin şöyle yapması caiz değildir: Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse, kardeşi kendisinden ayrılıncaya kadar onu sattığı gibi satabilir."
20
Sunen ed-Darimi # 18/2470
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا أَبَانُ بْنُ يَزِيدَ ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ : أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" عُهْدَةُ الرَّقِيقِ ثَلَاثَةُ أَيَّامٍ "
Müslim bin İbrahim bize anlattı, Eban bin Yezid bize anlattı, Katade bize el-Hasan'dan, Ukbe bin Amir'den rivayet etti: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kölenin velayeti üç gündür."
21
Sunen ed-Darimi # 18/2471
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، عَنْ هَمَّامٍ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ الْعَامِرِ ، قَالَ : قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" عُهْدَةُ الرَّقِيقِ ثَلَاثَةُ أَيَّامٍ ".
فَفَسَّرَهُ قَتَادَةُ : إِنْ وَجَدَ فِي الثَّلَاثِ عَيْبًا رَدَّهُ بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ، وَإِنْ وَجَدَهُ بَعْدَ ثَلاثَةٍ، لَمْ يَرُدَّهُ إِلَّا بِبَيِّنَةٍ
Yezid bin Harun, Hammam'dan, Katade'den, Hasan'dan, Ukbe bin El-Amir'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kölenin velayeti üç gündür." Katade bunu şöyle açıkladı: Üçünde bir kusur bulursa, onu delilsiz olarak iade etmelidir; üçten sonra bulursa, onu geri vermelidir. Açık bir delil olmadan onu reddetmedi.
22
Sunen ed-Darimi # 18/2472
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمِنْهَالِ ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ هُوَ : ابْنُ حَسَّانَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنِ اشْتَرَى شَاةً مُصَرَّاةً أَوْ لَقْحَةً مُصَرَّاةً، فَهُوَ بِالْخِيَارِ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ، فَإِنْ رَدَّهَا، رَدَّ مَعَهَا صَاعًا مِنْ طَعَامٍ لَا سَمْرَاءَ "
Muhammed bin El-Minhal bize anlattı, Yezid bin Zürayi bize anlattı, Hişam bize şöyle dedi: İbn Hasan, Muhammed bin Şirin'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurdu: "Kim kesilmiş bir koyun veya kesilmiş bir kuzu satın alırsa, onun üç günlük seçeneği vardır. Eğer onu geri verirse, onunla birlikte bir sa' yiyecek verir, kahverengi bir yiyecek değil."
23
Sunen ed-Darimi # 18/2473
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى ، حَدَّثَنَا يَحْيَى الْقَطَّانُ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ الْأَعْرَجِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْبَيْعِ الْغَرَرِ "
Muhammed bin İssa bize anlattı, Yahya el-Kattan bize Ubeydullah'tan, Ebu'z-Zinad'dan, el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Allah'ın Resulü, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Garar baharını yasakladı."
24
Sunen ed-Darimi # 18/2474
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْبَيْعِ الثِّمَارِ حَتَّى يَبْدُوَ صَلَاحُهَا، نَهَى الْبَائِعَ وَالْمُشْتَرِيَ "
Halid bin Muhlid bize, Malik'in Nafi'den, İbn Ömer'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Resulullah, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, iyilikleri ortaya çıkıncaya kadar meyvelerin yeşermesini yasakladı, satıcısı da alıcısı da haramdır."
25
Sunen ed-Darimi # 18/2475
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ ، عَنْ جَابِرٍ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنِ ابْتَاعَ ثَمَرَةً فَأَصَابَتْهُ جَائِحَةٌ، فَلَا يَأْخُذَنَّ مِنْهُ شَيْئًا.
بِمَ تَأْخُذُ مَالَ أَخِيكَ بِغَيْرِ حَقٍّ؟ "
Bize Osman bin Ömer anlattı, İbn Cüreyc, Ebu'z-Zübeyr'den, Cabir'den rivayet etti: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "O, meyve satın aldı ve ona bir salgın çarptı, bu yüzden ondan hiçbir şey almadı. Kardeşinizin parasını hukuka aykırı olarak nasıl alırsınız? "
26
Sunen ed-Darimi # 18/2476
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ ، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو ح وحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِالْمُحَاقَلَةِ وَالْمُزَابَنَةِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : الْمُحَاقَلَةُ : بَيْعُ الزَّرْعِ بِالْبُرِّ.
وَقَالُوا : كَذَلِكَ يَقُولُ ابْنُ الْمُسَيَّبِ
Amr bin Aoun bize, Halid bin Abdullah'ın Muhammed bin Amr H'den rivayet ettiğini, Musaddad'ın anlattığını, Yahya'nın Muhammed ibn Amr'dan, Ebu Seleme'den, Ebu Saeed'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, rekabeti ve rekabeti yasakladı." Abdül dedi Tanrı: Muhaqala: Arazi karşılığında ürün satmak. Onlar da şöyle dediler: İbnü'l-Müseyyeb böyle söylüyor.
27
Sunen ed-Darimi # 18/2477
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، عَنْ الْأَوْزَاعِيِّ ، عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ، قَالَ :" رَخَّصَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي بَيْعِ الْعَرَايَا بِالتَّمْرِ وَالرُّطَبِ، وَلَمْ يُرَخِّصْ فِي غَيْرِ ذَلِكَ "
Muhammed ibn Yusuf, Evzai'den, İbn Şihab'tan, Salim'den, İbn Ömer'den, Zeyd ibn Sabit'ten rivayetle şöyle dedi: "Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e çıplak kadınların hurma ve hurma karşılığında satılmasında izin verdi ve bundan başka hiçbir şeye izin vermedi."
28
Sunen ed-Darimi # 18/2478
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" مَنِ ابْتَاعَ طَعَامًا، فَلَا يَبِعْهُ حَتَّى يَقْبِضَهُ "
Halid ibn Muhlid bize Malik'in Nafi'den, İbn Ömer'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: "Kim yiyecek satın alırsa, onu alana kadar onu satmaz."
29
Sunen ed-Darimi # 18/2479
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ جَدِّهِ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْسَلَفٍ وَبَيْعٍ، وَعَنْ شَرْطَيْنِ فِي بَيْعٍ، وَعَنْ رِبْحِ مَا لَمْ يُضْمَنْ "
Yezid bin Harun, Hüseyin el-Mu'allim'den, Amr bin Şuayb'dan, babasından, dedesinden rivayetle şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.), Allah ona salât ve selâm versin, borç ve satıştan, satıştaki iki şarttan ve garanti edilmeyen kazançtan nehyetti."
30
Sunen ed-Darimi # 18/2480
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ ، عَنْ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ ، عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ، عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنِ اشْتَرَى عَبْدًا وَلَمْ يَشْتَرِطْ مَالَهُ، فَلَا شَيْءَ لَهُ "
Abdullah bin Mesleme, İbn Ebi Dhib'den, İbn Şihab'tan, Salim'den, babasından rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Kim bir köle satın alır ve parasını şart koşmazsa, hiçbir şeyi olmaz."
31
Sunen ed-Darimi # 18/2481
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْبَيْعَتَيْنِ، وَعَنْ لِبْسَتَيْنِ : عَنْ بَيْعِ الْمُنَابَذَةِ وَالْمُلَامَسَةِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : الْمُنَابَذَةُ : يَرْمِي هَذَا إِلَى ذَاكَ.
وَيَرْمِي ذَاكَ إِلَى هذَا.
قَالَ : كَانَ هَذَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ
Amr bin Aoun bize anlattı, Süfyan bize ez-Zühri'den, Ata' bin Yezid'den, Ebu Sa'id el-Hudri'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Resulullah (s.a.v.)'e, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, iki pınar ve iki elbise satın almasını yasakladı: El-Munabadha ve El-Mulamasa'nın satışından." Abdullah şöyle dedi: Al-Munabdhah: ateş etmek. Bu buna. Ve buna işaret ediyor. Dedi ki: Bu İslam öncesi dönemdeydi.
32
Sunen ed-Darimi # 18/2482
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ الْأَعْرَجِ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْبَيْعِ الْغَرَرِ، وَعَنْ بَيْعِ الْحَصَاةِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : إِذَا رَمَى بِحَصًا، وَجَبَ الْبَيْعُ
Abdullah bin Saeed bize anlattı, Ukbe bin Halid bize anlattı, Ubeyd Allah bize Ebu'z-Zinad'dan, El-Araj'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: "Allah'ın Elçisi, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, Garar pınarını ve çakıl taşı satışını yasakladı." Abdullah dedi ki: Eğer çakıl taşı atarsa ​​bu farzdır. Satış
33
Sunen ed-Darimi # 18/2483
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ ، وَجَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، عَنْ سَعِيدٍ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ الْحَسَنِ ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْبَيْعِ الْحَيَوَانِ بِالْحَيَوَانِ نَسِيئَةً ".
ثُمَّ إِنَّ الْحَسَنَ نَسِيَ هَذَا الْحَدِيثَ، وَلَمْ يَقُلْ جَعْفَرٌ : ثُمَّ إِنَّ الْحَسَنَ نَسِيَ هَذَا الْحَدِيثَ
Sa'id bin Amir ve Cafer bin Avn, Sa'id'den, Katade'den, Hasan'dan, Semure bin Cündub'dan rivayetle şöyle dedi: "O, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, hayvanın baharına kötü davranmasını yasakladı." Sonra Hasan bu hadisi unuttu ve Cafer şöyle demedi: Sonra Hasan bu hadisi unuttu
34
Sunen ed-Darimi # 18/2484
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، عَنْ مَالِكٍ ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ : مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ : اسْتَسْلَفَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَكْرًا، فَجَاءَتْ إِبِلٌ مِنْ إِبِلِ الصَّدَقَةِ.
قَالَ أَبُو رَافِعٍ : فَأَمَرَنِي أَنْ أَقْضِيَ الرَّجُلَ بَكْرَهُ، فَقُلْتُ : لَمْ أَجِدْ فِي الْإِبِلِ إِلَّا جَمَلًا خِيَارًا رَبَاعِيًا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" أَعْطِهِ إِيَّاهُ، فَإِنَّ خَيْرَ النَّاسِ أَحْسَنُهُمْ قَضَاءً ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : هَذَا يُقَوِّي قَوْلَ مَنْ يَقُولُ : الْحَيَوَانُ بِالْحَيَوَانِ
El-Hakem bin Mübarek, Malik'ten, kendisine okunduğu üzere, Zeyd bin Eslem'den, Ata' bin Yesar'dan, Ebu Rafi'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ın bir kulu, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: Allah Resulü, Allah ona salat ve selam versin, erkenden borç istedi ve sadaka develerinden biri geldi. dedi ki Ebu Rafi': Bunun üzerine bana, ilk çocuğu olan adamın idam cezasını uygulamamı emretti ve ben de dedim ki: Develer arasında dört ayaklı bir deveden başkasını bulamadım, bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, dedi ve şöyle dedi: "Onu ona ver, çünkü insanların en hayırlısı, ifâsı en iyi olandır." Abdullah şöyle dedi: Bu, hayvan diyenlerin sözünü güçlendirir. Hayvana göre
35
Sunen ed-Darimi # 18/2485
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمِنْهَالِ ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ ، عَنْ مُحَمَّدٍ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا تَلَقَّوُا الْجَلَبَ، مَنَ تَلَقَّاهُ فَاشْتَرَى مِنْهُ شَيْئًا، فَهُوَ بِالْخِيَارِ إِذَا دَخَلَ السُّوقَ "
Muhammed bin El-Minhal bize anlattı, Yezid bin Zürayi bize anlattı, Hişam bin Hasan bize Muhammed'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: O dedi ki, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Bagajı almayın. Kim onu ​​alır ve ondan bir şey satın alırsa, pazara girdiğinde seçim hakkı vardır."
36
Sunen ed-Darimi # 18/2486
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا يَبِيعُ بَعْضُكُمْ عَلَى بَيْعِ بَعْضٍ، وَلَا تَلَقَّوُا السِّلَعَ حَتَّى يُهْبَطَ بِهَا الْأَسْوَاقَ، وَلَا تَنَاجَشُوا "
Halid bin Muhlid bize, Malik'in Nafi'den, İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "O satmaz, "Birbirinize satış yapın, malları piyasaya çıkana kadar almayın ve çekişmeyin."
37
Sunen ed-Darimi # 18/2487
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ ، حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنِ أَبِي مَسْعُودٍ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْثَمَنِ الْكَلْبِ، وَمَهْرِ الْبَغِيِّ، وَحُلْوَانِ الْكَاهِنِ "، قَالَ عَبْد اللَّهِ : حُلْوَانُ الْكَاهِنِ، مَا يُعْطَى عَلَى كَهَانَتِهِ
Muhammed bin Yusuf anlattı, İbn Uyeyne anlattı, Ez-Zühri bana Ebu Bekir bin Abdul Rahman'dan, Ebu Mesud'dan rivayetle şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) köpek fiyatını, fahişenin çeyizini ve rahibin helvanını yasakladı. Abdullah şöyle dedi: Rahip Helvan. Rahipliğine göre verilenler
38
Sunen ed-Darimi # 18/2488
أَخْبَرَنَا يَعْلَى ، حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنْ مُسْلِمٍ ، عَنْ مَسْرُوقٍ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ : لَمَّا نَزَلَتِ الْآيَةُ فِي آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي الرِّبَا، " خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَتَلَاهُنَّ عَلَى النَّاسِ، ثُمَّحَرَّمَ التِّجَارَةَ فِي الْخَمْرِ "
Ya'la bize anlattı, El-A'meş, Müslim'den, Mesruk'tan, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Bakara suresinin sonunda faizle ilgili şu ayet nazil olunca, "Resulullah (s.a.v.) çıkıp insanlara ders verdi, sonra şarap ticaretini yasakladı."
39
Sunen ed-Darimi # 18/2489
أَخْبَرَنَا إِسْحَاق بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ أَبِي الضُّحَى ، عَنْ مَسْرُوقٍ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ : لَمَّا نَزَلَتِ الْآيَاتُ مِنْ أَوَاخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ ، " خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَاقْتَرَأَهُنَّ عَلَى النَّاسِ، ثُمَّ نَهَى عَنِالتِّجَارَةِ فِي الْخَمْرِ "
İshak bin İbrahim bize anlattı, Cerir, Mansur'dan, Ebu'd-Duha'dan, Mesruk'tan, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: Bakara suresinin sonundaki "Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah ona salat ve selam versin, bunları insanlara okudu ve sonra ticareti yasakladı." "şarap"
40
Sunen ed-Darimi # 18/2490
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ هُوَ : ابْنُ إِسْحَاق ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ ، عَنْ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَعْلَةَ ، قَالَ : سَأَلْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ عَنْ جُلُودِ الْمَيْتَةِ، فَقَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" دِبَاغُهَا طَهُورُهَا "
Ahmed bin Halid bize anlattı, Muhammed bize şöyle dedi: İbn İshak, Abdul Rahman bin Ebi Yezid'den, El-Qaqa' bin Hakim'den, Abdurrahman bin Wa'ala'dan rivayetle şöyle dedi: İbn Abbas'a ölü hayvanların derilerini sordum ve şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Onları tabaklıyor." "Onun saflığı"
41
Sunen ed-Darimi # 18/2491
وَسَأَلْتُهُ عَنْ بَيْعِ الْخَمْرِ مِنْ أَهْلِ الذِّمَّةِ ، فَقُلْتُ لَهُ : إِنَّ لَنَا أَعْنَابًا، وَإِنَّا نَتَّخِذُ مِنْهَا هَذِهِ الْخُمُورَ فَنَبِيعُهَا مِنْ أَهْلِ الذِّمَّةِ ؟.
قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ : أَهْدَى رَجُلٌ مِنْ ثَقِيفٍ أَوْ دَوْسٍ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَاوِيَةً مِنْ خَمْرٍ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ، فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " أَمَا عَلِمْتَ يَا أَبَا فُلَانٍ أَنَّ اللَّهَ قَدْ حَرَّمَهَا؟ ".
قَالَ : لَا وَاللَّهِ.
قَالَ :" فَإِنَّ اللَّهَ قَدْ حَرَّمَهَا ".
فَالْتَفَتَ إِلَى غُلَامِهِ، فَقَالَ : اخْرُجْ بِهَا إِلَى الْحَزْوَرَةِ فَبِعْهَا، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " أَوَ مَا عَلِمْتَ يَا أَبَا فُلَانٍ، أَنَّ الَّذِي حَرَّمَ شُرْبَهَا، حَرَّمَ بَيْعَهَا؟ ".
قَالَ : فَأَمَرَ بِهَا فَأُفْرِغَتْ فِي الْبَطْحَاءِ
Ona gayrimüslimlerden şarap satmayı sordum ve ona dedim ki: Üzümlerimiz var ve bu şarapları onlardan alıp satıyoruz... Zimmetliler mi? İbni Abbas şöyle dedi: Sakif veya Dus'tan bir adam, Hacce'de Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir deniz gergedanı şarap verdi. Vedalaşınca Peygamber (s.a.v.) ona şöyle dedi: "Ey Ebu falanca, Allah'ın bunu yasakladığını bilmiyor muydun?" Dedi ki: Hayır, Allah'a yemin ederim. Şöyle dedi: "Çünkü Allah bunu yasakladı." Bunun üzerine hizmetçisine döndü ve şöyle dedi: Onu partiye götür ve sat. Allah Resulü (s.a.v.) ona şöyle dedi: Şöyle dedi: "Ey Ebu falanca, onu içmeyi yasaklayanın, satışını da yasakladığını bilmiyor musun?" Şöyle dedi: Bunun üzerine onun Batha'ya boşaltılmasını emretti.
42
Sunen ed-Darimi # 18/2492
أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : " نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْبَيْعِ الْوَلَاءِ، وَعَنْ هِبَتِهِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : الْأَمْرُ عَلَى هَذَا، لَا يُبَاعُ وَلَا يُوهَبُ
Halid bin Muhlid bize, Malik'in Abdullah bin Dinar'dan, İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: "Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, yasakladı Ve sadakat pınarından ve hediyesinden kurtardı." Abdullah dedi ki: Durum böyledir, ne satılır ne de verilir.
43
Sunen ed-Darimi # 18/2493
أَخْبَرَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ الْأَنْصَارِيَّ ، قَالَ : أَعْتَقَ رَجُلٌ مِنَّا عَبْدًا لَهُ عَنْ دُبُرٍ.
قَالَ :" فَدَعَا بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَبَاعَهُ ".
قَالَ جَابِرٌ : وَإِنَّمَا مَاتَ عَامَ أَوَّلَ.
قِيلَ لعَبْدِ اللَّهِ : تَقُولُ بِهِ؟.
قَالَ : قَوْمُ يَقُولُونَ
Haşim bin Kasım bize anlattı, Şu'be Amr bin Dinar'dan rivayetle şöyle dedi: Cabir bin Abdullah el-Ensari'yi işittim, şöyle dedi: Azat edildi. Birimiz onun uzun süreli kölesiyiz. Şöyle dedi: "Sonra Resûlullah (s.a.v.) onu çağırdı ve sattı." Cabir şöyle dedi: Daha ilk yılında öldü. Söylendi Abdullah'a: Öyle mi diyorsun? Şöyle dedi: Bazı insanlar şöyle diyor:
44
Sunen ed-Darimi # 18/2494
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ ، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ ، عَنْ عِكْرِمَةَ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" إِذَا وَلَدَتْ أَمَةُ الرَّجُلِ مِنْهُ، فَهِيَ مُعْتَقَةٌ عَنْ دُبُرٍ مِنْهُ أَوْ بَعْدَهُ "
Ebu Nuaym bize anlattı, Şerik, Hüseyin bin Abdullah bin Ubeydullah bin Abbas'tan, İkrime'den, İbn Abbas'tan rivayetle, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayetle şöyle dedi: "Bir erkeğin cariyesi onu doğurursa, o zaman ondan veya ondan sonra azat edilir."
45
Sunen ed-Darimi # 18/2495
أَخْبَرَنَا أَبُو مُحَمَّدٍ الْحَنَفِيُّ الْمَدَنِيُّ ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ، عَنْ إِسْحَاق بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مِكْيَالِهِمْ، وَبَارِكْ لَهُمْ فِي صَاعِهِمْ وَمُدِّهِمْ "يَعْنِي : الْمَدِينَةَ
Ebu Muhammed el-Hanefi el-Medeni bize, Malik'in İshak bin Abdullah bin Ebu Talha'dan, Enes bin Malik'ten rivayet ettiğine göre şöyle anlattı: Allah'ın Elçisi, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Allah'ım, onların ölçülerini mübarek kıl ve onların mücadelelerini ve gelgitlerini bereketli kıl." Anlamı: Medine.
46
Sunen ed-Darimi # 18/2496
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ ، أَخْبَرَنَا إِسْرَائِيلُ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ مَسْرُوقٍ ، عَنْ بِلَالٍ ، قَالَ : كَانَ عِنْدِي مُدُّ تَمْرٍ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَوَجَدْتُ أَطْيَبَ مِنْهُ صَاعًا بِصَاعَيْنِ، فَاشْتَرَيْتُ مِنْهُ، فَأَتَيْتُ بِهِ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ :" مِنْ أَيْنَ لَكَ هَذَا يَا بِلَالُ؟ ".
قُلْتُ : اشْتَرَيْتُ صَاعًا بِصَاعَيْنِ.
قَالَ : " رُدَّهُ وَرُدَّ عَلَيْنَا تَمْرَنَا "
Osman bin Ömer bize anlattı, İsrail bize Ebu İshak'tan, Mesruk'tan, Bilal'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber Efendimiz için bir miktar hurmam vardı, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin. Ondan iki sa'a daha hayırlısını buldum ve ondan satın alıp Peygamber (s.a.v.)'e getirdim ve o da şöyle dedi: "Bunu nereden çıkardın Bilal?" Dedim ki: İki sa'ya bir sa' aldım. "Onu geri ver ve bize tarihlerimizi ver" dedi.
47
Sunen ed-Darimi # 18/2497
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ هُوَ : ابْنُ بِلَالٍ ، عَنْ عَبْدِ الْمَجِيدِ بْنِ سُهَيْلِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، أَنَّهُ سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيِّبِ يُحَدِّثُ أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ وَأَبَا هُرَيْرَةَ حَدَّثَاهُ : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَعَثَ أَخَا بَنِي عَدِيٍّ الْأَنْصَارِيَّ فَاسْتَعْمَلَهُ عَلَى خَيْبَرَ ، فَقَدِمَ بِتَمْرٍ جَنِيبٍ.
قَالَ ابْنُ مَسْلَمَةَ : يَعْنِي : جَيِّدًا ، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " أَكُلُّ تَمْرِ خَيْبَرَ هَكَذَا؟ ".
قَالَ : لَا وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّا لَنَشْتَرِي الصَّاعَ بِالصَّاعَيْنِ مِنَ الْجَمْعِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" لَا تَفْعَلُوا، وَلَكِنْ مِثْلًا بِمِثْلٍ، أَوْ بِيعُوا هَذَا، وَاشْتَرُوا بِثَمَنِهِ مِنْ هَذَا، وَكَذَلِكَ الْمِيزَانُ "
Abdullah bin Mesleme bize anlattı, Süleyman bize şöyle dedi: İbn Bilal, Abdul Majeed bin Süheyl bin Abdul Rahman'dan rivayete göre, Saeed bin Al-Musayyab'ın, Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre'nin kendisine, Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, gönderdiğini söylediğini söylediğini duydu. O, Banu Adi Al-Ensari'nin kardeşiydi ve onu Hayber'e hükümdar olarak atadı, bu yüzden Canib'in hurmasını getirdi. İbn Mesleme şöyle dedi: Anlamı: güzel, bu yüzden Reslullah, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, ona şöyle dedi: "Hayber hurması böyle yenebilir mi?" Dedi ki: Hayır, Vallahi ya Rasulallah, biz iki sa'a bir sa' satın alıyoruz. Birleşince Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Yapma, ancak benzerini beğen veya şunu sat ve fiyatıyla bundan satın al. Denge de böyledir."
48
Sunen ed-Darimi # 18/2498
أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاق ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَوْسِ بْنِ الْحَدَثَانِ النَّصْرِيِّ ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِي اللَّهُ عَنْهُ، قالَ : سمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" الذَّهَبُ بِالذَّهَبِ هَاءَ وَهَاءَ، وَالْفِضَّةُ بِالْفِضَّةِ هَاءَ وَهَاءَ، وَالتَّمْرُ بِالتَّمْرِ هَاءَ وَهَاءَ، وَالْبُرُّ بِالْبُرِّ هَاءَ وَهَاءَ، وَالشَّعِيرُ بِالشَّعِيرِ هَاءَ وَهَاءَ، وَلَا فَضْلَ بَيْنَهُمَا "
Yezid bin Harun bize anlattı, Muhammed bin İshak, Ez-Zuhri'den, Malik bin Evs bin El-Hadathan el-Nasri'den, Ömer bin El-Hattab'dan -Allah ondan razı olsun- şöyle dediğini söyledi: Allah'ın Elçisi'ni (Allah'ın salat ve selamı ona olsun) şöyle derken işittim: "Altın, altın, Ha ve Ha ve gümüş. "Gümüş için bir ha ve bir ha, hurma için bir ha ve bir ha, buğday için bir ha ve bir ha, arpa için bir ha ve bir ha, arpa için bir ha ve bir ha, aralarında hiçbir tercih yoktur."
49
Sunen ed-Darimi # 18/2499
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ ، عَنْ أَبِي الْأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ ، قَالَ : قَامَ أنَاسٌ فِي إِمَارَةِ مُعَاوِيَةَ يَبِيعُونَ آنِيَةَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ إِلَى الْعَطَاءِ.
فَقَامَ عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ ، فَقَالَ : إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " نَهَى عَنْبَيْعِ الذَّهَبِ بِالذَّهَبِ، وَالْفِضَّةِ بِالْفِضَّةِ، وَالْبُرِّ بِالْبُرِّ، وَالتَّمْرِ بِالتَّمْرِ، وَالشَّعِيرِ بِالشَّعِيرِ، وَالْمِلْحِ بِالْمِلْحِ إِلَّا مِثْلًا بِمِثْلٍ سَوَاءً بِسَوَاءٍ، فَمَنْ زَادَ أَوْ ازْدَادَ، فَقَدْ أَرْبَى "
Amr ibn Aoun bize, Halid'in anlattığına göre, Halid el-Hadha'dan, Ebu Kılabe'den, Ebu el-Ash'ath el-San'ani'den rivayetle şöyle demiştir: Muaviye emirliğindeki insanlar, altın ve gümüş dolu kapları teklif verene satarlar. Ubade ibn es-Samit ayağa kalktı ve şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin. "Altının altınla, gümüşün gümüşle, buğdayın buğdayla, hurmanın hurmayla, arpanın arpayla ve tuzun takasını yasakladı. Benzeri dışında tuzla eşit olarak takası yasakladı. Kim daha fazlasını veya daha fazlasını katarsa ​​daha çok yapmış olur."
50
Sunen ed-Darimi # 18/2500
أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ ، عَنْ ابْنِ جُرَيْر ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ : أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" إِنَّمَا الرِّبَا فِي الدَّيْنِ ".
قَالَ عَبْد اللَّهِ : مَعْنَاهُ : دِرْهَمٌ بِدِرْهَمَيْنِ
Ebû Asım, İbn Cerir'den, Ubeydullah ibn Ebi Yezid'den, İbn Abbas'tan rivayet ederek şöyle dedi: Usame ibn Zeyd bana haber verdi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Faiz yalnızca borçtadır." Abdullah şöyle dedi: Anlamı: İki dirheme bir dirhem.