19 Hadis
01
El-Edebul Mufred # 45/1117
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ، عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ ذَرِيحٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ‏:‏ إِنِّي لَأَرَى لِجَوَابِ الْكِتَابِ حَقًّا كَرَدِّ السَّلامِ‏.‏
Ali bin Hacer bize anlattı, şöyle dedi: Bize bir ortak, Abbas bin Dhureyh'den, Amer'den, İbn Abbas'tan rivayetle şöyle dedi: Ben bir cevap göremiyorum. Kitap gerçekten huzurun dönüşü
02
El-Edebul Mufred # 45/1118
حَدَّثَنَا ابْنُ رَافِعٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ عَبْدِ اللهِ قَالَ‏:‏ حَدَّثَتْنَا عَائِشَةُ بِنْتُ طَلْحَةَ قَالَتْ‏:‏ قُلْتُ لِعَائِشَةَ، وَأَنَا فِي حِجْرِهَا، وَكَانَ النَّاسُ يَأْتُونَهَا مِنْ كُلِّ مِصْرٍ، فَكَانَ الشُّيُوخُ يَنْتَابُونِي لِمَكَانِي مِنْهَا، وَكَانَ الشَّبَابُ يَتَأَخَّوْنِي فَيُهْدُونَ إِلَيَّ، وَيَكْتُبُونَ إِلَيَّ مِنَ الأَمْصَارِ، فَأَقُولُ لِعَائِشَةَ‏:‏ يَا خَالَةُ، هَذَا كِتَابُ فُلاَنٍ وَهَدِيَّتُهُ، فَتَقُولُ لِي عَائِشَةُ‏:‏ أَيْ بُنَيَّةُ، فَأَجِيبِيهِ وَأَثِيبِيهِ، فَإِنْ لَمْ يَكُنْ عِنْدَكِ ثَوَابٌ أَعْطَيْتُكِ، فَقَالَتْ‏:‏ فَتُعْطِينِي‏.‏
İbn Rafi' bize anlattı, o şöyle dedi: Ebu Usame anlattı, şöyle dedi: Bana Musa bin Abdullah anlattı, şöyle dedi: Aişe bint Talha anlattı, o şöyle dedi: Ben onun kucağındayken Aişe'ye dedim ki, Mısır'ın her yerinden insanlar ona geliyorlardı ve şeyhler onun içindeki yerimle ilgili benimle dalga geçiyorlardı ve bu Gençler bana kardeş gibi yaklaşıp hediyeler veriyorlar, bölgelerden yazıyorlar, ben de Aişe'ye diyorum ki: Ey teyze, bu falancanın mektubu ve hediyesi. Aişe bana şöyle dedi: Evet kızım, o halde ona cevap ver ve onu ödüllendir. Ödülün yoksa sana vereceğim. O da şöyle dedi: Öyleyse bana vereceksin.
03
El-Edebul Mufred # 45/1119
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُمَرَ كَتَبَ إِلَى عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ يُبَايِعُهُ، فَكَتَبَ إِلَيْهِ‏:‏ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، لِعَبْدِ الْمَلِكِ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ مِنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ‏:‏ سَلاَمٌ عَلَيْكَ، فَإِنِّي أَحْمَدُ إِلَيْكَ اللَّهَ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، وَأُقِرُّ لَكَ بِالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ عَلَى سُنَّةِ اللهِ وَسُنَّةِ رَسُولِهِ، فِيمَا اسْتَطَعْتُ‏.‏
İsmail bize anlattı, şöyle dedi: Malik bana, Abdullah bin Dinar'dan, Abdullah bin Ömer'in Abdülmelik bin Mervan'a yazdığını söyledi. Ona biat etti ve şöyle yazdı: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, Müminlerin Emiri Abdülmelik'e, Abdullah bin Ömer'den: Selam sana, O halde, kendisinden başka ilah olmayan Allah'a hamd ediyorum ve gücüm yettiğince Allah'ın sünneti ve Resulünün sünneti doğrultusunda işittiğimi ve itaat ettiğimi sana bildiriyorum.
04
El-Edebul Mufred # 45/1120
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ قَالَ‏:‏ أَرْسَلَنِي أَبِي إِلَى ابْنِ عُمَرَ، فَرَأَيْتُهُ يَكْتُبُ‏:‏ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، أَمَّا بَعْدُ‏.‏
Kabise anlattı, şöyle dedi: Süfyan bize Zeyd bin Eslem'den rivayetle şöyle dedi: Babam beni İbn Ömer'e gönderdi ve ben onun şöyle yazdığını gördüm: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Bundan sonra olacaklara gelince...
05
El-Edebul Mufred # 45/1121
حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عَبْدِ الْمُؤْمِنِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ قَالَ‏:‏ رَأَيْتُ رَسَائِلَ مِنْ رَسَائِلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، كُلَّمَا انْقَضَتْ قِصَّةٌ قَالَ‏:‏ أَمَّا بَعْدُ‏.‏
Ruh ibn Abd al-Mu'min bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Usame, Hişam ibn Urve'den rivayetle şöyle dedi: Peygamber'in mektuplarından mektuplar gördüm, Allah ona bereket versin ve ona huzur versin. Ne zaman bir hikâye bitse şöyle derdi: “Bundan sonrasına gelince.”
06
El-Edebul Mufred # 45/1122
It Is
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ كُبَرَاءِ آلِ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ كَتَبَ بِهَذِهِ الرِّسَالَةِ‏:‏ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، لِعَبْدِ اللهِ مُعَاوِيَةَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، مِنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، سَلاَمٌ عَلَيْكَ أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةُ اللهِ، فَإِنِّي أَحْمَدُ إِلَيْكَ اللَّهَ الَّذِي لا إِلَهَ إلا هُوَ، أَمَّا بَعْدُ‏.‏
İsmail bin Ebu Uveys bize anlattı, şöyle dedi: İbn Ebu'z-Zanned, babasından, Harice bin Zeyd'den, Zeyd bin Sabit ailesinin gururundan rivayet etti ki, Zeyd ibn Sabit şu mektubu yazmıştı: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, Müminlerin Emiri Abdullah Muaviye'ye, Zeyd'den İbni Sabit, selam sana ey Müminlerin Emiri ve Allah'ın rahmeti. Gerçekten ben, kendisinden başka ilah olmayan Allah'a hamd ederim. Bundan sonra olacaklara gelince.
07
El-Edebul Mufred # 45/1123
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو مَسْعُودٍ الْجُرَيْرِيُّ قَالَ‏:‏ سَأَلَ رَجُلٌ الْحَسَنَ عَنْ قِرَاءَةِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ تِلْكَ صُدُورُ الرَّسَائِلِ‏.‏
Muhammed el-Ensari bize anlattı, şöyle dedi: Ebu Mesud el-Cariri bize anlattı, şöyle dedi: Bir adam, Hasan'a Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla okumasını sordu. Şöyle dedi: Bunlar mektup sandıkları
08
El-Edebul Mufred # 45/1124
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ قَالَ‏:‏ كَانَتْ لِابْنِ عُمَرَ حَاجَةٌ إِلَى مُعَاوِيَةَ، فَأَرَادَ أَنْ يَكْتُبَ إِلَيْهِ، فَقَالُوا‏:‏ ابْدَأْ بِهِ، فَلَمْ يَزَالُوا بِهِ حَتَّى كَتَبَ‏:‏ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، إِلَى مُعَاوِيَةَ‏.‏
Kuteybe bize şöyle dedi: Yahya bin Zekeriya, İbn Aun'dan, Nafi'den rivayetle şöyle dedi: İbn Ömer'in Muaviye'ye ihtiyacı vardı. O da ona yazmak istedi, onlar da şöyle dediler: Onunla başlayın, o da şunu yazana kadar devam etmediler: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Muaviye'ye.
09
El-Edebul Mufred # 45/1125
Enes bin Sirin (RA)
وَعَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ قَالَ‏:‏ كَتَبْتُ لِابْنِ عُمَرَ، فَقَالَ‏:‏ اكْتُبْ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، أَمَّا بَعْدُ‏:‏ إِلَى فُلانٍ‏.‏
İbn Aun'dan, Enes ibn Sirin'den rivayetle şöyle dedi: İbn Ömer'e yazdım ve o şöyle dedi: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla yaz ve sonra: Falancaya yaz.
10
El-Edebul Mufred # 45/1126
Enes bin Sirin (RA)
وَعَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ قَالَ‏:‏ كَتَبَ رَجُلٌ بَيْنَ يَدَيِ ابْنِ عُمَرَ‏:‏ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، لِفُلاَنٍ، فَنَهَاهُ ابْنُ عُمَرَ وَقَالَ‏:‏ قُلْ‏:‏ بِسْمِ اللهِ، هُوَ لَهُ‏.‏
İbn Aun'dan, Enes ibn Sirin'den rivayetle şöyle demiştir: Bir adam, İbn Ömer'in eliyle falancaya "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" diye yazmıştı ama İbn Ömer onu yasaklamıştı. O da şöyle dedi: De ki: Allah'ın adıyla, bu onundur.
11
El-Edebul Mufred # 45/1127
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ كُبَرَاءِ آلِ زَيْدٍ، أَنَّ زَيْدًا كَتَبَ بِهَذِهِ الرِّسَالَةِ‏:‏ لِعَبْدِ اللهِ مُعَاوِيَةَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، مِنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ‏:‏ سَلاَمٌ عَلَيْكَ أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةُ اللهِ، فَإِنِّي أَحْمَدُ إِلَيْكَ اللَّهَ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، أَمَّا بَعْدُ‏.‏
İsmail bize şöyle dedi: İbn Ebu'z-Zinad bana, babasından, Harice ibn Zeyd'den, Zeyd ailesinin gururundan rivayet etti ki, Zeyd şunu yazmıştı: Zeyd bin Sâbit'ten Müminlerin Emiri Abdullah Muaviye'ye: Selam sana, Müminlerin Emiri ve Allah'ın rahmeti olsun. Allah'a hamdederim, O'ndan başka ilah yoktur ama şimdi.
12
El-Edebul Mufred # 45/1128
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا عُمَرُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، سَمِعْتُهُ يَقُولُ‏:‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ إِنَّ رَجُلاً مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ، وَذَكَرَ الْحَدِيثَ، وَكَتَبَ إِلَيْهِ صَاحِبُهُ‏:‏ مِنْ فُلاَنٍ إِلَى فُلانٍ‏.‏
Musa anlattı, dedi ki: Ebu Avana anlattı, şöyle dedi: Ömer bize, babasından, Ebu Hureyre'den rivayet etti, ben de onun şöyle dediğini duydum: Peygamber (s.a.v.), Allah ona salat ve selam versin, şöyle dedi: İsrailoğullarından bir adam bu hadisi anlattı ve arkadaşı ona şöyle yazdı: falancadan falana.
13
El-Edebul Mufred # 45/1129
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا ابْنُ الْغَسِيلِ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ قَالَ‏:‏ لَمَّا أُصِيبَ أَكْحُلُ سَعْدٍ يَوْمَ الْخَنْدَقِ فَثَقُلَ، حَوَّلُوهُ عِنْدَ امْرَأَةٍ يُقَالُ لَهَا‏:‏ رُفَيْدَةُ، وَكَانَتْ تُدَاوِي الْجَرْحَى، فَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا مَرَّ بِهِ يَقُولُ‏:‏ كَيْفَ أَمْسَيْتَ‏؟‏، وَإِذَا أَصْبَحَ‏:‏ كَيْفَ أَصْبَحْتَ‏؟‏ فَيُخْبِرُهُ‏.‏
Ebu Nuaym bize şöyle dedi: İbnü'l-Gasil, Asım ibn Ömer'den, Mahmud ibn Lebid'den rivayetle şöyle dedi: Hendek ağırlaştığı gün Akhul Saad yaralanınca onu, yaralıları tedavi eden Rufaydah adında bir kadına bıraktılar. Peygamber (s.a.v.) ne zaman oradan geçse Şöyle diyor: Akşam nasıldın? Ve sabah geldiğinde: Sabah nasılsın? Sonra ona söyler.
14
El-Edebul Mufred # 45/1130
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يَحْيَى الْكَلْبِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللهِ بْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ‏:‏ وَكَانَ كَعْبُ بْنُ مَالِكٍ أَحَدَ الثَّلاَثَةِ الَّذِينَ تِيبَ عَلَيْهِمْ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ، أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ خَرَجَ مِنْ عِنْدِ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجَعِهِ الَّذِي تُوُفِّيَ فِيهِ، فَقَالَ النَّاسُ‏:‏ يَا أَبَا الْحَسَنِ، كَيْفَ أَصْبَحَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم‏؟‏ قَالَ‏:‏ أَصْبَحَ بِحَمْدِ اللهِ بَارِئًا، قَالَ‏:‏ فَأَخَذَ عَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ بِيَدِهِ، فَقَالَ‏:‏ أَرَأَيْتُكَ‏؟‏ فَأَنْتَ وَاللَّهِ بَعْدَ ثَلاَثٍ عَبْدُ الْعَصَا، وَإِنِّي وَاللَّهِ لَأَرَى رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم سَوْفَ يُتَوَفَّى فِي مَرَضِهِ هَذَا، إِنِّي أَعْرِفُ وُجُوهَ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عِنْدَ الْمَوْتِ، فَاذْهَبْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَلْنَسْأَلْهُ‏:‏ فِيمَنْ هَذَا الأَمْرُ‏؟‏ فَإِنْ كَانَ فِينَا عَلِمْنَا ذَلِكَ، وَإِنْ كَانَ فِي غَيْرِنَا كَلَّمْنَاهُ فَأَوْصَى بِنَا، فَقَالَ عَلِيٌّ‏:‏ إِنَّا وَاللَّهِ إِنْ سَأَلْنَاهُ فَمَنَعَنَاهَا لاَ يُعْطِينَاهَا النَّاسُ بَعْدَهُ أَبَدًا، وَإِنِّي وَاللَّهِ لاَ أَسْأَلُهَا رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم أَبَدًا‏.‏
Yahya bin Salih anlattı, şöyle dedi: Bize İshak bin Yahya el-Kelbi anlattı, şöyle dedi: Ez-Zuhri bize anlattı, şöyle dedi: Abdullah bin bana Ka'b bin Malik söyledi. El Ensari şöyle dedi: Ka'b bin Malik, tevbe ettiği üç kişiden biriydi. İbn Abbas ona şöyle dedi: Ali bin Ebi Talib, Allah ondan razı olsun, vefat sancıları içinde, Allah Resulü'nün (s.a.v.) huzurundan ayrıldı. İnsanlar dediler ki: Ey Ebu'l-Hasan, nasıl? Allah Resulü (s.a.v.) sabahleyin uyandı mı? Şöyle dedi: Allah'a şükür, sabahleyin masumdu. Şöyle dedi: Bunun üzerine Abbas bin Abdülmuttalib aldı. Elinde şöyle dedi: Seni gördüm mü? Vallahi, üç gün sonra asanın kulu oluyorsun ve Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın Resulü'nün (Allah ona salat ve selam versin) hastalığı sırasında vefat edeceğini görüyorum. İşte ben, Benî Abdülmuttalib'in vefat anında yüzünü biliyorum, o halde bizi Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e götürün ve ona şöyle soralım: Bu konu kiminle ilgili? İçimizdeyse biz biliriz, başkalarındaysa onunla konuşuruz, o da bizi tavsiye eder. Sonra Ali şöyle dedi: Vallahi biz ona sorduk, o da bizden esirgedi. Ondan sonra insanlar onu bize asla vermeyecekler. Vallahi, Resûlullah'a asla sormayacağım, Allah ona salat ve selam versin.
15
El-Edebul Mufred # 45/1131
İbn Abizinad (RA)
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ‏:‏ أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي أَبِي، أَنَّهُ أَخَذَ هَذِهِ الرِّسَالَةَ مِنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدٍ، وَمِنْ كُبَرَاءِ آلِ زَيْدٍ‏:‏ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، لِعَبْدِ اللهِ مُعَاوِيَةَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، مِنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ‏:‏ سَلاَمٌ عَلَيْكَ أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةُ اللهِ، فَإِنِّي أَحْمَدُ إِلَيْكَ اللَّهَ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، أَمَّا بَعْدُ‏:‏ فَإِنَّكَ تَسْأَلُنِي عَنْ مِيرَاثِ الْجَدِّ وَالإِخْوَةِ، فَذَكَرَ الرِّسَالَةَ، وَنَسْأَلُ اللَّهَ الْهُدَى وَالْحِفْظَ وَالتَّثَبُّتَ فِي أَمْرِنَا كُلِّهِ، وَنَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ نَضِلَّ، أَوْ نَجْهَلَ، أَوْ نُكَلَّفَ مَا لَيْسَ لَنَا بِهِ عِلْمٌ، وَالسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ وَمَغْفِرَتُهُ‏.‏ وَكَتَبَ وُهَيْبٌ‏:‏ يَوْمَ الْخَمِيسِ لِثِنْتَيْ عَشْرَةَ بَقِيَتْ مِنْ رَمَضَانَ سَنَةَ اثْنَيْنِ وَأَرْبَعِينَ‏.‏
İbn Ebî Meryem bize anlattı, şöyle dedi: İbn Ebî el-Zanned anlattı, şöyle dedi: Babam bana bu mektubu İbn Zeyd dışından ve Zeyd ailesinin büyüklerinden aldığını söyledi: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, Müminlerin Emiri Abdullah Muaviye'ye, Zeyd bin Sabit'ten: Selam olsun sana. May God’s mercy and blessings be upon you, Commander of the Faithful. Gerçekten ben, kendisinden başka ilah olmayan Allah'a hamdederim. Şimdi siz bana dedemin mirasını soruyorsunuz. Kardeşler, mesajı anın; biz de Allah'tan bütün işlerimizde hidayet, koruma ve metanet dileriz ve dalalete düşmekten Allah'a sığınırız. Veya biz cahiliz veya bilmediğimiz bir şeyle suçlanıyoruz. Ey Müminlerin Emiri sana selam olsun, Allah'ın rahmeti, bereketi ve mağfireti sana olsun. Vahib şunu yazdı: Kırk ikinci yılın Ramazan ayının on ikinci perşembesi.
16
El-Edebul Mufred # 45/1132
Enes b. Mâlik (r.a.)
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ قَالَ‏:‏ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، وَسَلَّمَ عَلَيْهِ رَجُلٌ فَرَدَّ السَّلاَمَ، ثُمَّ سَأَلَ عُمَرُ الرَّجُلَ‏:‏ كَيْفَ أَنْتَ‏؟‏ فَقَالَ‏:‏ أَحْمَدُ اللَّهَ إِلَيْكَ، فَقَالَ عُمَرُ‏:‏ هَذَا الَّذِي أَرَدْتُ مِنْكَ‏.‏
İsmail bize şöyle dedi: Malik bana, İshak bin Abdullah bin Ebu Talha'dan, Enes bin Malik'ten rivayetle, Ömer bin El-Hattab'ı (Allah ondan razı olsun) işittiğini ve bir adamın ona selam verdiğini, o da selamına karşılık verdiğini söyledi. Bunun üzerine Ömer adama sordu: Nasılsın? Dedi ki: Senin için Allah'a şükrediyorum. Ömer dedi ki: İşte senden istediğim buydu.
17
El-Edebul Mufred # 45/1133
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَلَمَةَ الْمَكِّيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ‏:‏ قِيلَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏:‏ كَيْفَ أَصْبَحْتَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ بِخَيْرٍ مِنْ قَوْمٍ لَمْ يَشْهَدُوا جَنَازَةً، وَلَمْ يَعُودُوا مَرِيضًا‏.‏
Ebu Asım, Abdullah bin Müslim'den, Seleme el-Mekki'den, Cabir bin Abdullah'tan rivayetle bize şöyle anlattı: Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) denildi ki: Nasıl oldun? Dedi ki: Hiç cenazeye katılmamış ve artık hasta olmayan bir kavimden daha iyidir.
18
El-Edebul Mufred # 45/1134
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مُهَاجِرٍ هُوَ الصَّائِغُ، قَالَ‏:‏ كُنْتُ أَجْلِسُ إِلَى رَجُلٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ضَخْمٍ مِنَ الْحَضْرَمِيِّينَ، فَكَانَ إِذَا قِيلَ لَهُ‏:‏ كَيْفَ أَصْبَحْتَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ لا نُشْرِكُ بِاللَّهِ‏.‏
Muhammed ibn el-Sabbah bize şöyle dedi: Muhacir bir kuyumcunun rivayetine göre bir ortağımız şöyle dedi: Peygamber'in ashabından bir adamla oturuyordum, Allah onu kutsasın ve ona huzur versin. Hadramilerden iri yapılı bir adam, kendisine sorulunca: Nasıl oldun? Şöyle derdi: Biz Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayız.
19
El-Edebul Mufred # 45/1135
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا رِبْعِيُّ بْنُ عَبْدِ اللهِ بْنِ الْجَارُودِ الْهُذَلِيُّ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ وَهْبٍ قَالَ‏:‏ قَالَ لِي أَبُو الطُّفَيْلِ‏:‏ كَمْ أَتَى عَلَيْكَ‏؟‏ قُلْتُ‏:‏ أَنَا ابْنُ ثَلاَثٍ وَثَلاَثِينَ، قَالَ‏:‏ أَفَلاَ أُحَدِّثُكَ بِحَدِيثٍ سَمِعْتُهُ مِنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ‏:‏ إِنَّ رَجُلاً مِنْ مُحَارِبِ خَصَفَةَ، يُقَالُ لَهُ‏:‏ عَمْرُو بْنُ صُلَيْعٍ، وَكَانَتْ لَهُ صُحْبَةٌ، وَكَانَ بِسِنِّي يَوْمَئِذٍ وَأَنَا بِسِنِّكَ الْيَوْمَ، أَتَيْنَا حُذَيْفَةَ فِي مَسْجِدٍ، فَقَعَدْتُ فِي آخِرِ الْقَوْمِ، فَانْطَلَقَ عَمْرٌو حَتَّى قَامَ بَيْنَ يَدَيْهِ، قَالَ‏:‏ كَيْفَ أَصْبَحْتَ، أَوْ كَيْفَ أَمْسَيْتَ يَا عَبْدَ اللهِ‏؟‏ قَالَ‏:‏ أَحْمَدُ اللَّهَ، قَالَ‏:‏ مَا هَذِهِ الأَحَادِيثُ الَّتِي تَأْتِينَا عَنْكَ‏؟‏ قَالَ‏:‏ وَمَا بَلَغَكَ عَنِّي يَا عَمْرُو‏؟‏ قَالَ‏:‏ أَحَادِيثُ لَمْ أَسْمَعْهَا، قَالَ‏:‏ إِنِّي وَاللَّهِ لَوْ أُحَدِّثُكُمْ بِكُلِّ مَا سَمِعْتُ مَا انْتَظَرْتُمْ بِي جُنْحَ هَذَا اللَّيْلِ، وَلَكِنْ يَا عَمْرُو بْنَ صُلَيْعٍ، إِذَا رَأَيْتَ قَيْسًا تَوَالَتْ بِالشَّامِ فَالْحَذَرَ الْحَذَرَ، فَوَاللَّهِ لاَ تَدَعُ قَيْسٌ عَبْدًا لِلَّهِ مُؤْمِنًا إِلاَّ أَخَافَتْهُ أَوْ قَتَلَتْهُ، وَاللَّهِ لَيَأْتِيَنَّ عَلَيْهِمْ زَمَانٌ لاَ يَمْنَعُونَ فِيهِ ذَنَبَ تَلْعَةٍ، قَالَ‏:‏ مَا يَنْصِبُكَ عَلَى قَوْمِكَ يَرْحَمُكَ اللَّهُ‏؟‏ قَالَ‏:‏ ذَاكَ إِلَيَّ، ثُمَّ قَعَدَ‏.‏
Musa bize anlattı, şöyle dedi: Rabi' bin Abdullah bin el-Cerud el-Huzali bize anlattı, şöyle dedi: Saif bin Vehb bize anlattı, şöyle dedi: Ebu bana Tufeyl'i anlattı: Ne zamandır seninle? Dedim ki: Otuz üç yaşındayım. Dedi ki: Sana Huzeyfe bin Ali'den duyduğum bir hadisi anlatayım mı? El-Yaman: Hasfa savaşçılarından Amr bin Sulay' diye çağrılan bir adam vardı ve onun arkadaşları vardı ve o o zaman benim yaşımdaydı, ben de senin yaşındaydım. Bugün Hudhayfah'a bir camiye geldik ve ben de halkın en arkasına oturdum. Sonra Amr onun önüne gelinceye kadar yola koyuldu. Dedi ki: Nasıl oldun? Veya nasıl? İyi bir akşam geçirdin mi ey Abdullah? Şöyle dedi: Allah'a hamd olsun. Dedi ki: Senden bize gelen bu hadisler nelerdir? Dedi ki: Peki benim hakkımda sana ne ulaştı ey Amr? Dedi ki: Duymadığım hadisler. Dedi ki: Vallahi, eğer sana duyduğum her şeyi anlatsaydım, bu gecenin sonunda beni beklemezdin. Ey Amr bin Sulay, eğer Kays'ı Levant'ta seyahat ederken görürseniz, dikkatli olun, dikkatli olun, çünkü Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın mümin kulu Kays'ı, onu korkutmadıkça veya O onu öldürmedikçe gitmesine izin vermeyin ve Allah'a yemin ederim ki, onlara Talah günahını işlemekten alıkonulmayacakları bir zaman gelecektir. Dedi ki: Seni kavminin üzerine ne koyacak, Allah sana merhamet etsin mi? Dedi ki: İşte bu, sonra oturdu.