17 Hadis
01
El-Edebul Mufred # 11/221
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي هَاشِمٍ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي نُصَيْرُ بْنُ عُمَرَ بْنِ يَزِيدَ بْنِ قَبِيصَةَ بْنِ يَزِيدَ الأَسَدِيُّ، عَنْ فُلاَنٍ قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ بُرْمَةَ بْنَ لَيْثِ بْنِ بُرْمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ قَبِيصَةَ بْنَ بُرْمَةَ الأَسَدِيَّ قَالَ‏:‏ كُنْتُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ‏:‏ أَهْلُ الْمَعْرُوفِ فِي الدُّنْيَا هُمْ أَهْلُ الْمَعْرُوفِ فِي الْآخِرَةِ، وَأَهْلُ الْمُنْكَرِ فِي الدُّنْيَا هُمْ أَهْلُ الْمُنْكَرِ فِي الآخِرَةِ‏.‏
Ali bin Ebi Haşim bize şunları söyledi: Nusayr bin Ömer bin Yezid bin Kubaisa bin Yezid El-Esadi bana falanca kişiden şöyle dedi: Ben Burma bin Leys bin Burmah'ı duydum, o da Kabise bin Burma el-Esadi'nin şunu söylediğini duydu: Peygamber'in yanındaydım, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin ve onun şöyle dediğini duydum: Bu dünyadaki iyilik ehli, ahiretteki iyilik ehlidir ve Bu dünyadaki kötülük ehli, ahiretteki kötülük ehlidir.
02
El-Edebul Mufred # 11/222
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ حَسَّانَ الْعَنْبَرِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ عَاصِمٍ، وَكَانَ حَرْمَلَةُ أَبَا أُمِّهِ، فَحَدَّثَتْنِي صَفِيَّةُ ابْنَةُ عُلَيْبَةَ، وَدُحَيْبَةُ ابْنَةُ عُلَيْبَةَ، وَكَانَ جَدَّهُمَا حَرْمَلَةُ أَبَا أَبِيهِمَا، أَنَّهُ أَخْبَرَهُمْ، عَنْ حَرْمَلَةَ بْنِ عَبْدِ اللهِ، أَنَّهُ خَرَجَ حَتَّى أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم، فَكَانَ عِنْدَهُ حَتَّى عَرَفَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمَّا ارْتَحَلَ قُلْتُ فِي نَفْسِي‏:‏ وَاللَّهِ لَآتِيَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَزْدَادَ مِنَ الْعِلْمِ، فَجِئْتُ أَمْشِي حَتَّى قُمْتُ بَيْنَ يَدَيْهِ فَقُلْتُ مَا تَأْمُرُنِي أَعْمَلُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ يَا حَرْمَلَةُ، ائْتِ الْمَعْرُوفَ، وَاجْتَنَبِ الْمُنْكَرَ، ثُمَّ رَجَعْتُ، حَتَّى جِئْتُ الرَّاحِلَةَ، ثُمَّ أَقْبَلْتُ حَتَّى قُمْتُ مَقَامِي قَرِيبًا مِنْهُ، فَقُلْتُ‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، مَا تَأْمُرُنِي أَعْمَلُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ يَا حَرْمَلَةُ، ائْتِ الْمَعْرُوفَ، وَاجْتَنَبِ الْمُنْكَرَ، وَانْظُرْ مَا يُعْجِبُ أُذُنَكَ أَنْ يَقُولَ لَكَ الْقَوْمُ إِذَا قُمْتَ مِنْ عِنْدِهِمْ فَأْتِهِ، وَانْظُرِ الَّذِي تَكْرَهُ أَنْ يَقُولَ لَكَ الْقَوْمُ إِذَا قُمْتَ مِنْ عِنْدِهِمْ فَاجْتَنِبْهُ، فَلَمَّا رَجَعْتُ تَفَكَّرْتُ، فَإِذَا هُمَا لَمْ يَدَعَا شَيْئًا‏.‏
Musa bin İsmail bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin Hasan El-Anbari anlattı, dedi ki: Bize Hibban bin Asım anlattı ve kendisi Ebu'nun taşıyıcısıydı. Annesi Uleybe'nin kızı Safiye ve Uleybe'nin kızı Duhaybe bana anlattı ve dedeleri babalarının harmala'sıydı ve onlara şöyle dedi: Harmele bin Abdullah'ın yetkisi üzerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına gelinceye kadar oradan ayrıldı ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onu tanıyıncaya kadar yanındaydı. O gidince kendi kendime dedim ki: Vallahi, ilmim artıncaya kadar Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yanına geleceğim ve onun huzuruna çıkıncaya kadar yürüyerek geldim. Ben de dedim ki: Bana ne yapmamı emrediyorsun? Dedi ki: Ey Harmela, doğruyu yap, yanlıştan kaçın. Sonra geri döndüm, gidene gelinceye kadar, sonra geldim. Ta ki ona yaklaşıp şöyle diyene kadar: Ey Allah'ın Resulü, bana ne yapmamı emrediyorsun? Dedi ki: Ey Harmela, doğru olanı yap ve kötülükten sakın. Kötülük ve insanların sana söyledikleri kulağına hoş gelen şeyleri gör, onlardan kalktığında onun peşinden git ve insanların sana söylemesinden hoşlanmadığın şeylere bak. Onlardan kalktığınızda ondan kaçının. Geri döndüğümde, arkalarında hiçbir şey bırakmadıklarını düşündüm.
03
El-Edebul Mufred # 11/223
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ قَالَ‏:‏ ذَكَرْتُ لأَبِي حَدِيثَ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ سَلْمَانَ، أَنَّهُ قَالَ‏:‏ إِنَّ أَهْلَ الْمَعْرُوفِ فِي الدُّنْيَا هُمْ أَهْلُ الْمَعْرُوفِ فِي الْآخِرَةِ، فَقَالَ‏:‏ إِنِّي سَمِعْتُهُ مِنْ أَبِي عُثْمَانَ يُحَدِّثُهُ، عَنْ سَلْمَانَ، فَعَرَفْتُ أَنَّ ذَاكَ كَذَاكَ، فَمَا حَدَّثْتُ بِهِ أَحَدًا قَطُّ‏.‏
Hasan bin Ömer bize anlattı, şöyle dedi: Bize Mu'temer anlattı, şöyle dedi: Babama, Ebu Osman'ın, Selman'dan rivayet ettiği bir hadisi aktardım: O şöyle dedi: Dünyada salih amel sahipleri, ahirette de iyilik ehlidirler. Dedi ki: Bunu Ebu Osman'dan, Selman'dan rivayet ederek duydum, dolayısıyla bunun böyle olduğunu biliyordum, bundan hiç kimseye bahsetmedim.
04
El-Edebul Mufred # 11/224
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ‏.‏
Ali bin Ayyaş bize anlattı, dedi ki: Bize Ebu Gassan anlattı, dedi ki: Muhammed bin El-Münkedir bana Cabir bin Abdullah'tan, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle anlattı. Dedi ki: Her iyilik sadakadır
05
El-Edebul Mufred # 11/225
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ قَالَ‏:‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ صَدَقَةٌ، قَالُوا‏:‏ فَإِنْ لَمْ يَجِدْ‏؟‏ قَالَ‏:‏ فَيَعْتَمِلُ بِيَدَيْهِ، فَيَنْفَعُ نَفْسَهُ، وَيَتَصَدَّقُ، قَالُوا‏:‏ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ، أَوْ لَمْ يَفْعَلْ‏؟‏ قَالَ‏:‏ فَيُعِينُ ذَا الْحَاجَةِ الْمَلْهُوفَ، قَالُوا‏:‏ فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ‏؟‏ قَالَ‏:‏ فَيَأْمُرُ بِالْخَيْرِ، أَوْ يَأْمُرُ بِالْمَعْرُوفِ، قَالُوا‏:‏ فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ‏؟‏ قَالَ‏:‏ فَيُمْسِكُ عَنِ الشَّرِّ، فَإِنَّهُ لَهُ صَدَقَةٌ‏.‏
Adem bin Ebi İyas bize anlattı, dedi ki: Bize Şu'be anlattı, dedi ki: Sa'id bin Ebi Burdah bin Ebi Musa bana babasından, dedesinden rivayet etti. Şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Her Müslümanın sadaka vermesi gerekir. Dediler ki: Ya imkanı yoksa? Dedi ki: O halde elleriyle çalışıp kendine fayda sağlamalıdır. Ve sadaka verir. Dediler ki: Yapamaz mı, yoksa yapmaz mı? Şöyle buyurdu: Böylece sıkıntıda olan, muhtaç olana yardım eder. Dediler ki: Peki ya yapmazsa? Dedi ki: O, iyiliği veya iyiliği emreder. Dediler ki: Peki ya yapmazsa? Dedi ki: O halde kötülükten sakınır, çünkü bu kendisi için bir sadakadır.
06
El-Edebul Mufred # 11/226
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي أَبِي، أَنَّ أَبَا مُرَاوِحٍ الْغِفَارِيَّ أَخْبَرَهُ، أَنَّ أَبَا ذَرٍّ أَخْبَرَهُ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏:‏ أَيُّ الْعَمَلِ أَفْضَلُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ إِيمَانٌ بِاللَّهِ، وَجِهَادٌ فِي سَبِيلِهِ، قَالَ‏:‏ فَأَيُّ الرِّقَابِ أَفْضَلُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ أَغْلاَهَا ثَمَنًا، وَأَنْفَسُهَا عِنْدَ أَهْلِهَا، قَالَ‏:‏ أَرَأَيْتَ إِنْ لَمْ أَفْعَلْ‏؟‏ قَالَ‏:‏ تُعِينُ ضَائِعًا، أَوْ تَصْنَعُ لأَخْرَقَ، قَالَ‏:‏ أَرَأَيْتَ إِنْ لَمْ أَفْعَلَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ تَدَعُ النَّاسَ مِنَ الشَّرِّ، فَإِنَّهَا صَدَقَةٌ تَصَدَّقُ بِهَا عَنْ نَفْسِكَ‏.‏
Musaddad bize anlattı, şöyle dedi: Yahya bize Hişam bin Urve'den rivayet etti: O da şöyle dedi: Babam bana dedi ki, Ebu Meravahih el-Gıfari ona dedi ki, Ebu Zerr ona Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e şöyle sorduğunu söyledi: Allah onu kutsasın ve ona huzur versin: Hangi amel daha iyidir? Şöyle buyurdu: Allah'a iman ve O'nun yolunda cihad. Dedi ki: Hangi köleler daha iyidir? Dedi ki: Bunların en pahalısı, en hayırlısı ise sahipleriyle beraberdir. Dedi ki: Eğer bunu yapmazsam ne düşünüyorsun? Dedi ki: Tayin edilmiştir. Kayboldun mu, yoksa aptalca mı davranıyorsun? Dedi ki: Eğer yapmazsam ne düşünüyorsun? Şöyle buyurdu: İnsanları kötülüklerden korursun, çünkü kendin için verdiğin sadakadır.
07
El-Edebul Mufred # 11/227
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ وَاصِلٍ مَوْلَى أَبِي عُيَيْنَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَُرَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ قَالَ‏:‏ قِيلَ‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالأُجُورِ، يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي، وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ، وَيَتَصَدَّقُونَ بِفُضُولِ أَمْوَالِهِمْ، قَالَ‏:‏ أَلَيْسَ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لَكُمْ مَا تَصَدَّقُونَ‏؟‏ إِنَّ بِكُلِّ تَسْبِيحَةٍ وَتَحْمِيدَةٍ صَدَقَةً، وَبُضْعُ أَحَدِكُمْ صَدَقَةٌ، قِيلَ‏:‏ فِي شَهْوَتِهِ صَدَقَةٌ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لَوْ وُضِعَ فِي الْحَرَامِ، أَلَيْسَ كَانَ عَلَيْهِ وِزْرٌ‏؟‏ ذَلِكَ إِنْ وَضَعَهَا فِي الْحَلاَلِ كَانَ لَهُ أَجْرٌ‏.‏
Ebu'n-Numan bize şöyle dedi: Mehdi bin Meymun bana, Ebu Uyeyne'nin müşterisi Vasil'den, Yahya bin Akil'den, Yahya bin Ya'mar'dan, Ebu el-Esved ed-Dili'den, Ebu Zerr'den rivayetle şöyle dedi: Denildi ki: Ey Allah'ın Resulü, dünya insanları maaşlarıyla gittiler, biz namaz kıldığımız gibi namaz kılıyorlar. Onlar da bizim oruç tuttuğumuz gibi oruç tutuyorlar ve mallarının fazlasını sadaka veriyorlar. Dedi ki: Allah size sadaka olarak vermeniz gereken şeyleri vermedi mi? Gerçekten birinizi her tesbih ve övmek bir sadakadır ve birinizle cinsel ilişkide bulunmak da bir sadakadır. Denildi ki: Onun arzusuna karşılık bir sadaka var mıdır? Şöyle buyurdu: Eğer haram bir fiil işlemiş olsaydı, ona bir yük olmaz mıydı? Yani, onu helâl olana koyarsa, kendisine bir sevap verilir.
08
El-Edebul Mufred # 11/228
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ أَبَانَ بْنِ صَمْعَةَ، عَنْ أَبِي الْوَازِعِ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ الأَسْلَمِيِّ قَالَ‏:‏ قُلْتُ‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، دُلَّنِي عَلَى عَمَلٍ يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ، قَالَ‏:‏ أَمِطِ الأَذَى عَنْ طَرِيقِ النَّاسِ‏.‏
Ebu Asım, Eban bin Sem'a'dan, Ebu'l-Vazi' Cabir'den, Ebu Berza el-Eslemi'den rivayetle şöyle dedi: "Ya Resulallah, beni cennete götürecek bir amele ilet" dedim. Şöyle buyurdu: İnsanlardan zararı giderin.
09
El-Edebul Mufred # 11/229
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ مَرَّ رَجُلٌ مُسْلِمٌ بِشَوْكٍ فِي الطَّرِيقِ، فَقَالَ‏:‏ لَأُمِيطَنَّ هَذَا الشَّوْكَ، لاَ يَضُرُّ رَجُلاً مُسْلِمًا، فَغُفِرَ لَهُ‏.‏
Musa bize anlattı, şöyle dedi: Vahib, Süheyl'den, babasından, Ebu Hureyre'den, Allah ondan razı olsun, Peygamber'den, Allah ondan razı olsun ve ona huzur versin, dedi ki: Bir Müslümanın yanından geçen bir adama yolda diken çarptı ve şöyle dedi: Ben bu dikeni düzelteceğim. Müslümana zarar gelmez bu yüzden affedildi.
10
El-Edebul Mufred # 11/230
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مَهْدِيٌّ، عَنْ وَاصِلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَُرَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ قَالَ‏:‏ قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏:‏ عُرِضَتْ عَلَيَّ أَعْمَالُ أُمَّتِي، حَسَنُهَا وَسَيِّئُهَا، فَوَجَدْتُ فِي مَحَاسِنِ أَعْمَالِهَا أَنَّ الأَذَى يُمَاطُ عَنِ الطَّرِيقِ، وَوَجَدْتُ فِي مَسَاوِئِ أَعْمَالِهَا‏:‏ النُّخَاعَةَ فِي الْمَسْجِدِ لاَ تُدْفَنُ‏.‏
Musa bize anlattı, şöyle dedi: Mehdi bize Vasil'den, Yahya bin Akil'den, Yahya bin Yamar'dan, Ebu'l-Esved ed-Dili'den, Ebu Zer'den rivayetle şöyle dedi: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Ümmetimin iyi ve kötü amelleri bana sunuldu ve ben onların amellerinin faziletlerinde Zararın yoldan uzaklaştırıldığını gördüm. ve onun amellerinin kötülükleri arasında şunu buldum: Camide nikahlanan kimse gömülmez.
11
El-Edebul Mufred # 11/231
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللهِ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ العَبَّاسِ الْهَمْدَانِيُّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ يَزِيدَ الْخَطْمِيِّ قَالَ‏:‏ قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏:‏ كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ‏.‏
Bişr bin Muhammed bize anlattı, o şöyle dedi: Abdullah bize anlattı, şöyle dedi: Abdul-Jabbar bin Abbas El-Hamdani, Adi bin Sabit'ten rivayetle, Abdullah bin Yezid el-Hattimi'den rivayetle şöyle dedi: Allah'ın Resulü, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin, buyurdu: Her iyilik sadakadır.
12
El-Edebul Mufred # 11/232
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مُبَارَكٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ قَالَ‏:‏ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أُتِيَ بِالشَّيْءِ يَقُولُ‏:‏ اذْهَبُوا بِهِ إِلَى فُلاَنَةٍ، فَإِنَّهَا كَانَتْ صَدِيقَةَ خَدِيجَةَ‏.‏ اذْهَبُوا بِهِ إِلَى بَيْتِ فُلاَنَةٍ، فَإِنَّهَا كَانَتْ تُحِبُّ خَدِيجَةَ‏.‏
Said bin Süleyman bize şöyle dedi: Mübarek, Sâbit'ten, Enes'ten rivayet etti: O şöyle dedi: Peygamber'e bir şey getirildiğinde, Allah ona salat ve selam versin, şöyle derdi: Onu falancaya götürün, çünkü o, Hatice'nin arkadaşıydı. Onu falancanın evine götürün, çünkü Hatice'yi çok seviyordu.
13
El-Edebul Mufred # 11/233
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ حُذَيْفَةَ قَالَ‏:‏ قَالَ نَبِيُّكُمْ صلى الله عليه وسلم‏:‏ كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ‏.‏
Muhammed bin Kesir bize anlattı, şöyle dedi: Süfyan bize Ebu Malik el-Eşcai'den, Raba'i'den, Huzeyfe'den rivayetle şöyle dedi: Peygamberiniz, Allah'ın salat ve selamı ona olsun, şöyle dedi: Her iyilik sadakadır
14
El-Edebul Mufred # 11/234
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ أُسَامَةَ، عَنْ مِسْعَرٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي قُرَّةَ الْكِنْدِيِّ قَالَ‏:‏ عَرَضَ أَبِي عَلَى سَلْمَانَ أُخْتَهُ، فَأَبَى وَتَزَوَّجَ مَوْلاَةً لَهُ، يُقَالُ لَهَا‏:‏ بُقَيْرَةُ، فَبَلَغَ أَبَا قُرَّةَ أَنَّهُ كَانَ بَيْنَ حُذَيْفَةَ وَسَلْمَانَ شَيْءٌ، فَأَتَاهُ يَطْلُبُهُ، فَأَخْبَرَ أَنَّهُ فِي مَبْقَلَةٍ لَهُ، فَتَوَجَّهَ إِلَيْهِ، فَلَقِيَهُ مَعَهُ زَبِيلٌ فِيهِ بَقْلٌ، قَدْ أَدْخَلَ عَصَاهُ فِي عُرْوَةِ الزَّبِيلِ، وَهُوَ عَلَى عَاتِقِهِ، فَقَالَ‏:‏ يَا أَبَا عَبْدِ اللهِ، مَا كَانَ بَيْنَكَ وَبَيْنَ حُذَيْفَةَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ يَقُولُ سَلْمَانُ‏:‏ ‏{‏وَكَانَ الإِنْسَانُ عَجُولاً‏}‏، فَانْطَلَقَا حَتَّى أَتَيَا دَارَ سَلْمَانَ، فَدَخَلَ سَلْمَانُ الدَّارَ فَقَالَ‏:‏ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، ثُمَّ أَذِنَ لأَبِي قُرَّةَ، فَدَخَلَ، فَإِذَا نَمَطٌ مَوْضُوعٌ عَلَى بَابٍ، وَعِنْدَ رَأْسِهِ لَبِنَاتٌ، وَإِذَا قُرْطَاطٌ، فَقَالَ‏:‏ اجْلِسْ عَلَى فِرَاشِ مَوْلاَتِكَ الَّتِي تُمَهِّدُ لِنَفْسِهَا، ثُمَّ أَنْشَأَ يُحَدِّثُهُ فَقَالَ‏:‏ إِنَّ حُذَيْفَةَ كَانَ يُحَدِّثُ بِأَشْيَاءَ، كَانَ يَقُولُهَا رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَضَبِهِ لأَقْوَامٍ، فَأُوتَى فَأُسْأَلُ عَنْهَا‏؟‏ فَأَقُولُ‏:‏ حُذَيْفَةُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُ، وَأَكْرَهُ أَنْ تَكُونَ ضَغَائِنُ بَيْنَ أَقْوَامٍ، فَأُتِيَ حُذَيْفَةُ، فَقِيلَ لَهُ‏:‏ إِنَّ سَلْمَانَ لاَ يُصَدِّقُكَ وَلاَ يُكَذِّبُكَ بِمَا تَقُولُ، فَجَاءَنِي حُذَيْفَةُ فَقَالَ‏:‏ يَا سَلْمَانُ ابْنَ أُمِّ سَلْمَانَ، فَقُلْتُ يَا حُذَيْفَةُ ابْنَ أُمِّ حُذَيْفَةَ، لَتَنْتَهِيَنَّ، أَوْ لَأَكْتُبَنَّ فِيكَ إِلَى عُمَرَ، فَلَمَّا خَوَّفْتُهُ بِعُمَرَ تَرَكَنِي، وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏:‏ مِنْ وَلَدِ آدَمَ أَنَا، فَأَيُّمَا عَبْدٌ مِنْ أُمَّتِي لَعَنْتُهُ لَعْنَةً، أَوْ سَبَبْتُهُ سَبَّةً، فِي غَيْرِ كُنْهِهِ، فَاجْعَلْهَا عَلَيْهِ صَلاةً‏
İshak ibn Muhlid bize Hammad ibn Usame'den, Mis'ar'dan rivayet etti, o da şöyle dedi: Ömer ibn Kays bize Amr ibn Ebu Kurrah el-Kindi'den rivayet etti. Dedi ki: Babam Selman'a kız kardeşini teklif etti ama o reddetti ve Bakira adlı hizmetçisiyle evlendi. Ebu Kurrah'a kendisinin Huzeyfe'den olduğu ve Selman'ın bir şeyi olduğu haber verildi, o da yanına gelerek bunu istedi ve kendisine bunun kendi sebze bahçesinde olduğu söylendi. O da ona gitti ve Zabeel'in yanında biraz sebze olduğunu gördü. Asasını omuzlarındaki gübre yığınının elbisesine soktu ve şöyle dedi: Ey Ebu Abdullah, Huzeyfe ile aranda ne vardı? Dedi ki: Şöyle diyor: Selman: {Ve adam aceleciydi}, böylece Selman'ın evine gelinceye kadar yola çıktılar, sonra Selman eve girdi ve şöyle dedi: Selam sana, sonra babama izin verdi. Kurra içeri girdi ve bir kapının üzerine bir desen yerleştirilmişti, kapının başında tuğlalar vardı ve işte küpeler vardı. O da şöyle dedi: Hanımınızın yatağına oturun. O da kendini hazırladı, sonra onunla konuşmaya başladı ve şöyle dedi: Huzeyfe, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in öfkeyle söylediği şeyleri anlatıyordu. Bir halka, bu yüzden bunu sorabilir miyim? Ben de diyorum ki: Hudhayfah ne söylediğini en iyi bilendir ve insanlar arasında kin olmasından nefret ediyorum. Bunun üzerine Huzeyfe geldi ve ona şöyle denildi: Selman sana inanmıyor ve söylediklerine de inkar etmiyor. Bunun üzerine Huzeyfe bana geldi ve şöyle dedi: Ey Ümmü Selman'ın oğlu Selman, ben de dedim ki: "Ey Ümmü Huzeyfe'nin oğlu Huzeyfe, artık durmalısın, yoksa Ömer'e kadar senin hakkında yazarım." Onu korkuttuğumda Ümmü Huzeyfe hakkında beni bıraktı ve şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dedi: Ben Adem'in soyundanım, öyleyse ümmetimden lânetlediğim veya görünüşünden başka bir şekilde lânetlediğim her kulu, onu ona uygulasın. Namaz
15
El-Edebul Mufred # 11/235
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عِيسَى، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ‏:‏ قَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ‏:‏ اخْرُجُوا بِنَا إِلَى أَرْضِ قَوْمِنَا‏.‏ فَخَرَجْنَا، فَكُنْتُ أَنَا وَأُبَيُّ بْنُ كَعْبٍ فِي مُؤَخَّرِ النَّاسِ، فَهَاجَتْ سَحَابَةٌ، فَقَالَ أُبَيُّ‏:‏ اللَّهُمَّ اصْرِفْ عَنَّا أَذَاهَا‏.‏ فَلَحِقْنَاهُمْ، وَقَدِ ابْتَلَّتْ رِحَالُهُمْ، فَقَالُوا‏:‏ مَا أَصَابَكُمُ الَّذِي أَصَابَنَا‏؟‏ قُلْتُ‏:‏ إِنَّهُ دَعَا اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يَصْرِفَ عَنَّا أَذَاهَا، فَقَالَ عُمَرُ‏:‏ أَلاَ دَعَوْتُمْ لَنَا مَعَكُمْ‏.‏
İbn Ebi Şeybe bize şöyle dedi: Yahya bin İsa, El-A'meş'ten, Habib'den, Sa'id bin Cübeyr'den, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Ömer, Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Bizi kavmimizin topraklarına götür. Biz de dışarı çıktık, ben ve Ubeyy bin Ka'b halkın en arkasındaydık ve ortalık iyice karışmıştı. Bir bulut ve babam şöyle dedi: Allah'ım, onun zararını bizden uzaklaştır. Biz de onların peşinden gittik; binekleri ıslaktı; onlar da: "Bizim başımıza gelen size ne oldu?" dediler. Dedim ki: O, onun zararını bizden defetmesi için Cenâb-ı Hakk'a dua etti. Ömer de: Sen bizimle birlikte bizim için dua etmedin mi?
16
El-Edebul Mufred # 11/236
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتُوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ قَالَ‏:‏ أَتَيْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، وَكَانَ لِي صَدِيقًا، فَقُلْتُ‏:‏ أَلاَ تَخْرُجُ بِنَا إِلَى النَّخْلِ‏؟‏ فَخَرَجَ، وَعَلَيْهِ خَمِيصَةٌ لَهُ‏.‏
Muaz bin Fadale anlattı, şöyle dedi: Hişam el-Destavai bize Yahya bin Ebi Kesir'den, Ebu Seleme'den rivayetle şöyle dedi: Ebu Saeed el-Hudri'nin yanına geldim, o benim arkadaşımdı, ben de dedim ki: Bizimle hurma ağaçlarına çıkmaz mısın? Bunun üzerine hamilerini giyerek dışarı çıktı.
17
El-Edebul Mufred # 11/237
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلامٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفُضَيْلِ بْنِ غَزْوَانَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ أُمِّ مُوسَى قَالَتْ‏:‏ سَمِعْتُ عَلِيًّا صَلَوَاتُ اللهِ عَلَيْهِ يَقُولُ‏:‏ أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَبْدَ اللهِ بْنَ مَسْعُودٍ أَنْ يَصْعَدَ شَجَرَةً فَيَأْتِيَهُ مِنْهَا بِشَيْءٍ، فَنَظَرَ أَصْحَابُهُ إِلَى سَاقِ عَبْدِ اللهِ فَضَحِكُوا مِنْ حُمُوشَةِ سَاقَيْهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏:‏ مَا تَضْحَكُونَ‏؟‏ لَرِجْلُ عَبْدِ اللهِ أَثْقَلُ فِي الْمِيزَانِ مِنْ أُحُدٍ‏.‏
Muhammed bin Selam bize anlattı, şöyle dedi: Muhammed bin Fudayl bin Gazvan, Muğire'den, Musa'nın annesinin rivayetine göre şöyle dedi: Ali'nin Allah'ın duasını duydum. Buna göre şöyle diyor: Peygamber (s.a.v.), Abdullah bin Mesud'a bir ağaca çıkıp bir kısmını kendisine getirmesini emretti, o da baktı. Ashabı Abdullah'ın bacağına giderek onun bacaklarının zulmüne güldüler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: Neden gülüyorsun? Abdullah'ın bacağı daha ağırdır. Terazi Uhud'dan...