66 Hadis
01
El-Edebul Mufred # 30/538
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ رَجَاءٍ، وَحَفْصُ بْنُ عُمَرَ، قَالاَ‏:‏ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ قَالَ‏:‏ سَأَلْتُ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا‏:‏ مَا كَانَ يَصْنَعُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي أَهْلِهِ‏؟‏ فَقَالَتْ‏:‏ كَانَ يَكُونُ فِي مِهْنَةِ أَهْلِهِ، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاةُ خَرَجَ‏.‏
Abdullah bin Raja' ve Hafs bin Ömer bize anlattılar, dediler ki: Şu'be bize Hakem'den, İbrahim'den, Esved'den rivayetle şöyle dedi: Aişe'ye (Allah ondan razı olsun) sordum: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ailesine ne yaptı? Şöyle dedi: Ailesinin mesleğiyle meşguldü, eğer o da katılsaydı
02
El-Edebul Mufred # 30/539
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ‏:‏ سَأَلْتُ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا‏:‏ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعْمَلُ فِي بَيْتِهِ‏؟‏ قَالَتْ‏:‏ يَخْصِفُ نَعْلَهُ، وَيَعْمَلُ مَا يَعْمَلُ الرَّجُلُ فِي بَيْتِهِ‏.‏
Musa anlattı, dedi ki: Mehdi bin Meymun bize Hişam bin Urve'den, babasının rivayetine göre şöyle dedi: Aişe'ye (Allah ondan razı olsun) sordum: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) evinde ne yapıyordu? Dedi ki: Ayakkabılarını tamir eder ve bir erkeğin evinde yaptığını yapardı.
03
El-Edebul Mufred # 30/540
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ‏:‏ سَأَلْتُ عَائِشَةَ‏:‏ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ فِي بَيْتِهِ‏؟‏ قَالَتْ‏:‏ مَا يَصْنَعُ أَحَدُكُمْ فِي بَيْتِهِ‏؟‏ قَالَتْ‏:‏ مَا يَصْنَعُ أَحَدُكُمْ فِي بَيْتِهِ، يَخْصِفُ النَّعْلَ، وَيَرْقَعُ الثَّوْبَ، وَيَخِيطُ‏.‏
İshak bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin Velid, Süfyan'dan, Hişam'dan, babasından rivayetle şöyle dedi: Aişe'ye sordum: Neydi bu? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) evinde ne yapar? Dedi ki: Sizden biriniz evinde ne yapar? Dedi ki: Sizden biriniz evinde ne yapar? Ayakkabı giyiyor, elbise yamalıyor ve dikiş dikiyor.
04
El-Edebul Mufred # 30/541
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، قِيلَ لِعَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا‏:‏ مَاذَا كَانَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَعْمَلُ فِي بَيْتِهِ‏؟‏ قَالَتْ‏:‏ كَانَ بَشَرًا مِنَ الْبَشَرِ، يَفْلِي ثَوْبَهُ، وَيَحْلِبُ شَاتَهُ‏.‏
Abdullah bize şöyle dedi: Muaviye bin Salih bana, Yahya bin Saeed'den, Amra'dan rivayetle, Ayşe (Allah ondan razı olsun)'a şöyle dendiğini söyledi: Allah'ın elçisi, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, evinde çalışırken kimdi? Dedi ki: O, insanlar arasında bir insandı. Elbiselerini ütüler, koyunlarını sağardı.
05
El-Edebul Mufred # 30/542
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ ثَوْرٍ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي حَبِيبُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِي كَرِبَ، وَكَانَ قَدْ أَدْرَكَهُ، قَالَ‏:‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ إِذَا أَحَبَّ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ فَلْيُعْلِمْهُ أَنَّهُ أَحَبَّهُ‏.‏
Musaddad bize anlattı, şöyle dedi: Yahya bin Said bize Sevr'den rivayet etti, o da dedi ki: Habib bin Ubeyd bana Mikdam bin Maadi Karab'dan rivayet etti ve o bunu anlamıştı. Şöyle dedi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz kardeşini seviyorsa, onu sevdiğini bilsin."
06
El-Edebul Mufred # 30/543
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بِشْرٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدِ اللهِ، عَنْ مُجَاهِدٍ قَالَ‏:‏ لَقِيَنِي رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخَذَ بِمَنْكِبِي مِنْ وَرَائِي، قَالَ‏:‏ أَمَا إِنِّي أُحِبُّكَ، قَالَ‏:‏ أَحَبَّكَ الَّذِي أَحْبَبْتَنِي لَهُ، فَقَالَ‏:‏ لَوْلاَ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ إِذَا أَحَبَّ الرَّجُلُ الرَّجُلَ فَلْيُخْبِرْهُ أَنَّهُ أَحَبَّهُ مَا أَخْبَرْتُكَ، قَالَ‏:‏ ثُمَّ أَخَذَ يَعْرِضُ عَلَيَّ الْخِطْبَةَ قَالَ‏:‏ أَمَا إِنَّ عِنْدَنَا جَارِيَةً، أَمَا إِنَّهَا عَوْرَاءُ‏.‏
Yahya bin Bişr bize anlattı, şöyle dedi: Bize Kubaisa anlattı, o şöyle dedi: Süfyan bize Rabah'tan, Ebu Ubeydullah'tan, Mücahid'den rivayet etti: O da şöyle dedi: Peygamber'in ashabından bir adam, Allah ona salat ve selam versin, benimle karşılaştı ve arkamdan omzumu tuttu ve şöyle dedi: Bana gelince, seni seviyorum. Dedi ki: Seni seviyorum çünkü sen beni sevdin. Ona şöyle dedi: Eğer Resûlullah (s.a.v.) şöyle dememiş olsaydı: Bir adam başka bir adamı severse, ona onu sevdiğini söylesin, sana söylemezdim. Dedi ki: Sonra bana evlenme teklif etmeye başladı ve şöyle dedi: Bir cariyemiz var ama o tek gözlü.
07
El-Edebul Mufred # 30/544
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مُبَارَكٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ قَالَ‏:‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ مَا تَحَابَّا الرَّجُلاَنِ إِلاَّ كَانَ أَفْضَلُهُمَا أَشَدَّهُمَا حُبًّا لِصَاحِبِهِ‏.‏
Musa anlattı, şöyle dedi: Mübarek bize anlattı, şöyle dedi: Bize Sâbit, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: İki adam birbirini sevmedi, ancak onların en hayırlısı, sahibine en çok sevgi duyandır.
08
El-Edebul Mufred # 30/545
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ صَالِحٍ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ، أَنَّ أَبَا الزَّاهِرِيَّةِ حَدَّثَهُ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ أَنَّهُ قَالَ‏:‏ إِذَا أَحْبَبْتَ أَخًا فَلاَ تُمَارِهِ، وَلاَ تُشَارِّهِ، وَلاَ تَسْأَلْ عَنْهُ، فَعَسَى أَنْ تُوَافِيَ لَهُ عَدُوًّا فَيُخْبِرَكَ بِمَا لَيْسَ فِيهِ، فَيُفَرِّقَ بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ‏.‏
Abdullah bin Salih bize şöyle dedi: Muaviye bana, Ebu'z-Zâhiriyye'nin Cübeyr bin Nufeyr'den, Muaz bin Cebel'den rivayet ettiğine göre şöyle dediğini anlattı: Eğer bir kardeşini seviyorsan, onunla çekişme, ona danışma ve onun hakkında soru sorma, çünkü belki ona düşman olursun ve o da sana onda olmayanı söyler. Sonra seni kendisinden ayırır
09
El-Edebul Mufred # 30/546
حَدَّثَنَا الْمُقْرِئُ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ مَنْ أَحَبَّ أَخًا لِلَّهِ، فِي اللهِ، قَالَ‏:‏ إِنِّي أُحِبُّكَ لِلَّهِ، فَدَخَلاَ جَمِيعًا الْجَنَّةَ، كَانَ الَّذِي أَحَبَّ فِي اللهِ أَرْفَعَ دَرَجَةً لِحُبِّهِ، عَلَى الَّذِي أَحَبَّهُ لَهُ‏.‏
El-Mukri bize anlattı, şöyle dedi: Abdurrahman bize, Abdullah bin Yezid'den, Abdullah bin Amr'dan, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: O, Allah için, Allah rızası için bir kardeşini sevdi. "Seni Allah rızası için seviyorum" dedi ve ikisi de Cennete girdiler. Allah rızası için sevdiği kişi, en yüksek derecelerdendi.
10
El-Edebul Mufred # 30/547
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ خَلِيفَةَ، عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، أَنَّهُ سَمِعَهُ بِصِفِّينَ يَقُولُ‏:‏ إِنَّ الْعَقْلَ فِي الْقَلْبِ، وَالرَّحْمَةَ فِي الْكَبِدِ، وَالرَّأْفَةَ فِي الطِّحَالِ، وَالنَّفَسَ فِي الرِّئَةِ‏.‏
Saeed bin Ebi Meryem bize anlattı, şöyle dedi: Muhammed bin Müslim bize anlattı, şöyle dedi: Amr bin Dinar bana, İbn Şihab'tan, İyad bin Halife'den, Ali'den (Allah ondan razı olsun) rivayet ederek, onun Sıffin'de şöyle dediğini işitti: Akıl kalptedir, rahmet karaciğerdedir ve şefkat kalptedir. Dalak ve akciğerdeki nefes
11
El-Edebul Mufred # 30/548
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنِ الصَّقْعَبِ بْنِ زُهَيْرٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ قَالَ‏:‏ لاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ‏:‏ كُنَّا جُلُوسًا عِنْدَ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ عَلَيْهِ جُبَّةُ سِيجَانٍ، حَتَّى قَامَ عَلَى رَأْسِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ‏:‏ إِنَّ صَاحِبَكُمْ قَدْ وَضَعَ كُلَّ فَارِسٍ، أَوْ قَالَ‏:‏ يُرِيدُ أَنْ يَضَعَ كُلَّ فَارِسٍ، وَيَرْفَعَ كُلَّ رَاعٍ، فَأَخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمَجَامِعِ جُبَّتِهِ فَقَالَ‏:‏ أَلاَ أَرَى عَلَيْكَ لِبَاسَ مَنْ لاَ يَعْقِلُ، ثُمَّ قَالَ‏:‏ إِنَّ نَبِيَّ اللهِ نُوحًا صلى الله عليه وسلم لَمَّا حَضَرَتْهُ الْوَفَاةُ قَالَ لِابْنِهِ‏:‏ إِنِّي قَاصٌّ عَلَيْكَ الْوَصِيَّةَ، آمُرُكَ بِاثْنَتَيْنِ، وَأَنْهَاكَ عَنِ اثْنَتَيْنِ‏:‏ آمُرُكَ بِلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، فَإِنَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعَ وَالأَرَضِينَ السَّبْعَ، لَوْ وُضِعْنَ فِي كِفَّةٍ وَوُضِعَتْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فِي كِفَّةٍ لَرَجَحَتْ بِهِنَّ، وَلَوْ أَنَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعَ وَالأَرَضِينَ السَّبْعَ كُنَّ حَلْقَةً مُبْهَمَةً لَقَصَمَتْهُنَّ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَسُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، فَإِنَّهَا صَلاَةُ كُلِّ شَيْءٍ، وَبِهَا يُرْزَقُ كُلُّ شَيْءٍ، وَأَنْهَاكَ عَنِ الشِّرْكِ وَالْكِبْرِ، فَقُلْتُ، أَوْ قِيلَ‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، هَذَا الشِّرْكُ قَدْ عَرَفْنَاهُ، فَمَا الْكِبْرُ‏؟‏ هُوَ أَنْ يَكُونَ لأَحَدِنَا حُلَّةٌ يَلْبَسُهَا‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَهُوَ أَنْ يَكُونَ لأَحَدِنَا نَعْلاَنِ حَسَنَتَانِ، لَهُمَا شِرَاكَانِ حَسَنَانِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَهُوَ أَنْ يَكُونَ لأَحَدِنَا دَابَّةٌ يَرْكَبُهَا‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَهُوَ أَنْ يَكُونَ لأَحَدِنَا أَصْحَابٌ يَجْلِسُونَ إِلَيْهِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، فَمَا الْكِبْرُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ سَفَهُ الْحَقِّ، وَغَمْصُ النَّاسِ‏.‏
Süleyman bin Harb bize anlattı, o şöyle dedi: Hammad bin Zeyd, Es-Saq'ab bin Züheyr'den, Zeyd bin Eslem'den rivayet etti, o da şöyle dedi: Ben onu Ata' bin Yassar'dan, Abdullah bin Amr'dan rivayet ederek şöyle dedi: Biz Rasulullah'ın yanında oturuyorduk, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, çölden bir adam geldi. Üzerinde kılıç cübbesi vardı, ta ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in başına çıkıp şöyle dedi: Arkadaşın her şövalyeyi giydi veya şöyle dedi: Her şövalyeyi giymek istiyor. Ve her çoban ayağa kalkar, bunun üzerine Peygamber (s.a.v.), Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, abasının elbisesini aldı ve şöyle dedi: Sende akılsız birinin elbisesini görmüyor muyum? Sonra dedi ki: Ölüm yaklaşınca, Allah'ın Peygamberi Nuh (Allah ona salat ve selam versin) oğluna şöyle dedi: Sana bir emir anlatacağım. Ben sana iki şeyi emrediyorum, o ise seni yasakladı. İki şey üzerine sana emrediyorum: Allah'tan başka ilah yoktur, eğer yedi gök ve yedi yer bir elin üzerine konulsa ve La ilahe illallah'ı onları bastıracak bir terazinin üzerine koysam ve yedi gök ve yedi yer anlaşılmaz bir halka olsa onları parça parça eder. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah, Allah'ı tesbih ve hamd O'na mahsustur, çünkü o, her şeye duadır, her şey onunla rızıklanır ve O, şirki yasaklar. Ve kibir, dedim ya da şöyle denildi: Ey Allah'ın Resulü, biz bu şirki biliyoruz, peki kibir nedir? Birimizin takım elbise giymesi mi gerekiyor? Hayır dedi. Şöyle dedi: Birimizin sahip olması da öyle mi?
12
El-Edebul Mufred # 30/549
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ الْقَاسِمِ أَبُو عُمَرَ الْيَمَامِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ خَالِدٍ قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ‏:‏ مَنْ تَعَظَّمَ فِي نَفْسِهِ، أَوِ اخْتَالَ فِي مِشْيَتِهِ، لَقِيَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ‏.‏
Musaddad bize anlattı, şöyle dedi: Yunus bin el-Kasım Ebu Ömer el-Yemimi bize anlattı, şöyle dedi: İkrime bin Halid anlattı, şöyle dedi: İbni Ömer'in Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den işittim, şöyle dediğini duydum: Kim nefsinde kibirlenirse veya yürüyüşünde kibirlenirse, Cenab-ı Hakk'la karşılaşacak ve O onun üzerine olacaktır. Sinirli...
13
El-Edebul Mufred # 30/550
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللهِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ‏:‏ قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏:‏ مَا اسْتَكْبَرَ مَنْ أَكَلَ مَعَهُ خَادِمُهُ، وَرَكِبَ الْحِمَارُ بِالأَسْوَاقِ، وَاعْتَقَلَ الشَّاةَ فَحَلَبَهَا‏.‏
Abdülaziz bin Abdullah, Abdülaziz bin Muhammed'den, Muhammed bin Amr'dan, Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle demiştir: Allah'ın Resulü, Allah ona salat ve selam versin, buyurdu ki: Hizmetçisi kendisiyle birlikte yemek yiyen, eşeğe binip pazarlara giden, bir koyun yakalayıp sağan kimse ne kadar kibirlidir.
14
El-Edebul Mufred # 30/551
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ بَحْرٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ هَاشِمِ بْنِ الْبَرِيدِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا صَالِحٌ بَيَّاعُ الأَكْسِيَةِ، عَنْ جَدَّتِهِ قَالَتْ‏:‏ رَأَيْتُ عَلِيًّا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ اشْتَرَى تَمْرًا بِدِرْهَمٍ، فَحَمَلَهُ فِي مِلْحَفَتِهِ، فَقُلْتُ لَهُ، أَوْ قَالَ لَهُ رَجُلٌ‏:‏ أَحْمِلُ عَنْكَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، أَبُو الْعِيَالِ أَحَقُّ أَنْ يَحْمِلَ‏.‏
Müminlerin Emiri mi? Dedi ki: Hayır, çocukların babası daha fazla hak sahibidir.
15
El-Edebul Mufred # 30/553
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي أَبُو رَوَاحَةَ يَزِيدُ بْنُ أَيْهَمَ، عَنِ الْهَيْثَمِ بْنِ مَالِكٍ الطَّائِيِّ قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ يَقُولُ عَلَى الْمِنْبَرِ، قَالَ‏:‏ إِنَّ لِلشَّيْطَانِ مَصَالِيًا وَفُخُوخًا، وَإِنَّ مَصَالِيَ الشَّيْطَانِ وَفُخُوخَهُ‏:‏ الْبَطَرُ بِأَنْعُمِ اللهِ، وَالْفَخْرُ بِعَطَاءِ اللهِ، وَالْكِبْرِيَاءُ عَلَى عِبَادِ اللهِ، وَاتِّبَاعُ الْهَوَى فِي غَيْرِ ذَاتِ اللهِ‏.‏
Ali bin Hacer anlattı, dedi ki: Bize İsmail anlattı, dedi ki: Ebu Revahah Yezid bin Ayham bana el-Heysem bin Malik El-Ta'i'den rivayet etti. Şöyle dedi: Numan bin Beşir'in minberde şöyle dediğini duydum. Şöyle buyurdu: Şeytanın tuzakları ve tuzakları vardır, şeytanın tuzakları ve tuzakları: Allah'ın nimetleriyle büyüklenmek, Allah'ın nimetleriyle övünmek, Allah'ın kullarına karşı kibirlenmek ve Allah'tan başka arzulara uymak.
16
El-Edebul Mufred # 30/554
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ احْتَجَّتِ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ، وَقَالَ سُفْيَانُ أَيْضًا‏:‏ اخْتَصَمَتِ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ، قَالَتِ النَّارُ‏:‏ يَلِجُنِي الْجَبَّارُونَ، وَيَلِجُنِي الْمُتَكَبِّرُونَ، وَقَالَتِ الْجَنَّةُ‏:‏ يَلِجُنِي الضُّعَفَاءُ، وَيَلِجُنِي الْفُقَرَاءُ‏.‏ قَالَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى لِلْجَنَّةِ‏:‏ أَنْتِ رَحْمَتِي أَرْحَمُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ، ثُمَّ قَالَ لِلنَّارِ‏:‏ أَنْتِ عَذَابِي أُعَذِّبُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ، وَلِكُلِّ وَاحِدَةٍ مِنْكُمَا مِلْؤُهَا‏.‏
Ali bize anlattı, şöyle dedi: Süfyan bize Ebu'z-Zinad'dan, el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet etti: O şöyle dedi: Cennete ve cehenneme ihtiyaç vardır ve Süfyan da şöyle dedi: Cennet ve Cehennem kavga etti. Cehennem şöyle dedi: Zalimler bana katılacak, güçlüler de bana katılacak. Kibirlenenler ve Cennet şöyle dedi: Zayıflar Bana sığınır, yoksullar Bana sığınır. Cenab-ı Hak Cennete şöyle buyurdu: Sen benim rahmetimsin, çok merhametlisin. Kimi dilersem seninle, sonra ateşe dedi ki: Sen benim azabımsın, seninle dilediğime azap ederim ve her biriniz onun doyumunu bulursunuz.
17
El-Edebul Mufred # 30/555
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ جَمِيعٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ‏:‏ لَمْ يَكُنْ أَصْحَابُ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم مُتَحَزِّقِينَ، وَلاَ مُتَمَاوِتِينَ، وَكَانُوا يَتَنَاشَدُونَ الشِّعْرَ فِي مَجَالِسِهِمْ، وَيَذْكُرُونَ أَمْرَ جَاهِلِيَّتِهِمْ، فَإِذَا أُرِيدَ أَحَدٌ مِنْهُمْ عَلَى شَيْءٍ مِنْ أَمْرِ اللهِ، دَارَتْ حَمَالِيقُ عَيْنَيْهِ كَأَنَّهُ مَجْنُونٌ‏.‏
Bu, İslam öncesi devirlerin meselesidir; yani onlardan biri, Allah'ın emri olan bir şeyi yapmaya kalksa, gözleri deli gibi dönerdi.
18
El-Edebul Mufred # 30/556
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم، وَكَانَ جَمِيلاً، فَقَالَ‏:‏ حُبِّبَ إِلَيَّ الْجَمَالُ، وَأُعْطِيتُ مَا تَرَى، حَتَّى مَا أُحِبُّ أَنْ يَفُوقَنِي أَحَدٌ، إِمَّا قَالَ‏:‏ بِشِرَاكِ نَعْلٍ، وَإِمَّا قَالَ‏:‏ بِشِسْعٍ أَحْمَرَ، الْكِبْرُ ذَاكَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، وَلَكِنَّ الْكِبْرَ مَنْ بَطَرَ الْحَقَّ، وَغَمَطَ النَّاسَ‏.‏
Muhammed bin El-Musenna bize anlattı, şöyle dedi: Abdulvehhab bize anlattı, şöyle dedi: Hişam, Muhammed'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber'e bir adamın geldiğini ve çok güzel olduğunu söyledi, o da şöyle dedi: Güzelliği sevdim ve bana gördüğün verildi, o kadar ki, kimsenin beni aşmasını da sevmiyorum. Şöyle dedi: Ayakkabı bağcığıyla veya şöyle dedi: Kırmızı ayakkabı bağıyla. Bu kibir mi? Dedi ki: Hayır ama kibir, gerçeği çarpıtmak ve insanları aldatmak eylemidir.
19
El-Edebul Mufred # 30/557
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ يُحْشَرُ الْمُتَكَبِّرُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَمْثَالَ الذَّرِّ فِي صُورَةِ الرِّجَالِ، يَغْشَاهُمُ الذُّلُّ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ، يُسَاقُونَ إِلَى سِجْنٍ مِنْ جَهَنَّمَ يُسَمَّى‏:‏ بُولَسَ، تَعْلُوهُمْ نَارُ الأَنْيَارِ، وَيُسْقَوْنَ مِنْ عُصَارَةِ أَهْلِ النَّارِ، طِينَةَ الْخَبَالِ‏.‏
Muhammed bin Selam bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin El-Mübarek, Muhammed bin Aclan'dan, Amr bin Şuayb'dan, babasından, dedesinden, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: Kibirliler, kıyamet günü, aşağılanmalarla kaplanmış insan şeklinde zerreler gibi toplanacaklardır. Her yerden, boyunduruğun ateşiyle örtülen Pavlus adı verilen cehennem hapishanesine sürülürler ve onlara cehennem halkının suyu olan çamurdan içirilir. Demans...
20
El-Edebul Mufred # 30/558
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا أَبِي، عَنْ خَالِدِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنِ الْبَهِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهَا‏:‏ دُونَكِ فَانْتَصِرِي‏.‏
İbrahim bin Musa bize anlattı, o şöyle dedi: Bana İbn Ebî Zeyde anlattı, dedi ki: Babam bize, Halid bin Seleme'den, El-Bahi'den, Urve'den, Aişe'den (Allah ondan razı olsun) rivayetle dedi ki, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle dedi: Dur ve galip gel.
21
El-Edebul Mufred # 30/559
حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّ عَائِشَةَ قَالَتْ‏:‏ أَرْسَلَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاطِمَةَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَاسْتَأْذَنَتْ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَعَ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا فِي مِرْطِهَا، فَأَذِنَ لَهَا فَدَخَلَتْ، فَقَالَتْ‏:‏ إِنَّ أَزْوَاجَكَ أَرْسَلْنَنِي يَسْأَلْنَكَ الْعَدْلَ فِي بِنْتِ أَبِي قُحَافَةَ، قَالَ‏:‏ أَيْ بُنَيَّةُ، أَتُحِبِّينَ مَا أُحِبُّ‏؟‏ قَالَتْ‏:‏ بَلَى، قَالَ‏:‏ فَأَحِبِّي هَذِهِ، فَقَامَتْ فَخَرَجَتْ فَحَدَّثَتْهُمْ، فَقُلْنَ‏:‏ مَا أَغْنَيْتِ عَنَّا شَيْئًا فَارْجِعِي إِلَيْهِ، قَالَتْ‏:‏ وَاللَّهِ لاَ أُكَلِّمُهُ فِيهَا أَبَدًا‏.‏ فَأَرْسَلْنَ زَيْنَبَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَاسْتَأْذَنَتْ، فَأَذِنَ لَهَا، فَقَالَتْ لَهُ ذَلِكَ، وَوَقَعَتْ فِيَّ زَيْنَبُ تَسُبُّنِي، فَطَفِقْتُ أَنْظُرُ‏:‏ هَلْ يَأْذَنُ لِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمْ أَزَلْ حَتَّى عَرَفْتُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لاَ يَكْرَهُ أَنْ أَنْتَصِرَ، فَوَقَعْتُ بِزَيْنَبَ، فَلَمْ أَنْشَبْ أَنْ أَثْخَنْتُهَا غَلَبَةً، فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ قَالَ‏:‏ أَمَا إِنَّهَا ابْنَةُ أَبِي بَكْرٍ‏.‏
El-Hakam bin Nafi' bize şöyle dedi: Şuayb bin Ebu Hamza, Ez-Zuhri'den rivayetle şöyle dedi: Muhammed bin Abdul Rahman bin bana el-Hâris bin Hişam'dan haber verdi, o da Aişe'nin şöyle dediğini söyledi: Peygamber'in eşleri, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, Fatıma'yı Peygamber'e gönderdiler, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, o da izin istedi. Peygamber Efendimiz, Allah onu korusun ve ona huzur versin, Aişe'nin (Allah ondan razı olsun) yanında cübbesiyle birlikteydi. Ona izin verdi ve içeri girdi ve dedi ki: Hanımlarınız beni size sormam için gönderdiler. Ebu Kuhafa'nın kızı hakkında adalet. Dedi ki: "Kızım, sen de benim beğendiğimi beğendin mi?" "Evet" dedi. Şöyle dedi: "O halde bunu beğendim." Böylece kalktı ve dışarı çıktı. Onlarla konuştu ve dediler ki: Sen bize hiçbir şeyi esirgemedin, o halde ona dön. Dedi ki: Vallahi, onunla onun hakkında asla konuşmayacağım. Bunun üzerine Zeyneb'in kocasını gönderdiler. Peygamber (s.a.v.) izin istedi, o da ona izin verdi, o da bunu ona söyledi ve Zeyneb bana küfrederken aklıma geldi, ben de bakmaya başladım: izin verir mi?
22
El-Edebul Mufred # 30/560
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ بَشِيرٍ الْجَهْضَمِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عُمَارَةُ الْمَعْوَلِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ‏:‏ يَكُونُ فِي آخِرِ الزَّمَانِ مَجَاعَةٌ، مَنْ أَدْرَكَتْهُ فَلاَ يَعْدِلَنَّ بِالأَكْبَادِ الْجَائِعَةِ‏.‏
Muhammed bin El-Musenna bize anlattı, şöyle dedi: Bize Hammad bin Beşir el-Cahmi anlattı, dedi: Bize Amarat el-Me'avali anlattı, şöyle dedi: Bize Muhammed bin Beşir el-Cahmi anlattı. Şirin, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle demiştir: Ahir zamanda kıtlık olacaktır. Bunu yaşayan kimse, aç ciğerlere iyi davranmamalıdır.
23
El-Edebul Mufred # 30/561
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ الأَنْصَارَ قَالَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ اقْسِمْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ إِخْوَانِنَا النَّخِيلَ، قَالَ‏:‏ لاَ، فَقَالُوا‏:‏ تَكْفُونَا الْمَؤُونَةَ، وَنُشْرِكُكُمْ فِي الثَّمَرَةِ‏؟‏ قَالُوا‏:‏ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا‏.‏
Ebu'l-Yaman bize anlattı, şöyle dedi: Bize Şuayb bin Ebu Hamza anlattı, şöyle dedi: Ebu'z-Zennad, el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle bize anlattı ki, Ensar, Peygamber'e (s.a.v.) şöyle dedi: Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin: Hurma ağaçlarını bizimle kardeşlerimiz arasında paylaştırın. O da: Hayır, dediler: Malzemeler bize yeter. Peki meyveyi sizinle paylaşalım mı? Dediler ki: İşittik ve itaat ettik.
24
El-Edebul Mufred # 30/562
حَدَّثَنَا أَصْبَغُ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَالِمًا أَخْبَرَهُ، أَنَّ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُمَرَ أَخْبَرَهُ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ عَامَ الرَّمَادَةِ، وَكَانَتْ سَنَةً شَدِيدَةً مُلِمَّةً، بَعْدَ مَا اجْتَهَدَ عُمَرُ فِي إِمْدَادِ الأعْرَابِ بِالإِبِلِ وَالْقَمْحِ وَالزَّيْتِ مِنَ الأَرْيَافِ كُلِّهَا، حَتَّى بَلَحَتِ الأَرْيَافُ كُلُّهَا مِمَّا جَهَدَهَا ذَلِكَ، فَقَامَ عُمَرُ يَدْعُو فَقَالَ‏:‏ اللَّهُمَّ اجْعَلْ رِزْقَهُمْ عَلَى رُءُوسِ الْجِبَالِ، فَاسْتَجَابَ اللَّهُ لَهُ وَلِلْمُسْلِمِينَ، فَقَالَ حِينَ نَزَلَ بِهِ الْغَيْثُ‏:‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ، فَوَاللَّهِ لَوْ أَنَّ اللَّهَ لَمْ يُفْرِجْهَا مَا تَرَكْتُ بِأَهْلِ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ لَهُمْ سَعَةٌ إِلاَّ أَدْخَلْتُ مَعَهُمْ أَعْدَادَهُمْ مِنَ الْفُقَرَاءِ، فَلَمْ يَكُنِ اثْنَانِ يَهْلِكَانِ مِنَ الطَّعَامِ عَلَى مَا يُقِيمُ وَاحِدًا‏.‏
Asbağ bize anlattı, şöyle dedi: İbn Vehb bana söyledi, şöyle dedi: Yunus bana, İbn Şihab'tan rivayetle, Salim'in ona Abdullah bin Ömer'i söylediğini söyledi.
25
El-Edebul Mufred # 30/563
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ قَالَ‏:‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ ضَحَايَاكُمْ، لاَ يُصْبِحُ أَحَدُكُمْ بَعْدَ ثَالِثَةٍ، وَفِي بَيْتِهِ مِنْهُ شَيْءٌ‏.‏ فَلَمَّا كَانَ الْعَامُ الْمُقْبِلُ قَالُوا‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، نَفْعَلُ كَمَا فَعَلْنَا الْعَامَ الْمَاضِيَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ كُلُوا وَادَّخِرُوا، فَإِنَّ ذَلِكَ الْعَامَ كَانُوا فِي جَهْدٍ فَأَرَدْتُ أَنْ تُعِينُوا‏.‏
Ebu Asım bize Yezid bin Ebu Ubeyd'den, Seleme bin El-Ekva'dan rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Kurbanlarınız, hiçbiriniz bir daha uyanamayacaksınız. Üçüncü kez ve evinde birazı vardı. Sonra ertesi yıl gelince şöyle dediler: Ey Allah'ın Resulü, geçen yıl yaptığımızın aynısını mı yapacağız? Dedi ki: Yiyin biriktirin, o yıl için bir çaba içerisindeydiler, ben de sizden yardım istedim.
26
El-Edebul Mufred # 30/564
حَدَّثَنَا فَرْوَةُ بْنُ أَبِي الْمَغْرَاءِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ‏:‏ كُنْتُ جَالِسًا عِنْدَ مُعَاوِيَةَ، فَحَدَّثَ نَفْسَهُ، ثُمَّ انْتَبَهَ فَقَالَ‏:‏ لاَ حِلْمَ إِلاَّ تَجْرِبَةٌ، يُعِيدُهَا ثَلاثًا‏.‏
Ferve bin Ebu'l-Muğra bize şöyle dedi: Ali bin Müşer, Hişam bin Urve'den, babasından rivayet etti: O da şöyle dedi: Muaviye'nin yanında oturuyordum, o da kendi kendine konuştu, sonra uyandı ve şöyle dedi: Üç kez tekrarlayacağı bir tecrübeden başka rüya yoktur.
27
El-Edebul Mufred # 30/565
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ زَحْرٍ، عَنْ أَبِي الْهَيْثَمِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ قَالَ‏:‏ لاَ حَلِيمَ إِلاَّ ذُو عَثْرَةٍ، وَلاَ حَكِيمَ إِلاَّ ذُو تَجْرِبَةٍ‏.‏
Sa'id ibn Ufayr bize anlattı, şöyle dedi: Yahya ibn Eyyub, bize İbn Zühar'dan, Ebu'l-Heysem'den, Ebu Sa'id'den rivayet etti: O dedi ki: Sabır yoktur, ancak tökezler ve tecrübe sahibi olandan başka bilge yoktur.
28
El-Edebul Mufred # 30/567
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ شَهِدْتُ مَعَ عُمُومَتِي حِلْفَ الْمُطَيَّبِينَ، فَمَا أُحِبُّ أَنْ أَنْكُثَهُ، وَأَنَّ لِي حُمْرَ النَّعَمِ‏.‏
Güzel kokulu olanı kırmayı sevmem ve bereketin en kırmızısı bendedir.
29
El-Edebul Mufred # 30/568
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ قَالَ‏:‏ آخَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ ابْنِ مَسْعُودٍ وَالزُّبَيْرِ‏.‏
Musa bin İsmail bize şöyle dedi: Hammad bin Seleme, Sabit'ten, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.), İbn Mesud'un kardeşiydi. Ve El-Zübeyr
30
El-Edebul Mufred # 30/569
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ‏:‏ حَالَفَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ قُرَيْشٍ وَالأَنْصَارِ فِي دَارِي الَّتِي بِالْمَدِينَةِ‏.‏
Muhammed bin Selâm bize anlattı, şöyle dedi: Bize İbn Uyeyne anlattı, şöyle dedi: Asım el-Ahval bize, Enes bin Malik'ten rivayetle şöyle dedi: Resûlullah, Medine'deki evimde, Allah ona bereket versin ve Kureyş ile Ensar arasında ona barış versin diye yemin etti.
31
El-Edebul Mufred # 30/570
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ قَالَ‏:‏ جَلَسَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْفَتْحِ عَلَى دَرَجِ الْكَعْبَةِ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ‏:‏ مَنْ كَانَ لَهُ حِلْفٌ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، لَمْ يَزِدْهُ الإِسْلاَمُ إِلاَّ شِدَّةً، وَلاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ‏.‏
Halid bin Muhlid bize anlattı, şöyle dedi: Süleyman bin Bilal bize anlattı, şöyle dedi: Abdurrahman bin el-Hâris bana, Amr bin Şuayb'dan, babasından, dedesinden rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allah ona salat ve selam versin, fetih yılında Kabe'nin basamaklarına oturmuş, Allah'a şükretmiş ve hamdetmişti, sonra şöyle buyurdu: İslam öncesi dönemde kimin ittifakı vardı? İslamiyet onun sıkıntısını daha da artırdı ve fetihten sonra hicret olmadı.
32
El-Edebul Mufred # 30/571
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ قَالَ‏:‏ أَصَابَنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَطَرٌ، فَحَسَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثَوْبَهُ عَنْهُ حَتَّى أَصَابَهُ الْمَطَرُ، قُلْنَا‏:‏ لِمَ فَعَلْتَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لأَنَّهُ حَدِيثُ عَهْدٍ بِرَبِّهِ‏.‏
Abdullah bin Ebu'l-Esved bize şöyle dedi: Cafer bin Süleyman, Sabit'ten, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) ile birlikte yağmura yakalandık, Allah ona salat ve selam versin. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yağmur yağıncaya kadar elbisesini açtı. Biz dedik ki: Bunu neden yaptın? Dedi ki: Çünkü o zamanın hadislerindendir. Rabbi tarafından...
33
El-Edebul Mufred # 30/572
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ مَالِكِ بْنِ خُثَيْمٍ أَنَّهُ قَالَ‏:‏ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ بِأَرْضِهِ بِالْعَقِيقِ، فَأَتَاهُ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ عَلَى دَوَابَّ، فَنَزَلُوا، قَالَ حُمَيْدٌ‏:‏ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ‏:‏ اذْهَبْ إِلَى أُمِّي وَقُلْ لَهَا‏:‏ إِنَّ ابْنَكِ يُقْرِئُكِ السَّلاَمَ وَيَقُولُ‏:‏ أَطْعِمِينَا شَيْئًا، قَالَ‏:‏ فَوَضَعَتْ ثَلاَثَةَ أَقْرَاصٍ مِنْ شَعِيرٍ، وَشَيْئًا مِنْ زَيْتٍ وَمِلْحٍ فِي صَحْفَةٍ، فَوَضَعْتُهَا عَلَى رَأْسِي، فَحَمَلْتُهَا إِلَيْهِمْ، فَلَمَّا وَضَعْتُهُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ، كَبَّرَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَقَالَ‏:‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَشْبَعَنَا مِنَ الْخُبْزِ بَعْدَ أَنْ لَمْ يَكُنْ طَعَامُنَا إِلاَّ الأَسْوَدَانِ‏:‏ التَّمْرُ وَالْمَاءُ، فَلَمْ يُصِبِ الْقَوْمُ مِنَ الطَّعَامِ شَيْئًا، فَلَمَّا انْصَرَفُوا قَالَ‏:‏ يَا ابْنَ أَخِي، أَحْسِنْ إِلَى غَنَمِكَ، وَامْسَحْ الرُّغَامَ عَنْهَا، وَأَطِبْ مُرَاحَهَا، وَصَلِّ فِي نَاحِيَتِهَا، فَإِنَّهَا مِنْ دَوَابِّ الْجَنَّةِ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَيُوشِكُ أَنْ يَأْتِيَ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ تَكُونُ الثُّلَّةُ مِنَ الْغَنَمِ أَحَبَّ إِلَى صَاحِبِهَا مِنْ دَارِ مَرْوَانَ‏.‏
Kedi yavrusu: Anneme git ve ona şunu söyle: Oğlun seni selamlıyor ve diyor ki: Bize bir şeyler yedir. Şöyle dedi: O da üç tablet koydu. Arpa, biraz yağ ve tuzdan oluşan bir kaseyi başıma koydum ve onlara götürdüm. Ellerine verdiğimde “Allahu Ekber” dedi. Ebu Hureyre şöyle dedi: Tek yiyeceğimiz hurma ve su olan iki aslandan sonra bizi ekmekle doyuran Allah'a hamd olsun. Acı çekmedi. İnsanlara biraz yiyecek verdi ve onlar gittiklerinde şöyle dedi: Ey kardeşimin oğlu, koyunlarına iyi davran, onların kusurlarını gider ve onlara iyi davran. Onu dinlendirin ve ona doğru dua edin. Çünkü o, cennet hayvanlarındandır ve nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, öyle bir zaman gelecek ki, üç koyun, sahipleri nezdinde Mervan'ın evinden daha sevimli olacaktır.
34
El-Edebul Mufred # 30/573
Hz. Ali (r.a.)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ الأَزْرَقُ، عَنْ أَبِي عُمَرَ، عَنِ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ، عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ الشَّاةُ فِي الْبَيْتِ بَرَكَةٌ، وَالشَّاتَانِ بَرَكَتَانِ، وَالثَّلاَثُ بَرَكَاتٌ‏.‏
Muhammed ibn Yusuf bize rivayet etti, dedi ki: Veki bize rivayet etti, o şöyle dedi: İsmail el-Ezrak bize Ebu Ömer'den, İbnü'l-Hanefiyye'den, Ali'den rivayet etti. Onun rivayetine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Evdeki bir koyun berekettir, iki koyun iki berekettir ve üçü de berekettir.
35
El-Edebul Mufred # 30/574
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ رَأْسُ الْكُفْرِ نَحْوَ الْمَشْرِقِ، وَالْفَخْرُ وَالْخُيَلاَءُ فِي أَهْلِ الْخَيْلِ وَالإِبِلِ، الْفَدَّادِينَ أَهْلِ الْوَبَرِ، وَالسَّكِينَةُ فِي أَهْلِ الْغَنَمِ‏.‏
İsmail bize şöyle dedi: Malik bana Ebu'z-Zinad'dan, el-Araj'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Doğuya doğru küfrün başlangıcı, at ve deve kavminde kibir ve kibir, koyun kavminde dönümlerce arazi ve Ashab kavminde huzur.
36
El-Edebul Mufred # 30/575
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَرْزُوقٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ أَبِي حَفْصَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ‏:‏ عَجِبْتُ لِلْكِلاَبِ وَالشَّاءِ، إِنَّ الشَّاءَ يُذْبَحُ مِنْهَا فِي السَّنَةِ كَذَا وَكَذَا، وَيُهْدَى كَذَا وَكَذَا، وَالْكَلْبُ تَضَعُ الْكَلْبَةُ الْوَاحِدَةُ كَذَا وَكَذَا وَالشَّاءُ أَكْثَرُ مِنْهَا‏.‏
Amr bin Merzuk bize şöyle dedi: Şu'be, Amara bin Ebu Hafsa'dan, İkrime'den, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Köpeklere ve koyunlara hayret ediyorum. Koyun falanca yılda kesilip filancaya verilir ve tek bir dişi köpek doğurur. Falan filan Ve mesele bundan da fazlası.
37
El-Edebul Mufred # 30/576
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي هِنْدَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ أَبِي ظَبْيَانَ قَالَ‏:‏ قَالَ لِي عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ‏:‏ يَا أَبَا ظَبْيَانَ، كَمْ عَطَاؤُكَ‏؟‏ قُلْتُ‏:‏ أَلْفَانِ وَخَمْسُمِئَةٍ، قَالَ لَهُ‏:‏ يَا أَبَا ظَبْيَانَ، اتَّخِذْ مِنَ الْحَرْثِ وَالسَّابْيَاءِ مِنْ قَبْلِ أَنْ تَلِيَكُمْ غِلْمَةُ قُرَيْشٍ، لاَ يُعَدُّ الْعَطَاءُ مَعَهُمْ مَالاً‏.‏
Kabisa bize anlattı, şöyle dedi: Vehb bin İsmail bize, Muhammed bin Kays'tan, Ebu Hind El-Hamdani'den, Abu Dhabyan'dan rivayetle şöyle dedi: Ömer bin El-Hattab bana şöyle dedi: Ey Ebu Dabyan, hediyen ne kadar? Dedim ki: İki bin beş yüz. Ona şöyle dedi: Ey Ebu Zebyan, Kureyş'in köleleri sana uymadan önce çiftçilerden ve esirlerden al. Onlarla birlikte vermek para sayılmaz.
38
El-Edebul Mufred # 30/577
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ أَبَا إِسْحَاقَ، سَمِعْتُ عَبْدَةَ بْنَ حَزْنٍ يَقُولُ‏:‏ تَفَاخَرَ أَهْلُ الإِبِلِ وَأَصْحَابُ الشَّاءِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ بُعِثَ مُوسَى وَهُوَ رَاعِي غَنَمٍ، وَبُعِثَ دَاوُدُ وَهُوَ رَاعٍ، وَبُعِثْتُ أَنَا وَأَنَا أَرْعَى غَنَمًا لأَهْلِي بِأَجْيَادِ‏.‏
Muhammed bin Beşar bize anlattı, şöyle dedi: Muhammed bin Cafer bize anlattı, dedi ki: Bize Şu'be anlattı, Ebu İshak'ı duydum, Abdah bin Sadness'in şöyle dediğini duydum: Develer ve koyun sahipleri övündüler, bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: Musa çoban iken, Davud çoban iken gönderildi ve ben de ailem için koyun gütmek üzere gönderildim. Ajyad.
39
El-Edebul Mufred # 30/578
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ‏:‏ الْكَبَائِرُ سَبْعٌ، أَوَّلُهُنَّ‏:‏ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ، وَقَتْلُ النَّفْسِ، وَرَمْيُ الْمُحْصَنَاتِ، وَالأعْرَابِيَّةُ بَعْدَ الْهِجْرَةِ‏.‏
Musa bin İsmail bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Avane, Ömer bin Ebi Seleme'den, babasından, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle dedi: Büyük günahlar Yedi; bunlardan birincisi: Allah'a ortak koşmak, kendini öldürmek, iffetli kadınlara iftira atmak ve hicretten sonra bedevi olmak.
40
El-Edebul Mufred # 30/580
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ‏:‏ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنِ الْبَدْوِ قُلْتُ‏:‏ وَهَلْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَبْدُو‏؟‏ فَقَالَتْ‏:‏ نَعَمْ، كَانَ يَبْدُو إِلَى هَؤُلاَءِ التِّلاعِ‏.‏
Muhammed bin Sabbah bize anlattı, şöyle dedi: Şerik bize Mikdam bin Şureyh'den, babasından rivayetle şöyle dedi: Aişe'ye Bedevileri sordum, dedim ki: Peygamber (s.a.v.) Allah ona salat ve selam versin, baktı mı? Dedi ki: Evet, bu armatürlere benziyordu.
41
El-Edebul Mufred # 30/581
حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصِ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ وَهْبٍ قَالَ‏:‏ رَأَيْتُ مُحَمَّدَ بْنَ عَبْدِ اللهِ بْنِ أُسَيْدٍ إِذَا رَكِبَ، وَهُوَ مُحْرِمٌ، وَضَعَ ثَوْبَهُ عَنْ مَنْكِبَيْهِ، وَوَضَعَهُ عَلَى فَخِذَيْهِ، فَقُلْتُ‏:‏ مَا هَذَا‏؟‏ قَالَ‏:‏ رَأَيْتُ عَبْدَ اللهِ يَفْعَلُ مِثْلَ هَذَا‏.‏
Ebu Hafs bin Ali bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Asim, Amr bin Vehb'den rivayetle şöyle dedi: Muhammed bin Abdullah bin Usayd'ı ihramda iken binek üzerinde gördüm. Elbisesini omuzlarından çıkarıp bacaklarının üzerine koydu. Dedim ki: Bu nedir? Dedi ki: Abdullah'ı bunu yaparken gördüm. Mesela Bu...
42
El-Edebul Mufred # 30/582
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ وَرَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ كَانَا جَالِسَيْنِ، فَجَاءَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ الْقَارِيِّ فَجَلَسَ إِلَيْهِمَا، فَقَالَ عُمَرُ‏:‏ إِنَّا لاَ نُحِبُّ مَنْ يَرْفَعُ حَدِيثَنَا، فَقَالَ لَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ‏:‏ لَسْتُ أُجَالِسُ أُولَئِكَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَ عُمَرُ‏:‏ بَلَى، فَجَالِسْ هَذَا وَهَذَا، وَلاَ تَرْفَعْ حَدِيثَنَا، ثُمَّ قَالَ لِلأَنْصَارِيِّ‏:‏ مَنْ تَرَى النَّاسَ يَقُولُونَ يَكُونُ الْخَلِيفَةَ بَعْدِي‏؟‏ فَعَدَّدَ الأَنْصَارِيُّ رِجَالاً مِنَ الْمُهَاجِرِينَ، لَمْ يُسَمِّ عَلِيًّا، فَقَالَ عُمَرُ‏:‏ فَمَا لَهُمْ عَنْ أَبِي الْحَسَنِ‏؟‏ فَوَاللَّهِ إِنَّهُ لَأَحْرَاهُمْ، إِنْ كَانَ عَلَيْهِمْ، أَنْ يُقِيمَهُمْ عَلَى طَرِيقَةٍ مِنَ الْحَقِّ‏.‏
Abdullah bin Muhammed bize anlattı, o şöyle dedi: Abdurrezzak bize anlattı, şöyle dedi: Muammer bize anlattı, şöyle dedi: Muhammed bin Abdullah bin Abdul, bana Er-Rahman bin Abdul-Kari'den, babasının rivayetine göre, Ömer bin El-Hattab ile Ensar'dan bir adamın oturduğunu söyledi, bu yüzden Abdul-Rahman bin
43
El-Edebul Mufred # 30/583
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو هِلاَلٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، أَنَّ رَجُلاً تُوُفِّيَ وَتَرَكَ ابْنًا لَهُ وَمَوْلًى لَهُ، فَأَوْصَى مَوْلاَهُ بِابْنِهِ، فَلَمْ يَأْلُوهُ حَتَّى أَدْرَكَ وَزَوَّجَهُ، فَقَالَ لَهُ‏:‏ جَهَّزْنِي أَطْلُبِ الْعِلْمَ، فَجَهَّزَهُ، فَأَتَى عَالِمًا فَسَأَلَهُ، فَقَالَ‏:‏ إِذَا أَرَدْتَ أَنْ تَنْطَلِقَ فَقُلْ لِي أُعَلِّمْكَ، فَقَالَ‏:‏ حَضَرَ مِنِّي الْخُرُوجُ فَعَلِّمْنِي، فَقَالَ‏:‏ اتَّقِ اللَّهَ وَاصْبِرْ، وَلاَ تَسْتَعْجِلْ‏.‏ قَالَ الْحَسَنُ‏:‏ فِي هَذَا الْخَيْرُ كُلُّهُ، فَجَاءَ وَلاَ يَكَادُ يَنْسَاهُنَّ، إِنَّمَا هُنَّ ثَلاَثٌ، فَلَمَّا جَاءَ أَهْلَهُ نَزَلَ عَنْ رَاحِلَتِهِ، فَلَمَّا نَزَلَ الدَّارَ إِذَا هُوَ بِرَجُلٍ نَائِمٍ مُتَرَاخٍ عَنِ الْمَرْأَةِ، وَإِذَا امْرَأَتُهُ نَائِمَةٌ، قَالَ‏:‏ وَاللَّهِ مَا أُرِيدُ مَا أَنْتَظِرُ بِهَذَا‏؟‏ فَرَجَعَ إِلَى رَاحِلَتِهِ، فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَأْخُذَ السَّيْفَ قَالَ‏:‏ اتَّقِ اللَّهَ وَاصْبِرْ، وَلاَ تَسْتَعْجِلْ‏.‏ فَرَجَعَ، فَلَمَّا قَامَ عَلَى رَأْسِهِ قَالَ‏:‏ مَا أَنْتَظِرُ بِهَذَا شَيْئًا، فَرَجَعَ إِلَى رَاحِلَتِهِ، فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَأْخُذَ سَيْفَهُ ذَكَرَهُ، فَرَجَعَ إِلَيْهِ، فَلَمَّا قَامَ عَلَى رَأْسِهِ اسْتَيْقَظَ الرَّجُلُ، فَلَمَّا رَآهُ وَثَبَ إِلَيْهِ فَعَانَقَهُ وَقَبَّلَهُ، وَسَاءَلَهُ قَالَ‏:‏ مَا أَصَبْتَ بَعْدِي‏؟‏ قَالَ‏:‏ أَصَبْتُ وَاللَّهِ بَعْدَكَ خَيْرًا كَثِيرًا، أَصَبْتُ وَاللَّهِ بَعْدَكَ‏:‏ أَنِّي مَشَيْتُ اللَّيْلَةَ بَيْنَ السَّيْفِ وَبَيْنَ رَأْسِكَ ثَلاَثَ مِرَارٍ، فَحَجَزَنِي مَا أَصَبْتُ مِنَ الْعِلْمِ عَنْ قَتْلِكَ‏.‏
Musa bin İsmail bize anlattı, dedi ki: Bize Ebu Hilal anlattı, şöyle dedi: Hasan bize bir adamın öldüğünü ve arkasında bir oğlunu ve bir hizmetçisini bıraktığını söyledi. Bunun üzerine efendisi oğluna tavsiyede bulundu ve o gelip onu evlendirene kadar onu görmediler ve o da ona şöyle dedi: Beni ilim öğrenmeye hazırla. Böylece onu hazırladı ve bir âlim olarak geldi. Bunun üzerine ona sordu ve şöyle dedi: Eğer gitmek istersen bana söyle, sana öğreteyim. Dedi ki: Ben gidiyorum, bana öğret. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Allah'tan korkun, sabredin ve acele etmeyin. El-Hasan şöyle dedi: Bütün bu iyiliklerin içinde o da geldi ve onları zorlukla unutabildi. Sadece üç kişiydiler. Ailesinin yanına gelince aşağıya indi ve şöyle dedi: Allah'a yemin olsun ki senden sonra pek çok hayırlara eriştim. Allah'a yemin ederim ki, senden sonra bu gece üç defa kılıcın ile başının arasına girmeyi başardım. Edindiğim bilgi seni öldürmemi engelledi.
44
El-Edebul Mufred # 30/584
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَشَجِّ عَبْدِ الْقَيْسِ قَالَ‏:‏ قَالَ لِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ إِنَّ فِيكَ لَخُلُقَيْنِ يُحِبُّهُمَا اللَّهُ، قُلْتُ‏:‏ وَمَا هُمَا يَا رَسُولَ اللهِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ الْحِلْمُ وَالْحَيَاءُ، قُلْتُ‏:‏ قَدِيمًا كَانَ أَوْ حَدِيثًا‏؟‏ قَالَ‏:‏ قَدِيمًا، قُلْتُ‏:‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَبَلَنِي عَلَى خُلُقَيْنِ أَحَبَّهُمَا اللَّهُ‏.‏
Ebû Muammer bize anlattı, o şöyle dedi: Bize Abd el-Varis anlattı, o şöyle dedi: Yunus bize Abdurrahman bin Ebî Bekre'den, Ashaj Abd Al-Qais'ten rivayet etti: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle dedi: Sende Allah'ın sevdiği iki haslet vardır. Dedim ki: Bunlar nedir ey Allah'ın Resulü? Dedi ki: Hayal kurmak ve tevazu. Dedim ki: eski mi yoksa modern mi? Dedi ki: Eskiden şöyle derdim: Beni Allah'ın sevdiği iki yaratıkla yaratan Allah'a hamd olsun.
45
El-Edebul Mufred # 30/585
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي هَاشِمٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مَنْ لَقِيَ الْوَفْدَ الَّذِينَ قَدِمُوا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ، وَذَكَرَ قَتَادَةُ أَبَا نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ‏:‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لأَشَجِّ عَبْدِ الْقَيْسِ‏:‏ إِنَّ فِيكَ لَخَصْلَتَيْنِ يُحِبُّهُمَا اللَّهُ‏:‏ الْحِلْمُ وَالأَنَاةُ‏.‏
Ali bin Ebu Haşim bize anlattı, şöyle dedi: İsmail bize anlattı, şöyle dedi: Sa'id bin Ebi Arouba, Katade'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber'e (s.a.v.) gelen heyet ile kimlerle tanıştı, Abdülkays'ten, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, ve Katade, Ebu Sa'id el-Hudri'den rivayetle Ebu Nadre'den bahsetti ve şöyle dedi: Peygamber (s.a.v. Kays: Sende Allah'ın sevdiği iki vasıf var: Sabır ve sabır.
46
El-Edebul Mufred # 30/586
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا قُرَّةُ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ‏:‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِلأَشَجِّ أَشَجِّ عَبْدِ الْقَيْسِ‏:‏ إِنَّ فِيكَ لَخَصْلَتَيْنِ يُحِبُّهُمَا اللَّهُ‏:‏ الْحِلْمُ وَالأنَاةُ‏.‏
Abdullah bin Abdülvehhab anlattı, şöyle dedi: Bişr bin el-Mufaddal bize anlattı, şöyle dedi: Kurrah bize Ebu Cemre'den, İbni Abbas'tan rivayet etti: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Eşcec Eşcec Abd'ül Kays'a şöyle dedi: Sende Allah'ın sevdiği iki haslet var: sabır ve sabır.
47
El-Edebul Mufred # 30/587
حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا طَالِبُ بْنُ حُجَيْرٍ الْعَبْدِيُّ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي هُودُ بْنُ عَبْدِ اللهِ بْنِ سَعْدٍ، سَمِعَ جَدَّهُ مَزِيدَةَ الْعَبْدِيَّ قَالَ‏:‏ جَاءَ الأَشَجُّ يَمْشِي حَتَّى أَخَذَ بِيَدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَبَّلَهَا، فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ أَمَا إِنَّ فِيكَ لَخُلُقَيْنِ يُحِبُّهُمَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ، قَالَ‏:‏ جَبْلاً جُبِلْتُ عَلَيْهِ، أَوْ خُلِقَا مَعِي‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، بَلْ جَبْلاً جُبِلْتَ عَلَيْهِ، قَالَ‏:‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَبَلَنِي عَلَى مَا يُحِبُّ اللَّهُ وَرَسُولُهُ‏.‏
Kays bin Hafs anlattı, şöyle dedi: Talib bin Huceyr el-Abdi anlattı, şöyle dedi: Hud bin Abdullah bin Saad bana söyledi, dedesi duydu. Mazide el-Abdi şöyle dedi: Eşcac yürüyerek geldi, ta ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in elini tutup öptü. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle dedi:
48
El-Edebul Mufred # 30/588
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا فِطْرٌ، عَنْ أَبِي يَحْيَى قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ‏:‏ لَوْ أَنَّ جَبَلاً بَغَى عَلَى جَبَلٍ لَدُكَّ الْبَاغِي‏.‏
Ebu Nu'aym bize anlattı, dedi ki: Fitr bize Ebu Yahya'dan rivayetle şöyle dedi: Mücahid'i İbn Abbas'tan rivayet ederek işittim, dedi ki: Eğer Ladak dağında bir dağ olsaydı, haddi aşan.
49
El-Edebul Mufred # 30/589
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ احْتَجَّتِ النَّارُ وَالْجَنَّةُ، فَقَالَتِ النَّارُ‏:‏ يَدْخُلُنِي الْمُتَكَبِّرُونَ وَالْمُتَجَبِّرُونَ‏.‏ وَقَالَتِ الْجَنَّةُ‏:‏ لاَ يَدْخُلُنِي إِلاَّ الضُّعَفَاءُ الْمَسَاكِينُ‏.‏ فَقَالَ لِلنَّارِ‏:‏ أَنْتِ عَذَابِي، أَنْتَقِمُ بِكِ مِمَّنْ شِئْتُ، وَقَالَ لِلْجَنَّةِ‏:‏ أَنْتِ رَحْمَتِي أَرْحَمُ بِكِ مَنْ شِئْتُ‏.‏
Cennet: Bana ancak zayıflar ve fakirler girecektir. Bunun üzerine Cehenneme dedi ki: Sen benim azabımsın, senden dilediğimden intikam alırım ve Cennete dedi ki: Sen benim rahmetimsin, ben de sana dilediğime merhamet ederim.
50
El-Edebul Mufred # 30/590
Fadala ibn Ubayd (RA)
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ صَالِحٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيُّ، عَنْ أَبِي عَلِيٍّ الْجَنْبِيِّ، عَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ ثَلاَثَةٌ لاَ يُسْأَلُ عَنْهُمْ‏:‏ رَجُلٌ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ وَعَصَى إِمَامَهُ فَمَاتَ عَاصِيًا، فَلاَ تَسْأَلْ عَنْهُ، وَأَمَةٌ أَوْ عَبْدٌ أَبِقَ مِنْ سَيِّدِهِ، وَامْرَأَةٌ غَابَ زَوْجُهَا، وَكَفَاهَا مَؤُونَةَ الدُّنْيَا فَتَبَرَّجَتْ وَتَمَرَّجَتْ بَعْدَهُ‏.‏ وَثَلاَثَةٌ لاَ يُسْأَلُ عَنْهُمْ‏:‏ رَجُلٌ نَازَعَ اللَّهَ رِدَاءَهُ، فَإِنَّ رِدَاءَهُ الْكِبْرِيَاءُ، وَإِزَارَهُ عِزَّهُ، وَرَجُلٌ شَكَّ فِي أَمْرِ اللهِ، وَالْقُنُوطُ مِنْ رَحْمَةِ اللهِ‏.‏
Osman bin Salih anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin Vehb bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Hani el-Hawlani, Ebu Ali el-Cenabi'den, Fadale bin Ubeyd'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: Üç kişi hakkında sorulmaz: Gruptan ayrılan, imamine itaat etmeyen ve ölen adam. Allah'ın emri ve Allah'ın rahmetinden ümidini kesmek.