Bölüm 2: Genel Davranis
Bölümlere Dön
01
El-Edebul Mufred # 2/47
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ: حَدَّثَنَا ضَمْضَمُ بْنُ عَمْرٍو الْحَنَفِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا كُلَيْبُ بْنُ مَنْفَعَةَ قَالَ: قَالَ جَدِّي: يَا رَسُولَ اللهِ، مَنْ أَبَرُّ؟ قَالَ: أُمَّكَ وَأَبَاكَ، وَأُخْتَكَ وَأَخَاكَ، وَمَوْلاَكَ الَّذِي يَلِي ذَاكَ، حَقٌّ وَاجِبٌ، وَرَحِمٌ مَوْصُولَةٌ.
Abdullah b. Ömer (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)
onu kutsa ve ona esenlik ver, dedi ki: "Köle efendisine öğüt verdiğinde
rabbine kullukta ısrar ederse, ona iki kat mükafat verilir .”
01
El-Edebul Mufred # 2/57
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْنٍ قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: مَنْ سَرَّهُ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ، وَأَنْ يُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ، فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ.
İbrahim bin El-Münzir bize şöyle dedi: Muhammed bin Ma'n bize şöyle dedi: Babam bana, Sa'id bin Ebi Sa'id el-Makberi'den, babam Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Elçisi'ni (Allah'ın salat ve selamı ona olsun) şöyle derken işittim: Kim rızkının genişleyeceğini ve yolunun ona bereketli olmasını arzu ederse, Akrabalık bağlarını korusun...
01
El-Edebul Mufred # 2/67
حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ: حَدَّثَنَا عُيَيْنَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ: سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: مَا مِنْ ذَنْبٍ أَحْرَى أَنْ يُعَجِّلَ اللَّهُ لِصَاحِبِهِ الْعُقُوبَةَ فِي الدُّنْيَا، مَعَ مَا يَدَّخِرُ لَهُ فِي الْآخِرَةِ، مِنْ قَطِيعَةِ الرَّحِمِ وَالْبَغْيِ.
Adem bize anlattı, şöyle dedi: Bize Şu'be anlattı, şöyle dedi: Uyeyne bin Abdurrahman bize anlattı, dedi ki: Babamı, Ebu Bekre'den rivayetle konuşurken duydum. Şöyle dedi: Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah'ın, günahkârının cezasını dünyada kendisi için hazırladığından başka, bu dünyada da acele etmesinden daha uygun bir günah yoktur. Ahiret, akrabalık bağlarının kopması ve günahlardandır.
02
El-Edebul Mufred # 2/48
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ {وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ} قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَنَادَى: يَا بَنِي كَعْبِ بْنِ لُؤَيٍّ، أَنْقِذُوا أَنْفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ. يَا بَنِي عَبْدِ مَنَافٍ، أَنْقِذُوا أَنْفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ. يَا بَنِي هَاشِمٍ، أَنْقِذُوا أَنْفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ. يَا بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، أَنْقِذُوا أَنْفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ. يَا فَاطِمَةُ بِنْتَ مُحَمَّدٍ، أَنْقِذِي نَفْسَكِ مِنَ النَّارِ، فَإِنِّي لاَ أَمْلِكُ لَكِ مِنَ اللهِ شَيْئًا، غَيْرَ أَنَّ لَكُمْ رَحِمًا سَأَبُلُّهُمَا بِبِلاَلِهَا.
'Üçünün çifte ödülü var:
kitap ehli o kimselerdir ki, Peygamberine iman edip sonra da iman ederler.
Muhammed'in iki mükafatı vardır. Bir köle Allah'ın hak ettiğini yerine getirdiğinde ve
efendisinin borcundan iki kat mükafat alır. Ve (üçüncüsü) bir erkek
ilişki kurduğu bir köle kızı olan ve ona iyi öğreten ve
onu iyi eğitir ve sonra onu serbest bırakır ve onunla evlenir. İki ödülü var .'"
02
El-Edebul Mufred # 2/58
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ: أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ مَغْرَاءَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: مَنِ اتَّقَى رَبَّهُ، وَوَصَلَ رَحِمَهُ، نُسِّئَ فِي أَجَلِهِ، وَثَرَى مَالُهُ، وَأَحَبَّهُ أَهْلُهُ.
Muhammed ibn Kesir bize şöyle dedi: Süfyan bize Ebu İshak'tan, Muğra'dan, İbni Ömer'den rivayet etti: O da şöyle dedi: Rabbinden korkan ve O'nun ona merhamet ettiği kişiye kötü muamele edilir, malı zenginleşir ve ailesi onu severdi.
02
El-Edebul Mufred # 2/68
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ: أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَالْحَسَنِ بْنِ عَمْرٍو، وَفِطْرٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ سُفْيَانُ لَمْ يَرْفَعْهُ الأَعْمَشُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، وَرَفَعَهُ الْحَسَنُ وَفِطْرٌ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ، وَلَكِنَّ الْوَاصِلَ الَّذِي إِذَا قُطِعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا.
Muhammed bin Kesir bize şöyle dedi: Süfyan bize A'meş'ten, Hasan bin Amr'dan, Mücahid'den de Abdullah bin Amr'dan rivayetle Fitr'i anlattı. Süfyan dedi ki: A'meş bunu Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) iletmedi, Allah ona salat ve selam versin. Hasan bunu nakletti ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in talimatıyla bozuldu. Dedi ki: Değil Denk olan biriyle bağlantı kuran, ancak onları birbirine bağlayan kişi, akrabalık bağları koptuğunda tekrar bağlayan kişidir.
03
El-Edebul Mufred # 2/49
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَوْهَبٍ قَالَ: سَمِعْتُ مُوسَى بْنَ طَلْحَةَ يَذْكُرُ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا عَرَضَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَسِيرِهِ، فَقَالَ: أَخْبِرْنِي مَا يُقَرِّبُنِي مِنَ الْجَنَّةِ، وَيُبَاعِدُنِي مِنَ النَّارِ؟ قَالَ: تَعْبُدُ اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكْ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصِلُ الرَّحِمَ.
Ebu Musa, Resûlullah (s.a.v.)' ın
ve ona esenlik ver, dedi ki: "Namazı/duayı yerine getiren
rabbinin emrini yerine getirir, ona karşı olan itaati ve öğüdü yerine getirir.
efendisine, iki ödül var."
03
El-Edebul Mufred # 2/59
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ قَالَ: حَدَّثَنِي مَغْرَاءُ أَبُو مُخَارِقٍ هُوَ الْعَبْدِيُّ، قَالَ ابْنُ عُمَرَ: مَنِ اتَّقَى رَبَّهُ، وَوَصَلَ رَحِمَهُ، أُنْسِئَ لَهُ فِي عُمْرِهِ، وَثَرَى مَالُهُ، وَأَحَبَّهُ أَهْلُهُ.
Ebu Nuaym bize anlattı, dedi ki: Yunus bin Ebi İshak anlattı, şöyle dedi: El-Abdi olan Muğra' Ebu Muharik bana anlattı, İbn Ömer dedi ki: Kim Rabbinden korkar ve akrabalık bağlarını korursa, hayatı bereketli olur, malı zenginleşir ve ailesi onu sever.
03
El-Edebul Mufred # 2/69
حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ: حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ طَلْحَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْسَجَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ قَالَ: جَاءَ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ: يَا نَبِيَّ اللهِ، عَلِّمْنِي عَمَلاً يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ، قَالَ: لَئِنْ كُنْتَ أَقَصَرْتَ الْخُطْبَةَ لَقَدْ أَعْرَضْتَ الْمَسْأَلَةَ، أَعْتِقِ النَّسَمَةَ، وَفُكَّ الرَّقَبَةَ قَالَ: أَوَ لَيْسَتَا وَاحِدًا؟ قَالَ: لاَ، عِتْقُ النَّسَمَةِ أَنْ تَعْتِقَ النَّسَمَةَ، وَفَكُّ الرَّقَبَةِ أَنْ تُعِينَ عَلَى الرَّقَبَةِ، وَالْمَنِيحَةُ الرَّغُوبُ، وَالْفَيْءُ عَلَى ذِي الرَّحِمِ، فَإِنْ لَمْ تُطِقْ ذَلِكَ، فَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ، وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ، فَإِنْ لَمْ تُطِقْ ذَلِكَ، فَكُفَّ لِسَانَكَ إِلاَّ مِنْ خَيْرٍ.
Malik bin İsmail bize anlattı, şöyle dedi: Bize İssa bin Abdurrahman, Talha'dan, Abdul Rahman bin Evsaja'dan, El-Bara'dan rivayetle şöyle dedi: Bir Bedevi geldi ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Peygamberi, beni cennete sokacak bir şey öğret. Dedi ki: Eğer nişanı kısaltmış olsaydın, yüz çevirirdin. Mesele şu ki; ruhu özgürleştirmek, köleyi özgür kılmak. Dedi ki: Yoksa onlar bir değil mi? Dedi ki: Hayır, nefsi azat etmek, nefsi hür kılmak, köleyi hür kılmak, köleyi azat etmek. Yardım kulun üzerindedir, rahatlık arzu edilir ve yük akrabanın üzerindedir. Eğer buna dayanamazsan, o zaman doğru olanı emret ve Kötülüğe dayanamazsan, iyilik dışında dilini tut.
04
El-Edebul Mufred # 2/50
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ قَالَ: حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي مُزَرِّدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: خَلَقَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ الْخَلْقَ، فَلَمَّا فَرَغَ مِنْهُ قَامَتِ الرَّحِمُ، فَقَالَ: مَهْ، قَالَتْ: هَذَا مَقَامُ الْعَائِذِ بِكَ مِنَ الْقَطِيعَةِ، قَالَ: أَلاَ تَرْضَيْنَ أَنْ أَصِلَ مَنْ وَصَلَكِ، وَأَقْطَعَ مَنْ قَطَعَكِ؟ قَالَتْ: بَلَى يَا رَبِّ، قَالَ: فَذَلِكَ لَكِ ثُمَّ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ: اقْرَؤُوا إِنْ شِئْتُمْ: {فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ تَوَلَّيْتُمْ أَنْ تُفْسِدُوا فِي الأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ}.
Ebu Burda babasından şöyle haber verdi: Rasulullah (s.a.v.)
Allah ona salat ve selam versin, şöyle buyurmuştur: "Kölenin iki sevabı vardır.
Allah'ın gereği olan ibadeti yaptığında (ya da ne kadar güzel olduğunu söylediğinde)
ibadetinde) ve ona malik olan sahibinin hakkıdır."
04
El-Edebul Mufred # 2/60
حَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ بَحِيرٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِي كَرِبَ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: إِنَّ اللَّهَ يُوصِيكُمْ بِأُمَّهَاتِكُمْ، ثُمَّ يُوصِيكُمْ بِأُمَّهَاتِكُمْ، ثُمَّ يُوصِيكُمْ بِآبَائِكُمْ، ثُمَّ يُوصِيكُمْ بِالأَقْرَبِ فَالأَقْرَبِ.
Hayva bin Şureyh bize şöyle dedi: Baqiya, Buhair'den, Halid bin Maadan'dan, Mikdam bin Maadi Kerib'den rivayetle, Rasulullah (s.a.v.)'in şöyle dediğini işittiğini anlattı: Allah size annelerinize sadık kalmanızı emrediyor, sonra annelerinize sadık kalmanızı emrediyor, sonra da size annelerinize sadık kalmanızı emrediyor. babalar o zaman Size en yakın ve en yakın olanı önerir.
04
El-Edebul Mufred # 2/70
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ: أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ: أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ حَكِيمَ بْنَ حِزَامٍ أَخْبَرَهُ، أَنَّهُ قَالَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم: أَرَأَيْتَ أُمُورًا كُنْتُ أَتَحَنَّثُ بِهَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ، مِنْ صِلَةٍ، وَعَتَاقَةٍ، وَصَدَقَةٍ، فَهَلْ لِي فِيهَا أَجْرٌ؟ قَالَ حَكِيمٌ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: أَسْلَمْتَ عَلَى مَا سَلَفَ مِنْ خَيْرٍ.
Ebu'l-Yaman bize şöyle dedi: Şuayb, Ez-Zühri'den rivayetle şöyle dedi: Urve bin Ez-Zübeyr bana Hakim bin Hazzam'ın söylediğini anlattı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e şöyle dedi: İslam öncesi dönemde yeminlerimi bozduğum akrabalık bağları, hürriyet ve sadaka gibi konuları gördüm. İzin verirseniz Bunun bir ödülü var mı? Bir bilge dedi ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Ben sana geçmişin iyiliğinden dolayı selam verdim.
05
El-Edebul Mufred # 2/51
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي سَعْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: {وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ...}، قَالَ: بَدَأَ فَأَمَرَهُ بِأَوْجَبِ الْحُقُوقِ، وَدَلَّهُ عَلَى أَفْضَلِ الأَعْمَالِ إِذَا كَانَ عِنْدَهُ شَيْءٌ فَقَالَ: {وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ}، وَعَلَّمَهُ إِذَا لَمْ يَكُنْ عِنْدَهُ شَيْءٌ كَيْفَ يَقُولُ، فَقَالَ: {وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلاً مَيْسُورًا} عِدَّةً حَسَنَةً كَأَنَّهُ قَدْ كَانَ، وَلَعَلَّهُ أَنْ يَكُونَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، {وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ} لاَ تُعْطِي شَيْئًا، {وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ} تُعْطِي مَا عِنْدَكَ، {فَتَقْعُدَ مَلُومًا} يَلُومُكَ مَنْ يَأْتِيكَ بَعْدُ، وَلاَ يَجِدُ عِنْدَكَ شَيْئًا {مَحْسُورًا}، قَالَ: قَدْ حَسَّرَكَ مَنْ قَدْ أَعْطَيْتَهُ.
İbn Ömer'in bildirdiğine göre Rasûlullah (s.a.v.)
Ona huzur verin ve şöyle dedi: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz
sürüsünden sorumludur. Bir kavmin emiri çobandır ve
sürüsünden sorumludur. İnsan kendi halkının çobanıdır
evinden ve sürüsünden sorumludur. İnsanın kölesi çobandır
efendisinin malından sorumludur ve o bundan sorumludur. Her biriniz bir
çobansınız ve her biriniz sürüsünden sorumlusunuz."
05
El-Edebul Mufred # 2/61
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ: حَدَّثَنَا الْخَزْرَجُ بْنُ عُثْمَانَ أَبُو الْخَطَّابِ السَّعْدِيُّ، قَالَ: أَخْبَرَنَا أَبُو أَيُّوبَ سُلَيْمَانُ مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ قَالَ: جَاءَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ عَشِيَّةَ الْخَمِيسِ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ فَقَالَ: أُحَرِّجُ عَلَى كُلِّ قَاطِعِ رَحِمٍ لَمَا قَامَ مِنْ عِنْدِنَا، فَلَمْ يَقُمْ أَحَدٌ حَتَّى قَالَ ثَلاَثًا، فَأَتَى فَتًى عَمَّةً لَهُ قَدْ صَرَمَهَا مُنْذُ سَنَتَيْنِ، فَدَخَلَ عَلَيْهَا، فَقَالَتْ لَهُ: يَا ابْنَ أَخِي، مَا جَاءَ بِكَ؟ قَالَ: سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ كَذَا وَكَذَا، قَالَتِ: ارْجِعْ إِلَيْهِ فَسَلْهُ: لِمَ قَالَ ذَاكَ؟ قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: إِنَّ أَعْمَالَ بَنِي آدَمَ تُعْرَضُ عَلَى اللهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عَشِيَّةَ كُلِّ خَمِيسٍ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ، فَلاَ يَقْبَلُ عَمَلَ قَاطِعِ رَحِمٍ.
Musa bin İsmail bize anlattı, şöyle dedi: El-Hazrec bin Osman Ebu El-Hattab El-Saadi anlattı, şöyle dedi: Ebu Eyyub Süleyman anlattı. Osman bin Affan'ın hizmetçisi şöyle dedi: Ebu Hureyre perşembe akşamı, cuma gecesi yanımıza geldi ve şöyle dedi: Akraba bağlarını her kesen kişiyi zorlaştırıyorum. Yanımızdan kalktı ama kendisi üç kere söyleyene kadar kimse kalkmadı, bunun üzerine teyzesinin iki yıl önce onunla seks yapan bir oğlu yanına geldi ve o da ona şöyle dedi: Ah. Yeğenim, seni buraya getiren ne? Dedi ki: Ebu Hureyre'nin şunu şöyle söylediğini duydum. Dedi ki: Ona geri dön ve ona sor: Bunu neden söyledi? Dedi ki: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: Ademoğullarının amelleri, her perşembe günü, cuma gününden önceki gece, Allah Tebarek ve Teala'ya arz edilir. Kesin bir tapu kabul edilmeyecektir. Merhametli...
05
El-Edebul Mufred # 2/71
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ: أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رَأَى عُمَرُ حُلَّةً سِيَرَاءَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، لَوِ اشْتَرَيْتَ هَذِهِ، فَلَبِسْتَهَا يَوْمَ الْجُمُعَةِ، وَلِلْوُفُودِ إِذَا أَتَوْكَ، فَقَالَ: يَا عُمَرُ، إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ، ثُمَّ أُهْدِيَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهَا حُلَلٌ، فَأَهْدَى إِلَى عُمَرَ مِنْهَا حُلَّةً، فَجَاءَ عُمَرُ إِلَى رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، بَعَثْتَ إِلَيَّ هَذِهِ، وَقَدْ سَمِعْتُكَ قُلْتَ فِيهَا مَا قُلْتَ، قَالَ: إِنِّي لَمْ أُهْدِهَا لَكَ لِتَلْبَسَهَا، إِنَّمَا أَهْدَيْتُهَا إِلَيْكَ لِتَبِيعَهَا أَوْ لِتَكْسُوَهَا، فَأَهْدَاهَا عُمَرُ لأَخٍ لَهُ مِنْ أُمِّهِ مُشْرِكٍ.
Muhammed bin Selâm bize şöyle dedi: Abdah bize Ubeydullah'tan, Nafi'den, İbni Ömer'den rivayetle, Ömer Şira'nın elbisesini gördü ve dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, eğer bunu satın alıp Cuma günü giyseydin ve sana gelen heyetler için: Ey Ömer, ancak bunu yapmayanlar için Daha sonra büyük bir kısmı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e verildi, o da büyük bir kısmını Ömer'e verdi, bunun üzerine Ömer, Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına geldi ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, bunu bana sen gönderdin, bu konuda ne söylediğini duydum. Şöyle dedi: Ben onu sana giymen için vermedim, aksine Onu satman veya giydirmen için sana verdim. Ömer de onu müşrik annesinden olan bir kardeşine hediye etti.
06
El-Edebul Mufred # 2/52
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللهِ، قَالَ: حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنَّ لِي قَرَابَةً أَصِلُهُمْ وَيَقْطَعُونَ، وَأُحْسِنُ إِلَيْهِمْ وَيُسِيئُونَ إِلَيَّ، وَيَجْهَلُونَ عَلَيَّ وَأَحْلُمُ عَنْهُمْ، قَالَ: لَئِنْ كَانَ كَمَا تَقُولُ كَأَنَّمَا تُسِفُّهُمُ الْمَلَّ، وَلاَ يَزَالُ مَعَكَ مِنَ اللهِ ظَهِيرٌ عَلَيْهِمْ مَا دُمْتَ عَلَى ذَلِكَ.
Ebu Hureyre şöyle demiştir: "Köle efendisine itaat ederse itaat etmiş olur.
Yüce Allah. Efendisine isyan eden, Allah'a isyan etmiş olur.
Yüce."
06
El-Edebul Mufred # 2/62
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِمْرَانَ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ: حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ جَابِرٍ الْحَنَفِيُّ، عَنْ آدَمَ بْنِ عَلِيٍّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ: مَا أَنْفَقَ الرَّجُلُ عَلَى نَفْسِهِ وَأَهْلِهِ يَحْتَسِبُهَا إِلاَّ آجَرَهُ اللَّهُ تَعَالَى فِيهَا، وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ، فَإِنْ كَانَ فَضْلاً فَالأَقْرَبَ الأَقْرَبَ، وَإِنْ كَانَ فَضْلاً فَنَاوِلْ.
Muhammed bin İmran bin Ebi Leyla bize şöyle dedi: Eyüp bin Cabir el-Hanefi, Adem bin Ali'den, İbn Ömer'den rivayetle bize şöyle dedi: O, Cenab-ı Hakk'ın onu mükâfatlandırması dışında, bunu umarak kendisinden ve ailesinden sorumludur. Ve güvendiklerinizle başlayın, çünkü eğer bu bir erdemse, o zaman en yakınınızdır. En yakın olanı ve eğer yeterliyse ver.
06
El-Edebul Mufred # 2/72
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَتَّابُ بْنُ بَشِيرٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ رَاشِدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ: حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، أَنَّ جُبَيْرَ بْنَ مُطْعِمٍ أَخْبَرَهُ، أَنَّهُ سَمِعَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ يَقُولُ عَلَى الْمِنْبَرِ: تَعَلَّمُوا أَنْسَابَكُمْ، ثُمَّ صِلُوا أَرْحَامَكُمْ، وَاللَّهِ إِنَّهُ لِيَكُونُ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ أَخِيهِ الشَّيْءُ، وَلَوْ يَعْلَمُ الَّذِي بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ مِنْ دَاخِلَةِ الرَّحِمِ، لَأَوْزَعَهُ ذَلِكَ عَنِ انْتِهَاكِهِ.
Amr bin Halid bize anlattı, şöyle dedi: Attab bin Beşir, İshak bin Reşid'den, Ez-Zuhri'den rivayetle şöyle dedi: Muhammed bin Cübeyr bana İbn Mut'im'i anlattı, o da Cübeyr bin Mut'im'in ona söylediğini, Ömer İbnü'l-Hattab'ın (Allah ondan razı olsun) minberde şöyle dediğini işittiğini söyledi: Öğrenin Soylarınızı, ardından akrabalarınızı bağlayın. Vallahi, kişi ile kardeşi arasında, kendisi ile kardeşi arasında olanı rahimden bilse bile, bir şey vardır. Bu onu günahından caydıracaktır.
07
El-Edebul Mufred # 2/63
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ: أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ أَبُو إِدَامٍ قَالَ: سَمِعْتُ عَبْدَ اللهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى يَقُولُ: عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إِنَّ الرَّحْمَةَ لاَ تَنْزِلُ عَلَى قَوْمٍ فِيهِمْ قَاطِعُ رَحِمٍ.
Ubeydullah ibn Musa bize anlattı, şöyle dedi: Süleyman Ebu Adem bize anlattı, dedi ki: Abdullah ibn Ebî Evfa'yı şöyle derken işittim: Peygamber'in izniyle, Allah ona salat ve selam versin. Şöyle buyurdu: Aralarında bağların daha kopuk olduğu bir kavme rahmet inmez.
07
El-Edebul Mufred # 2/53
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ قَالَ: حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي عَتِيقٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا الرَّدَّادِ اللَّيْثِيَّ أَخْبَرَهُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ: أَنَا الرَّحْمَنُ، وَأَنَا خَلَقْتُ الرَّحِمَ، وَاشْتَقَقْتُ لَهَا مِنَ اسْمِي، فَمَنْ وَصَلَهَا وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَهَا بَتَتُّهُ.
Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
Ona selamet ver, şöyle dedi: "Müslüman köle, farzını yerine getirdiğinde
Allah'ın ve efendisinin hakkı olan kimseye iki ecir vardır."
07
El-Edebul Mufred # 2/73
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ: أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَاهُ يُحَدِّثُ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ: احْفَظُوا أَنْسَابَكُمْ، تَصَلُوا أَرْحَامَكُمْ، فَإِنَّهُ لاَ بُعْدَ بِالرَّحِمِ إِذَا قَرُبَتْ، وَإِنْ كَانَتْ بَعِيدَةً، وَلاَ قُرْبَ بِهَا إِذَا بَعُدَتْ، وَإِنْ كَانَتْ قَرِيبَةً، وَكُلُّ رَحِمٍ آتِيَةٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَمَامَ صَاحِبِهَا، تَشْهَدُ لَهُ بِصِلَةٍ إِنْ كَانَ وَصَلَهَا، وَعَلَيْهِ بِقَطِيعَةٍ إِنْ كَانَ قَطَعَهَا.
Ahmed bin Yakub bize anlattı, şöyle dedi: İshak bin Saeed bin Amr, babasının İbn Abbas'tan rivayetle konuştuğunu duyduğunu söyledi: O şöyle dedi: Neseplerinizi koruyun ve akrabalığınızı koruyun, çünkü akrabalık uzak olsa bile yakınsa mesafe yoktur, yakınsa yakınlık yoktur. O gitti, Yakın bile olsa, kıyamet gününde her akraba, sahibinin huzuruna çıkacak, eğer bağlılığı devam ediyorsa şahitlik edecek, eğer bağlıysa ayrılığı kesecektir.
08
El-Edebul Mufred # 2/54
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِي الْعَنْبَسِ قَالَ: دَخَلْتُ عَلَى عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو فِي الْوَهْطِ يَعْنِي أَرْضًا لَهُ بِالطَّائِفِ، فَقَالَ: عَطَفَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِصْبَعَهُ فَقَالَ: الرَّحِمُ شُجْنَةٌ مِنَ الرَّحْمَنِ، مَنْ يَصِلْهَا يَصِلْهُ، وَمَنْ يَقْطَعْهَا يَقْطَعْهُ، لَهَا لِسَانٌ طَلْقٌ ذَلْقٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ.
Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
ona selamet ver, şöyle dedi: "Hiçbiriniz 'Kulum (abdi)' demesin.
veya 'cariyem (amati)' Hepiniz Allah'ın kullarısınız ve hepiniz
Kadınlarınızdan bazıları Allah'ın kullarıdır. Bunun yerine 'Oğlum (ghulami)' demelisin.
cariyem (jariyyati)', 'oğlum (fatayi)' veya 'kızım
(fatati).'"
08
El-Edebul Mufred # 2/64
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ صَالِحٍ قَالَ: حَدَّثَنِي اللَّيْثُ قَالَ: حَدَّثَنِي عَقِيلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، أَنَّ جُبَيْرَ بْنَ مُطْعِمٍ أَخْبَرَهُ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعُ رَحِمٍ.
Abdullah bin Salih anlattı, dedi ki: Bana Leys anlattı, şöyle dedi: Akil bana, İbn Şihab'tan rivayetle, Muhammed bin Cübeyr bin Mutim bana anlattı, Cübeyr bin Mutim ona, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle dediğini işittiğini söyledi: Akrabalık bağlarını koparan cennete giremez.
09
El-Edebul Mufred # 2/55
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ: حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي مُزَرِّدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: الرَّحِمُ شُجْنَةٌ مِنَ اللهِ، مَنْ وَصَلَهَا وَصَلَهُ اللَّهُ، وَمَنْ قَطَعَهَا قَطَعَهُ اللَّهُ.
Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
Ona huzur verin, şöyle dedi: "Hiçbiriniz 'kulum' demesin.
veya
Amati)' ve bir köle 'Efendim (haham veya
Rabbati)'.
'Oğlum' veya 'kızım' demeliler (fatayi ve
fatati)
ve 'efendim' veya 'hanım' (seyyidi ve
sayyidati)'. Hepsi
Sizden kullarsınız ve Rabbiniz, Aziz ve Celil olan Allah'tır."
09
El-Edebul Mufred # 2/65
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ قَالَ: أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْجَبَّارِ قَالَ: سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ كَعْبٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ يُحَدِّثُ، عَنْ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إِنَّ الرَّحِمَ شُجْنَةٌ مِنَ الرَّحْمَنِ، تَقُولُ: يَا رَبِّ، إِنِّي ظُلِمْتُ، يَا رَبِّ، إِنِّي قُطِعْتُ، يَا رَبِّ، إِنِّي إِنِّي، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ. فَيُجِيبُهَا: أَلاَ تَرْضَيْنَ أَنْ أَقْطَعَ مَنْ قَطَعَكِ، وَأَصِلَ مَنْ وَصَلَكِ؟.
Haccac bin Minhal bize anlattı, şöyle dedi: Şu'be bize anlattı, şöyle dedi: Muhammed bin Abdülcebbar bana anlattı, şöyle dedi: Muhammed bin Ka'b'ı duydum, Ebu Hureyre'yi Resûlullah'ın (s.a.v.) rivayetiyle konuştuğunu işitti. O şöyle dedi: Rahim Rahman'dan bir kalkandır ve şöyle diyordu: Ya Rabbi, ben Haksızlığa uğradım, ya Rabbi, kesildim, ya Rabbi, kesildim, ya Rabbi, ya Rabbi. O da ona şöyle cevap verir: Seni kesen kişiyi benim de kesmem seni tatmin etmedi mi, o da sana kim ulaştı diye devam ediyor?
10
El-Edebul Mufred # 2/66
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سَمْعَانَ قَالَ: سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَتَعَوَّذُ مِنْ إِمَارَةِ الصِّبْيَانِ وَالسُّفَهَاءِ. فَقَالَ سَعِيدُ بْنُ سَمْعَانَ: فَأَخْبَرَنِي ابْنُ حَسَنَةَ الْجُهَنِيُّ أَنَّهُ قَالَ لأَبِي هُرَيْرَةَ: مَا آيَةُ ذَلِكَ؟ قَالَ: أَنْ تُقْطَعَ الأَرْحَامُ، وَيُطَاعَ الْمُغْوِي، وَيُعْصَى الْمُرْشِدُ.
Adem bin Ebu İyas bize anlattı, şöyle dedi: Bize İbn Ebi Zıb anlattı, şöyle dedi: Said bin Semaan bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Hureyre'nin çocukların ve aptalların hakimiyetinden sığındığını duydum. Sa'id bin Sem'an dedi ki: Sonra İbn Hasan el-Cuhani bana Ebu Hureyre'ye şöyle dediğini anlattı: Bunun anlamı nedir? Şöyle buyurdu: Akrabaların kesilmesi, ayartıcıya itaat edilmesi ve rehbere isyan edilmesi.
10
El-Edebul Mufred # 2/56
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ صَالِحٍ قَالَ: حَدَّثَنِي اللَّيْثُ قَالَ: حَدَّثَنِي عَقِيلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ: أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ، وَأَنْ يُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ، فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ.
Mutarrif, babasının şöyle dediğini aktardı: "Heyete katıldım
Benî Âmir'den Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.)
'Sen bizim efendimizsin' dediler. 'Mâl olan Allah'tır' dedi. dediler ki,
'Mükemmellik bakımından en iyimiz ve cömertlik bakımından en büyükümüz.' O
'İstediğini söyle ama şeytanın seni kışkırtmasına izin verme' dedi."