Bölüm 10
Bölümlere Dön
01
Sunen ed-Darimi # 10/2072
أَخْبَرَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ، حَدَّثَنَا أَبَانُ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ، قَالَ : قُلْتُ : يَا نَبِيَّ اللَّهِ، قَوْلُ اللَّهِ : # لَهُمُ الْبُشْرَى فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا سورة يونس آية 64 #، فَقَالَ : " سَأَلْتَنِي عَنْ شَيْءٍ مَا سَأَلَنِي عَنْهُ أَحَدٌ قَبْلَكَ أَوْ أَحَدٌ مِنْ أُمَّتِي، قَالَ :هِيَ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ، يَرَاهَا الْمُسْلِمُ أَوْ تُرَى لَهُ "
Müslim bin İbrahim bize anlattı, Aban bize anlattı, Yahya bize Ebu Seleme'den, Ubade bin es-Samit'ten rivayetle şöyle dedi: Dedim ki: Ey Peygamber Allah, Allah diyor ki: #Onlara dünya hayatında bir müjdedir, Yunus Suresi, 64. ayet #Ve şöyle buyurdu: "Sen bana, senden önce hiç kimsenin ve hiç kimsenin bana sormadığı bir şeyi sordun." İtibaren Ümmetim şöyle buyurdu: Bu güzel bir rüyadır, ya Müslüman görür ya da ona görünür.”
02
Sunen ed-Darimi # 10/2073
أَخْبَرَنَا الْأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنْ النُّبُوَّةِ "
Esved bin Amir bize şunu anlattı: Şu'be, Katade'den, Enes'ten, Ubade ibni Samit'ten, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: Ve şöyle buyurdu: "Müminin rüyası, peygamberliğin kırk altı bölümünden biridir."
03
Sunen ed-Darimi # 10/2074
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ سِبَاعِ بْنِ ثَابِتٍ ، عَنْ أُمِّ كُرْزٍ الْكَعْبِيَّةِ ، قَالَتْ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" ذَهَبَتْ النُّبُوَّةُ وَبَقِيَتْ الْمُبَشِّرَاتُ "
Harun bin Abdullah anlattı, Süfyan bin Uyeyne, Ubeydullah bin Ebu Yezid'den, babasından, Siba bin Sabit'ten, Ümmü Karaz el-Kaabiyye'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ı (s.a.v.) işittim, Allah ona salat ve selam versin, şöyle derken: "Peygamber gitti, ama müjde getiren kadınlar kaldı."
04
Sunen ed-Darimi # 10/2075
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، عَنْ أَبِي إِسْحَاق ، عَنْ أَبِي الْأَحْوَصِ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ، فَقَدْ رَآنِي، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لَا يَتَمَثَّلُ مِثْلِي "
Ebu Nuaym bize anlattı, Süfyan bize Ebu İshak'tan, Ebu'l-Ahvas'tan, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun dedi: "Kim beni rüyada görürse beni görmüştür, çünkü şeytan bana benzemez."
05
Sunen ed-Darimi # 10/2076
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ ، عَنْ الزُّبَيْدِيِّ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ، فَقَدْ رَأَى الْحَقَّ "
Muhammed ibn el-Musaffa bize anlattı, Muhammed ibn Harb el-Zübeydî'den, el-Zuhri'den, Ebu Seleme'den, Ebu Katade'den rivayetle şöyle dedi: O şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin: "Beni rüyada gören, gerçeği görmüştür."
06
Sunen ed-Darimi # 10/2077
أَخْبَرَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ ، حَدَّثَنَا الْأَوْزَاعِيُّ ، عَنْ يَحْيَى ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ مِنْ اللَّهِ، وَالْحُلْمُ مِنْ الشَّيْطَانِ، فَإِذَا حَلَمَ أَحَدُكُمْ حُلْمًا يَخَافُهُ، فَلْيَبْصُقْ عَنْ شِمَالِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، وَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنْ الشَّيْطَانِ، فَإِنَّهَا لَا تَضُرُّهُ "
Ebu'l-Muğire bize, El-Evza'i'nin Yahya'dan, Abdullah bin Ebi Katade'den, babasından rivayetle şöyle dediğini anlattı: Allah'ın Elçisi şöyle dedi: Allah, Allah ona bereket versin ve huzur versin, şöyle buyurdu: "Güzel bir rüya Allah'tandır, rüya ise şeytandandır. O halde sizden biriniz kendisini korkutan bir rüya görürse, ağzına tükürsün." Üç defa sol eline al ve şeytandan Allah'a sığın, çünkü bu ona zarar vermez."
07
Sunen ed-Darimi # 10/2078
أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ يَقُولُ : إِنْ كُنْتُ لَأَرَى الرُّؤْيَا تُمْرِضُنِي، فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِأَبِي قَتَادَةَ ، قَالَ : وَأَنَا إِنْ كُنْتُ لَأَرَى الرُّؤْيَا تُمْرِضُنِي حَتَّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ مِنْ اللَّهِ، فَإِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ مَا يُحِبُّ، فَلْيَحْمَدْ اللَّهَ، وَلَا يُحَدِّثْ بِهَا إِلَّا مَنْ يُحِبُّ، وَإِذَا رَأَى مَا يَكْرَهُه، فَلْيَتْفُلْ عَنْ يَسَارِهِ ثَلَاثًا، وَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنْ شَرِّهَا، وَلَا يُحَدِّثْ بِهَا أَحَدًا، فَإِنَّهَا لَنْ تَضُرَّهُ "
Şu'be'nin bize Abd Rabbuh ibn Sa'id'den rivayet ettiğine göre Ebu El-Velid şöyle anlattı: O şöyle dedi: Ebu Seleme ibn Abdurrahman'ın şöyle dediğini duydum: Beni hasta eden bir rüya görürdüm, bu yüzden bunu Ebu Katade'ye anlattım. Şöyle dedi: Resûlullah'ı işitinceye kadar beni hasta eden o rüyâyı görüyordum. Dua etti Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: "Sizden biriniz sevdiği bir şeyi görürse, Allah'a hamd etsin ve onu sadece sevdiklerine anlatsın. Hoşuna gitmeyen bir şey görürse soluna üç defa tükürsün ve onun şerrinden Allah'a sığınsın ve bunu kimseye söylemesin. "Ona zarar vermeyeceksin."
08
Sunen ed-Darimi # 10/2079
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ ، عَنْ مَخْلَدِ بْنِ حُسَيْنٍ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" الرُّؤْيَا ثَلَاثٌ : فَالرُّؤْيَا الْحَسَنَةُ بُشْرَى مِنْ اللَّهِ، وَالرُّؤْيَا تَحْزِينٌ مِنْ الشَّيْطَانِ، وَالرُّؤْيَا مِمَّا يُحَدِّثُ بِهِ الْإِنْسَانُ نَفْسَهُ، فَإِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ مَا يَكْرَهُهُ، فَلَا يُحَدِّثْ بِهِ، وَلْيَقُمْ، وَلْيُصَلِّ "
Muhammed ibn Kesir, Muhlid ibn Hüseyin'den, Hişam'dan, İbn Sirin'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: "Bir rüyada üç şey vardır: Güzel bir rüya, Allah'tan bir müjdedir, bir rüya, Şeytan'dan bir üzüntüdür ve bir rüya, onun anlattığı bir şeydir." İnsan kendisidir, o halde sizden biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse, ondan bahsetmesin, ayakta durup namaz kılsın.”
09
Sunen ed-Darimi # 10/2080
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ ، عَنْ مَخْلَدِ بْنِ حُسَيْنٍ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" إِذَا اقْتَرَبَ الزَّمَانُ، لَمْ تَكَدْ رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ تَكْذِبُ، وَأَصْدَقُهُمْ رُؤْيَا أَصْدَقُهُمْ حَدِيثًا "
Muhammed ibni Kesir, Muhlid ibn Hüseyin'den, Hişam'dan, İbn Sirin'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, Allah ona salat ve selam versin, dedi ki: "Zamanı yaklaştığında, mü'minin görüşü neredeyse yalan olmaz ve görüşlerinde en doğru olanı, sözlerinde en doğru olanıdır."
10
Sunen ed-Darimi # 10/2081
أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ ، عَنْ عَبْدِ الْأَعْلَى ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، عَنْ عَلِيٍّ ، يَرْفَعُ الْحَدِيثَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" مَنْ كَذَبَ فِي حُلْمِهِ، كُلِّفَ عَقْدَ شَعِيرة يَوْمَ الْقِيَامَةِ "
Ebu Nuaym bize anlattı, İsrail bize Abd al-Ala'dan, Ebu Abd al-Rahman'dan, Ali'den rivayet ederek hadisi Peygamber'e havale ederek, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Allah ona rahmet ve selam versin: "Kim rüyasında yatarsa, kıyamet gününde bir ibadet yapmakla sorumlu olacaktır."
11
Sunen ed-Darimi # 10/2082
أَخْبَرَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ ، عَنْ دَرَّاجٍ أَبِي السَّمْحِ ، عَنْ أَبِي الْهَيْثَمِ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :" أَصْدَقُ الرُّؤْيَا بِالْأَسْحَارِ "
Mervan bin Muhammed bize anlattı, Abdullah bin Vehb, Amr bin El-Haris'ten, Darraj Ebu El-Samh'dan, Ebu'l-Heysem'den, Ebu Saeed el-Hudri'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle dedi: "Şafak öncesi yemeğin vizyonuna inanıyorum."
12
Sunen ed-Darimi # 10/2083
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ :" لَا تَقُصُّوا الرُّؤْيَا إِلَّا عَلَى عَالِمٍ، أَوْ نَاصِحٍ "
Muhammed bin Abdullah anlattı, Yezid bin Zürayi anlattı, Sa'id bize Katade'den, İbn Sirin'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den (s.a.v.) şöyle derdi: "Bir âlim veya danışmandan başkasına rüya anlatmayın."
13
Sunen ed-Darimi # 10/2084
أَخْبَرَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ وَكِيعَ بْنَ عُدُسٍ يُحَدِّثُ، عَنْ عَمِّهِ أَبِي رَزِينٍ الْعُقَيْلِيِّ ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" الرُّؤْيَا هِيَ عَلَى رِجْلِ طَائِرٍ مَا لَمْ يُحَدَّثْ بِهَا، فَإِذَا حُدِّثَ بِهَا، وَقَعَتْ "
Haşim bin Kasım bize anlattı, Şu'be Ali bin Ata'dan rivayetle şöyle dedi: Veki' bin Adas'ı amcası Ebu Razin'den rivayetle konuşurken duydum. El-Ukaili, Resûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i şöyle derken işittiğini söyledi: "Rüya, rivayet edilmedikçe kuşun ayağı hakkındadır. Onunla birlikte düştü.”
14
Sunen ed-Darimi # 10/2085
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ مُسَلْمِ ، حَدَّثَنِي ابْنُ جَابِرٍ ، عَنْ خَالِدِ بْنِ اللَّجْلَاجِ ، وَسَأَلَهُ مَكْحُولٌ أَنْ يُحَدِّثَهُ قَالَ : سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَائِشٍ يَقُولُ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ :" رَأَيْتُ رَبِّي فِي أَحْسَنِ صُورَةٍ، قَالَ : فِيمَ يَخْتَصِمُ الْمَلَأُ الْأَعْلَى؟ فَقُلْتُ : أَنْتَ أَعْلَمُ يَا رَبِّ، قَالَ : فَوَضَعَ كَفَّهُ بَيْنَ كَتِفَيَّ، فَوَجَدْتُ بَرْدَهَا بَيْنَ ثَدْيَيَّ ، فَعَلِمْتُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَتَلَا : # وَكَذَلِكَ نُرِي إِبْرَاهِيمَ مَلَكُوتَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِنِينَ سورة الأنعام آية 75 # "
Muhammed bin Mübarek bize anlattı, Velid bin Müslim bana anlattı, İbn Cabir bana Halid bin El-Lajlac'tan rivayet etti ve Makhoul ona konuşup konuşmadığını sordu ve şöyle dedi: Abdurrahman bin Aiş'i şöyle derken duydum: Allah'ın Elçisi'ni işittim, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle derken: "Rabbimi en iyi durumda gördüm." Bir resim. Dedi ki: En yüksek meclis hangi konuda tartışıyor? Ben de dedim ki: Sen en iyisini bilirsin ya Rabbi. Dedi ki: Sonra avucunu omuzlarımın arasına koydu, ben de onun serinliğini göğüslerimin arasında buldum, böylece göklerde ve yerde ne olduğunu biliyordum ve şöyle okudu: # Ve böylece İbrahim'e göklerin ve yerin mülkünü gösterdik ve o kesin olarak inananlardan olsun. Sure En'am 75. Ayet #"
15
Sunen ed-Darimi # 10/2086
أَخْبَرَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ، عَنْ عَبْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ قُطْبَةَ، عَنْ يُوسُفَ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ ، قَالَ : "مَنْ رَأَى رَبَّهُ فِي الْمَنَامِ، دَخَلَ الْجَنَّةَ "
Nuaym ibn Hammad, Abd ibn Abdurrahman'dan, Kutbe'den, Yusuf'tan, İbn Sirin'den rivayetle bize şöyle haber verdi: "Kim Rabbini rüyada görürse, o cennete girmiştir."
16
Sunen ed-Darimi # 10/2087
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ هُوَ ابْنُ سَعْدٍ ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ ، عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ :" بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ، رَأَيْتُ النَّاسَ يُعْرَضُونَ عَلَيَّ وَعَلَيْهِمْ قُمُصٌ، مِنْهَا مَا يَبْلُغُ الثُّدِيَّ، وَمِنْهَا مَا يَبْلُغُ دُونَ ذَلِكَ، وَعُرِضَ عَلَيَّ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَعَلَيْهِ قَمِيصٌ يَجُرُّهُ "، فَقَالَ مَنْ حَوْلَهُ : فَمَاذَا تَأَوَّلْتَ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ : " الدِّينَ "
Abdullah bin Salih bize dedi, İbrahim bize kendisinin İbn Saad olduğunu, Salih bin Kaysan'dan, İbn Şihab'tan, Ebu Umame ibn Sehl İbn Huneyf'ten, Ebu Saeed el-Hudri'den rivayetle, Resûlullah'ın (s.a.v.) Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, şöyle derken işittiğini söyledi: "Ben uyurken, insanları gördüm. Bana, bir kısmı göğüs ölçüsüne ulaşan, bir kısmı da daha az olan gömlekler giymiş olarak gösterildiler ve Ömer ibn el-Hattab bana bir gömlek giymiş olarak gösterildi. onu sürüklüyor.” Etrafındakiler: "Siz bunu ne olarak yorumluyorsunuz ey Allah'ın Resulü?" dediler. “Din” dedi.
17
Sunen ed-Darimi # 10/2088
أَخْبَرَنَا أَبُو عَلِيٍّ الْحَنَفِيُّ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ هُوَ ابْنُ عُمَرَ ، عَنْ نَافِعٍ : أَنَّ ابْنَ عُمَرَ ، قَالَ : كُنْتُ فِي عَهْدِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَمَا لِي مَبِيتٌ إِلَّا فِي مَسْجِدِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، وَكَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا أَصْبَحَ يَأْتُونَهُ فَيَقُصُّونَ عَلَيْهِ الرُّؤْيَا، قَالَ : فَقُلْتُ : مَا لِي لَا أَرَى شَيْئًا؟ فَرَأَيْتُ كَأَنَّ النَّاسَ يُحْشَرُونَ فَيُرْمَى بِهِمْ عَلَى أَرْجُلِهِمْ فِي رَكِيٍّ فَأُخِذْتُ، فَلَمَّا دَنَى إِلَى الْبِئْرِ، قَالَ رَجُلٌ : خُذُوا بِهِ ذَاتَ الْيَمِينِ، فَلَمَّا اسْتَيْقَظْتُ، هَمَّتْنِي رُؤْيَايَ وَأَشْفَقْتُ مِنْهَا، فَسَأَلْتُ حَفْصَةَ عَنْهَا، فَقَالَتْ : نِعْمَ مَا رَأَيْتَ.
فَقُلْتُ لَهَا : سَلِي النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَسَأَلَتْهُ، فَقَالَ :" نِعْمَ الرَّجُلُ عَبْدُ اللَّهِ، لَوْ كَانَ يُصَلِّي مِنْ اللَّيْلِ ".
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ خَالِدٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدٍ الْفَزَارِيِّ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، بِهَذَا الْحَدِيثِ.
قَالَ ابْنُ عُمَرَ : وَكُنْتُ إِذَا نِمْتُ، لَمْ أَقُمْ حَتَّى أُصْبِحَ.
قَالَ نَافِعٌ : وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يُصَلِّي اللَّيْلَ
فَقُلْتُ لَهَا : سَلِي النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَسَأَلَتْهُ، فَقَالَ :" نِعْمَ الرَّجُلُ عَبْدُ اللَّهِ، لَوْ كَانَ يُصَلِّي مِنْ اللَّيْلِ ".
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ خَالِدٍ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدٍ الْفَزَارِيِّ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، بِهَذَا الْحَدِيثِ.
قَالَ ابْنُ عُمَرَ : وَكُنْتُ إِذَا نِمْتُ، لَمْ أَقُمْ حَتَّى أُصْبِحَ.
قَالَ نَافِعٌ : وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يُصَلِّي اللَّيْلَ
Abdullah İbn Ömer'in Nafi'den rivayet ettiğine göre Ebu Ali el-Hanefi bize şunları anlattı: İbn Ömer şöyle dedi: Ben Peygamber'in hükümdarlığı dönemindeydim, Allah ona bereket versin ve ona selamet versin. Ve benim Peygamber Efendimiz (sav)'in mescidinden başka kalacak yerim yok, Allah ona salat ve selam versin. Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Sabahleyin yanına gelirler ve gördüğü görümü anlatırlardı. Dedi ki: Ben de dedim ki: Neden hiçbir şey göremiyorum? Sanki insanlar toplanıp ayakları üzerinde bir çukura atılıyormuş gibi gördüm, o yüzden götürüldüm. Kuyuya yaklaşınca bir adam şöyle dedi: Onu yalnız götürün. Doğru, uyandığımda hayallerim beni endişelendiriyordu Onun haline üzüldüm, Hafsa'ya onu sordum, o da şöyle dedi: Evet, ne gördüm? Ben de ona dedim ki: Peygamber'e sorun, Allah ona bereket versin ve ona selâmet versin. Ben de ona sordum, o da şöyle dedi: "Abdullah ne güzel insandır, keşke geceleri namaz kılsaydı." Musa bin Halid, İbrahim bin Muhammed el-Fazari'den rivayetle bize şöyle anlattı: Ubeydullah, Nafi'den, İbn Ömer'den rivayetle bu hadisi rivayet etmiştir. İbn Ömer şöyle dedi: Uyuduğumda sabaha kadar kalkmazdım. Nafi' dedi ki: İbn Ömer geceyi namaz kılardı.
18
Sunen ed-Darimi # 10/2089
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ ، عَنْ يُونُسَ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ ، قَالَ : سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ :" بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ، إِذْ أُتِيتُ بِقَدَحٍ مِنْ لَبَنٍ فَشَرِبْتُ مِنْهُ، حَتَّى إِنِّي لَأَرَى الرِّيَّ فِي ظُفْرِي أَوْ قَالَ : فِي أَظْفَارِي ، ثُمَّ نَاوَلْتُ فَضْلَهُ عُمَرَ "، فَقَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أَوَّلْتَهُ؟ قَالَ : " الْعِلْمَ "
Muhammed bin es-Salt anlattı, İbnü'l-Mübarek, Yunus'tan, Ez-Zuhri'den, Hamza bin Abdullah bin Ömer'den, İbni Ömer'den rivayet etti: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "Ben uyurken bana bir bardak süt getirildi ve ondan içtim. Tırnaklarımda sulanma görmek veya şöyle dedi: Tırnaklarımda. Sonra ödülünü Ömer'e verdim. Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, sen neyi yorumladın? “Bilgi” dedi.
19
Sunen ed-Darimi # 10/2090
أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ الْمُبَارَكِ ، أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ ، حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قَيْسٍ ، حَدَّثَنِي بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :" اللَّبَنُ الْفِطْرَةُ، وَالسَّفِينَةُ نَجَاةٌ، وَالْجَمَلُ حُزْنٌ، وَالْخُضْرَةُ الْجَنَّةُ، وَالْمَرْأَةُ خَيْرٌ "
Hakem bin Mübarek anlattı, Velid anlattı, İbn Cabir anlattı, Muhammed bin Kays bana söyledi, Peygamber'in bazı sahabeleri bana şöyle dedi: Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, Peygamberimiz (s.a.v.)'in salat ve selamı üzerine olsun ki, o şöyle buyurmuştur: "Süt güzel bir tabiattır, gemi kurtuluştur, deve ise üzüntüdür. Ve yeşillik cennettir ve kadınlar daha iyidir.”
20
Sunen ed-Darimi # 10/2091
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ هُوَ ابْنُ كَثِيرٍ ، عَنْ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ مِمَّا يَقُولُ لِأَصْحَابِهِ :" مَنْ رَأَى مِنْكُمْ رُؤْيَا، فَلْيَقُصَّهَا عَلَيَّ فَأَعْبُرَهَا لَهُ ".
قَالَ : فَجَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، رَأَيْتُ ظُلَّةً بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ تَنْطِفُ عَسَلًا وَسَمْنًا، وَرَأَيْتُ سَبَبًا وَاصِلًا مِنْ السَّمَاءِ إِلَى الْأَرْضِ، وَرَأَيْتُ أُنَاسًا يَتَكَفَّفُونَ مِنْهَا، فَمُسْتَكْثِرٌ وَمُسْتَقِلٌّ، فَأَخَذْتَ بِهِ فَعَلَوْتَ، فَأَعْلَاكَ اللَّهُ، ثُمَّ أَخَذَ بِهِ الَّذِي بَعْدَكَ فَعَلَا، فَأَعْلَاهُ اللَّهُ، ثُمَّ أَخَذَهُ الَّذِي بَعْدَهُ فَعَلَا، فَأَعْلَاهُ اللَّهُ، ثُمَّ أَخَذَهُ الَّذِي بَعْدَهُ فَقُطِعَ بِهِ، ثُمَّ وُصِلَ فَاتَّصَلَ.
فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، ائْذَنْ لِي فَأَعْبُرَهَا، فَقَالَ : اعْبُرْهَا.
وَكَانَ أَعْبَرَ النَّاسِ لِلرُّؤْيَا بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ : أَمَّا الظُّلَّةُ فَالْإِسْلَامُ، وَأَمَّا الْعَسَلُ وَالسَّمْنُ فَالْقُرْآنُ : حَلَاوَةُ الْعَسَلِ وَلِينُ السَّمْنِ، وَأَمَّا الَّذِينَ يَتَكَفَّفُونَ مِنْهُ، فَمُسْتَكْثِرٌ وَمُسْتَقِلٌّ فَهُمْ حَمَلَةُ الْقُرْآنِ، وَأَمَّا السَّبَبُ الْوَاصِلُ مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الأَرْضِ فَالْحَقُّ الَّذِي أَنْتَ عَلَيْهِ، تَأْخُذُ بِهِ فَيُعْليكَ اللهُ بِهِ، ثُمَّ يَأْخُذُ بِهِ رَجُلٌ مِنْ بَعْدِكَ فَيَعْلُو بِهِ، ثُمَّ يَأَخُذُ بِهِ رَجُلٌ آخَرُ فَيَعْلُو بِهِ، ثُمَّ يَأْخُذُ بِهِ رَجُلٌ آخَرُ فَيَنْقَطِعُ بِهِ، ثُمَّ يُوصَلُ لَهُ فَيَعْلُو بِهِ، فَأَخْبِرْني يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ أَصَبْتُ أَمْ أَخْطَأْتُ، فَقَالَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " أَصَبْتَ وَأَخْطَأْتَ ".
فَقَالَ : فَمَا الَّذِي أَصَبْتُ وَمَا الَّذِي أَخْطَأْتُ؟ فَأَبَى أَنْ يُخْبِرَهُ
قَالَ : فَجَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، رَأَيْتُ ظُلَّةً بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ تَنْطِفُ عَسَلًا وَسَمْنًا، وَرَأَيْتُ سَبَبًا وَاصِلًا مِنْ السَّمَاءِ إِلَى الْأَرْضِ، وَرَأَيْتُ أُنَاسًا يَتَكَفَّفُونَ مِنْهَا، فَمُسْتَكْثِرٌ وَمُسْتَقِلٌّ، فَأَخَذْتَ بِهِ فَعَلَوْتَ، فَأَعْلَاكَ اللَّهُ، ثُمَّ أَخَذَ بِهِ الَّذِي بَعْدَكَ فَعَلَا، فَأَعْلَاهُ اللَّهُ، ثُمَّ أَخَذَهُ الَّذِي بَعْدَهُ فَعَلَا، فَأَعْلَاهُ اللَّهُ، ثُمَّ أَخَذَهُ الَّذِي بَعْدَهُ فَقُطِعَ بِهِ، ثُمَّ وُصِلَ فَاتَّصَلَ.
فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، ائْذَنْ لِي فَأَعْبُرَهَا، فَقَالَ : اعْبُرْهَا.
وَكَانَ أَعْبَرَ النَّاسِ لِلرُّؤْيَا بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ : أَمَّا الظُّلَّةُ فَالْإِسْلَامُ، وَأَمَّا الْعَسَلُ وَالسَّمْنُ فَالْقُرْآنُ : حَلَاوَةُ الْعَسَلِ وَلِينُ السَّمْنِ، وَأَمَّا الَّذِينَ يَتَكَفَّفُونَ مِنْهُ، فَمُسْتَكْثِرٌ وَمُسْتَقِلٌّ فَهُمْ حَمَلَةُ الْقُرْآنِ، وَأَمَّا السَّبَبُ الْوَاصِلُ مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الأَرْضِ فَالْحَقُّ الَّذِي أَنْتَ عَلَيْهِ، تَأْخُذُ بِهِ فَيُعْليكَ اللهُ بِهِ، ثُمَّ يَأْخُذُ بِهِ رَجُلٌ مِنْ بَعْدِكَ فَيَعْلُو بِهِ، ثُمَّ يَأَخُذُ بِهِ رَجُلٌ آخَرُ فَيَعْلُو بِهِ، ثُمَّ يَأْخُذُ بِهِ رَجُلٌ آخَرُ فَيَنْقَطِعُ بِهِ، ثُمَّ يُوصَلُ لَهُ فَيَعْلُو بِهِ، فَأَخْبِرْني يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ أَصَبْتُ أَمْ أَخْطَأْتُ، فَقَالَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " أَصَبْتَ وَأَخْطَأْتَ ".
فَقَالَ : فَمَا الَّذِي أَصَبْتُ وَمَا الَّذِي أَخْطَأْتُ؟ فَأَبَى أَنْ يُخْبِرَهُ
Muhammed bin Kesir bize, Kesir'in oğlu Süleyman'ın bize anlattığına göre, Zühri'den, Ubeydullah bin Abdullah'tan, İbni Abbas'tan rivayetle, Allah'ın Elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, ashabına şöyle derdi: "Sizden kim bir rüya görürse, onu bana anlatsın, ben de ona açıklayacağım." Dedi ki: Derken bir adam geldi ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, gök ile yer arasında bal ve sıvı yağ akan bir gölge gördüm ve gökten yere uzanan bir dere gördüm. Ve ben ona borçlu olan bir kavim gördüm, fakat o kibirli ve hareketsizdi, sen de onu tuttun ve kendini yücelttin, Allah da seni yüceltti, sonra o da seni yüceltti. Senden sonra Alâ onu aldı, Allah da onu kaldırdı, sonra ondan sonra gelen de onu kaldırdı, Allah da onu kaldırdı, sonra ondan sonra onu alıp kesti, sonra da bağladı. O da aradı. Ebu Bekir şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, oradan geçmeme izin ver. Dedi ki: Geç onu. O, Allah Resulü'nden sonra insanların rüyetler konusunda en bilgilisiydi, Allah ona salat ve selam versin. Allah ona salat ve selamet versin ve dedi ki: Gölge İslam'dır, bal ve yağ ise Kur'an'dır: Balın tatlılığı ve yağın yumuşaklığı ve bunlarla sınırlı olanlar, bol ve bağımsızdır, dolayısıyla onlar Kur'an'ın taşıyıcılarıdır ve gökten yere ulaşan dava ise Haktır. Üzerinde bulunduğun şeyi alırsın, Allah da seni onunla yükseltir, sonra onu senden sonra bir adam alır, onunla seni yükseltir, sonra onu başka bir adam alır. Kendisi onunla yükseltilir, sonra başka bir adam onu alır ve onunla bağlantısı kesilir, sonra o ona bağlanır ve o da onunla yükseltilir. Öyleyse bana haber ver ey Allah'ın Resulü, babam kimdir? Haklı mıyım haksız mıyım dedi Allah’ın salat ve selamı onun üzerine olsun: “Haklıydın, haksızdın.” Dedi ki: Neyi doğru yaptım, neyi yanlış anladım? Ona söylemeyi reddetti
21
Sunen ed-Darimi # 10/2092
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ ، حَدَّثَنَا مِسْكِينٌ الْحَرَّانِيُّ ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ بُرْقَانَ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الْأَصَمِّ ، عَنْ الْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ، فَقَالَ : رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنَّ شَمْسًا أَوْ قَمَرًا شَكَّ أَبُو جَعْفَرٍ فِي الْأَرْضِ تُرْفَعُ إِلَى السَّمَاءِ بِأَشْطَانٍ شِدَادٍ، فَذَكَرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ :" ذَاكَ وَفَاةُ ابْنُ أَخِيكَ يَعْنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَفْسَهُ "
Muhammed ibn Mahran bize haber verdi, Miskin el-Harrani Cafer ibn Burkan'dan, Yezid ibn el-Asam'dan, el-Abbas ibn Abdülmuttalib'den rivayet etti ve şöyle dedi: Rüyamda sanki güneşi veya ayı gördüm ve Ebu Cafer dünyanın güçlü şeritler halinde göğe yükseltildiğinden şüphe etti ve şöyle dedi: Bu, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hakkıydı ve şöyle dedi: "Bu, kardeşinin oğlunun, yani Allah'ın Resulü'nün (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) ölümüdür."
22
Sunen ed-Darimi # 10/2093
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ ، عَنْ بَرِيدَ ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ ، عَنْ أَبِي مُوسَى ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" رَأَيْتُ فِي رُؤْيَايَ هَذِهِ أَنِّي هَزَزْتُ سَيْفًا فَانْقَطَعَ صَدْرُهُ، فَإِذَا هُوَ مَا أُصِيبَ مِنْ الْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ أُحُدٍ، ثُمَّ هَزَزْتُهُ أُخْرَى فَعَادَ كَأَحْسَنِ مَا كَانَ، فَإِذَا هُوَ مَا جَاءَ اللَّهُ بِهِ مِنْ الْفَتْحِ وَاجْتِمَاعِ الْمُؤْمِنِينَ، وَرَأَيْتُ فِيهَا أَيْضًا بَقَرًا وَاللَّهِ خَيْرٌ، فَإِذَا هُوَ النَّفَرُ مِنْ الْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ أُحُدٍ، وَإِذَا الْخَيْرُ مَا جَاءَ اللَّهُ بِهِ مِنْ الْخَيْرِ، وَثَوَابِ الصِّدْقِ الَّذِي آتَانَا بَعْدَ يَوْمِ بَدْرٍ "
Abdullah bin Saeed bize anlattı, Ebu Usame bize Büreyd'den, Ebu Burda'dan, Ebu Musa'dan, Peygamber'den, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin dedi. Ve şöyle dedi: "Bu görümde bir kılıç salladığımı ve göğsünün kesildiğini gördüm. İşte Uhud günü müminlerin başına gelen de buydu. Sonra onu salladım." Başka bir sefer, her zamanki gibi güzel bir şekilde geri döndü ve bu, Allah'ın fethini ve müminlerin bir araya toplanmasını sağladığı şeydi ve ben de onun içinde inekler gördüm ve Allah iyidir. Sonra Uhud günü müminler topluluğu, Allah'ın beraberinde getirdiği hayırlar ve kıyamet gününden sonra bize verdiği dürüstlüğün karşılığıdır. "Bedir"
23
Sunen ed-Darimi # 10/2094
أَخْبَرَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ ، عَنْ جَابِرٍ أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ :" رَأَيْتُ كَأَنِّي فِي دِرْعٍ حَصِينَةٍ، وَرَأَيْتُ بَقَرًا يُنْحَرُ، فَأَوَّلْتُ أَنَّ الدِّرْعَ الْمَدِينَةُ ، وَأَنَّ الْبَقَرَ نَفَرٌ، وَاللَّهِ خَيْرٌ، وَلَوْ أَقَمْنَا بِالْمَدِينَةِ ، فَإِنْ دَخَلُوا عَلَيْنَا، قَاتَلْنَاهُمْ ".
فَقَالُوا : وَاللَّهِ مَا دُخِلَتْ عَلَيْنَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ أَفَتُدْخَلُ عَلَيْنَا فِي الْإِسْلَامِ؟ قَالَ : " فَشَأْنَكُمْ إِذًا ".
وَقَالَتْ الْأَنْصَارُ بَعْضُهَا لِبَعْضٍ : رَدَدْنَا عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأْيَهُ، فَجَاؤُوا، فَقَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ شَأْنُكَ، فَقَالَ : " الْآنَ؟ إِنَّهُ لَيْسَ لِنَبِيٍّ إِذَا لَبِسَ لَأْمَتَهُ أَنْ يَضَعَهَا حَتَّى يُقَاتِلَ "
فَقَالُوا : وَاللَّهِ مَا دُخِلَتْ عَلَيْنَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ أَفَتُدْخَلُ عَلَيْنَا فِي الْإِسْلَامِ؟ قَالَ : " فَشَأْنَكُمْ إِذًا ".
وَقَالَتْ الْأَنْصَارُ بَعْضُهَا لِبَعْضٍ : رَدَدْنَا عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأْيَهُ، فَجَاؤُوا، فَقَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ شَأْنُكَ، فَقَالَ : " الْآنَ؟ إِنَّهُ لَيْسَ لِنَبِيٍّ إِذَا لَبِسَ لَأْمَتَهُ أَنْ يَضَعَهَا حَتَّى يُقَاتِلَ "
Haccac bin Minhal bize Hammad bin Seleme'nin anlattığına göre Ebu'z-Zübeyr'in Cabir'den rivayet ettiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sanki üzerimde güçlü bir kalkan vardı ve ineklerin kesildiğini gördüm, bu yüzden kalkanın şehir olduğunu ve ineklerin Allah tarafından bir grup olduğunu yorumladım. Biz şehirde kalsak daha iyi olur, üzerimize saldırırlarsa onlarla savaşırız.” Dediler ki: Vallahi sen İslam'dan önceki dönemde aramıza girmedin. İslam öncesi dönemde aramıza mı gireceksin? İslam mı? Dedi ki: "Peki ya sen?" Ensar birbirlerine dediler ki: Biz Peygamber (s.a.v.)'e cevap verdik, Allah ona salat ve selam versin. Fikrini görünce gelip şöyle dediler: Ey Allah'ın Resulü, işiniz nedir? "Şimdi mi? Bir peygamber, cariyesi için elbise giyerse, savaşıncaya kadar onu çıkarması ona düşmez."
24
Sunen ed-Darimi # 10/2095
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ :" أَكْرَهُ الْغُلَّ، وَأُحِبُّ الْقَيْدَ، الْقَيْدُ ثَبَاتٌ فِي الدِّينِ "
Muhammed bin Abdullah el-Rakkaşi bize anlattı, Yezid bin Zürayi bize anlattı, Sa'id bize Katade'den, Muhammed bin Şirin'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber (s.a.v.)'den rivayetle şöyle dediğini anlattı: "Kısıtlamalardan nefret ederim ve kısıtlamaları severim. Zincirler dinde istikrardır."
25
Sunen ed-Darimi # 10/2096
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْهَاشِمِيُّ ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ :" رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ امْرَأَةً سَوْدَاءَ ثَائِرَةَ الشَّعْرِ تَفِلَةً، أُخْرِجَتْ مِنْ الْمَدِينَةِ فَأُسْكِنَتْ مَهْيَعَةَ ، فَأَوَّلْتُهَا وَبَاءَ الْمَدِينَةِ يَنْقُلُهَا اللَّهُ إِلَى مَهْيَعَةَ "
Süleyman bin Davud el-Haşimi bize anlattı, İbn Ebu'z-Zennad Musa bin Ukba'dan, Salem bin Abdullah'tan, babasından rivayetle şöyle dedi: Resûlullah'ı (s.a.v.) işittim, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin: "Rüyamda saçları darmadağınık siyah bir kadın gördüm. Şehir bir mesken yerine yerleşmişti, ben de onu salgın hastalıkla tedavi ettim. Şehir Allah tarafından mesken olan bir yere taşınacaktır.”
26
Sunen ed-Darimi # 10/2097
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلَاءِ ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ الْأَسْوَدِ ، عَنْ مُجَالِدٍ ، عَنْ عَامِرٍ ، عَنْ جَابِرٍ ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَنَّهُ قَالَ يَوْمًا مِنْ الْأَيَّامِ :" رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ أَنَّ رَجُلًا أَتَانِي بِكُتْلَةٍ مِنْ تَمْرٍ فَأَكَلْتُهَا، فَوَجَدْتُ فِيهَا نَوَاةً، فَآذَتْنِي حِينَ مَضَغْتُهَا، ثُمَّ أَعْطَانِي كُتْلَةً أُخْرَى، فَقُلْتُ : إِنَّ الَّذِي أَعْطَيْتَنِي وَجَدْتُ فِيهَا نَوَاةً آذَتْنِي فَأَكَلْتُهَا ".
فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ : نَامَتْ عَيْنُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَذِهِ السَّرِيَّةُ الَّتِي بَعَثْتَ بِهَا، غَنِمُوا مَرَّتَيْنِ كِلْتَاهُمَا وَجَدُوا رَجُلًا يَنْشُدُ ذِمَّتَكَ.
فَقُلْتُ لِمُجَالِدٍ : مَا يَنْشُدُ ذِمَّتَكَ؟ قَالَ : يَقُولُ : لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ : نَامَتْ عَيْنُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَذِهِ السَّرِيَّةُ الَّتِي بَعَثْتَ بِهَا، غَنِمُوا مَرَّتَيْنِ كِلْتَاهُمَا وَجَدُوا رَجُلًا يَنْشُدُ ذِمَّتَكَ.
فَقُلْتُ لِمُجَالِدٍ : مَا يَنْشُدُ ذِمَّتَكَ؟ قَالَ : يَقُولُ : لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
Muhammed bin Al-Ala bize anlattı, Yahya bin Abdul Rahman anlattı, Ubeyde bin El Esved bize Mücalid'den, Emir'den, Cabir'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: Bir gün rüyamda bir adamın bana bir parça hurma getirdiğini gördüm. Onu yedim ve içinde bir çukur buldum, çiğnediğimde canımı acıttı. Sonra bana bir parça daha verdi, ben de dedim ki: Bana verdiğin şeyi orada buldum. Bir tohum canımı acıttı, ben de onu yedim.” Sonra Ebû Bekir şöyle dedi: “Gözlerin uykuya daldı yâ Resûlallah. Bu, gönderildiğiniz seferdir. İki kez ganimet aldılar.” İkisi de Senin korumanı isteyen bir adam buldular. Ben de Mücalid'e dedim ki: Senin görevin nedir? Dedi ki: O diyor ki: Allah'tan başka ilah yoktur
27
Sunen ed-Darimi # 10/2098
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ بْنُ يَعِيشَ ، حَدَّثَنَا يُونُسُ هُوَ ابْنُ بُكَيْرٍ ، أَخْبَرَنَا ابْنُ إِسْحَاق ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ ، عَنْ عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَتْ : كَانَتْ امْرَأَةٌ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ لَهَا زَوْجٌ تَاجِرٌ يَخْتَلِفُ، فَكَانَتْ تَرَى رُؤْيَا كُلَّمَا غَابَ عَنْهَا زَوْجُهَا، وَقَلَّمَا يَغِيبُ إِلَّا تَرَكَهَا حَامِلًا، فَتَأْتِي رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَتَقُولُ : إِنَّ زَوْجِي خَرَجَ تَاجِرًا فَتَرَكَنِي حَامِلًا، فَرَأَيْتُ فِيمَا يَرَى النَّائِمُ : أَنَّ سَارِيَةَ بَيْتِي انْكَسَرَتْ، وَأَنِّي وَلَدْتُ غُلَامًا أَعْوَرَ.
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " خَيْرٌ، يَرْجِعُ زَوْجُكِ عَلَيْكِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى صَالِحًا، وَتَلِدِينَ غُلَامًا بَرًّا ".
فَكَانَتْ تَرَاهَا مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلَاثًا، كُلُّ ذَلِكَ تَأْتِي رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَيَقُولُ ذَلِكَ لَهَا فَيَرْجِعُ زَوْجُهَا، وَتَلِدُ غُلَامًا، فَجَاءَتْ يَوْمًا كَمَا كَانَتْ تَأْتِيهِ، وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ غَائِبٌ، وَقَدْ رَأَتْ تِلْكَ الرُّؤْيَا، فَقُلْتُ لَهَا : عَمَّ تَسْأَلِينَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَا أَمَةَ اللَّهِ؟ فَقَالَتْ : رُؤْيَا كُنْتُ أُرَاهَا، فَآتِي رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَسْأَلُهُ عَنْهَا فَيَقُولُ خَيْرًا، فَيَكُونُ كَمَا قَالَ.
فَقُلْتُ : فَأَخْبِرِينِي مَا هِيَ.
قَالَتْ : حَتَّى يَأْتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَعْرِضَهَا عَلَيْهِ كَمَا كُنْتُ أَعْرِضُ.
فَوَاللَّهِ مَا تَرَكْتُهَا حَتَّى أَخْبَرَتْنِي، فَقُلْتُ : وَاللَّهِ لَئِنْ صَدَقَتْ رُؤْيَاكِ، لَيَمُوتَنَّ زَوْجُكِ وَتَلِدِينَ غُلَامًا فَاجِرًا، فَقَعَدَتْ تَبْكِي، وَقَالَتْ مَا لِي حِينَ عَرَضْتُ عَلَيْكِ رُؤْيَايَ؟ فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهِيَ تَبْكِي، فَقَالَ لَهَا : مَا لَهَا يَا عَائِشَةُ ؟ فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ وَمَا تَأَوَّلْتُ لَهَا.
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " مَهْ يَا عَائِشَةُ ،إِذَا عَبَرْتُمْ لِلْمُسْلِمِ الرُّؤْيَا، فَاعْبُرُوهَا عَلَى الْخَيْرِ، فَإِنَّ الرُّؤْيَا تَكُونُ عَلَى مَا يَعْبُرُهَا صَاحِبُهَا ".
فَمَاتَ وَاللَّهِ زَوْجُهَا، وَلَا أُرَاهَا إِلَّا وَلَدَتْ غُلَامًا فَاجِرًا
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " خَيْرٌ، يَرْجِعُ زَوْجُكِ عَلَيْكِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى صَالِحًا، وَتَلِدِينَ غُلَامًا بَرًّا ".
فَكَانَتْ تَرَاهَا مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلَاثًا، كُلُّ ذَلِكَ تَأْتِي رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَيَقُولُ ذَلِكَ لَهَا فَيَرْجِعُ زَوْجُهَا، وَتَلِدُ غُلَامًا، فَجَاءَتْ يَوْمًا كَمَا كَانَتْ تَأْتِيهِ، وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ غَائِبٌ، وَقَدْ رَأَتْ تِلْكَ الرُّؤْيَا، فَقُلْتُ لَهَا : عَمَّ تَسْأَلِينَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَا أَمَةَ اللَّهِ؟ فَقَالَتْ : رُؤْيَا كُنْتُ أُرَاهَا، فَآتِي رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَسْأَلُهُ عَنْهَا فَيَقُولُ خَيْرًا، فَيَكُونُ كَمَا قَالَ.
فَقُلْتُ : فَأَخْبِرِينِي مَا هِيَ.
قَالَتْ : حَتَّى يَأْتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَعْرِضَهَا عَلَيْهِ كَمَا كُنْتُ أَعْرِضُ.
فَوَاللَّهِ مَا تَرَكْتُهَا حَتَّى أَخْبَرَتْنِي، فَقُلْتُ : وَاللَّهِ لَئِنْ صَدَقَتْ رُؤْيَاكِ، لَيَمُوتَنَّ زَوْجُكِ وَتَلِدِينَ غُلَامًا فَاجِرًا، فَقَعَدَتْ تَبْكِي، وَقَالَتْ مَا لِي حِينَ عَرَضْتُ عَلَيْكِ رُؤْيَايَ؟ فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهِيَ تَبْكِي، فَقَالَ لَهَا : مَا لَهَا يَا عَائِشَةُ ؟ فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ وَمَا تَأَوَّلْتُ لَهَا.
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " مَهْ يَا عَائِشَةُ ،إِذَا عَبَرْتُمْ لِلْمُسْلِمِ الرُّؤْيَا، فَاعْبُرُوهَا عَلَى الْخَيْرِ، فَإِنَّ الرُّؤْيَا تَكُونُ عَلَى مَا يَعْبُرُهَا صَاحِبُهَا ".
فَمَاتَ وَاللَّهِ زَوْجُهَا، وَلَا أُرَاهَا إِلَّا وَلَدَتْ غُلَامًا فَاجِرًا
Ubeyd bin Yaiş anlattı, Yunus bize onun İbn Bukayr olduğunu söyledi, İbn İshak bize Muhammed bin Amr bin Ata'dan, Süleyman ibn Yesar'dan, Peygamber'in (s.a.v.) hanımı Aişe'den (Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin) rivayet ederek şöyle dedi: Medine halkından, tüccar olan bir kocası olan ve anlaşmazlığa düşen bir kadın vardı. Kocası yanında olmadığı zamanlarda bir rüya görürdü ve onu hamile bırakması dışında nadiren kaybolurdu, bu yüzden Allah'ın elçisi sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına gelirdi. Şöyle diyor: Tüccar olan kocam dışarı çıktı ve beni hamile bıraktı, ben de uyuyan birinin gördüğü gibi evimin direğinin kırıldığını ve bir erkek çocuk doğurduğumu gördüm. Tek gözlü. Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Güzeldir. Kocan, Allah'ın izniyle sana geri dönecek, hayırlı olacak ve sen de salih bir çocuk doğuracaksın." Onu iki veya üç defa görür ve her defasında Resûlullah (s.a.v.)'in yanına gelir, Allah ona salât ve selâm verir, bunu kendisine söylerdi ve o da geri dönerdi. Kocası ve kendisi bir erkek çocuk doğuruyordu. Bir gün, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yokluğunda geldiği gibi geldi ve o görüyü gördü. Ben de ona dedim ki: Allah'ın Resulü'ne ne sorarsın, Allah ona salat ve selam versin, ey Allah'ın ümmeti? Dedi ki: Bir rüya görüyordum, o yüzden Resûlullah'ın yanına geleceğim. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, bu yüzden ona bunu sordum, o da hayır dedi ve dediği gibi oldu. Ben de dedim ki: Bana ne olduğunu söyle. Dedi ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gelinceye kadar, onu ona takdim ettiğim gibi arz ederim. Vallahi, o bana haber verinceye kadar onu bırakmadım ve dedim ki: Vallahi, eğer Vizyonlarınız gerçekleşti. Kocan ölecek ve sen ahlaksız bir çocuk doğuracaksın. Böylece ağlamaya başladı ve şöyle dedi: "Sana vizyonumu gösterdiğimde benim sorunum ne?" Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ağlarken içeri girdi ve ona: "Nesi var Âişe?" dedi. Ben de ona haberi ve bunun için ne yorumladığımı anlattım. Sonra bir haberci dedi ki Allah, Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun: "Ne olur ey Aişe, bir Müslümana rüyayı anlatırsan, onu güzel bir dille anlat, çünkü o rüya öyle olur." Sahibi oradan geçecek.” Vallahi kocası öldü ve onu ahlaksız bir çocuk doğurması dışında hiç görmedim.