Bölüm 47
Bölümlere Dön
01
El-Edebul Mufred # 47/1153
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، قَالَ: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقِيمَ الرَّجُلَ مِنَ الْمَجْلِسِ ثُمَّ يَجْلِسُ فِيهِ.
Kabise bize şöyle dedi: Süfyan, Ubeydullah'tan, Nafi'den, İbni Ömer'den rivayet etti: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir adamı meclisten men etti, sonra o meclise oturdu.
02
El-Edebul Mufred # 47/1154
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ: خَدَمْتُ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا، حَتَّى إِذَا رَأَيْتُ أَنِّي قَدْ فَرَغْتُ مِنْ خِدْمَتِهِ قُلْتُ: يَقِيلُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَخَرَجْتُ مِنْ عِنْدِهِ، فَإِذَا غِلْمَةٌ يَلْعَبُونَ، فَقُمْتُ أَنْظُرُ إِلَيْهِمْ إِلَى لَعِبِهِمْ، فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَانْتَهَى إِلَيْهِمْ فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ، ثُمَّ دَعَانِي فَبَعَثَنِي إِلَى حَاجَةٍ، فَكَانَ فِي فَيْءٍ حَتَّى أَتَيْتُهُ. وَأَبْطَأْتُ عَلَى أُمِّي، فَقَالَتْ: مَا حَبَسَكَ؟ قُلْتُ: بَعَثَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى حَاجَةٍ، قَالَتْ: مَا هِيَ؟ قُلْتُ: إِنَّهُ سِرٌّ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَقَالَتِ: احْفَظْ عَلَى رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم سِرَّهُ، فَمَا حَدَّثْتُ بِتِلْكَ الْحَاجَةِ أَحَدًا مِنَ الْخَلْقِ، فَلَوْ كُنْتُ مُحَدِّثًا حَدَّثْتُكَ بِهَا.
Ebu Nu'aym bize şöyle dedi: Süleyman, Sâbit'ten, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Bir gün, bitirdiğimi görene kadar Resûlullah (s.a.v.)'e hizmet ettim. Hizmetinden dedim ki: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şekerleme yapıyordu, ben de yanından ayrıldım, bir de baktım ki çocuklar oynuyorlardı, ben de ayağa kalkıp onlara baktım. Onların oynaması üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gelip yanlarına gitti ve onları selamladı, sonra beni çağırdı ve bir şey yapmam için gönderdi ve ben yanına gelinceye kadar o bir sığınaktaydı. Anneme geç kaldım, dedi ki: Seni ne hapsetti? Dedim ki: Peygamber (s.a.v.) beni bir iş yapmam için gönderdi. Dedi ki: Nedir bu? Dedim ki: Bu, Peygamber Efendimiz'in bir sırrıdır, Allah ona salat ve selam versin. Dedi ki: Sırrını Reslullah'tan sakla, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin. Yaratılıştan hiç kimseye bu ihtiyaçtan bahsetmezdim. Eğer sana bundan bahsettiğim anda...
03
El-Edebul Mufred # 47/1155
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ الْعَلاَءِ قَالَ: حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ قَالَ: حَدَّثَنِي عَبْدُ اللهِ بْنُ سَالِمٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ قَالَ: أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ يَصِفُ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم: كَانَ رَبْعَةً، وَهُوَ إِلَى الطُّوَلِ أَقْرَبُ، شَدِيدُ الْبَيَاضِ، أَسْوَدُ شَعْرِ اللِّحْيَةِ، حَسَنُ الثَّغْرِ، أَهْدَبُ أَشْفَارِ الْعَيْنَيْنِ، بَعِيدُ مَا بَيْنَ الْمَنْكِبَيْنِ، مُفَاضُ الْجَبِينِ، يَطَأُ بِقَدَمِهِ جَمِيعًا، لَيْسَ لَهَا أَخْمُصُ، يُقْبِلُ جَمِيعًا، وَيُدْبِرُ جَمِيعًا، لَمْ أَرَ مِثْلَهُ قَبْلُ وَلا بَعْدُ.
İshak bin Al-Ala' bize şöyle dedi: Amr bin el-Hâris bana şöyle dedi: Abdullah bin Salem, Zübeydî'den rivayetle bana şöyle dedi: O, bana Muhammed ibn Müslim'den, Sa'id ibn el-Müseyyeb'den rivayetle, Ebu Hureyre'nin Allah'ın Elçisi'ni (Allah onu kutsasın ve ona huzur versin) anlatırken işittiğini haber verdi: O, dört ayaklıydı ve Boyu daha kısa, çok beyaz, siyah sakallı, güzel ağızlı, göz kapakları püsküllü, omuzların arası çok geniş. Alnı, tabanı olmayan ayaklarının hepsini yere vuruyor, hepsini öpüyor, hepsinden yüz çeviriyor, ne öncesinde ne de sonrasında onun gibisini görmedim.
04
El-Edebul Mufred # 47/1156
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ: أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ قَالَ: قَالَ لِي عُمَرُ: إِذَا أَرْسَلْتُكَ إِلَى رَجُلٍ، فَلاَ تُخْبِرْهُ بِمَا أَرْسَلْتُكَ إِلَيْهِ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يُعِدُّ لَهُ كِذْبَةً عِنْدَ ذَلِكَ.
Muhammed bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin Zeyd bin Eslem, babasından, dedesinden rivayetle şöyle dedi: Ömer bana şöyle dedi: Eğer seni bir adama gönderirsem, o halde seni ne yapmak için gönderdiğimi ona söyleme, çünkü bu durumda Şeytan ona bir yalan hazırlayacaktır.
05
El-Edebul Mufred # 47/1157
حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ قَالَ: كَانَ يَكْرَهُ أَنْ يُحِدَّ الرَّجُلُ النَّظَرَ إِلَى أَخِيهِ، أَوْ يُتْبِعَهُ بَصَرَهُ إِذَا قَامَ مِنْ عِنْدِهِ، أَوْ يَسْأَلَهُ: مِنْ أَيْنَ جِئْتَ، وَأَيْنَ تَذْهَبُ؟.
Hamid bin Ömer, Hammad bin Zeyd'den, Lais'ten, Mücahid'den rivayetle şöyle demiştir: O, bir adamın kardeşine bakmasından nefret eder, veya yanından kalktığında bakışları onu takip eder veya ona sorar: Nereden geldin ve nereye gidiyorsun?
06
El-Edebul Mufred # 47/1158
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ زُبَيْدٍ قَالَ: مَرَرْنَا عَلَى أَبِي ذَرٍّ بِالرَّبَذَةِ، فَقَالَ: مِنْ أَيْنَ أَقْبَلْتُمْ؟ قُلْنَا: مِنْ مَكَّةَ، أَوْ مِنَ الْبَيْتِ الْعَتِيقِ، قَالَ: هَذَا عَمَلُكُمْ؟ قُلْنَا: نَعَمْ، قَالَ: أَمَا مَعَهُ تِجَارَةٌ وَلاَ بَيْعٌ؟ قُلْنَا: لاَ، قَالَ: اسْتَأْنِفُوا الْعَمَلَ.
Ebu Nuaym bize anlattı, o şöyle dedi: Züheyr bize Ebu İshak'tan, Malik bin Zübeyd'den rivayetle şöyle dedi: Rabda'da Ebu Zerr'in yanından geçtik. Dedi ki: Nereden geldin? Biz: Mekke'den veya kadim Ev'den dedik. Dedi ki: Bu senin eserin mi? Biz: Evet, dedi: Ona gelince? Ticaret mi yoksa satış mı? Biz "Hayır" dedik. "İşe devam edin" dedi.
07
El-Edebul Mufred # 47/1159
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: مَنْ صَوَّرَ صُورَةً كُلِّفَ أَنْ يَنْفُخَ فِيهِ وَعُذِّبَ، وَلَنْ يَنْفُخَ فِيهِ. وَمَنْ تَحَلَّمَ كُلِّفَ أَنْ يَعْقِدَ بَيْنَ شَعِيرَتَيْنِ وَعُذِّبَ، وَلَنْ يَعْقِدَ بَيْنَهُمَا، وَمَنِ اسْتَمَعَ إِلَى حَدِيثِ قَوْمٍ يَفِرُّونَ مِنْهُ، صُبَّ فِي أُذُنَيْهِ الآنُكُ.
Musaddad bize anlattı, şöyle dedi: Bize İsmail anlattı, o şöyle dedi: Eyüp bize İkrime'den, İbni Abbas'tan, Peygamber'den (sallallâhu aleyhi ve sellem) rivayet etti: O, bir resim yarattı ve onu üflemesi istendi ve kendisine üfürülmeyecek bir ceza verildi. Kim de rüyasında iki saçını birbirine bağlamasının isteneceğini görse, azap görür ve üflemez. Aralarında bir sözleşme yapacak ve her kim kendisinden kaçan bir kavmin konuşmasını dinlerse onun kulağına anak dökülecektir.
08
El-Edebul Mufred # 47/1160
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ شَيْبَانَ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مُضَارِبٍ، عَنِ الْعُرْيَانِ بْنِ الْهَيْثَمِ قَالَ: وَفَدَ أَبِي إِلَى مُعَاوِيَةَ، وَأَنَا غُلاَمٌ، فَلَمَّا دَخَلَ عَلَيْهِ قَالَ: مَرْحَبًا مَرْحَبًا، وَرَجُلٌ قَاعِدٌ مَعَهُ عَلَى السَّرِيرِ، قَالَ: يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، مَنْ هَذَا الَّذِي تُرَحِّبُ بِهِ؟ قَالَ: هَذَا سَيِّدُ أَهْلِ الْمَشْرِقِ، وَهَذَا الْهَيْثَمُ بْنُ الأَسْوَدِ، قُلْتُ: مَنْ هَذَا؟ قَالُوا: هَذَا عَبْدُ اللهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قُلْتُ لَهُ: يَا أَبَا فُلاَنٍ، مِنْ أَيْنَ يَخْرُجُ الدَّجَّالُ؟ قَالَ: مَا رَأَيْتُ أَهْلَ بَلَدٍ أَسْأَلَ عَنْ بَعِيدٍ، وَلاَ أَتْرَكَ لِلْقَرِيبِ مِنْ أَهْلِ بَلَدٍ أَنْتَ مِنْهُ، ثُمَّ قَالَ: يَخْرُجُ مِنْ أَرْضِ الْعِرَاقِ، ذَاتِ شَجَرٍ وَنَخْلٍ.
Süleyman bin Harb bize anlattı, şöyle dedi: Esved bin Şeyban bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin Mudarib, Aryan bin Heysem'den rivayet etti. Dedi ki: Babam Muaviye'ye geldi ve ben bir çocuktum. İçeri girdiğinde şöyle dedi: Hoş geldin, hoş geldin, yatakta yanında bir adam oturuyordu. Dedi ki: Ey Müminlerin Emiri, bu hoş karşıladığın kimdir? Dedi ki: Bu, doğu halkının efendisidir ve bu da Heysem bin Esved'dir. Dedim ki: Bu kim? Dediler ki: Bu, Abdullah bin Amr bin el-As'tır. Ona dedim ki: Ey Ebû filan, deccal nereden gelecek? Şöyle dedi: Görmedim Bir ülkenin insanları. Uzaktan sorun, bunu bulunduğunuz ülkenin halkına yakın birine bırakmayacağım. Sonra şöyle dedi: Irak topraklarından ağaçlarla çıkacak. Ve palmiye ağaçları
09
El-Edebul Mufred # 47/1161
حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ: حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ قَالَ: جَلَسْتُ مَعَ ابْنِ عَبَّاسٍ عَلَى سَرِيرٍ.- حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ قَالَ: كُنْتُ أَقْعُدُ مَعَ ابْنِ عَبَّاسٍ، فَكَانَ يُقْعِدُنِي عَلَى سَرِيرِهِ، فَقَالَ لِي: أَقِمْ عِنْدِي حَتَّى أَجْعَلَ لَكَ سَهْمًا مِنْ مَالِي، فَأَقَمْتُ عِنْدَهُ شَهْرَيْنِ
Yahya bize anlattı, o şöyle dedi: Vaki' anlattı, şöyle dedi: Halid bin Dinar, Ebu'l-Aliyah'dan rivayetle şöyle dedi: İbn Abbas'la birlikte bir yatakta oturdum. Ali b. el-Ja'd bize şöyle dedi: Şu'be bize Ebu Cemre'den rivayet etti: O şöyle dedi: Ben İbn Abbas'ın yanında oturuyordum, o da beni oturturdu. Açık Yatağı ve bana şöyle dedi: Sana paramdan bir pay verinceye kadar benimle kal, ben de iki ay onun yanında kaldım.
10
El-Edebul Mufred # 47/1162
حَدَّثَنَا عُبَيْدٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ دِينَارٍ أَبُو خَلْدَةَ قَالَ: سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، وَهُوَ مَعَ الْحَكَمِ أَمِيرٌ بِالْبَصْرَةِ عَلَى السَّرِيرِ، يَقُولُ: كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَ الْحَرُّ أَبْرَدَ بِالصَّلاَةِ، وَإِذَا كَانَ الْبَرْدُ بَكَّرَ بِالصَّلاةِ.
Ubeyd anlattı, dedi ki: Yunus bin Bukayr anlattı, dedi: Halid bin Dinar Ebu Halde anlattı, şöyle dedi: Enes bin Malik'i duydum, o da el-Hakam ile Basra'da yatakta bir emirdi. Şöyle dedi: Sıcaklar ısındığında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dua ederek serinlerdi ve sıcaklık azalınca da dua ederdi. Namazla erkenden hava soğudu...
11
El-Edebul Mufred # 47/1163
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُبَارَكٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ قَالَ: دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَلَى سَرِيرٍ مَرْمُولٍ بِشَرِيطٍ، تَحْتَ رَأْسِهِ وِسَادَةٌ مِنْ أَدَمٍ حَشْوُهَا لِيفٌ، مَا بَيْنَ جِلْدِهِ وَبَيْنَ السَّرِيرِ ثَوْبٌ، فَدَخَلَ عَلَيْهِ عُمَرُ فَبَكَى، فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: مَا يُبْكِيكَ يَا عُمَرُ؟ قَالَ: أَمَا وَاللَّهِ مَا أَبْكِي يَا رَسُولَ اللهِ، أَلاَّ أَكُونَ أَعْلَمُ أَنَّكَ أَكْرَمُ عَلَى اللهِ مِنْ كِسْرَى وَقَيْصَرَ، فَهُمَا يَعِيثَانِ فِيمَا يَعِيثَانِ فِيهِ مِنَ الدُّنْيَا، وَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللهِ بِالْمَكَانِ الَّذِي أَرَى، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: أَمَا تَرْضَى يَا عُمَرُ أَنْ تَكُونَ لَهُمُ الدُّنْيَا وَلَنَا الْآخِرَةُ؟ قُلْتُ: بَلَى يَا رَسُولَ اللهِ، قَالَ: فَإِنَّهُ كَذَلِكَ.
Amr bin Mansur anlattı, şöyle dedi: Mübarek anlattı, şöyle dedi: Hasan anlattı, şöyle dedi: Enes bin Malik anlattı, şöyle dedi: Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bantla kaplı bir yatakta iken yanına girdim. Başının altında, derisi ile yatak arasında, insan saçından yapılmış, elyafla doldurulmuş bir yastık vardı. Bir elbise üzerine Ömer onun yanına girdi ve ağladı. Peygamber (s.a.v.) ona şöyle dedi: Seni ağlatan nedir ey Ömer? Dedi ki: Vallahi, ağlamayacağım ey Allah'ın Resulü, eğer ağlamazsam, senin Allah katında Kisrâ ve Sezar'dan daha şerefli olduğunu, çünkü onların bu dünyada yaptıkları her şeye zarar verdiklerini biliyorum ve sen, ey Allah'ın Resulü. Allah gördüğüm yerdedir. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Ey Ömer, onların dünyalarının, bizim de ahiretimizin olduğuna razı değil misin? Ben: Evet, ey Allah'ın Resulü, dedim. Şöyle dedi: Öyle
12
El-Edebul Mufred # 47/1164
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ: حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي رِفَاعَةَ الْعَدَوِيِّ قَالَ: انْتَهَيْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَخْطُبُ، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ، رَجُلٌ غَرِيبٌ جَاءَ يَسْأَلُ عَنْ دِينِهِ، لاَ يَدْرِي مَا دِينُهُ، فَأَقْبَلَ إِلَيَّ وَتَرَكَ خُطْبَتَهُ، فَأَتَى بِكُرْسِيٍّ خِلْتُ قَوَائِمَهُ حَدِيدًا، قَالَ حُمَيْدٌ: أُرَاهُ خَشَبًا أَسْوَدَ حَسَبُهُ حَدِيدًا، فَقَعَدَ عَلَيْهِ، فَجَعَلَ يُعَلِّمُنِي مِمَّا عَلَّمَهُ اللَّهُ، ثُمَّ أَتَمَّ خُطْبَتَهُ، آخِرَهَا.
Abdullah bin Yezid bize anlattı, şöyle dedi: Süleyman bin El-Muğire, Humaid bin Hilal'den, Ebu Rifa'ah el-Adavi'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e, Allah ona salat ve selam versin, hutbe verirken şöyle dedim: Ey Allah'ın Resulü, garip bir adam dinini sormaya geldi. Kendi dininin ne olduğunu bilmiyor. O da bana gelip vaazını bıraktı ve bacakları demirle delik deşik olan bir sandalye getirdi. Humaid şöyle dedi: Ben onu demir zannettiği siyah bir ağaç olarak görüyorum ve üzerine oturdu. Böylece Allah'ın kendisine öğrettiği şeyleri bana öğretmeye başladı ve ardından son vaazını tamamladı.
13
El-Edebul Mufred # 47/1165
حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ: حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ دِهْقَانَ قَالَ: رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ جَالِسًا عَلَى سَرِيرِ عَرُوسٍ، عَلَيْهِ ثِيَابٌ حُمْرُ.
وَعَنْ أَبِيهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ مُسْلِمٍ قَالَ: رَأَيْتُ أَنَسًا جَالِسًا عَلَى سَرِيرٍ وَاضِعًا إِحْدَى رِجْلَيْهِ عَلَى الأخْرَى.
وَعَنْ أَبِيهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ مُسْلِمٍ قَالَ: رَأَيْتُ أَنَسًا جَالِسًا عَلَى سَرِيرٍ وَاضِعًا إِحْدَى رِجْلَيْهِ عَلَى الأخْرَى.
Yahya bize şöyle dedi: Vaki bize Musa bin Dehkan'dan rivayet etti: O şöyle dedi: İbni Ömer'i gelin yatağında kırmızı elbiseyle otururken gördüm.
Babasının İmran bin Müslim'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Bir adamın bir bacağını diğerinin üzerine atmış halde yatakta oturduğunu gördüm.
14
El-Edebul Mufred # 47/1166
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ: أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللهِ، قَالَ: أَخْبَرَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ قَالَ: سَمِعْتُ سَعِيدًا الْمَقْبُرِيَّ يَقُولُ: مَرَرْتُ عَلَى ابْنِ عُمَرَ، وَمَعَهُ رَجُلٌ يَتَحَدَّثُ، فَقُمْتُ إِلَيْهِمَا، فَلَطَمَ فِي صَدْرِي فَقَالَ: إِذَا وَجَدْتَ اثْنَيْنِ يَتَحَدَّثَانِ فَلاَ تَقُمُّ مَعَهُمَا، وَلاَ تَجْلِسْ مَعَهُمَا، حَتَّى تَسْتَأْذِنَهُمَا، فَقُلْتُ: أَصْلَحَكَ اللَّهُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، إِنَّمَا رَجَوْتُ أَنْ أَسْمَعَ مِنْكُمَا خَيْرًا.
Muhammed bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bize anlattı, şöyle dedi: Bize Dâvûd bin Kays anlattı, şöyle dedi: Saeed el-Makbari'nin şöyle dediğini duydum: İbn Ömer'in yanından geçtim ve onunla konuşan bir adam vardı, ben de onlara karşı çıktım ve göğsüme tokat attı ve şöyle dedi: Eğer iki kişiyi konuşurken bulursanız, ayağa kalkmayın. Onlarla birlikte olun ve izinlerini isteyinceye kadar yanlarında oturmayın. Ben de dedim ki: Allah senden razı olsun ey Ebu Abdurrahman. Sadece duymayı umuyordum. İkinizden de daha iyi
15
El-Edebul Mufred # 47/1167
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ: أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: مَنْ تَسَمَّعَ إِلَى حَدِيثِ قَوْمٍ وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ، صُبَّ فِي أُذُنِهِ الْآنُكُ. وَمَنْ تَحَلَّمَ بِحُلْمٍ كُلِّفَ أَنْ يَعْقِدَ شَعِيرَةً.
Muhammed bin Selâm bize anlattı, dedi ki: Abdulvehhab es-Sakafi bize anlattı, şöyle dedi: Halid bize, İkrime'den, İbni Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Kim kendisinden nefret ederken bir kavmin konuşmasını dinlerse, onun kulağına anek dökülür. Ve kim bir rüyayı hayal ederse, bir ritüel gerçekleştirmesi gerekecektir.
16
El-Edebul Mufred # 47/1168
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللهِ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إِذَا كَانُوا ثَلاَثَةً، فَلاَ يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ الثَّالِثِ.
İsmail bize şöyle dedi: Malik, Nafi'den, Abdullah'tan rivayetle, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle dediğini anlattı: "Eğer onlardan üç kişi varsa, o zaman birbirleriyle konuşmasınlar." Üçüncü olmadan iki...
17
El-Edebul Mufred # 47/1169
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي، قَالَ: حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ قَالَ: حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، عَنْ عَبْدِ اللهِ قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: إِذَا كُنْتُمْ ثَلاَثَةً فَلاَ يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ الثَّالِثِ، فَإِنَّهُ يُحْزِنُهُ ذَلِكَ.
Ömer bin Hafs anlattı, dedi ki: Babam bana anlattı, şöyle dedi: Al-Amash bize anlattı, şöyle dedi: Bir kardeşim bana, Abdullah'tan rivayetle şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Eğer üç kişiyseniz, üçüncüsü olmadan iki kişi birbiriyle konuşmasın, çünkü bu onu üzer.
18
El-Edebul Mufred # 47/1170
وَحَدَّثَنِي أَبُو صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ، قُلْنَا: فَإِنْ كَانُوا أَرْبَعَةً؟ قَالَ: لا يَضُرُّهُ.
Ebu Salih bana, İbn Ömer'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, aynı şeyi söyledi. Dedik ki: Peki ya dört tane varsa? Dedi ki: Ona zarar vermez.
19
El-Edebul Mufred # 47/1171
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، قَالَ: حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: لاَ يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ الْآخَرِ حَتَّى يَخْتَلِطُوا بِالنَّاسِ، مِنْ أَجْلِ أَنَّ ذَلِكَ يُحْزِنُهُ.
Osman bize anlattı, şöyle dedi: Cerir bize Mansur'dan, Ebu Vel'den, Abdullah'tan, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet etti: O şöyle dedi: İki kişi, insanlarla kaynaşmadıkça diğeri olmadan iletişim kurmaz, çünkü bu onu üzer.
20
El-Edebul Mufred # 47/1172
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، قَالَ: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: إِذَا كَانُوا أَرْبَعَةً فَلا بَأْسَ.
Kabise bize şöyle dedi: Süfyan bize, Amaş'tan, Ebu Salih'ten, İbni Ömer'den rivayet etti: O da şöyle dedi: Dört kişi olursa bir sakınca yoktur.
21
El-Edebul Mufred # 47/1173
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى قَالَ: جَلَسْتُ إِلَى عَبْدِ اللهِ بْنِ سَلاَّمٍ، فَقَالَ: إِنَّكَ جَلَسْتَ إِلَيْنَا، وَقَدْ حَانَ مِنَّا قِيَامٌ، فَقُلْتُ: فَإِذَا شِئْتَ، فَقَامَ، فَاتَّبَعْتُهُ حَتَّى بَلَغَ الْبَابَ.
İmran bin Meysere bize, Hafs bin Gayâs'tan, Ash'at'tan, Ebu Burda bin Ebu Musa'dan rivayetle şöyle dedi: Abdullah bin Selam'ın yanında oturdum, dedi ki: Sen bizimle oturdun, bizim de kalkma vaktimiz gelmişti, ben de dedim ki: İstersen ayağa kalktı, ben de kapıya varıncaya kadar onu takip ettim.
22
El-Edebul Mufred # 47/1174
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ: حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ قَالَ: حَدَّثَنِي قَيْسٌ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ جَاءَ وَرَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ، فَقَامَ فِي الشَّمْسِ، فَأَمَرَهُ فَتَحَوَّلَ إِلَى الظِّلِّ.
Musaddad anlattı, şöyle dedi: Yahya anlattı, şöyle dedi: İsmail bin Ebu Halid anlattı, şöyle dedi: Kays, babasından rivayet ettiğine göre bana, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in geldiğini, hutbe okuduğunu, güneşin altında durduğunu ve gölgeye dönmesini emrettiğini söyledi.