47 Hadis
01
El-Edebul Mufred # 29/491
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ سَالِمٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ الزُّبَيْدِيِّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عَامِرٍ، أَنَّ غُطَيْفَ بْنَ الْحَارِثِ أَخْبَرَهُ، أَنَّ رَجُلاً أَتَى أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ، وَهُوَ وَجِعٌ، فَقَالَ‏:‏ كَيْفَ أَمْسَى أَجْرُ الأَمِيرِ‏؟‏ فَقَالَ‏:‏ هَلْ تَدْرُونَ فِيمَا تُؤْجَرُونَ بِهِ‏؟‏ فَقَالَ‏:‏ بِمَا يُصِيبُنَا فِيمَا نَكْرَهُ، فَقَالَ‏:‏ إِنَّمَا تُؤْجَرُونَ بِمَا أَنْفَقْتُمْ فِي سَبِيلِ اللهِ، وَاسْتُنْفِقَ لَكُمْ، ثُمَّ عَدَّ أَدَاةَ الرَّحْلِ كُلَّهَا حَتَّى بَلَغَ عِذَارَ الْبِرْذَوْنِ، وَلَكِنَّ هَذَا الْوَصَبَ الَّذِي يُصِيبُكُمْ فِي أَجْسَادِكُمْ يُكَفِّرُ اللَّهُ بِهِ مِنْ خَطَايَاكُمْ‏.‏
Dedi ki: Şehzadenin mükafatı nasıl oldu? Dedi ki: Neyle ödüllendirileceğinizi biliyor musunuz? Dedi ki: Hoşlanmadığımız şeyde başımıza ne gelir? Dedi ki: Allah yolunda harcadığınızın karşılığı ancak size verilecektir ve o da sizin için harcanacaktır. Sonra A'dar el-Bardhun'a varana kadar yolculuğun bütün araçlarını saydı, fakat vücudunuza bulaşan bu hastalık, Allah onunla günahlarınızı kefaret eder.
02
El-Edebul Mufred # 29/492
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَمْرٍو، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، وَأَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ مَا يُصِيبُ الْمُسْلِمَ مِنْ نَصَبٍ، وَلاَ وَصَبٍ، وَلاَّهَمٍّ، وَلاَ حَزَنٍ، وَلاَ أَذًى، وَلاَ غَمٍّ، حَتَّى الشَّوْكَةُ يُشَاكُهَا، إِلاَّ كَفَّرَ اللَّهُ بِهَا مِنْ خَطَايَاهُ‏.‏
Abdullah bin Muhammed anlattı, şöyle dedi: Abdülmelik bin Amr bize anlattı, şöyle dedi: Züheyr bin Muhammed, Muhammed bin Amr bin Halhalah'tan, Ata' ibn Yesar'dan, Ebu Sa'id el-Hudri'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: Müslümanın başına ne gelir, ne yorgunluk, ne hastalık, ne endişe, ne üzüntü, ne zarar, ne de hayır. Hatta bir dikenin battığı acı bile, ancak Allah onun bazı günahlarını bununla kefaret eder.
03
El-Edebul Mufred # 29/493
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ‏:‏ كُنْتُ مَعَ سَلْمَانَ، وَعَادَ مَرِيضًا فِي كِنْدَةَ، فَلَمَّا دَخَلَ عَلَيْهِ قَالَ‏:‏ أَبْشِرْ، فَإِنَّ مَرَضَ الْمُؤْمِنِ يَجْعَلُهُ اللَّهُ لَهُ كَفَّارَةً وَمُسْتَعْتَبًا، وَإِنَّ مَرَضَ الْفَاجِرِ كَالْبَعِيرِ عَقَلَهُ أَهْلُهُ ثُمَّ أَرْسَلُوهُ، فَلاَ يَدْرِي لِمَ عُقِلَ وَلِمَ أُرْسِلَ‏.‏
Musa bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Evna bize Abdülmelik ibn Umeyr'den, Abdurrahman ibn Sa'id'den, babasından rivayetle şöyle dedi: Ben Selman'la birlikteydim, Kinde'de bir hastayı ziyaret etti ve yanına girdiğinde şöyle dedi: Müjde alın, zira müminin hastalığı Allah tarafından ona bir kefaret ve onun için bir kısalma vesilesidir.
04
El-Edebul Mufred # 29/494
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا عَدِيُّ بْنُ عَدِيٍّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ لاَ يَزَالُ الْبَلاَءُ بِالْمُؤْمِنِ وَالْمُؤْمِنَةِ، فِي جَسَدِهِ وَأَهْلِهِ وَمَالِهِ، حَتَّى يَلْقَى اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ‏.‏
حدثنا محمد بن عبيد قال: حدثنا عمر بن طلحة، عن محمد بن عمرو مثله وزاد (في ولده).
Musa bize anlattı, şöyle dedi: Hammad bize anlattı, şöyle dedi: Adi bin Adi bize Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle şöyle dedi: Hayır. Mü'minden, erkek ve kadın, bedeninde, ailesinde ve malında, Cenab-ı Allah'a ve onun üzerindeki her şeye kavuşuncaya kadar bela kaldırılacaktır. Bir günah. Muhammed bin Ubeyd bize şöyle dedi: Ömer bin Talha, Muhammed bin Amr'dan bunu bize rivayet etti ve o da (oğlu hakkında) ekledi.
05
El-Edebul Mufred # 29/495
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ‏:‏ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ هَلْ أَخَذَتْكَ أُمُّ مِلْدَمٍ‏؟‏ قَالَ‏:‏ وَمَا أُمُّ مِلْدَمٍ‏؟‏ قَالَ‏:‏ حَرٌّ بَيْنَ الْجِلْدِ وَاللَّحْمِ، قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَهَلْ صُدِعْتَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ وَمَا الصُّدَاعُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ رِيحٌ تَعْتَرِضُ فِي الرَّأْسِ، تَضْرِبُ الْعُرُوقَ، قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَلَمَّا قَامَ قَالَ‏:‏ مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى رَجُلٍ مِنْ أَهْلِ النَّارِ أَيْ‏:‏ فَلْيَنْظُرْهُ‏.‏
Ahmed ibn Yunus bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Bekir bize Muhammed ibn Amr'dan, Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den rivayet etti: Bir Bedevi geldi, Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi: Ümmü Müldem seni aldı mı? Dedi ki: Ümmü Müldem nedir? Dedi ki: Deri ile et arası serbesttir. Hayır dedi. Başın ağrıdı mı? Dedi ki: Baş ağrısı nedir? Dedi ki: Baştan geçip damarlara çarpan bir rüzgar. Hayır dedi. Şöyle dedi: Ayağa kalktı ve şöyle dedi: Kim Cehennemliklerden bir adama bakmaktan hoşlanırsa, ona baksın.
06
El-Edebul Mufred # 29/497
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ إِذَا اشْتَكَى الْمُؤْمِنُ أَخْلَصَهُ اللَّهُ كَمَا يُخَلِّصُ الْكِيرُ خَبَثَ الْحَدِيدِ‏.‏
İbrahim bin El-Münzir bize şöyle dedi: İssa bin El-Muğire bize, İbn Ebi Dhib'den, Cübeyr bin Ebi Salih'ten, İbn Şihab'dan, Urve'den, Aişe'den rivayetle, Allah ondan razı olsun, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: Bir mümin şikayet ederse, Allah onu tıpkı onun gibi kurtarır. kurtarır Fırın demir cürufudur
07
El-Edebul Mufred # 29/498
حَدَّثَنَا بِشْرٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُصَابُ بِمُصِيبَةٍ، وَجَعٍ أَوْ مَرَضٍ، إِلاَّ كَانَ كَفَّارَةَ ذُنُوبِهِ، حَتَّى الشَّوْكَةُ يُشَاكُهَا، أَوِ النَّكْبَةُ‏.‏
Bişr anlattı, dedi ki: Abdullah anlattı, şöyle dedi: Yunus bize anlattı, ez-Zuhri'den rivayet etti, o da şöyle dedi: Urve bana Aişe'den rivayet etti, Allah ondan razı olsun dedi. Onun rivayetine göre, Allah onu bereketlesin ve ona huzur versin, şöyle buyuran Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: Hiçbir Müslümana, günahlarına kefaret, hatta diken dahi olsa, bir musibet, acı veya hastalık isabet etmez. Kargaşa ya da felaket yaşıyor
08
El-Edebul Mufred # 29/499
It Is
حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا الْجُعَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ بِنْتِ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَاهَا قَالَ‏:‏ اشْتَكَيْتُ بِمَكَّةَ شَكْوَى شَدِيدَةً، فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي، فَقُلْتُ‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، إِنِّي أَتْرُكُ مَالاً، وَإِنِّي لَمْ أَتْرُكْ إِلاَّ ابْنَةً وَاحِدَةً، أَفَأُوصِي بِثُلُثَيْ مَالِي، وَأَتْرُكُ الثُّلُثَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ أُوصِي النِّصْفَ، وَأَتْرُكُ لَهَا النِّصْفَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَأَوْصِي بِالثُّلُثِ، وَأَتْرُكُ لَهَا الثُّلُثَيْنِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ الثُّلُثُ، وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ، ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ عَلَى جَبْهَتِي، ثُمَّ مَسَحَ وَجْهِي وَبَطْنِي، ثُمَّ قَالَ‏:‏ اللَّهُمَّ اشْفِ سَعْدًا، وَأَتِمَّ لَهُ هِجْرَتَهُ، فَمَا زِلْتُ أَجِدُ بَرْدَ يَدِهِ عَلَى كَبِدِي فِيمَا يَخَالُ إِلَيَّ حَتَّى السَّاعَةِ‏.‏
Daha sonra elini alnıma koydu ve yüzümün üzerinden geçirdi. midesine indi ve bu duayı yaptı. "Allah'ım, üzüntüyü iyileştir ve şifasını tamamla. göç." O zamandan beri onun hoş serinliğini hissetmekten vazgeçmedim. ciğerimi ver."
09
El-Edebul Mufred # 29/500
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ بْنُ عُقْبَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُخَيْمِرَةَ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ مَا مِنْ أَحَدٍ يَمْرَضُ، إِلاَّ كُتِبَ لَهُ مِثْلُ مَا كَانَ يَعْمَلُ وَهُوَ صَحِيحٌ‏.‏
Bize Kabisa bin Ukbe anlattı, o şöyle dedi: Süfyan bize, Alkame bin Merhad'dan, El Kasım bin Muhaymar'dan, Abdullah bin Amr'dan rivayet etti: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şöyle dedi: "Hiç kimse hastalanmaz, ancak sağlıklı iken yaptığı ameli kendisine yazılır.
10
El-Edebul Mufred # 29/501
حَدَّثَنَا عَارِمٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سِنَانٌ أَبُو رَبِيعَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ ابْتَلاَهُ اللَّهُ فِي جَسَدِهِ إِلاَّ كُتِبَ لَهُ مَا كَانَ يَعْمَلُ فِي صِحَّتِهِ، مَا كَانَ مَرِيضًا، فَإِنْ عَافَاهُ، أُرَاهُ قَالَ‏:‏ عَسَلَهُ، وَإِنْ قَبَضَهُ غَفَرَ لَهُ‏.‏
حدثنا موسى قال: حدثنا حماد بن سلمة، عن ينام عن أني، عن النبي ﷺ مثله وزاد (قال: فإن شفاه عسله).
Arim bize anlattı, dedi ki: Bize Saeed bin Zeyd anlattı, dedi ki: Sinan Ebu Rabi'ah bize anlattı, şöyle dedi: Enes bin Malik bize Peygamber'den (s.a.v.) rivayet etti. Dedi ki: Allah'ın kendi bedeniyle imtihan ettiği hiçbir Müslüman yoktur ki, hasta olduğu sürece, sağlığı sırasında yaptıkları kendisine yazılır, sonra iyileşirse, onun balını alırsa bağışlanır, dediğini görüyorum. Musa bize şöyle dedi: Hammad bin Seleme, Yemnem'den, Ani'den, Peygamber'den (s.a.v.) rivayetle aynısını ve daha fazlasını bize anlattı (şöyle dedi: Eğer balı ona şifa verirse).
11
El-Edebul Mufred # 29/502
حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا إِيَاسُ بْنُ أَبِي تَمِيمَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ‏:‏ جَاءَتِ الْحُمَّى إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتِ‏:‏ ابْعَثْنِي إِلَى آثَرِ أَهْلِكَ عِنْدَكَ، فَبَعَثَهَا إِلَى الأَنْصَارِ، فَبَقِيَتْ عَلَيْهِمْ سِتَّةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ، فَاشْتَدَّ ذَلِكَ عَلَيْهِمْ، فَأَتَاهُمْ فِي دِيَارِهِمْ، فَشَكَوْا ذَلِكَ إِلَيْهِ، فَجَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُ دَارًا دَارًا، وَبَيْتًا بَيْتًا، يَدْعُو لَهُمْ بِالْعَافِيَةِ، فَلَمَّا رَجَعَ تَبِعَتْهُ امْرَأَةٌ مِنْهُمْ فَقَالَتْ‏:‏ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ إِنِّي لِمَنَ الأَنْصَارِ، وَإِنَّ أَبِي لِمَنَ الأَنْصَارِ، فَادْعُ اللَّهَ لِي كَمَا دَعَوْتَ لِلأَنْصَارِ، قَالَ‏:‏ مَا شِئْتِ، إِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَكِ، وَإِنْ شِئْتِ صَبَرْتِ وَلَكِ الْجَنَّةُ، قَالَتْ‏:‏ بَلْ أَصْبِرُ، ولا أَجْعَلُ الْجَنَّةَ خَطَرًا‏.‏
Kurra bin Habib bize anlattı, şöyle dedi: İyas bin Ebu Temimah, Ata' bin Ebi Rabah'tan, Ebu Hureyre'den rivayetle bize şöyle dedi: Ateş geldi. Peygamber (s.a.v.)'e şöyle dedi: "Beni senin aileni takip etmem için gönder, o da onu Ensar'a gönderdi ve altı gün onların yanında kaldı." Ve geceleri ve bu onlara zor geldi, bu yüzden evlerinde onlara geldi ve onlar da bunu ona şikayet ettiler, bunun üzerine Peygamber, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin, ev ev, ev ev girdi ve Allah onlara sağlık versin diye seslendi. Geri döndüğünde içlerinden biri onu takip etti ve şöyle dedi: Seni gönderene yemin ederim ki, ben Ensar'danım, babam da Ensar'dandır; o halde, Ensar'a ettiğin gibi benim için de Allah'a dua et. Dedi ki: "Ne istersen, dilersen sana sağlık vermesi için Allah'a dua edeyim, dilersen sabret ve cennet senin olsun." Dedi ki: "Ben sabrederim ve cenneti tehlike haline getirmem."
12
El-Edebul Mufred # 29/503
وَعَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ‏:‏ مَا مِنْ مَرَضٍ يُصِيبُنِي أَحَبَّ إِلَيَّ مِنَ الْحُمَّى، لأَنَّهَا تَدْخُلُ فِي كُلِّ عُضْوٍ مِنِّي، وَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يُعْطِي كُلَّ عُضْوٍ قِسْطَهُ مِنَ الأَجْرِ‏.‏
Ata'dan, Ebu Hureyre'den rivayetle şöyle demiştir: Bana musallat olan ateşten daha sevimli bir hastalık yoktur, çünkü o her yanıma girer ve Cenab-ı Hakk'ın her üyeye maaşından payı verilir.
13
El-Edebul Mufred # 29/504
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي نُحَيْلَةَ، قِيلَ لَهُ‏:‏ ادْعُ اللَّهَ، قَالَ‏:‏ اللَّهُمَّ انْقُصْ مِنَ الْمَرَضِ، وَلاَ تَنْقُصْ مِنَ الأَجْرِ، فَقِيلَ لَهُ‏:‏ ادْعُ، ادْعُ‏.‏ فَقَالَ‏:‏ اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنَ الْمُقَرَّبِينَ، وَاجْعَلْ أُمِّي مِنَ الْحُورِ الْعِينِ‏.‏
Muhammed ibn Yusuf bize anlattı, o şöyle dedi: Süfyan bize, Amaş'tan, Ebu Va'il'den, Ebu Nuheyle'den rivayet etti; ona şöyle denildi: Allah'a dua edin. Dedi ki: Allah'ım. Hastalığı azaltın ama ödülü azaltmayın. Bunun üzerine ona şöyle denildi: Dua et, dua et. Dedi ki: Allah'ım, beni yakınlaştırılanlardan eyle ve annemi bakirelerden eyle.
14
El-Edebul Mufred # 29/505
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ مُسْلِمٍ أَبِي بَكْرٍ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ قَالَ‏:‏ قَالَ لِيَ ابْنُ عَبَّاسٍ‏:‏ أَلاَ أُرِيكَ امْرَأَةً مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ‏؟‏ قُلْتُ‏:‏ بَلَى، قَالَ‏:‏ هَذِهِ الْمَرْأَةُ السَّوْدَاءُ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ‏:‏ إِنِّي أُصْرَعُ، وَإِنِّي أَتَكَشَّفُ، فَادْعُ اللَّهَ لِي، قَالَ‏:‏ إِنْ شِئْتِ صَبَرْتِ وَلَكِ الْجَنَّةُ، وَإِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَكَ، فَقَالَتْ‏:‏ أَصْبِرُ، فَقَالَتْ‏:‏ إِنِّي أَتَكَشَّفُ، فَادْعُ اللَّهَ لِي أَنْ لا أَتَكَشَّفَ، فَدَعَا لَهَا‏.‏
Musaddad bize anlattı, şöyle dedi: Yahya bize İmran bin Müslim Ebu Bekir'den rivayetle şöyle dedi: Ata bin Ebi Rabah bana anlattı, şöyle dedi: Bana İbn Abbas dedi: Sana cennet ehlinden bir kadın göstereyim mi? Dedim ki: Evet, dedi ki: Bu siyahi kadın Peygamber Efendimiz'e geldi, Allah ona salat ve selam versin.
15
El-Edebul Mufred # 29/506
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، أَنَّهُ رَأَى أُمَّ زُفَرَ، تِلْكَ الْمَرْأَةُ، طَوِيلَةً سَوْدَاءَ عَلَى سُلَّمِ الْكَعْبَةِ‏.

قَالَ‏:‏ وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ اللهِ بْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ الْقَاسِمَ أَخْبَرَهُ، أَنَّ عَائِشَةَ أَخْبَرَتْهُ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ‏:‏ مَا أَصَابَ الْمُؤْمِنَ مِنْ شَوْكَةٍ فَمَا فَوْقَهَا، فَهُوَ كَفَّارَةٌ‏.‏‏
Muhammed bin Selâm bize anlattı, dedi ki: Muhlid, İbn Cüreyc'ten rivayetle bize şöyle dedi: Ata' bana Ümmü Züfer'i, o kadını, Kabe'nin merdivenlerinde uzun, siyah bir kadını gördüğünü söyledi. Dedi ki: Abdullah bin Ebî Müleyke bana, Kasım'ın kendisine anlattığını, Aişe'nin ona şöyle dediğini anlattı: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyururdu: Bir mü'mine diken veya bunun üzerindeki bir şey isabet ederse, bu bir kefarettir.
16
El-Edebul Mufred # 29/507
حَدَّثَنَا بِشْرٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَوْهَبٍ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي عَمِّي عُبَيْدُ اللهِ بْنُ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَوْهَبٍ قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ‏:‏ قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏:‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُشَاكُ شَوْكَةً فِي الدُّنْيَا يَحْتَسِبُهَا، إِلاَّ قُصَّ بِهَا مِنْ خَطَايَاهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ‏.‏
Bişr bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bize söyledi, şöyle dedi: Ubeydullah bin Abdul Rahman bin Abdullah bin Muhib bize anlattı, şöyle dedi: Amcam bana Ubeydullah bin Abdullah bin Mevhib dedi: Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittim: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: Hiç şüphe yok ki, o, kıyamet gününde bazı günahlarından dolayı hesaba çekilmedikçe bunun dünyada bir diken olmasını bekliyor. Diriliş.
17
El-Edebul Mufred # 29/508
حَدَّثَنَا عُمَرُ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبِي، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي أَبُو سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ‏:‏ مَا مِنْ مُؤْمِنٍ وَلاَ مُؤْمِنَةٍ، وَلاَ مُسْلِمٍ وَلاَ مَسْلَمَةٍ، يَمْرَضُ مَرَضًا إِلاَّ قَصَّ اللَّهُ بِهِ عَنْهُ مِنْ خَطَايَاهُ‏.‏
Ömer anlattı, şöyle dedi: Babam bize anlattı, şöyle dedi: A'meş bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Süfyan bana Cabir'den rivayet etti: O şöyle dedi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şöyle dediğini işittim: Erkek olsun, kadın olsun, erkek olsun, kadın olsun hiçbir mü'min hastalanmaz ki, Allah onun bazı günahlarını bağışlamasın.
18
El-Edebul Mufred # 29/509
Hisham (RA)
حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ‏:‏ دَخَلْتُ أَنَا وَعَبْدُ اللهِ بْنُ الزُّبَيْرِ عَلَى أَسْمَاءَ، قَبْلَ قَتْلِ عَبْدِ اللهِ بِعَشْرِ لَيَالٍ، وَأَسْمَاءُ وَجِعَةٌ، فَقَالَ لَهَا عَبْدُ اللهِ‏:‏ كَيْفَ تَجِدِينَكِ‏؟‏ قَالَتْ‏:‏ وَجِعَةٌ، قَالَ‏:‏ إِنِّي فِي الْمَوْتِ، فَقَالَتْ‏:‏ لَعَلَّكَ تَشْتَهِي مَوْتِي، فَلِذَلِكَ تَتَمَنَّاهُ‏؟‏ فَلاَ تَفْعَلْ، فَوَاللَّهِ مَا أَشْتَهِي أَنْ أَمُوتَ حَتَّى يَأْتِيَ عَلَيَّ أَحَدُ طَرَفَيْكَ، أَوْ تُقْتَلَ فَأَحْتَسِبَكَ، وَإِمَّا أَنْ تَظْفُرَ فَتَقَرَّ عَيْنِي، فَإِيَّاكَ أَنْ تُعْرَضَ عَلَيْكَ خُطَّةٌ، فَلاَ تُوَافِقُكَ، فَتَقْبَلُهَا كَرَاهِيَةَ الْمَوْتِ‏.‏ وإنما عنى ابن الزبير ليقتل فيُحزنُها ذلك.
Zekeriya bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Usame bize Hişam'dan, babasının rivayetine göre şöyle dedi: Ben ve Abdullah bin El-Zübeyr isim olarak girmiştik, daha önce... Abdullah on geceden fazla bir süre öldürülmüştü ve Esma acı çekiyordu. Abdullah ona şöyle dedi: Kendini nasıl buluyorsun? Şöyle dedi: Acı içinde. He said: I am in Death, so she said: Perhaps you desire my death, so that is why you wish for it? Do not do so, for by God I do not desire to die until someone comes to me. Your two sides, or you are killed and I seek refuge in you, or you are victorious and please my eyes. Beware of a plan being presented to you that you do not agree with, so you accept it.
19
El-Edebul Mufred # 29/510
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ وَهْبٍ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مَوْعُوكٌ، عَلَيْهِ قَطِيفَةٌ، فَوَضَعَ يَدَهُ عَلَيْهِ، فَوَجَدَ حَرَارَتَهَا فَوْقَ الْقَطِيفَةِ، فَقَالَ أَبُو سَعِيدٍ‏:‏ مَا أَشَدَّ حُمَّاكَ يَا رَسُولَ اللهِ، قَالَ‏:‏ إِنَّا كَذَلِكَ، يَشْتَدُّ عَلَيْنَا الْبَلاَءُ، وَيُضَاعَفُ لَنَا الأَجْرُ، فَقَالَ‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، أَيُّ النَّاسِ أَشَدُّ بَلاَءً‏؟‏ قَالَ‏:‏ الأَنْبِيَاءُ، ثُمَّ الصَّالِحُونَ، وَقَدْ كَانَ أَحَدُهُمْ يُبْتَلَى بِالْفَقْرِ حَتَّى مَا يَجِدُ إِلاَّ الْعَبَاءَةَ يَجُوبُهَا فَيَلْبَسُهَا، وَيُبْتَلَى بِالْقُمَّلِ حَتَّى يَقْتُلَهُ، وَلَأَحَدُهُمْ كَانَ أَشَدَّ فَرَحًا بِالْبَلاَءِ مِنْ أَحَدِكُمْ بِالْعَطَاءِ‏.‏
Ahmed bin İssa bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin Vehb anlattı, şöyle dedi: Hişam bin Saad, Zeyd bin Eslem'den, Ata' ibn Yesar'dan, Ebu Sa'id el-Hudri'den rivayetle bana dedi ki, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi, hastayken bir kadife parçası giymişti, elini onun üzerine koydu ve o kadar fakir olduğunu gördü ki, sadece Etrafta dolaşmak ve giymek için bir abaya vardı ve onu öldürene kadar bitlere maruz kalıyordu ve hiçbiri bundan daha mutlu değildi. Birinizin bir musibete uğratılmasıyla.
20
El-Edebul Mufred # 29/511
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللهِ يَقُولُ‏:‏ مَرِضْتُ مَرَضًا، فَأَتَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي وَأَبُو بَكْرٍ وَهُمَا مَاشِيَانِ، فَوَجَدَانِي أُغْمِيَ عَلَيَّ، فَتَوَضَّأَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَبَّ وَضُوءَهُ عَلَيَّ، فَأَفَقْتُ فَإِذَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَقُلْتُ‏:‏ يَا رَسُولَ اللهِ، كَيْفَ أَصْنَعُ فِي مَالِي‏؟‏ كَيْفَ أَقْضِي فِي مَالِي‏؟‏ فَلَمْ يُجِبْنِي بِشَيْءٍ حَتَّى نَزَلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ‏.‏
Abdullah bin Muhammed bize anlattı, şöyle dedi: Süfyan bize, İbnü'l-Munkadir'den rivayetle, Cabir bin Abdullah'ın şöyle dediğini duydu: Hastalandım, bunun üzerine Peygamber bana geldi. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun. O ve Ebubekir yürürken beni ziyaret ediyorlardı. Beni baygın halde bulunca, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest aldı, sonra da su döktü.
21
El-Edebul Mufred # 29/512
حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّ صَبِيًّا لاَبْنَةِ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم ثَقُلَ، فَبَعَثَتْ أُمُّهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، أَنَّ وَلَدِي فِي الْمَوْتِ، فَقَالَ لِلرَّسُولِ‏:‏ اذْهَبْ فَقُلْ لَهَا‏:‏ إِنَّ لِلَّهِ مَا أَخَذَ، وَلَهُ مَا أَعْطَى، وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ إِلَى أَجْلٍ مُسَمًّى، فَلْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ، فَرَجَعَ الرَّسُولُ فَأَخْبَرَهَا، فَبَعَثَتْ إِلَيْهِ تُقْسِمُ عَلَيْهِ لَمَا جَاءَ، فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي نَفَرٍ مِنْ أَصْحَابِهِ، مِنْهُمْ‏:‏ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ، فَأَخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الصَّبِيَّ فَوَضَعَهُ بَيْنَ ثَنْدُوَتَيْهِ، وَلِصَدْرِهِ قَعْقَعَةٌ كَقَعْقَعَةِ الشَّنَّةِ، فَدَمَعَتْ عَيْنَا رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم، فَقَالَ سَعْدٌ‏:‏ أَتَبْكِي وَأَنْتَ رَسُولُ اللهِ‏؟‏ فَقَالَ‏:‏ إِنَّمَا أَبْكِي رَحْمَةً لَهَا، إِنَّ اللَّهَ لاَ يَرْحَمُ مِنْ عِبَادِهِ إِلاَّ الرُّحَمَاءَ‏.‏
Haccac bize şöyle dedi: Hammad, Asım el-Ahval'den, Ebu Osman el-Nehdi'den, Usame bin Zeyd'den rivayetle, bir oğlanın Resûlullah'ın kızı olduğunu haber verdi, Allah'ın salat ve selamı ona olsun, annesi de Peygamber'e oğlumun ölmek üzere olduğunu haber gönderdi, o da Resûl'e şöyle dedi: Git ve söyle Onun için: Şüphesiz Allah'ındır. Aldığı da O'nadır ve O'nun katında her şeyin belli bir süresi vardır; o halde sabretsin ve sevabını arasın. Bunun üzerine Resûl geri döndü. Bunu ona haber verdi ve o da, geldiğinde onun adına yemin etmesi için ona haber gönderdi. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, aralarında Sa'd bin Ubâde'nin de bulunduğu bir grup ashabıyla birlikte gitti ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i aldı, çocuğu gördü ve onu iki elbisesinin arasına koydu ve göğsünde koyun hışırtısı gibi bir hışırtı duyuldu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in gözleri yaşardı ve Sa'd şöyle dedi: Ağlayayım mı? Ve sen Allah'ın elçisi misin? Sonra şöyle dedi: Ben yalnızca ona olan merhametimden ağlıyorum. Şüphesiz Allah, Rahman'dan başka hiçbir kuluna merhamet etmez...
22
El-Edebul Mufred # 29/513
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ وَاقِعٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ أَبِي عَبْلَةَ قَالَ‏:‏ مَرِضَتِ امْرَأَتِي، فَكُنْتُ أَجِيءُ إِلَى أُمِّ الدَّرْدَاءِ فَتَقُولُ لِي‏:‏ كَيْفَ أَهْلُكَ‏؟‏ فَأَقُولُ لَهَا‏:‏ مَرْضَى، فَتَدْعُو لِي بِطَعَامٍ، فَآكُلُ، ثُمَّ عُدْتُ فَفَعَلَتْ ذَلِكَ، فَجِئْتُهَا مَرَّةً فَقَالَتْ‏:‏ كَيْفَ‏؟‏ قُلْتُ‏:‏ قَدْ تَمَاثَلُوا، فَقَالَتْ‏:‏ إِنَّمَا كُنْتُ أَدْعُو لَكَ بِطَعَامٍ أَنْ كُنْتَ تُخْبِرُنَا عَنْ أَهْلِكَ أَنَّهُمْ مَرْضَى، فَأَمَّا أَنْ تَمَاثَلُوا فَلاَ نَدْعُو لَكَ بِشَيْءٍ‏.‏
Hasan bin Vaki bize şöyle dedi: Damra bize İbrahim bin Ebi Abla'dan rivayet etti: O şöyle dedi: Eşim hastalandı, ben de Ümm'ün yanına geliyordum. O da bana şöyle dedi: Nasılsın? Ben de ona şunu söylüyorum: Hastayım, bu yüzden bana yemek istiyor, ben de yiyorum. Sonra geri döndüm ve bunu yaptım, bu yüzden bir kez onun yanına geldim. Şöyle dedi: Nasıl? Dedim ki: Birbirine benziyorlardı. Dedi ki: Eğer bize ailenizin hasta olduğunu söylüyorsanız, sizin için sadece yemek için dua ediyordum. Ama eğer aynıysanız, sizin için hiçbir şey için dua etmeyeceğiz.
23
El-Edebul Mufred # 29/515
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ‏:‏ قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏:‏ مَنْ أَصْبَحَ الْيَوْمَ مِنْكُمْ صَائِمًا‏؟‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ‏:‏ أَنَا، قَالَ‏:‏ مَنْ عَادَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ مَرِيضًا‏؟‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ‏:‏ أَنَا، قَالَ‏:‏ مَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ جَنَازَةً‏؟‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ‏:‏ أَنَا، قَالَ‏:‏ مَنْ أَطْعَمَ الْيَوْمَ مِسْكِينًا‏؟‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ‏:‏ أَنَا‏.‏
قَالَ مَرْوَانُ‏:‏ بَلَغَنِي أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ مَا اجْتَمَعَ هَذِهِ الْخِصَالُ فِي رَجُلٍ فِي يَوْمٍ، إِلاَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ‏.‏
Bugün aranızdan kim hasta? Ebu Bekir şöyle dedi: I. Şöyle dedi: Bugün hanginiz bir cenazeye şahit oldu? Ebu Bekir dedi ki: I. Dedi ki: Kim? Bugün bir fakiri doyurdu mu? Ebu Bekir şöyle dedi: Yaptım. Mervan dedi ki: Bana Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu haber verildi: Bu vasıflar bir arada olamaz. Bir gün bir adam Cennete girecek.
24
El-Edebul Mufred # 29/516
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي الْمُغِيرَةُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ قَالَ‏:‏ دَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى أُمِّ السَّائِبِ، وَهِيَ تُزَفْزِفُ، فَقَالَ‏:‏ مَا لَكِ‏؟‏ قَالَتِ‏:‏ الْحُمَّى أَخْزَاهَا اللَّهُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ مَهْ، لاَ تَسُبِّيهَا، فَإِنَّهَا تُذْهِبُ خَطَايَا الْمُؤْمِنِ، كَمَا يُذْهِبُ الْكِيرُ خَبَثَ الْحَدِيدِ‏.‏
Ahmed bin Eyyub bize anlattı, o şöyle dedi: Bize Şebaba anlattı, o şöyle dedi: El-Muğire bin Müslim bana Ebu'z-Zübeyr'den, o da Cabir'den rivayet etti: O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e girdi ve Ümmü's-Sa'ib'i kanlar içinde gördü. Dedi ki: Senin neyin var? Şöyle dedi: Ateş, Allah onu utandırsın. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
25
El-Edebul Mufred # 29/517
Ebû Hüreyre (r.a.)
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ يَقُولُ اللَّهُ‏:‏ اسْتَطْعَمْتُكَ فَلَمْ تُطْعِمَنِي، قَالَ‏:‏ فَيَقُولُ‏:‏ يَا رَبِّ، وَكَيْفَ اسْتَطْعَمْتَنِي وَلَمْ أُطْعِمْكَ، وَأَنْتَ رَبُّ الْعَالَمِينَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ عَبْدِي فُلاَنًا اسْتَطْعَمَكَ فَلَمْ تُطْعِمْهُ‏؟‏ أَمَا عَلِمْتَ أَنَّكَ لَوْ كُنْتَ أَطْعَمْتَهُ لَوَجَدْتَ ذَلِكَ عِنْدِي‏؟‏ ابْنَ آدَمَ، اسْتَسْقَيْتُكَ فَلَمْ تَسْقِنِي، فَقَالَ‏:‏ يَا رَبِّ، وَكَيْفَ أَسْقِيكَ وَأَنْتَ رَبُّ الْعَالَمِينَ‏؟‏ فَيَقُولُ‏:‏ إِنَّ عَبْدِي فُلاَنًا اسْتَسْقَاكَ فَلَمْ تَسْقِهِ، أَمَا عَلِمْتَ أَنَّكَ لَوْ كُنْتَ سَقَيْتَهُ لَوَجَدْتَ ذَلِكَ عِنْدِي‏؟‏ يَا ابْنَ آدَمَ، مَرِضْتُ فَلَمْ تَعُدْنِي، قَالَ‏:‏ يَا رَبِّ، كَيْفَ أَعُودُكَ، وَأَنْتَ رَبُّ الْعَالَمِينَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ عَبْدِي فُلاَنًا مَرِضَ، فَلَوْ كُنْتَ عُدْتَهُ لَوَجَدْتَ ذَلِكَ عِنْدِي‏؟‏ أَوْ وَجَدْتَنِي عِنْدَهُ‏؟‏‏.‏
İshak bize anlattı, o şöyle dedi: Nadr bin Şumail bize anlattı, şöyle dedi: Hammad bin Seleme, Sabit el-Bunani'den, Ebu Rafi'den, Ebu Hureyre'den, Allah Resulü'nden (Allah ona salat ve selam versin) rivayetle şöyle dedi: Allah diyor ki: Senden yemek istedim ama sen bana yedirmedin. Dedi ki: Sonra şöyle der: Ya Rabbi, nasıl? Sen beni doyurdun mu, ben seni doyurmadım da sen alemlerin Rabbisin? Şöyle dedi: Falanca kulumun senden yemek istediğini, senin ona yemek vermediğini bilmiyor musun? Eğer onu beslemiş olsaydın, onu benimle bulacağını bilmiyor muydun? Ademoğlu, senden içecek bir şey vermeni istedim ama sen bana içecek vermedin. Bunun üzerine şöyle dedi: Ya Rabbi, sen âlemlerin Rabbi iken sana nasıl içecek bir şey vereyim? Sonra şöyle diyecek: Falan kulum senden su istedi ama sen ona vermedin. Ona içmesi için su vermiş olsaydın, onu Benim yanımda bulacağını bilmiyor muydun? Ademoğlu, hastalandım ve sen beni ziyaret etmedin. Dedi ki: Ya Rabbi, Sen alemlerin Rabbi iken, seni nasıl ziyaret edebilirim? Dedi ki: Kulumun falanca olduğunu bilmiyor musun? Hastalandı, eğer onu ziyaret etseydin onu benimle bulur muydun? Yoksa beni onunla mı buldun?
26
El-Edebul Mufred # 29/518
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبَانُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي أَبُو عِيسَى الأُسْوَارِيُّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ عُودُوا الْمَرِيضَ، وَاتَّبَعُوا الْجَنَائِزَ، تُذَكِّرُكُمُ الآخِرَةَ‏.‏
Musa bin İsmail bize anlattı, o şöyle dedi: Bize Eban bin Yezid anlattı, şöyle dedi: Katade bize anlattı, şöyle dedi: Ebu İssa el-Esavi bana, Ebu Said'den, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayet etti: Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: Hastayı ziyaret edin ve cenazeleri takip edin, ahiret size hatırlatacaktır.
27
El-Edebul Mufred # 29/519
Ebû Hüreyre (r.a.)
حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏:‏ ثَلاَثٌ كُلُّهُنَّ حَقٌّ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ‏:‏ عِيَادَةُ الْمَرِيضِ، وَشُهُودُ الْجَنَازَةِ، وَتَشْمِيتُ الْعَاطِسِ إِذَا حَمِدَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ‏.‏
Malik bin İsmail bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Avana, Ömer bin Ebu Seleme'den, babasından, Ebu Hureyre'den, Peygamber'den, Allah ona salat ve selam versin, rivayet etti. Şöyle buyurdu: Her Müslümanın üzerine farz olan üç farz vardır: Hastayı ziyaret etmek, cenazeye şahitlik etmek ve aksırı Allah'a hamd ederken hamd etmek. O'na hamd olsun...
28
El-Edebul Mufred # 29/520
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي ثَلاَثَةٌ مِنْ بَنِي سَعْدٍ كُلُّهُمْ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَى سَعْدٍ يَعُودُهُ بِمَكَّةَ، فَبَكَى، فَقَالَ‏:‏ مَا يُبْكِيكَ‏؟‏، قَالَ‏:‏ خَشِيتُ أَنْ أَمُوتَ بِالأَرْضِ الَّتِي هَاجَرْتُ مِنْهَا كَمَا مَاتَ سَعْدٌ، قَالَ‏:‏ اللَّهُمَّ اشْفِ سَعْدًا ثَلاَثًا، فَقَالَ‏:‏ لِي مَالٌ كَثِيرٌ، يَرِثُنِي ابْنَتَيْ، أَفَأُوصِي بِمَالِي كُلِّهِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَبِالثُّلُثَيْنِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَالنِّصْفُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لاَ، قَالَ‏:‏ فَالثُّلُثُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ "الثُّلُثُ، وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ، إِنَّ صَدَقَتَكَ مِنْ مَالِكَ صَدَقَةٌ، وَنَفَقَتَكَ عَلَى عِيَالِكَ صَدَقَةٌ، وَمَا تَأْكُلُ امْرَأَتُكَ مِنْ طَعَامِكَ لَكَ صَدَقَةٌ، وَإِنَّكَ أَنْ تَدَعَ أَهْلَكَ بِخَيْرٍ"، أَوْ قَالَ‏:‏ "بِعَيْشٍ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَدَعَهُمْ يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ"، وَقَالَ بِيَدِهِ‏.‏
Muhammed bin el-Müsenna bize anlattı, o şöyle dedi: Abdulvehhab bize anlattı, o şöyle dedi: Eyüp, Amr bin Said'den, Humaid bin Abd'den rivayetle şöyle dedi: Benî Sa'd'dan üçü bana dedi ki, hepsi de babasından rivayet ederek, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Sa'd'ı ziyaret etmek için onu ziyaret etti. Dedi ki: Yarısı mı? Hayır dedi. Üçüncüsü mü dedi? Dedi ki: Bir üçüncüsü, bir üçüncüsü çoktur. Malınızdan verdiğiniz sadaka sadakadır, çocuklarınıza yaptığınız harcamanız da sadakadır, hanımınızın yemeğinizden yediği her şey de sizin için sadakadır, ailenizden sağ salim ayrılmanız sizin için daha hayırlıdır.” Veya şöyle dedi: "Geçimle birlikte olan, bundan daha iyidir.
29
El-Edebul Mufred # 29/521
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ قَالَ‏:‏ مَنْ عَادَ أَخَاهُ كَانَ فِي خُرْفَةِ الْجَنَّةِ، قُلْتُ لأَبِي قِلاَبَةَ‏:‏ مَا خُرْفَةُ الْجَنَّةِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ جَنَاهَا، قُلْتُ لأَبِي قِلاَبَةَ‏:‏ عَنْ مَنْ حَدَّثَهُ أَبُو أَسْمَاءَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ عَنْ ثَوْبَانَ، عَنْ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏ نحوه.
Musa bin İsmail bize anlattı, şöyle dedi: Abd el-Vahid bize anlattı, şöyle dedi: Asım bize, Ebu Kılabe'den, Ebu'l-Eş'as el-San'ani'den, Ebu Esma'dan rivayetle şöyle dedi: Kim kardeşini ziyaret ederse, Cennetin en büyük yerinde olacaktır. Ebu Kılabe'ye dedim ki: Cennetin en büyük kısmı nedir? Dedi ki: Bunu o yaptı. Ebu Kılabe'den dedim ki: Ebu Esma kime rivayet etti? Şöyle dedi: Sevbân'dan, Resûlullah'tan (s.a.v.) rivayetle, Allah ona salât ve selâm versin, buna benzer bir şey.
30
El-Edebul Mufred # 29/522
حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي أَبِي، أَنَّ أَبَا بَكْرِ بْنَ حَزْمٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، فِي نَاسٍ مِنْ أَهْلِ الْمَسْجِدِ، عَادُوا عُمَرَ بْنَ الْحَكَمِ بْنِ رَافِعٍ الأَنْصَارِيَّ، قَالُوا‏:‏ يَا أَبَا حَفْصٍ، حَدِّثْنَا، قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللهِ قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ‏:‏ مَنْ عَادَ مَرِيضًا خَاضَ فِي الرَّحْمَةِ، حَتَّى إِذَا قَعَدَ اسْتَقَرَّ فِيهَا‏.‏
Bize Kays bin Hafs anlattı, şöyle dedi: Halid bin el-Hâris anlattı, şöyle dedi: Abdülhamid bin Cafer anlattı, şöyle dedi: Babam bana haber verdi, Ebu Bekir bin Hazm ve Muhammed bin el-Münkedir, mescidden bir kısım Ömer bin el-Hakam bin Rafi' el-Ensari'yi ziyaret ettiler ve şöyle dediler: Ey Ebu Hafs, bize rivayet etti, şöyle dedi: Cabir bin Abdullah'ın şöyle dediğini duydum: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: Kim bir hastayı ziyaret ederse, oraya yerleştiğinde bile rahmete kavuşur.
31
El-Edebul Mufred # 29/523
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ قَالَ‏:‏ عَادَ ابْنُ عُمَرَ ابْنَ صَفْوَانَ، فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ، فَصَلَّى بِهِمُ ابْنُ عُمَرَ رَكْعَتَيْنِ، وَقَالَ‏:‏ إِنَّا سَفْرٌ‏.‏
Abdullah bin Muhammed bize anlattı, o şöyle dedi: Süfyan bize Amr'dan, Ata'dan rivayet etti: O da şöyle dedi: İbn Ömer ibn Safvan döndü ve namaz vakti geldi. İbn Ömer onlara iki rekat namaz kıldırdı ve şöyle dedi: Biz bir yolculuktayız.
32
El-Edebul Mufred # 29/524
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ غُلاَمًا مِنَ الْيَهُودِ كَانَ يَخْدُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَمَرِضَ، فَأَتَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعُودُهُ، فَقَعَدَ عِنْدَ رَأْسِهِ فَقَالَ‏:‏ أَسْلِمْ، فَنَظَرَ إِلَى أَبِيهِ، وَهُوَ عِنْدَ رَأْسِهِ، فَقَالَ لَهُ‏:‏ أَطِعْ أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم، فَأَسْلَمَ، فَخَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَقُولُ‏:‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنْقَذَهُ مِنَ النَّارِ‏.‏
Süleyman bin Harb bize şöyle dedi: Hammad bin Zeyd, Sâbit'ten, Enes'ten rivayetle, Yahudi bir çocuğun Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e hizmet ettiğini, Allah'ın ona salat ve selam olsun, hizmet ettiğini anlattı. Hastalandı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu ​​ziyarete geldi, o da başının yanına oturdu ve: "İslami" dedi. Evindeyken babasına baktı. Başı üzerine şöyle dedi: Ebu'l-Kasım'a itaat et, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. O da İslam'a teslim oldu, bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- dışarı çıktı ve şöyle dedi: Onu ateşten kurtaran Allah'a hamd olsun...
33
El-Edebul Mufred # 29/525
Hz. Âişe (r.anha)
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا قَالَتْ‏:‏ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ وُعِكَ أَبُو بَكْرٍ وَبِلاَلٌ، قَالَتْ‏:‏ فَدَخَلْتُ عَلَيْهِمَا، قُلْتُ‏:‏ يَا أَبَتَاهُ، كَيْفَ تَجِدُكَ‏؟‏ وَيَا بِلاَلُ، كَيْفَ تَجِدُكَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ إِذَا أَخَذَتْهُ الْحُمَّى يَقُولُ‏:‏كُلُّ امْرِئٍ مُصَبَّحٌ في أهْلِهِ... والمَوْتُ أدْنَى مِن شِرَاكِ نَعْلِهِ وَكانَ بلَالٌ إذَا أُقْلِعَ عنْه يَرْفَعُ عَقِيرَتَهُ فيَقولُ: أَلَا لَيْتَ شِعْرِي هلْ أبِيتَنَّ لَيْلَةً... بوَادٍ وحَوْلِي إذْخِرٌ وجَلِيلُوَهلْ أرِدَنْ يَوْمًا مِيَاهَ مِجَنَّةٍ... وهلْ تَبْدُوَنْ لي شَامَةٌ وطَفِيلُ قَالَ: قَالَتْ عَائِشَةُ: فَجِئْتُ رَسولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ فأخْبَرْتُهُ، فَقَالَ: اللَّهُمَّ حَبِّبْ إلَيْنَا المَدِينَةَ كَحُبِّنَا مَكَّةَ أوْ أشَدَّ، وصَحِّحْهَا، وبَارِكْ لَنَا في صَاعِهَا ومُدِّهَا، وانْقُلْ حُمَّاهَا فَاجْعَلْهَا بالجُحْفَةِ.
İsmail bin Ebi Uveys bize şöyle dedi: Malik bana, Hişam bin Urve'den, babasından, Aişe'den rivayetle şöyle dedi: O zaman Rasulullah (s.a.v.) Medine'ye geldiğinde Ebu Bekir ile Bilal'i yalnız başına gördü. Dedi ki: Ben de yanlarına girdim ve dedim ki: Ah babacığım, kendini nasıl buluyorsun? Bilal, kendini nasıl buluyorsun? Dedi ki: Ebu Bekir'in ateşi çıkınca şöyle derdi: Herkes sabahını ailesiyle geçirir... Ve ölüm, sizin tuzağınızdan daha yakındır. Bilal sandaletlerini çıkardığında sandaletini çıkarır ve şöyle derdi: Keşke saçlarım bir gece kalsaydı... Izhir ve Celil etrafımdaki vadide ve bir günlüğüne de Ürdün'e girmek isteselerdi. Çamurlu sular... Köstebek mi, parazit mi görünüyorlar bana? Dedi ki: Aişe dedi ki: Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.)'e geldim, Allah'ım, Medine'yi bizim Mekke'yi sevdiğimiz kadar sev, hatta daha da çok, onu sıhhatli kıl, onun sıkıntılarını ve gelgitlerini bize bereketli kıl, ateşini gider ve onu bir yuva yap.
34
El-Edebul Mufred # 29/526
حَدَّثَنَا مُعَلَّى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَى أَعْرَابِيٍّ يَعُودُهُ، قَالَ‏:‏ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ عَلَى مَرِيضٍ يَعُودُهُ قَالَ‏:‏ لاَ بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، قَالَ‏:‏ ذَاكَ طَهُورٌ، كَلاَّ بَلْ هِيَ حُمَّى تَفُورُ، أَوْ تَثُورُ، عَلَى شَيْخٍ كَبِيرٍ، تُزِيرُهُ الْقُبُورَ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ فَنَعَمْ إِذًا‏.‏
Mu'alla bize anlattı, şöyle dedi: Abdülaziz bin Muhtar anlattı, şöyle dedi: Halid, İkrime'den, İbni Abbas'tan rivayetle, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in bir Bedevi'yi ziyarete gittiğini söyledi. Şöyle dedi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir hastayı ziyaret ettiğinde, şöyle buyurdu: "Temizlenmekte sakınca yoktur." Allah dilerse şöyle buyurdu: Bu, arınmadır. Hayır, daha ziyade mezarların ziyaret ettiği yaşlı bir adamda çıkan veya patlak veren bir ateştir bu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle dedi: "Öyleyse evet." Bu yüzden...
35
El-Edebul Mufred # 29/527
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ حَرْمَلَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ الْقُرَشِيِّ، عَنْ نَافِعٍ قَالَ‏:‏ كَانَ ابْنُ عُمَرَ إِذَا دَخَلَ عَلَى مَرِيضٍ يَسْأَلُهُ‏:‏ كَيْفَ هُوَ‏؟‏ فَإِذَا قَامَ مِنْ عِنْدِهِ قَالَ‏:‏ خَارَ اللَّهُ لَكَ، وَلَمْ يَزِدْهُ عَلَيْهِ‏.‏
Ahmed bin İssa bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin Vehb, Harmela'dan, Muhammed bin Ali el-Kuraşi'den, Nafi'den rivayetle şöyle dedi: İbni Ömer, bir hastayı görmeye geldiğinde ona sordu: O nasıl? Sonra yanından kalkınca şöyle dedi: Allah senin için seçti ve ona başka bir şey eklemedi.
36
El-Edebul Mufred # 29/528
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ‏:‏ دَخَلَ الْحَجَّاجُ عَلَى ابْنِ عُمَرَ، وَأَنَا عِنْدَهُ، فَقَالَ‏:‏ كَيْفَ هُوَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ صَالِحٌ، قَالَ‏:‏ مَنْ أَصَابَكَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ أَصَابَنِي مَنْ أَمَرَ بِحَمْلِ السِّلاَحِ فِي يَوْمٍ لاَ يَحِلُّ فِيهِ حَمْلُهُ، يَعْنِي‏:‏ الْحَجَّاجَ‏.‏
İnsanların onu, yani hacıların taşıması caizdir.
37
El-Edebul Mufred # 29/529
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا بَكْرُ بْنُ مُضَرَ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللهِ بْنُ زَحْرٍ، عَنْ حِبَّانَ بْنِ أَبِي جَبَلَةَ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ قَالَ‏:‏ لاَ تَعُودُوا شُرَّابَ الْخَمْرِ إِذَا مَرِضُوا‏.‏
Sa'id bin Ebi Meryem bize anlattı, şöyle dedi: Bize Bekr bin Mudar anlattı, şöyle dedi: Ubeydullah bin Zühr, Hibban bin Ebi Jablah'dan, Abdullah bin Amr bin Al-As'tan rivayetle şöyle dedi: Hastalanırlarsa bir daha içki içmeyin.
38
El-Edebul Mufred # 29/530
حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ يَحْيَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ الْمُبَارَكِ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي الْوَلِيدُ هُوَ ابْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ عُبَيْدِ اللهِ الأَنْصَارِيُّ قَالَ‏:‏ رَأَيْتُ أُمَّ الدَّرْدَاءِ، عَلَى رِحَالِهَا أَعْوَادٌ لَيْسَ عَلَيْهَا غِشَاءٌ، عَائِدَةً لِرَجُلٍ مِنْ أَهْلِ الْمَسْجِدِ مِنَ الأَنْصَارِ‏.‏
Zekeriya bin Yahya bize anlattı, şöyle dedi: Hakem bin Mübarek anlattı, şöyle dedi: Velid bana İbn Müslim olduğunu söyledi, şöyle dedi: Bize Hâris bin Ubeyd olduğunu söyledi. Allah el-Ensari şöyle dedi: Ümmü'd-Derdâ'yı eyerinde üzerleri örtülmeyen sopalarla gördüm, Mescid Ensar'dan bir adama aitti...
39
El-Edebul Mufred # 29/531
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَجْلَحِ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ أَبِي الْهُذَيْلِ قَالَ‏:‏ دَخَلَ عَبْدُ اللهِ بْنُ مَسْعُودٍ عَلَى مَرِيضٍ يَعُودُهُ، وَمَعَهُ قَوْمٌ، وَفِي الْبَيْتِ امْرَأَةٌ، فَجَعَلَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ يَنْظُرُ إِلَى الْمَرْأَةِ، فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللهِ‏:‏ لَوْ انْفَقَأَتْ عَيْنُكَ كَانَ خَيْرًا لَكَ‏.‏
Ali bin Hacer bize şöyle dedi: Ali bin Müşer, El-Ecle'den, Abdullah bin Ebu'l-Huzeyl'den rivayetle şöyle dedi: Abdullah bin Mesud bir hastayı ziyaret ediyordu, yanında bir grup insan vardı ve evde bir kadın vardı. Halktan bir adam kadına bakmaya başladı ve Abdül ona şöyle dedi: Allah'ım, eğer gözün boğulursa bu senin için daha hayırlı olur.
40
El-Edebul Mufred # 29/532
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْمُبَارَكِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ زَيْدَ بْنَ أَرْقَمَ يَقُولُ‏:‏ رَمِدَتْ عَيْنِي، فَعَادَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ‏:‏ يَا زَيْدُ، لَوْ أَنَّ عَيْنَكَ لَمَّا بِهَا كَيْفَ كُنْتَ تَصْنَعُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ كُنْتُ أَصْبِرُ وَأَحْتَسِبُ، قَالَ‏:‏ لَوْ أَنَّ عَيْنَكَ لَمَّا بِهَا، ثُمَّ صَبَرْتَ وَاحْتَسَبْتَ كَانَ ثَوَابُكَ الْجَنَّةَ‏.‏
Bunu nasıl yaptın? Dedi ki: Sabrettim ve karşılığını aradım. Dedi ki: Eğer gözüne bu hastalık gelmeseydi, sabretseydin ve sevabını arasaydın, bu senin sevabın olurdu. Cennet...
41
El-Edebul Mufred # 29/533
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، أَنَّ رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ ذَهَبَ بَصَرُهُ، فَعَادُوهُ، فَقَالَ‏:‏ كُنْتُ أُرِيدُهُمَا لَأَنْظُرَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَأَمَّا إِذْ قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَوَاللَّهِ مَا يَسُرُّنِي أَنَّ مَا بِهِمَا بِظَبْيٍ مِنْ ظِبَاءِ تَبَالَةَ‏.‏
Musa bize anlattı, şöyle dedi: Hammad, Ali bin Zeyd'den, El-Kasım bin Muhammed'den rivayetle, Muhammed'in ashabından bir adamın görüşünü kaybettiğini ve bunun üzerine ona geri döndüklerini anlattı. Şöyle dedi: Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e bakmalarını istedim, fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tutuklanınca Allah'ın izniyle bundan memnun olmadım. Gerçekten de Tabala antiloplarından hiçbirine sahip değiller.
42
El-Edebul Mufred # 29/534
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ صَالِحٍ، وَابْنُ يُوسُفَ، قَالاَ‏:‏ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ الْهَادِ، عَنْ عَمْرٍو مَوْلَى الْمُطَّلِبِ، عَنْ أَنَسٍ قَالَ‏:‏ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ‏:‏ قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ‏:‏ إِذَا ابْتَلَيْتُهُ بِحَبِيبَتَيْهِ، يُرِيدُ عَيْنَيْهِ، ثُمَّ صَبَرَ عَوَّضْتُهُ الْجَنَّةَ‏.‏
Abdullah bin Salih ve İbni Yusuf bize şöyle dediler: El-Leys bize şöyle dedi: Yezid bin El-Had bana, Muttalib'in müşterisi Amr'dan, Enes'ten rivayetle şöyle dedi: Peygamber'i (s.a.v.) işittim, Allah ona salat ve selam versin şöyle derken: Cenab-ı Hak şöyle buyurdu: Onu iki sevgilisiyle imtihan ettiğimde, gözlerini isteyecek, sonra da gözlerini isteyecek.
43
El-Edebul Mufred # 29/535
حَدَّثَنَا خَطَّابٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عَجْلاَنَ، وَإِسْحَاقَ بْنِ يَزِيدَ، قَالاَ‏:‏ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي ثَابِتٌ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ يَقُولُ اللَّهُ‏:‏ يَا ابْنَ آدَمَ، إِذَا أَخَذْتُ كَرِيمَتَيْكَ، فَصَبَرْتَ عِنْدَ الصَّدْمَةِ وَاحْتَسَبْتَ، لَمْ أَرْضَ لَكَ ثَوَابًا دُونَ الْجَنَّةِ‏.‏
Hattab bize anlattı, şöyle dedi: İsmail bize, Sabit bin Aclan ve İshak bin Yezid'den rivayet etti, onlar dediler: İsmail bize anlattı, dedi ki: Bana Sabit, El Kasım'dan, Ebu Umame'den, Peygamber'den, Allah'ın duası ve selamı onun üzerine olsun: Allah diyor ki: Ey Adem oğlu, iki cömert hediyeni aldığımda sabırlı olacaksın. Şok olup mükâfat istediğinde sana cennetten başka bir mükâfat teklif etmedim.
44
El-Edebul Mufred # 29/536
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ وَهْبٍ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي الْمِنْهَالُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ‏:‏ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا عَادَ الْمَرِيضَ جَلَسَ عِنْدَ رَأْسِهِ، ثُمَّ قَالَ سَبْعَ مِرَارٍ‏:‏ أَسْأَلُ اللَّهَ الْعَظِيمَ، رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، أَنْ يَشْفِيكَ، فَإِنْ كَانَ فِي أَجَلِهِ تَأْخِيرٌ عُوفِيَ مِنْ وَجَعِهِ‏.‏
Ahmed bin İssa bize anlattı, o şöyle dedi: Abdullah bin Vehb bize anlattı, şöyle dedi: Amr bana Abd Rabbuh bin Saeed'den rivayetle şöyle dedi: Bana Al-Minhal bin Amr'dan, Abdullah bin El-Haris'ten, İbni Abbas'tan rivayetle dedi ki: Peygamber (s.a.v.) ne zaman bir hastayı ziyaret etse, yanında otururdu.
45
El-Edebul Mufred # 29/537
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ عَبْدِ اللهِ قَالَ‏:‏ ذَهَبْتُ مَعَ الْحَسَنِ إِلَى قَتَادَةَ نَعُودُهُ، فَقَعَدَ عِنْدَ رَأْسِهِ، فَسَأَلَهُ ثُمَّ دَعَا لَهُ قَالَ‏:‏ اللَّهُمَّ اشْفِ قَلْبَهُ، وَاشْفِ سَقَمَهُ‏.‏
Musa bize anlattı, şöyle dedi: Rabi' bin Abdullah bize anlattı, şöyle dedi: Hasan'la birlikte onu geri getirmek için Katade'ye gittim, o da başına oturdu, ona sordu, sonra ona dua etti ve şöyle dedi: Allah'ım, onun kalbine şifa ver, hastalığına şifa ver.
01
El-Edebul Mufred # 29/496
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مَيْسَرَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا حُصَيْنٌ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الرَّبِيعِ قَالَ‏:‏ لَمَّا ثَقُلَ حُذَيْفَةُ سَمِعَ بِذَلِكَ رَهْطُهُ وَالأَنْصَارُ، فَأَتَوْهُ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ أَوْ عِنْدَ الصُّبْحِ، قَالَ‏:‏ أَيُّ سَاعَةٍ هَذِهِ‏؟‏ قُلْنَا‏:‏ جَوْفُ اللَّيْلِ أَوْ عِنْدَ الصُّبْحِ، قَالَ‏:‏ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ صَبَاحِ النَّارِ، قَالَ‏:‏ جِئْتُمْ بِمَا أُكَفَّنُ بِهِ‏؟‏ قُلْنَا‏:‏ نَعَمْ، قَالَ‏:‏
"لاَ تُغَالُوا بِالأَكْفَانِ، فَإِنَّهُ إِنْ يَكُنْ لِي عِنْدَ اللهِ خَيْرٌ بُدِّلْتُ بِهِ خَيْرًا مِنْهُ، وَإِنْ كَانَتِ الأُخْرَى سُلِبْتُ سَلْبًا سَرِيعًا‏.‏" قال ابن إدريس أتيناه في بعض الليل.
İmran bin Meysere bize anlattı, dedi ki: Bize İbn Fudayl anlattı, o şöyle dedi: Hüseyin bize Şakik bin Seleme'den, Halid bin Rabi'den rivayet etti ve şöyle dedi: Huzeyfe ağır bir şekilde hastalanınca, partisi ve Ensar bunu duydular ve gece yarısı veya şafak vakti ona geldiler ve şöyle dediler: Saat kaç? Dedik ki: Gece yarısı veya şafak vakti. Dedi ki: Ateş sabahından Allah'a sığınırım. Dedi ki: Beni kefenleyecek bir şey mi getirdin? Biz dedik ki: Evet. Dedi ki: "Kefenler konusunda aşırıya kaçmayın, çünkü eğer Allah katında benim için hayırlı bir şey varsa, onu daha hayırlısıyla değiştiririm, diğeri ise ondan mahrum kalırım." "Hızlıca." İbn İdris, "Bir gece onun yanına geldik" dedi.
01
El-Edebul Mufred # 29/514
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَى أَعْرَابِيٍّ يَعُودُهُ، فَقَالَ‏:‏ لاَ بَأْسَ عَلَيْكَ، طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، قَالَ‏:‏ قَالَ الأعْرَابِيُّ‏:‏ بَلْ هِيَ حُمَّى تَفُورُ، عَلَى شَيْخٍ كَبِيرٍ، كَيْمَا تُزِيرُهُ الْقُبُورَ، قَالَ‏:‏ فَنَعَمْ إِذًا‏.‏
Muhammed bin Selâm bize anlattı, şöyle dedi: Abd'ülvehhab es-Sakafi anlattı, şöyle dedi: Bize Halid el-Haza', İkrime'den, İbni Abbas'tan rivayetle anlattı: Allah'ın Elçisi, Allah ona salat ve selam versin, kendisini ziyaret eden bir Bedevi'nin yanına girdi ve şöyle dedi: Sende bir sorun yok. Kendinizi arındırın inşaAllah. Dedi ki: Dedi ki: Bedevi: Daha ziyade yaşlı bir adamda, sanki mezarlar onu ziyaret ediyormuş gibi çıkan bir ateştir. Dedi ki: Evet o halde.